17 Aralık 2014  ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 29208

TEBLİĞ

Ekonomi Bakanlığından:

İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ

(TEBLİĞ NO: 2014/41)

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Bilgi ve İşlemler

Kapsam ve yasal dayanak

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğ; 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelikten (Yönetmelik) oluşan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Mevzuat (mevzuat) hükümleri çerçevesinde yürütülen nihai gözden geçirme soruşturması (NGGS) sonucunda alınan karara esas teşkil eden bilgi ve bulguları içermektedir.

Mevcut önlem ve soruşturma

MADDE 2 – (1) 31/12/2008 tarihli ve 27097 (4. Mükerrer)  sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2008/41) ile Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Endonezya, Malezya ve Tayland menşeli “poliester tekstüre iplikler” ithalinde dampinge karşı kesin önlemler yürürlüğe konulmuştur.

(2) Yönetmeliğin 35 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce, 31/01/2013 tarihli ve 28545 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2013/2) ile mevcut önlemlerin yürürlükte kalma sürelerinin sona ereceği ve bu kapsamda önlemlerin aynen veya değiştirilerek devamı için ilgili ürünün yerli üreticilerinin mevzuatta öngörülen sürelerde yeterli delillerle desteklenmiş bir başvuru ile bir NGGS açılması talebinde bulunabilecekleri duyurulmuştur.

(3) Yerli üretim dalını (YÜD) temsilen Korteks Mensucat San. ve Tic. A.Ş. (Korteks), Tayland hariç 2008/41 sayılı Tebliğ’de belirtilen ülkelere yönelik önlemin uygulamadan kalkması halinde önleme konu üründe dampingin ve zararın devam edeceği veya yeniden meydana geleceği iddialarını ortaya koyarak Yönetmeliğin 35 inci maddesi temelinde önleme konu ürün ve ülkeler için bir NGGS açılması talebinde bulunmuştur. Söz konusu başvuruyu Polyester Tekstil Sanayi Araştırma ve Eğitim A.Ş. (Polyteks), SASA Polyester Sanayi A.Ş. (SASA) ve Sentetik İplik Fabrikaları A.Ş. (SİFAŞ) desteklemiştir.

(4) Bu kapsamda 17/12/2013 tarihli ve 28854 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2013/25) ile başlatılan NGGS, T.C. Ekonomi Bakanlığı (Bakanlık) İthalat Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) tarafından yürütülerek tamamlanmıştır. Söz konusu soruşturma süresince önlemler yürürlükte kalmaya devam etmiştir.

Yerli üretim dalı ve başvurunun temsil niteliği

MADDE 3 – (1) Başvuru sırasında yapılan incelemede, başvuru sahibi Korteks firmasının 2013 Ocak-Haziran döneminde  önleme konu üründe Türkiye toplam üretiminin %84’ünü, destekleyen firmaların ise Türkiye üretiminin geri kalanını oluşturduğunun tespit edilmesi nedeniyle Yönetmeliğin 20 nci maddesi çerçevesinde YÜD’yi temsil niteliğini haiz olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle yürütülen soruşturmada YÜD’yi Korteks firmasının  oluşturduğu kabul edilmiştir.

(2) Endonezya Hükümeti ve Sulindafin firmasının nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, başvuruyu destekleyen bazı firmaların önleme konu ürünün ithalatçısı olduklarını ve dolayısıyla destekleyen yerli üretici sıfatını alamayacaklarından ötürü soruşturmanın açılması için gerekli temsil şartının yanlış hesaplandığını ve bu nedenle soruşturmanın durdurulması gerektiğini belirtmişlerdir. Ancak yapılan incelemede, söz konusu firmaların esas faaliyet alanının önleme konu ürünü üretmek olduğu, diğer taraftan her üreticinin ürün gamındaki çeşitliliği sağlayabilmek için ithalat yapabileceği değerlendirilmiştir.

(3) Endonezya Hükümeti, Sulindafin ve İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), başvurunun gizli olmayan nüshasında dampingin varlığı tespiti yapılırken, Endonezya dahil tüm ülkeler için kendi iç piyasa fiyatlarına ulaşılamadığından yerli üreticinin maliyetleri esas alınarak normal değer oluşturulduğunu, halbuki özellikle Endonezya iç piyasa fiyatlarına kolaylıkla ulaşılabilindiği için bu yöntemin kullanılmaması gerektiğini; diğer taraftan, yine başvurunun gizli olmayan nüshasında önleme konu ürünün ithalatçı bilgilerinin bulunmadığı bu nedenle başvurunun eksik olması nedeniyle geçerli olmadığı yönünde olmuştur. Ancak, başvuru sahibi firmanın önleme konu ülke piyasasına ulaşamaması durumunda kendi maliyetlerini kullanarak bir normal değer oluşturması yönteminin makul olduğu, diğer taraftan ithalatçı firmalara ilişkin bilgilerin başvurunun gizli olmayan nüshasında yer almamasının, başvurunun eksik ve dolayısıyla geçersiz sayılması için yeterli olmadığı değerlendirilmiştir.

(4) İHKİB nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, poliester tekstüre iplik üreticilerinin sadece başvuruyu yapan ve başvuruyu destekleyen firmalarla sınırlı olmadığını, kendi kayıtlarına göre söz konusu ürünü üreten en az 75 yerli üreticinin daha bulunduğunu, öte yandan, başvuruyu destekleyen firmaların da önleme konu ürünün ithalatçısı oldukları ve dolayısıyla bu iki unsur nedeniyle başvurunun temsil niteliğinde sıkıntı olduğunu belirtmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, başvuruyu destekleyen firmaların esas faaliyet alanlarının önleme konu ürünü üretmek olduğu, bahse konu en az 75 firmanın ise kimyasal hammaddeden değil, tekstüre ipliğin bir ön aşaması olan POY’dan tekstüre iplik ürettikleri anlaşılmış olup, söz konusu firmaların önleme konu ürünün üreticisi sıfatını kazanacak katma değerli işlem yapmadıkları değerlendirilmiştir.

İlgili tarafların bilgilendirilmesi, bilgilerin toplanması ve değerlendirilmesi

MADDE 4 – (1) Soruşturma açılmasını müteakip, soruşturma konusu ürünün Genel Müdürlük tarafından bilinen ÇHC, Endonezya ve Malezya’daki üreticilerine/ihracatçılarına, Türkiye’de yerleşik ithalatçılarına ve ayrıca soruşturmaya konu ülkelerde yerleşik diğer üreticilere/ihracatçılara iletilebilmesini teminen anılan ülkelerin Ankara’daki Büyükelçiliklerine soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde bulunulmuştur.

(2) Bildirimde, soruşturma açılış Tebliğine, başvurunun gizli olmayan metnine ve soru formlarına nereden erişileceği hususunda bilgi verilmiştir.

(3) Taraflara soru formunu yanıtlamaları için posta süresi dâhil 37 gün süre tanınmıştır. Tarafların süre uzatımı yönündeki makul talepleri karşılanmıştır.

(4) YÜD, soruşturma süresi boyunca Bakanlık ile işbirliği içinde olmuş ve gerektiğinde talep edilen ilave bilgileri temin etmiştir.

(5) Soruşturma döneminde ithalat gerçekleştirdiği tespit edilen 202 ithalatçı firmaya soru formu gönderilmiş ve bu firmaların 38’inden cevap alınmıştır.

(6) Üretici/ihracatçı soru formuna ilişkin olarak ise ÇHC’de yerleşik Xiamen Xianglu Chemical Fiber Co. Ltd., Fujian  Billion Polymerization Fiber Technology Industrial Co. Ltd. (Billion), Jiangsu Hengli Chemical Fibre Co. Ltd. (Hengli), Pacific Fantasy Yarn Co.Ltd., Hangzhou Pacific Fancy Yarn Co. Ltd.; Endonezya’da yerleşik Asia Pacific Fibers,Tbk., PT. Susilia Indah Synthetic Fibers Industries (Sulindafin), PT. Indorama Synthetics Tbk., PT. Polyfin Canggih, PT. Mutu Gading Textile ile Malezya’da yerleşik Recron (Malaysia) Sdn. Bhd. firmaları kendilerine gönderilen ihracatçı/üretici soru formuna cevap vermişlerdir.

(7) Tarafların soruşturma boyunca ortaya koyduğu tüm bilgi, belge ve görüşler incelenmiş, mezkûr görüşlerden mevzuat kapsamında değerlendirilebilecek olanlarına bu Tebliğin ilgili bölümlerinde değinilmiştir.

Yerinde doğrulama soruşturması

MADDE 5 – (1) Yönetmeliğin 21 inci maddesi çerçevesinde 28-30 Mayıs 2014 tarihlerinde yerli üretici Korteks firmasının Bursa’da bulunan üretim tesisi ile idari merkezinde yerinde doğrulama soruşturması gerçekleştirilmiştir.

Gözden geçirme dönemi

MADDE 6 – (1) Önlemlerin yürürlükten kalkması durumunda, dampingin ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığının tespiti için 01/01/2010–30/09/2013 arasındaki dönem gözden geçirme dönemi olarak alınmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM

Önlem Konusu Ürün ve Benzer Ürün

Önlem konusu ürün ve benzer ürün

MADDE 7 – (1) Önleme konu ürün, ÇHC, Endonezya ve Malezya menşeli 5402.33 gümrük tarife pozisyonu (GTP) altında yer alan “poliester tekstüre iplikler”dir.

(2) Poliester tekstüre iplikler, tekstüre edilmiş, yani doğal lif özelliği kazandırıcı işleme tabi tutulmuş poliester ipliklerdir. Tekstüre iplikler, filamentler boyunca sabit kıvrımlar, lüleler, ilmikler veya başka ince bükümler elde etmek için işlenmiş; esneklik, hacim, nem alma ve örme kabiliyetleri yükseltilmiş, ısıyla şekillenebilme özellikleri çeşitli mekanik tesirlerle kalıcı ve belirli olarak değişikliğe uğratılmış poliester ipliklerdir. Söz konusu iplikleri ihtiva eden kumaşların dolgunluğu, nemi emme kabiliyeti, daha iyi ısı yalıtkanlığı özelliği ve daha sıcak tutma kabiliyeti vardır. Bazı çeşitleri aynı zamanda üretildikleri kumaşlara uzama özelliği verebilmektedir.

(3) Söz konusu ürün, genel olarak giyim, dekoratif kumaşlar, ev tekstili (perde, nevresim, havlu, bornoz, halı, tül) ile endüstriyel alanlarda (yelken bezi, araba lastiği bezi, dolgu elyafı vb.) kullanılır. İç giyim ve geceliklerin yanında hafif ve ince kumaşlarda kalıcı ütü isteyen giysilerde, örgü dış giyim ve takım elbiselerde yün ile karıştırılarak, yağmurluk ve gömleklik kumaşlarda pamukla karıştırılarak kullanılmaktadır.

(4) Esas soruşturmada YÜD tarafından üretilen ürün ile soruşturma konusu ürün arasında ürünlerin fiziksel özellikleri, kullanım alanları, dağıtım kanalları, müşteriler ve hitap ettikleri pazarlar açısından bir fark olmadığı  ve bu çerçevede bahse konu ürünün soruşturma konusu ürünle benzer ürün olduğu belirlenmiştir. Bu soruşturmada ise söz konusu belirlemeleri değiştirecek herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Dampingin Devamı veya Yeniden Meydana Gelmesi İhtimali

Genel açıklamalar

MADDE 8 – (1) Yönetmeliğin 35 inci maddesi çerçevesinde önlemlerin yürürlükten kalkması halinde dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali incelenmiştir.

Esas soruşturmada tespit edilen damping marjlarının büyüklüğü

MADDE 9 – (1) Esas soruşturma esnasında tespit edilen damping marjları, firmaların önlemin yürürlükten kalkması halindeki muhtemel davranışlarını yansıtacak önemli bir gösterge olduğundan dikkate alınmıştır. Buna göre, esas soruşturma sırasında ÇHC’de yerleşik üretici-ihracatçı firmalar için tespit edilen damping marjları %15,48-%25,92 arasında değişen oranlarda; Endonezya için %3,45-%12,22 arasında değişen oranlarda; Malezya için ise %15,4 oranında tespit edilmiştir.

(2) Recron firması nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, esas soruşturma esnasında Malezya için ülke geneli damping marjı hesaplandığını; o zamanki ihracatçı Hualon firmasının  esas soruşturma kapsamındaki soruşturma döneminde Türkiye’ye ihracatının bulunmaması nedeniyle, söz konusu firma için ayrı marj hesaplanmadığını, daha sonra isim değişikliği taleplerinin olduğunu, ancak isim değişikliğini gösteren herhangi bir belgenin mevcut olmadığı belirtilerek talebin kabul edilmediğini, bu soruşturmada ise yeni ihracatçı olarak soru formuna cevap verdiklerini ve kendileri için yeni bir damping marjı hesaplanması gerektiğini iddia etmiştir. Recron firmasının Türkiye’ye ihracat yapmaya başladığından bu yana yeni ihracatçı soruşturması için başvuruda bulunmadığı, bu nihai gözden geçirme soruşturmasında yeni damping marjları hesaplanmadığından söz konusu firma için de hesaplanmadığı, ancak yeni ihracatçı soruşturması için başvuruda bulunabileceği değerlendirilmiştir.

(3) Malezya Sanayi ve Ticaret Bakanlığının nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, Malezya’da mukim Recron firmasının yeni ihracatçı için hesaplanacak damping marjı için gerekli tüm bilgi ve belgeleri teslim etmesine rağmen söz konusu firma için yeni marj hesaplanmadığını ve incelemede en iyi verilerin kullanılması yoluna gidildiğini belirtmiştir. Tamamlanmış olan soruşturma bir NGGS olması nedeniyle, otoritenin damping marjı hesaplama zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, yeni bir damping marjı hesaplanmadığından en iyi verilerin kullanılması kuralına da başvurulmamıştır. Diğer taraftan, esas soruşturmada Türkiye’ye ihracatı bulunmayan firmaların yeni ihracatçı soruşturması açılması için başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

(4) Fujian Billion, Jangsu Hengli ve Mutu Gading Textile firmaları nihai bildirim raporuna verdikleri görüşlerde, damping marjlarının hesaplandığı esas soruşturma zamanı ile tamamlanan NGGS arasında geçen zamanda poliester ipliklerin hammaddesi olan teraftalik asit (PTA) ve monoetilen glikol (MEG) fiyatlarında ve yurtiçi pazar koşullarında önemli değişiklikler olduğunu ve bu nedenle damping marjlarının ve buna bağlı olarak zarar koşullarının aynı kalmadığını, bu nedenle damping marjlarının yeniden hesaplanması ve illiyet bağının yeniden kurulması gerektiğini belirtmişlerdir. Ancak, tamamlanan söz konusu soruşturmada damping marjı hesaplanmamakta olup, önlemlerin yürürlükten kalkması durumunda dampingin ve buna bağlı olarak zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali incelenmiştir.

(5) Mutu Gading Tekstil ve Recron firmaları nihai bildirim raporuna verdikleri görüşlerde ise, poliester ipliklerin girdisi olan polietilen tereftalat (PET) cips fiyatlarının, damping marjlarının hesaplandığı 2008 yılına göre, önemli ölçüde düşüş gösterdiğini, bu nedenle üretim maliyetinin düştüğünü ve kamu yararının gözetilmesi ve daha düşük önlem kuralının uygulanması adına marjların yeniden hesaplanması gerektiğini iddia etmişlerdir. Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere söz konusu soruşturma kapsamında damping marjı hesaplanmamış olup, yürürlükte bulunan önlemlerin kaldırılması durumunda dampingin ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı incelenmiştir.

(6) PT Polyfin Canggih firması nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, soruşturmanın objektif kriterlere dayandırılarak yürütülmesi gerektiğini ve bu kapsamda yeni damping marjları hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Ancak, daha önce de belirtildiği üzere, söz konusu soruşturmada yürürlükte bulunan önlemlerin kaldırılması durumunda dampingin ve buna bağlı olarak zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı incelenmiştir. Öte yandan, Endonezya Hükümeti ve söz konusu firma, önlemin yürürlükte olduğu beş yıl boyunca koşullarda değişiklik olduğunu, Türkiye’ye satış eğilimlerinin, asgari ücret seviyelerinin, hammadde maliyeti ve satış giderleri gibi ürün maliyetini belirleyen unsurların değiştiğini, bu nedenle de yeni bir damping marjının hesaplanması gerektiğini belirtmişlerdir. Öncellikle, ilgili tarafların koşulların değiştiğini belgelendirerek bir ara gözden geçirme soruşturması için başvurmaları mümkündür. Ancak söz konusu soruşturma bir NGGS olduğundan, yukarıda da belirtildiği üzere, incelemeler bu çerçevede yapılmıştır.

(7) Endonezya Hükümeti ve Sulindafin firmasının  nihai bildirime verdiği görüşlerde, soruşturmacı otoritenin NGGS’lerde yeni damping marjı hesaplaması zorunluluğu bulunmadığını, ancak damping marjlarının dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali incelemesinde göz önünde bulundurulacaksa hesaplanması gerektiğini belirtmişlerdir. Ancak dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali, esas soruşturma esnasında hesaplanan damping marjlarının yanı sıra, önleme konu ülkelerdeki üretim kapasitesi, dünyaya ve Türkiye’ye ihracat kapasiteleri, ihraç fiyatları ile Türkiye pazarındaki konumları incelenerek değerlendirilmiştir.

(8) Öte yandan, Sulindafin firması yürürlükte bulunan önlemlerin hesaplanan damping marjından daha az olması gerektiğini, otoritenin yeni damping marjı hesaplamaması durumunda ise yürürlükte kalan önlemin yeni damping marjından yüksek olma riski taşıdığını ve dolayısıyla Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anti-Damping Anlaşması (ADA)’na ve mevzuat hükümlerine aykırı hareket edilmiş olunabileceğini iddia etmiştir. Ancak, NGGS soruşturmalarında otoritenin damping marjı hesaplama yükümlülüğü bulunmadığından DTÖ ADA ve mevzuata aykırı bir durumun söz konusu olmayacağı değerlendirilmiştir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Zararın Devamı veya Yeniden Meydana Gelmesi İhtimali

Genel açıklamalar

MADDE 10 – (1) Yönetmeliğin 35 inci maddesi çerçevesinde önlemlerin yürürlükte olduğu dönemde, YÜD’deki zarar durumu ve önlemlerin yürürlükten kalkması halinde zarara etki edebilecek muhtemel gelişmeler incelenmiştir. Bu çerçevede, ithalatın miktarı ve gelişimi, fiyatların gelişimi, fiyat baskısı ve kırılması ile YÜD’nin ekonomik göstergeleri incelenmiştir. İthalat verileri incelenirken, önlemlerin etkisini ve önlem sonrası duruma ilişkin eğilimleri görebilmek amacıyla 2010-2013 (Ocak-Eylül) dönemi gözden geçirme dönemi olarak alınmıştır.

(2) Önlem konusu ürünün genel ithalatı ve önleme konu ülkelerden yapılan ithalatın incelenmesinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri kullanılmıştır.

Genel ithalat

MADDE 11 – (1) Yürürlükte olan dampinge karşı önlemlerin yürürlükten kalkması halinde YÜD’de zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimaline ilişkin değerlendirme kapsamında 2010-2013 (Ocak-Eylül) dönemi için genel ve önleme konu ülkelerden ithalatın mutlak ve nispi artışı, pazar payları üzerindeki etkisi, ithal fiyatların YÜD’nin fiyatları üzerindeki etkisi ile YÜD’nin ekonomik göstergeleri incelenmiştir.

(2) İncelenen dönemde ithalat miktar bazında yıllara göre sırasıyla 159.961 ton, 187.163 ton, 253.795 ton ve 2013 yılının ilk 9 aylık döneminde 187.685 ton olarak gerçekleşmiştir. Değer bazında ise aynı dönemde yıllara göre sırasıyla 374 milyon ABD Doları, 496 milyon ABD Doları, 618 milyon  ABD Doları ve 444 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Birim fiyatlar ise aynı dönemde yıllara göre sırasıyla 2,11 ABD Doları/Kg, 2,56 ABD Doları/Kg, 2,29 ABD Doları/Kg ve 2,37 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.

Önleme konu ülkelerden ithalat

MADDE 12 – (1) İncelenen dönemde ÇHC’den ithalat miktar olarak yıllara göre sırasıyla 39.658 ton, 47.282 ton, 67.180 ton ve 45.760 ton olarak gerçekleşmiştir. Değer olarak ise yıllara göre sırasıyla 93 milyon ABD Doları, 123 milyon ABD Doları, 162 milyon ABD Doları ve 110 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Buna göre ÇHC nin incelenen dönemde toplam ithalat içi payı sırasıyla %24,8, %25,3, %26,5 ve %24,4 olarak gerçekleşmiştir. Öte yandan ÇHC’den yapılan ithalatın büyük bölümünün Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında gerçekleştiği, bu nedenle yürülükte bulunan önlemin ithalatın büyük bir bölümüne uygulanmadığı belirlenmiş olup, DİR oranları incelenen dönemde sırasıyla %76, %74, %73 ve %69 olarak gerçekleşmiştir. Birim fiyatlar ise incelenen dönemde sırasıyla 2,04 ABD Doları/Kg, 2,49 ABD Doları/Kg, 2,25 ABD Doları/Kg ve 2,21 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.

(2) İncelenen dönemde Endonezya’dan ithalat miktar olarak yıllara göre sırasıyla 27.452 ton, 36.318 ton, 37.162 ton ve 22.386 ton olarak gerçekleşmiştir. Değer olarak ise yıllara göre sırasıyla 62 milyon ABD Doları, 94 milyon ABD Doları, 93 milyon ABD Doları ve 53 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Buna göre Endonezya’nın incelenen dönemde toplam ithalat içi payı sırasıyla %17, %19, %15 ve %12 olarak gerçekleşerek gittikçe azalan bir seyir izlemiştir. Birim fiyatlar ise incelenen dönemde sırasıyla 2,02 ABD Doları/Kg, 2,50 ABD Doları/Kg, 2,30 ABD Doları/Kg ve 2,18 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.

(3) İncelenen dönemde Malezya’dan ithalat miktar olarak yıllara göre sırasıyla 6.119 ton, 6.830 ton, 6.549 ton ve 6.778 ton olarak gerçekleşmiştir. Değer olarak ise yıllara göre sırasıyla 12,6 milyon ABD Doları, 17,6 milyon ABD Doları, 16,0 milyon ABD Doları ve 14,3 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Buna göre Malezya’nın incelenen dönemde toplam ithalat içi payı sırasıyla %3,8, %3,7, %2,6 ve %3,6 olarak gerçekleşmiştir. Birim fiyatlar ise incelenen dönemde sırasıyla 1,90 ABD Doları/Kg, 2,53 ABD Doları/Kg, 2,37 ABD Doları/Kg ve 2,04 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.

Diğer ülkelerden yapılan ithalat

MADDE 13 – (1) İncelenen dönemde diğer ülkelerden ithalat miktar olarak yıllara göre sırasıyla 86.731 ton, 96.733 ton, 142.904 ton ve 112.761 ton; değer olarak ise yıllara göre sırasıyla 206,4 milyon ABD Doları, 261,2 milyon ABD Doları, 347,6 milyon ABD Doları ve 266.276 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Buna göre incelenen dönemde diğer ülkelerin toplam ithalat içi payı sırasıyla %54,2, %51,7, %56,3 ve %60,1 olarak gerçekleşmiştir. Birim fiyatlar ise incelenen dönemde sırasıyla 2,38 ABD Doları/Kg, 2,70 ABD Doları/Kg, 2,43 ABD Doları/Kg ve 2,36 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.

(2) Asia Pacific Fibers, Fujian Billion ve Mutu Gading Textile firmaları nihai bildirim raporuna verdikleri görüşlerde, zarar inceleme döneminin kasıtlı olarak 2010 yılından başlatıldığını, 2011 yılından başlatılması durumunda ise Endonezya menşeli ithalatın ve buna bağlı olarak yurtiçi pazar payının düşüş gösterdiğinin ortaya çıkacağını belirtmişlerdir. Zarar incelemelerinde en yakın döneme ilişkin verileri kapsayan 3 tam yılın seçilmesi gerekmektedir. Soruşturmaların yıl sonunda açılması durumunda ise en yakın verilerin tam yılı kapsamaması nedeniyle bir önceki 3 tam yıl ile son döneme ait veriler incelemeye alınmaktadır. Söz konusu soruşturmada da bu yöntem kullanılmıştır. Söz konusu dönemde yapılan incelemede, Endonezya menşeli ithalatta bir azalma tespit edilmediği, öte yandan, önleme konu menşeli ülke ithalatının azalmasının önemlerin yürürlükten kaldırılması durumunda dampingin ve buna bağlı olarak zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesini önleyecek bir durum olmadığı değerlendirilmiştir.

(3) Endonezya Hükümeti ile PT Polyfin Canggih firmasının da nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, Endonezya’dan yapılan ithalatın incelenen dönemde düşüş eğiliminde olduğunu ve YÜD’nin zarar göstergeleri ile paralellik arz etmediğini, ithalatın en düşük olduğu 2013 yılında YÜD’nin kârlılığının düştüğünü, bu nedenle YÜD’de zarar ile Endonezya’dan yapılan önleme konu ürün ithalatı arasında bir nedensellik bağının bulunmadığını belirtmişlerdir. Ancak, yürütülen soruşturma bir NGGS olduğundan YÜD’nin zarar göstergeleri zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali incelemelerinde yalnızca bir unsur olarak incelenmektedir. Bunun yanında ilgili ülkenin Türkiye pazarındaki durumu, üretim ve ihracat kabiliyeti ve ihraç fiyatları Endonezya’dan yapılan ithalatta dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali ve buna bağlı olarak zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimalinin incelenmesinde önemli unsurlar olarak ortaya çıktığı değerlendirilmiştir.

(4) Benzer şekilde İHKİB’in nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, önleme konu ülkelerin toplam ithalat içerisindeki paylarının düştüğü ve bu nedenle YÜD üzerinde zarara neden olmadığı belirtilmiştir. Ancak, söz konusu soruşturmanın bir NGGS olması nedeniyle önleme konu ithalatın düşmesinin yürürlükte bulunan önlem nedeniyle olduğu ve önlemlerin kaldırılması durumunda ise dampingli ithalatın ve buna bağlı olarak zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimalini ortadan kaldıracak bir unsur olmadığı değerlendirilmiştir.

Yurtiçi tüketim ve pazar payları

MADDE 14 – (1) Önlem konusu ithalatın nispi olarak değişimini görebilmek için, söz konusu ithalatın toplam Türkiye benzer ürün tüketimi içindeki payı incelenmiştir. Bu bağlamda, YÜD’nin yurt içi satış miktarı ile diğer üreticilerin satış miktarları ve genel ithalat miktarı toplanarak ilgili yılda Türkiye benzer ürün tüketimi elde edilmiştir. Karşılaştırmanın sağlıklı yapılabilmesini teminen 2013 yılı için veriler yıllıklandırılmıştır.

(2) Buna göre, Türkiye benzer mal tüketimi endeks olarak 2010-2013 döneminde 2010 yılı 100 olarak alındığında takip eden yıllarda sırasıyla 108, 126 ve 125 olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde ÇHC’nin pazar payı endeksi 2010 yılı 100 olarak alındığında takip eden yıllarda sırasıyla 110, 135 ve 123 olarak gerçekleşirken, Endonezya’nın pazar payı 2010 yılı 100 olarak alındığında takip eden yıllarda sırasıyla 122, 108 ve 87, Malezya’nın pazar payı ise 2010 yılı 100 olarak alındığında takip eden yıllarda sırasıyla 103, 85 ve 118 olarak gerçekleşmiştir. Üçüncü ülkelerin pazar payı ise 2010 yılında 100 alındığında takip eden yıllarda sırasıyla 103, 131 ve 139 olarak gerçekleşmiştir. YÜD’nin pazar payı ise aynı dönemde 2010 yılı 100 olarak alındığında takip eden yıllarda sırasıyla 85, 58 ve 77 olarak gerçekleşmiştir.

(3) Yürütülen soruşturma esnasında önleme konu ürünün ithalatçılarına gönderilen soru formlarında yurtiçi tüketime ilişkin alınan yanıtlar değerlendirilmiştir. Bu çerçevede önlem konusu ülkelerden yapılan poliester tekstüre iplik ithalatının temel nedeninin düşük fiyat olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan alınan yanıtlarda, halı üretiminde kullanılan ipliklerin YÜD tarafından üretilmediği ve renk seçeneklerinin YÜD’de geniş olmadığı iddia edilmiştir. Ancak YÜD nezdinde yapılan yerinde inceleme esnasında halı üretimi için uygun ipliklerin üretildiği ve renk seçeneklerinin oldukça geniş olduğu değerlendirilmiştir.

(4) Asia Pacific Fibers Firması nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, YÜD’nin Türkiye talebini karşılayacak kapasiteye sahip olmadığını, önlemin yürürlükte olduğu yıllarda genişleme yatırımlarına gitmediğini, bu nedenle ancak düşük oranda önlemlerin yürürlükte olması gerektiğini belirtmiştir. Ancak, esas soruşturma esnasında, soruşturmaya konu ürünün bir girdi niteliği taşıması nedeniyle, zaten işbirliğinde bulunan firmalar için hesaplanan damping marjlarına kıyasla daha düşük önlem kuralı işletilerek YÜD’deki zararı giderecek seviyede düşük önlemler yürürlüğe konmuştur. Bu soruşturmada ise söz konusu önlemlerin kaldırılması durumunda oluşacak koşullar değerlendirildiğinden yeni önlem düzeyi belirlenmemiştir.

(5) Mutu Gading Textile firması, Türkiye pazarına özellikli ürün sattıklarını, bunların büyük ölçüde yüksek kalitede üretilen halı ve seccadelerde, özellikli ev tekstili ve bayan giyimlerinde kullanıldığını, YÜD tarafından üretilen veya Endonezya’dan ithal edilen diğer ipliklerle karıştırılmaması gerektiğini ve bu nedenle önlem dışında tutulması gerektiğini belirtmiştir. Benzer iddiada Endonezya Hükümeti de bulunmuş, Endonezya’dan özellikli ürün ithalatı yapıldığını ve söz konusu ithalatın YÜD’de zarara neden olmadığını belirtmiştir. Ancak yürütülen söz konusu soruşturmada, esas soruşturma esnasında belirlenen benzer ürün tanımını değiştirecek bir bulguya rastlanmadığından firmanın söz konusu talebinin olumlu değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır.

(6) Recron firması ise, Malezya’dan yapılan ithalatın 2010 yılından bu yana durağan olduğunu, yine 2010 yılından itibaren Malezya’dan yapılan ithalatın toplam ithalat içi payının gittikçe azaldığını ve yurtiçi pazar payının oldukça düşük olması nedeniyle yerli üretim dalında zarara neden olmadığını belirtmiştir. Ancak söz konusu soruşturmada, önlemlerin kaldırılması durumunda dampingin ve buna bağlı olarak zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı incelendiğinden, halihazırda önleme konu ülkelerin toplam ithalat içi payları ile yurtiçi pazar paylarının  düşük seviyede olması, önlemlerin kalkması durumunda zararın devam etmeyeceği veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olmadığı yönünde bir gösterge niteliği taşımadığı değerlendirilmiştir.

Fiyat kırılması ve baskısı

MADDE 15 – (1) Fiyat kırılması ve baskısı hesabında 2010-2013 (Ocak-Eylül) dönemine ilişkin TÜİK verileri esas alınmıştır.

(2) Önlemin yürürlükten kalkması durumunda ortaya çıkacak koşulları incelemek amacıyla dampinge karşı önlem hariç tutularak önleme konu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın CIF bedeline %2 oranında gümrükleme masrafı ile ÇHC ve Endonezya için uygulanan %3,2, Malezya için uygulanan %4 oranında gümrük vergisi eklenerek ürünün Türkiye piyasasına giriş fiyatı bulunmuştur. Fiyat kırılması hesabı için söz konusu fiyat YÜD’nin gerçekleşen satış fiyatı ile, fiyat baskısı için ise YÜD’nin ticari maliyetine makul bir kâr oranı (%5) eklenerek oluşturulan ve olması gereken satış fiyatı ile karşılaştırılmıştır.

(3) Buna göre fiyat kırılması 2010-2013 (Ocak-Eylül) dönemi için ÇHC menşeli önleme konu ürünün ithalatında sırasıyla %20,2, %21,4, %30,7 ve %13,5; fiyat baskısı ise %8,8, %16,4, %19,1 ve %23,3 olarak gerçekleşmiştir.

(4) Endonezya menşeli önleme konu üründe ise fiyat kırılması sırasıyla %21,4, %20,9, %27,7 ve %15,1; fiyat baskısı ise sırasıyla %9,9, %15,9, %16,4 ve %25,1 olarak gerçekleşmiştir.

(5) Malezya menşeli önleme konu üründe ise fiyat kırılması sırasıyla %28,6, %18,6, %22,9 ve %22,6; fiyat baskısı ise sırasıyla %16,4, %13,7, %12,0 ve %33,2 olarak gerçekleşmiştir.

(6) Fujian Billion, Jiangsu Hengli ve Mutu Gading Tekstil firmaları nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde Türkiye’ye ihraç fiyatlarının fiyat kırılmasına sebep olmadığını iddia etmişlerdir. Ancak söz konusu soruşturmada menşe ülke bazlı hesaplanan fiyat kırılması ve fiyat baskı oranlarının önemli düzeyde olduğu belirlenmiştir.

(7) Endonezya Hükümeti ve Sulindafin firması, YÜD’nin inceleme döneminde fiyatlarını yükseltebildiğini ve dolayısıyla Endonezya menşeli ithalatın fiyatlarının YÜD’nin yurtiçi satış fiyatları üzerinde baskı oluşturmadığını iddia etmişlerdir. İHKİB ise tüm önleme konu ülke menşeli ithalatın ortalama birim fiyatları için bu durumun söz konusu olduğunu belirtmiştir. Ancak yapılan incelemede önleme konu tüm ülke menşeli ithalatın YÜD’nin yurtiçi satış fiyatları üzerinde fiyat baskısı oluşturduğu belirlenmiştir.

Yerli üretim dalının ekonomik göstergeleri

MADDE 16 – (1) Önleme konu ülkeler menşeli ithalatın YÜD üzerindeki etkisinin belirlenmesinde, önlem konusu üründe şikayet başvurusunda bulunan Korteks firmasının 2010-2013 (Ocak-Eylül) dönemine ait verileri esas alınmıştır.

(2) Eğilimin sağlıklı bir şekilde incelenmesi amacıyla 2013 yılına ait 9 aylık veriler yıllıklandırılmış ve Türk Lirası bazındaki değerler TÜİK istatistiklerinden alınan yıllık ortalama Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) kullanılarak enflasyondan arındırılarak elde edilen reel değerler 2010 yılı 100 kabul edilerek endekslenmiştir.

a) Üretim, kapasite ve kapasite kullanım oranı (KKO)

1) YÜD’nin üretim miktar endeksi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde, takip eden yıllarda sırasıyla 101, 79 ve 90 olarak gerçekleşmiştir. Kurulu kapasite 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda aynı seviyede kalmıştır. KKO ise 100, 101, 79 ve 90 olarak gerçekleşmiştir.

b) Yurt içi satışlar

1) YÜD’nin yurtiçi satış miktar endeksi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde, takip eden yıllarda sırasıyla 92, 73 ve 97 olarak gerçekleşmiştir. Yurtiçi satış hasılası ise 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda 114, 89 ve 101 olarak gerçekleşmiştir.

c) Yurt içi fiyatlar

1) YÜD’nin ağırlıklı ortalama yurtiçi satış fiyatı 2010 yılında 100 kabul edildiğinde, takip eden yıllarda sırasıyla 124, 122 ve 104 olarak gerçekleşmiştir.

ç) İhracat

1) YÜD’nin yurt dışı satış miktar endeksi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde, takip eden yıllarda sırasıyla 96, 91 ve 108 olarak gerçekleşmiştir. Yurt dışı satış hasılası ise 2010 yılında 100 olarak kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 121, 116 ve 130 olarak gerçekleşmiştir.

d) Pazar payı

1) YÜD’nin pazar payı 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 85, 58 ve 77 olarak gerçekleşmiştir.

e) Maliyetler

1) YÜD’nin ağırlıklı ortalama birim ticari maliyeti 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 131, 122 ve 124 olarak gerçekleşmiştir.

f) Kârlılık

1) YÜD’nin birim yurtiçi satış karlılığı 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 78, 117 ve (-)24 olarak gerçekleşmiştir.

g) Stoklar

1) YÜD’nin stok miktar endeksi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 187, 219 ve 117 olarak gerçekleşmiştir.

ğ) İstihdam

1) YÜD’nin direkt işçi sayısı endeksi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 105, yine 105 ve 99 olarak gerçekleşmiştir.

h) Ücretler

1) YÜD’nin üretimde çalışan işçilerinin aylık ücret endeksi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla yine 100,105 ve 110 olarak gerçekleşmiştir.

ı) Verimlilik

1) YÜD’nin işçi başına verimlilik endeksi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 96, 76 ve 91 olarak gerçekleşmiştir.

i) Nakit akışı

1) YÜD’nin nakit akışı endeksi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 77, 83 ve 5 olarak gerçekleşmiştir.

j) Büyüme

1) YÜD’nin bütün faaliyetlerine ilişkin aktif büyüklüğü 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 111, 88 ve 140 olarak gerçekleşmiştir.

k) Sermaye artışı

1) YÜD’nin bütün faaliyetlerine ilişkin öz sermayesi 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 104, 80 ve 101 olarak gerçekleşmiştir.

l) Yatırımlardaki artış

1) YÜD’nin incelenen dönemde tevsi yatırımı olmamıştır. YÜD’nin incelenen dönemde yenileme yatırımı ise 2010 yılında 100 olarak alındığında takip eden yıllarda sırasıyla 2.654, 95 ve 689 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu yatırımların büyük ölçüde üretim sürecindeki dar boğazları giderme amacıyla yapıldığı belirlenmiştir.

m) Yatırımların geri dönüş oranı

1) YÜD’nin bütün faaliyetlerine ilişkin yatırım hasılatı (Kar/Özkaynak) oranı 2010 yılında 100 kabul edildiğinde takip eden yıllarda sırasıyla 123, 62 ve 35 olarak gerçekleşmiştir.

Yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinin değerlendirilmesi

MADDE 17 – (1) YÜD’den temin edilen veriler ışığında 2010-2013 dönemi için yapılan incelemede, YÜD’nin üretim ve yurtiçi satışlarında önlemin yürürlükte olmasına rağmen bozulmalar yaşandığı ve söz konusu dönemde YÜD’nin pazar payı kaybettiği anlaşılmıştır. Öte yandan, YÜD’nin sınai ve ticari maliyetlerindeki artışların son yılda yurtiçi satış fiyatlarına yansıtılamadığı ve fiyatlarının olması gereken seviyede belirlenemediğinden satış kârlılığında özellikle 2013 yılının Ocak-Eylül döneminde önemli bozulmalar yaşandığı ve nakit akışının olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Diğer taraftan, 2010-2012 yılları arasında dönem sonu stoklarda önemli artış yaşandığı, 2013 yılının Ocak-Eylül döneminde ise bu yükselmenin göreceli olarak azaldığı, ancak bunun benimsenen düşük üretim seviyesi politikasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Ürün istihdamında incelenen dönemde dalgalanma yaşanırken üretimdeki azalma ile verimliliğin önemli ölçüde bozulmadığı  belirlenmiştir.

(2) Soruşturmaya konu ürünün YÜD’nin faaliyet alanının büyük bölümünü oluşturması nedeniyle tüm faaliyetlere ilişkin göstergeler de önleme konu ürünün YÜD’deki durumuna ilişkin dikkate alınmıştır. Bu kapsamda, net satışların azaldığı, faaliyet karındaki düşüşün önemli seviyede olmamasına karşın net dönem karının önemli ölçüde düştüğü, direkt işçi sayılarının düştüğü, yatırımların geri dönüşü oranında önemli düşüş olduğu, ancak darboğazları gidermek ve verimliliği artırmak amacıyla yatırımların devam ettiği belirlenmiştir. Bu bilgiler ışığında YÜD’nin ekonomik göstergelerinde kırılgan yapının devam ettiği değerlendirilmiştir.

(3) Asia Pacific Fibers, Fujian Billion, Jiangsu Hengli, Mutu Gading Tekxtile, Recron ve Sulindafin firmaları nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, YÜD’nin ekonomik göstergelerinde 2013 yılına kadar bozulma yaşandığı, ancak 2013 yılında düzelme gösterdiğinden bir zararın söz konusu olmadığını iddia etmişlerdir. Öte yandan, 2013 yılındaki yüksek finansman maliyetinin zarara sebep olan önemli unsur olduğunu ve bunun incelenmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Söz konusu soruşturma kapsamında damping önlemlerinin halihazırda yürürlükte olmasından ötürü yapılan zarar incelemesinde zararın varlığından ziyade zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali incelenmiştir. Bu çerçevede YÜD’nin ekonomik göstergelerinde kırılgan yapının devam ettiği, bu nedenle yürürlükte bulunan önlemlerin kaldırılması durumunda zararın devamının veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan, esas soruşturmada önlemlerin yürürlüğe konulmasının amacının YÜD’nin dampingli ithalattan kaynaklanan zararını telafi etmek olduğundan, önlemler yürürlüğe konulduktan sonra  YÜD’nin finansman yüküne katlanıp yatırımlarını artırma stratejisine gitmesinin beklenen bir durum olduğu değerlendirilmiştir.

(4) Öte yandan, aynı firmalar nihai bildirim raporuna verdikleri görüşlerde, zarar inceleme döneminin 4 yıl alınmasının anlaşılmadığını, incelemenin 2011 yılında başlaması durumunda zarar ortaya çıkmayacağından söz konusu dönemin kasıtlı olarak seçildiğini iddia etmişlerdir. Ancak, bu Tebliğin 13 üncü maddesinde de belirtildiği üzere, zarar inceleme dönemi belirlenirken objektif ve sağlıklı değerlendirmeyi mümkün kılmak amacıyla soruşturmanın açıldığı tarihte mümkün olan en yakın tarihli veriler esas alınmakta olup, yakın tarihli dönem bir tam yılı kapsamaması durumunda ise, geriye dönük en az 3 tam yılın incelemeye dahil edilmesi gerekmektedir.

(5) PT Polyfin Canggih firması da nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, değerlendirmelerin tarafsız yapılması ve delillere dayandırılması gerektiği, halihazırda YÜD’de bir maddi zararın mevcut olmadığı ve önlemlerin yürürlükten kalkması durumunda devamının veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olmadığını belirtmiştir. Ancak, zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali değerlendirmelerinde YÜD’deki zarar incelemesi, ithalatın seyri, önleme konu ülkelerin üretim ve ihracat kapasiteleri, Türkiye ve ihracatçı ülke pazarlarının durumu gibi unsurlardan yalnız bir tanesi olup, tüm değerlendirmeler objektif ve delillere dayandırılarak yapılmaktadır.

(6) Endonezya Hükümeti, Sulindafin firması ve İHKİB’in nihai bildirim raporuna verdikleri görüşlerde, YÜD’nin incelenen dönemde yurtiçi ve yurtdışı satış miktar ve değerinde potansiyel bir düşüş olmadığını, kapasite kullanım oranının yüksek seyrettiğini, karlılıktaki düşüşün dampingli ithalat dışı diğer unsurlardan kaynaklandığını iddia etmişlerdir. Ancak daha önce de belirtildiği üzere, YÜD’nin zarar göstergeleri zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali incelemesinde yalnız bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Öte yandan, Altıncı Bölümde diğer unsurların etkisi de incelenmiş olup, dampingli ithalatın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali dışında diğer bilinen unsurlardan herhangi birinin YÜD’de zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesi üzerinde önemli olumsuz etkiye neden olup olmadığı değerlendirilmiştir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Dampingin ve Zararın Devamı veya Yeniden Meydana

Gelmesi İhtimalinin Değerlendirilmesi

Genel Açıklamalar

MADDE 18 – (1) Yönetmeliğin 35 inci maddesi hükümleri gereğince, önlemlerin yürürlükten kalkması halinde YÜD’de önleme konu ülkeler menşeli dampingli ithalattan kaynaklanan zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı değerlendirilmiştir.

Önleme konu üründe toplam ihracat kapasitesi

MADDE 19 – (1) Önleme konu üründe toplam ihracat kapasitesi gözden geçirme dönemini kapsayan 2010-2013 arasındaki yıllar için International Trade Center - Uluslararası Ticaret Merkezi (UTM) verilerine dayandırılarak incelenmiştir. Buna göre, önlem konusu ürünün toplam ihracatı 2010 yılında 1.343.653  ton iken 2011 yılında  1.422.410 ton, 2012 yılında  1.530.432 ton, 2013 yılında ise 1.660.683 ton olarak gerçekleşirken incelenen dönemde %23,6 oranında artış göstermiştir.

(2) Değer olarak bakıldığında ise 2010 yılında  3.033.508  ABD Doları olan toplam ihracat 2011 yılında   3.807.519 ABD Doları, 2012 yılında 3.617.760  ABD Doları, 2013 yılında ise 3.871.926 ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. Buna göre toplam ihracat incelenen dönemde değer bazında %27,6 oranında artış göstermiştir.

(3) Aynı yıllarda toplam ihracatın ortalama ihraç birim fiyatlarına bakıldığında birim fiyatlar 2010 yılında 2,26 ABD Doları/Kg iken, 2011 yılında 2,68 ABD Doları/Kg, 2012 yılında 2,36 ABD Doları/Kg, 2013 yılında ise 2,33 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir.

(4) Poliester tekstüre ipliğin 2013 yılı miktar bazında en büyük ihracatçı ülkeleri sırasıyla %34’lük pay ile ÇHC, %28 ile Hindistan, %8 ile Tayvan, %6 ile Endonezya, %5 ile Vietnam ve %3 ile Malezya olmuştur. Bu çerçevede önleme konu ÇHC, Endonezya ve Malezya sırasıyla birinci, dördüncü ve altıncı sırada yer almaktadır.

Önleme konu ülkelerdeki üretim, kapasite ve ihracat potansiyeli

MADDE 20 – (1) Poliester tekstüre ipliklerin dünyadaki üretim kapasitesi ve önleme konu ülkelerdeki durumu değerlendirilmiştir. Poliester tekstüre ipliklerin iki ön aşaması olan poliester filaman iplik üretiminin toplam sentetik iplik hammaddesinin üretiminin %49’unu oluşturduğu, filaman iplik üretiminin dünyada 2005-2013 yılları arasında %93 artış gösterdiği, incelenen 2010-2013 döneminde ise bu artışın %28 mertebesinde olduğu tespit edilmiştir. 2013 yılı itibariyle dünyanın en büyük 10 filaman iplik üreticilerinden 7’sinin ÇHC’de, birinin Endonezya’da ve birinin Malezya’da bulunduğu belirlenmiştir. İncelenen 2010-2013 yılları arasında ise ÇHC’de yerleşik firmaların üretimleri iki katına yakın artış gösterirken Avrupa ve Amerika kıtalarında poliester filaman iplik üretimi son 10 yılda durağan seyretmiştir (European Man-Made Fibers Association, 2013).

(2) İleriye dönük olarak ise, poliester filaman iplik üretiminin önümüzdeki 10 yıllık dönemde yıllık ortalama %7,7 seviyesinde büyümesi beklendiği belirtilmektedir. 2020 itibariyle poliester filaman iplik ile poliesterden kesik elyaf ipliği toplam üretiminin %92’sinin Asya bölgesinde gerçekleşeceği öngörülmekte olup, ÇHC’nin bu bölgede en büyük kapasiteye sahip olmasının yanında söz konusu ülkede 2010 yılında ilave 1,5 milyon ton/yıl kapasite artırımının yapıldığı (Man Made Fiber Year Book, 2010); 2013 yılı itibariyle ise planlanan kapasite artışının 2,3 milyon ton/yıl olduğu ve son artırımlarla söz konusu ülkedeki toplam kapasitenin 5 milyon ton/yıl seviyesine ulaştığı belirlenmiştir (European Man-Made Fibers Association, 2013). Buna karşılık iç talebin daha düşük seviyelerde büyümesi nedeniyle üretimin büyük ölçüde ihracata yönelmeye devam edeceği öngörülmektedir. Bu bilgiler ışığında, söz konusu kapasite seviyelerinin yurtiçi üretim ve tüketim seviyeleri ile karşılaştırılamayacak büyüklükte olduğu değerlendirilmiştir.

(3) PT Polyfin Canggih, firması nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, Endonezya’daki iç pazarın büyümesi nedeniyle ihraç piyasalarına daha az yöneldiklerini ve dolayısıyla önlemlerin kalkması durumunda Türkiye pazarına daha fazla yönelme durumlarının olmayacağını belirtmiştir. Öte yandan, Endonezya’nın esas soruşturmada belirlenen en düşük önleme tabi olması ve Türkiye’ye ihracatın gittikçe düşüyor olması önlemlerin yürürlükten kalkması durumunda ihracatlarında bir artış olmayacağını gösterdiğini belirtmiştir. Ancak, gözden geçirme döneminde Türkiye’nin Endonezya’nın en büyük ihracat pazarı konumunda olması Endonezyalı ihracatçıların Türkiye’ye ihracat kabiliyetine sahip oldukları ve önlemlerin kalması durumunda Türkiye pazarına daha fazla yönelmelerinin muhtemel olduğu değerlendirilmiştir.

(4) Sulindafin firması ise, önleme konu ülkelerdeki üretim kapasitesi incelemesinde poliester tekstüre ipliğin hammaddesi olan filaman ipliğin üretim kapasitesinin incelendiğini, bunun soruşturmaya konu ürün için yapılan değerlendirme için gerçeği yansıtmadığını, ayrıca kapasite artışının yalnız ÇHC için olduğunu belirtmiştir. Ancak, hammadde kapasitesinin önemli seviyede olması ve büyük yatırımların devam ediyor olması tekstüre iplik üretiminde de paralel bir artışın olacağına işaret ettiğinden poliester filaman iplik üretim kapasitesinin poliester tekstüre iplik üretimi için önemli gösterge niteliği taşıdığı değerlendirilmiştir. Öte yandan en büyük kapasite ÇHC’de olmasına rağmen dünyanın en büyük üreticilerinin önleme konu ülkelerde yer aldıkları belirlenmiştir.

(5) Benzer şekilde İHKİB de, önleme konu ülkelerde kapasite artırımına gidilmesinin dampingli ithalatın ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali için bir gösterge niteliğinde olmadığını belirtmiştir. Ancak yapılan incelemede önleme konu ülkelerdeki yüksek kapasite ve kapasite artışı söz konusu ülkelerin Türkiye piyasasına giriş kabiliyetleri ve büyüyen Türkiye pazarı ile birlikte değerlendirildiğinde, mevcut yüksek kurulu kapasite ve kapasite artırımına ilişkin yatırımların dampingli ithalatın Türkiye piyasasına yöneleceğine ve bunun YÜD üzerindeki zararın devamına veya yeniden meydana gelmesine neden olacağına ilişkin önemli bir gösterge niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.

(6) Benzer şekilde 2010-2013 dönemi için UTM’den elde edilen veriler ve Eurostat verileri çerçevesinde önleme konu ülkelerin poliester tekstüre iplik ihracat kapasiteleri değerlendirilmiştir.

a) ÇHC

1) UTM’den elde edilen verilere göre ÇHC 2010 yılında 355.280 ton ile dünya toplam ihracatının %26’sını, 2011 yılında  414.451 ton ile %29’unu, 2012 yılında 475.090 ton ile %31’ini, 2013 yılında ise 567.220 ton ile %34’ünü gerçekleştirerek artan toplam ihracat içerisindeki payı ile dünyanın en büyük poliester tekstüre iplik ihracatçısı konumundadır. ÇHC’den yapılan ihracatın ortalama birim fiyatları ise 2010 yılında  1,89 ABD Doları/Kg, 2011 yılında 2,33 ABD Doları/Kg, 2012 yılında 2,01 ABD Doları/Kg, 2013 yılında ise 2,00 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşerek dünya ortalama birim ihraç fiyatlarının önemli ölçüde altında kaldığı ve incelenen dönem boyunca da sürekli düşüş gösterdiği tespit edilmiştir. 2009-2013 yılları arasında miktar bazındaki  ihracatında %18 artış gösteren ÇHC’nin, 2013 yılı itibariyle en büyük ihraç pazarlarını sırasıyla %19 ile Pakistan, %11 ile Vietnam, %10 ile Güney Kore ve yine %10 ile Türkiye oluşturmaktadır.

2) AB’nin Türkiye’ye coğrafi yakınlığı ile pazar özellikleri bakımından Türkiye’ye benzemesi nedeniyle önleme konu ülkelerin AB ülkelerine ihracatı ve ortalama ihraç fiyatları Türkiye’ye yönelik değerlendirmelerde önem taşımaktadır. Buna göre, Eurostat verilerine göre 2010-2013 döneminde ÇHC, AB’nin önleme konu üründe en çok ithalat yaptığı ülke olmuştur. ÇHC, AB’nin yaptığı ithalatın 2010 yılında 57.291 ton ile %32’sini oluştururken, takip eden yıllarda sırasıyla 59.649 ton ile %33,7’sini, 63.770 ton ile %36,6’sını, 2013 yılında ise 78.887 ton ile %41,2’sini oluşturmuştur. Birim fiyatlar ise aynı dönemde sırasıyla 2,02 ABD Doları/Kg, 2,55 ABD Doları/Kg, 2,22 ABD Doları/Kg ve 2,16 ABD Doları/Kg seviyelerinde oluşarak AB’nin ortalama birim ithal fiyatlarının altında seyretmiştir. Bu durum Avrupa’da yaşanan ekonomik krize rağmen ÇHC’nin AB pazarına girebildiğini göstermektedir.

b) Endonezya

1) UTM’den elde edilen verilere göre Endonezya miktar bazında 2010 yılında 135.716 ton ile dünya toplam ihracatının %10’unu, 2011 yılında 122.893 ton ile %9’unu, 2012 yılında 98.607 ton ile %6’sını, 2013 yılında ise 95.509 ton ile yine %6’sını gerçekleştirerek söz konusu ürünün ihracatında dünyada dördüncü sırada yer almıştır. Birim ihraç fiyatları ise ortalama ihraç fiyatların altında gerçekleşerek 2010-2013 döneminde sırasıyla 1,92 ABD Doları/Kg, 2,41 ABD Doları/Kg, 2,18 ABD Doları/Kg ve 2,10 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir. 2009-2013 yılları arasında miktar bazındaki  ihracatında %11 azalma yaşanan Endonezya’nın 2013 yılı itibariyle en büyük ihraç pazarlarını sırasıyla %34 ile Türkiye, %13 ile Brezilya, %6 ile İtalya ve %5 ile Japonya oluşturmuştur.

2) 2010-2013 döneminde AB’nin toplam ithalatında Endonezya payına bakıldığında ise 2010 yılında 32.975 ton ile toplam ithalatın %18,5’ini, 2011 yılında 29.500 ton ile %16,7’sini, 2012 yılında 23,082 ton ile %13,3’ünü, 2013 yılında ise 20.976 ton ile %11’ini oluşturduğu görülmektedir. Endonezya’nın birim fiyatları ise incelenen yıllarda sırasıyla 2,03 ABD Doları/Kg, 2,55 ABD Doları/Kg, 2,33 ABD Doları/Kg ve 2,26 ABD Doları/Kg seviyelerinde oluşarak AB’nin ortalama birim ithal fiyatlarının altında seyretmiştir.

3) Sulindafin firmasının nihai bildirime verdiği görüşlerde, Endonezya’nın ihracatında Türkiye’nin önlemlerin yürürlükte olmasına rağmen en önemli pazar konumunda olması nedeniyle zaten Türkiye piyasasına nüfuz edebildiği ve önlemlerin kaldırılması ile bu durumda bir değişiklik olmayacağından, Endonezya menşeli ithalatta damping devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimalinin bulunmadığı iddia edilmiştir. Ancak, halihazırda Türkiye piyasasının Endonezya için en önemli ihracat pazarı konumunda olması bu yönde bir sonuca varılmasına neden olmadığı değerlendirilmiştir.

4) Öte yandan aynı firma, incelenen dönemde önleme konu üründe dünya piyasasında genel bir genişleme olduğunu ve Türkiye’ye yapılan ihracatın da buna paralel izlediğini, bunun önlemlerin yürürlükten kalkması durumunda dampingin ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimaline bir gösterge olmadığını; ayrıca, Türkiye’ye ihracatın düştüğünü ve ihraç fiyatlarında bir artış olduğunu belirtmiştir. Ancak, yapılan incelemede, Endonezya’dan yapılan ithalatta bir düşüş yaşanmadığı ve fiyatlarında artış olmadığı belirlenmiştir. Türkiye’nin Endonezya için en önemli ihraç pazarı olması önemlerin yürürlükten kalkması durumunda dampingin ve buna bağlı olarak zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali yönündeki göstergelerden bazısı olduğu değerlendirilmiştir.

c) Malezya

1) UTM’den elde edilen verilere göre Malezya miktar bazında 2010 yılında 91.929 ton ile dünya toplam ihracatının %7’sini, 2011 yılında 96.472 ton ile yine %7’sini, 2012 yılında 90.030 ton ile %6’sını, 2013 yılında ise 56.397 ton ile %3’ünü gerçekleştirmiştir. Birim ihraç fiyatları ise ortalama ihraç fiyatların altında gerçekleşerek 2010-2013 arası döneminde sırasıyla 1,80 ABD Doları/Kg, 2,22 ABD Doları/Kg, 1,96 ABD Doları/Kg ve 2,51 ABD Doları/Kg olarak gerçekleşmiştir. 2009-2013 yılları arasında miktar bazındaki  ihracatında %9 düşüş gösteren Malezya’nın 2013 yılı itibariyle en büyük ihraç pazarları sırasıyla %18 ile Türkiye, %15 ile Vietnam, %9 ile Pakistan, %8 ile Almanya olmuştur.

2) AB’nin toplam ithalatında Malezya’nın payına bakıldığında ise 2010 yılında 14.279 ton ile %8’ini, takip eden yıllarda ise sırasıyla 12.704 ton ile %7,2’sini, 12.772 ton ile %7,3’ünü ve 12.754 ton ile %6,7’sini oluşturduğu görülmektedir. Birim fiyatlar ise aynı dönemde sırasıyla 1,96 ABD Doları/Kg, 2,45 ABD Doları/Kg, 2,20 ABD Doları/Kg ve 2,13 ABD Doları/Kg seviyelerinde oluşarak AB’nin ortalama birim ithal fiyatlarının altında seyretmiştir.

Türkiye pazarının önemi ve talebi etkileyen unsurlar

MADDE 21 – (1) Önleme konu ürün tekstil üreticileri ve dolayısıyla hazır giyim üreticileri için girdi niteliği taşımaktadır. Poliester tekstüre iplikler, Türkiye tekstil ve hazır giyim sektöründe hem geleneksel olarak hem de geliştirilen yeni teknolojiler ve markalaşma ile sağlanan katma değer sayesinde oldukça canlı bir pazar durumundadır. Diğer taraftan, Avrupa’da sentetik tekstil üretiminin incelenen 2010-2013 yılları arasında %16 seviyesinde düşüş gösterdiği belirlenmiştir (European Man-Made Fibers Association, 2013). Bu durum, Türkiye’de sentetik iplik talebinin coğrafi olarak öne çıktığını göstermektedir. Öte yandan, talebi etkileyen en önemli unsurun düşük fiyat olduğu belirlenmiştir.

(2) İncelenen dönemde önleme konu ülkelerdeki kapasite artışı ve ihracat potansiyelinin Türkiye’ye yönlendirilme olasılığı 2010-2013 yıllarını kapsayan gözden geçirme dönemi için incelenmiştir. Bu kapsamda, 2013 yılı itibariyle Türkiye’nin Endonezya ve Malezya’nın toplam ihracatında birinci sırada, ÇHC’nin toplam ihracatında ise dördüncü sırada yer alması nedeniyle Türkiye’nin söz konusu ülkelerin mevcut ve artması muhtemel kapasitelerini yönlendirmeleri için çok önlemli bir ihraç pazarı olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan, Türkiye’nin söz konusu üründe tüketiminin arttığı ve başta Avrupa ve Rusya olmak üzere komşu ve çevre ülkelere artış gösteren Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim ihracatının Türkiye pazarını yurtdışında yerleşik iplik ihracatçıları için daha önemli hale getirdiği değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, önleme konu ülkelerdeki üretici/ihracatçıların üretimlerinin büyük bölümünü ihracata yönlendirdikleri bilinmekte olup, Türkiye pazarının potansiyelini, dağıtım ve pazarlama kanallarını iyi bilmeleri nedeniyle pazarın bu üreticiler için cazip koşullar sunduğu değerlendirilmiştir.

Değerlendirme

MADDE 22 – (1) Yukarıdaki bilgiler değerlendirildiğinde, önleme konu ülkelerin dünyadaki en büyük kurulu kapasiteye sahip olduğu, yatırımlarla artmaya devam eden söz konusu kapasitenin Türkiye’de yerleşik kurulu kapasiteyle karşılaştırılamayacak büyüklükte olduğu; buna paralel olarak önleme konu ülkelerin ihracat kapasitesinin yüksek olduğu, aynı zamanda Türkiye’nin canlı ve büyüyen bir pazar olması sebebiyle söz konusu ülkelerin ihraç pazarları arasında Türkiye’nin üst sıralarda yer almasının ilgili ülke ihracatçılarının Türkiye piyasasına kolay nüfuz edebildiklerini gösterdiği; bu bağlamda, önlemlerin yürürlükten kalkması durumunda önleme konu ülkelerdeki fazla kapasitenin Türkiye piyasasına düşük fiyatlarla yönlendirilmesi ve bunun sonucunda zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu anlaşılmıştır.

ALTINCI BÖLÜM

Diğer Hususlar

Zararın devamı veya yeniden meydana gelmesini etkileyebilecek diğer unsurlar

MADDE 23 – (1) YÜD’de zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesine yol açabileceği düşünülen diğer bilinen unsurlar incelenmiştir.

Üçüncü ülkelerden ithalat

MADDE 24 – (1) Soruşturma konusu ürünün üçüncü ülkelerden ithalatı 2010-2013 (Ocak-Eylül) gözden geçirme dönemi için incelenmiştir. Söz konusu ithalat 2010 yılında miktar bazında toplam ithalatın %54,2’sini oluştururken, 2011 yılında %51,7’sini, 2012 yılında %56,3’ünü, 2013 yılının ilk 9 aylık döneminde ise %60,1’ini oluşturmuştur. Diğer taraftan üçüncü ülkelerin yurtiçi tüketimdeki pazar payları 2010 yılı 100 olarak alındığında takip eden yıllarda sırasıyla 103, 131 ve 139 olarak gerçekleşmiştir.

(2) Buna göre üçüncü ülkelerden yapılan ithalatın pazar payının gittikçe arttığı ama bununla birlikte ÇHC’den yapılan ithalatın da gözden geçirme döneminde önleme rağmen düşüş göstermediği, Endonezya’nın payının dalgalı bir seyir göstererek üçüncü ülke pazar payı ile paralellik arz ettiği, Malezya’dan yapılan ithalatın pazar payının ise Endonezya’nın pazar payına benzer şekilde dalgalanma gösterdiği, ancak üçüncü ülke pazar payı ile paralellik arz ettiği belirlenmiştir. Bu çerçevede, üçüncü ülkelerden yapılan ithalata ilişkin olarak yürürlükte bulunan önlemlerin kaldırılması sonucunda dampingli ithalatın devamı veya yeniden meydana gelmesi ile YÜD’de zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi arasındaki illiyet bağını zayıflatacak bir bulguya rastlanmadığı değerlendirilmiştir.

Diğer unsurların etkisi

MADDE 25 – (1) Yapılan inceleme neticesinde, önlem yürürlüğe girdikten sonra önleme konu ürünün kullanım alanı ve tüketici algılanmasının aynı kaldığı ve dolayısıyla tüketim eğiliminde bir değişiklik olmadığı; önleme konu ürün ile YÜD tarafından üretilen benzer ürünün üretim teknolojisinde bir değişim olmadığı, ayrıca, gözden geçirme döneminde önleme konu ürünün ithalatında ve ihracatında Türkiye’de ve önleme konu ülkelerde ticareti kısıtlayıcı bir gelişmenin gerçekleşmediği tespit edildiğinden, dampingli ithalatın devamı veya yeniden meydana gelmesi dışında diğer bilinen unsurlardan herhangi birinin YÜD’de zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesi üzerinde önemli olumsuz etkiye neden olamayacağı belirlenmiştir.

(2) PT Polyfin Canggih firması nihai bildirim raporuna verdiği görüşlerde, raporda dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali ile YÜD’de zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali arasındaki illiyet bağına ilişkin ayrı bir bölümün yer almadığını belirtmiştir. Ancak NGGS’lerde soruşturmayı yürüten otoritenin illiyet bağını iki unsurdan ayrı üçüncü bir unsur olarak incelemeye alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Öte yandan, Beşinci Bölüm altında incelenen diğer unsurlar ve etkileri incelendiğinden, dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali ve buna bağlı olarak zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali incelemesi söz konusu illiyet bağını kuracak niteliktedir.

(3) Aynı firma, ADA’ya göre kesin önlemlerin bir gözden geçirme soruşturmasıyla uzatılmasının ancak istisnai durumlarda mümkün olabileceğini ve söz konusu istisnai koşulların oluşmaması nedeniyle önlemlerin uzatılmaması gerektiğini belirtmiştir. Ancak söz konusu soruşturmada, dampingin devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali ile bunun sonucunda zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimaline ilişkin inceleme ve bulgular değerlendirildiğinde, mevzuat hükümlerine göre yürürlükte bulunan kesin önlemlerin devam ettirilmesi için yeterli delillerin mevcut olduğu değerlendirilmiştir.

(4) İHKİB ise, halihazırda yürürlükte bulunan koruma önleminin devam etmesine karar verilmesi sonucu önlemin 11 yıl yürürlükte kalacağını ve bunun Türkiye piyasasını bozucu etki yaratacağını belirtmiştir. Ancak, söz konusu önlemlerin yürürlük sürelerinin uzatılması, ancak ithalat kaynaklı haksız rekabetin önlenmesi amacıyla olacağından piyasayı bozucu değil düzeltici etki yaratacağı değerlendirilmiştir. Öte yandan, ÇHC’nin Endonezya ve Malezya’dan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, önlemlerin uygulanmasına devam edilmesi kararı alınsa bile bunun yalnız ÇHC için olması gerektiğini belirtmiştir. Ancak, soruşturma kapsamında önleme konu üç ülke menşeli ithalat  için dampingin ve buna bağlı olarak zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimali ayrı ayrı incelenmiş olup elde edilen bulgular her ülke için ayrı değerlendirilmiştir.

YEDİNCİ BÖLÜM

Değerlendirme

MADDE 26 – (1) Uygulanmakta olan dampinge karşı önlemlerin sona ermesi halinde, damping ve zararın devam edip etmeyeceği veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı konusu incelenmiş olup, önlemlerin yürürlükten kalkması durumunda üretici/ihracatçı firmaların önlemlerin yokluğundaki davranışlarını yeniden yansıtacak olan esas soruşturmada tespit edilen damping marjlarının önemli seviyelerde olduğu; YÜD’ün ürün karlılığı ile nakit akışında olumsuzluklar bulunduğu, pazar payında düşüş yaşandığı; bunun yanı sıra soruşturma konusu ülkelerin yüksek üretim ve kapasiteleri ile dünya ihracatındaki lider konumunun sürdüğü ve soruşturma konusu üründe tüketimin ve ithalatın arttığı görülmüştür. Bu kapsamda, mevcut önlemlerin ortadan kalkması durumunda dampingli ithalatın ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu sonucuna varılmıştır.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Sonuç

Karar

MADDE 27 – (1) Soruşturma sonucunda, yürürlükteki önlemlerin ortadan kalkması durumunda dampingin ve zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu tespit edildiğinden, ÇHC, Endonezya ve Malezya menşeli poliester tekstüre iplik için İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin 2008/41 sayılı Tebliğ ile yürürlüğe konulan önlemlerin, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu’nun kararı ve Ekonomi Bakanı’nın onayı ile aşağıda gösterilen şekilde değiştirilmeden uygulanmaya devam edilmesine karar verilmiştir.

 

GTP

Eşya Tanımı

Menşe Ülke

Üretici/İhracatçılar

Dampinge Karşı Önlem

(ABD Doları / Ton)

5402.33

Poliesterlerden Tekstüre İplik

Çin Halk Cumhuriyeti

Hangzhou Xiangsheng Textile Co.Ltd.

335

Jiangsu Hengli Chemical Fibre Co. Ltd.

297

Xiamen Xianglu Chemical Fiber Co.Ltd.

268

Diğerleri

351

Endonezya

PT Indorama Synthetics Tbk.

48

PT Mutu Gading

136

PT Polyfin Canggih

120

PT Asia Pacific Fibers Tbk

122

PT Susilia Indah Synthetic Fibers Industries (PT Sulindafin)

240

Diğerleri

240

Malezya

Tüm üretici/ihracatçılar

276

 

Uygulama

MADDE 28 – (1) Gümrük idareleri, Karar maddesinde gümrük tarife istatistik pozisyonu numarası, tanımı, menşe ülkesi ve üreticileri belirtilen eşyanın, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ithalatında karşılarında gösterilen oranda dampinge karşı kesin önlemi tahsil ederler.

Yürürlük

MADDE 29 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 30 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ekonomi Bakanı yürütür.