26 Temmuz 2013  CUMA

Resmî Gazete

Sayı : 28719

YARGITAY KARARI

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinden:

             Esas No            : 2013/2699

             Karar No         : 2013/4016

YARGITAY İLAMI

             Mahkemesi       : Adana 5. Sulh Hukuk Hakimliği

             Tarihi               : 11/12/2012

             Numarası         : 2010/120-2012/1458

             Davacı              : Smenta Sağlık Vek. Av. Damla Yürekli

             Davalı               : Turgut Şenbal Vek. Av. Emrah Sökmen

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükme karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz isteğinde bulunulmuş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen 11/12/2012 gün, 2010/120 E., 2012/1458 K. Sayılı kararına karşı 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427/6. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz isteğinde bulunulmuştur.

Kanun yararına bozma isteminde 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yemine Davet” başlıklı 228. maddesinden sözedilmiş, aynı kanunun “yemini yerine getirecek kimseler” başlıklı 232. maddesinin 1. fıkrasında ise yeminin tarafa teklif olunacağı hususunun düzenlendiği mahkemece anılan hükümlere aykırı olarak yemin teklif edilen davalıya yemin davetiyesi çıkarılmaksızın vekiline yemin teklifinde bulunmak suretiyle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülmüştür.

Somut olayda yargılamanın 11/9/2012 tarihli celsesinde delil listesinde “her türlü yasal delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olan davacı vekiline, karşı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmış bu celse hazır bulunan davacı vekili müvekkili ile görüşüp beyanda bulunacağını beyan ettikten sonra müteakip 11/12/2012 tarihli celsede “1/10/2012 tarihli dilekçesinde belirtildiği hususlarda yemin teklifinde bulunduğunu” beyan etmiştir. Davacı tarafın yemin teklifinde bulunduğu celsede davalı asil hazır değildir. Hazır bulunan vekili Avukat Emrah Sökmen ise vekâletnamesinde bulunan yetkiye dayanarak yemin teklifini kabul etmediğini bildirmiş davalı vekilinin bu beyanına dayanılarak dava sonuçlandırılmıştır.

Davacı vekilinin yemin teklifi 6100 Sayılı HMK’nın 232. maddesine uygun olarak tarafa yöneltilmiştir, vekile yemin teklifi sözkonusu değildir. Ancak yeminin kabul veya reddi için vekâletnameye özel yetki konulmuş olsa bile vekil buna dayanarak yemini kabul veya red edemez. Vekilin yemini kabul veya red yetkisini kullanabilmesi için müvekkilin (yemin edecek kimsenin) yemin teklif olunan meseleyi öğrendikten sonra vekiline yeminin kabul veya reddini bildirmek için özel yetki vermiş olması gerekir. Çünkü, yeminin kabul veya reddini bildirmek için özel yetki ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunan meseleyi öğrendikten sonra verilebilir (HUMK md. 63). Müvekkile durum bildirilmeden yemin teklif olunan celsede vekilin yemini reddetmesi usule aykırıdır. (Yargıtay 19. H.D. 2006/3948 E. 2006/5915 K., 2/6/2006 tarihli kararı. 4. H.D. 28.11.1969 tarih 9007 E., 9983 K. sayılı kararı.) Mahkemece açıklanan bu hususlar gözetilmeden davalı vekilinin teklif olunan yemini kabul etmediği gerekçesi ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, kararın kanun yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11/12/2012 gün ve 2010/120 E., 2012/1458 K. sayılı kararının HUMK’nın 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 20/6/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.