Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

14 Mayıs 2004

CUMA

Sayı : 25462

 

Å ÖNCEKİ

SONRAKİ

Æ

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Yönetmelik

— Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Müsabaka Yerlerine Serbest Giriş Yönetmeliğine Ek Madde İlave Edilmesine Dair Yönetmelik

Tebliğler

— İşkolu Tespit Kararı (No: 2004/23)

— Mecburi Standard Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: ÖSG-2004/ 33)

— Orman Köylüleri Kalkınma Hizmetlerine İlişkin Esas ve Usullerin 15 inci Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Esas ve Usuller

— Siirt Valiliği Mahalli Çevre Kurulu Kararı (No: 10)

YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararı

— Anayasa Mahkemesinin E: 2002/92, (556 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapan 4128 Sayılı Kanun ile İlgili), K: 2004/25 Sayılı Kararı


YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Yönetmelik

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığından:

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Müsabaka Yerlerine

Serbest Giriş Yönetmeliğine Ek Madde İlave

Edilmesine Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 4/1/2002 tarihli ve 24630 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Müsabaka Yerlerine Serbest Giriş Yönetmeliğine aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

“Ek Madde 1 — Mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait ve/veya üçüncü şahıslar lehine intifa hakkı tesis edilen stad veya stadyumların protokol tribününe;

a) Takım sporlarında; Olimpiyat oyunlarında, parolympic, deaflympic ve Dünya askeri oyunlarında ve olimpik spor dallarının dünya şampiyonalarında, dünya kupası müsabakalarında ilk üç derece elde edenlere, Avrupa şampiyonaları ile Avrupa kupalarında birinci olan takımların sporcu, teknik heyet ve yöneticilerine,

b) Ferdi sporlarda; Olimpiyat oyunları, parolympic, deaflympic ve Dünya askeri oyunlarında ve olimpik spor dallarının dünya şampiyonalarında ilk üç dereceye girenler ile Avrupa şampiyonalarında birinci olanlara,

c) Türk sporuna emeği geçenlerden, spor faaliyetlerinde kullanılan tesisi yapanlara, inşaatı yarım kalmış tesisleri tamamlayanlara, spor tesisi yapımına uygun gayrimenkulleri bağışlayan kişilere,

d) Gençlik ve Spor Bakanlığında; Müsteşar ve Müsteşar yardımcısı olarak görev yapmış olanlara,

e) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünde Genel Müdür ve Genel Müdür yardımcısı olarak görev yapmış olanlara,

ömür boyu serbest giriş kartı verilir.”

Yürürlük

MADDE 2 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE3 — Bu Yönetmelik hükümlerini Gençlik ve Spor Genel Müdürü yürütür.

Sayfa Başı


Tebliğler

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

İŞKOLU TESPİT KARARI

 

Karar Tarihi

:

7/5/2004

 

Karar No

:

2004/23

 

İşyeri

:

Avşar Emaye San. ve Tic. A.Ş.

     

Konya Yolu 5. Km.

     

Bolvadin/AFYON

 

B.M. Dosya No

:

3820,03

 

Tespiti İsteyen

:

Petrol-İş Sendikası

İnceleme : Avşar Emaye San. ve Tic. A.Ş.’nde Bakanlığımızca yapılan incelemede, Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliğince düzenlenen Kapasite Raporunda üretim konusunun "Madeni Saç Eşya (Emaye ve Teflon Mutfak Eşyası)" olarak belirtildiği, işyerinde hammadde olarak DKP soğuk saç, rulo halinde paslanmaz çelik, granür halinde emaye firit, PTFE, Boya ve türevlerinin kullanıldığı, bu malzemelerin Saç Bölümü (kesim, şekillendirme, sıvama ve puntalama), Emaye Bölümü (değirmende karışım hazırlama, kaplama ve pişirme) ve Dekor Bölümünde (boya, baskı, yapıştırma ve pişirme) gerekli işlemlere tabi tutularak emaye kaplamalı mamül mutfak eşyasının (tencere, çaydanlık v.b.) imalatının yapıldığı, işyerinde yapılan işlerin niteliği itibariyle İşkolları Tüzüğü’nün 13 sıra numaralı "Metal" işkolunda yer alması gerektiği tespit edilmiştir.

Karar : Avşar Emaye San. ve Tic., A.Ş. işyerinde yapılan işlerin niteliği itibariyle İşkolları Tüzüğü’nün 13 sıra numaralı "Metal" işkoluna girdiğine ve yapılan bu tespitin Resmî Gazete’de yayımlanmasına 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 4. maddesi gereğince karar verilmiştir.

—— • ——

Çevre ve Orman Bakanlığı ve Maliye Bakanlığından:

Orman Köylüleri Kalkınma Hizmetlerine İlişkin Esas ve Usullerin

15 inci Maddesinde Değişiklik Yapılması

Hakkında Esas ve Usuller

 

MADDE 1 — 6/5/2004 tarihli ve 25454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Orman Köylüleri Kalkınma Hizmetlerine İlişkin Esas ve Usullerin 15 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Orman köylülerine kullandırılan ferdi, kooperatif ve kooperatif üst kuruluş kredilerinde; Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasının o yıl küçük ölçekli tarımsal işletme tanımına giren üreticilere uyguladığı kredi faizinin yedide biri ile ikide biri arasında olmak üzere Bakanlıkça belirlenen faiz oranı uygulanır, küsurat tama iblağ edilir. Bu oran her mali yıl başında belirlenerek Maliye Bakanlığına bildirilir. Bankanın yıl içerisinde faiz oranlarında yapacağı değişiklik daha önce yapılmış borçlanma sözleşmelerinde dikkate alınmaz."

Yürürlük

MADDE 2 — Bu Esas ve Usuller yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 3 — Bu Esas ve Usulleri Çevre ve Orman Bakanı ile Maliye Bakanı müştereken yürütür.

—— • ——

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından:

Mecburi Standard Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına

Dair Tebliğ

(Tebliğ No: ÖSG-2004/ 33)

Madde 1 — Bu Tebliğ 8/1/1985 tarihli ve 3143 sayılı, 10/6/1930 tarihli ve 1705 sayılı, 18/11/1960 tarihli ve 132 sayılı kanunlara istinaden hazırlanmıştır.

Madde 2 — 29/09/2003 tarihli ve 25244 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak "Mecburi Standard Tebliği (Tebliğ No: ÖSG- 2003/90) ile mecburi uygulamaya konulan TS 12820 "Akaryakıt istasyonları- Emniyet kuralları" standardı, Türk Standardları Enstitüsü tarafından ekte yer aldığı şekilde tadil edilmiş olup, bu tadil metni Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren 3(üç) ay sonra mecburi olarak uygulanacaktır.

Madde 3 — Ekli Standard konusunda iştigal edenlerin bu Tebliğ hükümlerine uymaları zorunludur.

Madde 4 — Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 5 — Bu Tebliğ hükümlerini Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür.

 

TS 12820: 2002

T1 : Nisan 2004

ICS: 75.200

——————————————————————————————————————————————————————————————

Bu tadil, TSE Petrol Hazırlık Grubu’nca hazırlanmış ve TSE Teknik Kurulu’nun 29 Nisan 2004 tarihli toplantısında kabul edilerek yayımına karar verilmiştir.

 

Akaryakıt istasyonları - Emniyet kuralları

Automotive service stations - Safety rules

 

—— • ——

Siirt Valiliğinden:

Mahalli Çevre Kurulu Kararı

 

Karar Tarihi : 25/12/2003

Karar No      : 10

İl Mahalli Çevre Kurulu 25/12/2003 tarihinde Vali Yardımcısı Ahmet AYDIN başkanlığında toplanarak aşağıdaki kararları almıştır.

Madde 1 — Siirt il merkezinde 2003-2004 kış sezonunda ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğinin önlenmesi amacı ile kış sezonunda kalorifer yakma saatlerinin aşağıdaki şekilde uygulanmasına;

 

Konutlarda

: sabah 06.00-09.00

   

: akşam 16.00-23.00

 

Resmi Kurum ve Kuruluşlarda

: sabah 07.00-10.00

   

: akşam 14.00-16.00

 

İş Merkezlerinde

: sabah 08.00-10.00

   

: akşam 14.00-16.00

Hastane, okul, yurt, kreş ve benzeri yerler, kalorifer yakma kurallarına uymak şartıyla kalorifer yakma saatleri dışında tutulacaktır. 2003-2004 kış sezonunda ilimizde kalorifer yakılmasının 30/4/2004 tarihinde sona ermesine;

Dış ortam sıcaklığının 15 0C’nin altında olması halinde kalorifer ve sobaların yakılmasına, iç ortam sıcaklığı 20 0C’den yukarı olmayacak şekilde düzenlenmesine, oluşabilecek olağanüstü hava şartlarında Valiliğin belirleyeceği saatlere riayet edilmesine, bu konuda duyurunun yerel basın ve Belediye Başkanlığınca yapılmasına;

Madde 2 — Kömür kullanan kurum, kuruluş ve apartman bacalarına filtre takılmasına, bu konuda Çevre ve Orman Bakanlığından görüş alınmasına,

Oy birliği ile karar verilmiştir.

Tebliğ olunur.

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2002/92

Karar Sayısı : 2004/25

Karar Günü : 2.3.2004

 

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bergama Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 24.6.1995 günlü, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61. maddesinin (d) bendinin ve aynı kararnameye 4128 sayılı Yasa ile eklenen 61/A maddesinin (c) bendinin, Anayasa’nın 7., 13., 33., 38., 64. ve 91. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri istemidir.

I- OLAY

Sanıkların, şirketleri adına marka kullanma belgesi ve yetkisi olmaksızın müşteki şirket adına tescilli markayı kullanarak marka hakkını izinsiz genişletmek eyleminden dolayı açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptalleri için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Bergama Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.4.2002 günlü başvuru kararı şöyledir:

“Bergama C. Başsavcılığının 16.9.1999 tarih 1999/544 Esas sayılı iddianamesi ile mahkememize kamu davası açılmış sanıkların yargılamasının yapılarak TCK 64/1 madde aracılığı ile 556 Sayılı Markaların Korunmasına Dair KHK’de değişiklik yapan 4128 sayılı Kanunun 6 l/b maddesi uyarınca cezalandırılmaları talep edilmiştir.

C. Savcısı mütalaasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3.12.2001 tarih 4709 S.Y.nın 15. maddesi ile 32. maddesine eklenen 7. fıkrasında hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir hükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonamaz hükmü getirilmiştir. 556 S. KHK’nin 61/A-C maddesinin Anayasanın 38. maddesine 4709 S. Y.nın 15. maddesi ile eklenen 7. fıkrasının son cümlesine aykırı olduğunu belirtmiştir.

Sanıklar hakkında her ne kadar iddianamede 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 4128 sayılı Kanunla değişik 6l/b maddesine göre kamu davası açılmışsa da; sanıkların eylemlerinin adı geçen Kanunun 61. maddesinin (d) bendinde “marka sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları 3. kişilere devir etmek” şeklinde düzenlenen fiiline uygun düştüğü yine adı geçen Kanun Hükmünde Kararnamenin kanunla değişik ceza maddesi 61/A-C maddesine göre hukuki tavsifin yapılması gerektiği ve bu maddede sanıklara 2 yıldan, 4 yıla kadar hapis ve 600.000.000.-TL.den - 1 milyara kadar para cezasının öngörüldüğü, dolayısıyla sanıklara yapılan isnadın bu madde kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Bu sebeple sanıklara ek savunma hakkı tanınması yönüne gidilmiştir.

Ceza Hukukunun bir fonksiyonunda, diğer branşlardaki hukuki ilişkilerin hukuka uygun bir biçimde gelişmesini sağlayabilmek için, kendi sert müeyyidelerinden bu hukuk branşlarını da yararlandırmak olduğu ceza müeyyidesine başvuran bu hukuk branşları günümüzde öylesine çoğalmıştır ki adeta bu branşlar sayısınca ceza hukukunun özel bir takım kısımlarının ortaya çıktığı herkesçe bilinmektedir. Konumuzla ilgisi olması nedeniyle “Ticari Ceza Hukuku” terimi, ticaret hayati ile bir suretle ilişkisi olupta, ceza müeyyidesi ile korunan bütün hukuk kaidelerini kapsamına almaktadır. Böyle bir anlayış içerisinde vergi suçları, iş kanunları, sosyal sigortalar kanunlarında yer alan suçlar, bankalar kanunu, markalar kanunu gibi birçok kanunda düzenlen suçlar hep bu kategoriye girmektedir. Yine bu görüş sonucudur ki, ekonomik suçlar hukuki açıdan “ticari ve sınai bir işletmenin ticarî işlerinin hukuka uygun bir tarzda cereyan etmesi ve sözü geçen işletmenin bu işlerden doğan menfaatlerinin korunması maksadı ile cezalandırılan ve sadece böyle bir işletme mensupları tarafından islenilebilen fiiller” şeklinde, doktrinde tarif edilmiştir. (S. Erman, Ticari Ceza Hukuk, 1- Genel kısım. Sh. 4).

XIX yüzyılın kapitalizmi, liberal ekonomi esaslarına sadık kalarak, çalışma ve ticaret hayatını tamamı ile özel hukuk alanına bırakmış, sadece bu alana vaki hukuka aykırı tecavüzleri ceza tehdidi altına almakla yetinmiştir.

Bu sebepledir kî, ceza müeyyidesine iktisadi ve ticari alanda ihtiyaç varsada, bunu kullanmakta büyük bir dikkat ve itina gösterme ve bu müeyyideleri sağlam nazari temellere dayandırmak gerekir. Herhalde nazari esaslardan yoksun ya da genel prensiplere sırt çeviren ya da yönetimle adliye arasında gerekli iş birliğini kurmayan bir tatbikat semere veremez yahut sakat neticelere götürür. Herhalde, kazanç maksadıyla işlenen ticari suçlarda, en uygun müeyyidenin hürriyeti bağlayıcı cezalar olmayıp ticarî faaliyetten men ve para cezaları olduğu ve nispi para cezalarına üstünlük vermenin yerinde olacağını göz önünde tutmak gerekir.

Bütün bunlara rağmen, bazı prensipleri ihmal etmek ve bir kenara atmak caiz değildir. Bir hukuk dalı, ceza hukukuna başvuruyorsa bu hukukun kaidelerini ve ana prensiplerini kabul etmek zorundadır. Ceza Hukukunun bir kısmı olur ve ceza hukukuna has ana prensiplere uygun bir biçimde tefsir ve tatbik edilir. Bu konuda yaşama yetkisinin de suistimal edilmekte olduğu göze çarpmaktadır. Ekonomik suçlarla mücadele için süratle hareket etmenin zorunlu olduğu bahanesiyle, kanun hükmünde olan ya da olmayan kararnamelerle bu alanın düzenlenmesine gidilmekte, meclisin bu konuda yasama fâaliyetini yerine getirmek hususunda ehliyeti ve yetkisi elinden alınmaktadır. Halbuki ceza hukuku alanında yasama organının verdiği yetki ferdi hürriyetin en temel bir prensibi ile açık çelişki halindedir. Gerçekten her suç ferdin suç haline getirilmiş olan fiili işlemek hürriyetini ortadan kaldırır ve sınırlar.

Suç konusu olayda olduğu şekilde, suç konusu fiil 556 sayılı KHK.nin 61. maddesinde düzenlenmiş, kanuni bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak müeyyidesi ise kanunla 61/A-C maddesinde öngörülmüştür. Anayasanın 38. maddesinde ifâdesini bulan suç ve cezada kanunilik prensibi ihmal edilmiştir. Bu şekildeki yolun kabul edilmesi halinde çok daha sakıncalı ve tehlikeli olduğu şüphesizdir. Çünkü bu şekildeki bir atıf yetki devrine müncer olmakta, yürütme organına dilediği fiili suç hâline getirmek yetkisini veren “beyaz hükümler” ihtiva etmektedir. Bu şekildeki ikili durumda, suç konusu fiilin yürütme organının tanzim tasarruflarını ile suç ihda etmesine imkan tanımaktadır. Ancak bu durum, Anayasanın 7. maddesinde belirtildiği üzere TBMM’nin yasama yetkisinin başka bir organa devredileceği ve 13. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla tahdit edilebileceğine, yine 33. maddesinde öngörülen suçların kanunla konulacağı ve 64. maddesindeki kanun yapmak yetkisinin TBMM’ne tanıdığı ve 91. madde KHK ile suç ihdas edilemeyeceği yönündeki Anayasa kurallarının ihlal anlamına gelmekte ve bu nedenle Anayasaya aykırı sayılmasını gerektirmektedir.

Ayrıca yukarıda sayılan hususlardan başka, 17 Ekim 2001 tarih ve 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4709 sayılı Kanunun 15. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesine eklenen son fıkra uyarınca “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonamaz” hükmü ile getirilen düzenlemeye de iptali istenen KHK hükümleri aykırı bulunmaktadır. Söz konusu suç, sözleşme hukukundan doğmakta, sözleşmede öngörülen yükümlülük ihlalinden kaynaklanmaktadır. Sözleşmeden doğan borçlar kapsamına, para borcu, bir şeyi verme, yapma, yapmama gibi taahhütler de girmektedir. Buna göre, Anayasanın 38. maddesi sözleşmeden kaynaklanan borcunu yerine getirilmemesi durumunda hürriyetin kısıtlanamayacağı öngörülmekle, bu duruma engel olunmak istenmiştir. Dolayısıyla yeni değişiklikle getirilen düzenlemeye aykırılık söz konusu olmaktır.

HÜKÜM yukarıda yazılı nedenlerle:

Belirtilen nedenlerle 556 Sayılı Kamın Hükmünde Kararnamenin 6l. maddesinin (d) bendi ile buna dayalı olarak 4128 sayılı Kanunla değişik 61/A-C maddesi, Anayasanın 7-13-33-38-64 ve 91. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varıldığından 2949 sayılı Yasanın 28. maddesinde öngörülen belgelerle birlikte Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, Anayasanın 152/1 maddesi gereğince Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına l7.4.2002 tarihinde karar verildi.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Kurallar

24.6.1995 günlü, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin itiraz konusu kuralları da içeren 61. maddesiyle 61/A maddesinin (c) bendi şöyledir:

“Madde 61- Aşağıda yazılı fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:

a) 9 uncu maddenin ihlali,

b) Marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek,

c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak,

d) Marka sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devir etmek,

e) (a) ila (c) bendlerinde yazılı fiillere iştirak veya yardım veya bunları teşvik etmek veya hangi şekil ve şartlarda olursa olsun bu fiillerin yapılmasını kolaylaştırmak,

f) Kendisinde bulunan ve başkası adına tescilli bir markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini taşıyan ürünün veya ticaret alanına çıkarılan malın nereden alındığını veya nasıl sağlandığını bildirmekten kaçınmak.”

“Madde 61/A- (Ek: 3/11/1995 - 4128/5 md)

c) 61 inci maddede yazılı fiillerden birini işleyenler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına ve altıyüz milyon liradan bir milyar liraya kadar para cezasına, ayrıca işyerlerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmelerine, hükmolunur.

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında Anayasa’nın 7., 13., 33., 38., 64. ve 91. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN ve Enis TUNGA’nın katılımlarıyla 28.5.2002 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kurallar, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Sınırlama Sorunu

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlı tutulmuştur.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 24.6.1995 günlü, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61. maddesinin (d) bendi ile 4128 sayılı Yasa’nın 5. maddesiyle eklenen 61/A maddesinin (c) bendinin Anayasa’ya aykırılığını ileri sürerek iptalini istemektedir.

Ancak, davada uygulanacak olan 61/A maddesinin (c) bendi, 61. maddede bentler halinde belirtilen eylemlerin tümü için geçerli ortak kural niteliği taşımaktadır. Somut olayda dava, 61. maddenin (d) bendinde belirtilen eyleme ilişkin bulunduğundan 61/A maddenin (c) bendinin esasına ilişkin incelemenin 61. maddenin itiraz konusu (d) bendi yönünden sınırlı olarak yapılması gerekir.

B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

Başvuran Mahkeme, kanun hükmünde kararnamelerle suç oluşturulamayacağını ve sözleşmeden doğan borç için hapis cezası öngörülemeyeceğini ileri sürerek, 24.6.1995 günlü, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61. maddesinin (d) bendi ve aynı Kararnameye, 4128 sayılı Yasa ile eklenen 61/A maddenin (c) bendinde yer alan kuralların, Anayasa’nın 7., 13., 33., 38., 64. ve 91. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiştir.

1- 61. Maddenin (d) Bendinin İncelenmesi

61. maddenin itiraz konusu (d) bendinde, “marka sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devir etmek” marka hakkına tecavüz sayılan fiiller arasında gösterilmiştir.

61/A maddenin (c) bendinde de, “61 maddede yazılı fiillerden birini işleyenler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına ve altıyüzmilyon liradan bir milyar liraya kadar para cezasına, ayrıca işyerlerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmelerine hükmolunur” denilmiştir.

Yasakoyucu, ceza hukuku alanında yetkisini kullanırken Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla, toplumda belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçülerde ceza yaptırımları ile karşılanmaları gerektiği ve hangi hal ve hareketlerin ağırlaştırıcı veya hafifletici neden olarak kabul edileceği konularında takdir yetkisine sahiptir.

Zaman içinde toplumsal gereksinimleri karşılamak, kişi ve toplum yararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdaki değişikliklere koşut olarak alınan önlemlerin etkisini artırmak ya da bunları hafifletmek veya ortadan kaldırmak yetkisi yasakoyucuya aittir.

Anayasa’nın 38. maddesinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik önlemlerinin ancak yasayla konulacağı belirtilmiş, 91. maddesinin ilk fıkrasında da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceği, ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği öngörülmüştür.

İtiraz konusu 556 sayılı KHK’nin 61. maddesinde, 61/A maddesinde ceza öngörülen eylemler düzenlenmektedir. Suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen 38. madde Anayasa’nın ikinci kısmının ikinci bölümünde yer aldığından bu konudaki düzenlemelerin kanun hükmünde kararname ile yapılması olanaklı değildir.

 

Bu nedenle, itiraz konusu 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61. maddesinin (d) bendi Anayasa’nın 91. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Bu görüşe Mustafa BUMİN, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM katılmamışlardır.

Kuralın Anayasa’nın 13 ve 38. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

2- 61/A Maddesinin (c) Bendinin İncelenmesi

Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin (c) bendi, 4128 sayılı Yasa ile eklendiğinden Anayasa’nın cezaların yasa ile düzenlenmesine ilişkin 38. maddesine uyulmuştur. Ayrıca, Anayasa’da Kanun Hükmünde Kararnamelerin yasayla değiştirilmesini veya bunlara madde eklenmesini engelleyen bir kural da bulunmamaktadır.

Öte yandan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” başlığını taşıyan 61. maddesinin (d) bendi delaletiyle, 61/A maddesinin itiraza konu (c) bendinde düzenlenen marka hakkına tecavüz suçu bakımından, yasakoyucunun suç kabul ederek yaptırıma bağladığı eylem, Anayasa’nın 38. maddesinde yazılı “bir kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamayacağı”na ilişkin kural kapsamında görülemez. Zira Yasa’nın 61. maddesinin (d) bendinde tarif edilen eylem, sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek suçunu oluşturduğundan, 61-A maddenin (c) bendindeki ceza da sözleşmeden doğan bir suça ilişkin olmayıp, yasada belirtilen suça ilişkindir.

Açıklanan nedenle, 556 sayılı KHK’nin 61. maddesinin (d) bendi yönünden incelenen itiraz konusu 61/A maddesinin (c) bendi Anayasa’nın 38. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

İtiraz konusu maddenin Anayasa’nın 7., 33. ve 64. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

C- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu

Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmekte, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal halinde meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette görürse yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı belirtilmiştir.

61. maddenin iptal edilen (d) bendinin doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

VI- SONUÇ

24.6.1995 günlü, 556 sayılı “Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin;

A- 61. maddesinin (d) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- 4128 sayılı Yasa ile eklenen 61/A maddesinin (c) bendinin, 61. maddenin (d) bendi yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C- 61. maddesinin iptal edilen (d) bendinin doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

2.3.2004 gününde karar verildi.

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

 

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Aysel PEKİNER

 

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

                    

                                                                                                                      Üye                                            Üye

                                                                                                             Fazıl SAĞLAM                  Mehmet ERTEN

 

 

Esas Sayısı : 2002/92

Karar Sayısı : 2004/25

KARŞIOY YAZISI

İtiraz konusu 24.6.1995 günlü, 556 sayılı “Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 61. maddesinin itiraz konusu (d) bendinde marka hakkına tecavüz sayılan fiil, bu Kararname’nin 61. maddesinden sonra gelmek üzere 3.11.1995 günlü, 4128 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile eklenen 61/A maddesinin yine itiraz konusu (c) bendinde ise bu fiil için tayin edilecek cezalar düzenlenmiştir.

Markalar hakkına tecavüzle ilgili suç sayılan fiilin kararname ile düzenlenmesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülerek söz konusu kuralların itirazen iptalleri istenilmektedir.

4128 sayılı Kanun’un 61/A maddesinin (c) bendinde “c) 61 inci maddede yazılı fiillerden birini işleyenler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına ve altı yüzmilyon liradan bir milyar liraya kadar para cezasına, ayrıca işyerlerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmelerine hükmolunur” denilmektedir. Kanunla yapılan bu düzenleme dikkatle incelendiğinde, yasakoyucunun, “61. maddede yazılı fiillerden birini işleyenler...” sözcüklerine madde içinde yer vererek yaptığı yollamayla marka hakkına tecavüzle ilgili suç sayılan fiilleri de ceza öngören madde içine aldığı, böylece hem suç sayılan fiilleri ve hem de bunlara ilişkin cezaları kanunla düzenleyerek, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin gereklerini yerine getirdiği görülmektedir.

Yasakoyucunun, Kanun’un itiraz konusu 61/A maddesinin (c) bendini düzenlerken, Kararname’nin 61. maddesine “61. maddede yazılı fiillerden birini işleyenler...” biçiminde yollama yapması ile maddede sayılan,

“a) 9 uncu maddenin ihlali,

b) Marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek,

c) Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak,

d) Marka sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devir etmek,

e) (a) ila (c) bentlerinde yazılı fiillere iştirak veya yardım veya bunları teşvik etmek veya hangi şekil ve şartlarda olursa olsun bu fiillerin yapılmasını kolaylaştırmak,

f) Kendisinde bulunan ve başkası adına tescilli bir markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini taşıyan ürünün veya ticaret alanına çıkarılan malın nereden alındığını veya nasıl sağlandığını bildirmekten kaçınmak.”

tarzındaki marka hakkına tecavüz fiillerini madde metnine tek tek yazması arasında fark bulunmamaktadır. Burada yasakoyucu yasa yapma tekniğine uygun davranmış, tekrardan kaçınarak 61. maddeye gönderme yapmakla yetinmiştir. Dolayısıyla yasakoyucunun, kararnamede marka hakkına tecavüz olarak sayılan fiillerin nelerden ibaret olduğunu bilerek bunlar için uygun gördüğü cezaları kanun ile belirlemek suretiyle bu fiillere de suç niteliği kazandırdığını kabul etmek gerekir. Aksine yorum yasakoyucunun açık iradesini benimsememek anlamını taşır.

Öte yandan anılan fiillerde sonradan KHK ile bir değişiklik yapılması farklı bir durum olup, ancak böyle bir durumda suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırılıktan söz edilebilir.

Bu nedenlerle çoğunluğun 24.6.1995 günlü, 556 sayılı “Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 61. maddesinin (d) bendinde yer alan kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptal edilmesi gerektiğine ilişkin kararına katılmıyoruz.

 

 

                                                                                                      Başkan                                   Üye                                      Üye

                                                                                              Mustafa BUMİN               Mehmet ERTEN                 Fazıl SAĞLAM

 

Sayfa Başı