Danıştay
İçtihatları Birleştirme Kurulundan: Esas No :
2005/2 Karar No : 2007/1 ÖZÜ: Mühendis unvanına sahip olmakla
beraber 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uyarınca Teknik
Hizmetler Sınıfında kimyager kadrosunda görev yapanların ek gösterge
rakamlarının tespitinde, tahsil durumlarının değil, kadro unvanının esas
alınması gerektiği hakkında. İÇTİHATLARI
BİRLEŞTİRME KURULU KARARI Kimya mühendisi unvanına sahip olmakla beraber Teknik Hizmetler
Sınıfında kimyager kadrosunda görev yapan ve 657 sayılı Kanuna 527 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname'nin 3'üncü maddesi ile eklenen (I) Sayılı Cetvelin,
"Teknik Hizmetler Sınıfı" bölümünün (b) bendinde öngörülen (3000)
ek gösterge rakamından yararlanan, ancak, (a) bendinde öngörülen (3600) ek
gösterge rakamından yararlanmak isteyen davacılar yönünden Danıştay Onbirinci Dairesinin, unvanı yeterli görerek ek göstergenin
buna göre tespit edilmesi gerektiği yolundaki kararları ile Danıştay İdari
Dava Daireleri Kurulunun, unvan dışında bulunulan kadroya göre ek göstergenin
tespit edilmesi gerektiği yönünde ayrı ayrı verdiği
kararlar arasında; ayrıca, Danıştay Onbirinci
Dairesinin, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına uyarak verdiği
kararlar ve anılan Dairenin temyiz incelemesi sonucu verdiği aksi yöndeki
kararları arasındaki aykırılığın, içtihatların birleştirilmesi suretiyle
giderilmesinin, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 40/1'inci maddesi uyarınca
Danıştay Onbirinci Daire Başkanlığı tarafından
istenilmesi üzerine, Raportör Üyenin raporu, konu ile ilgili kararlar, yasal
düzenlemeler incelendikten ve Danıştay Başsavcısının düşüncesi dinlendikten
sonra gereği görüşüldü: I - İÇTİHADIN BİRLEŞTİRİLMESİ
İSTEMİNE KONU KARARLAR: 1 -
Danıştay Onbirinci Dairesinin 23/11/2004
günlü ve E: 2001/4303, K: 2004/4730 sayılı kararı: Kimya
mühendisi olup fiilen kimyager kadrosunda çalışan ve bu görevden emekliye
ayrılan davacının ek göstergesinin, davalı idarece (3600)'den (3000)'e
indirilerek daha önce ödenmiş emekli ikramiyesi ve aylık farklarının adına
borç çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı; davacı her
ne kadar Teknik Hizmetler Sınıfında yer aldığını ve mühendisler ile aynı işi
yaptığını belirtmekte ise de mühendis kadrosuna atanmadığından, 657 sayılı
Kanunun 43'üncü maddesi ile 142 nolu Devlet
Memurları Kanunu Genel Tebliği hükümleri uyarınca mühendisler için öngörülen
ek göstergeden yararlandırılamayacağı gerekçesiyle
reddeden Ankara 10. İdare Mahkemesinin 21/6/2001
günlü ve E: 2000/1706, K: 2001/909
sayılı kararını, Danıştay Onbirinci Dairesi ''5434
sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 41'inci maddesinde, emekli aylığının
hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43'üncü maddesinde
yer alan gösterge tablosu ve personel kanunlarındaki ek göstergelerin esas
alınacağı belirtilmiş, 657 sayılı Yasanın 43/B maddesinde de, bu Kanuna tabi
kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıklarının, hizmet sınıfları,
görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanuna ekli ek
gösterge cetvelinde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle
hesaplanacağı hükme bağlanmıştır. Bu Yasaya ekli (I) Sayılı Ek Gösterge
Cetvelinin, Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünde ise, Teknik Hizmetler Sınıfına
ait kadrolarda görev yapan personel için öngörülen ek gösterge rakamları (a),
(b), (c) ve (d) bentleri halinde sayılmış; (a) bendinde, kadroları bu sınıfa dahil olup, en az dört yıl süreli yüksek öğretim veren
fakülte ve yüksek okullardan mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre yüksek
mühendis, mühendis, yüksek mimar ve mimar unvanı almış olanlara uygulanacak
ek gösterge rakamları belirlenmiştir. Görüleceği
üzere, (I) Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin, Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünün
(a) bendinde yer alan ek göstergelerden yararlanabilmek için, Teknik
Hizmetler Sınıfında bulunmak ve yine aynı bentte belirtilen kariyer unvanlara
sahip olmak yeterli olup, bu unvanlara ilişkin kadrolarda bulunmak gibi bir
koşul öngörülmemiştir. Diğer bir deyişle 657 sayılı Yasanın 43/B maddesinde,
ek gösterge rakamlarının tespitinde hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık
alınan derecelerin dikkate alınacağı belirtilmiş olup, kadro unvanına ek gösterge
rakamlarının tespitine ilişkin kriterler arasında
yer verilmemiştir. Öte yandan, dava konusu uyuşmazlığın personel hukukunun
"teşvik ve taltif" amacı da gözetilerek çözümlenmesi gerekmektedir.
657 sayılı Yasa bir bütün olarak incelendiğinde görüleceği
üzere yasa koyucunun, kamu hizmetlerinin en iyi bir biçimde yürütülmesi
amacıyla kamu personelinin öğrenim düzeyinin yüksek olmasını hedeflediği, bu
amacı gerçekleştirmek ve kamu personelini bulundukları düzeye göre daha üst
öğrenim yapmaya özendirmek için çeşitli hükümler (örneğin 36'ncı maddedeki
düzenlemeler gibi) getirdiği görülmektedir. Gerek 657 sayılı Yasanın
43/B maddesindeki, gerekse yasaya ekli (I) Sayılı Ek Gösterge Cetvelindeki
düzenlemeleri bu çerçevede değerlendirmek zorunlu bulunmaktadır. Nitekim (I)
Sayılı Ek Gösterge Cetvelindeki bazı bölümlerde kadro unvanları tek tek sayılmış iken, bazı bölümlerde sadece unvanın
alınmasının yeterli görülmesi de bu görüşü doğrular niteliktedir. Olayda da,
davacının emekli olmadan önce İstanbul Gümrük Başmüdürlüğünde Teknik
Hizmetler Sınıfında kimyager kadrosunda ve (4) yıllık mühendislik ve mimarlık
fakültesi mezunu olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi
Kimya Mühendisliği Bölümü mezunu olması dolayısıyla, mühendis unvanına sahip
olup, Teknik Hizmetler Sınıfına ait bir kadroda görev yapmakta iken emekliye
ayrılan davacıya, 657 sayılı Yasaya ekli (I) Sayılı Cetvelin Teknik Hizmetler
Sınıfı bölümü (a) bendinde öngörülen (3600) ek gösterge rakamının uygulanması
gerekirken, yukarıda anılan yasa kuralının aksine tesis edilen dava konusu
işlemlerde ve temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı'' gerekçesiyle bozduğu, bu karara mahkemece uyularak iptal
kararı verildiği, kararın temyiz edildiği ve dairenin E: 2005/3907
esasında beklediği, 2 -
Aynı Dairenin rapora ekli 15/3/2005 günlü ve E:
2002/3018, K: 2005/1327 sayılı; 12/5/2003
günlü ve E: 2000/8491, K: 2003/2109 sayılı; 28/5/2003 günlü ve E: 2000/8481,
K: 2003/2320 sayılı; 24/9/2002 günlü ve
E: 2000/6868, K: 2002/2892 sayılı; 11/10/2005 günlü ve E: 2003/1498,
K: 2005/4887 sayılı kararlarında ve aynı konulardaki uyuşmazlıkları çözüme
bağlayan diğer kararlarında "(I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin, Teknik
Hizmetler Sınıfı bölümünün (a) bendinde yer alan ek göstergelerden
yararlanabilmek için, Teknik Hizmetler Sınıfında bulunmak ve yine aynı bentte
belirtilen kariyer unvanlara sahip olmak yeterli olup, bu unvanlara ilişkin
kadrolarda bulunmak gibi bir koşulun öngörülmediği" yönündeki kararın
tekrarlandığı ve Dairenin içtihadının bu yönde istikrar kazandığı, 3 -
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun aynı konudaki bir uyuşmazlıkta
verdiği 18/3/2004 günlü ve E: 2002/1283, K: 2004/343
sayılı kararı: "657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında; 'bu
Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylık ve ek
göstergeleri aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilir.' hükmünün yer
aldığı, bu fıkrada açıkça ifade edildiği gibi bu Kanuna tabi kurumlarda görev
yapan personelin ek göstergeleri, kadro şartına bağlanmış olup, ek
göstergeden yararlanabilmek için salt unvana sahip olmak yeterli olmayıp, o
unvana ilişkin görevde (kadroda) de bulunmak gerektiğinde kuşkuya yer
olmadığından bu hüküm gözardı edilerek 657 sayılı
Kanuna ekli (I) Sayılı Ek Gösterge Cetveli, yegane
dayanak alınmak suretiyle ek göstergenin 'unvana' göre uygulanması gerektiği
sonucuna ulaşılması mümkün değildir. 657 Sayılı Kanun'un
43'üncü maddesi, uygulanacak ek gösterge rakamları konusunda, bu Kanuna ekli
(I) ve (II) sayılı cetvellere atıfta bulunduğundan, uygulanacak ek gösterge
rakamının tespitinde söz konusu cetveller yanında 43'üncü maddede yer alan
düzenlemelerin de dikkate alınması ve bu kapsamda 43'üncü maddenin öngördüğü
o unvana ilişkin görevde (kadroda) bulunma koşulunun da gözönünde
bulundurulması gerekmektedir. Bu
durumda, mühendis unvanına sahip olduğu anlaşılmakla beraber kimyager
kadrosunda görev yapan davacının, mühendislik görevinin ek göstergesinden
yararlanmasına hukuken imkan bulunmadığından, ek göstergenin öğrenim sonucu
elde edilen unvana göre değil, kadro unvanına göre uygulanacağına ilişkin
bulunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir."
gerekçesiyle Dairenin 25/9/2002 günlü ve E:
2000/9235, K: 2002/2902 sayılı kararının bozulduğu, Dairenin bozmaya uyarak
davayı reddettiği ve kararın kesinleştiği, 4 -
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun aynı yönde kesinleşen, 18/3/2004 günlü ve E: 2003/565, K: 2004/348 sayılı;
31/3/2005 günlü ve E: 2004/204, K: 2005/171 sayılı kararlarının bulunduğu ve
Kurulun bu yöndeki kararlarının istikrar kazandığı, görülmektedir. II - KONU İLE İLGİLİ DİĞER
KARARLAR: 1 -
Onbirinci Dairenin 12/11/2004
günlü ve E: 2004/3083, K: 2004/4526 sayılı kararı: İstanbul
Gümrükleri Başmüdürlüğünde kimyager olarak çalışan davacıya 142 seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinin 7'nci
maddesine göre tahsil durumuna göre değil,
kadro unvanına göre ek gösterge verilmesi yönündeki işlemi iptal eden Onbirinci Daire kararının, Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulunun 18/3/2004 günlü ve E: 2002/1283,
K: 2004/343 sayılı kararı ile bozulduğu, Onbirinci
Dairenin bozmaya uyarak davayı reddettiği, 2 -
Onbirinci Dairenin 12/5/2003
günlü ve E: 2000/8491, K: 2003/2109 sayılı kararı: Kimya Mühendisi olan ve teknik hizmetler sınıfında kimyager
olarak çalışmakta iken emekliye ayrılan davacıya (3600) olarak uygulanan ek
göstergenin, (3000) olarak düzeltilmesi ve fazla ödenen miktarın borç
çıkarılması işleminin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 8. İdare
Mahkemesinin mühendis kadrosunda bulunulmaması nedeniyle davayı reddettiği,
Dairenin ise, mühendis unvanını ve teknik hizmetler sınıfında çalışıyor
olmayı yeterli bularak mahkeme kararını bozduğu, 3 -
Onbirinci Dairenin 22/1/2003
günlü ve E: 2000/11285, K: 2003/332 sayılı kararı: Habur
Gümrüğünde kimyager olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu'nun 43/B maddesine göre ek göstergesi (I) sayılı cetvele göre (3600)
olarak uygulanmakta iken, idarece (3000) olarak değiştirilmesi üzerine bu
işlem ile dayanağı 142 seri nolu Tebliğe karşı dava
açtığı, Dairece, kimyager olarak görev yapan ve mezun olduğu okul itibarıyla
mühendis unvanına sahip bulunan davacıya (3600) ek gösterge rakamının uygulanması gerektiğinden iptal kararı verildiği,
bu kararın temyizi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
tarafından kararın bozulduğu, bozmaya uyularak davanın reddedildiği, 4 -
Onbirinci Dairenin 11/10/2005
günlü ve E: 2003/1498, K: 2005/4887 sayılı kararı: Fiilen
kimyager kadrosunda görev yapan davacının ek göstergesinin (3600) yerine
(3000) olarak uygulanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada,
Bursa 1. İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen kararın Dairece
bozulduğu, anılan Mahkemece bozmaya uyularak verilen iptal kararının aynı
Daire tarafından onandığı, 5
- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 1/4/2004
günlü ve E: 2003/121, K: 2004/413 sayılı
kararı: Konya Posta İşletmesinde Teknik Hizmetler Sınıfında teknik amir
olarak görev yapmakta iken emekliye ayrılan davacı tarafından, mühendis olması
nedeniyle emekli aylığının mühendisler için belirlenen ek gösterge rakamı
üzerinden ödenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara
2. İdare Mahkemesinin, davacının mühendis kadrosuna atanmadığı ve bu kadro
ile emekliye ayrılmadığı için (3600) ek gösterge rakamından yararlanmasının
mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddettiği; kararın, Onbirinci
Daire tarafından benzer gerekçelerle bozulduğu, İdare Mahkemesi bozmaya
uymayarak ret kararında ısrar ettiği, İdari Dava Daireleri Kurulunun ısrar
kararını onadığı, görülmektedir. III - DANIŞTAY BAŞSAVCISININ DÜŞÜNCESİ: Kimya
mühendisi unvanına sahip olmakla beraber Teknik Hizmetler Sınıfında kimyager
kadrosunda görev yapan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na 527 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname'nin 3'üncü maddesi ile eklenen (I) Sayılı Cetvelin
Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünün (b) bendinde öngörülen (3000) ek gösterge
rakamından yararlanan davacının (a) bendinde öngörülen (3600) ek gösterge
rakamından yararlanıp, yararlanamayacağı konusunda, Danıştay Onbirinci Dairesinin 23/11/2004 günlü ve E: 2001/4303, K:
2004/4730 sayılı kararı ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/3/2004
günlü ve E: 2002/1283, K: 2004/343 sayılı kararları arasında ayrıca, yine Onbirinci Dairenin yukarıda anılan kararı ile, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49'uncu
maddesinin 6'ncı fıkrasına göre Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma
kararına uyarak verdiği 12/11/2004 günlü ve E: 2004/3083, K: 2004/4526 sayılı
kararları arasında aykırılık bulunduğu ve bu aykırılığın içtihatların
birleştirilmesi yoluyla giderilmesi istemini içeren Danıştay Onbirinci Dairesi kararı ve Danıştay Başkanının havalesi
üzerine Başsavcılığımıza gönderilen dosya incelendi. İsteme konu kararlar: 1 -
Danıştay Onbirinci
Dairesince verilen 23/11/2004 günlü ve E: 2001/4303,
K: 2004/4730 sayılı karar: Dava;
kimya mühendisi olup fiilen kimyager kadrosunda çalışan ve bu görevden
emekliye ayrılan davacı tarafından (3600) olarak uygulanan ek göstergesinin
Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce (3000)'e indirilerek daha önce ödenmiş
emekli ikramiyesi ve aylık farklarının adına borç çıkartılmasına ilişkin
işlemin iptali istemiyle açılmış, Ankara 10. İdare Mahkemesince; davacı her
ne kadar Teknik Hizmetler Sınıfında yer aldığını ve mühendisler ile aynı işi
yaptığını belirtmekte ise de, mühendis kadrosuna atanmadığından, 657 sayılı
Kanunun 43'üncü maddesi ile 142 no'lu Devlet
Memurları Kanunu Genel Tebliği hükümleri uyarınca mühendisler için öngörülen
ek göstergeden yararlandırılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar
verilmiş ve bu karar Danıştay Onbirinci Dairesinin
23/11/2004 günlü ve E: 2001/4303, K: 2004/4730 sayılı kararı ile; 5434 sayılı
Emekli Sandığı Kanunu'nun 41'inci maddesinde, emekli aylığının
hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43'üncü maddesinde
yer alan gösterge tablosu ve personel kanunlarındaki ek göstergelerin esas
alınacağı belirtilmiş, 657 sayılı Yasanın 43/B maddesinde de, bu Kanuna tabi
kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıklarının; hizmet sınıfları,
görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanuna ekli ek
gösterge cetvelinde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle
hesaplanacağı hükme bağlanmış, Yasaya ekli (I) Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin
Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünde ise, Teknik Hizmetler Sınıfına ait
kadrolarda görev yapan personel için öngörülen ek gösterge rakamları (a),
(b), (c) ve (d) bentleri halinde sayılmış; (a) bendinde, kadroları bu sınıfa dahil olup, en az dört yıl süreli yüksek öğretim veren
fakülte ve yüksek okullardan mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre yüksek
mühendis, mühendis, yüksek mimar ve mimar unvanı almış olanlara uygulanacak
ek gösterge rakamları belirlenmiştir. Görüleceği
üzere, (I) Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin, Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünün
(a) bendinde yer alan ek göstergelerden yararlanabilmek için, Teknik
Hizmetler Sınıfında bulunmak ve yine aynı bentte belirtilen kariyer unvanlara
sahip olmak yeterli olup, bu unvanlara ilişkin kadrolarda bulunmak gibi bir
koşul öngörülmemiştir. Diğer bir deyişle 657 sayılı Yasanın 43/B maddesinde,
ek gösterge rakamlarının tespitinde hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık
alınan derecelerin dikkate alınacağı belirtilmiş olup, kadro unvanına ek gösterge
rakamlarının tespitine ilişkin kriterler arasında
yer verilmemiştir. Öte yandan, dava konusu uyuşmazlığın personel hukukunun,
"teşvik ve taltif" amacı da gözetilerek çözümlenmesi gerekmektedir.
657 sayılı Yasa bir bütün olarak incelendiğinde görüleceği
üzere yasa koyucunun, kamu hizmetlerinin en iyi bir biçimde yürütülmesi
amacıyla kamu personelinin öğrenim düzeyinin yüksek olmasını hedeflediği, bu
amacı gerçekleştirmek ve kamu personelini bulundukları düzeye göre daha üst
öğrenim yapmaya özendirmek için çeşitli hükümler (örneğin 36'ncı maddedeki
düzenlemeler gibi) getirdiği görülmektedir. Gerek 657 sayılı Yasanın
43/B maddesindeki gerekse yasaya ekli (I) Sayılı Ek Gösterge Cetvelindeki
düzenlemeleri bu çerçevede değerlendirmek zorunlu bulunmaktadır. Nitekim (I)
Sayılı Ek Gösterge Cetvelindeki bazı bölümlerde kadro unvanları tek tek sayılmış iken, bazı bölümlerde sadece unvanın
alınmasının yeterli görülmesi de bu görüşü doğrular niteliktedir. Olayda da,
davacının emekli olmadan önce İstanbul Gümrük Başmüdürlüğünde Teknik Hizmetler
Sınıfında kimyager kadrosunda, ancak (4) yıllık mühendislik ve mimarlık
fakültesi mezunu olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi
Kimya Mühendisliği Bölümü mezunu olması dolayısıyla, mühendis unvanına sahip
olup, Teknik Hizmetler Sınıfına ait bir kadroda görev yapmaktayken emekliye
ayrılan davacıya, 657 sayılı Yasaya ekli (I) Sayılı Cetvelin Teknik Hizmetler
Sınıfı bölümü (a) bendinde öngörülen (3600) ek gösterge rakamının uygulanması
gerekirken, yukarıda anılan yasa kuralının aksine tesis edilen dava konusu
işlemlerde ve temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle
bozulmuştur. Onbirinci Dairece aynı yolda, 12/5/2003
günlü ve E: 2000/8491, K: 2003/2109 sayılı; 15/3/2005 günlü ve E: 2002/3018,
K: 2005/1327 sayılı; 28/5/2003 günlü ve E: 2000/8481, K: 2003/2320 sayılı;
24/9/2002 günlü ve E: 2000/6868, K: 2002/2892 sayılı ve 11/10/2005 günlü ve
E: 2003/1498, K: 2005/4887 sayılı kararlar verilmiştir. 2 -
Danıştay Onbirinci Dairesince verilen 12/11/2004 günlü ve E: 2004/3083, K: 2004/4526 sayılı
karar: Dava,
İstanbul Gümrükleri Başmüdürlüğünde kimyager kadrosunda görev yapan davacı
tarafından 142 seri nolu Devlet Memurları Kanunu
Genel Tebliğinin 7'nci maddesi esas alınarak kimyagerlere tahsil durumuna
göre değil, kadro unvanına göre ek gösterge uygulanması gerektiğini öngören 4/5/1998 günlü ve 008568 sayılı Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı Personel Daire Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmış,
Danıştay Onbirinci Dairesi 25/9/2002 günlü ve E:
2000/9235, K: 2002/2902 sayılı kararıyla; 657 sayılı Yasaya ekli (I) Sayılı
Ek Gösterge Cetvelinin Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünün (a) ve (b)
bentlerinde belirtilen ek göstergeden yararlanabilmek için Teknik Hizmetler
Sınıfında görev yapmak ve sayılan unvanlardan birini almak gerekmekte olup, o
unvana ait bir kadroda görev yapmak koşulu aranmadığı, bu durumda
üniversitelerin kimya mühendisliği bölümlerinden mezun olan kimya mühendisi
unvanını alan ve 657 sayılı Yasaya tabi kurumlarda Teknik Hizmetler Sınıfında
görev yapan kimyagerlere tahsil unvanına göre, başka bir anlatımla anılan Yasaya
ekli (I) Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünün (a)
bendinde mühendisler için öngörülen ek göstergelerin uygulanması gerekirken
kimyagerlerin ek göstergelerinin tahsil durumuna göre değil kadro unvanına
göre uygulanması gerektiği yolundaki işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı
gerekçesiyle iptal edilmiş, ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna
yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
18/3/2004 günlü ve E: 2002/1283, K: 2004/343 sayılı kararı ile Onbirinci Daire kararını bozmuş, Daire, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 49'uncu maddesinin 6'ncı fıkrasına göre Danıştay
İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara karşı ısrar yolunun
bulunmaması nedeniyle bozma kararına uyarak 12/11/2004 günlü ve E: 2004/3083,
K: 2004/4526 sayılı kararıyla mühendis unvanına sahip olduğu anlaşılmakla
beraber kimyager kadrosunda görev yapan davacının, mühendis görevinin ek
göstergesinden yararlanmasına hukuken imkan bulunmadığı, ek göstergenin
öğrenim sonucu elde edilen unvana göre değil, kadro unvanına göre
uygulanacağına ilişkin bulunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık
bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Dairece
aynı yolda 14/11/2005 günlü ve E: 2004/3085, K:
2005/5304 sayılı karar verilmiştir. 3 - Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 18/3/2004 günlü ve E: 2002/1283, K: 2004/343 sayılı karar: Dava;
Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Mühendisliği bölümünden
mezun olarak kimya mühendisi unvanını elde eden ve İstanbul Gümrükleri
Başmüdürlüğünde kimyager kadrosunda görev yapan davacı tarafından, 142 seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği'nin 7'nci
maddesi esas alınarak kimyagerlere tahsil durumlarına göre değil, kadro
unvanına göre ek gösterge uygulanması gerektiğini öngören Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığının 4/5/1998 günlü ve 8568 yazılı genel yazısının iptali
istemiyle açılmış, Danıştay Onbirinci Dairesi yukarıda (2) nolu
bentte bahsi geçen 25/9/2002 günlü ve E: 2000/9235, K: 2002/2902
sayılı kararıyla; yasal düzenlemelerden bahisle kimyagerlerin ek
göstergelerinin tahsil durumlarına göre değil kadro unvanlarına göre
uygulanması yolundaki Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Personel Dairesi
Başkanlığının dava konusu 4/8/1998 günlü ve 8568 sayılı işleminde hukuka
uyarlık bulunmadığı, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin 6/11/2001 günlü ve E:
2001/411, K: 2001/348 sayılı kararıyla da; 657 sayılı Kanuna ekli (I) Sayılı
Ek Gösterge Cetvelinin "Teknik Hizmetler Sınıfı" bölümünün (b)
bendinde yer alan "Kimyager" sözcüğünün de iptal edilmiş olduğu
gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, bu kararın davalı
idarece temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 18/3/2004 günlü
ve E: 2002/1283, K: 2004/343 sayılı kararı ile; 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında;
"Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylık ve ek
göstergelerinin aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilir." hükmü yer
almıştır. Anılan fıkrada da açıkça ifade edildiği gibi, bu Kanuna tabi
kurumlarda görev yapan personelin ek göstergeleri, kadro şartına bağlanmış
olup, ek göstergeden yararlanabilmek için salt unvana sahip olmak yeterli
olmayıp, o unvana ilişkin görevde (kadroda) de bulunmak gerektiğinde kuşkuya
yer yoktur. Bu hüküm gözardı edilerek 657 sayılı
Kanuna ekli (I) Sayılı Ek Gösterge Cetveli, yegane
dayanak alınmak suretiyle ek göstergenin "unvana" göre uygulanması
gerektiği sonucuna ulaşılması mümkün değildir. 657 sayılı Kanun'un 43'üncü
maddesi, uygulanacak ek gösterge rakamları konusunda, bu Kanuna ekli (I) ve
(II) sayılı cetvellere atıfta bulunduğundan, uygulanacak ek gösterge
rakamının tespitinde söz konusu cetveller yanında, 43'üncü maddede yer alan
düzenlemelerin de dikkate alınması ve bu kapsamda 43'üncü maddenin öngördüğü
o unvana ilişkin görevde (kadroda) bulunma koşulunun da gözönünde
bulundurulması gerektiği, mühendis unvanına sahip olduğu anlaşılmakla beraber
kimyager kadrosunda görev yapan davacının, mühendislik görevinin ek
göstergesinden yararlanmasına hukuken imkan
bulunmadığından, ek göstergenin öğrenim sonucu elde edilen unvana göre değil,
kadro unvanına göre uygulanacağına ilişkin bulunan dava konusu işlemde hukuka
aykırılık görülmemiştir. Öte
yandan, Anayasa Mahkemesinin 6/11/2001 günlü ve E:
2001/411, K: 2001/348 sayılı kararıyla; 657 sayılı Kanuna ekli (I) Sayılı Ek
Gösterge Cetvelinin "Teknik Hizmetler Sınıfı" bölümünün (b)
bendinde yer alan "kimyager" sözcüğü iptal edilmişse de; oluşan
hukuksal boşluğun 8/5/2003 günlü ve 25102 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
4856 sayılı Kanun'un 42'nci maddesinin (d) bendi ile doldurulduğu ve bu
bendin 21/10/2001 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe konulduğu anlaşıldığı
gerekçesiyle Danıştay Onbirinci Dairesi kararının
bozulmasına karar vermiştir. Kurulca
aynı yolda 18/3/2004 günlü ve E: 2003/565, K:
2004/348 sayılı karar verilmiştir. 4 -
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 1/4/2004
günlü ve E: 2003/121, K: 2004/413 sayılı karar: Dava;
Konya Posta İşletmesi Başmüdürlüğü Yapı İşleri Müdürlüğünde Teknik Hizmetler
Sınıfında teknik amir unvanı ile görev yapmakta iken emekliye ayrılan davacı
tarafından mühendislik fakültesi mezunu olması nedeniyle emekli aylığının
mühendisler için belirlenen ek gösterge rakamı üzerinden ödenmemesine ilişkin
işlemin iptali istemiyle açılmış, Ankara 2. İdare Mahkemesince; mühendis kadrosuna
ataması yapılmayan ve bu kadro unvanı ile emekliye ayrılmayan davacıya 657
sayılı Kanun'un (I) sayılı ek gösterge cetvelinin (a) bendinde belirtilen
(3600) ek göstergenin uygulanmasına ve buna göre emekli aylığı ve ikramiyesi
ödenmesine imkan bulunmadığından davanın reddine karar verildiği, bu kararın
temyizi üzerine Danıştay Onbirinci Dairesi 24/9/2002 günlü ve E: 2000/6868, K: 2002/2892 sayılı
kararıyla; davacıya 657 sayılı Kanuna ekli (I) Sayılı Cetvelin Teknik
Hizmetler Sınıfı bölümü (a) bendinde öngörülen ek gösterge rakamının
uygulanması gerekirken 142 seri nolu Devlet
Memurları Kanunu Genel Tebliği hükümleri neden gösterilerek, Yasa kuralının
aksine tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozmuş,
İdare mahkemesi bozma kararına uymayarak davanın reddi yolundaki kararında
ısrar etmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ısrar kararının onanmasına
karar vermiştir. Kurulca
aynı yolda 31/3/2004 günlü ve E: 2004/204, K:
2005/171 sayılı karar verilmiştir. Usul yönünden içtihadın birleştirilmesine
gerek olup olmadığı: İçtihadın birleştirilmesi istemine konu kararların
incelenmesinden, bunlardan birinin (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E:
2002/1283, K: 2004/343); halen memuriyet görevinde bulunan davacıya ait
olduğu, diğerinin ise (Danıştay Onbirinci Daire E:
2001/4303, K: 2004/4730); emekli statüsünde olan bir kişiye ait olduğu
anlaşılmakta, ancak 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun değişik 41'inci
maddesinin (a) fıkrasında, emekli, adi malüllük ve
vazife malüllüğü aylıklarının hesaplanmasında 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43'üncü maddesinde yer alan gösterge
tablosu ve personel kanunlarındaki ek göstergelerin esas alınacağı
öngörüldüğünden, davacıların statülerinin farklı olması uyuşmazlığın doğduğu
mevzuat hükümlerinin aynı olması nedeniyle 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun
39'uncu maddesi uyarınca kararlardaki aykırılığın giderilmesi isteğinin
incelenmesine engel teşkil etmemektedir. Öte yandan, aynı Kanunun 40'ıncı maddesine dayanılarak,
içtihatların birleştirilmesine konu yapılan kararlardan; Onbirinci
Daire, temyiz: E: 2001/4303 sayılı bozma kararına uyularak verilen mahkeme kararı, temyizen
incelemek üzere Dairesinde beklemekte (E: 2005/3907), diğer iki karar
ise kesinleşmiş bulunmakta, ancak yine Dairenin temyizen
incelediği bir başka uyuşmazlıkta (E: 2002/3018) verdiği bozma kararına ısrar
eden mahkeme kararı da temyizen
incelenmek üzere İdari Dava Daireleri Kurulunda beklemektedir. (E:
2006/1039) İçtihadın birleştirilmesi istemine konu olan uyuşmazlıklarda
Danıştay Onbirinci Dairesi gerek birinci derecede,
gerekse temyizen verdiği kararlarda; kimyager,
teknik amir, jeolog kadrolarında bulunan kamu görevlilerinin mühendis
unvanına sahip bulunduklarını, 657 sayılı Yasanın 43/B maddesi ve Kanuna ekli
(I) sayılı cetvelin II Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünün (a) bendindeki
(3600) ek göstergenin uygulanmasının mühendis unvanlı kadroda bulunmaları
şartına bağlı tutulamayacağını, teknik hizmetler sınıfında yer alıp, mühendis
unvanına sahip olmanın, (3600) ek göstergeden yararlanmak için yeterli
olduğunu kabul etmekte ve kararları bu yolda süre gelmekte, öte yandan
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu; yukarıda hukuki statüleri açıklanan
davacıların (a) bendindeki (3600) ek göstergeden yararlanabilmeleri için,
43'üncü maddede yer verilen "... bu kanuna tabi kurumların
kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve
aylık alınan dereceler dikkate alınarak..." biçimindeki ifadeden
hareketle, sadece öğrenimle elde edilen unvanın yeterli olmadığını, o unvana
ilişkin kadroda bulunmanın da gerektiğini karara bağlamakta ve kararları bu
yönde istikrar sağlamış bulunmakta, ayrıca 2577 sayılı Yasanın 49/6'ncı
maddesi hükmü karşısında, Onbirinci Dairenin, İdari
Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına karşı ısrar hakkı bulunmadığından,
kurul kararlarına uyarak verdiği kararlar nedeniyle de kendi kararları
arasında aykırılık oluşmakta, böylece (I) sayılı cetvelin Teknik Hizmetler
Sınıfına ait bölümünün (a) bendindeki (3600) ek göstergeden yararlanılması
konusunda gerek Onbirinci Dairenin kendi kararları
arasında, gerekse Onbirinci Daire kararları ile
İdari Dava Daireleri Kurulu kararları arasında aykırılık ortaya çıkmış
bulunmaktadır. Sonuç: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49'uncu
maddesinde, temyiz incelemesi sonunda kararı bozulan mahkemenin, dosyayı
inceleyerek yeniden karar vereceği, bozmaya uymayarak eski kararında ısrar
etmesi ve bu kararın temyiz edilmesi halinde, davanın konusuna göre Danıştay
İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca inceleneceği, Danıştayın
ilgili dava dairesinin kararının uygun görülmesi halinde, mahkemenin
kararının bozulacağı, aksi halde onanacağı, Danıştay İdari ve Vergi Dava
Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde de bu maddenin 4'üncü fıkrası
hariç diğer fıkralarının kıyasen uygulanacağının öngörülmüş bulunması ve
gerek, İdari Dava Daireleri Kurulunca bu uyuşmazlıklar hakkında Onbirinci Daire içtihadının aksi yönünde kararlar
verilmesi, gerekse Onbirinci Dairenin temyiz
incelemesi sonucunda verdiği kararlara mahkemelerce uyulmaması halinde oluşan
ısrar kararlarının temyizinde İdari Dava Daireleri Kurulunca yine Onbirinci Daire içtihadının aksi yönünde kararların
verilmesi ve bu durumun süreklilik kazanmış olması nedeniyle içtihatların
esasen İdari Dava Daireleri Kurulu kararları yönünde istikrar kazandığını
söylemek mümkündür. Ancak, Onbirinci Dairenin temyizen incelediği davalarda verdiği bozma kararlarına
uyan mahkeme kararlarının da bulunduğu ve bu kararların da kesinleştiği ve
uyuşmazlığın süregelen niteliği de dikkate alındığında; aynı olayda, aynı
hukuk kuralının değişik yorumu nedeniyle ortaya çıkan bu aykırılığın,
uygulamada birlik sağlamak bakımından 2575 sayılı Yasanın 39'uncu maddesi
uyarınca içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesinin uygun olacağı
düşünülmektedir. Esasın değerlendirilmesi: Gelişmiş
ülkelerde memur statüsünün kanunla düzenlenmesi esastır. Bu suretle göreve
alınmaları, hak ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri, ilerleme ve
yükselmelerinin objektif kurallara bağlanması sağlanmaktadır. Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'nın 128'inci maddesinde memur statüsünün kanunla
düzenleneceği ilkesi konmuş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile de
memurların hukuki statüleri belirlenmiştir. 657
sayılı Yasanın 33'üncü maddesinde; kadrosuz memur çalıştırılamayacağı,
35'inci maddesinde; her kurum için gerekli kadroların sınıfı, derecesi,
unvanı ve adedinin kadro cetvellerinde gösterileceği, 47'nci maddesinde
aylığın; bu Kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memura, hizmetinin karşılığında
kadroya dayanılarak, ay itibarıyla ödenen para olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı Yasanın içtihadın birleştirilmesi istemine konu kararlarına
dayanak olan, değişik 43'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında; bu Kanuna tabi
kurumların kadrolarında bulunan personelin aylık ve ek göstergeleri aşağıdaki
şekilde tespit edilir denildikten sonra, (B) bendinde bu Kanuna tabi
kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıklarının; hizmet sınıfları,
görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak, bu Kanuna ekli (I)
ve (II) sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi
suretiyle hesaplanacağı hükme bağlanmıştır. Bu Kanuna 527 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ile eklenen (I) sayılı cetvelin, Teknik Hizmetler Sınıfına
ait II. bölümünün (a) bendinde; kadroları bu sınıfa dahil olup, en az 4 yıl
süreli yükseköğretim veren fakülte ve yüksekokullardan mezun olarak yürürlükteki
hükümlere göre yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar ve mimar ile şehir
plancısı ve bölge plancısı unvanını almış olanlar; (b) bendinde kadroları bu
sınıfa dahil olup, en az 4 yıl süreli yükseköğretim veren fakülte ve
yüksekokullardan mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre jeolog, hidrojeolog, hidrolog,
jeomorfolog, jeofizikçi, fizikçi, matematikçi, istatistikçi, yöneylemci
(hareket araştırmacısı), matematiksel iktisatçı, ekonomici ve kimyager
unvanını almış olanlarla teknik yüksek öğretmen okulu mezunlarına
derecelerine göre uygulanacak ek gösterge rakamları gösterilmiş ve (a)
bendinde sayılanlardan 1'inci dereceli kadroda bulunanların ek göstergesi
(3600), (b) bendinde sayılanlardan 1'inci dereceli kadroda bulunanların ek
göstergesi (3000) olarak belirlenmiştir. Sonuçta,
Yasanın, memuriyet görevi ve bu göreve ilişkin aylık ve ek göstergeleri,
doğrudan bu göreve ait kadroya, diğer bir ifade ile bu göreve ait kadroda
bulunmaya bağladığı anlaşılmaktadır. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar karşısında; Yasanın, kadro ve
aylığa ilişkin genel kuralları ile (I) ve (II) sayılı ek gösterge cetvellerinin
dayanağı olan 43'üncü maddenin özel kuralları gözardı
edilerek, (I) sayılı cetvelin, (II) Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünde yer
alan ek göstergelerin; sırf bu bölümde kadro ifadesinin ayrıca yer
almamasından hareketle, unvan esas alınarak tespit edilebileceği sonucuna
varmak mümkün değildir. Diğer bir ifade ile 43'üncü madde, uygulanacak ek gösterge
rakamları için bu Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellere göndermede
bulunduğundan, uygulanacak ek gösterge rakamının tespitinde söz konusu
cetvellerle birlikte 43'üncü maddede yer alan düzenlemenin de dikkate
alınması ve bu kapsamda, maddenin öngördüğü o unvana ait kadroda bulunma
koşulunun da gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Açıklanan
nedenlerle, içtihadın birleştirilmesi istemine konu kararlar arasında oluşan
aykırılığın içtihadların birleştirilmesi yoluyla
bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulu kararları doğrultusunda birleştirilmesi gerektiği
düşünülmektedir. IV - KONU İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER: 1 - 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu Madde 41/a: Emekli, adi malullük ve
vazife malullüğü aylıklarının hesaplanmasında 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 43'üncü maddesinde yer alan gösterge tablosu ve personel
kanunlarındaki ek göstergeler esas alınır. . .
. 2 - 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Madde 33: Kadrosuz memur çalıştırılamaz. . .
. Madde 36: Bu Kanuna tabi kurumlarda
çalıştırılan memurların sınıfları aşağıda gösterilmiştir. . .
. II Teknik Hizmetler Sınıfı: Bu
Kanunun kapsamına giren kurumlarda meslekleriyle ilgili görevleri fiilen ifa
eden ve meri hükümlere göre yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar,
jeolog, hidrojeolog, hidrolog,
jeofizikçi, fizikçi, kimyager, matematikçi, istatistikçi, yöneylemci (Hareket
araştırmacısı), matematiksel iktisatçı, ekonomici ve benzeri ile teknik
öğretmen okullarından mezun olup da, öğretmenlik mesleği dışında teknik
hizmetlerde çalışanlar, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi veya bölümlerinden
mezun şehir plancısı, yüksek şehir plancısı, yüksek Bölge Plancısı, 3437 ve
9/5/1969 tarih 1177 sayılı Kanunlara göre tütün eksperi yetiştirilenler ile
müskirat ve çay eksperleri, fen memuru, yüksek tekniker, tekniker, teknisyen
ve emsali teknik unvanlara sahip olup, en az orta derecede mesleki tahsil
görmüş bulunanlar, Teknik Hizmetler Sınıfını teşkil eder. . .
. Göstergeler: Madde 43: Bu Kanuna tabi kurumların
kadrolarında bulunan personelin aylık ve ek göstergeleri aşağıda gösterildiği
şekilde tespit edilir. . .
. B) Ek gösterge: Bu Kanuna tabi
kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev
türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanuna ekli I ve II
sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle
hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni
unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. 527
sayılı KHK'nin 3'üncü maddesi ile yeniden
düzenlenerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Eklenen Ek Gösterge Cetvelleri: I SAYILI CETVEL Hizmet Sınıfları İtibariyle Unvan veya Aylık Alınan
Derecelere Göre Ek Göstergeler . . . II
- TEKNİK HİZMETLER SINIFI Derece Ek Gösterge a)
Kadroları bu sınıfa dahil olup, en az 4 yıl
süreli 1
3600 yükseköğretim veren fakülte veya yüksekokullardan 2 3000 mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre Yüksek 3 2200 Mühendis,
Mühendis, Yüksek Mimar ve Mimar ile 4 1600 Şehir
Plancısı ve Bölge Plancısı unvanını almış olanlar. 5 1300 6 1150 7 950 8 850 b)
Kadroları bu sınıfa dahil olup, en az 4 yıl
süreli 1 3000 yükseköğretim veren fakülte ve yüksekokullardan mezun 2 2200 olarak yürürlükteki hükümlere göre, Jeolog, Hidrojeolog, Hidrolog,
Jeomorfolog, Jeofizikçi, Fizikçi, Matematikçi, İstatistikçi,
Yöneylemci (hareket araştırmacısı), Matematiksel
İktisatçı, Ekonomici ve Kimyager unvanını almış olanlarla Teknik Yüksek Öğretmen Okulu mezunları, . .
. Madde 147: Bu
Kanunda geçen; A) Aylık: Bu Kanuna tabi kurumlarda
görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay
itibariyle ödenen parayı, . .
. V - KONUNUN
İÇTİHADIN BİRLEŞTİRİLMESİNE GEREK OLUP OLMADIĞI YÖNÜNDEN
İNCELENMESİ: Danıştay
Daire Başkanı ... ile
Üyeler; ...'ın, ''2575 sayılı Danıştay Kanunu'nda,
22/3/1990 günlü ve 3619 sayılı Kanun ile; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nda, 5/4/1990 günlü ve 3622 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile;
Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak baktıkları davalarda
verecekleri nihai kararlara karşı temyiz yolu açılmış ve temyiz incelemesini
yapmakla görevli ve yetkili yargı yeri belirlenerek, temyiz incelemesinin
usulü düzenlenmiştir. Temyiz
yolu ile inceleme, öncelikle ilk derece mahkemesi ile temyiz mahkemesi arasında alt mahkeme-üst mahkeme ilişkilerinin
varlığını gerektirir. Eğer bir Danıştay dava dairesinin ilk derecede
verdiği bir karar, başka bir kurulda temyiz yolu ile inceleniyorsa Danıştayın o dairesi alt mahkeme, temyiz incelemesi yapan
kurul ise üst mahkeme durumundadır. Yukarıda sözü edilen yasal değişiklikler öncesi Danıştay daire ve
kurulları arasında ast-üst yargı yeri ilişkisi olmayıp, daire ve kurulların
verdikleri kararların herbiri, birbiri ile eşit
hukuki değer ve güce sahip iken, değişiklik sonrası ilk derece dosyalarda
Danıştay dairesi alt mahkeme, temyiz incelemesini yapan İdari ve Vergi Dava
Daireleri Kurulları ise üst mahkeme konumuna getirilmiştir. Başka
bir anlatımla, Danıştay içerisinde iki dereceli yargılama sistemine geçilmiş,
Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak bakılan davaların temyizen incelenmesi aşamasında, ilgili kurulca verilen
bozma kararlarına uyulması zorunluluk olarak öngörülmüş, kararı bozulan
daireye ısrar hakkı dahi tanınmamıştır. Danıştay
dava dairesine ısrar hakkı vermeyen yargılama usulü kuralı, ilk derece
mahkemesi olarak verdiği kararı bozulan dava dairesine bu karara uymasının
yanında, temyiz yolu ile incelediği emsal uyuşmazlıklarda da Kurul içtihadına
uygun davranması zorunluluğunu getirmektedir. Konuyu başka bir yönüyle değerlendirecek olursak, düzenleyici
işlemlere karşı açılan davalarda, nihai karar mercii olan İdari ve Vergi Dava
Daireleri Kurullarının düzenleyici işlemlerle ilgili olarak verdikleri
kararlar ihmal edilerek, bu düzenleyici işlemlere dayalı kurulan bireysel
işlemlere karşı açılan davalarda temyiz incelemesini yapmak, daha açık bir
ifade ile Kurul kararına aykırı sonuç doğuracak bir karar vermek esasen
mümkün değildir. Yukarıda
aktarıldığı üzere 1990 yılında yapılan yasal değişiklik ile Danıştayda iki dereceli yargılama sistemine geçilmesine
rağmen, Danıştay Kanunu'nun içtihadı birleştirme müessesesini düzenleyen
39'uncu ve 40'ıncı maddeleri değiştirilmemiş, Kanunun ilk hali muhafaza
edilmiştir. Bu
nedenle 39'uncu madde, 1990 yılında yapılan değişiklik ile getirilen iki
dereceli yargılama sistemine göre yorumlanmalı, içtihadı birleştirme
istemine, eşit hukuki değer ve güce sahip kararlar konu edilmelidir. İdari
yargının bütünlüğü ve işlerliği için bu yapının gözönünde
bulundurulması gerekmektedir. Aksi halde, İçtihadı Birleştirme Kurulu, dava
dairelerinin ısrar ettiği konuları incelemekle görevli bir yargı yeri
konumuna girer, Kurula gelen dosya sayısı artar ve en önemlisi İçtihadı
Birleştirme müessesesi, çıkarılış amacı dışında başka bir kanun yolu
niteliğine dönüşür. İnceleme konusu olayda, 657 sayılı Kanuna göre Teknik Hizmetler
Sınıfında mühendis olarak görev yapanların ek göstergelerinin tespitinde,
unvanı yeterli görerek ek göstergenin buna göre belirlenmesini öngören Onbirinci Daire kararlarını, gerek temyiz, gerekse ısrar
yolu ile inceleyen İdari Dava Daireleri Kurulunun, ek gösterge tespitinde
kadro unvanının esas alınması gerektiğinden hareketle Daire görüşünün aksine
kararlar verdiği, uyuşmazlıkların uyulması zorunlu bu kararlar yönünde
sonuçlandırıldığı ve Kurul kararlarının bu yönde istikrar kazandığı
görülmektedir. Buna
göre inceleme konusu olayda, Onbirinci Dairece
uyulması zorunlu İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarının varlığı nedeniyle
içtihadın birleştirilmesine gerek bulunmamaktadır.'' yolundaki usule ilişkin
ayrışık oylarına karşılık, İçtihadın birleştirilmesi istemine konu kararların
incelenmesinden, bunlardan birinin (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E:
2002/1283, K: 2004/343); halen memuriyet görevinde bulunan davacıya ait
olduğu, diğerinin ise (Danıştay Onbirinci Daire E:
2001/4303, K: 2004/4730); emekli statüsünde olan bir kişiye ait olduğu
anlaşılmakta, ancak 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun değişik 41'inci
maddesinin (a) fıkrasında, emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylıklarının
hesaplanmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43'üncü maddesinde yer
alan gösterge tablosu ve personel kanunlarındaki ek göstergelerin esas
alınacağı öngörüldüğünden, davacıların statülerinin farklı olması
uyuşmazlığın doğduğu mevzuat hükümlerinin aynı olmasından dolayı 2575 sayılı
Danıştay Kanunu'nun 39'uncu maddesi uyarınca kararlardaki aykırılığın
giderilmesi isteğinin incelenmesine engel teşkil etmemektedir. Öte yandan, aynı Kanunun 40'ıncı maddesine dayanılarak,
içtihatların birleştirilmesine konu yapılan kararlardan; Onbirinci
Dairenin E: 2001/4303 sayılı bozma kararına uyularak verilen mahkeme kararı, temyizen
incelemek üzere Onbirinci Dairede beklemekte (E:
2005/3907), diğer iki karar ise kesinleşmiş bulunmakta, ancak yine Dairenin temyizen incelediği bir başka uyuşmazlıkta (E: 2002/3018)
verdiği bozma kararına ısrar eden mahkeme kararı
da temyizen incelenmek üzere İdari Dava Daireleri
Kurulunda beklemektedir. (E: 2006/1039) 2575
sayılı Danıştay Kanunu'nun 39'uncu maddesine göre içtihadın
birleştirilmesinden amaç, kararlar arasındaki aykırılıkların giderilmesi
suretiyle hukuki istikrarı sağlamaktır. Kararlar arasındaki aykırılıktan söz
edebilmek için maddi ve hukuki durumları aynı olmasına karşın aykırı kararlar
verilmiş olması gerekmektedir. Danıştay Onbirinci
Dairesinin verdiği kararlar arasında, ayrıca, anılan Daire ile Danıştay İdari
Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlar arasında aykırılık ve uyuşmazlık
olduğu, bu durumun memur aylıklarının hesaplanmasına esas olan ek göstergelere
ilişkin 657 sayılı Kanunun 43'üncü maddesinin yollamada bulunduğu (I) sayılı
cetvelin II. bölümünün (a) bendinde sayılanların bu bentteki (3600) ek
göstergeden yararlanabilmek için mühendis kadrosunda bulunmalarının gerekli
olup olmadığı yolundaki yorum farkından kaynaklandığı, her ne kadar İdari
Dava Daireleri Kurulunun konuya ilişkin kararlarında istikrar bulunduğu,
uyulması zorunlu bu kararlar nedeniyle içtihadın birleştirilmesine gerek
olmadığı ileri sürülebilir ise de, Onbirinci
Dairenin aksi yöndeki kararlarında ısrarlı olduğu, aynı Dairede temyiz
aşamasından geçen ve kesinleşen kararlar bulunduğu, farklı değerlendirmelerin
devam ettiği görülmektedir. 2575
sayılı Danıştay Kanunu'nun 39'uncu maddesinde, İçtihatları Birleştirme
Kurulunun, dava dairelerinin veya İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının
kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar
arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş
içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde içtihadın
birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar vereceği kurala
bağlanmıştır. Anılan Yasa hükmünde açıkça belirtildiği üzere, içtihadı
birleştirme istemine, Danıştay dava daireleri veya İdari ve Vergi Dava
Daireleri Kurullarının kendi kararları arasındaki aykırılık konu olabileceği
gibi, bir dava dairesi kararı ile kurul kararı arasındaki aykırılığın da konu
edilebilmesi mümkündür. Danıştay dava dairelerinin, ilk derece mahkemesi olarak baktığı
davalarda, temyiz incelemesini yapan ilgili İdari veya Vergi Dava Daireleri
Kurullarınca verilen bozma kararına uymak mecburiyetinde bulunmaları, ilgili
dairenin temyiz mercii sıfatı ile baktığı benzer uyuşmazlıklarda da kurul
içtihadına uygun karar vermesi sonucunu doğurmayacağı gibi, İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nda bu yönde zorlayıcı bir kuralın varlığı da söz konusu
değildir. Kaldı
ki mevzuatımızda, dava daireleri kararları ile Kurul kararlarının hukuki
değer ve güçleri bakımından bir ayırım bulunmadığı gibi, Danıştay Kanunu'nda
ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda 1990 yılında yapılan değişiklik ile de bu
durum amaçlanmadığından, içtihadı birleştirme müessesesini düzenleyen
Danıştay Kanunu'nun 39'uncu maddesinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Bir
yasa kuralından ne anlaşılması gerektiği veya bir yasa kuralının uygulanması
konusunda dava daireleri ile kurul kararları arasında oluşan görüş ve yorum
farklılıklarının çözüm yeri, İçtihatları Birleştirme Kuruludur. Bu nedenle,
Kurulun, yukarıda sözü edilen şekilde oluşacak içtihat aykırılıklarının
giderilmesine yönelik işlevinin yorum yolu ile daraltılması mümkün değildir. Kaldı
ki, İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 19/7/2002
günlü ve E: 2002/3, K: 2002/3 sayılı kararında, Vergi Dava Daireleri Kurulu
kararı ile dava dairesi kararı arasındaki aykırılık içtihadın birleştirilmesi
yolu ile giderilmiştir. Bu
bağlamda, aynı hukuk kuralının değişik biçimde yorumlanarak uygulanmasından
kaynaklandığı anlaşılan aykırılığın giderilmesi ve uygulamada birliğin
sağlanması için 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 39'uncu maddesi uyarınca içtihadın
birleştirilmesi gerektiğine oyçokluğu ile karar verilerek esasın
incelenmesine geçildi. VI - KONUNUN ESASTAN İNCELENMESİ:
İçtihadın birleştirilmesi istemine konu olan kararlarda
uyuşmazlığı, kimya mühendisi unvanına sahip olmakla beraber, teknik hizmetler
sınıfında kimyager kadrosunda görev yapanların ek göstergelerinin tespitinde
tahsil durumunun mu, yoksa kadro unvanının mı esas alınacağı, buna göre 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'na 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin
3'üncü maddesi ile eklenen (I) sayılı Cetvelin Teknik Hizmetler Sınıfı
bölümünün (a) bendinde öngörülen (3600) ek gösterge rakamından mı, yoksa (b)
bendinde öngörülen (3000) ek gösterge rakamından mı yararlandırılacağı hususu
oluşturmaktadır. Bugün
bir çok ülkede uygulanan personel sınıflandırma
sistemleri, sınıflandırmaya personel ya da hizmet kavramlarından hangisinin
esas alınacağına göre değişkenlik göstermektedir. Bu sistemlerden kadro
sınıflandırmasında, hizmete ağırlık verilerek görev ve sorumluluklar esas
alınmakta; personel sınıflandırılması sisteminde ise, ayırıma, personel veya
iş esas alınmaktadır. 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu ile kamu personel rejimimize kazandırılan
kadro kavramı, devlet örgüt yapısının oluşturulmasında, kamu hizmet ve
faaliyetleri ile bunu yürütecek kamu işgücünün planlanmasında kullanılan
hukuksal bir araçtır. Başka bir anlatımla kadro, memurun çalıştığı belli bir
görev yerini ifade etmekte, memurun yapacağı iş, onun kadrosu ile ilişkili
bulunmaktadır. Kamu
hizmetinin yürütümüne yönelik olan örgütü, kadrolar oluşturur. Örgütün kamu
hizmetini yürütecek hizmet grupları ve bu hizmet grupları içerisinde yer alan
unvanlar, kurum teşkilat şemasında gösterilir. Kişiyi örgütle kaynaştıran bir
araç olarak kadro, ilgili kuruma, üstlendiği kamu hizmetini yürütebilmek için
ihtiyaç duyulan personeli istihdam etme imkanını
sağlar. Bu nedenle bir kuruma tahsis edilecek kadrolar, o kurumun yerine
getireceği görevlere göre tespit edilir. Bu bağlamda bir kurumun kadro
cetveline bakılarak ne tür bir kamu hizmeti üstlendiğini, bu hizmet ve
faaliyetlerin yöneldiği alanı, yerini ve etkinliğini saptamak mümkündür. Aynı
zamanda kadro, personelin sayısının, niteliğinin, görev yerinin, unvanının,
sınıf ve derecesinin, yükselmesinin, parasal ve özlük haklarının da genel
olarak belirleyicisidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 128'inci maddesinde, devletin
ve diğer kamu tüzel kişilerinin, genel idare esaslarına göre yürütmekle
yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin
memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği ve memurların nitelik,
atanma, ödev, yetki, hak ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer
özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiş, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu'nda da memurların hizmet şartları, nitelikleri, hak ve
yükümlülükleri ile parasal ve özlük hakları objektif kurallara bağlanarak
hukuki statüleri belirlenmiştir. Bu bağlamda, Devlet personel
rejimimiz ve bunun hukuki sujesi olan memurluk,
statü hukukuna dayanmakta, kadroda bu hukukun ayrılmaz parçasını
oluşturmaktadır. 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 33'üncü maddesi ile kanun koyucu, her
kurumda çalıştırılacak personelin tamamı için görev yerlerinin belirtilerek
kadro tespiti zorunluluğunu getirmiş, kadrosuz memur çalıştırılamayacağını
kurala bağlamıştır. Yasada, hizmetin önemi, hizmet yerinin özellikleri ve
yoğunluğu gibi kriterler esas alınmak suretiyle
personel kadrolarının tespit edilmesi ve bu hizmetleri göreceklerin kendi
sınıfları içindeki derece durumlarına uygun olmak kaydıyla o kadronun
aylığını almaları amaçlanmıştır. Başka bir anlatımla, kadro kavramı,
kişilerden soyutlanarak hizmete bağlanmış; hizmette, görevin niteliğine göre
sınıflara ayrılmıştır. Öte
yandan, 657 sayılı Kanunun 43'üncü maddesinin gerekçesinde, Devlet
memurlarına ödenecek aylıklar konusunda, mevcut barem sisteminden ayrılarak
yeni bir sistem getirildiği hususuna yer verilmiş ve aylığın tespitinde
hizmetin Devlet için taşıdığı değer, hizmetin riski, zorluğu ve şartları ile
önem derecesinin belirleyici olacağı kabul edilmiştir. Yine aynı Kanunun
147'nci maddesinin gerekçesinde ise, aylık tabirinin, ister esas görev, ister
vekalet görevi, ister ise ikinci görev şeklinde
olsun, işgal edilen bir kadro karşılığında ay itibarıyla ödenen parayı ifade
ettiği açıkça belirtilmiştir. Buna
göre aylık, memurlara esas görevleri dolayısıyla bir aylık hizmetleri
karşılığında, görevin önemi, riski ve devlet için taşıdığı değer dikkate
alınmak suretiyle belirlenerek ödenen parayı ifade etmektedir. Ek gösterge ve
değişik adlar altında yapılan ödemeler ile aylık arasında niteliği itibarıyla
bir farklılık bulunmakta, bunlar, aylık adı altında birleştirilebilecek;
sebebi, amacı ve işlevi aynı olan parasal bir hakkın unsurlarını
oluşturmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43'üncü maddesinde, ek
göstergelerin bir takım görevlerin önem ve niteliklerinden ötürü kabul
edildiğini, memura yapılacak aylık ödemenin gösterge tablosundaki rakama bu
ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle bulunacak gösterge rakamı üzerinden
hesaplanacağını belirten hükümler, bunların kesinlikle göreve bağlı, sunulan
hizmetin ve yapılan görevin karşılığı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu
bağlamda ek gösterge, kadro görevini yürüten personele verilen önemin
göstergesi, yetki ve sorumluluğunun karşılığıdır. Yetki ve sorumluluk ise,
eğitim sonucu elde edilen unvana göre değil, kadro unvanına bağlı olarak
kullanılır. Anılan
Kanunun 33'üncü maddesinde ise, kadrosuz memur çalıştırılamayacağının hükme
bağlandığı, ek göstergeden yararlanabilmek için cetvellerde karşılığı
gösterilen kadroların birine atanmış ve bu görevi fiilen ifa ediyor olma
şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, ayrıca 147'nci maddesinde de
aylığın hizmetlerin karşılığında kadroya dayanılarak ay itibarıyla ödenen parayı
ifade ettiği belirtilmiştir. 657 sayılı Kanunun 33'üncü ve 147'nci maddeleri gereğince
mühendis kadrosuna atanmadan mühendisler için öngörülen ek göstergeden
yararlanılamayacağı, bu düzenlemelerde görüldüğü üzere, bu Kanuna tabi
kurumlarda görev yapan personelin ek göstergelerinin, kadro şartına
bağlandığı, bu durumda ek göstergeden yararlanabilmek için salt unvana sahip
olmanın yeterli olmadığı o unvana ilişkin görevde (kadroda) bulunmak
gerektiği anlaşılmaktadır. Bu
itibarla anılan hükümler dikkate alınmaksızın 657 sayılı Kanuna ekli (I)
sayılı ek gösterge cetveli tek dayanak alınmak suretiyle ek göstergenin
unvana göre uygulanması gerektiği sonucuna varmak mümkün değildir. Kadro ve
bunun karşılığı ödenen parayı ifade eden aylığın ve bunun bir parçasını
oluşturan ek göstergenin, başka bir anlatımla memurun parasal haklarını
düzenleyen kuralların, yorum yoluyla kapsamlarının genişletilmesi veya
boşluklarının doldurulması mümkün değildir. 657
sayılı Kanunun 43'üncü maddesi, ek gösterge konusunda bu Kanuna ekli (I) ve
(II) sayılı cetvellere atıf yaptığından, ilgililere uygulanacak ek
göstergenin tespitinde söz konusu cetvellerin yanında 43'üncü maddede yer
alan düzenlemelerin de (unvana ilişkin görevde-kadroda bulunma koşulunun da) gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Buna
göre, Devlet memurlarının fiilen görev yapmakta oldukları kadro unvanları
için ek gösterge öngörülmesi halinde bundan yararlanacakları, kadro unvanında
herhangi bir değişiklik olmadığı sürece mezuniyet diplomasında yer alan
unvan, başka bir anlatımla tahsil durumu dikkate alınarak ek gösterge
uygulamasından yararlanamayacakları sonucuna ulaşılmaktadır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle
içtihadın, ek gösterge tespitinde kadro unvanının esas alınacağını öngören
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları ile Kurulun bozma kararlarına
uyulmak suretiyle Onbirinci Dairece verilen
kararlar yönünde birleştirilmesine, 7/12/2007 günlü
birinci toplantıda Kurul üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verildi. KARŞI OY İçtihadı birleştirme istemini, kimya mühendisi unvanına sahip
olmakla beraber, teknik hizmetler sınıfında kimyager kadrosunda görev
yapanların ek göstergelerinin tespitinde tahsil durumunun mu, yoksa kadro
unvanının mı esas alınacağı, buna göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na
527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3'üncü maddesi ile eklenen (I) sayılı
Cetvelin Teknik Hizmetler Sınıfı bölümünün (a) bendinde öngörülen (3600) ek
gösterge rakamından mı, yoksa (b) bendinde öngörülen (3000) ek gösterge
rakamından mı yararlandırılacağı hususu oluşturmakta; aykırılık, ek gösterge
rakamlarından yararlanmada, eğitim sonucu elde edilen unvanı esas alan Onbirinci Daire kararları ile kadro unvanını esas alan
İdari Dava Daireleri Kurulu kararları ve Kurulun bu konudaki kararlarına
zorunlu olarak uyulmak suretiyle verilen Onbirinci
Daire kararları arasında doğmuş bulunmaktadır. 657
sayılı Kanunun ek göstergeye ilişkin 43/B maddesi, ''Bu Kanuna tabi
kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları, hizmet sınıfları, görev
türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu Kanuna ekli (I) ve (II)
sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle
hesaplanır. (II) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve
yeni unvanlar ilave etmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.'' hükmünü taşımakta
olup anılan maddenin ilk fıkrasında yer alan, ''kurumların kadrolarında''
ibaresi istihdama ilişkin bir kavram olup ek göstergelerin uygulanmasına
ilişkin bir kavram değildir. Bu nedenle parasal bir hak olan ek gösterge, kadro
kavramına sıkı sıkıya bağlanamaz. Nitekim Kanunda kadro şartını aramayan
düzenlemelere de yer verilmiştir. Örneğin, 67'nci maddede diğer şartları
taşımakla birlikte kadrosuzluk sebebiyle derece yükselmesi yapamayanların
kazanılmış hak aylıklarının, öğrenim durumları itibarıyla yükselebilecekleri
dereceyi aşmamak şartıyla işgal etmekte oldukları kadroların üst derecelerine
yükseltilecekleri kuralına yer verilmiştir. Kanun
niteliğinde olan (I) Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin başlığında, hizmet
sınıfları itibarıyla ek göstergelerin ''unvan ve aylık alınan derecelere
göre'' belirlendiği açıkça ifade edilmiştir. Ek göstergelere ilişkin (I)
Sayılı Cetvelin ihtilaf konusu II Teknik Hizmetler Sınıfına ilişkin bölümünde
de anılan ek göstergelerin alınması için o unvanlı kadroya atanma koşulu
öngörülmemiş, aksine unvanı kazanmış olmak yeterli bulunmuştur. Buna
karşın bir kısım hizmet sınıflarında öngörülen ek göstergeden yararlanmak
için mezun olunan okullar dolayısıyla sahip olunan unvanlara dayalı olarak
kadroya atanma koşulu öngörülmüş iken, bir kısmında ise yalnızca öğrenim
durumu nazara alınmak suretiyle unvan ve kadrolara itibar edilmemiştir. Öte yandan 657 sayılı Kanunun 147'nci maddesinde, bu Kanuna tabi
kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetleri karşılığında kadroya
dayanılarak her ay itibarıyla ödenen para, aylık olarak tanımlanmakla beraber
146'ncı maddenin son fıkrasında, aylık unsurları arasında ek gösterge
sayılmamış, 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen ek gösterge
ödemesi anılan Yasanın 43/B maddesinde belirtildiği gibi aylığa eklenen ek
ödeme niteliğini almış, ancak, bütünüyle kadro unvanlarına tahsisli olarak
ödeneceği yolunda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Sonuç
olarak; 657 Sayılı Kanuna ekli (I) Sayılı Cetvelde hizmet sınıfları
itibarıyla unvan ve aylık alınan dereceler esas alınarak ek göstergeler
düzenlenmiştir. Söz konusu cetvelin II Teknik Hizmetler Sınıfı başlığının (a)
bendinde kadroları bu sınıfa dahil olup, en az 4 yıl
süreli fakülte ve yüksekokullardan mezun olarak yürürlükteki hükümlere göre
''Mühendis'' unvanı alanlar ile, (b) bendinde kadroları bu sınıfa dahil olup
da fakülte ve yüksekokullardan mezun olup ''Kimyager'' unvanını alanların
derecelerine göre alacakları ek göstergeler belirtilmiştir. Görüldüğü gibi söz
konusu cetvelde ek göstergelerin tespitinde esas olan, personelin bulunduğu
sınıf ve yürürlükteki mevzuata göre almış olduğu unvandır. İçtihatların
birleştirilmesi istemine konu uyuşmazlıklarda söz konusu personelin de Teknik
Hizmetler Sınıfında olması, yürürlükteki mevzuata göre ''Mühendis'' unvanını
almış bulunmaları nedeniyle bu cetvelde derecelerine karşılık gelen ek
gösterge rakamlarından yararlanmaları mevzuat gereğidir. Bu itibarla, anılan
personelin kadro unvanı değişmese ve o unvanlı kadroya atanmasa da, mezun
oldukları yükseköğrenim programına bağlı olarak mühendis unvanını almaları ve
teknik hizmetler sınıfında görev yapmaları nedeniyle bu unvanlarına ve
derecelerine karşılık gelen ek göstergelerden yararlanmaları gerekmektedir. Bu
itibarla içtihadın, ek gösterge rakamının tespitinde eğitim sonucu elde
edilen unvanı esas alan Onbirinci Daire kararları
doğrultusunda birleştirilmesi gerekeceği oyu ile çoğunluk kararına
katılmıyoruz. |
||||||