23 Temmuz 2011 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 28003

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı      : 2008/72

Karar Sayısı    : 2011/59

Karar Günü    : 30.3.2011

İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha OKAY, Kemal ANADOL ve Kemal KILIÇDAROĞLU

İPTAL DAVASININ KONUSU: 11.06.2008 günlü, 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu İle Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun;

1) 3. maddesiyle değiştirilen 2954 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasındaki “Bakanlar Kurulu tarafından Genel Müdür Yardımcıları arasından atanan iki üye” ibaresi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin,

2) 9. maddesiyle 2954 sayılı Kanun’a eklenen Geçici Madde 11’in birinci fıkrasının ilk dört cümlesinin,

iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.

I- İPTAL ve YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ

Dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:

“… III. GEREKÇE

1) 11. 06. 2008 tarih ve 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü Maddesiyle Değiştirilen 2954 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulu tarafından Genel Müdür Yardımcıları arasından atanan iki üye” ibaresi ile üçüncü fıkrasının son cümlesi Anayasaya aykırılığı

5767 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle 2954 sayılı Kanunun 11 inci maddesi değiştirilerek TRT Yönetim Kurulu üyelerinin atanma yöntemleri yeniden düzenlenmektedir.

Getirilen düzenlemede; yönetim kurulunun iki üyesinin Genel Müdür tarafından atanan Genel Müdür Yardımcıları arasından, dört üyesinin ise, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunca teklif edilen iki kat aday arasından Bakanlar Kurulunca seçilmesi öngörülmektedir.

2954 sayılı Yasanın değişmeden önceki halinde altı Yönetim Kurulu üyesinin Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu tarafından teklif edilen oniki aday arasından Bakanlar Kurulu kararı ile atanması öngörülmekte idi.

Bir başka ifadeyle getirilen değişiklik sonucu altı yönetim kurulu üyesinden ikisinin, doğrudan Genel Müdürün atadığı Genel Müdür Yardımcıları arasından seçilmesi kuralı getirilmiştir. Yani iki üyenin seçiminde Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu devreden çıkarılmıştır.

5767 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle TRT Yönetim Kurulu üyelerinin atanması konusunda getirilen değişiklikle ilgili düzenleme Anayasanın 31 ve 133 üncü maddesinde belirtilen TRT’nin özerkliğine ve tarafsızlığına uygun bir düzenleme değildir.

Anayasanın 31 inci maddesinde: “Kişiler ve siyasi partiler, kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir” denilmektedir. Anayasanın 133 üncü maddesinde ise:” Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve tarafsızlığı esastır” hükmü yer almaktadır.

Anayasada yer alan hükümler, Radyo Televizyon Kurumunun farklı fikir ve kanaatler önünde tarafsız bir organ olmasını ve TRT’den yararlanma hakkının tarafsızlık ilkesiyle kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.

TRT yayınlarında tarafsızlık ilkesinin gerçekleşmesi için, TRT’nin, gerek iktidar partisinden ve gerekse muhalefet partilerinden gelebilecek etkilerden korunacak yapıda olmasını gerektirir. Özellikle, siyasal iktidarın baskısına maruz bırakıcı nitelikteki kurallar yansızlık ilkesine ters düşer.

Anayasamız, tarafsızlık ilkesinin ancak, yansız bir kamu tüzelkişiliğince sağlanacağını benimsemiş ve her türlü radyo ve televizyon yayınının, istenmeyen etkilenmeler dışında yapılması amaçlamıştır.

2954 sayılı Yasa’nın 8 inci maddesindeki: “Tarafsız bir kamu tüzelkişiliğine sahip Türkiye Radyo Televizyon Kurumu kurulmuştur” hükmü, Anayasa’nın 133 üncü maddesinde “tarafsız” olarak kurulması ve idare edilmesi gereken kamu tüzelkişiliğinin gereği olarak getirilmiş bir hükümdür.

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun Anayasal nedenlerle tarafsız olması gereği, bu kurumun yönetiminin de tarafsız olmasını gerektirmektedir. Yönetimin tarafsızlığı yönetim kurulunun seçimi ile doğrudan ilgilidir.

Anayasa Mahkemesi’nin E. 1967/37, K. 1968/46 sayılı Kararında yönetim organlarının oluşturulmasında tarafsızlık ilkesinin gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında aynen şöyle denilmektedir: “Kanun; ... kurumun yönetim ve denetiminde, yönetim organlarının oluşturulmasında ve her türlü radyo ve televizyon yayınlarında tarafsızlık ilkesini gözetir.” biçimindeki hüküm ile, kurumun kuruluşunda ve yayınlarında tarafsızlık ilkesinin sürekli gözetilmesi ve tüzelkişiliğin tarafsız olması esası getirilmiştir. Yansızlığın gerçekleştirilmesi ise, TRT’nin, gerek iktidar partisinden ve gerekse öteki yönlerden gelebilecek etkilerden korunacak yapıda olmasını gerektirir. Siyasal iktidarın baskısına maruz bırakıcı nitelikteki her önlem yansızlık ilkesine ters düşer.”

Anayasa Mahkemesi E. 1989/9, K. 1990/8 sayılı Kararında; her ikisi de KİT statüsünde olan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ile Türkiye Cumhuriyeti Posta Telgraf ve Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğünün yönetim kurullarına yapılacak atamalardaki farklı yönteme dikkat çekerek, PTT Yönetim Kurulu Üyelerinin ilgili bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile atandıklarını, buna karşılık; 2954 sayılı Yasada TRT Yönetim Kurulu üyelerinin atanmasında tarafsızlık ilkesini sağlayacak özel yöntemler öngörüldüğünü, Yönetim Kurulu üyelerinin Bakanlar Kurulu’nca atansalar da aday gösterilmelerinin Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu’nca yapılmasının tarafsızlık ilkesi nedeniyle getirilmiş olduğuna dikkat çekilmiştir.

Yöneticilerinin yürütmenin etkisine açık olması, Anayasa’nın 133 üncü maddesindeki kurumun tarafsızlığını etkisiz hale getirir. TRT’nin tarafsızlığı, bir temenni değil, yerine getirilmesi zorunlu olan Anayasal ilkedir.

Bütün yurttaşların ödediği vergi niteliğindeki kaynaklardan finanse edilen Radyo Televizyon Kurumunun verdiği hizmetler, hiçbir ayrım yapmadan, Anayasadaki eşitlik ilkesi gereği bütün yurttaşları kapsamalı, hükümetin, siyasi partilerin, iktisadi ya da toplumsal baskı ve çıkar gruplarının değil, tüm toplumun sesi olabilmeli, ülkedeki her rengi, her sesi, tüm zenginlikleri yansıtabilmelidir. TRT; hükümet, siyasi partiler, iktisadi ve toplumsal baskı ve çıkar gruplarının dışında, tüm yurttaşlarına eşit mesafede, tarafsız, yalnızca kendisine bu görevi veren Anayasa ve çağdaş demokratik rejimden ve hukukun üstünlüğünden yana taraf olan bir kuruluş olarak görev yapmalıdır.

5767 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle değiştirilen 2954 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının son cümlesi ile getirilen düzenleme, TRT’nin merkezi yönetime bağımlı olması sonucunu doğuran, yönetim organlarının oluşturulmasında yürütmeyi tam olarak yetkili kılan bir düzenlemedir. Getirilen bu düzenlemeler TRT’nin Anayasa’nın öngördüğü yansız kamu tüzelkişiliği olarak nitelenmesini olanaksız kılmaktadır. Bu düzenlemelerin temel amacı, TRT yönetimini siyasal iktidarın etkisine sokmaktır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle: 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü Maddesiyle Değiştirilen 2954 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının son cümlesi Anayasanın 31 inci ve 133 üncü maddelerine aykırı olup iptali gerekir.

2) 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9 uncu Maddesiyle 2954 sayılı Kanuna Eklenen Geçici Madde 11 in birinci fıkrasının ilk dört cümlesinin Anayasaya Aykırılığı

5767 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle 2954 sayılı Kanunun 16’ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları değiştirilerek TRT Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatında değişiklik yapılmıştır. Bu değişikliklerle merkez teşkilatındaki bazı daire başkanlıkları kaldırılmış, bazıları birleştirilmiş, bazılarının isimleri veya yapıları değiştirilmiş, taşrada ise bölge müdürlükleri kaldırılmıştır.

Bu değişikliğin neden yapıldığı, 5767 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle 2954 sayılı Kanuna eklenen Geçici 11 inci madde ile getirilen düzenlemeler ile açıkça ortaya çıkmıştır.

Geçici 11 inci maddede, yeni teşkilat düzenlemeleri nedeniyle kaldırılan, birleştirilen, ismi veya yapısı değiştirilen birimlerde; Daire Başkanı, Başkan, Üye, Başkan Yardımcısı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Müdür, Şube Müdürü, Müdür Yardımcısı, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Savunma Sekreteri, Başuzman ve Uzman unvanlı kadrolarda görev yapanların ve buralarda unvansız olarak görev yapanların görevlerinin sona erdiği ve bunların Araştırmacı unvanlı kadrolara atanacakları hükme bağlanmıştır.

Yani önce teşkilat düzenlemesi adı altında bazı birimlerin ismi değiştirilmiş, bazı birimler birleştirilmiş, bazı birimler kaldırılmış, bazı birimler değişik isimle yeniden kurulmuş daha sonra buralarda görev yapanların kadro görevleri sona erdirilerek araştırmacı unvanlı kadroları atamaları yapılmıştır.

Tüm bu değişikliklerin hiçbir ihtiyaç belirtilmeden gerekçe gösterilmeden yapılmasının nedeni, şu anda bu birimlerde görev yapanların görevlerini sona erdirmek, boşalan görevlere yeni atamalar yaparak kadrolaşmaktır. Daire başkanlıklarının isimleri değiştirilerek veya yeni yapılar oluşturularak halen görev başındaki yöneticilerin görevden alınması için gerekçe yaratılmıştır.

Kamu kurumlarında organizasyon değişikliği ilk kez olmamaktadır. Bugüne kadar çeşitli kamu kurumlarının merkez ve taşra teşkilatlarında değişiklikler yapılmış, yeni yapılanmalar ortaya çıkmıştır. Ancak, organizasyonel değişiklik gerekçesiyle görev başındaki yöneticilerin görevlerine son verilmesi ülkemizde ilk kez uygulanmaktadır. Bu güne kadarki yasal düzenlemelerde; kadro görev unvanları değişmeyenlerin yeni kadroya atanmış sayılacağı, kadro görev unvanları değişenlerin ise, durumlarına uygun kadrolara atanacakları belirtilmiştir. Kaldı ki bu değişiklerin çoğu özelleştirme, başka bir kamu kurumuna devir veya başka bir kamu kurumu ile birleşme ya da Genel Müdürlük düzeyi yerine müsteşarlık düzeyinde örgütlenme gibi zorunluluklar nedeniyle yapılmıştır. 5767 sayılı Yasada böyle bir zorunluluk da yoktur. Ortada ne özelleştirme ne birleşme ne de başka bir kamu kurumuna devir vardır. Adı değişen bir Daire Başkanlığının tüm görevlilerinin görevden alınıp araştırmacı unvanlı kadroya atanmasının kadrolaşma amacı dışında bir açıklaması olabilir mi?

Bu düzenleme ile yalnızca kaldırılan, birleştirilen, ismi veya yapısı değiştirilen ünitelerdeki yöneticilerin görevlerinin sona erdirilmiyor. Yönetici olmayan, Başuzman, Uzman ve Üye (Yayın Denetleme Kurulu Üyesi) unvanlarındaki personelin de unvanları elinden alınmakta ve “araştırmacı” kadrosuna atanmaktadır.

657 sayılı Kanunda araştırmacı unvanlı kadroyla ilgili net bir tanımlama olmamasına karşın, araştırmacı kadrosunun; Daire Başkanı, Başkan, Üye, Başkan Yardımcısı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Müdür, Şube Müdürü, Müdür Yardımcısı, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Savunma Sekreteri, Başuzman ve Uzman gibi hiyerarşik kademe ve birimlerle ilgisinin olmadığı konusunda hiçbir şüphe yoktur.

Yeni düzenleme nedeniyle kaldırılan, birleştirilen, ismi veya yapısı değiştirilen birimlerde çalışan unvanlı ve unvansız tüm personelin araştırmacı unvanlı kadroya atanması ve böylece tüm kadroların boşaltılması kamu yararı gözetilmeden kadrolaşma amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. Kamu yararı amacı taşımayan yasaların, amaç öğesi yönünden Anayasa’nın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği açıktır.

Ayrıca, araştırmacı kadrosuna atananların maaşları dondurulmaktadır. Hiçbir haklı ve makul neden yok iken görevlilerin kazanılışmış haklarının kaybı sonucunu doğuran bu uygulama anayasaya aykırıdır. Anayasa’da yer alan hukuk devleti ilkesi, Anayasa’nın temel ilkelerinden biridir. Hukuk devleti; yönetilenlere hukuk güvenliği sağlayan, adaletli bir hukuk sistemine dayanan devlet düzeninin adıdır. Hukuka güvenin, kamu düzeninin ve istikrarın korunması da kazanılmış hakların korunması ilkesine bağlılık ile mümkündür. Hukuk devletinde kazanılmış haklara saygı gösterilmesi bir zorunluluk, hatta yükümlülüktür. Hukuksal tasarrufu doğuran irade sahiplerinin aynı yöntemle bu tasarrufu geri almalarına veya değiştirmelerine olanak bulunmaktadır. Ancak, önceden oluşmuş hukuksal durumların sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesi, hukuktan beklenen güvenlikle bağdaşmaz. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Anayasa Mahkemesi kazanılmış hak kavramını; “...kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel olacak niteliğine dönüşmüş hak” olarak tanımlamıştır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir. Ancak, kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekmektedir. (Anayasa Mahkemesi, E.1999/50, K.2001/67)

Hukuk Devleti’nin unsurlarından bir diğeri olan hukuk güvenliği, diğer bir ifadeyle “güvenin korunması ilkesi” de ilgilinin hukuki durumunun süreceğine olan güveni dolayısıyla hayal kırıklığına uğratılmaması anlamına gelir. Güvenin korunması, her zaman mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında olmasa da, her düzenleme değişikliğinde yasa koyucunun göz önünde bulundurması gereken bir husustur.

Halkın Devlete olan güveninin korunması da ancak hukuk güvenliğinin sağlanmasıyla mümkündür.

Bu yönüyle, Hukuk Devleti’nin önemli bir unsuru olarak hukuk güvenliği, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün Devlet davranışlarının, az çok, önceden öngörülebilir olması anlamını taşır. Hukuki güvenlik sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güven değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerir.

Haklı beklenti, idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin bir çıkarları ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ya da edinebileceklerini ümit etmelerini ifade eder. Yeni düzenlemenin hukuki istikrarı bozmaması, hakların kullanılmasını zorlaştırmayacak ya da doğmuş olan haklarının hiçe sayılması anlamına gelecek şekilde tasarlanmaması gerekmektedir.

Anayasanın 2 nci maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasa koyucu, yasaların yalnız Anayasaya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.

Öte yandan görevden alınması gerekenler var ise bunlar yasa ile değil, idari işlemle görevden alınmalıdır. İdari işlemle yapılması gerekenleri yasa ile yapmak hukuk devleti ilkesi ile çelişir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9 uncu Maddesiyle 2954 sayılı Kanuna Eklenen Geçici Madde 11 in birinci fıkrasının ilk dört cümlesi Anayasa’nın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup, iptali gerekir.

IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ

Anayasa’ya aykırı olan;

5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü Maddesiyle Değiştirilen 2954 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin,

5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 9 uncu Maddesiyle 2954 sayılı Kanuna Eklenen Geçici Madde 11 in birinci fıkrasının ilk dört cümlesinin uygulanmasından, sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararlar doğacaktır. Bu tür durum ve zararların önlenebilmesi için, söz konusu hükümlerin yürürlüğünün durdurulması gerekmektedir.

V. SONUÇ VE İSTEM

11.06.2008 tarih ve 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu İle Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun;

a) 3 üncü maddesiyle değiştirilen 2954 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasındaki, “Bakanlar Kurulu tarafından Genel Müdür Yardımcıları arasından atanan iki üye” ibaresi ile üçüncü fıkrasının son cümlesi Anayasanın 31 inci ve 133 üncü maddelerine aykırı olduğundan,

b) 9 uncu Maddesiyle 2954 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 11 in birinci fıkrasının ilk dört cümlesi Anayasanın 2 nci maddesine aykırı olduğundan, iptallerine ve sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların doğmasının önlenmesi için iptal davası sonuçlanıncaya kadar bunların yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin talebimizi saygı ile arz ederiz.”

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralları

11.6.2008 günlü, 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilen 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun iptali istenen ibare ve cümlelerin de yer aldığı kurallar şöyledir:

“Yönetim Kurulu:

Madde 11- Kurumun en yüksek karar ve yönetim organı olan Yönetim Kurulu; Genel Müdür, Bakanlar Kurulu tarafından genel müdür yardımcıları arasından atanan iki üye ile elektronik veya kitle iletişimi alanlarında bir; hukuk alanından bir; işletme, iktisat veya maliye alanlarından bir ve sanat veya kültür alanlarından bir kişi olmak üzere, bu alanlarda temayüz etmiş kişiler arasından seçilen ve atanan dört üyeden oluşur. Dışarıdan seçilen yönetim kurulu üyeleri; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından her bir alandan teklif edilen iki kat aday arasından Bakanlar Kurulu kararı ile atanır.

Genel Müdür Yönetim Kurulunun başkanıdır. Yönetim Kurulu ilk toplantısında bir başkan yardımcısı seçer.

Yönetim Kurulu üyeliği dört yıldır. Süresi biten üyeler ile herhangi bir sebeple Yönetim Kurulundan ayrılanların yerine yeniden atama yapılır. Süreleri sona eren üyelerin yeniden atanmaları mümkündür. Herhangi bir sebeple üyeliğin normal süreden önce sona ermesi halinde aynı usulle yenisi dört yıllığına atanır. Yeni atanan üye göreve başlayıncaya kadar mevcut üyenin görevi devam eder. Bir yıl içinde mazeretsiz iki toplantıya katılmayanların üyeliği kendiliğinden sona erer. Bakanlar Kurulu tarafından atanan genel müdür yardımcısı üyeler gerektiğinde Bakanlar Kurulu tarafından değiştirilebilir.

Yönetim Kurulu en az beş üyenin katılmasıyla toplanır ve kararlarını en az dört üyenin oyu ile alır. Çekimser oy kullanılamaz. Yönetim Kurulu en az onbeş günde bir defa toplanır. Yönetim Kurulunun çalışma esasları bir yönetmelikle düzenlenir.

Yönetim Kurulu üyeleri, Türkiye Radyo - Televizyon Kurumunun görev ve yetkilerine giren konularda doğrudan doğruya veya dolayısıyla taraf olamaz ve bu konularda hiçbir menfaat sağlayamaz, siyasi partilere üye olamazlar.

Yönetim Kurulu üyelerine verilecek ücretler, Bakanlar Kurulu kararnamesi ile tespit edilir.

Geçici Madde 11- Bu Kanunda öngörülen yeni teşkilat düzenlemeleri nedeniyle kaldırılan, birleştirilen, ismi veya yapısı değiştirilen birimlerde unvanlı/unvansız olmak üzere; Daire Başkanı, Başkan, Üye, Başkan Yardımcısı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Müdür, Şube Müdürü, Müdür Yardımcısı, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı, Savunma Sekreteri, Başuzman ve Uzman (Teknik Hizmetler Sınıfı Hariç) kadrolarında bulunanların görevleri ile Kurum Genel Müdür Uzmanlarının görevleri, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde sona erer ve eşit dereceli Araştırmacı unvanlı kadrolara atanırlar. Söz konusu personel, Kurumca ihtiyaç duyulan hizmetlerde görevlendirilebilir. Anılan personelin; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki unvanları esas alınarak 15/1/2008 tarihi itibarıyla bu unvana göre belirlenmiş olan ücret (fazla mesai ücreti hariç) ve özel hizmet tazminatı toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); atandığı yeni kadronun ücret (fazla mesai ücreti hariç) ve özel hizmet tazminatı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark tutarı, fark kapanıncaya kadar herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ayrıca tazminat olarak ödenir. İsteğe bağlı unvan değişikliği olanlar ile başka kurum ve kuruluşlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir. En son görev yapılan kadroya ilişkin olarak ek gösterge ve/veya makam tazminatını hak edemeyen personelin atandığı yeni kadroda geçirdiği süreler, 5434 sayılı Kanunun ek 68 inci ve ek 73 üncü maddelerinde belirtilen sürelerin hesabında dikkate alınır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Kurumda görev yapan işçi sayılmayan geçici personel, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, bu Kanunun 50 nci maddesinin (ı) bendi hükümlerine göre istihdam edilmek ve yine anılan bentte yer alan sözleşmeli personel sayısına ilişkin hüküm saklı kalmak üzere Kurum tarafından uygun görülen pozisyonlara atanırlar.

Kurumun hizmet birimleri, yeni teşkilat düzenlemeleri yapılıncaya kadar mevcut görevlerini yürütmeye devam eder.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte görev yapan Kurum personelinden (geçici personel hariç); 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre emeklilik hakkını kazanmış olanlara bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay, bu hakkı 2008 yılı sonuna kadar kazanacak olanlara da kazandıkları tarihten itibaren iki ay içinde emeklilik başvurusunda bulunmaları halinde, emekli ikramiyeleri % 30 fazlasıyla ödenir. Ancak, bu kapsamda emekli olan personel, emekli oldukları tarihten itibaren üç yıl içinde Kurumda yeniden istihdam edilemez.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa’nın 2., 31. ve 133. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, Ali GÜZEL, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Serruh KALELİ’nin katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına, 5.8.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- 5767 sayılı Kanun’un 3. Maddesiyle Değiştirilen 2954 sayılı Kanun’un 11. Maddesinin Birinci Fıkrasındaki, “Bakanlar Kurulu tarafından Genel Müdür Yardımcıları arasından atanan iki üye” İbaresi ile Üçüncü Fıkrasının Son Cümlesinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde, 5767 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 2954 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasındaki “Bakanlar Kurulu tarafından genel müdür yardımcıları arasından atanan iki üye” ibaresi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin Kurum yönetim kurulunu yürütme organının etkisine açık hâle getireceği, bunun da Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun tarafsızlığı ve özerkliği ilkeleri ile bağdaşmayacağı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 31. ve 133. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava konusu kuralların da bulunduğu maddede, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) yönetim kurulunun oluşumu ve yetkileri düzenlenmiştir. Buna göre, Kurumun en yüksek karar ve yönetim organı olan Yönetim Kurulu; Genel Müdür, Bakanlar Kurulu tarafından genel müdür yardımcıları arasından atanan iki üye ile elektronik veya kitle iletişimi alanlarından bir; hukuk alanından bir; işletme, iktisat veya maliye alanlarından bir ve sanat veya kültür alanlarından bir kişi olmak üzere, bu alanlarda temayüz etmiş kişiler arasından seçilen ve atanan dört üyeden oluşacaktır. 5767 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle iki yönetim kurulu üyesinin Bakanlar Kurulu tarafından genel müdür yardımcıları arasından seçilmesi usulü getirilmiştir. Değişiklik öncesinde ise altı yönetim kurulu üyesinin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından teklif edilen on iki aday arasından Bakanlar Kurulu kararı ile seçilmesi ve atanması öngörülmüştür.

Diğer taraftan, 11. maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi ile de Bakanlar Kuruluna, genel müdür yardımcıları arasından atanan iki yönetim kurulu üyesini gerektiğinde değiştirme olanağı tanınmıştır. Buna göre Bakanlar Kurulu dört yıllık süre dolmamış olsa bile gerekli gördüğü takdirde bu üyeleri görevden alabilecektir.

Anayasa’nın 133. maddesinin son fıkrasına göre “Devletçe kamu tüzel kişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzel kişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır”. Bu nedenle kamu tüzel kişiliği olarak kurulan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumuna ilişkin düzenlemelerin Kurum’un özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı ilkelerine aykırı olmaması gerekir.

Özerklik kişi ve kuruluşların kendi faaliyetlerine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyle donatılmış olması anlamına gelmektedir. Bu aynı zamanda kurumların dış etkilere karşı korunmasını ifade eder. Kamu kuruluşlarına özerklik tanınmasının nedeni faaliyetlerini hizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun bir şekilde sürdürmelerini güvence altına almaktır.

Demokratik ülkelerde özerk kurumlar da hukuki ve demokratik denetime tabi tutulmak suretiyle keyfiliğe sapmaları engellenmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle ülkemizde diğer özerk kuruluşlarda olduğu gibi TRT de denetim altına alınmıştır. 2954 sayılı Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrasına göre Kurum hükümet ile ilişkilerini Başbakan aracılığıyla yürütür. Denetimin amacı Kurumun kamu yararı ve mesleğin evrensel ilkelerine uygun olarak işleyişini güvence altına almaktır. Bu denetim, Kurum yayınlarının yürütme organının tercih ve çıkarları doğrultusunda yönlendirilmesini sağlamaya yönelik bir yetki olarak nitelendirilemez.

Dava konusu kural ile yedi üyeli Yönetim Kurulunun genel müdür ve iki yardımcısı olmak üzere toplam üç üyesinin Kurum içinden seçilmesi öngörülmüştür. Bu düzenlemenin amacının Kurumun en üst yönetim ve karar organı olan Yönetim Kurulunu, Kurumun ihtiyaç ve sorunlarına daha duyarlı hale getirmek olduğu, böylece kurulun dört üyesinin farklı uzmanlık alanlarından ve Kurum dışından, üç üyesinin ise Kurum içinden atanması sonucu dengeli bir yapı oluşturulmasının istendiği ve Yönetim Kurulunda Kurumun işlevlerini, ihtiyaçlarını ve sorunlarını daha yakından bilen kişilerin daha fazla yer almasıyla yönetimin, Kuruma yabancılaşmasının önlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, iptali istenilen 11. maddenin üçüncü fıkrasının “Bakanlar Kurulu tarafından atanan genel müdür yardımcısı üyeler gerektiğinde Bakanlar Kurulu tarafından değiştirilebilir.” şeklindeki son cümlesi ile de Bakanlar Kuruluna genel müdür yardımcıları arasından atanan iki Yönetim Kurulu üyesini gerektiğinde değiştirme olanağı tanınmaktadır. Yasa’nın 11. maddesine göre Yönetim Kurulu üyeliğinin süresi dört yıldır. Genel müdür yardımcısı olan bir kimse Yönetim Kurulu üyeliğine atandıktan sonra dört yıldan daha kısa bir süre içinde herhangi bir nedenle genel müdür yardımcılığından ayrılır ya da alınırsa yönetim kurulu üyeliğine yeni genel müdür yardımcıları arasından atama yapmak gerekmektedir. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin ikisinin genel müdür yardımcıları arasından gelmesi kuralının uygulanabilmesi için ya bu kişilerin yönetim kurulu üyeliğinin genel müdür yardımcılığından ayrılmakla kendiliğinden sona ermesi ya da Bakanlar Kurulunun bu kişilerin yönetim kurulu üyeliğini sona erdirebilmesi gerekir. Yasakoyucunun ikinci seçeneği tercih ettiği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle iptali istenilen yasa hükümlerinin TRT’nin özerkliği ve tarafsızlığını olumsuz yönde etkileyecek bir yönü bulunmamaktadır.

Kurallar Anayasanın 133. maddesine aykırı değildir iptal isteminin reddi gerekir.

Fettah Oto bu görüşe katılmamıştır.

Dava konusu kuralların, Anayasa’nın 31. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.

B- 5767 sayılı Kanun’un 9. Maddesiyle 2954 sayılı Kanuna Eklenen Geçici 11. Maddenin Birinci Fıkrasının İlk Dört Cümlesinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde, kuralların kamu yararının gerektirdiği zorunluluk nedeniyle değil, sadece mevcut idarecileri görevden almak ve kadrolaşmak amacıyla getirildiği, bu hükümle görevleri sona erdirilerek araştırmacı unvanlı kadrolara atanan kişilerin ücretleri dondurularak kazanılmış haklarının ihlal edildiği ve idari bir işlemle yapılması gereken görevden alma işleminin yasa ile yapıldığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5767 sayılı Kanun ile 2954 sayılı Kanun’da kapsamlı değişiklikler yapılarak TRT Kurumu yeniden yapılandırılmıştır. 5767 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle 2954 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 11. maddede Kurumun yeniden yapılandırılması sonucu açığa çıkan yönetici personelin durumu düzenlenmektedir. Buna göre yeniden yapılandırma sonucu kadrosu kaldırılan yönetici personelin görevi Kanun’un yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde sona erecek ve bu kişiler eşit dereceli araştırmacı kadrolarına atanabileceklerdir. Ayrıca bu kişilerin Kurum içinde ihtiyaç duyulan hizmetlerde görevlendirilebilmeleri de mümkündür. Diğer taraftan araştırmacı kadrosuna atananların eski malî haklarının korunması ve kendi istekleri ile başka kadro veya kurumlara geçenlere fark ödenmesinin sona ermesi öngörülmüştür.

Anayasa’nın 2. maddesindeki “hukuk devleti” ilkesi gereğince, yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur. Bir kuralın Anayasa’ya aykırılık sorunu çözümlenirken “kamu yararı” konusunda Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme yalnızca yasanın kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığı ile sınırlıdır. Yasa ile kamu yararının ne kadar gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini denetlemenin anayasa yargısıyla bağdaşmayacağı, bunun yasa koyucunun takdirinde olduğu açıktır.

Gerek Kanun’un genel gerekçesinde, gerekse yasama sürecindeki müzakerelerde TRT’nin çağdaş kamu yayıncılığı anlayışına göre yeniden yapılandırma ihtiyacı içinde olduğu ve personel yapısının yayıncı ağırlıklı hale getirilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bu ihtiyaç 2001-2005 yıllarını kapsayan Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda da yer almıştır. Gösterilen bu hedeflerin kamu yararı amacına dönük olduğu konusunda kuşku yoktur. Bunun ötesinde yapılan somut düzenlemenin bu amaçları etkin bir şekilde gerçekleştirmeye elverişli olup olmadığı yönündeki bir değerlendirme anayasallık denetiminin kapsamı dışındadır.

Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden birisi kazanılmış haklara saygı gösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır. İptali istenilen kurallarda kişilerin bulunduğu statülerden doğan, tahakkuk etmiş ve kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklara yönelik bir düzenleme öngörülmediğinden kazanılmış hakları ihlal eden bir müdahale söz konusu değildir. Kaldı ki bu kişilerin yeni atandıkları kadrodaki mali haklarının (ücret ve özel hizmet tazminatı toplamının) mevcut kadrolarındakine göre daha düşük olması halinde yeni kadrolarındaki gelirleri mevcut gelirlerine eşitleninceye kadar fark olarak ödenmesi öngörülmektedir. Bu nedenle maddede sayılan görevlerde bulunanların görevlerine son verilerek aynı dereceli araştırmacı unvanlı kadrolara atanmalarını öngören kuralın kazanılmış hakları ihlal ettiği söylenemez.

Diğer taraftan dava konusu kuralların yer aldığı maddeyle tek bir kişi hakkında bireysel nitelikte bir yürütme işlemi tesis edilmeyip, aksine genel ve soyut bir kural getirilmektedir. Soyut bir kuralın gerçekte tek bir kişiyi ya da sınırlı sayıda kişiyi ilgilendiriyor olması onun soyut niteliğini ortadan kaldırmaz. Bireysel nitelikte bir işlemden söz edilebilmesi için somut olarak bir kişinin hukuki durumunda değişiklik yapan bir irade açıklaması bulunması gerekir. Dava konusu kurallar, yeni düzenlemeler nedeniyle kadrosu kaldırılan görevlerde bulunan kişilerin görevlerinin, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki üç ay içinde sona ermesini ve bu kişilerin araştırmacı unvanlı kadrolara atanmalarını düzenlemektedir. Ancak bu hüküm bireyler hakkında doğrudan sonuç doğurmamakta, genel bir düzenleme öngörmektedir. Yasanın kapsamına giren her bireyle ilgili olarak atama işlemi idare tarafından ayrı ayrı yapılacaktır. Düzenlemenin emredici nitelikte olması yani idareye herhangi bir takdir yetkisi bırakmamış olması onun genel norm olma niteliğini etkilememektedir. Yasa hükmünün bireyler hakkında sonuç doğurması ancak idarenin yasaya dayanarak o kişiler hakkında işlem yapmasıyla mümkün olabilecektir.

Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallar, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

11.6.2008 günlü, 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

1- 3. maddesiyle, 11.11.1983 günlü, 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 11. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasında yer alan “… Bakanlar Kurulu tarafından genel müdür yardımcıları arasından atanan iki üye …” ibaresi ile üçüncü fıkrasının son cümlesine,

2- 9. maddesiyle, 2954 sayılı Kanuna eklenen Geçici 11. maddesinin birinci fıkrasının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerine,

yönelik iptal istemleri, 30.3.2011 günlü, E. 2008/72, K. 2011/59 sayılı kararla reddedildiğinden, bu cümle ve ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 30.3.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VI- SONUÇ

A- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- 11.6.2008 günlü, 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

1- 3. maddesiyle, 11.11.1983 günlü, 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 11. maddesinin değiştirilen birinci fıkrasında yer alan “… Bakanlar Kurulu tarafından genel müdür yardımcıları arasından atanan iki üye …” ibaresi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Fettah OTO’nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- 9. maddesiyle, 2954 sayılı Kanuna eklenen Geçici 11. maddesinin birinci fıkrasının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

30.3.2011 gününde karar verildi.

 

 

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Ahmet AKYALÇIN

 

 

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Fettah OTO

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

 

 

Üye

Alparslan ALTAN

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

 

 

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

 

 

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

 

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

 

2954 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki iptal davasına konu olan değişikliklerin incelenmesi:

11.6.2008 günlü, 5767 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 2954 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasındaki “Bakanlar Kurulu tarafından Genel Müdür Yardımcıları arasında atanan iki üye” ibaresi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan “Bakanlar Kurulu tarafından atanan genel müdür yardımcısı üyeler gerektiğinde Bakanlar Kurulu tarafından değiştirilebilir” hükümlerinin iptali istenmektedir.

5767 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle 2954 sayılı Kanun’un 11. maddesi değiştirilerek TRT Yönetim Kurulu Üyelerinin atanma şekilleri yeniden düzenlenmiştir. Getirilen düzenleme ile Yönetim Kurulunun iki üyesinin Genel Müdür Yardımcıları arasından, dört üyesinin ise Radyo ve Televizyon Üst Kurulunca teklif edilen iki kat aday arasından Bakanlar Kurulu kararıyla atanması öngörülmektedir. 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 1. maddesinin değiştirilmeden önceki halinde ise, altı yönetim kurulu üyesinin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından teklif edilen oniki aday arasından Bakanlar Kurulu Kararı ile atanması kuralı getirilmişti. Yasa’nın aynı maddesinde Yönetim Kurulu üyeliği görev süresinin dört yıl olduğu belirtilmektedir.

Anayasa’nın 133. maddesinin son fıkrasında “Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır” hükmü yer almaktadır.

Anayasal bir ilke haline gelen TRT yayınlarının tarafsızlığı, iktidarda bulunan siyasi parti dahil hiç kimseye bağlı olmamasını, hiçbir kurumun ve kuruluşun yanında ve karşısında yer almamasını, eşitlik ilkesine ve mesleğin evrensel kurallarına uygun bir yayıncılık faaliyeti sürdürmesini gerekli kılmaktadır. TRT yayınlarının tarafsızlığı öteden beri, siyasi partiler, haber örgütleri ve vatandaşlar arasında tartışılmakta, konu güncelliğini sürdürmektedir. Bütçesi yurttaşların ödediği vergi niteliğindeki kaynaklardan sağlanan TRT Kurumunun yaptığı yayınların ve verdiği hizmetlerin vatandaşların haber alma özgürlüğü ile yakından ilgili olduğu bilinmektedir.

2954 sayılı Kanun’un 11. maddesinde TRT Yönetim Kurulunun, en yüksek karar ve yönetim organı olduğu açıklanmıştır. Yayınların tarafsızlığı Yönetim Kurulu’nun aldığı yönetsel kararlarla sağlanacaktır. Bu organın iktidarda bulunan siyasi partinin etkilerine açık olması yayınların tarafsızlığını tartışmalı hale getirecektir.

Maddede yapılan değişiklerle Genel Müdür dahil yedi yönetim kurulu üyesinden üçünün doğrudan Bakanlar Kurulu tarafından atanması öngörülmüştür. Yasa’da yönetim kurulu üyeliği görev süresinin dört yıl olduğu belirtilmiş ise de, maddenin üçüncü fıkrasına ilave edilen cümle ile yönetim kuruluna atanan genel müdür yardımcılarının dört yıllık süre sınırlamasına bağlı olmaksızın gerektiğinde Bakanlar Kurulu tarafından değiştirilebileceği olanağı getirilmiştir.

Bakanlar Kuruluna iki genel müdür yardımcısını doğrudan Yönetim Kuruluna atama yetkisinin tanınması ve bunların değiştirilebilmesinin süre kaydına bağlı olmaksızın Bakanlar Kurulunun takdirine bırakılması, bu üyelerin tarafsız görev yapmasını etkileyecek bir olgudur. Diğer Yönetim Kurulu üyelerinin de Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından teklif edilen iki kat aday arasından Bakanlar Kurulu kararı ile atanması hususu da göz önüne alındığında Kurumun siyasi iktidarın etkilerine açık hale geleceği kuşkusuzdur. Nitekim kamuoyunda TRT yayınlarının tarafsızlığı konusunda yapılan güncel tartışmalar da bu düşünceyi doğrulamaktadır.

Açıklanan nedenlerle 2954 sayılı Kanun’un 11. maddesinde yapılan değişiklerin Anayasa’nın 133. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

 

                                                                                                                                      Üye

                                                                                                                                Fettah OTO