15 Mart 2014  CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 28942

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:

Esas No     : 2013/18138

Karar No : 2014/2039

YARGITAY İLAMI

İncelenen Kararın

Mahkemesi             :                EREĞLİ (KONYA) 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Tarihi                      :                16/5/2013

Numarası                :                2011/501-2013/302

Davacı                     :                İVRİZ SOL SAHİL VE YILDIZLI SULAMA BİRLİĞİ

                                  BAŞKANLIĞI VEK. AV. ALİ FİHİL TERZİ

Davalı                      : DURAN ÖZBUDAK

                                  VEK. AV. FATMA DENİZ BEKTAŞ ÖZBUDAK

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir.

YARGITAY KARARI

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesinde, davalının 2009 yılında Cinler ve Kargacı’da bulunan pancar mahsulünü suladığı ancak sulama suyunun bedelini ödemediğini, borcundan dolayı hakkında yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulü ile davalı borçlunun itirazının iptali ile, takibin 800 TL üzerinden devamına, 6183 sayılı Yasanın 51. maddesi gereğince alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlarda gecikme faizi yürütülmesine, kabul edilen asıl alacak miktarı olan 800 TL değer üzerinden % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 23/9/2013 tarih ve 2013/262494 sayılı yazı ile; Mahkemece, davanın bir kısmı reddedildiğinden, HMK’nuın 326. maddesine göre yargılama giderlerinin, haklılık durumuna göre paylaştırılması ve reddolunan kısım üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin tamamının davalıya yükletilmesi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu belirtilerek; hükmün HUMK’nın 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir.

Dava konusu icra takibinin ve dava dilekçesinin incelenmesinde; davacı (alacaklı) tarafından davalı (borçlu) aleyhine toplam 1.006,63 TL alacak nedeniyle icra takibi yapıldığı, itirazın iptali davasının da bu değer üzerinden açıldığı, bu itibarla dava konusu alacak miktarının 1006,63 TL olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının itirazının iptali ile takibin 800 TL üzerinden devamına karar verilmekle, davanın kısmen kabulüne karar verildiği açıktır.

6100 sayılı HMK’nun 326/2. maddesinde “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan madde hükmü gereğince, mahkemece, yargılama giderlerinin haklılık oranına göre paylaştırılması gerekirken, yargılama giderlerinin tamamının davalı tarafa yükletilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

Ayrıca, 29/12/2012 tarih ve 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, mahkemece, reddedilen kısım dikkate alınarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de usul ve yasaya aykırı görülmüş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK’nın 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine 12/2/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

             Esas No     : 2013/16177

             Karar No  : 2014/366

                        2013/279671

YARGITAY İLAMI

Davacı Fahriye Paydaş ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 18/12/2012 günlü ve 2012/303-608 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/9/2013 gün ve 2013/279671 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı vekili dava dilekçesinde, Abuzer ve Fidan’dan olma 14/3/1947 doğumlu Fahriye ile 1/3/1960 doğumlu olmak üzere iki tane Fahriye Paydaş’ın bulunduğu, 1947 doğumlu Fahriye’nin 1/1/1970 tarihindeki ölümünün davacı 1960 doğumlu Fahriye’nin nüfus kaydına işlendiğini bildirerek, 1960 doğumlu Fahriye’nin nüfus kaydındaki ölüm kaydının iptali ile 1947 doğumlu Fahriye’nin nüfus kaydına işlenmesini dolayısı ile sağ Fahriye’nin ölü, ölü Fahriye’nin de sağ olarak nüfus kaydının düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, Nüfus Müdürlüğünce mahkeme kararı ilgililerin nüfus kayıtlarına işlenmiştir.

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 4/4/2013 tarihli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Atilla ERDEM imzalı mütalaa ile; “...Dayanak mahkeme kararı ile ölü kaydının diriye, diri kaydının da ölüye çevrilmesi nedeniyle şahıs mağduriyetinin doğduğu” gerekçesiyle gerçeğe aykırı olan kararın düzeltilmesi için kanun yararına temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Nüfus kaydında sağ gözüken kişinin ölü olduğunun tespiti için açılan davada, öldüğü iddia olunan kişinin tüm mirasçılarının davacı veya davalı olarak yer alması gerekir.

İncelenen dosyada, ölü Fahriye Paydaş’ın mirasçılarının davaya dahil edilmediği görülmektedir.

Hâkimin nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken, kayıtlar arasında çelişki meydana getirmemeye ve hayatın doğal akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermesi gerekir.

Mahkemece re’sen gözetilmesi gereken taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek hüküm kurulması, ayrıca mahkeme kararı ile ölü kaydının diriye, diri kaydının da ölüye çevrilmesi nedeniyle şahıs mağduriyetinin doğması, nüfus kayıtlarında çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16/1/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.