|
YARGI
HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI
KANUNLARDA
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Kanun No. 6217 Kabul
Tarihi: 31/3/2011
MADDE 1 – 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununun 47 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Askere sevk için çağrıldıkları halde;
a) Kendisinin tutukluluğu veya hükümlülüğü ya da
herhangi bir resmi sağlık kurumu raporuyla belgelendirilmiş istirahat
gerektiren hastalığı,
b) Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun resmi sağlık
kurumu heyet raporuyla belgelendirilmiş hayati tehlike içinde olduklarını
gösteren hastalığı,
c) Sevkten önceki veya sonraki onbeş
gün içinde ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ölümü,
d) Sevkten önceki veya sonraki onbeş
gün içinde kendisi veya ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından
birinin evlenmesi,
e) Sevkten önceki veya sonraki iki ay içinde çocuğunun
doğması,
nedeniyle askerlik
şubesine gelemeyecek olanlar, bu mazeretlerini kanıtlayan belgeleri
askerlik şubesinde bulundururlar. Bunlar hakkında bakaya işlemi yapılmaz.
Bu mazeretler dışındaki nedenlerle sevkin son gününe kadar askerlik
şubesine gelmeyenler ile gelip de sevk evrakını alanlardan, kendilerine
verilen yol süresi sonunda birliğine katılmayanlar, bakaya olarak kabul
edilirler.”
MADDE 2 – 1111
sayılı Kanunun 86 ncı maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“MADDE 86 – Son yoklamada
bulundukları yerdeki askerlik meclisi, elçilik veya konsolosluklara
gelmeyen ve bu Kanunda yazılı bir mazereti bulunduğuna dair belge ibraz
etmemiş olanlardan, birlikte son yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt
genelinde normal sevk yılı içindeki ilk celp ve sevk tarihinden sonra ve
son celp ve sevk döneminin bitiminden önce ele geçen veya kendiliğinden
gelenlerden yüz Türk Lirası idarî para cezası alınır ve bulundukları yerde
resmi bir hekime yahut en yakın yerde bulunan asker hastanesinde muayene
ettirilirler. Muayene neticesinde askerliğe elverişli oldukları
anlaşılanlardan erteleme hakkı bulunmayanlar askerlik meclislerince, bu
meclisler toplu değilse idare heyetlerince haklarında karar alınarak Milli
Savunma Bakanlığınca tespit edilen sınıf ve tertibat yerlerine derhal sevk
olunurlar.
Son yoklamada bulundukları
yerdeki askerlik meclisi, elçilik veya konsolosluklara gelmeyen ve bu
Kanunda yazılı bir mazereti bulunduğuna dair belge ibraz etmemiş
olanlardan, birlikte son yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt
genelinde normal sevk yılı içindeki son celp ve sevk döneminin bitimine
kadar ele geçmeyenler, elde edildiklerinde bulundukları yerde resmi bir
hekime yahut en yakın yerde bulunan asker hastanesinde muayene
ettirilirler. Muayene neticesinde askerliğe elverişli oldukları
anlaşılanlardan erteleme hakkı bulunmayanlar askerlik meclislerince, bu
meclisler toplu değilse idare heyetlerince haklarında karar alınarak Milli
Savunma Bakanlığınca tespit edilen sınıf ve tertibat yerlerine derhal sevk
olunurlar.
İkinci fıkra kapsamında yoklama kaçağı kaldıktan sonra
ertelemesi yapılanlar ile birliklerine sevk edilenler hakkında bu Kanunun
89 uncu maddesinin dört ila yedinci fıkra hükümleri uygulanır.
Yoklama kaçağı iken ertelemesi yapılmış olanlar,
ertelemelerinin bittiği tarihi takip eden ilk mesai günü sevk edilirler.”
MADDE 3 – 1111
sayılı Kanunun 89 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 89 – Sınıf ve
tertibatı belirlenmiş olanlardan, yapılan bildirim veya duyuru üzerine
birlikte sevk edilecekleri emsallerinin sevk tarihinin son gününe kadar
gelmeyen ve bu durumları 47 nci maddede yazılı
özürlerinden ileri gelmediği belirlenenler ile sevk edildikten sonra
askerliğini yapacağı kıtaya gitmeksizin kaçanlardan elde edilip de erteleme
hakkı bulunmayanlar derhal sevk olunurlar.
Bunlardan yedek subay yetişme şartlarını taşıyanlar,
muayyen zamanlarda birliklerine veya yedek subay yetiştiren sınıf
okullarına sevk edilirler.
Bakaya iken ertelemesi yapılmış olanlar, ertelemelerinin
bittiği tarihi takip eden ilk mesai günü sevk edilirler.
Barışta, kabul edilebilir bir özrü olmaksızın;
a) Yoklama kaçaklarından birlikte son yoklamaya tabi
oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son
kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi
tarihinden,
b) Saklılardan yaşıtlarının yurt genelinde normal sevk
yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin
gönderilmesi tarihinden,
c) Bakaya kalanlar için, bakaya kaldıkları tarihten,
d) İhtiyat erattan çağrılıp da birlikte işleme tabi
olduğu kişiler gönderilmiş bulunanlar için, en son gönderilme tarihinden,
e) Yoklama kaçağı, saklı veya bakaya olup olmamasına
bakılmaksızın askerlik şubesince sevk edildiği kıtasına katılmayan veya geç
katılanlar için, kendilerine tanınan kanuni yol süresinin bitiminden,
itibaren dört ay
içinde gelenler ikiyüzelli, yakalananlar bin;
dört aydan sonra bir yıl içinde gelenler beşyüz,
yakalananlar ikibin; bir yıldan sonra gelenler yediyüzelli, yakalananlar üçbin
Türk Lirası idarî para cezasıyla cezalandırılır. Bir yıldan sonra
tamamlanan her takvim yılı için kendiliğinden gelenler ayrıca bin,
yakalananlar ayrıca ikibin Türk Lirası idarî para
cezası ile cezalandırılır. Ancak, bu eylemlerinden sonra askerlik şubesince
ilk sevk edildikleri kıtalara gecikmeksizin katılmaları halinde haklarında
verilecek idarî para cezalarının yarısı verilir.
Bu madde uyarınca verilecek idarî para cezalarına
ilişkin evrak, yükümlünün bağlı olduğu askerlik şubesi başkanlıklarınca
yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer mülki idare amirliklerine gönderilir
ve idarî para cezası ilgili il ya da ilçe idare kurullarınca verilir.
Bu madde uyarınca verilen idarî para cezaları hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununda
öngörülen kanun yoluna müracaat edilebilir. Bu cezaların yerine getirilmesi
askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılır. Bu süreler içinde zamanaşımı
işlemez.
Barışta, dördüncü fıkra uyarınca verilen idarî para
cezası kesinleştikten sonra dördüncü fıkrada sayılan eylemlerden herhangi
birini işleyenler ile bu eylemleri seferberlik ve savaş halinde işleyenler
hakkında askerlik şubelerince suç dosyaları hazırlanarak yükümlünün nüfusa
kayıtlı olduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.”
MADDE 4 – 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun
63 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“1 – Barışta, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 89 uncu
maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra
kabul edilecek bir özrü olmadan,
a) Yoklama kaçaklarından birlikte son yoklamaya tabi
oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son
kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi
tarihinden,
b) Bakaya kalanlar için, bakaya kaldıkları tarihten,
c) İhtiyat erattan çağrılıp da birlikte işleme tabi
olduğu kişiler gönderilmiş bulunanlar için, en son gönderilme tarihinden,
d) Yoklama kaçağı, saklı veya bakaya olup olmamasına
bakılmaksızın askerlik şubesince sevk edildiği kıtasına katılmayan veya geç
katılanlar için, kendilerine tanınan kanuni yol süresinin bitiminden,
itibaren dört ay
içinde gelenler altı aya kadar, yakalananlar iki aydan altı aya kadar; dört
aydan sonra bir yıl içinde gelenler iki aydan bir yıla kadar, yakalananlar
dört aydan bir yıla kadar; bir yıldan sonra gelenler dört aydan iki yıla
kadar, yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla
cezalandırılır.”
MADDE 5 – 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun
353 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine
ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün
içinde itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı incelemesi için
dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması
hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için
birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde
asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi
hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine
gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.”
MADDE 6 – 2004 sayılı
Kanunun 354 üncü maddesinin başlığı “Davanın ve cezanın düşmesi ile ceza
verilemeyecek hâller” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
“Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak
miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık
en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda
öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz.”
MADDE 7 – 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanununun 33
üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 33 – Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını pasaportsuz
veya pasaport yerine kaim olacak bir vesikayı hamil olmaksızın terkeden veya buna teşebbüs edenlere bin Türk
Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para
cezası verilir.”
MADDE 8 – 5682 sayılı
Kanunun 34 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 34 – Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından her
nasılsa pasaportsuz olarak girmiş olan vatandaşlar ve yabancılara bin Türk
Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para
cezası verilir. Bunlardan yabancı olanlar sınır dışı edilirler.”
MADDE 9 – 5682
sayılı Kanunun 35 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 35 – Bakanlar Kurulunca tayin olunan mahallerden
başka yerlerden Türkiye'ye giren veya Türkiye'den çıkanlar usulüne uygun pasaport
veya vesika taşısalar bile beşyüz Türk Lirası
idarî para cezası ile cezalandırılırlar.”
MADDE 10 – 5682
sayılı Kanunun 38 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 38 – Bu Kanun hükümlerine göre idarî para
cezasına karar vermeye, ilgili kolluk birimi amiri yetkilidir.”
MADDE 11 – 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 91 inci
maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“14 üncü maddenin (A) ve (B) bentleriyle yasak edilen ve
yukarıdaki fıkralarda yazılı bulunmayan fiilleri işleyenlere, ikiyüzelli Türk Lirasından ikibin
Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Bu fiillerin, 3 üncü madde
gereğince orman rejimi altına alınan yerlerde veya 23 üncü, 24 üncü ve 25
inci maddeler gereğince muhafaza ormanı veya milli park olarak ayrılmış
ormanlarda işlenmesi halinde verilecek idarî para cezası beşyüz Türk Lirasından az olamaz. Bu fiilin konusunu
oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya
geçirilmesine de karar verilir.”
MADDE 12 – 2/7/1964 tarihli ve
492 sayılı Harçlar Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde
yer alan “açılan davalar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve kanun yolu
başvuruları ile ceza mahkemelerinden verilen kararlara karşı kanun yolu
başvuruları,” ibaresi eklenmiştir.
MADDE
13 –
492 sayılı Kanunun (1) sayılı Tarifesinin “A – Mahkeme Harçları” bölümünün
“Hukuk ve ticaret davalarıyla, idarî davalarda ihtilafsız yargı konularında
ve icra tetkik mercilerinde” başlığında yer alan “Hukuk” ibaresinden sonra
gelmek üzere “, ceza” ibaresi eklenmiş, “IV. Temyiz ve itiraz harçları”
kısmı başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı Kanunun
(2) sayılı Tarifesinin “II – Maktu harçlar” bölümünün (11) numaralı bendine
“miras taksim mukaveleleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “mirasçılık
belgesi,” ibaresi eklenmiştir.
“IV. Temyiz, istinaf ve itiraz harçları:
a) Yargıtay
hukuk dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 90 TL
b) Yargıtay
ceza dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 TL
c) Danıştaya yapılacak temyiz başvurularında 90
TL
d)
Yürütmenin durdurulmasına ilişkin itirazlar dahil
olmak üzere bölge
idare
mahkemelerine itirazen yapılacak başvurularda 50
TL
e) Bölge
adliye mahkemeleri hukuk dairelerine yapılacak istinaf yolu
başvurularında 50
TL
f) Bölge
adliye mahkemeleri ceza dairelerine yapılacak istinaf yolu
başvurularında 20
TL
g) İdarî
yaptırımlar konusunda sulh ceza mahkemelerince verilen son
karara karşı itirazen yapılacak başvurularda 20
TL
h) İcra
mahkemelerinin kararlarına karşı itirazen
yapılacak başvurularda 20
TL”
MADDE 14 – 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununa 71
inci maddesinden sonra gelmek üzere “Diğer İşlemler” başlığıyla “Üçüncü
Bölüm” ve aşağıdaki maddeler eklenmiştir.
“ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Diğer İşlemler
Noterlerin yapabilecekleri diğer işlemler:
MADDE 71/A – Aşağıda belirtilen işlemler noterler
tarafından da yapılabilir:
a) Terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi.
b) Mirasçılık belgesi verilmesi.
Uygulanacak usul:
MADDE 71/B – Noterler, ilgilinin yazılı veya sözlü
başvurusu üzerine, talep edilen işlemle ilgili bir tutanak düzenler.
İşlemler yapılırken, o işlemlerle ilgili özel kanunlarındaki usuller de
gözetilir. Talebin konusu bir belge düzenlenmesini gerektiriyorsa noter,
ilgilisine bu belgeyi de düzenleyerek verir.
Noterler, bu Kanunun 71/A maddesinde belirtilen
işlemleri bizzat yaparlar. Ancak, noterlik dairesinde imza yetkisi verilmiş
hukuk fakültesi mezunu görevli veya noter stajyeri mevcut ise bu işlemler
onun tarafından da yapılabilir.
Mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı
gerektirmesi, nüfus kayıtlarının mirasçılık belgesi verilmesi konusunda
yeterli olmaması veya mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep
edilmesi durumunda, mirasçılık belgesi noterler tarafından verilemez.
Bu Kanunun 71/A maddesinde yer alan işlemlere ilişkin
taleplerde noterler tarafından alınacak ücret Noterlik Ücret Tarifesinde
ayrıca gösterilir. Bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar değerli kâğıt
bedellerinden istisnadır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet
Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
İtiraz:
MADDE 71/C – Noterlerin verdikleri mirasçılık belgesi
hakkında, menfaati ihlal edilenler tarafından sulh hukuk mahkemesine
itirazda bulunulabilir. Sulh hukuk mahkemesi, itiraz üzerinde verdiği
kararın bir örneğini ilgili notere ve Türkiye Noterler Birliğine bildirir.”
MADDE 15 – 6/1/1982 tarihli ve
2575 sayılı Danıştay Kanununun 52 nci maddesine
aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“3. Başkanlık Kurulunun, (1) numaralı fıkranın (a) ve
(b) bentleri uyarınca verdiği kararlara karşı, yedi gün içinde üye
tamsayısının en az üçte biri tarafından yazılı olarak Danıştay Genel
Kuruluna itiraz edilebilir. Genel Kurul, Başkanlık Kurulu kararlarını aynen
onaylayabileceği gibi değiştirerek de onaylayabilir.”
MADDE 16 – 2575
sayılı Kanuna 95 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiştir.
“Bilgi İşlem Merkezi Müdürlüğü ve görevleri
MADDE 95/A – Bilgi İşlem Merkezi, Danıştay Başkanlığına
bağlı olarak görev yapar ve bir müdür yönetiminde yeteri kadar şef,
mühendis, programcı, çözümleyici, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve
kontrol işletmeni ile teknisyenden oluşur.
Bilgi İşlem Merkezi Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Danıştay Başkanlığında bilgi işlem sistemini ilk
derece ve bölge idare mahkemeleri bilişim sistemiyle koordineli olarak
kurmak, işletmek, bakım ve onarımlarını yapmak veya yaptırmak, bilgi işlem
sistemleri ile ilgili teknolojileri ve gelişmeleri takip ederek ihtiyaçlara
göre gerekli güncellemeleri yapmak, Danıştay Başkanlığının ihtiyaçlarına
göre projeler üreterek yazılım geliştirmek ve güncellemek.
b) Gerektiğinde, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının
geliştirmiş olduğu yazılımlarla uyumu sağlamak, uluslararası kapsamda,
sistemler arası çevrim içi ve çevrim dışı veri akışını ve koordinasyonu
sağlamak, bilişim teknolojileri ile ilgili ulusal ve uluslararası
faaliyetlerde Danıştay Başkanlığınca verilen görevleri yerine getirmek.
c) Danıştayın faaliyet alanına
ilişkin olarak hazırlanan karar, mevzuat, genelge, görüş, metin ve belgelerin,
Türkiye’nin üyesi olduğu ve yargı yetkisi tanınan uluslararası mahkeme
kararlarının, kullanıcıların hizmetine sunulması için gerekli desteği
sağlamak.
d) Danıştay Başkanlığı bilgi sistemlerinde güvenlik
politikalarının usul ve esaslarının belirlenmesi, uygulanması ve
güncellenerek denetlenmesini sağlamak.
e) Bilgisayar ve bilgi sistemlerinin kullanılmasında
Danıştay Başkanlığınca çıkartılacak esasları hazırlamak, Danıştayın tüm birimlerinde görev yapan bilgisayar
kullanıcılarının talepleri de dikkate alınarak gerekli eğitimlerini
sağlamak.
f) Danıştay Başkanlığı tarafından verilen benzeri
görevleri yapmak.”
MADDE 17 – Bu Kanuna
ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983
tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Danıştay Başkanlığına ait bölümüne,
ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Yargıtay Başkanlığına ait
bölümüne eklenmiştir.
MADDE 18 – 24/2/1983
tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar
Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “iş
sayısı ve bu inceleme üzerine verilen notları” ibaresi “işleri” şeklinde ve
33 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “not oranları” ibaresi
“kanun yolu incelemesinden geçen işleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 19 – 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun
164 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “hâkim”
ibarelerinden sonra gelmek üzere “veya noter” ibareleri, 598 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sulh mahkemesince” ibaresinden
sonra gelmek üzere “veya noterlikçe” ibaresi eklenmiş ve 181 inci
maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından
birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde
de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.”
MADDE 20 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191
inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Bu karar,
durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur.”
MADDE 21 – 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun 161 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(7) Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet
savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı
verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı
çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza
mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir.”
MADDE 22 – 5271
sayılı Kanunun 173 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza
mahkemesi başkanına” ibaresi “ağır ceza mahkemesine”, üçüncü ve dördüncü
fıkralarında yer alan “Başkan” ibareleri “Mahkeme” ve altıncı fıkrasında
yer alan “ağır ceza mahkemesi başkanının” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin”
şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 23 – 5271
sayılı Kanunun 272 nci maddesinin üçüncü
fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“a) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç
olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk
Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,”
MADDE 24 – 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 94 üncü maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan “infaz kurumunun bulunduğu yerde olmak ve” ibaresi madde metninden
çıkarılmış ve aynı fıkrada yer alan “cenazesine katılmasına izin
verilebilir” ibaresi “cenazesine katılması için yol süresi dışında iki güne
kadar izin verilebilir” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 25 – 5275
sayılı Kanunun 116 ncı maddesine aşağıdaki fıkra
eklenmiştir.
“(2) Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun ölümü hâlinde,
tutukluya, soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı,
kovuşturma evresinde kovuşturmayı yürüten hâkim veya mahkeme tarafından,
soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca
oluşturmaması koşuluyla, dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi
dışında iki güne kadar cenazeye katılması için izin verilebilir.”
MADDE 26 – 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici
maddeler eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bölge adliye mahkemeleri faaliyete
geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç
olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî
para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
GEÇİCİ MADDE 3 – (1) 1/1/2014
tarihine kadar, asliye ceza mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet
savcısı bulunmaz ve katılma hususunda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz.
Ancak, verilen hükümler ile tutuklamaya veya salıverilmeye ilişkin
kararlara karşı Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurabilmesi amacıyla
dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece
Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca
Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihinden altı ay sonra
başlamak üzere üç yıl süreyle yapılacak kanun yolu incelemelerinde, bölge
adliye mahkemelerinde ve Yargıtayda tebliğname düzenlenmesine ilişkin hükümler uygulanmaz.”
MADDE 27 – 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20
nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Ancak”
ibaresinden sonra gelmek üzere “, 89 uncu maddesi hariç olmak üzere”
ibaresi eklenmiş, 28 inci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “İkibin” ibaresi “Üçbin”
şeklinde, 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yargı çevresinde
yer aldığı ağır ceza mahkemesine” ibaresi “Ceza Muhakemesi Kanununa göre”
şeklinde, aynı maddenin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde ve 31 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kanun yoluna başvurulması” ibaresi
“başvuru yolu” şeklinde değiştirilmiştir.
“(5) İdarî yaptırım kararının ağır ceza mahkemesi
tarafından verilmesi halinde bu karara karşı Ceza Muhakemesi Kanununa göre
itiraz edilebilir.”
MADDE 28 – 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanununun 369 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “yirmibin” ibareleri “altmışbin”
olarak değiştirilmiştir.
MADDE 29 – 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanununun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası, 18/6/1927 tarihli ve 1086
sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436 ncı
maddesinin ikinci fıkrası ve 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236
sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin
Kanunun 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki
438 inci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup
da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması
gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına
ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas
yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi
kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.”
MADDE 30 – 6100
sayılı Kanuna geçici 2 nci maddeden sonra gelmek
üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece
Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca
Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı
Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam
olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden
önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,
kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004
tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454
üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen
hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun
bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.”
MADDE 31 – Bu Kanunun
yayımı tarihinde;
a) 15/7/1950 tarihli ve 5682
sayılı Pasaport Kanununun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası,
b) 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler
ve Savcılar Kanununun 28 inci maddesi,
c) 22/11/2001 tarihli ve 4721
sayılı Türk Medenî Kanununun 138 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
“ve Cumhuriyet savcısının hazır bulunmasıyla” ibaresi,
d) 25/4/2006 tarihli ve 5490
sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36 ncı
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde yer alan
“Cumhuriyet Savcısı ve” ibaresi,
yürürlükten
kaldırılmıştır.
GEÇİCİ
MADDE 1 – Bu Kanunun 13 üncü maddesinin tatbikinde temyiz,
istinaf ve itiraz yolu başvurusunun yapıldığı tarihteki harç miktarları
esas alınır.
GEÇİCİ
MADDE 2 – Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan
kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri
kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk
Borçlar Kanununun 322, 324, 330, 339, 341, 342, 343, 345, 346 ve 353 üncü
maddeleri 1/7/2012 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde,
kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak
sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi
hükümleri tatbik olunur.
GEÇİCİ
MADDE 3 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasına göre müsadere olunan tesisler 29/6/1956 tarihli
ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında fabrika veya ticarethane ise
ve Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair
karar ya da yargılama sonucunda mahkeme tarafından beraat kararı verilmiş
ise, müsadere olunan bu tesisler bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren iki yıl içinde Orman Genel Müdürlüğünce yirmidokuz
yıllığına kiraya da verilebilir.
GEÇİCİ
MADDE 4 – 31/12/2011 tarihine kadar,
19/12/2010 tarihinden önce 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme
Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında özelleştirme programına alınan
kuruluşlardan, özelleştirme kapsamından çıkartılmış olsalar dahi
sermayelerindeki kamu payı % 50’nin altına düşen ve hisse senetleri
İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören kuruluşlar ve bu
kuruluşların kurdukları veya doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak ortak
oldukları şirketler hakkında 6085 sayılı Sayıştay Kanunu hükümleri
uygulanmaz.
MADDE 32 – Bu Kanunun
14 üncü ve 19 uncu maddeleri 1/10/2011 tarihinde,
diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 33 – Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
13/4/2011

|