|
Esas Sayısı: 2010/77
Karar Sayısı: 2011/163
Karar Günü: 8.12.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Aydın 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15.
maddesinin altıncı fıkrasının “2886
sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75 inci maddesi hükümleri belediye
taşınmazları hakkında da uygulanır.” biçimindeki son cümlesinin Anayasa’nın
2., 5., 10., 11. ve 36. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Mülkiyeti davalı Belediyeye ait taşınmazın kiracısı
olan davacı tarafından açılan çekişmenin önlenmesi davasında, itiraz konusu
kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Anayasanın;
2.
maddesi, devletin, bir yandan kişi hürriyeti ve güvenliğini esas alırken
diğer yandan da bireyleri idarenin eylem ve işlemlerine karşı korumasını,
5.
maddesi, “Sosyal Devlet” ilkesinin bir gereği olarak, devletin ülkede yaşayan
tüm vatandaşlarının siyasal, ekonomik ve sosyal koşullardan eşit şekilde
yararlandırmasını ve bunun için gerekli olan önlemleri almasını,
10.
maddesi; Devletin vatandaşları arasında eşit muamelede bulunmasını
amaçlamaktadır.
Bilindiği
gibi, hukukumuzda çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve
güven içerisinde alışverişte bulunmaları, devraldıkları şeylerin ileride
kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum
düzenini sağlamak düşüncesiyle alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi
kabul edilmiştir. Düzenleniş şekline nazaran, iptal istemine konu yasa
maddesi bir yönüyle, davalı idarenin mülkiyet hakkını korumayı
amaçlamaktadır. Mülkiyet hakkının korunmasına yönelik gerek iç hukukumuzda
ve gerekse iç hukuk hükmünü haiz taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerde
somut, çarpıcı düzenlemeler yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’ne ek 1 numaralı Protokol ile anılan sözleşmeye, öğrenim hakkı,
serbest seçim hakkı ile birlikte mülkiyet hakkı ilave olunmuştur. Kamu
özgürlükleri kavramına karşıt olarak “kişi özgürlükleri” kavramı içine
yerleştirilen mülkiyet hakkı sözleşmeye göre mutlak olmayıp genel yarar
amacına yönelik bazı kısıtlama yahut sınırlamalara konu edilebilecektir. Sözleşmenin
1. fıkrasının ilk cümlesinin zımnen içerdiği “mülkiyete saygı ilkesi”
(genel kural), maddenin açıkça izin verdiği özel müdahale şekilleri
dışındaki her türlü müdahaleyi yasaklamak suretiyle, mülkiyet hakkına genel
bir koruma sağlamaktadır. Mülkiyet hakkına meşru müdahale amacı olan kamu
yararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çok geniş biçimde yorumlamakla
birlikte yasa koyucunun bu yoldaki ekonomik ve sosyal politikayı saptarken,
müdahalede
“orantılılık” ve “adil denge” ilkelerini gözetmesi,
genel menfaatin icapları ile bireyin temel haklarının gerekleri arasında
dengeyi sağlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu olgular esas itibarıyla
“hukuk devleti” ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Açıklamalar ışığı altında
bakıldığında; 5393 sayılı Belediye Yasasının 15. maddesinin son fıkrası ile
getirilen “..2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi hükümleri
belediye taşınmazları hakkında da uygulanır.” hükmünün Anayasanın yukarıda
zikredilen maddeleri ile yine yukarıda atıfta bulunulan ilkelere açıkça
aykırı olduğu çekişmesizdir. İfade olunan hususlardan ayrı olarak, bu
maddenin yürürlüğe girmesi ile belediyelere ait olup; evvelce kiraya
verilmiş taşınmazlar ile kiraya verilecek taşınmazlara hangi hükümlerin
uygulanacağı konusunda dahi belirsizlik doğmuştur. Kanunun 15/son maddesindeki
değişiklikten önce Belediyelere ait taşınmazlar hakkında 6570 sayılı
Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunu’nun uygulanacağı tartışmasız iken
kira “akti devam eden taşınmazlar için Kanunun 15/son maddesinin değişmesi
özel hukukla kiracıya tanınan hakların ortadan kalkıp kalkmadığı hususunda
tereddüt meydana gelmiştir. Öyle ki, Yasanın yürürlüğe girmesiyle
uygulamada oluşan belirsizlikler, normlar hiyerarşisinde hiçbir şekilde yer
almadığı halde, adeta bir yasa hükmü imiş gibi İçişleri Bakanlığı Mahalli
İdareler Genel Müdürlüğünün 15.11.2005 tarihli genelgesi ile giderilmeye
çalışılmaktadır. Bu durum “hukuk devleti” ilkesiyle
bağdaşmamaktadır.
“Yasa
önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur.
Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik
ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı
işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık
tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara
ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitlik ilkesi ihlal edilmiş
olmaz. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı
tutulacağı anlamına gelmez. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik
ilkesi zedelenmez.
Genel
anlamda eşitlik ilkesi ise, şekli hukuki eşitlik ve maddi hukuki eşitlik
olarak iki anlamda yorumlanabilir. Şekli hukuki eşitlikten kastedilen
kanunların genel ve soyut nitelik taşıması, yani kapsadığı herkese eşit
olarak uygulanmasıdır. Anayasanın 10. maddesinin, hiçbir kişiye, aileye,
zümreye veya sınıfa “imtiyaz” tanınamayacağı yolundaki ikinci fıkrası da bu
anlamda eşitliği hedef görünmektedir. Ancak şüphesiz ki, eşitlik ilkesinin
anlamını şekli hukuki eşitlikle sınırlandırmak mümkün değildir. Maddi
hukuki eşitlik, şekli eşitliğin ötesinde, aynı durumda bulunanlar için
haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve
sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranma zorunluluğunu
içermektedir. Bu anlamda eşitlik ilkesinin ihlal edilmiş olup olmadığının
anlaşılabilmesi için Anayasaya uygunluk denetiminde sadece kanunların genel
ve soyut nitelik taşıyıp taşımadıklarının değil, onların içeriklerinin de
araştırılması gerekir
Anayasa
Mahkemesi’nin 18.12.2008 tarih, 2005/33 E., 2008/182 K. sayılı kararında,
kanun önünde eşitlik kavramı “...Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik
ilkesi zedelenmez.” şeklinde ifade edilmiştir.
Buna
göre idarenin; birey karşısında, özel hukuk düzenlemelerinden ayrı olarak
(6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun ve Borçlar Kanunu)
lehine eşitsizlik oluşturacak nitelikteki yasal düzenlemelerle haksız
olarak avantajlı hale getirilmesi, Anayasa’nın 10. maddesi ile koruma
altına alınan “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırıdır. Aynı yerleşim
biriminde taşınmazını kiraya veren özel hukuk gerçek ve tüzel kişilerinin,
şartların gerçekleşmesi halinde ancak, genel olarak kiracı lehine hükümler
taşıyan 6570 sayılı Yasanın aynı sıra Borçlar Kanunu hükümlerine dayalı
olarak tahliye isteyebileceği, oysa aynı şekilde kiraya veren belediyenin
ise 5393 sayılı Yasanın kendisine büyük kolaylık sağlayan düzenlemesi ile
tahliyeyi sağlayabileceği dikkate alındığında idare lehine oluşan
eşitsizlik daha çarpıcı şekilde ortaya çıkmaktadır.
Anayasanın
“Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde de, herkesin meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı
kimliğiyle sav ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Sav ve
savunma hakkı birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılması olanaksız
niteliğiyle hak arama özgürlüğünün temelini oluşturur. Önemi nedeniyle hak
arama özgürlüğü, yalnız toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri
değil aynı zamanda bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı
önleme uğraşının da aracıdır. Bu hakkın kullanılması, yerine getirilmesi
olabildiğince kolaylaştırılmalı, olumlu ya da olumsuz sonuç almayı
geciktiren, güçleştiren engeller kaldırılmalıdır. 5393 sayılı Yasanın 15.
maddesinin 5. fıkrası, tahliye için diğer özel yasalarda öngörülen
şartların tahakkuk edip etmediğinin kanıtlanmasına olanak tanımadan,
idareye, sözleşme sonunda tek taraflı olarak tahliye yetkisi vermektedir.
Bu durumun Anayasanın 36. maddesinde öngörülen kişinin hak arama
özgürlüğünü sınırlandırdığı açıktır.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15.
maddesinin itiraz konusu cümleyi de içeren altıncı fıkrası şöyledir:
“Belediye mallarına karşı suç işleyenler Devlet
malına karşı suç işlemiş sayılır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi hükümleri belediye
taşınmazları hakkında da uygulanır.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Mahkeme, başvuru kararında Anayasa’nın
2., 5., 10., 11. ve 36. maddelerine dayanmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi hükmü uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep
KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN ve Celal Mümtaz AKINCI’nın
katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin
çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda;
Mahkeme’nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet
ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal
Mümtaz AKINCI’nın gerekçesi 2010/68 esas sayılı
dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, işin esasının
incelenmesine, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN,
Hicabi DURSUN ile Celal Mümtaz AKINCI’nın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
7.12.2010 gününde karar verildi.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, iptali
istenen kuralda, orantılılık ve adil denge ilkelerinin gözetilmediği, özel
hukuk düzenlemelerinde birey karşısında idare lehine eşitsizlik
oluşturulduğu ve idareye sözleşme süresi sonunda tek taraflı olarak tahliye
yetkisi verildiği, bu suretle hak arama özgürlüğünün engellendiği
belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 5., 10., 11.
ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural ile
belediyelere ait taşınmazlarda 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun ecrimisil ve tahliyeye ilişkin 75. maddesinin
uygulanacağı öngörülmektedir.
Anayasa’nın
2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir. Hukuk
devletinde yasa koyucu, Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç
duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen
“yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz
konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür.
Eşitlik ilkesinin amacı, aynı hukuksal durumda bulunan kişilerin aynı
işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve yasalarla kişiler arasında ayrım
yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda
bulunan kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında
eşitliğin ihlali yasaklanmıştır.
Anayasa’nın “Hak
arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir” denilerek yargı organlarına davacı ve davalı olarak
başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil
yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan dava
yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının
ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde
yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden
biridir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması adil bir
yargılanmanın ön koşulunu oluşturur.
Belediyeler, belde sakinlerinin mahallî müşterek
nitelikteki pek çok ihtiyacını karşılamak üzere kurulan kamu tüzel
kişileridir. Belediyeler, yasalarla yüklenilen ve yerel toplumsal yaşamın
zorunlu gereksinimleri olan görevlerini sürekli, düzenli ve sistemli bir
şekilde yerine getirebilmek amacıyla ayni ve nakdi kaynağa ihtiyaç
duyarlar. Belediyelerin kamu hizmetlerinin görülmesine ayrılmış olan
kaynaklarından biri de kendilerine ait olan taşınmazları kiraya vermek
suretiyle sağladığı kira geliridir.
Başkasına ait bir maldan bir bedel karşılığında
yararlanma esasına dayanan kira sözleşmesi, tarafların serbest iradeleriyle
oluşur ve her iki taraf için borç doğurur. Bu nedenle genel olarak, özel
hukuk kurallarına göre düzenlenmesi gerekir. Ancak, belediyeler ile
belediyelere ait taşınmazlar arasındaki bağlantı, özel hukuktaki bir
malikle-taşınmaz arasındaki mülkiyet ilişkisinden farklıdır. Zira özel
hukukta malik, malına istediği gibi tasarruf edebilmede, onu dilediği
fiyatla dilediğine satmada ya da kiralamada ve maldan elde ettiği geliri
istediği gibi harcamada özgür olmasına karşın; belediyeler, sahip olduğu
taşınmazlar üzerinde tasarrufta bulunurken bazı kurallara uymak durumundadırlar.
Belediyeler, sahip oldukları taşınmazları, dilediklerine diledikleri
fiyatla devredemezler. Söz konusu taşınmazlar, kamusal bir sorumlulukla ve
kamu hukukunun belirlediği usule göre kullanılır ve bu yerlerden elde
edilecek gelir, kamu idaresinin yapmakla yükümlü olduğu hizmette harcanır.
Bu nedenle, yasakoyucunun takdir yetkisi kapsamı
içinde, kamu hizmetlerinin sürekli, düzenli ve sistemli bir şekilde
sürdürülebilmesi için kamu yararı amacıyla, belediyelere ait taşınmazların,
kira sözleşmesi sonunda tahliyelerine ve ecrimisil
ödenmesine ilişkin itiraz konusu kuralın Anayasa’nın hukuk devleti ilkesi
ile çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
Öte yandan, taşınmazını kiraya veren belediyeler
ile diğer kişiler aynı hukuksal konumda değildirler. Belediyeler ile belediyelere ait taşınmazlar arasında
sorumluluk, yönetim ve tasarruf biçimi yönünden kamu hukuku ilişkisi
bulunmakta ve bu emlâkten elde edilen gelir kamu hizmetine ayrılmaktadır.
Bu nedenle, diğer kişiler
ile aynı hukuksal konumda
bulunmayan belediyelerin, kiraya verdikleri taşınmazlar hakkında,
kira sözleşmesi sonunda farklı bir tahliye usulü öngörülerek ayrı hukuksal
işleme tabi tutulmasında eşitlik
ilkesine aykırılıktan söz edilemez.
Ayrıca, itiraz konusu kural, kiracının yargıya
başvurma hakkını ortadan kaldırmadığından, yargı yoluna başvurma imkânının
mevcut olduğu bir durumda hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğinden söz
edilemez.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural
Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırı değildir.
İtirazın reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 5. ve 11.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15.
maddesinin altıncı fıkrasının “2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi
hükümleri belediye taşınmazları hakkında da uygulanır.” biçimindeki son
cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 8.12.2011
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Başkanvekili
Alparslan ALTAN
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
|
|
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
KARŞIOY
3.7.2005 günlü 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15.
maddesinin beşinci fıkrasının “2886
sayılı Devlet İhale Kanununun 75 nci maddesi
hükümleri belediye taşınmazları hakkında da uygulanır” şeklindeki son
cümlesinin iptali için itiraz başvurusunda bulunulmuştur.
Belediye’ye ait 2.Alış Veriş Merkezi No.1(11)
adresindeki üstü örtülü (musakkaf) olduğu
anlaşılan taşınmaz, 2886 sayılı Yasa uyarınca 23.9.1999 günü yapılan ihale
sonucu noterde tanzim edilen kira sözleşmesi ile 23.9.1999 – 31.7.2000
günlerini kapsar biçimde şahsa kiralanmış, takip eden kira dönemlerinde de
kira bedeli artırılmak suretiyle 31.7.2009 tarihine kadar kullanılarak kira
sözleşmesi sürdürülmüştür.
Belediye, ihale yöntemi ile kiraya verdiği
taşınmazın kira süresinin 31.7.2009 günü sona erdiğini belirterek 10 gün
içinde boşaltılmasını istemiş, şahıs ise kira sözleşmesinin devam ettiğini
ileri sürerek itiraz başvurusunda bulunan mahkemeden bu durumun tespitini
istemiştir.
Belediye Kanunu’nun 15. maddesinin beşinci
fıkrasının iptali istenen son cümlesinin yollama yaptığı 2886 sayılı Devlet
İhale Kanunu’nun 75. maddesinde, sadece işgalden kaynaklanan ecrimisil ve tahliye konuları düzenlenmiştir. Sözü
edilen maddede, kira sözleşmesinden kaynaklanan ihtilaflarda fuzuli işgalin
olmayacağı varsayılarak bu durum tahliye nedeni olarak gösterilmemiş, kira
sözleşmesinin bitiminden itibaren işgalin devam etmesi halinde ecrimisil talep edilmesini ise kira sözleşmesinde hüküm
bulunmaması şartına bağlayarak, kira sözleşmesi bulunan hallerden
kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü kapsam dışında tutulmuştur.
Somut olayda, kiralayan (Belediye) kira süresinin sona erdiğini, kiracı
(Şahıs) ise kira sözleşmesinin devam ettiğini ileri sürdükleri için
aralarındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı ve ortada
iptali istenen kuralın uygulanmasını gerektiren fuzuli bir işgalin
varlığından söz etme imkanı bulunmamaktadır. Bu gibi uyuşmazlıkların 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları
Hakkında Kanun 1. maddesinde yer alan “Belediye
teşkilâtı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki gayrimenkullerin
(Musakkaf olmayanları hariç) kiralanmalarında
kiralayanla kiracı arasındaki hukuki münasebetlerde bu kanun ile Borçlar Kanununun
bu kanuna aykırı olmayan hükümleri tatbik olunur” hük(mü)üm uyarınca bu Kanunda öngörülen kurallara göre
sonuçlandırılacağı gözetildiğinde, iptali istenen kuralın uyuşmazlığın
çözümünde uygulanma yerinin bulunmadığı açıktır.
Nitekim,
İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün
B050MAH0650002/11753-82652 sayılı,
2886/75 konulu ve 2005/119 numaralı valiliklere gönderdiği
Genelge’nin bir bölümünde “… belediyelerin
sahip olduğu taşınmazlar bakımından 2886 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin
uygulanmasında aşağıdaki usul ve esaslara uyulması uygulamada doğan hukuki
sorunların önlenmesi bakımından büyük önem arz etmektedir.
1) 2886 sayılı Kanun dahilinde ihale edilen taşınmazlar bakımından arsa ve
arazi dahil, öncelikle kira sözleşmesi hükümlerine göre hareket
edilecektir. Ayrıca, kira süresi dolmadan ve tahliye isteğine ilişkin
hukuki şartlar oluşturulmadan mülki idare amirinden tahliye talebinde
bulunulmayacaktır.
2) 6570 sayılı Kanun kapsamında
bulunan taşınmazlar için, tahliye şartlarının yasal olarak doğmuş olması ve
bunun belediye tarafından belgelendirilmesi halinde tahliye talebinde
bulunulabilecektir. Mahkemelerde tahliye davasına konu edilmiş bir
taşınmazın tahliyesi için 2886 sayılı Kanunun 75 inci maddesine göre
tahliye talebinde bulunulmayacaktır.
3)Belediye taşınmazının, belediyenin
rızası hilafına veya bilgisi dışında işgali söz konusu ise, belgelendirilmesi
yoluyla mülki makamdan tahliye talebinde bulunulacaktır.
Belediye taşınmazlarının fuzuli
işgali durumunda tahliye sağlanana kadar, 2886 Kanunda düzenlenen esaslar dahilinde ecrimisil tahsili de
zorunlu bulunmaktadır.
Konu
hakkında bilgi edinilmesini ve mülki makamlarla belediyelere duyurulmasını
rica ederim” denilmek suretiyle
öncelikle kira sözleşmesine göre hareket edilmesi, belediyenin rızası
hilafına veya bilgisi dışında işgalin söz konusu olması halinde, bu husus
belgelendirilmek koşulu ile 2886 sayılı Yasa’nın 75. maddesinin
uygulanabileceğine işaret edilmesi de kira sözleşmesine dayanan olaylardaki
uyuşmazlıkların çözümünde 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinin beşinci
fıkrasının son cümlesi değil, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında
Kanun hükümlerinin uygulanacağını göstermektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere, uyuşmazlığın çözümünde
uygulanma yeri bulunmayan kurala yönelik itiraz başvurusunun yetkisizlik
nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla esasın incelenmesine ilişkin gerekçeye
katılamıyoruz.
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
KARŞIOY
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinin
altıncı fıkrasının “2886 sayılı
Devlet İhale
Kanununun 75. maddesi
hükümleri belediye taşınmazları hakkında da uygulanır” biçimindeki son
cümlesinin itiraz başvurusunda
bulunan Mahkeme’nin bakmakta
olduğu davada uygulanma olanağı yoktur.
Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi işgalden
kaynaklanan ecrimisil ve tahliye konuları
düzenlenmiş; kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda fuzuli
işgalin olamayacağı kabul edilerek, bu durum tahliye nedenleri
arasında belirtilmemiştir.
Olayda kiralayan Belediye, kira süresi sonunda
tahliyeyi talep etmiş ve Mahkeme de taleple bağlı olduğundan, kuralı
uygulama olanağına esasen sahip değildir.
Bu nedenle başvurunun, Mahkeme’nin yetkisizliği
nedeniyle reddi gerekir.
|
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|