|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas
Sayısı: 2007/43
Karar
Sayısı: 2009/51
Karar
Günü: 12.3.2009
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1- İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas:
2007/43)
2- Sındırgı Asliye Ceza(Çocuk) Mahkemesi (Esas:
2008/90)
İTİRAZLARIN KONUSU: 23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6.12.2006 günlü,
5560 sayılı Yasa’nın 30. maddesi ile değiştirilen 13. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının “Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır” biçimindeki
son tümcesinin, Anayasa’nın 36. maddesi
ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c)
bendine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
II- İTİRAZLARIN GEREKÇESİ
İtiraz yoluna başvuran Mahkemelerin gerekçelerinde
özetle, Anayasanın 36. maddesine
göre herkesin savunma ve adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu, AİHS’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde
sanık bakımından “kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir
savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali
olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece
görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilme”nin adil yargılanmanın gereklerinden
biri olarak sayıldığı, AİHS’nin bu hükmünün
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası gereği uyulması gereken bir kural
olduğu, itiraza konu
kuralla, sanık müdafiine ödenen ücretin yargılama giderinden sayılmasının
öngörülmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 325. maddesinin (1)
numaralı fıkrasında cezaya veya güvenlik tedbirine mahkum
edilmesi halinde bütün yargılama giderlerinin sanığa yükleneceğinin hükme
bağlanması nedeniyle, kanuni nedenlerle zorunlu olarak kendisine müdafi
tayin edilen veya müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden ve
müdafi istemi olan sanık için görevlendirilecek müdafiye
ödenen ücretin mahkumiyeti halinde yargılama gideri adı altında sanıktan
tahsil edileceği, bu uygulamanın ise Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen
adil yargılanma ilkesine ve AİHS’nin 6. maddesinin
üçüncü fıkrasının (c) bendine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6.12.2006 günlü,
5560 sayılı Yasa ile değiştirilen ve itiraz konusu tümceyi de içeren 13.
maddesi şöyledir:
“(1) Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve
kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen
müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye
Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları
tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu
amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu
ücret, yargılama giderlerinden sayılır.
(2) Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya
ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak
suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir”.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 36. maddesi ile
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c)
bendine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2007/43 Esas sayılı başvurusu ile
ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Tülay
TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün
katılımlarıyla 7.5.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar
verilmiştir.
B- Sındırgı Asliye Ceza(Çocuk) Mahkemesi’nin
2008/90 Esas sayılı başvurusu ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra
Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 14.10.2008 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacak kural sorunu
üzerinde durulmuştur.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine
göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da
kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya
taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına
varırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya
yetkilidirler. Ancak, bu
kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için
elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın
bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması
gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde
ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da
olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
İtiraz konusunun müdafi ve vekile ödenecek ücretin
yargılama giderinden sayılmasına ilişkin olması nedeniyle, 23.3.2005 günlü,
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun’un 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 30. maddesiyle değiştirilen
13. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk tümcesinde, baro tarafından
görevlendirilen müdafi ve vekile ödenecek ücretin tesbitini
düzenleyen kuralın itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu
davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu tümceye ilişkin başvurunun
Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddine,
Dosyada eksiklik
bulunmadığından, 23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük
ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın
30. maddesiyle değiştirilen 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “Bu
ücret, yargılama giderlerinden sayılır.” biçimindeki son tümcesinin
esasının incelenmesine,
C- Sındırgı Asliye Ceza(Çocuk) Mahkemesi’nin başvurusuna ilişkin 2008/90 Esas
sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2007/43 sayılı dava
ile birleştirilmesine, birleştirilen davaların esaslarının kapatılmasına,
esas incelemenin 2007/43 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine,
oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, Anayasanın 36. maddesinde herkesin savunma ve adil yargılanma
hakkına sahip bulunduğunun belirtildiği, AİHS’nin
6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde ise sanık bakımından “kendi
kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından
yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun
bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek
bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilme”nin
adil yargılanmanın gereklerinden biri olarak sayıldığı, AİHS’nin
bu hükmünün Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası gereği uyulması gereken
bir kural olduğu, itiraza konu
kuralla, sanık müdafiine ödenen ücretin yargılama giderinden sayılmasının
öngörülmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 325. maddesinin (1)
numaralı fıkrasında cezaya veya güvenlik tedbirine mahkum
edilmesi halinde bütün yargılama giderlerinin sanığa yükleneceğinin hükme
bağlanması nedeniyle, kanuni nedenlerle zorunlu olarak kendisine müdafi
tayin edilen veya müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden ve
müdafi istemi olan sanık için görevlendirilecek müdafiye
ödenen ücretin mahkumiyet halinde yargılama gideri adı altında sanıktan
tahsil edileceği, bu uygulamanın ise Anayasa’nın 36. maddesine ve AİHS’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu’nun 13. maddesinin itiraz konusu kuralın da bulunduğu
birinci fıkrasında müdafi ve vekil ücreti düzenlenmektedir. Buna göre, Baro
tarafından bu kapsamda görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret
tarifesinden ayrı olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak
Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret,
Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenecek ve itiraz
konusu kural gereğince bu ücret yargılama giderlerinden sayılacak, böylece mahkumiyet halinde sanıktan tahsil edilerek bütçeye geri
dönüşü sağlanacaktır.
Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun “ifade ve sorgunun tarzı” başlıklı 147. maddesinde, şüphelinin
veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesi sırasında
“müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak
istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirileceği” kurala bağlanmıştır. “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesindeki düzenlemeye
göre, şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını
beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilecektir. Onsekiz yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz
veya kendisini savunamayacak derecede malûl, şüpheli veya sanıklar
hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile üst sınırı en az beş yıl hapis
cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda
bir müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın bir müdafi
görevlendirilecektir. Zorunlu müdafilik sistemine dahil
olmayan ve ödeme gücü olmamakla birlikte müdafi yardımı isteyen şüpheli ve
sanıkların müdafi yardımından yararlanabilmeleri için “müdafi seçebilecek
durumda olmadıklarını beyan etmeleri” yeterli olacaktır.
Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun 325. maddesine göre, cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm
edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenecektir. Devam
eden maddelerde verilecek kararların niteliğine göre yargılama giderlerinin
nasıl karşılanacağı düzenlenmiştir.
Müdafi yardımı kapsamında görevlendirilen müdafi veya vekile
ödenecek ücret de yargılama giderlerinden sayıldığından, cezaya veya
güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi ve giderlerin yükletilmesini
gerektirecek bir karar verilmesi hâlinde hükümlüden tahsil edilecektir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem
ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini
bağlı sayan, yargı denetimine açık, Anayasa’nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri
bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletinde yasakoyucu, Anayasa
kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma
yetkisine sahiptir.
Ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi,
sosyal ve ekonomik yaşantısıyla ilgili bulunması nedeniyle suç ve
suçlulukla mücadele amacıyla ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem
tercihinde bulunulması Devletin ceza siyaseti ile ilgilidir. Bu bağlamda ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler bakımından yasakoyucu Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza
hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamaya
ilişkin olarak hangi yöntemlerin uygulanacağı, toplumda belli eylemlerin
suç sayılıp sayılmaması, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve
ölçülerdeki ceza yaptırımlarıyla karşılanmaları gerektiği, hangi hal ve hareketlerin ağırlaştırıcı
ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceği gibi konularda takdir
yetkisine sahiptir.
Anayasanın 36. maddesinde,
herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahip bulunduğu belirtilmiştir.
Buna paralel olarak düzenlenen Ceza Muhakemesi
Kanununa göre, yargılama sürecinde hüküm kesinleşinceye kadar şüpheli veya
sanıktan müdafi ücreti istenmemektedir. Hüküm kesinleştikten sonra ise
kendisinden yargılama giderleri içerisinde müdafi ücreti istenen kimse
şüpheli veya sanık değil artık hükümlü sıfatını taşımaktadır. Düzenleme ile
amaçlanan sanığa adil bir şekilde savunma imkanlarının
sağlanmasıdır. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde bu imkan
sağlandıktan sonra, yardım kapsamında ödenen ücretin yargılama gideri
olarak hükümlüden tahsilinin öngörülmesinin Anayasanın adil yargılanma
hakkına aykırılığından sözedilemez.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.
maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, her sanığın “kendi kendini
savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve
eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin
selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para
ödemeksizin yardımından yararlanabilmek” hakkına sahip bulunduğu açıkça
belirtilmiştir. Buna göre, Sözleşmede
ücretsiz müdafi yardımından yararlanma koşula bağlı tutulduğundan bu hak
mutlak bir hak niteliğinde değildir.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. ve 36.
maddelerine aykırı görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu sonuca farklı gerekçeyle
katılmıştır.
VI- SONUÇ
23.3.2005 günlü, 5320
sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun’un 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 30. maddesiyle değiştirilen
13. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “Bu ücret, yargılama giderlerinden
sayılır.” biçimindeki son tümcesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE, 12.3.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞI OY
6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 30. maddesiyle 23.3.2005 günlü,
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında
Kanun’un başlığı ile birlikte değiştirilen 13. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının son tümcesinin E.2007/14, K.2009/48 sayılı, 12.3.2009 günlü
Anayasa Mahkemesi Kararı’ndaki karşı oy yazımın 4 numaralı bendinde
belirttiğim gerekçeyle redde ilişkin karara katılıyorum.
Üye
Mehmet
ERTEN
|