24 Aralık 2008 ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 27090

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: 

Esas Sayısı      : 2005/83

Karar Sayısı   : 2008/110

Karar Günü    : 29.5.2008

              

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Konya 1. İdare Mahkemesi

 

İTİRAZIN KONUSU: 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 104. maddesinin “39 uncu maddenin yetersizlik ve disiplin sebepleri hariç olmak üzere (e) … fıkralariyle … gösterilenler, kurumlarda emeklilik hakkı tanınan vazifelerde çalıştırılamazlar” bölümünün, Anayasa’nın 2., 10., 70., 154., 155., 156. ve 157. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

 

I - OLAY

Subay iken ticaret yapmak suçundan Askeri Ceza Kanununa Müzeyyel Kanun’un 1/A maddesi gereğince mahkum olup, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilmesine karar verildikten sonra 5434 sayılı Yasa’nın 104. maddesi gereğince görevine son verilme işlemine karşı açılan davada Anayasa’ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, itiraz konusu kuralın iptali için başvurmuştur.

 

II - İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“1-) ANAYASANIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN: Anayasanın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” hükmüne yer verilmektedir. Hukuk Devleti, İnsan Haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu, adil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmekle kendisini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir. Hukuk devleti ilkesi gereği, devletin tüm organlarının (yasama organı da dahil), hukuk kuralları ile öncelikle kendisini bağlı sayan bir devlettir. Bu bağlamda yasa koyucunun yasal düzenlemeler yaparkenki takdiri sınırsız ve keyfi olmayıp, hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır.

Bu duruma göre yasa koyucunun, hizmet gereklerini göz önüne alarak askeri personelle ilgili olarak diğer memurlardan daha sıkı-katı kurallar koyabileceği ancak bu aykırılığın sadece askeri hizmeti ilgilendiren durumlarla sınırlı olması gerektiği kuşkusuzdur. Oysa dava konusu ihtilafta, ticaret yasağı yapan davacının silahlı kuvvetlerden ihracı bu bağlamda değerlendirilse de anılan kurumdan ihraç edildikten sonraki özel veya mesleki hayatının yine sıkı-katı bir şekilde diğer kamu görevlilerinden farklı engelleyici tarzda düzenlenmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Çünkü davacı askeri personel için gerekli kurallara uygun davranmamanın bedelini aldığı yargısal ceza (hapis) ve ihraç kararıyla zaten fazlasıyla ödemiştir. Artık bu aşamadan sonra her Türk vatandaşı gibi kamu görevine girmek, mesleğini icra etmek istemektedir. Tam bu aşamada diğer kamu görevlileri için konulmayan bir şartın davacı önüne konulması kamu yararı-hizmet gerekleri ve de hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Bu sebeple 5434 sayılı Yasanın 104. maddesinin yukarıda anılan kısmının Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğu düşünülmektedir.

2-) ANAYASANIN 10. MADDESİ YÖNÜNDEN: Anayasanın 10. maddesinde “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet Organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre yasa koyucu düzenleme yaparken, hizmet gerekleri, görevin özelliği için zorunlu olanlar dışında farklı koşullar getiremez. Nitekim dava konusu ihtilafta, davacı, askerlikten ihraç edilerek, askerlik hizmetinin gereklerine uymamanın bedelini ödemiştir. Bu aşamadan sonra, askerlik hizmeti dışındaki tüm kamusal hak ve sorumluluklar yönünden diğer vatandaşlar ve kamu görevlilerinden farkı yoktur. Nitekim daha önce görevden ayrılıp yeniden bir kamu görevine girmek isteyen, bir memurdan ne isteniyorsa davacıdan da aynı şeylerin istenmesi veya aynı engellerin geçerli olması gerekir. Çünkü yeni talep edilen kamu görevinin askerlikle ilgisi olmadığından davacının askerlikten ihracı tek başına bu göreve girmesine engel olmamalıdır. Aksi takdirde Anayasanın 10. maddesine aykırı davranılmış olacağı düşünülmektedir.

3-) ANAYASANIN 70. MADDESİ YÖNÜNDEN: Anayasanın 70. maddesinde “Her Türk kamu hizmetlerine girmek hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez” hükmü düzenlenmektedir. Buna göre, yukarıda da bahsedildiği üzere, kamu hizmetine alınırken, hizmet gereklerine göre farklı koşullar getirilebileceği kuşkusuz olmakla birlikte aynı hizmet gurubu için talep edenlere göre farklılık getirilemez. Anayasa hükmünün 1. fıkrasında da belirtildiği üzere kamu hizmetine girme Anayasal bir haktır. Dolayısıyla bu hakkın kullanılması, hizmet gerekleri dışında hiçbir kıstasa göre sınırlandırılamaz. Nitekim davacının askerlik ve askeri hizmet koşullarıyla artık ilgisi kalmamıştır. Cezasıyla, bedeliyle askeri personel olma konumunu kapatmıştır. Bu aşamadan sonra bir uzman doktor olarak bir kamu hastanesinde hizmetle mesleğini icra etmek istemektedir. Bu konu davacı yönünden Anayasanın verdiği “kamu hizmetine girme hakkının” kullanılmasından ibarettir. Yapmak istediği hizmet, askerlik dışında sivil hayata dönük doktorluk hizmeti olup, bu hizmetin gerektirdiği tüm koşuların davacıda mevcut olduğu da taraflar arasında ihtilafsızdır. Sadece davacının askerlikten ihraç edilmiş olması bu hizmete engel sayılmıştır.  Bu sebeple Anayasa hükmü hilafına davacı hakkında “görevin gerektirdiği niteliklerden başka” sebeplerle ayrım yapılmıştır. Bu sebeple, işlem dayanağı olan yasa maddesinin Anayasanın 70. maddesine aykırı olduğu düşünülmektedir.

4-) ANAYASANIN 154-155-156 ve 157. MADDELERİ YÖNÜNDEN: Anayasanın 154-155-156 ve 157. maddelerinde yüksek mahkemeler düzenlenerek,  Türk  Yargı sisteminin  genel   şekli belirlenmiştir. Buna göre Türk Yargı sistemi, Adli Yargı, İdari Yargı, Askeri Yargı şeklinde 3 ana kola ayrılmış olup, ihtilaflar da niteliklerine göre bu yargı kollarına yönlendirilmiştir. Anayasanın yaptığı ayrım tamamiyle işin niteliğine göre teknik bir ayrım olup hiyerarşik bir sınıflandırma yapılmamıştır. Bu sebeple daha alt düzenlemelerde, bu yargı kollarından birisinin diğerlerine üstün veya önceliğini ifade eden kurallara yer verilemez. Dolayısıyla anılan yargı yerlerince verilen kararların hak kısıtlama yönünden doğurduğu neticede aynı olmak zorundadır. Örneğin kamu hizmetine girmede kriterler belirlenirken, bir ceza yargısı kararı söz konusu ise, sivil veya askeri ceza yargısı tarafından verilen kararlar arasında etki farkı olmamalıdır. Yine tek ayrım işin niteliğinden kaynaklanabilir. Örneğin askeri hizmete girmek isteniliyorsa elbette “önceden var olan askeri suçlar ve de askeri mahkeme kararları burada elbette farklı değerlendirilebilir. Ancak talep edilen hizmet genel ve sivil hata tıp mesleğiyle ilgili bir hizmet ise burada aranan koşullar arasına askeri yargı kararlarına öncelik ve ağırlık veren bir koşul konulamaz.

Aksi  takdirde   yukarıda   anılan   Anayasa   hükümleriyle   ortaya   konulan   Türk   Yargı Sistematiğine aykırı hareket edilmiş olur.

SONUÇ: Davacının görevine son verilmesi işleminin 5434 sayılı Yasanın 104. maddesine dayandırıldığı, işlemin yargısal denetiminde bu hükmün doğrudan uygulanacak hüküm olduğu, ancak yasa hükmünün (kararda belirtilen bölümünün) yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasanın 2-10-70-154-155-156 ve 157. maddesine aykırı olduğu, gerek davacının iddiaları ciddi bulunarak gerekse resen tespit edilerek Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.”

 

III - YASA METİNLERİ

A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun itiraz konusu bölümün de yer aldığı 104. maddesi şöyledir: 

“MADDE 104 – 39 uncu maddenin yetersizlik ve disiplin sebepleri hariç olmak üzere (e) ve (f) fıkralariyle 92 nci maddede gösterilenler, kurumlarda emeklilik hakkı tanınan vazifelerde çalıştırılamazlar.”

 

B - İlgili Yasa Kuralları

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 39. maddesinin (e) ve (f) fıkraları ile 92. maddesi şöyledir:

“MADDE 39 - Emekli aylığı aşağıdaki hallerde bağlanır: …

e) Subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlâk noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askerî mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen;

f) (e) fıkrasında yazılı olanlar dışındakiler ahlâk ve yetersizlik sebeplerinden dolayı tüzüğüne göre sicilleri üzerine kurumlarınca resen; ….”

“MADDE 92 - İştirakçilerden Türk vatandaşlığından çıkarılan, Türk vatandaşlığını bırakan, yabancı memleket uyruğuna girenlerin (Türk vatandaşlığını muhafaza edenler hariç) bu Kanunla tanınan her çeşit hakları düşer.

Aylık almakta iken veya aylık bağlama hakkı doğmadan önce, tanınan her çeşit hakları bu madde uyarınca düşenler, bu durumlarının ortadan kalkması halinde, Sandığa yazılı olarak yapacakları müracaatları takip eden aybaşından itibaren ve bu Kanunda öngörülen diğer şartları da taşımaları kaydıyla bu haklardan yeniden yararlandırılırlar.

Yukarıdaki hükümler 88 inci madde kapsamına girenlerle, dul ve yetimleri hakkında da uygulanır”

 

C - Dayanılan Anayasa Kuralları

 Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 10., 70., 154., 155., 156. ve 157. maddelerine dayanılmıştır.

 

 IV - İLK İNCELEME

 Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Ali GÜZEL ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılımlarıyla 22.7.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

            

V - ESASIN İNCELENMESİ

A - Sınırlama Sorunu

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.

Mahkemede bakılmakta olan davaya konu idari işlem, 5434 sayılı Yasa’nın 104. maddesine göre “askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine” Türk Silahlı Kuvvetlerinden re’sen emekli edilenlerin tekrar göreve alınmalarının mümkün olmadığına ilişkindir. İptali istenilen bölümdeki ibareler, iptal istemi dışında tutulan 39. maddenin (f) fıkrası ve 92. madde için de geçerlidir. Diğer yandan, 39. maddenin (e) fıkrasında askeri mahkemelerce verilen kararlar dışındaki sebeplerden de söz edilmiştir. Bu nedenlerle, kuraldaki incelemenin “askerî mahkemelerce verilecek kararlar” yönünden “…(e)…” ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir. 

 

B - Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında itiraz konusu kuralın, asker olarak görevliyken ticaret yapmak suçundan dolayı askeri mahkeme kararıyla ihraç edilen kişinin mesleki hayatı engellendiğinden hukuk devleti ilkesine, ihraçtan sonraki aşamada, askerlik hizmeti dışındaki tüm kamusal hak ve sorumlulukları yönünden diğer kişi ve kamu görevlileri arasında bir fark olmadığı halde aksi öngörüldüğünden eşitlik ilkesine, kamuda yeniden çalışmaya engel olunduğundan ve ayrıca askeri mahkeme kararlarına farklı anlamlar yüklendiğinden Anayasa’nın 2., 10., 70., 154., 155., 156. ve 157. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu kuralda, 5434 sayılı Yasa’nın 39. maddesinin yetersizlik ve disiplin sebepleri hariç olmak üzere (e) bendinde gösterilenlerin kurumlarda emeklilik hakkı tanınan görevlerde çalıştırılamaması öngörülmektedir.

Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa’nın 70. maddesinde “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.” denilmiştir.

5434 sayılı Yasa’nın 39. maddesinin (e) fıkrasında sayılanlardan Türk Silahlı Kuvvetlerinden askeri mahkemelerce verilecek kararlardaki ihraç fer’i cezası nedeniyle uzaklaştırılanların kamuda emeklilik hakkı tanınan yerlerde çalıştırılamamalarının, askeri hizmetin gereği olan disiplinin sağlanması ve bu hizmetteki istihdamdan beklenen faydanın elde edilmesi amacıyla öngörüldüğü ve düzenlemenin yasa koyucunun takdir alanı içerisinde olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca, askeri mahkeme kararı ile ihraç edilen bir kişinin Bağ-Kur veya SSK’ya bağlı olarak çalışma hayatını sürdürmesine bir engel de bulunmamaktadır.

Askeri mahkeme kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen bir kişinin Emekli Sandığına tabi kurumlarda yeniden göreve alınamaması, Anayasa’nın 70. maddesinde belirtilen hizmete almada görevin gerektirdiği nitelikler kapsamında görüldüğünden Anayasa’nın bu maddesine aykırılıktan söz edilemez.

Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen “yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

Devlet memurluğuna girmek isteyen bir kişi ile askeri mahkeme kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edildikten sonra tekrar Devlet memurluğuna girmek isteyen kişinin hukuksal konumları aynı olmadığından, bunlar arasında eşitlik karşılaştırılması yapılamaz.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuraldaki “askerî mahkemelerce verilecek kararlar” yönünden “(e)” ibaresi Anayasa’nın 2., 10. ve 70. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın, Anayasa’nın 154., 155., 156. ve 157. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

 

VI - SONUÇ

8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 104. maddesinin “askerî mahkemelerce verilecek kararlar” yönünden “…(e)…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 29.5.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

                        

 Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit ADALI

   

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

 

Üye

Mustafa YILDIRIM

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

Üye

                     Serruh KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ