|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2010/25
Karar Sayısı : 2011/136
Karar Günü : 12.10.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bursa 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.6.1937 günlü, 3201 sayılı
Emniyet Teşkilatı Kanunu’na 26.4.2005 günlü, 5336 sayılı Kanun’un 2.
maddesi ile eklenen Ek Madde 24’ün beşinci fıkrasının “Bu şekilde atananlar, atanma tarihinden itibaren altı yıl süreyle
başka kurumlara nakil yoluyla atanamazlar.” biçimindeki ikinci
cümlesinin, Anayasa’nın 5., 13. ve 70. maddelerine
aykırılığı savıyla iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Dört
yıllık bir yükseköğretim kurumundan mezun olduktan sonra polis eğitim
merkezinde 6 ay mesleki eğitim görerek polislik mesleğine giren davacı
polis memurunun, kurumlar arası nakil yoluyla ve mühendis unvanıyla Orman
Genel Müdürlüğü emrindeki bir göreve atanabilmesi için adı geçen idare
tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü’nden muvafakat istenilmesi ve bu talebe
olumsuz cevap verilmesi üzerine açılan davaya bakan Mahkeme, itiraz konusu
kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine vararak iptal istemiyle
başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“Bursa İl Emniyet Müdürlüğünde
polis memuru olarak görev yapan davacının, kurumlar arası nakil yoluyla
Mersin Orman Bölge Müdürlüğü’ne mühendis olarak atanmasına “muvafakat”
verilmemesine ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 18.02.2009 tarih ve 36587
sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, uygulanacak olan 3201
sayılı Emniyet Teşkilatı Hakkında Kanun’a Ek 24. maddesi Anayasa’ya
uygunluk yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
06.05.2005 gün ve 25807 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren 5336 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile eklenen
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Hakkında Kanun’un Ek 24. maddesinin 5. fıkrasında;
“Polis meslek eğitim merkezlerinde eğitimlerini başarı ile tamamlayanlar,
Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarına aday polis memuru olarak atanırlar. Bu şekilde atananlar, atanma tarihinden itibaren altı yıl süreyle
başka kurumlara nakil yoluyla atanamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Olayda, yukarıda anılan hüküm nedeniyle davacının
Orman Genel Müdürlüğü’ne mühendis olarak atanması için davalı idare
tarafından muvafakat verilmediği anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri, “Türk milletinin bağımsızlığını
ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,
kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel
hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,
insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmak” şeklinde belirtilmiştir
Yine Anayasa’nın kamu hizmetlerine girme hakkını
düzenleyen 70. maddesinde “Her Türk kamu hizmetlerine girme hakkına
sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir
ayrım gözetilemez” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Anayasa’nın 13. maddesinde ise, kamu hizmetlerine
girme hakkı da dahil olmak üzere, temel hak ve
özgürlüklerin ne şekilde sınırlandırılacağı düzenleme altına alınmıştır.
Buna göre, Anayasa’nın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması” başlığını
taşıyan 13. maddesi uyarınca temel hak ve hürriyetler özlerine
dokunulmaksızın, yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilecek, bu sınırlamalar
Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik
Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacaktır.
Görülmekte olan davada uygulanması gereken yasa
hükmü olan 3201 sayılı Kanun’un Ek 24. maddesinin 5. fıkrası, bu madde
uyarınca atanan polis memurlarının atanma tarihinden itibaren altı yıl
süreyle başka kurumlara nakil yoluyla atanamayacaklarını öngörmektedir. Böylece en az dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından veya
bunlara denkliği kabul edilen yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından
mezun olduktan sonra 3201 sayılı Kanun’un Ek 24. maddesi gereğince polis
memuru olarak atanan bir kimse 6 yıl boyunca Emniyet Teşkilatı bünyesinde
görev yapmak durumunda kalacak, yükseköğretim kurumundan mezun olduğu
alanda görev yapmak istemesi durumunda başka bir kamu kurumuna kurumlar
arası muvafakat yoluyla naklen atanamayacaktır. Diğer taraftan 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 97. maddesinde yer alan ve devlet
memurluğundan çekilenlerin 6 ay boyunca tekrar devlet memurluğuna
alınmayacaklarını öngören hüküm dikkate alındığında, bu kimselerin polis
memurluğundan istifa etmek suretiyle bir başka kamu kurumunda görev
alabilmeleri de söz konusu olamayacaktır. Dolayısıyla
3201 sayılı Kanun’un Ek 24. maddesinin 5. fıkrasında yer alan söz konusu
düzenleme, en az dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından veya bunlara
denkliği kabul edilen yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun
olduktan sonra 3201 sayılı Kanun’un Ek 24. maddesi gereğince polis memuru
olarak atanan kimselerin atanma tarihinden itibaren altı yıl boyunca bir
başka kamu kurumunda ve mezun oldukları alanda çalışmalarını engelleyici
sonuç doğurmaktadır. Bu çerçevede 3201 sayılı Kanun’un Ek 24.
maddesi gereğince atanan kamu yönetimi bölümü mezunu bir polis memurunun
kaymakam, hukuk fakültesi mezununun hakim ya da
olayımızda olduğu gibi mühendislik bölümü mezunu bir polis memurunun
mühendis olarak bir kamu kurumunda görev alması 6 yıl boyunca engellenmiş
olmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 5. maddesi
uyarınca, Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli
şartları hazırlamaya çalışmakla görevlidir. Bir insanın eğitim gördüğü spesifik bir alanda çalışmasının, özellikle nitelikli ve
uzmanlığa yönelik eğitim veren bir yükseköğretim kurumundan mezun olan
kimsenin eğitim aldığı alanda görev yapmasının onun maddi ve manevi
varlığının gelişmesi ile yakın ilişki içerisinde olduğu açıktır. Bu durumda
bireylerin eğitim gördükleri alanda istihdam edilmelerini kısıtlamak
suretiyle maddi ve manevi varlıklarının gelişmesini sınırlandıran yasal
düzenlemeler Anayasa’nın (Devlete insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi
için gerekli şartları hazırlama ödevini yükleyen) 5. maddesi ile
bağdaşmamaktadır.
Yine Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri gereğince,
her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı kamu hizmetlerine girme hakkına sahip
olup, bu hak ancak 70. maddede belirtilen özel sınırlama sebebine yani
görevin gerektirdiği niteliklere bağlı olarak sınırlandırılabilecektir.
Anayasa’nın 70. maddesinde kamu hizmetine girme hakkı için özel sınırlama
sebebi olarak öngörülen “görevin gerektirdiği nitelikler” kavramı ile
girilecek kamu hizmetinin gerektirdiği özelliklerin kastedildiği, kişilerin
daha önce girdikleri ve çalışmakta oldukları kamu görevinin niteliklerinin
ise bu kapsamda bulunmadığı açıktır. Dolayısıyla 3201 sayılı Kanun’un Ek
24. maddesi uyarınca atanan polis memurlarının bir başka kamu hizmetine
girmeleri konusunda getirilen ve girilecek kamu hizmetinin gerektirdiği
özelliklerden kaynaklanmayan kısıtlamalar, Anayasa’nın 70. maddesinde
güvence altına alınan kamu hizmetine girme hakkının Anayasa’nın 13.
maddesine aykırı olarak sınırlandırılması sonucunu doğurmaktadır.
Sonuç olarak; yukarıda açıklanan nedenlerle, 3201
sayılı Emniyet Teşkilatı Hakkında Kanun’un Ek 24. maddesinin 5. fıkrasının;
“Bu şekilde atananlar, atanma
tarihinden itibaren altı yıl süreyle başka kurumlara nakil yoluyla
atanamazlar” kısmının Anayasa’nın 5, 13 ve 70. maddelerine aykırı
olduğu kanaatiyle re’sen Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına,
dosyada bulunan dava ve savunma dilekçeleri ile eklerinin onaylı
örneklerinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na gönderilmesine, anılan
Mahkemece bir karar verilinceye kadar veya dosyanın anılan Mahkemeye gidişinden
itibaren beş aylık sürenin dolmasına kadar davanın bekletilmesine 18/01/2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.6.1937 günlü, 3201
sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun itiraz konusu cümleyi de içeren Ek
Madde 24’ü şöyledir:
“Emniyet
Teşkilatının polis memuru ihtiyacını karşılamak üzere, Maliye Bakanlığı ile
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve Devlet Personel Başkanlığının
görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu
kararı ile polis meslek eğitim merkezleri açılabilir.
(Değişik
ikinci fıkra: 16/6/2010-5997/3 md.) En az dört
yıllık yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği kabul edilen yurt
dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olup, sınav tarihi itibarıyla
28 yaşından gün almayan erkek ve bayanlar ile askerliğini yapmış 30
yaşından gün almamış erkek adaylar arasında yapılacak seçme sınavında
başarılı olanlar, altı aydan az olmamak üzere polis meslek eğitimine
alınırlar.
Polis
meslek eğitim merkezlerinde eğitim-öğretim, parasız yatılı ve üniformalı
olup, öğrencilerin iaşe, ibate ve sağlık giderleri ile diğer istihkakları
Devletçe karşılanır. Ayrıca, öğrencilere polis meslek yüksek okulu
öğrencilerine ödenen miktar kadar harçlık ödenir.
Polis
meslek eğitim merkezlerindeki eğitim-öğretim süresi içerisinde; giriş
şartlarını taşımadıkları sonradan anlaşılanlar, eğitim ve öğretimini başarı
ile tamamlayamayanlar, sağlık ve disiplin yönünden polis olamayacağına
yetkili kurullarca karar verilenlerin polis meslek eğitim merkezleri ile
ilişikleri kesilir. Sağlık veya ölüm dışındaki nedenlerle ilişiği
kesilenlerden, ödenen harçlık ve yapılan masraflar kanunî faizi ile birlikte
tahsil edilir.
Polis
meslek eğitim merkezlerinde eğitimlerini başarı ile tamamlayanlar, Emniyet
Genel Müdürlüğü kadrolarına aday polis memuru olarak atanırlar. Bu
şekilde atananlar, atanma tarihinden itibaren altı yıl süreyle başka
kurumlara nakil yoluyla atanamazlar. Bu süre zarfında memuriyetten
çekilen, çekilmiş sayılan, meslekten veya memuriyetten çıkarma cezası alan
ve aslî memurluğa atanamayarak ilişiği kesilenler, mecburi hizmet
sürelerinin kalan her yılı için, kendilerine yapılmış olan öğretim masraflarını
tazminat olarak ödemek zorundadırlar.
Polis
meslek eğitim merkezlerinin kuruluş ve çalışma usûl
ve esasları; bu merkezlerde eğitime alınacak öğrencilerde aranacak şartlar,
yapılacak sınavlar, disiplin ve eğitim-öğretimle ilgili konular, öğrenciliğin
sona ermesi, tazminat ve yükümlülük esasları ile giyecekleri kıyafetler ve
diğer hususlar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
B- Dayanılan Anayasa
Kuralları
Başvuru kararında, iptali istenilen kuralın Anayasa’nın
5., 13. ve 70. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ ve Recep KÖMÜRCÜ’nün katılımlarıyla 24.3.2010 gününde yapılan
ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, Şevket APALAK’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, dört yıllık yükseköğretim
kurumlarından mezun olduktan sonra polis eğitim merkezlerinde aldıkları en
az altı aylık meslek eğitimini takiben aday polis memuru olarak atanan
kişilerin, itiraz konusu kural nedeniyle altı yıl boyunca Emniyet Teşkilatı
bünyesinde görev yapmak zorunda oldukları; bu kişilerin, başka bir kamu
kurumuna eğitim gördükleri alanda çalışmak üzere nakil yoluyla geçmelerinin
mümkün olmadığı, ayrıca, bu kişilerin polis memurluğundan istifa etmek
suretiyle başka bir göreve geçmek istemeleri halinde de 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 97. maddesinde yer alan ve istifa eden memurların yeni
bir göreve atanabilmek için beklemek zorunda oldukları sürelere ilişkin
düzenlemelerin karşılarına engel olarak çıktığı, dolayısıyla istifa yoluyla
başka bir kamu görevine geçebilmelerinin de söz konusu olmadığı; oysa bir
insanın eğitimini gördüğü alanda çalışmasının onun maddi ve manevi
varlığının gelişmesi ile yakın ilişkisinin bulunduğu; bu nedenle bireylerin
eğitim gördükleri alanda istihdam edilmelerini kısıtlayan ve böylece
bireyin maddi ve manevi varlığının gelişmesini sınırlandıran itiraz konusu
kuralın Anayasa’nın 5. maddesi ile bağdaşmadığı; Anayasa’nın 70. maddesi
gereğince, her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının kamu hizmetlerine girme
hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak 70. maddede belirtilen özel sınırlama
sebebine (yani görevin gerektirdiği niteliklere) bağlı olarak
sınırlandırılabileceği; “görevin
gerektirdiği nitelikler” kavramı ile girilecek kamu hizmetinin
gerektirdiği özelliklerin kastedildiği, kişilerin daha önce girdikleri ve
çalışmakta oldukları kamu görevinin niteliklerinin bu kapsamda bulunmadığı;
3201 sayılı Yasa’nın Ek 24. maddesi uyarınca atanan polis memurlarının bir
başka kamu hizmetine girmeleri konusunda getirilmiş bulunan ve girilecek
kamu hizmetinin gerektirdiği niteliklerden kaynaklanmayan söz konusu
kısıtlamanın, kamu hizmetine girme hakkının Anayasa’nın 13. maddesine
aykırı olarak sınırlandırılması sonucunu doğurduğu ve sonuç olarak kuralın
Anayasa’nın 5., 13. ve 70. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu cümleyi de
içeren Ek Madde 24’de, Emniyet
Teşkilatının polis memuru ihtiyacını karşılamak üzere, İçişleri
Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile polis meslek eğitim
merkezlerinin açılabileceği; en az dört yıllık yükseköğretim kurumlarından
mezun olup, sınav tarihi itibarıyla 28 yaşından gün almayan erkek ve bayan
adaylar arasında yapılacak seçme sınavında başarılı olanların, altı aydan
az olmamak üzere polis meslek eğitimine alınacakları; polis meslek eğitim
merkezlerinde eğitim-öğretimin, parasız yatılı ve üniformalı olduğu,
öğrencilerin iaşe, ibate ve sağlık giderleri ile diğer istihkaklarının
Devletçe karşılanacağı, ayrıca, öğrencilere belli bir miktar harçlık
ödeneceği; polis meslek eğitim merkezlerinde eğitimlerini başarı ile
tamamlayanların Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarına aday polis memuru
olarak atanacakları ve bu şekilde
atananların, atanma tarihinden itibaren altı yıl süreyle başka kurumlara
nakil yoluyla atanamayacakları; altı yıllık süre zarfında
memuriyetten çekilen, çekilmiş sayılan, meslekten veya memuriyetten çıkarma
cezası alan ve aslî memurluğa atanamayarak ilişiği kesilenlerin, mecburi
hizmet sürelerinin kalan her yılı için, kendilerine yapılmış olan öğretim
masraflarını tazminat olarak ödemek zorunda oldukları gibi hususlar kurala
bağlanmıştır.
İtiraz konusu kural, dört
yıllık bir yükseköğretim programından mezun olan ve Yasada sayılan diğer
nitelikleri de taşıyan kişilerin, yapılacak seçme sınavını kazanmalarını
takiben polis eğitim merkezlerinde en az altı ay eğitim gördükten sonra
aday polis memuru olarak atanmalarından itibaren altı yıl süreyle başka
kurumlara nakil yoluyla geçemeyecekleri hükmünü içermektedir. Kural
emredici tarzda kaleme alındığı için idari makamların aksi yönde
davranabilmeleri, diğer bir ifadeyle söz konusu polis memurlarının naklen
geçmek istediği kurumlardan gelen muvafakat isteklerine olumlu cevap
verebilmeleri mümkün görünmemektedir. Böylece, ilgililer yönünden, altı
yıllık bir mecburi hizmet yükümlülüğü getirilmiş olmaktadır.
Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”
başlıklı 5. maddesinde “Devletin
temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü,
ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve
toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve
hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya,
insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmaktır.” ifadeleri yer almaktadır. “Temel hak ve
hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı
13. maddesinde ise “Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
aykırı olamaz.” denilmiştir. Kamu hizmetlerine girme hakkı’nın düzenlendiği 70. maddesinde ise, “Her Türk, kamu hizmetlerine girme
hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden
başka hiçbir ayırım gözetilemez.” hükmü yer almaktadır.
İtiraz konusu yasa kuralına ilişkin yasama
belgeleri incelendiğinde; Emniyet Teşkilatının polis memuru ihtiyacının
karşılanmasında iki yıllık polis meslek yüksek okullarının temel kaynak
olduğu, bununla birlikte bu okullardan mezun olan adayların artan ihtiyacı
karşılamadığı, bu nedenle dört yıllık üniversite mezunlarından polis memuru
olarak faydalanılmasının amaçlandığı görülmektedir. İtiraz konusu kuralla
getirilen altı yıllık mecburi hizmet yükümlüğünün nedeni ise madde
gerekçesinde şöyle açıklanmıştır: “Kanunda
yer verilen mecburi hizmet yükümlülüğü ile bu şekilde atanan polis adaylarının
6 yıl Emniyet Teşkilatına hizmet vermesi, oluşturulan personel
politikalarının uygulanarak, vatandaşa sunulan güvenlik hizmetlerinin etkin
ve süratli bir şekilde yerine getirilmesi hedeflenmektedir.”
İtiraz konusu yasa kuralı, oluşturulan personel
politikasının aksamadan uygulanabilmesi, diğer bir ifadeyle emniyet
teşkilatının personel eksikliği gibi bir sorunla karşılaşmaması ve buna
bağlı olarak güvenlik hizmetinin etkin ve süratli bir şekilde yerine
getirilmesini amaçlamaktadır.
Bilindiği üzere, kamu görevlileri ile kamu
yönetimleri arasındaki hizmet ilişkileri kural tasarruflarla düzenlenmektedir.
Kamu personeli, belirli bir statüde, nesnel kurallara göre hizmet
yürütmekte, o statünün sağladığı aylık, ücret, atanma, yükselme, nakil gibi
kimi öznel haklara sahip olmaktadır. Kamu hizmetine girişin ve hizmet
içinde yükselmenin koşulları, statü hukukunun gereği olarak kanunlarla
belirlenmektedir. Bu durum Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkının
düzenlendiği 70. maddesi ile kamu hizmeti görevlileriyle ilgili genel
ilkelerin düzenlendiği 128. maddesinden kaynaklanan bir zorunluluktur. Yasakoyucu, statü hukuku çerçevesinde yürütülen
memuriyet hizmetine girmeye, yükselmeye, memuriyetin sona ermesine vb.
hususlara ilişkin koşulları anayasal ilkelere uygun olarak belirleme
yetkisine sahiptir. Kişilerin ise yasalarla öngörülen bu statüye girip
girmemek konusunda tercihte bulunma hakları vardır. Öte yandan itiraz konusu kuralın
kapsamına giren polis memurları için 6 yıl mecburi hizmet getirilmesi, bu
kişiler için öngörülen statünün bir gereği olup, başka bir kamu hizmetine
girme konusunda Anayasanın 70. maddesi kapsamında bir engel olarak
değerlendirilemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5. ve 70.
maddelerine aykırı değildir. İptal istemin reddi gerekir.
Kuralın Anayasanın 13. maddesi ile ilgisi
görülmemiştir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Engin YILDIRIM ile Erdal TERCAN bu görüşe
katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
4.6.1937 günlü, 3201
sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na, 26.04.2005 günlü, 5336 sayılı Kanun’un
2. maddesi ile eklenen Ek Madde 24’ün beşinci fıkrasının “Bu şekilde atananlar, atanma tarihinden
itibaren altı yıl süreyle başka kurumlara nakil yoluyla atanamazlar.”
biçimindeki ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Serruh
KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah
OTO, Engin YILDIRIM ile Erdal TERCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 12.10.2011 gününde karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah
OTO
|
|
|
|
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi
DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
|
|
|
|
KARŞIOY YAZISI
İtiraz
konusu kural, en az dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup
yirmi sekiz yaşından gün almayan isteklilerden en az altı ay süreyle polis
meslek eğitim merkezlerinde eğitim almak suretiyle aday polis memuru olarak
atanacakların, atanma tarihinden itibaren altı yıl süreyle başka kurumlara
nakil yoluyla geçemeyeceklerini öngörmektedir.
Anayasa’nın
70. maddesinde kamu hizmetlerine girme hakkı düzenlenmiştir. Maddede her
Türkün bu hakka sahip olduğu; hizmete alınmada, görevin gerektirdiği
niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği belirtilmiştir. Bu hakkın
ilk kez memuriyete girişi kapsadığı kadar, esasen kamu hizmetinde bulunan
bir kişinin nakil yoluyla diğer bir kamu hizmetine atanmasını da
içerdiğinde kuşku yoktur.
Kural,
aldıkları eğitim nedeniyle başka kamu hizmetlerini de yapabilecek durumdaki
kişilerin, altı yıl süreyle yapacakları mecburi hizmet nedeniyle, başka
kamu hizmetlerine nakil yoluyla geçmelerini engellemektedir. Bu durumdaki
kişiler, mecburi hizmeti olmayan ve nakil yoluyla aynı göreve atanabilecek
diğer kişilerin yararlandıkları bir haktan altı yıl süreyle
yararlanamayacaklardır.
Anayasa’nın
2. maddesinde hukuk devleti ilkesine yer verilmiştir. Hukuk devletinde,
kişilere öngörülen mecburi hizmetin ölçülü ve Anayasal haklarını
kullanmasını engelleyecek ya da ciddi şekilde geciktirecek boyutlarda
olmaması gerekir. Yasa koyucu, polislik yapabilmek için altı aylık bir
eğitimin yeterli olacağını kabul etmiştir. Bu nedenle, nakil yoluyla başka
kurumlara gidebilecek bir kısım polis adaylarının yarattığı boşluğun yeni
isteklilerle doldurulamayacağı, emniyet hizmetlerinin aksayacağı öne
sürülemez. Mecburi hizmet için öngörülen altı yıl, nesnel ve haklı bir
dayanağı olmayan, uzun bir süredir.
Altı
aylık bir mesleki eğitim karşılığında altı yıl süreyle mecburi hizmet
öngörülmesi ilgililerin Anayasa’nın 70. maddesinden doğan haklarını hukuk
devleti gereklerine aykırı olarak, ölçüsüzce sınırlamaktadır. Bu nedenle Anayasa’nın
2. ve 70. maddeleriyle bağdaşmayan kuralın iptali gerektiği
düşüncesindeyim.
|
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
KARŞIOY
Dava konusu olayda,
Orman mühendisliği alanında eğitim veren 4 yıllık
bir yükseköğretim kurumundan mezun olduktan sonra, 4.6.1937 tarihli ve 3201
sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu Ek m.24 gereğince, Polis Eğitim Merkezinde 6 ay mesleki
eğitim görerek polislik mesleğine giren davacı, daha sonra KPS Sınavında başarılı
olarak, Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde bir göreve mühendis ünvanıyla kurumlar arası nakil yoluyla atanmak istemiş,
bunun için Emniyet Genel Müdürlüğünden muvafakat istenmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü iptal istemine konu kuralı
gerekçe göstererek muvafakat talebini reddetmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu Ek m.24’ün
iptali istenilen hükmü de içeren beşinci fıkrası şu şekildedir: “Polis meslek
eğitim merkezlerinde eğitimlerini başarı ile tamamlayanlar, Emniyet Genel
Müdürlüğü kadrolarına aday polis memuru olarak atanırlar. Bu şekilde atananlar, atanma tarihinden
itibaren altı yıl süreyle başka kurumlara nakil yoluyla atanamazlar. Bu
süre zarfında memuriyetten çekilen, çekilmiş sayılan, meslekten veya
memuriyetten çıkarma cezası alan ve aslî memurluğa atanamayarak ilişiği
kesilenler, mecburi hizmet sürelerinin kalan her yılı için, kendilerine
yapılmış olan öğretim masraflarını tazminat olarak ödemek zorundadırlar”.
Görüldüğü gibi, iptali istenilen
kural ile dört yıllık bir fakülteden mezun olan ve öngörülen şartları
taşıyıp 6 aylık eğitimden geçerek polis olarak atanan bir kişi, 6 yıl
süreyle başka kurumlara nakil yoluyla geçemeyecektir. Bir diğer yönü ile 6
yıllık bir mecburi hizmet ve buna bağlı olarak nakil yasağı öngörülmüştür.
Bu şekilde getirilen kuralın, madde gerekçesi şu şekilde belirtilmiştir: “ Kanunda yer verilen mecburi hizmet
yükümlülüğü ile bu şekilde atanan polis adaylarının 6 yıl Emniyet
Teşkilatına hizmet vermesi, oluşturulan personel politikalarının
uygulanarak, vatandaşa sunulan güvenlik hizmetlerinin etkin ve süratli bir
şekilde yerine getirilmesi hedeflenmektedir.”
Mahkememiz çoğunluk görüşünde, kanunkoyucunun
statü hukuku çerçevesinde yürütülen memuriyet hizmetinin koşullarını
belirleme yetkisine sahip olduğu, 6 yıllık mecburi hizmetin de bu hizmet
statüsünün bir gereği olduğu, ilgili kişinin bu durumu bilerek polislik
mesleğine girdiği gerekçesi ile düzenleme Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde
Devletimizin nitelikleri arasında hukuk devleti ilkesine de yer
verilmiştir. Bu ilke gereğince, kanunların kamu yararı amacıyla
çıkarılması, genel ve objektif olması, ölçülülük ilkesine uygun olması
gerekir. Bu açıdan somut olayı değerlendiğimizde, iptali istenilen hükmün
kamu yararı amacı ile çıkarıldığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
İdarenin, personel politikasının uygulanmasını sağlamak amacıyla böyle bir
kurala yer verildiği görülmektedir. Ancak, idarenin elinde personel
politikasının uygulanmasını sağlamak için öngörülen 6 yıllık mecburi hizmet
ve nakil yasağı dışında, kanunla öngörülmüş başka araçlar zaten
bulunmaktadır. Öncelikle, polis eğitim merkezinden mezun olarak polis
olarak atanan bir kişi, bir başka kuruma geçmek isterse, geçiş için Emniyet
Genel Müdürlüğü’nün muvafakatı gereklidir (657
s.K. m.74). Eğer o personele, personel politikasının uygulanması için
ihtiyaç varsa, muvafakat verilmez. İdare kendi ihtiyacını gözeterek
muvafakat verebilir veya vermeyebilir, bu şekilde personel politikasının
uygulanmasını ve güvenlik hizmetlerinin aksamamasını sağlayabilir.
İkinci olarak, yine 3201 sayılı Kanun’un Ek m. 24,
beşinci fıkrada “Bu süre zarfında
memuriyetten çekilen, çekilmiş sayılan, … mecburi
hizmet sürelerinin kalan her yılı için, kendilerine yapılmış olan öğretim
masraflarını tazminat olarak ödemek zorundadırlar”. Hükmü getirilerek,
istifa eden polis için, 657 sayılı Kanun m.97’de getirilen bekleme süreleri
dışında tazminat yükümlülüğü getirilmiştir. İdarenin elinde bu şekilde,
araçlar bulunurken, bunların dışında ayrıca 6 yıl süre ile başka bir kuruma
geçiş yasağı getirilmesi, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk
devleti ilkesi ve bu kapsamda ölçülülük ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Bu bağlamda, iptali istenilen kuralda
öngörülen 6 yıllık mecburi hizmet ve dolayısıyla nakil yasağı süresinin de
değerlendirilmesi gerekmektedir. Polis Akademisi ve polis meslek yüksekokulu
öğrencilerinin mecburi hizmet yükümlülüğünü düzenleyen 4652 sayılı Polis
Yüksek Öğretim Kanunu’nun 15. maddesinin onuncu ve onbirinci
fıkraları şu şekildedir: “Fakülte,
enstitü ve polis meslek yüksek okullarında lisans, lisans
üstü veya ön lisans eğitimi yapanlar (yabancı uyruklular hariç) her
öğretim yılı karşılığında iki yıl süreyle mecburi hizmetle yükümlüdürler.
Bunlardan
mezun olup olmadığına bakılmaksızın mecburi hizmetle yükümlü olduğu süre
içinde, istifa edenler veya ilişiğinin kesilmesini gerektiren bir suç işleyenler
ya da sağlık sebebi hariç, başka herhangi bir sebeple ayrılanlar,
yükümlülük sürelerinin eksik kısmı ile orantılı olarak kendilerine yapılmış
olan öğretim masraflarının dört katını tazminat olarak ödemek
zorundadırlar.”
Görüldüğü gibi, Polis Akademisi ve
polis meslek yüksekokulu öğrencileri için, mecburi hizmet öngörülürken,
nakil yasağı öngörülmemiştir. Keza mecburi hizmet süresi de, “her
öğretim yılı karşılığında iki yıl” süre ile sınırlandırılmıştır. Oysa polis
eğitim merkezinde 6 ay eğitim gören ve polis olarak atanan kişi için 6
yıllık mecburi hizmet süresi öngörülmüştür. Bu durum, Anayasa’nın 2.
maddesi gereğince açıkça ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Anayasamızın 5. maddesine göre Devletin temel amaç ve görevleri arasında,
kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel
hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,
ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının
gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak ta, yer almaktadır. Keza 17. maddeye göre de herkes, yaşama, maddî ve
manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Sosyal devletin temel görevlerinden biri olan
eğitim ve öğrenim hak ve ödevinin muhatabı olan birey, mesleki bilgilerini
yerine getirirken maddi ve manevi varlığını geliştireceğinde kuşku
bulunmamaktadır.
Bireyin anayasal sorumluluğunu yerine getireceği
alanın, onun mesleki bilgi ve tecrübesini aktaracağı, beceri ve kişiliğini,
huzur ve mutluluğu en çok elde edeceği yerde olması yönünde fırsat eşitliği
ilkesi ile yardımcı olmak devletin temel amaç ve görevleri arasındadır.
Kişiyi istemediği, gelişimini engelleyecek alanda
tutmakta ısrarcı olmak ve 6 aylık bir kurs eğitimi ile girilen mesleğin,
bireyin daha önce edindiği 4 yıllık üniversite eğitimiyle edinilmiş formasyonuna uygun mesleki alanına geçme isteğinin önüne
6 yıl gibi orantısız, hakkaniyetsiz, adil olmayan engeller koymak sosyal
hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmayacaktır.
Devletin bireyin gelişimine yaptığı katkı karşılığı
bazı mesleklerin gerekleri ve ülke ihtiyaçları nedeniyle kendisinden
mesleğe mecburi hizmet katkısının beklenmesi Anayasal ödev kapsamında doğal
kabul edilebilmekte, meslekten ayrılmak hakkını kullanmak isteyenlere de yukarıda
anlatıldığı gibi ölçülü kolaylıklar getirilmekte olduğu görülmektedir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, 3201 sayılı
Kanun’un Ek madde 24’ün beşinci fıkrasının bireyin temel hak ve
ödevlerinden olan varlığını koruma ve geliştirme hakkına ölçüsüzce getirilmiş
bu sosyal engelin, Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı olduğu ve iptali
gerektiği kanaatinde olduğumuzdan,
çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Üye
Erdal TERCAN
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu kuralla dört yıllık yüksek öğretim
kurumlarından mezun olduktan sonra, polis eğitim merkezlerinde altı aylık
eğitimi tamamlayarak aday polis memuru olarak atananların, atanma
tarihinden itibaren altı yıl süreyle başka kurumlara nakil yoluyla
atanamayacakları öngörülmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin bir çok
kararında belirtildiği gibi, Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk
devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir
hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve
yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Yasaların kamu yararı amacıyla çıkarılması, genel, objektif, adil kurallar
içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın
gereğidir.
Bir yasa kuralının, adalete ve hakkaniyete uygun
olduğunun kabulü için, ulaşmak istediği amaçla kişilere getirdiği
yükümlülük arasında makûl bir denge kurabilmesi,
başka bir anlatımla ölçülü olması gerekir.
İtiraz konusu kuralın gerekçesinde, “Kanunda yer
verilen mecburi hizmet yükümlülüğü ile bu şekilde atanan polis adaylarının
6 yıl Emniyet Teşkilatına hizmet vermesi, oluşturulan personel
politikalarının uygulanarak, vatandaşa sunulan güvenlik hizmetlerinin etkin
ve süratli bir şekilde yerine getirilmesi hedeflenmektedir” denilerek,
getiriliş amacı açıklanmıştır. Bu amaç doğrultusunda itiraz konusu kuralla
dört yıllık yüksek öğretimden sonra altı aylık meslek eğitimiyle polis
memurluğuna alınan kişilerin, altı yıl süreyle başka kurumlara nakil
yoluyla geçmeleri yasaklanmıştır. Ancak, altı aylık bir eğitim
karşılığında, öngörülen altı yıllık mecburi hizmet süresi çok uzun olup
ölçülü değildir.
Statü hukukunun geçerli olduğu kamu görevine,
kişilerin önceden koşullarını bilerek ve kabul ederek girdikleri ileri
sürülebilirse de bu durum, idarenin tek taraflı iradesiyle kamu gücüne
dayanarak belirlediği kuralların, adalet ve hakkaniyet ölçütlerine aykırılığının
gerekçesini oluşturamaz. Kişiler, ağır yaşam koşulları içinde seçeneksiz
kaldıkları için de bazı görevlerde çalışmak zorunda kalabilirler. Bu
durumlarının, onların aleyhine sonuç verecek ölçüsüz düzenlemelere yol
açmamasını sağlamak ise, Anayasa’nın 5. maddesi uyarınca devlete ait olan
öncelikli bir görevdir. Ayrıca, kişilerin istediği alanlarda çalışmalarına
ölçüsüz bir engelleme getiren kural, herkesin, yaşama, maddi ve manevi
varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu belirten Anayasa’nın
17. maddesine de aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın iptali
gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
KARŞIOY GEREKÇESİ
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na 26.4.2005
günlü, 5336 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile eklenen Ek Madde 24’ün beşinci
fıkrasının itiraz
konusu ikinci tümcesinde “Bu
şekilde atananlar, atanma tarihinden itibaren altı yıl süreyle başka
kurumlara nakil yoluyla atanamazlar” denilmektedir.
Ek Madde 24 de en az dört yıllık
yükseköğretim kurumlarından veya bunlara denkliği kabul edilen yurt dışındaki
yükseköğretim kurumlarından mezun olanların diğer
koşulların da gerçekleşmesi halinde altı aydan az olmamak üzere polis
meslek eğitimine alınacakları, eğitimlerini başarı ile
tamamlayanların Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarına aday polis memuru
olarak atanacakları, bu şekilde atananların, atanma tarihinden itibaren
altı yıl süreyle başka kurumlara nakil yoluyla atanamayacakları
öngörülmektedir.
Anayasa’nın 5. maddesinde “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk
milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini,
Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk
devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,
ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının
gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” denilerek,
Devletin temel amaç ve görevleri belirlenmiştir.
İtiraz konusu kural, aday polis memuru olarak
atananları 6 yıl boyunca Emniyet Teşkilatı bünyesinde görev yapmak zorunda
bırakmakta ve başka bir kamu kurumuna eğitim gördükleri alanda çalışmak
üzere nakil yoluyla geçmelerinin önünü kapatmaktadır.
Polis memurluğundan istifa ederek eğitim gördükleri
alanla ilgili göreve geçmek istemeleri halinde ise 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 97. maddesinde yer alan ve istifa eden memurların yeni
bir göreve atanabilmek için beklemek zorunda oldukları süreler karşılarına
engel olarak çıkmakta ve bu nedenle istifa yoluyla başka bir kamu görevine
geçebilmeleri de söz konusu olamamaktadır.
Kişilerin, eğitimini gördüğü alanda çalışmak
istemeleri onların en doğal hakları olup, maddi ve manevi varlıklarını
geliştirmeleri ile de yakından ilgilidir. Anayasa uyarınca, Devlet,
kişilerin maddi ve manevi varlıklarını geliştirmelerinin önünü açmak,
refah, huzur ve mutluluklarını sağlamak ve bunları önleyen engelleri
kaldırmakla görevlidir.
Söz konusu kural ise kişilerin maddi ve manevi
varlıklarını geliştirmelerine, huzurlu ve mutlu olmalarına engel
niteliktedir ve bu haliyle Anayasaya ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, kişilerin eğitimini gördükleri alanda
istihdam edilmelerinin sağlayacağı kamu yararının da göz ardı edilememesi
gerekir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5.
maddesine aykırıdır.
İptali gerekir.
AYRIŞIK OY
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 4.6.1937 günlü,
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na 26.4.2005 günlü, 5336 sayılı
Yasa’nın 2. maddesi ile eklenen Ek Madde 24’ün beşinci fıkrasının “Bu
şekilde atananlar, atanma tarihinden itibaren altı yıl süreyle başka
kurumlara nakil yoluyla atanamazlar.” biçimindeki ikinci tümcesinin
iptalini istemektedir.
Anayasa’nın 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve
görevleri belirlenirken, Devlete, kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu
sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve
adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve
sosyal engelleri kaldırmaya, insana maddi ve manevi varlığının gelişmesi
için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevi verilmiştir.
Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
aykırı olamaz.” kuralı yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin pek çok kararında
belirtildiği gibi çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş
ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve
özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan veya kullanılamaz hale getiren
sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve özgürlükler ancak Anayasa’nın
ilgili maddelerinde öngörülen nedenlerle ve demokratik toplum düzeninin
sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilir.
Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve
manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinde ise, “Herkes, yaşama, maddi ve manevi
varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” denilmektedir. Buna göre
kişinin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı,
vazgeçilmez temel haklar arasında sayılmaktadır.
Anayasa’nın 70. maddesinde de, “her Türk’ün kamu
hizmetine girme hakkına sahip olduğu, hizmete alınmada görevin getirdiği
niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceği belirtilmektedir. Bu
madde de “görevin gerektirdiği nitelikler” ile kamu hizmetine girme hakkı
için özel bir sınırlama nedeni olarak görülmektedir. Bununla kişilerin daha
önce girdikleri ve çalışmakta oldukları kamu görevinin nitelikleri değil,
girilecek kamu hizmetinin gerektirdiği özelliklerin amaçlandığı açıktır.
İtiraz konusu kuralla, dört yıllık yükseköğretim
kurumlarından mezun olduktan sonra polis eğitim merkezlerinde aldıkları en
az altı aylık meslek eğitimini takiben polis memuru olarak atanan kişilerin
altı yıl boyunca Emniyet Teşkilatı bünyesinde görev yapmak zorunda
oldukları, bu kişilerin bu süre içinde başka herhangi bir kamu görevine
naklen atanmayacakları öngörülmektedir. Bu kural ile kişinin yükseköğrenim
gördüğü alanla ilgili bir kamu görevine, açılan sınavda başarılı olsa bile
girmesi ve bu görevi yapabilmesi engellenmektedir. Bunun kişinin maddi ve
manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile yakından ilgili olduğu
kuşkusuzdur.
Öte yandan, yükseköğretimi takiben altı aylık
meslek eğitimiyle polis memurluğu görevine atanan kişilerin, altı yıl
boyunca başka kurumlara naklen geçmesinin yasaklanması Anayasa’nın 13.
maddesinde yazılı “ölçülülük ilkesine”de
aykırılık bulunmaktadır.
Bütün bu açıklamaların sonucunda açık ve yalın bir
anlatımla şunu söyleyebiliriz; Anayasa Mahkemesi çoğunluk görüşü ile bir
insanın mesleğini yapabilmesini engellemektedir. Bu kararla Anayasa
Mahkemesi’nin temel hak özgürlükleri koruma görevi göz ardı edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın
Anayasa’nın 5., 13., 17. ve 70. maddelerine aykırı
olduğu düşüncesiyle çoğunluğun kararına karşıyım.
YÖNTEMDE AYRIŞIK OY
Anayasa’nın 152. maddesinde bir davaya bakmakta
olan mahkemenin uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin
hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri
sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa
Mahkemesi’nin vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı açıklanmıştır.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesinin dördüncü fıkrasında da
mahkemenin yetkisiz olduğu başvurmaların reddine karar verileceği
öngörülmüştür.
Başvuruda bulunan Bursa 1. İdare Mahkemesinin
gördüğü dava Mersin Orman Bölge Müdürlüğü’ne geçiş yapmak isteyen davacıya
muvafakat verilmemesi sonucunu doğuran Emniyet Genel Müdürlüğü işleminin
iptaline ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 32.
maddesinde, dava konusu işlemi yapan idari merciin bulunduğu yer
mahkemesinin davada yetkili olduğu kurala bağlanmıştır. Usulün 33.
maddesinde de kamu görevlileriyle ilgili olarak genel yetkiye yönelik ayrı
ilkeler geliştirilmiştir. İlgililerin son veya görevli bulunduğu yer idare
mahkemesine yetki veren bu ayrık durumlar atama ve nakiller, göreve son
verme, görevden uzaklaştırma,
disiplin cezaları ve özlük haklarıyla sınırlıdır. Başka bir idareye
geçme olanağı veren izin ise bunlardan hiçbirine girmediğinden, uyuşmazlık
Ankara İdare Mahkemesi’nin görev alanı içindedir.
Bu durumda Bursa 1. İdare Mahkemesi’nin bakacağı
bir davanın varlığından söz edilemeyeceğinden, başvurunun mahkemenin
yetkisizliği nedeniyle reddi gerekmektedir. İşin esasına geçilmesine
ilişkin 24.03.2010 tarihli karara bu nedenle karşıyım.
KARŞI OY YAZISI
3201 sayılı Kanun’un Ek 24. maddesinin 5. fıkrası,
bu maddeye göre atanan polis memurlarının atanma tarihinden itibaren altı
yıl süreyle başka kurumlara nakil yoluyla atanamayacaklarını öngörmektedir.
En az dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından veya
bunlara denkliği kabul edilen yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun
olduktan sonra yukarıda belirtilen madde çerçevesinde polis memuru olarak
atanan bir kişi altı yıl boyunca bu görevi yapmak zorunda kalacak, yüksek
öğrenim gördüğü alanda görev yapmak istemesi durumunda başka bir kamu
kurumuna muvafakat yoluyla naklen atanamayacaktır. Öte yandan, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 97. maddesindeki devlet memurluğundan
çekilenlerin altı ay süresince tekrar devlet memurluğuna alınmayacaklarını
belirten düzenlemeyi de düşünürsek, bu kimselerin istifa ederek bir başka
kamu kurumunda görev alabilmeleri mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla, söz
konusu maddenin ilgili fıkrası gereğince atanan bir polis memurunun atanma
tarihinden itibaren altı yıl boyunca yüksek öğrenim gördüğü alanda bir
başka kamu kurumunda çalışması engellenmiş olmaktadır. Önümüzdeki somut
olayda, ilgili kişi KPSS sınavında başarılı olarak yüksek öğrenim gördüğü
alanla ilgili bir kuruma yerleştirilme hakkını kazanmıştır.
Bireylerin geçimlerini temin edebilmek için yüksek
öğrenim gördükleri alandan farklı bir sahada çalışması yaygın karşılaşılan
bir durumdur. Hayatın bir evresinde, şartların zorlamasıyla yapılan bir
tercihin bireyin hayatının sonraki kısımlarında sahip olduğu hakları
kullanmasını sınırlaması kabul edilemez.
Kişinin başarılı olduğu bir sınav sonucunda yüksek öğretim gördüğü
alanla ilgili bir işte ve kurumda çalışmasının engellenmesi Anayasa’nın 5.
maddesine aykırıdır. Bu madde,
devletin temel amaç ve görevleri arasında, “insanın maddi ve manevi
varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmayı” da
saymıştır. Buna ek olarak, Anayasa’nın 17. maddesinin 1’inci fıkrasına
göre, “Herkes, yaşama, maddi ve
manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Bu iki maddeyi
birlikte okuduğumuzda, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına
sahip olduğunu, devletin kişinin bu hakkının gelişmesine olanak sağlayacak
tedbirler almakla yükümlü tutulduğunu görmekteyiz. Açıktır ki, kişinin
eğitimini aldığı bir alanda çalışması onun maddi ve manevi kişiliğinin
gelişmesine katkı yapar. Bireylerin eğitim gördüğü alanda çalışma hakkının
makul sayılamayacak bir süre boyunca engellenmesi Anayasa’nın 5. ve 17
maddelerinin ihlal edildiği sonucunu doğurmaktadır.
Anayasa’nın 48. maddesinde herkesin “dilediği
alanda çalışma” hürriyetine sahip olduğu belirtilmektedir. Olayımızda, bu
hürriyetin ölçüsüz bir şekilde sınırlandırıldığını söyleyebiliriz. Dilediği
alanda çalışma hürriyeti, çalışılan işin bireyin özgürce tercih ettiği bir
iş olması durumunda, kendisinin ve ailesinin yaşamlarını sürdürmelerine ve
geliştirmelerine, şartların zorlamasıyla seçmek zorunda kaldığı bir işte
çalışmasına göre daha fazla katkı sağlayacaktır.
Anayasa’nın 70. maddesinde de, “Her Türk, kamu
hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği
niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez”, hükmüne yer verilmiştir.
Kamu hizmetine girme hakkı için özel sınırlama sebebi olarak öngörülen
“görevin gerektirdiği nitelikler kavramı” ile girilecek kamu hizmetinin
gerektirdiği özellikler kastedilmektedir. Kişilerin daha önce girdikleri ve
çalışmakta oldukları kamu görevinin nitelikleri bu kapsamda
değerlendirilemez. 3201 sayılı Kanun’un Ek 24. maddesi uyarınca atanan
polis memurlarının bir başka kamu hizmetine girmeleri konusunda getirilen
ve girilecek kamu hizmetinin gerektirdiği özelliklerden kaynaklanmayan kısıtlamalar
Anayasa’nın 70. maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetine girme
hakkının Anayasa’nın 13. maddesine aykırı olarak sınırlandırılmasına yol
açmaktadır. Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin özlerine
dokunulmaksızın ölçülülük ilkesine uygun şekilde, yasayla
sınırlandırılabileceği belirtilmektedir. Ölçülülük ilkesi sınırlamada
başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını; bu
aracın sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçla amacın ölçüsüz
bir oran içinde bulunmamasını ifade eder. Burada kısıtlama için kullanılan
araçla amaç arasında hak ve özgürlüğü en az sınırlayacak dengeli bir orantı
veya makul bir oran aranmaktadır. Somut olayda, kişinin girmek istediği
görevin (orman mühendisliği), niteliklerinden kaynaklanan bir sınırlama
yoktur, sadece kişinin sürdürmekte olduğu görevden (polis memurluğu)
kaynaklanan bir mecburi hizmet yükümlülüğü nedeniyle kamu hizmetine girme
hakkının sınırlandırılması söz konusudur. İlgili kişinin, yüksek öğrenim gördüğü
alanda ve üstelik açılan sınavda başarılı olarak girmeye hak kazandığı bir
kamu görevini yapabilmesinin ölçüsüz olarak sınırlandırılması söz
konusudur.
Emniyet Teşkilatı’nın ihtiyacının karşılanması
amacına dönük olarak dört yıllık üniversite mezunları altı aylık bir
eğitimle polis memuru olarak atanabilmektedirler. Altı aylık bir eğitimin
karşılığı olarak altı yıllık bir mecburi hizmetin söz konusu olması ölçülü
bir düzenleme değildir. Türkiye’deki işsizlik sorununu dikkate alırsak
Emniyet Teşkilatı’nın polis memuru bulmakta çok zorlanmayacağı açıktır.
Emniyet Teşkilatı açısından sorunun eğitim verdiği görevlileri Teşkilat
içinde tutmaktan kaynaklandığı söylenebilir. Bu amacı gerçekleştirmek için
uzunca bir süreyi mecburi hizmet olarak tanımlamak, moral ve motivasyon bakımından ilgili kişiler açısından olumsuz
bir durum yaratmaktadır. Bu durum da toplum için hayati bir öneme haiz olan
güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesinde olumsuzluklara yol açma riski
taşımaktadır. Yüksek öğretim aldığı alanda çalışma imkânı varken,
istemediği bir işte çalışmak zorunda kalan kişinin hem kendisi, hem
çevresi, hem de yaptığı hizmetten yararlananlar açısından huzur içinde
görevini yerine getirmesi zordur.
Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın (GGASŞ)
1. maddesinin 2. fıkrası Türkiye’nin de dâhil olduğu taraf devletlere
“Çalışanların özgürce edindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarını
etkin biçimde koruma” yükümlülüğünü getirmiştir. İtiraz konusu olan ibare, GGASŞ’nin bu maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
Zira olayımızda kişinin özgürce edindiği bir işle (olayımızda orman
mühendisliği) yaşamını sağlama hakkını devlet etkin biçimde korumamaktadır.
Tam tersine, kişinin bu hakkını kullanmasını uzunca bir süre
engellemektedir.
Aynı şekilde Türkiye’nin 2003’de onayladığı BM
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 6. maddesinde,
“Çalışma hakkı, herkesin kendi seçtiği ve girdiği bir işte çalışarak
geçimini sağlama imkânına ulaşma hakkını da içerir” düzenlemesi yer
almaktadır. Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin
Çalışma Hakkı başlığını taşıyan 18 No’lu Genel
Yorumunda bu maddenin, “bir işi yapmaya zorlanmamanın yanı sıra işten adil
olmayacak şekilde yoksun bırakılmamayı da” içerdiği belirtilmiştir (http://insanhaklarimerkezi. bilgi.edu.tr/ Books/khuku/ calisma hakki/calismahakki.pdf, erişim
tarihi 27.12.2011). Somut olayda da, kişinin şekilde çalışmak istediği
işten yoksun bırakıldığını görmekteyiz.
Bütün bu gerekçelerden hareketle itiraz konusu
düzenlemenin Anayasa’nın 5., 13., 17., 48., 70.
ve 90. maddelerine aykırı olduğu
düşüncesiyle çoğunluğa katılmıyorum.
|