|
Anayasa
Mahkemesi Kararı Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından: Esas
Sayısı : 2004/14 Karar
Sayısı : 2004/84 Karar Günü : 23.6.2004 İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri
Ali TOPUZ, Haluk KOÇ ve 119
Milletvekili İPTAL DAVASININ KONUSU: 25.12.2003 günlü, 5035 sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un; A - 18.2.1963 günlü, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesini değiştiren 23.
maddesinin, B - 197 sayılı Yasa’nın 6. maddesinde yer alan (II), (III) ve
(IV) sayılı tarifeleri değiştiren 24. maddesinin, C - 50. maddesinin (d) bendinin, Anayasa’nın 2., 7., 8.,
10., 11. ve 73. maddelerine aykırılığı
savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir. I
- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ İptal ve yürürlüğün durdurulması istemini
içeren 27.2.2004 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir: “I. OLAY Hükümetin hazırlayarak parlamentoya sunduğu, ekonomik olayları etkileyebilecek,
vergilemede basitlik ve adaleti sağlamaya yönelik düzenlemeleri içeren Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı parlamentoda görüşülerek
kabul edilmiştir. 5035 sayılı Kanunda yer alan düzenlemelerin bir bölümü, motorlu
taşıtlar vergisi
ile ilgilidir. 5035 sayılı Kanun, motorlu taşıtların, değerlerinin göz önünde
tutularak vergilendirilmesini esas alan düzenlemeler getirmemiştir. 5035 sayılı
Kanun ile motorlu taşıtlar vergisinde yapılan yeni düzenlemelerle, vergi
yükünün dağılımındaki adaletsizlik ortadan kalkmamıştır. Bu düzenlemeler yanında, Kanunun yürürlüğü ile ilgili madde de, hukukun
temel
ilkelerinden olan kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırıdır. Özet olarak ifade etmek gerekirse, söz konusu düzenlemeler hukukun
temel ilkelerine
ve Anayasa’ya aykırılıklar içermektedir. Anayasa’ya aykırı olan bu hükümlerin iptali ve uygulanmaları
durumunda giderilmesi olanaksız hukukî durum ve zararlar ortaya çıkacağı
için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması
istemi ile Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açılmıştır. Aşağıda önce, 5035 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanunun söz konusu
dava çerçevesinde iptali istenen hükümlerine yer verildikten sonra, iptali istenen hükümlerle ilgili olarak
Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri açıklanmıştır. II. İPTALİ İSTENEN HÜKÜMLER (...) III. GEREKÇE 1. 5035 Sayılı Kanunun 23 üncü Maddesi ile Değiştirilen 197 Sayılı Kanunun 5 inci
Maddesinin Anayasa’ya Aykırılığı Motorlu taşıtlar vergisi, emlak vergisi gibi servet üzerinden alınan
vergidir. 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun kapsamına giren taşıtlar,
Kanunun 5 ve 6 ncı maddesindeki (I), (II), (III) ve
(IV) sayılı tarifelere göre vergilendirilmektedir. 5035 sayılı
Kanunun 23 üncü maddesi, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5
inci maddesini değiştirerek, otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile motosikletlerin vergilendirildiği
(I) sayılı tarifeyi yeniden düzenlemiştir. Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5 inci maddesinde yapılan
değişiklikler; mükelleflerin ödeme gücünü esas almak suretiyle mevcut adaletsiz yapıyı
değiştirmediği
gibi, kimi yönlerden daha da adaletsiz bir durumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yapılan düzenlemeyle, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun (I) sayılı tarifesinde yer alan
otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile motosikletlerin vergilendirilmesindeki net ağırlık
uygulamasına son verilmekte, motor silindir hacmi ve yaş esasını baz alan bir vergi uygulaması getirilmektedir. Buna göre, taşıtların silindir hacimleri, 1300 cm3 ve
aşağısı; 1301 - 1600 cm3; 1601 - 1800 cm3; 1801 - 2000 cm3;
2001 - 2500 cm3; 2501 - 3000 cm3; 3001 - 3500 cm3;
3501 - 4000 cm3; 4001 cm3 ve yukarısı olarak dokuz
farklı grupta derecelendirilmiştir. Ayrıca bu derecelendirme de kendi içinde 1-3 yaş, 4-6 yaş, 7-11 yaş,
12-15
yaş, 16 ve yukarı yaş olmak üzere 5 ayrı gruba ayrılmıştır. Taşıtın motor silindir hacmi arttıkça ödenecek motorlu taşıtlar
vergisinin tutarı da
artmakta; taşıtın yaşı büyüdükçe ödenecek motorlu taşıtlar vergisinin tutarı azalmaktadır. Taşıtın motor silindir hacmi ve yaşı ise, verginin konusunu oluşturan
taşıtın değerini,
yani servet unsurunun değerini doğrudan doğruya yansıtmamaktadır. Aynı silindir hacmi ve
yaştaki, değeri birbirinden çok farklı taşıtlar için aynı verginin öngörülmesi, eşitlik
görünümünde fakat aslında Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir durumun ortaya
çıkmasına neden olmaktadır. Anayasa’nın “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinin birinci
fıkrasında, “herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi
vermekle yükümlüdür”
denilmektedir. Fıkrada, verginin genel olması, mali güce göre olması ve kamu
giderlerini karşılamak üzere alınması öngörülmüştür. Genellik ilkesi, sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkesin elde
ettiği gelir, servet ya da harcamalar üzerinden vergi ödenmesini
amaçlar. Mali güce göre vergilendirme ise, verginin kişilerin ekonomik ve
kişisel durumlarına
göre alınmasıdır. Bu ilke, mali gücü fazla olanın, mali gücü az olana oranla daha fazla
vergi ödemesi gereğini belirler. Mali gücün tanımı Anayasa’da bulunmamakla
birlikte genellikle ödeme gücü anlamında kullanılmaktadır. Kamu maliyesi yönünden
ise gelir, servet ve harcamalar mali gücün göstergeleridir. Verginin mali güce göre alınması aynı zamanda vergide eşitlik
ilkesinin uygulama aracıdır. Vergide eşitlik ilkesi, yükümlülerin vergi ödeme
güçlerinin dikkate alınmasını gerektirir. Vergilendirmede
adalet ve eşitlik; verginin mali güce göre ödenmesi ve herkesin vergi ödemesi ilkesi ile hayata geçer.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı bu ilkelere dayanılarak
sağlanır. Vergide eşitlik ilkesi, mali gücü aynı olanların aynı, mali gücü farklı olanların ise farklı oranlarda
vergilendirilmesini gerektirir. Anayasa’nın 73 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, vergi yükünün
adaletli ve dengeli bir biçimde dağılımının sağlanması amaçlanmıştır. Sermaye
iratlarının ücretlere göre farklı değerlendirilmesi, en az geçim indirimi, artan
oranlı vergilendirme gibi uygulamalar, vergi yükünün adalete uygun ve sosyal
amaçlı dağıtımının araçlarıdır. Yasakoyucu, Anayasal kurallara
uymak koşuluyla gelir, servet ya da harcamanın
vergilendirilmesinde konulara, nitelik veya miktarlara göre değişik ölçütler getirebilir.
Ancak, bu ölçütlerin de Anayasa’nın 73 üncü maddesinde ifadesini bulan verginin mali
güce göre alınması ve genel olması ilkelerine ve Anayasa’nın diğer hükümlerine
uygun olması gerekir. 5035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin değiştirdiği 197 sayılı Kanunun
5 inci maddesinde yapılan
düzenlemede ise, bir servet vergisi olan motorlu taşıtlar vergisinin miktarının, vergi konusu olan taşıtın
değerine göre belirlenmediği görülmektedir.
Bunun yerine, motor silindir hacmine ve taşıtın yaşına göre vergilendirme esası benimsenmiştir. Bu da, vergi
yükünün adaletsiz ve eşitlik ilkesine aykırı bir biçimde dağılımına yol
açmıştır. 5035 sayılı Kanunun gerekçesinde, aracın değeri ile bağlantılı bir
vergileme için en uygun ölçünün aracın sigorta değerinin olduğu açıkça ifade
edilmiştir. Yani, motor silindir hacmi ve taşıtın yaşı gibi ölçütlerin taşıtların gerçek
değerini yansıtmadığı,
bu ölçütlere göre vergi alındığında, vergi yükünün adaletsiz dağılımına neden olunacağı ve mükelleflerden ödeme güçlerini
aşan miktarda vergi alınacağı, kanun
koyucu tarafından dolaylı olarak kabul edilmektedir. Nitekim bu kabul, 5035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle değiştirilen
197 sayılı
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5 inci maddesinin son fıkrasında açıkça görülmektedir. Söz konusu fıkra aynen şöyledir: (I) sayılı tarifede yer alan
otomobil, kaptıkaçtı, arazi
taşıtları ve benzerlerine ait vergi tutarlarının Türkiye Sigorta ve Reasürans Birliği tarafından her yılın Ocak
ayında ilan edilen kasko sigortası değerlerinin % 6’sını aşması halinde, aynı yaş
grubunda bulunan taşıtlara ait vergi tutarlarını, bir alt kademedeki
taşıtlara isabet eden vergi tutarı olarak belirlemeye, bu oranı % 4’e kadar indirmeye ve kanuni oranına
kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu fıkra da göstermektedir ki, 5035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle getirilen ve taşıtlar için ödenecek olan
motorlu taşıtlar vergisinin hesabında dikkate alınan kriterler, taşıtın yani servetin gerçek değerini ortaya
koymamaktadır. Bu nedenle de mali güce göre vergilendirme ve vergi
yükünün adaletli ve dengeli bir biçimde dağılımı ve eşitlik ilkeleriyle,
dolayısıyla Anayasa’nın 10 uncu ve 73 üncü maddeleriyle
bağdaşmamaktadır. Diğer taraftan, 5035 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesiyle 197 sayılı Motorlu
Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5 inci maddesine eklenen fıkra ile, mali gücü
aşan ve vergi
yükünün adaletsiz dağılımına neden olacak vergilendirme durumlarını önlemek üzere tedbir alabilmesi için Bakanlar
Kurulu’na yetki verilmiştir. Bu yetkilendirme; yetkinin sınırları çok geniş olduğu için Anayasa’nın yasama yetkisinin
devredilemezliği ilkesine
aykırıdır. Kaldı ki böyle bir yetkilendirme, keyfi uygulamalara yol
açabilecek, ölçüsüz bir yetkilendirme niteliğini de taşımaktadır. 5 inci
maddenin son fıkrasına göre, (I) sayılı tarifede yer alan taşıtların kasko değerinin %
6’sından fazla miktarda vergi ödemeleri, mali gücü aşan oranda vergilendirme olarak kabul edilmektedir. Taşıtların kasko değerinin % 6’sından fazla
miktarda vergi ödemeleri halinde Bakanlar Kurulu vergi tutarını bir alt kademedeki
taşıtlara isabet eden tutara indirebilecektir. Örneğin, motor silindir hacmi
4001 cm3’ten büyük ve 3 yaşından küçük bir taşıt için ödenecek olan motorlu taşıtlar
vergisi tutarı (9 milyar TL.), aynı taşıtın
kasko değerinin % 6’sını aşarsa, Bakanlar Kurulu bu
yaş grubundaki taşıtların motorlu
taşıtlar vergisini bir alt kademedeki taşıtlar için belirlenen tutara indirebilecektir. Yani, (5 milyar 500 milyon TL’ye).
Bunun anlamı, Bakanlar Kurulu’na verilen yetki ile taşıtın vergi tutarının %
39 oranında azaltılabilecek olmasıdır. Bakanlar
Kurulu bu yetkisini aynı anda tüm kademeler için kullanabilir. Bu durumda 3 yaş ve altındaki taşıtlar için
ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi tutarı 9 milyar TL’den 250 milyon TL’ye düşebilir.
Bakanlar Kurulu bu durumda motorlu taşıtlar
vergisi tutarını % 97 oranında azaltabilecektir. Bireylerin sosyal ve ekonomik durumlarını etkileyecek keyfi
uygulamalara neden olunmaması için vergilendirmede, vergiyi doğuran olayın;
vergilerin matrah ve oranlarının
alt ve üst sınırlarının; tarh, tahakkuk ve tahsil usullerinin; yaptırımlarının
ve zamanaşımı gibi belli başlı temel
öğelerinin yasalarla belirlenmesi gerekir. Ancak, yasa ile her konuyu bütün
kapsam ve ayrıntılarıyla düzenlemenin olanaklı olmadığı durumlarda yürütme
organına açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte idari işlem yapma yetkisi verilebilir. Nitekim, Anayasa’nın 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükme göre; “vergi, resim, harç ve
benzeri yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği
yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna
verilebilir.” Anayasa’da
Bakanlar Kurulu’na tanınan yetkinin sınırları bellidir. Bu sınırlar içinde kalarak Bakanlar Kurulu’na yetki verilmesi
Anayasa’ya uygundur. Ancak Bakanlar
Kurulu’na, vergilerin kanunla konulup, kaldırılması, değiştirilmesi ve vergilerin yasallığı ilkesini zedeleyecek ölçüde
geniş yetkiler verilirse, bu yetkilendirme
Anayasa’ya aykırı olur. Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında belirtildiği gibi, yürütme
organına; asli, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz ve takdir
yetkisinin çok geniş olarak kullanılmasına
yol açabilecek düzenleme yetkisi verilemez. Bunun nedeni, böyle bir yetkilendirmenin yürütmeye yasama yetkisinin
devredilmesi anlamına gelmesi ve böyle
bir yetki devrine Anayasa’nın 7 nci maddesinin
imkan tanımamasıdır. Anayasa’nın 8 inci maddesinde, yürütme yetkisi ve görevi, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve
yerine getirilir biçiminde tanımlanan “idarenin kanuniliği” ilkesi de, bir
konuda yapılacak düzenlemenin, yasama yetkisinin devrine yol açmayacak belirginlikte olmasını
gerektirir. Oysa, dava konusu 5035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin değiştirdiği
197 sayılı
Kanunun 5 inci maddesiyle Bakanlar Kurulu’na takdir yetkisinin çok geniş olarak
kullanılmasına yol açabilecek düzenleme yetkisi verilmiştir. İdareye tanınan
bu geniş yetkinin açık bir yetki devri oluşturduğunda duraksamaya yer yoktur. Nitekim,
Anayasa Mahkemesi’nin E. 2001/36 sayılı kararında aynen şöyle denilmektedir: “Motorlu
Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun yetki başlıklı 10 uncu maddesine göre, vergi
miktarları yeniden değerleme oranında her yıl artmakta ve bu usulle maktu
vergilerin zamanla aşınması önlenmektedir. Ancak, dava konusu kuralla
belirtilen artışın yeterli olmaması veya değişen ekonomik koşullara
uygunluğun sağlanması amacıyla Bakanlar
Kurulu’na yeniden değerleme oranının % 50 fazlasını geçmemek,
% 20’sinden az olmamak üzere yeni
oranlar belirleme yetkisi de verilmiştir. Buna ek olarak Bakanlar Kurulu’na bir de bu tutarları
yirmi katına kadar artırma yetkisinin verilmiş olması, yasama yetkisinin devrine yol açan ve vergi adaleti
ile bağdaşmayan ölçüsüz bir düzenlemedir. İptali istenilen kuralla
vergi miktarının, taşıtların teknik özellikleri
ve/veya kullandıkları yakıt türleri, kullanım amaçlarına göre ayrı ayrı veya topluca yirmi katına kadar arttırılabilmesi
için Bakanlar Kurulu’na yetki verilmesi, keyfi bir uygulamaya neden olabileceğinden hukuk güvenliği ilkesi ile de bağdaşmamaktadır” 5 inci maddenin son fıkrasında Bakanlar Kuruluna
verilen yetki, keyfi uygulamalara
yol açacak kadar geniş ve belirsiz olduğu için,
hukuk güvenliğini sarsacak ve Anayasa’nın
2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti
ilkesiyle çelişecektir. Öte yandan, Anayasa’ya aykırı hükümlerin hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerine
aykırı düşeceği de açıktır. Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan hukuk
devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca
geçerlik koşulu sayan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve
bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa ve hukuk kurallarına bağlılığa özen
gösteren, yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasakoyucunun
da uymak zorunda olduğu temel hukuk ilkeleri ile Anayasa’nın bulunduğu
bilinci olan devlettir. Anayasa’ya aykırı bir hükmün Anayasa’nın 11 inci maddesindeki
Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle bağdaşması da düşünülemez. Bu
yüzden söz konusu düzenleme Anayasa’nın 11 inci maddesine de aykırıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, 5035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle
değiştirilen
197 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, Anayasa’nın 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ilkesine; 7 nci
maddesindeki yasama yetkisinin, Türk Milleti adına Türkiye Büyük
Millet Meclisinde olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği kuralına; 8 inci maddesindeki,
yürütme yetkisi ve görevi, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve
yerine getirilir biçiminde tanımlanan idarenin kanuniliği ilkesine; 10 uncu maddesindeki kanun
önünde eşitlik ilkesine; 11 inci maddesindeki Anayasa’nın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü ilkesine ve 73 üncü maddesindeki vergi yükünün adaletli ve dengeli
dağılması ve herkesin mali gücüne göre vergi ödemesi ilkelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir. 2. 5035 Sayılı Kanunun 24 üncü Maddesi ile Değiştirilen 197 Sayılı Kanunun 6 nci
Maddesinde Yer Alan (II), (III) ve (IV) Sayılı Tarifelerin Anayasa’ya Aykırılığı 5035 sayılı
Kanunun 24 üncü maddesiyle değiştirilen 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 6 ncı maddesinin (II) sayılı tarifesinde, minibüs; otobüs ve benzerleri; kamyonet, kamyon, çekici ve
benzerleri, (III) sayılı tarifesinde, yat; kotra ve her türlü özel tekneler, (IV) sayılı tarifesinde ise, uçak
ve helikopterler yer almaktadır. 5035 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle bazı taşıtların tarifeleri
değiştirilmiş ve kamyon, kamyonet, çekici, ve benzeri taşıtların vergileme
kriterleri olarak istiap haddi uygulamasına son verilerek teknik belgelerinde
yazılı azami toplam ağırlık esasına geçilmiştir. Yeni düzenlemeyle panel van ve motorlu
karavanlar da (II) sayılı tarife kapsamına alınmıştır, (II) sayılı tarife
kapsamına girecek taşıtlar için ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisinin miktarı, minibüs; panel van ve motorlu karavanlar; otobüs ile kamyon; kamyonet; çekici ve benzerleri için farklı kriterler esas
alınarak belirlenmiştir. Örneğin, minibüsler için belirlenen tek kriter taşıtın yaşıdır. Buna
göre minibüsün
yaşı büyüdükçe, ödenecek vergi azalmaktadır. Minibüsler için ödenecek olan motorlu
taşıtlar vergisi miktarını belirleyen başkaca bir kriter bulunmamaktadır. Panel van ve motorlu karavanlar için motor
silindir hacmi ve taşıtın yaşı olmak üzere iki kriter tespit edilmiştir. Taşıtın motor silindir hacmi
yükseldikçe ödenecek motorlu taşıtlar
vergisi miktarı artmakta, taşıtın yaşı büyüdükçe motorlu taşıtlar vergisi
miktarı azalmaktadır. Otobüsler için ise iki kriter belirlenmiştir. Otobüsteki oturma yeri
sayısı ve taşıtın yaşı. Otobüsteki oturma yeri sayısı arttıkça ödenecek motorlu
taşıtlar vergisi miktarı artmakta, taşıtın yaşı büyüdükçe motorlu taşıtlar vergisi
miktarı azalmaktadır. Kamyon ve
kamyonetler için ödenecek motorlu taşıtlar vergisi taşıtın toplam ağırlığına ve yaşına bağlı olarak belirlenmektedir.
Kamyon ve kamyonetin yük azami toplam
ağırlığı kg. olarak arttıkça ödenecek motorlu taşıtlar vergisi miktarı
artmakta, taşıtın yaşı büyüdükçe
motorlu taşıtlar vergisi miktarı azalmaktadır. Motorlu deniz taşıtları (III) sayılı tarifeye göre vergilendirilmektedir.
(III) sayılı tarife
kapsamına giren deniz taşıtları için ödenecek motorlu taşıtlar vergisi
miktarı, taşıtların motor gücü (BG)
arttıkça ödenecek motorlu taşıtlar vergisi miktarı artmakta, deniz taşıtının
yaşı büyüdükçe motorlu taşıtlar vergisi miktarı azalmaktadır. Uçak ve helikopterler ise (IV) sayılı tarifeye göre
vergilendirilmektedir. Uçak ve helikopterler için ödenecek motorlu taşıtlar
vergisi miktarı, taşıtın azami kalkış ağırlığı ve yaşına göre belirlenmektedir. Uçak ve helikopterin azami
kalkış ağırlığı arttıkça ödenecek motorlu taşıtlar vergisi miktarı artmakta
taşıtın yaşı büyüdükçe motorlu taşıtlar
vergisi miktarı azalmaktadır. Motorlu taşıtlar vergisi bir servet vergisidir ve servet (taşıt)
üzerinden alınmalıdır. Oysa, 5035 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle
değiştirilen 197 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde,
motorlu taşıtlar vergisinin miktarı, verginin konusunu oluşturan taşıtların
değerinden neredeyse bağımsız olarak belirlenmektedir. Şöyle ki, söz konusu maddedeki (II), (III) ve (IV)
sayılı tarifelerde yer alan taşıtların motorlu taşıtlar vergisi miktarı, taşıtın yaşına; silindir hacmine; oturma
yeri sayısına; motor gücüne; azami
toplam ağırlığına ve azami kalkış ağırlığına bağlı olarak tespit edilmektedir. Ancak
bunlardan hiçbirisi verginin konusunu oluşturan taşıtın yani servet unsurunun değerini doğrudan doğruya yansıtmamakta
ve taşıtlar üzerindeki motorlu taşıtlar
vergisi yükünün birbirinden çok farklı ve adaletsiz bir şekilde oluşmasına neden olmaktadır. Bu da, değeri birbirinden çok
farklı araçlar için ödenecek verginin aynı olması gibi, eşitlik görünümünde fakat aslında Anayasa’nın 10
uncu maddesinde ifade edilen kanun
önünde eşitlik ilkesine aykırı bir durumun ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Anayasa’nın “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinin birinci
fıkrasında, “herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi
vermekle yükümlüdür”
denilmektedir. Fıkrada, verginin genel olması, mali güce göre olması ve kamu
giderlerini karşılamak üzere alınması öngörülmüştür. Genellik ilkesi, sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkesin elde
ettiği gelir, servet ya da harcamalar üzerinden vergi ödenmesini
amaçlar. Mali güce göre vergilendirme ise, verginin kişilerin ekonomik ve
kişisel durumlarına
göre alınmasıdır. Bu ilke, mali gücü fazla olanın, mali gücü az olana oranla daha fazla vergi ödemesi gereğini
belirler. Mali gücün tanımı Anayasa’da bulunmamakla
birlikte genellikle ödeme gücü anlamında kullanılmaktadır. Kamu maliyesi yönünden ise gelir, servet ve
harcamalar mali gücün göstergeleridir. Verginin mali güce göre alınması aynı zamanda vergide eşitlik
ilkesinin uygulama aracıdır. Vergide eşitlik ilkesi, yükümlülerin vergi ödeme
güçlerinin dikkate alınmasını gerektirir. Vergilendirmede adalet ve eşitlik; verginin mali güce göre ödenmesi ve herkesin vergi ödemesi ilkesi ile hayata
geçer. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı
bu ilkelere dayanılarak sağlanır. Vergide eşitlik ilkesi, malî gücü aynı olanların aynı, malî gücü farklı olanların ise
farklı oranlarda vergilendirilmesini gerektirir. Anayasa’nın 73 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, vergi yükünün
adaletli ve dengeli bir biçimde dağılımının sağlanması amaçlanmıştır. Sermaye
iratlarının ücretlere göre farklı değerlendirilmesi, en az geçim indirimi, artan
oranlı vergilendirme gibi uygulamalar vergi yükünün adalete uygun ve sosyal
amaçlı dağıtımının araçlarıdır. Yasakoyucu, Anayasal kurallara
uymak koşuluyla gelir, servet ya da harcamanın
vergilendirilmesinde konulara, nitelik veya miktarlara göre değişik ölçütler
getirebilir. Ancak, bu ölçütlerin de Anayasa’nın 73 üncü maddesinde ifadesini
bulan
verginin mali güce göre alınması ve genel olması ilkelerine uygun olması gerekir. 5035 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile değiştirilen 197 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan (II), (III) ve IV
sayılı tarifeler, yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasa’nın vergi yükünün
adaletli ve dengeli dağılması, herkesin mali gücüne göre vergi ödemesi ve
kanun önünde eşitlik ilkelerine, dolayısı ile Anayasa’nın 10 ve 73 üncü maddelerine
aykırıdır. Anayasa’nın bir maddesine aykırı olan bir düzenleme, hukukun
üstünlüğüne ve dolayısı ile, Anayasa’nın 2 nci maddesinde
yer alan hukuk devleti ilkesine de aykırıdır. Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan hukuk
devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca
geçerlik koşulu sayan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve
bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa ve hukuk kurallarına bağlılığa
özen gösteren, yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun
da uymak zorunda olduğu temel hukuk ilkeleri ile Anayasa’nın bulunduğu
bilinci olan devlettir. Anayasa’ya aykırı bir hükmün Anayasa’nın 11 inci maddesindeki
Anayasa’nın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleriyle bağdaşması da düşünülemez. Bu yüzden söz konusu düzenleme Anayasa’nın 11 inci maddesine
de aykırıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, 5035 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi
ile değiştirilen
197 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan (II),
(III) ve (IV) sayılı tarifeler, Anayasa’nın 2 nci maddesindeki
hukuk devleti ilkesine; 10 uncu maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine; 11 inci maddesindeki
Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
ilkesine ve 73 üncü maddesindeki vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılması
ve herkesin mali gücüne göre vergi ödemesi ilkelerine aykırı olup, iptal edilmeleri gerekmektedir. 3. 5035 Sayılı Kanunun 50 nci Maddesinin (d)
Fıkrasının Anayasa’ya Aykırılığı 5035 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 02.01.2004 tarih ve
25334 sayılı (Mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 5035 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin (d)
fıkrasında yer alan düzenleme; (a), (b) ve (c) fıkralarında belirtilenlerin dışındaki
hükümlerin 02.01.2004 tarihinde ve 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere
yürürlüğe gireceğini göstermektedir. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi, hukukun temel kurallarındandır.
Bu kural genel
olarak ceza hukukuna ilişkin olarak ifade edilmekle birlikte vergi hukuku
için de geçerli olan
kuraldır. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi, bir hukuki eylem ya da davranışın, bir
hukuki ilişkinin vukuu bulduğu ya da meydana
geldiği dönemdeki kanun hükümlerine
tabi kalmakta devam edeceğini ifade eder. Sonradan çıkan kanun, kural olarak yürürlüğünden önceki
olaylara ve ilişkilere uygulanamaz. Vergi kanunları, kamu hukukuna ilişkin yükümlülükler getirdiğinden, bu
kanunların
özellikle mali yükü artırıcı nitelikteki hükümlerinin geçmişe yürütülmemesi hukuki güvenlik
ilkesi açısından önem taşır. Anayasa’nın 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında ifadesini
bulan vergilerin kanuniliği ilkesi de, hukukî güvenliği sağlama ilkesine yöneliktir
ve vergiyi doğuran olayın vukuu döneminde yürürlükte olmayan bir kanuna dayanılarak
vergi yükünün artırılmasına imkan vermez. Hukuki güvenlik ilkesi, vergi yasalarının geçmişte meydana gelen
olaylara uygulanmamasını
gerektirir. Kişiler gelecek döneme ilişkin planlarını yürürlükteki vergi yasalarına
göre yaparlar. Sonradan çıkartılan yasalarla geçmiş dönemler için vergi yükünün
artırılması, yükümlülerin devlete ve hukuk düzenine olan güvenini sarsar. Anayasa’nın
2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti, bütün
işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu
sayan, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa ve hukuk kurallarına
bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasakoyucunun
da uymak zorunda olduğu temel hukuk ilkeleri
ile Anayasa’nın bulunduğu bilinci olan devlettir. Devletin tüm işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygun olması,
kazanılmış haklara saygıyı da içerir. Vergide adaletin sağlanabilmesi için
kazanılmış haklara dokunulmaması gerekir. Anayasa Mahkemesi, kazanılmış bir
haktan bahsedilebilmesi
için, bu hakkın yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla
eylemli biçimde elde edilmiş olmasının aranacağını belirtmiştir. (E. 1995/6, K.
1995/29) Anayasa Mahkemesi’nin aynı kararında; “vergide adalet de bu anlamda kazanılmış haklara
dokunulmamasını gerektirir. Vergi hukukunda geriye yürümenin söz konusu olup
olmadığının saptanabilmesi için vergiyi doğuran olayın tanımının yapılması gerekir.
Vergi Usul Kanunu’nun 19 uncu maddesine göre; vergi alacağı, vergi yasalarının
vergiyi bağladıkları olayın meydana gelmesi veya hukuksal durumun oluşması ile
doğar. Vergiyi doğuran olayın meydana geldiği anda yürürlükte olan yasa uygulanacaktır.
Vergiyi doğuran olay tamamlandıktan sonra, bu olaya ilişkin vergi
yükünün artırılması geriye yürüme olarak nitelendirilebilir” denilmiştir. Motorlu
Taşıtlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesine göre, motorlu taşıtlar vergisi, taşıtların kayıt ve tescilinin yapıldığı
yerin vergi idaresi tarafından her yıl Ocak ayının başında yıllık olarak tahakkuk ettirilmiş sayılır. Yani 1 Ocak
2004 itibariyle vergiyi doğuran olay
tamamlanmış olmasına rağmen, 2 Ocak 2004 tarihinde yayınlanan 5035 sayılı Kanun, geriye yürür bir
şekilde düzenlenmiştir. 5035 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin (d)
fıkrasında geriye yürür bir şekilde yapılan düzenleme nedeniyle ise, başta
motorlu taşıtlar mükellefleri olmak üzere mükelleflerin vergi yükünün artırıldığı çok
açıktır. Yukarıdaki açıklamalar, 5035 sayılı Kanunun 50 nci
maddesinin (d) fıkrasındaki düzenlemenin, geriye yürür nitelikte olması bakımından
Anayasa’nın 73 üncü
maddesindeki vergilerin kanuniliği ilkesine; kazanılmış hakları korumaması ve
geriye yürür nitelik taşıması dolayısı
ile, hukuki güven duygusunu sarsması bakımından
hukukun genel ilkelerine ve Anayasa’nın 2 nci
maddesinde yer alan hukuk devleti
ilkesine aykırı düştüğünü ortaya koymaktadır. Anayasa’ya aykırı bir hükmün Anayasa’nın 11 inci maddesindeki
Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle bağdaşması da düşünülemez. Bu
yüzden söz konusu düzenleme Anayasa’nın 11 inci maddesine de aykırıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle 5035 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin (d) fıkrası, kanunların geriye yürümezliği ve kazanılmış hakların
korunması ilkelerine dolayısı ile
Anayasa’nın 2 nci maddesindeki hukuk devleti
ilkesine, 11 inci maddesindeki
Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine ve 73 üncü maddesindeki vergilerin kanuniliği ilkesine
aykırı olduğu için iptali gerekmektedir. IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ 25.12.2003 tarih ve 5035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi ile
değiştirilen 197 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin, 5035 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi
ile değiştirilen
197 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan (II),
(III) ve (IV) sayılı tarifelerin ve 5035 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin (d) fıkrasının uygulanması halinde, giderilmesi
olanaksız durum ve zararlar doğacaktır. Bu durum ve zararları önleyebilmek için, söz konusu hükümlerin
yürürlüklerinin durdurulması gerekmektedir. V. SONUÇ VE İSTEM Yukarıda açıklanan gerekçelerle: 1) (a) 5035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle değiştirilen 18.02.1963 tarih
ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesi, Anayasa’nın
2, 7, 8, 10,
11 ve 73 üncü maddelerine, (b) 5035 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile değiştirilen 197 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan (II), (III) ve (IV)
sayılı tarifeler, Anayasa’nın 2, 10, 11 ve 73 üncü maddelerine, 1.
(c) 5035 sayılı Kanunun 50 ncı maddesinin
(d) fıkrası Anayasa’nın 2, 11 ve 73 üncü maddelerine, aykırı olduğu için
iptallerine, 2) (a) 5035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle değiştirilen 197 sayılı
Kanunun 5 inci maddesi; 5035 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile değiştirilen 197
sayılı Kanunun
6 ncı maddesinde yer alan (II), (III) ve (IV)
sayılı tarifeler ve 5035 sayılı Kanunun 50 nci
maddesinin (d) fıkrası açıkça Anayasa’ya aykırı olduğu ve uygulanmaları halinde
giderilmesi olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası
sonuçlanıncaya kadar bu hükümlerin yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin
istemimizi saygı ile arz ederiz.” II
- YASA KURALLARI A
- İptali İstenilen Yasa Kuralları 25.12.2003 günlü, 5035
sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un iptali
istenilen 23., 24. maddeleri ile iptali istenilen (d) bendini de içeren 50.
maddesi şöyledir: 1 - “MADDE 23.- 197 sayılı Kanunun 5 inci maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Madde 5. - Otomobil,
kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile motosikletler aşağıdaki (I) sayılı tarifeye
göre vergilendirilir. (I)
SAYILI TARİFE
(I) sayılı tarifede yer alan
otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerlerine ait vergi tutarlarının
Türkiye Sigorta ve Reasürans Birliği tarafından her yılın Ocak ayında ilan
edilen kasko sigortası değerlerinin % 6’sını aşması
halinde, aynı yaş grubunda bulunan taşıtlara ait vergi tutarlarını, bir alt
kademedeki taşıtlara isabet eden vergi tutarı olarak belirlemeye, bu oranı %
4’e kadar indirmeye ve kanuni oranına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu
yetkilidir.” 2 -
“MADDE 24.- 197 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde yer
alan (II), (III) ve (IV) sayılı tarifeler aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.” (II) SAYILI TARİFE
(III) SAYILI TARİFE
(IV) SAYILI TARİFE
3 - “MADDE
50.- Bu Kanunun; a) l ve 5
inci maddeleri 31.12.2003 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, b) 3, 4, 6,
7, 10, 18, 19, 20, 30, 31, 46, 47, 50 ve 51 inci maddeleri, 8 inci maddesi ile
Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4)
numaralı fıkrasına eklenen (ı) ve (n) bentleri, 11 inci maddesiyle aynı
Kanuna eklenen geçici 20 nci maddenin (2), (3) ve
(4) numaralı fıkraları ve 49 uncu maddenin (1) numaralı fıkrası yayımı
tarihinde, c) 24 üncü
maddesi ile değiştirilen Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde yer alan (II) sayılı tarifenin (4)
numaralı bendi ile 48 inci maddesinin (7) numaralı fıkrasının (d) bendi
1.1.2005 tarihinde, d) Diğer hükümleri
1.1.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, Yürürlüğe girer.” B
- Dayanılan Anayasa Kuralları Dava dilekçesinde iptali istenilen
kuralların Anayasa’nın 2., 7., 8., 10., 11. ve 73. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür. III
- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Aysel
PEKİNER, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM’ın
katılmalarıyla 4.3.2004 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma
isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. IV
- ESASIN İNCELENMESİ Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları
ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 30. maddesinin birinci fıkrası
gereğince, Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN ile Bakanlık Müsteşarı Hasan Basri AKTAN ve
Gelirler Genel Müdürü Osman ARIOĞLU’nun 8.6.2004 günlü sözlü açıklamaları dinlendikten
sonra gereği görüşülüp düşünüldü: 1 - 5035 Sayılı Yasa’nın 23. Maddesiyle Değiştirilen 197 Sayılı Yasa’nın
5. Maddesinin İlk Fıkrası ile 24. Maddesiyle Aynı Yasa’nın 6. Maddesinde
Yapılan Değişikliğin İncelenmesi Dava dilekçesinde, motor silindir hacmi ve yaşın verginin konusunu oluşturan
taşıtın gerçek değerini yansıtmaması nedeniyle bir servet vergisi niteliğinde
olan motorlu taşıtlar vergisinin, taşıtın gerçek değerine göre
belirlenemediği, aynı silindir hacmi ve yaştaki değeri birbirinden çok farklı
taşıtlar için aynı verginin alınmasının, vergi yükünün adaletli ve dengeli
dağılımı ile eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu; Yasa’nın gerekçesinde de
taşıtın gerçek değeri ile bağlantılı vergileme için en uygun ölçütün taşıtın kasko sigortası değeri olduğunun ifade edildiği, sadece
motor silindir hacmi ve yaş unsurlarına göre vergi alınmasının mali gücü aşan
miktarda vergi alınmasına yol açtığı; bu durumun Yasa’nın 23. maddesiyle
değiştirilen 197 sayılı Yasa’nın 5. maddesinin son fıkrasındaki Bakanlar
Kurulu’na yetki veren kuralda da açıkça görüldüğü; 24. madde ile
değiştirilen (II), (III) ve (IV)
sayılı tarifeler kapsamındaki taşıtların vergi miktarının, yaş, motor
silindir hacmi, oturma yeri sayısı, motor gücü, azami toplam ağırlık ve azami
kalkış ağırlığı ölçütlerine göre belirlendiği, oysa
bunlardan hiçbirisinin verginin
konusunu oluşturan taşıtın, bu
bağlamda servet unsurunun değerini yansıtmada yeterli olamadığı ve vergi
yükünün birbirinden çok farklı ve adaletsiz bir şekilde dağılımına yol açarak
kanun önünde eşitlik ilkesini zedelediği; ayrıca belirtilen ölçütlere göre
vergilendirmenin, değeri birbirinden çok farklı taşıtlarda aynı verginin
alınması sonucunu doğurduğu, bunun da
Anayasa’nın 10. maddesine ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ile
herkesin mali gücüne göre vergi ödemesini öngören Anayasa’nın 73. maddesine;
Anayasa’ya aykırı bir hükmün, hukuk devleti ve Anayasa’nın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleriyle bağdaşmaması nedeniyle de Anayasa’nın 2. ve 11. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmektedir. 197 sayılı Yasa’nın 5035 sayılı Yasa’nın
23. maddesi ile değiştirilen 5. maddesinin ilk fıkrasında yer alan (I) sayılı
tarifede; otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile
motosikletlerin, aynı Yasa’nın 24. maddesi ile değiştirilen 6. maddesinde yer
alan (II) sayılı tarifede; minibüs, panel van ve
motorlu karavanlar, otobüs ve benzerleri, kamyonet, kamyon, çekici ve
benzerlerinin, (III) sayılı tarifede, yat, kotra ve her türlü motorlu özel teknelerin,
(IV) sayılı tarifede; uçak ve helikopterlerin vergileme ölçüleri ve vergi
tutarları belirlenmiştir. (I) sayılı tarifede, daha önce beş
kademede uygulanmakta olan “net ağırlık” ile “lüks otomobil” ölçütüne
son verilerek, dokuz kademede uygulanması öngörülen “motor silindir hacmi (cm3)” ölçü
alınmış, eski tarifede; “1-6, 7-15, 16 ve daha yukarı” olmak üzere üçe
ayrılan yaş grubu, yeni tarifede; “1-3, 4-6, 7-11, 12-15, 16 ve yukarısı”
biçiminde beş gruba çıkarılmıştır. Ayrıca, (I) sayılı tarife kapsamındaki
panel vanlar (II) sayılı tarifeye aktarılmış,
tarifede yer almayan motosikletler ise, beş yaş grubu ve motor silindir
hacimlerine göre dört kademe oluşturularak (I) sayılı tarife kapsamına
alınmış ve birinci fıkradaki otomobil,
kaptıkaçtı, arazi taşıtları sözcüklerine “ve benzerleri” eklenmiştir. (II)
sayılı tarifede; “1-6, 7-15 ile 16 ve yukarı” yaş gruplarında herhangi bir
değişiklik yapılmamış, ancak motor silindir hacimlerine göre iki kademe
oluşturularak panel van ve motorlu karavanlar tarifeye
eklenmiş, kamyonet, kamyon, çekici ve benzerlerinin vergilendirilmesinde, “istiab
haddi” yerine “azami toplam ağırlık” ölçüsü esas alınmış ve kapsamdaki
taşıtların vergi tutarları değişik oranlarda artırılmıştır. Minibüsler
için vergilendirmede sadece “yaş” ölçü
alınmıştır. Kapsamdaki diğer taşıtlardan panel van
ve motorlu karavanlar, motor silindir hacimlerine göre “iki”, otobüs ve benzerleri, oturma
yeri sayılarına göre “dört”, kamyonet,
kamyon, çekici ve benzerleri azami toplam ağırlıklarına göre “altı” kademe
oluşturulmak suretiyle üç yaş grubu esas alınarak vergilendirilmiştir. (III)
sayılı tarifede; “1-3, 4-5, 6-15, 16 ve yukarı yaş” olmak üzere dört yaş
grubu ve beş kademe oluşturularak “motor gücü (BG)”; (IV) sayılı tarifede de
dört yaş grubu ve yedi kademe oluşturularak “azami kalkış ağırlığı” ölçüleri
esas alınmıştır. Anayasa’nın “Vergi ödevi” başlıklı 73.
maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes
kamu giderlerini karşılamak üzere malî gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür”
denilerek, kamu giderlerini karşılamak üzere ödenen verginin “malî güce göre
alınması” ve “genelliği” ilkeleri benimsenmiştir. Genellik ilkesi, malî gücü olan
herkesin, vergi yükümlüsü olmasını ve ayırım
gözetilmeksizin gelir, servet veya harcamaları üzerinden vergi ödemesini
gerektirir. Malî güce göre vergilendirme ise,
verginin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu
ilke, malî gücü fazla olanın, az olana oranla daha fazla vergi ödemesi
gereğini belirtir. “Malî güç”, genellikle “ödeme gücü” anlamında
kullanılmaktadır. Kamu maliyesi yönünden gelir, servet ve harcamalar malî
gücün göstergesidir. Verginin, herkesten malî gücüne göre alınması, aynı
zamanda eşitlik ilkesinin
vergilendirme alanına yansımasıdır. Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan
“yasa önünde eşitlik” ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlayarak
yasa karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek
olduğundan, bu ilkenin, vergi yükünün dağılımında gözetilmesi gereken temel
bir unsur olduğu kuşkusuzdur. Malî gücü aynı olanlardan aynı, farklı
olanlardan da farklı tutarda vergi alınması vergide eşitlik ilkesinin esasını
oluşturur. Bu bağlamda, 73. maddenin ikinci fıkrasında da vergi yükünün adaletli ve dengeli bir
biçimde dağılımı öngörülerek eşitlik ve hukuk devleti temelinde maliye
politikasının sosyal amacı vurgulanmıştır. Motorlu taşıtlar
vergisi, konusu motorlu kara, hava ve deniz taşıtları olan bir servet vergisi
niteliğindedir. Servet, genelde ekonomik bir anlam taşır. Ekonomik anlamda
servetin vergilendirilmesinde, servetin gerçek değerinin saptanmasını
sağlayan ölçülerin kabulü gerekir. Taşıtların gerçek değerinin tespiti,
getirilen yasal ölçünün mali gücü
yansıtması, adaletli ve dengeli olması bakımından önem taşımakta ise
de motorlu taşıtlar vergisinde olduğu gibi kimi durumlarda, gerçek değeri saptamanın
çok zor veya olanaksız bulunması ya da bunun
verginin toplanmasında aksamalara yol açması, ekonomik olmaması gibi
nedenlerle yasa koyucunun farklı özellikleri esas alarak gerçek değere en
yakın değerin bulunabilmesi için vergilendirmenin anayasal ilkelerine bağlı
kalmak koşuluyla değişik ölçüler öngörebileceğinin kabulü gerekir. 197 sayılı Yasa’nın
5035 sayılı Yasa ile değiştirilen 5. ve 6. maddelerinde düzenlenen tarifelerde, motor silindir
hacmi (cm3),
taşıt cinsi, oturma yeri, azami toplam ağırlık, motor gücü (BG), azami kalkış
ağırlığı ve yaş gibi teknik nitelikteki vergileme ölçüleri esas alınmış,
ancak aynı özellikteki araçlara sahip olan yükümlüler arasında ayırım ve
ayrıcalık yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, 5035 sayılı Yasa’nın 23. ve 24.
maddeleriyle yapılan dava konusu değişiklikler, Anayasa’nın 2., 10., 11. ve
73. maddelerine aykırı değildir. İptal
isteminin reddi gerekir. 2
- 5035 Sayılı Yasa’nın 23. Maddesiyle Değiştirilen 197 Sayılı Yasa’nın 5.
Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi Dava dilekçesinde, Bakanlar Kurulu’na
verilen yetkinin, keyfi uygulamalara yol açabilecek kadar geniş ve ölçüsüz olması
nedeniyle yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine; belirsiz olması
nedeniyle de yürütme yetkisi ve görevi, “Anayasa ve kanunlara uygun olarak
kullanılır ve yerine getirilir” biçiminde tanımlanan; idarenin kanuniliği ve
hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğu, Anayasa’ya
aykırı bir hükmün aynı zamanda Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı
ilkeleriyle de bağdaşmadığı belirtilerek, Bakanlar Kurulu’na yetki veren
kuralın, Anayasa’nın 2., 7., 8., 11. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür. 197 sayılı Yasa’nın 5035 sayılı Yasa’nın
23. maddesiyle değiştirilen 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, (I) sayılı
tarifede yer alan otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerlerine ait
vergi tutarlarının Türkiye Sigorta ve Reasürans Birliği tarafından her yılın
Ocak ayında ilan edilen kasko sigortası
değerlerinin % 6’sını aşması halinde, aynı yaş grubunda bulunan taşıtlara ait
vergi tutarlarını, bir alt kademedeki taşıtlara isabet eden vergi tutarı
olarak belirlemeye, bu oranı % 4’e kadar indirmeye ve kanuni oranına kadar
artırmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Anayasa’nın 73.
maddesinin üçüncü fıkrasında, “vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler
kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” denilerek verginin
kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Buna
göre, takdire dayalı keyfi uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer
alması ve vergi konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılması gerekir. Anayasa’nın 73.
maddesinin dördüncü fıkrasında da “vergi,
resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve
indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve
aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna
verilebilir” denilmektedir. Bireylerin sosyal ve
ekonomik durumlarını etkileyecek keyfi uygulamalara neden olunmaması için
vergiyi doğuran olay, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, yaptırım ve
zamanaşımı gibi vergilendirmenin temel öğelerinin yasalarla belirlenmesi
gerekir. Ancak, konunun özelliği gereği, ayrıntılarının yasada
düzenlenmesinin olanaklı bulunmadığı durumlarda, anayasal ilkelere uyulmak ve
yasal çerçevesi çizilmek koşuluyla uygulamaya ilişkin konularda, açıklayıcı
ve tamamlayıcı nitelikte düzenleyici işlem yapma hususunda yürütme organı yetkilendirilebilir. Dava konusu ikinci fıkra ile Bakanlar
Kurulu’na sadece yasa ile belirlenmiş
sınırlar arasında değişiklik yapmak ya da fıkrada
öngörülen koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak aynı yaş grubundaki
taşıtlar için vergi tutarlarını bir alt kademeye göre saptama yetkisi
verildiğinden, idarenin kanuniliği ve hukuk güvenliği ilkelerinin zedelendiğinden söz edilemez. Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa’nın
73. maddesine ve bu bağlamda, 2., 7., 8. ve 11. maddelerine de aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir. 3
- 5035 Sayılı Yasa’nın 50. Maddesinin (d) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, motorlu taşıtlar
vergisi yönünden, 1.1. 2004 tarihinde vergiyi doğuran olay tamamlanmış
olmasına karşın, 2.1.2004 tarihinde yayımlanan 5035 sayılı Yasa’nın geriye
yürür biçimde düzenlendiği böylece,
vergi yükünün artırıldığı bu durumun, Anayasa’nın 73. maddesindeki verginin
kanuniliği ile kazanılmış hakların korunması ve hukuk devleti ilkelerine
aykırı olduğu, ayrıca Anayasa’ya aykırı bir hükmün, Anayasa’nın 11.
maddesindeki Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkesiyle de
bağdaşmayacağı ileri sürülmüştür. Hukuk devletinin sağlamakla
yükümlü olduğu hukuk güvenliği, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini
gerekli kılar. “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca, yasalar kamu
yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali
haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük
tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar;
geçmiş, yeni çıkarılan bir yasanın etki alanı dışında kalır. Bu nedenle,
sonradan yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal
durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir. 5035
sayılı Yasa’nın 50. maddesinin (d) bendi ile, 197 sayılı Yasa’nın 5035 sayılı
Yasa’nın 23. ve 24. maddeleri ile
değiştirilen 5. ve 6. maddelerinin, Yasa’nın yürürlük tarihi olan 2.1.2004
tarihi yerine 1.1.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Buna göre,
5. maddenin birinci fıkrasında yer alan (I) sayılı tarife ve ikinci
fıkrasında yer alan Bakanlar Kurulu’na yetki veren kural, 6. maddesinde yer
alan, kamyonet, kamyon, çekici ve benzerlerini içeren ve 5035 sayılı Yasa’nın
50. maddesinin (c) bendi uyarınca 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan
(4) numaralı bent hariç, (II) sayılı tarife ile (III) ve (IV) sayılı
tarifeler, 1.1.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Motorlu taşıtlar vergisi, 197
sayılı Yasa’nın 9. maddesine göre, her takvim yılının Ocak ayı başında
kendiliğinden tarh, tebliğ ve tahakkuk etmiş sayılan, Ocak ve Temmuz
aylarında da iki eşit taksitte ödenen, kendine özgü bir servet vergisi
niteliğindedir. 197 sayılı Yasa’nın 9.
maddesine göre, 2004 yılı motorlu taşıtlar vergisi, 1.1.2004 tarihi itibariyle
tarh, tebliğ ve tahakkuk etmiş, ancak birinci ve ikinci taksitlerin ödeme süresi geçirilmeden dava konusu
kuralla; önceki Yasa döneminde başlamış ve henüz sonuçları doğmamış bir
hukuksal ilişki, yeniden düzenlendiğinden bu durumun geriye yürüme olarak nitelendirilmesi
olanaklı değildir. Açıklanan nedenlerle kural,
Yasa’nın 23. ve 24. maddeleri yönünden Anayasa’nın 2., 11. ve 73. maddelerine
aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN,
Mustafa YILDIRIM ve Fazıl SAĞLAM bu görüşe katılmamışlardır. V - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ 25.12.2003 günlü, 5035 sayılı “Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un, A - 18.2.1963 günlü, 197 sayılı Motorlu
Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5.
maddesini değiştiren 23. maddesinin, B- 197 sayılı Yasa’nın 6. maddesinde yer
alan (II), (III) ve (IV) sayılı tarifeleri değiştiren 24. maddesinin (II)
sayılı tarifesinin (4) sayılı bendi dışında kalan bölümlerinin, C -
50. maddesinin (d) bendinin, YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASI İSTEMİNİN
REDDİNE, D - (II) sayılı tarifenin kamyonet,
kamyon, çekici ve benzerlerine ilişkin (4) sayılı bendi 5035 sayılı Yasa’nın
50. maddesinin (c) bendi gereğince
1.1.2005 tarihinde yürürlüğe gireceğinden, 5035 sayılı Yasa’nın 24.
maddesinin (II) sayılı tarifenin
yürürlüğe girmeyen (4) sayılı bendinin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI
İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 23.6.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir. VI - SONUÇ
25.12.2003 günlü,
5035 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un; A) 1- 18.2.1963
günlü, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesini değiştiren 23. maddesinin, 2- 197 sayılı
Yasa’nın 6. maddesinde yer alan (II), (III) ve IV) sayılı tarifeleri
değiştiren 24. maddesinin, Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B) 50. maddesinin
(d) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM ile Fazıl SAĞLAM’ın
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 23.6.2004
gününde karar verildi.
KARŞIOY
GEREKÇESİ 25.12.2003 günlü, 5035 sayılı “Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 50. maddesinin dava konusu
(d) bendi ile Yasa’nın 23. ve 24. maddelerinin yürürlük tarihi, yayımlandığı
gün olan 2.1.2004 tarihinden geriye alınarak 1.1.2004 olarak öngörülmüştür. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti olmanın önceliklerinden biride kuşkusuz hukuk güvenliğinin sağlanmasıdır.
Hukuk devletinde kural olarak yasaların geriye yürütülmemesi hukuk
güvenliğinin gerçekleştirilmesine yöneliktir. Kanunların geriye yürümezliği
ilkesi, yasaların ancak, yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki hukuki
durumlara uygulanabilmeleri sonucunu doğurur. Bu tarihten önceki olaylar yeni
yasanın etki alanı dışında kalır. Bu nedenle kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasaların geçmiş
ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel
ilkelerindendir. Kişilerin hukuk güvenliklerinin zedelenmesine, hak kaybına
uğramalarına neden olmayacak kazandırıcı işlemlerin ise bu kapsamda düşünülemeyeceği açıktır. 197 Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi
Kanunu’nun 9. maddesine göre, motorlu taşıtlar vergisi, taşıtların kayıt ve tescilinin
yapıldığı yerin vergi dairesi tarafından her yıl Ocak ayının başında yıllık
olarak tahakkuk ettirilmiş sayılır. Yıl içinde bu Yasa’nın 10. ve 11.
maddeleri uyarınca, vergi miktarlarında bir değişiklik olması halinde, bu
değişikliğe göre ödenecek vergi, değişiklik, takvim yılının ilk altı ayında
yapılmış ise takip eden son altı aylık dönemin başında, son altı ayında
yapılmış ise takip eden takvim yılı başında tahakkuk ettirilmiş sayılır.
Tahakkuk ettirilen vergi, ayrıca mükellefe tebliğ olunmaz ve vergi tahakkuk
ettirilen günde tebliğ edilmiş sayılır. Bu düzenlemeyle motorlu taşıtlar
vergisi, Ocak ayının birinci gününde mükellef yönünden tarh, tahakkuk ve
tebliğ edilmiş sayılarak kesinleştirilmekte, bu tarihten sonra vergi
miktarlarındaki olası artışlar ise takvim yılının ilk ya
da ikinci altı ayında olmasına göre bu tarihi izleyen yarı yıla
yansıtılmaktadır. Motorlu taşıtlar vergisine ilişkin
tarifelerde değişikliğe yol açan kuralların yürürlüğünün, Yasa’nın Resmî
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 2.1.2004 tarihinden bir gün geriye
alınarak 1.1.2004 olarak saptanmasını öngören dava konusu kural, vergi
mükellefleri yönünden 1 Ocak 2004 tarihinde yasa gereği kesinleşen verginin
değişmesine neden olarak hukuk güvenliğinin zedelenmesine yol açmıştır. Bu
yönüyle değerlendirildiğinde, takvim yılının ilk yarısının son gününde
yapılan artışların geriye yürütülmesi ile ikinci gününde yapılan değişikliğin
geriye yürütülmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle dava konusu kuralın
Anayasa’nın 2. maddesinde tanımlanan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu
düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
KARŞIOY
YAZISI Dava dilekçesinde, motorlu taşıtlar
vergisi yönünden vergiyi doğuran olay tamamlanmış olmasına rağmen, sonradan
yayımlanan 5035 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi geriye yürütülerek, motorlu
taşıtlar vergisi mükelleflerinin vergi yükünün artırıldığı, bu durumun
Anayasa’nın 2., 11. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 2.1.2004 günlü, 5035 sayılı Yasa’nın 50.
maddesinin iptali istenen (d) bendinde, yeni belirlenen motorlu taşıtlar vergisinin
tarh, tebliğ ve tahakkuk işleminin (I), (II), (III) ve (IV) sayılı
tarifelerin motorsiklet,
kamyon, çekici ve benzerleri dışında kalan taşıtlar yönünden yürürlük
tarihinin 1.1.2004 olduğu hükme bağlanmıştır. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka
uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdüren, hukuk güvenliğini koruyan, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, Anayasa ve
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve
Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir. Yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin
gerektirdiği durumlar dışında kural olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve
eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Geçmiş, yeni çıkarılan bir yasanın etki alanı dışında kalır. Sonradan
yürürlüğe giren yasaların geçmiş ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun
genel ilkelerindendir. 5035 sayılı Yasa, 2.1.2004 günlü, 25334
sayılı Resmî Gazete’de yayımlandığı halde, 50. maddesinin (d) bendi, motorlu
taşıtlar vergisinin tarh, tebliğ ve tahakkuk işleminin 1.1.2004
tarihinden geçerli olmak üzere gerçek
anlamda geriye yürütülerek uygulanmasını öngörmektedir. Vergi tutarları ile birlikte vergileme
ölçütleri de değiştirilerek artırılan yeni motorlu taşıtlar vergisi, itiraz
konusu kuralla geçmişe etkili olacak şekilde yürürlüğe konularak, önceki Yasa
uyarınca yılın başında tarh, tebliğ ve tahakkuk ederek tamamlanmış ve
hukuksal sonuçları doğmuş olan motorlu
taşıtlar vergisi uygulanamaz hale getirilmektedir. Bu durum, hukuk
güvenliğini zedelemekte ve Anayasa’nın
2. maddesinde yer alan ve yukarda nitelikleri açıklanan hukuk devleti
ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenle, söz konusu kuralın iptali
gerektiği görüşünde olduğumdan, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. Üye Mehmet
ERTEN |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||