|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas
Sayısı : 2011/34
Karar
Sayısı : 2012/48
Karar
Günü : 30.3.2012
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Tarsus 2. Asliye
Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 25.4.2006 günlü, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu’nun 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin “Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak
bir kere açılabilir.”
biçimindeki birinci cümlesinin, Anayasa’nın 17.,
36. ve 41. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacı tarafından açılan soyadının
düzeltilmesi davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına
varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının
gerekçe bölümü şöyledir:
“OLAYLAR: Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/540
esas sayılı dosyasının davacısı (...) mahkememize vermiş olduğu dava
dilekçesi ile 18 yaşından küçük iken babasının sevdiği bir bayanın soyadını
aldığını, bu nedenle kendisinin soyadının da o bayanın soyadı olduğunu,
davacının bu olaydan dolayı çevresinde alay konusu olduğunu, küçük
düştüğünü, psikolojisinin bozulduğunu beyan ederek soyadının herkesçe
bilinen ve babası tarafından değiştirilmezden önceki soyadı olan (...)
soyadı olarak tekrar değiştirilmesini, zira kendisinden başka tüm
kardeşlerinin bu soyadı taşıdığını beyan etmiştir.
Davalı nüfus temsilcisi, 5490 sayılı Nüfus
Kanunu’nun 36/1B maddesi gereğince aynı konuda nüfus davaları bir defa
açılacağından davacının babası tarafından Tarsus 2. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 30/03/2010 tarih 2010/154-201 E.K. sayılı kararı ile (...)
olan soyadını (...) olarak düzelttiğinden, benzer konuda Tarsus 2. Asliye
Hukuk Mahkemesi’nce verilen kararın temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 18.
Hukuk Dairesi’nin 03/02/2011 tarih 2010/12423 Esas, 2011/1183 Karar sayılı
kararında da belirtildiği üzere bu davalar bir defa açılabileceğinden
davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Cumhuriyet Savcısı duruşmada alınan beyanında,
davada uygulanması gereken kanun maddelerinin 5490 sayılı Yasa’nın 36-1/B
maddesi kapsamında kaldığı, bu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğundan iptali
için Anayasa Mahkemesine müracaatta bulunulması talep etmiştir.
OLAYA
UYGULANACAK KANUN MADDELERİ:
Mahkememize açılan davanın nüfusta soyadının
değiştirilmesi davası olduğu, söz konusu davada davacının babasının daha
önce Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşen 30.03.2010 tarih
2010/154-201 EK sayılı kararı ile (...) olan soyadını (...) olarak
değiştirdiği, Yüksek Yargıtay 18. H.D.’nin 03/02/2011 tarih 2010/12423
Esas, 2011/1183 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, babanın
açtığı davanın çocukları da bağlayacağı, bu nedenle davanın 5490 sayılı
Yasa 36/1-b maddesi gereğince reddedilmesi gerekeceğinin bildirildiği,
Ancak, dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere
davacının babası evli iken başka bir bayan ile duygusal ilişkiye girdiği,
bu bayanın şart koşması üzerine soyadını bu bayanın soyadı olan (...)
soyadı olarak değiştirdiği, bu durumdan dolayı da 18 yaşından küçük olan
davacının soyadının rızası dışında değiştiği, 18 yaşını doldurduğunda babasının
sevdiği kadının soyadı olan (...) soyadından kurtularak eski soyadına
dönmek için bu davayı açtığı, mevcut yasa hükmünün uygulanması halinde
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 17. maddesinde belirtilen herkesin yaşama,
maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğuna
ilişkin hükme, Anayasamızın 36. maddesinde belirtilen herkesin meşru vasıta
ve yollardan faydalanmak üzere yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir ilkesine, Anayasamızın
41. maddesinde belirtilen Türk toplumunun temelinin aile olduğu, ailenin
korunması ve çocuk haklarına keza Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.
maddesinde koruma altına alınan özel hayat ve aile hayatının korunması
ilkesine, aynı sözleşmenin 13. maddesinde belirtilen etkili başvuru
hakkına, 18. maddesinde belirtilen hakların kısıtlanmasının sınırları
ilkelerine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
SONUÇ: 5490 sayılı Yasa’nın 36/1-B maddesinin “aynı
konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere
açılabilir” kısmının Anayasamızın yukarda belirtilen maddelerine aykırı
olduğundan Anayasamızın 152. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi’ne
başvurulmasına karar verilmiş olup;
Gereği takdirlerinize saygıyla arz olunur.
21.03.2011”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
25.4.2006 günlü, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren 36. maddesi şöyledir:
“(1)
Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usullere uyulur:
a) Nüfus
kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile
ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları
tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk
mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği
nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.
b) Aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının
düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir. Ad
değişikliği halinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana
adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eş ve ergin olmayan
çocukların soyadını da düzeltir.
c) Tespit
davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine
teşkil eder.
(2)
Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça
incelenip sonuçlandırılır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 17., 36. ve 41. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar
ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN,
Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN,
Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN’ın
katılımlarıyla 14.4.2011 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri,
Anayasa Mahkemesi Raportörü Cengiz ERTEN tarafından hazırlanan işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında; babanın açtığı aile soyadı değişikliğini içeren
dava ile ergin olmayan çocuğun da soyadı değişmiş bulunduğundan o çocuğun
ergin olduktan sonra aynı konuda dava açamayacağına dair itiraz konusu
kuralın; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme
hakkına sahip olduğu, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak üzere
yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahip bulunduğu ve Türk toplumunun temelinin aile
olduğuna ilişkin ilkeleri ihlâl etmesi nedeniyle Anayasa’nın 17., 36. ve 41.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5490 sayılı Kanun’un 36. maddesinde, nüfus davaları ile ilgili esas ve usuller
öngörülmektedir.
Kanun’un 36. maddesinin itiraz konusu hükmü içeren (b) bendinde aynı
konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere
açılabileceği belirtilmiştir.
Nüfus kaydının düzeltilmesinin kapsamında ad,
soyadı, cinsiyet, doğum kaydı değişikliği gibi nüfus kayıtlarının
düzeltilmesi davaları bulunmaktadır. Genel olarak nüfus davalarında, en
önemli dava açma koşulu davacının dava açmakta hukuki yararının
bulunmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 27.
maddesine göre, açılacak davalarda haklı sebepler göz önünde tutulacaktır.
Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında da haklı nedenin varlığı halinde 5490
sayılı Kanun'un anılan hükmü uyarınca ilgili kayıt ancak bir kez
düzeltilebilecektir.
Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve
manevî varlığı” başlıklı 17. maddesinde, “Herkes, yaşama, maddî ve
manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına
sahiptir” denilmektedir. Buna göre kişinin yaşama, maddî ve
manevî varlığını koruma hakkı birbirleriyle sıkı bağlantıları olan,
devredilemez, vazgeçilemez temel haklardandır. Bu haklara karşı her türlü
engelin ortadan kaldırılması da Devlete görev olarak verilmiştir.
Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”
başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşru araç ve yollardan yararlanarak
yargı mercileri önünde davacı ya da davalı olarak sav, savunma ve adil
yargılanma hakkı bulunduğu belirtilmektedir. Maddeyle güvence altına alınan
dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği
taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde
yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden
birisidir.
Ad, soyadı, cinsiyet, doğum kaydı gibi kişilere ait
kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili bilgiler vazgeçilmez, devredilmez, feragat edilmez, kişiye sıkı surette
bağlı kişilik hakları kapsamındadır. Kişilere ait kimlik bilgileri ve aile
bağlarıyla ilgili bilgileri içeren kayıtların kişilik haklarından olması,
onlara hiçbir müdahalede bulunulamayacağı anlamına gelmez. 5490 sayılı
Kanun’un genel gerekçesinde açıklandığı gibi, Türkiye Cumhuriyetinin en
belirgin temel niteliklerinden olan sosyal hukuk devletinin genel çerçevesi
içerisinde Türk toplum yaşamı hukuk kuralları ile düzenlenmiştir ve bu
düzenlemenin konusunu oluşturan kişilere ait çeşitli bilgiler de hukuk
kurallarına uymanın bir gereği olarak kamu yönetimlerince kayıt altına
alınmıştır. Bu nedenle, yasa koyucunun kamu yararı ve kamu düzenini
sağlamak amacıyla kişilere ait kimlik bilgileri ve aile bağlarıyla ilgili
bilgiler konusunda anayasal hakları ihlâl etmemek koşuluyla düzenleme yapma
yetkisi bulunduğu açıktır.
Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin
ayrılmaz bir parçası olan kimliği ve aile bağlarıyla ilgili bilgileri
içeren nüfus kayıtlarında haklı nedenlerin varlığı halinde değişiklik ve
düzeltme yapılmasını isteme hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma,
geliştirme hakkı kapsamında olup, bunun dava yoluyla bir defadan fazla
talep edilememesini öngören kural Anayasa’nın 17. maddesi ile
bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, itiraz konusu kuralla kişilerin ad,
soyadı, cinsiyet ve doğum kaydı gibi bilgilerinde herhangi bir nedenle
meydana gelen değişikliklerin resmi kimlik kayıtlarında yer almasını
sağlamak amacıyla dava açmaları hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur.
Ancak dava hakkının bir kere ile sınırlandırılarak maddi gerçeğin resmi
kayıtlara geçmesinin engellenmesi hak arama özgürlüğüne müdahale
niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 17. ve 36.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 41. maddesi ile bir ilgisi
görülmemiştir.
Haşim KILIÇ, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Nuri
NECİPOĞLU ve Hicabi DURSUN bu görüşe katılmamıştır.
VI- SONUÇ
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
|
|
|
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
|
|
|
|
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 1. maddesinde, her
Türk’ün öz adından başka soy adını da taşımaya
mecbur olduğu hüküm altına alınmış olup; soyadının, öz addan sonra
taşınması zorunlu olan, soyları ayırt edici özelliği itibariyle de nesilden
nesile geçen, kişinin kimliğinin belirlenmesinde
çok önemli rol oynayan, vazgeçilemez, devredilemez ve kişiye sıkı surette
bağlı bir kişilik hakkı olduğu açıktır. Soyadı ile ilgili
düzenlemelerin kişilik haklarını ilgilendirmesinin yanı sıra, kamu yararı
ve kamu düzeni ile olan yakın ilgisi nedeniyle, yasa koyucunun soyadı ile
ilgili düzenlemeler konusunda takdir yetkisinin bulunduğu ve bu konuda bir
takım hukuki sınırlandırmalar yapabileceği tabiidir ve Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi de konuya ilişkin içtihatlarında, sözleşmeci ülkelerin bu konuda
geniş bir takdir alanlarının bulunduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla,
yasa koyucu diğer nüfus kayıt bilgileri gibi soyadı ile ilgili kayıtlar
konusunda da aile düzeninin korunması, nüfus kayıtlarında karışıklıkların
önlenmesi ve istikrarın sağlanması vb. kamu düzenini ilgilendiren
nedenlerle bazı kayıtlamalara gidebilecektir. İtiraz
istemine konu 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin (1) no’lu fıkrasının (b) bendindeki “Aynı konuya ilişkin
olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere açılabilir.”
biçimindeki kuralın da bu çerçevede değerlendirilmesi ve kamu yararı ve
kamu düzeni gerekleri uyarınca soyadının değiştirilmesi davaları yönünden
yapılan bu müdahalenin Anayasa’nın 17. ve 41. maddelerine aykırı bir
yönünün bulunmadığı sonucuna varılması gereklidir.
Öte yandan, Medeni Kanun’un “Adın değiştirilmesi”
başlıklı 27. maddesinde “Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir.”
denildiğinden ve anılan maddede bu konuda açılacak davalar bakımından bir
sınırlama öngörülmediğinden; kanun metni itiraz konusu kuralla birlikte
değerlendirileceğinde, davacı sıfatıyla isim ve soyadı değiştirme davasında
“aynı davacının” birden fazla bu
davaları açamayacağının hukuken kabulü gerekli bulunmaktadır. Kanun metninden, çocuğun reşit olduktan sonra dahi,
evvelce veli ya da vasisinin açmış olduğu ve onu da bağlayan “ad veya
soyadı değişikliği” davasını bir daha açamayacağı sonucu çıkarılmamalıdır.
Çocuk, reşit olduktan sonra bir defaya mahsus olmak üzere soyadını
değiştirmek için dava açabilmelidir.
İtiraz istemine konu kuralın, salt davayı açan kişi
yönünden bağlayıcı mahiyet arzettiği, davanın
somutunda olduğu gibi ana babanın açtığı ve doğrudan reşit olmayan çocuğu
da etkileyen soyadı davasının çocuk reşit olduktan sonra dahi bir daha
açılamayacağı şeklinde yorumlanması mümkün olmadığından; kuralın aksine bir
yorumla Anayasa’ya aykırı düştüğü şeklindeki sonuca katılamıyoruz.
Açıklanan nedenlerle ve izaha çalışılan yorumun
doğal sonucu olarak, kuralın Anayasa’nın 17., 36.
ve 41. maddelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaştığımızdan;
iptale ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (b) bendinin iptali istenilen birinci cümlesinde “Aynı
konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davası ancak bir kere
açılabilir” denilmektedir. Buna göre, dava yoluyla düzeltilen
(değiştirilen) nüfus kaydının tekrar dava konusu edilerek ikinci kez
düzeltilmesi (değiştirilmesi) yasaklanmıştır.
Başvuru kararı, baba tarafında önceki yıllarda dava
yolu ile değiştirilen soyadının ergin hale gelen çocuğu tarafından dava
yoluyla tekrar değiştirilmek istenmesine dayanmaktadır.
İptali istenilen kuralda yer alan, aynı konuya
ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere
açılabileceği biçimindeki hükmün, aynı konuya ilişkin nüfus kaydının
dava yoluyla düzeltilmesinin, aynı şahıs tarafından ancak bir kere
dava konusu edebileceği şeklinde anlaşılması gerekir. Aksinin kabulü başkası tarafından dava
yoluyla düzeltilen nüfus kaydının kendisine sıkı sıkıya bağlı bir hak
olmasına, dava açmakta yararı bulunmasına ve düzeltme davasının açılmasında
hiçbir katkısı bulunmamasına rağmen dava konusu edememesi, kişinin,
Anayasada güvence altına alınan dava açma hakkını ortadan kaldırmak
anlamını taşır ki bunu yasa koyucunun öngördüğünü kabul etmek olanaksızdır.
Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar arasında sayılan nüfus kayıtlarının,
bu nitelikleri gereği üzerinde tasarruf etme yetkisinin ilgilisine (hak
sahibine) ait olması, genel hukuk ilkesinin bir gereği olup, bu ilke göz
ardı edilmemelidir. .
Öte yandan, soyadına ilişkin nüfus kaydının baba
tarafından açılan bir dava ile düzeltilmesinin, velayet ve evlilik bağı
bulunanlar bakımından da uygulanması açılmış bir davanın sonucu olarak
değil, yasal düzenlemeden kaynaklanan idari bir işlem olarak algılanması ve
aynı konuda bir kere dava açılabileceğine ilişkin kuralın buna göre de
yorumlanması gerekir.
Somut olaydaki davada yukarıda yapılan saptamalar
gözetilmeden, “aynı konuya ilişkin olarak” sözcüklerine dar anlam
yüklenerek, davacının bu hakkının bulunmadığını ve kuralın hak arama
hürriyetine aykırı olduğunu ileri sürmek, doğru bir değerlendirme olarak
kabul edilemez.
Açıklanan nedenle baba tarafından dava yolu ile
düzeltilen soyadının, ergin olan çocuğu tarafından düzeltilmesi için açılan
davanın görülmesine kural engel değildir.
Hak ihlaline neden olmayan kurala yönelik iptal
başvurusunun reddi gerektiğinden, çoğunluğun Anayasa’da öngörülen kurallar
çerçevesinde denetim yapmasına ilişkin görüşüne katılmadım.
|