|
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2010/12
Karar Sayısı: 2011/135
Karar Günü: 12.10.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR:
1- Selçuk Sulh Ceza Mahkemesi (E.2010/12)
2- Eskişehir 5. Sulh Ceza Mahkemesi (E.2010/76)
İTİRAZIN KONUSU: 10.11.2005 günlü, 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun;
1) 25.11.2008 günlü, 5813 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle yeniden
düzenlenen 8. maddesinin,
2) 54. maddesinin ikinci fıkrasının,
Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 5., 10., 11., 12.,
13., 17., 19., 20., 24. ve 25. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir.
I- OLAY
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının ilgili
Bölge Müdürlükleri tarafından verilen idari para cezalarına karşı yapılan
itirazları incelemekte olan Mahkemeler, itiraz konusu kuralların iptali
için başvurmuşlardır.
II- İTİRAZLARIN GEREKÇESİ
1- E.2010/12 Sayılı İtiraz Başvurusunun Gerekçe
Bölümü Şöyledir:
“…Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 5.7.2009 tarihinde Resmi
Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararı gereğince
“2009 Yılı Hane Halkı İşgücü” anketi yapılmasına dönük resmi istatistik
çalışması başlatıldığı, bu nedenle İzmir TÜİK Bölge Müdürlüğü tarafından
İzmir iline ait 30 ilçede çalışmanın sürdürülmesi bakımından itiraz edenin
de aralarında bulunduğu hanelerin tespit edildiği,” 209 hane halkı işgücü
anketi” kapsamında belirlenen hanelere istatistiki çalışma yapılacağına ve
bu çalışma için iki yıl içinde çeşitli zamanlarda olmak üzere toplam 4
görüşme yapılacağına, istenen bilgilerin verilmemesi halinde idari para
cezası uygulanacağına dair hanelere tebligat gönderilerek durumun
bildirildiği, itiraz edene de bu mahiyetteki tebligatın 27.07.2009
tarihinde gönderildiği, itiraz eden hanesinin 25.04.2008 tarihinden
başlayarak 3 kez görevliler tarafından çalışma kapsamında ziyaret edildiği,
çalışmanın tamamlanması için son kez itiraz edenin evine 13.08.2009
tarihinde gidildiğinde, itiraz edenin aynı mahiyetteki sorulara 3 kez cevap
verdiğinden görüşmeyi kabul etmemesi üzerine itiraz eden ile anketörün
telefonla görüştüğü, çalışma gereği son kez görüşülmesi gerektiği,
çalışmanın resmi çalışma olup cevap vermekle yükümlü olduğu, aksi halde
hakkında idari ceza uygulanabileceği bildirilmesine karşın itiraz edenin
ankete katılmayı reddettiği, 5429 sayılı Kanun’un 54/2. maddesi gereğince
yedi gün içerisinde son çalışmaya esas olmak üzere bilgileri vermesi veya
eksik ve hataları gidermesi için uyarı mektubunun itiraz edene 22.08.2009
tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, ancak itiraz edenin verilen sürede
cevap vermemesi nedeniyle 5429 sayılı
Kanun’un 54/2. maddesi gereğince 708 TL idari yaptırım uygulanarak verilen
kararın 07.10.2009 tarihinde itiraz edene tebliğ edildiği, itiraz edenin de
süresinde Mahkememize itirazda bulunduğu görülmüş, dosyamızdan bir suret
başvuruya eklenmiştir.
İtiraz edenin eyleminin sabit olması halinde itiraza konu olan
kuralın itiraz eden hakkında uygulanması mutlaktır. Çünkü 5429 sayılı
Türkiye İstatistik Kanunu’nun 8. maddesinde İstatistiksi birimlerin
kendilerinden istenen veri veya bilgileri başkanlığın belirleyeceği şekil,
süre ve standartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlü
oldukları, 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54/2. maddesinde Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar
tarafından program kapsamında istenen bilgileri, geçerli bir mazereti
olmaksızın belirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksik veya hatalı
verenlerin, bir kereye mahsus olmak üzere uyarılarak yedi gün içerisinde
bilgileri vermeleri veya eksik ve hataları gidermelerinin isteneceği, bu
uyarıya rağmen, bilgileri hiç vermeyen veya talep edildiği hâlde eksikleri
gidermeyen ve hataları düzeltmeyen gerçek kişilerin idari yaptırım kararı
ile cezalandırılacakları hükme bağlanmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Başlangıç hükümleri ve
2. ve 5. maddelerinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Hukuk devleti olup
kimsenin hukuk devleti dışına çıkamayacağı, devletin amaç ve görevlerinin
kişilerin ve toplumun refahı, huzur ve mutluluğunu sağlamak ve insanın
maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya
çalışmak olduğu, Anayasa’nın 10. maddesinde herkes din, ırk, renk, siyasi
düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin
kanun önünde eşit olduğunu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa
imtiyaz tanınamayacağının, 11. maddeye göre Anayasa hükümlerinin yasama,
yürütme ve yargı organları ile tüm idari makamları bağlayan tüm temel
kuralların olduğu ve kanunun Anayasa’ya aykırı olamayacağının, 12.
maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel
hak ve hürriyetlere sahip olduğunun, temel hak ve hürriyetlerinin kişinin
topluma ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını ihtiva
ettiğini, 13. maddesinin temel hak ve hürriyetlerinin özlerine
dokunulmaksızın Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere bağlı
olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamanın Anayasa’nın
sözüne, ruhuna, demokratik toplum
düzenine ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağının,
17. maddesinde herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve
geliştirme hakkına sahip olduğunu, 19. maddesinde ise kişi hürriyeti ve
güvenliğini düzenlediği herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip
olduğunu, 20. maddesinin herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı göstermesinin
isteme hakkına sahip olduğunun, 25. maddesinde ise herkes düşünce ve kanaat
hürriyetine sahip olduğunun, her ne sebep ve amaçla olursa olsun herkes
düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağını emreden amir
hükümlerdir.
Özel olarak belirtilen amir kurallar gereğince temel hak ve
hürriyetlerin kısıtlanması ancak kanunla tayin edileceği ve bu sınırların
demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı ve her ne
sebeple ve amaçla olursa olsun kimseye düşünce ve kanaatlerini açıklamaya
zorlanamayacağı dikkate alındığında 5429 sayılı Türkiye İstatistik
Kanunu’nun 8. maddesindeki istatistiksi birimler kendilerinden istenen veri
veya bilgileri başkanlığın belirleyeceği şekil ve süre ve standartlarda
eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür, hükmünü belirleyen
Anayasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, itiraz edenin hane halkı iş
gücüne dair bilgi vermeye zorlandığı, iki yıl içinde en fazla 4 kez ziyaret
edilerek benzer mahiyetteki sorulara cevap verilmesinin öngörüldüğü, itiraz
edenin her görüşmede aynı tip sorulara 3 kez cevap verip sonuncu kez
ziyaret edildiğinde bu bilgileri defalarca verdiğinden bu kez vermek
istemediğini belirttiği bu nedenle idari yaptırım kararına muhatap olduğu,
oysa ki düşünceyi açıklama ve kanaat hürriyetine sahip olup kişilerin
kişisel bilgi, düşünce kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacakları ve bundan
dolayı da cezai bir müeyyide ya da idari bir yaptırımla karşı karşıya
kalınmasının hukuk devleti ilkesi ile ve temel hak ve hürriyetlere
aykırılık teşkil edeceği, devletin kurumsal sistemlerine kayıtlı olması
gereken işgücü, çalışan kişiler ve çalıştıkları yer bilgilerinin kurumsal
sisteme kayıtlı olmayıp kayıt dışı olmasının neticesi kişilerin çeşitli kez
ziyaret edilerek kişilerin beyanı usulüne göre belirlemeye çalışması ve
buna uymak istemeyen kişilerin idari yaptırım kararına muhatap kılınmasının
Anayasa’ya aykırı olduğu, bir kurumun yapacağı bir konuda istatistiksi veri
veya bilgileri ücret karşılığında aynı durumda olan başka kişilerden ya da
özel hukuk tüzel kişilerin yetkili organlarından isteyebilmesinin hukuk
devleti ilkesinde geçerli olacağı, zorla kişi ya da özel hukuk
tüzelkişiliğinin yetkili temsilci ve organlarından veri veya bilgi
istemenin devletin temel amaçları ve görevleri, temel hak ve hürriyetleri
niteliği, düşünce kanaat hürriyeti, özel hayatın gizliliği ve korunması ve
Hukuk Devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır ve yine 5429 sayılı Yasa’nın 8.
maddesine muhalefet nedeni ile ilgili kişi ya da kurumların yetkili organ
ve temsilcilerinden idari para cezası verilmesi de yine hukuk devleti
ilkesi, temel hak ve hürriyetlerin korunması, kişi güvenliği ve hürriyeti,
düşünce kanaat hürriyeti ilkeleri ile de bağdaşmamaktadır.
Devletin temel amaç ve görevleri, Anayasa’da yer alan eşitlik
ilkesi, temel hak ve hürriyetleri niteliği, kişi hürriyeti ve güvenliği
özel hayatın gizliliği, düşünce ve kanaat hürriyetine ilişkin düzenlemelere
aykırı olan söz konusu hükümlerin belirtilen ve Yüksek Mahkeme’ce re’sen
nazara alınacak diğer gerekçelerle itiraza konu 5429 sayılı Türkiye
İstatistik Kanunu’nun 8. maddesi ile 5429 sayılı Kanun’un 54. maddesinin
ikinci fıkrasının (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olmasının nedenleri ile
Anayasa’nın 152. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi’nce re’sen iptaline
karar verilmesi itiraz ve arz olunur.”
2- E.2010/76 Sayılı İtiraz Başvurusunun Gerekçe
Bölümü Şöyledir:
“İdarenin tahakkuk ettirdiği idari para cezasının iptali istemiyle
Mahkememizin 2010/883 Değişik İş sayılı dosyasında açılan davanın
yargılaması sırasında uygulanması gereken Yasa metninin Anayasaya aykırı
olduğu kanısına varılarak bu konuda karar verilmesi için Yüksek Mahkemenize
başvurulmasına karar verilmiştir. Şöyle ki;
Mahkememizde Görülen Dava:
Davacı, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Bursa Bölge Müdürlüğü
tarafından 5429 sayılı Yasanın 8. maddesine aykırı davranmaktan dolayı aynı
Yasanın 54. ve 5326 sayılı Yasanın 17/7. maddelerine istinaden hakkında
709,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiğini, buna ilişkin
idari para cezası karar tutanağını 11.12.2009 tarihinde tebellüğ ettiğini,
ancak bu idari para cezasına dayanak işlemlerin kendisine hukuka uygun
olarak tebliğ edilmediğini belirterek verilen idari para cezasının iptaline
karar verilmesini talep etmiştir.
Başlangıçta Bursa 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/1882 Değişik İş
sayılı dosyası ile yapılan söz konusu itiraz ile ilgili olarak yapılan
yargılama sırasında anılan Mahkemenin 15.03.2010 tarihli kararıyla itiraza
konu kabahatin Eskişehir’de işlenmiş olduğu gerekçesiyle evrakın Eskişehir
Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, bu kapsamda gönderilen
evrak Mahkememizin 2010/883 Değişik İş numarasına kaydedilmiştir.
Mahkememizce Davada Uygulanacak Olan ve
İptali İstenen Yasa Hükmü:
5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54/2. maddesine göre;
“Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafından program kapsamında
istenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve
sürede vermeyen veya eksik veya hatalı verenler, bir kereye mahsus olmak
üzere uyarılarak yedi gün içerisinde bilgileri vermeleri veya eksik ve
hataları gidermeleri istenir. Bu uyarıya rağmen, bilgileri hiç vermeyen
veya talep edildiği hâlde eksikleri gidermeyen ve hataları düzeltmeyen
gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcileri hakkında,
fiilin;
“a) Hanehalkı veya bireylerle yapılan araştırmalarda işlenmesi
durumunda beşyüz Yeni Türk Lirası,
b) Hanehalkı veya bireyler dışında kalan diğer istatistikî
birimlerle yapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda binbeşyüz Yeni Türk
Lirası,
c) Sayımlarda işlenmesi durumunda ikibin Yeni Türk Lirası,
İdarî para cezası uygulanır.”
İptali İstenen Yasa Hükmünün
Aykırı Olduğu Düşünülen Anayasa Hükümleri:
Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk
milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,
demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Madde 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,
felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin
kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 07/05/2004-5170 S.K./l. mad) Kadınlar ve erkekler eşit
haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla
yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (...) (İptal
ibare: Anayasa Mahkemesinin 05/06/2008 tarihli ve E. 2008/16, K. 2008/116
sayılı Kararı ile) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadırlar.
Madde 11- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı
organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel
hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
Madde 20- Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı
gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının
gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 03/10/2001 - 4709 S.K./5. md.)
(Mülga fıkra: 03/10/2001 - 4709 S.K./5. md.) Milli güvenlik, kamu
düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması
veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya
birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine
bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla
yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel
kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin
kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim,
kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el
koyma kendiliğinden kalkar.
Madde 24- Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine
sahiptir.
14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin
ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve
kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı
kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında
yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında
okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve
öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni
temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini
kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar
yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din
duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye
kullanamaz.
Madde 25- Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini
açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve
suçlanamaz.
Yüksek Mahkemeye Başvuru Gerekçesi:
Yukarıda belirtilen dava ile ilgili olarak Mahkememizce başlangıçta
başvuru üzerine yapılan ön inceleme sonucunda Mahkememizin yetkili
olduğunun ve başvurunun süresi içinde yapıldığının, başvuru konusu idari
yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan
olduğunun ve başvuranın buna hakkı olduğunun anlaşılması sebebiyle
başvurunun usulden kabulüne, ancak idari yaptırımın uygulanmasına dayanak
teşkil eden hükmün Anayasaya aykırı olması sebebiyle bu konuda Anayasa
Mahkemesine başvurulmasına karar
verilmiştir. Zira;
Dava, davalı idarenin tahakkuk ettirdiği idari para cezasının iptali
istemine ilişkindir.
Resmî istatistiklerin üretimine ve organizasyonuna ilişkin temel
ilkeleri ve standartları belirlemek; ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri
ve bilgilerin derlenmesini, değerlendirilmesini, gerekli istatistiklerin
üretilmesini, yayımlanmasını, dağıtımını ve Resmî İstatistik Programında
istatistik sürecine dâhil kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu
sağlamak üzere, Türkiye İstatistik Kurumunun kuruluş, görev ve yetkilerine
ilişkin esasları düzenlemek amacıyla 10.11.2005 tarihinde kabul edilerek
18.11.2005 tarihli ve 25997 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 7/1. maddesine göre “Başkanlık, Kurumun görev alanına giren konularla
ilgili sayım ve araştırmalarda, istatistik üretimi için gerekli gördüğü her
türlü ortamdaki veri ve bilgiyi, tüm istatistikî birimlerden, Başkanlıkça
belirlenen şekil, süre ve standartlarda doğrudan isteme yetkisine sahiptir.”
Kanun’un 7/2. maddesine göre de “Başkanlık,
gerektiğinde verilen veri veya bilgilerin doğruluğunu araştırmaya, kontrol
etmeye, ilgililerden ek bilgi ve belge istemeye, araştırma ve kontroller
sonucu düzenlenecek belgelerle gerçek veri ve bilgiyi belirlemeye
yetkilidir.”
5429
sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 8. maddesine göre “İstatistikî birimler, ülkenin
ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç
duyulan diğer alanlardaki resmi istatistikleri üretmek üzere, Anayasa’da
belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde, kendilerinden istenen veri
veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda
eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür.”
5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54/2. maddesine göre
“Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafından program kapsamında istenen
bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede
vermeyen veya eksik veya hatalı verenler, bir kereye mahsus olmak üzere
uyarılarak yedi gün içerisinde bilgileri vermeleri veya eksik ve hataları
gidermeleri istenir. Bu uyarıya rağmen, bilgileri hiç vermeyen veya talep
edildiği hâlde eksikleri gidermeyen ve hataları düzeltmeyen gerçek kişiler
veya özel hukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcileri hakkında,
fiilin; a) Hanehalkı veya bireylerle
yapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni Türk Lirası, b) Hane
halkı veya bireyler dışında kalan diğer istatistikî birimlerle yapılan
araştırmalarda işlenmesi durumunda binbeşyüz Yeni Türk Lirası, c)
Sayımlarda işlenmesi durumunda ikibin Yeni Türk Lirası, İdarî para cezası uygulanır.”
Toplumsal düzene aykırı görülen eylemlerin idare tarafından men
edilmesi, kişilerle idare arasındaki uyuşmazlığın bir tür anlaşmayla
Mahkemeye taşınmadan çözümlenmesi idari yaptırımlardan beklenen amaçtır.
Ancak somut durumda uygulanan yaptırıma ilişkin hüküm Anayasaya aykırıdır.
Zira;
18.10.1982 tarihli ve 2709
sayılı 1982 Anayasasının 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri
belirtilirken Türkiye Cumhuriyetinin bir “hukuk Devleti” olduğu
vurgulanmıştır. 10. maddeye göre herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Devlet organları ve idare makamları
bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek
zorundadırlar. 11. maddeye göre kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. 20.
maddeye göre herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini
isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine
dokunulamaz. 24. maddeye göre herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat
hürriyetine sahiptir. Kimse, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya
zorlanamaz. 25. maddeye göre herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine
sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve
kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz.
Oysa hakkında idari yaptırım kararı uygulanan davacıya Türkiye
İstatistik Kurumu Başkanlığı Bursa Şube Müdürlüğünce 2009 Hanehalkı Bütçe
Anketi yapılırken davacının hanesi Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı
personeli tarafından ziyaret edilmiş davacı ile anket yapılmak istenmiş,
davacı kendisiyle anket yapılmasını kabul etmemiş, bunun üzerine posta
yoluyla anket sorulan davacıya gönderilerek ankete katılarak soruları
cevaplaması istenmiş, davacı buna da cevap vermeyince 5429 sayılı Türkiye
İstatistik Kanunu’nun 54. maddesine göre hakkında 709,00 TL idari para
cezası uygulanmıştır.
Türkiye İstatistik Kurumunca 2009 Hanehalkı Bütçe Anketi yapılırken
bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ankete katılma zorunluluğu
getirilmemiş, yalnızca davacı veya davacıyla beraber sınırlı sayıda
kişi/hane seçilmiştir. Bütün vatandaşlara belli konulardaki anket
sorularına cevap verme zorunluluğu getirilmediği halde davacıya veya
sınırlı sayıda kişiye böyle bir zorunluluk getirilmesi ve buna uymamanın da
ciddi bir yaptırıma bağlanması Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Kaldı
ki, bir anket kapsamında bireyleri belli konularda sorulacak sorulara cevap
vermeye zorlamak herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı
gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu; herkesin vicdan, dini inanç ve
kanaat hürriyetine sahip olduğu ve bu dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya
zorlanamayacağı; herkesin düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğu, her
ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya
zorlanamayacağına ilişkin yukarıda belirtilen Anayasa hükümlerine
aykırıdır. Zaten kanunlar Anayasaya aykırı olamayacağına göre belirtilen
sebeplerle Anayasaya aykırı olan söz konusu Kanun hükmünün iptali
gerekmektedir.
Sonuç ve İstem :
Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
Mahkememizde idari para cezasına itiraz olarak
açılan davanın yargılaması sırasında uygulanması gereken 5429 sayılı
Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54/2. maddesinin Anayasanın 2., 10., 11.,
20., 24. ve 25. maddelerine aykırı olması sebebiyle İPTALİNE karar verilmesi arz
olunur.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
10.11.2005 günlü, 5429 sayılı Kanun’un 25.11.2008
günlü, 5813 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 8. maddesi ile
54. maddenin itiraz konusu kuralı da içeren ikinci fıkrası şöyledir:
“MADDE
8.- İstatistikî birimler, ülkenin ekonomi, sosyal,
demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer
alanlardaki resmi istatistikleri üretmek üzere, Anayasa’da belirlenen temel
haklar ve ödevler çerçevesinde, kendilerinden istenen veri veya bilgileri,
Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz ve doğru
olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür.
MADDE 54.- …
Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafından
Program kapsamında istenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın
belirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksik veya hatalı verenler, bir
kereye mahsus olmak üzere uyarılarak yedi gün içerisinde bilgileri
vermeleri veya eksik ve hataları gidermeleri istenir. Bu uyarıya rağmen,
bilgileri hiç vermeyen veya talep edildiği hâlde eksikleri gidermeyen ve
hataları düzeltmeyen gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinin organ
ve temsilcileri hakkında, fiilin;
a) Hanehalkı
veya bireylerle yapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni Türk
Lirası,
b) Hane halkı veya bireyler dışında kalan diğer
istatistikî birimlerle yapılan araştırmalarda işlenmesi durumunda binbeşyüz
Yeni Türk Lirası,
c) Sayımlarda işlenmesi durumunda ikibin Yeni Türk
Lirası,
İdarî para cezası uygulanır.
…”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa’nın Başlangıç
hükümleri ile 2., 5., 10., 11., 12., 13., 17., 19., 20., 24. ve
25. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, E.2010/12 sayılı dosyanın 25.2.2010 gününde yapılan ilk inceleme
toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
E.2010/76 sayılı dosyanın 22.9.2010 gününde yapılan
ilk inceleme toplantısında öncelikle itiraz
konusu 10.11.2005 günlü, 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun 54. maddesinin ikinci fıkrasının davada uygulanacak
kural niteliğinde olup olmadığı sorunu ele alınmıştır.
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine
göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir
kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı
görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi
olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne
başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa
Mahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin
görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralın o davada
uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları, bakılmakta olan
davayı yürütmeye, uyuşmazlığı çözmeye, davayı sona erdirmeye veya kararın
dayanağını oluşturmaya yarayacak kurallardır.
İtiraz konusu 54. maddenin ikinci fıkrasında Türkiye
İstatistik Kurumu Başkanlığı veya kurum ve kuruluşlar tarafından program
kapsamında istenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen
şekil ve sürede vermeyen veya eksik veya hatalı verenlerin uyarılmalarına
rağmen bilgileri vermemekte ya da eksikleri gidermemekte veya hataları
düzeltmemekte ısrar etmeleri halinde idari para cezası uygulanması
düzenlenmektedir. Söz konusu fıkrada bilgi verme yükümlülüğünü yerine
getirmeyenlere uygulanacak idari para cezaları üç bent halinde düzenlenmiştir.
Buna göre, (a) bendinde fiilin hane halkı veya bireylerle yapılan
araştırmalarda, (b) bendinde hane halkı veya bireyler dışında kalan diğer
istatistikî birimlerle yapılan araştırmalarda, (c) bendinde ise sayımlarda
işlenmesi durumunda uygulanacak idari para cezaları öngörülmektedir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu
itiraza konu olan idari para cezası “2009 Hane Halkı Bütçe Anketi”nin
uygulanması sırasında istenilen bilgilerin verilmemesi nedeniyle
verilmiştir. 5429 sayılı Kanun’un 54. maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve
(c) bentlerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu
davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle (b) ve (c) bentlerine
ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, itiraz başvurusunun
diğer kısımları hakkında ise dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- BİRLEŞTİRME KARARI
10.11.2005 günlü, 5429 sayılı Türkiye
İstatistik Kanunu’nun 54. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin iptaline
karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin E.2010/76
sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2010/12 esas sayılı
dava ile birleştirilmesine, esasının kapatılmasına, esas incelemenin
2010/12 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 22.9.2010 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu kurallar, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, 5429 sayılı Kanun’un 8.
maddesinde yer alan, istatistikî birimlerin kendilerinden istenen veri veya
bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve
standartlarda eksiksiz, doğru ve ücretsiz olarak vermekle yükümlü
oldukları kuralı ile bu yükümlülüğe uymayanların idari para cezasıyla
cezalandırılacaklarına ilişkin 54. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi
hükmünün eşitlik ilkesi, temel hak ve hürriyetlerin niteliği, kişi hürriyeti
ve güvenliği, özel hayatın gizliliği, düşünce ve kanaat hürriyetine ilişkin
düzenlemelere aykırı olduğu; temel hak ve hürriyetlerin kanunla
sınırlanabileceği ve bu sınırlamanın demokratik toplum düzeninin
gereklerine aykırı olamayacağı, kişilerin her ne sebeple ve amaçla olursa
olsun düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanması ve buna uymayanların
idari yaptırımla karşı karşıya bırakılmasının hukuk devleti ilkesine
aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle itiraz konusu kuralların, Anayasa’nın
Başlangıç’ı ile 2., 5., 10., 11., 12., 13., 17., 19., 20., 24. ve 25.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5429 sayılı Kanun’un 8. maddesinde Türkiye
İstatistik Kurumu Başkanlığı tarafından istenen veri veya bilgileri
istatistikî birimlerin süresinde, eksiksiz, doğru ve ücretsiz olarak verme
yükümlülüğü düzenlenmiştir. Kanun’un 2. maddesinin (h) bendine göre
istatistikî birim, yapılan sayım veya örnekleme çalışmalarına konu olan,
hakkında veri toplanacak gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşları ifade
etmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu ülkenin ekonomik, sosyal,
kültürel ve demografik yapısına ilişkin resmi istatistikleri üretmekle
sorumlu bir kuruluştur. İstatistik, verilerin toplanması, düzenlenmesi ve
uygun yöntemlerle analiz edilerek sonuçların yorumlanması olarak
tanımlanmaktadır. İstatistikten söz edebilmek için önce “veri”ye ihtiyaç
vardır. Veriler, araştırma yapılacak konu ile ilgili bilinen veya herhangi
bir kaynaktan doğrudan ya da dolaylı olarak elde edilen bilgilerdir. Resmi
istatistikler için ihtiyaç duyulan veriler ülkemizde iki yolla
toplanmaktadır. Bunlardan ilki, kamu kurum ve kuruluşlarının görevleri
gereği tuttukları idari kayıtlardan verilerin derlenmesi, diğeri ise
ihtiyaç duyulan konularda istatistikî birimler ile görüşülerek bilgi
toplanmasını içeren sayım ve araştırmaların yapılmasıdır. Resmî
istatistikler ulusal planların yapılması ve bu planlara dayalı
politikaların oluşturulmasında kullanılan temel göstergeler olduğundan
üretilen resmî istatistiklerin doğru, kaliteli, güvenilir,
karşılaştırılabilir, güncel, tarafsız ve uluslararası standartlara uygun
olması hayati önem taşımaktadır. Resmî istatistiklerin dayanağını oluşturan
veri ve bilgilerin ilgililer tarafından doğru, eksiksiz ve zamanında
verilmemesi halinde ihtiyaç duyulan doğru ve güvenilir istatistiklerin
üretilmesi mümkün olamayacaktır.
İtiraz konusu 8. madde hükmüyle sayım ve örnekleme
çalışmalarına konu olan istatistikî birimlere, ülkenin ekonomi, sosyal,
demografi, kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer
alanlardaki resmi istatistikleri üretmek üzere, Anayasa’da belirlenen temel
haklar ve ödevler çerçevesinde, kendilerinden istenen veri veya bilgileri,
Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz ve doğru
olarak ücretsiz verme yükümlülüğü getirilmiş, bu yükümlülüğe uymayanların
da 54. maddenin ikinci fıkrasında gösterilen biçimde idarî para cezasıyla
cezalandırılması öngörülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık devlettir.
Anayasa’nın
10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi de hukuksal durumları aynı
olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik
öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım
yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda
bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında
eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden
aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,
kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları
gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı
kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
İtiraz konusu kurallarla istatistiklerin kamu
yararı için önemi dikkate alınarak bireylere mecburi ve ücretsiz kamusal
bir külfet yüklenmiştir. Karşılaştırmalı hukukta da bazı ülkelerde
bireylere istatistik amaçlı bilgi verme yükümlülüğü getirildiği
görülmektedir. Modern bir devlette kamu hizmetlerinin planlanması ve kamu
güvenliğinin sağlanabilmesi için bireylerin kendileriyle ilgili pek çok
bilgiyi kamu otoritelerine verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bilgilerin
istatistik amacıyla toplanmış olması bilgi toplamayı kendiliğinden
Anayasa’ya aykırı hale getirmez.
5429 sayılı Kanun’un 8. maddesinin eski
düzenlemesini Anayasa Mahkemesi 20.3.2008 tarih ve E.2006/167, K.2008/86
sayılı kararıyla, hiçbir sınırlama öngörmeksizin istatistikî birimlere
istenilen bilgileri verme yükümlülüğü getirmesi nedeniyle Anayasa’nın 20.
ve 25. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararından sonra
5813 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme ile 8. maddede bilgi verme yükümlülüğünün
sınırı Anayasa’da belirlenen temel hakların ve ödevlerin ihlal edilmemesi
olarak belirlenmiştir. Anayasa’nın 20. maddesinde herkesin özel hayatına ve
aile yaşayışına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu; 24.
maddesinde kimsenin dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı;
25. maddesinde de herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu, her
ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya
zorlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bunlar gibi, Anayasanın diğer
maddelerinde güvence altına alınan hak ve ödevler gözetilerek bilgi talep
edilebilecektir. İstenilen bilgilerin bu nitelikte olduğunu düşünen
istatistikî birimler, nedenini açıklayarak bilgi vermekten kaçınabileceği
gibi haklarında idari para cezası uygulanması halinde buna itiraz ederek
istenilen bilginin temel haklarını ihlal edecek nitelikte olduğunu
mahkemeler önünde de ileri sürebilirler.
5429 sayılı Kanun’un 54. maddesinin ikinci
fıkrasında, istatistikî birimlerin kendilerinden istenen bilgileri geçerli
bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede, eksiksiz ve hatasız
olarak vermek zorunluluğuna uyulmaması idari para cezası yaptırımına
bağlanmıştır. Bu durumda dava konusu iki hüküm birlikte
değerlendirildiğinde bireylerin temel haklarının korunmasının idari ve adli
makamların sorumluluğuna bırakıldığı görülmektedir. İdari makamlar bireyin
temel haklarını ihlal edecek şekilde bilgi talep etmeme
yükümlülüğündedirler. İdari makamların bu ödevini yerine getirmemesi
halinde istatistikî birimler haklarını yargı makamları önünde
arayabileceklerdir. Bu durumda itiraz konusu kurallarla bireyin hakları ile
kamu yararı arasında makul bir denge kurulduğu ve bireylerin haklarına
ölçüsüz bir müdahaleye izin verilmediği anlaşıldığından Anayasanın 2.
maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan istatistik biliminin doğası gereği
bilimsel yöntemlerle tespit edilen ilgili tüm kişi ve kurumlardan ayırım
yapılmadan bilgi istenebileceğinden kuralın Anayasa’nın 10. maddesinde
öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğu söylenemez.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kurallar
Anayasa’nın 2., 10., 20., 24. ve 25. maddelerine aykırı değildir iptal
isteminin reddi gerekir. Bu sonuca 8. madde açısından Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Serruh KALELİ ve Erdal TERCAN; 54. maddenin ikinci fıkrasının (a)
bendi açısından Osman Alifeyyaz PAKSÜT katılmamışlardır.
Konunun Anayasa’nın Başlangıcı ile 5., 11., 12.,
13., 17. ve 19. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
VII- SONUÇ
10.11.2005 günlü,
5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu’nun;
1- 25.11.2008 günlü,
5813 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yeniden düzenlenen 8. maddesinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT,
Serruh KALELİ ile Erdal TERCAN’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 54. maddesinin
ikinci fıkrasının (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın
REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
12.10.2011 gününde karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Başkanvekili
Serruh KALELİ
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|
|
|
|
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
|
Üye
Alparslan ALTAN
|
|
|
|
|
|
Üye
Burhan ÜSTÜN
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Nuri NECİPOĞLU
|
|
|
|
|
|
Üye
Hicabi DURSUN
|
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
|
Üye
Erdal TERCAN
|
KARŞIOY YAZISI
İtiraz konusu 8. maddeyle, daha önce Anayasa
Mahkemesi’nin E:2006/167, K:2008/86 sayılı kararıyla iptal edilen aynı
mealdeki kural yeniden düzenlenmiş ve iptal gerekçesindeki hususları
karşılamak amacıyla maddeye “Anayasada
belirtilen temel haklar ve ödevler çerçevesinde” ibaresi eklenerek,
bilgi verme yükümlülüğüne bir sınır getirilmeye çalışılmıştır.
Buna göre vatandaşlar (istatistiki birimler)
istenilen bilgilerin verilmesinin Anayasa’da belirtilen temel haklarını
ihlal edeceği kanaatinde iseler bilgi vermeyebilecekler ve bundan dolayı
haklarında idari para cezası uygulanmayacaktır.
Anayasa’nın 2. maddesinde hukuk devleti ilkesi
belirtilmiştir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuk güvenliği,
kişilerin idarece sürekli yaptırım tehdidi altında tutulmalarına izin
vermez.
İtiraz konusu kural, toplumsal ve özel hayatın tüm
alanlarını kapsayabilecek bilgi istemlerinden hangilerinin Anayasada
belirtilen temel hakları ihlal edeceğini, hangilerinin ise verilmek zorunda
olduğunu bir yandan idarenin, diğer yandan vatandaşların yorumuna bırakarak
bu konuda belirsizlik yaratmaktadır. Maddeye eklenen “Anayasada belirtilen temel haklar ve ödevler çerçevesinde” ibaresi
malumun ilanı ve abesle iştigal dışında somut bir güvence getirmemekte,
Anayasa Mahkemesi’nin önceki iptal kararında açıklanan sakıncaları
gidermemektedir. Yasa bu konuda istatistiki bilgi talep edilemeyecek
alanları ve bunlara taalluk eden konuları açıkça belirtmiş veya bu konuda
Anayasaya paralel bir çerçeve çizmiş olmadığından, iptal istemine konu olan
kural uygulamada çok sayıda para cezasına ve bundan kaynaklanan
uyuşmazlıklara neden olabilecek, haksız uygulama sonucu para cezasına
uğrayan vatandaşlar yok yere dava açmak, avukat tutmak, harç ödemek gibi
külfetlere maruz kalacaklardır. Bunun, hukuk güvenliği ilkesiyle
bağdaşmadığı açıktır. Çağdaş hukuk
devleti, idarenin hatalı uygulamalarının telafisi için gereken çabayı ve
bundan doğacak külfeti vatandaşına yükleyen değil, böyle durumlara
olabildiğince az sebebiyet veren devlettir.
Bu nedenlerle Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olan
kuralın iptali gerekmektedir.
Kuralın Anayasaya aykırılığı, bunun yaptırımı
olarak 54. maddede öngörülen idari para cezasını da vatandaşlar yönünden
Anayasa’ya aykırı hale getirdiğinden 54. maddenin ikinci fıkrasının (a)
bendinin de iptali gerekir.
|
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
KARŞIOY
Mahkememizin 5429 sayılı Türkiye İstatistik
Kanunu’nun 8. ve 54. maddesinin ikinci fıkrasının b bendinin Anayasa’ya
aykırılığı istemi üzerine vermiş bulunduğu 2006/167 Esas, 2008/86 Karar
sayılı kararında;
“İstatistiki birimler, kendilerinden istenen veri
veya bilgileri başkanlığın belirleyeceği şekil süre ve standartlarda
eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür.” şeklindeki 8. madde
düzenlemesini ve dolayısıyla buna ceza tanzim eden 54. maddenin ikinci
fıkrasını Anayasa’ya aykırı bulup iptal ederken özetle ve kısaca; Madde de
açıklayıcı bir düzenleme bulunmadığını, istenecek bilgilerin kapsam ya da
sınırlarının belirsizliği ile, temel haklara ve özgürlüklere müdahale
niteliği kapsamında olduğu anlaşıldığından özel yaşamın gizliliği ve
düşünce kanaat açıklaması sonucu doğurabilecek bu belirsizliğin bireyin idareye karşı korumasız
bırakması ile Anayasa’nın özel hayatın gizliliği ve düşünce ve kanaat
özgürlüğünü koruyan hükümlerine aykırılığı nedeniyle iptal ettiği
görülmektedir.
Aynı kural 25.11.2008 tarihinde bu kez istatistiki
birimler ülkenin “…ihtiyaç duyulan alanlardaki resmi istatistikleri üretmek
üzere yeni alan belirterek ve de Anayasa’da belirtilen temel hak ve
ödevler çerçevesinde kendilerinden istenen veri veya bilgileri…”
ücretsiz vermekle yükümlüdür diyerek yani sınırlama da yaparak Mahkemenin
iptal kararına uygun bir düzenleme yapıldığı kanaati ile tekrar
yasalaştırılmıştır.
Anayasa’nın 2. kısmını oluşturan temel hak ve
ödevler, 2. bölümünde mahkemenin önceki iptal kararında değinip iptale esas
aldığı özel hayatın gizliliği ve düşünce ve kanaat hürriyetini içerdiği
gibi 3. bölümünde sosyal ve ekonomik hak ve ödevleri 4. bölümünde de
siyasal hak ve ödevleri kapsama almaktadır.
İptali istenen kural da, önceki iptal edilen
kurala “Anayasa’da belirlenen temel
haklar ve ödevler çerçevesinde” diye eklenen yeni ibarenin; bu hali ile,
kurala bir sınırlama alanı mı yoksa genişleme alanı mı yarattığı anlaşılamamıştır.
Türk Dil Kurumu yayını Türkçe sözlük 2009 basımında “çerçeve” kelimesi bir
konunun bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alanı”
ifade eder demektedir. O halde 8. madde kuralı, “temel hak ve ödevler çerçevesinde”
diyerek bu kapsama giren her konuda yani Anayasa’nın 12. ve 74. maddeleri
dahil arasındaki her konuda, Türkiye İstatistik Kurumu’nca bilgi talep
edebilme hakkını yaratıp cevap verme yükümlülük ve sınırlarını bu şekilde
belirlediği söylenebilecektir.
Bu da hali ile iptali istenen yeni düzenlemeden,
önceki iptal kararımıza esas, istenen bilgilerin temel hak ve özgürlüklere
müdahale ve özel yaşamın gizliliği ve kanaat açıklaması zorunluluğuna neden
OLMAYACAĞININ anlaşılması mümkün olmadığı gibi soruların bu kapsamda
sunulmasına da olanak verdiğinin anlaşılması mümkün gözükmektedir.
Bu lafzî yorum hataları getirebilecek belirsizlik
içeren ve önceki iptal kararını adeta genişleten düzenlemeye ilişkin
Mahkememiz çoğunluk görüşüne, bu yönüyle katılmak mümkün olmamıştır.
Kamu güvenliğinin sağlanması, kamu hizmetlerinin
planlanması, doğru ve güvenilir istatistik bilgilerin üretilmesi ve bu
sayede planlı kalkınmanın, sosyal, adil hukuk devletinin, maddi ve manevi
varlığı gelişmiş toplum yaratılmasının sağlanması için devletin veri
toplaması, bilgi edinilmesi kaçınılmazdır. Sorulana külfet gibi gelebilecek
bu yükümlülükten herkesin istifade payının da olabileceği muhakkaktır.
Devleti bu görevini yaparken bireye nesne ya da
araç gibi muamele etmemeli, Anayasa’nın 5. maddesi ile tanınan varlığını,
manevi kişiliğini serbestçe ve sorumlu bir şekilde geliştirecek bir alan
bırakmalı ve müdahil olmamalıdır.
Düzenlemenin açıkça sayılarak ilgili “temel hak ve
özgürlük alanlarını İHLAL ETMEKSİZİN istenilen veri ve bilgiler toplanır”
demesi gerekeceği yerde, temel hak ve ödevler çerçevesinde soru sorar cevap
alırım denebileceğinin anlaşılması metodolojik yorum hatası yaratacaktır.
Yasal düzenlemelerde lafzî ve amaçsal yorumlar şüphe götürmeyecek netlikte
birbirlerine yakın olup örtüşmelidir. Yasa’nın gerekçesinde de temel
hakları ihlal etmeme kasdının anlaşılabileceğine ilişkin bilgiye
ulaşılamamıştır.
Mukayeseli hukuka baktığımızda devletlerin gerçek
ya da tüzel kişilerden kamusal yarar içeriği ile bilgi almasına bir engel
gözükmemekte, ancak alınacak bilginin öncelikli hangi amaçla alındığı
konusunda bilgilendirme yapılması, bilgilerin işlenmesi ve kullanılması
sırasında kişisel bilgilerin saklanması, transferi gibi konularda bireye
tanınan rıza, yetki hakları ve doğal olarak AİHS’nin 8. maddesinde yer alan özel ve aile hayatına saygı
hakkının getirdiği güvenceninde bir koruma alanı yarattığı görülmektedir.
Kaldı ki Anayasamızın 5982 sayılı Yasa ile değişik
20. maddesi de kişisel verilerin korunmasını, silinmesini ve kişinin ancak
AÇIK RIZASI ile işlenebileceğini ifade etmektedir. Bu düzenleme ile bir
veri tablosuna işlenmesine izin vermediği bir cevabın sorusunun
sorulabilirliği, sınırlama alanı dışında dahi olsa hukukiliği
tartışılabilir durumdadır.
Türkiye İstatistik Kanunu 13. maddesi topladığı
verinin gizli olabileceğini de kabul etmekte ama gizliliği, bireyin korunan
özelinden değil, kendi perspektifinden bakarak bilginin istatistiksel
sonuçlarına atıfta bulunarak yapmaktadır.
Gizli bilgilerin izinsiz, yetkisiz başkalarına
ulaşması halinde olacaklar özel yaşamın korunması kapsamında
değerlendirilemeyeceği gibi açık özgürlük ihlalleri yaratabilecektir.
Anayasamızın 3. bölümünde yer alan sosyal ve
ekonomik hakların dahi nispeten günümüzde temel hak ve özgürlükler kapsamında
değerlendirilmeye başladığı düşünüldüğünde, geniş bir yelpazede yer alan
hak ve özgürlükler çerçevesinde denildiğinde hangi temel hakkın yasal bir
sınırlama alanı içinde kaldığını belirlemek mümkün olmayabilecek neticede
konu yargısal çözüm gerektirecek, birey karşılaştığı yaptırımı aşmak için
hak aramaya zorlanacaktır. Kuralın anayasal doğruluk ilkelerine uygun
olarak yasada yer alması gerekirken, ihlalin varlığı ya da yokluğunun
denetimi mahkemelere yaptırtılacaktır.
Özel ve aile hayatına müdahale kamu güvenliği
ülkenin ekonomik refahı vb nedenlerle mümkün olacak ise de, bunun
Anayasa’nın 13. maddesinde belirlenen sınırlar içinde olacağı tabiidir. Hak
arama özgürlüğü bir temel hak olsa da, durup dururken soruya cevap
vermeyen, eksik ya da hatalı verene suç işlemiş değerlendirmesi ile ceza
verip kaldırmasının temini için yargı yoluna başvurmaya zorlamak, hukuk
devleti ilkesi ile bağdaştırılamaz.
Kamu güvenliği ve planlı kalkınma verileri için
istatistik bilgi ve veri toplamak amaçlandığında birey hakları ve kamu
yararı arasında kurulacak bir dengenin varlığından söz edebilmek için,
devlet önce gerekli bilgileri herkese açık, gizli olmayan özel ya da tüzel
kişi kaynaklarından öğrenmeli ve edinilmesinde zorluk çekilen bazı hassas
konularda da gönüllülük, rıza ya da ücret teklifi gibi usullerinin
kullanılmasında anayasal engel bulunmamaktadır.
Kaldı ki, kamu yararı ve kamu düzeninin kurulması
için ceza yargılamasında maddi gerçeğin bulunması yolunda tanığa kamusal
görevi için ücret takdir edildiği de gözden uzak tutulmamalıdır.
İptali istenen kuralın, cevap verme ödevi yerine
getirmeyenler yönünden muhatabı derhal ceza yaptırımı ile karşılamak
yerine, öncelikle bireyin davranış düzenine ve iradesine izin verecek
yapıda olup birey ile kamu yararı arasında denge kurmaması hukuk devleti
ilkesine aykırılık içerir.
Kural ile, kamu gücü kullanarak amaca ulaşmada
kullanılan yol, kamu düzeni için gerekli olsa da alternatifleri karşısında
bu yolun EN ELVERİŞLİ yol olduğu söylenemeyeceği için kural Hukuk
Devletinin belirlilik ilkesine tam uygunluk sağlamadığı, temel hak ve
özgürlüklere orantısız müdahale içeriği taşıdığından Anayasa’nın 2. ve 20.
maddesine aykırıdır.
Açıklanan nedenler ile çoğunluk görüşüne
katılınmamıştır.
|
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
|
Üye
Erdal
TERCAN
|
|