6 Nisan 2011 ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 27897

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:

             ESAS                         : 2010/11320

             KARAR                      : 2011/655

YARGITAY İLAMI

             MAHKEMESİ           : Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi

             ESAS NO                  : 2005/392

             KARAR NO               : 2005/942

             KARAR TARİHİ       : 24.6.2005

             DAVACI                    : İsmail Duygulu

             DAVALI                     : Vakıflar Genel Müd. izafeten Vakıflar Bölge Müd.

             ÜÇÜNCÜ ŞAHIS     :

             Bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda mahkemece verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.06.2005 gün ve 2005/392-942 sayılı kararının kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosyadaki tüm evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

             Asıl olan duruşma tutanağına yazılıp taraflara tefhim olunan karardır. Sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara uygun olması zorunludur. 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörülmüştür. İçtihadı Birleştirme Kararında; çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.

             Olayımızda; hükmün tefhim edildiği 24.6.2005 tarihli kısa kararda, davaya konu 7235 ada 4 No'lu parsele ilişkin olarak satış bedelinin 0,2522799 oranındaki kısmının muhtesat bedeli olarak davacıya ödenmesine karar verildiği halde gerekçeli kararda aynı oranın 0,151799 olarak gösterildiği bu suretle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu görülmüştür. Bu nedenle verilen karar usul ve yasaya aykırı olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Adalet Bakanlığı'nın gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir.

             SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:

             ESAS                          : 2010/11319

             KARAR                       : 2011/656

YARGITAY İLAMI

             MAHKEMESİ            : Finike Sulh Hukuk Mahkemesi

             ESAS NO                   : 2006-25

             KARAR NO                : 2006-399

             KARAR TARİHİ        : 6.11.2006

             DAVACI                     : İraz Ölçer

             DAVALI                      : Ümmü Akbaş-Salih Ölçer ve ark.

             ÜÇÜNCÜ ŞAHIS      :

             Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda Finike Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 6.11.2006 gün ve 2006-25-399 sayılı hükmün süresinde temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı’nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosyadaki tüm evraklar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

             Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/son maddesi hükmüne göre, hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 644. maddesine dayalı olarak elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilirken, hükmün infazı sırasında duraksamaya sebebiyet verilmemesi bakımından paydaşlara ait payların ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Mahkemece, mirasçılık belgesine veya dosyadaki başka bir belgeye atıf yapılarak karar verilmesi HUMK.'nun 388/son maddesi hükmüne aykırı olup kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir.

             SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 —— • ——

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:

             ESAS                          : 2010/12407

             KARAR                       : 2011/1762

YARGITAY İLAMI

             MAHKEMESİ            : Finike Sulh Hukuk Mahkemesi

             ESAS NO                   : 2006/323

             KARAR NO                : 2006/375

             KARAR TARİHİ        : 16.10.2006

             DAVACI                     : Hatice Aysu

             DAVALI                      : Nuriye Aktepe ve ark.

             ÜÇÜNCÜ ŞAHIS      :

             Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi davasına dair karar, kanun yararına temyiz Cumhuriyet Savcılığı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

             Dava, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi istemine ilişkindir. Mahalli mahkemece istem doğrultusunda verilen 16.10.2006 günlü 2006/323 esas 2006/375 karar sayılı hüküm 17.7.2010 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise de, Finike Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.8.2008, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22.10.2010 günlü, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6 maddesi uyarınca Kanun yararına bozma talep eden dilekçeleri ile buna ekli dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.

             Davaya konu edilen 274 parsel numaralı taşınmazda 3351/3500 pay, tarafların miras bırakanı Hasan Morkaya adına tapuda kayıtlıdır. Finike Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/143 esas, 127 karar sayılı mirasçılık belgesindeki tüm mirasçılar davada taraf olarak yer almış ve taraflara Türk Medeni Kanunu'nun 644. maddesi gereğince meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiştir.

             Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilirken, hüküm fıkrasında her paydaşın payının HUMK.'nun 388/son maddesi gereğince ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Açıklanan bu husus üzerinde durulmadan, sadece miras bırakanın mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesine atıfta bulunmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

             Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

             SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 22.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

             ESAS NO          : 2011/209

             KARAR NO      : 2011/2742

YARGITAY İLAMI

             Davacı Sevilay Köşken ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 18.06.2008 günlü ve 2007/414-2008/100 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2010 gün ve Hukuk-2010/322137 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

             Davacı tarafından açılan soyadı değişikliği davasında, mahkemece davacının vefat eden kocasının soyadı olan Köşken soyadının davacının kızlık soyadı olan Kasap olarak düzeltilmesine karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.

             5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 23/2. maddesinde, "Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır. Kocası ölen kadın yeniden evlenmedikçe ölen kocasının aile kütüğünde kalır. Ancak dilerse babasının kütüğüne dönebilir." hükmündedir. Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 67. maddesinde ise "Kocası ölen kadın yeniden evlenmedikçe ölen kocasının aile kütüğünde kalır ve kocasının soyadını taşımaya devam eder. Yazılı talebi halinde bekarlık hanesine dönerek bekarlık soyadını alıp kapanmış olan nüfus kaydı açılabilir. Bu durumda nüfus kaydının taşınmasına ilişkin form kullanılır" hükmü yer almaktadır.

             Buna göre, davacının isteminin idari bir işlem olduğu dikkate alınarak dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken davanın esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

             Kabule göre de;

             5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36/1-a maddesinde "Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır" hükmü yer almaktadır.

             Davacının avukatına verdiği vekaletnamede ikametgah adresi Gaziantep olarak belirtilmiş olmasına ve dava dilekçesinde başkaca adres belirtilmemiş olmasına rağmen, anılan Kanunla getirilen ve re'sen dikkate alınması gereken yetki hükmü gözetilmeden karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.

             Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 28.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.