Anayasa Mahkemesi Kararı

 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

 

Esas Sayısı      : 2001/323

Karar Sayısı   : 2005/31

Karar Günü   : 1.6.2005

 

   İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Sultanbeyli Asliye Ceza Mahkemesi

   İTİRAZIN KONUSU : 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 118. maddesinin 17.10.1996 günlü, 4199 sayılı Yasa ile eklenen beşinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 49. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

   I- OLAY

      Seyir halindeki araç ile yapılan kaza sonucunda, dikkatsizlik ve tedbirsizlikle asli kusurlu olarak ölüme sebebiyet vermek suçundan açılan davada, Anayasa’ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, itiraz konusu kuralın iptali için başvurmuştur.

   II - İTİRAZIN GEREKÇESİ

   Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

   “2918 sayılı Kanunun 118/5 “Ölümle biten trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri 1 yıl süre ile geri alınır” maddesi emredici bir özellik arz etmektedir. Halbuki aynı Kanunun 119/2. maddesi ise Anayasamızın 2, 5, 49. maddelerinde yazılı kurallara uygun bir şekilde yapılmış “Diğer cürümlerden mahkumiyeti halinde, mahkemece ceza süresini geçmemek üzere geçici olarak sürücü belgelerinin geri alınmasına da karar verilebilir.” diyerek sürücü belgelerinin geri alınmasını hâkimin takdirine bırakmıştır.

   2918 sayılı Kanunun 84. maddesi asli kusurlu sayılan halleri madde madde belirtmiş olup doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma, şeride tecavüz etme, kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymama gibi hallerdir. Bu gibi hallerde asli kusurlu olarak ölüme sebebiyet veren şahısın sürücü belgesi 1 yıl süre ile geri alınacaktır. Bu maddedeki ölüme sebebiyet şahıslara karşı işlenen kasti olmayan bir suçtur. Cezası ise 455/1. maddede 2 seneden 5 seneye; 455/2. maddede ise 4 seneden l0 seneye kadar hapistir.

   Türk Ceza Kanunumuzda Devletin şahsiyetine karşı işlenen 125, 126... Adabı umumiye nizamına aykırı işlenen 414. maddesi ve bilhassa örnek olması için şahıslara karşı kasten işlenen suçlardan adam öldürmeyi kapsayan 448, 449, 450 gibi maddelerden mahkum olanlara, dikkatsizlik ve tedbirsizlik suçundan 455. maddede verilecek cezadan çok ağır nitelikte olan ve ölüm cezasına kadar uzanan ceza  verilmektedir.

   TCK.nun 414, 448, 449, 450. maddelerinden yargılanıp mahkum olan sanıklara uygulanacak cezanın miktarı ve niteliği, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme suçundan daha ağır olduğu ve 119/2. maddede belirtilen sürücü belgesinin geri alınması hâkiminin takdirine bırakılmış olmasına rağmen kasti olmayan dikkatsizlik ve tedbirsizlikle ölüme sebebiyet suçunda takdir hakkının kendisinden alınması halinde kanunu uygulayan hâkimin Anayasanın 138. maddesinde belirtilen” Hakimler Anayasa, kanun ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler” maddesindeki ölçüyü uygularken olayın işleniş şekli, özellikleri, sanığın kimliği, işi, çalışma ortamı gibi hallerini değerlendirip tedbirle ilgili takdirini kullanamayacağından vicdani bir rahatlık içinde olmayacaktır. Kişilerin devlete ve kurumlarına güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını geliştirmeleri, sosyal olarak rahat bir ortam içinde yaşantılarını devam ettirmeleri, hukuk devleti düzeninde gerçekleştirilebileceği, sosyal hukuk devletinin bu tür gelişmeleri sağlayan her türlü önlemi almasının zorunlu bulunduğu hususları anayasal kurallardan olduğundan eşitsizlik yaratan ve karar verirken de uyguladığı kanunların önemini ve ağırlığını bilen yargıcın vicdani duygularıyla arzu etmediği halde 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınması kararını zorunlu olarak vermesi, Anayasanın 138/1. maddesinde belirtilen hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vermek ilkesine ve uyguladığı diğer maddelerdeki ceza eşitliğine aykırı olacaktır.

   Karayolları Trafik Kanununun 84. maddesinde asli kusurlu olan haller sayılmış olup örneğin bu hallerden birini işleyip yapılan keşif sonunda 3/8 nisbetinde kusuru belirlenen sanığın TCK.nun 455/1-son maddesiyle verilecek ceza takdiri olarak 9 ay hapis olarak verildiği takdirde ayrıca 118/5 maddenin uygulaması ile 1 yıl süre ile ehliyeti geri alınacaktır. Bu durum, verilen asli ceza süresinden fazla tali ceza verilmesi yani tedbirli cezanın asıl cezadan fazla olması halini meydana getirecektir. Bu hal uygulanan ceza kurallarına da aykırıdır. Bu konuda 2918 sayılı Kanunun 119/2. maddesi “Ceza süresini geçmemek üzere geçici olarak sürücü belgesinin geri alınması” maddesiyle de ters düşmekte, eşitsizlik yaratmaktadır.

   2918 sayılı Kanunun 119/son maddesi “Geçici olarak sürücü belgelerinin geri alınması hürriyeti bağlayıcı ceza hükümlerinin infazından sonra yerine getirilir.” demektedir.

   Kendisini ve ailesini şoförlük yaparak geçindiren bir şahıs hakkında asli kusurlu olarak sebebiyet verdiği kasti olmayan ölümle biten olayında sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınması zaruri olduğu durumda çalışamayacak veya kanunsuz bir şekilde kaçak çalışma yaparak ekonomik ihtiyaçlarını giderecektir. Zira bu şahısın başka mesleği de yoktur. Hakimin takdir hakkını sınırlayan şekilde ehliyetin geri alınması durumunda geri alma kararı, asıl ceza olan hapis veya hapisten çevirme para cezasının çok üzerinde önem arz edecek, bu madde gereğince belgesi geri alınan şahsın bazı kurumlarca iş akdi feshedilecektir. İşsiz bir halde kalacaktır. Gerçekten de özel bir iş yerinde şoför olarak çalışan ancak sürücü belgesini 1 yıl süre ile kullanamayan şahıs nasıl çalıştırılacaktır? Bizim uyguladığımız bu olayda sanığın ehliyetine bir yıl el konulması halinde iş sözleşmesi gereği kendisinin işten çıkarılma durumu mevcut olacaktır. Türkiye ve dünya şartlarında kolaylıkla istenilen işi bulmak mümkün de değildir. Bu durumda ceza sadece sanığa değil ailesine de verilmiş olacak ve onların aile düzeninin bozulmasına, ekonomik yönden büyük bir tehlike ortamına atılmasına sebep olacaktır. Halbuki bu tür olayda hakimin “sürücü belgesinin geri alınabilir” şeklinde bir maddeyi uygulama olanağı olsa olayları ve sanığın işi, kişiliği, sosyal yapısı, cezanın kendisine ve ailesine vereceği olumlu ve olumsuz etkileri değerlendirip takdir hakkını kullanacak ve bu halde çok daha adil bir karar verilmiş olacaktır.

   Yukarda belirtilen sanığın ceza sonucu çalışma imkanının elinden alınması halinde Anayasanın 5. maddesinde “Devletin amaç ve görevleri, kişilerin ve toplumun refah ve huzurunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” maddesine aykırı bir durum ortaya çıkmaktadır. Hâkimin takdir hakkı olmaksızın, belgenin geri alınarak çalışmayı engellemek, kişi ve ailesinin tehlike ortamına atılmasına sebep verecek onların refah ve huzurunu bozacaktır. Halbuki refah ve huzuru sağlamak ve sosyal hukuk ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde ortaya çıkan engelleri kaldırmak devlete verilen Anayasal bir görevdir. Kanunlar da bunları düzenleyecek yönde olmalıdır. Anayasanın 49. maddesinde belirtilen Devlet, “Çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli önlemleri alır.” kuralı, 2918 sayılı Kanunun 118/5. maddesinin uygulaması halinde yara alacaktır.

   2918 sayılı Kanunun l18/5. maddesi 17.10.1996 tarih ve 4199 sayılı Kanunla Karayolları Trafik Kanununa ilave edilmiş ve 27.10.1996 tarihinde yayınlanarak yürürlülüğe girmiştir. Bu tarihe kadar bu olaylara uygulanan madde aynı Kanunun 119/2. maddesi olup sürücü belgesinin geri alınması hakimin takdirine bırakılmıştır. Yürürlüğe girmesine rağmen sakıncalar yaratan, yararından çok zarar getiren 118/5. madde olmasa dahi onun yerine 119/2. madde dolduracaktır. Bu nedenle l18/5. maddeye hiç gerek yoktur.

   Sanık savunmasında kendisini bekleyen tehlikeyi açıkça belirtmiştir. Bu durum sadece kendisi için değil toplumun diğer kesimleri için de mevcuttur. 2918 sayılı Kanunun 118/5. maddenin getirdiği bu yenilik Anayasamızın sosyal hukuk devleti, eşitlik, çalışma hakkı gibi temel kurallardan tamamen uzaklaşan refah ve huzuru bozan bir ortam getirmektedir.

   Sonuç olarak; 2918 sayılı Kanunun 118/5. maddesi, izah edilen nedenlerle Anayasamızın 2, 5, 10, 11, 49, 138. maddelerine aykırıdır. Bu nedenle 118/5. maddenin uygulaması yönünden bekletici mesele yapılmasına ve 2918 sayılı Kanunun 118/5. maddesinin iptali için dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş olmakla;

   HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği gibi;

   1- “Ölümle biten trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri 1 yıl süre ile geri alınır” şeklindeki 2918 sayılı Kanunun 118/5 maddesi;

   a) Anayasanın 2. maddesinde Cumhuriyetin Nitelikleri başlığındaki “Türkiye Cumhuriyeti, adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı... sosyal bir hukuk devletidir.”

   b) Anayasanın 5. maddesinde Devletin Temel Amaç ve Görevleri başlığındaki “Devletin amaç ve görevleri, kişilerin ve toplumun refah ve huzurunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır”

   c) Anayasanın 10. maddesinde “Kanun önünde eşitlik,”

d) Anayasanın 11. maddesinde  “Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz”

   e) Anayasanın 49. maddesinde “Çalışma hakkı”

   f) Anayasanın 138. maddesinde “Hakimler Anayasa, kanun ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler”

   Maddelerine aykırı olduğu kanaati oluşmakla, 2918 sayılı Kanunun 118/5. maddesinin iptal edilmesi için dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine.

   2- Dosyanın Anayasa Mahkemesince konu ile ilgili karar verilinceye kadar 2918 sayılı Kanunun 118/5. maddesinin uygulanması açısından bekletici mesele yapı1masına,

   Sanıkların yüzüne karşı, C. Savcısı Necdet KADIOĞLU’nun huzuruyla talebe uygun olarak karar verildi.”

   III - YASA METİNLERİ

   A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı

      2918 sayılı Yasa’nın 118. maddesinin 4199 sayılı Yasa ile eklenen itiraz konusu beşinci fıkrası şöyledir:

   “Ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri ise 1 yıl süre ile geri alınır.”

   B - Dayanılan Anayasa Kuralları

   Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 49. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.

   IV - İLK İNCELEME

   Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca,  Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU,  Mahir Can ILICAK, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN’ın katılmalarıyla 12.6.2001 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

   V - ESASIN İNCELENMESİ

   Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

   Başvuru kararında, 2918 sayılı Yasa’nın 118. maddesinin itiraz konusu beşinci fıkrasının, emredici bir kural niteliğinde olduğu, sürücü belgesinin geri alınmasında hâkimin takdir hakkının bulunmamasının,  Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, hukuka uygun olarak  vicdanî kanaatlerine  göre karar vermek ilkesine aykırı olduğu, asli kusurlu olarak ölüme sebebiyet veren sürücüye; asli ceza süresinden fazla fer’i ceza öngörüldüğü, bu durumun eşitsizlik yaratacağı, geçimini sürücülükle sağlayan kişinin sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınması sonucu işini kaybedeceği, çalışamayan bir kişinin kendisi ile birlikte ailesinin de refah ve huzurunun bozulacağı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 49. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

   İtiraz konusu kuralla; ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgelerinin “1 yıl süre ile geri alınacağı” öngörülmektedir.

   A - Anayasa’nın  2., 5., 10., 11. ve 49.  Maddeleri Yönlerinden İnceleme

   Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa’nın ve yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasa koyucu, yasaların yalnız Anayasa’ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.

   Anayasa’nın 5. maddesinde de kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.

   Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa’nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin genel durumu, sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri gözönüne alınarak saptanacak ceza politikasına göre belirlenir. Bu nedenle, yasa koyucunun, ceza politikasını, öncelikle Anayasa’nın 2. maddesinde nitelikleri, 5. maddesinde de temel amaç ve görevleri belirtilen hukuk devletine ve adalet ilkesine uygun olarak belirlemesi gerekir. Yasa koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği ve ceza sistemini tamamlayan müesseseler konusunda takdir yetkisine sahiptir. Yasa koyucu, bu takdir yetkisi içinde kamusal düzeni, güven ve huzuru bozan eylemlerden öngördüklerini suç olarak belirleyebilir, bunlara verilecek  cezaları tür ve ağırlık olarak saptayabilir ve yine benimsediği ilkeler doğrultusunda bunlar için farklı cezalar öngörebilir; kimi suçların niteliğini, işlenme biçimini, kişi, toplum ve devletin uğraması mümkün zararların içerik ve yoğunluğunu, toplumsal barışın ihlâl derecesini, suçtan zarar görenlerin kimliğini, cezaların caydırıcılığını ve toplumun değer yargılarını dikkate alarak düzenleme  yapabilir.

   Ceza hukukunda, doğrudan doğruya bir suçun karşılığı olmak üzere öngörülen asli cezaların yanında, asli cezanın etkisini artırmak, suç işlenmesinde  caydırıcılığı  sağlamak için bu cezaya ek olarak, fer’i ve mütemmim cezalar ile kimi hak yoksunlukları  getirilmektedir. Yasa koyucu, asli cezalara bağlı olarak kimi kısıtlılıklar öngörüp öngörmeme konularında da  anayasal ilkeler çerçevesinde takdir hakkına sahiptir.

   İtiraz konusu kural, toplumu yakından ilgilendiren, can ve mal kaybına neden olarak; insanın maddi ve manevi varlığını, toplumun, refah, huzur ve mutluluğunu etkileyen trafik kazalarının önlenmesi için en etkin tedbir olan trafik cezalarının,  caydırıcılık ve etkinlik niteliğine ağırlık kazandırılması amacıyla getirilmiştir. Yasa koyucunun, anayasal sınırları aşmadan takdir yetkisini kullanarak düzenlediği  kural, hukuk devleti ilkesine  aykırı değildir; Devlet’in Anayasa’nın 5. maddesinde belirlenen temel amaç ve görevleriyle de çelişmemektedir.

   Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesi, birbirleriyle aynı durumda olanlara, ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme, eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa’nın amaçladığı hukuksal eşitlik olup eylemli, mutlak eşitlik değildir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.

   İtiraz konusu kuralla, ölümle sonuçlanan trafik kazalarına  asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücüler, sürücü belgelerinin geri alınması yönünden aynı kurala bağlı tutulduğundan eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir.

   Öte yandan, Anayasa’nın 49. maddesinde, çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları, işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmektedir.

   Yasa koyucu, toplum hayatını yakından ilgilendiren trafik cezalarının caydırıcılık ve etkinlik niteliğine ağırlık kazandırılması amacıyla belirlediği suç ve cezayı, araç kullanma ve dolayısıyla sürücü belgesi ile doğrudan ilgili görmüştür. Sürücü belgesinin geçici süre ile geri alınmasının, çalışma hak ve ödevini engellediğinden söz edilemez.

   Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın  2., 5., 10., 11. ve 49.  maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

   B - Anayasa’nın 138. Maddesi Yönünden İnceleme

   Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları, Anayasa’ya, yasalara ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri belirtilmektedir.

   Hâkimler, verecekleri hükümlerde, Anayasa’ya, yasalara ve hukukun temel kurallarına dayanacaklar, bu objektif kurallarla birlikte delillerin takdirinde ve bunun sonucunda hükme varışlarında vicdanî kanaatlerine göre hareket edeceklerdir. Hâkim, hangi suça hangi cezanın verileceğini saptarken vicdanî kanaatinden önce Anayasa, yasa ve hukuk kuralları ile bağlıdır; belli anayasal ilkelere bağlı kalmak koşuluyla, tanımlayıp öğelerini belirlediği suç karşılığında uygulanacak yaptırımların türlerini, ölçülerini, hangi sınırlar içinde uygulanabileceğini, nelerin ne ölçüde hafifletici neden olacaklarını kurala bağlamak yasa koyucunun yetkisindedir.

   Hâkimin vicdanî kanaati, ancak delillerin takdirinde, nesnel kuralların yorumunda ve bunların öznel durumlara uygulanmasında rol oynar. Hâkim, Anayasa ve yasa gibi pozitif hukuk kuralları ile hukukun genel ilkelerini uygularken, özellikle, fiilin işlenmiş olup olmadığının, işlenmiş ise ne gibi etkiler altında işlenmiş olduğunun ve suçun hangi ceza kuralı kapsamına girdiğinin saptanmasında, vicdanî kanaatine göre hareket etme durumundadır.

   İtiraz konusu kuralda, suç ve ceza yasa ile tanımlanmıştır. Hâkimin takdir hakkı, yasada öngörülen koşullarla sınırlıdır. Ölümle sonuçlanan trafik kazalarına  asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin, sürücü belgelerinin 1 yıl süre ile geri alınmasına hükmedilmesi, hâkimin olayın ve delillerin takdiri konusundaki yetkisinin sınırlandırılması  anlamına  gelmez.   Hâkim,  vicdanî  kanaatine  göre  karar  vermesini önleyecek herhangi bir dış etkenle karşı karşıya değildir. Olayın ve delillerin takdirinde hâkim tamamen bağımsız olup, Anayasa’ya, yasaya ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatine göre hareket edebilme ve cezayı somut olarak uygulama olanağına sahiptir.

   Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 138. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

   VI - SONUÇ

   13.10.1983 günlü, 2918  sayılı  “Karayolları Trafik  Kanunu”nun   118. maddesinin 4199 sayılı Yasa ile eklenen beşinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 1.6.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

 

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

 

 

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

 

 

Üye

Mustafa YILDIRIM

Üye

Cafer ŞAT

Üye

A. Necmi ÖZLER

 

 

Üye

Ali GÜZEL

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR