Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

20 Temmuz 2004

SALI

Sayı : 25528

 

Å ÖNCEKİ

SONRAKİ

Æ

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

 

Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

— Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER'e, Devlet Bakanı Güldal AKŞİT'in Vekâlet Etmesine Dair Tezkerenin İşlemden Kaldırılmasına Dair Tezkere

— Devlet Bakanı Ali BABACAN'a, Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE'nin Vekâlet Etmesine Dair Tezkerenin İşlemden Kaldırılmasına Dair Tezkere

 

Yönetmelik

— Hacettepe Üniversitesi Türkiye Doping Kontrol Merkezi (TDKM) Yönetmeliği

 

Genelge

— 2005 Yılı Bütçe Çağrısı

 

Tebliğler

— 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu Gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2004 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ

— Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ

— Denizli Valiliğine Ait Turizmi Olumsuz Etkileyen Faktörlerle Mücadeleye Kararlılık ve Süreklilik Kazandırmak Amacıyla Alınması Gereken Tedbirlere Dair Karar (No: 2004/1)

— Mardin Valiliğinin Basın Açıklamalarının Yapılmayacağı Yerlere Dair Kararı (No: 2004/1)

 

Kurul Kararı

— 2005 Yılı Programı ve Mali Yılı Bütçesi Makro Çerçeve Kararı (No: 2004/37)

 

 

YARGI BÖLÜMÜ

 

Anayasa Mahkemesi Kararları

— Anayasa Mahkemesinin E: 2002/114, (4533 Sayılı Kanun ile İlgili), K: 2004/53 Sayılı Kararı

— Anayasa Mahkemesinin E: 2002/170, (353 Sayılı Kanun ile İlgili), K: 2004/54 Sayılı Kararı

— Anayasa Mahkemesinin E: 2002/108, (1412 Sayılı Kanun ile İlgili), K: 2004/55 Sayılı Kararı


YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

19 Temmuz 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-10146

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

İLGİ : a) 16.07.2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-10046 sayılı yazımız.

b) 16.07.2004 gün ve B.01.0.KKB.01-06-211-2004-817 sayılı yazınız.

Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katılmak üzere; 19 Temmuz 2004 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gidecek olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in dönüşüne kadar Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına,Devlet Bakanı Güldal Akşit’in vekâlet etmesi ilgi (b) yazıyla uygun görülmüştü.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener program değişikliği nedeniyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gidemediğinden, ilgi (b) yazının işlemden kaldırılmasını yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Mehmet Ali ŞAHİN

Başbakan V.   

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

19 Temmuz 2004

B.01.0.KKB.01-06/C-3-2004-832

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : (a) 16.07.2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-10046 sayılı yazınız.

(b) 16.07.2004 gün ve B.01.0.KKB.01-06-211-2004-817 sayılı yazımız.

(c) 19.07.2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-10146 sayılı yazınız.

Barış ve Özgürlük Bayramı Töreni’ne katılmak üzere, 19 Temmuz 2004 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gidecek olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER’in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığına,Devlet Bakanı Güldal AKŞİT’in vekâlet etmesi ilgi (b) yazıyla uygun görülmüştü.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER, program değişikliği nedeniyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gidemediğinden, ilgi (b) yazının işlemden kaldırılması uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

—— • ——

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

19 Temmuz 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-10147

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

İLGİ : a) 16.07.2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-10047 sayılı yazımız.

b) 16.07.2004 gün ve B.01.0.KKB.01-06-212-2004-818 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere; 19 Temmuz 2004 tarihinde Fransa’ya gidecek olan Devlet Bakanı Ali Babacan’ın dönüşüne kadar Devlet Bakanlığına, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin vekâlet etmesi ilgi (b) yazıyla uygun görülmüştü.

Devlet Bakanı Ali Babacan program değişikliği nedeniyle Fransa’ya gidemediğinden, ilgi (b) yazının işlemden kaldırılmasını yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Mehmet Ali ŞAHİN

Başbakan V.  

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

19 Temmuz 2004

B.01.0.KKB.01-06/C-4-2004-833

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : (a) 16.07.2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-10047 sayılı yazınız.

(b) 16.07.2004 gün ve B.01.0.KKB.01-06-212-2004-818 sayılı yazımız.

(c) 19.07.2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-10147 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 19 Temmuz 2004 tarihinde Fransa’ya gidecek olan Devlet Bakanı Ali BABACAN’ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına,Çevre ve Orman Bakanı Osman PEPE’nin vekâlet etmesi ilgi (b) yazıyla uygun görülmüştü.

Devlet Bakanı Ali BABACAN, program değişikliği nedeniyle, Fransa’ya gidemediğinden, ilgi (b) yazının işlemden kaldırılması uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Sayfa Başı


Yönetmelik

Hacettepe Üniversitesinden:

Hacettepe Üniversitesi Türkiye Doping Kontrol Merkezi (TDKM) Yönetmeliği

Amaç

Madde 1 — Hacettepe Üniversitesine bağlı bir birim olan Türkiye Doping Kontrol Merkezi (TDKM)’nin amacı; Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol hükümleri çerçevesinde Üniversitenin alanla ilgili Fakülte, Enstitü, Yüksekokul ve Uygulama-Araştırma Merkezlerinin işbirliği ile Ülkemizde gençliğin sağlıklı spor yapabilmesini sağlamak ve sporda haksız rekabeti önlemek, doping ve diğer kimyasal analizleri yapmak, temel ve uygulamalı araştırmalar ve projeler yapmak, bu alanda yeni teknikler geliştirmek, amaçları doğrultusunda bilgi toplamak, bilgi depolamak ve danışmanlık hizmetleri vermek, uluslararası kabul görmüş standartlarca akredite olmayı ve bu akreditasyonların sürekliliğini sağlamaya yönelik çalışmalarda bulunmak ve amaçları doğrultusunda ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmaktır.

Kapsam

Madde 2 — Bu Yönetmelik Hacettepe Üniversitesi ile Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Protokol hükümleri gereği Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulan Türkiye Doping Kontrol Merkezi (TDKM)’ nin amaçlarını, organlarını, yönetim yapısını, kadrolarını ve Merkezin ulusal ve uluslararası faaliyetleri ile ilgili çalışma esaslarını kapsamaktadır.

Kuruluş

Madde 3 — 2547 sayılı Yükseköğrenim Kanunu’nun 3 üncü maddesinin (j) bendi ve 7 nci maddesinin (d) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile birlikte Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak "Türkiye Doping Kontrol Merkezi (TDKM)" kurulmuştur.

Faaliyet Alanları

Madde 4 — Türkiye Doping Kontrol Merkezi, amacı doğrultusunda aşağıdaki alanlarda çalışmalarını yürütür.

a) Sporcuların haksız rekabetini önlemek, sağlıklı bir şekilde spor yapmalarını sağlamak ve dopingi kontrol etmek için haberli ve habersiz olarak alınan doping kontrol numunelerinin analizinin ve dopingle etkin mücadele çalışmalarının yapılmasını sağlamak,

b) Doping değerlendirmesi ve diğer kimyasal analizler konusunda araştırma-inceleme-geliştirme ve uygulama projeleri yapmak, yaptırmak, bu konudaki çalışmalara katılmak ve desteklemek,

c) Spordan sorumlu Devlet Bakanlığına bağlı kurumlardan ve yurtiçi ve yurtdışındaki bu nitelikte veya bu amaca yönelik kişi, kurum ve kuruluşlardan gelecek doping kontrol numunelerinin kimyasal analizlerini yapmak, yaptırmak,

d) İhtiyaca yönelik olarak tanımlanacak araştırmaları yapmak, teşvik etmek, eşgüdümünü sağlamak, danışmanlık hizmeti vermek,

e) Yurtdışında ve yurtiçinde doping kontrolü ile ilgili gelişmeleri izlemek ve bu gelişmeleri ülkemize aktarmak ve bu konulara ilişkin yayınlar hazırlamak,

f) Kamuoyunu doping konusunda aydınlatmak amacıyla ulusal ve uluslararası nitelikteki panel, kongre, konferans ve bunun gibi toplantılar düzenlemek, temsilci ve/veya konuşmacı getirmek ve yollamak,

g) Hacettepe Üniversitesinin ilgili Fakülte, Enstitü, Yüksekokul ve Uygulama-Araştırma Merkezleri ile Üniversite dışındaki kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yaparak doping ve diğer kimyasal analizler ile ilgili tüm konularda her düzeyde öğrenci, öğretim elemanı ve diğer personelin eğitiminde yardımcı olmak, bu amaçla uluslararası düzeyde sertifikaya yönelik eğitim ve öğretim programları düzenlemek,

h) Yurtiçi ve yurtdışındaki ilgili kişi, kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde çalışmak,

Organlar

Madde 5 — Merkezin organları:

a) Merkez Müdürü,

b) Merkez Yönetim Kurulu,

c) Merkez Danışma Kurulu'dur.

Merkez Müdürü

Madde 6 — Merkez Müdürü, Üniversite öğretim üyeleri arasından. Rektör tarafından 3 yıl için görevlendirilir. Süresi biten müdür yeniden görevlendirilebilir.

Merkez Müdürünün kendisine çalışmalarda yardımcı olmak üzere, Merkezin çalışma alanı ile ilgili öğretim elemanları arasından 3 yıl için görevlendireceği en fazla 2 yardımcısı bulunur. Müdür gerektiğinde yardımcılarını değiştirebilir.

Müdür görevinden ayrılacağı hallerde yardımcılarından birini vekil bırakır. Vekalet altı aydan fazla sürerse yeni Merkez Müdürü görevlendirilir. Merkez Müdürünün görevi sona erdiğinde yardımcılarının da görevi sona erer.

Merkez Müdürünün Görevleri

Madde 7 — Merkez Müdürünün görevleri;

a) Merkezi temsil etmek,

b) Merkez Yönetim Kuruluna ve Danışma Kuruluna başkanlık etmek,

c) Merkezin çalışma alanı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları ve yurtdışı kuruluşlarla iletişimini ve işbirliğini sağlamak ve güçlendirmek için girişimlerde bulunmak,

d) Yönetim Kurulunun almış olduğu kararlar yönünde Merkezin tüm etkinlikleriyle ilgili çalışmaların yürütülmesini takip ve denetleyerek, sonuçlandırılmasını sağlamak,

e) Merkezde görev yapacak akademik, idari ve teknik personelin görevlendirilmesi için Yönetim Kurulunun olurunu alarak önerilerini Rektörün onayına sunmak,

f) Merkez çalışanlarının ve geçici çalışma gruplarının düzenli ve eşgüdümlü olarak çalışmasını sağlamak bu konuda gerekli tedbirleri almak,

g) Merkezin ihtiyaç duyduğu demirbaşlarının zamanında teminini sağlamak, merkez demirbaşlarının takip ve korunması için gerekli önlemleri almak,

h) Gelir-gider hesaplarını takip etmek ve Yönetim Kuruluna bilgi vermek,

i) Her öğretim yılı sonunda Merkezin eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayın faaliyetleri ile genel işleyişi ve diğer faaliyetleri hakkındaki raporlarını Yönetim Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Rektörüne ve Gençlik ve Spor Genel Müdürüne sunmak,

Merkez Yönetim Kurulu

Madde 8 — Merkez Yönetim Kurulu, Müdürün başkanlığında, Merkez Müdürü tarafından biri Eczacılık Fakültesi’nden olmak üzere önerilen, Merkezin çalışma alanı ile ilgili çalışmalarda bulunan öğretim üyeleri arasından Rektör tarafından görevlendirilen 5 üyeden oluşur. Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi üç yıldır. Süresi biten üye yeniden görevlendirilebilir. Herhangi bir nedenle görevinden ayrılan üyenin yerine kalan süreyi tamamlamak üzere aynı yöntemle bir üye görevlendirilir.

Yönetim Kurulu en az ayda bir defa ve gerektiğinde Merkez Müdürü'nün çağrısı üzerine toplanır. Merkez Yönetim Kurulu'nun kararları oyçokluğu ile alınır.

Merkez Yönetim Kurulunun Görevleri

Madde 9 — Merkez Yönetim Kurulu, Merkezin yönetimiyle ilgili aşağıdaki görevleri yapar;

a) Merkezin amaçları yönünde yönetim ve işleyişi ile ilgili kararları almak,

b) Merkezin yıl içinde yapacağı çalışmalarını belirleyerek yıllık çalışma plan ve programlarını hazırlamak,

c) Merkezin yatırım, plan ve bütçe tasarısını hazırlayarak onaylanmak üzere Rektöre sunmak,

d) Gerekli hallerde Merkez faaliyetleri ile ilgili geçici çalışma, araştırma ve proje grupları kurmak, bunların görevlerini, çalışma usul ve esaslarını belirlemek,

e) Merkez elemanlarının eğitim, uygulama, araştırma, proje, danışmanlık ve yayın konularındaki isteklerini değerlendirip öneride bulunmak,

f) Merkezde düzenlenecek sertifika ve yeterliliğe yönelik eğitim-öğretim programlarını hazırlamak, bu programların yürütülmesiyle ilgili ilke ve esaslara ilişkin hazırlanacak yönerge tasarılarını Üniversite Senatosu'nun onayına sunmak,

g) Merkez Müdürünün hazırlayacağı yıllık faaliyet raporlarını değerlendirerek görüşlerini bildirmek,

h) Yurtiçi ve yurtdışı kuruluşlar ile ortaklaşa yürütülecek çalışmaların temel ilke, esas ve usullerini tespit etmek,

i) Merkez Müdürünün, Merkezin yönetimi ile ilgili getireceği bütün işlerde karar almak.

Merkez Danışma Kurulu

Madde 10 -— Merkez Danışma Kurulu; Merkezin faaliyetleri ile ilgili olarak yönetim kurulunun ihtiyaç duyduğu konularda değerlendirmede bulunan ve istişari nitelikte görüş ve önerilerini bildiren bir kuruldur. Danışma Kurulu Merkez Müdürünün önerisi üzerine Rektör tarafından seçilen Üniversite öğretim elemanları ile Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce seçilmiş kişilerden oluşur. Danışma Kurulu üyelerinin görev süresi üç yıldır. Süresi dolmadan görevlerinden ayrılan üyelerin yerine kalan süreyi tamamlamak için aynı yöntemle yeni üyeler seçilir. Süresi biten üye tekrar seçilebilir.

Merkez Danışma Kurulu, Merkez Müdürünün çağrısı üzerine yılda en az iki kere toplanır. Danışma Kuruluna Merkez Müdürü başkanlık eder.

Kadrolar

Madde 11 — Merkezin akademik, teknik ve idari personel ihtiyacı, 2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre Rektör tarafından görevlendirilecek elemanlar ile karşılanır.

Yürürlük

Madde 12 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 13 — Bu Yönetmelik hükümlerini Hacettepe Üniversitesi Rektör’ü yürütür.

Sayfa Başı


Genelge

Başbakanlıktan:

2005 Yılı Bütçe Çağrısı

Hükümetimiz, vatandaşlarımızın uygarca bir yaşam standardına ulaşması yolunda en önemli engellerden birini teşkil eden yapısal ve ekonomik sorunların ortadan kaldırılması amacıyla son derece kararlı, disiplinli ve rasyonel politikalar izlemektedir. Halkımızın büyük destek ve anlayışıyla uyguladığımız bu politikalar çerçevesinde, başta enflasyonun tek haneli rakamlara düşürülmesi, ekonomik canlanmanın sağlanması ve bütçe açığının azaltılması olmak üzere çok sayıda başarılı sonuca ulaşılmıştır. Halkımızın güvenine layık olma yolunda Hükümetimizin daha birçok başarılı sonuca ulaşacağından hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.

Hükümetimizin başlıca hedefi, ekonomik istikrarı sağlamış, rekabetçi bir piyasa yapısı oluşturmuş, sürdürülebilir bir kalkınma ortamını yakalamış ve bunun nimetlerini adil bir şekilde dağıtan, yoksulluğun ve yolsuzluğun giderildiği, özgür ve müreffeh insanların barış içinde yaşadığı, çağdaş dünya ile entegre olmuş demokratik bir Türkiye misyonunu gerçekleştirmektir.

Bu amaçla icraatlarını sürdüren Hükümetimiz, 2003 yılının ardından 2004 mali yılı bütçesini de uygulamaya koymuştur. Anılan bütçeler ile ortaya koyduğumuz ve gerçekleştirilmesi yönünde önemli mesafeler kaydettiğimiz hedefler, istikrarlı bir makroekonomik ortam sağlamak, mali disiplini tesis etmek ve sürdürmek, borç stokunu azaltmak, temel yapısal reformları gerçekleştirmek ve Türkiye'nin kalkınma potansiyelini harekete geçirmek olmuştur.

Yıllardır ülkemizin en büyük sorunu olan ve enflasyonun temel nedenleri arasında bulunan yüksek kamu açıklarının, hem gelirin artırılması hem de kamu harcamalarında gerekli tasarruf ve etkinliğin sağlanması suretiyle kalıcı bir şekilde aşağılara çekilmesi konusunda gerekli ortam sağlanmış ve 2003 yılında olduğu gibi 2004 yılında da hedeflenmiş bulunan % 6.5 faiz dışı fazla hedefi planlandığı şekilde gerçekleşme sürecine girmiştir.

Diğer yandan, para politikaları ile birlikte eş güdümlü bir şekilde uygulanan maliye politikaları neticesinde, enflasyon düşme eğilimini sürdürmeye devam etmiş ve bu gelişmelere piyasalar olumlu destek vererek ekonominin istikrara kavuşma sürecini hızlandırmıştır.

Ülkemiz ekonomisinde özlenen bu olumlu gelişmelerin sürdürülebilmesi, büyük ölçüde planlanan makroekonomik dengelerin korunabilmesine, bu da kamu maliyesi alanında güçlü politikaların kararlılıkla uygulanması ve yapısal reform programının hedefine ulaşmasına bağlı bulunmaktadır. Bu çerçevede, önceki yıllarda olduğu gibi 2005 yılı bütçesi de program hedefleri ile uyumlu bir şekilde hazırlanıp Meclisimizin onayına sunulacaktır.

2005 yılında ve izleyen yıllarda borçların sürdürülebilirliğini sağlayacak faiz dışı fazla verilmesine devam edilecek, kamu harcamalarında etkinlik ve verimliliğin artırılması, mali disiplinin güçlendirilmesi, vergi politikalarının daha sağlıklı uygulanabilmesi için vergi idaresinin yeniden yapılandırılması, vergi tabanının genişletilmesi ve kayıtdışı ekonominin önlenmesi konusunda gerekli bütün tedbirler alınacaktır.

Hükümetimiz, daha önce de önemle ifade ettiğimiz üzere, enflasyonla mücadele ve ekonomide istikrar sağlanması politikalarına bağlı kalmakla beraber, reformların başarı ile devam ettirilebilmesi için toplumun fakir kesimlerinin sosyal korunmaya alınmasının öneminin bilincindedir. Bu amaçla, elde edilen kamu kaynaklarının, toplumun en fazla ihtiyaç duyan kesimlerine aktarılmasını sağlamaya yönelik sosyal destek programlarının daha iyi bir şekilde uygulanması suretiyle sosyal içerikli harcamaların etkinliğinin arttırılmasına devam edilecektir.

Gerçekleştirmiş olduğumuz reformlar kuşkusuz bütçeleme anlayışına da yansıyacak ve buna paralel olarak her bütçemiz yeni bir yaklaşımla hazırlanacaktır. Devletimizin sahip olduğu imkanların ve halkımızdan toplanan vergilerin en etkin bir şekilde kullanılması ve azami seviyede hizmete dönüşebilmesi için, gelişmiş ülkelerde uygulanmakta olan stratejik planlama ve performansa dayalı bütçelemeye geçilmesi konusundaki çalışmalarımıza devam edilecektir. Bilindiği üzere 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca 2006 yılı bütçesi ile birlikte orta vadeli program ve mali plan çerçevesinde çok yıllı bütçeleme sürecine girilecektir. Kuruluşlarımızın yeni bütçeleme anlayışına yönelik çalışmaları dikkatle takip etmeleri ve gerekli tedbirleri almaları önem taşımaktadır. Ayrıca, 28.1.2004 tarihli ve 5083 sayılı Kanun gereğince 2005 yılı bütçesi Yeni Türk Lirasının uygulandığı ilk bütçe olacaktır.

Bilindiği üzere Devlet harcamalarının kurumsal, fonksiyonel ve ekonomik analizlerinin uluslararası standartlara göre yapılabilmesine imkan sağlamak amacıyla, 2003 yılında gerçekleştirdiğimiz pilot uygulamaları takiben 2004 yılı başından itibaren tüm genel ve katma bütçeli kuruluşlarda analitik bütçe sınıflandırması uygulamasına geçilmiştir. Bu çerçevede anılan kuruluşlar, geçen yıl olduğu gibi 2005 yılı bütçe tekliflerini de Maliye Bakanlığınca hazırlanacak Bütçe Hazırlama Rehberinde yer alacak olan analitik bütçe sınıflandırması esaslarına göre yapacaklardır.

2005 yılında analitik bütçe sınıflandırması ile tahakkuk esaslı muhasebe sisteminin konsolide bütçeli kuruluşlar dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarına da yaygınlaştırılması yönündeki çalışmalara devam edilecektir.

Yapılmakta olan yapısal reformlara paralel olarak, konsolide bütçeden kaynak alan her bir kurumun, 2005 yılı bütçe çalışmalarında kuruluş amaçlarını esas alması, hizmet mükerrerliklerine yol açmaması, yapmakta olduğu hizmetlerin devamına gerek duyulması halinde ise, sadece öncelikli ve temel hizmetlerin yürütülmesi için gerekli ödenek talebinde bulunması esas olacaktır.

Genel ve katma bütçeli kuruluşlar, 2005 yılı ödenek tekliflerini Yüksek Planlama Kurulu Kararı ile belirlenen makroekonomik büyüklükler ve ödenek teklif tavanları içinde kalmak suretiyle hazırlayacaklardır.

Belirlenen ödenek tavanları, gösterge niteliğinde olup, kurum ve kuruluşların ihtiyaçları ve bütçe imkanları çerçevesinde Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile yapılacak görüşmeler sonucunda yeniden belirlenebilecektir.

2005 yılı bütçe hazırlık çalışmalarına katılacak olan personel ve kurumlara, yorucu bütçe sürecinde üzerlerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirecekleri inancıyla başarılar diler, bilgi ve gereğini önemle arz ve rica ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan         

Sayfa Başı


Tebliğler

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

2821 Sayılı Sendikalar Kanunu Gereğince; İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2004 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ

 

2004 TEMMUZ İSTATİSTİKLERİ.xls

1) Üyesi olmayan veya üye bildiriminde bulunmayan sendikalara bu istatistikte yer verilmemiştir.

2) 2822 Sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca 01 nolu "Tarım ve Ormancılık, Avcılık ve Balıkçılık" işkolunda baraj şartı aranmadığından bu iş kolundaki yüzdelerin ilanında hukuki bir yarar görülmemiştir.

3) Bu tebliğde yargı kararları dikkate alınmak suretiyle dönem içinde gelen bildirimler esas alınmıştır.

4) Temmuz-2003 İstatistiğine itiraz davası açan 238 No'lu SOSYAL-İŞ Sendikası ile bu işkolunda örgütlü diğer sendikaların üye sayıları ve işkolundaki işçi sayısı ; T.C. Ankara 10.ncu İş Mahkemesince verilen 2003/1646 Esas sayılı İhtiyati Tedbir Kararı gereğince, Ocak 2003 İstatistiğindeki değerler yayımlanmıştır.

5) Bu İstatistik döneminde "26" Nolu Milli Savunma işkolunda; 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 24.ncü Maddesine göre "İşçi Sendikası Üyesi İşçinin geçici olarak işsiz kalması veya sendikanın faaliyet alanı içinde kalmak şartı ile başka bir işe geçmesi sendika üyeliğini etkilemez". Hükmü uyarınca işkolundaki işçi sayısı toplam işçi sayısını geçmiştir.

 

—— • ——

Telekomünikasyon Kurumundan :

Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişime İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

Amaç

Madde 1 – Bu Tebliğin amacı, kullanıcıların, başta genişbant ve yüksek hızlı internet hizmetleri olmak üzere telekomünikasyon hizmetlerinden ve altyapılarından azami ölçüde yararlanmasının, telekomünikasyon altyapısı ve kaynaklarının etkin ve verimli kullanımını sağlayan gelişmiş ve rekabetçi bir telekomünikasyon pazarı kurulmasının sağlanmasıdır.

Kapsam

Madde 2 – Bu Tebliğ, yerel ağa ayrıştırılmış erişime ilişkin hak ve yükümlülükler ile söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesinde uygulanacak usul ve esasları kapsar.

Dayanak

Madde 3 – Bu Tebliğ, 23/5/2003 tarih ve 25116 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4 – Bu Tebliğde geçen;

Kurum: Telekomünikasyon Kurumunu,

Türk Telekom: Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketini,

İşletmeci: Kurum ile yapılan görev sözleşmesi, imtiyaz sözleşmesi ve/veya Kurumdan alınan bir telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin uyarınca telekomünikasyon hizmetleri yürüten ve/veya telekomünikasyon altyapısı işleten bir sermaye şirketini,

Alt Yerel Ağ (Local Sub-Loop, Sub-Local Loop): Sabit telekomünikasyon şebekesinde kullanıcı tarafındaki şebeke sonlanma noktasını konsantrasyon noktasına veya belirli bir ara erişim noktasına bağlayan kısmî yerel ağı,

Ayrıştırma (Unbundling): Bir işletmecinin, şebekesi üzerinden verdiği hizmetleri, taşıma, anahtarlama, arayüz de dahil olmak üzere sadece talep edilen şebeke bileşenlerine ve talep edilen türden erişim sağlanmasına imkân verecek şekilde birbirinden ayrı olarak sunmasını,

Dahili Bağlantı Devresi: Türk Telekomun ana dağıtım çatısı veya eşdeğer tesisinin bulunduğu bina içinde yer alan Yerel Ağ bileşenini, bir İşletmecinin aynı bina, bitişik bina veya mekanda bulunan, Fiziksel veya Sanal Ortak Yerleşime tabi telekomünikasyon sistemlerine veya teçhizatına bağlayan fiziksel devreyi,

Erişim Şebekesi: Şebekenin, taşıma şebekesine bağlantıyı sağlayan bakır kablo çifti, hat kartları ve konsantratörler ve/veya santrallere yerleştirilmiş portlar gibi trafiğe duyarlı olmayan ve belirli bir müşteriye tahsis edilmiş şebeke bileşenlerinden oluşan kısmını,

Enterferans: İlgili kanun ve tüzüklere uygun olarak sağlanan her türlü haberleşme hizmetini engelleyen, haberleşmede kesinti doğuran veya kalitesini bozan her türlü yayın veya elektromanyetik etkiyi,

Harici Bağlantı Devresi: Türk Telekomun ana dağıtım çatısı veya eşdeğer tesisinin bulunduğu bina içinde yer alan Yerel Ağ bileşenini, bir İşletmecinin Fiziksel veya Sanal Ortak Yerleşime tabi olmayan telekomünikasyon sistemlerine ve/veya teçhizatına bağlayan fiziksel devreyi,

Ortak Yerleşim: Bir İşletmecinin sistem ve/veya teçhizatının Türk Telekomun sistem ve/veya teçhizatına bağlantısının sağlanması amacıyla, Türk Telekomun ana dağıtım çatısı veya eşdeğer tesisinin bulunduğu bina, bitişik bina veya mekanın 31 Aralık 2003 tarih ve 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımı Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ kapsamında Fiziksel, Sanal veya Uzaktan Ortak Yerleşim şeklinde kullanılmasını,

Veri Akış Erişimi (Bit-stream Access): Kullanıcı tarafındaki şebeke sonlanma noktasını, veri iletimine imkan verecek şekilde, kullanıcının bağlı bulunduğu ana dağıtım çatısına veya eşdeğer tesise yerleştirilen teçhizata bağlayacak her türlü cihaza ve fiziksel devreye erişimi,

Yerel Ağ (Local Loop): Sabit telekomünikasyon şebekesinde kullanıcı tarafındaki şebeke sonlanma noktasını kullanıcının bağlı bulunduğu ana dağıtım çatısına veya eşdeğer tesise bağlayan fiziksel devreyi,

Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişim (Unbundled Access to the Local Loop): Yerel ağın mülkiyetinde bir değişiklik olmadan yerel ağa ayrıştırılmış tam erişimi ve yerel ağa paylaşımlı erişimi,

Yerel Ağa Ayrıştırılmış Tam Erişim (Full Unbundled Access to the Local Loop): Bakır kablo çifti frekans spektrumunun tamamının kullanılmasına izin verecek şekilde yerel ağa veya alt yerel ağa erişimi,

Yerel Ağa Paylaşımlı Erişim (Shared Access to the Local Loop): Bakır kablo çifti frekans spektrumunun sadece ses harici bandının kullanılmasına izin verecek şekilde yerel ağa veya alt yerel ağa erişimi,

Yönetmelik: 23/5/2003 tarih ve 25116 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliğini,

ifade eder.

Ayrıca, bu Tebliğde geçen ve yukarıda yer almayan terimler için 2813 sayılı Telsiz Kanunu, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu, Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuatta yer alan tanımlar geçerlidir.

İKİNCİ KISIM

Ayrıştırılmış Erişim Sağlama Yükümlülüğü

Ayrıştırma Yükümlülüğü

Madde 5 – İşletmeciler tarafından bu Tebliğin 8 inci maddesi çerçevesinde yayımlanan referans yerel ağa erişim teklifi kapsamında yapılan her türlü makul ve uygulanabilir Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişim talebi, Türk Telekom tarafından bu Tebliğin 10 uncu maddesinde yer verilen durumlar saklı kalmak kaydıyla, ayrım gözetmeksizin, adil, şeffaf ve kendisine uyguladığı koşullarla yerine getirilir.

Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişime yönelik yükümlülükler, İşletmecilerin taleplerini karşılayabilmek amacıyla Türk Telekomun tümüyle yeni bir Erişim Şebekesi altyapısı kurmasını gerektirmez.

Temel Hizmetler

Madde 6 – Türk Telekom, yerel ağa ayrıştırılmış erişim sağlama yükümlülüğü kapsamında, talepte bulunan İşletmecilere, gerekli iyileştirmeleri yapmak ve şebeke güvenliğini sağlamak suretiyle, aşağıdaki hizmetleri sağlar:

a) Yerel ağ bileşenleri,

b) Yerel ağ bileşenlerine erişim için İşletmecinin ihtiyaç duyabileceği Dahili Bağlantı Devreleri,

c) Yerel Ağ veya Dahili Bağlantı Devrelerinin kullanımı için gerekli olan enerji, havalandırma, güvenlik gibi yan hizmetler.

Yardımcı Hizmetler

Madde 7 – Türk Telekom, yerel ağa ayrıştırılmış erişim sağlama yükümlülüğü kapsamında, talepte bulunan İşletmecilere aşağıdaki hizmetlerden birini ve bu hizmetin sunumunda gerekli olan enerji, havalandırma, güvenlik gibi yan hizmetleri sağlar:

a) Fiziksel veya Sanal Ortak Yerleşim,

b) Yerel ağa erişim için İşletmecinin ihtiyaç duyacağı Harici Bağlantı Devreleri.

Referans Yerel Ağa Erişim Teklifi

Madde 8 – Türk Telekom, bu Tebliğin ekinde yer verilen asgari hususları kapsayan referans yerel ağa erişim teklifini hazırlayarak, bu Tebliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç (3) ay içerisinde Kuruma gönderir. Referans teklif, Kurum tarafından onaylandıktan sonra yayımlanır. Türk Telekom, referans teklifin hazırlanması aşamasında ön talep tespit etmek amacıyla pazar araştırması yapabilir. Bu araştırmanın sonuçları referans teklif ile birlikte Kuruma sunulur.

Kurum tarafından aksi belirtilmedikçe, söz konusu teklif, her yıl yenilenerek Mart ayı sonuna kadar Kuruma gönderilir. Yeni teklif onaylanana kadar mevcut referans teklif geçerliliğini korur. Kurum, Yönetmeliğin 5 inci maddesindeki ilkeleri göz önünde bulundurarak, referans teklifte değişiklik yapılmasına karar verebilir.

Ayrım Gözetmeme

Madde 9 – Türk Telekom, bu Tebliğin 5 inci maddesi kapsamında eşit şart ve durumlarda eşdeğer hizmetler sunan İşletmecilere erişim sağlarken; ortaklarına, iştiraklerine, ortaklıklarına veya kendisine uyguladığı kalite ve koşullarda hizmet ve bilgi sağlamakla yükümlüdür. Ayrım gözetmeme yükümlülüğü, bunlarla sınırlı olmamak üzere, Türk Telekom tarafından yerel ağa ilişkin olarak gerçekleştirilen yeni yatırımlar, yerel ağa ayrıştırılmış erişim talepleri, ortak yerleşim alanının sağlanması, ortak yerleşim alanlarına erişim için gerekli olan kiralık transmisyon kapasitesinin sağlanması, hizmet kalitesi, bakım ve onarımı kapsar.

Ayrıştırma Yükümlülüğünün Sınırlandırılması

Madde 10 – Türk Telekomun bu Tebliğin 5 inci maddesinde belirtilen ayrıştırılmış erişim sağlama yükümlülüğü;

a) Türk Telekomun; şebeke işletim güvenliğinin, şebeke bütünlüğünün veya veri güvenliğinin temin edilemeyeceğini ya da şebekelerin karşılıklı işletilebilirliğinin mümkün olmadığını objektif kriterlerle kanıtlaması veya,

b) Kurumun daha uygun teknik ve ticari alternatiflerin var olduğuna karar vermesi veya,

c) Kurumun, ilgili telekomünikasyon hizmetleri pazarındaki rekabet koşullarının söz konusu hizmetin Türk Telekom tarafından sunulmasına gerek kalmayacak düzeye ulaştığına karar vermesi

durumlarında Kurum tarafından sınırlandırılabilir.

Bu maddede belirtilen durumların varlığı, Türk Telekomun erişim koşullarını müzakere etmeyi reddetmesi için geçerli bir neden teşkil etmez.

ÜÇÜNCÜ KISIM

Ücretlendirme Esasları

Temel Hizmet Tarifeleri

Madde 11 – Türk Telekom yerel ağa ayrıştırılmış erişim kapsamında bu Tebliğin 6 ncı maddesinde yer verilen temel hizmetleri maliyet esaslı olarak belirlenen tarifeler üzerinden sağlar. Kurum, maliyet esaslı tarifeler belirleninceye kadar diğer ülke uygulamalarını uygun olduğu ölçüde dikkate alarak tarifelere üst sınır koyabilir. Tarifeler maliyet esaslı olarak belirlenirken Yönetmeliğin 17 nci maddesi hükümleri dikkate alınır.

Ortak Yerleşim Ücretleri

Madde 12 – Ortak Yerleşime ilişkin ücretler 31 Aralık 2003 tarih ve 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımı Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ hükümleri doğrultusunda belirlenir.

Diğer Ücretler

Madde 13 – Bu Tebliğin 11 inci ve 12 nci maddeleri kapsamında yer verilmeyen hizmetler için taraflar ücretleri kendi aralarında müzakere ederek belirlerler. Müzakerelerin uzlaşmazlıkla sonuçlanması durumunda taraflar bu Tebliğin 19 uncu maddesi kapsamında Kuruma başvurabilir.

DÖRDÜNCÜ KISIM

İşletmecilerin Hak ve Yükümlülükleri

Bilgi Talebi

Madde 14 – Yerel ağa ayrıştırılmış erişim talebinde bulunan İşletmeci, Referans Yerel Ağa Erişim Teklifinin yayımlanmasından sonra, aşağıda yer verilen bilgileri Türk Telekomdan yazılı olarak talep edebilir. Türk Telekom bu bilgileri en geç otuz (30) gün içerisinde ve güncelleştirilmiş olarak sağlar.

a) Ana dağıtım çatısı veya eşdeğer tesislerin yerleri,

b) Her bir ana dağıtım çatısı veya eşdeğer tesise bağlı bulunan yerel ağ bileşenlerinin hizmet verdiği alan,

c) Ortak Yerleşimin sağlanabilirliği,

d) Erişim şebekesi hizmetlerinin sağlanabilirliğini etkileyebilecek hususlar,

e) Erişim şebekesi hizmetlerinin sağlanmasına ve kalitesine ilişkin Kurum tarafından istenmesi gerekli görülen diğer bilgiler.

İşletmecilerin Yükümlülükleri

Madde 15 – Yerel ağa erişim talep eden İşletmeci, aşağıda yer verilen hususları yerine getirmekle yükümlüdür.

a) Yerel ağa ayrıştırılmış erişim hizmeti talep edilen yeri ve hizmetin kapsamını Türk Telekoma yazılı olarak bildirmek,

b) Yerel ağa ayrıştırılmış erişim kapsamında, yürürlükteki standartlara ve bu Tebliğin 8 inci maddesi kapsamında hazırlanacak olan referans teklifte yer alacak teknik özelliklere uygun teçhizat kullanmak,

c) Abonelerini sunulan hizmetin ve kullanılması gereken cihazların teknik özellikleri hakkında bilgilendirmek,

d) Bu Tebliğ kapsamında sunulacak hizmetlere ilişkin olarak Kurum tarafından gerekli görülen diğer bilgi ve belgeleri temin etmek.

Hizmetin Kesilmesi

Madde 16 – Türk Telekom, bu Tebliğ kapsamında bir İşletmeciye sunduğu hizmetin ekonomik veya teknik açıdan olumsuz yönde etkilenmesine yol açacak her türlü işlemi ilgili İşletmeciye en az yedi (7) gün önceden bildirir.

Türk Telekom, bu Tebliğ kapsamında İşletmecilere sunduğu hizmeti, aşağıda yer verilen durumlarda, bu Tebliğin 10 uncu maddesinde belirtilen haller saklı kalmak kaydıyla, Kurumun onayını almak suretiyle durdurabilir.

a) İşletmeci ve İşletmecinin aboneleri tarafından kullanılan cihazların yürürlükteki standartlara uymaması,

b) Sunulan hizmetin, Türk Telekomun Görev Sözleşmesi kapsamında yürütmekte olduğu diğer hizmetlerin ve diğer İşletmeciler tarafından sunulan hizmetlerin kalitesini bozan enterferansa neden olması.

İşletmeci, yukarıda yer verilen durumları düzeltmesi halinde erişim hizmetinin sağlanmasını ve sürdürülmesini talep etme hakkına sahiptir.

Türk Telekom, yukarıda belirtilen durumların dışında, haberleşmede kesinti doğuran enterferans dahil, hizmetlerin acilen durdurulmasını gerektiren ve İşletmeciye önceden bildirimin imkan dahilinde olmadığı hallerin ortaya çıkması durumunda, bu Tebliğ kapsamındaki yükümlülüklerini hangi kapsam ve sürede yerine getiremeyeceğini hizmetin kesilmesini takip eden bir (1) iş günü içerisinde yazılı olarak Kuruma ve ilgili İşletmeciye bildirir. Söz konusu durumun sona ermesi ile, İşletmecinin talebi olmaksızın hizmet yeniden başlatılır.

BEŞİNCİ KISIM

Sözleşmeler ve Uzlaşmazlık Çözümü

Sözleşme

Madde 17 – Bu Tebliğ kapsamında talepte bulunan İşletmeci ile Türk Telekom arasında, Türk Telekom tarafından bu Tebliğin 8 inci maddesi kapsamında yayımlanan referans teklifte yer alan unsurları dikkate alacak şekilde, yerel ağa ayrıştırılmış erişim koşullarını müzakere ederek, ilgili mevzuat, görev ve imtiyaz sözleşmeleri, telekomünikasyon ruhsatı, genel izin ve Kurum düzenlemelerine aykırı olmamak kaydıyla, bir sözleşme akdedilir.

Bu sözleşmenin, bu Tebliğin 9 uncu maddesinde yer verilen hükümlere uygun, adil ve şeffaf bir yapıda olması ve rekabet koşullarını bozucu nitelikte olmaması esastır.

Sözleşmelerin Kuruma Sunulması

Madde 18 – Bu Tebliğ kapsamında talepte bulunan İşletmeciler ile Türk Telekom arasındaki sözleşmelerin, bunların eklerinin ve değişikliklerinin tasdikli bir sureti, imzalanmalarını müteakip onbeş (15) gün içerisinde Kuruma sunulur. Taraflar, Kurumun sözleşmelerde mevzuata aykırı bulduğu hususlara yönelik düzeltme taleplerini otuz (30) gün içerisinde yerine getirmekle yükümlüdürler.

Sözleşmenin tarafları, ticari sır ihtiva ettiğine kanaat getirdikleri maddeleri sözleşme ile birlikte Kuruma bildirirler. Ticari sır olarak kabul edilebilecek bilgiler, üçüncü şahıslarca bilinmesi halinde bu kişilere haksız rekabet avantajı sağlayabilecek ve bu itibarla rekabeti bozucu etkileri olabilecek ticari ve operasyonel bilgilerle sınırlıdır. Yerel ağa ayrıştırılmış erişim talebinde bulunan diğer İşletmeciler için de uygulanması gereken hükümler ticari sır olarak addolunamaz.

Uzlaşmazlıkların Çözümü

Madde 19 – Bu Tebliğ kapsamında talepte bulunan bir İşletmeci ile Türk Telekom arasında meydana gelen bir uzlaşmazlığın çözümü için taraflardan herhangi biri Kuruma başvurabilir. Başvuruda bulunan taraf Yönetmeliğin 21 inci maddesinde yer verilen bilgileri Kuruma sunar.

Kurum, uzlaştırma prosedürünü işletirken, Yönetmeliğin 21 inci maddesinde yer verilen hükümleri esas alır ve bu kapsamda nihai çözüm öncesinde, geçici ücret belirlenmesi dahil, kamu yararının gerektirdiği her türlü tedbiri alabilir.

Kurum, bunlarla sınırlı olmamak üzere, tarafların sağladığı bilgi ve belgeleri, benzer konularda daha önce alınan kararları ve uluslararası uygulamaları dikkate alarak en kısa sürede kararını alır ve gerekçeleriyle birlikte uzlaşmazlığın taraflarına ve gerekli gördüğü takdirde ilgili diğer taraflara açıklar.

Kurumun uzlaşmazlık çözümü kapsamında belirlediği hüküm, koşul ve ücretler, tarafların aralarında bu Tebliğe ve diğer ilgili mevzuata uygun olarak aksini kararlaştırmaları halinde yürürlükten kalkar.

ALTINCI KISIM

Diğer Hükümler

İdari Para Cezaları

Madde 20 – Kurum, bu Tebliğ kapsamındaki yükümlülüklerin ilgili taraflarca yerine getirilmemesi durumunda, Yönetmeliğin 25 inci maddesi kapsamında gerekli işlemleri tesis eder.

Diğer Yöntemler

Madde 21 – Bu Tebliğ kapsamında yer almayan, Veri Akış Erişimi ve benzeri yerel ağa erişim yöntemleri ile ilgili olarak Kurumun düzenleme yapma hakkı saklıdır.

Tebliğde Yer Almayan Hususlar

Madde 22 – Yerel ağa ayrıştırılmış erişim ile ilgili olarak bu Tebliğde yer almayan hususlarda Telekomünikasyon Kurulu Kararı ile düzenleme yapılır.

Yürürlük

Madde 23 – Bu Tebliğ 01.07.2005 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 24 – Bu Tebliğ hükümlerini Telekomünikasyon Kurulu Başkanı yürütür.

 

EK

TÜRK TELEKOM TARAFINDAN YAYINLANACAK YEREL AĞA AYRIŞTIRILMIŞ ERİŞİME İLİŞKİN REFERANS TEKLİFTE YER ALMASI GEREKEN ASGARİ HUSUSLAR

1. Genel Hükümler

1.1 Tarafların hak ve yükümlülükleri,

1.2 Mülkiyet hakları,

1.3 Gizliliğin korunması,

1.4 Talep ve talebin karşılanması süreçleri ve kullanım kısıtlamaları,

1.5 Sözleşmenin süresi ve yeniden müzakere koşulları,

1.6 Taraflardan herhangi birinin şebekesinde veya sunulan hizmetlerde değişiklik yapılması önerildiğinde izlenecek yöntemler.

2. Sunulan Hizmetlere İlişkin Temel Hükümler

2.1 Yerel Ağa Erişim Hizmetleri

2.1.1 Santral ve santrala bağlı saha dolapları ile hizmet verdikleri yerleşim yeri listeleri,

2.1.2 Santral ve saha dolaplarına bağlı hat ve abone sayıları,

2.1.3 Yerel Ağ bileşenleri ve konfigürasyonları,

2.1.4 Yerel Ağ bileşenlerin teknik özellikleri, tabi olduğu standartlar ve hat karakteristikleri,

2.1.5 Yerel Ağ bileşenleri test prosedürleri.

2.2 Ortak Yerleşim Hizmetleri:

2.2.1 Ortak Yerleşim noktalarına ilişkin olarak il ve ilçe merkezlerindeki tüm santral binası ve tesisleri ile ilgili bilgiler ve seçenekler:

a) Toplam alan (m2),

b) İşletmeciler tarafından Ortak Yerleşim için kullanılan alan (m2),

c) Türk Telekomun kendi kullanımı için ayırdığı (rezerve) alan (m2),

d) İşletmecilerin kullanımına tahsis edilebilecek alan (m2),

e) Bina ya da tesisin Ortak Yerleşimin hangi türlerine elverişli olduğu,

f) Enerji, havalandırma/soğutma, jeneratör imkanları,

2.2.2 Ortak Yerleşime izin verilen teçhizatın fiziksel ve teknik özellikleri ile varsa kısıtları,

2.2.3 Ortak yerleşim noktalarının güvenliğini sağlamak üzere alınacak önlemler,

2.2.4 İşletmecilerin Ortak Yerleşim noktalarındaki teçhizatlarına, arıza durumları ve acil durumlar dahil, erişim koşulları,

2.2.5 Ortak Yerleşim alanının İşletmeciler arasında paylaştırılmasına ilişkin olarak tahsis usul ve esasları,

2.2.6 İşletmecilerin, yer etüdü yapabilmesine ilişkin esaslar ile varsa kısıtlar,

2.2.7 Ortak Yerleşim talebinin değerlendirilebilmesi için İşletmecilerin Türk Telekoma sunması gereken bilgi ve belgeler,

2.2.8 Standart bir Ortak Yerleşim alanı ve/veya odasının teknik, fiziki ve ekonomik açıdan özellikleri.

3. Her bir fonksiyon ve hizmet için ücretler ve/veya ücretlendirmeye ilişkin esaslar, ödemeler ve faturalama prosedürleri,

4. Şebeke bütünlüğü ve güvenliğine ilişkin hususlar,

5. Hizmet kalitesinin sağlanması,

6. Şebeke yönetimi, bakım, işletmeye ve iyileştirmeye ilişkin hususlar,

7. Arızaların giderilmesine yönelik prosedürler.

8. Hizmet Seviyesi Anlaşması (Bunlarla sınırlı olmamak üzere, Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişime İlişkin Referans Teklifin 1.4, 4., 5., 6., 7. maddeleri ve bunlara ilişkin yaptırımları içerecek şekilde)

—— • ——

Denizli Valiliğinden:

Turizmi Olumsuz Etkileyen Faktörlerle Mücadeleye Kararlılık ve Süreklilik Kazandırmak Amacıyla Alınması Gereken Tedbirlere Dair Karar

Karar Tarihi : 9/7/2004

Karar No : 2004/1

Denizli İli mülki hudutları içinde turizmi olumsuz yönde etkileyen faktörlerle mücadeleye kararlılık ve süreklilik kazandırmak amacıyla aşağıda belirlenen tedbirler alınmıştır.

1 - Her türlü konaklama, yemek ve içki hizmeti vermek suretiyle faaliyet gösteren işletmeler, müşterilerine sunulacak mal ve hizmetlerin ücretlerini gösterir fiyat tarifelerini görünür bir şekilde asacaklardır.

2 - Turistlere mal ve hizmet satılması amacıyla faaliyette bulunan işletmeler ruhsatlarında belirtilen mahaller dışında sözlü ve fiili veya benzeri hareketlerle mal ve hizmet satmayacaklar ve buna yönelik faaliyetlerde bulunmayacaklardır.

3 - Denizli Otogarında faaliyet gösteren seyahat firmaları bürolarında, bilet satışı için gündüz ve gece vardiyaları dahil, bilet kesme ve kontrol görevlileri dışında her ne adla olursa olsun hiç bir şekilde başka personel çalıştırmayacaktır. Ayrıca, yolcu ve müşterilerin yazıhane ve firma ile ilgili tercihlerine sözlü ve fiili davranışlarla müdahale edilmeyecek, zorlama yapılmayacaktır.

4 - Seyahat firmaları ile otel, motel, pansiyon veya diğer işletmeleri yönlendirme ve müşteri toplama gayesi ile hanutçu, ayakçı, değnekçi, çığırtkan ve benzeri tabir edilen kişilerin Denizli Otogarına, Pamukkale ve Karahayıt Kasabaları ile Pamukkale Hierapolis Örenyerine girişleri kesinlikle önlenecektir.

5 - Taksi şoförleri ile özellikle otogarda hizmet veren ticari taksi sürücüleri; müşterilerinin konaklayacakları ve alış-veriş yapacakları işyerlerinin seçiminde sadece müşteri taleplerine uygun hareket edecekler, yönlendirme ve zorlama yapmayacaklardır.

6 - Otel, motel, tatil köyü, apart pansiyonu ve buna benzer işletmeler, her türlü tur organizasyonu faaliyetlerinin seyahat acentelerinin asli işi olması sebebiyle, işletmelerin içinde veya dışında turistlere sözlü ve fiili hareketlerle hizmet satmayacaklar, sattırmayacaklar ve seyahat acenteleri dışında hiçbir şekilde tur organizasyonları düzenlemeyeceklerdir.

7 - Ülkemizin tanıtımında büyük önemi olan turist rehberleri belgesiz çalışmayacak ve çalıştırılmayacaktır. Belgesiz turist rehberi çalıştıran firmaların tespiti halinde rehberle birlikte firma da sorumlu tutulacaktır.

8 - İlimiz otogarı, Devlet Demir Yolları Denizli Tren İstasyonu, Delikliçınar Meydanı, Pamukkale ve Karahayıt kasabaları ve Pamukkale Hierapolis Örenyeri sınırları dahiline seyyar satıcılar giremeyecek ve satış yapamayacaktır.

9 - 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9 uncu ve 66 ncı maddeleri uyarınca alınan ve kanunların verdiği yetkiye istinaden ittihaz edilen ve yukarıda belirlenen karar ve tedbirlerin tatbik ve icrasına muhalefet eden veya müşkülat gösteren veya riayet etmeyenler hakkında hareketi ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi gereğince yasal işlem yapılacaktır.

10 - Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

11 - Bu Kararı Denizli Valisi yürütür.

—— • ——

Mardin Valiliğinden:

Basın Açıklamalarının Yapılamayacağı Yerlere Dair Karar

Karar Tarihi: 05/07/2004

Karar No : 2004/1

Amaç

Madde 1 — Bu karar; Anayasanın 26 ncı maddesinde ifade edilen düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkı çerçevesinde ilimizde sivil toplum örgütleri veya gerçek kişiler tarafından yapılacak olan basın açıklamalarının kamu güvenliği açısından nerelerde yapılamayacağı amacını taşımaktadır.

Kapsam

Madde 2 — Bu karar; basın açıklaması yapmak isteyen yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin sorumluluğu ile kamu görevlilerinin görev ve yetkilerini kapsar.

Dayanak

Madde 3 — Bu karar; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11 inci maddesi ve İçişleri Bakanlığının 11/06/2004 tarih ve 2004/100 sayılı genelgesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Genel Esaslar

Madde 4 — Anayasanın 26 ncı maddesinde ifade edilen düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkı çerçevesinde, tüzel kişiler için yönetim ve denetim organlarının asil ve yedek üye tam sayılarının beş katını, gerçek kişiler için ise 2908 sayılı Dernekler Kanununda yönetim ve denetim organlarında öngörülen asıl ve yedek üye tam sayısının beş katını aşmayacak sayıda insanın katılımıyla, açık havada toplu veya ferdi olarak araç trafiğini engellemeden, çevreye zarar vermeden, günlük hayatın doğal seyrini önemli ölçüde kesintiye uğratmadan ve şiddete başvurulmadan, konusu suç teşkil etmemek koşulu ve megafon veya sınırlı alanda ses duyulmasını sağlayan cihazlar ile (1) saati geçmemek üzere aşağıda belirtilen yerlerin 100 metre uzağından itibaren basın açıklaması yapılabilir.

Basın Açıklamasının Yapılamayacağı Yerler

Madde 5 —Valilik, Belediye, Adliye ve Emniyet hizmet binaları, askeri bina ve tesisler, Cezaevi, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin parti binaları ile SSK ve Devlet Hastanesine 100 metre mesafeden daha yakın yerlerde yapılmayacaktır.

Cezai İşlemler

Madde 6 — Bu kararın aksine hareket edenler hakkında eylemleri başka bir suç teşkil etmedikçe 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 66 ncı maddesi gereğince 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi uygulanır.

Yürürlük

Madde 7— Bu karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve ilgili tüm kişi ve kuruluşlara tebliğ yerine geçer.

Yürütme

Madde 8 — Bu Kararı Mardin Valisi yürütür.

Sayfa Başı


Kurul Kararı

Yüksek Planlama Kurulundan:

Yüksek Planlama Kurulu'nca;

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı'nın 25.6.2004 tarih ve MY-242 sayılı yazısı dikkate alınarak; 2005 Mali Yılı Bütçesi ve 2005 Yılı Yatırım Programı hazırlık çalışmalarına esas olmak üzere ekli "2005 Yılı Programı ve Mali Yılı Bütçesi Makro Çerçeve Kararı"nın kabulüne karar verilmiştir.

Tarih : 19/7/2004

Karar No : 2004/37

Konu : 2005 Yılı Programı ve Mali Yılı Bütçesi Makro Çerçeve Kararı.

2005 Yılı Programı ve Mali Yılı Bütçesi Makro Çerçeve Kararı

Makro Politikalar ve Büyüklükler

1. Vatandaşlarımızın refah ve mutluluğunun artırılması temel amacı çerçevesinde, kalkınma sürecinin sosyal boyutunu da dikkate alan sürdürülebilir büyüme ortamını oluşturmak, enflasyondaki düşüş eğilimini devam ettirmek ve kamu hizmetlerinin hız ve kalitesini artırmak temel politikamızdır.

2. Bu temel politikalar çerçevesinde; 2005 yılında da mali disiplini sürdürmek, borçların sürdürülebilirliğini sağlayacak faiz dışı fazla vermek, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği yönünde ortaya koyduğu politikaların hayata geçirilmesi yönünde devam eden çalışmaları hızlandırarak zamanında sonuçlandırmak, başlatılmış bulunan yapısal reformları kararlılıkla gerçekleştirmek önceliklerimiz olacaktır.

3. 2005 yılı bütçe çalışmalarının, başta kamu yönetiminin iyileştirilmesi olmak üzere, kamu kaynaklarının kullanımında etkinliğin ve verimliliğin artırılması yönünde başlatılmış bulunan reform çalışmalarının ruhuna uygun olması esastır.

4. 2005 yılı sonu itibariyle tüketici fiyatları endeksindeki artışın yüzde 8, GSMH deflatörünün yüzde 10,1 ve GSMH büyümesinin yüzde 5 olması beklenmektedir.

5. 2005 yılı program ve bütçe hazırlık çalışmalarında, gösterge niteliğinde olmak üzere, 1 ABD doları ortalama kuru 1,67 Yeni Türk Lirası (YTL) (1.670 bin TL) olarak kullanılacaktır.

Bütçe Hazırlama İlkeleri

6. Bütçe hedeflerinin yukarıda verilen makro politikalar ve hedeflerle uyumlu olması esastır.

7. Kamu kurum ve kuruluşları bütçe hazırlama sürecinde yapılacak çalışmalarda kendi kurumsal öncelik ve dengelerinin yanısıra ülke ekonomisinin öncelik ve imkanlarını da göz önünde bulunduracaklardır.

8. Genel idare kapsamına dahil tüm kamu kurum ve kuruluşlarının mali planlarının ve mali raporlarının uluslararası standartlara uygunluğunun sağlanarak konsolide edilebilir hale getirilmesi, performans esaslı bütçelemeye temel teşkil edebilmesi ile mali yapıda saydamlığın ve hesap verilebilirliğin sağlanması amacıyla; 01.01.2004 tarihinden itibaren genel bütçeli daireler ile katma bütçeli idarelerde analitik bütçe sınıflandırmasına geçilmiştir. Buna paralel olarak; mahalli idareler, sosyal güvenlik kurumları, kamu tüzel kişiliğini haiz kurul ve üst kurullar, fonlar ile bütçeden yardım alan kuruluşlardan 01.01.2005 veya 01.01.2006 tarihlerinde analitik bütçe sınıflandırmasına geçecek olanlar Maliye Bakanlığınca belirlenecektir.

9. 2005 yılına ilişkin olarak genel bütçeli daireler ile katma bütçeli idareler ödenek tekliflerini Ek-1’de, diğer kuruluşlar ise yatırım ödenek tekliflerini Ek-2’de verilen ödenek teklif tavanları içinde kalmak kaydıyla hazırlayacaklardır.

10. Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, 08.06.2004 tarihinde TBMM’ye sevk edilmiştir. Bu çerçevede özel ödeneklerle yürütülen hizmetlere ilişkin bütçe teklifleri bütçe hazırlama rehberinde belirtilen ilke, esas ve usullere göre hazırlanacaktır. Bu Karar ekindeki ödenek teklif tavanları özel ödenekleri kapsamamaktadır.

11. 28.01.2004 tarihli ve 5083 sayılı Kanun uyarınca; Türk Lirasından altı sıfır atılarak Yeni Türk Lirası (YTL) uygulamasına geçileceğinden bütçe teklifleri YTL baz alınarak hazırlanacaktır.

Kamu Yatırım Öncelikleri

12. 2005 yılı yatırım tahsislerinde, eğitim, sağlık, teknoloji altyapısı, adalet hizmetleri ve ulaştırma alt sektörleri arasında dengeyi sağlayıcı yatırımlara bölgesel gelişme stratejileri de dikkate alınarak öncelik verilecektir.

13. Proje bazındaki ödenek tahsislerinde sektörel ve bölgesel önceliklerin yanı sıra devam eden projelerden,

- 2005 yılı içinde tamamlanarak ekonomiye kazandırılabilecek projelere,

- Uygulamasında önemli fiziki gerçekleşme sağlanmış öncelikli projelere,

- Yatırım Programında yer alıp, dış finansmanı sağlanarak önemli fiziki gerçekleşme sağlanmış öncelikli projelere,

- Başlatılmış bulunan diğer projelerle bağlantılı veya eşzamanlı olarak yürütülmesi ve tamamlanması gereken öncelikli projelere,

- Afetlerin önlenmesi ve afet hasarlarının telafisine yönelik projelere,

- E-Dönüşüm Türkiye Projesi ile uyumlu bilgi ve iletişim teknolojisi projelerine

ağırlık verilecektir.

Kamu Yatırım Programının Rasyonelleştirilmesi Uygulamaları

14. Kamu yatırım programının rasyonelleştirilmesi çalışmaları, programlama sürecinin iyileştirilmesi yönünde alınacak ek tedbirlerle önümüzdeki dönemde de sürdürülecektir. 2005 Yılı Yatırım Programı hazırlık ve uygulama sürecinde gerçekleştirilecek rasyonelleştirme faaliyetleri çerçevesinde;

a) Yatırım projelerinin ortalama tamamlanma süresi oldukça yüksek olan sektör (sulama, ulaştırma ve kültür ) ve kuruluşlara özel olarak yoğunlaşılmasına devam edilecek, bu sektör ve kuruluşlarda proje stoklarının azaltılarak stokun ortalama tamamlanma süresini düşürmeye yönelik özel tedbirler alınacaktır. DPT Müsteşarlığı gerekli gördüğü taktirde yatırım programında yer alan projelerin ortalama tamamlanma süresini daha fazla azaltma yönünde ihtiyaç duyulabilecek ilave tedbirleri almaya yetkilidir.

b) 2004 Yılı Yatırım Programında sektörel, bölgesel ve proje öncelikleri ile kısıtlı ödenek seviyesi göz önünde bulundurularak, ihalesi yapılmış projelerden (toplu projelerin detayındaki alt projeler ve ana projelerin kapsamındaki alt işler dahil) önceliğini ve yapılabilirliğini yitirdiği belirlenen ve ihmal edilebilir bir ödenek seviyesiyle durdurulan projelere yeni bir gelişme olma hali dışında 2005 yılında da iz ödenek tahsis edilecektir. Böylece, mevcut ödeneklerin birinci derecede öncelikli projelere tahsis edilmesi suretiyle mümkün olan en fazla sayıda projenin zamanında bitirilmesi sağlanacaktır.

c) Kuruluşlar, rasyonelleştirme çalışmasının aynı hız ve kararlılıkla sürdürülmesi amacı doğrultusunda, geçmiş yıllarda rasyonelleştirme faaliyeti kapsamında yatırım programından çıkarılan projelerin 2005 Yılı Yatırım Programına alınmasına yönelik taleplerde bulunmayacaklardır.

d) Acil ve çok zorunlu haller dışında yatırım programına yeni proje alınmayacaktır. Getirilen bu sınırlamaya 2005 Yılı Yatırım Programı uygulama sürecinde de devam edilecektir. Yıllık proje tekliflerinin yatırım programına alınmasında ise, mevcut tasarruf genelgeleri de dikkate alınarak azami ölçüde seçici olunacaktır. Çok zorunlu hallerde yapılacak yeni proje teklifleri sağlıklı yapılabilirlik etütleri ile gerekçelendirilecektir.

e) 2005 yılında, 2004 yılı sonu itibarıyla fiziki gerçekleşme oranı yüzde 75’in altında olan idari bina niteliğini haiz kamu hizmet binaları (afet hasarlarının giderilmesine ilişkin olanlar hariç) ihmal edilebilir düzeyde ödenek tahsisi yoluyla durdurulacaktır. 2005 yılı ödenek tahsislerinde, önemli oranda fiziki gerçekleşmesi bulunan kamu hizmet binalarına öncelik verilecektir. Çok zorunlu haller dışında mevcut kamu hizmet binalarının büyük bakım ve onarımları için ödenek tahsis edilmeyecektir.

f) 2005 yılında kaynağı ne olursa olsun, ambulans, itfaiye aracı gibi sağlık, savunma ve güvenlik açısından özel nitelikli taşıtlar dışında taşıt alımı yapılmayacaktır. Bu tür özel nitelikli taşıtlar haricindeki araç alımları durdurulmuştur.

g) 2005 Yılı Yatırım Programında, güvenlik nedeni ve işin yürütülmesi açısından mutlak zorunluluk bulunması hali dışında lojman, memur evi, kamp, kreş, misafirhane ve benzeri yeni sosyal tesis yatırımı başlatılmayacaktır. Yatırım programında devam eden bu nitelikli projeler iz ödenek ile durdurulacaktır. Çok zorunlu haller dışında mevcut tesislerin bakım ve onarımları için ödenek tahsis edilmeyecektir.

h) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar; 2005 yılı tekliflerini, özellikle yeni başlayacak projeleri ve yeni yapılacak ihaleleri dikkate alarak özelleştirme programına uygun olarak yapacaklardır.

ı) Kamu projelerinin hazırlanması, analizi, seçimi, programa alınması, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi süreci ile ilgili olarak alınacak yapısal önlemler ile proje stokunun verimli yapısının gelecekte bozulmaması yönünde bir ortam oluşturulacaktır. 2002 yılı içinde DPT Müsteşarlığı tarafından 2003-2004 dönemini kapsayacak şekilde hazırlanmış bulunan “Kamu Yatırım Programı Rasyonelleştirme Eylem Planı” bu amaç doğrultusunda revize edilerek etkin bir şekilde uygulamaya konulacaktır.

i) Kamu yatırım projelerinin yatırım programına alınmasında sağlıklı yapılabilirlik etütlerine dayanan fayda-maliyet veya bazı hallerde maliyet-etkinlik analizi sonuçları temel ölçüt olarak alınacaktır. Güncelliğini yitirmiş projeler kuruluşlar tarafından revize edilecektir. 2004 Yılı Yatırım Programında yer alan, 2005 yılı Yatırım Programında da devam ettirilmesi teklif edilen projelerin proje maliyetinde sabit fiyatlarla yüzde 30’u aşan oranda artış olması halinde DPT Müsteşarlığı tarafından güncel keşfe dayanan yeni yapılabilirlik etüdü istenecek ve proje hakkındaki nihai karar bu etüde dayandırılacaktır.

j) Uygulama aşamasında bulunan kamu projelerinin düzenli olarak izlenmesi, değerlendirilmesi ve değerlendirme sonuçlarından hareketle projelere stratejik müdahalelerin zamanında yapılabilmesi için gerek DPT Müsteşarlığı düzeyinde gerekse yatırımcı kamu kuruluşları düzeyinde güncel teknolojiyle uyumlu ve il bazında izlemeyi de sağlayacak bir sistemin oluşturulması için gerekli çalışmalar sürdürülecektir.

15. Çeşitli yurt içi veya yurt dışı hibe kaynakları dahil kaynağı ne olursa olsun, DPT Müsteşarlığı tarafından olumlu görüş verilmeyen ve yatırım programı ile ilişkisi kurulmayan hiçbir yatırım projesi için dış finansman arayışına başlanmayacak ve uluslar arası taahhüde girilmeyecektir. Kamu yatırım programında halen yer alan dış kredili projeler de yatırım programında yürütülen genel rasyonelleştirme faaliyetinin kapsamında mütalaa edilerek yeniden gözden geçirilecektir. Bu kapsamda başta DSİ Genel Müdürlüğü ve TCK Genel Müdürlüğü olmak üzere bütün kuruluşlar;

a) Yatırım programlarında ihaleli olarak devam eden dış kredili projeleri arasından sektörel açıdan öncelikli, dış kredi kullanımları önemli bir seviyeye gelmiş, önümüzdeki bir veya iki yıl içinde tamamlanabilecek nitelikte olanları birinci derecede öncelikli dış kredili projeler olarak tanımlayacak ve bu projeleri zamanında bitirecek şekilde tahsis yapacaklardır.

b) Yatırım programlarında ihaleli olarak devam eden dış kredili projeleri arasından dış kredi kullanımları önemli bir seviyeye gelmiş olan ancak sektör açısından aciliyeti olmayan projeler ile kredi anlaşması yeni imzalanarak taahhüt altına girilmiş projelerini ikinci derecede öncelikli dış kredili projeler olarak tanımlayacak ve bu projelere dış kredi tahsisini yavaşlatacak veya erteleyeceklerdir. Bu projelerden 2005 yılı dış kredi kullanımı gerekli görülmeyenler 2006 ve sonrasında devam ettirilmek üzere yatırım programında iz ödenekle tutulacaktır.

c) Yatırım programında yer alan ve halen dış kredi arayışı sürdürülen projelerini iz ödenek tahsisi suretiyle durduracaklardır.

16. DPT Müsteşarlığı, bu Kararda belirtilen hedef ve öncelikler doğrultusunda yatırımcı kamu kuruluşlarıyla işbirliği içinde kamu yatırım programının rasyonelleştirilmesi çalışmalarını yürütecektir. Kuruluşların birinci derecede sorumlu olacakları söz konusu rasyonelleştirme çalışmalarına temel teşkil edecek bu esas ve ilkeler 2005 yılı uygulamalarında da dikkate alınacaktır.

Bağımsız Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar

17. Özel kanunlarla kurulmuş kamu tüzel kişiliğini, idari, mali özerkliği haiz düzenleyici ve denetleyici kurumlar, faaliyetleri ve sektöre ilişkin bilgileri DPT Müsteşarlığına göndereceklerdir. Bu kurumlar her ne şekilde olursa olsun hizmet binası, lojman, kamp, kreş, misafirhane ve benzeri sosyal tesisler ve taşıt temini ile arazi ve arsa alımları için DPT Müsteşarlığının olumlu görüşünü alacaklardır.

Sermaye Gideri ve Sermaye Transferi Dışında Kalan Ödenek Tekliflerine İlişkin İlkeler

18. Bütçe teklifleri yapılırken işlevini yitirmiş olanlar ile önceliği olmayan hizmet ve faaliyetler için ödenek talep edilmeyecektir. Ödenek teklifleri belirlenirken, kurumun asli fonksiyonları dikkate alınacak ve bütçenin uygulanması aşamasında kurumların asli fonksiyonları için ödenek yetersizliğine yol açılması önlenecektir.

19. Kamu idareleri, özlük hakları ile kadro ve pozisyon sayılarında ilave artışa neden olacak münferit kanun, kararname ve diğer mevzuat tekliflerinden kaçınacaklardır.

20. Geçmiş yıllar harcamalarının analizi yapılacak, başlangıç ve yıl sonu ödenekleri ile harcamalar arasındaki sapmaların nedenleri araştırılacaktır. Hizmet genişlemeleri ve uygulama sonuçları birlikte değerlendirilerek ödenek tekliflerinin daha gerçekçi olması sağlanacaktır.

21. Döner sermaye gelirleri ile konsolide bütçe kaynakları birlikte kullanılarak yürütülen hizmetlerde, döner sermayeler aracılığı ile karşılanabilecek ihtiyaçlar için bütçeden ödenek talebinde bulunulmayacaktır.

22. Temsil, ağırlama, tören, fuar ve benzeri faaliyet ve etkinliklere yönelik ödenekler asgari seviyede tutulacaktır.

23. Demirbaş ödenek teklifleri yapılırken, ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın kurumlar arası devrine imkan tanındığı hususu dikkate alınarak, diğer kamu idarelerinden karşılanması mümkün görülen demirbaşlar için ödenek talebinde bulunulmayacaktır.

24. Konsolide bütçeden yardım alan kuruluşlar, harcamalarında etkinlik ve tasarrufun sağlanması için gerekli bütün tedbirleri alacaklardır. Bu kapsamda, mevcut kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılması yanında öz gelirlerin artırılması bakımından gerekli bütün çaba gösterilecek ve konsolide bütçeden talep edecekleri ödenekleri asgari düzeyde tutacaklardır.

25. Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde yeni teknolojilerin kullanılması konusunda çaba sarf edilecek ve bu suretle ortaya çıkacak tasarruf imkanları ödenek tekliflerine yansıtılacaktır.

Stratejik Planlama ve Performans Esaslı Bütçeleme

26. Aşağıda belirtilen sekiz pilot kuruluşta stratejik planlama ve performans esaslı bütçeleme çalışmalarına devam edilecektir.

- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

- Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı

- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü

- Karayolları Genel Müdürlüğü

- Hacettepe Üniversitesi

- Denizli Valiliği (İl Özel İdaresi)

- İller Bankası Genel Müdürlüğü

- Kayseri Büyükşehir Belediyesi

27. DPT Müsteşarlığı stratejik planlama çalışmalarının pilot kuruluşlar ile işbirliği içinde sonuçlandırılmasından yetkili ve sorumludur. Performans esaslı bütçeleme çalışmaları, stratejik planlama çalışmaları ile uyumlu olarak ve bir bütünlük teşkil edecek şekilde anılan kuruluşlarda Maliye Bakanlığı’nın gözetim ve koordinasyonunda yürütülecektir. Çalışmalarda yeterli ilerleme kaydeden pilot kuruluşların 2005 bütçe teklifleri pilot uygulamalarda elde edilen sonuçları yansıtacak şekilde düzenlenecektir.

28. Performans esaslı bütçeleme sistemi çalışmaları kapsamında Maliye Bakanlığınca 2002 yılında seçilen altı pilot kurumda bazı faaliyet ve projeler bazında yeni sistemin uygulanması yönünde başlatılan çalışmalara da devam edilecektir.

29. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uyarınca kamu idarelerinin stratejik plan ve performans esaslı bütçe hazırlamaları ve faaliyet raporları düzenlemelerine yönelik bir sistem öngörülmektedir. Bunlara ilişkin usul ve esaslar DPT Müsteşarlığı ve Maliye Bakanlığı’nca Kanunun verdiği yetki uyarınca bilahare belirlenecektir.

Program ve Bütçe Tekliflerinin İletilmesi

30. Kamu kuruluşları 2005 yılı bütçe ve yatırım programı hazırlıkları sürecinde bu kararda yer alan ilke, usul ve esaslar çerçevesinde ve bilahare yayımlanacak olan Bütçe Hazırlama Rehberi ve Yatırım Programı Hazırlama Esaslarına uygun olarak, ödenek tekliflerini 30.07.2004 tarihine kadar Maliye Bakanlığına ve DPT Müsteşarlığına ileteceklerdir.

31. KİT’ler ve özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar bu kararla uyumlu olacak şekilde Hazine Müsteşarlığınca çıkarılacak “2005 Yılı Yatırım ve Finansman Programı Hazırlık Genelgesi”ne göre hazırlayacakları program tekliflerini ilgili kuruluşlara ileteceklerdir.

 

EKLER:

EK-1 Genel-Katma Bütçeli Kuruluşların 2005 Yılı Ödenek Teklif Tavanları Listesi.

EK-2 KİT’ler, Özelleştirme Kapsamındaki Kuruluşlar, Döner Sermayeli Kuruluşlar, Sosyal Güvenlik Kuruluşları, İller Bankası ve Fonların 2005 Yılı Yatırım Ödenek Teklif Tavanları Listesi.

 

(EK-1)

2005 YILINA İLİŞKİN ÖDENEK TEKLİF TAVANLARI, 2005 YILI FİYATLARIYLA, YTL

KURUM ADI / EKONOMİK SINIFLANDIRMA

SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARINA DEVLET PRİMİ GİDERLERİ

MAL VE HİZMET ALIM GİDERLERİ

FAİZ GİDERLERİ

CARİ TRANSFERLER

SERMAYE GİDERLERİ

SERMAYE TRANSFERLERİ

BORÇ VERME

YEDEK ÖDENEKLER

TOPLAM

1

CUMHURBAŞKANLIĞI

15.040.000

885.000

8.707.000

     

679.000

5.869.000

0

0

0

31.180.000

2

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

149.183.000

13.181.000

48.433.000

      

40.605.000

5.972.000

0

0

0

257.374.000

3

ANAYASA MAHKEMESİ

2.126.000

314.000

1.695.000

      

39.000

1.951.000

0

0

0

6.125.000

4

YARGITAY

18.556.000

2.503.000

5.942.000

      

132.000

1.024.000

0

0

0

28.157.000

5

DANIŞTAY

12.924.000

1.634.000

2.430.000

      

93.000

646.000

0

0

0

17.727.000

6

SAYIŞTAY

35.705.000

2.746.000

16.154.000

      

345.000

3.654.000

114.000

0

0

58.718.000

7

BAŞBAKANLIK

287.813.000

28.086.000

122.918.000

      

602.058.000

62.695.000

37.713.000

0

0

1.141.283.000

8

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı

17.582.000

1.231.000

4.277.000

      

42.203.000

21.059.000

2.631.000

0

0

88.983.000

9

Hazine Müsteşarlığı

44.452.000

2.689.000

157.125.000

60.402.000.000

1.507.825.000

5.331.000

154.000.000

3.496.394.000

0

65.769.816.000

10

Dış Ticaret Müsteşarlığı

52.947.000

3.321.000

9.507.000

      

6.532.000

674.000

0

0

0

72.981.000

11

Gümrük Müsteşarlığı

97.899.000

13.750.000

19.996.000

      

724.000

26.015.000

0

0

0

158.384.000

12

Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı

35.154.000

4.622.000

8.444.000

      

172.000

4.555.000

0

0

0

52.947.000

13

Diyanet İşleri Başkanlığı

787.507.000

119.054.000

146.672.000

      

1.303.000

3.667.000

0

0

0

1.058.203.000

14

ADALET BAKANLIĞI

777.942.000

111.259.000

301.278.000

      

75.109.000

162.023.000

1.435.000

0

0

1.429.046.000

15

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

3.961.834.000

508.264.000

6.108.913.000

      

343.132.000

9.319.000

0

0

0

10.931.462.000

16

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

543.456.000

27.864.000

64.540.000

      

3.514.000

19.123.000

18.660.000

0

0

677.157.000

17

Jandarma Genel Komutanlığı

1.078.752.000

124.502.000

1.039.075.000

      

363.000

28.893.000

0

0

0

2.271.585.000

18

Emniyet Genel Müdürlüğü

2.800.477.000

436.509.000

690.906.000

      

756.000

162.778.000

0

0

0

4.091.426.000

19

Sahil Güvenlik Komutanlığı

42.452.000

4.430.000

102.006.000

      

0

6.129.000

0

0

0

155.017.000

20

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

286.146.000

18.144.000

82.326.000

     

126.805.000

40.883.000

0

47.000

0

554.351.000

21

MALİYE BAKANLIĞI

1.040.891.000

122.258.000

314.364.000

      

9.878.181.000

111.491.000

2.258.000

0

2.256.875.000

13.726.318.000

22

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

8.943.420.000

1.061.915.000

1.254.296.000

     

977.945.000

1.341.193.000

13.158.000

0

0

13.591.927.000

23

BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI

242.751.000

32.648.000

19.573.000

      

75.926.000

7.957.000

98.953.000

0

0

477.808.000

24

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü

151.828.000

20.647.000

24.583.000

      

382.000

11.723.000

0

0

0

209.163.000

25

SAĞLIK BAKANLIĞI

2.892.596.000

396.444.000

1.286.035.000

      

9.802.000

418.565.000

0

0

0

5.003.442.000

26

ULAŞTIRMA BAKANLIĞI

49.896.000

6.782.000

7.090.000

      

8.614.000

395.546.000

0

0

0

467.928.000

27

Denizcilik Müsteşarlığı

21.178.000

2.030.000

2.765.000

      

757.000

15.631.000

0

0

0

42.361.000

28

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

597.029.000

82.053.000

105.857.000

      

3.542.628.000

97.298.000

0

85.016.000

0

4.509.881.000

29

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

40.922.000

3.670.000

9.072.000

      

12.325.093.000

2.317.000

18.685.000

0

0

12.399.759.000

30

SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI

38.626.000

4.973.000

8.797.000

     

78.487.000

965.000

5.474.000

71.869.000

0

209.191.000

31

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

8.370.000

993.000

8.412.000

     

139.143.000

1.994.000

26.126.000

0

0

185.038.000

32

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

171.331.000

19.704.000

167.173.000

     

142.810.000

57.387.000

32.435.000

0

0

590.840.000

33

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI

175.996.000

24.105.000

19.047.000

     

20.904.000

73.535.000

9.770.000

7.895.000

0

331.252.000

34

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü

37.567.000

5.643.000

9.045.000

     

12.172.000

11.178.000

0

0

0

75.605.000

GENEL BÜTÇE

3.208.853.000

12.177.453.000

60.402.000.000

29.965.233.000

3.119.040.000

421.412.000

3.661.221.000

2.256.875.000

140.672.435.000

KATMA BÜTÇE

709.116.000

1.168.055.000

0

244.865.000

5.387.432.000

23.369.000

2.178.000

0

12.918.580.000

TOPLAM

3.917.969.000

13.345.508.000

60.402.000.000

30.210.098.000

8.506.472.000

444.781.000

3.663.399.000

2.256.875.000

153.591.015.000

 

NOT:1. 2005 yılında tarımsal destekleme ödenekleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesinde yer alacağından, 2004 yılı Hazine Müsteşarlığı bütçesinin, ürün destekleme ödemeleri, hayvancılık destekleme ödemeleri, doğrudan gelir desteği ödemeleri ve Tarım Reformu Uygulama projesine ait kesintili başlangıç ödenekleri 2005 yılı için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ödenek tavanları içerisinde gösterilmiştir.

2. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının 2004 yılında sermaye giderlerinde yer alan ödeneklerinden bazıları 2005 tavanında mal ve hizmet alım giderlerinde gösterilmiştir.

3. Maliye Bakanlığı bütçesinin cari transfer ve sermaye transferi tavanlarına hazine yardımları dahil değildir.

(EK-1 DEVAM)

2005 YILINA İLİŞKİN ÖDENEK TEKLİF TAVANLARI, 2005 YILI FİYATLARIYLA, YTL

KURUM ADI / EKONOMİK SINIFLANDIRMA

SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARINA DEVLET PRİMİ GİDERLERİ

MAL VE HİZMET ALIM GİDERLERİ

FAİZ GİDERLERİ

CARİ TRANSFERLER

SERMAYE GİDERLERİ

SERMAYE TRANSFERLERİ

BORÇ VERME

YEDEK ÖDENEKLER

TOPLAM

1

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü

13.311.000

2.732.000

57.486.000

     

103.155.000

51.291.000

23.369.000

0

0

251.344.000

2

Vakıflar Genel Müdürlüğü

22.491.000

3.083.000

5.776.000

     

6.390.000

12.936.000

0

0

0

50.676.000

3

Sosyal Hizmetler ve Ç.E.K. Genel Müdürlüğü

114.685.000

17.938.000

112.834.000

     

29.355.000

28.513.000

0

0

0

303.325.000

4

Karayolları Genel Müdürlüğü

590.727.000

85.795.000

284.352.000

        

2.102.000

1.483.477.000

0

0

0

2.446.453.000

5

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü

4.730.000

572.000

951.000

      

160.000

1.078.000

0

0

0

7.491.000

6

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü

9.118.000

1.173.000

1.371.000

     

315.000

6.338.000

0

0

0

18.315.000

7

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü

1.225.321.000

173.570.000

56.421.000

      

4.543.000

396.891.000

0

2.178.000

0

1.858.924.000

8

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü

782.104.000

115.051.000

79.074.000

      

3.510.000

2.514.227.000

0

0

0

3.493.966.000

9

Petrol İşleri Genel Müdürlüğü

2.026.000

241.000

885.000

      

132.000

539.000

0

0

0

3.823.000

10

Orman Genel Müdürlüğü

263.412.000

38.253.000

39.502.000

      

7.764.000

10.780.000

0

0

0

359.711.000

11

Yükseköğretim Kurulu

4.730.000

702.000

3.900.000

      

12.938.000

1.078.000

0

0

0

23.348.000

12

Ankara Üniversitesi

146.232.000

16.416.000

33.944.000

      

5.990.000

32.205.000

0

0

0

234.787.000

13

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

73.785.000

7.959.000

20.010.000

      

2.748.000

23.583.000

0

0

0

128.085.000

14

Hacettepe Üniversitesi

128.574.000

15.714.000

38.213.000

      

4.688.000

35.396.000

0

0

0

222.585.000

15

Gazi Üniversitesi

114.723.000

11.550.000

24.920.000

      

3.879.000

26.503.000

0

0

0

181.575.000

16

İstanbul Üniversitesi

190.351.000

23.974.000

36.586.000

      

7.459.000

21.424.000

0

0

0

279.794.000

17

İstanbul Teknik Üniversitesi

61.174.000

6.725.000

16.020.000

      

2.116.000

42.672.000

0

0

0

128.707.000

18

Boğaziçi Üniversitesi

28.377.000

3.267.000

9.981.000

       

836.000

14.164.000

0

0

0

56.625.000

19

Marmara Üniversitesi

71.773.000

8.297.000

11.474.000

       

2.374.000

21.301.000

0

0

0

115.219.000

20

Yıldız Teknik Üniversitesi

33.785.000

3.252.000

8.220.000

      

1.047.000

12.483.000

0

0

0

58.787.000

21

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

16.001.000

1.899.000

3.306.000

      

570.000

11.090.000

0

0

0

32.866.000

22

Ege Üniversitesi

106.523.000

12.341.000

18.288.000

       

4.675.000

17.086.000

0

0

0

158.913.000

23

Dokuz Eylül Üniversitesi

87.100.000

10.185.000

16.355.000

      

2.118.000

20.926.000

0

0

0

136.684.000

24

Trakya Üniversitesi

41.663.000

4.787.000

6.182.000

      

1.022.000

15.569.000

0

0

0

69.223.000

25

Uludağ Üniversitesi

59.731.000

6.580.000

13.484.000

      

2.546.000

15.539.000

0

0

0

97.880.000

26

Anadolu Üniversitesi

54.548.000

6.827.000

10.412.000

      

1.578.000

9.513.000

0

0

0

82.878.000

27

Selçuk Üniversitesi

69.206.000

7.473.000

13.637.000

      

2.139.000

16.369.000

0

0

0

108.824.000

28

Akdeniz Üniversitesi

44.259.000

5.010.000

7.416.000

      

977.000

18.113.000

0

0

0

75.775.000

29

Erciyes Üniversitesi

46.596.000

5.157.000

8.603.000

      

1.341.000

13.819.000

0

0

0

75.516.000

30

Cumhuriyet Üniversitesi

37.463.000

4.003.000

7.990.000

      

801.000

12.612.000

0

0

0

62.869.000

31

Çukurova Üniversitesi

76.134.000

8.537.000

17.044.000

      

1.937.000

16.721.000

0

0

0

120.373.000

32

Ondokuz Mayıs Üniversitesi

50.877.000

6.389.000

9.909.000

       

1.188.000

13.442.000

0

0

0

81.805.000

33

Karadeniz Teknik Üniversitesi

55.119.000

6.494.000

12.498.000

      

1.795.000

21.689.000

0

0

0

97.595.000

34

Atatürk Üniversitesi

79.666.000

9.244.000

25.545.000

      

2.599.000

15.426.000

0

0

0

132.480.000

35

İnönü Üniversitesi

33.526.000

3.808.000

10.144.000

      

874.000

14.342.000

0

0

0

62.694.000

36

Fırat Üniversitesi

42.935.000

4.843.000

10.647.000

      

1.010.000

17.458.000

0

0

0

76.893.000

37

Dicle Üniversitesi

43.216.000

4.422.000

12.608.000

      

1.123.000

15.905.000

0

0

0

77.274.000

38

Yüzüncü Yıl Üniversitesi

40.208.000

4.606.000

9.790.000

      

834.000

27.674.000

0

0

0

83.112.000

39

Gaziantep Üniversitesi

24.448.000

2.762.000

7.311.000

      

934.000

13.604.000

0

0

0

49.059.000

40

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

9.797.000

1.175.000

3.067.000

     

146.000

13.464.000

0

0

0

27.649.000

41

Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü

7.526.000

843.000

2.416.000

     

94.000

15.442.000

0

0

0

26.321.000

42

Harran Üniversitesi

21.670.000

2.521.000

5.469.000

      

450.000

19.139.000

0

0

0

49.249.000

43

Süleyman Demirel Üniversitesi

39.918.000

4.544.000

8.608.000

     

890.000

14.412.000

0

0

0

68.372.000

44

Adnan Menderes Üniversitesi

21.454.000

2.241.000

4.014.000

     

410.000

15.469.000

0

0

0

43.588.000

45

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

22.033.000

2.364.000

4.670.000

     

493.000

14.978.000

0

0

0

44.538.000

46

Mersin Üniversitesi

28.715.000

3.339.000

4.871.000

     

695.000

15.431.000

0

0

0

53.051.000

47

Pamukkale Üniversitesi

26.211.000

3.272.000

4.818.000

      

578.000

13.841.000

0

0

0

48.720.000

48

Balıkesir Üniversitesi

14.380.000

1.495.000

2.966.000

     

628.000

9.507.000

0

0

0

28.976.000

49

Kocaeli Üniversitesi

36.471.000

4.212.000

6.507.000

      

994.000

31.383.000

0

0

0

79.567.000

50

Sakarya Üniversitesi

22.437.000

2.511.000

3.799.000

     

773.000

11.938.000

0

0

0

41.458.000

51

Celal Bayar Üniversitesi

25.891.000

2.976.000

3.737.000

      

588.000

14.369.000

0

0

0

47.561.000

52

Abant İzzet Baysal Üniversitesi

22.350.000

2.705.000

4.971.000

      

667.000

18.336.000

0

0

0

49.029.000

53

Mustafa Kemal Üniversitesi

13.698.000

1.739.000

2.870.000

       

483.000

14.628.000

0

0

0

33.418.000

54

Afyon Kocatepe Üniversitesi

20.242.000

2.329.000

4.091.000

      

660.000

12.946.000

0

0

0

40.268.000

55

Kafkas Üniversitesi

9.888.000

1.100.000

2.516.000

        

262.000

8.925.000

0

0

0

22.691.000

56

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

15.707.000

1.756.000

2.387.000

       

467.000

9.281.000

0

0

0

29.598.000

57

Niğde Üniversitesi

14.352.000

2.166.000

3.110.000

       

629.000

9.303.000

0

0

0

29.560.000

58

Dumlupınar Üniversitesi

13.186.000

1.960.000

2.602.000

      

560.000

9.055.000

0

0

0

27.363.000

59

Gaziosmanpaşa Üniversitesi

14.702.000

1.697.000

4.306.000

    

347.000

12.370.000

0

0

0

33.422.000

60

Muğla Üniversitesi

15.616.000

1.728.000

4.904.000

    

471.000

9.357.000

0

0

0

32.076.000

61

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

18.159.000

2.022.000

4.392.000

    

409.000

17.022.000

0

0

0

42.004.000

62

Kırıkkale Üniversitesi

18.078.000

2.166.000

4.272.000

     

378.000

12.181.000

0

0

0

37.075.000

63

Osmangazi Üniversitesi

33.048.000

3.780.000

7.541.000

     

1.029.000

15.687.000

0

0

0

61.085.000

64

Galatasaray Üniversitesi

7.388.000

844.000

2.062.000

     

202.000

5.192.000

0

0

0

15.688.000

KATMA BÜTÇE

709.116.000

1.168.055.000

0

244.865.000

5.387.432.000

23.369.000

2.178.000

0

12.918.580.000

YÖK+ÜNİVERSİTELER

270.708.000

529.403.000

0

87.439.000

881.362.000

0

0

0

4.124.552.000

NOT: 2005 yılı DSİ Genel Müdürlüğü bütçesinin sermaye gideri ödenek teklif tavanı hazırlanırken, 2004 Mali Yılı Bütçe Kanununun 17'nci maddesinin 10'uncu fıkrasının (e) bendi uyarınca DSİ Genel Müdürlüğü Bütçesinin ilgili tertibine aktarılacak 450 Trilyon TL dikkate alınmıştır.

EK-2

KİT'LER 2005 YILI YATIRIM ÖDENEK TEKLİF TAVANLARI (*)

     

      

Bin YTL

      

      

2005 YILI

SIRA

K U R U L U Ş L A R

YATIRIM TEKLİF

NO

TAVANI

1

BOTAŞ GN.MD.

462 420

2

ÇAY İŞLETMELERİ GN.MD.

4 404

3

DEVLET MALZEME OFİSİ GN.MD.

1 982

4

DHMİ GN.MD.

192 675

5

ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş. GN.MD.

627 570

6

ETİ HOLDİNG A.Ş.GN.MD.

80 924

7

KIYI EMNİYETİ GN.MD.

13 763

8

MKEK GN.MD.

53 601

9

PTT GN.MD.

28 945

10

SÜMERHALI A.Ş. GN.MD.

920

11

T. ELEKTRİK İLETİM A.Ş. GN.MD.

242 220

12

T.ELEKT.TİC.VE TAAH.A.Ş.GN.MD.

991

13

T.TAŞKÖMÜRÜ KURUMU GN.MD.

15 965

14

TCDD GN.MD.

650 284

15

TEMSAN GN.MD.

1 101

16

TKİ GN.MD.

28 956

17

TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ GN.MD.

9 314

18

TPAO GN.MD.

291 765

19

TÜDEMSAŞ GN.MD.

3 083

20

LOMSAŞ GN.MD.

2 532

21

TÜVASAŞ GN.MD.

8 258

     

T O P L A M

2 721 672

(*) KİT ve Özelleştirme Kapsamına Alınan Kuruluşlar Listesi Makro Çerçeve YPK Kararı hazırlık tarihi itibarıyla düzenlenmiştir. Daha sonra kapsama alınacak, kapsamdan çıkarılacak veya özelleşecek kuruluşlar dikkate alınarak yeniden düzenleme yapılacaktır.

 

EK-2 (Devam)

ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINA ALINAN KURULUŞLAR 2005 YILI YATIRIM ÖDENEK TEKLİF TAVANLARI (*)

    

      

Bin YTL

      

     

2005 YILI

SIRA

K U R U L U Ş L A R

YATIRIM TEKLİF

NO

TAVANI

1

DİTAŞ GN.MD.

371

2

ET VE BALIK ÜRÜN.AŞ.GN.MD.

3 854

3

ETİ ALÜMİNYUM A.Ş.GN.MD.

5 945

4

ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş.GN.MD

1 029

5

ETİ GÜMÜŞ A.Ş.GN.MD.

2 477

6

ETİ KROM A.Ş.GN.MD.

970

7

PETKİM HOLDİNG A.Ş. GN.MD.

55 050

8

SÜMERHOLDİNG A.Ş.

323

9

T.DENİZCİLİK İŞL.GN.MD.

22 020

10

T.ŞEKER FAB. A.Ş.GN.MD.

32 045

11

TARIM İŞLETMELERİ GN.MD.

6 606

12

TEDAŞ

473 430

13

TEKEL GN.MD.

27 855

14

THY A.O. GN.MD.

153 590

15

TÜGSAŞ GN.MD.

5 505

16

TÜPRAŞ GN.MD.

127 032

     

T O P L A M

918 102

(*) KİT ve Özelleştirme Kapsamına Alınan Kuruluşlar Listesi Makro Çerçeve YPK Kararı hazırlık tarihi itibarıyla düzenlenmiştir. Daha sonra kapsama alınacak, kapsamdan çıkarılacak veya özelleşecek kuruluşlar dikkate alınarak yeniden düzenleme yapılacaktır.

EK-2 (Devam)

DÖNER SERMAYELİ KURULUŞLAR 2005 YILI YATIRIM ÖDENEK TEKLİF TAVANLARI

     

    

Bin YTL

     

      

2005 YILI

SIRA

K U R U L U Ş L A R

YATIRIM TEKLİF

NO

TAVANI

1

ADALET BAKANLIĞI

3 083

2

ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

1 710

3

AFYON KOCATEPE ÜNİ.

63

4

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

3 854

5

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

551

6

ANKARA ÜNİVERSİTESİ

13 212

7

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ MD.

2 422

8

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

3 303

9

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI

15 992

10

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

4 955

11

D.METEOROLOJİ İŞL.GN.MD.

9 909

12

DARP.VE DAMGA MAT.GN.MD.

4 955

13

DİCLE ÜNİVERSİTESİ

551

14

DİYANET İŞLERİ BŞK.

73

15

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

3 303

16

EGE ÜNİVERSİTESİ

8 808

17

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

1 652

18

FIRAT ÜNİVERSİTESİ

551

19

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

13 212

20

GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ

1 101

21

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

63

22

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

12 952

23

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ

1 652

24

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

8 808

25

K.MARAŞ SÜTCÜ İMAM ÜNİV.

63

26

KARADENİZ TEKNİK ÜNİV.

3 303

27

KIRIKKALE ÜNİ.

220

28

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

220

29

MALİYE BAKANLIĞI (TASİŞ)

14 919

30

MARMARA ÜNİVERSİTESİ

440

31

MERSİN ÜNİVERSİTESİ

4 404

32

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

4 404

33

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

798

34

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ

63

35

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

1 652

36

ORMAN GN.MD.

57 803

37

ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİ.

220

38

OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ

2 753

39

PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

551

40

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

3 303

41

TAPU VE KADASTRO GN.MD.

13 763

42

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

7 707

43

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

171

44

TRT GN.MD.

23 121

45

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

2 202

46

VAKIFLAR GN.MD.

16 442

47

YURT-KUR GN.MD.

82 575

48

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ

551

49

ZONGULDAK KARAELMAS ÜNİV.

1 652

50

SAĞLIK BAKANLIĞI

110 100

    

T O P L A M

470 127

EK-2 (Devam)

SOSYAL GÜVENLİK KURULUŞLARI 2005 YILI YATIRIM ÖDENEK TEKLİF TAVANLARI

    

    

Bin YTL

    

    

2005 YILI

SIRA

K U R U L U Ş L A R

YATIRIM TEKLİF

NO

TAVANI

1

TC EMEKLİ SANDIĞI GN.MD.

37 434

2

BAĞKUR GN.MD.

12 111

3

SSK BAŞKANLIĞI

165 150

   

T O P L A M

214 695

EK-2 (Devam)

İLLER BANKASI 2005 YILI YATIRIM ÖDENEK TEKLİF TAVANI

1

1

Bin YTL

1

1

2005 YILI

SIRA

K U R U L U Ş L A R

YATIRIM TEKLİF

NO

1

TAVANI

1

İLLER BANKASI GN.MD.

600 045

1

T O P L A M

600 045

EK-2 (Devam)

FON'LAR 2005 YILI YATIRIM ÖDENEK TEKLİF TAVANI

1

1

Bin YTL

1

1

2005 YILI

SIRA

K U R U L U Ş L A R

YATIRIM TEKLİF

NO

         

TAVANI

SYDT FONU

23 121

1

SYDTF GENEL SEKRETERLİĞİ

23 121

1

T O P L A M

23 121

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2002/114

Karar Sayısı : 2004/53

Karar Günü : 5.5.2004

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Eceabat Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 17.2.2000 günlü, 4533 sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu’nun 6. maddesinin Anayasa’nın 10., 13. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Millî park sınırları içindeki zeytinliğe bahçesine sönmemiş sigara atarak yangın çıkmasına neden olduğu iddiasıyla sanık hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“1- Türkiye Cumhuriyeti coğrafyasının belli bir kesimi olan Gelibolu Yarımadası tarihi milli parkı bünyesinde sadece buraya has suç tiplerinin ortaya konması bu coğrafyada yaşayanlarla bu coğrafya dışında yaşayanlar arasında bir eşitsizlik meydana getirmektedir. Sönmemiş sigara dahi atmanın cezası milli park sınırları içinde 2 seneden aşağı olmamak üzere hapisle cezalandırılması milli park dışında sönmemiş sigara atmanın hiçbir yaptırımının bulunmaması açıkça Anayasanın 10. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.

2- 6/1. maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirlenen yerler dışında gecelemek ve ateş yakmak vs. eylemler cezalandırılmış olup suçun işleneceği yerin belirleme vasfı idareye bırakılmıştır. Oysa Anayasanın 38/8. maddesine göre idare kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunda olan bir müeyyide uygulayamaz. Burada idare dolaylı yoldan kişi hürriyetini olağan üstü bir biçimde sınırlayacak bir uygulama yapabilecek hale gelmiştir. Bu dahi Anayasanın 38/8 maddesine aykırılık teşkil etmektedir.

3- 6/1. maddede belirtilen özellikle (b), (c) ve (d) bentlerinde öngörülen eylemlere 2 ve 4 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası öngörülmüş olup genel hükümlere göre bu şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaların üst sınırı 24 senedir. Yasakoyucunun ceza tayin ederken sınırsız bir güçle donatılmadığı suç siyaseti ve ceza politikası gibi temel gerekçelerin yanında Anayasanın 13. özellikle 13/2 maddesinde yazılı olan temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasının demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı bir gerçektir. Alt sınırı 2 yıldan başlayan cezaların üst sınırları belli edilmemiştir. Bu tür eylemlerin milli park içinde böyle ağır cezalarla yaptırıma bağlanması sosyal adalet ve güven duygularını zedelemekte olup, yarımadada yaşayanların geleceklerini ve toplumsal barışını tehdit eder bir biçime dönüşmüştür.

Ayrıca bu cezalar için 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 4 ve 6 maddelerinin uygulanamayacak olması dahi açıkça Anayasanın 13/1. maddesinde yazılı temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının Anayasanın özüne ve ruhuna uygun olarak gerçekleştirilmediğini göstermektedir. Maddenin genel gerekçelerinde bu fiillerin işlenmesi halinde milli parka vereceği zararların büyüklüğü ve telafisinin imkansızlığı gibi nedenlerle yasaklanan bu fiillere verilecek cezaların caydırıcılığını sağlamak amacı ile 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 maddelerinin uygulanmaması hükmünün getirildiği ifade edilmiş, ayrıca ormanların dikkatsizlik ve tedbirsizlikle yanmasına sebebiyet verenler ile kasten orman yakanlara verilen cezaların caydırıcılığını temin etmek amacı ile de 4 ve 6. maddenin uygulanmaması esasının getirildiği dile getirilmiştir. Oysa terör amaçlı orman yakanlara 4. ve 6. maddenin uygulanması yasaklanmamıştır.

6/1 maddede yazılı eylemler ülkemizin ve dünyanın hiçbir yerinde bu denli ağır bir yaptırıma tabi tutulmamıştır. Bunlar hakkında 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddenin uygulanmaması insaf ve adalet duygularını sarsacak bir mahiyet arzetmektedir. Sırf tehlike suçlarında bu denli yüksek cezanın öngörülmesi ve cezaların tedbire çevrilip ertelenememesi bile Anayasanın 10, 13, 38. maddelerine aykırılık teşkil eder, bu durumda yarımada için olağan üstü suç ve cezalar öngörüldüğü gibi bu cezaların tedbire çevrilmemesi ve ertelenmemesi dahi bir haksızlığa yol açabilecek mahiyettedir.

4533 sayılı Yasanın 4. fıkrasında 2. ve 3. fıkrada belirtilen suçların işlenmesi nedeni ile özel bir düzenleme yapılmış olup 2. fıkrada herhangi bir suç bulunmayıp 1. fıkrada belirtilen suçların cezaları yer almaktadır. Bu tasnifte de yanlışlık olup 1. fıkrada belirtilen eylemler nedeni ile herhangi bir orman yanması durumunda zaten 1. fıkra değil 3. fıkranın uygulanması gerekir yani tedbirsizlik veya dikkatsizlik sonucu orman yangınına sebebiyet vermek sönmemiş sigara atmak yolu ile de oluşabileceğine göre bu tarz işlenen bir suçta 1. fıkrada değil 3. fıkra uygulanacağından 1. fıkrada belirtilen eylemlerle orman yanması durumunda hiçbir şekilde 1. fıkra değil 3. fıkra uygulanacağından 4. fıkrada belirtilen uygulamanın yapılması mümkün değildir. Zira 1. fıkrada belirtilen eylemlerden dolayı orman yandığı takdirde 1. fıkra değil doğrudan 3. fıkranın uygulanması gerekeceğine göre 4. fıkrada yeralan 2. fıkrada yeralan suçların işlenmesi durumunda yanan orman alanı ile ilgili düzenleme yasanın sistematiğine uygun değildir. Ayrıca 7. ve son fıkrada 2, 3 ve 4. fıkrada gösterilen cezalar için 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddesinin uygulanmayacağı ifadesi bir çelişki meydana getirmektedir. Maddede yer alan tüm cezaların hakkında 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 maddelerinin uygulanmaması gerekeceği ifade edilmeli idi, çünkü bu durumda maddenin 5. fıkrasında yeralan terör amacı ile orman yakanlar hakkındaki cezaları belki süre itibarı ile haklarında 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddeleri uygulanmayacağı düşünülebilirse de bunun istisna edilerek sadece 2, 3 ve 4. fıkrada gösterilen cezalar için 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddelerinin uygulanmayacağının dile getirilmesi belirtilen Anayasa maddelerine aykırı düşünülmektedir. Kanunun genel gerekçesinde 17. maddede 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddelerinin uygulanmayacağı hükümler olarak 4533 sayılı Yasanın 6/1. maddede belirtilen eylemlerin cezası ile 3 ve 4. fıkrada öngörülen eylemlerin cezalarında 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddelerinin uygulanmayacağı öngörülmüş olup 5. fıkrada öngörülen terör amaçlı eylemlerle ilgili bir izahat genel gerekçede yer almamıştır.

Cezaların caydırıcılığını sağlamak amacı ile taksirli ve 6/1. maddede yazılı herhangi bir sonuç doğurmayan mücerret tehlike suçlarında olağanüstü nitelikteki cezalara birde 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddelerinin uygulanamayacak olmasının Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının iptal gerekçesi yapılan 10, 13 ve 38. maddelerine aykırı olduğu düşünülmektedir.

Sonuç olarak daha önce Anayasa Mahkemesi’ne 4533 sayılı Yasa’nın 6/1-b bendinde yazılı suça aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca öngörülen cezanın Anayasanın 10. maddesinin aykırılığı ileri sürülerek Mahkememizce yapılan ve Anayasa Mahkemesi’nin 2001/143 sayılı esasındaki inceleme ile birlikte bu sefer 4533 sayılı Yasanın 6. maddesinin bir bütün olarak özellikle 6/1. maddesinde öngörülen bütün eylemlerin bu eylemlere öngörülen cezaların 3. bentte tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucunun orman yangınına neden olmak eyleminden dolayı yapılan düzenlemenin ve maddenin son fıkrasında belirtilen eylemler nedeni ile verilen cezaların 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddelerin uygulanamayacak olmasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10, 13 ve 38. maddelerine aykırı olduğu yönünde ciddi itiraz ve gerekçeler bulunduğundan Anayasa Mahkemesince re’sen dahi tesbit edilecek esaslar doğrultusunda durumun değerlendirilmesi hususunda dosyanın tasdikli bir örneğinin çekilerek Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesine gerekirse Mahkemesince her iki iptal davasının birleştirilmesine Anayasanın 152/1. maddesi uyarınca davanın geri bırakılmasına karar verildi.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

4533 sayılı Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu’nun itiraz konusu 6. maddesi şöyledir:

“Madde 6- Milli Park sınırları içinde;

a) Belirlenen yerlerden başka yerde gecelemek, mevzuat gereği izin verilen yerler haricinde, halkı rencide edecek, rahatını ve huzurunu bozacak şekilde alenen alkollü içki içmek,

b) Belirlenen yerler dışında ateş yakmak veya izin verilen yerlerde yakılan ateşi söndürmeden mahallini terk etmek,

c) Sönmemiş sigara veya her türlü yakıcı madde atmak,

d) Milli Park sınırları içinde ve bu sınırlara dört kilometre mesafede anız veya benzeri bitki örtüsünü yakmak,

Yasaktır.

Birinci fıkranın; (a) bendinde belirlenen fiili işleyenler onaltı milyon lira hafif para cezası, (b) ve (c) bendlerinde belirtilen fiilleri işleyenler iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis, yüzaltmış milyon liradan sekizyüz milyon liraya kadar ağır para cezası, (d) bendinde belirtilen fiilleri işleyenler dört yıldan aşağı olmamak üzere hapis, sekizyüz milyon liradan dört milyar sekizyüz milyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Milli Park sınırları içinde tedbirsizlik ve dikkatsizlik ile orman yangınına sebebiyet verenler beş yıldan on yıla kadar hapis ve dört milyar sekizyüz milyon liradan sekiz milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Kasten orman yakanlar ise oniki yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis ve sekiz milyar liradan onaltı milyar liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilir.

İkinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen suçların işlenmesi nedeniyle yanan orman alanı üç hektardan fazla olduğu takdirde verilecek cezalar bir kat artırılır. İkinci fıkradaki fiilden bir kişinin hayatınca tehlike hasıl olursa verilecek cezalar ayrıca dörtte bir oranında; ölüm meydana gelirse yarısı oranında artırılır. Üçüncü fıkradaki fiilden bir kişinin hayatınca tehlike hasıl olursa verilecek cezalar bir misli artırılır; ölüm meydana gelirse müebbet ağır hapis cezasına hükmedilir.

Terör amacı ile bir örgüte mensup kişi ve/veya kişilerce ormanları yakanlar yirmidört yıldan otuz yıla kadar ağır hapis, kırk milyar liradan seksen milyar liraya kadar ağır para cezasına mahkum edilir. Yanan orman alanı bir hektardan fazla olduğu veya bir şahsın hayatınca tehlike hasıl olduğu takdirde müebbet ağır hapis cezasına hükmedilir. Yangın sebebiyle ölüm meydana gelirse fiili işleyen veya işleyenlere ölüm cezası verilir. Terör amacı ile bu suçu işleyenler hakkındaki davalara 16.6.1983 tarihli ve 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun gereğince Devlet Güvenlik Mahkemelerince bakılır.

Milli Park sınırları içinde;

a) 6 ncı maddede sayılan fiiller dışında kalan ve 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu, 5.5.1937 tarihli ve 3167 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve 22.3.1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununda yasaklanan fiillerin işlenmesi halinde cezalar iki misli artırılır.

b) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 112, 113 ve 114 üncü maddelerine göre istenecek tazminat ve ağaçlandırma gideri bir misli artırılır.

İki, üç ve dördüncü fıkralarda gösterilen cezalar için 13.7.1965 tarihli ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddeleri uygulanmaz

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa’nın 10., 13. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın katılmalarıyla 9.7.2002 günü yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu üzerinde durulmuştur.

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları yasa ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddî olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenilen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.

4533 sayılı Yasa’nın 6. maddesinde, sönmemiş sigara veya her türlü yakıcı madde atmak fiilleri dışında da bir kısım eylemler müeyyideye bağlanmıştır. Oysa bakılmakta olan dava milli park sınırları içinde sönmemiş sigara atmak suçuna ilişkindir.

Bu nedenle, Yasa’nın 6. maddesinin, birinci fıkrasının (c) bendi ile ikinci ve son fıkraları dışındaki kurallar, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin davada uygulayacağı kurallar olmadığından, bunlara ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddine, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi ile ikinci ve son fıkralarının esasının incelenmesine 9.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, diğer yasalarda yangına dönüşmeyen eylem cezalandırılmadığı halde, itiraz konusu kuralla sönmemiş sigara veya her türlü yakıcı madde atmak eylemi müeyyideye bağlanarak Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’na özgü suç tipinin oluşturulduğu, bununla milli park sınırları içinde yaşayanlarla dışındakiler arasında eşitsizlik yaratıldığı, fiile aşırı ceza öngörüldüğü ve suçun oluşumunun idareye bırakıldığı, bu nedenlerle kuralın, Anayasa’nın 10., 13. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Yasa’nın 6. maddesinin, birinci fıkrasının itiraz konusu (c) bendinde, milli park sınırları içinde sönmemiş sigara veya her türlü yakıcı madde atmak eylemi yasaklanmış, ikinci fıkrasında bu fiilleri işleyenlerin iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis, yüzaltmış milyon liradan sekizyüz milyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılacakları, son fıkrasında da iki, üç ve dördüncü fıkralarda belirtilen cezalar için 13.7.1965 tarihli 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. ve 6. maddelerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.

Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine, Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

“Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

Yasakoyucu, itiraz konusu kuralla tarihin en büyük savaşlarından birine sahne olmuş ve savaşta ölen yüzbinlerce insanın anısını ulus ayırımı gözetmeden yaşatan bir bölge olan Gelibolu Millî Parkını korumak amacıyla özel bir düzenleme getirmiştir.

Bölgenin, tarihsel geçmişi, sert rüzgarlara açık konumu ve buna bağlı olarak korumada genel hükümlerin yetersiz kalması, daha önce büyük bir orman yangını geçirmiş olması tüm çevresiyle özel bir korumaya alınmasını gerekli kılmıştır. Bu özelliği nedeniyle Gelibolu Millî Parkından yararlananlarla bu bölge ile farklı özellikler taşıyan diğer bölgelerden yararlananların ayrı hukuksal kurallara tabi tutulmasında eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilemez.

Öte yandan, Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar”ı düzenleyen 38. maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez”, üçüncü fıkrasında ise, “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilmiştir.

Yasakoyucu, kuşkusuz Anayasa ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla kamu yararı, kamu düzeni gibi nedenleri gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın türü ve miktarını saptayabileceği gibi kimi suçları işleyenlere verilen cezanın paraya veya tedbire çevrilmemesi veya cezanın ertelenmemesini öngörebilir.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 10. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İstemin reddi gerekir.

İtiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

VI- SONUÇ

17.2.2000 günlü, 4533 sayılı “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu”nun 6. maddesinin, birinci fıkrasının (c) bendi ile ikinci ve son fıkralarının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 5.5.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

lay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Fazıl SAĞLAM

Üye

A. Necmi ÖZLER

 

—— • ——

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2002/170

Karar Sayısı : 2004/54

Karar Günü : 5.5.2004

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : 2. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 32. maddesi ile 220. maddesinin birinci fıkrasının son tümcesinin Anayasa’nın 2., 11. ve 37. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Üste hakaret ve amire hürmetsizlik suçlarından açılan kamu davasında, Sivas 5. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesi ile Malatya 2. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi arasındaki olumsuz yetki uyuşmazlığının Askeri Yargıtay 1. Dairesi’nin 12.6.2002 gün ve 2002/E.593-K.385 sayılı kararıyla Malatya 2. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin yetkisizlik kararı kaldırılarak çözümlenmesi üzerine anılan Mahkeme, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına vararak iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“Sivas’taki Askeri Mahkeme önünde açılan bir kamu davasıyla sanık hakkında ceza talep edilmiş, savunma mahkemeyi reddetmiş, mahkeme tarafından mahkumiyet hükmü verilmiş, hüküm temyiz edilmiş ve Askeri Yargıtay aşamalarından sonra Daireler Kurulunda mahkeme kurulunun tarafsızlığına ilişkin istemin reddedilmesi usul kanununa aykırı görülerek hüküm bozulmuş, Sivas’taki Askeri Mahkeme Yüksek Askeri Yargıtay’ın bu kararına uymuş, ancak 353 sayılı Yasanın 29 ncu maddesi uyarınca davanın nakli prosedürünü başlatarak bu noktada bir karar verilmesi için dava dosyasını Askeri Yargıtay’a göndermek yerine (teknik olarak yetkisizlik kararı olduğunda bir tereddüt olmayan) bir görevsizlik kararı ile (ve 353 sayılı Yasada herhangi bir dayanağı bulunmaksızın) dava dosyasını Malatya’daki Askeri Mahkemeye göndermiş, bu mahkeme de kendisini yetkisiz kabul ederek yetkili mahkemenin tespiti amacıyla dava dosyasını Askeri Yargıtay’a tevdii etmiş, ancak Askeri Yargıtay tarafından taraflardan birinin itirazı olmaksızın askeri mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemeyeceği gerekçesi ile Malatya’daki Askeri Mahkemenin yetkisizlik kararı kaldırılmıştır.

Konu ile ilgili görülen Anayasa maddeleri şunlardır:

Madde 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Madde 11: Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

Madde 37: Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağan üstü merciler kurulamaz.

Aşağıdaki değerlendirmelerde atıfta bulunacağı için konuyla ilgili CMUK maddelerinin incelenmesi de gerekmektedir.

CMUK 322: Hükme esas olarak tespit edilen vakıalara tatbikinde kanuna muhalefet edilmesinden dolayı o hüküm bozulmuş ise ... işi yeniden tetkik ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan mahkemeye gönderir...

CMUK 17: Sanığın talebi üzerine yetkisizlik kararı, iddianamenin okunmasından evvel verilir. İddianamenin okunmasından sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkeme dahi bu husus da resen karar veremez.

Anayasanın 37 nci maddesi “kanuni hakim” ve “tabii hakim” konularını düzenlemektedir.

“Tabii Hakim” kavramı, yargılanacak nizanın meydana geldiği anda yürürlükte bulunan, kanunun öngördüğü yargı mercii demektir. Yani bir niza ancak kanunun tabi kıldığı yargılama mercii önüne götürülebilir, hangi mahkemenin görev ve yetkisine giriyorsa o mahkemenin çözüme bağlaması gerekir.

Artık ceza yargılaması hukukun vazgeçilmez bir prensibi durumunda olan tabii hakim ilkesinin uygulanması için Anayasamız ve yasalar sistemimiz pek çok kurum ve kavramı kabul etmiş ve düzenlemiştir. Uyuşmazlık mahkemesinin mevcudiyeti, ceza usul yasalarında düzenlenen görev, yetki, hakimin yasaklılığı, hakimin reddi, davanın nakli ilk akla gelen kurum ve kavramlardır.

Bu ilkenin ve bu ilke uyarınca kurulan kurum, konulan kavramların temel amacı da adil bir ceza yargılamasının gerçekleştirilmesidir.

Anayasa yapıcının, yasama organının, yürütmenin, idarenin ve doğal olarak yargının bu yöndeki tüm gayreti, sanığın tabii hakimi önünde yargılanmasını sağlamaktır.

Ancak, 353 sayılı Yasanın 32 nci maddesi, bu yöndeki gayretin önünde engel mahiyettedir. Tarafların talebi veya itirazı olmaksızın pek çok işlemi, yapabilen (örneğin delil toplayabilen, tutuklama kararı verebilen, tanık dinleyebilen, keşif yapabilen, davada uygulanacak yasa maddesinin Anayasa’ya aykırılığı talebini Anayasa Mahkemesine sunabilen, ...) askeri mahkeme, bir davada yetkili olup olmadığını inceleyebilmek için tarafların itiraz veya talebine muhtaç durumda kalmaktadır.

Yüksek Askeri Yargıtay’ın bu madde ile ilgili içtihadı yıllar içinde aynı yöndedir.

Ancak adliye mahkemelerinin uygulamakta olduğu CMUK un konuyla ilgili düzenlemesi, farklı yöndedir. Konuyu düzenleyen CMUK 17 bütün olarak değerlendirildiğinde, mahkemenin, tarafların itiraz veya talebine bağlı olmaksızın, iddianamenin okunmasından önce yetkisizlik kararı verebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. (Ceza Muhakemesi Hukuku KUNTER Nurullah İstanbul 1989 sayfa 401, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ÇAĞLAYAN M. Muhtar Ankara 1980 Cilt 1 Sf 203) CMUK 17 nci maddesinin ikinci cümlesi, iddianame okunduktan sonra mahkemenin kendiliğinden yetkisizlik kararı verebilmesini yasaklarken, kullandığı dahi eki ile, bu yasağın iddianamenin okunmasından önce var olmadığını, mahkemenin bu halde, kendiliğinden yetkisizlik kararı verebileceğini belirtmektedir.

İlk bakışta bu iki ceza usul yasasının birbiri ile çelişik olduğu ve ortada Anayasaya aykırılık bulunmadığı gibi bir görüş ileri sürülebilir ise de, Anayasanın 145 nci maddesinde askeri ceza yargısının düzenlendiği, ve bu maddeye göre, adli yargı ile askeri ceza yargısı arasında bu konudaki temel farklılığının “askerlik hizmetlerinin gerekleri” olduğu ve yetki hususunda askeri mahkemece kendiliğinden bir karar verilebilmesi için tarafların talep veya itirazına ihtiyaç duyulmasının hiç bir askeri hizmet gereği ile açıklanamaz olması gerçeği karşısında, böyle bir görüşe iştirak etmek mümkün değildir.

Dolayısıyla 353 sayılı Yasanın 32 nci maddesi Anayasanın 37 nci maddesine aykırıdır, sanığın tabii hakimine ulaşması için askeri mahkemeyi tarafların rıza ve talebine muhtaç bırakmaktadır ve eğer bu talep veya itiraz gerçekleşmez ise askeri mahkemenin yetki konusunda bir karar vermesine engel olucu mahiyettedir.

353 sayılı Yasanın 32 nci maddesi bu hali ile Anayasanın 2 nci maddesinde düzenlenen ve devletimizin bir hukuk devleti olduğunu belirten kurala da aykırıdır. Anayasa Mahkemesinin istikrarlı içtihadına göre “Hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren bu hakları koruyucu, adaletli bir düzen kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasaya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir. Böyle bir düzenin kurulması yasama, yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içinde kalması temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceye bağlanması ile olanaklıdır.”

353 sayılı Yasanın ortaya koyduğu düzenleme, tabii hakime ulaşmak yönündeki bir gayreti engellemekle, hukuk devleti fikrinin gerçekleşmesine de engel olmaktadır ve bu hali ile de Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen ve devletimizin hukuk devleti olduğunu belirten kuralı ihlal etmektedir.

Yine 353 sayılı Yasanın 32 nci maddesi ortaya koyduğu bu düzenleme ile kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı yönündeki Anayasanın 11 nci maddesine de aykırıdır.

İptali talep edilen diğer yasa maddesi ise 353 sayılı Yasanın 220 nci maddesinin 1 nci paragrafının son cümlesidir.

Bu hükümle askeri mahkemelerin Askeri Yargıtay da herhangi bir daire tarafından yetki ve göreve dair verilen karara karşı direnme hakkının bulunmadığı düzenlenmektedir.

Yukarıdaki maddede açıklandığı üzere tabii hakim ilkesi artık ceza yargılaması hukukumuzun vazgeçilmez bir prensibidir. Tabii hakime ulaşmak yönündeki her türlü gayret ve çaba desteklenmeli, yol açık olmalıdır. Askeri mahkeme yetki noktasında verdiği bir kararı bozan Askeri Yargıtay Dairesinin kararına karşı direnebilmeli ve böylece bir manada son sözün sahibi olan Askeri Yargıtay Daireler Kurulu önünde kararını ve fikrini tartışabilmelidir.

Örneğin bu davada, Askeri Yargıtay Dairesi tarafından verilen karar metninde geçen ve Sivas’da bulunan Askeri Mahkemenin görevsizlik (yetkisizlik) kararını, usule uygun olmamakla birlikte özü itibarıyla hukuka uygun bulan fikir, tartışmaya açıktır.

Eğer 353 sayılı Yasanın 29 ncu maddesi uyarınca davanın nakli prosedürü başlatılmış olsaydı, Askeri Yargıtay öncelikle davanın nakli gerekip gerekmediği konusunu çözümledikten sonra, eğer olumlu sonuca ulaşırsa, davayı hangi mahkemeye göndereceğine de karar verecekti. Böyle bir halde görevlendirilecek mahkeme, yine 2 nci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi olabileceği gibi, başka bir mahkeme de olabilecektir. Davanın mağdurunun Sivas’daki görevinden ayrılıp, emekli de olduğu gözetilerek, davanın nakline yer olmadığına dahi karar verilebilecektir.

Bütün bu fikirlerin Askeri Yargıtay Daireler Kuruluna sunulabilmesi imkanı dahi bulunmamaktadır.

CMUK düzenlemesinde böyle bir engel yoktur.

Askeri Ceza Yargılamasında böyle bir engelin mevcudiyetini hukuka uyarlı gösterecek askeri hizmet gereği bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Dolayısıyla ve sonuç olarak, 353 sayılı Yasanın 220 nci maddesinin 1 nci paragrafının son cümlesinin de yine yukarıda diğer madde için ileri sürülen gerekçeler ile Anayasanın 2, 11 ve 37 nci maddelerine aykırı olduğu değerlendirilmektedir

SONUÇ VE TALEP

Yukarıdan beri açıklanan görüş ve gerekçeler ile 353 sayılı Yasanın 220 nci maddesinin 1 nci paragrafının son cümlesi ve aynı Yasanın 32 nci maddesinin Anayasanın 2, 11 ve 37 nci maddelerine aykırı olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini,

Saygıyla arz ederiz.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun itiraz konusu kuralları da içeren 32. maddesi ile 220. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

1- “Madde 32- Sınıf ve rütbe yönünden olmayan yetkisizlik iddiasının duruşmanın başlangıcında iddianamenin okunmasından önce askeri mahkemeye bildirilmesi gerekir.

Yetkisizlik iddiası üzerine askeri mahkeme bu iddiayı, iddianamenin okunmasından önce karara bağlar.”

2- “Madde 220- Askerî Yargıtay hükmü bozmuş ise, işi yeniden inceleyip sonuçlandırmak üzere dava dosyasını hükmü bozulan askeri mahkemeye gönderir. Askerî Yargıtay, askerî mahkemenin usulsüz olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı hükmü bozmuş ise aynı zamanda bu işe ait dava dosyasını görevli veya yetkili mahkemeye gönderir. Görev ve yetki hususundaki kararlarına karşı, askerî mahkemelerin direnme hakları yoktur...”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa’nın 2., 11. ve 37. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN’in katılımlarıyla 14.1.2003 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

A- Sınırlama Sorunu

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular, mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.

Başvuran mahkemede görülmekte olan davada görev yönünden bir uygulama bulunmamaktadır. Bu nedenle 25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 220. maddesinin birinci fıkrasının son tümcesine ilişkin esas incelemenin “...yetki...” sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararı ve ekleri,işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kurallar, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 32. maddesine göre, sınıf ve rütbe yönünden olmayan yetkisizlik iddiasının duruşmanın başlangıcında ileri sürülüp iddianamenin okunmasından önce karara bağlanmasına ilişkin düzenlemenin, sadece talep halinde yetkisizlik kararı verilmesine amir olup, re’sen yetkisizlik kararı verilmesine engel olması sebebiyle; 220. maddesinin birinci paragrafının son tümcesinin ise, Askeri Yargıtay’ın yetki ve göreve dair kararlarına karşı askeri mahkemenin direnme hakkının bulunmaması nedeniyle doğal yargıç ilkesine aykırı olduğu belirtilerek, söz konusu kuralların iptali gerektiği ileri sürülmüştür.

Anayasa’nın 37. maddesinde, yasal yargıç güvencesi şöyle belirtilmektedir: “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.”

Bu maddede düzenlenmiş olan yasal yargıç güvencesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. ve Anayasa’nın 36. maddelerinde ifade edilen adil yargılanma hakkının en önemli ögesi olan “kanuni, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma” hakkının temelini oluşturmaktadır.

Hukuk devletinde yasal yargıç, doğal yargıç (tabii hakim) olarak anlaşılmalıdır. Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kararlarında da belirtildiği gibi, doğal yargıç kavramı suçun işlenmesinden veya çekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargı yerini yasanın belirlemesi diye tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla doğal yargıç ilkesi yargılama makamlarının suçun işlenmesinden veya çekişmenin meydana gelmesinden sonra kurulmasına veya yargıcın atanmasına engel oluşturur; sanığın veya davanın yanlarına göre yargıç atanmasına olanak vermez.

İtiraz konusu “yetki” kavramı, genel olarak bir davaya bakmakla görevli mahkemeler arasında yargılama yetkisinin bölüşülmesidir. Bu yetkinin, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda suçun işlendiği yere, 353 sayılı Yasa’da ise, ana kural olarak failin suçu işlediği anda tabi olduğu kadro ve kuruluş bağlantısına göre belirlendiği görülmektedir. Bu farklılığın, askeri mahkemelerin varlık nedeninden ve askerlik hizmetlerinin gereklerinden kaynaklandığı açıktır.

Ceza usul hukukunda “görev” konusu, kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebildiği ve mahkemelerce de re’sen nazara alındığı halde, yer yönünden yetki ile ilgili kurallar, davaların makul süre içinde, en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını temine yönelik olması ve bu düzenlemede tarafların yararının da gözetilmesi nedenleriyle kamu düzenine aykırı bulunmamakta ve yasal yargıç güvencesini ihlâl etmemektedir. Bunun sonucu olarak, gerek adli yargıda gerek askeri yargıda yetkisizlik iddiasının ileri sürülmesi ve mahkemelerce nazara alınması görev konusundan farklı düzenlenmiştir.

353 sayılı Yasa’nın 32. maddesinde, “Sınıf ve rütbe yönünden olmayan yetkisizlik iddiasının duruşmanın başlangıcında iddianamenin okunmasından önce askeri mahkemeye bildirilmesi gerekir. Yetkisizlik iddiası üzerine askeri mahkeme bu iddiayı, iddianamenin okunmasından önce karara bağlar.”, 220. maddesinin birinci fıkrasında ise, “Askeri Yargıtay, askeri mahkemenin usulsüz olarak kendisini ... yetkili görmesinden dolayı hükmü bozmuş ise aynı zamanda bu işe ait dava dosyasını... yetkili mahkemeye gönderir. ...Yetki hususundaki kararlarına karşı, askeri mahkemelerin direnme hakları yoktur.” denilmektedir.

353 sayılı Yasa’nın yetki konusundaki düzenlemeleri ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’ndaki düzenlemeler arasında kimi farklılıklar bulunsa bile, itiraz konusu 32. madde, askeri mahkemelerin iddianamenin okunmasından önce re’sen yetkisizlik kararı vermelerine engel olacak bir hüküm içermemektedir. Uygulamada böyle yorumlanmasa dahi içtihatların değişmesi olasılığı yanında, yetki kurallarının yukarıda belirtilen niteliği gereği ve yasa ile önceden düzenlenmiş olmaları nedenleriyle bu hususta, görev konusunda olduğu gibi güvence sağlanması gerektiği söylenemez. Zira, süresi içerisinde yetkisizlik itirazında bulunmayan sanığın, kendisini yargılamaya görevli olan mahkemelerden biri veya diğeri tarafından yargılanmasında güvence bakımından bir fark yoktur.

Askeri Yargıtay’ın yetki yönünden bozma kararlarına karşı askeri mahkemelere direnme hakkı tanınmamasının, müessesenin amacına uygun ve onu tamamlayan bir kural olması nedeniyle doğal yargıç ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle, itiraz konusu kurallar, Anayasa’nın 2., 11. ve 37. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

VI- SONUÇ

25.10.1963 günlü, 353 sayılı “Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu”nun 32. maddesi ve 220. maddesinin birinci fıkrasının son tümcesinde yer alan “... yetki ...” sözcüğünün, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 5.5.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Fazıl SAĞLAM

Üye

A. Necmi ÖZLER

 

—— • ——

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2002/108

Karar Sayısı : 2004/55

Karar Günü : 5.5.2004

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Eceabat Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 207. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet Savcılığı duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder...” ibaresinin, Anayasa’nın 138., 140., 141. ve 142. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Denize çıkarken yangın söndürme cihazını teknesinde bulundurmayan sanığın 4922 sayılı “Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun”un 20. maddesiyle cezalandırılması istemi ile açılan davada, itiraz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

İtiraz konusu başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir :

“Yargı devletin 3 temel erkinden biridir.

Bu ilke gereği yargı erkinin bağımsız olması gereği özellikle vurgulanması gerekmiş bir ilke olup, yasama ve yürütmenin altında olmadığı gibi onlara denk ve özellikle diğer bu iki erkten bağımsız olarak yapılması hukuk anlayışının ve mantığının temel ve zorunlu bir gerekçesi olmuştur.

Yargı erki Türk ulusu adına yargılamaya yetkili mahkemelerden oluşmuştur.

Bunun doğal sonucu olarak C. Savcılığı yargı erkine tabi bir kurum değildir. Yani Cumhuriyet Savcılığı yargının bir unsuru olmayıp kaideden ceza davalarında ceza davasında hazırlık soruşturmasını yürüten , davayı açan, takip eden ve mahkeme sonucu oluşan kararları infaz eden bir kurum olup; ceza yargılamasında özetle davacı taraftır.

C. Savcılığının yargıç güvencesine alınması ya da hâkimler ve savcıların aynı kanunla mesleki düzenlemelerinin yapılması ve benzeri teminatlar C. Savcılığının yargı erkinin bir parçası olmasını gerektirmez.

C. Savcılığı ve mahkemeler iç içe geçmiş bir biçimde yapılanmıştır.

Bunun neticesi iddia makamını oluşturan savcı ve adli yargı makamını oluşturan hâkimler iç içe geçtiklerinden birlikte aynı çatı altında aynı kurummuş gibi faaliyet göstermektedirler.

Adli yapılanmanın nasıl gerçekleştirileceğini belirleyen yazılı bir kural bulunmamaktadır.

Adliyelerimiz geleneksel uygulama ve taamüllere göre yapılanmakta; ülkemizde fonksiyonel bir adliye mimarisi ve işleyiş sistemi bulunmamaktadır. Anayasa’nın 142. maddesi mahkemelerin kuruluşu görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir hükmünü amirdir.

2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun; Adalet Bakanlığı’na adalet kurumlarının açılması, geliştirilmesi... ve mahkemeleri açmak ve teşkilatlandırmak görevini vermiştir. Fakat bu görevin nasıl gerçekleştirileceği yönünde yazılı bir kural bulunmamaktadır.

825 sayılı Ceza Kanununun Mevkii Meriyete Vazına Dair Kanun, 4609 sayılı Mehâkimi Şeriyenin İlgasına ve Mehâkim Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun; her asliye mahkemesi nezdinde C. Savcılığı ihdasını öngörmüştür. Ayrıca 2004 sayılı İcra İflas Kanunu her asliye ceza mahkemesinin yargı çevresinde icra ve iflas dairesi; 1512 sayılı Noterlik Kanunu her sulh ve asliye hukuk mahkemesi çevresinde noterlik ihdasını öngörmüştür. Fakat mahkemelerin nasıl yapılanacağı ve işleyeceği yönünde çağdaş ve fonksiyonel bir kural mevcut değildir.

Tüm hükümlerden çıkan ortak sonuç merkezde mahkemeler onun nezdinde ve yargı çevresinde C. Savcılığı, icra ve iflas daireleri ve noterlik kurumlarının kurulması ve yapılanması gerektiğidir.

İddia ve yargının iç içe yapılanış ve işleyişi bağımsız yargı anlayışına aykırıdır.

Bağımsız yargı anlayışı sadece karar vermede bağımsızlık olmayıp teşkilat olarak kendi bünyesi içinde varolan ve yasama ve yürütmeden bağımsız olduğu kadar davanın tarafları ve ezcümle ceza davasının tarafı olan C. Savcılığından da bağımsız yapılanması ve işlenmesi gereken bir teşkilat olmalıdır.

Birinci derece adli yapılanmada mahkemelerin idari, mali ve temsili hiçbir yetkisi bulunmayıp bu yetkiler C. Savcılığı tarafından kullanılmakta olup bu yetkiler ve imkanların C. Savcılığında toplanması mahkemelerin tüm ihtiyaçlarını C. Savcılığına arzetmesi ve yargı dışı kurumlarla ve toplumla münasebetlerini C. Savcılığıyla gerçekleştirmesini zorunlu kılmaktadır.

Yargı bu haliyle C. Savcılığı aracılığıyla yürütmenin bir unsuru olan Adalet Bakanlığı’na adeta bağımlı hale getirilmiştir.

Bu şekli ile yargının bağımsız karar verme fonksiyonu devam etmekle beraber yargının her açıdan yürütmeye bağımlı hale getirilmesi geniş anlamda yargı bağımsızlığına aykırı sayılmalıdır.

Mahkemelerin C. Savcılığı ile iç içe olması mahkemelerin dış yazışmalarının ekseriyetle C. Savcılığı aracılığı ile yürütülmesi ödeneklerin dolayısı ile bütçesinin istenmesi ve kullanılması C. Savcılığına tabi olması donanım ve imkanlarının C. Savcılığının insiyatifinde olması neticesi toplum ve kamu nezdinde C. Savcılığı adliyelerin amiri olarak algılanmaktadır. Bu algılanış sonucu oluşan yargı imajı mahkemelerin C. Savcılığına bağlıymış anlayışına yol açmaktadır.

Yüksek yargıdaki yapılanma bağımsız yargı anlayışına uygundur.

Şöyle ki adli yargının en yüksek mahkemesi olan Yargıtay 2797 sayılı Yargıtay Kanununa göre genel bütçe içinde kendi bütçesi ile yönetilir. Kanuna göre Yargıtay adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı mercine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup bağımsız bir yüksek mahkemedir. Yargıtay bütçesinin birinci derecede ita amiri Yargıtay birinci başkanıdır. Ayrıca Yargıtay’da Yargıtay birinci başkanı temsil eder. Gene Yargıtay Kanununun bünyesinde düzenlenmiş olan Yargıtay C. Başsavcılığı ise Yargıtay C. Savcılığını temsil eder.

Yüksek yargıda böyle bir yapılanma öngörülmüşken birinci derecede adli yapılanmada bütçe idare ve her türlü dış yazışmalarla ilgili hususta kaideden mahkemeler C. Savcılığına bağımlı halde yapılandırılmıştır.

İptali istenen yasa maddesinin doğal bir sonucu olarak ceza mahkemeleri yazışmalarını kaideten C. Savcılığı aracılığı ile yapmaktadır.

Birinci derecede adli mahkemeler özellikle ceza mahkemeleri istisnaları olsa ve uygulama bunu aşma yönünde çaba gösterse de kaideten yazışmalarını C. Savcılığı aracılığıyla yapmaktadır.

Bu uygulama yargının bağımsız olması neticesi diğer kurumlarla yazışmalarında sorun çıkmamasını temin açısından doğmamıştır. Bu ödenek ve yetkilerin C. Savcılığında toplanmasının tabi bir neticesidir. Nitekim gene bağımsız bir mahkeme dolayısı ile yargının bir unsuru sayılacak idari yargı açısında 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri İdare Mahkemeleri Ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu Ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 9/2. maddesi uyarınca idare ve vergi mahkemelerinin Adalet Bakanlığı ve diğer mercilerle olan idari yazışmaları bölge idare mahkemesi başkanlığı aracılığı ile yapılır. Bu düzenleme karşısında adli mahkemelerin Adalet Bakanlığı ve diğer resmi kurumlarla niçin muhatap alınamadığının bir izahı olmasa gerekir.

İptali istenen yasa maddesi CMUK 2. kitabı olan muhakeme usulü kitabında 5. fasıl duruşma hazırlığı safhasında düzenlenmiştir.

Yani davası açılmış ve son soruşturma safhasına intikal etmiş bir işlemde celpnamelerin C. Savcılığınca yazılması ve tebliğ edilmesi ifadesi bugün için bu hali ile hiçbir zaman uygulanmamış olup mahkemelerce yazılan yazıların başka yer C. Savcılığı diğer kurumlar ve kolluğa havale edilmesine dönüşmüş olup, bu durum iddia ve yargının iç içe yapılanmasının bir sonucu olmuştur. Davası açılmış bir işlemden dolayı bile yargısal bir işlemin iddia makamı ile yürütülmesi bağımsız yargı anlayışına uygun değildir. Yargı iddiaya ve savunmaya eşit uzaklıkta olmalıdır. Geniş anlamda ideal bir yargısal faaliyette savunmada iddiayla eşit şartlar altında delil toplayabilmelidir. Yargı nasıl savunma vasıtası ile işlerini yürütmüyorsa iddia vasıtasıyla da işlerini yürütmemelidir. Kaynak Alman Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunundaki ilgili madde tarafımızca bilinmemekle beraber maddenin gerekçesi olarak Vural Savaş ve Sadık Mollamahmutoğlu tarafından yayınlanmış CMUK.nun yorumu kitabında C. 1, sayfa 922 (Ankara 1995) maddenin gerekçesi olarak her müdeinin davasının bizzat takip ve ispat ile mükellef olmasına göre Almanya da olduğu gibi bilumum tebligatın müddei umumilik marifeti ile icrası kabul edilmiştir denmişse de bugünkü uygulamanın C. Savcılığının davalarını ispat etme amacına yönelik olduğunu kabul etmeye imkan yoktur. Zira C. Savcılığı davayı açmakla artık iş son soruşturma safhasına intikal etmiştir. Bizim yargı sistemimizin temel noktası mahkemelerinde son soruşturmayı bizzat yönlendirmesi ve resen delil toplayıp soruşturma yapması ilkesi olduğundan mahkemelerde C. Savcısı davasını ispat etmek için her hangi bir çaba göstermemektedir. Anglo-Sakson hukuk sisteminin uygulanması olan ceza muhakemelerinde iddia ve savunmanın aktif olarak yargılamayı yönlendirmesi ve yargıcın sadece tarafların diyalektiğinden elde ettiği sonuca göre karara varması bizim sistemimizde uygulanmamaktadır. Sistemimiz mahkemelerin bizzat aktif olarak son soruşturma ile yükümlü olmasını gerektirmektedir. Bu sistem bünyesinde iddia ve yargının iç içe ve birlikte çalışması savunmanın dışlanarak böyle bir düzenleme yapılması bağımsız bir yargıyı teşkilatlandırılmaması bağımsız yargı anlayışına aykırıdır.

Son soruşturma safhasına gelmiş bir davada mahkemelerin iddiadan bağımsız bir şekilde işlemesi gerekir.

Zira bağımsız yargı, kurumlar üstü fakat toplumla ve diğer kurumlarla doğrudan bağlantısı olan bir yapılanmayı gerektirir. Böyle demokrasi toplumlarında son sözü söyleyen yargıya herkesin kolay ulaşması iddia ve savunmanın üstünde ve bağımsız bir şekilde yapılandığı ve bağımsız işlediği herkesçe bilinmeli ve anlaşılmalıdır.

İddiaya ve idareye bir nevi bağımlı yargı ilk önce hukuk devleti anlayışına zarar verir. Her ne kadar yargı bir erk ve devletin en temel organlarındansa da devletin özellikle idarenin dışında yapılanması ve işlemesi gerekir.

İptali istenen yasa maddesinde celpnamelerin yazılacağı öngörülmüşse de bugün için bunu her türlü yazışma olarak algılamak gerekir. C. Savcılığınca mahkemelerin yazışmalarının yapılması ve işlemin görülmesi mahkemeleri bu tür işlerden uğraşmaktan alıkoyarak yardımcı olma gayesi ile de yapılamaz. Zira bu işlerle tüm mahkemelerin uğraşması gerekmediği gibi (Yüksek yargı ve idare mahkemelerindeki durum gibi) mahkemelerin uygun bir tarzda yapılandırması sonucu yazışmaların gene mahkemeler vasıtası ile yapılması yargıyı dış dünyaya karşı daha bağımsız bir şekilde algılattıracak olup yargının iddiaya bağımlıymış şeklindeki algılanması sonucu zedelenen bağımsız yargı imajına daha olumlu sonuçlar vereceği kesindir.

Bu yasa maddesinin iptali pratik bir sonuç doğurmasa da kavramsal olarak bağımsız yargının anlaşılmasına yardımcı olacaktır.

Bu yasa açıklandığı gibi bu hali ile işleyen bir yasa olmayıp zaman içinde mahkemelerce yazılan yazıların C. Savcılığınca ilgili yerlere havalesine dönüşmüştür.

İddia ve yargı ayrılmadığı ve donanımlarının çağdaş yargısal koşullara uyarlanmadığı sürece belki bu yasanın iptali mevcut donanım ve personel yapısı içinde iş yükünü artıracaktır. Fakat gerekçenin başından beri belirtildiği gibi yasanın varlığı iddiacı olan C. Savcılığını iddiasını ispat gerekçesi olmayıp iddia ve yargının içi içe geçmiş ve yargının her türlü idari ve mali yetkilerinin dahi C. Savcılığında toplanmış olmasının bir sonucu ve ifadesi olmaktadır. Yani yasanın bugünkü uygulanış şekli iddia ve yargının iç içe yapılanması yargının iddiaya bağımlı olmasının doğal bir sonucu olup, belki sırf yasanın iptali bu anlayış ve yapılanma değişmediği sürece herhangi bir şey değiştirmeyecektir.

Mahkemelerin yazışmalarının C. Savcılığı aracılığı ile yapılması Anayasa’nın 141/son maddesinde yazılı “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir” ilkesine de aykırıdır.

Çünkü bu durumda mahkeme yazılarını C. Savcılığına vermekte bu arada bir zaman kaybı oluşmakta C. Savcılığı yazıyı muhatabı olan yere göndermekte ya da ilgili kuruma ya da kolluğa havale etmektedir. Mahkemenin muhatabı olan kurumla arasına C. Savcılığının girmesi zaman emek ve masraf kaybına yol açmaktadır. Bu dahi açıkça yasanın bugünkü uygulanış şeklinin Anayasa’nın 141/son maddesine aykırı olduğunun kesin bir ispatıdır. Bürokrasinin artmasına yol açan ve kırtasiyeciliği artıran bu durum yargının ağır işleyişinin sebeplerinden biridir.

Son soruşturma safhasında mahkemelerin kıta Avrupa sistemi gereği re’sen soruşturma ile yükümlü tutulmasından dolayı kolluğu doğrudan işletebilmesi bağımsız yargının gereğidir.

C. Savcılığı kolluğun adli amiri olmakla beraber hazırlık soruşturmasından sorumlu C. Savcılığının bu yetkisinden dolayı son soruşturma safhasında mahkemelerin C. Savcılığı aracılığıyla kolluktan delil toplaması ya da kolluğu işletmesi bağımsız yargı anlayışına uygun değildir. Son soruşturma safhasında mahkemeler iddia organından bağımsız bir biçimde kolluğu sevk ve idare edebilmeli işletebilmelidir. Bu durum da savunmada bağımsız bir yargı şemsiyesi altında işlevini çağdaş uluslararası normlara ve gelişmelere uygun yerine getirebilecektir.

Bağımsız yargının çağdaş koşullara uygun yapılandırılması ve işletilmesi Devletin olmazsa olmaz görevi ve amacı olmalıdır.

Bağımsız yargı insan haklarının evrensel anlayışının doğal bir sonucudur. Bugün için ülkemizin uluslararası toplumda özellikle temel bir hedefi olan Avrupa Topluluğu bünyesinde yer almasının da bir nevi olmazsa olmaz koşuludur. Bağımsız ve çağdaş yargının gerçekleştirilmesi hem toplumun yargıyı dolayısı ile devleti hem de Avrupa Topluluğu ya da çağdaş uluslararası yapılanmanın toplumumuz, Devletimiz, yargımızla ilgili kanaatlerinin daha pozitif bir boyutta gerçekleşmesine yol açacaktır.

İptali istenen yasa maddesinin ceza muhakemeleri usulü yasamızda bu hali ile yer almaması gerekir. Bu madde CMUK 34. maddesindeki ifadelerle ilgili olmayıp CMUK 34. maddesindeki tebliğ ve infaz edilecek kararların C. Savcısına verileceği ifadesi hazırlık soruşturması sırasındaki tebliğ ve infaz edilecek kararlar olarak algılanmalıdır. Bu açıdan son soruşturma safhasında düzenlenmiş bulunan CMUK 207. maddenin ilk cümlesinde bulunan “C. Savcılığının duruşma için icap eden celpnameleri yazması ve tebliğ etmesi” ifadesi son soruşturma safhasına ait duruşma hazırlığı safhasında düzenlenmiş bir hüküm olduğundan bunun bağımsız yargı ve dava ekonomisi ilkelerine aykırı olduğu düşünülmektedir.

Yargının gerek yürütmeden gerekse davanın taraflarından bağımsız, ayrık olarak yapılandırılması ve işletilmesi yargının özellikle toplumla direkt muhatap olan ilk derece yargısının bu şekilde kurumsallaştırılması bağımsız yargının teşekkülü açısından zorunlu bir husustur.

İptali istenen yasa maddesi bu haliyle hiç uygulanmamıştır. Mahkemenin yazılarının C. Savcılığınca havale edilmesi şeklindeki uygulamanın yasal dayanağı bu madde olmalıdır.

Yargının bağımsız kurumsallaşmasının önündeki temel engellerden biride bu yasadır. İptali, bağımsız ilk derece adli yargısının kuruluşu açısından en azından mevzuat boyutunda bir ilerlemeye yol açabilecektir.

SONUÇ: İptali istenen CMUK 207/ilk cümlesinde yer alan C. Savcılığı duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder ifadesini Anayasamızın 138, 140, 141 ve 142. maddelerinde genel olarak ifadesini bulan yargı bağımsızlığı ilkesine özellikle 141/son maddesinde yazılı dava ekonomisi ilkesine aykırı olduğu yönünde ciddi gerekçeler bulunduğundan iptali hususunda takdiri Anayasa Mahkemesi’ne ait olmakla durumun Anayasa’nın 152/1 maddesi uyarınca dosya ile birlikte Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesine; iptali istenen yasa maddesi bir usul hükmü olduğu cihetle uygulamanın devam ettiği gibi sürdürülmesine durumun bekletici mesele yapılmamasına karar verildi.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun itiraz konusu ibareyi de içeren 207. maddesi şöyledir:

“Madde 207- Cumhuriyet Müddeiumumiliği duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder ve suçun sübutuna yardım edecek eşyayı mahkemeye verir.

Maznun veya şahit yahut ehlihibre çok olmasından veya maznunun sorgusunun uzaması ihtimalinden dolayı duruşmanın bir günde bitmeyeceği anlaşılırsa reis şahitlerle ehlihibrenin hepsini veya bir kısmını sonraki duruşmalara davet ettirebilir.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa’nın 138., 140., 141. ve 142. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın katılımlarıyla 18.6.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :

A- Sınırlama Sorunu

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’nun 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 207. maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet Savcılığı duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder ve suçun subutuna yardım edecek eşyayı mahkemeye verir” denilmektedir.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, fıkrada yer alan “Cumhuriyet Savcılığı duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder” tümcesinin iptalini istemiş ise de “Cumhuriyet Savcılığı” ibaresinin fıkranın iptali istenilen birinci tümcesi yanında ikinci tümcesi için de uygulanması sözkonusudur.

Bu nedenle, itiraz konusu kurala ilişkin esas incelemenin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 207. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet Savcılığı duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder...” kuralına ilişkin esas incelemenin, “...duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder...” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına, 5.5.2004 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

B- Kuralın Anlam ve Kapsamı

1412 sayılı Yasa’nın 207. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet Savcılığının, duruşma için icabeden celpnameleri yazacağı, tebliğ edeceği ve suçun sübutuna yardım edecek eşyayı mahkemeye vereceği öngörülmüştür.

Madde gerekçesinde, “Her müddei, davasını bizzat takip ve ispat ile mükellef olmasına göre; Almanya’da olduğu gibi bilûmum tebligatın müddeiumumilik marifetiyle icrası kabul edilmiştir. Ve bu suretle şimdiki usulün tebdili elzem görülmüştür. Duruşmadan bahis olan bundan sonraki fasıldan anlaşılacağı üzere, ceza davalarında en mühim nokta, muhakemeyi bilâinkıta icra eylemek ve her halde bir günde bitirmektir. Maahaza, maznunların veya istima edilecek şahitlerin ve ehlihibrenin çokluğu dolayısıyla mürafaanın bir günde bitmesi ihtimali olmayan hallerde filâsıl mahkemenin idaresiyle mükellef olan reis, hangi şahit ve ehlihibrenin ilk yevmü mürafaada (duruşma gününde) ve hangilerinin ertesi günü veya daha ertesi günü davet edilmesi lâzım geleceğini evvelden tayin eder ve Cumhuriyet Savcılığı da ona göre celpnameleri tanzim ve tebliğ eder” denilmiştir.

Ceza yargılamasında, müştekilerin, sanıkların, tanıkların ve bilirkişilerin duruşmaya davetleri için yazılan yazılara celpname adı verilir.

Uygulamada, yargılama ve karar verme fonksiyonlarını yerine getiren hâkim, gereksinim duyduğu kişilerin dinlenmesine karar vermekte ve düzenlenen davetiye niteliğindeki celpnameler Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile ilgilisine ulaştırılmaktadır.

İtiraz konusu ibarenin madde gerekçesi ile birlikte değerlendirilmesi yapıldığında, Cumhuriyet Savcılığı’nın celpnameleri tanzim etmesinin, mahkemelerden gelen celpname ve her türlü evrakı, tebliği gerçekleştirecek mercilere bir üst yazı veya havale ile aktarması biçiminde anlaşılması gerektiğinde kuşku yoktur.

C- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında, Devletin üç temel erkinden birinin yargı olduğu, yargı erkinin Türk Ulusu adına yargılamaya yetkili mahkemelerce kullanıldığı, Cumhuriyet Savcısı’nın ceza yargılamasında davacı taraf durumunda bulunduğu, yargısal bir işlemin iddia makamı ile yürütülmesinin bağımsız yargı anlayışına uygun olmadığı, son soruşturma safhasına gelmiş davalarda mahkemelerin iddiadan bağımsız bir şekilde işlemesi gerektiği, mahkemelerin uygun bir tarzda yapılandırılması ile yazışmaların doğrudan mahkemeler vasıtasıyla yapılmasının bağımsız yargı imajına katkıda bulunacağı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa’nın “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinde hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları, Anayasa ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiç bir organ, makam, merci veya kişilerin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda bulundukları; 140. maddenin ikinci fıkrasında, hâkimlerin, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifâ edecekleri, üçüncü fıkrasında, hâkim ve savcıların niteliklerinin, atanmalarının, hakları ve ödevlerinin, meslekte ilerlemelerinin, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesinin, haklarında disiplin kovuşturması açılmasının ve disiplin cezası verilmesinin, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma yapılmasının ve yargılanmalarına karar verilmesinin, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği; 141. maddesinin son fıkrasında da, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu belirtilmiştir.

Yasaların öngördüğü durumlarda cumhuriyet savcılarının, mahkemelerde hazır bulunmaları ve yargılamaya katılmaları yanında kamu davası açma görevi de bulunmaktadır. Cumhuriyet savcılarının, ayrıca mahkeme kararıyla verilen tutuklama, yakalama ve ihzar müzekkerelerinin yerine getirilmesi gibi yargılamaya ilişkin diğer adli ve idari görevleri de vardır.

Celpnamenin tebliği, yargılamaya ilişkin adli işlemlerin yürütülmesi sırasında hâkimin kararı üzerine yapılmakta olup, savcının buradaki görevi ise mahkemelerden gelen evrakı kolluk kuvvetlerine havale etmekten ibarettir.

Bu nedenle, celpnamenin ilgilisine tebliğ edilmesinde cumhuriyet savcılığının aracı olması hâkimin yargılama ve özgürce karar verme olgusunu sağlayan bağımsızlığını etkilemediği gibi, bu durum hâkimlerin görevlerine müdahale olarak da kabul edilemez.

Öte yandan, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 154. maddesinin 3842 sayılı Yasa ile değiştirilen ikinci fıkrasında bütün zabıta makam ve memurlarının adliyeye ilişkin işlerde Cumhuriyet Savcılarının bütün emirlerini yerine getirmek zorunda oldukları belirtilmiştir. Kaldı ki görevi ne olursa olsun işlemleri geciktiren veya yerine getirmeyenler hakkında gerekli yasal işlemin yapılacağı kuşkusuzdur. Bu durumda, celpnamelerin Cumhuriyet Savcıları kanalıyla tebliğ edilmesinin, ekonomik külfet getireceği ve davaların kısa sürede sonuçlandırılmasına engel oluşturacağından söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 138., 140. ve 141. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 142. maddesiyle doğrudan ilgisi görülmemiştir.

Bu görüşe Haşim KILIÇ ile Fazıl SAĞLAM katılmamışlardır.

VI- SONUÇ

4.4.1929 günlü, 1412 sayılı “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu”nun 207. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “... duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder ...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığı ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ ile Fazıl SAĞLAM’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 5.5.2004 gününde karar verildi.

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Fazıl SAĞLAM

Üye

A. Necmi ÖZLER

 

 

 

Esas Sayısı : 2002/108

Karar Sayısı : 2004/55

KARŞIOY YAZISI

“Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu”nun 207. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Cumhuriyet Savcılığı duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder” şeklindeki itiraz konusu kural, “duruşma için icap eden celpnameleri yazar ve tebliğ eder” ibaresi ile sınırlı olarak incelenmiştir. Çoğunluk kararında, maddede yer alan “celpnameleri yazar” ibaresini ihmal eden bir yorum esas alınarak başvuru reddedilmiştir. Çoğunluk kararına göre, “Savcılığın celpnameleri tanzim etmesi, mahkemelerden gelen celpname ve her türlü evrakın, tebliği gerçekleştirilecek mercilere bir üst yazı ile havale ile aktarılması biçiminde anlaşılmalıdır.” Oysa maddenin açık sözü böyle bir yoruma elverişli değildir. Çünkü itiraz konusu kurala göre Savcılık, yalnızca celpnamelerin tebliği ile değil, yazılması ile de görevli ve yetkilidir. “Savcı celpnameleri yazar” sözcüğüne genel hukuk öğretisinin yorum kuralları ile başka bir anlam vermek mümkün değildir. Bu kurallara göre, maddenin gerekçesi de, ancak maddenin sözünü doğruladığı ölçüde önem kazanır. Anayasaya uygun yorum yöntemi de dahil olmak üzere hiçbir yorum ilkesi ve yöntemi contra legem (kanuna aykırı yorum) yorum olanağı tanımaz. Uygulamanın farklı olması, Anayasaya uygunluk denetimini itiraz konusu kuralı esas alarak yapma durumunda olan Anayasa Mahkemesini etkilememelidir.

İtiraz konusu kuralın açık ifadesinden duruşma için gerekli davetiyeleri yazma ve tebliğ etme yetkisi doğrudan savcıya verildiği anlaşılmaktadır. Özellikle ceza yargılamasında mahkemece alınan ara kararların yerine getirilmesini sağlamada Savcılığın önemli bir işlev yerine getireceği kuşkusuzdur. Ancak, bu işlev mahkemece belirlenen ve talep edilen konularla sınırlı kalmalıdır. Oysa itiraz konusu kuralda duruşma için gereken tüm yazıları yazma ve tebliğ etme görev ve yetkisi doğrudan savcıya verilmiştir. Bu durumu savcı ve yargıcın yargılama sürecindeki farklı konum ve işlevleriyle bağdaştırmak olanaksızdır.

Ceza yargılamasında savcının sahip olduğu merkezi konum, savcı ve yargıç arasındaki organik bağ öteden beri eleştiri konusu olmuştur ve olmaktadır. İtiraz konusu kural, objektif anlamıyla bu eleştirileri haklı kılacak bir içerik taşımakta ve böyle bir görüntüyü doğrulamaktadır.

Uygulamada itiraz konusu kuralın “celpnameleri yazma” ile ilgili bölümünün ihmal edilmiş olması, yukarda açıklanan anlayışın ihmal yoluyla aşılmaya çalışıldığının bir göstergesi olarak değerlendirilse de Anayasa yargısı uygulamayı değil, kuralı denetlemekle görevlidir. İtiraz konusu kural, anayasaya uygun bir yoruma da elverişli değildir. Çünkü Anayasaya uygun yorum, bir yasa normunun uygulanmasında aynı derecede savunulabilir nitelikte iki farklı yorum olanağı varsa, bunlardan anayasaya uygun olanının seçilmesine cevaz verir. Oysa, çoğunluk kararında benimsenen yorum, yasanın sözüne açıkca aykırı contra legem bir yorumdur.

Yukardaki açıklamalara göre, objektif anlamıyla yargı bağımsızlığını zedeleyen ve sav ve savunma arasındaki dengeye gölge düşüren itiraz konusu kuralın iptali gerekir. Böyle bir iptal yargılama düzenine de halel getirmez, aksine contra legem bir yorumla oluşan uygulamanın Anayasaya ve hukuka uygun bir duruma gelmesini sağlar.

Nitekim CMUK Tasarısında itiraz konusu kurala yer verilmemiş, Tasarı’nın “Tebligat ve yazışma usulü” başlıklı 37. maddesinde de her türlü tebligat ve yazışmaların mahkeme başkanı veya hakim tarafından yapılacağı, infaz edilecek kararların C. savcılığına verileceği öngörülmüştür.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın iptali istemini reddeden çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Başkanvekili

Üye

Haşim KILIÇ

Fazıl SAĞLAM

Sayfa Başı