Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

13 Kasım 2001

SALI

Sayı : 24582

Å ÖNCEKİ

SONRAKİ

Æ

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

 

Milletlerarası Andlaşma

2001/3157     Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasındaki Teknik İşbirliği Anlaşması Çerçevesinde İki Ülke Arasında Nota Teatisi Yoluyla İmzalanan “Erzurum’da Çevreye Zarar Vermeyen Belediye Hizmetlerinin Geliştirilmesi” Konulu Projeye İlişkin Anlaşmanın Onaylanması Hakkında Karar

 

Yönetmelikler

— Motorlu Araçların ve Römorklarının Uç Hat İşaret Lambaları, Ön Konum (Yan) Lambaları, Arka Konum (Yan) Lambaları, Fren Lambaları, Gündüz Yakılan Lambaları ve İşaret Lambaları ile İlgili Tip Onayı Yönetmeliği (76/758/AT)

— Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Yönetmelik

 

Tebliğler

— Mecburi Standard: ÖSG-2001/94-95 Sayılı Tebliğ

— Mecburi Standard: ÖSG-2001/95-96 Sayılı Tebliğ

— Mecburi Standard: ÖSG-2001/96-97 Sayılı Tebliğ

— Mecburi Standard: ÖSG-2001/97-98 Sayılı Tebliğ

— İthalatta Gözetim ve Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (2001/9)

— İthalatta Gözetim ve Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ (2001/10)

— İthalinde Bakım, Onarım ve Servis Garantisi Yeterlilik Belgesi Aranacak Maddelere İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ (İthalat: 2001/22)

— Sermaye Piyasası Kanununa Tabi olan Halka Açık Anonim Ortaklıkların Temettü ve Temettü Avansı Dağıtımında Uyacakları Esaslar Hakkında Tebliğ (Seri: IV, No: 27)

— Hisse Senetlerinin Şekil Şartlarına İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri: I, No: 28)

— Sermaye Piyasasında Konsolide Mali Tablolara ve İştiraklerin Muhasebeleştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Seri: XI, No: 21)

— Rekabet Kurulunun 99-33/312-192 Sayılı Kararı

— Rekabet Kurulunun 99-44/468-297 Sayılı Kararı

— Rekabet Kurulunun 00-4/41-19 Sayılı Kararı

— Rekabet Kurulunun 00-29/322-182 Sayılı Kararı

— Rekabet Kurulunun 00-32/334-188 Sayılı Kararı

— Rekabet Kurulunun 01-27/260-74 Sayılı Kararı

— Rekabet Kurulunun 01-36/349-96 Sayılı Kararı

 

YARGI BÖLÜMÜ

 

Yargıtay Kararları

— Yargıtay 2, 14 ve 18. Hukuk Dairelerine Ait 10 Adet Karar


 

 

İLAN BÖLÜMÜ

 

İlanları görmek için tıklayınız

 

 

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Milletlerarası Andlaşma

 

Sayfa Başı


Yönetmelikler

—— • —— 

Yüzüncü Yıl Üniversitesinden :

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 4/4/1997 gün ve 22954 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı Yönetmeliğinin 14üncü maddesinin (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim elamanları, personel ve öğrencileri kütüphaneden ödünç materyal alabilmeleri için Daire Başkanlığınca verilen barkotlu kütüphane kartına sahip olmaları gerekir. Barkotlu üye kartı olmadan ödünç kitap ve diğer materyal ödünç verilmez.”

“b) Öğretim elemanları, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, lisans ve ön lisans öğrencileri ile idari personele en çok kaç kitabın ödünç verileceği ve ne kadar süreyle ödünç verileceği Daire Başkanının önerisi ile Rektör tarafından belirlenir.”

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 17 — a) Ödünç aldığı kitap ve diğer materyali en geç ödünç verme süresi sonunda iade etmeyen veya süresini uzatmayan kişiden, başkaca hiçbir işleme gerek bulunmaksızın, süre sonunu izleyen günden itibaren geçen her gün için para cezası alınır. Yıl içinde uygulanacak günlük ceza miktarı her yıl Daire Başkanının önerisi ile Rektör tarafından belirlenir. Kendisine gecikme cezası uygulanmasına başlanmış olan bir kişiye, ödünç aldığı materyali iade etmediği ve tahakkuk eden gecikme cezası miktarının tamamını ödemediği sürece, hiçbir şekilde başka bir kitap veya materyal ödünç verilmez.

b) Gecikme cezası uygulanan gün sayısının 30 (otuz) günü aşması halinde, kütüphane yöneticileri, gecikme cezasını uygulamaya devam etmekte veya o kitap veya materyal hakkında kaybedilmiş gibi işlem yapmakta serbesttirler.

c) Üniversite öğretim elemanları ve personeline ait ödenmeyen para cezaları aylıklarından kesilir. Gecikme cezaları, Yüzüncü Yıl Üniversitesi bütçesine gelir olarak kaydedilir. Gelir olarak kaydedilen bu para Rektörün onayı ile kütüphanenin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılır.”

MADDE 3 — Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“b) Yıpratılan ve kaybedilen yayının temini mümkün olmadığının tespiti halinde materyalin Kütüphane Değer Takdir Komisyonunca belirlenen değeri (barkotlu etiketler, manyetik şerit ve cilt masrafı) ve varsa tahakkuk eden gecikme cezası Yüzüncü Yıl Üniversitesi bütçesine gelir olarak kaydedilir.”

MADDE 4 — Aynı Yönetmeliğin 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 19 — Kütüphaneden sorumlu Rektör Yardımcısı Başkanlığında Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı, Daire başkanlığında görevli Uzmanlar ve Şube Müdürlerinden oluşur. Değer Takdir komisyonu üye sayısı en az üç en fazla beş kişiden oluşur. Değer Takdir Komisyonunun kararları Rektörün onayından sonra kesinlik kazanır.

Kütüphaneye alınması istenilen (Kitap, süreli yayınlar, elektronik bilgi kaynakları, mikrofilm, cd-rom, vcd, disket v.s.) materyallerin seçimi ve fiyatı belli olmayanların fiyat takdirini yapar.”

Yürürlük

MADDE 5 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6 — Bu Yönetmelik hükümlerini Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü yürütür.

Sayfa Başı


Tebliğler

 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

Dış Ticaret Müsteşarlığından :

İthalinde Bakım, Onarım ve Servis Garantisi Yeterlilik Belgesi Aranacak Maddelere İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ İthalat: (2001/22)

MADDE 1 — 31/12/2000 tarihli ve 24274 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalat: (2001/6) sayılı İthalinde Bakım, Onarım ve Servis Garantisi Yeterlilik Belgesi Aranacak Maddelere İlişkin Tebliğ’in 3 üncü maddesi kapsamına aşağıda gümrük tarife pozisyonu ve ismi belirtilen eşya ilave edilmiştir.

G.T.P.

Madde İsmi

9028.30

Elektrik sayaçları

MADDE 2 — Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 —Bu Tebliğ hükümlerini Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakan yürütür.

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

—— • —— 

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/12329

Karar

: 2001/13758

İncelenen Kararın

Mahkemesi

: Adıyaman A.H.

Tarihi

: 23.2.2000

Numarası

: 1999/749-2000/93

Davacı

: Abuzer Ekici

Davalı

: Yusuf ve Zeliha Alaca, Nüfus Müdürlüğü

Dava Türü

: Babalığa Karar Verilmesi

Temyiz Eden

: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacıların talebi, annelerinin Zeliha ve babalarının Yusuf olduğunun tesbiti ile nüfus siciline bu biçimde tescilini içermekte ise de, dava niteliği itibariyle babalık davasıdır.

Dosyada mevcut nüfus kaydında, çocukların doğduğu tarihe göre, anne Zeliha’nın Mehmet ile evli olduğu görülmektedir.

1587 sayılı Nüfus Kanunu ile, doğum olaylarının nüfus siciline işlenmesi görevi Nüfus İdaresine verilmiştir. Bu sicil uyarınca işlem yapmak zorunludur. (MK.7)

Nüfus kaydına göre, kayyım marifetiyle temsil edilen Zeynep’in doğum tarihi 01.06.1980’dir. Dava ve hüküm tarihinde reşit olduğu anlaşıldığından, Medeni Kanunun 298, 376 ve 377. maddeleri şartları oluşmadan davada kayyım aracılığı ile temsil edilemez. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmaksızın, Zeynep’in açılan davaya icazeti olup olmadığı da belirlenmeden, hüküm kurulması yasaya aykırı bulunmuştur.

Türk Medeni Kanunun 296. maddesi gereğince babalık davası, küçüğe kayyım tayin edildiği ve şayet kayyım tayin edilmemiş ise, küçüğün reşit olduğu tarihten itibaren bir sene içinde açılabilir. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece resen gözetilmesi gerektiği halde, özellikle davacılardan Hacı ve Zeynep hakkında, bu hususun araştırılarak tespit edilmemesi doğru bulunmamıştır.

Aynı Kanunun 241. maddesi hükmüne göre "evlilik mevcut iken veya zevalinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır."

242. maddesinde de, "koca doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay

içinde çocuğu reddedebilir."

303. maddesinde ise, "ana, gebe kaldığı zaman evli idiyse; babalık davası, ancak çocuğun nesebi sahih olmadığına hakim hükmettikten sonra ikame edilebilir. Hükmü mevcut olup, Zeliha’nın kocası Mehmet’in çocukların nesebini reddettiğine ilişkin bir iddia ve karar dosyada yoktur.

Bu itibarla; mahkemece isteğin reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 12.10.2001

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/6247

Karar

: 2001/5884

Mahkemesi

: Lalapaşa Asliye Hukuk

Tarihi

: 11.12.1997

Nosu

: 1997/160-184

Davacı

: Çömlekakpınar Köyü Muhtarlığı

Davalı

: Hazine

Üçüncü Kişi

:

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 64 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 11.12.1997 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve 1123381 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (...keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK.nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/6248

Karar

: 2001/5885

Mahkemesi

: Lalapaşa Asliye Hukuk

Tarihi

: 11.12.1997

Nosu

: 1997/167-187

Davacı

: Çömlekakpınar Köyü Muhtarlığı

Davalı

: Hazine

Üçüncü Kişi

:

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 49 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 11.12.1997 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve 1123382 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (...keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK.nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/6249

Karar

: 2001/5886

Mahkemesi

: Lalapaşa Asliye Hukuk

Tarihi

: 11.12.1997

Nosu

: 1997/173-188

Davacı

: Çömlekakpınar Köyü Muhtarlığı

Davalı

: Hazine

Üçüncü Kişi

:

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 77 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 11.12.1997 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve 1123388 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (...keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK.nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/6250

Karar

: 2001/5887

Mahkemesi

: Lalapaşa Asliye Hukuk

Tarihi

: 11.12.1997

Nosu

: 1997/187-185

Davacı

: Çömlekakpınar Köyü Muhtarlığı

Davalı

: Hazine

Üçüncü Kişi

:

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 139 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 11.12.1997 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve 1123383 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (...keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK.nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/6251

Karar

: 2001/5888

Mahkemesi

: Lalapaşa Asliye Hukuk

Tarihi

: 11.12.1997

Nosu

: 1997/189-183

Davacı

: Çömlekakpınar Köyü Muhtarlığı

Davalı

: Hazine

Üçüncü Kişi

:

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 138 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 11.12.1997 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve 1123386 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (...keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kanununun 4.maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK.nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/6252

Karar

: 2001/5889

Mahkemesi

: Lalapaşa Asliye Hukuk

Tarihi

: 11.12.1997

Nosu

: 1997/190-182

Davacı

: Çömlekakpınar Köyü Muhtarlığı

Davalı

: Hazine

Üçüncü Kişi

:

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 31 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 11.12.1997 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve 1123387 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (...keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kanununun 4.maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK.nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/6253

Karar

: 2001/5890

Mahkemesi

: Lalapaşa Asliye Hukuk

Tarihi

: 22.9.1999

Nosu

: 1997/197-1999/109

Davacı

: Çömlekakpınar Köyü Muhtarlığı

Davalı

: Hazine

Üçüncü Kişi

:

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 41 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 22.9.1999 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2001 gün ve 1123385 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (.... keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kanununun 4.maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK.nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden :

Esas

: 2001/6797

Karar

: 2001/6765

Mahkemesi

: Lalapaşa Asliye Hukuk

Tarihi

: 11.12.1997

Nosu

: 1997/158-186

Davacı

: Çömlekakpınar Köyü Muhtarlığı

Davalı

: Hazine

Üçüncü Kişi

:

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.9.1997 gününde verilen dilekçe ile 67 sayılı parselin tapusunun iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; vazgeçme nedeniyle davanın reddine dair verilen 11.12.1997 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.9.2001 gün ve 2001135082 sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Köy Muhtarlığı, 24.9.1997 tarihli dilekçesi ile kadastroca 1992 senesinde senetsizden tarla cinsi ile Hazine adına tahdidi kesinleşen dava konusu taşınmazın davacı köyün kadim merası olduğu nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacı köy muhtarının keşif tutanağında (...keşif mahallinde görüldüğü üzere taşınmazın mera ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından davamızdan vazgeçiyoruz.) şeklindeki imzalı beyanı üzerine davacı köy tüzel kişiliği temsilcisi muhtarın davadan vazgeçmesi nedeniyle davanın reddine dair 11.12.1997 tarihli hüküm taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozulması istemi ile hükmü temyiz etmiştir.

4342 sayılı Mera Kanununun 4.maddesi gereğince mera, yaylak ve kışlaklar Devletin hüküm ve tasarrufundadır, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz. Bu nedenle bu tür topraklar özel mülkiyete konu teşkil etmeyip kamu malı olması nedeniyle mera iddiası ile ilgili açılan davada köy muhtarının davayı kabule ve sulhe ve davadan feragata yetkisi olmadığından köy muhtarının dava konusu taşınmazın mera olmadığına ilişkin açıklamasının hukuki değeri yoktur. Kamu düzenine aykırı olan feragat beyanı HUMK.nun 95/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanıp neticesine göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken vazgeçme nedeni ile davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince Lalapaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmün hukuki sonuçları saklı kalmak üzere kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 15.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden :

Esas : 2001/7670

Karar : 2001/8833

Davacı Ömer Faruk Kaplan ile davalı Nüfus Müdürlüğü aralarındaki dava hakkında Tarsus 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.10.2000 günlü ve 2000/776-528 sayılı kararın temyiz edilmemekle kesinleşmesi ve yürürlükteki kanuna aykırı olduğu iddiasıyla C.Başsavcılığının 6.7.2001 gün ve Hukuk 2001/089437 sayılı yazılarıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulmasının istenmesi üzerine gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen Burcu ile aynı anneden doğduğu anlaşılan kardeşi 19.9.1985 doğumlu Dilber arasında düzeltilen doğum tarihine göre sadece 3 ay 27 günlük bir zaman farkı bulunmaktadır.

Bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı açık olup, hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken, bu kayıtların diğerleri ile çelişik olmamasına özen göstermeli, böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir. Bu hususa uyulmaması usul ve kanuna aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle C.Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK’nun 427.maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın C.Başsavcılığına gönderilmesine, 15.10.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sayfa Başı