|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2004/69
Karar Sayısı :
2009/6
Karar Günü : 8.1.2009
İPTAL
DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Haluk KOÇ, Oya ARASLI
ile birlikte 116 milletvekili.
İPTAL DAVASININ KONUSU : 27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi,
Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek
Kabulü Hakkında Kanun’un;
1- 5. maddesinin ikinci fıkrasının,
2- 9. maddesinin dördüncü
fıkrasının,
3- 10. maddesinin ikinci
fıkrasının,
4- 14. maddesinin ikinci
fıkrasının,
5- 23.
maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesinin,
6- 25. maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “…ilgili mercilere…” ibaresi ile ikinci fıkrasının,
7- 29. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer alan “…üretimden
men edilir…” ve “…el konulur…” ibarelerinin,
b) İkinci paragrafında yer
alan “…ürünlere el konulur…”
ibaresinin,
c) Üçüncü paragrafında yer alan “…faaliyetten
men edilir…”, “…el konulur…” ve “izinleri
iptal edilir” ibarelerinin,
d) (b) bendinde yer alan “…faaliyetten men edilir…” ibaresinin,
e) (c) bendinin birinci
paragrafında yer alan “…faaliyetten
men edilir…” ibaresi ile ikinci paragrafındaki “…yöneticilikten men cezası…”
ibarelerinin,
f) (d) bendindeki “…el konulur…”
ibaresinin,
g) (e) bendindeki “…faaliyetten
men edilir…” ibaresinin,
h) (f) bendinde yer alan “…toplattırılır…” sözcüğünün,
Anayasa’nın 2.,
6., 7., 8., 11., 38., 40. ve 128.
maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması
istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
Dava dilekçesinin gerekçe bölümü
şöyledir:
“a) 27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı
Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen bu
hükümde; gıda maddelerinin ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin
gıda güvenliği, hijyen ve kalite analizlerini
yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların
kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle
belirlenmesi öngörülmektedir.
Kanunda herhangi bir
asli düzenleme yapılmaksızın kamu ve özel laboratuvarların
kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasları belirleme
konusunda yürütmeye verilmiş olan yetki, bir yasama yetkisi devri niteliğini
taşımaktadır. Çünkü Anayasanın 8 inci maddesine göre yürütme, Anayasaya ve
kanunlara uygun olarak kullanılan ve yerine getirilen bir yetki ve
görevdir. Yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli
düzenleme yetkisi yoktur. Bu yetki, Anayasanın 7 nci
maddesine göre TBMM’nindir ve devredilemez.
Yürütme organına
düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının, Anayasanın 7 nci maddesine uygun olabilmesi için, temel ilkeyi
koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimin
düzenlemesine bırakmaması gerekir. Temel kuralları koymadan, ölçüsünü
belirlemeden ve sınırlarını çizmeden, yürütmeye düzenleme yetkisi veren
kural, Anayasanın 7 nci maddesine aykırı düşer (Anym. 06.07.1993, E. 1993/5,
K. 1993/25).
Bu nedenle, söz
konusu yetki, Anayasanın 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olduğu gibi; Anayasadan kökenlenmediği için, Anayasanın
6 ncı maddesi ile de çelişmektedir.
Diğer taraftan
Anayasanın 38 inci maddesindeki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi
gereğince hangi eylemin suç sayılacağının kanunla belirlenmesi zorunludur. 5179
sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, 5 inci
maddede belirtilen kuruluş ve/veya faaliyet izni almadan faaliyete geçen
özel gıda laboratuvarının faaliyetten men
edileceği ve 10 milyar lira idari para cezası verileceği öngörülmüştür.
Kuruluş ve çalışma izninin usul ve esaslarını belirleme yetkisine sahip
olan İdare, bu yolla fiilin suç sayılıp sayılmayacağını belirlemiş
olmaktadır. İptali istenilen hüküm, bu açıdan da Anayasaya aykırıdır.
Ayrıca nesnel yasa
kuralları ile sınırları gösterilmemiş bir yetkinin, keyfi uygulamalara yol
açabileceği ve bu nedenle Anayasanın 2 nci
maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile de uyumlu olamayacağı da
açıktır. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın
11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ve
Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk
devleti ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Bu nedenlerle 5179
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekmektedir.
b) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü
fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hüküm ile, gıda mevzuatı uygulamalarında esas alınacak olan “risk
analizi” ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesi
öngörülmüştür. 5179 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlığını taşıyan 3 üncü maddesinde,
yalnızca risk analizinin; risk değerlendirmesi, risk yönetimi ve risk
iletişimi ile bağlantılı üç ayrı süreçten oluşan sistemi ifade ettiği
belirtilerek bu süreçlerin soyut tanımı yapılmakla yetinilmiştir.
Görüldüğü gibi gıda
mevzuatı uygulamalarında esas alınacak olan ve üç ayrı süreçten oluşan risk
analizi konusunda temel ilke konulup çerçevesi çizilmemiş; sınırsız,
belirsiz, geniş bir alan yürütmenin düzenlemesine bırakılmıştır. Böyle bir
düzenleme, asli bir düzenleme niteliği taşır. Yürütmenin ise Anayasanın 8
inci maddesine göre, Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli
düzenleme yetkisi yoktur. Yürütme, Anayasa ve kanunlara göre yerine getirilen
bir yetki ve görevdir. Asli düzenleme yapma yetkisi yasamanındır ve
Anayasanın 7 nci maddesine göre, devredilemez.
Söz konusu dördüncü fıkrada yürütmeye asli düzenleme yetkisi verilmesi,
Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devri niteliği
taşımaktadır ve kökenini Anayasadan almadığı için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir. Anayasanın herhangi
bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci
maddesinde ifade edilen “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Açıklanan nedenlerle 5179 sayılı
Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan
iptali gerekmektedir.
c) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hüküm ile, insan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması
ihtimalinin belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel
durumlarda uygulanacağı belirtilen “ihtiyati tedbirler” ile ilgili usul ve
esasların yönetmelik ile belirlenmesi öngörülmüştür. 5179 sayılı Kanunda,
yönetmelikle düzenlenecek tedbirlerin
konu, amaç ve koşulları açısından herhangi bir hükme yer verilmemiş olduğu
dikkate alındığında, burada da asli
düzenleme yetkisinin devredilmiş olduğu görülmektedir.
Yürütmenin Anayasanın gösterdiği
ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi yoktur. Anayasanın 8 inci maddesine
göre yürütme Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilen bir yetki
ve görevdir. Asli düzenleme yetkisi ise yasamanındır ve Anayasanın 7 nci maddesine göre, devredilemez. Bu nedenle söz konusu
ikinci fıkrada yürütmeye verilen düzenleme yetkisi Anayasanın 7 ve 8 inci
maddelerine aykırıdır ve kökenini Anayasadan almadığı için Anayasanın 6 ncı maddesiyle de çelişmektedir.
Ayrıca nesnel yasa
kuralları ile sınırları gösterilmemiş bir yetkinin, keyfi uygulamalara yol
açabileceği ve bu nedenle Anayasanın 2 nci
maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile de uyumlu olamayacağı da
kuşkusuzdur. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin
Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ve
Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
5179 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 inci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı
olduğundan iptali gerekmektedir.
d) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen bu hükümde “Acil
durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmiş ancak
5179 sayılı Kanunda, hangi durumların acil durum sayılacağına ve bu
durumlarda alınacağı açıklanan “gerekli tedbirlerin” neler olduğuna ilişkin
hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle söz konusu hususlarda yapılacak
düzenleme bir asli düzenleme niteliğini taşıyacaktır. Halbuki
yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi
yoktur. Anayasanın 8 inci maddesine göre yürütme, Anayasaya ve kanunlara
uygun olarak yerine getirilecek bir yetki ve görevdir. Asli düzenleme
yetkisi yasamanındır ve Anayasanın 7 nci
maddesine göre devredilemez. 14 üncü maddenin ikinci fıkrasında yürütmeye
verilen düzenleme yetkisi Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir
yetki devridir ve kökenini Anayasadan almadığı için, Anayasanın 6 ncı maddesi ile de çelişmektedir. Görüldüğü gibi yasama
organına ait devredilemeyecek bir yetki olan “asli düzenleme yetkisi”
burada da yürütmeye devredilmiştir.
Diğer taraftan 5179
sayılı Kanunun “Ceza hükümleri” başlığını 29 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinde, 14 üncü maddede belirtilen acil durumlarda
alınacak tedbirlere gerçek ve tüzelkişilere beş miyar lira idari para
cezası verilmesi, eylemin tekrarı halinde idari para cezasının iki kat
artırılarak uygulanması öngörülmektedir. Acil durumla ilgili usul ve esasları
belirleme yetkisine sahip olan İdare, bu yolla fiilin suç sayılıp
sayılmayacağını da belirlemiş olmaktadır. O halde iptali istenilen hüküm,
Anayasanın 38 inci maddesindeki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine de
aykırılık teşkil etmektedir.
Anayasanın herhangi
bir hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci
maddesindeki “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez.
Açıklanan nedenlerle
14 üncü maddenin ikinci fıkrası, Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci,
11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı olup iptali gerekmektedir.
e) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü
fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenilen 23 üncü
maddenin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde; Bu Kanun kapsamındaki gıda
kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine
ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
Anayasanın 128 inci maddesinin
ikinci fıkrasında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,
görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer
özlük işleri kanunla düzenlenir” denilmiştir.
Gıda kontrol ve denetim
hizmetlerini yapacak olanların seçiminde dikkate alınacak en önemli
kıstasın “nitelikleri” olacağı kuşkusuzdur. Nitelik’ten
soyutlanamayacak bir seçime ilişkin usul ve esasların kanunla
düzenlenmeyerek yönetmeliğe bırakılması da Anayasanın 128 inci maddesine
aykırı düşmektedir. Seçim, yetiştirmenin ön şartı olup, seçme olmadan
yetiştirme de olamayacağından cümlenin tamamı için iptal istenilmiştir.
Diğer yandan 128 inci maddeye
göre kanunla yapılması gereken bir asli düzenlemenin yürütmeye bırakılması,
Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırı bir yetki devridir. Kökenini
Anayasadan almayan bu yetkinin Anayasanın 6 ncı
maddesi ile de çelişeceği açıktır.
Anayasanın herhangi bir
maddesine aykırı olan bir hükmün Anayasanın 2 nci
maddesinde ifade edilen “hukuk devleti” ve 11 inci maddesinde yer verilen “Anayasanın
üstünlüğü ve bağlayıcılığı” ilkeleri ile uyumlu olması da düşünülemez. Bu
nedenle 5179 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci
cümlesi Anayasanın 2 nci, 6 ncı,
7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine
aykırı olup iptali gerekmektedir.
f) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Gıda Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 25 inci Maddesinin birinci
fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi ile ikinci fıkrasının Anayasaya
Aykırılığı
5179 sayılı
Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında; Gıda maddeleri ve gıda ile
temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri
yetkililerinin, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere
itiraz edebileceği açıklanmakta ve ikinci fıkrasında da, itiraz hakkına
ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmektedir.
25 inci maddenin
birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi, kontrol ve denetim
sonuçlarına karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz edileceğini
göstermediği için Anayasanın 40 ıncı maddesine
aykırıdır
Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası “Devlet, işlemlerinde,
ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvurulacağını ve
sürelerini belirtmek zorundadır” hükmüne amirdir. Bu maddenin gerekçesinde
de “Bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını
arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması
amaçlanmaktadır. Son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii
ve sürelerin belirtilmesi hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması
açısından zorunluluk haline gelmiştir”
Çağdaş demokrasiler, temel hak
ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı
rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız
ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen “kanun
yolları” hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir.
Özgürlükler, ancak Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen nedenlerle ve
demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde
sınırlandırılabilir.
Öte yandan böyle bir
ibare, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen
hukuk devletinin en önemli ögelerinden olan “belirlilik”
ilkesine de aykırı düşer. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir
düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü
ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez. Bu nedenle 5129
sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasındaki söz konusu ibare;
Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olup iptali gerekmektedir.
5179 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin ikinci fıkrasında; itirazın yapılacağı merciler de dahil itiraz hakkına ilişkin tüm düzenlemelerin
yönetmelik ile yapılması öngörülmüştür. Böyle bir düzenleme; 5179 sayılı
Kanunun genelinde görülen yasama organına ait ve devredilemeyecek bir yetki
olan “asli düzenleme yetkisi” nin devrinden başka
bir şey değildir.
Asli düzenleme yetkisi,
Anayasanın 7 nci maddesine göre, yasamanındır ve
devredilemez.
Anayasanın 8 inci maddesi ise
yürütmenin Anayasada gösterilen ayrık haller dışında asli düzenleme yetkisi
olmadığını; yürütmenin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılan ve
yerine getirilen bir yetki ve görev niteliğini taşıdığını ifade etmektedir.
Bu nedenle 25 inci maddenin
ikinci fıkrası Anayasanın 7 ve 8 inci maddelerine aykırıdır. Devredilen
yetki kökenini Anayasadan almadığı için Anayasanın 6 ncı
maddesi ile de çelişmektedir. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir
düzenleme Anayasanın 2 nci maddesinde ifade
edilen hukuk devleti ve 11 inci maddesinde yer alan Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleriyle de bağdaşmaz. Bu nedenle söz konusu 25 inci
maddenin ikinci fıkrası; Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan iptal edilmesi gerekmektedir.
g) 27.05.2004
tarih ve 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin birinci paragrafındaki “üretimden men edilir” ve “el konulur”,
ikinci paragrafındaki “ürünlere el konulur”, üçüncü paragrafındaki “faaliyetten
men edilir”, “el konulur” ve “izinleri iptal edilir”, (b) bendindeki “faaliyetten
men edilir”, (c) bendinin birinci paragrafındaki “faaliyetten men edilir”
ibaresi ile ikinci paragrafındaki “yöneticilikten men cezası”, (d) bendindeki
“el konulur” ibaresinin, (e) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (f)
bendindeki “toplattırılır” ibarelerinin Anayasaya Aykırılığı
Yukarıda belirtilen
ve iptali istenilen ibareler; 5129 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle
idareye tanınan ceza ve önlem mahiyetindeki müeyyide ve işlemlerdir. 29
uncu maddede öngörülen para cezalarına karşı başvurulacak kanun yolu “idari
yargı” olarak 30 uncu maddede gösterilmiş ancak idarenin söz konusu
müeyyide ve işlemlerine karşı başvurulacak kanun yolu ve süresi
açıklanmamıştır. Bu tür düzenleme yukarıda da açıklandığı üzere, Anayasanın
40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının “Devlet,
işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere
başvurulacağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” hükmüne açıkça
aykırılık teşkil eder.
İdarenin işlemlerine karşı kanun
yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi; Anayasakoyucu
tarafından hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından bir
zorunluluk olarak görülüp Devlete bir görev olarak verilmiş olması karşısında,
bu Anayasal görevi yerine getirmeyen Devletin, hiçbir şekilde kanun yolunu
ve süresini göstermediği işlemleri tesis etmesi de düşünülemez.
Öte yandan bu tür
ibareler, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen
hukuk devletinin en önemli ögelerinden olan “belirlilik”
ilkesine de aykırı düşer. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir
düzenlemenin Anayasanın 11 inci maddesinde yer alan “Anayasanın üstünlüğü
ve bağlayıcılığı” ilkeleriyle bağdaşması da beklenemez. Bu nedenle 5129
sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki söz konusu ibareler;
Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olup iptal edilmeleri gerekir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA GEREKÇESİ
Günümüzde gıdaların
doğallığını yitirmiş olduğu bir gerçektir. Gıda üretiminde yaklaşık 6000
çeşit kimyasal ve diğer maddeler kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca genetik
modifiye gıdalardan söz edilmektedir. Bunlar
sağlık açısından insanlarda kanser, hipertansiyon, osteoporoz, dolaşım ve
sindirim bozuklukları hastalığı anlamına gelmektedir. Ayrıca zoonoz ve diğer bir çok
hastalık, gıdalar vasıtasıyla sindirim yoluyla insanlara bulaşmaktadır.
Ülkemizde yapılan
bir bilimsel araştırma, ölümlerin % 11’inin kanserden ileri geldiğini
ortaya koymuştur. Bu % 11’in önemli diliminin ise, gıda kaynaklı olduğu
düşünülmektedir (Pekcan ve Karaağaoğlu, DPT
yayınları, 2670, s.45, Mart 2003).
Görüldüğü gibi,
halkın sağlığının korunması ve bu maksatla gıda maddeleri ile bu maddeleri
üreten işyerlerinin denetiminin yapılmasına ilişkin böylesine önemli bir
yasada; Avrupa Birliği tarafından uygulanması zorunlu hale getirilen HACCP
(Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) Sisteminin temel ilkelerine
ilişkin düzenlemelerin -hem de eksik olarak- Anayasaya aykırı bir şekilde
asli düzenleme yetkisi devredilerek yönetmeliğe bırakılması ve de “kanunsuz
suç ve ceza olmaz” ilkesinin yok sayılması; giderilmesi güç veya imkansız durum ve zararlar doğuracağından; iptal davası
sonuçlanıncaya kadar iptali istenen hükümlerin yürürlüğünün durdurulması da
istenmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan
gerekçelerle;
a) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı
olduğundan iptaline,
b) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci ve
11 inci maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
c) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan
iptaline,
d) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 38 inci maddelerine aykırı
olduğundan iptaline,
e) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin,
Anayasanın 2 nci, 6 ncı,
7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine
aykırı olduğundan iptaline,
f) 27.05.2004 tarih ve 5179
sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birici fıkrasındaki “ilgili mercilere”
ibaresinin Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı maddelerine aykırı olduğundan, ikinci fıkrasının 2
nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan
iptaline,
g)
27.05.2004 tarih ve 5179 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin birinci paragrafındaki “üretimden men edilir” ve “el
konulur”, ikinci paragrafındaki “ürünlere el konulur”, üçüncü
paragrafındaki “faaliyetten men edilir”, “el konulur” ve” izinleri iptal
edilir”, (b) bendindeki “faaliyetten men edilir”, (c) bendinin birinci
paragrafındaki “faaliyetten men edilir” ve ikinci paragrafındaki “yöneticilikten
men cezası”, (d) bendindeki “el konulur”, (e) bendindeki “faaliyetten men
edilir”, (f) bendindeki “toplattırılır” ibarelerinin, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 40 ıncı
maddelerine aykırı olduğundan iptaline,
ve
uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar
doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin
durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Yasa’nın iptali
istenilen fıkra, tümce ve ibareleri içeren maddeleri şöyledir:
“MADDE
5.- Gıda maddelerinin ve gıda ile
temas eden madde ve malzemelerin gıda güvenliği, hijyen
ve kalite analizlerini yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve
özel laboratuvarlar kurulabilir.
Bu
laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve
denetimi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
Sağlık Bakanlığı ile Türk
Silahlı Kuvvetleri yetkileri çerçevesinde bulunan laboratuvarlar
için bu madde hükmü uygulanmaz.
MADDE
9.- İnsan sağlığının korunması ve
gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için gıda mevzuatı uygulamalarında risk
analizi esas alınır. Ancak koşulların ve/veya alınan tedbirlerin, doğası
gereği uygun olmaması durumunda risk analizi hariç tutulur.
Risk değerlendirmesi bilimsel
kanıtlara dayandırılır; bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde yapılır.
Risk yönetiminde, risk
değerlendirmesi sonuçları dikkate alınır ve bu Kanunun 10 uncu maddesindeki
şartların oluşması durumunda ihtiyati tedbirler uygulanır.
Risk
analizi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE
10.- İnsan sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin
belirmesi ve bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda,
kapsamlı bir risk değerlendirmesine imkan
sağlayacak ileri düzeyde bilimsel veriler elde edilinceye kadar, geçici
risk yönetimi tedbirlerine başvurulabilir.
İhtiyati
tedbirler ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE
14.- Üretilen veya ithal edilen
gıda maddesinin, sağlığa zararlı olabileceği ihtimalinin belirmesi
durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve
ithalatına ilişkin gerekli tedbirler alınır.
Acil
durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 23.- Bu Kanun ve bu
Kanuna istinaden çıkarılan mevzuatın uygulanmasına ilişkin olarak tüm gıda
maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, satan
işyerleri ile bu yerlerde üretilen, satılan tüm gıda maddelerinin ve gıda
ile temasta bulunan madde ve malzemelerin piyasa gözetimi ve denetimi,
ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde yapılır. Ancak, halk sağlığını ilgilendiren acil durumlarda
gerektiğinde, Sağlık Bakanlığının müdahale hakkı saklıdır.
Gıda maddeleri satış ve toplu
tüketim yerlerinin denetimi, Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Bakanlığın
belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilgili mercilerce yapılır.
Bu Kanunun amaç ve kapsamına
uygun olarak; gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin birincil
üretim aşaması dahil olmak üzere üretim ve tüketim
zincirinin tüm aşamalarında, gıda kontrol ve denetim hizmeti, 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununa tabi en az lisans düzeyinde
eğitim almış personel tarafından yapılır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olup lise düzeyinde
eğitimi olduğu halde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce denetim
görevi yapanların hakları saklıdır. Bu
Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların
seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE
25.- Gıda maddeleri ve gıda ile
temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve ihraç eden ve satan işyeri
yetkilileri, kontrol ve denetim sonuçları hakkında, ilgili mercilere itiraz edebilir.
İtiraz
hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE
29.- (Değişik madde ve başlığı:
5728 - 23.1.2008 / m.542) Bu Kanuna uymayanlara uygulanacak
cezai hükümler aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
a)
4 üncü maddede belirtilen izin ve tescil işlemlerini yaptırmadan üretime
geçen veya bu ürünleri mübadele konusu yapan gerçek veya tüzel kişilere bin
Türk Lirası idari para cezası verilir ve işletme üretimden men edilir. Ayrıca, ürünlere elkonularak mülkiyetinin
kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu işletmelerin, tescil ve izin
işlemleri yapıldıktan sonra üretim yapmalarına izin verilir.
Üretim izni alınmamış gıdaları,
bunlarla temasta bulunan madde ve malzemeleri veya süresi dolmuş gıda maddeleri
satan veya satışa arzeden gerçek veya tüzel
kişilere bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, bu ürünlere elkonularak
mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.
4 üncü maddede belirtilen izin
ve tescil işlemlerini yaptıran; ancak, asgari teknik ve hijyenik
şartlarını muhafaza etmeden üretim yapan işyerleri, durumlarını
düzeltinceye kadar faaliyetten men
edilir, üretilen ürünlere el konulur
ve sahipleri gerçek veya tüzelkişilere bin Türk Lirası idari para cezası
verilir. Ayrıca, elkonulan ürünlerin mülkiyetinin
kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu işletmelere, mevcut durumlarını
düzelttikten sonra üretim yapma izni verilir. İlgili mercilerce verilen
otuz günlük süre içerisinde, eksikliklerini gidermeyen işyerlerinin çalışmaya
esas olan izinleri iptal edilir.
b) 5 inci maddede belirtilen,
kuruluş veya faaliyet izni almadan faaliyete geçen özel gıda kontrol laboratuvarı faaliyetten
men edilir ve sahibi gerçek veya tüzel kişiye onbin
Türk Lirası idari para cezası verilir.
c)
6 ncı maddeye göre sorumlu yöneticileri istihdam
etmeyen işyerlerinin sahibi gerçek veya tüzel kişiye, bin Türk Lirası idari
para cezası verilir. Otuz gün içinde, sorumlu yönetici görevlendirilmediği
takdirde, bu işyerleri faaliyetten men
edilir.
Yöneticilik görevini gereği gibi
yerine getirmeyen sorumlu yöneticiye, üçyüz Türk
Lirası idari para cezası verilir. Eylemin tekrarı halinde idari para cezası
iki kat artırılarak uygulanır. İkinci defa tekrarı halinde ise, kişi altı
ay süreyle sorumlu yöneticilikten
men edilir.
d) 18 inci maddede belirtilen
sağlığın korunması ile ilgili hükümler dışında, 7 nci
maddede belirtilen gıda kodeksine uygun faaliyet göstermeyen gerçek ve
tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para
cezası verilir. Aykırılık, gıda maddelerinin etiket bilgilerinden
kaynaklanıyorsa, etiket bilgileri düzeltilinceye kadar bu gıda maddelerinin
satışına izin verilmez.
e) 10 uncu maddede belirtilen
tedbirlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin
Türk Lirası idari para cezası verilir ve faaliyetten men edilir.
f) 14 üncü maddede belirtilen
acil durumlarda alınacak tedbirlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu
kişilerce ürün piyasadan toplattırılır,
eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
g)
16 ncı maddede belirtilen izlenebilirlikle ilgili
hükümlere uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin
Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para
cezası iki kat artırılarak uygulanır.
h) 17 nci
maddede belirtilen işyeri sorumluluğu ile ilgili hükümlere uymayan gerçek
ve tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para
cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak
uygulanır.
ı) Bu Kanun’un 18 inci
maddesinde belirtilen sağlığın korunması ile ilgili yasakları ihlal eden
kişiler, Türk Ceza Kanunu‘nun “Kamunun
Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı Bölümünde yer alan hükümlere göre
cezalandırılır.
i) 19 uncu maddesinde belirtilen
ithalat ve ihracatla ilgili yükümlülükleri yerine getirmeyen gerçek ve
tüzel kişilere beşbin Türk Lirası idari para
cezası verilir; ürün, ihracatçısı veya ithalatçısı tarafından piyasadan
toplattırılır, eylemin tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak
uygulanır.
j) 21 inci maddedeki reklam ve
tanıtımlarla ilgili hükümlere aykırı hareket eden gerçek ve tüzel kişilere,
beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir, eylemin
tekrarı halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.
k) 22 nci
maddede belirtilen tüketici haklarının korunması ile ilgili hükümlere
uymayan gerçek ve tüzel kişilere beşbin Türk
Lirası idari para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde idari para cezası
iki kat olarak uygulanır.
l) Bu Kanun’un
26 ve 27 nci maddelerinde belirtilen sularla
ilgili hükümler ve takviye edici gıdalar, bebek mamaları, özel tıbbi amaçlı
diyet gıdalar ve tıbbi amaçlı bebek mamaları ile ilgili hükümlere aykırı
hareket eden işyeri, bu şartları yerine getirinceye kadar faaliyetten men
edilir ve sahiplerine beşbin Türk Lirası idari
para cezası verilir, eylemin tekrarı halinde, idari para cezası iki kat
olarak uygulanır.
m) Bu Kanuna göre yapılacak
denetimleri engelleyenlere, beşbin Türk Lirası
idari para cezası verilir.
n) Üreticisi tarafından
piyasadan toplattırılmasına karar verilen ürünler, bir hafta içinde toplanmak
zorundadır. Ürünleri toplamayan üreticilere ayrıca beşbin
Türk Lirası idari para cezası verilir, ürünler ilgili mercilerce
toplattırılır ve masraflar yasal faizi ile birlikte üreticisinden tahsil
edilir ve bu suretle toplattırılan ürünlerin mülkiyetinin kamuya
geçirilmesine karar verilir.
Bu maddenin uygulamasında,
eylemin tekrarından maksat, aksine hüküm bulunmayan hallerde eylemin tespit
edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde, ilk cezaya konu
eylemin tekrar işlenmesidir.” şeklindedir.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Anayasa’nın 2., 6., 7.,
8., 11., 38., 40. ve 128.
maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul GÜRSOY,
Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A.Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün
katılımlarıyla 8.9.2004 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma
isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına
oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten
sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-
Yasa’nın 5. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa’da her hangi bir asli
düzenleme yapılmaksızın kamu ve özel laboratuvarların
kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasları belirleme
konusunda yürütmeye verilmiş olan yetkinin, bir yasama yetkisi devri
niteliği taşıdığı, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa
kuralının, temel ilkeyi koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz
geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerektiği, temel
kuralları koymadan, ölçüsünü belirlemeden ve sınırlarını çizmeden,
yürütmeye düzenleme yetkisi veren kuralın, Anayasa’nın 2.,
6., 7., 8., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptali istenilen kuralla Bakanlıkça
yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların
kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle
belirleneceği öngörülmektedir.
Yasa’nın 5. maddesinin birinci
fıkrasında ise, gıda maddelerinin ve gıda ile temas eden madde ve
malzemelerin gıda güvenliği, hijyen ve kalite
analizlerini yapmak üzere, Bakanlıkça yetkilendirilecek kamu ve özel laboratuvarların kurulabileceği belirtilmektedir.
Anayasa’nın 7. maddesinde yasama
yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve
bu yetkinin devredilemeyeceği; 8. maddesinde ise yürütme yetki ve görevinin
Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa’ya ve yasalara uygun
olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği öngörülmüştür. Buna göre, Anayasa’da
yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve
sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir.
Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir.
Bu nedenle, Anayasa’da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla
düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma
yetkisi verilemez.
Kuralda, kamu ve özel laboratuvarların kuruluş, çalışma izin ve denetimleri
konusunda yasa ile esasları belirlenmeden, çerçevesi çizilmeden Bakanlığa
çok geniş yetkiler verilmektedir. Yasa’da açıkça düzenleme yoluna gidilmeden,
laboratuvarların kuruluşlarının ve çalışmalarının
gerekli kıldığı koşulları belirleme yetkisinin idareye verilmesi, yasama yetkisinin devri niteliğini
taşımaktadır.
Bu nedenle kural Anayasa’nın 7.
maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 7. maddesine
aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca 2., 6.,
8. ve 11. maddeleri yönünden inceleme yapılmamış, 38. maddesi ile ilgisi
görülmemiştir.
B-
Yasa’nın 9. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, yalnızca risk analizinin; risk
değerlendirilmesi, risk yönetimi ve risk iletişimi ile bağlantılı üç ayrı
süreçten oluşan sistemi ifade ettiği belirtilerek bu süreçlerin soyut
tanımının yapıldığı, risk analizi konusunda temel ilke konulup çerçevesinin
çizilmediği, sınırsız, belirsiz ve geniş bir alanın yürütmenin
düzenlemesine bırakıldığı belirtilerek, kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
İptali istenilen kuralla, risk
analizi ile ilgili usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği
öngörülmektedir.
Yasa’nın “Tanımlar” başlıklı 3.
maddesinde, risk analizinin tanımı; risk değerlendirilmesi, risk yönetimi
ve risk iletişimi olarak birbirleriyle bağlantılı üç ayrı süreçten oluşan
sistem olarak verilmiştir. Aynı madde gereğince risk
değerlendirilmesi, olabilecek her türlü tehlikenin, nitelik ve etkilerinin
bilimsel olarak belirlendiği süreci; risk yönetimi, risk değerlendirmesini, diğer yasal zorunlulukları ve
gerektiğinde uygun önlem ve seçenekleri dikkate alan süreci; risk iletişimi, risk değerlendiricileri, risk
yöneticileri ve diğer ilgili tarafların risk ve riske ilişkin faktörlere
ait bilgi ve düşünceleri paylaşmasını anlatmaktadır.
Yasa’nın 9. maddesinde risk
analizinin, insan sağlığının korunması ve gıda güvenliğinin sağlanabilmesi
için gıda mevzuatı uygulamalarında esas alınacağı; risk
değerlendirilmesinin de bilimsel kanıtlara dayanması, bağımsız, tarafsız ve
şeffaf bir şekilde yapılması gerektiği;
risk yönetiminde ise, risk değerlendirilmesinin sonuçlarının dikkate
alınacağı belirtilmektedir.
Yasa koyucu gerektiğinde
sınırlarını belirlemek koşuluyla özel bir uzmanlık ve teknik bilgi
gerektiren konuların düzenlenmesini idareye bırakabilir. Risk analizinin
gıda teknolojisine ve bilimsel esaslara dayanılarak yapılacağı şüphesizdir.
Özel bir uzmanlık ve teknik bilgi isteyen risk analiziyle ilgili usul ve
esasların yasayla ayrıntılı şekilde düzenlenmesi, hızlı teknolojik ve
bilimsel gelişmeler karşısında, değişen şartların ve esasların zamanında
yerine getirilmesini önleyebilir. Bu bağlamda bilimsel ve teknik alanlarda
temel kurallar saptandıktan sonra ayrıntıları düzenleme yetkisinin idareye
verilmesi, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemez. Bu nedenle
kural Anayasa’nın 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2., 6. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
C- Yasa’nın 10. ve 14. Maddelerinin İkinci
Fıkralarının İncelenmesi
Dava dilekçesinde 10. madde ile insan sağlığı
üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel
belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda uygulanacağı belirtilen
ihtiyati tedbirlerle ilgili usul ve esasların yönetmeliğe bırakıldığı, 14.
madde ile de hangi hâllerin acil durum sayılacağı ve bu durumlarda
alınacağı açıklanan gerekli tedbirlerin neler olduğuna ilişkin hiçbir
düzenlemenin yapılmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 2.,
6., 7., 8., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5179 sayılı Yasa’nın “İhtiyati
tedbirler” başlıklı 10. maddesinin ilk fıkrasında, insan sağlığı üzerinde
zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve bilimsel
belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda, kapsamlı bir risk değerlendirmesine
imkân sağlayacak ileri düzeyde bilimsel veriler elde edilinceye kadar,
geçici risk yönetimi tedbirlerine başvurulabileceği hüküm altına alınmış,
dava konusu ikinci
fıkrasında ise, ihtiyati tedbirlerle ilgili usul ve esasların
yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
Yasa’nın “Acil
durumlar” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında, üretilen veya ithal
edilen gıda maddesinin, zararlı olabileceği ihtimalinin belirmesi
durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve ithalatına
ilişkin gerekli tedbirlerin alınacağı kuralı yer almakta, iptali istenilen
ikinci fıkrada ise, acil durumlarla ilgili usul ve esasların yönetmelikle
belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Yasa’nın 9. maddesinin dördüncü
fıkrasına ilişkin gerekçeler bu kurallar için de geçerlidir. Bu nedenle
iptal isteminin reddi gerekir.
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket
APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 2., 6., 11. ve 38. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
D-
Yasa’nın 23. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının İkinci Tümcesinin İncelenmesi
Dava
dilekçesinde, gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların
seçiminde dikkate alınacak en önemli kıstasın “nitelikleri” olacağı,
nitelikten soyutlanamayacak bir seçime ilişkin usul ve esasların kanunla
düzenlenmeyerek yönetmeliğe bırakılması nedeniyle kuralın Anayasa’nın 2., 6., 7., 8.,11. ve 128. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
Maddenin
son fıkrasının iptali istenilen ikinci tümcesi, “Bu Kanun
kapsamındaki gıda kontrol ve denetim hizmetlerini yapacak olanların seçimi
ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 128. maddesinde, “Devletin,
kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği
aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle
görülür.
Memurların
ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,
hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri
kanunla düzenlenir.
Üst
kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak
düzenlenir.” denilmektedir.
İptali istenen tümcede yer alan gıda kontrol ve denetim
hizmetlerini yapacak personelin 5179
sayılı Yasa gereğince yapacakları denetimlerin, Devletin, genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği
asli ve sürekli görevlerden olması nedeniyle ancak memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle yerine getirileceği ve denetim elemanlarının da bu
kapsamda bulunduğu açıktır. Kaldı ki maddenin üçüncü fıkrasında gıda
kontrol ve denetim hizmetinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi en az lisans düzeyinde eğitim almış personel tarafından
yapılacağı belirtilmektedir.
Bu durumda, 5179 sayılı Yasa’nın 23. maddesinin dördüncü
fıkrasının ikinci tümcesinde yer alan kontrol ve denetim hizmetini yapacak
personelin, hangi alanlardaki lisans mezunlarından olacakları, nitelikleri,
seçilme usulleri, tabi olacakları sınavlar, yeterliliklerinin
belirlenmesini içeren seçim ve yetiştirilmelerine ilişkin usul ve esasların
yasayla düzenlenmesi gerekirken yönetmelikle belirlenmesi, Anayasa’nın 128.
maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.
Kural
Anayasa’nın 128. maddesine dayanılarak iptal edilmiş olduğundan ayrıca 2., 6., 7., 8.
ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
E- Yasa’nın
25. Maddesinin Birinci Fıkrasında
Yer Alan “…ilgili mercilere…” İbaresi ile İkinci Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 25. maddenin birinci
fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresinin, kontrol ve denetim sonuçlarına
karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz edileceğini göstermediğinden
ve hukuk devletinin en önemli öğelerinden olan “belirlilik ilkesine” aykırı düştüğü;
maddenin ikinci fıkrasında, itirazın yapılacağı merciler de dâhil itiraz
hakkına ilişkin tüm düzenlemelerin yönetmelikle yapılması, yasama organına ait ve
devredilemeyecek bir yetki olan “asli düzenleme yetkisi” nin devri niteliğinde bulunması nedeniyle Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 11. ve 40. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
İptali
istenilen ibarenin de yer aldığı birinci fıkrada “Gıda maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten,
ithal ve ihraç eden ve satan işyeri yetkilileri, kontrol ve denetim
sonuçları hakkında, ilgili mercilere
itiraz edebilir” denilmekte, ikinci fıkrada ise, “İtiraz hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir”
hükmü yer almaktadır.
Anayasa’nın 40. maddesinin
ikinci fıkrası; “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun
yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır”
şeklindedir. Buna göre Devletin işlemlerine karşı hangi mercilere, hangi
süreler içinde başvuracağının belirtilmesi yasayla olabileceği gibi,
yasanın verdiği yetkiye dayanarak tüzük, yönetmelik gibi bir düzenleyici
işlemle de yapılabilir. Anayasa’nın bu hükmü ile,
Devlete verilen görev, somut olaylarda ilgili kişiler hakkında tesis edilen
işlemlere karşı başvurulacak kanun yolları ve merciler ile sürelerin
belirtilmesi zorunluluğuna ilişkin olup, bu hususlara yönelik olarak her
yasada özel bir düzenleme yapma yükümlülüğünü içermemektedir. Dolayısıyla
burada devletin işlemlerinde, hangi mercilere ve hangi süreler içinde
başvurulacağını açıkça göstermesiyle ilgililerin yetkili makamlara süresini
geçirmeden başvurarak hak arama özgürlüklerinin korunması amaçlanmaktadır.
Anayasa’nın 125. maddesinde idarenin
her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir.
Buna göre, ilgili mercilere itiraz edilebileceğine dair bir kural bulunmasa
bile Anayasa ve yasalar gereğince ilgililerin kontrol ve denetim sonuçları
hakkında yargı yoluna başvurma olanakları vardır. Bu durum karşısında,
işyeri yetkililerine tanınan ilgili mercilere itiraz hakkının, yasayla
düzenlenmesi ve hatta itiraz hakkı için özel bir düzenleme yapılması da
gerekmez. Bu hakka ilişkin esas ve usullerin yönetmelikle belirlenmesi,
asli düzenleme yetkisinin devredilmezliği ilkesini ihlâl etmediğinden
Anayasa’nın 2. ve 40. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi
gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 6., 7., 8. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
Fulya
KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe
katılmamışlardır.
F- Yasa’nın 29. Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinin Birinci
Paragrafında Yer Alan “…üretimden men edilir,…” ve
“…el konulur…”, İkinci Paragrafında
Yer Alan “…ürünlere el konulur,…” ve Üçüncü Paragrafında Yer Alan “…faaliyetten
men edilir,…”, “…el konulur…” ve “…izinleri iptal edilir.”, (b) Bendinde “…faaliyetten
men edilir…” (c) Bendinin Birinci
Paragrafında Yer Alan “…faaliyetten men edilir…” ve İkinci Paragrafında Yer
Alan “…yöneticilikten men cezası…”,
(d) Bendinde Yer Alan “…el konulur.”, (e) Bendinde Yer Alan “…faaliyetten men
edilir.” İbarelerinin ve (f) Bendinde Yer Alan “…toplattırılır,…” Sözcüğünün İncelenmesi
İptal başvurusundan sonra
Yasa’nın 29. maddesi, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı “Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile
değiştirilmiş olduğundan, bu maddeye ilişkin iptal istemi hakkında karar
verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI
İSTEMİ
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı
Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un;
A- 1- 5. maddesinin ikinci fıkrasına,
2- 23.
maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci tümcesine,
İlişkin iptal hükümlerinin
yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu fıkra ve tümcenin YÜRÜRLÜĞÜNÜN
DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
B- 1- 9. maddesinin dördüncü fıkrasına,
2- 10. maddesinin ikinci fıkrasına,
3- 14. maddesinin ikinci fıkrasına,
4- 25. maddesinin,
a- Birinci fıkrasında yer alan “…ilgili mercilere…” ibaresine,
b- ikinci fıkrasına
Yönelik iptal istemleri,
8.1.2009 günlü, E.2004/69, K.2009/6 sayılı kararla reddedildiğinden, bu
fıkra ve ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,
C- 29. maddesinin birinci fıkrasının;
1- (a) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer alan
“…üretimden men edilir, …” ve “…el konulur…”
ibareleri,
b) İkinci paragrafında yer
alan “…ürünlere el konulur…”
ibaresi,
c) Üçüncü paragrafında yer alan “…faaliyetten
men edilir, …”, “…el konulur…” ve “izinleri
iptal edilir.” ibarelerinin,
2- (b) bendinde yer alan “…faaliyetten men edilir…” ibaresi,
3- (c) bendinin,
a) Birinci paragrafında yer
alan “…faaliyetten men edilir.”
ibaresi,
b) İkinci paragrafındaki “…yöneticilikten men cezası verilir.”
ibaresi,
4- (d) bendinde yer alan “…el
konulur.” ibaresi,
5- (e) bendinde yer alan “…faaliyetten
men edilir.” ibaresi,
6- (f) bendinde yer alan “…toplattırılır, …” sözcüğü,
Hakkında, 8.1.2009 günlü,
E.2004/69, K.2009/6 sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar
verildiğinden, bu ibare ve sözcüklere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI
İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8.1.2009
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI-
İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin
üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî
Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa
Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca
kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden
başlayarak bir yılı geçemez” denilmektedir. 2949 sayılı Yasa’nın 53.
maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşinci
fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal sonucunda meydana gelecek
hukuksal boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici mahiyette
görmesi halinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.
5179 sayılı
Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un iptal edilen, 5.
maddesinin ikinci fıkrasındaki “Bu laboratuvarların
kuruluş, çalışma izin ve denetimi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle
belirlenir” hükmü ile 23. maddesinin dördüncü fıkrasının
ikinci tümcesindeki “Bu Kanun kapsamındaki gıda kontrol ve denetim
hizmetlerini yapacak olanların seçimi ve yetiştirilmesine ilişkin usul ve
esaslar yönetmelikle belirlenir” hükmünün doğuracağı hukuksal boşluk kamu
yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden İPTAL HÜKÜMLERİNİN, KARARIN RESMî GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL
SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE 8.1.2009 gününde karar verilmiştir.
VII- SONUÇ
27.5.2004 günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve
Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü
Hakkında Kanun’un:
A- 5. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 9. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 10. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D- 14. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
E-
23. maddesinin dördüncü fıkrasının
ikinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F- 25. maddesinin;
1- Birinci fıkrasında yer alan “… ilgili
mercilere …” ibaresinin,
2- İkinci fıkrasının,
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
iptal isteminin REDDİNE, Fulya
KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
karşoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
G- 29. maddesi, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Yasa’nın
542. maddesiyle değiştirildiğinden, maddenin birinci fıkrasının;
1-
(a) bendinin,
a- Birinci paragrafında
yer alan “… üretimden men edilir, …” ve “… el konulur …” ibarelerine,
b- İkinci
paragrafında yer alan “… ürünlere el konulur
…” ibaresine,
c- Üçüncü paragrafında yer alan “… faaliyetten men edilir
,…”, “… el konulur …” ve “…
izinleri iptal edilir.” ibarelerine,
2- (b) bendinde yer alan “… faaliyetten
men edilir …” ibaresine,
3- (c) bendinin,
a- Birinci
paragrafında yer alan “…faaliyetten men edilir …” ibaresine,
b- İkinci
paragrafında yer alan “… yöneticilikten men cezası
…” ibaresine,
4- (d) bendinde yer alan “… el
konulur.” ibaresine,
5- (e) bendinde yer alan “… faaliyetten
men edilir.” ibaresine,
6- (f) bendinde yer alan “… toplattırılır,
…” sözcüğüne,
ilişkin
KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDA
KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
H-
İptal edilen fıkra ve tümcenin
doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden,
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın
53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince İPTAL HÜKÜMLERİNİN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE
GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
8.1.2009 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
27.05.2004
günlü, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un:
1- 10. maddesinin ikinci
fıkrası;
İptali
istenilen fıkranın yer aldığı “ihtiyati tedbirler” başlıklı madde hükmünde;
“İnsan
sağlığı üzerinde zararlı bir etkinin olması ihtimalinin belirmesi ve
bilimsel belirsizliklerin sürmesi gibi özel durumlarda, kapsamlı bir risk
değerlendirmesine imkan sağlayacak ileri düzeyde
bilimsel veriler elde edilinceye kadar, geçici risk yönetimi tedbirlerine
başvurulabilir.
İhtiyati
tedbirler ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”
denilmektedir.
Anayasa’nın
7. maddesinde; “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet
Meclisinindir. Bu yetki devredilemez “ hükmü yer almıştır.
Buna göre, Yasakoyucunun temel ilkeleri koymadan çerçeveyi
çizmeden yürütmeye sınırsız yetki vermemesi belirsiz bir alanı yönetimin
düzenlemesine bırakmaması gerekir. Nitekim,
Anayasa Mahkemesinin muhtelif kararlarında; “idarenin görevleri genel
olarak yasaların uygulanmasını göstermek ve sağlamaktır. Yasakoyucu özel bir ihtisas ve teknik bilgi gerektiren
konularda hükümete yetki verebilir. Ancak bu yetkinin yasa ile belirlenmesi
gerekir. Yasa ile yetkilendirme Anayasa’nın öngördüğü biçimde Yasa ile
düzenleme anlamına gelmez. İdareye keyfi uygulamalara yol açabilecek geniş
takdir yetkisi verilmesi Anayasa’nın 7. maddesine aykırılık oluşturur”
denilmektedir.
Bu durumda
iptali istenilen madde hükmü ile usul ve esasları yönetmelikle
düzenleneceği belirtilen ihtiyati tedbirlerin konu, amaç ve koşulları
açısından herhangi bir çerçeve çizilmeden ve ölçü getirilmeden yasamaya ait
asli düzenleme yetkisi yürütmeye devredildiğinden, Anayasa’nın 7. maddesine
aykırıdır.
2- 14.
maddesinin ikinci fıkrası;
İptali
istenilen fıkranın yer aldığı “acil durumlar” başlıklı maddede;
“Üretilen
veya ithal edilen gıda maddesinin, sağlığa zararlı olabileceği ihtimalinin
belirmesi durumunda, söz konusu gıda maddesinin pazara sunumu, kullanımı ve
ithalatına ilişkin gerekli tedbirler alınır.
Acil
durumlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” denilmektedir.
Madde
hükmünde, hangi durumların “acil durum” sayılacağı ve bu durumlarda
alınacağı belirtilen “gerekli tedbirlerin” neler olduğu konusunda herhangi
bir belirlilik bulunmadığı, böylece çerçevesi ve şartları çizilmeden ve
ölçü getirilmeden belirsiz bir alanda idarenin yetkilendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda
10. maddenin ikinci fıkrasına ilişkin Anayasa’ya aykırılık gerekçesi 14.
maddenin ikinci fıkrası için de geçerlidir.
Açıklanan
nedenlerle yasamaya ait asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devri
niteliğindeki düzenleme Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
3-
25.maddesinin birinci fıkrasındaki “ilgili mercilere” ibaresi ile ikinci
fıkrası;
İptali
istenilen birinci fıkradaki ibare ile ikinci fıkranın yer aldığı maddede;
“Gıda
maddeleri ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten, ithal ve
ihraç eden ve satan işyeri yetkilileri, kontrol ve denetim sonuçları
hakkında, ilgili mercilere itiraz edebilir.
İtiraz
hakkına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmektedir.
Anayasa’nın
“Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinin ikinci
fıkrasında (ek: 3. 10. 2001 - 4709 /16 md.)
“Devlet, işlemlerinde,
ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve
sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü yer almıştır.
Bu maddenin
gerekçesinde de; bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar
haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan
sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun
yolu, merci ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin
korunması açısından zorunluluk haline geldiği belirtilmektedir.
Bu durumda;
iptali istenilen madde hükmünde yer alan “ilgili mercilere” ibaresi kontrol
ve denetim sonuçlarına karşı hangi mercilere ve hangi sürelerde itiraz
edileceği konusunda açık olmadığından Anayasa’nın 40. maddesine aykırıdır.
Diğer
taraftan; itiraz hakkına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle
düzenleneceği yolundaki düzenleme ise Yasama organına ait ve
devredilemeyecek bir yetki olan asli düzenleme yetkisinin yürütmeye devri
niteliğinde olup Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.
Açıklanan
nedenlerle Yasa’nın yukarıda belirtilen dava konusu kural ve ibarelerinin
iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Azlık Oyu
5179 sayılı Gıdaların Üretimi,
Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilecek
Kabulü Hakkında Kanun’un,
1- 10., 14. ve 25. Maddelerinin ikinci fıkraları yönünden:
Anayasa’nın 7. maddesinde “Yasama yetkisi Türk
Milleti Adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez .”
kuralı öngörülmüştür. Bu yetki ancak, yasa koyucunun belirli konularda gerekli kurallar
koyup, ölçütler geliştirip ve sınırlar gösterip idareye düzenleme yapması için
devredilebilir. Devredilmenin sınırlı oluşu yasamanın sahip olduğu bu yetkinin ilk elden kullanılacak genel ve asıl
yetki olma özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Davaya konu kurallarda ise, Yasa’nın
gıda güvenliği temel amacı doğrultusunda; insan sağlığının zararlı etkilerinden
korunmasını amaçlayan ve sonuçta işyeri uğraşlarını önleme niteliği taşıyan
ihtiyati tedbir, acil durum ve itiraz hakkı konularında çerçeve çizilmeden, ölçüt ve
ilkeler konmadan yürütmeye düzenleme yapma yetkisi verilmesi Anayasa’nın 7.
maddesine açıkça aykırıdır. Başka bir deyişle, ihtiyati tedbir gibi yargısal
çağrışımlar yapan ve itiraz hakkı gibi yargısal evrenin başlangıcı niteliği
taşıyan konular yönetsel niteliğe döndürüldüğünde boyutlarının ve kapsamının
somutlaştırılması gerektiği, ayrıca ihtiyati tedbir ve acil durum
olgularının çalışma özgürlüğüyle yakın ilintileri ve benzer özellikleri
yönünden yasal çerçevenin çizilmesinin zorunlu hale geldiği kuşkusuzdur.
Öte yandan risk analizi yönünden
2. maddedeki tanımlarla birlikte genel ölçütleri içeren 9. maddedeki yaklaşım,
bu kuralların anayasal çelişkisini gösteren ayrı bir olgudur.
2- 25. Maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “ilgili mercilere” ibaresiyle, ikinci
fıkrası
yönünden:
Yasama yetkisinin
devredilmezliğiyle ilgili yukarıda değinilen ilkeler ikinci fıkra yönünden
de geçerlidir. Bunlar yanında:
Anayasa’nın 40. maddesinin
ikinci fıkrasında “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun
yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”
kuralı yer almaktadır. Bu kural
İdari işlemlerde bulunacak öğelere vurgu yapmaktadır. İtiraza konu kuralın
ise kontrol ve denetim sonuçları hakkında itiraz edilecek “merci”ye değindiği görülmektedir. Yasalar
düzenledikleri diğer konularda olduğu gibi itiraz yolu öngördüklerinde de
belirsizliğe gidecek, farklı yorumlar oluşturacak sözlerden
kaçınmalıdır. Bu bakımdan “ ilgili
merciler” şeklindeki anlatım amaçlananın yargı yerleri mi, yoksa idari
makamlar mı olduğu konusunda duraksama oluştururken, itiraz edilecek yargı
yeri veya idarenin hangi makam ya da mahkemeyi öngördüğü konusunda da
kuşkuyu yaşatmaktadır. İtiraz edilecek yargı veya idari makamlar yönünden
itiraz sürelerinin farklılık gösterecek olması da, belirsizliği ve
kuraldaki eksikliği gösteren diğer olgudur.
Belirtilen nedenlerle 5179
sayılı Yasa’nın 10., 14. ve 25. maddesinin ikinci
fıkralarıyla, 25. maddenin birinci fıkrasında yer alan “ ilgili mercilere”
ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırılığından ötürü iptali
gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Şevket
APALAK
|