|
Maliye Bakanlığından:
BAZI ALACAKLARIN
YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA
6111
SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ
(SERİ NO:
1)
6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun 25/2/2011 tarihli ve 1. Mükerrer 27857 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve Kanunun
bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümleri yayımı
tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Beş kısımdan oluşan 6111 sayılı
Kanunun; Birinci Kısmında genel hükümler, İkinci Kısmında Maliye
Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine ve belediyelere
bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir belediyeleri su
ve kanalizasyon idarelerinin bazı alacaklarına ilişkin hükümler (birinci bölümünde tahsilatın
hızlandırılmasına ilişkin hükümler, ikinci bölümünde inceleme ve tarhiyat
safhasında bulunan işlemler, üçüncü bölümünde matrah ve vergi artırımı,
dördüncü bölümünde stok beyanları), Üçüncü Kısmında Sosyal Güvenlik
Kurumuna bağlı tahsil dairelerince takip edilen alacaklara ilişkin hükümler,
Dördüncü Kısmında çeşitli ve ortak hükümler yer almakta olup, Beşinci
Kısmında ise bazı
kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin hükümler ve son hükümlere yer
verilmiştir.
Bu
Tebliğ ile 6111 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin
Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden Kanunun; Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında yer alan
Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacakları
ile il özel idareleri ve belediyelere ait alacaklara ilişkin hükümlerin
uygulamasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir.
I- KAPSAM VE TANIMLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde kapsama
giren alacaklar, alacaklı idareler itibarıyla belirlenmiştir.
Kanun
kapsamında alacakları yeniden yapılandırılan idareler;
-
Maliye Bakanlığı,
-
Gümrük Müsteşarlığı,
-
Sosyal Güvenlik Kurumu,
- İl
özel idareleri,
- Belediyeler
(Büyükşehir belediyeleri dahil),
-
Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idareleridir.
Aynı maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde yer
alan ve 6111 sayılı Kanunun ilgili
bölümlerinde geçen diğer alacaklar hakkında da bu Kanun hükümleri
uygulanacağından, ilgili bölümlerde geçen alacaklı idarelerce de bu Kanun
hükümleri uygulanacaktır.
A- MALİYE BAKANLIĞINA BAĞLI TAHSİL DAİRELERİNCE
TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI
6111 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde;
Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme
alacaklarından Kanun kapsamına alınan alacaklar düzenlenmiştir. Bu hükümler
çerçevesinde Kanun kapsamına giren alacaklar, tür ve dönemler itibarıyla
aşağıda açıklanmıştır.
1- Alacağın Türü ve Dönemi
a) 213
Sayılı Vergi Usul Kanunu Açısından;
(1)
Alacağın türü;
6111 sayılı
Kanunun kapsamına, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
kapsamına giren vergiler ve vergi cezaları ile bunlara bağlı gecikme faizleri,
gecikme zamları gibi fer’i alacaklar girmektedir.
Kanunun 1 inci maddesinin
ikinci fıkrasının (a) bendinde vergi tabirinin, 213 sayılı Kanun kapsamına
giren vergi, resim, harç ve fon payı ile eğitime katkı payını ifade ettiği
hükme bağlanmıştır. Bu nedenle 6111 sayılı Kanunun kapsamına vergi tabirine dahil
olan tüm alacaklar girmekte olup bu Tebliğde de kapsama giren bu alacaklar
vergi tabiri ile ifade edilmiştir.
(2) Alacağın dönemleri;
Kanun kapsamına giren
vergiler, vergilendirme dönemleri itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
i) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken
beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme
faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.
Buna ilişkin açıklamalar
aşağıda yer almaktadır.
- Vergilendirme dönemi 15 gün olan mükellefiyetler;
Vergilendirme döneminin bitim
tarihi ve beyanname/bildirim verme süresinin son günü Aralık/2010 ayı ve
öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, dönemin bitim tarihi
Aralık/2010 ayına rastlamakla beraber beyanname/bildirim verme süresinin
son günü Ocak/2011 ayına sirayet edenler kapsama girmemektedir.
Örneğin 1-15 Aralık 2010
vergilendirme dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel tüketim
vergisinin vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname verme
süresinin son günü Aralık/2010 ayına rastladığından kapsama girmekte, 16-31
Aralık 2010 vergilendirme dönemi ise dönemin bitim tarihi Aralık/2010
ayında olmakla birlikte beyanname verme süresi Ocak/2011 ayına sirayet
ettiğinden kapsama girmemektedir.
Aynı şekilde, 1-15 Aralık 2010 tarihleri arasında
noterler tarafından tahsil edilen ve dönemi izleyen 7 nci iş günü mesai
saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine yatırılması gereken noter
harçları kapsama girmekte, buna karşılık 16-31 Aralık 2010 dönemine ilişkin
olanlar kapsama girmemektedir.
- Vergilendirme
dönemi aylık olarak belirlenen mükellefiyetler;
Kasım/2010 vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama
girmekte, Aralık/2010 vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
- Vergilendirme dönemi 3 aylık olarak belirlenen
mükellefiyetler;
Vergilendirme döneminin bitim tarihi ve beyanname
verme süresinin son günü Aralık/2010 ayı ve öncesine rastlayan dönemler
kapsama girmekte, Aralık/2010 ayından sonraya rastlayanlar kapsama girmemektedir.
Örneğin; 2010 takvim yılına ilişkin gelir ve kurumlar vergisine
mahsuben ödenmesi gereken geçici vergilerin 1, 2 ve 3 üncü dönemleri
kapsama girmekte, 4 üncü dönemi ise kapsama girmemektedir.
Özel hesap dönemi tayin edilen mükelleflere ilişkin
geçici vergilerde ise geçici vergi dönemi ve beyanname verme süresi
31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olan dönemler kapsama girmektedir.
7-8-9/2010 dönemi (3 aylık) gelir stopaj vergisi ve katma değer
vergisi kapsama girmekte, 10-11-12/2010 dönemine (3 aylık) ilişkin gelir
stopaj vergisi ve katma değer vergisinin dönemi Aralık/2010 itibarıyla
sonlanmakla birlikte beyanname verme süreleri Ocak/2011 ayına
rastladığından kapsama girmemektedir.
- Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir
ve kurumlar vergisi mükellefiyetleri;
Vergilendirme dönemi yıllık olan vergilerde, 2009
takvim yılı ve önceki yıllara ilişkin vergilendirme dönemleri kapsama girmekte,
2010 takvim yılına ilişkin vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.
Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler
bakımından, özel hesap döneminin kapandığı tarih ve beyanname verme
süresinin son günü 31/12/2010
tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra
olanlar ise kapsama girmemektedir.
2010 yılı kıst dönemlerine ilişkin olup vergi
mevzuatı gereği 2010 yılı içerisinde verilmesi gereken yıllık gelir ve
kurumlar vergisi beyannamelerinden, beyanname verme süresinin son günü
31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir. Aynı
şekilde, tasfiye dönemine ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerden
kanuni beyanname verme süresi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar
kapsama girmektedir.
- Veraset ve intikal vergisi mükellefiyetleri;
Bu vergi türünde, beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010
tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir.
- Harç mükellefiyetleri;
2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre
alınan harçlar genel olarak işlem anında beyanname alınmaksızın tahakkuk
ettirilerek tahsil edilmektedir. Bununla birlikte, harçlar da 213 sayılı
Kanun hükümlerine göre tarhiyata konu olabilmektedir.
492 sayılı Kanuna göre genellikle gayrimenkullerin
devir ve iktisap işlemleri nedeniyle ödenmesi gereken harç tutarı ile
ilgili olarak devir ve iktisap tarihinden sonra tarhiyat yapılabilmektedir. Bu çerçevede,
31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap
işlemleri nedeniyle, tarh edilip kesinleşmiş bulunan ya da ihtilaflı olan
alacaklar ile Kanunun yayımlandığı tarihten önce inceleme ve tarhiyat safhasında
bulunan işlemler Kanunun kapsamına girmektedir. Aynı şekilde 31/12/2010
tarihi ve bu tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle
Kanunun 5 inci maddesi kapsamında beyanda bulunulması da mümkündür.
Diğer taraftan, 492 sayılı Kanunun 5838 sayılı
Kanun ile değişmeden önceki (4) sayılı Tarifesinin I-13/a bendi uyarınca
Arsa ve Arazi Üzerine Yeniden İnşa Olunacak Bina ve Sair Tesisler İçin Harç
Beyannamesine (2 No.lu) dayalı olarak tarh edilmiş olup, 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı olan ya da kesinleşmiş
bulunan tapu harçları da 6111 sayılı Kanun kapsamına girmektedir.
492 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca tahsili
gereken karar ve ilam harçlarından vadesi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten
önce olanlar ile aynı Kanuna bağlı (8) sayılı Tarife uyarınca tahsil edilen
yıllık harçlardan vadesi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar
kapsama girmektedir.
- Ücretlilerde vergi indirimi ve asgari
geçim indirimi;
Ücretlilerde vergi indirimi veya asgari
geçim indirimi nedeniyle ilgililer veya işverenler adına tarh ve tahakkuk
ettirilen gelir vergisi ve bu vergiye bağlı cezalar da 6111 sayılı Kanun
kapsamındadır. Bu alacaklar için de 31/12/2010 tarihi esas alınacak, aylık
ya da üç aylık vergilendirme dönemleri için yukarıda yapılan açıklamalar
çerçevesinde Kanun kapsamına girip girmediği tespit edilecektir.
ii) 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce
tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri,
gecikme zamları Kanun kapsamındadır.
Buna göre;
2010 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmiş
sayılan motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar gibi alacaklar Kanunun
kapsamına girmektedir.
18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar
Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası gereğince, yıl içinde
ilk defa kayıt ve tescil edilen taşıtlara ilişkin olup, kayıt ve tescilin
yapıldığı tarih 31/12/2010 tarihi veya bu tarihten önce olanlar Kanun
kapsamına girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise girmemektedir.
2010 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmesi gereken
motorlu taşıtlar vergisi için yapılan tarhiyatlardan 31/12/2010 tarihine
kadar tahakkuk edenler kapsama girmekte, bu tarihten sonra tahakkuk edenler
ise kapsama girmemektedir.
iii) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce
yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları
Kanun kapsamındadır.
Buna göre; vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarında 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce
yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla; kesinleştiği
halde ödenmemiş ya da ödeme süresi geçmemiş, dava açılmış veya dava açma
süresi geçmemiş ya da tespit edildiği halde ceza ihbarnameleri
düzenlenmemiş veya düzenlendiği halde tebliğ edilmemiş olanlar kapsam
dahilindedir.
Örneğin; Kasım/2010 dönemine
ait olup 31/12/2010 tarihi saat 00:00’a kadar elektronik ortamda verilmesi
gereken mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu (Form Ba) ile mal ve hizmet satışlarına
ilişkin bildirim formunun (Form Bs) bu tarihte verilmemesine ilişkin tespitler
en erken bu tarihin bittiği 00:00 saatinden sonra dolayısıyla 1/1/2011
tarihinde yapılabileceğinden, bu tespitlere ilişkin vergi aslına bağlı
olmayan vergi cezaları Kanun kapsamına girmemektedir. Kasım/2010 döneminden
önceki dönemlere ait söz konusu bildirimler nedeniyle kesilecek cezalar ise
Kanun kapsamına girmektedir.
Vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarında
ise verginin ait olduğu dönem dikkate alınarak kapsama girip girmediği
tespit edilecektir.
b) 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kapsamında Takip
Edilen Alacaklar;
21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip
edilen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu
halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan
asli ve fer’i amme alacakları Kanun kapsamına alınmıştır.
Ancak, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen;
- Adli ve idari
para cezaları (Kanun kapsamına girenler hariç),
- 7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanununa
istinaden alınan Devlet hissesi ve Devlet hakkı,
- Mülga 22/6/1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker
Kanununa istinaden alınan şeker fiyat farkı,
- Mülga 10/9/1960 tarihli ve 79 sayılı Milli Korunma
Suçlarının Affına, Milli Korunma Teşkilat, Sermaye ve Fon Hesaplarının
Tasfiyesine ve Bazı Hükümler İhdasına Dair Kanuna istinaden alınan
akaryakıt fiyat istikrar payı ve akaryakıt fiyat farkı,
- 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa
istinaden alınan Devlet hakkı ve özel idare payı ile madencilik fonu,
- 10/8/1993 tarihli ve 491 sayılı Denizcilik
Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye
istinaden alınan kılavuzluk ve römorkörcülük hizmet payları,
6111 sayılı Kanunun kapsamı dışında tutulmuştur.
c)
Kapsama Giren İdari Para Cezaları;
Kanun kapsamına;
- 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu,
- Mülga 11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı
Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun,
- 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili
Seçimi Kanunu,
- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanunu,
- 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler
ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun,
- 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa
Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun,
- 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma
Kanunu,
- 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri
Kanunu,
- 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları
Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun,
hükümlerine göre 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce verilen idari para cezaları girmektedir.
6111 sayılı Kanun hükümlerine göre, söz konusu
idari para cezalarından, 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce verilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleştiği
halde ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş ya da dava açılmış veya dava
açma süresi geçmemiş olanlar kapsam dahilindedir. 31/12/2010 tarihinden
önce verilmekle birlikte 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ilgilisine tebliğ edilmemiş idari yaptırım kararlarına konu idari para
cezaları Kanunun kapsamına girmemektedir.
Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinin birinci fıkrasının uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin
izleyen bölümlerinde yer aldığından bu bölümde ayrıca açıklama
yapılmamıştır.
d) Stok Beyanları
6111 sayılı Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde “ğ) İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia,
makine, teçhizat, demirbaşlar ile kayıtlarda yer aldığı halde işletmede
bulunmayan emtia, kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar beyanı,” hükmüne yer verilerek stok beyanı ile ilgili
düzenlemeler Kanun kapsamına alınmış ve Kanunun İkinci Kısım Dördüncü
Bölümünde de konuya ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
B- İL ÖZEL İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME
ALACAKLARI
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendi gereğince il özel idarelerinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce
olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında
takip edilen asli ve fer’i amme alacakları
Kanunun kapsamına girmektedir.
Ancak, aynı bent ile il özel
idarelerinin, idari para cezası ve 3213
sayılı Kanundan kaynaklanan özel idare payı alacakları Kanun kapsamı
dışında tutulmuştur.
C- BELEDİYELERCE TAKİP EDİLEN ALACAKLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının
(f) bendi ile belediyelerin anılan Kanun kapsamına giren alacakları
sayılmış olup bu alacaklar aşağıda belirtilmiştir.
1- 213
sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar;
a) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken
beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme
faizleri, gecikme zamları,
b) 2010 yılına
ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı
vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,
kapsama girmektedir.
Belediyelerin 213 sayılı
Kanun kapsamına giren alacaklarının dönemleri bu Tebliğin (I/A-1-a) bölümünde
açıklandığı şekilde tespit edilecektir.
Örneğin, Kasım/2010 dönemine
ait ilan ve reklam vergisi kapsama girmekte, Aralık/2010 dönemine ait ilan
ve reklam vergisi ise beyannamenin Ocak/2011 ayında verilmesi gerektiğinden
kapsama girmemektedir. Aynı şekilde, Kasım/2010 dönemine ait haberleşme
vergisi kapsama girmekte, Aralık/2010 dönemine ait haberleşme vergisi ise
kapsama girmemektedir.
Belediyelerce 2010
yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk ettirilen vergi ve bunlara
bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamında
olduğundan, 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden önce tahakkuk
etmiş emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, yıllık olarak tahakkuk eden ve
26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 16 ncı
maddesine istinaden belediye meclislerince taksitle ödenmesi uygun görülen
ilan ve reklam vergisi kapsama girmektedir.
2- 6183
sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar;
Belediyelerin (I/C-1) bölümünde açıklanan
alacaklarının yanı sıra, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi
31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan asli ve fer’i amme
alacakları da Kanun kapsamına alınmıştır.
Ancak, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekle
birlikte belediyelerce verilen idari para cezaları ile 2464 sayılı Kanunun mükerrer 97 nci maddesinin (b) fıkrası gereğince
belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren maden
işletmelerince 3213 sayılı Maden Kanununun 14 üncü maddesinde yer alan paylara
ilaveten belediyelere ödenmesi gereken paylar 6111 sayılı Kanun kapsamı
dışında tutulmuştur.
3-
Belediyelerin ücret alacakları;
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinin (2) numaralı alt bendinde 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken ve
vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan ücret alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacaklar da Kanunun
kapsamına alınmıştır.
Örneğin, belediyelere ait iş
makinelerinin 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden
kiralanması sebebiyle ödenmesi gereken kira ücretinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce ise
Kanun kapsamına girmekte bu tarihten sonra ise girmemektedir.
4-
Belediyelerin su alacakları;
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393
sayılı Belediye Kanunu kapsamındaki belediyelerin su abonelerinden olan ve
vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan su kullanımından
kaynaklanan alacakları ile bunlara
bağlı fer’i (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dahil)
alacakları da Kanun kapsamındadır.
Örneğin, su kullanım dönemi
15 Kasım 2010 ila 15 Aralık 2010 olan su alacağının faturada yer alan son
ödeme tarihi Aralık/2010 ayı içerisine rastladığı takdirde Kanun kapsamına
girmekte, Ocak/2011 ayına rastladığı takdirde Kanun kapsamına
girmemektedir.
5- Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon
idarelerinin su ve atık su alacakları;
6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (g) bendinde ise 20/11/1981
tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su
ve kanalizasyon idarelerinin alacaklarına yönelik düzenleme yapılmış ve bu
idarelerin vadesi 31/12/2010 tarihinden
(bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödenmemiş bulunan su ve atık su bedeli
alacakları ile bu alacaklara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi
fer’i (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dahil) alacakları
Kanun kapsamına alınmıştır.
D- KANUNUN İLGİLİ BÖLÜMLERİNDE GEÇEN DİĞER ALACAKLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ile anılan Kanunun kapsamının
belirlendiği 1 inci maddesinde belirtilen alacakların dışında Kanunun
ilgili bölümlerinde yer alan alacakların da Kanun kapsamında olduğu hüküm
altına alınmıştır.
Bu hüküm çerçevesinde anılan
Kanunun 17 nci maddesinde Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenecek
alacaklar, alacaklı idareler de belirtilmek suretiyle bu Tebliğe ekli
tabloda (Ek:1) gösterilmiştir.
E- TANIMLAR
6111 sayılı Kanunun 1 inci
maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında
geçen;
a) Vergi tabiri, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim,
harç ve fon payı ile eğitime katkı payını,
b) Gümrük vergileri tabiri, ilgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali
veya ihracında uygulanan ve Gümrük Müsteşarlığına bağlı gümrük idarelerince
takip ve tahsil edilen gümrük vergisi, diğer vergiler, eş etkili vergiler
ve mali yüklerin tümünü,
c) TEFE/ÜFE aylık değişim oranları tabiri, Türkiye İstatistik
Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya
fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden
itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını,
ç) Beyanname tabiri, vergi tarhına esas olan beyanname ve
bildirimleri,
ifade eder.” hükmü yer almaktadır.
Bu Tebliğde yer alan
tabirler, Kanunda geçen tanımlarıyla kullanılmıştır.
II- KESİNLEŞMİŞ
ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111
sayılı Kanunun 2 nci maddesinde “(1) Maliye Bakanlığına,
Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil
dairelerince takip edilen amme alacaklarından bu Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla (bu tarih dâhil);
a) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan vergilerin/gümrük vergilerinin ödenmemiş kısmının tamamı
ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme
alacakları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece
fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen
süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere/gümrük vergilerine
bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ve aslı
bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere
asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara
bağlı gecikme zamlarının tamamının,
b) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan ve bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olan vergi
cezaları ile iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilmiş olan vergi
cezalarının ve 4458 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük
yükümlülüğü nedeniyle gümrük vergileri asıllarına bağlı olmaksızın kesilmiş
olan idari para cezalarının; % 50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece gecikme zammından
ibaret olması halinde gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan % 50’sinin ve bu cezalara bağlı
gecikme zamlarının tamamının,
c) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz
geçmemiş bulunan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamında olan idari para cezalarının tamamı ile bunlara bağlı faiz,
gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret
olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin tamamının,
ç) Ödenmemiş olan ve yukarıdaki bentlerin dışında kalan (28/3/2002
tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun kapsamında olup tahsil dairesine takip için intikal etmiş
olan amme alacakları dâhil) asli amme alacaklarının ödenmemiş kısmının
tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme
zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın;
ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i
alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme
alacaklarının tamamının,
d) 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma
Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri gereğince
ödenmesi gerektiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş
olan tutarların bu madde kapsamında ödenmesi halinde 5736 sayılı Kanun
gereğince hesaplanan binde iki oranındaki faiz alacaklarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir.
(2) İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan
vergiler hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.
(3) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2010 yılında
tahakkuk eden ve bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici
vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutar ödenmek suretiyle bu madde hükmünden yararlanılır. Bu
takdirde, 2010 yılına ilişkin yıllık gelir/kurumlar vergisinin tahakkukunu
müteakip ödenecek taksitlerde, vergi aslının ödenmesi şartı aranmaz.
(4) Bu Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve
bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal
edilmemiş olması koşuluyla bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar
18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü
maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmaz.
(5) 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken
ücretler ile su kullanımından kaynaklanan alacaklardan vadesi 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde
düzenlenen her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının
(ç) bendi hükmü uygulanır.
(6) 2560 sayılı Kanun kapsamında büyükşehir belediyeleri su ve
kanalizasyon idarelerinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil)
önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş
bulunan; su ve atık su bedeli alacak asıllarının tamamı ile bunlara bağlı
faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen
her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi
hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı
fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi halinde bu alacaklara bağlı cezaların
ve gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen
her türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilir.
(7) Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede
belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan
vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
(8) 31/12/2010 tarihine kadar (bu tarih dâhil) dâhilde işleme
rejimi kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ancak bu Kanunda öngörülen
başvuru süresi sonuna kadar ihracat taahhüt hesabı müeyyideli kapatılan
dâhilde işleme izin belgesi/dâhilde işleme izni kapsamına giren takibe konu
kamu alacaklarına bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü
uygulanır.” hükmü yer
almaktadır.
Söz
konusu madde ile Maliye
Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine ve belediyelere
bağlı tahsil dairelerince takip edilen kesinleşmiş amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir
belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin kesinleşmiş bazı alacaklarına ilişkin düzenlemeler
yapılmıştır.
Madde kapsamına tür ve dönem
açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin (I/D) bölümünde belirtilen
alacaklar hariç olmak üzere (I) numaralı bölümde yer verilen tüm alacaklar girmektedir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde, ilgili maddelerde yer alan özel hükümler
saklı kalmak kaydıyla Kanundan yararlanmak için yapılacak başvuruların
süreleri belirlenmiş ve 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda
bulunulması şartı getirilmiştir.
Buna göre, Maliye
Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su
ve kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine olan ve Kanunun 2 nci
maddesi kapsamına giren alacakları bu madde kapsamında ödemek isteyen
borçluların 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati
bitimine kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine yazılı olarak
başvurmaları gerekmektedir.
Bu Tebliğ ekinde
yer alan başvuru dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C), Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek kesinleşmiş alacaklar için
madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlularca kullanılmak üzere
düzenlenmiş olup alacaklı diğer idarelerce örneğe uygun başvuru
dilekçelerinin hazırlanarak borçluların kullanımına sunulması icap
etmektedir.
Borçluların birden fazla vergi dairesine olan borçları için
Kanundan yararlanma talebinde bulunmaları halinde, her bir vergi dairesine
ayrı ayrı başvurmaları gerekmektedir.
Borçlular, madde kapsamına giren toplam borçları
için madde hükmünden yararlanabilecekleri gibi sadece talep ettikleri dönem
ve türler açısından da Kanundan yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu
taşıtlar vergisi mükelleflerinin, her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak
toplam borç tutarı için başvuruda bulunmaları zorunludur.
Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi
kapsamında vergi dairelerince Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil daireleri
adına niyabeten takip edilen alacaklar için vergi dairelerine başvurulması
mümkün bulunmayıp, bu yöndeki taleplerin ilgili gümrük idaresine yapılması
gerekmektedir.
Madde hükmünden yararlanılmasının şartlarından biri
de dava açılmaması, açılmış davalardan
vazgeçilmesi ve kanun yollarına
başvurulmaması olduğundan, 6111 sayılı
Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuran borçluların, tahsilat
işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da vazgeçmeleri gerekmektedir.
B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ
1-
Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Bu Tarihe
Kadar (Bu Tarih Dahil) Vadesi
Geldiği Halde Ödenmemiş Vergiler
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi kapsamına, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup Kanunun
yayımlandığı 25/2/2011 tarihi (bu tarih dahil) itibarıyla vadesi
geldiği halde ödenmemiş olan ya da henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan
vergiler girmektedir.
Madde kapsamında ödenecek alacak tutarının tespiti
için vergi asıllarına;
- vade tarihinden, Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar geçen süre için gecikme zammı yerine,
- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması
halinde, bu faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi
yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne
göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen
süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına ilişkin gecikme zammı,
gecikme faizi, vergi aslına bağlı vergi cezaları ile bu cezalara uygulanan
gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
a) TEFE/ÜFE tutarının hesaplanması;
TEFE/ÜFE tutarı, fer’i alacaklar için esas alınan
hesaplama yöntemi kullanılarak hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE tutarının hesaplanmasında; 213 sayılı
Kanuna göre hesaplanan gecikme faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan
gecikme zammının hesaplama yöntemi ve hesaplama süreleri değiştirilmeyecek,
sadece aylık gecikme zammı/gecikme faizi oranı yerine TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları kullanılacaktır.
Türkiye İstatistik Kurumunun
her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi
(TEFE) aylık değişim oranları, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici
fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranları esas alınacaktır.
Bu hesaplamalarda ilk aya ilişkin esas alınacak
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı, alacağın vadesinin rastladığı ay için
açıklanmış olan oran olacaktır. Alacağın vade tarihlerinin ayın son
günlerine rastladığı hallerde de TEFE/ÜFE aylık değişim oranı vade
tarihinin rastladığı aydan başlamak suretiyle hesaplanacaktır.
6111 sayılı
Kanunun 20 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince, Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının hesaplanmasında Kanunun
yayımlandığı Şubat/2011 ayı için esas alınması gereken oran bir önceki ay
olan Ocak/2011 ayına ait TEFE/ÜFE aylık değişim oranı olacaktır.
Türkiye İstatistik Kurumunca Ocak/1980 ayından Kanunun yayımlandığı tarihten
bir önceki aya ait ÜFE aylık değişim oranı dahil açıklanan TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları ekli tabloda (Ek:3)
yer almaktadır. TEFE/ÜFE tutarlarının tespitinde kullanılacak olan TEFE/ÜFE
aylık değişim oranlarının eksi (negatif) çıkması durumunda bu oranlar da
hesaplamada eksi değer olarak dikkate alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme
ilişkin olarak TEFE/ÜFE aylık değişim oranlarının toplamı eksi değer olduğu
takdirde alacak asılları üzerinden hesaplanan fer’iler yerine alınması
gereken TEFE/ÜFE tutarı sıfır kabul edilecektir.
Örnek 1- 26/1/2010 vadeli bir verginin Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla ödenmemiş olması halinde bu vergiye % 23,1043 oranında
hesaplanması gereken gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
toplamı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE
Oranı Hesaplanacak Süre
|
SÜRE
|
ESAS
ALINACAK ORAN
|
|
26/1/2010 - 26/2/2010
için
|
Ocak ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
0,58
|
|
27/2/2010 - 26/3/2010
için
|
Şubat ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
1,66
|
|
27/3/2010 - 26/4/2010
için
|
Mart ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
1,94
|
|
27/4/2010 - 26/5/2010
için
|
Nisan ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
2,35
|
|
27/5/2010 - 26/6/2010
için
|
Mayıs ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
-1,15
|
|
27/6/2010 - 26/7/2010
için
|
Haziran ayına ait
TEFE/ÜFE oranı
|
-0,5
|
|
27/7/2010 - 26/8/2010
için
|
Temmuz ayına ait
TEFE/ÜFE oranı
|
-0,16
|
|
27/8/2010 - 26/9/2010
için
|
Ağustos ayına ait
TEFE/ÜFE oranı
|
1,15
|
|
27/9/2010 - 26/10/2010
için
|
Eylül ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
0,51
|
|
27/10/2010 - 26/11/2010
için
|
Ekim ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
1,21
|
|
27/11/2010 - 26/12/2010
için
|
Kasım ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
-0,31
|
|
27/12/2010 - 26/1/2011
için
|
Aralık ayına ait
TEFE/ÜFE oranı
|
1,31
|
|
27/1/2011 - 24/2/2011 için
|
Ocak ayına ait TEFE/ÜFE
oranı (29 gün)*
|
2,2823
|
|
TOPLAM
TEFE/ÜFE ORANI
|
%
10,8723
|
* Ay kesrine isabet eden günler için TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanmasında, ilgili ay TEFE/ÜFE aylık değişim oranı 30’a bölünmek suretiyle
bulunacak günlük oran kullanılacaktır. (TEFE/ÜFE aylık değişim
oranı/100/30=) Bulunacak rakamın virgülden sonraki 6 hanesi hesaplamalarda
kullanılacak olup, 7 nci ve devam eden hanelerde bir sayı bulunması halinde
6 ncı hane bir üst sayıya tamamlanacak ve bulanan rakam 100 sayısı ile
çarpılmak suretiyle günlük TEFE/ÜFE oranı bulunacaktır. Bulunan günlük oran
geçen gün sayısı ile çarpılarak ay kesrine isabet eden toplam TEFE/ÜFE
oranı bulunacaktır.
Toplam TEFE/ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı
çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne
göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Örnek 2- 6/4/2010 vadeli bir verginin Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla ödenmemiş olması halinde bu vergiye % 18,6906 oranında
hesaplanması gereken gecikme zammı yerine toplam TEFE/ÜFE oranı aşağıdaki
şekilde hesaplanacaktır.
TEFE/ÜFE
Oranı Hesaplanacak Süre
|
SÜRE
|
ESAS
ALINACAK ORAN
|
|
6/4/2010 - 6/5/2010 için
|
Nisan ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
2,35
|
|
7/5/2010 - 6/6/2010 için
|
Mayıs ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
-1,15
|
|
7/6/2010 - 6/7/2010 için
|
Haziran ayına ait
TEFE/ÜFE oranı
|
-0,5
|
|
7/7/2010 - 6/8/2010 için
|
Temmuz ayına ait
TEFE/ÜFE oranı
|
-0,16
|
|
7/8/2010 - 6/9/2010 için
|
Ağustos ayına ait
TEFE/ÜFE oranı
|
1,15
|
|
7/9/2010 - 6/10/2010
için
|
Eylül ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
0,51
|
|
7/10/2010 - 6/11/2010
için
|
Ekim ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
1,21
|
|
7/11/2010 - 6/12/2010
için
|
Kasım ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
-0,31
|
|
7/12/2010 - 6/1/2011
için
|
Aralık ayına ait
TEFE/ÜFE oranı
|
1,31
|
|
7/1/2011 - 6/2/2011 için
|
Ocak ayına ait TEFE/ÜFE
oranı
|
2,36
|
|
7/2/2011 -24/2/2011 için
|
Ocak ayına ait TEFE/ÜFE
oranı (18 gün)
|
1,4166
|
|
TOPLAM
TEFE/ÜFE ORANI
|
%
8,1866
|
Toplam TEFE/ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı
çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne
göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
b)
TEFE/ÜFE tutarının hesaplanmasında esas alınacak diğer hususlar;
Gecikme zammının günlük olarak hesaplanması
gerektiği hallerde, bu sürelere uygulanması gereken TEFE/ÜFE aylık değişim
oranı da Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan düzenlemeler
çerçevesinde günlük olarak bulunacaktır.
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan
asgari gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine alınacak TEFE/ÜFE tutarı
için de uygulanacaktır.
6183 sayılı Kanunun 52 nci
maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini durduran iflas ve aciz halleri
söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan süreye TEFE/ÜFE aylık değişim
oranı da uygulanmayacak, bu hallerin varlığı TEFE/ÜFE uygulanan süreyi de
durduracaktır.
6183 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca,
belediye sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar tarafından tahsil edilen
ve tahsildarın ilk uğradığı zaman ödeme yapılmadığı takdirde %10 oranında
uygulanan gecikme zammı yerine, tahsildarın ilk uğradığı aydaki TEFE/ÜFE
aylık değişim oranı uygulanacaktır.
TEFE/ÜFE tutarı, bu bölümde belirtilen gecikme
faizi veya gecikme zammı dışında Kanunun ilgili maddeleri gereğince diğer fer’i
alacaklar yerine de hesaplanabilmektedir. Bu durumda da ilgili fer’i
alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak 6111 sayılı Kanuna göre ödenecek
TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.
Örnek 3- 26/1/2008 vadeli 2.500,-TL gelir (stp) vergisi
süresinde ödenmemiştir. Bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar 2.050,11 TL
gecikme zammı hesaplanmıştır. Kanunun yayımı tarihi itibarıyla toplam borç
tutarı 4.550,11 TL dir.
Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması
halinde, vergi aslına uygulanan gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, gecikme
zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak
toplam TEFE/ÜFE oranı ve TEFE/ÜFE tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.
|
Gecikme
Zammı Hesaplanan Süre
|
Alacak
Aslı Tutarı
|
Toplam
Gecikme Zammı Oranı
|
Gecikme
Zammı Tutarı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
26/1/2008-24/02/2011
|
2.500,00
|
% 82,0043
|
2.050,11
|
% 24,7623
|
619,06
|
Buna göre, ödenecek tutar ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.
|
Ödenecek Tutar
|

|

|
|
Gelir (stp) Vergisi
|
:
|
2.500,00 TL
|
|
TEFE/ ÜFE Tutarı (Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)
|
:
|
619,06 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
3.119,06
TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar
|

|

|
|
Vergi Aslına Uygulanan
Gecikme Zammı
|
:
|
2.050,11 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
2.050,11
TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 3.119,06
TL tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam
2.050,11 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 4- 2006 vergilendirme dönemine ilişkin 25/3/2007
tarihine kadar elektronik ortamda verilmesi gereken yıllık gelir vergisi
beyannamesi verilmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, 2006 dönemi için
20.000,-TL gelir vergisi tarh edilmesi ve vergi ziyaı cezası ile özel
usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Vergi/ceza
ihbarnamesi 8/4/2008 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. İnceleme sonucu
yapılan bu tarhiyat 8/5/2008 tarihinde itirazsız tahakkuk etmiş ve Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu
tarhiyata göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük
cezası, gecikme faizi ve gecikme zamları şu şekildedir.
|
Gelir Vergisi
|
:
|
20.000,00 TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezası
|
|
20.000,00 TL
|
|
Özel Usulsüzlük Cezası
|
:
|
1.390,00 TL
|
|
Gecikme Faizi
|
:
|
5.500,00
TL
|
|
Vergi Aslına Uygulanan Gecikme
Zammı
|
:
|
14.279,44 TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezasına
Uygulanan Gecikme Zammı
|
:
|
14.279,44
TL
|
|
TOPLAM
|
|
75.448,88
TL
|
Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması
halinde, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları şu
şekilde olacaktır.
Vergi aslına uygulanan gecikme faizi ve gecikme
zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanacaktır.
Buna göre, örnek olayda gecikme faizinin
hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin toplam
TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.
|

|
Gecikme
Faizi Hesaplanan Süre
|
Alacak
Aslı Tutarı
|
Toplam
Gecikme Faizi Oranı
|
Gecikme
Faizi Tutarı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
I.
Taksit
|
31/3/2007-8/5/2008
|
10.000
|
% 32,50
|
3.250
|
%11,04
|
1.104
|
|
II.
Taksit
|
31/7/2007-8/5/2008
|
10.000
|
% 22,50
|
2.250
|
% 8,99
|
899
|
|
TOPLAM
|

|
20.000
|

|
5.500
|

|
2.003
|
Gecikme zammının hesaplandığı
süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam
TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarı aşağıdaki şekildedir.
|
Gecikme
Zammı Hesaplanan Süre
|
Alacak
Aslı Tutarı
|
Toplam
Gecikme Zammı Oranı
|
Gecikme
Zammı Tutarı
|
Toplam TEFE/ÜFE
Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
8/6/2008-24/2/2011
|
20.000
(Gelir V.)
|
%71,3972
|
14.279,44
|
%13,3292
|
2.665,84
|
|
8/6/2008-24/2/2011
|
20.000
(Vergi Ziyaı Cezası)
|
%71,3972
|
14.279,44
|
----
|
----
|
|
Ödenecek Tutar
|
|
|
|
Gelir Vergisi
|
:
|
20.000,00 TL
|
|
Özel Usulsüzlük Cezası
(1.390,00 x % 50=)
|
:
|
695,00 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme
Faizi Yerine)
|
:
|
2.003,00
TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı (Vergi
Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)
|
:
|
2.665,84 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
25.363,84
TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar
|
|
|
|
Vergi Ziyaı Cezası
|
:
|
20.000,00 TL
|
|
Özel Usulsüzlük Cezası
|
:
|
695,00 TL
|
|
Gecikme Faizi
|
:
|
5.500,00 TL
|
|
Vergi Aslına Uygulanan
Gecikme Zammı
|
:
|
14.279,44 TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezasına
Uygulanan Gecikme Zammı
|
:
|
14.279,44 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
54.753,88
TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam
25.363,84 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam
54.753,88 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
2- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihinde Kesinleştiği Halde Henüz Ödeme
Süresi Geçmemiş Vergiler
6111
sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil) kesinleştiği halde
ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar için de Kanun hükmünden
yararlanılabileceği belirtilmiştir.
Bu hükme göre, muhtelif
şekillerde kesinleşen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla henüz ödeme
süresi geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan hususlar ve bu
Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate alınarak işlem
tesis edilecektir.
a) 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerine göre kesinleşen alacaklar;
6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce 213 sayılı Kanunun gerek
uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden yararlanılarak
uzlaşma sağlanmış ancak henüz ödeme süresi geçmemiş borcu olan mükellefler,
uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza tutarları ile hesaplanan gecikme
faizleri dikkate alınarak Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Örnek 5- 24/5/2010 tarihinde verilmesi gereken katma değer
vergisi beyannamesi süresinde verilmemiştir. Mükellefin defter ve belgeleri
üzerinde yapılan inceleme sonucu adına 50.000,-TL katma değer vergisi tarh
edilmiş, ayrıca verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiştir.
Buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi 25/11/2010 tarihinde mükellefe tebliğ
edilmiştir.
Mükellef, 10/12/2010 tarihinde uzlaşma talebinde
bulunmuş, 9/2/2011 tarihi uzlaşma günü olarak verilmiş ve aynı gün varılan
uzlaşma sonucuna göre, vergi dairesince aşağıda yazılı tutarlar tahakkuk
ettirilmiştir.
Katma Değer Vergisi : 40.000,00 TL
Vergi Ziyaı Cezası
: 5.000,00 TL
Gecikme Faizi
: 5.580,00 TL
TOPLAM : 50.580,00 TL
Mükellefin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda
bulunması halinde, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla uzlaşma sonucu
tahakkuk eden alacakların henüz ödeme süresi geçmemiş olduğundan, Kanunun 2
nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak
tutarı şu şekilde olacaktır.
|
Gecikme
Faizi Hesaplanan Süre
|
Alacak
Aslı Tutarı
|
Toplam
Gecikme Faizi Oranı
|
Gecikme
Faizi Tutarı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
26/5/2010-9/2/2011
|
40.000,00
|
% 13,95
|
5.580,00
|
% 2,06
|
824,00
|
|
Ödenecek Tutar
|
|
|
|
Katma Değer Vergisi
|
:
|
40.000,00 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme
Faizi Yerine)
|
:
|
824,00 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
40.824,00
TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar
|
|
|
|
Vergi Ziyaı Cezası
|
:
|
5.000,00 TL
|
|
Gecikme Faizi
|
:
|
5.580,00 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
10.580,00
TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 40.824,-TL’nin
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 10.580,-TL tutarındaki alacağın
tahsilinden vazgeçilecektir.
b) 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesinden
yararlanılarak ödenecek alacaklar;
213 sayılı Kanun uyarınca
kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun 376 ncı maddesi hükmü
uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak, 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmiş,
henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için indirimli ceza tutarları
dikkate alınarak 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.
Bu safhada bulunan alacaklar için, 213 sayılı
Kanunun 376 ncı maddesine göre indirimli olarak tahakkuk ettirilen cezanın vergi
aslına bağlı olmayan bir ceza ya da iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı
cezası olması durumunda ödenecek ceza tutarının 6111 sayılı Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirilmiş tutar
üzerinden hesaplanmasına dikkat edilecektir.
Örnek 6- 2010 yılına ilişkin belge basım görevi ile ilgili
bildirim ödevini yerine getirmeyen matbaa işletmecisine 570,-TL’lik özel
usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 17/1/2011 tarihinde
tebliğ edilmiştir. Mükellef söz konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun
376 ncı maddesi hükmünden yararlanmak üzere dava açma süresinin son günü
olan 16/2/2011 tarihinde vergi dairesine müracaat etmiştir.
Vergi dairesince mükellefin
talebi üzerine cezanın 1/3’ü indirilerek, kalan 380,-TL özel usulsüzlük
cezası tahakkuk ettirilmiş ve mükellefe cezayı 16/3/2011 tarihine kadar ödemesi gerektiği bildirilmiştir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi
henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda
bulunulması halinde, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi çerçevesinde hesaplanan
380,-TL özel usulsüzlük cezası 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre % 50
oranında indirilerek tahsil edilecektir. Söz konusu cezanın % 50’sine
isabet eden (380 x % 50=)190,-TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde, özel usulsüzlük
cezasından kalan 190,-TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
c) 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan
pişmanlık hükümlerine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tahakkuk eden
alacaklar;
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve henüz 15 günlük
ödeme süresi geçmemiş olan alacaklar için Kanun hükümlerinden
yararlanılabilecektir. Bu takdirde, pişmanlık zammı yerine Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak
TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Ancak, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme
yapılmamış olması halinde pişmanlık hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı
tabiidir.
213 sayılı Kanunun pişmanlık hükümlerine göre
tahakkuk eden ve Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla
371 inci maddede öngörülen 15 günlük ödeme süresinde ödenmemiş olan
vergiler için pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş olacak ve 6111 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 4 üncü maddesinin üçüncü
fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla vergi asılları ve bunlara
hesaplanan gecikme faizi/gecikme zammı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında
yapılandırılacaktır.
Kanunun yayımlandığı
tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal
edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen
ve bu Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları için Kanunun 3
üncü maddesinde açıklanan hükümlere göre işlem yapılacaktır.
Kanunun yayımlandığı
tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal
edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen
veya kesilecek olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi
cezaları hakkında Kanunun 4 üncü maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Örnek 7- Temmuz/2010 vergilendirme dönemine ilişkin olarak
10.000,-TL ödenecek katma değer vergisini içeren ve elektronik ortamda
verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesi 15 Şubat 2011 tarihinde
pişmanlıkla verilmiş ve düzenlenen tahakkuk fişinde alacağın vadesi
2/3/2011 tarihi olarak gösterilmiştir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi
henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda
bulunulması halinde, Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile
tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.
|
Pişmanlık
Zammı Hesaplanan Süre*
|
Alacak
Aslı
Tutarı
|
Pişmanlık
Zammı
Oranı
|
Pişmanlık
Zammı
Tutarı
|
TEFE/ÜFE
Hesaplanacak
Süre
|
Toplam
TEFE/
ÜFE
Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
26/8/2010-
24/2/2011
|
10.000,00
|
% 9,50
|
950,00
|
26/8/2010-
24/2/2011
|
% 6,23
|
623,00
|
*
Pişmanlık zammının hesabında Kanunun yayımı tarihi esas alınmıştır.
|
Ödenecek Tutar
|
|
|
|
Katma Değer Vergisi
|
:
|
10.000,00 TL
|
|
Damga Vergisi
|
:
|
19,90 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı
(Pişmanlık Zammı Yerine)
|
:
|
623,00 TL
|
|
Özel Usulsüzlük Cezası
(1.000,00 x % 50=)
|
:
|
500,00 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
11.142,90
TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar
|
|
|
|
Pişmanlık Zammı (KDV için)
|
:
|
950,00 TL
|
|
Özel Usulsüzlük Cezası
|
:
|
500,00 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
1.450,00
TL
|
Yukarıda belirtilen 11.142,90 TL’nin Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, 1.450,00 TL’nin tahsilinden
vazgeçilecektir.
d) 213 sayılı Kanun uyarınca ikmalen, re’sen ya da
idarece yapılan tarhiyata ilişkin olarak dava açılmaksızın kesinleşen
alacaklar;
İkmalen, re’sen ya da
idarece tarh edilmiş olan ve Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla dava açma süresi geçmiş ancak henüz ödeme süresi geçmemiş
bulunan alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde
belirlenen tutar ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanunun 2 nci
maddesi hükmünden yararlanılabilecektir.
3-
Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi (Bu Tarih Dahil) İtibarıyla Asılları Kısmen ya da Tamamen Ödenmiş Olan
Vergiler
6111
sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi (bu tarih dahil) itibarıyla
asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan alacaklar da Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılandırılacaktır.
Buna
göre, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011
tarihi itibarıyla, asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan
vergilerle ilgili olarak aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.
a)
Asılları kısmen ödenmiş olan vergiler;
Asılları kısmen ödenmiş
olan vergilerin ödenmemiş kısmına,
- vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
hesaplanacak gecikme zammı yerine,
- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması
halinde, gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi
yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.
Bu tutar, ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak madde
hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.
Yapılandırılan alacak
tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına
uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu
cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Asılları kısmen ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına
isabet eden gecikme zammı ve gecikme faizinin ödenmemiş olması halinde ise
aşağıdaki (b) bölümünde yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
b)
Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı;
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla asılları tamamen ödenmiş vergiler üzerinden hesaplanmış gecikme
zammı ve gecikme faizleri;
- verginin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar
geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
- vergiye gecikme faizinin hesaplandığı süre
dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE
tutarı hesaplanarak yapılandırılacaktır.
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak
yapılandırılan tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde
vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı
cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Diğer taraftan, Kanunun yayımlandığı tarihten önce
vergi aslının, vergi aslına uygulanan gecikme zammının, gecikme faizinin ve
vergi cezalarının ödenmiş olması, başka bir ifadeyle, ödenmemiş kısmın
sadece vergi cezasına uygulanan gecikme zammından ibaret olması halinde,
herhangi bir şart aranmaksızın vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının
tahsilinden vazgeçilecektir.
c)
Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme
zamlarından, Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsil edilenler;
Asılları tamamen
ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun
yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsilat yapılmışsa,
- vergi aslının vade
tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
- gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate
alınarak, gecikme faizi yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE
tutarı hesaplanacaktır.
Ödenmiş gecikme zammı/gecikme faizi tutarının,
hesaplanan TEFE/ÜFE tutarından fazla olması halinde herhangi bir tahsilat
yapılmayacak, kalan gecikme zammı/gecikme faizinin tahsilinden
vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tahsil edilmiş gecikme zammı ve gecikme
faizinden red ve iade yapılmayacaktır.
Ödenmiş gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan
TEFE/ÜFE tutarından az olması halinde ise ödenecek tutar TEFE/ÜFE
tutarından ödenmiş olan gecikme zammı/gecikme faizi çıkartılmak suretiyle
tespit edilecektir. Bu şekilde belirlenen TEFE/ÜFE tutarının Kanunda
öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, kalan gecikme zammı/gecikme
faizinin tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 8- Ocak,
Şubat, Mart/2009 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 7.400,-TL kurum
geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak mükellef 17/5/2009 vadeli kurum geçici
vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin kurumlar
vergisi beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle,
1/4/2010 tarihinde terkin edilmiş ve 1.800,05 TL gecikme zammı
hesaplanmıştır.
Mükellefin gecikme zammı
borcuna karşılık vergi dairesince 10/8/2010 tarihinde 350,-TL cebren tahsilat
yapılmıştır.
Mükellefin, 6111 sayılı
Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması halinde kurum geçici vergisinin
vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan
gecikme zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda uygulanacak
toplam TEFE/ÜFE oranı % 6,6742’dir.
Toplam TEFE/ÜFE tutarı ise (7.400 x % 6,6742 =)
493,89 TL olacaktır.
Mükellefin gecikme zammına
karşılık hiç ödeme yapmamış olması halinde, Kanun hükmünden yararlanmak
için ödemesi gereken tutar 493,89 TL’dir.
Ancak,
mükelleften Kanunun yayımlandığı tarihten önce gecikme zammına karşılık
350,-TL tahsilat yapıldığından; 6111 sayılı Kanuna göre ödemesi gereken
TEFE/ÜFE tutarından, daha önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak
tahsili gereken TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.
Buna göre,
ödenecek TEFE/ÜFE tutarı; (493,89 - 350=) 143,89 TL’dir.
Mükellefin bu tutarı
Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde gecikme zammından kalan
(1.800,05-350,00=) 1.450,05 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
4- Sadece Vergi Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna
İlişkin Gecikme Zammından İbaret Borçlar
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi
itibarıyla ödenmemiş borcun sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan
(vergi ziyaı cezaları, kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları) ve bunlara
ilişkin gecikme zamlarından ibaret olması halinde, bu cezaların ve bunlara
ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Bu hükmün uygulanmasında,
vergi aslına bağlı kesilen cezaların ait olduğu vergi türü ve dönemleri
ayrı ayrı dikkate alınacaktır.
5- Bir Vergi Aslına Bağlı Olmaksızın
Kesilmiş Olan Vergi Cezaları
6111 sayılı Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olup
Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olan vergi
cezalarının (usulsüzlük cezaları) %
50’sinin, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
cezaların kalan % 50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı
tarihten önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması halinde ödenmemiş
kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.
Örnek 9- Mükellefe, yaptığı satışa ilişkin fatura vermemesinden dolayı
160,-TL özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 3/5/2010
tarihinde tebliğ edilmiştir. Kesilen ceza itirazsız kesinleşmiştir.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak için
başvuruda bulunması halinde 160,-TL özel usulsüzlük cezasının % 50’sine
isabet eden (160 x %50=) 80,-TL ödemesi gerekecektir. Söz konusu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi
halinde kalan 80,-TL özel usulsüzlük cezasının tahsilinden vazgeçilecektir.
6-
İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri
Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi uyarınca iştirak,
teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilmiş olan vergi cezalarının % 50’si
ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan % 50’sinin ve bu cezalara bağlı
gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı
tarihten önce bu cezalardan kısmen tahsilat yapılmış ise kalan tutar üzerinden
Kanundan yararlanılabilecektir.
7- İhtirazi Kayıtla Beyan Edilen Vergiler
6111 sayılı Kanunun 2 nci
maddesinin ikinci fıkrasında “(2) İhtirazi
kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında
bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.” hükmüne yer
verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ihtirazi kayıtla beyan edilmiş ancak ödenmemiş
vergiler dava konusu yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın Kanunun 2 nci
maddesi kapsamında yapılandırılacaktır. Bu takdirde, ihtilafa ilişkin yargı
mercilerince verilmiş kararlar dikkate alınmadan mükelleflerin beyanı
üzerine tahakkuk eden tutar esas alınarak Kanun hükmünden
yararlanılacaktır.
8- 2010
Yılına İlişkin Olarak Tahakkuk Eden Geçici Vergilere İlişkin Gecikme Zammı
Alacakları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü
fıkrasında, Kanunun kapsadığı dönemlere
ilişkin olarak 2010 yılında tahakkuk eden ve Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici vergilere
bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi suretiyle Kanunun 2
nci maddesinden yararlanılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak, 2010 yılına
ilişkin yıllık gelir/kurumlar vergisinin tahakkukunu müteakip ödenecek
taksitlerde, vergi aslının ödenmesine ilişkin şart aranılmayacaktır.
6111 sayılı Kanun 25/2/2011
tarihinde yayımlandığından bu tarih itibarıyla 2010 yılına ilişkin geçici
vergi mahsup dönemi henüz gelmemiştir. Geçici vergi mahsup döneminden önce
Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin bu
borçlarının yapılandırılmasında geçici vergi tutarları ödenecek taksitler
içerisinde yer alacaktır. Ancak, mahsup dönemi geçtikten ve/veya yıllık
gelir/kurumlar vergisi tahakkuk ettikten sonra, ödenecek taksitler
içerisinde yer alan geçici vergi asıllarının terkin edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, mahsup dönemi
geçtikten ve/veya yıllık gelir/kurumlar vergisi tahakkuk ettikten sonra
başvuran mükelleflerin geçici vergiden kaynaklı borçlarının
yapılandırılmasında geçici vergi aslına ödenecek taksit tutarlarında yer
verilmeyecektir.
Bir başka anlatımla, bu
kapsamdaki geçici vergilerin yıllık gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilebilmesi
için mahsup tarihi itibarıyla ödenmiş olması gerekmekte, yıllık gelir ve
kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesinden sonra ise ödenmemiş geçici
vergiler terkin edileceğinden, bu vergilerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine
göre ödenmesi mümkün bulunmamaktadır.
9- Motorlu Taşıtlar Vergisine İlişkin Yapılacak
İşlemler
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü
fıkrası uyarınca Kanun kapsamında
ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve
gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş
olması koşuluyla 197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü
uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni
muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa elverişli belgelerini almalarına
imkan verilecektir.
Ancak, taşıtın satış ve devri halinde
taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.
10- 5736 sayılı Kanuna Göre
Uzlaşılmış Alacaklar
6111 sayılı Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma
Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri gereğince
ödenmesi gerektiği halde Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan
tutarların Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılabileceği hüküm
altına alınmıştır.
5736 sayılı Kanun kapsamında taksitlendirilen
alacaklardan 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihte ödeme süresi geçmiş
olanlar Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılacak ve ödenecek tutarın
tespitinde, alacak asıllarına 5736 sayılı Kanunun 1 nci maddesinin altıncı
fıkrası gereğince ödemede gecikilen her ay ve kesri için aylık olarak
uygulanması gereken;
- % 5 zammın yerine ilgili aylara ait TEFE/ÜFE
aylık değişim oranları,
- 5736 sayılı Kanunda öngörülen ve taksitlere % 5 zammın
uygulandığı süreden sonra gecikilen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci
maddesine göre hesaplanması gereken gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları,
esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
6111 sayılı Kanuna göre; 5736 sayılı Kanunun 1 ve 2
nci maddeleri uyarınca ödenecek taksitlere ilk taksit ödeme süresinin
başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki
oranında hesaplanan faiz için herhangi bir TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanmayacaktır. Binde iki oranında hesaplanan tutar, 6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, Kanun
kapsamında yapılandırılan borcun Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla terkin edilecektir.
Diğer taraftan, 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesi
kapsamında uzlaşılarak tahakkuk ettirilen ve taksitler halinde
vadelendirilen alacak tutarı içerisinde yer alan vergi aslı ve gecikme
faizi Kanun kapsamında yapılandırılacak ve varsa vergi cezaları hakkında da
6111 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.
11- Kanunun 2 nci Maddesi Kapsamındaki İdari Para
Cezaları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (c) bendinde; 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla (bu tarih dahil) vadesi geldiği halde
ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamında olan idari para cezalarının yapılandırma usulü belirlenmiştir.
Buna göre, Kanun
kapsamında ödenmesi uygun görülen askerlik, seçim, trafik, karayolu taşıma,
otoyollar ve köprülerden ihlalli geçiş ve nüfus idari para cezalarından 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla vadesi geldiği
halde ödenmemiş olan veya ödeme süresi geçmemiş bulunanların asıllarının tamamı
ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme
alacakları yerine, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i
alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim
oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Madde kapsamında
yapılandırılması mümkün olan idari para cezalarından;
- 2918 sayılı Kanuna göre
verilen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarına, vade tarihinden ödendiği
tarihe kadar;
- 4925 sayılı Kanuna göre
verilen ve süresinde ödenmemiş olan idari para cezalarından, anılan Kanunda
değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/2/2008 tarihinden
önce (bu tarih hariç) verilmiş olanlara vade tarihinden 8/2/2008 tarihine
kadar (bu tarih hariç),
geçen her ay ve kesri için
aylık % 5 oranında faiz hesaplanması ve hesaplanan faiz tutarının da cezanın
iki katını geçmemesi
gerekmektedir.
6111
sayılı Kanun kapsamında trafik ve karayolu taşıma idari para cezalarının
yapılandırılmasında aylık % 5 oranında hesaplanacak faiz yerine Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Ancak, hesaplanan TEFE/ÜFE tutarı da
ilgili Kanun gereğince idari para cezasının iki katını geçemeyecektir.
2918 sayılı
Kanunun 31/7/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5228 sayılı Kanunla değişmeden
önceki 115 inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren
on gün içinde ödenmeyen trafik idari para cezaları iki katına çıkarak ödeme
süresi on gün daha uzamakta ve bu süre içinde de ödenmeyen trafik idari
para cezaları üç katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce
verildiği halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş
olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi bir fer’i
alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmayacak
ve yapılandırmaya üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır. Aynı şekilde
4925 sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29 uncu maddesi hükmüne göre üç katına çıkmış karayolu
taşıma idari para cezaları da üç katına çıkan tutar üzerinden
yapılandırılacaktır.
Madde kapsamına
31/12/2010 tarihi itibarıyla verilen ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleştiği halde ödenmemiş veya ödeme
süresi geçmemiş olan idari
para cezaları girmekte olup, söz konusu idari para cezalarına ilişkin
tutanakların ilgili vergi dairelerine intikal etmemiş olması halinde,
borçlular vergi dairelerine idari yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek
başvuruda bulunabilecek ve bu başvurular üzerine söz konusu idari para
cezaları madde kapsamında yapılandırılacaktır.
Örnek 10- 10/2/2009 vadeli, 537,-TL tutarlı trafik idari
para cezasının, Kanundan yararlanılmak suretiyle ödenmesi durumunda
ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu
şekilde olacaktır.
|
Faiz
Hesaplanan Süre
|
İdari
Para Cezası Tutarı
|
Faiz
Oranı
|
Faiz
Tutarı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
10/2/2009-
24/2/2011
|
537
|
% 125
|
671,25
|
% 18,87
|
101,33
|
|
Ödenecek Tutar
|
|
İdari
Para Cezası
|
:
|
537,00
TL
|
|
TEFE/ÜFE
Tutarı (% 125 Faiz Yerine)
|
:
|
101,33
TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
638,33 TL
|
|
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacak
|
|
%
125 Faiz
|
:
|
671,25
TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
671,25 TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam
638,33 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 671,25
TL tutarındaki faizin tahsilinden vazgeçilecektir.
12- 6183 sayılı Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer
Alacaklar
6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, vergiler ile bu Tebliğin
(I/A-1-c) bölümde belirtilen idari para cezaları dışında kalan diğer amme
alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Madde hükmüne göre, vadesi 31/12/2010
tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olan asli alacakların ödenmemiş
kısmının tamamı ile bu alacaklara bağlı
faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi adlarla uygulanan fer’i
amme alacakları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi şartıyla bu alacaklara uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarihten
önce ödenmemiş olan alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde
ise fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla
madde hükmünden yararlanılacak ve faiz,
cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Söz konusu bent kapsamına
giren alacak asıllarının Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen veya
tamamen ödenmiş olması halinde yapılandırılacak tutar bu Tebliğin (II/B-3)
bölümüne göre tespit edilecektir.
TEFE/ÜFE tutarı, bu bölümde belirtilen faiz, cezai
faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar yerine
hesaplanacağından, ilgili fer’i alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak 6111
sayılı Kanuna göre ödenecek TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.
Kanunun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (ç) bendi kapsamında;
- Ecrimisiller,
- Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu
(KKDF) alacakları,
- Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF)
alacakları,
- Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar
Kurumu tarafından verilen ve süresinde ödenmemesi nedeniyle vergi
dairelerine takip için intikal ettirilen öğrenim ve katkı kredisi
alacakları,
- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
tarafından tespit edilen ve vergi dairelerine tahsil edilmek üzere intikal
ettirilen sulama tesisleri işletme ve bakım ücreti, sulama tesisleri
yatırım bedeli gibi alacaklar,
- Doğrudan gelir desteği ödemelerinden
geri alınması gereken alacaklar,
- 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme
Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkümlara
Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre doğan yiyecek
bedelleri,
gibi alacaklar yer almaktadır.
Ayrıca, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve
Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında olup vergi dairelerine takip için intikal etmiş
olan amme alacakları da 6111 sayılı
Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılacaktır.
Öte yandan, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet
İhale Kanununun 75 inci maddesi ile 6183 sayılı Kanuna göre tahsili
öngörülen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu
halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tahsil edilmemiş
olan ecrimisiller Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılabilecektir.
Bununla birlikte, 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı
Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25 inci maddesi ile 2886 sayılı Kanuna
eklenen geçici 3 üncü madde uyarınca işlem yapılması gereken ecrimisiller
hakkında, anılan Kanun hükümlerinin tatbikinden sonra kalan alacaklar için
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmü uygulanacaktır.
6183 sayılı Kanun
kapsamında takip edilen ve bu bölümde açıklanan diğer alacaklar için de 6111 sayılı Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ilgili vergi dairesine başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Madde kapsamına giren bu alacaklara
ilgili kanunları gereği hesaplanan fer’i alacakların hesaplandığı süre ve
hesaplama yöntemi dikkate alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Örneğin, 18/12/1953 tarihli ve 6200
sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında
Kanun kapsamında doğan alacaklara vadesinde ödenmediği takdirde sadece % 10
oranında bir zam hesaplanmakta ve başkaca bir fer’i alacak tatbik
edilmemektedir. Bu durumda 6200 sayılı Kanundan kaynaklanan alacaklara % 10
oranındaki zam yerine hesaplanması gereken TEFE/ÜFE tutarı, alacağın vadesinin
rastladığı ayın TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak hesaplanacaktır.
6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin
beşinci fıkrası uyarınca hesaplanan
% 10 oranındaki zam, 68 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 79 uncu
maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan % 10 oranındaki tazminatlar
asli alacak olarak dikkate alınmak suretiyle madde kapsamında
yapılandırılacaktır.
Bu bölümde yer verilen alacaklara
yönelik olarak Kanundan yararlanılmak istenildiği takdirde dava açılmaması,
dava açılmış olması halinde davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına
başvurulmaması şarttır.
Söz konusu alacakların dava konusu
yapılmış olması ve bu davalarda yargı mercilerince alacağın tutarını
etkileyen bir karar verilmiş olması halinde de madde hükmünden ilk aşamada
istenilen tutar üzerinden yararlanılacaktır.
Örnek 11- İhracatın finansmanı için 2/1/2004 tarihinde kredi kullanan
mükelleften teşvik mevzuatı gereğince kaynak kullanımını destekleme fonu
kesintisi yapılmamıştır.
İhracat taahhüdünü süresi içinde
kapatan mükellefin taahhüt kapatılmasında kullanılan gümrük beyannamelerinin
gerçeğe uygun olmadığının anlaşılması üzerine ilgili banka tarafından
4.500,-TL kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi takip ve tahsil
edilmek üzere mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine 14/9/2006 tarihinde
bildirilmiştir. Vergi dairesince yapılan tebliğ üzerine vadesi 20/10/2006
tarihi olan kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ile kredi kullanım
tarihinden vade tarihine kadar hesaplanan cezai faiz için Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır.
Mükellefin, Kanundan yararlanmak üzere
bağlı olduğu vergi dairesine başvurması halinde, kaynak kullanımını
destekleme fonu kesintisi aslına;
- Kredi kullanım tarihinden (2/1/2004)
vade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan cezai faiz yerine,
- Vade tarihinden Kanunun yayımlandığı
tarihe (25/2/2011) kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre, kaynak kullanımını
destekleme fonu kesintisi ve cezai faiz için uygulanacak TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları toplamı ve TEFE/ÜFE tutarları aşağıdaki şekilde olacaktır.
|
Cezai Faizin Hesaplandığı Süre
|
KKDF Tutarı
|
Cezai Faiz*
|
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
|
TEFE/ÜFE Tutarı
|
|
2/1/2004-19/10/2006
|
4.500
|
6.140,47
|
% 27,01
|
1.215,45
|
|
Örnek olayın meydana geldiği dönemde yıllık cezai faiz
oranı; 3095 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yer alan kanuni faiz oranlarının
2 katıdır. Hesaplamalarda, kredi kullanım tarihinden alacağın vade
tarihine kadar yürürlükte olan kanuni faiz oranlarının 2 katı esas alınarak
geçen gün sayıları üzerinden basit faiz hesaplama metodu
kullanılmaktadır.
- 2/1/2004 tarihinden 30/6/2004 tarihine kadar (4500 x
181 x 43 x 2)/36500=) 1.919,10 TL
- 1/7/2004 tarihinden 30/4/2005 tarihine kadar (4500 x
304 x 38 x 2)/36500=) 2.848,44 TL
- 1/5/2005 tarihinden 31/12/2005 tarihine kadar (4500
x 245 x 12 x 2)/36500=) 724,93 TL
- 1/1/2006 tarihinden 19/10/2006 tarihine kadar (4500
x 292 x 9 x 2)/36500=) 648,00
TL
* 1.919,10 +
2.848,44 + 724,93 + 648,00 = 6.140,47 TL
|
|
Gecikme Zammının
Hesaplandığı Süre
|
KKDF
Tutarı
|
Toplam Gecikme Zammı
Oranı
|
Gecikme Zammı
Tutarı
|
Toplam
TEFE/ÜFE
Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
21/10/2006-24/02/2011
|
4.500
|
% 119,7368
|
5.388,16
|
% 30,9848
|
1.394,32
|
Ödenecek tutar ile tahsilinden
vazgeçilen alacak tutarı:
|
Ödenecek Tutar
|

|

|
|
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Kesintisi
|
:
|
4.500,00 TL
|
|
TEFE/ ÜFE Tutarı (Cezai Faiz Yerine)
|
:
|
1.215,45 TL
|
|
TEFE/ ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)
|
:
|
1.394,32 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
7.109,77 TL
|
|
Tahsilinden
Vazgeçilen Alacaklar
|
:
|

|
|
Cezai Faiz
|
:
|
6.140,47 TL
|
|
Gecikme Zammı
|
:
|
5.388,16 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
11.528,63 TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 7.109,77 TL tutarın Kanunda öngörülen süre
ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 11.528,63 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
13- Tecilli Alacaklar
6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci
fıkrasında “…bu Kanun kapsamına giren alacakların, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte
olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep etmeleri halinde
bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına
uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır.
Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi
arasında geçen süre için sadece ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanır.
Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu
alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm uyarınca, 6111 sayılı Kanun kapsamına giren
alacakların, Kanunun yayımlandığı tarihten önce 6183 sayılı
Kanun ve diğer kanunlar (4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanunun geçici 2 nci maddesi gibi) uyarınca tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun
ödeniyor olması halinde borçlular, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödeme süresi geçmemiş olan taksit tutarları için Kanun hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak
ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Bu
şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında
geçen süre için ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanmış ve tahsil edilmiş
olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul
edilerek 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Dava aşamasında olduğu halde ilk derece yargı
kararı üzerine tahakkuk eden ve 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla tecilli olan alacaklar hakkında bu Tebliğin “III- KESİNLEŞMEMİŞ
VE DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARI” bölümünde açıklandığı şekilde
işlem yapılacaktır.
Ayrıca, 6111 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde, bu
Kanunun yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin
olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer
kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak
red ve iadesinin yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle, Kanun hükümlerinden yararlanılarak
ödeme yapılmak istenmesi halinde, Kanunun yayım tarihi olan 25/2/2011 tarihinden
önce taksit tutarları ile birlikte ödenen tecil faizleri red ve iade
edilmeyecektir.
Bu durumdaki alacaklar için
madde hükmünden yararlanmak istenilmesi halinde ödenmemiş alacak aslına;
vade tarihinden itibaren Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak
gecikme zammı yerine, gecikme faizi bulunması halinde gecikme faizinin
hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine, TEFE/ÜFE tutarı
hesaplanacaktır. Alacak aslı ile TEFE/ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan
alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde Kanun
hükmünden yararlanılacaktır.
6183 sayılı Kanunun 48 inci
maddesi ile diğer Kanunlar gereğince tecil edilen alacağın gecikme zammı,
gecikme faizi ve/veya vergi cezasından ibaret olması halinde, bu Tebliğin
(II/B-3 ila 5) bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde ödenecek
TEFE/ÜFE tutarı tespit edilerek Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Bu
takdirde de Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş tecil faizlerinin
red ve iadesi yapılmayacaktır.
Örnek 12-
Mükellef tarafından 26/1/2010
tarihinde ödenmesi gereken 10.000,-TL gelir (stp) vergisi zamanında
ödenmemiştir. 8/10/2010 tarihinde vergi dairesine başvurularak toplam borç
için tecil talebinde bulunulmuştur.
Vergi dairesi mükellefin gecikme
zammı dahil 11.631,50 TL borcu olduğunu tespit etmiş ve bu tutarın, ilk
taksit Ekim/2010 ayından başlamak ve 10 ayda 10 eşit taksitte ödenmek üzere
tecilini uygun görmüştür.
Aylık Taksit Tutarı: 11.631,50 / 10 =
1.163,15 TL’dir.
Mükellef ilk dört taksitini zamanında
ödemiş, 28/2/2011 tarihinde Kanundan yararlanmak için bağlı olduğu vergi
dairesine başvuruda bulunmuştur. İlk dört taksit ile birlikte toplam 107,02
TL tecil faizi ödenmiştir.
Bu örnekte, vergi dairesi öncelikle
kalan borç tutarından ne kadarının vergi aslı, ne kadarının da gecikme
zammı olduğunu tespit edecektir.
Örnek olayda;
|
Ödenen Borç Tutarı
|
=
|
Aylık
Taksit Tutarı x Ay Sayısı
|
|
|
=
|
1.163,15
x 4
|
|
|
=
|
4.652,60
TL
|
Ödenen
tutardan vergi aslına isabet eden tutar, aşağıdaki formüle göre tespit
edilecektir.
|
Vergi aslına isabet eden tutar
|
=
|
Ödenen Tutar x Vergi Aslı Tutarı
Toplam Borç Tutarı
|
|
Vergi aslına isabet eden tutar
|
=
|
4.652,60 x 10.000
|
=
|
4.000,-TL’dir.
|
|
11.631,50
|
Kalan vergi aslı tutarı = 10.000 –
4.000 = 6.000,-TL’dir.
Bu durumda, tecil şartlarına uygun olarak
ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Kalan 6
taksit tutarının toplamı 6.978,90 TL olup bunun 6.000,-TL’si vergi aslı,
978,90 TL’si gecikme zammıdır. Vergi aslından kalan tutara, gecikme zammı
yerine vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak
652,34 TL TEFE/ÜFE tutarı ile vergi aslı toplanarak ödenecek toplam tutar
bulunacaktır.
Madde hükmüne göre ödenmesi gereken
vergi aslı ve TEFE/ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi halinde 6.000,-TL vergi aslına Kanunun yayımlandığı tarihe kadar
hesaplanan 1.386,26 TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Bununla birlikte, tecil kapsamında ilk dört taksit tutarı ile birlikte
Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilen 107,02 TL tecil faizi red ve
iade edilmeyecektir.
14- Belediyelerin Ücret ve Su Alacakları
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci
fıkrasında, belediyelerin 2464 sayılı
Kanunun 97 nci maddesine göre tahsil ettikleri ücretler ile su kullanımından
kaynaklanan alacaklarından vadesi
31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun
yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı
fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dahil) hakkında 2 nci
maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanacağı
öngörüldüğünden, belediyelerce bu tür alacaklar bu Tebliğin (II/B-12)
bölümünde yapılan açıklamalara göre
yapılandırılacaktır.
C- ÖDEME SÜRESİ
VE ŞEKLİ
1- Ödeme Süresi
6111 sayılı Kanunun “Başvuru ve ödeme süresi ile şekli”
başlıklı 18 inci maddesinin birinci fıkrasında “(1)
Bu Kanunun ilgili bölümlerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler
saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen
borçluların;
a) Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar
ilgili idareye başvuruda bulunmaları,
b) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il
özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon
idarelerine bağlı tahsil dairelerine ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi
Başkanlığına, Hazine Müsteşarlığına ve/veya
Geliştirme Destekleme Fonu Gelir Hesabına aktarılmak üzere Türkiye Halk
Bankası A.Ş., T. Emlak Bankası A.Ş. (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası
A.Ş.), T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve tarım kredi kooperatiflerine, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) veya
bu Şirketin hissedarı olduğu elektrik dağıtım şirketleri ile 3096 sayılı
Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan
dağıtım şirketlerine ödenecek
tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan, Sosyal Güvenlik
Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ise ilk taksiti bu
Kanunun yayımlandığı tarihi
izleyen dördüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami
onsekiz eşit taksitte ödemeleri,
şarttır.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm çerçevesinde; Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil
dairelerine borçlu bulunanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak
istemeleri halinde, 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine
başvurmaları gerekmektedir. Madde kapsamında yapılandırılan borçların ilk
taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ya da ikişer aylık dönemler halinde
azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi mümkün olup ilk taksit ödeme süresi 31 Mayıs 2011 tarihi mesai saati
bitiminde sona ermektedir.
Kanunun 18 inci maddesi hükmü
ile azami taksit süresi 18 eşit taksit olarak belirlenmiş olmakla birlikte
6, 9 ve 12 eşit taksitte ödeme seçenekleri de bulunmaktadır.
Kanuna göre
ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması
halinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar
uzayacaktır.
2-
Taksitle Ödeme ve Katsayı Uygulaması
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, Kanun
hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi imkanı getirilmiş
ve ödeme süresine bağlı olarak katsayı uygulaması öngörülmüştür.
Katsayı uygulamasının düzenlendiği 6111 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “(3) Bu Kanun
hükümlerine göre hesaplanan tutarın;
a) İlk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen
ödenmesi halinde, bu tutara bu Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için
herhangi bir faiz uygulanmaz.
b) Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili
maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru
sırasında altı, dokuz, oniki veya onsekiz eşit taksitte ödeme
seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit
süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.
c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere
göre belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,05),
2) Dokuz eşit taksit için (1,07),
3) Oniki eşit taksit için (1,10),
4) Onsekiz eşit taksit için (1,15),
katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit
sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit
tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan
borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilir.
Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması halinde
ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir…” hükmü yer
almaktadır.
Bu hükmün
uygulamasında aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.
a) Madde hükmüne göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde
tamamen ödenmesi halinde, bu tutara Kanunun yayımlandığı
tarihten ödeme tarihine kadar geçen
süre için herhangi bir faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi fer’i amme alacağı ya da katsayı uygulanmayacaktır.
Söz konusu
ödemenin defaten yapılması zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi içerisinde
farklı zamanlarda borcun tamamının ödenmesi halinde de bu hükümden
yararlanılacaktır.
b) Yapılandırılan alacak tutarının
taksitle ödenmesi mümkündür. Bu takdirde, borçlularca başvuru sırasında; 6,
9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme seçeneklerinden biri tercih edilecektir.
Borçlu tarafından taksit sayısına ilişkin bir tercihte bulunulmaması
halinde, idarece Kanunda öngörülen en uzun taksit sayısı olan 18 taksite
ilişkin ödeme planı verilecektir.
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin
açık hükmü sebebiyle borçlular tercih ettikleri taksit süresinden daha uzun
bir sürede ödeme yapamayacaktır.
c) Taksitle yapılacak ödemeler için
Kanunun öngördüğü ilgili katsayı, yapılandırılan alacak tutarı ile
çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu tarafından seçilen taksit sayısına
bölünerek ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı
bulunacaktır.
Örneğin; borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte
ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı
6 eşit taksit için öngörülen (1,05) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan
tutar taksit sayısı olan 6 sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18
eşit taksiti seçmesi halinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,15)
katsayısı kullanılarak tespit edilecektir.
d) 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile
borçlulara seçtikleri taksit süresinden daha kısa sürede ödeme yapma imkanı
verilmekte ve daha kısa sürede yapılan ödemelerde madde hükmüne göre
hesaplanan katsayının düzeltilmesi öngörülmektedir.
Örneğin; borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit
taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı halde borcun 6 eşit taksit
için öngörülen sürede tamamen ödenmesi halinde, (1,15) katsayısı esas
alınarak hesaplanan tutar 6 eşit taksit için öngörülen (1,05) katsayısına
göre düzeltilecektir.
Kanunda genel
olarak 6, 9, 12 ve 18 eşit taksit süresi olmak üzere dört ayrı taksit
süresi ve bu süreler için dört farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan
ödemeler nedeniyle katsayı düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu
tarafından seçilen taksit süresine uygulanacak katsayı ile alacağın
tamamının ödendiği tarihin denk geldiği taksit süresi için belirlenmiş
katsayının birbirinden farklı olması gerekmektedir.
Örnek 13-
Kanun hükümlerinden yararlanmak
üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 18 eşit taksitte
ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun
kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 3.600,-TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit
taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 3.600,-TL alacak tutarı (1,15) katsayısı
ile çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle
taksit tutarı hesaplanacaktır.
18 eşit taksit için taksitlendirmeye
esas tutar : 3.600 x 1,15= 4.140,-TL
Taksit tutarı : 4.140/18= 230,-TL’dir.
Taksitlendirmeye esas olan 4.140,-TL’nin
(4.140-3.600=) 540,-TL’si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım 2011 aylarında
ödemesi gereken taksit tutarları toplamı olan (230 x 4 =) 920,-TL’yi
süresinde ödemiştir.
Aralık/2011 ayında mükellef vergi dairesine
başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Başvuru sırasında 18 eşit taksitte ödeme seçeneği
tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin
ödeme süresi içerisinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan
alacak tutarına (1,15) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan
(1,05) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden
hesaplanması gerekmektedir.
Yapılan hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas
alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak
ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.
Buna göre;
6 eşit taksit için taksitlendirmeye
esas tutar : 3.600 x 1,05=
3.780,-TL.
Ödenen toplam taksit tutarı : 230 x 4 =
920,-TL.
Tahsil edilecek toplam tutar : (3.780-920=) 2.860,-TL olacaktır.
Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan 3.600,-TL borcu
için (3.780-3600=) 180,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken ödeme mükellefe (540-180=) 360,-TL
daha az ödeme imkanı sağlayacaktır.
Örnek 14-
Kanun hükümlerinden yararlanmak
üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 12 eşit taksitte
ödemeyi talep etmiştir.
Vergi dairesi Kanun
kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 12.000,-TL olarak hesaplamıştır.
Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit
taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 12.000,-TL alacak tutarı (1,10)
katsayısı ile çarpılacaktır.
Bu şekilde bulunan tutar, 12’ye bölünmek suretiyle
taksit tutarı hesaplanacaktır.
12 eşit taksit için
taksitlendirmeye esas tutar :
12.000 x 1,10= 13.200,-TL
Taksit tutarı : 13.200/12=
1.100,-TL’dir.
Taksitlendirmeye esas olan 13.200,-TL’nin
(13.200-12.000=) 1.200,-TL’si toplam katsayı tutarıdır.
Mükellef, ilk 9 taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede
yapılan toplam tahsilat (1.100 x 9=) 9.900,-TL’dir.
Ekim/2012 ayında mükellef vergi dairesine
başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.
Mükellef tarafından borcun tamamı 12 eşit taksit
için öngörülmüş ödeme süresi (Mayıs/2011 ila Mart/2013) içinde erken
ödenmiş olmakla birlikte, ödemenin yapıldığı Ekim/2012 ayı Kanunda
belirlenen ve farklı katsayı uygulanmasını gerektiren 9 eşit taksit için
öngörülmüş süreden (Mayıs/2011 ila Eylül/2012) sonraya rastlamaktadır.
Kanunda 9 eşit taksit ila 12 eşit taksit arasındaki
süreler için farklı bir katsayı belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe
yapılan ödemeye 12 eşit taksit için belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı
uygulanması imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Ekim/2012 ayında
mükellefin kalan üç taksit tutarı olan toplam 3.300,-TL’yi ödemesi
gerekmektedir.
Örnek 15- Örnek 14’de belirtilen mükellefin taksitlendirilen
borcunun ilk 4 taksitini süresinde ödedikten sonra kalan kısmın tamamını
Ocak/2012 ayında ödediği kabul edildiğinde Kanun kapsamında ödenecek tutar
aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı
12.000,-TL’dir. Katsayı uygulanmak suretiyle taksitlendirilen tutar olan
13.200,-TL’ye karşılık dört taksit toplam tutarı olan 4.400,-TL tahsil
edilmiştir.
Başvuru sırasında 12 eşit taksitte ödeme seçeneği
tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin
ödeme süresi içerisinde borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle
yapılandırılan alacak tutarına (1,10) katsayısı yerine 6 eşit taksit için
öngörülmüş olan (1,05) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak
tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Yapılan hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas
alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları
çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.
Buna göre;
6 eşit taksit için taksitlendirmeye
esas tutar : 12.000 x 1,05=
12.600,-TL.
Ödenen toplam taksit tutarı : 1.100 x 4 =
4.400,-TL.
Tahsil edilecek toplam tutar : (12.600-4.400=)8.200,-TL
olacaktır.
Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan 12.000,-TL borcu
için (12.600-12.000=) 600,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.
Yapılacak erken ödeme mükellefe (13.200-12.600=) 600,-TL
daha az ödeme imkanı sağlayacaktır.
3- Kredi kartı ile ödeme
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü
fıkrasında “(4) Maliye Bakanlığı ve
Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine
bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci
maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü
takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi
kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler halinde yansıtılması ve
taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler
için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve
borçluya tahsilatın yapıldığını gösterir makbuz verilir. Bu şekilde tahsil
edilen tutarların bankalarca Hazine/Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına
aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen
süre, taksit aylarının son gününü izleyen
günden itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle
ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, 6111 sayılı Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarının kredi kartı kullanılmak suretiyle de
ödenmesine imkan vermektedir. Madde hükmüne göre kredi kartı kullanılarak
ödeme yapılabilmesi için alacaklı kurumlar olan Maliye Bakanlığı ve Sosyal
Güvenlik Kurumunun tahsilata aracılık yapan bankalarla anlaşma yapması
gerekmektedir.
Bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla Maliye
Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek alacakların tahsilatı amacıyla
ödemeye aracılık yapacak bankalarla gerekli anlaşma sağlanmış olup kredi
kartı kullanılmak suretiyle yapılacak ödemeler Gelir İdaresi Başkanlığının
internet sitesi (www.gib.gov.tr) üzerinden yapılabilecektir. Ancak,
bankaların uygulama geliştirmeleri halinde, internet siteleri veya şubeleri
üzerinden de kredi kartıyla tahsilat işlemleri yapılması mümkündür.
Kredi kartı ile yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin
veya birden fazla taksitin defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla
taksitin ilgili taksit aylarına yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde
yapılabilecektir.
Borçluların kredi kartına taksit şeklinde ödeme
yapmak istemeleri halinde, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan
alacak tutarı banka tarafından borçlunun hesaplarına Kanunun öngördüğü
taksit aylarında yansıtılacaktır. Bununla birlikte, borçlu tarafından
yapılan ödeme tutarını gösterir alındı, kredi kartı ile ödeme işleminin
yapıldığı tarih itibarıyla verilecek ve borç ödenmiş kabul edilecektir.
6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü
fıkrası gereğince kredi kartı kullanılmak ve borçlunun bankadaki kredi
hesaplarına taksit aylarında borç olarak yansıtılmak suretiyle yapılan
ödemeler ilgili taksit ayının son gününü izleyen günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde
belirlenen sürede Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Örneğin, borçlu tarafından Kanun
kapsamında taksitlendirilmiş alacağın ilk üç taksit tutarının kredi kartı
ile aynı gün ödendiği varsayıldığında, banka tarafından taksitler ilgili
taksit ayları olan Mayıs, Temmuz, Eylül/2011 aylarında borçlunun hesap ekstrelerine yansıtılacak
ve bu suretle yapılan tahsilat tutarları taksit aylarının son gününü
izleyen 20 gün içerisinde Hazine hesaplarına aktarılacaktır.
Kredi kartıyla yapılan taksitli
ödemenin Kanunun öngördüğü taksitli ödeme şekli olduğu dikkate alındığında,
bu şekilde yapılan ödemelerde de katsayı uygulanacaktır.
4- Mahsuben ödeme
6111
sayılı Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında Kanun hükümlerinden
yararlanarak borçlarını yapılandıran mükelleflerin vergi dairelerinden olan
alacaklarıyla yapılandırılan borçlarının ne şekilde ödeyebilecekleri hususu
düzenlenmiştir.
Madde hükmüne
göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme
alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için
başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade
alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu
taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi
içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak
ibraz etmeleri şarttır. Belgelere ek olarak mahsuben iadenin gerçekleştirilebilmesi
için teminat, yeminli mali
müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da aranan durumlarda, bunların da
aynı süre içinde vergi dairesine intikal etmiş olması gerekmektedir. 6111
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasına ilişkin Tebliğin
(VI/C-5-b ve g) bölümünde yapılan açıklamalar saklıdır.
Bu takdirde,
ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu
Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine
konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması halinde, mahsuben ödeme
suretiyle tahsil edilemeyen taksit tutarı için borçluya bildirimde bulunularak
eksik ödenen bu tutarın bir ay içerisinde ödenmesi hususunda bildirimde
bulunulması gerekmektedir.
Bir aylık süre
içerisinde eksik ödenen taksit tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten
ödendiği tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51
inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç
ödeme zammı ile birlikte ödenmesi halinde eksik ödenen tutar için bu Kanun
hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Mükelleflerin bu hükümden yararlanmaları için
başvurularını bu Tebliğe ekli (Ek:2/D) dilekçe ile yapmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, mükellefin
mahsup talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra, fazla veya yersiz
mahsup yapıldığının tespiti halinde, haksız alınan iade tutarı için vergi
mevzuatı gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu durumda, Kanun
kapsamında mahsup yoluyla yapılmış olan tahsilatlar için herhangi bir düzeltme
işlemi yapılmayacaktır.
Öte yandan, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin “II.
Özel Esaslar” bölümü uyarınca iade taleplerinde özel esaslar uygulanan
mükelleflerin, iade alacaklarının yapılandırılan borçlarına mahsubuna
ilişkin iade taleplerinde, iade alacağının dayanağı iade hakkı doğuran
işlem bazında ilgili KDV Genel Tebliğlerinde belirlenen genel esaslar
uygulanacaktır.
D- MADDE
HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu
fıkrasında “(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip
edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya kurumlar vergilerini,
gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve
özel tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden yararlanmak
üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi
türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri çok
zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında
ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde belirtilen
madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini
ödeme haklarını kaybederler.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, Kanunun 2 nci
maddesine göre ödenecek taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde uygulanacak
hükümler ile ilişkili olmayıp taksit ödeme süresince mükelleflerin beyanı
üzerine tahakkuk edecek vergilerin zamanında ödenmesi ile ilgilidir.
Buna göre, Kanunun 2 nci
maddesi hükmünden yararlanmak üzere yıllık gelir veya kurumlar vergileri,
gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve
özel tüketim vergisi için başvuruda bulunan mükelleflerin maddede öngörülen
diğer şartların yanı sıra; maddede belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme
süresince beyan üzerine ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden
mükellef tarafından seçilen son taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken
ödeme halinde borcun tamamen ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri
vadesinde ödemeleri şarttır.
Örneğin, gelir vergisi
mükellefi olan bir borçlu, Kanunun 2 nci maddesinden bu vergi türü için 18
eşit taksitte ödeme seçeneği ile yararlanması durumunda, ilk taksit ödeme
süresinin başladığı 1/5/2011 tarihinden 18 eşit taksitin sona erdiği
31/3/2014 tarihine kadar beyanı üzerine tahakkuk eden, gelir vergisini,
katma değer vergisini, gelir (stopaj) vergisini ve mükellefiyeti bulunması
halinde özel tüketim vergisini ve bu vergilerle birlikte tahakkuk eden
damga vergisini vadesinde ödemesi gerekmektedir.
Taksit ödeme süresince beyan
üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi şartı, bir takvim
yılında her bir vergi türü için en fazla iki defa ihlal edilebilecektir.
Böyle bir durumda borçlular Kanun hükümlerinden yararlanma haklarını
kaybetmeyecektir.
Ancak, bir vergi türünün bir
takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi
halinde mükellefler üçüncü ihlale konu verginin vadesinin rastladığı ayın
sonuna kadar (bu tarih dahil) ödedikleri taksitler için Kanun hükmünden
yararlanacak bu tarihten sonra ise Kanun kapsamında ödeme haklarını kaybedeceklerdir.
Diğer taraftan, mükelleflerin
çok zor durumda bulunmaları nedeniyle borçlarını vadesinde ödeyememeleri
hali Kanunun ihlal nedeni sayılmamıştır.
Çok zor durum hali, 6183 sayılı
Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok zor durum” halini ifade etmektedir.
Buna göre, 6183 sayılı Kanuna
göre vadesinde ya da vadesinden önce
yapılan müracaatlara istinaden borçları tecil edilen mükelleflerin çok
zor durumda bulundukları kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali
dışındaki nedenlerle (Örneğin, katma değer vergisi gibi taksitlendirilmesi
uygun görülmeyen vergiler veya diğer nedenler) uygun görülmeyen mükellefler
için tecil yapılmamakla birlikte, çok zor durum halinin varlığı tespit
edilmişse madde hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
Vergi dairelerince,
mükelleflere hangi vergi türlerinden Kanundan yararlandıkları konusunda
ayrıntılı bilgi verilecektir.
2- 6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci
fıkrasında “(2) Bu Kanunun 3 üncü
maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde
ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10’unu aşmamak
şartıyla 5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu
Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, Kanun kapsamında
ödenecek taksitler ile taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk edecek
vergilerde 5 liraya kadar yapılacak eksik ödemeler konusunda ne şekilde
işlem yapılacağı konusunu düzenlemektedir.
Buna göre, taksit ödeme
süresince beyan üzerine tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu
fıkrasında belirtilen vergilerin (her bir vergi türü itibarıyla) vadesinde
yapılan ödemelerinde 5 liraya kadar eksik ödemeler ihlal sebebi
sayılmayacaktır. Bununla birlikte, tahakkuk eden alacağın %10’u 5 liranın
altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali
ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal
sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.
Örneğin, Kanun hükmünden
gelir vergisi için yararlanmış bir mükellefin Temmuz/2011 dönemine ilişkin
beyanı üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi 2.855,-TL olmasına rağmen
bankaya 2.850,-TL olarak ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 5 lirayı
aşmadığından Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan
tahakkuk eden verginin % 10’u olan (2.855 x % 10=) 285,50 TL ise 5 liradan
daha fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı
tabiidir.
3- Kanunun 2 nci
maddesinin yedinci fıkrasında, bu madde
hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı
sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu
belirtilmiştir. Bu nedenle, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların
bu yöndeki iradelerini başvuruları sırasında belirtmeleri gerekmektedir.
E- DİĞER HUSUSLAR
1- 6111 sayılı Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin
hükümlerinden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan sorumluluk
düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni
temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar
dikkate alınarak yararlanabileceklerdir. 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik Kanunu uyarınca
mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen
sorumluluğu bulunan yeminli mali müşavirlerin de bu madde hükmünden
yararlanmaları mümkündür.
Asıl amme borçlusu ile
birlikte borcun ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu olması halinde bu
kişilerce Kanun hükümlerinden farklı taksit seçenekleri seçilmek suretiyle
yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
2- Adi ortaklıklarda ve kollektif şirketlerde
ortakların şirketin borçları dolayısıyla müştereken ve müteselsil sorumluluğunun
bulunması nedeniyle şirket adına tarh edilen vergi ve cezalar ile
hesaplanan gecikme zammı ve gecikme faizleri için ortaklık adına Kanun
hükümlerinden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
3- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla
haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine
göre iflasının açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel kişilerin Kanun
hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini yürüten iflas
idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak müracaat etmesi zorunludur.
Bununla birlikte, iflas
halindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin 213
sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun uyarınca haklarında bu sıfatları
nedeniyle yapılan takip işlemlerinden dolayı tüzel kişiliğin vergi
dairesine olan borçları için Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün
bulunmaktadır.
Ancak, iflas halinde bulunan
mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak Kanundan yararlanmak
için başvuru süresi içerisinde herhangi bir başvuru bulunmaması ve bu
alacakların 2/5/2011 tarihinden sonra iflas masasına kaydedilmiş olması
halinde, alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi 6111 sayılı
Kanun hükümlerinden yararlanılamayacaktır.
2004 sayılı Kanunun 179 ve devamı
maddelerinde düzenlenen iflas ertelemesine ilişkin hükümler çerçevesinde
iflas ertelemesine karar verilen şirkete veya kooperatife mahkemece
erteleme kararıyla birlikte kayyım atanmaktadır. Mahkeme, yönetim organının
yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyıma verebileceği gibi yönetim
organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini kayyımın onayına bağlı
kılmakla da yetinebilir. Haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan
şirketler ve kooperatifler 6111 sayılı Kanuna göre yapacakları
başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararına göre temsile yetkili
kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.
4- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce,
vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi
bulunan mükellefler diledikleri takdirde mahsup talep ettikleri borçları
için Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade
talebinden vazgeçtiklerini bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla
vergi dairesine mahsup talepli borçları olması halinde, her birine ayrı
ayrı Kanundan yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde ekte bir örneği yer alan (Ek:2/E)
dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.
Mükellefin kendi borcu dışında,
ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup talebi olması
halinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna mahsup istenen
üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır. Lehine
mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade beyanı olmadan
Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceği tabiidir. Bu takdirde,
mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup talebi hükümsüz kalacaktır.
Bununla birlikte, mahsup talebinden
vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade alacaklarını 6111 sayılı
Kanunun kapsamındaki taksitlerine Kanunun 18 inci maddesinin beşinci
fıkrası hükmüne göre veya Kanun kapsamında yapılandırılmayan vergi
borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu
durumda, mahsuba esas alınacak tarih, Kanunun yayımlandığı tarihten sonra
yaptıkları başvuru esas alınarak belirlenecektir.
Diğer taraftan, katma değer vergisi iade alacağının
vergi borcuna mahsubunu talep eden ve vergi borcunu 6111 sayılı Kanuna göre
ödemek üzere bu mahsup talebinden vazgeçen mükelleflere anılan alacaklarının,
mahsubundan vazgeçilen borcun söz konusu Kanun kapsamında
yapılandırılmasından sonra hesaplanan taksit tutarları toplamını aşan kısmı
ilgili mevzuat hükümlerine göre ve 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de
göz önünde bulundurularak nakden iade edilebilecektir.
5- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü
fıkrasında, Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen
hacizlerin yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden
teminatların iade edileceği hükme bağlanmıştır.
Buna göre, Kanun kapsamındaki borçlarını
ödemek üzere başvuran ve borçlarına karşılık ödemede bulunan mükelleflerin
mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu malların bölünebilir nitelikte
olması ve haczin devam edeceği malların amme alacağını karşılayacak değerde
olması halinde, ödemeler nispetinde kaldırılacaktır.
Bu hüküm çerçevesinde, borçları Kanun
hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin teminat değişikliği talepleri
de değerlendirilebilecektir.
6- 6111 sayılı Kanuna göre başvuruda bulunan ve
borçları Kanuna göre taksitlendirilen mükellefler tarafından, vergi
borçlarının olup olmadığına dair yazı istenilmesi halinde taksitlendirme
ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş borcun bulunmadığına
dair yazı verilecektir.
7- 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının
(ç) bendi ile il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil
bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlara, Kanun kapsamında
yapılandırılan alacak tutarlarını genel taksit süresinden daha uzun sürede
ikişer aylık dönemler halinde 36 eşit taksitte ödenmesi imkanı verilmiştir.
Aynı bent ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü,
Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş
olan ve Türkiye’de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerine de
Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklarını ikişer aylık dönemler halinde
42 eşit taksitte ödeme imkanı tanınmıştır. Spor kulüplerinin bu imkandan
yararlanabilmeleri için başvuru sırasında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü,
Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş
spor kulübü olduklarını belirten belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu
kulüplerin dernek veya şirket şeklinde örgütlenmiş olması madde ile verilen
imkandan yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden
aranılan amme alacaklarıyla ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan
kişiler de bu hükümden yararlanabilecektir.
6111 sayılı Kanun hükmüne göre bu
kuruluşların kendilerine verilen imkanı kullanarak ödeme yapmak istemeleri
halinde, yapılandırılan alacak tutarına; yirmidört eşit taksit için (1,20),
otuz eşit taksit için (1,25), otuzaltı eşit taksit için (1,30) ve kırkiki
eşit taksit için (1,35) katsayısı uygulanacaktır. Katsayı uygulaması bu
Tebliğin (II/C-2) bölümüne göre yapılacaktır.
Diğer taraftan, il özel
idareleri, belediyeler ve bunlara
bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar dışında il
özel idareleri ve belediyelere ait tüzel kişiler Kanunun tanıdığı 36 eşit
taksit imkanından yararlanamayacaklardır.
8- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin dördüncü
fıkrasında “(4) 5393 sayılı Kanunun
geçici 5 inci maddesi ile 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir
Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar
hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” hükmü yer almakta olup, anılan
Kanunlar uyarınca uzlaşma hükümlerinden yararlanan kuruluşlardan aranılan
amme alacaklarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmamasına
özellikle dikkat edilecektir.
9- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin altıncı
fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanan il özel idareleri,
belediyeler ve bunlara bağlı müstakil
bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü
uygulanmayacaktır. Buna göre, anılan kuruluşların, Kanunun 2 ve 3 üncü
maddelerinden yararlanmak üzere başvuruları üzerine yapılandırılan
borçlarını ödeme süresince beyanları üzerine tahakkuk eden vergilerini
vadesinde ödeme şartı bulunmamaktadır.
10- Borçlu
tarafından Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi kartı kullanılmak
suretiyle yapılması durumunda borç kredi kartı ile ödeme işleminin
gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu şekilde yapılmış olan ödemeler
yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler ödeme
nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar iade edilecektir.
Kredi kartıyla son taksiti de içerecek şekilde
ödeme yapılması halinde;
- Kredi kartıyla yapılan ödemelerin ilişkin olduğu
motorlu taşıtların satış ve devrine ait ilişik kesme belgesi
verilebilecektir.
- Kredi kartı ile yapılan ödeme tarihinden itibaren
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan taksit ödeme
süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenme şartı
aranılmayacaktır.
11- 6111 sayılı Kanunun
2 nci maddesi hükümlerinden yararlanmak için açılmış davalardan vazgeçilmesi
şart olduğundan, borçlular tarafından Kanundan yararlanmak için yapılan
başvurular üzerine tahsilat işlemlerinden dolayı açılmış davalar sulh
yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesi
uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emrine karşı
açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden yararlanmak üzere
başvuruda bulunulması halinde, ödeme emrine karşı açılmış davalardan da
vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince %10 oranındaki
haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.
12- 6111 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi
hükümlerinden yararlanma talebinde bulunmayan ancak Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla 13/11/2008 tarihli ve
5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun
kapsamında tahakkuk eden vergilerini ödememiş bulunan mükellefler, bu
borçlarını 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında ödeyebileceklerdir.
13- 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin yedinci
fıkrasında; 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinden
yararlanmak üzere Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna (YURTKUR) olan
öğrenim ve katkı kredisi borçlarını yapılandırmak üzere başvuruda bulunan
ancak Kanunun öngördüğü şartları yerine getiremeyen borçlulara, 351 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi çerçevesinde borçlarını ödeme imkanı
getirilmiştir. Bu hükümden yararlanmak isteyenlerin 31/5/2011 tarihine
kadar YURTKUR’a başvurmaları gerekmektedir.
Diğer taraftan, gerek Kanunun 17 nci maddesinin
yedinci fıkrası hükmünden yararlanmak istemeyen gerekse daha önce 351
sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinden yararlanmayan borçlular 6111
sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanabilecektir.
14- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda
bulunmayan ya da borçları Kanun kapsamına girmeyen mükelleflerden aranılan
amme alacaklarının takip ve tahsiline devam edilecektir.
III–
KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARINA İLİŞKİN
HÜKÜMLER
6111
sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde “(1) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilk derece yargı mercileri
nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen,
resen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine
ilişkin tahakkuklarda; vergilerin/gümrük vergilerinin % 50’si ile bu tutara
ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilerin/gümrük
vergilerinin % 50’si, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı
olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı
gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla gümrük vergilerine
ilişkin gümrük yükümlülüğü doğmuş ve idari itiraz süresi geçmemiş veya
idari itiraz mercilerine intikal etmiş bulunan tahakkuklar hakkında da bu
fıkra hükmü uygulanır.
(2) Bu Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine
göre itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da itiraz veya temyiz yoluna
başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme
yoluna başvurulmuş olan ikmalen, resen veya idarece yapılmış vergi
tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda, bu maddeye göre
ödenecek alacak asıllarının tespitinde, bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tarhiyatın/tahakkukun
bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınır. Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;
a) Terkine ilişkin karar olması halinde, ilk tarhiyata/tahakkuka esas
alınan vergilerin/gümrük vergilerinin % 20’si ile bu tutara ilişkin faiz,
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, verginin/gümrük
vergilerinin kalan % 80’inin, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak
aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu
cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
b) Tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması halinde, tasdik
edilen vergilerin/gümrük vergilerinin tamamı ile bu tutara ilişkin faiz,
gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak
aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu
cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
tahsilinden vazgeçilir. Ancak, verilen en son kararın bozma kararı
olması halinde birinci fıkra hükmü, kısmen onama kısmen bozma kararı olması
halinde ise onanan kısım için bu fıkranın (b) bendi, bozulan kısım için
birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Bu Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla sadece vergi cezalarına/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari
para cezalarına ilişkin dava açılmış olması halinde;
a) Asla bağlı cezaların, verginin/gümrük
vergilerinin bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya 2 nci
maddeye ilişkin olarak bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla,
tamamının ve bunlara bağlı gecikme zamlarının,
b) Asla bağlı olmaksızın kesilen vergi
cezalarından/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarından bu
maddenin birinci fıkrasında belirtilen safhada olanlarda cezanın % 25’inin,
ikinci fıkrasının; (a) bendinde belirtilen safhada olanlarda cezanın % 10’unun, (b) bendinde belirtilen safhada bulunanlarda tasdik edilen ceza
tutarının % 25’inin, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi
şartıyla kalan cezaların,
tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın (b) bendi hükmü tarh edilen vergi
ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi
cezaları için de uygulanır.
(4) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla üçüncü fıkra kapsamı
dışında kalan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararlarına
karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması halinde; kesilen
idari para cezalarından ilk derece yargı merciinde ihtilaflı olanlarda
cezanın % 50’si, ilk derece yargı merciinin cezayı kaldırdığı ancak itiraz
veya temyiz merciinde yargılamanın devam ettiği safhada olanlarda cezanın %
20’si, ilk derece yargı merciinin kısmen veya tamamen onayladığı cezalarda
onaylanan kısmın % 50’si ile bu tutara faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, bu
Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
kalan cezalar ile bu cezalara bağlı fer’i alacakların tamamının tahsilinden
vazgeçilir.
(5) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden
verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş
olan vergi cezaları için üçüncü fıkra hükmü uygulanır.
(6) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak, teşvik ve
yardım fiilleri nedeniyle kesilen vergi cezalarında, cezaya muhatap olanlar
bu madde hükmünden üçüncü fıkranın (b) bendinde açıklandığı şekilde
yararlanır.
(7) Bu maddeye göre ödenecek alacakların tespitinde
esas alınacak olan en son karar, tarhiyata/tahakkuka ilişkin verilen ve bu
Kanunun yayımlandığı tarihten önce (bu tarih dâhil) taraflardan birine
tebliğ edilmiş olan karardır.
(8) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla; uzlaşma hükümlerinden
yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya
uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış
ancak, dava açma süresi geçmemiş alacaklar da bu madde hükmünden
yararlanır.
(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
takip edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya kurumlar
vergilerini, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer
vergisi ve özel tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu
vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden
vergileri çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim
yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde
belirtilen madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan
taksitlerini ödeme haklarını kaybederler.
(10)
Bu madde hükmünden yararlanılması için madde kapsamına giren alacaklara karşı
dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına
başvurulmaması şarttır.
(11) Bu
madde hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunan ancak bu Kanunda
belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan ilk
tarhiyata/tahakkuka göre belirlenen alacaklar başka bir işleme gerek
olmaksızın takip edilir. Şu kadar ki, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce
verilmiş olan en son yargı kararının, tarhiyatın/tahakkukun tasdikine
ilişkin olması halinde bu karar üzerine tahakkuk eden alacaklar takip edilir.”
hükmü yer almaktadır.
Söz
konusu madde ile Maliye
Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince
takip edilen kesinleşmemiş veya dava
safhasında bulunan amme alacaklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Madde kapsamına tür ve dönem
açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin (I/A-1-a ve c, I/C-1)
bölümlerinde
belirtilen vergiler, vergi cezaları, idari para cezaları, faiz, gecikme
faizi ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklar girmektedir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
Madde hükmünün
uygulanılabilmesi için, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla;
a) İkmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir
tarhiyatın bulunması ve tarhiyata karşı;
- Vergi mahkemeleri nezdinde
dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış bulunması,
- Bölge idare mahkemeleri
veya Danıştay nezdinde ilgisine göre itiraz, temyiz veya karar düzeltme talep
sürelerinin geçmemiş olması ya da bu yollara başvurulmuş olması,
b) Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin
idari yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi
geçmemiş veya dava açılmış olması ya da ilk derece yargı merciinin verdiği
karara karşı kanun yoluna başvurma süresi geçmemiş veya başvurulmuş olması,
gerekmektedir.
Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanılmak için 2 Mayıs 2011 tarihine kadar bağlı
bulunulan tahsil dairesine yazılı olarak başvuruda bulunulması ve başvuru
dilekçesinde dava açılmayacağı, açılmış davalardan vazgeçileceği yönünde
iradenin belirtilmesi şarttır.
Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince
ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlarla ilgili davalara konu
alacaklar açısından madde hükmünden yararlanmak isteyenlerin bu Tebliğ
ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi
(Ek: 4/A, 4/B, 4/C) iki
örnek hazırlayarak 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı bulundukları vergi dairesine
vermeleri gerekmektedir.
Kanunun 20 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü
gereğince, davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili vergi dairelerine verilecek
ve bu dilekçelerin vergi dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine
verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir.
Bu nedenle, vergi dairelerince alınan dilekçenin bir örneği derhal davanın
bulunduğu yargı merciine gönderilecektir.
6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü
fıkrası hükmünden yararlanmak isteyen borçluların, Kanunun 20 nci
maddesinin beşinci fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden,
idari para cezalarına karşı dava açtıkları idarelere başvuruda bulunmaları
ve 3 üncü maddesi kapsamında Kanun hükmünden yararlanmak istediklerini ve
davadan vazgeçtiklerini belirtir bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun
dilekçeyi (Ek:4/D-1, 4/D-2, 4/D-3)
3 örnek olarak hazırlayarak 2 Mayıs
2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili idarelere vermek
suretiyle başvurmaları uygun görülmüştür.
Davadan vazgeçme dilekçelerini alan bu idarelerce
dilekçelerin alındığı tarih ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak
dilekçeler ilgili yargı merciine derhal gönderilecektir. Bu dilekçeler
cezayı veren idarelere verilmekle birlikte Kanun kapsamında yapılandırılan
alacaklara ilişkin ödemeler ilgili vergi dairesine yapılacaktır. Bu
nedenle, ilgili idarelerce alınan davadan vazgeçme dilekçesinin bir örneği
de başvuruyu müteakip 3 iş günü içerisinde ilgili vergi dairesine
gönderilecektir.
Birden fazla dava dosyası bulunan mükellefler
dilekçelerinde, hangi dava dosyası için Kanun hükümlerinden yararlanmak
istediklerini belirteceklerdir.
Tüzel kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan
teşekküller tarafından açılan davalardan vazgeçme yetkisi bunların kanuni
temsilcilerinde bulunduğundan, madde hükmünden yararlanma başvuruları
kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır. Aynı şekilde, iflas idaresi
tarafından açılan ya da ihtilafı devam ettirilen davalardan da iflas
idaresince vazgeçilmesi gerekecektir. Kanuni temsilciler bu başvuruları
sırasında dilekçelerine temsilci sıfatlarını gösteren belgeyi ekleyeceklerdir.
B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ
1-
Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde
Dava Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler
Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına,
ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilmiş olup, Kanunun yayımlandığı tarih
(bu tarih dahil) itibarıyla vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da
dava açma süresi geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.
Bu safhada vergiler henüz tahakkuk etmemiş
olduğundan, madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması
halinde, dava konusu yapılmış olan vergiler, ilk tarhiyat tutarına göre
ihbarnamenin tebliğ edildiği tarih esas alınarak dava açma süresinin son
günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten itibaren 1 ay sonrası ise
vade tarihi olacaktır.
Madde hükmüne göre, vergi aslının % 50’si ile bu
tutara; yukarıda belirtilen şekilde belirlenen tahakkuk ve vade tarihleri
esas alınarak hesaplanması gereken gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak
TEFE/ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi, dava
açılmaması ve açılan davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin %
50’sinin, gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi aslına bağlı vergi
cezaları ve bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla vergi
mahkemesinde dava açma süresi henüz geçmemiş olan vergilere gecikme faizi
yerine hesaplanması gereken TEFE/ÜFE tutarı, Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar hesaplanacaktır.
Madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan
mükelleflerin, vergi mahkemeleri nezdinde devam eden dava sırasında
vergilerini tahakkuk etmeden önce ödemiş olmaları halinde, tahsil edilen bu
tutarlar Kanunun 21 inci maddesine dayanılarak 3 üncü madde hükmüne göre
ödenmesi gereken vergi ve TEFE/ÜFE tutarına mahsup edilecek, kalan tutar
6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de gözönünde bulundurularak red ve iade
edilecektir.
Ayrıca, Kanunun 3 üncü
maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi hükmü gereğince ilk derece mahkemesince
verilen kararın bozulması nedeniyle yeniden karar verilmek üzere
mahkemesine iade edilmiş davalara konu alacaklar için bu maddeden
yararlanılmak üzere yapılan başvurular üzerine alacaklar, bu bölümde açıklandığı
şekilde yapılandırılacak ve bu alacaklara karşılık Kanunun yayım tarihinden
önce tahsil edilmiş tutarlar da madde hükmüne göre ödenmesi gereken
tutarlara mahsup edilerek bakiyesi red ve iade edilebilecektir.
Örnek 1- Mükellefin defter ve belgelerinin Ocak/2008
vergilendirme dönemi katma değer vergisi yönünden incelenmesi sonucu
mükellef adına 80.000,-TL katma değer vergisi tarh edilmiş ve 80.000,-TL
vergi ziyaı cezası kesilmiştir.
Bu tarhiyata ilişkin
vergi/ceza ihbarnamesi, 3/2/2010 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiş,
yapılan tarhiyata süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ve
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla mahkemece bir karar verilmemiştir.
Kanundan yararlanmak
üzere başvuruda bulunan mükellefin, vergi aslının % 50’si ile bu tutara tahakkuk ve
vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine
hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarını, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi
halinde, verginin kalan % 50’si ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi
ziyaı cezası ile bu cezaya uygulanan gecikme zamlarının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Buna göre;
|
Gecikme Faizi Hesaplanan Süre
|
Alacak Tutarı
|
Toplam Gecikme Faizi Oranı
|
Gecikme Faizi Tutarı
|
Tahsili Gereken Alacak Aslı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
Gecikme Faizi Yerine TEFE/ÜFE Tutarı
|
|
26/2/2008-5/3/2010
|
80.000,00
|
%58,35
|
46.680,00
|
40.000,00
|
%
14,05
|
5.620,00
|
Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı
tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan TEFE/ÜFE aylık değişim oranları ve
TEFE/ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.
|
Gecikme
Zammı Hesaplanan Süre
|
Alacak Tutarı
|
Toplam Gecikme Zammı Oranı
|
Gecikme Zammı Tutarı
|
Tahsili Gereken Alacak Aslı
|
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
|
Gecikme Zammı Yerine TEFE/ÜFE Tutarı
|
|
5/4/2010-24/2/2011
|
80.000,00
(KDV)
|
%
18,7373
|
14.989,84
|
40.000,00
|
%
8,2653
|
3.306,12
|
|
5/4/2010-24/2/2011
|
80.000,00
(Vergi
Ziyaı C.)
|
%
18,7373
|
14.989,84
|
-----
|
------
|
------
|
|
Ödenecek Tutar
|
|
Katma Değer Vergisi
|
:
|
40.000,00 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı
(Gecikme Faizi Yerine)
|
:
|
5.620,00 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı
(Gecikme Zammı Yerine)
|
:
|
3.306,12 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
48.926,12 TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar
|
|
Katma Değer Vergisi
|
:
|
40.000,00 TL
|
|
Gecikme Faizi
|
:
|
46.680,00 TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezası
|
:
|
80.000,00 TL
|
|
Vergi Aslına Uygulanan
Gecikme Zammı
|
:
|
14.989,84
TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezasına
Uygulanan Gecikme Zammı
|
:
|
14.989,84
TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
196.659,68 TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 48.926,12 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesi halinde, toplam 196.659,68 TL
tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
2-
Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla, Bölge İdare Mahkemeleri
veya Danıştay Nezdinde İlgisine Göre İtiraz veya Temyiz Süreleri Geçmemiş
ya da Bu Yollara Başvurulmuş ya da Karar Düzeltme Talep Süresi Geçmemiş
veya Karar Düzeltme Yoluna Başvurulmuş Vergiler
6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrası kapsamına; ikmalen, re’sen ve idarece tarh edilmiş olup Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya Danıştay
nezdinde ilgisine göre itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da bu
yollara başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar
düzeltme yoluna başvurulmuş vergiler girmektedir.
Bu fıkra hükmüne göre ödenecek alacak asıllarının
tespitinde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en
son safhadaki tutar esas alınacaktır. Tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki
tutar, Kanunun yayımından önce verilmiş ve taraflardan birine tebliğ
edilmiş kararlar dikkate alınarak tespit edilecektir.
a)
Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın terkin kararı
olması;
Kanunun 3 üncü maddesinin
ikinci fıkrasının (a) bendine göre, madde hükmünden yararlanılması için
terkin edilen vergilerin ilk tarhiyat tutarı esas alınarak % 20’si ile bu tutara ilişkin gecikme
faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi gerekmektedir. Bu takdirde, verginin kalan % 80’inin,
gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi
cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Madde hükmüne göre ödenecek vergi aslı ve TEFE/ÜFE
tutarının tespitinde bu Tebliğin (III-B/1) bölümünde yapılan açıklamalar
dikkate alınacaktır. Bu safhadaki vergilere karşılık daha önce tahsilat
yapılmış olması halinde de aynı bölümdeki açıklamalara göre işlem
yapılacaktır.
Örnek
2- Örnek 1’de
vergi mahkemesince davanın kabul
edilerek tarhiyatın terkinine karar verildiği ve 15/12/2010 tarihinde vergi
dairesi kayıtlarına intikal eden karara karşı temyiz yoluna gidildiği ve
Kanunun yayımlandığı tarihten önce temyiz talebine ilişkin herhangi bir kararın verilmediği kabul edildiğinde
ise yapılandırılan alacak tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Kanunun yayımlandığı tarihte
verilmiş en son karar tarhiyatın terkinine ilişkin olduğundan ödenecek vergi
aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının % 20’si olacak ve Kanun hükmü
gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve
gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu
alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde,
verginin % 80’i ile gecikme zammı ve gecikme faizi ile vergi ziyaı cezası
ve bu cezaya uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna
göre;
|
Gecikme Faizi Hesaplanan Süre
|
Alacak Tutarı
|
Toplam Gecikme Faizi Oranı
|
Gecikme Faizi Tutarı
|
Tahsili Gereken Alacak Aslı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
Gecikme Faizi Yerine TEFE/ÜFE Tutarı
|
|
26/2/2008-5/3/2010
|
80.000,00
|
%58,35
|
46.680,00
|
16.000,00
|
%
14,05
|
2.248,00
|
Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı
tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE
tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.
|
Gecikme
Zammı Hesaplanan Süre
|
Alacak Tutarı
|
Toplam Gecikme Zammı Oranı
|
Gecikme Zammı Tutarı
|
Tahsili Gereken Alacak Aslı
|
Toplam TEFE/ÜFE Oranı
|
Gecikme Zammı Yerine TEFE/ÜFE Tutarı
|
|
5/4/2010-24/2/2011
|
80.000,00
(KDV)
|
%
18,7373
|
14.989,84
|
16.000,00
|
%
8,2653
|
1.322,45
|
|
5/4/2010-24/2/2011
|
80.000,00
(Vergi
Ziyaı C.)
|
%
18,7373
|
14.989,84
|
-----
|
------
|
------
|
|
Ödenecek Tutar
|
|
Katma Değer Vergisi
|
:
|
16.000,00 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı
(Gecikme Faizi Yerine)
|
:
|
2.248,00 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı
(Gecikme Zammı Yerine)
|
:
|
1.322,45 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
19.570,45
TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar
|
|
Katma Değer Vergisi
|
:
|
64.000,00 TL
|
|
Gecikme Faizi
|
:
|
46.680,00 TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezası
|
:
|
80.000,00
TL
|
|
Vergi Aslına Uygulanan
Gecikme Zammı
|
:
|
14.989,84
TL
|
|
Vergi Ziyaı Cezasına
Uygulanan Gecikme Zammı
|
:
|
14.989,84
TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
220.659,68
TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 19.570,45 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde,
toplam 220.659,68 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla, ilk derece mahkemesinin tarhiyatı terkin ettiği kararın üst
yargı merciince onaylanmış ve ihtilafın karar düzeltme aşamasında olması halinde
de bu bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
Örnek 3- Örnek 2’de belirtilen ihtilafla ilgili olarak
Danıştay tarafından vergi mahkemesinin terkine ilişkin kararının onandığı
ve Danıştay’ın söz konusu kararına karşı vergi dairesince yapılan karar
düzeltme başvurusu hakkında Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla herhangi
bir karar verilmediği kabul edildiğinde de ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının % 20’si olacak ve Kanun hükmü gereği bu
tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme
zammı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak
tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, verginin %
80’i ile gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya
uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
b)
Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın tasdik veya
tadilen tasdik kararı olması;
Kanunun 3 üncü maddesinin
ikinci fıkrasının (b) bendine göre, tasdik edilen vergilerin tamamı ile bu
tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla,
gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi
cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Tadilen tasdike ilişkin
kararlarda tasdik edilmiş alacak tutarı üzerinden Kanun hükümlerine göre yapılandırmaya
esas alacak tutarı belirlenecektir. Bu tür kararlarda tasdik edilmeyen
alacaklar açısından Kanun kapsamında ödeme öngörülmemiştir. Bu alacaklar,
tadilen tasdik edilen alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödenmesine bağlı olarak terkin edilecektir.
Vergi mahkemesinin tasdik veya tadilen tasdik
kararı üzerine hesaplanmış olan vergilerin Kanunun yayımlandığı tarihten
önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması halinde, Kanun hükmüne göre
ödenecek tutar bu Tebliğin (II-B/3) bölümündeki açıklamalara göre tespit
edilecektir.
c)
Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;
- Bozma
kararı olması halinde, ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-1) bölümüne
göre tespit edilecektir.
- Onama kararı (tarhiyatı tasdik eden karar) olması
halinde, ödenecek tutar, bu
Tebliğin (III/B-2-b) bölümüne göre tespit edilecektir.
- Kısmen
onama, kısmen bozma kararı olması halinde,
onanan kısım için ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümündeki,
bozulan kısım için bu Tebliğin (III/B-1) bölümündeki açıklamalara göre
tespit edilecektir.
6111 sayılı Kanun uygulamasında;
-
Bozma kararları, üst yargı mercilerinin ilk derece mahkemelerinin tarhiyata
ilişkin olarak verdikleri kararların bir bütün olarak bozulmasını sağlayan,
- Kısmen onama, kısmen
bozma kararları ise, üst yargı mercilerince ilk derece mahkemesinin tarhiyata
ilişkin verdiği tasdik veya tadilen tasdike ait kararın bir kısmının
onaylanması bir kısmının ise bozulmasına ilişkin,
kararlardır.
Bu itibarla, tarhiyata
ilişkin verilen kararların yukarıda yapılan açıklamalara göre
değerlendirilmesi gerekmektedir.
3-
Kanunun Yayımlandığı Tarih İtibarıyla Sadece Vergi Cezalarına Karşı Açılan
Davalar
Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında,
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı olan vergi cezalarının
Kanun kapsamında ne şekilde yapılandırılacağına ilişkin düzenlemeler yer
almaktadır.
a) Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a)
bendi hükmüne göre, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla açılmış olan davanın
sadece vergi aslına bağlı cezalara ilişkin olması halinde, bu cezaların
bağlı olduğu vergilerin, Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması
ya da Kanunun 2 nci maddesine göre ödenmesi şartına bağlı olarak vergi
aslına bağlı ceza ve bunlara ilişkin gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.
b) Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b)
bendi hükmüne göre, ihtilaf konusunun sadece vergi aslına bağlı olmayan
ceza olması halinde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla;
- Vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmış veya dava
açma süresi geçmemiş olan cezaların % 25’inin,
- Verilmiş en son kararın terkin kararı olması
halinde cezaların %10’unun,
- Verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen
tasdik kararı olması halinde tasdik edilen ceza tutarının % 25’inin,
bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla kalan cezaların tahsilinden vazgeçilecektir.
Sadece vergi aslına bağlı olmayan cezalara yönelik
açılmış davalarda üst yargı mercilerince Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
verilmiş bulunan en son kararın onama veya kısmen onama-kısmen bozma kararı
olması halinde, ödenecek tutar onanan kısmın % 25’i, bozulan kısmın % 10’u,
bozma kararı olması halinde % 25’i esas alınarak Kanun hükmünden
yararlanılacaktır.
c) Tarh edilen vergi ile birlikte dava konusu edilen
asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezaları için de bu bölümün (b) alt
bölümündeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.
d) Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı tarihten
önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği
beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları
için de mükelleflerin 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre
Kanundan yararlanabilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda, kesilen cezanın
türüne göre bu bölümün (a) veya (b) alt bölümlerinde yapılan açıklamalara
göre işlem yapılacaktır.
4-
İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları
Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrasında,
iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilen ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan vergi
ziyaı cezalarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Buna göre, belirtilen fiiller nedeniyle cezaya
muhatap olan ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bu konuda yargı
mercilerinde ihtilaf oluşturmuş olan kişiler bu Tebliğin (III/B-3-b) bölümünde yapılan açıklamalara
göre Kanun hükmünden yararlanabileceklerdir.
5-
Kanunun Yayımlandığı Tarih İtibarıyla Uzlaşma Talepli Alacaklar
Kanunun 3 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında,
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere
başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya
da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava açma süresi geçmemiş alacaklar için Kanunun
3 üncü maddesi hükmünden yararlanılacağına yönelik düzenleme
yapılmıştır.
Bu safhada bulunan alacaklar için Kanun hükmünden
yararlanılmak istendiği takdirde, bu Tebliğin “1- Kanunun Yayımlandığı
25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde Dava Açılmış veya
Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler” başlıklı (III/B-1) bölümünde belirtilen
şekilde işlem yapılacaktır.
Bu takdirde, madde hükmünden yararlanmak isteyen
mükelleflerin uzlaşma talebinden vazgeçmeleri ve dava açmamaları şarttır.
6- Kanunun
Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya
İhtilaf Konusu Olan İdari Para Cezaları
Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında,
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu
olan veya dava açma süresi geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına
giren idari para cezalarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Madde hükmüne göre, Kanunun yayımlandığı tarih
itibarıyla Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin
olarak;
- Dava açma
süresi geçmemiş veya dava açılmış olması halinde, kesilen idari para
cezalarından ilk derece yargı merciinde ihtilaflı olanlarında cezanın %
50’si,
- İlk derece
yargı merciinin cezayı kaldırdığı ancak itiraz veya temyiz merciinde
yargılamanın devam ettiği safhada olanlarında cezanın % 20’si,
- İlk derece
yargı merciinin kısmen veya tamamen onayladığı cezalarda onaylanan kısmın %
50’si,
ile bu tutara faiz, gecikme
faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, Kanunun yayımlandığı
tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan
cezalar ile bu cezalara bağlı fer’i alacakların tamamının tahsilinden
vazgeçilecektir.
Örnek 4- Trafik kurallarını ihlal nedeniyle 2918 sayılı
Kanun uyarınca kesilen 1.321,-TL
tutarlı trafik idari para cezası 10/5/2010 tarihinde ilgilisine tebliğ
edilmiştir. Söz konusu para cezasına karşı cezaya muhatap olan kişi
14/5/2010 tarihinde sulh ceza mahkemesinde dava açmıştır. Ancak, ilk derece
yargı merciinde dava devam ederken yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanundan
yararlanmak suretiyle trafik idari para cezası ödenmek istenmiştir.
Bu durumda, cezaya muhatap olanın Kanunun 3 üncü
maddesinden yararlanma talebinin ve davadan vazgeçtiğine ilişkin iradesinin
bulunduğu başvuru dilekçesini 2/5/2011 tarihine kadar cezayı veren emniyet
müdürlüğüne vermesi gerekmektedir.
Emniyet müdürlüğü, verilen bu dilekçelerin bir örneğini
3 iş günü içerisinde davanın devam ettiği sulh ceza mahkemesine, bir
örneğini de cezayı takiple yetkili vergi dairesine gönderecektir.
İlk derece yargı merciinde derdest olan davadan
vazgeçildiğinden, idari para cezasının % 50’si ile bu tutara isabet eden
faiz yerine trafik idari para cezasının vade tarihi olan 10/6/2010
tarihinden 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için
hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi
şartıyla trafik idari para cezasının kalan % 50’si ile bu cezaya bağlı
faizin tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna göre, Kanun kapsamında ödenecek trafik idari
para cezası tutarı ile bu tutara isabet eden TEFE/ÜFE tutarı şu şekilde
olacaktır.
|
Faiz
Hesaplanan
Süre
|
Trafik
İdari Para Cezası Tutarı
|
Faiz
Oranı
|
Faiz
Tutarı
|
Tahsili Gereken İdari Para Cezası Tutarı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
10/6/2010-
24/2/2011
|
1.321,00
|
% 45
|
594,45
|
660,50
|
% 7,93
|
52,38
|
|
Ödenecek Tutar
|
|
İdari Para Cezası
|
:
|
660,50 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı (% 45
Faiz Yerine)
|
:
|
52,38 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
712,88
TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Tutarlar
|
|
İdari Para Cezası
|
:
|
660,50 TL
|
|
% 45 Faiz
|
:
|
594,45 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
1.254,95
TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam
712,88 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam
1.254,95 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 5- 20/4/2010 tarihinde tebliğ edilmiş olan ve Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan 2.763,-TL tutarlı trafik
idari para cezasının iptali amacıyla 3/5/2010 tarihinde sulh ceza mahkemesinde
dava açılmış ve mahkemece söz konusu idari para cezasının iptali yönünde
karar verilmiş, bu karara karşı ilgili emniyet müdürlüğü tarafından ağır
ceza mahkemesine itiraz edilmiştir.
Bu safhada cezaya muhatap olan kişi, 6111 sayılı
Kanundan yararlanmak üzere davasından vazgeçerek başvuru dilekçesini ilgili
emniyet müdürlüğüne vermiştir.
Emniyet müdürlüğünce söz konusu dilekçenin bir
örneği 3 iş günü içerisinde yargılamanın devam ettiği ağır ceza mahkemesine
bir örneği de cezayı takiple yetkili vergi dairesine gönderilmiştir.
Bu durumda vergi dairesince, idari para cezasının
%20’si ile bu tutara isabet eden ve idari para cezasına vade tarihinden
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için hesaplanan
faiz yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Buna göre Kanun kapsamında ödenecek idari para cezası
tutarı ile bu tutara isabet eden TEFE/ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.
|
Faiz
Hesaplanacak Süre
|
Trafik
İdari Para Cezası Tutarı
|
Faiz
Oranı
|
Faiz
Tutarı
|
Tahsili Gereken İdari Para Cezası Tutarı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
TEFE/ÜFE
Tutarı
|
|
20/5/2010-24/2/2011
|
2.763,00
|
% 50
|
1.381,50
|
552,60
|
% 6,78
|
37,47
|
|
Ödenecek Tutar
|
|
İdari Para Cezası
|
:
|
552,60 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı (% 50
Faiz Yerine)
|
:
|
37,47 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
590,07
TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Tutarlar
|
|
İdari Para Cezası
|
:
|
2.210,40 TL
|
|
% 50 Faiz
|
:
|
1.381,50 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
3.591,90
TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 590,07
TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam
3.591,90 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.
C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
Kanunun 3 üncü
maddesine göre yapılandırılan alacakların, 31 Mayıs
2011 tarihi mesai saati bitimine kadar tamamen ya da 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesi
uyarınca yapılan taksitlendirmeye istinaden ilk taksiti aynı tarihte olmak
üzere ikişer aylık dönemler
halinde azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi gerekmektedir. Bu
ödemelerde, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümünde yapılan açıklamalara
göre işlem yapılacaktır.
D- MADDE
HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu
fıkrasında, yıllık gelir veya kurumlar
vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer
vergisi ve özel tüketim vergisi için Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden
yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin taksit ödeme süresince bu
vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden
vergileri, çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir
takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri
halinde yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme
haklarını kaybedecekleri hüküm altına alınmıştır.
Bu hükmün uygulanması ile ilgili açıklamalar bu Tebliğin (II/D-1) ve
(II/D-2) bölümlerinde yapılmış olup bu madde uygulamasında da aynı şekilde
işlem yapılacaktır.
2- 6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin yedinci
fıkrası uyarınca, 3 üncü madde kapsamında yapılandırılan alacak tutarına
yönelik olarak borçlular ayrıca 213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar
için anılan Kanunun uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden
yararlanamayacaklardır.
3- 6111 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarının Kanunun 3 üncü
maddesinden yararlanılarak ödenmesine imkan veren hükümlerde kesilen idari
para cezaları tutarı ile yargı mercilerinin bu tutara yönelik verdiği
kararlar esas alınarak düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle, bu alacaklar için
3 üncü madde kapsamında ödeme yapılmak üzere başvurulması halinde,
30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinde
düzenlenmiş olan indirimli ödeme hükümlerinden yararlanılmayacaktır.
E- DİĞER
HUSUSLAR
1- Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında, bu
madde hükmünden yararlanılması için madde kapsamına giren alacaklara karşı
dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmamasının
şart olduğu belirtilmiştir. Mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak
üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar
sürdürülmeyecektir.
2- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları
davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı
tarihten sonra
tebliğ edilen yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlar
ile idare aleyhine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet ücreti
bulunması halinde bu tutarlar idareden talep edilemeyecektir. Aynı şekilde,
Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar üzerine işlem
yapılamayacağından, idare lehine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet
ücreti de borçludan talep edilemeyecektir.
3- Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacak tutarının tespitinde esas alınacak olan en
son karar, tarhiyata ilişkin verilen ve Kanunun yayımlandığı tarihten önce
(bu tarih dahil) taraflardan birine tebliğ edilmiş karar olacaktır.
4- Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunan ancak Kanunda
belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan;
- 213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar için ilk
tarhiyata esas teşkil eden vergi ve ceza tutarları ile gecikme zammı ve
gecikme faizleri,
- Kanunun 1
inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para
cezaları için idari yaptırım kararında yer alan tutar ile bunlar üzerinden
hesaplanan fer’ileri,
6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil
edilecektir.
Ancak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş
olan en son yargı kararının tarhiyatın tasdikine ilişkin olması halinde bu
karar üzerine tahakkuk eden alacak tutarları esas alınacaktır. Bir başka
anlatımla, tasdik kararı üzerine yapılan tahakkuk işleminde herhangi bir
değişiklik yapılmayacaktır.
213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklardan ilk
tarhiyat tutarı esas alınarak takip edilecek olanları vergi/ceza
ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih esas alınarak dava açma süresinin son
günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten itibaren 1 ay sonrası ise
alacakların vade tarihi olacaktır. Gecikme zamlarının, amme alacağının vade
tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için hesaplanacağı tabiidir.
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendi kapsamına giren idari para cezaları ise idari yaptırım kararının
tebliğine bağlı olarak oluşan vade tarihleri esas alınmak suretiyle ve özel
kanunlarında düzenlenmiş olan fer’i alacakları da dikkate alınarak takip
edilecektir.
5- Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak
verilmiş bulunan kararlara karşı, mükelleflerce kanun yollarına
başvurulmayıp idarece başvurulduğu hallerde, mükelleflerin bu Kanundan
yararlanmak üzere yazılı başvuruda bulunmaları üzerine, idarece sürdürülen
ihtilaflardan vazgeçilecektir. Kanun hükümlerine uygun ödeme yapılmaması
halinde ise ilk tarhiyata esas alınan tutarlar takip ve tahsil edilecektir.
6- Ödeme emri
tebliği üzerine açılan davalar ile ilgili olarak, Kanunun yayımlandığı
tarihten önce dava konusu ödeme emri ile istenilen amme alacağının
tarhiyatına ilişkin karar verilmiş olması ve davanın Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihi itibarıyla devam ediyor olması
halinde, bu mükellefler söz konusu davalara konu amme alacakları ile ilgili
olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanabileceklerdir. Ancak, bu yönde
bir kararın bulunmaması halinde ödeme emrine karşı açılan davalara konu
alacaklar Kanunun 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilecektir.
7- 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce tarhiyata karşı açılmış olan ve
25/2/2011 tarihi itibarıyla devam eden dava ile ilgili olarak ilk derece
mahkemesinin veya üst yargının verdiği tasdike veya tadilen tasdike ilişkin
kararlar üzerine tahakkuk eden vergiler ile vergi cezaları ve bunlara hesaplanan
gecikme faizi ve gecikme zammının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tecil
edilmiş ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tecil şartlarına uygun
olarak ödenmekte olması durumunda da mükellefler isterlerse Kanunun 3 üncü
maddesi hükmünden yararlanabilecektir.
Bu takdirde, Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla tecil şartlarına uygun olarak ödenen tutarlar
Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasına göre tecilli sayılacaktır.
Kanunun 3 üncü maddesi hükümlerine göre
yapılandırılan alacak tutarından tecil şartlarına uygun olarak ödenen tutar
mahsup edilecek, bakiye tutarın Kanun hükümlerine göre ödenmesi
gerekecektir. Tecil şartlarına uygun ödenen tutar, Kanun hükümlerine göre
yapılandırılan alacak tutarından fazla olması halinde ise herhangi bir iade
yapılmayacaktır. Bu kapsamda tahsil edilen tecil faizlerinin mahsuba ve
nakden iadeye konu olmayacağı tabiidir. Bu alacaklara karşılık Kanunun
yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsilat yapılmışsa da aynı şekilde işlem
yapılacaktır.
8- Kesinleşmemiş ve dava safhasında bulunan
alacaklarla ilgili olarak gerektiği takdirde bu Tebliğin (II/E) bölümünde
yapılan açıklamalar dikkate alınarak işlem yapılacaktır.
IV– İNCELEME
VE TARHİYAT SAFHASINDA BULUNAN İŞLEMLERE İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinde “(1) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde,
tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk
işlemlerine bu Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri saklı
kalmak kaydıyla devam edilir. Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh
edilen vergilerin % 50’si ile bu tutara gecikme faizi yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutar ile bu tarihten sonra ihbarnamenin tebliği
üzerine belirlenen dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak
gecikme faizinin tamamının, vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın %
25’inin; ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yazılı
başvuruda bulunularak, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi şartıyla vergi aslının % 50’sinin,
vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın % 75’inin, vergilere bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar uygulanan
gecikme faizinin ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden
vazgeçilir.
(2) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak nedeniyle
kesilecek vergi ziyaı cezalarında, cezaya muhatap olanların, cezanın %
25’ini birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde cezanın
kalan % 75’inin tahsilinden vazgeçilir.
(3) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden
verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi
cezaları hakkında bu madde hükümleri uygulanır. Şu kadar ki, asla bağlı
vergi cezalarının bu madde kapsamında tahsilinden vazgeçilebilmesi için
verginin bu Kanunun yayımlandığı
tarihten önce ödenmiş olması veya bu Kanunun 2 nci maddesine göre ödenmesi
şarttır.
(4) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce tamamlandığı halde, bu tarihte
ya da bu tarihten sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden takdir
komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları üzerine gerekli tarh ve
tebliğ işlemleri yapılır. Yapılan tarhiyat üzerine bu maddenin birinci ve
ikinci fıkralarında belirtilen şekilde belirlenen tutarın, birinci fıkrada
belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden
yararlanılır.
(5) Bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi için madde kapsamında
ödeme başvurusunda bulunulan alacağa ilişkin dava açılmaması şarttır.
(6) Bu Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine
göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da
uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefe
tebliğ edilmemiş alacaklar için de bu madde hükmü uygulanır.
(7) Bu Kanunun 3 üncü maddesi ile bu madde hükmünden yararlananlar,
ayrıca 213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi
cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamazlar.
(8) Bu madde uygulamasında incelemeye başlama, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce mükellefler nezdinde; vergi
incelemesine başlanıldığı hususunun bir tutanağa bağlanması, vergi
incelemesi yapılmak üzere mükellefin yazı ile davet edilmesi, kanuni defter
ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması, matrah tesisine
yönelik tutanak düzenlenmesi ya da kanuni defter ve belgelerin incelenmek
üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması hallerini
kapsar.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm ile Kanunun
kapsadığı dönemlere ilişkin olarak kapsama giren vergi türleri açısından, Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde bu tarihe kadar
tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemleri
ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.
A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesi, matrah artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, Kanunun
yayımlandığı tarihten önce başlayan ancak tamamlanmamış bulunan vergi
incelemeleri, takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine devam edileceğini
öngördüğünden; bu madde hükümden yararlanmak için başvuru süresi, söz
konusu işlemlerin tamamlanmasına bağlı olarak düzenlenmiştir.
Madde hükmünden yararlanmak isteyen
mükelleflerin, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve
kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün
içerisinde bu Tebliğ ekinde yer alan dilekçe (Ek:5) örneğine uygun şekilde yazılı olarak başvurmaları
gerekmektedir.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç)
bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine
yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini
başvuru sırasında belirtmeleri icap etmektedir.
Mükellefler bu madde
hükmünden, adlarına yapılan tüm tarhiyatlar için yararlanabilecekleri gibi
sadece talep edecekleri tür ve dönemler için de yararlanabileceklerdir.
B- ALACAK
TUTARININ TESPİTİ
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce
başlanıldığı halde bu tarihe kadar tamamlanamamış bulunan vergi
incelemeleri ile takdir ve tarh işlemlerinin tamamlanması sonucu hesaplanan
vergi ve ceza tutarı dikkate alınarak yapılandırılacak alacak tutarı tespit
edilecektir.
Madde hükmüne göre, bu
işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh
edilen verginin % 50’si ile bu tutar üzerinden gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak
TEFE/ÜFE tutarı ve Kanunun yayım tarihinden sonra (bu tarih dahil)
ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin bitim tarihine kadar
hesaplanacak gecikme faizi tutarının, ilk
taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık
dönemler halinde 6 eşit taksitte ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı
ile bu vergilere uygulanan gecikme faizi ve vergi aslına bağlı cezaların
tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Öte yandan bu işlemlerin sonucunda vergi aslına
bağlı olmayan bir cezanın kesilmesinin gerektiği hallerde, bu ceza için Kanun hükmünden cezanın %
25’inin ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere
ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte tamamen ödenmesi şartıyla
yararlanılacak ve cezanın kalan % 75’inin tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun kapsadığı dönemlere
ilişkin olarak iştirak nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezalarında, cezaya
muhatap olanların, cezanın % 25’ini ilk taksit ihbarnamenin tebliğini
izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödemeleri halinde cezanın
kalan % 75’inin tahsilinden vazgeçilecektir.
Kanunun 4 üncü maddesinin
üçüncü fıkrası gereğince, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak
Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip,
ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden
verilen beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi
aslına bağlı olmayan cezalar da bu madde hükmüne göre yapılandırılarak ödenebilecektir.
Vergi aslına bağlı vergi cezalarının Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında
tahsilinden vazgeçilebilmesi için verginin Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya bu Kanunun
2 nci maddesine göre ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda, pişmanlık
hükümlerinin ihlali üzerine kesilmesi gereken vergi ziyaı cezasına ilişkin
ihbarname tanzim edilerek mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin maddenin
öngördüğü şartları (vergi aslının ödenmiş olması) yerine getirmesi halinde
kesilen ceza terkin edilecektir.
Kanunun yayımlandığı
tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine göre
uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma
sağlanamamış olmakla birlikte vergi/ceza ihbarnameleri mükellefe tebliğ
edilmemiş alacaklar da Kanunun 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılandırılarak
ödenebilecektir.
Bu takdirde, Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla, tarhiyat öncesi uzlaşma temin edilememiş
veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış ya da mükelleflerin
tarhiyat öncesi uzlaşma talebinden vazgeçmiş olması hallerinde düzenlenen
inceleme raporunun vergi dairesine intikali üzerine madde hükmü uygulanacaktır.
Bu safhada da ödenecek tutarın tespitinde, tarhiyata ilişkin olarak
düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutarlar dikkate
alınacaktır.
Kanun kapsamına giren
dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce
tamamlandığı halde, bu tarihte ya da bu tarihten sonra vergi dairesi
kayıtlarına intikal eden takdir komisyonu kararları ve vergi inceleme
raporları üzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri yapılacaktır.
Yapılan tarhiyat üzerine
maddede öngörülen süre ve şekilde ödeme yapılması halinde madde hükmünden
yararlanılabilecektir.
Diğer taraftan, vergi
inceleme raporlarına veya takdir komisyonu kararlarına dayanmamakla birlikte,
Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanunun yayımlandığı tarihten
önce başlanılmış, ancak bu tarih itibarıyla tamamlanamamış olan tarh
işlemlerine de devam edilecek ve Kanunun yayımlandığı tarihten sonra
yapılan bu tarhiyatlar için de 4 üncü madde hükmünden
yararlanılabilecektir.
İnceleme raporu veya takdir komisyonu kararı
üzerine sadece vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği hallerde ise
(Örneğin, mahsup dönemi geçtikten sonra yapılan geçici vergi incelemeleri
sonucu kesilen vergi ziyaı cezası gibi) vergi aslına uygulanan gecikme
faizi yerine Kanuna göre hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve
şekilde ödenmesi halinde bu cezanın tahsilinden vazgeçilecektir.
Örnek 1- Mükellefin defter ve belgeleri Ekim/2008
vergilendirme dönemine ilişkin gelir (stp) vergisi yönünden incelemeye
alınmış ve 6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla inceleme
sonuçlanmamıştır. Ayrıca mükellef
tarafından bu Kanun uyarınca söz konusu vergi türünden matrah artırımında
da bulunulmamıştır.
İnceleme sonucu düzenlenen vergi inceleme raporunun
27/10/2011 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği, rapor
üzerine mükellef adına 1.800,-TL gelir (stp) vergisi tarh edildiği,
1.800,-TL vergi ziyaı cezası kesildiği ve tarhiyata ilişkin vergi/ceza
ihbarnamesinin 4/11/2011 tarihinde mükellefe tebliğ edildiği varsayıldığında,
mükellef 6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinden aşağıda belirtilen şekilde
yararlanabilecektir.
Mükellef, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren
30 gün içinde 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere yazılı başvuruda
bulunacaktır.
Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanuna göre
ödeyeceği tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Vergi aslının % 50’si = 1800/2
= 900
TEFE/ÜFE Tutarı = 900 x % 10,81 (Normal vade
tarihinden Kanunun yayım tarihine kadar)
= 97,29 TL’dir.
Gecikme Faizi* = 900 x % 12,60
= 113,40 TL’dir.
* Gecikme faizi Kanunun yayımlandığı tarihten,
ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin son gününe kadar ve
Kanunun yayımı tarihi itibarıyla uygulanmakta olan gecikme zammı oranı esas
alınarak hesaplanmıştır.
Buna göre ödenecek toplam tutar,
Vergi Aslının % 50’si =
900,00 TL
TEFE/ÜFE Tutarı = 97,29 TL
Gecikme Faizi = 113,40 TL
TOPLAM =
1.110,69 TL’dir.
Tahsilinden vazgeçilen tutar ise,
Vergi Aslının %50’si =
900,00 TL
Gecikme Faizi = 1.253,70 TL
Vergi Ziyaı Cezası = 1.800,00 TL
TOPLAM = 3.953,70 TL’dir.
Bu örneğe göre mükellefin ihbarnamenin tebliğ
tarihini izleyen ayda (Aralık/2011) yapılandırılan alacak tutarını defaten
ödemesi halinde bu tutara faiz ya da katsayı uygulanmayacaktır. Ancak,
mükellefin Kanunun 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılandırılan alacağı
ikişer aylık dönemler halinde azami 6 eşit taksitte ödemesi mümkün olup, bu
takdirde taksitler halinde ödenecek alacağa Kanunun 18 inci maddesi gereğince
(1,05) katsayısı uygulanacaktır.
Mükellefin yapılandırılan alacağı taksitle ödemek
istemesi halinde taksit ayları; Aralık/2011, Şubat, Nisan, Haziran,
Ağustos, Ekim/2012 ayları olacaktır.
C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ
6111
sayılı Kanunun 4 üncü maddesi
hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ tarihinden
itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunmaları ve madde hükmüne göre yapılandırılan tutarı ilk taksit ihbarnamenin
tebliğini izleyen aydan başlamak üzere peşin veya ikişer aylık dönemler
halinde 6 eşit taksitte ödemeleri gerekmektedir.
Örneğin, madde kapsamına giren bir tarhiyata
ilişkin ihbarnamenin 25/5/2011 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında,
madde hükmüne göre ödenecek tutarın ilk taksiti Haziran/2011 ayında, diğer
taksitleri ise sırasıyla Ağustos, Ekim, Aralık/2011, Şubat, Nisan/2012
aylarında ödenecektir.
Kanunun 18 inci maddesinin
üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında
yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer
alan sürede ödemeleri mümkündür.
D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI
1- Kanunun 4 üncü maddesi
kapsamına, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi
incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine konu vergiler
girdiğinden, Kanunun 4 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında incelemeye
başlama ifadesine açıklık getirilmiştir.
Buna göre, incelemeye başlama
Kanunun yayımlandığı tarihten önce mükellefler nezdinde;
- Vergi incelemesine
başlanıldığı hususunun bir tutanağa bağlanması,
- Vergi incelemesi yapılmak
üzere mükellefin yazı ile davet edilmesi,
- Kanuni defter ve belgeleri
isteme yazısının tebliğ edilmiş olması,
- Matrah tesisine yönelik
tutanak düzenlenmesi,
- Kanuni defter ve belgelerin
incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması,
hallerini kapsamaktadır.
Madde metninde de açıkça
ifade edildiği üzere, defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine
yetkili olanlara ibrazı gerektiğinden, Kanunun yayımlandığı tarihten önce
defter ve belgelerin vergi inceleme yetkisi olmayanlara ibrazı, vergi
incelemesine başlama olarak kabul edilmeyecektir.
2- Mükelleflerin bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi
için madde kapsamında ödeme başvurusunda bulundukları alacağa ilişkin dava
açmamaları şarttır.
3- Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükellefler
ayrıca 213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi
cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamazlar.
4- Düzeltme
taleplerine ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin
düzeltme istediği yıl için 6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre
matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, düzeltme talebinden
vazgeçtikleri kabul edilerek bu tür incelemeler sürdürülmeyecektir.
V–
PİŞMANLIKLA YA DA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile Kanunun
yayımlandığı tarihten 2 Mayıs 2011
tarihine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen pişmanlık
ve ıslah hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu
maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden beyanname
verilmesi ile 2010 yılı ve önceki
vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunulması ve 31/12/1960
tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde sayılan diğer
ücrete tabi mükelleflerin gelir vergisi mükellefiyetlerine ilişkin
düzenlemeler yapılmıştır.
A-
PİŞMANLIKLA BEYAN
6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde, Kanunun kapsadığı
dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs
2011 tarihi mesai saati bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci
maddesine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen
vergilerin tamamı ile hesaplanacak
pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve vergi cezalarının
tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmektedir.
1-
Başvuru Süresi ve Şekli
Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin
bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/A)
örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin
vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine
vermeleri gerekmektedir.
6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde
pişmanlık hükümlerine göre verilecek beyannamelerden elektronik ortamda
gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
gönderilmesi zorunludur.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç)
bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine
yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini
başvuru sırasında belirtmeleri gerekmekte olup bu mükellefler tarafından
yapılacak başvuruların ilgili vergi dairesine kağıt ortamında yapılması
uygun görülmüştür.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde hükmünden, pişmanlık talebiyle verilen
beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre
ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.
Örnek 1- (T) Ltd. Şti. tarafından 24 Kasım 2009 tarihine kadar verilmesi gereken Ekim
2009 dönemine ait katma değer vergisi beyannamesi 6111 sayılı Kanun
hükümlerinden yararlanmak suretiyle 8 Mart 2011 tarihinde pişmanlıkla vergi
dairesine verilmiştir. Pişmanlıkla verilen beyannameye istinaden ödenmesi
gereken katma değer vergisi 1.200,-TL damga vergisi ise 19,90 TL’dir.
Bu durumunda; katma değer
vergisinin tamamı ile pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi halinde, pişmanlık zammı ve vergi aslına bağlı olmayan
cezanın tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.
Buna
göre;
|
Pişmanlık Zammı Hesaplanan Süre
|
Alacak Tutarı
|
Pişmanlık Zammı Oranı
|
Pişmanlık Zammı Tutarı
|
Tahsili Gereken Alacak Aslı
|
Toplam
TEFE/ÜFE Oranı
|
TEFE/ÜFE Tutarı
|
|
26/11/2009-24/2/2011
|
1.200
|
%
27,05
|
324,60
|
1.200
|
% 12,90
|
154,80
|
|
Ödenecek Tutar
|
|
Katma Değer Vergisi
|
:
|
1.200,00 TL
|
|
TEFE/ÜFE Tutarı
(Pişmanlık Zammı Yerine)
|
:
|
154,80 TL
|
|
Damga Vergisi
|
:
|
19,90 TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
1.374,70 TL
|
|
Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar
|
|
Pişmanlık Zammı
|
:
|
324,60 TL
|
|
Özel Usulsüzlük Cezası
|
:
|
1.000,00
TL
|
|
TOPLAM
|
:
|
1.324,60
TL
|
Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam
1.374,70 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam
1.324,60 TL tutarın tahsilinden vazgeçilecektir.
3- Ödeme Süresi ve Şekli
Kanunun 5 inci maddesinin
birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan
alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara
göre ödenecektir.
4- Diğer Hususlar
Mükelleflerce Kanun kapsamında pişmanlıkla beyan
edilen vergilerin Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi
halinde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve 213 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca gerekli işlemler tesis edilecektir.
Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında,
borçluların Kanun kapsamında taksitlendirilen tutarların tamamının
ödenmemesi halinde ödedikleri tutarlar kadar Kanun hükümlerinden
yararlanacağı hüküm altına alınmış olmakla birlikte, Kanunun 5 inci
maddesinde düzenlenen pişmanlıkla beyan hükümleri 213 sayılı Kanunun
“Pişmanlık ve ıslah” başlıklı 371 inci maddesi hükümleri esas alınarak
düzenlendiğinden 6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında yapılan kısmi ödemelerde
pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve kısmen pişmanlık ihlali söz
konusu olamayacağından mükellefler ödedikleri tutar kadar bu madde
hükmünden yararlanamayacaktır. Bu takdirde yapılan ödemeler ödeme tarihleri
esas alınarak bu kapsamda beyan edilen alacaklara mahsup edilecektir. Bu
Tebliğin (II/B-2-c) bölümünde belirtilen alacaklar için de bu açıklamaya
göre işlem yapılacaktır.
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
(1) numaralı alt bendi kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden
şartların ihlali halinde, kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı
Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri, Kanunun 20 nci
maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince taksit ödeme süresince
işlemeyeceğinden, pişmanlık hükümlerinin ihlali üzerine kesilecek cezalarda
zamanaşımı süresi bu hüküm dikkate alınarak tayin edilecektir.
Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre
pişmanlıkla beyanname verilmesinin bu beyannameler hakkında vergi
incelemesi ve tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği tabiidir.
B-
KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLAR
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin (2) numaralı alt bendi ile Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin
olarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai
saati bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü
fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve
tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile
hesaplanacak gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde
tamamen ödenmesi şartıyla gecikme faizi ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden
vazgeçileceği belirtilmiştir.
1-
Başvuru Süresi ve Şekli
Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin
bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/B)
örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin
vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine
vermeleri gerekmektedir.
6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde
kendiliğinden verilecek beyannamelerden elektronik ortamda
gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik
ortamda gönderilmesi zorunludur.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç)
bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine
yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini
başvuru sırasında belirtmeleri gerekmekte olup bu mükellefler tarafından
yapılacak başvuruların ilgili vergi dairesine kağıt ortamında yapılması
uygun görülmüştür.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde hükmünden, 213 sayılı Kanunun 30 uncu
maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden
verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı
ile gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve
şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır. Bu hükme göre
yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin tahsilinden
vazgeçilecektir.
213 sayılı Kanun hükümlerine
göre bu şekilde verilen beyannameler üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek
mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödeme yapmasını müteakip terkin edilecektir.
3- Ödeme
Süresi ve Şekli
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu
Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre
ödenecektir.
4- Diğer
Hususlar
a) 6111 sayılı Kanuna göre kendiliğinden beyanname
verilmesi, bu beyannameler hakkında vergi incelemesi ve yapılan inceleme sonucu
mükellefler adına vergi ve ceza tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.
b) 6111 sayılı Kanun vergiler açısından, 31/12/2010
tarihinden önceki dönemleri, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar
verilmesi gereken beyannameleri kapsamaktadır.
Buna göre, 2010 takvim yılı 1, 2 ve 3 üncü geçici
vergi dönemleri ile daha önceki dönemler Kanunun kapsamına girmekte, 2010
takvim yılı 4 üncü geçici vergi dönemi girmemektedir.
Kanun kapsamına giren bu dönemlere ilişkin
beyannamelerin kanuni sürelerinde verilmemiş olması veya eksik beyanda
bulunulmuş olması halinde de mükelleflerin Kanunun 5 inci maddesi hükmünden
yararlanmaları mümkün bulunmaktadır. Bu takdirde, ödenecek taksit tutarları
içerisinde geçici vergi asıllarının yer alıp almayacağı yıllık gelir ve
kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni süresinde verilmesi şartına bağlı olarak,
Kanun kapsamında beyannamelerin verildiği tarih esas alınarak
belirlenecektir.
C- EMLAK
VERGİSİ BİLDİRİMİ
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c)
bendinde, 2010 yılı ve önceki
vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde
bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce bildirimde
bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının
korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme
zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre
ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi
cezalarının tahsilinden vazgeçileceği
belirtilmiştir.
1-
Başvuru Süresi ve Şekli
Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin
başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi
bildirimlerini 2 Mayıs 2011
tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili belediyelere vermeleri
gerekmektedir.
2- Alacak
Tutarının Tespiti
Madde hükmünden, 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak
vergisi bildiriminde bulunmayan
veya bildirimde bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce
bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür
varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme
faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar
TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE
tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle
yararlanılacaktır.
Bu hükme göre yapılan ödemeler üzerine vergi
cezalarının ve gecikme faizinin taşınmaz
kültür varlıklarının korunmasına katkı payına ilişkin gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir.
213 sayılı Kanun hükümlerine
göre bu şekilde verilen beyannameler üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek
mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde
ödemelerini yapmasını müteakip terkin edilecektir.
3- Ödeme
Süresi ve Şekli
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c)
bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde
yapılan açıklamalara göre ilgili belediyelere ödenecektir.
D- DİĞER
ÜCRET GELİRİ ELDE EDENLERİN BEYANI
Kanunun 5 inci maddesinin
ikinci fıkrasıyla 193 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücret
mükelleflerinin; 2011 yılı Mart ayı sonuna kadar vergi dairelerine
başvurarak, 2011 takvim yılına ilişkin gelir
vergilerini tarh ettirmeleri ve karnelerine işlettirmeleri kaydıyla (2011
yılı Şubat ayı içerisinde vergilerini tarh ettiren diğer ücret mükellefleri
dahil) önceki dönemlere ilişkin olarak herhangi bir vergi ve ceza aranmayacağı
hükme bağlanmıştır. İşverenlerin diğer ücretlilere ait kimlik bilgileri ve
vergi karnesi ile yapacakları başvurular da bu kapsamda
değerlendirilecektir.
Diğer taraftan, diğer ücret geliri elde
edenlerden daha önce mükellefiyet kaydını yaptırmamış olanların işe başlama
tarihi olarak bu Kanuna göre yaptıkları müracaat tarihi esas alınacaktır. Daha önceki yıllarda başka vergi
dairelerine karnelerini ibraz ederek vergilerini tarh ettiren mükellefler,
başvurularında bu vergi dairelerini de belirteceklerdir.
VI– MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerinde
yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer vergisinde matrah ve vergi artırımı uygulamasına ilişkin
açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
A- MATRAH VE VERGİ
ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER
Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi
vermek mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile katma
değer vergisi mükellefleri 2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yılları için
6111 sayılı Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah ve vergi
artırımından yararlanabileceklerdir.
Aynı şekilde,
- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,
- Serbest meslek ödemelerinden,
- Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait
ödemelerden,
- Kira ödemelerinden,
- Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve
hizmetler için yapılan ödemelerden,
- Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan
ödemelerden
gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla
sorumlu olanlar da bu ödemelerine ilişkin olarak bu yıllarla ilgili vergi
artırımında bulunabileceklerdir.
Adi ortaklıklar ve kollektif şirketlerde ortaklar,
komandit şirketlerde komandite ortaklar ile adi komandit şirketlerde
komanditer ortaklar da anılan yıllar için matrah ve vergi artırımından
yararlanabileceklerdir.
Sözü edilen yıllara ilişkin vergi matrahlarının
takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmiş ve/veya haklarında vergi
incelemesine başlanılmış olan mükellefler de matrah ve vergi artırımından
faydalanabileceklerdir.
Beyanname vermekle birlikte zarar, indirim ve
istisnalar nedeniyle matrah ve vergi beyan etmeyen ya da ilgili yıllarda
faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve
gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak
üzere hiç beyanname vermemiş olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri de
matrah ve vergi artırımı yapabileceklerdir.
Kurumlar vergisi mükellefleri, anılan yıllarla
ilgili olarak vermiş oldukları beyannamelerinde kurum kazancından indirilen
ve 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre veya aynı Kanunun
geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci
maddesinin üçüncü fıkrasına göre tevkifata tabi kazanç ve iratlarının bulunması
halinde, bu tevkifat matrahlarını da artıracaklardır.
Diğer taraftan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine göre kurumlar vergisinden muaf
bulunan ve bu nedenle kurumlar vergisi beyannamesi ile muhtasar beyanname
vermemiş olan kooperatifler de 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Öte yandan, 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi
artırımında bulunmayan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi
mükelleflerinin, Kanunun 5 inci maddesine göre, kapsama giren dönemlere
ilişkin olarak pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunmaları da
mümkün bulunmaktadır. Ancak idarenin, pişmanlık hükümlerinden faydalanarak
beyanda bulunan mükellefler hakkında, pişmanlık hükümlerine göre beyanda
bulundukları dönemler için vergi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak
tarhiyat hakkı saklıdır.
B- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDAN
YARARLANABİLMEK İÇİN YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VE ŞEKLİ
1- Başvurunun Süresi
6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerinde
başvuru süresi, Kanunun yayımlandığı
tarihi izleyen ikinci ayın sonu olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Buna göre, matrah ve vergi artırımında bulunmak
isteyen gelir veya kurumlar vergisi
mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri, Kanunda ve bu Tebliğde
belirtilen usul ve esaslar dahilinde, 2
Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar gelir, kurumlar ve katma
değer vergisi yönünden artırımda bulunabileceklerdir.
Mükellefler, en geç 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili vergi
dairesine başvurmadıkları takdirde, 6111 sayılı Kanunla getirilen matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanamayacaklardır.
2-
Başvurunun Şekli
6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümleri uyarınca verilmesi gereken bildirimlerden elektronik ortamda
gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi
beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
gönderilmesi zorunludur.
Artırıma ilişkin yılda elektronik ortamda beyanname
ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayan ancak bu Tebliğin yayımlandığı
tarih itibariyle bu kapsamda olan mükellefler de matrah ve vergi artırımına
ilişkin bildirimlerini elektronik ortamda göndermek zorundadırlar.
Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme
zorunluluğu bulunmayanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin başvurular;
gelir, kurumlar veya katma değer vergileri mükellefiyeti yönünden bağlı
olunan ya da muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine
kağıt ortamında yapılabilecektir.
Bu Tebliğin yayımlanmasından önce mükellefiyeti
sona erenler ile hakkında mükellefiyet tesis edilmemiş olanların, 6111
sayılı Kanun kapsamında verilecek söz konusu bildirimleri elektronik
ortamda gönderme zorunlulukları bulunmamaktadır.
Matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin
ölüm, gaiplik, tasfiye veya devir ya da tam bölünme gibi durumlarda birden
fazla kişi tarafından birlikte verilmesinin gerekli olduğu hallerde, söz
konusu bildirimlerin kağıt ortamında verilmesi gerekmektedir.
Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç)
bendinde sayılan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımına yönelik
başvurularını, bağlı bulundukları vergi dairelerine kağıt ortamında
yapmaları ve artırım üzerine hesaplanan vergileri anılan bentte yer alan
sürede ödeme taleplerini de başvuruları sırasında belirtmeleri icap
etmektedir.
Diğer taraftan, mükelleflerce matrah ve vergi
artırımına ilişkin olarak yapılacak başvuruların, esas itibarıyla, mükellef
veya mükellefi temsile yetkili kişilerce yapılması gerekmektedir.
6111 sayılı Kanun kapsamındaki 2006, 2007, 2008 ve
2009 yıllarında gelir, kurumlar veya katma değer vergileri ile muhtasar
beyanname yönünden değişik vergi dairelerinin mükellefi olanlarca, matrah
ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin, en son mükellefiyetleri bulunan
vergi dairelerine verilmesi gerekmekte olup, bu bildirimlere dayanılarak
tarh edilecek vergiler hakkında söz konusu vergi daireleri tarha yetkili
kılınmıştır.
Öte yandan, vergi artırımı kapsamına giren dönemler
için muhtasar beyanname yönünden merkez veya şubeleri için ayrı ayrı mükellefiyetleri
bulunan ve vergi artırımından yararlanmak isteyen mükelleflerin, merkez ve
her bir şube için ayrı ayrı vergi artırımında bulunmaları gerekmektedir.
C- GELİR
VE KURUMLAR VERGİSİNDE ARTIRIM
1- Yıllık
Gelir Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah
Artırımı
a) Yıllık
Gelir Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş
Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı
2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi
beyannamelerinde vergiye tabi gelir (matrah) beyan eden gelir vergisi
mükelleflerinin bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;
2006 yılı için
................................................... %30,
2007 yılı için
................................................... %25,
2008 yılı için ...................................................
%20,
2009 yılı için
................................................... %15
oranlarından az olmamak üzere artırılması
gerekmektedir. (Ek:7) Dilerlerse
mükellefler, ilgili yıllar için, bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Gelir vergisi mükellefleri için artırıma esas olacak
matrah, üzerinden gelir vergisi hesaplanan matrah olacaktır.
Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak artırılan
matrahların tutarı;
aa) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre
tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı için;
2006 yılı için
.................................................. 9.550 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 10.320 TL’den,
2008 yılı için
.................................................. 11.220 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 12.230 TL’den,
ab) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına
göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri için;
2006 yılı için
.................................................. 6.370 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 6.880 TL’den,
2008 yılı için
.................................................. 7.480 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 8.150 TL’den,
ac) Ticari kazancı sadece basit usulde
vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri için;
2006 yılı için
.................................................. 955 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 1.032 TL’den,
2008 yılı için
.................................................. 1.122 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 1.223 TL’den,
ad) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından
oluşan gelir vergisi mükellefleri için;
2006 yılı için
.................................................. 1.910 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 2.064 TL’den,
2008 yılı için ..................................................
2.244 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 2.446 TL’den,
ae) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir
vergisi mükellefleri için;
2006 yılı için ..................................................
6.370 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 6.880 TL’den,
2008 yılı için
.................................................. 7.480 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 8.150 TL’den
az olmayacaktır.
af)
Özellik arzeden durumlar
Ticari veya zirai
kazancı bilanço esasına veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, beyannamelerinde diğer
gelir unsurlarının bulunması halinde söz konusu mükellefler, durumlarına
göre, Tebliğin bu bölümünün (aa)
veya (ab) alt bölümünde yer alan asgari matrahları dikkate almak suretiyle
matrah artırımında bulunacaklardır.
Beyannamelerinde, ticari
ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye
iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde
edilmiş olması hali dahil) beyan eden gelir vergisi mükellefleri için, işletme
hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari
matrahlar esas alınacaktır.
Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle
birlikte, bu kazancının yanında beyannamelerinde vergiye tabi başka gelir
unsurları beyan eden mükellefler ile gayrimenkul
sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve
irat beyan eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına
göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas
alacaklardır.
Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi
verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen
veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce
yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah ve vergi artırımına esas ilgili
dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.
Ayrıca, ilgili yıllar için 6111 sayılı Kanunun 6
ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca matrah artırımında bulunan gelir
vergisi mükellefleri, mesken olarak kiraya verilen binalardan elde edilen
kira gelirlerine ilişkin olmak üzere o yıl için belirlenen istisna
tutarlarını matrah artırımı yaparken dikkate almayacaklardır.
Verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde
birden fazla gelir unsuru bulunan mükellefler, matrah artırımlarını yıllık
beyannamelerinde yer alan toplam matrah üzerinden yapacaklar, gelir
unsurlarının bir kısmı itibarıyla artırımda bulunmayacaklardır.
Matrah artırımı talebinde bulunulan yıllarla ilgili
olarak gelir vergisi mükelleflerinin ölümü veya gaipliği halinde, bu
mükelleflerin varisleri, muris adına matrah artırımında bulunabilirler. Bu
takdirde, tüm mirasçıların birlikte matrah artırımında bulunması gerekeceği
tabiidir. Ancak şahsi ticari işletmenin faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi
halinde, bu faaliyeti devam ettiren
mirasçı veya mirasçıların matrah artırımında bulunması yeterli olacaktır.
ag)
Konuya ilişkin örnekler
Örnek 1- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi
mükellefi (A)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı,
2006 yılı için 40.000 TL, 2007 yılı için 50.000 TL, 2008 yılı için 70.000
TL ve 2009 yılı için ise 90.000 TL’dir.
Mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına
ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun hükümlerinden yararlanarak
artırmak için başvuru süresi içinde bağlı
olduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı bu Tebliğin (VI/C-3) bölümünde yapılan
açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Gelir
Vergisinin Hesabı
|
Yıllar
|
İlgili Yıllar Vergi Matrahı (TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
Artırılan Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
|
Asgari Matrah (TL)
(4)
|
Hesaplamaya Esas Matrah (TL)
(3 veya 4’den Fazla Olanı)
(5)
|
Vergi Oranı
(6)
|
Ödenecek
Gelir
Vergisi
(TL)
(5x6)
(7)
|
|
2006
|
40.000
|
% 30
|
12.000
|
9.550
|
12.000
|
% 20
|
2.400
|
|
2007
|
50.000
|
% 25
|
12.500
|
10.320
|
12.500
|
% 20
|
2.500
|
|
2008
|
70.000
|
% 20
|
14.000
|
11.220
|
14.000
|
% 20
|
2.800
|
|
2009
|
90.000
|
% 15
|
13.500
|
12.230
|
13.500
|
% 20
|
2.700
|
|
Toplam
|
10.400
|
Mükellefin ilgili yıllarda beyan ettiği matrahlara
uygulanan artırım oranları sonucu asgari matrahlardan yüksek tutarda matrah
artırımı yaptığı görülmektedir.
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi
gereken gelir vergisi toplamda 10.400 TL olacaktır.
Ödeme
Peşin ödeme durumunda; 10.400 TL defaten
ödenecektir.
Ödemenin taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı
varsayıldığında;
-
6 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,05)/6=] 1.820 TL,
-
9 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,07)/9=] 1.236,44 TL,
-
12 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,10)/12=] 953,33 TL,
-
18 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,15)/18=] 664,44 TL
olacaktır.
Mükellefin tercihte bulunduğu taksit tutarlarını
süresinde ödememesi, matrah artırımı hükümlerinden yararlanmasına engel
teşkil etmemekle birlikte, süresinde ödenmeyen taksitler 6183 sayılı
Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranında
gecikme zammı tatbik edilmek suretiyle takip ve tahsil edilecektir.
Örnek 2- Serbest meslek erbabı
(C)'nin 2008 yılı gelir vergisi beyannamesinde beyan ettiği gelir vergisi
matrahı 85.000 TL’dir. Mükellefin bu matraha ilişkin beyan ettiği gelirleri
aşağıdaki gibidir.
|
Serbest meslek kazancı
|
20.000,- TL
|
|
Birinci işverenden alınan ücret
|
24.000.- TL
|
|
İkinci işverenden alınan ücret
|
23.000.- TL
|
|
Kira geliri
|
18.000.- TL
|
Mükellef, 2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı
bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin matrah artırımına ilişkin gelir vergisi
hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.
2008 yılı Gelir Vergisi Matrahı 85.000 TL
2008 yılı için Artırım Oranı %20
Artırılan Matrah Tutarı (85.000 x
%20=) 17.000 TL
Kanunla Belirlenen Asgari Matrah 11.220 TL
|
Yıl
|
İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
Artırılan Matrah Tutarı
(TL) (1x2)
(3)
|
Asgari Matrah
(TL)
(4)
|
Hesaplamaya Esas Matrah (TL)
(3 veya 4’den
Fazla Olanı)
(5)
|
Vergi Oranı
(6)
|
Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(5x6)
(7)
|
|
2008
|
85.000
|
% 20
|
17.000
|
11.220
|
17.000
|
% 15
|
2.550
|
Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 17.000 TL’dir.
Mükellefin beyanı, Kanuna göre serbest meslek mükelleflerinin 2008 yılı
için belirlenmiş asgari matrah tutarından (11.220 TL) fazla olduğundan, mükellefin
beyanı esas alınacaktır.
Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık
gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergilerin
süresinde ödendiği ve mükellefin bu vergi türleri için Kanunun 2 ve 3 üncü
maddelerinden yararlanmadığı varsayılarak vergi oranı %15 olarak dikkate
alınmıştır.
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi
gereken gelir vergisi 2.550 TL olacaktır.
Ödeme
Peşin ödeme durumunda; 2.550 TL defaten
ödenecektir.
Ödemenin taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı
varsayıldığında;
-
6 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,05)/6=] 446,25 TL
-
9 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,07)/9=] 303,17 TL
-
12 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,10)/12=] 233,75 TL
-
18 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,15)/18=] 162,92 TL
olacaktır.
Örnek 3- Serbest meslek erbabı (A)’nın yıllık beyannamede
beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 18.500 TL, 2007 yılı
için 24.000 TL, 2008 yılı için 60.000 TL ve
2009 yılı için ise 50.000 TL’dir.
Mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına
ilişkin gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak
için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde
hesaplanacaktır.
|
Yıllar
|
İlgili Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
Artırılan Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
|
Asgari Matrah Tutarı
(TL)
(4)
|
Hesaplamaya Esas Matrah (TL)
(3 veya 4’den Fazla Olanı)
(5)
|
Vergi Oranı
(6)
|
Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(5 x 6)
(7)
|
|
2006
|
18.500
|
%30
|
5.550
|
9.550
|
9.550
|
%20
|
1.910
|
|
2007
|
24.000
|
%25
|
6.000
|
10.320
|
10.320
|
%20
|
2.064
|
|
2008
|
60.000
|
%20
|
12.000
|
11.220
|
12.000
|
%20
|
2.400
|
|
2009
|
50.000
|
%15
|
7.500
|
12.230
|
12.230
|
%20
|
2.446
|
|
Toplam
|
8.820
|
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle
ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 8.820 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin peşin yapıldığı varsayıldığında, 8.820 TL
defaten ödenecektir.
Örnek 4- Sadece basit usulde vergilendirilen (A)’nın ticari
kazancına ilişkin olarak 2006 yılı için beyan ettiği gelir vergisi matrahı
5.000 TL’dir.
Mükellef, 2006 yılı gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı
bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki
şekilde olacaktır.
|
Yıl
|
İlgili Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
Artırılan Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
|
Asgari Matrah Tutarı
(TL)
(4)
|
Hesaplamaya Esas Matrah (TL)
(3 veya 4’den Fazla Olanı)
(5)
|
Vergi Oranı
(6)
|
Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(5 x 6)
(7)
|
|
2006
|
5.000
|
%30
|
1.500
|
955
|
1.500
|
%20
|
300
|
Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi
gereken gelir vergisi 300 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında,
taksit tutarı: [(300 x 1,15)/18=] 19,17 TL olacaktır.
Örnek 5- Ticari kazancı basit usulde vergilendirilen (A)’nın
2008 yılı için beyan ettiği gelir vergisi matrahı 4.800 TL’dir. Mükellefin
matrahının 2.000 TL’si basit usulde ticari kazanç, 2.800 TL’si konut kira
gelirinden oluşmaktadır.
Mükellef, 2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı
bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki
şekilde olacaktır.
2008 yılı Gelir Vergisi Matrahı 4.800 TL
2008 yılı İçin Artırım Oranı %20
Artırılan Matrah Tutarı (4.800 x
%20=) 960 TL
Kanunla Belirlenen Asgari Matrah 7.480 TL
|
Yıl
|
İlgili Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
Artırılan Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
|
Asgari Matrah Tutarı (TL)
(4)
|
Hesaplamaya Esas Matrah (TL)
(3 veya 4’den Fazla Olanı)
(5)
|
Vergi Oranı
(6)
|
Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(5 x 6)
(7)
|
|
2008
|
4.800
|
%20
|
960
|
7.480
|
7.480
|
%20
|
1.496
|
Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 960
TL’dir. Ancak, 6111 sayılı Kanuna göre basit usul mükelleflerinin beyana tabi
gelirinin yanında beyan edilen başka bir gelirinin de bulunması nedeniyle
artırımda bulunacakları asgari matrahın tespitinde, işletme hesabı esasına
göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrah tutarları esas
alınacaktır. Buna göre asgari matrah tutarı, 7.480 TL’den aşağı olamayacağından
hesaplamada bu tutar dikkate alınacaktır.
Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi
gereken gelir vergisi 1.496 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında,
taksit tutarı: [(1.496x1,15)/18=] 95,58 TL olacaktır.
Örnek 6- Üç ayrı işverenden elde
ettiği ücret gelirinden dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi vermiş olan
mükellef (G)’nin 2009 yılındaki vergi matrahı 65.000 TL’dir. Ücret gelirinin
tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunmaktadır.
|
Birinci işverenden alınan ücret
|
26.000,- TL
|
|
İkinci işverenden alınan ücret
|
24.000,- TL
|
|
Üçüncü işverenden alınan ücret
|
15.000,- TL
|
Mükellef, 2009 yılı gelir vergisi matrahını Kanun
hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru
süresi içinde bağlı bulunduğu
vergi dairesine başvurmuştur.
Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki
şekilde olacaktır.
|
Yıl
|
İlgili Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
Artırılan Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
|
Asgari Matrah Tutarı
(TL)
(4)
|
Hesaplamaya Esas Matrah (TL)
(3 veya 4’den Fazla Olanı)
(5)
|
Vergi Oranı
(6)
|
Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(5 x 6)
(7)
|
|
2009
|
65.000
|
%15
|
9.750
|
8.150
|
9.750
|
%15
|
1.462,50
|
Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık
gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergiler zamanında
ödenmiş ve bu vergi türleri için 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden
yararlanılmadığından vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle
ödemesi gereken gelir vergisi
1.462,50 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında,
taksit tutarı: [(1.462,50x1,15)/18=] 93,44 TL olacaktır.
b)
Mükellefiyet Kayıtları Olup da Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinde Zarar Beyan
Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette Bulunduğu
veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olanların Matrah
Artırımı
2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak,
-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde zarar beyan
eden mükellefler,
-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah
beyan etmeyen mükellefler,
-Mükellefiyet kayıtları olup da beyanname vermemiş olan mükellefler,
-İlgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir
elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin
bilgisi dışında bırakanlar
bu bölümdeki açıklamaları esas alarak matrah
artırımından yararlanabileceklerdir (Ek:7).
ba) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına
göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı;
2006 yılı için
.................................................. 9.550 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 10.320 TL’den,
2008 yılı için ..................................................
11.220 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 12.230 TL’den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları
şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Ticari veya zirai kazancı
bilanço esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, kazanç ve iratları
arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması halinde, söz konusu
mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah
artırımında bulunacaklardır.
bb) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı
esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri;
2006 yılı için
.................................................. 6.370 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 6.880 TL’den,
2008 yılı için
.................................................. 7.480 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 8.150 TL’den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları
şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Ticari veya zirai kazancı
işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükelleflerinin, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması
halinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az
olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır.
bc) Ticari kazancı sadece basit usulde
vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri;
2006 yılı için
.................................................. 955 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 1.032 TL’den,
2008 yılı için
.................................................. 1.122 TL’den,
2009 yılı için ..................................................
1.223 TL’den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları
şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
bd) Geliri sadece gayrimenkul sermaye
iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri;
2006 yılı için
.................................................. 1.910 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 2.064 TL’den,
2008 yılı için ..................................................
2.244 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 2.446 TL’den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları
şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
be) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir
vergisi mükellefleri;
2006 yılı için
.................................................. 6.370 TL’den,
2007 yılı için
.................................................. 6.880 TL’den,
2008 yılı için
.................................................. 7.480 TL’den,
2009 yılı için
.................................................. 8.150 TL’den
az olmamak üzere, işletme hesabı esasına göre
defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlar üzerinden matrah
beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Ticari ve zirai kazanç ile
serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer
kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması
hali dahil) elde eden gelir vergisi
mükellefleri, işletme hesabı esasına
göre defter tutan mükellefler için belirlenen ve yukarıda yer alan asgari
matrahları esas alacaklardır.
bf)
Özellik arzeden durumlar
Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle
birlikte, bu kazancının yanında vergiye tabi başka gelir unsurları elde
eden mükellefler ile gayrimenkul
sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve
irat elde eden gelir vergisi mükellefleri
de işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için
belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.
Diğer taraftan, ticaret şirketleri, 213 sayılı
Kanun uyarınca birinci sınıf tüccar olarak değerlendirildiklerinden,
kollektif şirketlerde ortaklar ile komandit şirketlerde komandite ortaklar,
bilanço esasına göre defter tutan mükellefler hakkında yapılan açıklamalar
çerçevesinde matrah artırımında bulunabileceklerdir. Adi komandit
şirketlerin, menkul sermaye iradı elde eden komanditer ortakları da bu
iratlarla ilgili olarak matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabileceklerdir.
Adi ortaklıklarda ortaklar, yıllık gelir vergisi
beyannamesi vermek zorunda olduklarından bunlar, yukarıda açıklanan
esaslardan durumlarına uyan şekilde matrah artırımında bulunabileceklerdir.
bg)
Konuya ilişkin örnekler
Örnek 7- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi
mükellefi (K)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006
yılı için 18.500 TL ve 2007 yılı için 44.000 TL’dir. Mükellef diğer yıllar
için beyanname vermemiştir.
Bu mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına
ilişkin gelir vergisi matrahını 6111 sayılı Kanun hükümlerinden
yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi
dairesine başvurmuştur.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir
vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde
hesaplanacaktır.
|
Yıllar
|
İlgili Yıllar Vergi Matrahı
(TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
Artırılan Matrah Tutarı (TL)
(1x2)
(3)
|
Asgari Matrah
Tutarı (TL)
(4)
|
Hesaplamaya Esas Matrah
Tutarı (TL)
(3 veya 4’den Fazla Olanı)
(5)
|
Vergi Oranı
(6)
|
Kanuna Göre Ödenecek Gelir Vergisi
(TL)
(5 x 6)
(7)
|
|
2006
|
18.500
|
%30
|
5.550
|
9.550
|
9.550
|
%20
|
1.910
|
|
2007
|
44.000
|
%25
|
11.000
|
10.320
|
11.000
|
%20
|
2.200
|
|
2008
|
-
|
%20
|
-
|
11.220
|
11.220
|
%20
|
2.244
|
|
2009
|
-
|
%15
|
-
|
12.230
|
12.230
|
%20
|
2.446
|
|
Toplam
|
8.800
|
Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi
gereken gelir vergisi 8.800 TL olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapılacağı varsayıldığında,
taksit tutarı: [(8.800x1,15)/18=] 562,22 TL olacaktır.
Örnek 8- Gerçek kişi (B), 2009 yılında kira geliri elde etmiş olduğu halde, bu
gelirini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakmış ve mükellefiyet tesis
ettirmemiştir.
Mükellef, 2009 yılı için gelir vergisi matrahını,
6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi
içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine, sadece gayrimenkul sermaye iradı
elde ettiğini belirterek başvurmuştur.
Bu mükellefin ilgili yıl için belirlenen asgari
matrahtan az olmamak üzere matrah beyan etmesi gerekmektedir.
Buna göre, mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki
şekilde olacaktır.
|
Yıl
|
Beyan Edilen Matrah Tutarı
(TL)
(1)
|
Asgari Matrah
Tutarı (TL)
(2)
|
Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL)
(1 veya 2’den Fazla Olanı)
(3)
|
Vergi Oranı
(4)
|
Kanuna Göre Ödenecek Gelir Vergisi (TL)
(3 x 4)
(5)
|
|
2009
|
YOK
|
2.446
|
2.446
|
%20
|
489,20
|
Mükellefin ödeyeceği vergi tutarı 489,20 TL
olacaktır.
Ödeme
Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında,
taksit tutarı: [(489,20x1,15)/18=] 31,25 TL olacaktır.
2- Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesine
İlişkin Matrah Artırımı
a)
Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin
Matrah Artırımı
2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin
olarak verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde vergiye tabi kurum kazancı
(matrah) beyan eden kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin
vergi matrahlarının;
2006 yılı için
................................................... %30,
2007 yılı için
................................................... %25,
2008 yılı için
................................................... %20,
2009 yılı için
................................................... %15
oranlarından az olmamak üzere artırılması
gerekmektedir (Ek:8). Dilerlerse
mükellefler ilgili yıllar için bu oranların üzerinde artırımda
bulunabileceklerdir. Kurumlar vergisi
mükelleflerince 6111 sayılı Kanun çerçevesinde artırıma esas olacak matrah,
doğrudan üzerinden kurumlar vergisi hesaplanan kurumlar vergisi matrahı
olacaktır.
Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak kurumlar
vergisi mükelleflerince artırılan matrahların tutarı;
2006 yılı için
.................................................19.110 TL’den,
2007 yılı için
.................................................20.650 TL’den,
2008 yılı için .................................................22.440
TL’den,
2009 yılı için
.................................................24.460 TL’den
az olmayacaktır.
Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi
verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen
veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce
yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah ve vergi artırımına esas ilgili
dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.
b)
Mükellefiyet Kayıtları Olup da Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde Zarar
Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette
Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olan
Kurumların Matrah Artırımı
2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak
kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyeti bulunduğu halde, bu
mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa olsun yerine getirmeyerek ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş ve
kazanç elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve kazançlarını vergi
dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş
olan mükellefler ile bu yıllara ilişkin olarak verdikleri yıllık kurumlar
vergisi beyannamelerinde indirim ve
istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen ya da zarar beyan eden
kurumlar vergisi mükellefleri;
2006 yılı için
.................................................19.110 TL’den,
2007 yılı için
.................................................20.650 TL’den,
2008 yılı için .................................................22.440
TL’den,
2009 yılı için
.................................................24.460 TL’den
az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları
şartıyla, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir (Ek: 8).
Tasfiye halinde bulunan
kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin yıllar için matrah artırımında bulunmaları,
tasfiye bitiş beyannamesinin verilmesi üzerine 5520 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılacak olan incelemelere engel
teşkil etmemektedir. Ancak, matrah artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye
karı üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilebilecektir.
5520 sayılı Kanun uyarınca
yapılan devirlerde, devrolan kurumun tüm hak ve yükümlülükleri devir alan
kuruma intikal ettiğinden, devir suretiyle infisah eden ve ticaret
sicilinden silinerek mükellefiyet kayıtları kapatılan kurumlar adına devir
alan kurumlar tarafından matrah ve vergi artırımında bulunulması ve Kanunun
öngördüğü imkanlardan yararlanılması mümkündür.
Aynı şekilde anılan Kanun
uyarınca gerçekleştirilen tam bölünme işlemlerinde de bölünen kurumun
varlıklarını devralan kurumlar birlikte, bölünen kurum adına matrah ve
vergi artırımında bulunulabilecektir.
Diğer taraftan, 5904 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kanunun 17
nci maddesine eklenen
dokuzuncu fıkraya göre, ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği sona
eren kurumlar vergisi mükellefleri hakkında 5904 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 3/7/2009 tarihinden itibaren kesilecek
vergi cezaları dahil kurumlar vergisi, katma değer vergisi vb. her türlü vergi tarhiyatı,
-Tasfiye öncesi
dönemler için, müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi
biri adına,
-Tasfiye
dönemleri için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa
müteselsilen sorumlu olmak üzere bunlardan
herhangi biri adına
yapılmaktadır.
Artırım talebinde bulunulan yıllarla
ilgili olarak kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiye edilerek ticaret
sicilinden silinmiş olmaları halinde, tasfiye edilerek tüzel kişiliği
ticaret sicilinden silinmiş olan bir şirket adına 6111 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında
bulunmak üzere bildirim veya beyanda bulunulması mümkün değildir.
Ancak, söz konusu kurumların kanuni temsilcilerinin
veya tasfiye memurlarının, anılan Kanun kapsamında kendileri tarafından
(tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmiş olan kurumların kanuni
temsilcisi veya tasfiye memuru olduklarına dair bilgileri de ihtiva eden)
bildirim veya beyanlar ile artırımdan yararlanmaları
mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede, tasfiye
öncesi dönemler için, kanuni temsilciler hep birlikte; tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya
birden fazla tasfiye memuru varsa tüm tasfiye memurları birlikte matrah
ve vergi artırımında bulunabilecektir.
3- Gelir
ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı ve Matrah Beyanında
Uygulanacak Vergi Oranları
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince bu
Tebliğin (VI-C/1) ve (VI-C/2) bölümlerinde belirtilen şekilde artırılan
veya beyan edilen matrahlara % 20 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek
vergi tutarı hesaplanacaktır.
6111 sayılı Kanun hükümlerine göre artırılan veya
beyan edilen matrahlar üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi
için ayrıca herhangi bir vergi ya da fon hesaplanmayacak ve ödenmeyecektir.
Artırılan bu matrahlar üzerinden geçici vergi de
hesaplanmayacaktır.
Öte yandan, matrah artırımında bulunmak istedikleri
yıllara ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini kanuni
süresinde vermiş ve bu beyannameler üzerinden anılan beyannamelere ilişkin
damga vergisi de dahil olmak üzere tahakkuk eden vergilerin tamamını
süresinde ödemiş bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu
vergi türlerine ilişkin olarak herhangi bir dönem için 6111 sayılı Kanunun
2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olmaları şartıyla,
Kanunun 6 ncı madde hükmüne göre artırdıkları matrahlara % 20 yerine % 15
vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır. %
15 oranının belirlenmesinde, maddede öngörülen şartların her yıl için ayrı
ayrı dikkate alınması gerekmektedir.
Örneğin, 2006 yılına ilişkin olarak matrah
artırımında bulunan kurumlar vergisi mükellefinin bu döneme ilişkin
kurumlar vergisi beyannamesini süresinde verip, beyanname üzerinden tahakkuk
eden kurumlar vergisini süresinde ödemesi halinde, bu vergi türü için diğer
dönemler de dahil olmak üzere 6111 sayılı Kanunun
2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olması şartıyla, bu
mükellef, matrah artırım tutarı üzerinden %15 oranında
vergilendirilecektir. Söz konusu mükellefin anılan döneme ilişkin olarak
daha sonra pişmanlık hükümlerine göre veya kendiliğinden düzeltme
beyannamesi vermesi de artırılan matraha %15 oranının uygulanmasına engel
teşkil etmeyecektir.
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin süresinde
vermiş oldukları yıllık beyannamelerde, zarar beyan edilmiş olması veya
ilgili kanunlarda yer alan istisna uygulaması,
indirim ve mahsuplar nedeniyle ödenecek vergi çıkmamış olması durumunda da
bu mükelleflerce artırılan matrahlara da % 15 vergi oranı uygulanmak
suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.
Bu şekilde indirimli oranda vergi ödeme hakkı
bulunan mükelleflerin başvurularında, bu hususu, başvuruda kullanılan
bildirimin ilgili sütununda belirtmeleri gerekmektedir.
4- 193 sayılı Kanunun Geçici 61 inci Maddesi ve Geçici
67 nci Maddesinin Sekizinci Fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci
Maddesinin Üçüncü Fıkrasına Göre Vergi Tevkifatına Tabi Kazanç ve İratları
Bulunan Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı
a)
Yatırım İndirimi İstisnası Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı
193 sayılı Kanunun geçici 61 inci
maddesinde, 24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden
düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki yatırımlarla ilgili
yatırım harcamalarına (teşvik belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen
iktisadî kıymetler için yapılan harcamalar hariç), yatırım indirimi uygulamasına
ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun bu tarihten önce yürürlükte bulunan
hükümlerinin uygulanacağı, bu şekilde yatırım indirimi istisnasından
yararlanan kazançlar ile anılan tarihten önce gerçekleşen yatırımlar
üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz olması nedeniyle sonraki
dönemlere devreden yatırım indiriminden yararlanan kazançlar üzerinden
dağıtılsın, dağıtılmasın %19,8 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı
hükmü yer almaktadır.
Bu Tebliğin (VI-C/2) bölümüne göre matrah
artırımında bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı zamanda 193 sayılı
Kanunun geçici 61 inci maddesi kapsamında vergi tevkifatına tabi
kazançlarının bulunması halinde, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olmamaları için, bu kazançlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi
artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek: 9).
Bir başka ifade ile 2006, 2007 ve 2008 yıllarında
vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamelerinde kurumlar vergisine tabi
matrah beyan eden, matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden
mükelleflerin, bu dönemlere ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun geçici 61
inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi kazançları ile ilgili olarak
vergi artırımı veya matrah beyanında bulunabilmeleri için, bu Tebliğin
(VI-C/2) bölümünde belirtilen şekilde kurumlar vergisi matrahlarını da
artırmaları zorunludur.
Buna göre, yukarıda belirtilen her iki duruma uygun
artırımda bulunmayan mükelleflerin 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi
hükmünden yararlanmaları mümkün değildir.
Diğer taraftan, yatırım indirimi
istisnasından yararlanan kazançlar üzerinden anılan hüküm uyarınca yapılan
vergi tevkifatı, ilgili yılın kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği
vergilendirme dönemine ait muhtasar beyannameyle bu vergilendirme dönemini
izleyen ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar beyan edilmektedir. 6111
sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarına göre
yapılacak vergi artırımı ve matrah beyanı yıl bazında yapılmakla birlikte,
söz konusu yıla ilişkin olarak anılan hüküm uyarınca vergi artırımı veya
matrah beyan edilmesi halinde, bu yıla ilişkin olarak verilen kurumlar
vergisi beyannamesinden indirilen yatırım indirim istisnasına tabi
kazançlar için vergi tevkifatı yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır.
Örneğin, hesap dönemi takvim yılı olan
bir kurumlar vergisi mükellefinin kurumlar vergisi matrah artırımı ile
birlikte, 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı
fıkralarına göre 2006 yılı için vergi artırımı ve matrah beyanında
bulunması durumunda, bu yıla ilişkin olarak Nisan 2007 vergilendirme dönemine
ait muhtasar beyanname ile beyan edilen yatırım indirim istisnasına tabi
kazançlar için vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olması söz konusu
olmayacaktır.
Öte yandan, 6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen
tevkifata tabi kazanç ve iratların, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde
istisna uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı
yönünden araştırılabileceği tabidir.
aa)
Yatırım indirimi istisnasına tabi kazançları bulunan ve bu kazançlarını
muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri
Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, yatırım indirimi istisnası
uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun
geçici 61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının
bulunması halinde, bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen
vergilerini;
2006 yılı için
..........................................................................%30,
2007 yılı için
..........................................................................%25,
2008 yılı için
..........................................................................%20
oranlarından az olmamak üzere artırarak ödemeleri
kaydıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Yukarıda açıklandığı üzere,
193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi
kazançların daha önce beyan edilmiş olması kaydıyla bu kazanç ve iratların
matrahı artırılmamakta, vergileri artırılmaktadır.
ab)
Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde yatırım indirimi
istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim konusu yapılan
kazanç bulunan ve bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan
mükellefler
Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde, yatırım indirimi istisnasına tabi kazancı
bulunduğu halde, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre vergi
tevkifatına tabi bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan
kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi
incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlara
ilişkin tevkifat matrahlarını;
2006 yılı için
................................................. 9.555 TL’den,
2007 yılı için
.................................................10.325 TL’den,
2008 yılı için
.................................................11.220 TL’den
az olmamak üzere artırarak beyan
etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden % 15 oranında vergi
hesaplamaları ve ödemeleri gerekmektedir.
b) Yatırım Fon ve Ortaklıklarında
Kurum Bünyesinde Yapılan Vergi Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı
5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin
birinci fıkrasının (d) bendi ile kurumlar vergisinden istisna edilen;
- Menkul kıymetler yatırım fonları ile
menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan
kazançları,
- Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda
işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya
ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,
- Girişim sermayesi yatırım fonları
veya ortaklıklarının kazançları,
- Gayrimenkul yatırım fonları veya
ortaklıklarının kazançları,
- Konut finansmanı fonları ile varlık
finansmanı fonlarının kazançları
dağıtılsın dağıtılmasın, 5520 sayılı
Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile vergi tevkifatına tabi
tutulmuş bulunmaktadır.
193 sayılı Kanunun geçici 67 nci
maddesinin sekizinci fıkrası ile menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım
fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile
yatırım ortaklıklarının kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy
işletmeciliğinden doğan kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın vergi
tevkifatına tâbi tutulmaktadır.
2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık
finansman fonları için tevkifat oranı ilgili dönemde %0 olarak uygulanmış
olup, menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıkları
için 1/10/2006 tarihine kadar tevkifat oranı %10, 1/10/2006 tarihinden
itibaren ise %0 olarak uygulanmıştır.
Öte yandan, portföyü Türkiye'de kurulu
borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları
veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları için
tevkifat oranı 2006 ve 2007 yılları için %15 oranında uygulanmış
bulunmaktadır.
Bu nedenle, anılan fon ve
ortaklıkların, kurum bünyesinde yapılması gereken söz konusu vergi tevkifatına ilişkin olarak, vergi incelemesine
ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlar hakkında da
aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları
gerekmektedir (Ek: 9).
Anılan fon ve ortaklıkların ilgili yıllarda
münhasıran portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunmuş olmaları halinde,
portföy işletmeciliği kazançlarının tamamı 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre
kurumlar vergisinden istisna edilmiş olduğundan beyannamede kurumlar
vergisi matrahı oluşmamaktadır. Bu itibarla anılan fon ve ortaklıklar,
kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmaksızın, vergi tevkifatına tabi
portföy işletmeciliği kazançları üzerinden kurum bünyesinde yapılacak vergi
tevkifatı için matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.
Diğer taraftan, anılan fon veya
ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançlarının dışında istisna kapsamında
olmayan kazanç ve iratlarının bulunması
halinde, bu kazançları bakımından vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap
olmamaları için bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen şekilde matrah ve
vergi artırımı yapmaları zorunludur.
Öte yandan, 6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen
tevkifata tabi kazanç ve iratların, kurumlar vergisi beyannamesinde istisna
uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden
idarece araştırılabileceği tabiidir.
ba) 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci
fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre
vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini
muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri
Kurumlar vergisi mükelleflerinin
verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, 5520 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan istisna uygulaması nedeniyle
kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin
sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü
fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması
halinde, bu mükellefler, anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen
vergilerini;
-Menkul kıymetler yatırım fonları ile
menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan
kazançları nedeniyle 2006 yılı için %30 oranından,
-Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda
işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya
ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006
yılı için %30, 2007 yılı için % 25 oranından
az olmamak üzere artırarak ödemeleri
suretiyle 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
bb)
Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde istisna uygulaması nedeniyle
kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç ve iratları bulunan ve bu
gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler
Verdikleri kurumlar vergisi
beyannamelerinde, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendinde yer alan istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen
ve 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520
sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına
tabi tutulması gereken kazançları bulunduğu halde, bu kazançlarını muhtasar
beyanname ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu
yıllara ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları
için, bu kazançlara ilişkin tevkifat matrahlarını;
-Menkul kıymetler yatırım fonları ile
menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan
kazançları nedeniyle 2006 yılı için 9.555 TL’den,
-Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda
işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya
ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006
yılı için 9.555 TL’den, 2007 yılı için 10.325 TL’den
az olmamak üzere artırarak beyan
etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden % 15 oranında vergi
ödemeleri gerekmektedir.
c)
Dağıtılan Kar Paylarından Yapılan Vergi Tevkifatının Durumu
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı
Kanunun 15 inci maddesinin ikinci ve 30 uncu maddesinin üçüncü ve altıncı
fıkralarında kar dağıtımına bağlı vergi tevkifatı ile dar mükelleflerce ana
merkeze aktarılan tutarlar üzerinden yapılacak vergi tevkifatı hükümleri yer almaktadır.
6111 sayılı Kanunda, anılan hükümler yönünden
matrah ve vergi artırımına ilişkin bir hükme yer verilmediğinden, 193
sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4)
numaralı bentlerinde yazılı kar paylarının
dağıtımı sırasında yapılmakta olan vergi tevkifatı, tevkifat yapmakla
sorumlu olanlarca, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre matrah ve vergi
artırımına konu edilemeyecektir.
d) Konuya
İlişkin Örnekler
Örnek 9- (K) Anonim Şirketinin 2008 yılına ilişkin olarak
vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesinde beyan ettiği kazanç 800.000
TL’dir. Kurum aynı yılda, 400.000 TL yatırım indirimi uygulamış olduğundan
kurumlar vergisi matrahı olarak 400.000 TL beyan etmiştir.
193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre de tevkif ettiği
vergi tutarı olan (400.000 x %19,8=) 79.200 TL vergi kesintisini, muhtasar
beyanname ile beyan ederek zamanında ödemiştir.
Bu şirketin 2008 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve
gelir (stopaj) vergisi yönünden başvuru süresi içinde matrah artırımında
bulunmak istemesi halinde, artırım dolayısıyla ödeyeceği vergiler aşağıdaki
gibi hesaplanacaktır.
Kurumlar
Vergisinin Hesabı
|
Yıl
|
Beyan Edilen Matrah Tutarı
(TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
Artırılan Matrah Tutarı
(TL)
(1x2)
(3)
|
Artırılan Matraha
Uygulanacak Vergi Oranı
(4)
|
6111 sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)
(3x4)
(5)
|
|
2008
|
400.000
|
%20
|
80.000
|
% 20
|
16.000
|
Gelir (Stopaj)
Vergisinin Hesabı
|
Yıl
|
Daha Önce Beyan Edilen Gelir (Stopaj) Vergisi
(TL)
(1)
|
Artırım Oranı
(2)
|
6111 sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)
(1x2)
(3)
|
|
2008
|
79.200
|
% 20
|
15.840
|
Bu mükellef, kurumlar vergisi matrahı ile tevkif
edilen kurumlar vergisini birlikte artırmak zorundadır. Aksi takdirde bu
mükellefin 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanması söz konusu olamayacaktır.
Mükellefin matrah artırımı sonrasında ödemesi
gereken toplam vergi 31.840
TL’dir.
Taksit tutarı ise (18 taksit imkanından
yararlandığı varsayıldığında) [(31.840x1,15)/ 18=] 2.034,22 TL olacaktır.
Örnek 10-
(M) A.Ş.’nin 2006 yılı için beyan
ettiği kurum kazancı 15.000 TL’dir. Aynı yılda 15.000 TL
yatırım indirimi istisnası indirim konusu yapıldığından matrah beyan
edilmemiş, 15.000 TL istisna uygulaması nedeniyle tevkif edilip muhtasar
beyanname ile beyanı gereken (15.000 x %19,8=) 2.970 TL kurumlar vergisi tevkifatı
da muhtasar beyanname ile beyan edilmemiştir.
Bu kurumun başvuru süresi içinde matrah artırımında
bulunması halinde ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Kurumlar
Vergisinin Hesabı
|
Yıl
|
Beyan Edilen Matrah (TL)
(1)
|
Artırılan Matrah
Tutarı
(TL)
(2)
|
Artırıma Uygulanacak Vergi Oranı
(3)
|
Ödenecek Vergi
(TL)
(2x3)
(4)
|
|
2006
|
Yok
|
19.110
|
% 20
|
3.822
|
Gelir
(stopaj) Vergisinin Hesabı
|
Yıl
|
Artırılan Gelir (Stopaj) Vergisi Matrahı
(TL)
(1)
|
Artırıma Uygulanacak Vergi Oranı
(2)
|
Ödenecek Vergi
(TL)
(1x2)
(3)
|
|
2006
|
9.555
|
% 15
|
1.433,25
|
Mükellefin matrah artırımı sonrasında ödemesi
gereken toplam vergi (3.822+1.433,25=) 5.255,25 TL’dir.
Taksit tutarı ise (18 taksit imkanından yararlandığı
varsayıldığında) [(5.255,25x1,15)/18 =] 335,75 TL olacaktır.
5- Matrah
ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanına İlişkin Diğer Hususlar
a) Vergi
İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması
6111 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi
artırımında bulunulması durumunda, matrah ve vergi artırımında bulunulan
yıllar için gelir veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.
b) Daha
Önce Tevkif Yoluyla Ödenmiş Vergilerin Durumu
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 2006, 2007,
2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak 6111 sayılı
Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle matrah ve vergi
artırımında bulunmaları halinde, artırılan bu matrahlar üzerinden
hesaplanan veya artırılan vergilerin tamamını ödemeleri gerekmektedir.
Mükelleflerin matrah veya vergi artırımında bulundukları yıllara ilişkin olarak daha
önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergileri, matrah ve vergi artırımı
nedeniyle ödeyecekleri vergilerden mahsup etmeleri mümkün değildir.
c) Geçmiş
Yıl Zararları
6111 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinin dokuzuncu fıkrasında, “Gelir
ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara
ait zararların %50’si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez.”
hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre mükellefler, matrah artırımında
bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl
zararlarının yarısını, 2010 ve müteakip yıl karlarından mahsup
edemeyeceklerdir.
Söz konusu zararların ilgili yılların mali
bilançolarına göre doğmuş olması veya indirim ve istisna uygulamalarından
kaynaklanmış olması, durumu değiştirmemektedir. Dolayısıyla söz konusu
fıkra hükmü uyarınca matrah artırımında bulunan mükelleflerin artırımda
bulundukları yıla ilişkin zararlarının, gerek mali yıl bilançolarına göre
doğmuş olsun, gerekse indirim ve istisnadan kaynaklanmış bulunsun, devreden
tutarının sadece %50'si, 2010 yılı ve müteakip dönemlerde Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanununun ilgili maddelerinde yer alan esaslar çerçevesinde mahsup
edilebilecektir.
Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulan
yıllara ait olmakla birlikte 2009 ve önceki yılların karlarından mahsup
edilmiş geçmiş yıl zararlarına yönelik herhangi bir işlem yapılmayacaktır.
Örnek 11-
Kurumlar vergisi mükellefi (A) A.Ş.,
2006 yılında 10.000 TL, 2007 yılında 12.000 TL zarar, 2008 yılında 21.000
TL kar, 2009 yılında ise 15.000 TL zarar beyan etmiştir. Mükellef, 2008
yılında beyan ettiği kar tutarından 2006 ve 2007 yıllarından devreden
geçmiş yıl zararlarını mahsup etmiştir.
Söz konusu mükellefin 2006, 2007, 2008 ve 2009
yılları için matrah artırımından yararlandığı durumda 2010 ve müteakip
yıllarda mahsup edebileceği geçmiş yıl zarar tutarı 2007 yılından devreden
(1.000 / 2 =) 500 TL, 2009 yılından devreden (15.000 / 2 =) 7.500 TL olmak
üzere toplam 8.000 TL olacaktır.
d)
Gelecek Yıllarda Matrahtan İndirim Konusu Yapılacak İstisna ve İndirim
Tutarları ile Geçmiş Yıl Zararlarının Artırılan Matrahlardan İndirilememesi
Kurumlar vergisinden istisna edilen bazı kazançlar,
ilgili yıl faaliyet sonucu zararla sonuçlanmış olsa dahi, yıllık kurumlar
vergisi beyannamesinde indirim olarak uygulanmakta ve söz konusu istisna
kazançlar, müteakip yıl kazançlarından indirilmek
üzere zarar olarak müteakip yıllara devredilmektedir.
6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin
onuncu fıkrası gereğince matrah artırımında bulunan mükelleflerin, devreden
söz konusu zararları, bu Kanuna göre artırdıkları matrahlardan indirmeleri
söz konusu değildir.
Aynı şekilde mükellefler, yapmış
oldukları yatırım harcamaları nedeniyle indirime hak kazandıkları, ancak
ilgili yıllarda kazanç yetersizliği dolayısıyla yararlanamadıkları yatırım
indirimi istisnası tutarları ile geçmiş yıl zararlarını da 6111 sayılı
Kanunun 6 ncı maddesine göre artırdıkları veya beyan ettikleri matrahlardan
indiremeyeceklerdir. Ancak önceki yıllarda indirilemeyen yatırım indirimi
tutarının, 193 sayılı Kanunun ilgili hükümleri ile 276 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliği çerçevesinde mükelleflerce daha sonraki yıllarda beyan edilen kazançlardan indirilebileceği tabiidir.
Diğer taraftan, matrah artırımında
bulunulan cari yılda zarar beyan edilmiş olması halinde, 6111 sayılı Kanuna
göre artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan vergilerin
tamamının ödenmesi gerekeceğinden, söz konusu cari yıl zararının da
artırılan matrahlar üzerinden mahsubu veya indirimi söz konusu olmayacaktır.
Bahse konu zararlar hakkında, mükelleflerin bu Tebliğin (VI-C/5-c) bölümündeki açıklamaları dikkate almaları
gerekmektedir.
e) Tevkif Yoluyla Ödenmiş Bulunan Vergilerin İadesinin Talep
Edilmesi
Matrah ve vergi artırımında bulunan
mükelleflerin, artırımda bulundukları yıllarla ilgili olarak yıllık gelir
veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları
vergilerin, iadesine ilişkin taleplerinin bulunması halinde bu talepleri,
252 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğindeki esaslar çerçevesinde
sonuçlandırılacaktır. Bu nedenle bu mükellefler hakkında tevkif yoluyla
ödenen vergilerin iadesi ile ilgili talepleri ile sınırlı kalmak üzere
inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.
f) Kıst
Dönemde Faaliyette Bulunan Mükelleflerde Asgari Matrah Beyanı
6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi
hükmüne ve bu Tebliğde yapılan açıklamalara göre matrah ve vergi
artırımında veya beyanında bulunacak mükelleflerin, matrah ve vergi
artırımında bulundukları yıllarda işe başlama ve işi bırakma gibi
nedenlerle, kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları halinde, ilgili
yıllar için belirlenen ve yukarıda açıklanan asgari matrahlar, faaliyette
bulunulan ay sayısı dikkate alınarak hesaplanacaktır. Bu hesaplamada ay
kesirleri tam ay olarak dikkate alınacaktır.
Örneğin, 15 Nisan 2006 tarihinde işe
başlayan ve bilanço esasına göre defter tutan bir gelir vergisi mükellefinin
2006 yılı için matrah ve vergi artırımda bulunmak istemesi halinde, bu yıl
için dikkate alacağı asgari matrah;
[(9.550/12) x 9=] 7.162,50 TL’den az
olamayacaktır.
Diğer taraftan, kurumlar vergisi mükelleflerinin
tasfiyeye girmeleri halinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak, tasfiyeleri
sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin
nihai tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde kıst
dönem hesaplaması yapılacaktır.
g)
Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşi Yapan
Mükelleflerin Durumu
Yıllara sari inşaat ve onarım işi yapan
gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, bu faaliyetleri dolayısıyla 2006,
2007, 2008 ve 2009 yılları için 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi
artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Yıllara sari inşaat ve onarım işi
bulunan mükellefler, her bir inşaat itibarıyla işin bittiği yıl esas alınmak
suretiyle 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında
bulunabileceklerdir.
Öte yandan, önceki yıllarda başlayan,
ancak 2010 yılında bitmiş veya halen devam etmekte olan, yıllara sari
inşaat ve onarım işleri için gelir vergisi mükellefleri Mart 2011, kurumlar
vergisi mükellefleri Nisan 2011 ve müteakip yıllarda beyanda bulunması
gerektiğinden 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden
yararlanma imkanı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak
verdikleri yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde beyan
ettikleri yıllara sari inşaat ve onarma işine ait istihkaklarından kesilen
vergilerin beyannamede mahsubu sonucu vergi iade haklarının doğması ve bu
mükelleflerin de anılan yıllarla ilgili olarak matrah ve vergi artırımında
bulunmaları halinde, iadesi gereken bu vergilerin,
mükelleflerin matrah ve vergi artırımı nedeniyle ödeyecekleri vergilerden
mahsubu mümkün değildir.
h) Özel Hesap
Dönemine Tabi Mükelleflerin Durumu
213 sayılı Kanunun 174
üncü maddesi çerçevesinde, kendilerine özel hesap dönemi tayin
edilen gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, ilgili özel hesap
dönemlerinin kapandığı yıl itibarıyla matrah ve
vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Örnek 12-
Öteden beri 1 Haziran - 31 Mayıs
özel hesap dönemini kullanan gelir vergisi mükellefi (A), söz konusu özel
hesap dönemine ait gelirlerini özel hesap döneminin kapandığı takvim yılını
izleyen yılın Mart ayının 1 ila 25’i arasında beyan etmektedir. Bu
mükellef;
-
1/6/2005 – 31/5/2006 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2006 takvim yılı
için,
-
1/6/2006 – 31/5/2007 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2007 takvim yılı
için,
-
1/6/2007 – 31/5/2008 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2008 takvim yılı
için,
-
1/6/2008 – 31/5/2009 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2009 takvim yılı
için
belirlenen matrah artırım oranlarını veya asgari
matrah tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah artırımı hükümlerinden
yararlanabilecektir.
Örnek 13-
Takvim yılı
esasına göre hesap
dönemine tabi olan
(B) Ltd. Şti.’ne, 1 Temmuz 2007 tarihinden
itibaren özel hesap dönemi tayin edilmiş bulunmaktadır. Bu mükellef;
-
1/1/2006 – 31/12/2006 hesap dönemine ilişkin olarak 2006 takvim yılı için,
-
1/1/2007 – 30/6/2007 kıst hesap dönemine ilişkin olarak 2007 takvim yılı
için,
-
1/7/2007 – 30/6/2008 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2008 takvim yılı
için,
-
1/7/2008 – 30/6/2009 özel hesap dönemine ilişkin olarak 2009 takvim yılı
için
belirlenen artırım oranlarını veya asgari matrah
tutarlarını dikkate almak suretiyle matrah artırımı hükümlerinden yararlanabilecektir.
1/1/2007 – 30/6/2007 kıst hesap dönemine ilişkin
olarak beyan edilen matrahların toplamı üzerinden ilgili yıl için
belirlenmiş oranda matrah artırımı yapılması gerekecek olup asgari
matrahlar üzerinden matrah artırımı yapılmasının gerekmesi halinde ise
asgari matrahlar kıst hesaplamaya tabi tutulmayacaktır.
D- KATMA DEĞER VERGİSİNDE ARTIRIM
6111 sayılı Kanunun
7 nci maddesinde, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak maddede
belirtildiği şekilde belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı
olarak, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar beyan
eden mükellefler nezdinde, söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri
yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi
(KDV) incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre, KDV mükellefleri, 2006, 2007, 2008 ve
2009 yılları için maddede belirtilen şekilde
vergi artırımında bulunmayı kabul etmeleri halinde, artırımda bulundukları
dönemler için haklarında, 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (6) numaralı
fıkrasında hükme bağlanan durumlar hariç, KDV yönünden vergi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.
KDV artırım uygulaması aşağıda belirlenen usul ve
esaslar doğrultusunda yürütülecektir.
1-
Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerinin
Tamamını Vermiş Olan Mükellefler
a)
Artırıma Esas Tutar ve Uygulanacak Artırım Oranları
aa) KDV mükellefleri, ilgili yıllar içindeki her bir
vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri 1 No.lu KDV beyannamelerinin
“Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan tutarların yıllık toplamı üzerinden;
2006 yılı için …………….%3,
2007 yılı için …………….%2,5,
2008 yılı için.…………….%2,
2009 yılı için.…………….%1,5
oranında hesaplanacak KDV’yi, Kanunda öngörüldüğü şekilde
ödemeyi kabul etmeleri halinde vergi artırımı hükümlerinden
faydalanabileceklerdir.
ab) İhtirazı kayıtla verilen beyannamelerde yer alan
hesaplanan KDV tutarları, yukarıda belirtilen yıllık hesaplanan KDV
toplamına dahil edilecektir.
Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi
verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe
kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen
veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce
yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate
alınacaktır.
Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri uyarınca tecil-terkin
uygulaması kapsamında teslimleri bulunan mükelleflerde, tecil edilen
vergiler, ilgili dönem beyannamesinde yer alan “Hesaplanan KDV Toplamı”
satırındaki tutardan düşülecek ve yıllık toplama dahil edilmeyecektir.
Bu şekilde hesaplama yapılabilmesi için, 3065
sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında teslim edilen malların süresi
içinde ihracının gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Aynı Kanunun
geçici 17 nci maddesi kapsamında teslimleri bulunanlarda ise bu şart
aranmayacaktır.
“Tecil edilen vergiler” ifadesinden kasıt, 1 No.lu
KDV Beyannamesinin “İhraç Kayıtlı Teslimler” bölümünde yer alan “Tecil
Edilebilir KDV” satırındaki tutardır.
Örnek 14-
14/5/2006 tarihinde
mükellefiyetini tesis ettirerek faaliyetine başlayan (A) Ltd. Şti., 2006 ve
2007 takvim yıllarına ilişkin olarak KDV artırım imkanından yararlanmak
için yasal süresi içinde vergi dairesine başvurmuştur. (A) Ltd. Şti., söz
konusu dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiştir.
Mükellefin bazı dönemlerinde (Şubat, Nisan, Mayıs, Ekim/2007) 3065 sayılı
Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı teslimleri de bulunmakta
olup, söz konusu malların ihracatı süresi içinde gerçekleşmiştir.
(A)’nın, 2006 ve 2007 yılı “Hesaplanan KDV”
beyanları her bir dönem itibariyle aşağıdaki gibidir.
|
YIL
|
2006
|
2007
|
|
Dönem
|
Hesaplanan KDV (TL)
(a)
|
Tecil Edilebilir KDV (TL)
(b)
|
Fark (TL)
(a-b)
|
Hesaplanan KDV (TL)
(a)
|
Tecil Edilebilir KDV (TL)
(b)
|
Fark (TL)
(a-b)
|
|
OCAK
|
-
|
-
|
-
|
7.000
|
-
|
7.000
|
|
ŞUBAT
|
-
|
-
|
-
|
6.250
|
1.250
|
5.000
|
|
MART
|
-
|
-
|
-
|
8.000
|
-
|
8.000
|
|
NİSAN
|
-
|
-
|
-
|
5.500
|
1.500
|
4.000
|
|
MAYIS
|
4.000
|
-
|
4.000
|
5.750
|
1.000
|
4.750
|
|
HAZİRAN
|
3.500
|
-
|
3.500
|
4.500
|
-
|
4.500
|
|
TEMMUZ
|
2.000
|
-
|
2.000
|
5.000
|
-
|
5.000
|
|
AĞUSTOS
|
2.500
|
-
|
2.500
|
10.000
|
-
|
10.000
|
|
EYLÜL
|
1.300
|
-
|
1.300
|
12.000
|
-
|
12.000
|
|
EKİM
|
5.000
|
-
|
5.000
|
15.000
|
3.000
|
12.000
|
|
KASIM
|
3.750
|
-
|
3.750
|
13.500
|
-
|
13.500
|
|
ARALIK
|
6.000
|
-
|
6.000
|
11.000
|
-
|
11.000
|
|
TOPLAM
|
28.050
|
-
|
28.050
|
103.500
|
6.750
|
96.750
|
Bu verilere göre, mükellefin toplam KDV artırım
tutarı ve taksit tutarı (18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında)
aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
|
2006 Yılı KDV Artırım
Tutarı
|
28.050 x %3
|
=
|
841,5 TL
|
|
2007 Yılı KDV Artırım
Tutarı
|
96.750 x %2,5
|
=
|
2.418,75 TL
|
|
Taksit Tutarı
|
[(841,5 + 2.418,75) x 1,15] / 18
|
=
|
208,29 TL
|
b) Kısmi Tevkifat
Uygulaması Kapsamında İşlemi Bulunanlarda Bu İşlemlerine İlişkin Olarak,
Yıllık Hesaplanan KDV Tutarının Hesabında Dikkate Alınacak Tutar
3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin verdiği
yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca bazı işlemler "kısmi vergi
tevkifatı” kapsamına alınmıştır. Bu uygulamada, işlem bedeli üzerinden
hesaplanan verginin, Maliye Bakanlığınca belirlenen kısmı sorumlu sıfatıyla
alıcı tarafından, kalan kısmı ise satıcı tarafından beyan edilmektedir.
Bu tür işlemleri bulunan satıcıların yapacakları
KDV artırımları ile ilgili “Yıllık Hesaplanan KDV" tutarının
belirlenmesinde, alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilen KDV
dikkate alınmadan, kendileri tarafından beyan edilen kısım hesaplamaya
dahil edilecektir.
c)
Sorumlu Sıfatıyla Beyan Edilen KDV
2 No.lu KDV beyannameleri için 6111 sayılı Kanunun
7 nci maddesi hükmünden yararlanılması mümkün değildir.
Bu çerçevede, 2 No.lu KDV Beyannamesi ile sorumlu
sıfatıyla beyan edilen vergiler, yukarıda belirtildiği üzere satıcılar tarafından
yıllık toplama dahil edilmeyeceği gibi, alıcılar tarafından da yıllık
toplama dahil edilmeyecektir.
d)
Artırımın Takvim Yılı Bazında Yapılacağı
Mükelleflerin, artırıma esas alınan ilgili yılların
vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları gerekmektedir.
Ancak, mükelleflerin yıl bazında seçimlik hakları
mevcuttur.
e)
Beyannamelerin Tamamı Verilmekle Birlikte, Vergiye Tabi İşlemlerin
Bulunmaması Halinde Artırım Tutarı
Mükelleflerce verilen KDV beyannamelerinde, vergiye
tabi işlem bulunmaması nedeniyle hiç “Hesaplanan KDV” beyan edilmemesi
durumunda, bu Tebliğin (VI/D-3-a) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde
işlem yapılacaktır.
f) Özel Hesap Dönemine Tabi
Mükelleflerin Durumu
213 sayılı Kanunun 174 üncü maddesine göre Maliye Bakanlığınca
gelir veya kurumlar vergisi bakımından özel hesap dönemi tayin edilen
mükellefler bu Tebliğin (VI/D-1) bölümü kapsamındaki hesaplamayı ilgili
takvim yılı bazında yapacaklardır.
g)
Kullanılacak Bildirim
Vergi artırımında bulunulan yılda vermeleri gereken
1 No.lu KDV Beyannamelerinin tamamını vermiş olan mükellefler (bu Tebliğin
VI/D–3 bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ
ekinde (Ek:10) yer alan
bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan
açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
2-
Artırıma İlişkin Yılda Verilmesi Gereken 1 No.lu KDV Beyannamelerini
Vermemiş Olan Mükellefler
a) En Az
Üç Döneme Ait KDV Beyannamesi Vermiş Olanlar
Verilmiş olan 1 No.lu KDV beyannamelerinin
“Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan tutarlar toplanacak ve
beyanname verilen dönem sayısına bölünerek ortalaması bulunacaktır.
Bulunan bu ortalama tutar, 12 ile çarpılmak
suretiyle 1 yıla iblağ edilerek vergi artırımına esas olacak “Yıllık
Hesaplanan KDV” tutarına ulaşılacaktır.
Bulunan bu vergi tutarı üzerinden bu Tebliğin
(VI/D-1-aa) bölümünde belirtilen oranlarda KDV ödenmesinin kabul edilmesi
halinde, mükellefler KDV artırımı hükümlerinden
faydalanabileceklerdir.
Bu kapsamdaki mükelleflerin, KDV artırım imkânından
yararlanmaları için ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi
yönünden matrah artırımında bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Örnek 15-
Mükellef 2007 yılı içinde sadece 5
vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV beyannamesi vermiştir. Mükellefin
vermiş olduğu KDV beyannamelerindeki “Hesaplanan KDV” tutarları toplamı
22.000 TL’dir.
Buna göre, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit
tutarı (9 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
|
Her Bir Dönem İçin
Dikkate Alınacak Hesaplanan KDV
|
22.000 / 5
|
=
|
4.400 TL
|
|
2007 Yılı KDV Artırımına
Esas Tutar
|
4.400 x 12
|
=
|
52.800 TL
|
|
2007 Yılı KDV Artırım
Tutarı
|
52.800 x %2,5
|
=
|
1.320 TL
|
|
Taksit Tutarı
|
(1.320 x 1,07) / 9
|
=
|
156,93 TL
|
Artırımda bulundukları takvim yılı içinde 1 No.lu
KDV Beyannamelerinin tamamını vermemekle birlikte, en az üç döneme ait KDV
beyannamesi vermiş olan mükellefler (bu
Tebliğin VI/D–3 bölümü kapsamında olanlar hariç), KDV artırım taleplerinde
bu Tebliğ ekinde (Ek:11) yer
alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde
yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği tabiidir.
b) Hiç Beyanname
Vermemiş veya En Fazla İki Dönemde Beyanname Vermiş Olanlar
Artırımın ilgili olduğu yıl içindeki dönemlere ait
1 No.lu KDV beyannamelerinin hiç verilmemiş ya da söz konusu takvim yılının
sadece bir veya iki vergilendirme dönemi için beyanname verilmiş olması
halinde, KDV artırımı hükümlerinden yararlanabilmek için, mükelleflerin
ilgili yıla ilişkin olarak gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah
artırımında bulunmaları zorunludur.
Bu durumda olan adi ortaklık, kollektif ve adi
komandit ortaklıklarda ortakların tamamının gelir/kurumlar vergisi yönünden
matrah artırımında bulunmaları gerekmektedir.
Mükellefler, artırdıkları gelir veya kurumlar
vergisi matrah tutarı üzerinden %18 oranında hesaplanacak KDV’yi ödemeyi
kabul etmeleri halinde, KDV artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Örnek 16-
Mükellef (X) A.Ş., 2007 yılı için
KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak söz konusu yıla ilişkin
olarak sadece 2 vergilendirme dönemine ilişkin olarak KDV beyannamesi
vermiştir.
Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 40.000
TL kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit
tutarı (12 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
|
2007 Yılı KDV Artırım
Tutarı
|
40.000 x %18
|
=
|
7.200 TL
|
|
Taksit Tutarı
|
(7.200 x 1,10)
/ 12
|
=
|
660TL
|
Öte yandan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (k) bendi uyarınca kurumlar vergisinden muaf bulunan kooperatifler,
KDV artırımında bulunmak istemeleri halinde, kurumlar vergisi matrah
artırımına ilişkin asgari tutar dikkate alınmak suretiyle, KDV artırımı
hükümlerinden yararlanabileceklerdir. Bu durumda, söz konusu
kooperatiflerin ayrıca kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında
bulunmuş olmaları şartı aranmayacaktır. Ancak, kurumlar vergisi yönünden de
ilgili yıl için matrah artırımında bulunulmuş olması halinde, KDV artırım
tutarı, matrah artırım tutarı esas alınarak belirlenecektir.
Artırımda bulundukları takvim yılı içindeki
dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV beyannamelerinin hiçbirini vermemiş veya en
fazla iki dönemde beyanname vermiş olan
mükellefler KDV artırım
taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:12)
yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2)
bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği
tabiidir.
3- 1
No.lu KDV Beyannamelerinde, Hesaplanan KDV Bulunmayan veya Hesaplanan KDV Beyanları
Sadece Tecil-Terkin Uygulaması Kapsamındaki Teslimlere İlişkin Olanlar
a) İlgili takvim yılı içindeki işlemlerinin tamamı;
- İstisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden
oluşan veya diğer nedenlerle hesaplanan KDV beyanı bulunmayan mükellefler
ile
- Tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden
oluşan mükellefler
ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah
artırımında bulunmuş olmaları şartıyla KDV artırımından
faydalanabileceklerdir.
Buna göre, ilgili
yıl içinde en az üç dönemde 1 No.lu KDV beyannamesi veren ve hiçbir dönemde
hesaplanan vergisi çıkmayan veya sadece tecil-terkin uygulaması
kapsamındaki teslimleri nedeniyle hesaplanan vergi beyanı bulunan
mükelleflerin artırım taleplerinde, bu Tebliğin bu bölümüne göre işlem
yapılacaktır.
Bu mükelleflerin, KDV artırımı talepleri nedeniyle
ödeyecekleri vergi, gelir veya kurumlar vergisi bakımından artırılan
matrahlara %18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.
Örnek 17- (Y)
A.Ş., 2008 yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Ancak
söz konusu yıldaki işlemleri KDV'den müstesna olan ve tecil-terkin
uygulaması kapsamındaki işlemlerden oluşmaktadır. 2008 yılı KDV
beyannamelerinin üçünde “Hesaplanan KDV” beyanı bulunmakta ancak, bu
beyanlar tecil-terkin uygulaması kapsamındaki işlemlerden
kaynaklanmaktadır.
Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 45.000
TL kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
Mükellefin 2008 yılı beyan durumu her bir dönem
itibariyle aşağıdaki gibidir.
|
DÖNEM
|
HESAPLANAN
KDV (HKDV) BEYANI
|
|
OCAK
|
HKDV yok
|
|
ŞUBAT
|
HKDV yok
|
|
MART
|
HKDV yok
|
|
NİSAN
|
5.000 TL (Tecil
Edilebilir KDV)
|
|
MAYIS
|
4.000 TL (Tecil
Edilebilir KDV)
|
|
HAZİRAN
|
HKDV yok
|
|
TEMMUZ
|
HKDV yok
|
|
AĞUSTOS
|
HKDV yok
|
|
EYLÜL
|
8.000 TL (Tecil
Edilebilir KDV)
|
|
EKİM
|
HKDV yok
|
|
KASIM
|
HKDV yok
|
|
ARALIK
|
HKDV yok
|
|
TOPLAM
|
17.000 TL
|
Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit
tutarı (6 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
|
2008 Yılı KDV Artırım
Tutarı
|
45.000 x %18
|
=
|
8.100 TL
|
|
Taksit Tutarı
|
(8.100 x 1,05)
/ 6
|
=
|
1.417,5 TL
|
b) 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (2/c)
bendinde, “…Şu kadar ki, ilgili
takvim yılı içinde yukarıdaki işlemlerin yanı sıra vergiye tabi işlemlerin de
mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükelleflerin bu madde
hükmüne göre ödemeleri gereken katma değer vergisi tutarı, yukarıda belirtildiği
şekilde hesaplanacak % 18 oranındaki katma değer vergisi tutarından aşağı
olamaz…” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, mükelleflerin KDV
artırımından yararlanmak istedikleri yıl içindeki bazı dönemlere ait beyannamelerinde,
tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimler dışındaki işlemleri
dolayısıyla "Hesaplanan KDV" yer alması durumunda, vergi artırımı
nedeniyle ödemeleri gereken verginin tespiti için gelir veya kurumlar
vergisi matrah artırımında bulundukları tutarın %18 i ile karşılaştırma
yapılması gerekmektedir. Artırım talebi nedeniyle ödenmesi gereken vergi,
önce mükellefin beyanname verme durumuna göre bu Tebliğin (VI/D-1) veya
(VI/D-2) bölümlerine, daha sonra bu bölüme göre hesaplanacaktır. Bu
tutarlardan büyük olanı, artırım nedeniyle ödenmesi gereken vergi olarak
kabul edilecektir.
Bu çerçevede, yıl içindeki beyannamelerinin
tamamını vermekle birlikte, beyannamelerin sadece bir veya birkaçında
hesaplanan vergisi bulunup diğer dönemlerde bulunmayan mükelleflerin
artırım talebinde bulunmaları halinde, hesaplanan vergi bulunan
beyannamelerindeki hesaplanan vergiler toplanacak ve bu toplama, ilgili yıl
için öngörülen artırım oranı uygulanarak artırım tutarı hesaplanacaktır.
Ancak bu tutar, mükellefin gelir/kurumlar vergisi matrah artırımına %18
oranı uygulanmak suretiyle bulunan tutardan küçük olursa büyük olan tutar
dikkate alınacaktır.
Bu kapsama giren mükelleflerin, yıllık gelir veya
kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmaları zorunludur.
Örnek 18-
Gelir vergisi mükellefi (A), 2008
yılı için KDV yönünden artırımda bulunmak istemektedir. Söz konusu yılda, KDV'den
istisna işlemlerin yanı sıra bazı dönemlerde (Şubat, Nisan, Mayıs ve Eylül/2008
dönemlerinde) vergiye tabi (KDV beyanını gerektiren) işlemler de
bulunmaktadır.
Mükellef, aynı takvim yılı ile ilgili olarak 15.000
TL gelir vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
Mükellefin 2008 yılı beyan durumu her bir dönem
itibariyle aşağıdaki gibidir.
|
DÖNEM
|
HESAPLANAN
KDV (HKDV) BEYANI
|
|
OCAK
|
HKDV yok
|
|
ŞUBAT
|
16.500 TL
|
|
MART
|
HKDV yok
|
|
NİSAN
|
15.000 TL
|
|
MAYIS
|
24.000 TL
|
|
HAZİRAN
|
HKDV yok
|
|
TEMMUZ
|
HKDV yok
|
|
AĞUSTOS
|
HKDV yok
|
|
EYLÜL
|
18.000 TL
|
|
EKİM
|
HKDV yok
|
|
KASIM
|
HKDV yok
|
|
ARALIK
|
HKDV yok
|
|
TOPLAM
|
73.500 TL
|
Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit
tutarı (18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
2008 Yılı KDV Artırım Tutarı:
|
1) 73.500 x %2 =
1.470 TL
|
KDV
artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan yani 2.700 TL olacaktır.
|
|
2) 15.000 x %18 = 2.700 TL
|
Taksit Tutarı ise [(2.700 x 1,15) / 18 =] 172,5 TL olacaktır.
Örnek 19-
2008 takvim yılına ilişkin olarak
sadece 3 dönemde vergili işlemleri bulunan ve yılın 9 döneminde beyanname verip,
3 döneminde vermemiş olan gelir vergisi mükellefi (B)’nin KDV beyan durumu
aşağıdaki gibidir.
Mükellef 2008 yılı ile ilgili olarak 15.000 TL
gelir vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
|
DÖNEM
|
HESAPLANAN
KDV (HKDV) BEYANI
|
|
OCAK
|
HKDV yok
|
|
ŞUBAT
|
Beyanname yok
|
|
MART
|
HKDV yok
|
|
NİSAN
|
15.000 TL
|
|
MAYIS
|
24.000 TL
|
|
HAZİRAN
|
Beyanname yok
|
|
TEMMUZ
|
HKDV yok
|
|
AĞUSTOS
|
HKDV yok
|
|
EYLÜL
|
18.000 TL
|
|
EKİM
|
HKDV yok
|
|
KASIM
|
Beyanname yok
|
|
ARALIK
|
HKDV yok
|
|
TOPLAM
|
57.000 TL
|
Bu durumda, mükellefin KDV artırım tutarı ve taksit
tutarı (18 taksit imkânından yararlandığı varsayıldığında) aşağıdaki gibi
hesaplanacaktır.
2008 Yılı KDV Artırım Tutarı:
|
1) 57.000 / 9
= 6.333 TL
|
KDV
artırım tutarı bu tutarlardan büyük olan yani 2.700 TL olacaktır.
|
|
6.333 x 12 = 76.000 TL
|
|
76.000 x %2 =
1.520 TL
|
|
2) 15.000 x %18 = 2.700 TL
|
Taksit Tutarı ise [(2.700 x 1,15) / 18 =]
172,50 TL olacaktır.
c) Tebliğin bu bölümü kapsamında olan mükellefler, KDV
artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde (Ek:13)
yer alan bildirimi kullanacaklardır. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2)
bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği
tabiidir.
4-
Vergilendirme Dönemleri Üç Aylık Olan KDV Mükelleflerinin Durumu
a) Bir,
İki veya Üç Dönem İçin Beyanname Verilmiş Olması
Üç aylık beyan dönemine tabi mükelleflerin; 1, 2
veya 3 dönem için 1 No.lu KDV beyannamesi vermiş olmaları halinde, “Yıllık
Hesaplanan KDV” toplamı, bu Tebliğin (VI/D-2-a) bölümünde yer alan açıklamalar
çerçevesinde hesaplanacaktır.
Buna göre;
-1 dönem beyanname verilmişse, bu beyannamenin
“Hesaplanan KDV Toplamı” satırındaki tutarın 4 katı alınarak,
-2 dönem için beyanname verilmişse, verilen
beyannamelerdeki “Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan tutarların
toplamının 2 katı alınmak suretiyle,
-3 dönem için beyanname verilmişse, 3 dönem için
verilen bu beyannamelerin “Hesaplanan KDV Toplamı” satırlarında yer alan
tutarların toplamına, bu tutarın 1/3'ü ilave edilerek
yıllık hesaplanan KDV tutarı bulunacaktır.
Bulunan tutar üzerinden, bu Tebliğin (VI/D-1-aa)
bölümünde belirtilen oranda KDV hesaplanarak ödenmesi gerekmektedir.
b) Üç
Aylık Vergilendirme Dönemlerinin Hiçbirinde Beyanname Verilmemiş Olması
Bu mükelleflerin KDV artırımından
yararlanabilmeleri için, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını
artırmaları şarttır.
Bunların KDV artırımı dolayısıyla ödemesi gereken
vergi, artırılan gelir veya kurumlar vergisi matrahına %18 oranı uygulanmak
suretiyle hesaplanacaktır.
c)
Kullanılacak Bildirim
KDV vergilendirme dönemleri üç aylık dönemler olan
mükellefler, KDV artırım taleplerinde bu Tebliğ ekinde yer alan KDV artırımında
kullanılabilecek bildirimlerden durumlarına uygun olanını kullanacaklardır.
Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2) bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde
bulundurulması gerektiği tabiidir.
5- Yıl
İçinde İşe Başlayan veya Bırakan KDV Mükellefleri
Vergi artırımında bulunacak mükelleflerin, vergi
artırımında bulundukları yıllarda (işe başlama veya işi bırakma gibi
nedenlerle) kıst dönemde faaliyette bulunmuş olmaları halinde, bu Tebliğin
(VI/D-1, 2, 3 ve 4) bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, kıst
dönem itibarıyla hesaplama ve artırım yapılacaktır.
Bu kapsamda, kurumlar vergisi mükelleflerinin
tasfiyeye girmeleri halinde kıst dönem hesaplaması yapılmayacaktır. Ancak,
tasfiyeleri sonuçlanarak ticaret sicilinden silinen kurumlar vergisi mükelleflerinin
nihai tasfiye dönemi ile kurumların devir veya tam bölünme hallerinde
ilgili yıl için kıst dönem hesaplaması yapılacaktır.
KDV artırımında kullanılacak bildirimler bu
Tebliğin ilgili bölümlerine göre belirlenecektir. Ancak, bu Tebliğin (VI/B–2)
bölümünde yapılan açıklamaların da göz önünde bulundurulması gerektiği
tabiidir.
6-
Artırımda Bulunanlar Nezdinde İnceleme ve Tarhiyat Yapılması
6111 sayılı Kanuna göre vergi artırımından
yararlanmak isteyen mükellefler nezdinde, artırımda bulundukları yıl veya
yılların kapsadığı dönemler itibarıyla KDV yönünden vergi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.
Ancak;
-Artırımda bulunulan yılları izleyen dönemlerde
yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırımda bulunulan dönemler
için “Sonraki Dönemlere Devreden KDV” yönünden vergi incelemesi
yapılabilecektir. Bu incelemelerde artırımda bulunulan dönemler için
tarhiyat önerilemeyecek, elde edilen bulgular artırımda bulunulmayan
dönemlerdeki tarhiyatlar için kullanılabilecektir.
-Artırımda bulunulan dönemler için iade hakkı
doğuran işlemlerden ya da ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iade ve terkin
taleplerine ilişkin olarak vergi incelemesi yapılabilecektir. İnceleme
sonunda artırımda bulunulan dönemler için terkin ve iade işlemleri ile
sınırlı olmak üzere tarhiyat yapılabilecektir.
Buna göre, KDV artırımında bulunulan yıllarla
ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki dönemlere devreden indirilebilir
KDV ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden
doğan terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere, 6111 sayılı Kanunun
(9/4) maddesinde düzenlenen 1 aylık inceleme süresi şartı aranmaksızın,
inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir.
7- Ödenen
KDV’nin Gelir veya Kurumlar Vergisi Matrahından İndirilememesi, İade Konusu
Yapılamaması
6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin yedinci
fıkrasına göre, vergi artırımı sonucu ödenen KDV, gelir veya kurumlar
vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate
alınamaz.
Ayrıca bu tutarlar, KDV beyannamelerine indirim
olarak ithal edilemeyeceği gibi, 1 No.lu KDV beyannamelerine göre ortaya
çıkan “Ödenmesi Gereken KDV” tutarlarından da indirilemez. Ödenen bu tutarların
herhangi bir şekilde iade edilmesi de mümkün değildir.
8- KDV Artırımı Başvurusunda Bulunabilecekler
KDV artırım başvuruları, mükelleflerin kendileri
veya mükellefi temsile yetkili olanlar tarafından yapılacaktır.
Diğer taraftan, devir, tam
bölünme ve tasfiye işlemleri ile ölüm
veya gaiplik hallerinde, bu Tebliğin (VI/C) bölümünde yapılan açıklamalar geçerli
olacaktır.
E- GELİR
(STOPAJ) ve KURUMLAR (STOPAJ) VERGİSİNDE ARTIRIM
Vergi tevkifatı yapmakla sorumlu
olanlar, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 5520
sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılmış bulunmaktadır.
Bunlar, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair
kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek
ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler,
gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek
erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre
tespit eden çiftçilerdir.
6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde;
- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,
- Serbest meslek ödemelerinden,
- Yıllara sari inşaat ve onarım
işlerine ait hakediş ödemelerinden,
- Kira ödemelerinden,
- Çiftçilerden satın alınan zirai
mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,
- Esnaf muaflığından yararlananlara
yapılan ödemelerden
gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı
yapmakla sorumlu olanların, 2006,
2007, 2008 ve 2009 yılları ile ilgili olarak artırımda bulunabilecekleri
hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Bu kapsamda artırımda bulunacak
olanların, 193 sayılı Kanunun 94
üncü maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (3), (5), (11) ve (13)
numaralı bentleri ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi uyarınca yapılan gelir veya kurumlar vergisi tevkifatına ilişkin
muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine, 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati
bitimine kadar müracaat etmek suretiyle artırım hükümlerinden
yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.
1- Ücret Ödemeleri
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (1) numaralı bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden,
Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerine göre sorumlularca gelir vergisi
tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı
yapmaya mecbur olanların bu sorumlulukları ile ilgili olarak vergi
incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, 6111 sayılı Kanunun 8 inci
maddesi gereğince aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı yapmaları gerekmektedir (Ek: 14).
Spor kulüpleri ile Türkiye Jokey Kulübü de ücret hükümlerine göre
vergilendirilen ödemeleri için vergi artırımından yararlanabilecektir.
a)
Artırıma İlişkin Yıla Ait Vergilendirme Dönemlerinin Tamamında Muhtasar
Beyanname Verilmiş Olması
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı
bendi uyarınca hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya
mecbur olan sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak
verdikleri muhtasar beyannamelerinde beyan edilen ücret ödemelerinin
gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;
2006 yılı için
............................................%5,
2007 yılı için
........................................... %4,
2008 yılı için ............................................%3,
2009 yılı için
............................................%2
oranında hesaplanan gelir vergisini ödemeyi kabul
etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara
ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak ücret ödemeleri yönünden
gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
b)
Artırıma İlişkin Yıl İçinde En Az Bir Dönemde Muhtasar Beyanname Verilmiş
Olması
Vergi artırımı isteminde bulunulan yılın vergilendirme
dönemlerinin en az bir döneminde muhtasar beyanname verilmiş olması
halinde, bu beyannamede yer alan ücret ödemelerinin gayrisafi tutarı, 12
ile çarpılmak suretiyle (1) yıla tamamlanarak vergi artırımına esas
alınacak olan yıllık ücretler üzerinden hesaplanacak gelir (stopaj)
vergisinin matrahı bulunacak ve bu matraha bu Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde
belirtilen vergi oranları uygulanmak suretiyle ödenecek vergi
hesaplanacaktır.
Öte yandan, birden fazla dönemde muhtasar beyanname
verilmiş olması halinde, verilen beyannamelerde yer alan ücretin gayri safi
tutarlarının toplamı, verilen beyanname dönemi sayısına bölünmek suretiyle ortalaması
bulunacak ve bulunan bu ortalama tutar 12 ile çarpılmak suretiyle vergi
artırımına esas alınacak gelir (stopaj) vergisi matrahı bulunarak bu
matraha bu Tebliğin (VI/E-1-a) bölümünde belirtilen vergi oranları uygulanmak
suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.
c) Artırıma İlişkin Yılda Hiç Muhtasar Beyanname
Verilmemiş Olması
Mükellefler (sorumlular) gelir (stopaj) vergisi
artırımı isteminde bulundukları yılın vergilendirme dönemlerinin hiç
birisinde ücret ödemelerine ilişkin muhtasar beyanname vermemiş iseler, bu
yılla ilgili olarak aşağıda yapılan açıklamalar çerçevesinde hesaplanan
gelir vergisinin ödenmesi halinde, 6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesindeki
vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.
Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın her
bir vergilendirme dönemi için;
ca) 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce
ilgili yıl için verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen
ortalama işçi sayısı kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve vergi
artırımında bulunulan yılın son vergilendirme döneminde 16 yaşından büyük
işçiler için geçerli olan asgari ücret tutarı, bu işçi sayısı ile çarpılmak
suretiyle bir vergilendirme dönemine ait gelir (stopaj) vergisi matrahı
hesaplanacaktır. Bu tutar 12 ile çarpılmak suretiyle 1 yıla iblağ edilerek
6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre vergi artırımına esas olacak
yıllık ücretler üzerinden hesaplanan gelir (stopaj) vergisi matrahı
bulunacaktır. Bulunan bu tutar üzerinden ilgili yıl için bu Tebliğin
(VI/E-1-a) bölümünde belirlenen oranda gelir vergisi ödenmesi suretiyle,
vergi artırımı hükümlerinden yararlanılacaktır.
cb) Vergi artırımı yapılmak istenilen yılda aylık prim
ve hizmet belgesinin hiç verilmemiş olması halinde, 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar vergi artırımı yapılan yılı izleyen vergilendirme
dönemlerinde verilen ilk aylık prim ve hizmet belgesindeki işçi sayısı
kadar işçi çalıştırıldığı kabul edilecek ve bu işçi sayısı esas alınarak bu
Tebliğin (VI/E-1-c-ca) bölümünde açıklandığı şekilde bu Kanun hükümlerine
göre ödenmesi gereken gelir vergisi tutarı hesaplanacaktır.
cc) 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarının tamamında 6111
sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar aylık prim ve hizmet belgesinin
hiç verilmemiş olması halinde, en az iki işçi esas alınmak suretiyle bu
Tebliğin (VI/E-1-c-ca) bölümündeki açıklamalar çerçevesinde bu Kanun
hükümlerine göre ödenmesi gereken gelir vergisi hesaplanacaktır.
Bu bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde hizmet
erbabına ödenen ücretlere ilişkin gelir (stopaj) vergisinde yapılacak vergi
artırımında kullanılacak, ilgili yılların son vergilendirme döneminde 16
yaşından büyük işçiler için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt
tutarları aşağıda gösterilmiştir.
2006 yılı için .............................. 6.372
TL
2007 yılı için............................... 7.020
TL
2008 yılı için...............................
7.664,4 TL
2009 yılı için............................... 8.316
TL
Örnek 20-
(Y) Derneği, 2009 yılı
vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde hizmet erbabına ödemiş olduğu
ücretler için muhtasar beyanname ve aylık prim ve hizmet belgesini
vermemiştir.
Dernek, 2010 yılına ilişkin Sosyal Güvenlik
Kurumuna vermiş olduğu ilk aylık prim ve hizmet belgesinde 10 işçi için
prim ödemesinde bulunmuştur. Bu durumda, 2009 yılında ödenen ücretlere
ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır. (2009 yılının son
vergilendirme dönemi olan Aralık ayında 16 yaşından büyük işçiler için
geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarı bir işçi için 8.316 TL’dir.)
- 2009 yılı ücret ödemelerine ilişkin
gelir
(stopaj) vergisi matrahı (8.316x10=) 83.160,00
TL
-Gelir (stopaj) vergisi (83.160,00 x % 2=) 1.663,20 TL
Mükellef 2009 yılına ilişkin olarak gelir stopaj
vergisi artırım tutarı olan
1.663,20 TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın
sonuna kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul
etmesi halinde, bu yıla ilişkin gelir stopaj vergisi incelemesine ve
tarhiyata muhatap tutulmayacaktır.
2-
Serbest Meslek Ödemeleri
a) Artırıma İlişkin
Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı
bendi uyarınca yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra
edenlere yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan
sorumluların; her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri
muhtasar beyannamelerinde beyan edilen serbest meslek ödemelerinin
gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı üzerinden;
2006 yılı için
............................................%5,
2007 yılı için
........................................... %4,
2008 yılı için
............................................%3,
2009 yılı için
............................................%2
oranında hesaplanan gelir vergisini ödemeyi kabul
etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi artırımı yapılan yıllara ait
vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak serbest meslek erbabına yapılan
ödemeler yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat
yapılmayacaktır (Ek:15).
b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulmak istenilen yılın
vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar beyanname verilmemiş olması veya
muhtasar beyanname verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme türünün
beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için bilanço esasına göre
defter tutan gelir vergisi mükellefleri için
belirlenmiş asgari gelir vergisi matrahı tutarının % 50’si esas alınarak
belirlenen gelir (stopaj) vergisi matrahı üzerinden % 15 oranında
hesaplanan vergi ödenmek suretiyle, 6111 sayılı Kanunun artırım
hükümlerinden yararlanılacaktır (Ek:15).
Bu şekilde hesaplanan vergi tutarları aşağıdaki
tabloda gösterilmiştir.
|
Yıllar
|
Bilanço Esasına Göre Belirlenen Asgari
Tutarın %50’si (TL)
(1)
|
Vergi
Oranı (%)
(2)
|
Hesaplanan Vergi (TL)
(1x2)
(3)
|
|
2006
|
4.775
|
15
|
716,25
|
|
2007
|
5.160
|
15
|
774,00
|
|
2008
|
5.610
|
15
|
841,50
|
|
2009
|
6.115
|
15
|
917,25
|
Örnek 21-
Market işletmeciliği ile iştigal
eden Bay (Y), 2009 yılı vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde serbest meslek
erbabına yapmış olduğu ödemeler üzerinden kesilen vergilere ilişkin
muhtasar beyannameyi vermemiştir.
Bu durumda, 2009 yılı içinde yapılan serbest meslek
ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
Bu mükellefin hiç beyanname vermemesi nedeniyle
asgari matrahının belirlenmesinde bilanço esasına göre defter tutan
mükellefler için belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarının (2009
yılı için 12.230 TL) %50’si esas alınacak ve bu tutar üzerinde %15 vergi
hesaplanacaktır.
Buna göre;
-2009 yılı toplam gelir (stp) vergisi matrahı
(12.230 x %50=) 6.115,00 TL
-Gelir (stp) vergisi (6.115 x % 15=) 917,25 TL
Mükellef 2009 yılına ilişkin olarak gelir stopaj vergisi
artırım tutarı olan 917,25 TL’yi Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak
Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin
serbest meslek ödemelerine ilişkin olarak gelir
stopaj vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
3- Kira Ödemeleri
a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (5) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yaptıkları kira ödemeleri
üzerinden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olan sorumluların; her bir
vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri muhtasar beyannamelerinde
beyan edilen kira ödemelerinin gayrisafi tutarlarının yıllık toplamı
üzerinden;
2006 yılı için
............................................%5,
2007 yılı için
........................................... %4,
2008 yılı için
............................................%3,
2009 yılı için
............................................%2,
oranında hesaplanan gelir veya kurumlar
vergisini ödemeyi kabul etmeleri halinde, bu sorumlular nezdinde; vergi
artırımı yapılan yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak kira
ödemelerine ilişkin gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi
incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır (Ek:16).
b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulmak istenilen
yılın vergilendirme dönemlerinde hiç muhtasar beyanname verilmemiş olması
veya muhtasar beyanname verilmekle birlikte artırılması istenilen ödeme
türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili yıllar için beyana tabi
geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan mükellefler için
belirlenmiş asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen
gelir (stopaj) veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı üzerinden % 15
oranında hesaplanan vergiyi ödemek suretiyle 6111 sayılı Kanunun artırım
hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:16).
Bu şekilde hesaplanan vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
|
Yıllar
|
Asgari Matrah Tutarı
(TL)
(1)
|
Vergi
Oranı (%)
(2)
|
Hesaplanan Vergi
(TL)
(1x2)
(3)
|
|
2006
|
1.910
|
15
|
286,50
|
|
2007
|
2.064
|
15
|
309,60
|
|
2008
|
2.244
|
15
|
336,60
|
|
2009
|
2.446
|
15
|
366,90
|
Örnek 22-
Kurum (A), 2006 ila 2009 yıllarına
ait kira ödemelerinden kaynaklanan vergi tevkifatı için artırımdan
yararlanmak istemektedir.
Muhtasar beyannamelerini üçer aylık dönemler
itibarıyla veren mükellef kurumun,
-2006 yılına ilişkin olarak 2006/Ocak-Şubat-Mart
dönemine ait muhtasar beyannamesinde 1.500 TL,
-2007 yılına ilişkin olarak 2007/Ocak-Şubat-Mart
dönemine ait muhtasar beyannamesinde 2.000 TL, 2007/Haziran-Temmuz-Ağustos
dönemine ait muhtasar beyannamesinde 4.000 TL olmak üzere toplam 6.000 TL
kira ödemesi (brüt) bulunmaktadır. Diğer dönemlere
ilişkin olarak kira ödemeleri yönünden muhtasar beyanname vermemiştir.
Bu durumda, anılan mükellefin 2006-2009 yılları
içinde yapılan kira ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Muhtasar
beyanname verdiği dönemlerde artırım:
-2006 yılı için (1.500
x %5=) 75,-TL
- 2007 yılı için (6.000
x %4=) 240,-TL
Muhtasar
beyanname vermediği dönemlerde artırım:
Bu mükellefin 2008 ve 2009 yılı için hiç muhtasar
beyanname vermemesi nedeniyle asgari matrahının belirlenmesinde geliri
sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan mükellefler için belirlenmiş
asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınacak ve bu tutar üzerinden de
%15 vergi hesaplanacaktır. Buna göre mükellefin;
- 2008 yılı için (2.244
x %15=) 336,60 TL
- 2009 yılı için (2.446
x %15=) 366,90 TL
olmak üzere, toplam 1.018,50 TL’yi 6111 sayılı
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak
ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıla ilişkin kira ödemeleriyle ilgili
olmak üzere gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi incelemesi ve
tarhiyat yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin 18 taksitle ödeneceği varsayıldığında,
taksit tutarı [(1.018,50x1,15)/18=] 65,07 TL olacaktır.
4-
Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerine İlişkin Hakedişler
a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bentleri
uyarınca birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile
uğraşanlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemelerinden vergi
tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi
kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan söz konusu
ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden %1
oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından
yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:17).
b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç
beyanname verilmemiş olması veya muhtasar beyanname vermekle birlikte
artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili
yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş
asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj)
veya kurumlar (stopaj) vergisi matrahı üzerinden asgari %3 oranında
hesaplanan vergi ödenmek suretiyle, 6111 sayılı Kanunun vergi artırımı
hükümlerinden yararlanılabilecektir (Ek:17).
Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
|
Yıllar
|
Bilanço Esasına Göre
Belirlenen Asgari
Tutar
(TL)
(1)
|
Vergi
Oranı (%)
(2)
|
Hesaplanan Vergi (TL)
(1x2)
(3)
|
|
2006
|
9.550
|
3
|
286,50
|
|
2007
|
10.320
|
3
|
309,60
|
|
2008
|
11.220
|
3
|
336,60
|
|
2009
|
12.230
|
3
|
366,90
|
Örnek 23-
Kurumlar vergisi mükellefi (B),
2007 yılında ihale etmiş olduğu yıllara sari inşaat ve onarma işleri
nedeniyle yapmış olduğu hakediş ödemeleri üzerinden tevkif etmiş olduğu
vergiler nedeniyle artırımda bulunmak istemektedir.
Söz konusu yılda muhtelif dönemlerde vermiş olduğu
5 adet muhtasar beyannamesinde toplam 850.000 TL hakediş ödemesi (brüt)
beyan etmiş bulunmaktadır.
Bu durumda, anılan mükellefin 2007 yılı içinde
yapmış olduğu hakediş ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
Mükellifin 2007 yılı için (850.000 x %1=) 8.500 TL
tevkifat tutarını Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna
kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi
halinde, bu yıla ilişkin söz konusu yıllara sari inşaat ve onarma işlerine
ilişkin hakediş ödemeleri yönünden gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj)
vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin 18 taksitle ödeneceği varsayıldığında,
taksit tutarı [(8.500x1,15)/18=] 543,06 TL olacaktır.
5- Çiftçilerden
Satın Alınan Zirai Mahsuller ve Hizmetler İçin Yapılan Ödemeler
a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11)
numaralı bendi uyarınca çiftçilerden satın aldıkları zirai mahsuller ve
hizmetler için yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların;
ilgili yıl içinde verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar
beyannamelerinde yer alan söz konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi
tutarların yıllık toplamı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (11) numaralı bentlerinde yer alan ödemeler için ayrı
ayrı olmak üzere ilgili yıllarda geçerli olan tevkifat oranının % 25'i
oranında hesaplanacak vergiyi ödemek suretiyle vergi artırımından
yararlanmaları mümkün bulunmaktadır (Ek:18).
Buna göre vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda
gösterilmiştir.
|
Yıllar
|
GVK Madde 94/11-a-i bendine göre yapılan ödemeler
için
|
GVK Madde 94/11-a-ii bendine göre yapılan ödemeler
için
|
GVK Madde 94/11-b-i bendine göre yapılan ödemeler
için
|
GVK Madde 94/11-b-ii bendine göre yapılan ödemeler
için
|
GVK Madde 94/11-c-i bendine göre yapılan ödemeler
için
|
GVK Madde 94/11-c-ii bendine göre yapılan ödemeler
için
|
|
2006
|
%0,25
|
%0,50
|
%0,50
|
%1
|
%0,50
|
%1
|
|
2007
|
%0,25
|
%0,50
|
%0,50
|
%1
|
%0,50
|
%1
|
|
2008
|
%0,25
|
%0,50
|
%0,50
|
%1
|
%0,50
|
%1
|
|
2009
|
%0,25
|
%0,50
|
%0,50
|
%1
|
%0,50
|
%1
|
b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç
beyanname vermemiş olanlar veya muhtasar beyanname vermekle birlikte
artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili
yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş
asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj)
vergisi matrahı üzerinden asgari %2 oranında hesaplanan vergiyi ödemek
suretiyle 6111 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılabilecektir (Ek: 18).
Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
|
Yıllar
|
Bilanço Esasına Göre
Belirlenen Asgari
Tutar
(TL)
(1)
|
Vergi
Oranı (%)
(2)
|
Hesaplanan Vergi (TL)
(1x2)
(3)
|
|
2006
|
9.550
|
2
|
191,00
|
|
2007
|
10.320
|
2
|
206,40
|
|
2008
|
11.220
|
2
|
224,40
|
|
2009
|
12.230
|
2
|
244,60
|
6- Esnaf
Muaflığı Kapsamında Bulunanlara Yapılan Ödemeler
a) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı
bendi uyarınca esnaf muaflığı kapsamında bulunanlara yaptıkları ödemelerden
vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların; ilgili yıl içinde verdikleri
(ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan söz
konusu ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden
193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı
bendinde yer alan ödemeler için ayrı ayrı olmak üzere ilgili yıllarda
geçerli olan tevkifat oranının % 25'i oranında hesaplanacak vergiyi ödemek
suretiyle vergi artırımından yararlanılması mümkün bulunmaktadır (Ek: 19).
Buna göre vergi artırımına ilişkin oranlar aşağıda
gösterilmiştir.
|
Yıllar
|
(GVK 94/13- (a) ve (b) bentlerine göre yapılan
ödemeler için
|
GVK 94/13- (c) bendine göre yapılan ödemeler için
|
GVK 94/13- (d) bendine göre yapılan ödemeler için
|
|
2006
|
% 0,50
|
% 1,25
|
% 2,50
|
|
2007
|
% 0,50
|
% 1,25
|
% 2,50
|
|
2008
|
% 0,50
|
% 1,25
|
% 2,50
|
|
2009
|
% 0,50
|
% 1,25
|
% 2,50
|
b) Artırıma İlişkin Yılda Muhtasar Beyanname Vermemiş Olanlar
Vergi artırımında bulunulan yıl içinde hiç
beyanname vermemiş olanlar veya muhtasar beyanname vermekle birlikte
artırılması istenilen ödeme türünün beyannamede bulunmaması halinde, ilgili
yıllar için bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş
asgari gelir vergisi matrah tutarı esas alınarak belirlenen gelir (stopaj)
vergisi matrahı üzerinden asgari %5 oranında hesaplanan vergiyi ödemek
suretiyle 6111 sayılı Kanunun vergi artırımı hükümlerinden
yararlanılabilecektir (Ek: 19).
Bu şekilde hesaplanan asgari vergi tutarları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
|
Yıllar
|
Bilanço Esasına Göre
Belirlenen Asgari
Tutar (TL)
(1)
|
Vergi
Oranı (%)
(2)
|
Hesaplanan Vergi (TL)
(1x2)
(3)
|
|
2006
|
9.550
|
5
|
477,5
|
|
2007
|
10.320
|
5
|
516,0
|
|
2008
|
11.220
|
5
|
561,0
|
|
2009
|
12.230
|
5
|
611,5
|
Örnek 24- (F)
Limited Şirketi, 2006-2009 yılı vergilendirme dönemlerinde esnaf
muaflığından yararlananlara yapmış olduğu ödemeler üzerinden tevkif etmiş
olduğu vergiler nedeniyle artırımda bulunmak istemektedir.
Mükellef, 2006, 2007 ve 2008 yılı
vergilendirme dönemlerinin hiçbirisinde esnaf muaflığından yararlananlara
yapmış olduğu ödemeler üzerinden kesilen vergilere ilişkin muhtasar
beyannameyi vermemiştir.
2009 yılında esnaf muaflığından
yararlananlardan;
-Hurda mal alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi
tutarı 15.000 TL,
-Hizmet alımları için yapmış olduğu ödemelerin gayri safi
tutarı ise 10.000 TL’dir.
Mükellef, 2009 yılı için yapmış olduğu
tevkifatlar dolayısıyla muhtasar beyannamesini vermiş bulunmaktadır.
Bu durumda, anılan mükellefin 2006,
2007, 2008 ve 2009 yılı içinde esnaf muaflığı kapsamında bulunanlara yapmış
olduğu ödemelerine ilişkin vergi artırımı aşağıdaki şekilde
hesaplanacaktır.
2006 Yılı için (9.550 x %5=) 477,50 TL,
2007 Yılı için (10.320 x %5=) 516,00 TL,
2008 Yılı için (11.220 x %5=) 561,00 TL,
2009 Yılı için; 325,00 TL,
-Hurda mal alımları nedeniyle (15.000 x %0,50=) 75,00 TL
-Hizmet alımları nedeniyle (10.000 x %2,50=) 250,00 TL
Genel Toplam: 1.879,50 TL
Mükellef 2006-2009 yıllarına ilişkin
olarak gelir stopaj vergisi artırım tutarı olan toplam 1.879,50 TL’yi Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak Kanunda öngörülen şekilde ödemeyi kabul etmesi halinde, bu yıllara ilişkin gelir
stopaj vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.
Ödeme
Verginin 6 taksitle ödeneceği varsayıldığında, taksit tutarı [(1.879,50x1,05)/6=] 328,91 TL
olacaktır.
7- Gelir
(Stopaj) ve Kurumlar (Stopaj) Vergisi Artırımı ile İlgili Ortak Hükümler
a)
Başvuru Süresi ve Şekli
6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi kapsamında gelir
(stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyen
mükelleflerin (sorumlular), bu Tebliğin (VI/B) bölümünde belirtilen süre ve
şekilde ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.
b) Yıl
İçinde İşe Başlayan veya İşi Bırakan Mükelleflerin Durumu
Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi
artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin (sorumlular) artırımda
bulunacakları yıl içinde işe başlamış ya da işi bırakmış olmaları halinde,
faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri esas alınarak yukarıdaki bölümlerde
yapılan açıklamalar çerçevesinde ilgili yıl için artıracakları vergi
tutarları hesaplanacaktır. Bu hesaplamada, faaliyette bulunulan
vergilendirme dönemlerine ait gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj)
vergisinin 1 yıla iblağ edilmesi söz konusu değildir.
Mükelleflerin (sorumlular) ilgili yılların herhangi
bir vergilendirme dönemi için vergi artırımında bulunmaları mümkün olmayıp,
yılın tamamı için vergi artırımı yapmaları zorunludur. Ancak, mükelleflerin
(sorumlular) yıl bazında seçimlik hakları mevcuttur.
c)
Artırım Sonucu Ödenen Vergilerin Gelir veya Kurumlar Vergisinden
İndirilmemesi
Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi
artırımında bulunan mükelleflerin artırıma esas ücret tutarları ve
artırılan matrahlar ile bu ücret ve matrahlar üzerinden ödenen gelir
vergisi tutarları, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde
gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.
d) Farklı
Vergi Dairelerine Muhtasar Beyanname Vermiş Olanlar
Gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi artırımına
ilişkin olarak farklı vergi dairelerine beyanda bulunmuş olan mükelleflerin
(sorumlular) bu Tebliğin (VI/B-2) bölümünde yapılan açıklamalar
çerçevesinde ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.
e) Tevkifata
Tabi Ödemelerin Yıla İblağ Edilmesi
İlgili yıl içinde ücret dışındaki ödemeler
nedeniyle verilen muhtasar beyannamelerde beyan edilen tutarlar beyanname
verilen dönemlerle sınırlı olup, bir yıla iblağ edilmesi söz konusu
değildir.
f) Vergi
İncelemesi ve Tarhiyat Yapılmaması
6111 sayılı Kanunun 8 inci maddesi
kapsamında tevkifata tabi herhangi bir ödeme türü için artırımda
bulunulması durumunda, vergi artırımında bulunulan ödeme türüne ilişkin
olarak artırımda bulunulan yıl için gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj)
vergisi yönünden vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olunmayacaktır.
Diğer taraftan, işverenlerce ücretlerde vergi
indirimi ile asgari geçim indiriminin uygulanmadığı gerekçesiyle
ücretlilerin başvuru yapması halinde, bu taleplerin 255 ve 265 Seri No.lu
Gelir Vergisi Genel Tebliğlerindeki açıklamalar çerçevesinde
sonuçlandırılabilmesi için ilgili talepleri ile sınırlı kalmak üzere
gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.
g) Gelir
veya Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı
Gelir (stopaj) ve kurumlar
(stopaj) vergisi yönünden artırımda bulunulması durumunda, ayrıca gelir
veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartı
aranmayacaktır.
F- MATRAH VE VERGİ
ARTIRIMINA İLİŞKİN ORTAK HÜKÜMLER
6111 sayılı Kanunun “Matrah ve vergi artırımına ilişkin ortak
hükümler” başlıklı 9 uncu maddesinin uygulamasına ilişkin
açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
1- Matrah ve Vergi Artırımı ile Matrah Beyanı Dolayısıyla
Hesaplanan Vergilerin Ödenmesi
6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddeleri
hükümlerinden yararlanılarak artırımda veya beyanda bulunanlar, anılan
hükümlere göre hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer
vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisi tutarlarını 31
Mayıs 2011 tarihine kadar tamamen ödeyebilecekleri gibi talep etmeleri
halinde bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde belirtilen açıklamalar
çerçevesinde taksitler halinde ödemeleri de mümkün bulunmaktadır. Bu
takdirde mükellefçe tercih edilen taksit seçeneğine göre ilgili katsayı
uygulanacaktır.
Bu vergilerin, ödeme süresi içinde ödenmemesi
halinde; peşin ödenmek istenmişse vade tarihinden, taksitler halinde
ödenmek istenmişse taksitlerin vade tarihlerinden, ödeme tarihine kadar
geçen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen
oranın bir kat fazlası oranda gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsili
gerekmektedir. Gecikme zammı, ödenmemiş tutar içerisinde yer alan vergi
aslı üzerinden hesaplanacaktır.
6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara
ilişkin taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde Kanunun 19 uncu maddesi
hükmünün tatbik edilmesi gerekmekle birlikte, matrah ve vergi artırımına
ilişkin ortak hükümlerin düzenlendiği Kanunun 9 uncu maddesinde yer alan
düzenleme uyarınca matrah ve vergi artırımında bulunanların taksitlerini
süresinde ödememesi, artırım hükümlerinin ihlali anlamına gelmeyecektir.
2- Takdir
Komisyonlarına Sevk Edilmiş veya Haklarında Vergi İncelemesine Başlanılmış
Mükelleflerin Durumu
6111 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca,
matrah ve vergi artırımı kapsamına giren dönemler için başlatılmış ve henüz
sonuçlandırılmamış incelemelerin veya takdir işlemlerinin bulunması,
artırıma engel değildir.
Öte yandan, matrah ve vergi artırımında bulunulması
Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile
takdir işlemlerine engel teşkil etmeyecektir. Bu mükellefler hakkında vergi
incelemesi ile takdir işlemlerine göre tarhiyat yapılabilmesi için aşağıda
belirtilen hususlara uyulması gerekmektedir.
a) 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi
artırımında bulunan mükellefler hakkında, artırımda bulunulan yıllar ve
vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten önce
başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin, Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren 1 ay içerisinde sonuçlandırılması
şarttır. Bu süre içerisinde sonuçlandırılamayan vergi incelemeleri ile
takdir işlemlerine devam edilmeyecek, bulunduğu safhada bırakılacaktır.
Mükellefler sadece artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan veya artırılan
vergileri ödeyeceklerdir.
Bir başka anlatımla, Kanunun yayımı tarihinden önce
başlanılmış vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin 31/3/2011 tarihine
(bu tarih dahil) kadar tamamlanamaması halinde mükelleflerin, başvuru
süresinin (2/5/2011) sonuna kadar matrah ve vergi artırımında bulunmuş
olmaları şartıyla, 31/3/2011 tarihinden sonra vergi dairesi kayıtlarına
intikal eden raporlar ve kararlar üzerine tarhiyat yapılmayacağından, vergi
incelemesi ve takdir işlemlerine devam edilmeyecektir.
b) Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış söz
konusu vergi incelemeleri ile takdir işlemlerinin (a) bölümünde belirtilen
sürede sonuçlandırılması ve tarhiyata konu matrah farkı tespit edilmesi halinde;
ba) Mükellef, inceleme raporları ile takdir komisyonu
kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce matrah
artırımında bulunmuş ise, inceleme ve takdir sonucu bulunan matrah farkı
ile mükelleflerin Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddeleri hükümlerine göre
artırdıkları matrahlar birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucu
mükellefin ilgili yıllarda artırılan matrah tutarlarının, vergi
incelemeleri veya takdir komisyonu kararlarına göre o yıl için belirlenen
matrah farkından fazla veya bu tutar kadar olması durumunda mükellef
hakkında ayrıca vergi incelemeleri ve takdir komisyonu kararlarına göre
vergi tarhiyatı yapılmaz ve ceza uygulanmaz.
bb) Vergi incelemeleri ve takdir sonucu belirlenen
tarhiyata konu matrah farkının, mükellefin ilgili yıl için artırdığı matrah
tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutar kadar matrah farkı
üzerinden mükellef hakkında gerekli vergi tarhiyatı yapılacak ve ceza
uygulanacaktır. Ancak mükellef, bu fark tutar üzerinden tarh edilen
vergiler ile uygulanan gecikme faizi ve cezalar için Kanunun 4 üncü maddesi
hükmünden yararlanarak ödemede bulunabilecektir.
bc) KDV uygulaması bakımından vergi inceleme raporuna
veya takdir komisyonu kararına göre tarh edilmesi gereken vergiden, artırım
nedeniyle ödenecek tutarlar düşülerek işlem yapılacaktır. Buna göre;
-İnceleme, KDV yönünden artırım talebinde bulunulan
yılın bütün dönemlerini kapsıyorsa, rapora göre tarh edilmesi gereken
vergiden, 6111 sayılı Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince yılın
tamamı için hesaplanan vergi tutarı (bu Kanuna göre tahakkuk eden vergi)
düşülecektir.
-İnceleme, KDV yönünden artırımda bulunulan yılın
bazı dönemlerini kapsıyorsa, artırım nedeniyle hesaplanan yıllık tutar
12'ye bölünerek aylık ortalama bulunacak, bu ortalamanın raporun kapsadığı
dönem sayısı ile çarpılması sonunda bulunan tutar, rapora göre tarh
edilmesi gereken vergiden düşülecektir.
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce
başlanılmış olan takdir işlemleri bakımından da bu ayrım kapsamında işlem
tesis edilecektir.
bd) Bir ay içinde sonuçlandırılan ve yukarıda (ba),
(bb) ve (bc) bölümlerinde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan
tarhiyatlar ile ilgili olarak mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma
talepleri dikkate alınmayacaktır.
be) 6111
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasında,
inceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, vergi
inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettirilmesidir.
c) Kanunun yayımlandığı tarihten önce haklarında
vergi incelemesi ve takdir işlemlerine başlanılmış mükellefler, 31/3/2011
tarihinden önce matrah ve vergi artırımında bulunmuş olmakla birlikte
artırım, vergi inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi
kayıtlarına intikal ettiği tarihten sonra yapılmış ise yukarıda (b)
bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde mahsup imkanından
yararlanamayacaklar, ancak söz konusu inceleme raporları ile takdir
komisyonu kararlarına istinaden yapılan tarhiyatlar için bu Kanunun 4 üncü
maddesi hükmünden faydalanabileceklerdir.
d) Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan
mükelleflerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsuben daha önce
tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin, iadesi konusundaki başvuruları,
ilgili kanun hükümleri ve genel tebliğ esasları çerçevesinde
sonuçlandırılacağından, matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler
hakkında iade talebi ile sınırlı olmak üzere
vergi incelemesi yapılabilecektir. Bu incelemelerin 1 aylık süre içinde
sonuçlandırılması şartı aranmayacaktır. İnceleme sonucuna göre mükellefin
iade talebi yerine getirilecek veya reddedilecektir. İade talebinin reddi
halinde söz konusu vergiler teminat karşılığı veya teminat alınmadan daha
önce iade edilmiş ise gerekli vergi ve ceza tarhiyatı yapılacaktır.
Teminat karşılığı veya teminat
alınmaksızın (Örneğin, yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerde 10.000
TL’ye kadar olan tutarın iade edilmesi gibi) yapılan iadeler ile ilgili
inceleme raporunda, tespit edilen matrah ve vergi farkı nedeniyle talep
edilen iadeyi aşan bir vergi farkı bulunması halinde; iadesi talep edilen
tutarı aşan kısım için tarhiyat yapılabilmesi, incelemenin 1 ay içinde
sonuçlandırılmasına bağlıdır. Bu takdirde de mükellefin matrah ve vergi
artırımının dikkate alınacağı tabiidir. Ancak, iade tutarı ile ilgili
olarak incelemenin 1 ay içinde sonuçlandırılması şartı aranılmadığından,
iade tutarı ile sınırlı olmak üzere inceleme devam edebilecek ve yukarıda
açıklandığı şekilde işlem
yapılacaktır. Dolayısıyla, matrah ve vergi artırımında bulunan
mükelleflerin yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif
yoluyla ödemiş oldukları vergilerin iadesine yönelik incelemeler nedeniyle
1 aylık süre geçtikten sonra düzenlenecek raporlarda, iade tutarını aşan
bir tarhiyat önerilmeyecektir.
Kanunun KDV artırımına ilişkin hükümleri gereğince,
bu açıklamaların KDV uygulaması bakımından da geçerli olacağı tabiidir.
e)
Kanunun 7 inci maddesinin altıncı fıkrasında, katma değer vergisi
artırımında bulunulan yıllarla ilgili olarak mükellefler hakkında sonraki
dönemlere devreden indirilebilir katma
değer vergileri ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran
işlemlerden doğan tecil-terkin ve iade işlemleri ile sınırlı olmak üzere 1
aylık inceleme şartı aranmaksızın bu Tebliğin (VI/D-6) bölümündeki
açıklamalar çerçevesinde inceleme ve tarhiyat yapılabilecektir. Ayrıca, 84
Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği kapsamında haklarında özel
esaslar uygulanan mükelleflerin genel esaslara geçme taleplerine yönelik
inceleme yapılması mümkün olmakla birlikte, bu incelemeler sonucunda
artırımda bulunulan yıllarla ilgili tarhiyat yapılamayacaktır.
f) Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin
hükümlerinden yararlanmak için mükelleflerce 2/5/2011 tarihine kadar (bu
tarih dahil) başvuruda bulunulabileceğinden, mükelleflerin bu tarihe kadar
matrah ve vergi artırımda bulunması halinde, artırımda bulunulan yıllar ve
vergi türleri ile ilgili olarak Kanunun yayımı tarihinden sonra başlanılan
vergi incelemeleri ve takdir işlemlerine devam edilmeyeceği tabiidir.
3- Matrah
ve Vergi Beyanında Bulunan Mükelleflere Vergi Usul Kanunu Hükümlerine Göre
Usulsüzlük Cezası Uygulanmaması
Mükelleflerin 6111 sayılı Kanuna göre
matrah veya vergi artırımı yaptıkları dönemlere ilişkin olarak kanuni
süresinde vermedikleri anlaşılan beyannameler nedeniyle 213 sayılı Kanunun
usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri
uygulanmayacaktır.
4- Matrah ve Vergi Artırımında Bulunulan Vergilendirme
Dönemlerine İlişkin Kesinleşen Tarhiyatların Durumu
Matrah ve vergi
artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin
olarak, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi vermeleri ve bu
düzeltme işlemlerinin Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere
ikmalen, re’sen ve idarece yapılıp Kanunun yayımlandığı tarihten önce
kesinleşen tarhiyatlar ve vergiler (katma değer vergisi tarhiyatında “hesaplanan katma
değer vergisi”), matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile
birlikte dikkate alınacak, bir başka ifade ile matrah ve vergi artırımı,
kesinleşen tarhiyatlar da dikkate alınarak yapılacaktır.
5- İstisna ve İndirimlerin Uygulanmaması
6111 sayılı Kanun kapsamında gelir veya
kurumlar vergisi ile gelir (stopaj) ve kurumlar (stopaj) vergisinde artırım hükümlerinden yararlanılması
durumunda, hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için herhangi bir istisna
ve indirim uygulanması söz konusu olmayacaktır.
6- Diğer Hususlar
a) Matrah
ve vergi artırımı sonucunda, hesaplanarak veya artırılarak ödenen vergiler,
gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet
unsuru olarak kabul edilmeyecektir.
Söz konusu vergilerin herhangi bir
vergiden indirim veya mahsup edilmesi mümkün olmadığı gibi iade edilmesi de
söz konusu değildir.
b) Artırılan matrahlar nedeniyle geçici vergi
hesaplanmayacak ve tahsil olunmayacaktır.
c) Matrah
ve vergi artırımında bulunan ve bu konudaki şartları yerine getiren
mükelleflerin defter ve belgeleri artırıma konu vergi türleri için
kendileri adına tarhiyat yapılmak amacıyla incelenmeyecek olmasına rağmen,
defter ve belgelere, diğer vergi türleri için inceleme yapılması, üçüncü
kişilerle ilgili olarak karşıt incelemeler yapılması, mahkemelerce belli
konulara bakılması veya bilirkişilerce ihtiyaç duyulması gibi nedenlerle
müracaat edilebilecektir. Bu nedenle, matrah ve vergi artırımından
yararlanan mükelleflerin, defter ve belgelerini 213 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca saklayacakları ve ibraz edecekleri tabiidir.
d) Defter ve belgeleri
üzerinde daha önce vergi incelemesi yapılmış olan mükellefler dilerlerse
vergi incelemesi yapılan yıllar için de matrah ve vergi artırımında
bulunabileceklerdir.
e) Matrah
ve vergi artırımı yapılmayan yıllar ve dönemler için idare vergi incelemesi
yapabilecektir.
f) 6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine
göre matrah ve vergi artırımları, bu Tebliğe ekli bildirim formları (Ek:7 ila 19) ile
yapılacaktır.
g) 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri
yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar
koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini
tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” hakkında, 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihten önce herhangi bir tespit yapılmış olması durumunda,
bu kapsama giren mükelleflerin, Kanunun 6, 7 ve 8 inci madde hükümlerine
göre matrah ve vergi artırımından yararlanmaları mümkün değildir. Bu hükmün
uygulanmasında, vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporlar
ile yapılan tespitler dikkate alınacaktır.
h) Matrah
ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımlarının,
6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı vergi dairelerince
araştırılabilecektir. Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya
vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile
ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin
sonunda tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda açıklandığı şekilde tahsil
edilecektir.
ı) 6111
sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında
Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış incelemeler sonucu
düzenlenen ve 31/3/2011 tarihi mesai saati bitimine
kadar vergi dairesinin kayıtlarına intikal ettirilen inceleme raporlarında;
ilave tarhiyat olmaksızın sadece zarar azaltılması öngörülmesi halinde,
kabul edilmeyen zarar tutarının öncelikle ilgili dönemde beyan edilen zarar
tutarından indirilmesi, bu işlem sonucu kalan zarar tutarının %50’sinin
2010 ve müteakip yıl kazançlarından 193 veya 5520 sayılı Kanunun ilgili
maddelerine göre mahsup konusu yapılması gerekir. Zararın diğer yarısının
ise indirim konusu yapılamayacağı tabiidir.
Örnek 25- (B)
A.Ş. hakkında 2006 yılına ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunun yayımı
tarihinden önce başlanılmış bir vergi incelemesi bulunmaktadır. Mükellef 17/3/2011
tarihinde 6111 sayılı Kanuna uygun olarak incelemenin yapıldığı yıla ait kurumlar
vergisi ve gelir (stopaj) vergisi matrah artırımında bulunmuştur.
25/3/2011 tarihinde vergi
dairesi kayıtlarına intikal ettirilen vergi inceleme raporunda; mükellefin
2006 yılında beyan ettiği 120.000 TL zarar tutarının 80.000 TL’si kabul
edilmemiştir. Bu durumda matrah artırımında bulunan mükellefin, anılan yıla
ilişkin olarak beyan ettiği zarar tutarından raporda kabul edilmeyen
zararın mahsup edilmesi ve kalan (120.000–80.000=) 40.000 TL’nin yarısı
olan 20.000 TL’nin 2010 ve müteakip yıl kazançlarından 5520 sayılı Kanunun
ilgili hükmü çerçevesinde indirilmesi gerekir. Kalan 20.000 TL zarar tutarı
ise hiçbir şekilde indirim konusu yapılmayacaktır.
i) 6111
sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili
vergi dairelerine vermiş oldukları bildirim veya yaptıkları beyanlarda yer
alan bilgiler herhangi bir vergi türü incelemesi için done olarak
kullanılmayacaktır.
j) Matrah ve vergi artırımı yapılacak yıllarda
faaliyette bulunmuş ve gelir elde etmiş olmakla birlikte bu faaliyetlerini
ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakan gelir vergisi
mükellefleri T.C. kimlik numaralarını, yabancı gerçek kişiler ise varsa
yabancı kimlik numaralarını kullanarak artırımda bulunabileceklerdir.
Yabancı kimlik numarası olmayan yabancı gerçek
kişiler ile kurumlar vergisi mükellefi olması gerekenler ise vergi
dairelerine başvurmak suretiyle alacakları vergi kimlik numaralarını
kullanarak artırımda bulunabileceklerdir.
k) 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye
Kazandırılması Hakkında Kanun hükümlerinden yararlananların 6111 sayılı
Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümlerinden yararlanmaları
mümkün bulunmaktadır.
VII– STOK
BEYANLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER
A-
İŞLETMEDE MEVCUT OLDUĞU HALDE KAYITLARDA YER ALMAYAN EMTİA, MAKİNE,
TEÇHİZAT VE DEMİRBAŞLARIN KAYDA ALINMASI
1-Kapsam
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi
hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer
almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları yasal kayıtlarına intikal
ettirmek suretiyle, kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmelerine imkan
sağlanmıştır.
Kayıtlarda bulunmayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşların kayıtlara intikal ettirilmesine imkân veren düzenleme, bütün
gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına;
serbest meslek erbabı, ferdi ticari işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif
şirketler, adi komandit şirketler ile sermaye şirketleri, kooperatifler,
iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve
iş ortaklıkları dahil bulunmaktadır.
2- Beyan
Uygulama kapsamında olan
mükellefler, işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlarını 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar bu Tebliğin (VII/A-4)
bölümünde belirtilen beyanname ve ekinde verecekleri envanter (Ek:20/B) listesi ile katma değer vergisi yönünden bağlı
oldukları vergi dairelerine bildireceklerdir.
Bu kıymetler, bildirim tarihindeki rayiç bedelle
değerlenmek suretiyle envanter listesinde gösterilecektir.
Rayiç bedel, o kıymetin değerleme günü itibarıyla
normal alım satım bedelidir. Dolayısıyla bu bedel, mükellefin kendisi
tarafından bizzat tespit edebileceği gibi bağlı olduğu meslek kuruluşuna da
tespit ettirilebilecektir. Bildirilen kıymetler yasal kayıt süresi
içerisinde kayıtlara intikal ettirilecektir.
Bu madde hükmüne göre bildirilecek emtia;
- Alım satım işletmelerinde satışa hazır malları,
- İmalatçı işletmelerde ise hammadde, malzeme, yarı
mamül ve mamül malları
ifade etmektedir.
Aynı şekilde inşaat işletmelerinin (yıllara yaygın
inşaat ve onarım işi, kat karşılığı veya kendi adlarına inşaat yapıp
satanlar) varsa inşa edilen ve emtia niteliğindeki gayrimenkulleri (daire,
dükkan vb.) ile üretimde kullandıkları demir, çimento, tuğla gibi ilk madde
ve malzemelerini veya yarı mamullerini de bildirmeleri mümkündür.
Beyan edilecek olan kayıt ve tescile tabi
kıymetler, kayıt ve tescil için kullanılan
bilgiler (numara, harf, işaret, marka vb.) belirtilmek suretiyle
envanter listesinde beyan edilecektir. Kayıt ve tescile ilişkin gerekli
bilgileri içermeyen kıymetlerin, beyandan önce ilgili kamu idarelerine
başvurularak kayıt ve tescil ettirilmesi ve alınan kayıt ve tescil
bilgileri ile beyan edilmesi gerekmektedir. Söz konusu kıymetlerin satışına
ilişkin olarak düzenlenecek belgelerde kayıt ve tescil bilgilerine de yer
verilecektir.
3-
Bildirilen Malların Satış Bedeli ve Amortisman
Uygulaması
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi hükmüne göre
kayıtsız mal bildiren mükellefler, bu malları satmaları halinde, defterlere
kaydedilecek satış bedeli kayıtlı değerinden düşük olamayacaktır. Gerçek
satış bedelinin kayda alınan bedelden düşük
olması halinde, kazancın tespitinde kayıtlı bedel dikkate alınacaktır.
Bildirime dahil edilen amortismana tabi
iktisadi kıymetler için amortisman
ayrılmayacaktır.
4-
Vergisel Yükümlülükler
a) Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
kendilerince veya ilgili meslek kuruluşlarınca belirlenecek rayiç bedel
üzerinden beyan edilerek kayıtlara intikal ettirilecek;
- Teslimleri genel orana (%18) tabi makine,
teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden %10 oranı,
- Teslimleri indirimli orana (%1, %8) tabi makine,
teçhizat ve demirbaşlar ile emtianın rayiç bedeli üzerinden ise tabi
oldukları oranın yarısı
esas alınmak suretiyle KDV hesaplanarak,
örneği bu Tebliğ ekinde yer alan (Ek:20/A) KDV stok beyanına ilişkin beyanname
ile kağıt ortamında veya 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda
sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir. Beyanname, en geç 31/5/2011
tarihine (bu tarih dahil) kadar verilecek ve tahakkuk edecek vergi de aynı
süre içinde ödenecektir.
Örnek 1- Mükellef (A) kayıtlarında yer almayan emtia
dolayısıyla beyanname ve eki envanter listesini 5/4/2011 tarihinde
vermiştir. (A), söz konusu beyannameye göre tahakkuk eden vergiyi en geç
Kanunun 10 uncu maddesinden yararlanma süresinin son günü olan 31/5/2011
tarihine kadar ödeyebilecektir.
KDV beyannamelerini elektronik ortamda vermek
zorunda olan mükellefler, söz konusu beyannameyi
de 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen
usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.
b) 6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci
fıkrasına göre beyan edilecek özel tüketim vergisi (ÖTV) tutarları, aynı
maddenin üçüncü fıkrasına göre beyan edilecek KDV matrahını oluşturan rayiç
bedelin tespitinde dikkate alınmış olacağından, bu şekilde beyan edilen
ÖTV’nin KDV matrahına ayrıca dahil edilmesi söz konusu değildir.
c) Teslimleri KDV’den müstesna olan emtia, makine,
teçhizat ve demirbaşlarla ilgili olarak bu uygulamadan yararlanılması
mümkün değildir.
d) Beyan edilen emtiaya ait hesaplanan KDV, 1 No.lu
KDV beyannamesinde genel esaslar çerçevesinde indirim konusu
yapılabilecektir.
Ancak, kayıtlarda yer almayan makine, teçhizat ve
demirbaşların rayiç bedeli üzerinden hesaplanarak ödenen KDV’nin indirimi
mümkün olmayıp, bu tutar, verginin ödendiği yılın gelir veya kurumlar
vergisi matrahlarının belirlenmesinde gider olarak dikkate alınabilecektir.
e) 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (2) numaralı
fıkrasında; fiili ya da kaydî envanter sırasında belgesiz mal
bulundurulduğunun tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa uğratılan
KDV’nin, belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu uygulamaya göre
yapılan tarhiyata da vergi ziyaı cezası uygulanacağı hüküm altına
alınmıştır.
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü
fıkrasına göre, kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşlar için yukarıda (a) bölümünde belirtilen şekilde sorumlu
sıfatıyla KDV beyan eden ve ödeyen mükellefler bakımından 3065 sayılı
Kanunun söz konusu hükmü uygulanmayacaktır.
Buna göre, söz konusu hüküm kapsamında beyanda
bulunan mükelleflere, 3065 sayılı Kanunun (9/2) maddesi hükmü uyarınca
belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle malın emsal bedeli üzerinden cezalı
olarak re'sen tarhiyat yapılmayacaktır.
5- Beyan
Edilerek Ödenen KDV’nin İade Konusu Yapılıp Yapılamayacağı
3065 sayılı Kanunun 29/2 ve 32 nci maddeleri uyarınca,
söz konusu maddelerde belirtilen işlemler nedeniyle yüklenilen vergiler,
indirim yoluyla telafi edilememeleri halinde iade konusu yapılabilmektedir.
Bu çerçevede, 6111 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinden faydalanarak, kayıtlarda yer almayan emtia dolayısıyla
hesapladıkları KDV’yi bu Tebliğin (VII/A–4) bölümünde belirtildiği şekilde
beyan edip ödeyen ve bu vergiyi indirim hesaplarına intikal ettiren
mükellefler tarafından, beyana konu emtianın, 3065 sayılı Kanun
uygulamasında iade hakkı tanınan işlemlerde kullanılması durumunda, beyan
edilerek ödenen ve indirim hesaplarına alınan söz konusu verginin
yüklenilen verginin hesabında dikkate alınması ve dolayısıyla iade konusu
yapılması mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar nedeniyle
bahse konu uygulama kapsamında beyan edilerek sorumlu sıfatıyla ödenen
KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün olmadığından, bu verginin iadesi de
söz konusu olmayacaktır.
6- ÖTV
Kapsamındaki Mallar İçin ÖTV’nin Beyanı ve Ödenmesi
6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci
fıkrasıyla, ÖTV’nin konusuna giren malları bu madde kapsamında beyan eden
ve alış belgelerini ibraz edemeyen mükelleflerin bu malların beyan
tarihindeki miktarı ve emsal bedeli üzerinden geçerli olan ÖTV’yi bu
maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen beyanname verme süresi içinde ayrı
bir beyanname ile beyan ederek aynı süre içinde ödemeleri halinde, bu
mallar bakımından 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 4 üncü
maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmünün uygulanmaması öngörülmüştür. Bu
şekilde beyan edilerek ödenen ÖTV için vergi cezası kesilmeyecektir.
Uygulama kapsamında olan mükellefler,
işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan mallardan 4760
sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı listelerde yer alanlar
için, beyan tarihindeki miktarları ve emsal bedelleri ile uygulanmakta olan
vergi oranı, maktu ve asgari maktu vergi tutarlarını dikkate alarak bu
Tebliğin ekindeki (Ek:21)
beyannameyi kağıt ortamında düzenleyecek ve 31/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar ÖTV (ÖTV
mükellefiyeti bulunmayan ithalatçılar KDV) yönünden bağlı oldukları vergi
dairelerine verecek, hesaplanan ÖTV’yi de bu süre içinde ödeyecektir. 4760
sayılı Kanun ekindeki her bir liste [(II) sayılı listedeki kayıt ve tescile
tabi araçların her biri] için ayrı beyanname verilecektir.
7- Beyan
Edilen Kıymetlerin Kayıtlara İntikali
Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler,
aktiflerine intikal ettirdikleri emtia için ayrı; makine, teçhizat ve
demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte
karşılık hesabı açacaktır.
Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara
dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde, sermayenin unsuru
sayılacak ve vergilendirilmeyecektir.
Öte yandan, makine, teçhizat ve
demirbaşlar ayrıca envantere kaydedilecek ve 6111 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasına göre, ayrılan karşılık birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.
İşletme hesabı esasına göre
defter tutan mükellefler ise beyan ettikleri emtiayı defterlerinin gider kısmına
satın alınan mal olarak kaydedeceklerdir.
Örnek 2- (A) Limited
Şirketi, stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan (X) malına
ilişkin envanter listesini hazırlamış ve 20/5/2011 tarihi itibarıyla beyan
etmiştir. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu malın, kendisi
tarafından belirlenen rayiç bedeli 20.000 TL’dir. Şirketin bu bildirimine ilişkin
muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.
________________________20/5/2011 ____________________________
153 TİCARİ MALLAR 20.000.-TL
191 İNDİRİLECEK KDV 2.000.-TL
525
KAYDA ALINAN EMTİA
20.000.-TL
ÖZEL
KARŞILIK HESABI
(6111 sayılı Kanunun 10 uncu
maddesi)
360
ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR
2.000.-TL
(Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)
__________________________ /
______________________________
Bu malın satılması
halinde kayıtlara intikal ettirilecek satış bedeli 20.000 TL’nin altında
olamayacaktır.
Örnek 3- (B) Anonim Şirketi, kayıtlarında
yer almayan makine ve demirbaşlarını kayda almak istemektedir. Genel oranda
katma değer vergisine tabi olan bu kıymetlerin mükellefçe belirlenen rayiç
bedeli 40.000 TL olup, envantere alınmasına ilişkin muhasebe kayıtları
aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
_______________________________ /
_______________________________
253 TESİS MAKİNA VE
CİHAZLAR 40.000.-TL
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD.VE
ZAR. 4.000.-TL
526 DEMİRBAŞ MAKİNE VE
TEÇHİZAT 40.000.-TL
ÖZEL KARŞILIK HESABI
(6111 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesi)
360
ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 4.000.-TL
(Sorumlu sıfatıyla ödenecek
KDV)
________________________________ / ________________________________
Mükellef, söz konusu makine ve demirbaşlarını 31/12/2011
tarihine kadar satarsa, bu satıştan önce, satmadığı takdirde
31/12/2011 tarihinde aşağıdaki muhasebe kaydını yapacaktır.
________________________________ /
________________________________
526 DEMİRBAŞ MAKİNE VE
TEÇHİZAT 40.000.-TL
ÖZEL KARŞILIK HESABI
(6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)
257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR 40.000.-TL
_______________________________ /
_________________________________
Mükellefin,
örneğimizdeki makine ve demirbaşlarını peşin olarak 50.000.-TL’ye satması
halinde bu satışa ilişkin yukarıdaki kayıtla birlikte yapılacak muhasebe
kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.
_____________________________ /
________________________________
100 KASA HESABI
59.000.-TL
257 BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR 40.000.-TL
253 TESİS MAKİNE VE CİHAZLAR 40.000.-TL
391 HESAPLANAN KDV 9.000.-TL
679 DİĞER OLAĞANDIŞI
GELİR
VE KARLAR
50.000.-TL
_______________________________ /
________________________________
8- Beyan Edilen
Kıymetlerin Ba Formu Karşısındaki Durumu
6111 sayılı Kanunun 10
uncu maddesi kapsamında beyan edilen kıymetler üzerinden hesaplanarak beyan
edilen kıymetlerin rayiç bedelleri, Ba formu vermek zorunda olan
mükellefler tarafından söz konusu form ile bildirilmek zorundadır.
Söz konusu bildirim
işlemi, Ba formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif Satıcılar (6111
sayılı Kanun Madde 10)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (3333 333 333)
yazılmak suretiyle yapılacaktır.
B- KAYITLARDA YER
ALDIĞI HALDE İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN EMTİA
6111 sayılı Kanunun 11
inci maddesinin birinci fıkrası hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerine kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan
emtialarını, bu Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın son iş günü
olan 31 Mayıs 2011 tarihine (bu
tarih dahil) kadar fatura düzenlemeleri ve her türlü vergisel
yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal
ettirmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı
verilmiştir.
1- Kapsam
Bu hüküm, bütün gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Uygulama kapsamına; ferdi
işletmeler, adi ortaklıklar, kollektif şirketler, adi komandit şirketler
ile sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi
kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş
ortaklıkları dahil bulunmaktadır.
2- Belge Düzeni
Madde
kapsamında düzenlenecek faturalarda alıcıya ilişkin bilgiler yerine,
“Muhtelif Alıcılar (6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi çerçevesinde
düzenlenmiştir)” ibaresi yazılacaktır.
3- Değer Tespiti
Faturada yer
alacak bedel, söz konusu emtia ile aynı neviden olan emtiaların gayri safi
kar oranı dikkate alınarak tespit edilecektir.
Gayri safi
kar oranının yasal kayıtlardan tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı
olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas alınacaktır.
4- Vergisel Yükümlülükler ve Muhasebe Kayıtları
a) Bilanço Esasına Göre Defter Tutan
Mükellefler
Yukarıda açıklanan şekilde faturalanan ve yasal defterlere
kaydedilen emtia ile ilgili işlemler, normal satış işlemlerinden bir
farklılık arz etmemektedir.
Faturada emtianın tabi olduğu oranda KDV
hesaplanacak ve ilgili dönem beyannamesine dahil edilecektir.
Satış hasılatı
yıllık gelir veya kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında da dikkate
alınacaktır.
Fatura
bedeli “600 Yurtiçi Satışlar”, faturada hesaplanan katma değer vergisi de
“391 Hesaplanan KDV” hesabına alacak yazılmak suretiyle kayıtlara intikal
ettirilecektir. Bu hesapların karşılığını teşkil edecek borçlu hesap
uygulamayı yapan mükellefçe gerçeğe uygun olarak tespit edilecektir. Gerçek
durum ile kayıtlar arasındaki farklılık, faturasız satışlardan
kaynaklanmakta olup faturasız satılan malların karşılığında işletme
kalemlerinden birinde artış olması gerekmektedir. Bu artış nakit para,
banka, alacak senedi, çek ve benzeri değerler şeklinde olabilir.
Dolayısıyla, mal çıkışı karşılığında aktif değer olarak işletmede ne varsa
veya işletmede beyan tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin
hesaplara kayıt yapılması gerekmektedir.
Aktif
hesaplarda meydana gelen artışın herhangi bir şekilde tespit edilememesi
halinde “689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Beyannamenin
düzenlenmesi sırasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate
alınacaktır) hesabına borç kaydı yapılacaktır.
Örnek 4- (Y) Limited
Şirketi, kayıtlarında yer aldığı halde stoklarında mevcut olmayan
emtialarını faturalandırarak kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmek
istemektedir. Şirketin, ticaretini yaptığı genel oranda KDV’ye tabi olan (A) malının kayıtlarda
bulunan ancak stoklarda yer almayan miktarı 20 ton olup kendi kayıtlarına
göre bu malın birim maliyeti 15 TL/Kg ve gayrisafi karlılık oranı ise
%10’dur.
(Y) Limited Şirketi bu
mala ilişkin düzenleyeceği faturada 330.000 TL satış bedeli ve 59.400 TL
KDV gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın muhasebe kayıtlarına intikali
aşağıdaki şekilde olacaktır.
________________________________ /
____________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI GİD.
VE ZAR 389.400 TL
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
600 YURTİÇİ SATIŞLAR 330.000
TL
(6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi)
391 HESAPLANAN KDV 59.400 TL
________________________________ /
_____________________________
- Giderlerin nazım hesaplara
(kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________ /
________________________________
950 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 389.400 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 389.400 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Bu kayıtta yer alan 689
numaralı hesap yerine gerçek duruma uygun olması halinde diğer hesaplardan;
kasa, bankalar, alınan çekler, alıcılar veya alacak senetleri hesaplarından
biri kullanılabilecektir. Örneğin, kayıtsız yapılan satış karşılığında
alacak senedi alınmış olması halinde kayıt aşağıdaki şekilde olacaktır.
________________________________ /
__________________________
121 ALACAK SENETLERİ 389.400.-TL
600 YURTİÇİ SATIŞLAR
330.000.-TL
(6111 sayılı Kanunun 11/1 maddesi)
391 HESAPLANAN KDV 59.400.-TL
________________________________ /
__________________________
Fatura düzenlenmek
suretiyle bu bölümde açıklandığı şekilde hasılatı kayıtlara intikal
ettirilen emtianın daha önceki dönemlerde satıldığının tespit edilmesi halinde,
düzeltmeye tabi tutulmuş stoklarla ilgili olarak geçmişe yönelik tarhiyat
yapılmayacağı gibi ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.
b) İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutan
Mükellefler
Kayıtlarda yer aldığı
halde işletmede mevcut olmayan emtialar nedeniyle
düzenlenen faturalar, işletme hesabı esasına göre defter tutan
mükelleflerce yasal defterlerine, hasılat olarak kaydedilecektir.
5- Kayıtlarda Yer Aldığı Halde İşletmede
Mevcut Olmayan Emtianın Bs Formu Karşısındaki Durumu
6111 sayılı Kanunun 11
inci maddesinin birinci fıkrasına göre kayıtlarda yer aldığı halde
işletmede mevcut olmayan emtia nedeniyle düzenlenen faturalar, Bs formu
vermek zorunda olan mükelleflerce, Bs formu ile bildirilmek zorundadır.
Söz konusu bildirim
işlemi, Bs formunun “Soyadı/Adı Unvanı” bölümüne “Muhtelif Alıcılar (6111 sayılı
Kanun Madde 11/1)”, “Vergi Kimlik Numarası” bölümüne (4444 444 444)
yazılmak suretiyle yapılacaktır.
C- KAYITLARDA YER ALDIĞI HALDE
İŞLETMEDE MEVCUT OLMAYAN KASA MEVCUDU VE ORTAKLARDAN ALACAKLARIN BEYANI
6111 sayılı
Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bilanço esasına göre defter tutan kurumlar
vergisi mükelleflerine, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenledikleri
bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları
ile işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç
verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu
tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak
tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar
vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma
uygun hale getirmeleri imkanı verilmiştir.
1- Kapsam
Bu hüküm,
sadece bilanço esasına
göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerini
kapsamaktadır.
2- Bilanço Düzenleme ve Beyan
Bilanço esasına göre defter tutan
kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenledikleri
bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan
-Kasa mevcutlarını ve
-İşletmenin esas faaliyet konusu
dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya
çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu
bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın
son iş günü olan 31 Mayıs 2011
tarihine (bu tarih dahil) kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle
kayıtlarını düzeltebileceklerdir (Ek:
22).
Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümleri
uyarınca verilmesi gereken ve elektronik ortamda gönderilebilen
beyannamenin, kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda göndermek
zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik
ortamda gönderilmesi zorunludur. Elektronik ortamda beyanname ve bildirim
verme zorunluluğu bulunmayanlarca, söz konusu beyan kurumlar vergisi
mükellefiyeti yönünden bağlı olunan vergi dairelerine kağıt ortamında
yapılabilecektir.
İşletmenin esas faaliyet konusu
dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya
çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu
bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının belirlenmesinde, tek
düzen hesap planında yer alan “131. Ortaklardan Alacaklar” ve “231. Ortaklardan
Alacaklar” toplamından “331. Ortaklara Borçlar” ve “431. Ortaklara Borçlar”
toplamının çıkarılması sonucunda kalan net tutar dikkate alınacaktır.
Söz konusu beyan
sonucunda aşağıdaki esaslara göre kayıtlar düzeltebilecektir.
3- Vergisel Yükümlülükler ve
Muhasebe Kayıtları
Bilançolarında
görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve
ortaklardan alacaklar tutarlarını düzeltmek için beyanda bulunan
mükellefler, beyan edilen tutarlar üzerinden % 3 oranında vergi
hesaplayacak ve hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi içinde
ödeyeceklerdir.
Söz konusu
tutarların beyanı üzerine, defter kayıtlarının düzeltilmesi gerekeceği
tabiidir.
Örnek 5- (A) Anonim
Şirketinin, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda
kasa hesabında 150.000 TL görünmekle birlikte fiilen kasada bulunmayan tutar 145.000 TL’dir. Şirketin dönem
içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan 15/4/2011 tarihi itibarıyla
kasa mevcudu 200.000 TL olarak görülmektedir.
Anılan mükellef,
her ne kadar beyan tarihi itibarıyla kasa mevcudu 200.000 TL olsa da,
31/12/2010 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih itibarıyla var
olan kasa mevcudu içinde fiilen kasada
bulunmayan tutarları esas alacak, bu tutarın 145.000 TL olması
nedeniyle, bu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden
hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi sonuna (31/5/2011 tarihine) kadar ödeyecektir.
Bu çerçevede;
Beyan tutarı: 145.000
TL
Hesaplanan vergi:
(145.000
x %3=) 4.350 TL
Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.
- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından
düşülmesi:
___________________________15/4/2011__________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİDER VE 145.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
100 KASA 145.000
TL
___________________________ / ________________________________
- Verginin
hesaplanması:
___________________________15/4/2011__________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİDER VE 4.350 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 4.350 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan
giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________15/4/2011__________________________
950 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN 149.350 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 149.350 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek 6- (K) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenlediği bilançosunda kasa hesabında 200.000 TL
görünmekte olup, dönem içindeki faaliyetleri sonucunda, beyan tarihi olan
28/3/2011 tarihi itibarıyla kasa mevcudu 110.000 TL’dir.
Anılan mükellef,
her ne kadar, 31/12/2010 tarihli bilançosunu baz almak suretiyle bu tarih
itibarıyla var olan kasa mevcudu 200.000 TL olsa da, beyan tarihi
itibarıyla kasa mevcudu 110.000 TL olduğundan, fiilen kasada bulunmayan kısım esas alınmak suretiyle en fazla
bu tutar (110.000 TL) kadar beyanda bulunabilecektir.
Bu tutarın
100.000 TL’lik kısmının kasada fiilen bulunmadığı varsayıldığında beyan
edilecek tutar ve üzerinden hesaplanacak vergi aşağıdaki gibi olacaktır.
Beyan tutarı: 100.000
TL
Hesaplanan vergi:
(100.000
x %3=) 3.000 TL
Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları da aşağıdaki şekilde olacaktır.
- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudunun, kasa hesabından
düşülmesi:
___________________________28/3/2011__________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİDER VE 100.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
100 KASA 100.000
TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin
hesaplanması:
___________________________28/3/2011__________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİDER VE 3.000 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 3.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda görülmekle
birlikte işletmede bulunmayan kasa mevcudundan kaynaklanan giderlerin nazım
hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider olarak) kaydı:
___________________________28/3/2011
_________________________
950 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN 103.000 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 103.000 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek 7- (C) Anonim Şirketinin, 31/12/2010 tarihli bilançosunda
ortaklardan alacak ve ortaklara borç tutarları, bilanço hesapları
itibarıyla aşağıdaki gibi olup, beyan tarihi olan 1/4/2011 tarihi
itibarıyla bu tutarların değişmediği varsayılmıştır.
- 131. Ortaklardan Alacaklar hesabı 150.000 TL
- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı 75.000 TL
- 331. Ortaklara Borçlar hesabı (85.000) TL
- 431. Ortaklara Borçlar hesabı (60.000) TL
Bu çerçevede;
Beyan tutarı: [(150.000+75.000)-(85.000+60.000)=]
80.000 TL
Hesaplanan vergi:
(80.000 x %3=) 2.400 TL
olacaktır.
Anılan mükellef,
söz konusu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan
vergiyi beyanname verme süresinde ödeyecektir.
Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.
- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:
___________________________1/4/2011____________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİDER VE 80.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR 65.000 TL
231 ORTAKLARDAN ALACAKLAR 15.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin
hesaplanması:
___________________________1/4/2011___________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİDER VE 2.400 TL
ZARARLAR
(Kanunen
Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 2.400 TL
___________________________ /
________________________________
- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan
kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider
olarak) kaydı:
___________________________1/4/2011___________________________
950 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN 82.400 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 82.400 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
Örnek 8- (Y) Limited
Şirketinin, 31/12/2010 tarihli bilançosunda ortaklardan alacak ve borç tutarları
bilanço hesapları itibarıyla aşağıdaki gibidir.
- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı 200.000 TL
- 431. Ortaklara Borçlar hesabı (80.000) TL
Beyan tarihi itibarıyla ise
ortaklardan alacak ve borç tutarları şu
şekildedir.
- 131. Ortaklardan Alacaklar hesabı 50.000 TL
- 231. Ortaklardan Alacaklar hesabı 180.000 TL
- 331. Ortaklara Borçlar hesabı (100.000) TL
Bu çerçevede,
beyan tarihi itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;
[(50.000+180.000)-(100.000)=]
130.000 TL olsa da
31/12/2010 tarihi
itibarıyla ortaklardan (net) alacak tutarı;
(200.000-80.000=)
120.000 TL’dir.
Buna göre;
Beyan tutarı: (200.000-80.000=) 120.000 TL
Hesaplanan vergi:
(120.000 x %3=) 3.600 TL
olacaktır.
Anılan mükellef,
söz konusu tutarı beyan edecek ve beyan edilen tutar üzerinden hesaplanan
vergiyi beyanname verme süresinde ödeyecektir.
Beyanla ilgili
muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.
- Bilançoda
görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacakların düşülmesi:
___________________________ /
________________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİDER VE 120.000 TL
ZARARLAR
(6111 sayılı Kanunun 11/2 Maddesi)
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
131 ORTAKLARDAN ALACAKLAR 50.000 TL
231 ORTAKLARDAN ALACAKLAR 70.000 TL
___________________________ /
________________________________
- Verginin hesaplanması:
___________________________ /
________________________________
689 DİĞER OLAĞANDIŞI
GİDER VE 3.600 TL
ZARARLAR
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 3.600 TL
___________________________ / ________________________________
-
Bilançoda görülmekle birlikte işletmede bulunmayan ortaklardan alacaklardan
kaynaklanan giderlerin nazım hesaplara (kanunen kabul edilmeyen gider
olarak) kaydı:
___________________________ /
________________________________
950 KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN 123.600 TL
GİDERLER
951 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN 123.600 TL
GİDERLER ALACAKLI HESABI
___________________________ /
________________________________
4- Diğer Hususlar
a) 6111
sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ödenen
vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmeyecektir.
b) Bu
kapsamda beyan edilen tutarlar ile ödenen vergiler, kurumlar vergisi
matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.
c) Kurumlar vergisi mükelleflerince 6111 sayılı
Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yapılan beyanla ilgili
olarak söz konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına
bakılmaksızın kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine yönelik ilave bir
tarhiyat yapılmayacaktır.
D- YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN
SORUMLULUĞU
Tam tasdik
sözleşmesi çerçevesinde daha önceki dönemlerine ilişkin rapor düzenlenmiş
bulunan mükelleflerin, 6111 sayılı Kanunun 10 ve 11 inci maddeleri hükmünden
yararlanmaları halinde, raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin bu
işlemlerle sınırlı olarak sorumluluğu aranmayacaktır.
E- DİĞER HUSUSLAR
6111 sayılı Kanunun 10
ve 11 inci maddelerinin uygulanmasına ilişkin olarak yapılan işlem ve bildirimlerin
6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun
yapılıp yapılmadığı hususu Maliye
Bakanlığınca araştırılabilecektir.
VIII– TAHSİLİNDEN VAZGEÇİLEN
ALACAKLAR
6111
sayılı Kanunun 17 nci maddesinin;
- Birinci ve yirmidördüncü fıkralarında, belli bir tutarın
altında kalan idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi,
- İkinci fıkrasında, belli bir tutarın altında
kalan amme alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi,
- Onbeşinci fıkrasında, gemi inşasıyla ilgili
yatırımlara ilişkin olarak yatırım indirimi istisnasından yararlanan
mükellefler hakkında kurumlar vergisi, deniz taşıma araçları ile yüzer
tesis ve araçlarının imal ve inşasına yönelik 3065 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 6111 sayılı Kanunla yapılan
değişiklik öncesi hükümlerine göre katma değer vergisi tarh edilmemesi ve
tarh edilmiş vergilerin tahsilinden vazgeçilmesi,
yönünde düzenleme yapılmıştır.
1- Maliye
Bakanlığına Bağlı Vergi Dairelerince Tahsilinden Vazgeçilecek Alacaklar
Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmesi gereken ve belli
tutarın altında kalan idari para cezalarının, ikinci fıkrasında ise belli
tutarın altında kalan amme alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesi
düzenlenmiştir.
a) 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin birinci
fıkrasında, 7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının
Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası
ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 39 uncu maddesine
göre verilen idari para cezaları hariç olmak üzere, 31/12/2010 tarihinden
önce idari yaptırım kararı verildiği halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ilgilisine tebliğ edilmemiş olan ve genel bütçeye gelir kaydı gereken ve
her bir kabahat için 120 liranın (bu tutar dahil) altında kalan idari para
cezalarının tebliğ edilmeyeceği, tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı
fer’i alacakların tahsilinden
vazgeçileceği hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca aynı fıkrada, mülga 5539
sayılı Kanun ile 6001 sayılı Kanun gereğince otoyollar ve köprülerden
ihlalli geçiş sebebiyle verilen idari para cezaları ile birlikte ilgilisine
tebliği gereken ve tutarı 12 lira ve altında kalan geçiş ücretlerinin de
tahsilinden vazgeçileceği düzenlenmiştir.
Anılan fıkra kapsamına; idari
para cezalarından tür olarak 4207
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5326 sayılı Kanunun 39
uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç genel bütçeye gelir kaydı gereken idari para cezalarının tamamı
girmektedir. Bu nedenle, fıkra kapsamına girmeyen idari para cezalarının
terkin edilmemesine özellikle dikkat edilecektir.
Diğer taraftan, tür olarak fıkra kapsamına girdiği
halde ilgili kabahate ilişkin olarak verilen idari para cezasının tutar
olarak 120,-TL’nin üzerinde olması halinde bu idari para cezaları da terkin
edilmeyecektir. Ayrıca, verildiği tarih itibarıyla 120,-TL’nin üzerinde
olan idari para cezalarına karşılık yapılan tahsilatlar nedeniyle Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla bakiye tutarı 120,-TL’nin altında kalanlar da
terkin kapsamına alınmayacaktır.
Anılan fıkrada, kapsama giren idari para cezaları
ile geçiş ücretlerinden Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla;
- Tebliğ edilmemiş olanların ilgilisine tebliğ
edilmemesi,
- Tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer’i
alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,
esası getirilmiştir.
Buna göre, fıkra kapsamına
giren alacaklar için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca; 6111 sayılı Kanunun
yayımlandığı 25/2/2011 tarihine kadar tebliğ edilmemiş olan idari yaptırım
kararları bu tarihten sonra tebliğ edilmeyecek, bu tarihten önce tebliğ
edilmesine rağmen tahsil edilmemiş olanlar ise tahsil edilmeyecek ve tahsil
için ilgili vergi dairesine gönderilmeyecektir.
Fıkra kapsamında olan
alacaklardan, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla vergi dairesine intikal
ettirildiği halde henüz tahsil edilememiş olanların tahsilinden
vazgeçilecektir. Ancak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce bu alacaklara
yönelik yapılmış olan tahsilatlar red ve iade edilmeyecektir.
b) 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin
ikinci fıkrasında, Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan belli tutarın
altındaki alacakların tahsilinden vazgeçilmesine yönelik hükümlere yer verilmiştir.
Anılan
fıkra kapsamına;
- Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilmekte olan,
- Vadesi
31/12/2004 tarihinden (bu tarih dahil) önce olan,
- Her bir
alacak türü ve dönemi itibarıyla aslı 50,-TL’yi aşmayan (bu asıllara bağlı
fer’iler dahil),
- Aslı
ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 100,-TL’yi aşmayan,
-
Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla
ödenmemiş olan,
alacaklar
girmektedir.
Bu fıkra
kapsamına, alacak türü olarak Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince
6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2004 tarihinden
(bu tarih dahil) önce olan alacakların tamamı girmektedir.
Örneğin;
vergiler, vergi cezaları, kaynak kullanımını destekleme fonu alacakları,
ecrimisiller, adli para cezaları, idari para cezaları, yiyecek bedelleri,
vb.
Diğer
taraftan, alacağın gelir kaydedileceği bütçe ayrımı yapılmaksızın Maliye
Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip
edilmekte olan alacakların tamamı, fıkrada belirtilen diğer şartlara sahip
olmaları halinde, terkin edilecektir.
Örneğin;
10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanuna ekli
(II) sayılı cetvelde yer alan ve dolayısıyla özel bütçeli olan Yüksek
Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun (YURTKUR) 351 sayılı Kanun kapsamında
verdiği öğrenim kredilerinin süresinde ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanun
kapsamında takip ve tahsili için ilgili vergi dairesine gönderilmesi
üzerine yapılan tahsilatlar YURTKUR’a aktarılmaktadır. Bu alacaklar vergi
dairelerince takip edilmekle birlikte fıkra hükmü ile YURTKUR’un; vadesi
31/12/2004 tarihinden önce olan ve vergi dairesine takip için aktarıldığı
halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tahsil edilememiş
olan her bir alacak türü ve dönemi itibarıyla alacak aslı 50,-TL’yi aşmayan
ve tutarına bakılmaksızın bu asıllara bağlı fer’i alacaklar ile aslı
ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 100,-TL’yi aşmayan alacaklarının da
tahsilinden vazgeçilecektir. Bu alacak türüyle ilgili yapılacak terkinde
kredinin son taksite ilişkin vadesinin 31/12/2004 tarihinden önce olması ve
ödenmemiş kredi tutarının toplamının 50,-TL’nin altında kalması gerekmektedir.
Öte yandan, fıkrada aranan diğer şartların yanında
alacak aslının 50,-TL’nin
altında olması halinde bu alacak aslı ile tutarına bakılmaksızın bu
asla tatbik edilen fer’ilerin tamamı terkin edilecektir. Ayrıca, alacak
aslı ödenmiş olan fer’i alacaklardan tutarı 100,-TL’yi aşmayan alacak tutarları da
terkin edilecektir.
Örneğin; 2003 takvim yılının 2. gelir geçici vergi
dönemine ilişkin beyanname, süresinde verilmiş olmasına rağmen vergi
ödenmemiştir. 2003 yılına ilişkin yıllık beyanname Mart 2004 ayında
süresinde verilmiştir. Ödenmeyen geçici vergi, yıllık beyanname verilmesi
nedeniyle terkin edildiğinden, geçici verginin vade tarihinden terkin
edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan 85,-TL tutarındaki gecikme zammının
tahsil edilmesi gerekmektedir. Söz konusu gecikme zammının aslı
bulunmadığından ve 100,-TL’yi aşmadığından bu fıkra kapsamında tahsilinden
vazgeçilecektir.
c) 6111 sayılı
Kanunun 17 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında “(15) Hazine Müsteşarlığı tarafından
düzenlenen yatırım teşvik belgelerine istinaden, inşa edilerek satılan gemi
ve yatlara ilişkin harcamalar üzerinden yatırım indirimi istisnasından
yararlanan mükellefler hakkında, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemler de dahil olmak üzere, bu
kapsamda tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa
açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden
tutarlar terkin edilir, tahsil edilmiş tutarlar red ve iade olunmaz. 3065
sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde bu Kanunla
yapılan değişiklik ile istisna kapsamına alınan teslim ve hizmetlerle
ilgili olarak bu Kanunun yayımlandığı
tarihten önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak katma değer
vergisi tarhiyatı yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa
açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden
tutarlar terkin edilir, tahsil edilmiş tutarlar red ve iade olunmaz.”
hükmü yer almaktadır.
Söz konusu fıkra uyarınca, Hazine Müsteşarlığı
tarafından düzenlenen yatırım teşvik belgelerine istinaden, inşa edilerek
satılan gemi ve yatlara ilişkin harcamalar üzerinden yatırım indirimi
istisnasından yararlanan mükellefler hakkında, Kanunun yayımlandığı tarihten önceki
dönemler de dahil olmak üzere, bu kapsamda kurumlar vergisi tarhiyatı
yapılmayacaktır. Ayrıca, bu kapsamda daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan,
varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecek ve tahakkuk
eden tutarlar terkin edilecektir. Bu kapsamda, tahsil edilmiş tutarlar ise
red ve iade olunmayacaktır.
Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanunun 85 inci
maddesiyle 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde yapılan değişiklikle, faaliyetleri deniz taşıma araçları ile yüzer
tesis ve araçlarının imal ve inşası olanlara bu araçların imal ve inşası
ile ilgili olarak yapılan teslim ve hizmetler, söz konusu bentte yer alan
diğer şartlara bağlı kalınmaksızın katma değer vergisinden istisna
edilmiştir. Yapılan bu değişiklik göz önünde bulundurulmak suretiyle 6111
sayılı Kanunun 17 nci maddesinin onbeşinci fıkrasıyla da bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki
vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak söz konusu değişiklik kapsamına
giren işlemler dolayısıyla katma değer vergisi tarhiyatı yapılmaması
öngörülmüştür. Ayrıca, bu kapsamda daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan,
varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecek ve tahakkuk
eden tutarlar terkin edilecektir. Bu kapsamda, tahsil edilmiş tutarlar ise
red ve iade olunmayacaktır.
2-
Belediyelerce Tahsilinden Vazgeçilecek Alacaklar
6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin yirmidördüncü
fıkrasında, belediyelerce verilen belli tutarın altındaki idari para cezalarının terkinine
yönelik düzenleme yapılmıştır.
Anılan fıkra kapsamına 31/12/2010 tarihine kadar belediyeler tarafından verilen ve kendi bütçelerine gelir kaydı gereken;
- 4207 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrası ile 5326 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre verilen idari para
cezaları hariç olmak üzere diğer kanunlara göre verilen,
- Tutarı 145,-TL’nin (bu tutar dahil) altında
kalan,
idari para cezaları girmektedir.
Fıkra hükmü gereğince kapsama giren idari para
cezalarından Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla;
- Tebliğ edilmemiş olanların tebliğ edilmemesi,
- Tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer’i
alacakların tahsilinden vazgeçilmesi,
gerekmektedir.
Buna göre, fıkra kapsamına
giren alacaklar için ilgili belediyelerce; 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihine kadar tebliğ edilmemiş olan idari yaptırım kararları bu
tarihten sonra tebliğ edilmeyecek, bu tarih itibarıyla tebliğ edilmesine
rağmen tahsil edilmemiş olanlar ise terkin edilecektir.
IX–
TAKSİTLERİN SÜRESİNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE YAPILACAK İŞLEMLER
6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinde, Kanuna göre
yapılandırılan alacak tutarının taksit süresinde ödenmemesi halinde, Kanun
hükümlerinden yararlanabilme koşullarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.
A)
SÜRESİNDE ÖDENMEYEN TAKSİTLER
Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde “(1) a) Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim
yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik
ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son
taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için
6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı
oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu
Kanun hükümlerinden yararlanılır. Süresinde ödenmeyen veya eksik
ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında
ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde
matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun
hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu hüküm her bir madde ve
alacaklı idareler açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı
uygulanır.” hükmü yer
almaktadır.
Bu
hükme göre, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerin bir takvim
yılında en fazla iki defa ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen
veya eksik ödenen taksit tutarlarının borçlunun başvuru sırasında tercih
ettiği taksitlendirme süresinin son taksidini izleyen ayın sonuna kadar,
gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine
göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile
birlikte ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.
Diğer taraftan;
- Süresinde ödenmeyen veya
eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen
ayın sonuna kadar da ödenmemesi,
- Bir takvim yılında ikiden
fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
halinde Kanun hükümlerinden
yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Öte
yandan, Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne
göre, matrah veya vergi artırımı yoluyla hesaplanan veya artırılan gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin
Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesi halinde, söz konusu taksitler 6183
sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası
oranında uygulanacak gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsil edilecektir.
Bu nedenle, bu taksitler hakkında süresinde ödenmeyen taksitlere ilişkin
düzenlemelerin yer aldığı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi hükmü uygulanmayacaktır.
Bu
hüküm, her bir madde ve alacaklı idareler açısından taksitlendirilen
alacaklar için ayrı ayrı uygulanacaktır.
B) İHLAL
NEDENİ OLMAYAN EKSİK ÖDEMELER
Kanunun 19 uncu maddesinin
ikinci fıkrasında “(2) Bu Kanunun 3
üncü maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde
ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10’unu aşmamak
şartıyla 5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu
Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, taksitler için
yapılan ödemelerde her bir taksite yönelik 5 liraya kadar eksik ödemeler
ihlal sebebi sayılmamıştır. Bununla birlikte, taksit tutarının % 10’u 5
liranın altında ise yüzde % 10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme
ihlal sebebi sayılmayacaktır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin
ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.
C) İHLAL
HALİNDE KANUN HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMA
1- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanun
kapsamına giren alacakların aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen şekilde
tamamen ödenmemiş olması halinde, borçluların ödedikleri tutar kadar Kanun
hükümlerinden yararlanabileceği düzenlenmiştir.
Buna göre, Kanun kapsamında
taksitlendirilen alacakların Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen
ödenmemesi halinde, bu Tebliğin (V/A-4) ve (VI/F-1) bölümlerinde yer alan
açıklamalar saklı kalmak kaydıyla borçlular yaptıkları ödemeler nispetinde
Kanun hükümlerinden yararlandırılacaktır.
Örnek 1- Mükellef 6111 sayılı Kanun
kapsamında olan kesinleşmiş borçları için Kanundan yararlanma talebinde
bulunmuştur.
Mükellefin Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla kapsama giren borçları şu şekildedir:
2009 Yılına Ait Gelir Vergisi :
3.000,00 TL
Gelir Vergisine İlişkin
Gecikme Zammı : 452,12 TL
26/4/2010 Vadeli Gelir (Stp)
Vergisi : 800,00 TL
Gelir (Stp) Vergisine İlişkin
Gecikme Zammı : 138,03 TL
TOPLAM :
4.390,15 TL
Vergi asıllarına vade
tarihleri ile Kanunun yayımlandığı tarihe kadar gecikme zammı yerine hesaplanacak
toplam TEFE/ÜFE oranı ve tutarları aşağıdaki gibidir:
Gelir Vergisi I. Taksit
Tutarı İçin : 1.500 x % 8,2388 = 123,58 TL
Gelir Vergisi II. Taksit
Tutarı İçin : 1.500 x % 5,5988 =
83,98 TL
Gelir (Stp) Vergisi İçin : 800 x % 6,6923 = 53,54 TL
TOPLAM : 3.800,-TL 261,10 TL
Mükellef vergi asılları ile
hesaplanan TEFE/ÜFE tutarları toplamını Kanun kapsamında 6 eşit taksitte
ödemeyi tercih etmiştir.
Ödenecek Taksit Tutarları = [(Vergi Asılları + Toplam TEFE/ÜFE Tutarı) x 1,05] /6
=
[(3.800 + 261,10) x 1,05 ] / 6
= 710,69 TL
Mükellef Kanun hükmüne göre 5
taksiti süresinde ödemiş ancak, son taksit için herhangi bir ödeme
yapmamıştır.
Bu durumda, mükellefin
yaptığı ödemeler, vadesi ve dönemi önce gelen borçlardan başlanarak her bir
dönem itibarıyla mahsup edilecektir. Yapılan ödemeler belirtilen şekilde
mahsup edildikten sonra alacağın tamamen tahsil edilemediği dönemlerde
Kanun hükmü ihlal edilmiş sayılacaktır. Bu takdirde kısmi ödeme olan döneme
ilişkin vergiler için yapılmış ödemeler kadar Kanun hükmünden yararlanılacaktır.
Mükellefin Kanun hükmünden
yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik
edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
Buna göre, Kanun kapsamında
yapılandırılan toplam alacak tutarı 4.061,10 TL olup bu tutara karşılık 5
taksitte ödenen tutar [(4.061,10/6 =) 676,85 x 5 =] 3.384,25 TL’dir.
Mükellefin vadesi önce gelen
borcu gelir vergisi olduğundan, 3.384,25
TL yapılan ödeme tutarı, ilk önce
yıllık gelir vergisi ile buna isabet eden TEFE/ÜFE tutarı toplamına (3.000
+ 207,56=) 3.207,56 TL mahsup
edilecektir. Bu şekilde yapılan mahsup sonucunda mükellef, 31/3/2010 ve
31/7/2010 vadeli gelir vergisi ve buna ilişkin gecikme zammı için Kanundan
yararlanmış olacaktır.
Mahsuptan sonra kalan
(3.384,25 – 3.207,56 =) 176,69 TL tutar, gelir (stp) vergisi ve bu vergiye
ilişkin TEFE/ÜFE tutarı toplamı olan 853,54 TL’yi karşılayamadığından bu dönem borcu için Kanun hükümleri ihlal
edilmiş sayılacaktır.
Bu durumda, yapılan ödeme
tutarı kadar Kanundan yararlanılacaktır. Ödeme tutarından vergi aslına
isabet eden tutar;
|
Vergi
aslına isabet eden tutar
|
=
|
(Vergi Aslı) x (Yapılan
Ödemeden Kalan Tutar)
|
|
(Vergi Aslı + TEFE/ÜFE Tutarı)
|
formülü ile bulunacaktır.
Buna göre;
|
Vergi aslına isabet eden
tutar
|
=
|
800 x 176,69
|
=
|
165,61 TL’dir.
|
|
853,54
|
Bu tutar, Kanun hükümlerine göre TEFE/ÜFE aylık
değişim oranı uygulanarak bulunan tutar ile birlikte [(165,61 x % 6,6923=
11.08) (165,61+11.08=176,69)] ödenmiş sayılacağından, gelir (stp) vergisinin
kalan (800-165,61=) 634,39 TL’si vade tarihinden itibaren uygulanacak
gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.
Örnek 2- Nisan,
Mayıs, Haziran/2009 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 11.500,-TL kurum geçici vergi tahakkuk
etmiştir. Ancak mükellef 17/8/2009 vadeli kurum geçici vergi borcunu
ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin kurumlar vergisi
beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle,
1/4/2010 tarihinde terkin edilmiş ve 1.934,88 TL gecikme zammı
hesaplanmıştır.
Mükellefin, 6111 sayılı
Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması halinde kurum geçici vergisinin
vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan
gecikme zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.
Bu durumda uygulanacak
toplam TEFE/ÜFE oranı % 6,4942’dir.
Toplam TEFE/ÜFE tutarı ise (11.500 x % 6,4942 =)
746,83 TL olacaktır.
Mükellefin söz konusu tutarı
6 taksitte ödemek istemesi durumunda Kanun kapsamında toplam ödenecek tutar
(746,83 x 1,05=) 784,17 TL olarak bulunacaktır.
Mükellefin Kanun kapsamında ilk 3 taksitini
süresinde ödediği, diğer taksitlerini ise ödemediği varsayıldığında,
mükellef ödediği tutar kadar Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu
durumda mükellefin Kanun hükmünden
yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun katsayı tatbik
edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır.
|
Toplam Gecikme Zammı Tutarı x Ödediği Taksit
Tutarları Toplamı
|
|
Hesaplanan TEFE/ÜFE Tutarı
|
|
=
|
1.934,88 x 373,41
|
=
|
967,43 TL.
|
|
746,83
|
formülü kullanılacak
ve gecikme zammının tahsilinden
vazgeçilecektir
Kalan 1.934,88 – 967,43 = 967,45 TL
gecikme zammının ise takip ve tahsiline devam edilecektir.
Örnek 3- Bu Tebliğin II. bölümünün 4
numaralı örneğinde yer alan
mükellefin Kanuna göre belirlenen tutarı 12 taksitte ödemek istediğini,
ancak 5 taksiti süresinde ödediğini, kalan 7 taksiti ödemediğini varsaydığımızda,
bu mükellefin Kanun kapsamında yararlanacağı tutar şu şekilde
hesaplanacaktır.
Ödenecek Toplam Tutar: [(20.000 +
4.668,84) x 1,10=] 27.135,72 TL olup (27.135,72/12=) 2.261,31 TL, bir
taksitte ödenecek tutardır.
Ancak, mükellefin
Kanun hükmünden yararlanacağı tutar bulunurken yapılandırılan borcun
katsayı tatbik edilmemiş kısmı dikkate alınacaktır. Buna göre;
Ödenen Taksit Tutarı = 2.055,74 x 5 =
10.278,70 TL’dir.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanun
gereğince vergi aslından yararlanacağı tutara “K” diyelim.
|
K
|
=
|
Vergi Aslı x
Ödenen Taksit Tutarı
|
|
Toplam Taksit
Tutarı
|
|
K
|
=
|
20.000 x
10.278,70
|
|
24.668,84
|
K = 8.333,35 TL
olarak hesaplanacaktır.
Vergi Aslından Tahsil Edilecek Tutar
= Vergi Aslı – Kanun Hükmünden Yararlandığı Vergi Aslı Tutarı = 20.000 – 8.333,35
= 11.666,65 TL olacak, bu tutarın tahsili sırasında ayrıca vade tarihinden
itibaren gecikme zammı hesaplanacaktır.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanun
gereğince gecikme faizinden yararlanacağı tutar;
|
Kanun Gereğince Vergi Aslından
Yararlanacağı Tutar x Gecikme Faizi
|
|
Vergi Aslı
|
Buna göre; 8.333,35 x 5.500
20.000
=
2.291,67 TL’dir.
Tahsil edilecek gecikme faizi tutarı
ise (5.500 –2.291,67=) 3.208,33 TL olacaktır.
Mükellefin, 6111 sayılı Kanun gereğince
vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutara “X” diyelim.
|
X
|
=
|
Kanun
Gereğince Vergi Aslından Yararlanacağı Tutar x Vergi Ziyaı Cezası
|
|
Vergi Aslı
|
|
X
|
=
|
8.333,35 x 20.000
|
|
|
20.000
|
|
|
|
|
|
|
|
X = 8.333,35 TL olup bu
tutar ve buna ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.
Vergi ziyaı cezasından tahsil edilecek tutar;
= Vergi ziyaı cezası – Kanun
gereğince vergi ziyaı cezasından yararlanacağı tutar
= 20.000 – 8.333,35
= 11.666,65 TL’dir. Ayrıca tahsili gereken vergi
ziyaı cezasına, vade tarihinden itibaren gecikme zammı uygulanarak tahsil
edileceği tabiidir.
2- Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında,
Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü saklı kalmak suretiyle
yapılan ödemeler nispetinde Kanun hükümlerinden yararlanılacağı düzenlenmiştir.
Kanunun 3 üncü maddesinin
dokuzuncu fıkrasına ilişkin olarak bu Tebliğin (II/D-1) bölümünde gerekli
açıklamalar yapılmıştır.
Bu itibarla, yıllık gelir
veya kurumlar, gelir (stopaj), kurumlar (stopaj), katma değer ve özel
tüketim vergilerinin Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri kapsamında
yapılandırılarak taksitlendirilmesi halinde, Kanunun 19 uncu maddesinin
üçüncü fıkrası kapsamında ödemeler nispetinde yararlanılabilmesi için
taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler
üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi gerekmektedir.
Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri
hükümlerine göre yapılandırlan alacaklara ilişkin taksitlerin, süresinde
veya bu Tebliğin (IX/A) bölümünde yapılan açıklamalara göre ödenmesine
rağmen, Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yararlanılan
vergi türlerinin taksit ödeme süresince verilen beyannameler üzerine
tahakkuk edenlerinin bir takvim yılında her bir vergi türü itibarıyla çok
zor durum olmaksızın ikiden fazla vadesinde ödenmemesi ya da eksik ödenmesi
halinde, üçüncü ihlalin yapıldığı vade tarihinin rastladığı ayın sonunda
Kanun hükümleri ihlal edilmiş olacak ve bu tarih itibarıyla, Kanun
kapsamında yapılandırılarak ödenmiş taksit tutarları için Kanun hükmünden
yararlanılacaktır.
Örnek 4- Mükellef, Kanun kapsamında yapılandırılan katma
değer vergisi borcuna ilişkin Mayıs, Temmuz, Eylül ve Kasım 2011 aylarında
ödemesi gereken taksitlerini taksit ödeme süresi içerisinde ödemiş olmakla
birlikte; Kanun kapsamında yapılandırılmasını talep ettiği katma değer
vergisi ile ilgili olarak Mayıs, Haziran ve Temmuz/2011 aylarında beyanı
üzerine tahakkuk eden vergilerini ödeme süresi içerisinde ödememiştir.
Bu durumda, mükellef, taksitlendirme süresince
tahakkuk eden katma değer vergisini
üç defa ödemeyerek Kanundan yararlanma şartını ihlal ettiğinden, ihlalin
gerçekleştiği Temmuz/2011 ayına kadar ödediği Mayıs ve Temmuz 2011 taksit
tutarları için 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanacak, Eylül ve Kasım
2011 taksit tutarları için ise anılan Kanun hükümlerinden
yararlanmayacaktır.
Diğer taraftan, mükellefin Mayıs, Temmuz, Eylül ve
Kasım 2011 taksitlerini 31/7/2011 tarihinden önce ödemiş olması halinde, bu
taksit tutarlarının tamamı için anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı
tabiidir.
X – DİĞER HUSUSLAR
1- 6111 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık;
- Kanunun yayımlandığı
25/2/2011 tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarlar,
- Kanun kapsamında tahsil
edilen tutarlar,
- Kanunun 20 nci
maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca
ödenen faizler,
red ve iade edilmeyecektir.
Ancak, Kanunun 3 üncü
maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup dava konusu edilen tarhiyatlara
karşılık Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödeme yapılmış olması ve
mükelleflerin Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuru yapması
halinde bu Tebliğin (III/B-1), (III/B-2-a) ve (III/E-7) bölümlerinde
yapılan açıklamalar kapsamında işlem yapılacaktır.
2- Bu Kanun hükümlerine göre yazılı olarak yapılan
başvuruların (elektronik ortamda yapılması zorunlu olan beyan ve
bildirimler hariç), taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi halinde
postaya verildiği tarih, adi posta ile gönderilmesi halinde ise tahsil
dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate
alınacaktır.
3- Bu
Tebliğin ekleri mükelleflerce çoğaltılmak suretiyle kullanılabilir.
4- Kanundan yararlanılarak
süresinde ödenen alacaklara, Kanunun 18 inci maddesinde öngörülen katsayı
uygulaması hariç olmak üzere Kanunun yayımlandığı tarihten sonraki süreler için faiz, gecikme
zammı, gecikme cezası gibi herhangi bir fer’i alacak tatbik edilmeyecektir.
5- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda
bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan
vazgeçmeleri gereken borçluların, Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri
için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu
iradelerini belirtmeleri şarttır.
Davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil
dairesine, bu Tebliğ uyarınca ilgili idareye verilmesi uygun görülen idari
para cezaları ihtilaflarına ilişkin dilekçeler ise ilgili idareye verilecek
ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine/idareye verildiği tarih, ilgili yargı
merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine
gönderilecektir.
Kanun
hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen
borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem
yapılmayacak ve bu kararlar ile idare aleyhine hükmedilmiş yargılama
giderleri ve vekâlet ücreti bulunması halinde bunlar talep edilemeyecektir.
6- 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğine göre, haklarında
olumsuz rapor (SMİYB Düzenleme veya Kullanma Raporu) bulunan mükelleflerin iade talepleri özel esaslara göre yerine
getirilmekte, ancak bu mükelleflerin sözü edilen rapora göre tarhedilen
vergi, kesilen ceza ve hesaplanan gecikme faizini ödemeleri veya bunların
toplamı kadar teminat göstermeleri halinde genel esaslara dönmeleri ya da 4
kat teminat uygulamasından % 200 veya % 100 teminat uygulamasına geçmeleri
mümkün olabilmektedir.
Haklarındaki olumsuz raporlarla ilgili olarak,
Kanunun ilgili hükümlerine göre hesaplanacak tutarların tamamını ödemeleri
halinde anılan Tebliğdeki “ödeme” şartı yerine gelmiş sayılacak ve iade
talepleri hakkında buna göre işlem yapılacaktır.
Bu durumdaki mükelleflerin 6111 sayılı Kanun
hükümlerine göre hesaplanan tutarları taksitler halinde ödemek istemeleri
halinde, “ödeme” şartının yerine gelmiş sayılabilmesi için;
-hesaplanan tutarların tamamı ile bir taksite ait
tutarın % 10’u kadar banka teminat mektubu (herhangi bir kısıtlayıcı şart
taşımaması gerekmektedir), devlet tahvili veya hazine bonosu cinsinden
teminat göstermeleri,
-taksitlerin aksatılması halinde diğer taksitlerin
muaccel hale geleceğini ve kalan borcun tamamının teminatların paraya dönüştürülmesi
yoluyla tahsil edileceğini kabul etmeleri ve bu hususa ilişkin olarak noter
vasıtasıyla düzenlenecek bir taahhütnameyi vergi dairesine vermeleri
gerekmektedir.
7- 6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında
verilecek beyanname ve bildirimler hariç olmak üzere Kanun hükümlerine göre
verilecek bildirim ve beyannameler için damga vergisi alınmayacaktır.
Tebliğ olunur.
Ekleri için tıklayınız.
|