23 Ekim 2015 CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 29511

TEBLİĞ

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:

KREDİ RİSKİ AZALTIM TEKNİKLERİNE İLİŞKİN TEBLİĞDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

MADDE 1 – 6/9/2014 tarihli ve 29111 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kredi Riski Azaltım Tekniklerine İlişkin Tebliğin 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 4 – (1) Bankalar, Standart Yaklaşım kapsamında risk ağırlıklı tutarın ve Temel İDD Yaklaşımı kapsamında risk ağırlıklı tutarın ve beklenen kaybın hesaplanmasında, bu Tebliğ hükümlerine uygun olarak kredi riski azaltımını dikkate alabilir. Kredi riski azaltımı ile birlikte artışı yaşanabilecek hukuki, operasyonel, likidite ve piyasa riskleri dahil tüm riskler için strateji, ilgili kredinin değerlendirilmesi, değerleme, sistemler, kredi korumasının başarısız olması veya etkinliğinin azalmasına ilişkin risklerin kontrolü ve kredi riski azaltımından kaynaklı konsantrasyon riskinin yönetimi de dahil olmak üzere bankaların izleme ve kontrol prosedürlerine ve süreçlerine sahip olmaları gerekir.

(2) Bankaların teminatların zamanında nakde dönüştürülmesini sağlamak amacıyla karşı tarafın temerrüdünün ortaya konulabilmesi ve teminatlarının nakde dönüştürülmesi için gerekli hukuki şartların oluştuğundan emin olunmasını ve akabinde işlemlerin gecikmeksizin başlayabilmesini temin edecek açık ve etkin süreç ve prosedürlere sahip olmaları gerekir.

(3) Kurum yapacağı denetimlerde söz konusu prosedür ve süreçlerin yeterliliğini değerlendirerek gerek görmesi halinde denetime tabi kuruluşun bazı kredi riski azaltım tekniklerini bu Tebliğ kapsamında sınırlandırabilir. Ayrıca finansal tablolara ve risk yönetimine ilişkin kamuya yapılması zorunlu olan açıklamalara ilişkin Kurumun eksiklik görmesi halinde kredi riski azaltım tekniklerinin bankaca dikkate alınmasına izin verilmez.

(4) KDK tarafından ihraca özgü bir derecelendirme yapılırken kredi riski azaltım unsurunun dikkate alınmış olması durumunda, bu ihraca ilişkin sermaye yükümlülüğünün belirlenmesinde söz konusu kredi riski azaltım unsuru tekrar dikkate alınmaz.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin 9 uncu maddesinin başlığı ile birinci ve yedinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Dikkate alınabilecek finansal teminatlar”

“(1) Aşağıda belirtilen finansal kalemler teminat olarak dikkate alınabilir:

a) Krediyi kullandıran banka nezdindeki mevduat ya da nakit benzeri kıymetler.

b) Merkezi yönetimler ve merkez bankalarınca ihraç edilen, bir KDK tarafından derecelendirilmiş ve Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 kapsamında kredi kalitesi kademesi dört ya da daha üstün olan borçlanma araçları.

c) Bankalarca ve aracı kurumlarca ihraç edilen, bir KDK tarafından derecelendirilmiş ve Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 kapsamında kredi kalitesi kademesi üç ya da daha üstün olan borçlanma araçları.

ç) Diğer kuruluşlarca ihraç edilen, bir KDK tarafından derecelendirilmiş ve Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 kapsamında kredi kalitesi kademesi üç ya da daha üstün olan borçlanma araçları.

d) Bir KDK tarafından kısa vadeli derecelendirmesi yapılmış olan ve Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 kapsamında kredi kalitesi kademesi üç ya da daha üstün olan kısa vadeli borçlanma araçları.

e) Ana endekslere dahil hisse senetleri veya bu hisse senetlerine çevrilebilir tahviller.

f) Altın.

g) Bir KDK tarafından derecelendirilmiş, Menkul Kıymetleştirmeye İlişkin Risk Ağırlıklı Tutarların Hesaplanması Hakkında Tebliğ, Dördüncü Kısmının Birinci Bölümünde yer alan hükümler kapsamında kredi kalitesi kademesi üç ya da daha üstün olan yeniden menkul kıymetleştirme pozisyonları hariç menkul kıymetleştirme pozisyonları.”

“(7) Birinci ve dördüncü fıkralar çerçevesinde dikkate alınabilir nitelikteki varlıkların yanında başka varlıklara da yatırım yapmış olan bir KYK'nın veya KYK'nın yatırım yaptığı başka bir KYK'nın, dikkate alınabilir nitelikte olmayan söz konusu varlıklara kuruluş sözleşmesi uyarınca yatırım yapması durumunda söz konusu KYK kredi riski azaltımı kapsamında dikkate alınamaz.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) 9 uncu maddenin birinci ve dördüncü fıkraları çerçevesinde dikkate alınabilir nitelikte olan araçlar ile birinci fıkranın (a) bendinde sayılan varlıkların yanında başka varlıklara da yatırım yapmış olan bir KYK kredi riski azaltım kapsamında teminat olarak dikkate alınamaz.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ikinci ve üçüncü fıkraları ile dördüncü fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“b) Üçüncü fıkrada belirtilen ticari işlemlerden kaynaklanan finansal alacaklar.”

“(2) Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1’in kırküçüncü fıkrası kapsamında yer alan ikamet amaçlı gayrimenkuller ile Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 uyarınca teminatı olduğu bir alacağa yüzde elli risk ağırlığı uygulanabilmesini sağlayan ticari amaçlı gayrimenkuller aşağıda belirtilen nitelikleri haiz olmaları durumunda teminat olarak dikkate alınabilirler.

a) Gayrimenkulün değerini ve borçlunun performansını birlikte etkileyen makroekonomik faktörler haricinde, teminata konu gayrimenkulün değerinin borçlunun kredi değerliliğine önemli ölçüde bağlı olmaması gerekir.

b) İlgili alacağın geri ödemelerinin esasen teminata konu gayrimenkul veya projenin performansına değil, borçlunun diğer kaynaklardan geri ödeme kapasitesine bağlı olması gerekir. Alacağın geri ödemesi, teminat olarak gösterilen gayrimenkulün yarattığı nakit akışına önemli ölçüde bağlı olamaz.

(3) Kredi borçlusunun çalışanlarından olan alacaklar, dâhil olduğu risk grubundan alacaklar ile menkul kıymetleştirmeye, sendikasyon kredisindeki paya ve kredi türevlerine konu olan alacaklar hariç olmak kaydıyla, borçlunun ticari veya finansal işlemlerinden kaynaklanan vadesi bir yıl veya daha az olan finansal alacakları teminat olarak dikkate alınabilir.”

“ç) Nakde dönüşmesi neticesinde elde edilen gelirin, teminatın değerinin yüzde yetmişinden az olduğu teminatların, nakde dönüşen aynı tür teminatlara sayıca oranı yüzde onu aşamaz. Piyasa fiyatlarının volatilitesinin yüksek olduğu durumlarda, teminatın değerlemesi daha ihtiyatlı yapılır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin 12 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Dikkate alınabilecek diğer fonlanmış kredi korumaları

MADDE 12 – (1) Krediyi kullandıran banka adına koşulsuz olarak ve cayılamaz şekilde rehnedilmiş olmaları şartıyla, saklama sözleşmesi haricindeki sözleşmeler kapsamında başka bir banka veya aracı kuruma yatırılan mevduat ya da nakit benzeri kıymetler diğer fonlanmış kredi korumaları olarak dikkate alınabilir.”

MADDE 6 – Aynı Tebliğin 13 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 13 – (1) Aşağıda sayılanlar, borçlunun risk ağırlığından daha düşük risk ağırlığına tabi olmaları kaydıyla, fonlanmamış kredi korumaları kapsamında koruma sağlayıcısı olarak dikkate alınabilir.

a) Merkezi yönetimler ve merkez bankaları.

b) Bölgesel yönetimler ve yerel yönetimler.

c) Çok taraflı kalkınma bankaları.

ç) Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 uyarınca alacakları yüzde sıfır risk ağırlığına tabi tutulan uluslararası kuruluşlar.

d) Kamu kuruluşları.

e) Bankalar ve aracı kurumlar ile Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1’in Birinci Bölümünün yirmibeşinci fıkrası kapsamında yer alan finansal kuruluşlar.

f) Bankanın ana ortaklığı ile bankanın bağlı ortaklık ve iştirakleri de dâhil,

1) Menkul kıymetleştirme pozisyonları için verdikleri garantiler hariç olmak üzere bir KDK tarafından derecelendirilmiş kuruluşlar,

2) Bir KDK tarafından derecelendirilmemiş ancak risk ağırlıklı tutar ve beklenen kayıp tutarlarını Temel İDD Yaklaşımı kapsamında hesaplayan bankalar tarafından içsel olarak derecelendirilmiş kuruluşlar.

3) Menkul kıymetleştirme pozisyonları için verilen garantiler için bir KDK tarafından derecelendirilmiş ve verilen derecelendirme notu koruma sağlandığı tarihte bir veya ikinci kredi kalitesi kademesine eşleşen ve bundan sonraki izleyen dönemde ise ilk üç kredi kalitesi kademesinden birine eşleşen bir not alan kuruluşlar.

(2) Temel İDD Yaklaşımı kapsamında risk ağırlıklı tutar ve beklenen kayıp tutarlarını hesaplayan bankaların, bir garantörü koruma sağlayıcısı olarak dikkate alabilmeleri için garantörün Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-2'ye uygun olarak derecelendirilmesi gerekir.

(3) Yabancı ülkelerin yetkili otoritelerince, finansal kuruluşlar tarafından sağlanan garantilerin sermaye yeterliliği düzenlemeleri kapsamında bankalar ve aracı kurumlardan sağlananlar gibi değerlendirilmesi durumunda söz konusu finansal kuruluşlar koruma sağlayıcısı olarak dikkate alınabilir. Kurul, gerekli görmesi halinde bu fıkradaki uygulamayı ülke bazında sınırlandırabilir.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin 14 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temel İDD Yaklaşımında çifte temerrüt etkisinin yansıtılmasında kullanılabilecek koruma sağlayıcılarına ilişkin kriterler

MADDE 14 – (1) Aşağıdaki koşulları sağlayan bankalar ve aracı kurumlar, sigorta ve reasürans şirketleri ve ihracat kredi kuruluşları, Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-1’in Birinci Bölümünün dördüncü fıkrası kapsamında çifte temerrüt etkisinin yansıtılması amacıyla fonlanmamış kredi koruması sağlayıcısı olarak dikkate alınabilir.

a) Fonlanmamış kredi koruması sağlama konusunda yeterli uzmanlığa sahip olması.

b) Bir KDK tarafından derecelendirilmiş ve Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 kapsamında 3 ya da daha üstün olan bir kredi kalitesi kademesinde değerlendirilmiş olması.

c) Koruma sağlandığı esnada ya da takip eden herhangi bir dönem için bankanın koruma sağlayıcısına ilişkin yaptığı TO tahmininin, Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 kapsamında 2 ya da daha üstün bir kredi kalitesi kademesine en az bir kere tekabül etmiş olması şartıyla, 3 ya da daha üstün bir kredi kalitesi kademesine tekabül ediyor olması.

(2) Birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen şart bankalar ve aracı kurumlar için aranmaz.”

MADDE 8 – Aynı Tebliğin 15 inci maddesinin başlığı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Merkezi yönetim veya merkez bankaları tarafından sağlanan kontrgarantilerin fonlanmamış kredi koruması olarak dikkate alınabilirliği”

MADDE 9 – Aynı Tebliğin 20 nci maddesinin başlığı, birinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Finansal teminatların dikkate alınmasına ilişkin asgari şartlar”

“(1) Finansal teminatların dikkate alınabilmesi için, düşük korelasyon ilişkisinin varlığı, teminatın hukuki geçerliliğinin mevcudiyeti ve asgari operasyonel yönetime ilişkin şartların sağlanması esastır.”

“(4) Finansal teminatların dikkate alınmasında asgari olarak aşağıda yer alan operasyonel yönetime ilişkin şartlar aranır.

a) Teminat sözleşmeleri usulünce belgelendirilir ve teminatın zamanında nakde çevrilmesi için açık ve sağlam bir prosedür bulunur.

b) Teminatın kullanılmasından doğabilecek kredi korumasının başarısız olması veya etkinliğinin azalmasına, değerlemeye ve kredi korumasının sona erdirilmesine ilişkin riskler ile teminatın kullanılmasından doğan yoğunlaşma riski gibi risklerin bankanın genel risk profili üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere kontrol edilmesine yönelik prosedürler ve süreçler tesis edilir ve uygulanır.

c) Kabul edilen teminatların türü ve tutarlarına ilişkin politika ve uygulamalar yazılı hale getirilir.

ç) Teminatın gerçeğe uygun değerinde önemli bir azalma olduğuna ilişkin göstergelerin ortaya çıkması durumunda ve her halükarda asgari altı ayda bir teminatın gerçeğe uygun değeri yeniden hesaplanır.

d) Teminatın üçüncü bir tarafın zilyetliğinde olması durumunda, üçüncü tarafın söz konusu teminatı kendi varlıklarından ayrı tutmasını temine yönelik gerekli tüm tedbirler alınır.

e) Tezgah üstü türev işlem ve menkul kıymet finansman işlemlerine ilişkin olarak karşı taraflarla yapılan marj sözleşmeleri kapsamında zamanında ve doğru bir şekilde marj çağrısında bulunulması ve karşı tarafların marj çağrılarına zamanında cevap verilmesi için yeterli kaynak ayrılması sağlanır.

f) Aşağıda belirtilen hususların kontrol edilmesi, izlenmesi ve raporlanmasını sağlamak amacıyla teminat yönetim politikalarına sahip olunması gereklidir:

1) Marj anlaşmalarından dolayı maruz kalınan riskler.

2) Belirli teminatlardaki yoğunlaşmalar.

3) Karşı taraftan alınan teminatın tekrar kullanımından kaynaklı olarak ortaya çıkması muhtemel likidite açığı dâhil olmak üzere teminatların tekrar kullanılması.

4) Karşı tarafa gönderilen teminatlar üzerindeki haklardan feragat edilmesi.”

MADDE 10 – Aynı Tebliğin 21 inci maddesinin başlığı ile birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.

“Gayrimenkullerin teminat olarak dikkate alınmasına ilişkin asgari şartlar”

“b) Bankalarca, İDD yaklaşımları kullanılması durumunda ticari amaçlı gayrimenkul ve ikamet amaçlı gayrimenkullerin değeri asgari yılda bir kez gözden geçirilir. Standart yaklaşım uygulamasında ise söz konusu süreler ticari amaçlı gayrimenkul için bir yıl ve ikamet amaçlı gayrimenkuller için ise üç yıl olarak uygulanır. Kurumca gerekli görülmesi halinde söz konusu süreler daha ihtiyatlı olarak belirlenebilir. Piyasa koşullarında önemli değişikliklerin olduğu durumlarda gözden geçirme daha sık aralıklarla yapılır. Gayrimenkulün değerinin gözden geçirilmesine ve yeniden değerleme gerektiren gayrimenkullerin belirlenmesine yönelik olarak bankalarca istatistiksel yöntemler kullanılabilir. Gayrimenkulün değerinin genel piyasa fiyatlarına göre önemli oranda azalmış olabileceğine ilişkin göstergelerin bulunması halinde gayrimenkul, 62 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen yetkili değerleme kuruluşları tarafından yeniden değerlenir.”

“d) Diğer yasal düzenlemelerden kaynaklanan öncelikli haklar ile gayrimenkul kaynaklı oluşabilecek çevrenin korunması kapsamında yükümlülük doğması riskinin düzenli olarak izlenmesi gerekir.”

MADDE 11 – Aynı Tebliğin 22 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temel İDD Yaklaşımında ticari işlemlerden kaynaklanan ticari alacakların teminat olarak dikkate alınmasına ilişkin asgari şartlar

MADDE 22 – (1) 11 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen ticari işlemlerden kaynaklanan finansal alacakların Temel İDD Yaklaşımı kapsamında teminat olarak dikkate alınabilmesi için aşağıdaki şartlara uyum sağlanması gereklidir:

a) Teminat alınması işleminin sağlam ve etkin bir hukuki dayanağının olması gerekir. Bankanın teminat alınan alacağa ilişkin sahip olduğu hakların açıkça belirlenmiş olması gereklidir.

b) Bankalar, alacağın teminat olarak alınmasından kaynaklanan hakların kullanılabilmesi için gerekli tüm hukuki şartları yerine getirir. Diğer yasal düzenlemelerden kaynaklanan öncelikli haklar hariç olmak üzere bankanın teminat üzerinde öncelikli alacak hakkının olması gereklidir.

c) Bankalarca, teminata ilişkin sözleşmelerin ilgili tarafların yerleşik olduğu ülkelerde bağlayıcılığının teyidine yönelik hukuki incelemelerin yapılması gerekir.

ç) Teminat sözleşmelerinin usulünce belgelendirilmesi ve teminatın zamanında tahsil edilmesi için açık ve sağlam prosedürlerin bulunması gereklidir.

d) Borçlunun temerrüde düşmesini ve teminatın tahsil edilmesini gerektiren durumların izlenmesini sağlayacak prosedürlere sahip olunması gerekir.

e) Borçlunun ödeme aczine veya temerrüde düşmesi halinde bankanın, alacağın borçlularının onayına gerek olmaksızın alacakları satma veya devretme konusunda yasal hakkının olması gerekir.

f) Bankaların, teminat olarak alınan alacaklara ilişkin kredi riskinin tespitine yönelik olarak borçlunun faaliyetlerini, faaliyette bulunduğu sektörü ve müşterilerinin analizini içeren uygulama usullerine sahip olmaları gerekir. Teminat olarak alınan alacakların borçlularının kredi riski belirlenirken, kredi borçlusunun verdiği bilgilerin temel alınması durumunda, bu bilgilerin güvenilirliğinin belirlenmesi için kredi borçlusunun alacak yönetimine ilişkin uygulamaları gözden geçirilir.

g) Teminat olarak alınan alacakların değeri ile kredi tutarı arasındaki marj belirlenirken, tahsilat giderleri, tek bir kredi borçlusu tarafından teminat olarak gösterilen alacakların oluşturduğu havuzdaki yoğunlaşma ve toplam kredilerde bankanın kontrolü dışında meydana gelmesi muhtemel yoğunlaşma riski dahil ilgili tüm faktörler dikkate alınır. Bankanın, teminat olarak alınan alacakları sürekli takip edecek uygulama usullerine sahip olması gerekir. Kredi sözleşmesine ve diğer hukuki koşullara uyulup uyulmadığı düzenli olarak izlenir.

ğ) Bir kredi borçlusu tarafından teminat olarak gösterilen alacakların çeşitlendirilmiş olması gerekir. Alacakların tahsil edilebilirliği ile kredi borçlusunun mali durumu arasında aşırı düzeyde korelasyon bulunması halinde alacaklar kredi riski azaltımında dikkate alınmaz. Teminat olarak alınan alacakların tahsil edilebilirliği ile kredi borçlusunun mali durumu arasında önemli düzeyde korelasyon bulunması halinde, bu durum borçluya ait teminat havuzunun bütünü için belirlenecek marjın tespitinde dikkate alınır.

h) Teminat olarak alınan alacakların tahsilatını kredi borçlusunun yaptığı durumlar dâhil bankanın, teminat olarak alınan alacakları tahsil etmeye yönelik yazılı prosedürü bulunur.”

MADDE 12 – Aynı Tebliğin 23 üncü maddesinin başlığı ve birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temel İDD Yaklaşımında diğer fiziki teminatların dikkate alınmasına ilişkin asgari şartlar”

“Gayrimenkul dışındaki diğer fiziki teminatların Temel İDD Yaklaşımı kapsamında dikkate alınabilmesi için aşağıdaki şartlara uyum sağlanması gereklidir:”

MADDE 13 – Aynı Tebliğin 24 üncü maddesinin başlığı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temel İDD Yaklaşımında finansal kiralama işlemlerinde, finansal kiralama konusu malların teminat olarak dikkate alınmasına ilişkin asgari şartlar”

MADDE 14 – Aynı Tebliğin 25 inci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 15 – Aynı Tebliğin 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“b) Kredi korumasının cayılamaz nitelikte olması ve ilişkilendirildiği alacak veya alacak grubu da dahil olmak üzere kapsamının açıkça tanımlanması.

c) Kredi koruması sözleşmesinde, kredi verenin doğrudan kontrolü dışında aşağıdaki hususlara neden olan hükümlerin bulunmaması:

1) Koruma sağlayan tarafça sözleşmenin tek taraflı iptal edilebilmesi.

2) Korunan alacağın kredi kalitesindeki bozulma sonucunda, korumanın efektif maliyetinin artması.

3) Kredi borçlusunun borç ödemelerini vadesinde yapmaması veya finansal kiralama işlemlerinde Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1’in Birinci Bölümünün, seksen ikinci fıkrası ile Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-1’in Üçüncü Bölümünün sekizinci fıkrasında belirtildiği şekilde garanti edilmiş kalıntı değerin finansal kiralama sözleşmesinin sonlandırılması durumunda koruma sağlayan tarafın ödemeleri zamanında yapma yükümlülüğünün engellenmesi.

4) Kredi korumasının vadesinin, koruma sağlayan tarafça kısaltılmasına olanak verilmesi.”

MADDE 16 – Aynı Tebliğin 28 inci maddesinin başlığı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Merkezi yönetim veya merkez bankaları tarafından sağlanan kontrgarantiler”

MADDE 17 – Aynı Tebliğin 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 18 – Aynı Tebliğin 31 inci maddesinin başlığı ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temel İDD Yaklaşımında çifte temerrüt etkisinin dikkate alınabilmesi için gereken şartlar”

“(1) Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-1’in Birinci Bölümünün dördüncü fıkrası kapsamında çifte temerrüt etkisinin dikkate alınabilmesi için, bir garanti veya kredi türevinden kaynaklanan kredi korumasının aşağıdaki şartları sağlaması gereklidir.

a) İşleme konu varlığın Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin 6 ncı maddesinde belirtilen aşağıdaki alacaklardan biri olması gerekir:

1) Sigorta ve reasürans şirketlerinden olanlar hariç kurumsal alacaklar.

2) Merkezi yönetimlerden alacaklar olarak değerlendirilmeyen, bölgesel ve yerel yönetimlerden alacaklar ile kamu kuruluşlarından alacaklar.

3) Perakende alacak olarak sınıflandırılan KOBİ alacakları.

b) İşleme konu varlığın borçluları ile koruma sağlayan tarafın aynı risk grubuna dahil olmaması gerekir.

c) İşleme konu varlığın aşağıdaki araçlardan biriyle finansal korumaya tâbi tutulması gerekir:

1) Konusu tek bir varlık veya borçlu olan fonlanmamış kredi türevleri veya garantiler.

2) Birinci temerrüt olayına bağlı kredi türevleri.

3) N inci temerrüt olayına bağlı kredi türevleri.

ç) Kredi korumasının ilgisine göre 26, 27, 29 ve 30 uncu maddelerde belirtilen şartlara uygun olması gerekir.

d) Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-1’in Birinci Bölümünün dördüncü fıkrasındaki uygulama yapılmadan önce, kredi korumasının etkisinin işleme konu varlığa uygulanan risk ağırlığına daha önce yansıtılmamış olması gereklidir.

e) Bankanın, işleme konu varlığın borçlusu hakkında hukuki süreç başlatmak zorunda olmaksızın, ödemeleri koruma satıcısından alma hakkına sahip olması gerekir. Ödeme şartının gerçekleşmesi halinde koruma satıcısının derhal ödeme yapması için gereken tedbirlerin alınması gerekir.

f) Sözleşmede belirtilen ödeme şartının gerçekleşmesi halinde, kredinin finansal koruma sağlanan kısmından kaynaklanacak tüm kayıplarının karşılanması gereklidir.

g) Ödemenin fiziki teslimatı gerektirdiği durumlarda ilgili kredinin, tahvilin veya şarta bağlı borcun teslim edilebilirliği konusunda yasal belirsizliğin bulunmaması gerekir.

ğ) Banka tarafından işleme konu olan dışında farklı bir varlığın teslim edilmesinin istenmesi halinde bu varlığın, teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesi için piyasadan satın alınmasına imkan verecek düzeyde likit olması gerekir.

h) Kredi koruma sözleşmesi şartlarının yasal olarak bağlayıcı olduğu, koruma satıcısı ve banka tarafından yazılı olarak teyit edilir.

ı) İşleme konu varlığın borçlusu ile koruma satıcısının kredi değerliliği arasında sistematik risk dışındaki faktörlerden kaynaklanan yüksek korelasyon bulunmaması gerekir. Bankaların, bu hususun tespit edilebilmesi için gerekli süreçlere sahip olması gerekir.

i) Temlik riskine ilişkin bir koruma sağlanması halinde, devralınan alacakların satıcısı ile koruma satıcısının aynı risk grubunda yer almaması gerekir.”

MADDE 19 – Aynı Tebliğin 36 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(11) Banka ile karşı taraf arasında Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2’nin Birinci Bölümünün yedinci fıkrasında belirtilen marj sözleşmesi olması durumunda, elde tutma süresi, Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2’nin İkinci Kısmının Üçüncü Bölümünün yirmiiki ilâ otuzuncu fıkraları dikkate alınarak belirlenen riskin marj süresine eşit olur.”

MADDE 20 – Aynı Tebliğin 38 inci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Kur uyumsuzluğunun bulunmaması kaydıyla, mevduat veya nakit benzeri araçlarla teminatlı, günlük gerçeğe uygun değerine göre değerleme işlemine tâbi tutulan ve risk tutarı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2’ye uygun olarak hesaplanan tezgahüstü türev finansal araçların risk tutarlarının teminatlandırılmış kısmına yüzde sıfır risk ağırlığı uygulanır.

(5) Dördüncü fıkra kapsamındaki türev finansal araçların, merkezi yönetimler veya merkez bankalarının ihraç ettiği yüzde sıfır risk ağırlığına tabi borçlanma araçları veya Yönetmelik uyarınca kurulu bulundukları ülkenin merkezi yönetimlerinden alacaklar gibi işlem görerek yüzde sıfır risk ağırlığına tabi tutulan kamu kuruluşlarınca ihraç edilen borçlanma araçları ile teminatlandırılmış olması durumunda teminatlı kısma yüzde on risk ağırlığı uygulanır.

(6) Aşağıda yer alan şartlardan herhangi birinin yerine getirilmesi kaydıyla, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralar kapsamında yer almayan alacaklardan teminat ile aynı para birimi cinsinden olanlara yüzde sıfır risk ağırlığı uygulanır:

a) Teminatın, mevduat veya nakit benzeri enstrüman olduğu durumlar.

b) Teminatın, merkezi yönetimler veya merkez bankalarının ihraç ettiği yüzde sıfır risk ağırlığına tabi borçlanma araçları veya Yönetmelik uyarınca kurulu bulundukları ülkenin merkezi yönetimlerinden alacaklar gibi işlem görerek yüzde sıfır risk ağırlığına tabi tutulan borçlanma araçları olduğu ve gerçeğe uygun değerinin asgari yüzde yirmi oranında iskonto edildiği durumlar.”

MADDE 21 – Aynı Tebliğin 42 nci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Banka ile karşı taraf arasında Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2’nin Birinci Bölümünün yedinci fıkrasında belirtilen marj sözleşmesi olması durumunda, elde tutma süresi, Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2’nin İkinci Kısmının Üçüncü Bölümünün 22 ilâ 30 uncu fıkraları dikkate alınarak belirlenen riskin marj süresine eşit olur.”

MADDE 22 – Aynı Tebliğin 44 üncü maddesinin ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Banka ile karşı taraf arasında Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2’nin Birinci Bölümünün yedinci fıkrasında belirtilen marj sözleşmesi olması durumunda, elde tutma süresi, Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2’nin İkinci Kısmının Üçüncü Bölümünün yirmiiki ilâ otuzuncu fıkraları dikkate alınarak belirlenen riskin marj süresine eşit olur.”

MADDE 23 – Aynı Tebliğin 45 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“d) Pozisyon verisinin doğruluğu ve eksiksiz olması.”

MADDE 24 – Aynı Tebliğin 46 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 46 – (1) Standart Volatilite Ayarlaması Yaklaşımı için EK-1’de belirtilen volatilite ayarlamaları, günlük yeniden değerleme yapılması durumunda uygulanır. İçsel Tahminlere Dayalı Volatilite Ayarlaması Yaklaşımında volatilite ayarlamaları için içsel tahminlerin kullanılması durumunda, söz konusu ayarlamaların öncelikle günlük yeniden değerlemeler esas alınarak hesaplanması gerekir. Her iki volatilite ayarlaması yaklaşımında da yeniden değerlemenin günlük olarak yapılmaması durumunda, volatilite ayarlamaları;

a) “H”, uygulanacak volatilite ayarlamasını,

b) “HM”, günlük yeniden değerleme için öngörülen volatilite ayarlamasını,

c) “NR”, yeniden değerlemeler arasında fiilen geçen iş günü sayısını,

ç) “TM”, söz konusu işlem türü için öngörülen elde tutma süresini

ifade etmek üzere aşağıda yer alan formül kullanılarak artırılır.

MADDE 25 – Aynı Tebliğin 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“f) Sözleşmede, karşı tarafın nakit veya menkul kıymetleri teslim etme veya marj yatırma yükümlülüğünü ya da diğer yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde işlemin derhal iptal edilebileceğine ilişkin hüküm bulunması. Müflis olup olmadığına bakılmaksızın karşı tarafın temerrüdü halinde, teminata el koyarak derhal nakde dönüştürme hakkının olması gerekir. Bahse konu hakkın, herhangi bir şekilde kısıtlanmamış ve hukuken uygulanabilir olması gerekir.”

MADDE 26 – Aynı Tebliğin 48 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Risk ağırlıklı tutarın Temel İDD Yaklaşımı kapsamında hesaplanmasında risk ağırlığı uygulanacak tutar belirlenirken aksi belirtilmedikçe teminatın etkisi dikkate alınmaz. Temel İDD Yaklaşımı kapsamında THK* efektif THK’yı ifade etmek üzere, Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğ kapsamında yapılan hesaplamalarda THK olarak dikkate alınır ve aşağıdaki formüle göre hesaplanır.

THK* = THK x (K*/K)

Formülde:

a) "THK", kredinin teminatlandırılmaması halinde Temel İDD Yaklaşım uyarınca uygulanacak olan THK’yı,

b) "K", 40 ıncı maddenin birinci fıkrasında yer alan risk tutarını,

c) "K*", 40 ıncı maddenin birinci fıkrası çerçevesinde hesaplanan alacağın tam ayarlanmış değerini,

ifade eder.”

MADDE 27 – Aynı Tebliğin 49 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 49 – (1) Bu maddenin iki ilâ dördüncü fıkraları esas alınarak hesaplanan THK*, Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğ kapsamında yapılan hesaplamalarda THK olarak dikkate alınır.

(2) Teminatın değerinin (T), risk tutarına (K) oranının dördüncü fıkrada yer alan tabloda belirtilen T* eşik seviyesinin altında olduğu durumlarda, THK*, karşı tarafa kullandırılan teminatlandırılmamış krediler için Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğ kapsamında yapılan hesaplamalardaki THK değeridir. Gayrinakdi kredi ve taahhütler için teminatın değerinin (T) risk tutarına (K) oranı belirlenirken, Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-1’in Üçüncü Bölümünde belirtilen dönüştürme oranları yerine yüzde yüz oranı kullanılır.

(3) Teminatın değerinin (T) risk tutarına (K) oranının, dördüncü fıkrada yer alan tabloda belirtilen T** seviyesini geçtiği durumlarda, THK*, ilgisine göre dördüncü fıkradaki tabloda yer alan değerdir. Teminatın değerinin risk tutarına oranının T* ile T** seviyesi arasında kalması halinde, ilgili alacak, T** seviyesine ulaşılan kısım ve kalan kısım olmak üzere iki ayrı alacak gibi ele alınır. THK* değeri olarak, T** seviyesine ulaşılan kısım için dördüncü fıkradaki tabloda yer alan değer, kalan kısım için ise yüzde kırk beş oranı kullanılır. T** seviyesine ulaşan kısım teminatın değerinin T** değerine bölünmesi suretiyle bulunur.

(4) T* ve T** seviyeleri ile alacakların teminatlı kısımları için uygulanacak THK* değerleri aşağıda yer alan tabloda belirtilmiştir.

(5) Bankanın ikamet/ticari amaçlı gayrimenkul üzerinde sadece bir ipoteğinin bulunması durumunda, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen T değeri ipotek tutarı ile gayrimenkulün kullanılabilir değerinden küçük olanıdır. Gayrimenkulün kullanılabilir değeri;

a) İpotek birinci derecede ise; gayrimenkulün değerinin bankanın ipotek derecesindeki payı ile çarpılması sonucu elde edilen değerini,

b) İpotek birinci dereceden farklı ise; gayrimenkulün değerinden kendinden önceki derecelerde yer alan boş veya başka taraflar lehine tesis edilmiş ipotek tutarları düşüldükten sonra kalan değerin bankanın bu derecedeki ipotek payı ile çarpılması sonucu elde edilen değerini,

ifade eder.

(6) Bankanın, ikamet/ticari amaçlı gayrimenkul üzerinde birden fazla ipoteğinin bulunması durumunda, bankanın ipotek derecelerindeki ipotek tutarları ile gayrimenkulün kullanılabilir değerleri, ipotek derecesi bazında karşılaştırılır. Bu karşılaştırma sonucunda küçük olan tutarlar dikkate alınır ve bunların toplamı ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen T değerini oluşturur. İpotek derecesi bazında, gayrimenkulün kullanılabilir değeri bulunurken aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

a) Bir gayrimenkul üzerine silsile halinde ve ipotek derecelerini başka bir taraf ile paylaşmadan ipotek konulması durumunda, bu silsiledeki tüm ipotekler derecesine bakılmaksızın silsilenin en iyi derecesinde kabul edilir.

b) Bankanın ipotek dereceleri arasında başka bir tarafın ipoteğinin varlığı halinde, gayrimenkulün değerinden, kendisi dâhil daha önceki derecelerdeki ipotek tutarlarının düşülmesi gerekir. ”

MADDE 28 – Aynı Tebliğin 50 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 50 – (1) Risk ağırlıklı tutarın ve beklenen kayıp tutarının Temel İDD Yaklaşımı çerçevesinde hesaplandığı ve bir alacağın finansal teminatlar yanında dikkate alınabilir diğer teminatlarla teminatlandırıldığı durumlarda, Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-1 kapsamında yapılan hesaplamalarda dikkate alınacak THK* değeri ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri esas alınarak hesaplanır.

(2) 40 ıncı madde kapsamında hesaplanan alacağın volatilite ayarlı risk tutarının, her bir kısmı yalnızca tek bir teminat türü ile teminatlandırılacak şekilde, dikkate alınabilir finansal teminat kapsamındaki kısım, ticari işlemlerden kaynaklanan finansal alacaklarla teminatlı kısım, ticari veya ikamet amaçlı gayrimenkul ile teminatlı kısım, diğer dikkate alınabilir teminat kapsamındaki kısım ve teminatsız kısım olarak ayrıştırılması gerekir.

(3) Birden fazla teminat türünün kullanıldığı durumda, ikamet amaçlı gayrimenkul, ticari amaçlı gayrimenkul ve diğer teminatların toplam teminat değerinin, finansal teminatlar ve ticari işlemlerden kaynaklanan finansal alacakların ayarlanmış değerleri düşüldükten sonra kalan risk tutarına oranının yüzde otuzdan az olması halinde, bu teminatlar dikkate alınmaz. Bu fıkra uygulamasında, finansal teminatların ayarlanmış değerleri 40 ıncı maddenin birinci fıkrası uyarınca; ticari işlemlerden kaynaklanan finansal alacakların ayarlanmış değerleri, bu alacakların toplam değerinin 49 uncu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan tabloda belirtilen ilgili T** oranına bölünmesi suretiyle belirlenir.

(4) Alacağın her bir kısmına ilişkin THK* değeri, bu Tebliğin ilgili hükümleri çerçevesinde ayrı ayrı hesaplanır.”

MADDE 29 – Aynı Tebliğin 51 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 51 – (1) Başka bir banka veya aracı kuruma yatırılan mevduat ya da nakit benzeri kıymetler, 25 inci maddenin birinci fıkrasında aranan şartları taşıması kaydıyla, diğer bir banka tarafından sağlanan garantiler gibi dikkate alınabilir.”

MADDE 30 – Aynı Tebliğin 56 ncı maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Bu maddenin uygulanmasında alacağın korunan kısmı (GA) 55 inci maddenin birinci fıkrasına göre hesaplanan değerdir. Alacağın risk tutarı (K) Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-1’in Üçüncü Bölümüne göre hesaplanan tutardır. Alacağın risk tutarı (K) belirlenirken, Kredi Riskine Esas Tutarın İçsel Derecelendirmeye Dayalı Yaklaşımlar ile Hesaplanmasına İlişkin Tebliğin ekinde yer alan EK-1’in Üçüncü Bölümünde yer alan dönüştürme oranları yerine yüzde yüz oranı uygulanır.”

“(4) Bu maddenin uygulanmasında, alacağın korunan kısmı için koruma sağlayıcısının, koruma altına alınmamış kısmı için ise borçlunun risk ağırlığı formülü kullanılır.”

MADDE 31 – Aynı Tebliğin 63 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) 11 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki ticari işlemlerden kaynaklanan finansal alacaklar için alacak tutarı, alacakların değeri olarak kabul edilir.”

MADDE 32 – Bu Tebliğ 31/3/2016 tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 33 – Bu Tebliğ hükümlerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütür.

 

Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin

Tarihi

Sayısı

6/9/2014

29111