|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2012/132
Karar Sayısı : 2012/179
Karar Günü : 22.11.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 6. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.2002 günlü, 4734
sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 42. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan
birinci fıkrasında yer alan, “Mektubun
postaya verilmesini takip eden yedinci gün kararın istekliye tebliğ tarihi
sayılır.” biçimindeki ikinci cümlenin,
Anayasa’nın 10., 13., 36. ve 125.
aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 58. maddesi
uyarınca uhdesinde kalan ihaleye ilişkin sözleşmeyi süresi içerisinde
imzalamadığından bahisle 6 ay süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanmasına
ilişkin idari işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın
Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Davacı … ECZA
DEPOSU A.Ş. vekili AV. … tarafından, davacı
şirketin 4734 sayılı Kanun’un 58. maddesi hükümleri uyarınca uhdesinde
kalan ihaleye ilişkin sözleşmeyi süresi içerisinde imzalamadığından bahisle
6 ay süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanmasına ilişkin 18.06.2008 gün ve
26910 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan davalı idare işleminin iptali
istemiyle SAĞLIK BAKANLIĞI’na karşı açılan
davada, Mahkememizce verilen 22.4.2009 tarih ve E:2008/913, K:2009/760
sayılı kararın Danıştay 13. Dairesinin 19.6.2012 tarih ve E.2011/1872,
K.2012/1761 sayılı karar
ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak işin gereği
görüşüldü.
T.C.
Anayasasının 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir... Devlet organları
ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadırlar” hükmüne, 36. maddesinde “Herkes, meşru
vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir...” hükmüne, 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu
sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve
lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz...”
hükmüne, 125. maddesinde “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı
yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2
md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde
bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla
çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru
taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.
Cumhurbaşkanının
tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şuranın kararları yargı
denetimi dışındadır. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11
md.) Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle
emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu
açıktır.
İdari
işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden
başlar...” hükümlerine yer verilmiştir.
Anayasanın
152/1. maddesinde ise “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir
kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse
veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu
kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar
davayı geri bırakır” hükmü yer almıştır.
6216
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 40. maddesinde ise “(1) Bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu
davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini
Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık
iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa;
a) İptali
istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını
açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslını,
b) Başvuru
kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğini,
c) Dava
dilekçesi, iddianame veya davayı açan belgeler ile dosyanın ilgili
bölümlerinin onaylı örneklerini dizi listesine bağlayarak Anayasa
Mahkemesine gönderir...” hükmüne yer verilmiştir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Sözleşmeye Davet” başlıklı 42.
maddesinde (işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan şeklinde); “41 inci
maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sürelerin bitimini veya Maliye
Bakanlığının vizesi gereken hallerde bu vizenin yapıldığının bildirilmesini
izleyen günden itibaren üç gün içinde ihale üzerinde kalan istekliye,
tebliğ tarihini izleyen on gün içinde kesin teminatı vermek suretiyle
sözleşmeyi imzalaması hususu imza karşılığı tebliğ edilir veya iadeli
taahhütlü mektup ile tebligat adresine postalanmak suretiyle bildirilir. Mektubun
postaya verilmesini takip eden yedinci gün kararın istekliye tebliğ tarihi
sayılır. (...)” hükmü yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; 14.03.2008 tarihinde Sağlık
Bakanlığı İzmir Eğitim Araştırma Hastanesi Baştabipliği tarafından yapılan
“27 Kalem İlaç ve Serum Alımı” ihalesinin davacı şirketin üzerinde kaldığı
ve 07.04.2008 gün ve 005366 sayılı sözleşmeye davet mektubu ile ilgilinin
sözleşme imzalamak üzere davet edildiği, anılan mektubun 07.04.2008
tarihinde postaya verildiği ve davacı şirkete 26.04.2008 tarihinde tebliğ
edildiği, öte yandan, davalı idare tarafından 4734 sayılı Kanun’un 42.
maddesi hükmü uyarınca mektubun postaya verildiği 07.04.2008 tarihini takip
eden yedinci gün olan 14.04.2008 tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı ve bu
tarihten itibaren 10 gün içerisinde en geç 24.04.2008 tarihine kadar
sözleşmenin davacı şirketçe imzalanmadığı gerekçe gösterilerek davacı
şirket hakkında 6 ay süreyle yasaklama işleminin tesis edildiği, bakılmakta
olan davanın da söz konusu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık
konusu olaya uygulanan ve yukarıda metnine yer verilen yasal düzenlemelerin
birlikte değerlendirilmesinden, ihalelerin şikayet
ve itirazen şikayet başvurularıyla kesintiye
uğramaması için, bu başvurulara ilişkin olarak hızlı ve etkin bir başvuru
ve bildirim yolu öngörülmesinin amaçlandığı, bu amaç doğrultusunda başvuru
ve karar alma sürelerine yönelik olarak çeşitli yöntemlerle belirlendiği ve
sınırlamalar getirildiği görülmekte ise de;
İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmeliğin 9/5. maddesi
uyarınca; başvuruların idare veya Kurum dışındaki idari mercilere ya da
yargı mercilerine yapılması ve başvuru dilekçelerinin bu merciler
tarafından ilgisine göre ihaleyi yapan idareye veya Kamu İhale Kurumuna
gönderilmesi halinde, bu dilekçelerin ihaleyi yapan idare veya Kamu İhale
Kurumu kayıtlarına girdiği tarih, başvuru tarihi olarak kabul edilmesi ve
aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca posta yoluyla yapıları başvurularda,
postadaki gecikmeler dikkate alınmamasına karşın, idareler ve Kamu İhale
Kurumu tarafından alınan kararlara ilişkin tebligatın, iadeli taahhütlü
mektupla yapılması halinde mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci
gün, kararın istekliye tebliğ tarihi sayılması nedeniyle, ortada, idari
işlem tesis ederken sahip olduğu kamu gücü dolayısıyla, aldığı bu kararlara
muhatap olan ilgililerine oranla daha güçlü konumda olan idareler lehine
eşitliğe aykırı bir düzenleme bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, anılan düzenlemeler doğrultusunda,
ihalelere yönelik olarak şikayet ve itirazen şikayet
başvurusunda bulunanların, kendilerinden kaynaklanmayan ve kendilerine
kusur izafe edilmesi mümkün olmayan
sebepler dolayısıyla posta idaresinde yaşanacak herhangi bir gecikme
nedeniyle, kendilerine fiilen herhangi bir bildirim ve tebligat
yapılmaksızın, haklarında alınan kararların tebliğ edilmiş sayılması
nedeniyle, bazı hakların ilgililerince kullanamamasına sebep olunduğu gibi
hakkın gerçek manada aranarak kamu düzeninin sağlanmasının zorlaştırıldığı
açıktır.
Açıklanan
nedenlerle, mahkememizce 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Sözleşmeye
Davet” başlıklı 42. maddesinin birinci fıkrasında (işlem tarihi itibariyle
yürürlükte olan şeklinde) yer alan “...Mektubun postaya verilmesini takip
eden yedinci gün kararın istekliye tebliğ tarihi sayılır...” hükmünün
Anayasanın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesine, 36. maddede
ifadesini bulan hak arama hürriyetinin hakların sınırlandırılmasına ilişkin
13. maddede öngörülen ölçülülük ve öze dokunamazlık ilkelerine, yine söz
konusu hükmün Anayasa’nın 125. maddesine aykırılık taşıdığı kanısına
varıldığından dosyada bulunan belgelerin birer örneğinin Anayasa Mahkemesi
Başkanlığına gönderilmesine Anayasa Mahkemesi’nce verilecek karara kadar
davanın geri bırakılmasına, 13/09/2012 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
4.1.2002 günlü, 4734
sayılı Kamu İhale Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren 42. maddesi
şöyledir:
“Sözleşmeye Davet
Madde 42-
41 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sürelerin bitimini veya
Maliye Bakanlığının vizesi gereken hallerde bu vizenin yapıldığının
bildirilmesini izleyen günden itibaren üç gün içinde ihale üzerinde kalan
istekliye, tebliğ tarihini izleyen on gün içinde kesin teminatı vermek
suretiyle sözleşmeyi imzalaması hususu, iadeli taahhütlü mektup ile
tebligat adresine postalanmak suretiyle bildirilir. Mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci gün
kararın istekliye tebliğ tarihi sayılır. Ancak bu bildirim isteklinin imzası
alınmak suretiyle idarede de tebliğ edilebilir.
43 üncü madde hükmü gereğince
sözleşmeden önce kesin teminat alınmayan danışmanlık hizmet ihalelerinde
sözleşmeye davet ise, kesin teminat istenilmeksizin birinci fıkra
hükümlerine göre yapılır.”
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 10., 13., 36. ve 125. maddelerine dayanılmış,
Anayasa’nın 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim
KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM,
Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz
AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın
katılımlarıyla 22.11.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ömer DURAN
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa
kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın, ihale
işlemlerine karşı yapılacak başvuruların idare veya Kamu İhale Kurumu
dışındaki idari mercilere ya da yargı mercilerine yapılması ve başvuru
dilekçelerinin bu merciler tarafından ilgisine göre ihaleyi yapan idareye
veya Kamu İhale Kurumuna gönderilmesi hâlinde, bu dilekçelerin ihaleyi
yapan idare veya Kamu İhale Kurumu kayıtlarına girdiği tarihin başvuru
tarihi olarak kabul edilmesi ve posta yoluyla yapılan başvurularda
postadaki gecikmeler dikkate alınmamasına karşın, idareler ve Kamu İhale
Kurumu tarafından alınan kararlara ilişkin tebligatın, mektupla yapılması
hâlinde mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci günün, kararın
istekliye tebliğ tarihi sayılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca
ihale işlemlerine karşı şikayet ve itirazen
şikâyet başvurusunda bulunanların, postada yaşanacak herhangi bir gecikme
nedeniyle kendilerine fiilen herhangi bir bildirim ve tebligat
yapılmaksızın, haklarında alınan kararların tebliğ edilmiş sayılmasının da
hak arama özgürlüğünü ihlal edici nitelikte olduğu belirtilerek kuralın,
Anayasa’nın 10.,
13., 36. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle
itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
4734 sayılı Kanun’un 65.
maddesinde, kamu ihalelerinde aday,
istekli ve istekli olabileceklere yapılacak her türlü bildirim ve
tebligatlarda uyulması zorunlu hususlar belirlenmiştir. İtiraz konusu kuralda
ise mektupla yapılan tebligatlarda mektubun postaya verilmesini takip eden
yedinci günün kararın istekliye tebliğ tarihi sayılacağı hükme
bağlanmıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin
temel ilkelerinden biri “hukuk güvenliği” ilkesidir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir
olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,
devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden
kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36.
maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak
iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” denilerek yargı
mercilerine davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu
olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına
alınmıştır. Maddeyle
korunan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının
ötesinde, Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel hak ve özgürlüklerden
gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili
güvencelerden biridir. Kişinin uğradığı
bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz
kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp
kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin etkili yolu, yargı mercileri
önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Anayasa’nın 36. maddesinde, hak
arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla
birlikte, bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir
hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın
doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca,
hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş
olsa da, Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu
hakların sınırlandırılması da mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına
ve kullanımına ilişkin düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından
kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen
kurallar olduğu açıktır. Ancak, bu sınırlamalar Anayasa’nın 13. maddesinde
yer alan güvencelere aykırı olamaz.
Anayasa’nın 13. maddesine göre ise temel hak ve
özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin ve laik
Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi, hak
ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki
işlemlerin, bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan
kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun
olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin
kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına
bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa’da
güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak
kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli
güvencelerinden biridir.
İtiraz konusu kuralda, kamu idareleri ve Kamu İhale
Kurumu tarafından alınan kararlara ilişkin tebligatın, mektupla yapılması
hâlinde mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci gün, kararın
istekliye tebliğ tarihi sayılmaktadır. Kendilerinden kaynaklanmayan ve
kendilerine kusur izafe edilmesi mümkün olmayan sebeplerle posta
hizmetlerinde yaşanan bir gecikme sonucunda, kendilerine fiilen herhangi
bir bildirim ve tebligat yapılmaksızın, haklarında alınan kararların tebliğ
edilmiş sayılmasının, ilgililerin kazandıkları ihaleye ilişkin sözleşme
yapmaları, Kanun’un 56. maddesi uyarınca ihaleye karşı itirazen
şikayette bulunabilmeleri veya ihaleye karşı adli
ya da idari yargı makamları nezdinde dava açabilmeleri gibi bazı hakların
kullanılamamasına neden olacağı açıktır. Bir başka ifadeyle, ulaşmayan bir
tebligat nedeniyle muhatabının Kamu İhale Kurumuna süresinde başvuru
yapamaması, başvuru yapmış olsa dahi bu başvurunun süresinde yapılmadığı
gerekçesiyle reddedilecek olması ve bu konuda açılacak bir davanın da yargı
mercileri tarafından reddedilecek olması sonucunu doğuracaktır. Bu durum
tebligatın muhatabının, kendisine izafe edilemeyen nedenlerle posta
hizmetlerinde yaşanan gecikme sonucunda, tebligatın içeriğini ilgilendiren
konuların esasına ilişkin iddialarını adli veya idari yargı makamları
önünde hiçbir şekilde ortaya koyamamasına neden olacaktır. Dolayısıyla,
itiraz konusu kural, kendilerinden kaynaklanmayan gecikmelere karşı kişilere
yeterince koruma sağlamadığı için hukuki güvenlik ilkesine aykırılık
oluşturduğu gibi kişilerin hak arama özgürlüğünün özünü de zedelemektedir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural
Anayasa’nın 2., 36. ve 13. maddelerine aykırıdır.
İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 2., 36.
ve 13. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa’nın 10. ve
125. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
Bu görüşe Hicabi
DURSUN ve Muammer TOPAL katılmamıştır.
V- SONUÇ
4.1.2002 günlü, 4734
sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 42. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan
birinci fıkrasında yer alan, “Mektubun
postaya verilmesini takip eden yedinci gün kararın istekliye tebliğ tarihi
sayılır” biçimindeki ikinci cümlenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALİNE, Hicabi DURSUN ile Muammer TOPAL’ın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA, 22.11.2012 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
Zühtü ARSLAN
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtirazın konusu 4.1.2002 günlü, 4734 sayılı Kamu
İhale Kanunu’nun 42. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan birinci
fıkrasında yer alan “Mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci gün
kararın istekliye tebliğ tarihi sayılır.” biçimindeki ikinci cümlesinin,
Anayasa’nın 10., 13., 36. ve 125. maddelerine
aykırılığı iddiasıyla iptali istemidir.
Anayasa Mahkemesinin 27.9.2012 günlü, E.2012/20,
K.2012/132 sayılı kararının “Karşıoy Gerekçesi”nde
belirtilen nedenlerle itiraz başvurusunun reddi gerekir.
Bu nedenle çoğunluğun iptale ilişkin kararına
katılmıyoruz.
Üye Üye
Hicabi DURSUN Muammer
TOPAL
|