12 Mart 2011 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 27872 (Mükerrer)

TEBLİĞ

Maliye Bakanlığından:

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA

6111 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ

(SERİ NO: 1)

6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 25/2/2011 tarihli ve 1. Mükerrer 27857 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve Kanunun bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

Beş kısımdan oluşan 6111 sayılı Kanunun; Birinci Kısmında genel hükümler, İkinci Kısmında Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin bazı alacaklarına ilişkin hükümler (birinci bölümünde tahsilatın hızlandırılmasına ilişkin hükümler, ikinci bölümünde inceleme ve tarhiyat safhasında bulunan işlemler, üçüncü bölümünde matrah ve vergi artırımı, dördüncü bölümünde stok beyanları), Üçüncü Kısmında Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerince takip edilen alacaklara ilişkin hükümler, Dördüncü Kısmında çeşitli ve ortak hükümler yer almakta olup, Beşinci Kısmında ise bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin hükümler ve son hükümlere yer verilmiştir.

 

Bu Tebliğ ile 6111 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden Kanunun; Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında yer alan Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacakları ile il özel idareleri ve belediyelere ait alacaklara ilişkin hükümlerin uygulamasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir.

 

I- KAPSAM VE TANIMLAR

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde kapsama giren alacaklar, alacaklı idareler itibarıyla belirlenmiştir.

 

Kanun kapsamında alacakları yeniden yapılandırılan idareler;

 

- Maliye Bakanlığı,

- Gümrük Müsteşarlığı,

- Sosyal Güvenlik Kurumu,

- İl özel idareleri,

- Belediyeler (Büyükşehir belediyeleri dahil),

- Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idareleridir.

 

                Aynı maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan ve 6111 sayılı Kanunun ilgili bölümlerinde geçen diğer alacaklar hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanacağından, ilgili bölümlerde geçen alacaklı idarelerce de bu Kanun hükümleri uygulanacaktır.


            A- MALİYE BAKANLIĞINA BAĞLI TAHSİL DAİRELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde; Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacaklarından Kanun kapsamına alınan alacaklar düzenlenmiştir. Bu hükümler çerçevesinde Kanun kapsamına giren alacaklar, tür ve dönemler itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.

 

1- Alacağın Türü ve Dönemi

 

a) 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Açısından;

 

(1) Alacağın türü;

 

6111 sayılı Kanunun kapsamına, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergiler ve vergi cezaları ile bunlara bağlı gecikme faizleri, gecikme zamları gibi fer’i alacaklar girmektedir.

 

Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde vergi tabirinin, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve fon payı ile eğitime katkı payını ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Bu nedenle 6111 sayılı Kanunun kapsamına vergi tabirine dahil olan tüm alacaklar girmekte olup bu Tebliğde de kapsama giren bu alacaklar vergi tabiri ile ifade edilmiştir.

 

(2) Alacağın dönemleri;

 

Kanun kapsamına giren vergiler, vergilendirme dönemleri itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.

 

i) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.

 

Buna ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

 

- Vergilendirme dönemi 15 gün olan mükellefiyetler;

 

Vergilendirme döneminin bitim tarihi ve beyanname/bildirim verme süresinin son günü Aralık/2010 ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, dönemin bitim tarihi Aralık/2010 ayına rastlamakla beraber beyanname/bildirim verme süresinin son günü Ocak/2011 ayına sirayet edenler kapsama girmemektedir.

 

Örneğin 1-15 Aralık 2010 vergilendirme dönemine ait petrol ve doğalgaz ürünlerine ilişkin özel tüketim vergisinin vergilendirme döneminin bitim tarihi ile beyanname verme süresinin son günü Aralık/2010 ayına rastladığından kapsama girmekte, 16-31 Aralık 2010 vergilendirme dönemi ise dönemin bitim tarihi Aralık/2010 ayında olmakla birlikte beyanname verme süresi Ocak/2011 ayına sirayet ettiğinden kapsama girmemektedir.


Aynı şekilde, 1-15 Aralık 2010 tarihleri arasında noterler tarafından tahsil edilen ve dönemi izleyen 7 nci iş günü mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine yatırılması gereken noter harçları kapsama girmekte, buna karşılık 16-31 Aralık 2010 dönemine ilişkin olanlar kapsama girmemektedir.

 

- Vergilendirme dönemi aylık olarak belirlenen mükellefiyetler;

 

Kasım/2010 vergilendirme dönemi ve önceki dönemler kapsama girmekte, Aralık/2010 vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.

 

- Vergilendirme dönemi 3 aylık olarak belirlenen mükellefiyetler;

 

Vergilendirme döneminin bitim tarihi ve beyanname verme süresinin son günü Aralık/2010 ayı ve öncesine rastlayan dönemler kapsama girmekte, Aralık/2010 ayından sonraya rastlayanlar kapsama girmemektedir.

 

Örneğin; 2010 takvim yılına ilişkin gelir ve kurumlar vergisine mahsuben ödenmesi gereken geçici vergilerin 1, 2 ve 3 üncü dönemleri kapsama girmekte, 4 üncü dönemi ise kapsama girmemektedir.

 

Özel hesap dönemi tayin edilen mükelleflere ilişkin geçici vergilerde ise geçici vergi dönemi ve beyanname verme süresi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olan dönemler kapsama girmektedir.

 

7-8-9/2010 dönemi (3 aylık) gelir stopaj vergisi ve katma değer vergisi kapsama girmekte, 10-11-12/2010 dönemine (3 aylık) ilişkin gelir stopaj vergisi ve katma değer vergisinin dönemi Aralık/2010 itibarıyla sonlanmakla birlikte beyanname verme süreleri Ocak/2011 ayına rastladığından kapsama girmemektedir.

 

- Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetleri;

 

Vergilendirme dönemi yıllık olan vergilerde, 2009 takvim yılı ve önceki yıllara ilişkin vergilendirme dönemleri kapsama girmekte, 2010 takvim yılına ilişkin vergilendirme dönemi ise kapsama girmemektedir.

 

Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin kapandığı tarih ve beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise kapsama girmemektedir.

 

2010 yılı kıst dönemlerine ilişkin olup vergi mevzuatı gereği 2010 yılı içerisinde verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinden, beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir. Aynı şekilde, tasfiye dönemine ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerden kanuni beyanname verme süresi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir.


- Veraset ve intikal vergisi mükellefiyetleri;

 

Bu vergi türünde, beyanname verme süresinin son günü 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir.

 

- Harç mükellefiyetleri;

 

2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlar genel olarak işlem anında beyanname alınmaksızın tahakkuk ettirilerek tahsil edilmektedir. Bununla birlikte, harçlar da 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tarhiyata konu olabilmektedir.

 

492 sayılı Kanuna göre genellikle gayrimenkullerin devir ve iktisap işlemleri nedeniyle ödenmesi gereken harç tutarı ile ilgili olarak devir ve iktisap tarihinden sonra  tarhiyat yapılabilmektedir. Bu çerçevede, 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle, tarh edilip kesinleşmiş bulunan ya da ihtilaflı olan alacaklar ile Kanunun yayımlandığı tarihten önce inceleme ve tarhiyat safhasında bulunan işlemler Kanunun kapsamına girmektedir. Aynı şekilde 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce gerçekleştirilen devir ve iktisap işlemleri nedeniyle Kanunun 5 inci maddesi kapsamında beyanda bulunulması da mümkündür.

 

Diğer taraftan, 492 sayılı Kanunun 5838 sayılı Kanun ile değişmeden önceki (4) sayılı Tarifesinin I-13/a bendi uyarınca Arsa ve Arazi Üzerine Yeniden İnşa Olunacak Bina ve Sair Tesisler İçin Harç Beyannamesine (2 No.lu) dayalı olarak tarh edilmiş olup, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı olan ya da kesinleşmiş bulunan tapu harçları da 6111 sayılı Kanun kapsamına girmektedir.

 

492 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca tahsili gereken karar ve ilam harçlarından vadesi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar ile aynı Kanuna bağlı (8) sayılı Tarife uyarınca tahsil edilen yıllık harçlardan vadesi 31/12/2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kapsama girmektedir.

 

- Ücretlilerde vergi indirimi ve asgari geçim indirimi;

 

Ücretlilerde vergi indirimi veya asgari geçim indirimi nedeniyle ilgililer veya işverenler adına tarh ve tahakkuk ettirilen gelir vergisi ve bu vergiye bağlı cezalar da 6111 sayılı Kanun kapsamındadır. Bu alacaklar için de 31/12/2010 tarihi esas alınacak, aylık ya da üç aylık vergilendirme dönemleri için yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde Kanun kapsamına girip girmediği tespit edilecektir.

 

ii) 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamındadır.

 

Buna göre;

 

2010 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmiş sayılan motorlu taşıtlar vergisi, yıllık harçlar gibi alacaklar Kanunun kapsamına girmektedir.

 

18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası gereğince, yıl içinde ilk defa kayıt ve tescil edilen taşıtlara ilişkin olup, kayıt ve tescilin yapıldığı tarih 31/12/2010 tarihi veya bu tarihten önce olanlar Kanun kapsamına girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise girmemektedir.

 

2010 yılına ilişkin olarak yıllık tahakkuk etmesi gereken motorlu taşıtlar vergisi için yapılan tarhiyatlardan 31/12/2010 tarihine kadar tahakkuk edenler kapsama girmekte, bu tarihten sonra tahakkuk edenler ise kapsama girmemektedir.

 

iii) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun kapsamındadır.

 

Buna göre; vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarında 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce yapılan tespitlere ilişkin olarak kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla; kesinleştiği halde ödenmemiş ya da ödeme süresi geçmemiş, dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş ya da tespit edildiği halde ceza ihbarnameleri düzenlenmemiş veya düzenlendiği halde tebliğ edilmemiş olanlar kapsam dahilindedir.

 

Örneğin; Kasım/2010 dönemine ait olup 31/12/2010 tarihi saat 00:00’a kadar elektronik ortamda verilmesi gereken mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu  (Form Ba) ile mal ve hizmet satışlarına ilişkin bildirim formunun (Form Bs) bu tarihte verilmemesine ilişkin tespitler en erken bu tarihin bittiği 00:00 saatinden sonra dolayısıyla 1/1/2011 tarihinde yapılabileceğinden, bu tespitlere ilişkin vergi aslına bağlı olmayan vergi cezaları Kanun kapsamına girmemektedir. Kasım/2010 döneminden önceki dönemlere ait söz konusu bildirimler nedeniyle kesilecek cezalar ise Kanun kapsamına girmektedir. 

 

Vergi aslına bağlı olarak kesilen vergi cezalarında ise verginin ait olduğu dönem dikkate alınarak kapsama girip girmediği tespit edilecektir.

 

b) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Kapsamında Takip Edilen Alacaklar;

 

21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan asli ve fer’i amme alacakları Kanun kapsamına alınmıştır.

 

Ancak, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen;

 

- Adli ve idari para cezaları (Kanun kapsamına girenler hariç),

 

- 7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanununa istinaden alınan Devlet hissesi ve Devlet hakkı, 

 

- Mülga 22/6/1956 tarihli ve 6747 sayılı Şeker Kanununa istinaden alınan şeker fiyat farkı, 

 

- Mülga 10/9/1960 tarihli ve 79 sayılı Milli Korunma Suçlarının Affına, Milli Korunma Teşkilat, Sermaye ve Fon Hesaplarının Tasfiyesine ve Bazı Hükümler İhdasına Dair Kanuna istinaden alınan akaryakıt fiyat istikrar payı ve akaryakıt fiyat farkı,

 

- 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa istinaden alınan Devlet hakkı ve özel idare payı ile madencilik fonu,

 

- 10/8/1993 tarihli ve 491 sayılı Denizcilik Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden alınan kılavuzluk ve römorkörcülük hizmet payları,

 

6111 sayılı Kanunun kapsamı dışında tutulmuştur.

 

c) Kapsama Giren İdari Para Cezaları;

 

Kanun kapsamına;

 

- 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu,

 

- Mülga 11/2/1950 tarihli ve 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun,

 

- 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu,

 

- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu,

 

- 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun,

 

- 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun,

 

- 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu,

 

- 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu,

 

- 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun,

 

hükümlerine göre 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce verilen idari para cezaları girmektedir.

 

6111 sayılı Kanun hükümlerine göre, söz konusu idari para cezalarından, 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce verilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleştiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş ya da dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olanlar kapsam dahilindedir. 31/12/2010 tarihinden önce verilmekle birlikte 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş idari yaptırım kararlarına konu idari para cezaları Kanunun kapsamına girmemektedir.

 

Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin izleyen bölümlerinde yer aldığından bu bölümde ayrıca açıklama yapılmamıştır.


d) Stok Beyanları

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde “ğ) İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat, demirbaşlar ile kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia, kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar beyanı,” hükmüne yer verilerek stok beyanı ile ilgili düzenlemeler Kanun kapsamına alınmış ve Kanunun İkinci Kısım Dördüncü Bölümünde de konuya ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

 

B- İL ÖZEL İDARELERİNCE TAKİP EDİLEN AMME ALACAKLARI

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince il özel idarelerinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen asli ve fer’i amme alacakları Kanunun kapsamına girmektedir.

 

Ancak, aynı bent ile il özel idarelerinin, idari para cezası ve 3213 sayılı Kanundan kaynaklanan özel idare payı alacakları Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.

 

C- BELEDİYELERCE TAKİP EDİLEN ALACAKLAR

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile belediyelerin anılan Kanun kapsamına giren alacakları sayılmış olup bu alacaklar aşağıda belirtilmiştir.

 

1- 213 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar;

 

a) 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önceki dönemlere, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,

 

b) 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları,

 

kapsama girmektedir.

 

Belediyelerin 213 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklarının dönemleri bu Tebliğin (I/A-1-a) bölümünde açıklandığı şekilde tespit edilecektir.

 

Örneğin, Kasım/2010 dönemine ait ilan ve reklam vergisi kapsama girmekte, Aralık/2010 dönemine ait ilan ve reklam vergisi ise beyannamenin Ocak/2011 ayında verilmesi gerektiğinden kapsama girmemektedir. Aynı şekilde, Kasım/2010 dönemine ait haberleşme vergisi kapsama girmekte, Aralık/2010 dönemine ait haberleşme vergisi ise kapsama girmemektedir.

 

Belediyelerce 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce tahakkuk ettirilen vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları Kanun kapsamında olduğundan, 2010 yılına ilişkin olarak 31/12/2010 tarihinden önce tahakkuk etmiş emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, yıllık olarak tahakkuk eden ve 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 16 ncı maddesine istinaden belediye meclislerince taksitle ödenmesi uygun görülen ilan ve reklam vergisi kapsama girmektedir.

 

2- 6183 sayılı Kanun kapsamına giren alacaklar;

 

Belediyelerin (I/C-1) bölümünde açıklanan alacaklarının yanı sıra, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan asli ve fer’i amme alacakları da Kanun kapsamına alınmıştır.

 

Ancak, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmekle birlikte belediyelerce verilen idari para cezaları ile 2464 sayılı Kanunun mükerrer 97 nci maddesinin (b) fıkrası gereğince belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren maden işletmelerince 3213 sayılı Maden Kanununun 14 üncü maddesinde yer alan paylara ilaveten belediyelere ödenmesi gereken paylar 6111 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.

 

3- Belediyelerin ücret alacakları;

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (2) numaralı alt bendinde 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan ücret alacakları ile bunlara bağlı fer’i alacaklar da Kanunun kapsamına alınmıştır.

 

Örneğin, belediyelere ait iş makinelerinin 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden kiralanması sebebiyle ödenmesi gereken kira ücretinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce ise Kanun kapsamına girmekte bu tarihten sonra ise girmemektedir.

 

4- Belediyelerin su alacakları;

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (3) numaralı alt bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamındaki belediyelerin su abonelerinden olan ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan su kullanımından kaynaklanan alacakları ile bunlara bağlı fer’i (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dahil) alacakları da Kanun kapsamındadır.

 

Örneğin, su kullanım dönemi 15 Kasım 2010 ila 15 Aralık 2010 olan su alacağının faturada yer alan son ödeme tarihi Aralık/2010 ayı içerisine rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmekte, Ocak/2011 ayına rastladığı takdirde Kanun kapsamına girmemektedir.

 

5- Büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin su ve atık su alacakları;

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde ise 20/11/1981 tarihli ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamındaki büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin alacaklarına yönelik düzenleme yapılmış ve bu idarelerin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan su ve atık su bedeli alacakları ile bu alacaklara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dahil) alacakları Kanun kapsamına alınmıştır.

 

D- KANUNUN İLGİLİ BÖLÜMLERİNDE GEÇEN DİĞER ALACAKLAR

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ile anılan Kanunun kapsamının belirlendiği 1 inci maddesinde belirtilen alacakların dışında Kanunun ilgili bölümlerinde yer alan alacakların da Kanun kapsamında olduğu hüküm altına alınmıştır.

 

Bu hüküm çerçevesinde anılan Kanunun 17 nci maddesinde Kanun kapsamında yapılandırılarak ödenecek alacaklar, alacaklı idareler de belirtilmek suretiyle bu Tebliğe ekli tabloda (Ek:1) gösterilmiştir.

 

E- TANIMLAR

 

6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Bu Kanunun Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında geçen;

 

a) Vergi tabiri, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim, harç ve fon payı ile eğitime katkı payını,

 

b) Gümrük vergileri tabiri, ilgili mevzuat uyarınca eşyanın ithali veya ihracında uygulanan ve Gümrük Müsteşarlığına bağlı gümrük idarelerince takip ve tahsil edilen gümrük vergisi, diğer vergiler, eş etkili vergiler ve mali yüklerin tümünü,

 

c) TEFE/ÜFE aylık değişim oranları tabiri, Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranlarını, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranlarını,

 

ç) Beyanname tabiri, vergi tarhına esas olan beyanname ve bildirimleri,

 

ifade eder.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu Tebliğde yer alan tabirler, Kanunda geçen tanımlarıyla kullanılmıştır.

 

 

II- KESİNLEŞMİŞ ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde “(1) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen amme alacaklarından bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla (bu tarih dâhil);

 

a) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan vergilerin/gümrük vergilerinin ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere/gümrük vergilerine bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ve aslı bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,

 

b) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olan vergi cezaları ile iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilmiş olan vergi cezalarının ve 4458 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar kapsamında gümrük yükümlülüğü nedeniyle gümrük vergileri asıllarına bağlı olmaksızın kesilmiş olan idari para cezalarının; % 50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece gecikme zammından ibaret olması halinde gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan % 50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,

 

c) Vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan idari para cezalarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin tamamının,

 

ç) Ödenmemiş olan ve yukarıdaki bentlerin dışında kalan (28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında olup tahsil dairesine takip için intikal etmiş olan amme alacakları dâhil) asli amme alacaklarının ödenmemiş kısmının tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının,

 

d) 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri gereğince ödenmesi gerektiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan tutarların bu madde kapsamında ödenmesi halinde 5736 sayılı Kanun gereğince hesaplanan binde iki oranındaki faiz alacaklarının tamamının,

 

tahsilinden vazgeçilir.

 

(2) İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.

 

(3) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2010 yılında tahakkuk eden ve bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ödenmek suretiyle bu madde hükmünden yararlanılır. Bu takdirde, 2010 yılına ilişkin yıllık gelir/kurumlar vergisinin tahakkukunu müteakip ödenecek taksitlerde, vergi aslının ödenmesi şartı aranmaz.

 

(4) Bu Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmaz.

 

(5) 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsili gereken ücretler ile su kullanımından kaynaklanan alacaklardan vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmü uygulanır.

 

(6) 2560 sayılı Kanun kapsamında büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan; su ve atık su bedeli alacak asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dâhil) hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre yapılacak hesaplamalar sonucu belirlenen tutarların aynı fıkra hükümleri çerçevesinde ödenmesi halinde bu alacaklara bağlı cezaların ve gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’ilerin (sözleşmelerde düzenlenen her türlü ceza ve zamlar dâhil) tahsilinden vazgeçilir.

 

(7) Bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.

 

(8) 31/12/2010 tarihine kadar (bu tarih dâhil) dâhilde işleme rejimi kapsamında gümrük yükümlülüğü doğan ancak bu Kanunda öngörülen başvuru süresi sonuna kadar ihracat taahhüt hesabı müeyyideli kapatılan dâhilde işleme izin belgesi/dâhilde işleme izni kapsamına giren takibe konu kamu alacaklarına bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

 

Söz konusu madde ile Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen kesinleşmiş amme alacakları ile belediyelerin ve büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerinin kesinleşmiş bazı alacaklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

 

Madde kapsamına tür ve dönem açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin (I/D) bölümünde belirtilen alacaklar hariç olmak üzere (I) numaralı bölümde yer verilen tüm alacaklar girmektedir.


A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ

 

6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde, ilgili maddelerde yer alan özel hükümler saklı kalmak kaydıyla Kanundan yararlanmak için yapılacak başvuruların süreleri belirlenmiş ve 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunulması şartı getirilmiştir.

 

Buna göre, Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine olan ve Kanunun 2 nci maddesi kapsamına giren alacakları bu madde kapsamında ödemek isteyen borçluların            2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.

 

Bu Tebliğ ekinde yer alan başvuru dilekçeleri (Ek:2/A, 2/B, 2/C), Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek kesinleşmiş alacaklar için madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlularca kullanılmak üzere düzenlenmiş olup alacaklı diğer idarelerce örneğe uygun başvuru dilekçelerinin hazırlanarak borçluların kullanımına sunulması icap etmektedir. 

 

Borçluların birden fazla vergi dairesine olan borçları için Kanundan yararlanma talebinde bulunmaları halinde, her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvurmaları gerekmektedir.

 

Borçlular, madde kapsamına giren toplam borçları için madde hükmünden yararlanabilecekleri gibi sadece talep ettikleri dönem ve türler açısından da Kanundan yararlanabileceklerdir. Ancak, motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin, her bir taşıt itibarıyla hesaplanacak toplam borç tutarı için başvuruda bulunmaları zorunludur.

 

Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında vergi dairelerince Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil daireleri adına niyabeten takip edilen alacaklar için vergi dairelerine başvurulması mümkün bulunmayıp, bu yöndeki taleplerin ilgili gümrük idaresine yapılması gerekmektedir.

 

Madde hükmünden yararlanılmasının şartlarından biri de dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması olduğundan, 6111 sayılı Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuran borçluların, tahsilat işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da vazgeçmeleri gerekmektedir.

 

B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ

 

1- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Kesinleşmiş ve Bu Tarihe Kadar (Bu Tarih Dahil) Vadesi Geldiği Halde Ödenmemiş Vergiler

 

Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olup Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi (bu tarih dahil) itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.


Madde kapsamında ödenecek alacak tutarının tespiti için vergi asıllarına;

 

- vade tarihinden, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için gecikme zammı yerine,

 

- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması halinde, bu faizin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

 

TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.

 

Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi, vergi aslına bağlı vergi cezaları ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

                a) TEFE/ÜFE tutarının hesaplanması;

 

                TEFE/ÜFE tutarı, fer’i alacaklar için esas alınan hesaplama yöntemi kullanılarak hesaplanacaktır.

 

TEFE/ÜFE tutarının hesaplanmasında; 213 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme faizi ve 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammının hesaplama yöntemi ve hesaplama süreleri değiştirilmeyecek, sadece aylık gecikme zammı/gecikme faizi oranı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılacaktır.

 

Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği 31/12/2004 tarihine kadar toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE) aylık değişim oranları, 1/1/2005 tarihinden itibaren üretici fiyatları endeksi (ÜFE) aylık değişim oranları esas alınacaktır.

 

Bu hesaplamalarda ilk aya ilişkin esas alınacak TEFE/ÜFE aylık değişim oranı, alacağın vadesinin rastladığı ay için açıklanmış olan oran olacaktır. Alacağın vade tarihlerinin ayın son günlerine rastladığı hallerde de TEFE/ÜFE aylık değişim oranı vade tarihinin rastladığı aydan başlamak suretiyle hesaplanacaktır.

 

6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının hesaplanmasında Kanunun yayımlandığı Şubat/2011 ayı için esas alınması gereken oran bir önceki ay olan Ocak/2011 ayına ait TEFE/ÜFE aylık değişim oranı olacaktır.

 

Türkiye İstatistik Kurumunca Ocak/1980 ayından Kanunun yayımlandığı tarihten bir önceki aya ait ÜFE aylık değişim oranı dahil açıklanan TEFE/ÜFE aylık değişim oranları ekli tabloda (Ek:3) yer almaktadır. TEFE/ÜFE tutarlarının tespitinde kullanılacak olan TEFE/ÜFE aylık değişim oranlarının eksi (negatif) çıkması durumunda bu oranlar da hesaplamada eksi değer olarak dikkate alınacaktır. Hesaplamaya konu döneme ilişkin olarak TEFE/ÜFE aylık değişim oranlarının toplamı eksi değer olduğu takdirde alacak asılları üzerinden hesaplanan fer’iler yerine alınması gereken TEFE/ÜFE tutarı sıfır kabul edilecektir.

 

Örnek 1- 26/1/2010 vadeli bir verginin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olması halinde bu vergiye % 23,1043 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları toplamı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

TEFE/ÜFE Oranı Hesaplanacak Süre

SÜRE

ESAS ALINACAK ORAN

26/1/2010 - 26/2/2010 için

Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı

0,58

27/2/2010 - 26/3/2010 için

Şubat ayına ait TEFE/ÜFE oranı

1,66

27/3/2010 - 26/4/2010 için

Mart ayına ait TEFE/ÜFE oranı

1,94

27/4/2010 - 26/5/2010 için

Nisan ayına ait TEFE/ÜFE oranı

2,35

27/5/2010 - 26/6/2010 için

Mayıs ayına ait TEFE/ÜFE oranı

-1,15

27/6/2010 - 26/7/2010 için

Haziran ayına ait TEFE/ÜFE oranı

-0,5

27/7/2010 - 26/8/2010 için

Temmuz ayına ait TEFE/ÜFE oranı

-0,16

27/8/2010 - 26/9/2010 için

Ağustos ayına ait TEFE/ÜFE oranı

1,15

27/9/2010 - 26/10/2010 için

Eylül ayına ait TEFE/ÜFE oranı

0,51

27/10/2010 - 26/11/2010 için

Ekim ayına ait TEFE/ÜFE oranı

1,21

27/11/2010 - 26/12/2010 için

Kasım ayına ait TEFE/ÜFE oranı

-0,31

27/12/2010 - 26/1/2011 için

Aralık ayına ait TEFE/ÜFE oranı

1,31

27/1/2011 -  24/2/2011 için

Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı (29 gün)*

2,2823

TOPLAM TEFE/ÜFE ORANI

% 10,8723

 

* Ay kesrine isabet eden günler için TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmasında, ilgili ay TEFE/ÜFE aylık değişim oranı 30’a bölünmek suretiyle bulunacak günlük oran kullanılacaktır. (TEFE/ÜFE aylık değişim oranı/100/30=) Bulunacak rakamın virgülden sonraki 6 hanesi hesaplamalarda kullanılacak olup, 7 nci ve devam eden hanelerde bir sayı bulunması halinde 6 ncı hane bir üst sayıya tamamlanacak ve bulanan rakam 100 sayısı ile çarpılmak suretiyle günlük TEFE/ÜFE oranı bulunacaktır. Bulunan günlük oran geçen gün sayısı ile çarpılarak ay kesrine isabet eden toplam TEFE/ÜFE oranı bulunacaktır. 

 

Toplam TEFE/ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.

 

Örnek 2- 6/4/2010 vadeli bir verginin Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olması halinde bu vergiye % 18,6906 oranında hesaplanması gereken gecikme zammı yerine toplam TEFE/ÜFE oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.


TEFE/ÜFE Oranı Hesaplanacak Süre

SÜRE

ESAS ALINACAK ORAN

6/4/2010 - 6/5/2010 için

Nisan ayına ait TEFE/ÜFE oranı

2,35

7/5/2010 - 6/6/2010 için

Mayıs ayına ait TEFE/ÜFE oranı

-1,15

7/6/2010 - 6/7/2010 için

Haziran ayına ait TEFE/ÜFE oranı

-0,5

7/7/2010 - 6/8/2010 için

Temmuz ayına ait TEFE/ÜFE oranı

-0,16

7/8/2010 - 6/9/2010 için

Ağustos ayına ait TEFE/ÜFE oranı

1,15

7/9/2010 - 6/10/2010 için

Eylül ayına ait TEFE/ÜFE oranı

0,51

7/10/2010 - 6/11/2010 için

Ekim ayına ait TEFE/ÜFE oranı

1,21

7/11/2010 - 6/12/2010 için

Kasım ayına ait TEFE/ÜFE oranı

-0,31

7/12/2010 - 6/1/2011 için

Aralık ayına ait TEFE/ÜFE oranı

1,31

7/1/2011 - 6/2/2011 için

Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı

2,36

7/2/2011 -24/2/2011 için

Ocak ayına ait TEFE/ÜFE oranı (18 gün)

1,4166

TOPLAM TEFE/ÜFE ORANI

% 8,1866

 

Toplam TEFE/ÜFE aylık değişim oranı ile vergi aslı çarpılmak suretiyle gecikme zammı yerine ödenmesi gereken TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Bu tutar, vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.

 

b) TEFE/ÜFE tutarının hesaplanmasında esas alınacak diğer hususlar;

 

Gecikme zammının günlük olarak hesaplanması gerektiği hallerde, bu sürelere uygulanması gereken TEFE/ÜFE aylık değişim oranı da Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde günlük olarak bulunacaktır.

 

6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan asgari gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine alınacak TEFE/ÜFE tutarı için de uygulanacaktır.

 

                6183 sayılı Kanunun 52 nci maddesine göre gecikme zammı tatbik süresini durduran iflas ve aciz halleri söz konusu ise gecikme zammı uygulanmayan süreye TEFE/ÜFE aylık değişim oranı da uygulanmayacak, bu hallerin varlığı TEFE/ÜFE uygulanan süreyi de durduracaktır.

 

6183 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi uyarınca, belediye sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar tarafından tahsil edilen ve tahsildarın ilk uğradığı zaman ödeme yapılmadığı takdirde %10 oranında uygulanan gecikme zammı yerine, tahsildarın ilk uğradığı aydaki TEFE/ÜFE aylık değişim oranı uygulanacaktır.

 

TEFE/ÜFE tutarı, bu bölümde belirtilen gecikme faizi veya gecikme zammı dışında Kanunun ilgili maddeleri gereğince diğer fer’i alacaklar yerine de hesaplanabilmektedir. Bu durumda da ilgili fer’i alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak 6111 sayılı Kanuna göre ödenecek TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.

 

Örnek 3- 26/1/2008 vadeli 2.500,-TL gelir (stp) vergisi süresinde ödenmemiştir. Bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar 2.050,11 TL gecikme zammı hesaplanmıştır. Kanunun yayımı tarihi itibarıyla toplam borç tutarı 4.550,11 TL dir.

 

Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, vergi aslına uygulanan gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Buna göre, gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranı ve TEFE/ÜFE tutarı aşağıdaki şekilde olacaktır.

Gecikme Zammı Hesaplanan Süre

Alacak Aslı Tutarı

Toplam Gecikme Zammı Oranı

Gecikme Zammı Tutarı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

26/1/2008-24/02/2011

2.500,00

% 82,0043

2.050,11

% 24,7623

619,06

 

Buna göre, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

 

Ödenecek Tutar

Gelir (stp) Vergisi

:

2.500,00 TL

TEFE/ ÜFE Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)

:

  619,06 TL

TOPLAM

:

3.119,06 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı

:

2.050,11 TL

TOPLAM

:

2.050,11 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 3.119,06 TL tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 2.050,11 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Örnek 4- 2006 vergilendirme dönemine ilişkin 25/3/2007 tarihine kadar elektronik ortamda verilmesi gereken yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemiştir. Yapılan inceleme sonucunda, 2006 dönemi için 20.000,-TL gelir vergisi tarh edilmesi ve vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Vergi/ceza ihbarnamesi 8/4/2008 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir. İnceleme sonucu yapılan bu tarhiyat 8/5/2008 tarihinde itirazsız tahakkuk etmiş ve Kanunun yayımlandığı tarihe kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır. Bu tarhiyata göre tahakkuk eden vergi, vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi ve gecikme zamları şu şekildedir.

 


 

Gelir Vergisi

:

20.000,00 TL

Vergi Ziyaı Cezası

 

20.000,00 TL

Özel Usulsüzlük Cezası

:

1.390,00 TL

Gecikme Faizi

:

  5.500,00 TL

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı

:

14.279,44 TL

Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı

:

 14.279,44 TL

TOPLAM

 

75.448,88 TL

 

Bu Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarları şu şekilde olacaktır.

 

Vergi aslına uygulanan gecikme faizi ve gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Buna göre, örnek olayda gecikme faizinin hesaplandığı süre, gecikme faizi tutarı, bu sürelere ilişkin toplam TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarları aşağıda gösterilmiştir.

 

Gecikme Faizi Hesaplanan Süre

Alacak Aslı Tutarı

Toplam Gecikme Faizi Oranı

Gecikme Faizi Tutarı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

I. Taksit

31/3/2007-8/5/2008

10.000

% 32,50

3.250

%11,04

1.104

II. Taksit

31/7/2007-8/5/2008

10.000

% 22,50

 

2.250

 

% 8,99

899

TOPLAM

20.000

5.500

2.003

 

Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarı aşağıdaki şekildedir.

Gecikme Zammı Hesaplanan Süre

Alacak Aslı Tutarı

Toplam Gecikme Zammı Oranı

Gecikme Zammı Tutarı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

8/6/2008-24/2/2011

20.000

(Gelir V.)

%71,3972

14.279,44

%13,3292

2.665,84

8/6/2008-24/2/2011

20.000

(Vergi Ziyaı Cezası)

%71,3972

14.279,44

----

----

 


 

Ödenecek Tutar

 

 

Gelir Vergisi

:

20.000,00 TL

Özel Usulsüzlük Cezası (1.390,00 x % 50=)

:

695,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)

:

  2.003,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı Yerine)

:

2.665,84 TL

TOPLAM

:

25.363,84 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

 

 

Vergi Ziyaı Cezası

:

        20.000,00 TL

Özel Usulsüzlük Cezası

:

695,00 TL

Gecikme Faizi

:

5.500,00 TL

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı

:

14.279,44 TL

Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı

:

14.279,44 TL

TOPLAM

:

54.753,88 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 25.363,84 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 54.753,88 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.

 

2- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihinde Kesinleştiği Halde Henüz Ödeme Süresi Geçmemiş Vergiler

 

                6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla (bu tarih dahil) kesinleştiği halde ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan alacaklar için de Kanun hükmünden yararlanılabileceği belirtilmiştir.

 

                Bu hükme göre, muhtelif şekillerde kesinleşen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla henüz ödeme süresi geçmemiş olan alacaklar hakkında, aşağıda açıklanan hususlar ve bu Tebliğin önceki bölümlerinde yer alan açıklamalar dikkate alınarak işlem tesis edilecektir.

 

a) 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerine göre kesinleşen alacaklar;

 

                6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce 213 sayılı Kanunun gerek uzlaşma gerekse tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerinden yararlanılarak uzlaşma sağlanmış ancak henüz ödeme süresi geçmemiş borcu olan mükellefler, uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve ceza tutarları ile hesaplanan gecikme faizleri dikkate alınarak Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Örnek 5- 24/5/2010 tarihinde verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesi süresinde verilmemiştir. Mükellefin defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu adına 50.000,-TL katma değer vergisi tarh edilmiş, ayrıca verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Buna ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi 25/11/2010 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiştir.

 

Mükellef, 10/12/2010 tarihinde uzlaşma talebinde bulunmuş, 9/2/2011 tarihi uzlaşma günü olarak verilmiş ve aynı gün varılan uzlaşma sonucuna göre, vergi dairesince aşağıda yazılı tutarlar tahakkuk ettirilmiştir.

 

Katma Değer Vergisi                                                    : 40.000,00 TL

Vergi Ziyaı Cezası                                                        :   5.000,00 TL

Gecikme Faizi                                                               :   5.580,00 TL

TOPLAM                                                                        : 50.580,00 TL

 

Mükellefin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunması halinde, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla uzlaşma sonucu tahakkuk eden alacakların henüz ödeme süresi geçmemiş olduğundan, Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.

 

Gecikme Faizi Hesaplanan Süre

Alacak Aslı Tutarı

Toplam Gecikme Faizi Oranı

Gecikme Faizi Tutarı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

26/5/2010-9/2/2011

40.000,00

% 13,95

5.580,00

% 2,06

824,00

 

 

Ödenecek Tutar

 

 

Katma Değer Vergisi                                                   

:

40.000,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)

:

824,00 TL

TOPLAM

:

40.824,00 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

 

 

Vergi Ziyaı Cezası

:

5.000,00 TL

Gecikme Faizi

:

5.580,00 TL

TOPLAM

:

10.580,00 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 40.824,-TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam  10.580,-TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


            b) 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesinden yararlanılarak ödenecek alacaklar;

 

                213 sayılı Kanun uyarınca kesilmiş olan vergi cezaları için anılan Kanunun 376 ncı maddesi hükmü uyarınca indirim talebinde bulunulan ancak, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmiş, henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için indirimli ceza tutarları dikkate alınarak 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir.

 

Bu safhada bulunan alacaklar için, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesine göre indirimli olarak tahakkuk ettirilen cezanın vergi aslına bağlı olmayan bir ceza ya da iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası olması durumunda ödenecek ceza tutarının 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirilmiş tutar üzerinden hesaplanmasına dikkat edilecektir.

 

                Örnek 6- 2010 yılına ilişkin belge basım görevi ile ilgili bildirim ödevini yerine getirmeyen matbaa işletmecisine 570,-TL’lik özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 17/1/2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellef söz konusu vergi cezası için 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi hükmünden yararlanmak üzere dava açma süresinin son günü olan 16/2/2011 tarihinde vergi dairesine müracaat etmiştir.

 

                Vergi dairesince mükellefin talebi üzerine cezanın 1/3’ü indirilerek, kalan 380,-TL özel usulsüzlük cezası tahakkuk ettirilmiş ve mükellefe cezayı 16/3/2011 tarihine kadar ödemesi gerektiği bildirilmiştir.

 

Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, 213 sayılı Kanunun 376 ncı maddesi çerçevesinde hesaplanan 380,-TL özel usulsüzlük cezası 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre % 50 oranında indirilerek tahsil edilecektir. Söz konusu cezanın % 50’sine isabet eden (380 x % 50=)190,-TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde, özel usulsüzlük cezasından kalan 190,-TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

c) 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan pişmanlık hükümlerine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tahakkuk eden alacaklar;

 

6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve henüz 15 günlük ödeme süresi geçmemiş olan alacaklar için Kanun hükümlerinden yararlanılabilecektir. Bu takdirde, pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Ancak, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre ödeme yapılmamış olması halinde pişmanlık hükümlerinin ihlal edilmiş sayılacağı tabiidir.

 

213 sayılı Kanunun pişmanlık hükümlerine göre tahakkuk eden ve Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla 371 inci maddede öngörülen 15 günlük ödeme süresinde ödenmemiş olan vergiler için pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş olacak ve 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla vergi asılları ve bunlara hesaplanan gecikme faizi/gecikme zammı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılacaktır.

 

Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları için Kanunun 3 üncü maddesinde açıklanan hükümlere göre işlem yapılacaktır.

 

Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen veya kesilecek olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi cezaları hakkında Kanunun 4 üncü maddesi hükümleri uygulanacaktır.

 

Örnek 7- Temmuz/2010 vergilendirme dönemine ilişkin olarak 10.000,-TL ödenecek katma değer vergisini içeren ve elektronik ortamda verilmesi gereken katma değer vergisi beyannamesi 15 Şubat 2011 tarihinde pişmanlıkla verilmiş ve düzenlenen tahakkuk fişinde alacağın vadesi 2/3/2011 tarihi olarak gösterilmiştir.

 

Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi henüz geçmemiş olan bu alacağa ilişkin Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, Kanunun 2 nci maddesi hükmüne göre ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.

 

Pişmanlık Zammı Hesaplanan Süre*

Alacak

Aslı

Tutarı

Pişmanlık

Zammı

Oranı

Pişmanlık

Zammı

Tutarı

TEFE/ÜFE

Hesaplanacak

Süre

Toplam TEFE/

ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

26/8/2010-

24/2/2011

10.000,00

% 9,50

950,00

26/8/2010-

24/2/2011

% 6,23

623,00

* Pişmanlık zammının hesabında Kanunun yayımı tarihi esas alınmıştır.

 

Ödenecek Tutar

 

 

Katma Değer Vergisi                                                   

:

10.000,00 TL

Damga Vergisi                                                                      

:

19,90 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Pişmanlık Zammı Yerine)

:

623,00 TL

Özel Usulsüzlük Cezası (1.000,00 x % 50=)

:

500,00 TL

TOPLAM

:

11.142,90 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

 

 

Pişmanlık Zammı  (KDV için)

:

950,00 TL

Özel Usulsüzlük Cezası

:

500,00 TL

TOPLAM

:

1.450,00 TL

 

Yukarıda belirtilen 11.142,90 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, 1.450,00 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.


d) 213 sayılı Kanun uyarınca ikmalen, re’sen ya da idarece yapılan tarhiyata ilişkin olarak dava açılmaksızın kesinleşen alacaklar;

 

                İkmalen, re’sen ya da idarece tarh edilmiş olan ve Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmiş ancak henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan alacaklar için tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerinde belirlenen tutar ve hesaplanan gecikme faizi dikkate alınarak Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanılabilecektir.

 

3- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi (Bu Tarih Dahil) İtibarıyla Asılları Kısmen ya da Tamamen Ödenmiş Olan Vergiler

 

                6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi (bu tarih dahil) itibarıyla asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan alacaklar da Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılandırılacaktır.

 

                Buna göre, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla, asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş olan vergilerle ilgili olarak aşağıdaki şekilde işlem yapılacaktır.

 

a)       Asılları kısmen ödenmiş olan vergiler;

 

Asılları kısmen ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,

 

- vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine,

               

- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması halinde, gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,

 

TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Bu tutar, ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yapılandırılan alacak tutarı bulunacaktır.

 

                Yapılandırılan alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Asılları kısmen ödenmiş vergilerin, ödenmiş kısmına isabet eden gecikme zammı ve gecikme faizinin ödenmemiş olması halinde ise aşağıdaki (b) bölümünde yer alan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

 

b) Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı;

 

6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla asılları tamamen ödenmiş vergiler üzerinden hesaplanmış gecikme zammı ve gecikme faizleri;

 

- verginin vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,

 

- vergiye gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

 

TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanarak yapılandırılacaktır.

 

TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak yapılandırılan tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Diğer taraftan, Kanunun yayımlandığı tarihten önce vergi aslının, vergi aslına uygulanan gecikme zammının, gecikme faizinin ve vergi cezalarının ödenmiş olması, başka bir ifadeyle, ödenmemiş kısmın sadece vergi cezasına uygulanan gecikme zammından ibaret olması halinde, herhangi bir şart aranmaksızın vergi cezalarına uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

c) Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsil edilenler;

 

Asılları tamamen ödenmiş vergilere ilişkin gecikme faizi ve gecikme zamlarından, Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsilat yapılmışsa,

 

                - vergi aslının vade tarihinden ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,

 

- gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak, gecikme faizi yerine,

 

TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

               

Ödenmiş gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan TEFE/ÜFE tutarından fazla olması halinde herhangi bir tahsilat yapılmayacak, kalan gecikme zammı/gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tahsil edilmiş gecikme zammı ve gecikme faizinden red ve iade yapılmayacaktır.

 

Ödenmiş gecikme zammı/gecikme faizi tutarının, hesaplanan TEFE/ÜFE tutarından az olması halinde ise ödenecek tutar TEFE/ÜFE tutarından ödenmiş olan gecikme zammı/gecikme faizi çıkartılmak suretiyle tespit edilecektir. Bu şekilde belirlenen TEFE/ÜFE tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, kalan gecikme zammı/gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Örnek 8- Ocak, Şubat, Mart/2009 geçici vergilendirme dönemine ilişkin 7.400,-TL kurum geçici vergi tahakkuk etmiştir. Ancak mükellef 17/5/2009 vadeli kurum geçici vergi borcunu ödememiştir. Söz konusu vergi borcu mükellefin kurumlar vergisi beyannamesini, beyanname verme süresi içerisinde vermesi nedeniyle, 1/4/2010 tarihinde terkin edilmiş ve 1.800,05 TL gecikme zammı hesaplanmıştır.

Mükellefin gecikme zammı borcuna karşılık vergi dairesince 10/8/2010 tarihinde 350,-TL cebren tahsilat yapılmıştır.

                Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması halinde kurum geçici vergisinin vade tarihinden terkin edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı tutarı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

                Bu durumda uygulanacak toplam TEFE/ÜFE oranı  % 6,6742’dir.

 

Toplam TEFE/ÜFE tutarı ise (7.400 x % 6,6742 =) 493,89 TL olacaktır.

 

                Mükellefin gecikme zammına karşılık hiç ödeme yapmamış olması halinde, Kanun hükmünden yararlanmak için ödemesi gereken tutar 493,89 TL’dir.

 

Ancak, mükelleften Kanunun yayımlandığı tarihten önce gecikme zammına karşılık 350,-TL tahsilat yapıldığından; 6111 sayılı Kanuna göre ödemesi gereken TEFE/ÜFE tutarından, daha önce ödenen gecikme zammı tutarı çıkarılarak tahsili gereken TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.

 

Buna göre, ödenecek TEFE/ÜFE tutarı; (493,89 - 350=) 143,89 TL’dir.

 

Mükellefin bu tutarı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde gecikme zammından kalan (1.800,05-350,00=) 1.450,05 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

4- Sadece Vergi Aslına Bağlı Vergi Cezası ve Buna İlişkin Gecikme Zammından İbaret Borçlar

 

6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş borcun sadece vergi aslına bağlı kesilen cezalardan (vergi ziyaı cezaları, kaçakçılık, ağır kusur ve kusur cezaları) ve bunlara ilişkin gecikme zamlarından ibaret olması halinde, bu cezaların ve bunlara ilişkin gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

                Bu hükmün uygulanmasında, vergi aslına bağlı kesilen cezaların ait olduğu vergi türü ve dönemleri ayrı ayrı dikkate alınacaktır.

 

5- Bir Vergi Aslına Bağlı Olmaksızın Kesilmiş Olan Vergi Cezaları

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş olup Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olan vergi cezalarının (usulsüzlük cezaları) % 50’sinin, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan % 50’sinin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

                Kanunun yayımlandığı tarihten önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış olması halinde ödenmemiş kısım için bu Kanundan yararlanılacaktır.

 

Örnek 9- Mükellefe, yaptığı satışa ilişkin fatura vermemesinden dolayı 160,-TL özel usulsüzlük cezası kesilmiş ve vergi/ceza ihbarnamesi 3/5/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kesilen ceza itirazsız kesinleşmiştir.

 


Mükellefin, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak için başvuruda bulunması halinde 160,-TL özel usulsüzlük cezasının % 50’sine isabet eden (160 x %50=) 80,-TL ödemesi gerekecektir. Söz konusu tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde kalan 80,-TL özel usulsüzlük cezasının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

6- İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilmiş olan vergi cezalarının % 50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan % 50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

                Kanunun yayımlandığı tarihten önce bu cezalardan kısmen tahsilat yapılmış ise kalan tutar üzerinden Kanundan yararlanılabilecektir.

 

                7- İhtirazi Kayıtla Beyan Edilen Vergiler

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında “(2) İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.

 

Bu hüküm uyarınca, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihtirazi kayıtla beyan edilmiş ancak ödenmemiş vergiler dava konusu yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılacaktır. Bu takdirde, ihtilafa ilişkin yargı mercilerince verilmiş kararlar dikkate alınmadan mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk eden tutar esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

 

8- 2010 Yılına İlişkin Olarak Tahakkuk Eden Geçici Vergilere İlişkin Gecikme Zammı Alacakları

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2010 yılında tahakkuk eden ve Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi suretiyle Kanunun 2 nci maddesinden yararlanılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak, 2010 yılına ilişkin yıllık gelir/kurumlar vergisinin tahakkukunu müteakip ödenecek taksitlerde, vergi aslının ödenmesine ilişkin şart aranılmayacaktır.

 

6111 sayılı Kanun 25/2/2011 tarihinde yayımlandığından bu tarih itibarıyla 2010 yılına ilişkin geçici vergi mahsup dönemi henüz gelmemiştir. Geçici vergi mahsup döneminden önce Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin bu borçlarının yapılandırılmasında geçici vergi tutarları ödenecek taksitler içerisinde yer alacaktır. Ancak, mahsup dönemi geçtikten ve/veya yıllık gelir/kurumlar vergisi tahakkuk ettikten sonra, ödenecek taksitler içerisinde yer alan geçici vergi asıllarının terkin edilmesi gerekmektedir.

 

Diğer taraftan, mahsup dönemi geçtikten ve/veya yıllık gelir/kurumlar vergisi tahakkuk ettikten sonra başvuran mükelleflerin geçici vergiden kaynaklı borçlarının yapılandırılmasında geçici vergi aslına ödenecek taksit tutarlarında yer verilmeyecektir.

 

Bir başka anlatımla, bu kapsamdaki geçici vergilerin yıllık gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilebilmesi için mahsup tarihi itibarıyla ödenmiş olması gerekmekte, yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesinden sonra ise ödenmemiş geçici vergiler terkin edileceğinden, bu vergilerin 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmesi mümkün bulunmamaktadır.

 

9- Motorlu Taşıtlar Vergisine İlişkin Yapılacak İşlemler

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla 197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa elverişli belgelerini almalarına imkan verilecektir.

 

                Ancak, taşıtın satış ve devri halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.

 

10- 5736 sayılı Kanuna Göre Uzlaşılmış Alacaklar

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 20/2/2008 tarihli ve 5736 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri gereğince ödenmesi gerektiği halde Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan tutarların Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılabileceği hüküm altına alınmıştır.

 

5736 sayılı Kanun kapsamında taksitlendirilen alacaklardan 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihte ödeme süresi geçmiş olanlar Kanunun 2 nci maddesine göre yapılandırılacak ve ödenecek tutarın tespitinde, alacak asıllarına 5736 sayılı Kanunun 1 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince ödemede gecikilen her ay ve kesri için aylık olarak uygulanması gereken;

 

- % 5 zammın yerine ilgili aylara ait TEFE/ÜFE aylık değişim oranları,

 

- 5736 sayılı Kanunda öngörülen ve taksitlere % 5 zammın uygulandığı süreden sonra gecikilen süre için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanması gereken gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları,

 

esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. 

 

6111 sayılı Kanuna göre; 5736 sayılı Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri uyarınca ödenecek taksitlere ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden itibaren her ay ve kesri için ayrı ayrı binde iki oranında hesaplanan faiz için herhangi bir TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmayacaktır. Binde iki oranında hesaplanan tutar, 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, Kanun kapsamında yapılandırılan borcun Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla terkin edilecektir.

 

Diğer taraftan, 5736 sayılı Kanunun 1 inci maddesi kapsamında uzlaşılarak tahakkuk ettirilen ve taksitler halinde vadelendirilen alacak tutarı içerisinde yer alan vergi aslı ve gecikme faizi Kanun kapsamında yapılandırılacak ve varsa vergi cezaları hakkında da 6111 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

 

11- Kanunun 2 nci Maddesi Kapsamındaki İdari Para Cezaları

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla (bu tarih dahil) vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan idari para cezalarının yapılandırma usulü belirlenmiştir.

 

Buna göre, Kanun kapsamında ödenmesi uygun görülen askerlik, seçim, trafik, karayolu taşıma, otoyollar ve köprülerden ihlalli geçiş ve nüfus idari para cezalarından 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan veya ödeme süresi geçmemiş bulunanların asıllarının tamamı ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaya bağlı fer’ilerin tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Madde kapsamında yapılandırılması mümkün olan idari para cezalarından;

 

- 2918 sayılı Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmeyen idari para cezalarına, vade tarihinden ödendiği tarihe kadar;

 

- 4925 sayılı Kanuna göre verilen ve süresinde ödenmemiş olan idari para cezalarından, anılan Kanunda değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/2/2008 tarihinden önce (bu tarih hariç) verilmiş olanlara vade tarihinden 8/2/2008 tarihine kadar (bu tarih hariç),

 

geçen her ay ve kesri için aylık % 5 oranında faiz hesaplanması ve hesaplanan faiz tutarının da cezanın iki katını geçmemesi gerekmektedir.

 

6111 sayılı Kanun kapsamında trafik ve karayolu taşıma idari para cezalarının yapılandırılmasında aylık % 5 oranında hesaplanacak faiz yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Ancak, hesaplanan TEFE/ÜFE tutarı da ilgili Kanun gereğince idari para cezasının iki katını geçemeyecektir.

 

2918 sayılı Kanunun 31/7/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 115 inci maddesi hükmüne göre, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde ödenmeyen trafik idari para cezaları iki katına çıkarak ödeme süresi on gün daha uzamakta ve bu süre içinde de ödenmeyen trafik idari para cezaları üç katına çıkmaktaydı. 5228 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce verildiği halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan trafik idari para cezalarının yapılandırılmasında herhangi bir fer’i alacak bulunmadığından, bu alacak üzerinden TEFE/ÜFE tutarı hesaplanmayacak ve yapılandırmaya üç katına çıkmış tutar esas alınacaktır. Aynı şekilde 4925 sayılı Kanunun 5228 sayılı Kanunla değişmeden önceki 29 uncu maddesi hükmüne göre üç katına çıkmış karayolu taşıma idari para cezaları da üç katına çıkan tutar üzerinden yapılandırılacaktır.

 

Madde kapsamına 31/12/2010 tarihi itibarıyla verilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleştiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş olan idari para cezaları girmekte olup, söz konusu idari para cezalarına ilişkin tutanakların ilgili vergi dairelerine intikal etmemiş olması halinde, borçlular vergi dairelerine idari yaptırım karar tutanaklarını ibraz ederek başvuruda bulunabilecek ve bu başvurular üzerine söz konusu idari para cezaları madde kapsamında yapılandırılacaktır.

 

Örnek 10- 10/2/2009 vadeli, 537,-TL tutarlı trafik idari para cezasının, Kanundan yararlanılmak suretiyle ödenmesi durumunda ödenmesi gereken alacak tutarı ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı şu şekilde olacaktır.  

 

Faiz Hesaplanan Süre

İdari Para Cezası Tutarı

Faiz Oranı

Faiz Tutarı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

10/2/2009-

24/2/2011

537

% 125

671,25

% 18,87

101,33

 

Ödenecek Tutar

İdari Para Cezası

:

537,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (% 125 Faiz Yerine)

:

101,33 TL

TOPLAM             

:

638,33 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacak

% 125 Faiz

:

671,25 TL

TOPLAM             

:

671,25 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 638,33 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 671,25 TL tutarındaki faizin tahsilinden vazgeçilecektir.

               

12- 6183 sayılı Kanun Kapsamında Takip Edilen Diğer Alacaklar

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, vergiler ile bu Tebliğin (I/A-1-c) bölümde belirtilen idari para cezaları dışında kalan diğer amme alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

 

Madde hükmüne göre, vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olan asli alacakların ödenmemiş kısmının tamamı ile bu alacaklara bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi adlarla uygulanan fer’i amme alacakları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla bu alacaklara uygulanan faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmemiş olan alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması halinde ise fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla madde hükmünden yararlanılacak ve faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Söz konusu bent kapsamına giren alacak asıllarının Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması halinde yapılandırılacak tutar bu Tebliğin (II/B-3) bölümüne göre tespit edilecektir. 

 

TEFE/ÜFE tutarı, bu bölümde belirtilen faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar yerine hesaplanacağından, ilgili fer’i alacağın hesaplama yöntemi kullanılarak 6111 sayılı Kanuna göre ödenecek TEFE/ÜFE tutarı bulunacaktır.

 

Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının ) bendi kapsamında;

 

- Ecrimisiller,

 

- Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) alacakları,

 

- Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) alacakları,

 

- Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen ve süresinde ödenmemesi nedeniyle vergi dairelerine takip için intikal ettirilen öğrenim ve katkı kredisi alacakları,

 

- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilen ve vergi dairelerine tahsil edilmek üzere intikal ettirilen sulama tesisleri işletme ve bakım ücreti, sulama tesisleri yatırım bedeli gibi alacaklar,

 

- Doğrudan gelir desteği ödemelerinden geri alınması gereken alacaklar,

 

- 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkümlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre doğan yiyecek bedelleri,

 

gibi alacaklar yer almaktadır.

 

Ayrıca, 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında olup vergi dairelerine takip için intikal etmiş olan amme alacakları da 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılacaktır.

 

Öte yandan, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi ile 6183 sayılı Kanuna göre tahsili öngörülen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tahsil edilmemiş olan ecrimisiller Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılabilecektir.

 

Bununla birlikte, 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25 inci maddesi ile 2886 sayılı Kanuna eklenen geçici 3 üncü madde uyarınca işlem yapılması gereken ecrimisiller hakkında, anılan Kanun hükümlerinin tatbikinden sonra kalan alacaklar için 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmü uygulanacaktır.

 

6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen ve bu bölümde açıklanan diğer alacaklar için de 6111 sayılı Kanunda öngörülen süre ve şekilde ilgili vergi dairesine başvuruda bulunulması gerekmektedir.

 

Madde kapsamına giren bu alacaklara ilgili kanunları gereği hesaplanan fer’i alacakların hesaplandığı süre ve hesaplama yöntemi dikkate alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Örneğin, 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun kapsamında doğan alacaklara vadesinde ödenmediği takdirde sadece % 10 oranında bir zam hesaplanmakta ve başkaca bir fer’i alacak tatbik edilmemektedir. Bu durumda 6200 sayılı Kanundan kaynaklanan alacaklara % 10 oranındaki zam yerine hesaplanması gereken TEFE/ÜFE tutarı, alacağın vadesinin rastladığı ayın TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak hesaplanacaktır.

 

6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hesaplanan    % 10 oranındaki zam, 68 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 79 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hesaplanan % 10 oranındaki tazminatlar asli alacak olarak dikkate alınmak suretiyle madde kapsamında yapılandırılacaktır. 

 

Bu bölümde yer verilen alacaklara yönelik olarak Kanundan yararlanılmak istenildiği takdirde dava açılmaması, dava açılmış olması halinde davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şarttır.

 

Söz konusu alacakların dava konusu yapılmış olması ve bu davalarda yargı mercilerince alacağın tutarını etkileyen bir karar verilmiş olması halinde de madde hükmünden ilk aşamada istenilen tutar üzerinden yararlanılacaktır.

 

Örnek 11- İhracatın finansmanı için 2/1/2004 tarihinde kredi kullanan mükelleften teşvik mevzuatı gereğince kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi yapılmamıştır.

 

İhracat taahhüdünü süresi içinde kapatan mükellefin taahhüt kapatılmasında kullanılan gümrük beyannamelerinin gerçeğe uygun olmadığının anlaşılması üzerine ilgili banka tarafından 4.500,-TL kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi takip ve tahsil edilmek üzere mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine 14/9/2006 tarihinde bildirilmiştir. Vergi dairesince yapılan tebliğ üzerine vadesi 20/10/2006 tarihi olan kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ile kredi kullanım tarihinden vade tarihine kadar hesaplanan cezai faiz için Kanunun yayımlandığı tarihe kadar herhangi bir ödemede bulunulmamıştır.

 

Mükellefin, Kanundan yararlanmak üzere bağlı olduğu vergi dairesine başvurması halinde, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi aslına;

 

- Kredi kullanım tarihinden (2/1/2004) vade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan cezai faiz yerine,

 

- Vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe (25/2/2011) kadar geçen süre için hesaplanan gecikme zammı yerine,

 

TEFE/ÜFE aylık değişim oranları kullanılarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Buna göre, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ve cezai faiz için uygulanacak TEFE/ÜFE aylık değişim oranları toplamı ve TEFE/ÜFE tutarları aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

Cezai Faizin Hesaplandığı Süre

KKDF Tutarı

Cezai Faiz*

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

2/1/2004-19/10/2006

4.500

6.140,47

% 27,01

1.215,45

Örnek olayın meydana geldiği dönemde yıllık cezai faiz oranı; 3095 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yer alan kanuni faiz oranlarının 2 katıdır. Hesaplamalarda, kredi kullanım tarihinden alacağın vade tarihine kadar yürürlükte olan kanuni faiz oranlarının 2 katı esas alınarak geçen gün sayıları üzerinden basit faiz hesaplama metodu kullanılmaktadır.

 

- 2/1/2004 tarihinden 30/6/2004 tarihine kadar (4500 x 181 x 43 x 2)/36500=)  1.919,10 TL

 

- 1/7/2004 tarihinden 30/4/2005 tarihine kadar (4500 x 304 x 38 x 2)/36500=)  2.848,44 TL

 

- 1/5/2005 tarihinden 31/12/2005 tarihine kadar (4500 x 245 x 12 x 2)/36500=)   724,93 TL

 

- 1/1/2006 tarihinden 19/10/2006 tarihine kadar (4500 x 292 x 9 x 2)/36500=)     648,00 TL

 

* 1.919,10 + 2.848,44 + 724,93 + 648,00 = 6.140,47 TL

 

Gecikme Zammının

Hesaplandığı Süre

KKDF

Tutarı

Toplam Gecikme Zammı

Oranı

Gecikme Zammı

Tutarı

Toplam

TEFE/ÜFE

Oranı

TEFE/ÜFE

Tutarı

21/10/2006-24/02/2011

4.500

% 119,7368

5.388,16

% 30,9848

1.394,32

 

Ödenecek tutar ile tahsilinden vazgeçilen alacak tutarı:

 

Ödenecek Tutar

Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Kesintisi

:

4.500,00 TL

TEFE/ ÜFE Tutarı (Cezai Faiz Yerine)

:

1.215,45 TL

TEFE/ ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)

:

1.394,32 TL

TOPLAM

:

7.109,77 TL

 


 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

:

Cezai Faiz

:

6.140,47 TL

Gecikme Zammı

:

5.388,16 TL

TOPLAM

:

11.528,63 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 7.109,77 TL tutarın Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 11.528,63 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.

 

13- Tecilli Alacaklar

 

6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasında “…bu Kanun kapsamına giren alacakların, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olanlarından, kalan taksit tutarları için borçlular, talep etmeleri halinde bu Kanun hükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için sadece ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanır. Kalan taksit tutarları vadesinde ödenmemiş alacak kabul edilir ve bu alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hüküm uyarınca, 6111 sayılı Kanun kapsamına giren alacakların, Kanunun yayımlandığı tarihten önce 6183 sayılı Kanun ve diğer kanunlar (4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi gibi) uyarınca tecil edilmiş ve tecil şartlarına uygun ödeniyor olması halinde borçlular, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödeme süresi geçmemiş olan taksit tutarları için Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

                Bu takdirde tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Bu şekilde ödenmiş taksit tutarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için ilgili kanunun öngördüğü faiz uygulanmış ve tahsil edilmiş olduğundan, ödenmiş kısım ile ilgili herhangi bir işlem yapılmayacaktır. Kalan taksit tutarları vadesinde kısmen veya tamamen ödenmemiş alacak kabul edilerek 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.

 

                Dava aşamasında olduğu halde ilk derece yargı kararı üzerine tahakkuk eden ve 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tecilli olan alacaklar hakkında bu Tebliğin “III- KESİNLEŞMEMİŞ VE DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARI” bölümünde açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır.

               

Ayrıca, 6111 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılan tecile ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun veya diğer kanunlar uyarınca ödenen faizlerin bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesinin yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Bu nedenle, Kanun hükümlerinden yararlanılarak ödeme yapılmak istenmesi halinde, Kanunun yayım tarihi olan 25/2/2011 tarihinden önce taksit tutarları ile birlikte ödenen tecil faizleri red ve iade edilmeyecektir.

 

                Bu durumdaki alacaklar için madde hükmünden yararlanmak istenilmesi halinde ödenmemiş alacak aslına; vade tarihinden itibaren Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine, gecikme faizi bulunması halinde gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine, TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Alacak aslı ile TEFE/ÜFE tutarı toplanarak yapılandırılan alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

 

                6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi ile diğer Kanunlar gereğince tecil edilen alacağın gecikme zammı, gecikme faizi ve/veya vergi cezasından ibaret olması halinde, bu Tebliğin (II/B-3 ila 5) bölümlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde ödenecek TEFE/ÜFE tutarı tespit edilerek Kanun hükmünden yararlanılacaktır. Bu takdirde de Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş tecil faizlerinin red ve iadesi yapılmayacaktır.

 

Örnek 12- Mükellef tarafından 26/1/2010 tarihinde ödenmesi gereken 10.000,-TL gelir (stp) vergisi zamanında ödenmemiştir. 8/10/2010 tarihinde vergi dairesine başvurularak toplam borç için tecil talebinde bulunulmuştur.

 

Vergi dairesi mükellefin gecikme zammı dahil 11.631,50 TL borcu olduğunu tespit etmiş ve bu tutarın, ilk taksit Ekim/2010 ayından başlamak ve 10 ayda 10 eşit taksitte ödenmek üzere tecilini uygun görmüştür.

 

Aylık Taksit Tutarı: 11.631,50 / 10 = 1.163,15 TL’dir.

 

Mükellef ilk dört taksitini zamanında ödemiş, 28/2/2011 tarihinde Kanundan yararlanmak için bağlı olduğu vergi dairesine başvuruda bulunmuştur. İlk dört taksit ile birlikte toplam 107,02 TL tecil faizi ödenmiştir.

 

Bu örnekte, vergi dairesi öncelikle kalan borç tutarından ne kadarının vergi aslı, ne kadarının da gecikme zammı olduğunu tespit edecektir.

 

Örnek olayda;

 

Ödenen Borç Tutarı

=

Aylık Taksit Tutarı x Ay Sayısı

 

=

1.163,15 x 4

 

=

4.652,60 TL

 

                Ödenen tutardan vergi aslına isabet eden tutar, aşağıdaki formüle göre tespit edilecektir.

 

Vergi aslına isabet eden tutar

=

Ödenen Tutar x Vergi Aslı Tutarı

Toplam Borç Tutarı


 

Vergi aslına isabet eden tutar

=

  4.652,60 x 10.000

=

4.000,-TL’dir.

           11.631,50

 

 

Kalan vergi aslı tutarı = 10.000 – 4.000 = 6.000,-TL’dir.

 

Bu durumda, tecil şartlarına uygun olarak ödenen taksit tutarları için tecil hükümleri geçerli sayılacaktır. Kalan 6 taksit tutarının toplamı 6.978,90 TL olup bunun 6.000,-TL’si vergi aslı, 978,90 TL’si gecikme zammıdır. Vergi aslından kalan tutara, gecikme zammı yerine vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak 652,34 TL TEFE/ÜFE tutarı ile vergi aslı toplanarak ödenecek toplam tutar bulunacaktır.

 

Madde hükmüne göre ödenmesi gereken vergi aslı ve TEFE/ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde 6.000,-TL vergi aslına Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanan 1.386,26 TL gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir. Bununla birlikte, tecil kapsamında ilk dört taksit tutarı ile birlikte Kanunun yayımı tarihinden önce tahsil edilen 107,02 TL tecil faizi red ve iade edilmeyecektir.

 

14- Belediyelerin Ücret ve Su Alacakları

 

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, belediyelerin 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesine göre tahsil ettikleri ücretler ile su kullanımından kaynaklanan alacaklarından vadesi 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce olduğu halde Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ödenmemiş olanlar ile bunlara bağlı fer’iler (sözleşmelerde düzenlenen her türlü zamlar dahil) hakkında 2 nci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmünün uygulanacağı öngörüldüğünden, belediyelerce bu tür alacaklar bu Tebliğin (II/B-12) bölümünde yapılan açıklamalara göre yapılandırılacaktır.

 

                C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ

 

1- Ödeme Süresi

 

6111 sayılı Kanunun “Başvuru ve ödeme süresi ile şekli” başlıklı 18 inci maddesinin birinci fıkrasında  “(1) Bu Kanunun ilgili bölümlerindeki başvuru ve ödeme süresine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;

 

a) Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları,

 

b) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığına, Hazine Müsteşarlığına ve/veya Geliştirme Destekleme Fonu Gelir Hesabına aktarılmak üzere Türkiye Halk Bankası A.Ş., T. Emlak Bankası A.Ş. (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş.), T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve tarım kredi kooperatiflerine, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) veya bu Şirketin hissedarı olduğu elektrik dağıtım şirketleri ile 3096 sayılı Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerine ödenecek tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan, Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ise ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödemeleri,

 

şarttır.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hüküm çerçevesinde; Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil dairelerine borçlu bulunanların Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri halinde, 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar borçlu bulundukları tahsil dairelerine başvurmaları gerekmektedir. Madde kapsamında yapılandırılan borçların ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ya da ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi mümkün olup ilk taksit ödeme süresi 31 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitiminde sona ermektedir.

 

Kanunun 18 inci maddesi hükmü ile azami taksit süresi 18 eşit taksit olarak belirlenmiş olmakla birlikte 6, 9 ve 12 eşit taksitte ödeme seçenekleri de bulunmaktadır.

 

Kanuna göre ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde süre, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzayacaktır.

 

2- Taksitle Ödeme ve Katsayı Uygulaması

 

6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi imkanı getirilmiş ve ödeme süresine bağlı olarak katsayı uygulaması öngörülmüştür.

 

Katsayı uygulamasının düzenlendiği 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “(3) Bu Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarın;

 

a) İlk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara bu Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmaz.

 

b) Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, oniki veya onsekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.

 

c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen tutar;

 

1) Altı eşit taksit için (1,05),

2) Dokuz eşit taksit için (1,07),

3) Oniki eşit taksit için (1,10),

4) Onsekiz eşit taksit için (1,15),

 

katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması halinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir…” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hükmün uygulamasında aşağıda yapılan açıklamaların dikkate alınması gerekmektedir.

 

a) Madde hükmüne göre, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz, gecikme zammı, gecikme cezası gibi fer’i amme alacağı ya da katsayı uygulanmayacaktır.

 

Söz konusu ödemenin defaten yapılması zorunlu olmayıp, ilk taksit ödeme süresi içerisinde farklı zamanlarda borcun tamamının ödenmesi halinde de bu hükümden yararlanılacaktır.

 

b) Yapılandırılan alacak tutarının taksitle ödenmesi mümkündür. Bu takdirde, borçlularca başvuru sırasında; 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödeme seçeneklerinden biri tercih edilecektir. Borçlu tarafından taksit sayısına ilişkin bir tercihte bulunulmaması halinde, idarece Kanunda öngörülen en uzun taksit sayısı olan 18 taksite ilişkin ödeme planı verilecektir.

 

6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin açık hükmü sebebiyle borçlular tercih ettikleri taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapamayacaktır.

 

c) Taksitle yapılacak ödemeler için Kanunun öngördüğü ilgili katsayı, yapılandırılan alacak tutarı ile çarpılacak ve bulunacak tutar borçlu tarafından seçilen taksit sayısına bölünerek ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı bulunacaktır.

 

Örneğin; borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacağın 6 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı takdirde yapılandırılan alacak tutarı 6 eşit taksit için öngörülen (1,05) katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar taksit sayısı olan 6 sayısına bölünecektir. Aynı şekilde borçlunun 18 eşit taksiti seçmesi halinde, taksitle ödenecek alacak tutarı (1,15) katsayısı kullanılarak tespit edilecektir.

 

d) 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile borçlulara seçtikleri taksit süresinden daha kısa sürede ödeme yapma imkanı verilmekte ve daha kısa sürede yapılan ödemelerde madde hükmüne göre hesaplanan katsayının düzeltilmesi öngörülmektedir.

 

Örneğin; borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının 18 eşit taksitte ödenmesi yönünde tercih kullanıldığı halde borcun 6 eşit taksit için öngörülen sürede tamamen ödenmesi halinde, (1,15) katsayısı esas alınarak hesaplanan tutar 6 eşit taksit için öngörülen (1,05) katsayısına göre düzeltilecektir.

 

Kanunda genel olarak 6, 9, 12 ve 18 eşit taksit süresi olmak üzere dört ayrı taksit süresi ve bu süreler için dört farklı katsayı belirlenmiştir. Erken yapılan ödemeler nedeniyle katsayı düzeltmesinin yapılabilmesi için borçlu tarafından seçilen taksit süresine uygulanacak katsayı ile alacağın tamamının ödendiği tarihin denk geldiği taksit süresi için belirlenmiş katsayının birbirinden farklı olması gerekmektedir.

 

Örnek 13- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 18 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir. 

 

                Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 3.600,-TL olarak hesaplamıştır.

 

Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 18 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 3.600,-TL alacak tutarı (1,15) katsayısı ile çarpılacaktır.

 

Bu şekilde bulunan tutar, 18’e bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.

 

18 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar                :  3.600 x 1,15= 4.140,-TL

Taksit tutarı                                                         :  4.140/18= 230,-TL’dir.

 

Taksitlendirmeye esas olan 4.140,-TL’nin (4.140-3.600=) 540,-TL’si toplam katsayı tutarıdır.

 

Mükellef, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım 2011 aylarında ödemesi gereken taksit tutarları toplamı olan (230 x 4 =) 920,-TL’yi süresinde ödemiştir.

 

Aralık/2011 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.

 

Başvuru sırasında 18 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde, borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,15) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,05) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.

 

Yapılan hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.

 

Buna göre;

 

6 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar   : 3.600 x 1,05= 3.780,-TL.

Ödenen toplam taksit tutarı                           : 230 x 4 = 920,-TL.

Tahsil edilecek toplam tutar                          : (3.780-920=) 2.860,-TL olacaktır.

 

Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan      3.600,-TL borcu için (3.780-3600=) 180,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.

 

Yapılacak erken ödeme mükellefe (540-180=) 360,-TL daha az ödeme imkanı sağlayacaktır.


Örnek 14- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere vergi dairesine başvuruda bulunan mükellef, borcunu 12 eşit taksitte ödemeyi talep etmiştir. 

 

                Vergi dairesi Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarını 12.000,-TL olarak hesaplamıştır.

 

Mükellef, yapılandırılan alacak tutarını 12 eşit taksitte ödemeyi talep ettiğinden, 12.000,-TL alacak tutarı (1,10) katsayısı ile çarpılacaktır.

 

Bu şekilde bulunan tutar, 12’ye bölünmek suretiyle taksit tutarı hesaplanacaktır.

 

12 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar                : 12.000 x 1,10= 13.200,-TL

Taksit tutarı                                                         : 13.200/12= 1.100,-TL’dir.

 

Taksitlendirmeye esas olan 13.200,-TL’nin (13.200-12.000=) 1.200,-TL’si toplam katsayı tutarıdır.

 

Mükellef, ilk 9 taksiti süresinde ödemiştir. Bu sürede yapılan toplam tahsilat (1.100 x 9=) 9.900,-TL’dir.

 

Ekim/2012 ayında mükellef vergi dairesine başvurarak kalan taksit tutarlarını defaten ödemek istediğini bildirmiştir.

 

Mükellef tarafından borcun tamamı 12 eşit taksit için öngörülmüş ödeme süresi (Mayıs/2011 ila Mart/2013) içinde erken ödenmiş olmakla birlikte, ödemenin yapıldığı Ekim/2012 ayı Kanunda belirlenen ve farklı katsayı uygulanmasını gerektiren 9 eşit taksit için öngörülmüş süreden (Mayıs/2011 ila Eylül/2012) sonraya rastlamaktadır.

 

Kanunda 9 eşit taksit ila 12 eşit taksit arasındaki süreler için farklı bir katsayı belirlenmemiştir. Bu nedenle, mükellefçe yapılan ödemeye 12 eşit taksit için belirlenmiş katsayı dışında bir katsayı uygulanması imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Ekim/2012 ayında mükellefin kalan üç taksit tutarı olan toplam 3.300,-TL’yi ödemesi gerekmektedir.

 

Örnek 15- Örnek 14’de belirtilen mükellefin taksitlendirilen borcunun ilk 4 taksitini süresinde ödedikten sonra kalan kısmın tamamını Ocak/2012 ayında ödediği kabul edildiğinde Kanun kapsamında ödenecek tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

                Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı 12.000,-TL’dir. Katsayı uygulanmak suretiyle taksitlendirilen tutar olan 13.200,-TL’ye karşılık dört taksit toplam tutarı olan 4.400,-TL tahsil edilmiştir.

 

Başvuru sırasında 12 eşit taksitte ödeme seçeneği tercih edilmiş olmakla birlikte, daha sonra 6 eşit taksit ödeme seçeneğinin ödeme süresi içerisinde borcun tamamı ödenmek istendiğinden, öncelikle yapılandırılan alacak tutarına (1,10) katsayısı yerine 6 eşit taksit için öngörülmüş olan (1,05) katsayısı uygulanarak taksitle ödenecek alacak tutarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.

 

Yapılan hesaplamaya göre, (1,05) katsayısı esas alınarak ödenmesi gereken tutardan daha önce ödenen taksit tutarları çıkartılacak ve tahsil edilmesi gereken tutar bulunacaktır.

 

Buna göre;

 

6 eşit taksit için taksitlendirmeye esas tutar   : 12.000 x 1,05= 12.600,-TL.

Ödenen toplam taksit tutarı                           : 1.100 x 4 = 4.400,-TL.

Tahsil edilecek toplam tutar                          : (12.600-4.400=)8.200,-TL olacaktır.

 

Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan   12.000,-TL borcu için (12.600-12.000=) 600,-TL katsayı tutarı tahsil edilecektir.

 

Yapılacak erken ödeme mükellefe (13.200-12.600=) 600,-TL daha az ödeme imkanı sağlayacaktır.

 

3- Kredi kartı ile ödeme

 

6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrasında “(4) Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler halinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve borçluya tahsilatın yapıldığını gösterir makbuz verilir. Bu şekilde tahsil edilen tutarların bankalarca Hazine/Sosyal Güvenlik Kurumu hesaplarına aktarılmasına ilişkin 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen süre, taksit aylarının son gününü izleyen günden itibaren hesaplanır. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hüküm, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarının kredi kartı kullanılmak suretiyle de ödenmesine imkan vermektedir. Madde hükmüne göre kredi kartı kullanılarak ödeme yapılabilmesi için alacaklı kurumlar olan Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsilata aracılık yapan bankalarla anlaşma yapması gerekmektedir.

 

Bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibarıyla Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine ödenecek alacakların tahsilatı amacıyla ödemeye aracılık yapacak bankalarla gerekli anlaşma sağlanmış olup kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılacak ödemeler Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesi (www.gib.gov.tr) üzerinden yapılabilecektir. Ancak, bankaların uygulama geliştirmeleri halinde, internet siteleri veya şubeleri üzerinden de kredi kartıyla tahsilat işlemleri yapılması mümkündür.

 

Kredi kartı ile yapılacak ödemeler, tüm taksitlerin veya birden fazla taksitin defaten ödenmesi ya da bir veya birden fazla taksitin ilgili taksit aylarına yansıtılmak suretiyle ödenmesi şeklinde yapılabilecektir.

 

Borçluların kredi kartına taksit şeklinde ödeme yapmak istemeleri halinde, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarı banka tarafından borçlunun hesaplarına Kanunun öngördüğü taksit aylarında yansıtılacaktır. Bununla birlikte, borçlu tarafından yapılan ödeme tutarını gösterir alındı, kredi kartı ile ödeme işleminin yapıldığı tarih itibarıyla verilecek ve borç ödenmiş kabul edilecektir.

 

6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kredi kartı kullanılmak ve borçlunun bankadaki kredi hesaplarına taksit aylarında borç olarak yansıtılmak suretiyle yapılan ödemeler ilgili taksit ayının son gününü izleyen günden itibaren 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde belirlenen sürede Hazine hesaplarına aktarılacaktır.

 

Örneğin, borçlu tarafından Kanun kapsamında taksitlendirilmiş alacağın ilk üç taksit tutarının kredi kartı ile aynı gün ödendiği varsayıldığında, banka tarafından taksitler ilgili taksit ayları olan Mayıs, Temmuz, Eylül/2011 aylarında borçlunun hesap ekstrelerine yansıtılacak ve bu suretle yapılan tahsilat tutarları taksit aylarının son gününü izleyen 20 gün içerisinde Hazine hesaplarına aktarılacaktır.

 

Kredi kartıyla yapılan taksitli ödemenin Kanunun öngördüğü taksitli ödeme şekli olduğu dikkate alındığında, bu şekilde yapılan ödemelerde de katsayı uygulanacaktır.

 

4- Mahsuben ödeme

 

6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında Kanun hükümlerinden yararlanarak borçlarını yapılandıran mükelleflerin vergi dairelerinden olan alacaklarıyla yapılandırılan borçlarının ne şekilde ödeyebilecekleri hususu düzenlenmiştir.

 

Madde hükmüne göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır. Belgelere ek olarak mahsuben iadenin gerçekleştirilebilmesi için teminat, yeminli mali müşavir raporu veya vergi inceleme raporu da aranan durumlarda, bunların da aynı süre içinde vergi dairesine intikal etmiş olması gerekmektedir. 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasına ilişkin Tebliğin (VI/C-5-b ve g) bölümünde yapılan açıklamalar saklıdır.

 

Bu takdirde, ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılacaktır. Mahsup talebine konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması halinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen taksit tutarı için borçluya bildirimde bulunularak eksik ödenen bu tutarın bir ay içerisinde ödenmesi hususunda bildirimde bulunulması gerekmektedir.

 

Bir aylık süre içerisinde eksik ödenen taksit tutarının, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi halinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. 

 

Mükelleflerin bu hükümden yararlanmaları için başvurularını bu Tebliğe ekli (Ek:2/D) dilekçe ile yapmaları gerekmektedir.

 

Diğer taraftan, mükellefin mahsup talebi üzerine mahsup işlemleri yapıldıktan sonra, fazla veya yersiz mahsup yapıldığının tespiti halinde, haksız alınan iade tutarı için vergi mevzuatı gereği gerekli tarhiyatın yapılacağı tabiidir. Bu durumda, Kanun kapsamında mahsup yoluyla yapılmış olan tahsilatlar için herhangi bir düzeltme işlemi yapılmayacaktır.

 

Öte yandan, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin “II. Özel Esaslar” bölümü uyarınca iade taleplerinde özel esaslar uygulanan mükelleflerin, iade alacaklarının yapılandırılan borçlarına mahsubuna ilişkin iade taleplerinde, iade alacağının dayanağı iade hakkı doğuran işlem bazında ilgili KDV Genel Tebliğlerinde belirlenen genel esaslar uygulanacaktır.

 

D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI

 

1- 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında “(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya kurumlar vergilerini, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde belirtilen madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybederler.”  hükmü yer almaktadır.

 

Bu hüküm, Kanunun 2 nci maddesine göre ödenecek taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde uygulanacak hükümler ile ilişkili olmayıp taksit ödeme süresince mükelleflerin beyanı üzerine tahakkuk edecek vergilerin zamanında ödenmesi ile ilgilidir.

 

Buna göre, Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak üzere yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için başvuruda bulunan mükelleflerin maddede öngörülen diğer şartların yanı sıra; maddede belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme süresince beyan üzerine ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden mükellef tarafından seçilen son taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken ödeme halinde borcun tamamen ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri vadesinde ödemeleri şarttır.

 

Örneğin, gelir vergisi mükellefi olan bir borçlu, Kanunun 2 nci maddesinden bu vergi türü için 18 eşit taksitte ödeme seçeneği ile yararlanması durumunda, ilk taksit ödeme süresinin başladığı 1/5/2011 tarihinden 18 eşit taksitin sona erdiği 31/3/2014 tarihine kadar beyanı üzerine tahakkuk eden, gelir vergisini, katma değer vergisini, gelir (stopaj) vergisini ve mükellefiyeti bulunması halinde özel tüketim vergisini ve bu vergilerle birlikte tahakkuk eden damga vergisini vadesinde ödemesi gerekmektedir.

 

Taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmesi şartı, bir takvim yılında her bir vergi türü için en fazla iki defa ihlal edilebilecektir. Böyle bir durumda borçlular Kanun hükümlerinden yararlanma haklarını kaybetmeyecektir.

 

Ancak, bir vergi türünün bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde mükellefler üçüncü ihlale konu verginin vadesinin rastladığı ayın sonuna kadar (bu tarih dahil) ödedikleri taksitler için Kanun hükmünden yararlanacak bu tarihten sonra ise Kanun kapsamında ödeme haklarını kaybedeceklerdir.

 

Diğer taraftan, mükelleflerin çok zor durumda bulunmaları nedeniyle borçlarını vadesinde ödeyememeleri hali Kanunun ihlal nedeni sayılmamıştır.

 

Çok zor durum hali, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde geçen “çok zor durum” halini ifade etmektedir.

 

Buna göre, 6183 sayılı Kanuna göre vadesinde ya da vadesinden önce yapılan müracaatlara istinaden borçları tecil edilen mükelleflerin çok zor durumda bulundukları kabul edilecektir. Tecil talebi çok zor durum hali dışındaki nedenlerle (Örneğin, katma değer vergisi gibi taksitlendirilmesi uygun görülmeyen vergiler veya diğer nedenler) uygun görülmeyen mükellefler için tecil yapılmamakla birlikte, çok zor durum halinin varlığı tespit edilmişse madde hükmü ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

 

Vergi dairelerince, mükelleflere hangi vergi türlerinden Kanundan yararlandıkları konusunda ayrıntılı bilgi verilecektir.

 

2- 6111 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu ve 14 üncü maddesinin üçüncü fıkralarında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların veya taksit tutarının % 10’unu aşmamak şartıyla 5 liraya (bu tutar dâhil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hüküm, Kanun kapsamında ödenecek taksitler ile taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk edecek vergilerde 5 liraya kadar yapılacak eksik ödemeler konusunda ne şekilde işlem yapılacağı konusunu düzenlemektedir.

 

Buna göre, taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden ve Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında belirtilen vergilerin (her bir vergi türü itibarıyla) vadesinde yapılan ödemelerinde 5 liraya kadar eksik ödemeler ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bununla birlikte, tahakkuk eden alacağın %10’u 5 liranın altında ise yüzde %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme hali ihlal sebebi sayılmamıştır. Ancak, bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.

 

Örneğin, Kanun hükmünden gelir vergisi için yararlanmış bir mükellefin Temmuz/2011 dönemine ilişkin beyanı üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi 2.855,-TL olmasına rağmen bankaya 2.850,-TL olarak ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 5 lirayı aşmadığından Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan tahakkuk eden verginin % 10’u olan (2.855 x % 10=) 285,50 TL ise 5 liradan daha fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.

 

3- Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçluların bu yöndeki iradelerini başvuruları sırasında belirtmeleri gerekmektedir.

 

E- DİĞER HUSUSLAR

 

1- 6111 sayılı Kanunun kesinleşmiş alacaklara ilişkin hükümlerinden, 213 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak yararlanabileceklerdir. 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Müşavirlik Kanunu uyarınca mükellefle birlikte borcun ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunan yeminli mali müşavirlerin de bu madde hükmünden yararlanmaları mümkündür.

 

Asıl amme borçlusu ile birlikte borcun ödenmesinden birden fazla kişinin sorumlu olması halinde bu kişilerce Kanun hükümlerinden farklı taksit seçenekleri seçilmek suretiyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

 

2- Adi ortaklıklarda ve kollektif şirketlerde ortakların şirketin borçları dolayısıyla müştereken ve müteselsil sorumluluğunun bulunması nedeniyle şirket adına tarh edilen vergi ve cezalar ile hesaplanan gecikme zammı ve gecikme faizleri için ortaklık adına Kanun hükümlerinden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

 

3- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla haklarında 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflasının açılmasına karar verilen gerçek ve tüzel kişilerin Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için iflas işlemlerini yürüten iflas idaresinin ilgili vergi dairesine yazılı olarak müracaat etmesi zorunludur.

 

Bununla birlikte, iflas halindeki tüzel kişiliklerin ortaklarının ve kanuni temsilcilerinin 213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun uyarınca haklarında bu sıfatları nedeniyle yapılan takip işlemlerinden dolayı tüzel kişiliğin vergi dairesine olan borçları için Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

 

Ancak, iflas halinde bulunan mükelleflerden aranılan kamu alacaklarına ilişkin olarak Kanundan yararlanmak için başvuru süresi içerisinde herhangi bir başvuru bulunmaması ve bu alacakların 2/5/2011 tarihinden sonra iflas masasına kaydedilmiş olması halinde, alacaklar Kanunun kapsadığı dönemlere ait olsa dahi 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılamayacaktır.

 

2004 sayılı Kanunun 179 ve devamı maddelerinde düzenlenen iflas ertelemesine ilişkin hükümler çerçevesinde iflas ertelemesine karar verilen şirkete veya kooperatife mahkemece erteleme kararıyla birlikte kayyım atanmaktadır. Mahkeme, yönetim organının yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyıma verebileceği gibi yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini kayyımın onayına  bağlı kılmakla da yetinebilir. Haklarında iflas ertelemesi kararı bulunan şirketler ve kooperatifler 6111 sayılı Kanuna göre yapacakları başvurularını haklarında verilmiş mahkeme kararına göre temsile yetkili kişiler vasıtasıyla yapacaklardır.

 

4- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce, vergi mevzuatında yer alan düzenlemeler nedeniyle mahsuben iade talebi bulunan mükellefler diledikleri takdirde mahsup talep ettikleri borçları için Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir. Bu takdirde, mahsuben iade talebinden vazgeçtiklerini bağlı bulundukları vergi dairesine, birden fazla vergi dairesine mahsup talepli borçları olması halinde, her birine ayrı ayrı Kanundan yararlanmak için belirlenen başvuru süresi içinde ekte bir örneği yer alan (Ek:2/E) dilekçeyle bildirmeleri gerekmektedir.

 

Mükellefin kendi borcu dışında, ilgili mevzuat uyarınca üçüncü şahısların borçlarına mahsup talebi olması halinde ise mahsup talebinden vazgeçebilmesi için borcuna mahsup istenen üçüncü şahsın da bu konuya yönelik irade beyanı aranılacaktır. Lehine mahsup talep edilen üçüncü şahsın ise mükellefin irade beyanı olmadan Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceği tabiidir. Bu takdirde, mükellefin üçüncü şahıs lehine yaptığı mahsup talebi hükümsüz kalacaktır.

 

Bununla birlikte, mahsup talebinden vazgeçen mükelleflerin, mahsup talebine konu iade alacaklarını 6111 sayılı Kanunun kapsamındaki taksitlerine Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre veya Kanun kapsamında yapılandırılmayan vergi borçlarına ilgili mevzuat uyarınca mahsubunu talep etmeleri mümkündür. Bu durumda, mahsuba esas alınacak tarih, Kanunun yayımlandığı tarihten sonra yaptıkları başvuru esas alınarak belirlenecektir.

 

Diğer taraftan, katma değer vergisi iade alacağının vergi borcuna mahsubunu talep eden ve vergi borcunu 6111 sayılı Kanuna göre ödemek üzere bu mahsup talebinden vazgeçen mükelleflere anılan alacaklarının, mahsubundan vazgeçilen borcun söz konusu Kanun kapsamında yapılandırılmasından sonra hesaplanan taksit tutarları toplamını aşan kısmı ilgili mevzuat hükümlerine göre ve 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de göz önünde bulundurularak nakden iade edilebilecektir.

 

5- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak tatbik edilen hacizlerin yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacağı ve buna isabet eden teminatların iade edileceği hükme bağlanmıştır.

 

Buna göre, Kanun kapsamındaki borçlarını ödemek üzere başvuran ve borçlarına karşılık ödemede bulunan mükelleflerin mal varlığına tatbik edilen hacizler, bu malların bölünebilir nitelikte olması ve haczin devam edeceği malların amme alacağını karşılayacak değerde olması halinde, ödemeler nispetinde kaldırılacaktır.

 

Bu hüküm çerçevesinde, borçları Kanun hükmüne göre taksitlendirilen mükelleflerin teminat değişikliği talepleri de değerlendirilebilecektir.

 

6- 6111 sayılı Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre taksitlendirilen mükellefler tarafından, vergi borçlarının olup olmadığına dair yazı istenilmesi halinde taksitlendirme ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair yazı verilecektir.

 

7- 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendi ile il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlara, Kanun kapsamında yapılandırılan alacak tutarlarını genel taksit süresinden daha uzun sürede ikişer aylık dönemler halinde 36 eşit taksitte ödenmesi imkanı verilmiştir.

 

Aynı bent ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye’de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerine de Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklarını ikişer aylık dönemler halinde 42 eşit taksitte ödeme imkanı tanınmıştır. Spor kulüplerinin bu imkandan yararlanabilmeleri için başvuru sırasında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulübü olduklarını belirten belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu kulüplerin dernek veya şirket şeklinde örgütlenmiş olması madde ile verilen imkandan yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Spor kulüplerinden aranılan amme alacaklarıyla ilgili olarak ikincil sorumluluğu bulunan kişiler de bu hükümden yararlanabilecektir. 

 

6111 sayılı Kanun hükmüne göre bu kuruluşların kendilerine verilen imkanı kullanarak ödeme yapmak istemeleri halinde, yapılandırılan alacak tutarına; yirmidört eşit taksit için (1,20), otuz eşit taksit için (1,25), otuzaltı eşit taksit için (1,30) ve kırkiki eşit taksit için (1,35) katsayısı uygulanacaktır. Katsayı uygulaması bu Tebliğin (II/C-2) bölümüne göre yapılacaktır.

 

Diğer taraftan, il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar dışında il özel idareleri ve belediyelere ait tüzel kişiler Kanunun tanıdığı 36 eşit taksit imkanından yararlanamayacaklardır.

 

8- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin dördüncü fıkrasında “(4) 5393 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesi ile 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun geçici 3 üncü maddesi kapsamında uzlaşılan alacaklar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” hükmü yer almakta olup, anılan Kanunlar uyarınca uzlaşma hükümlerinden yararlanan kuruluşlardan aranılan amme alacaklarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmamasına özellikle dikkat edilecektir.

 

9- 6111 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince, Kanun hükümlerinden yararlanan il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü uygulanmayacaktır. Buna göre, anılan kuruluşların, Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanmak üzere başvuruları üzerine yapılandırılan borçlarını ödeme süresince beyanları üzerine tahakkuk eden vergilerini vadesinde ödeme şartı bulunmamaktadır.

 

10- Borçlu tarafından Kanun kapsamında yapılan ödemelerin kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılması durumunda borç kredi kartı ile ödeme işleminin gerçekleştiği anda ödenmiş olacağından, bu şekilde yapılmış olan ödemeler yönünden de varsa ödenen alacaklara ilişkin tatbik edilmiş hacizler ödeme nispetinde kaldırılacak ve alınmış teminatlar iade edilecektir.


Kredi kartıyla son taksiti de içerecek şekilde ödeme yapılması halinde;

 

- Kredi kartıyla yapılan ödemelerin ilişkin olduğu motorlu taşıtların satış ve devrine ait ilişik kesme belgesi verilebilecektir.

 

- Kredi kartı ile yapılan ödeme tarihinden itibaren Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan taksit ödeme süresince beyan üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenme şartı aranılmayacaktır.

 

11- 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanmak için açılmış davalardan vazgeçilmesi şart olduğundan, borçlular tarafından Kanundan yararlanmak için yapılan başvurular üzerine tahsilat işlemlerinden dolayı açılmış davalar sulh yoluyla sonuçlanacaktır. Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca alacağın takibi için düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılmış olan davalara konu alacaklar için Kanun hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, ödeme emrine karşı açılmış davalardan da vazgeçildiğinden, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince %10 oranındaki haksız çıkma zammı talep edilmeyecektir.

 

12- 6111 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi hükümlerinden yararlanma talebinde bulunmayan ancak Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla 13/11/2008 tarihli ve 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun kapsamında tahakkuk eden vergilerini ödememiş bulunan mükellefler, bu borçlarını 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında ödeyebileceklerdir.

 

13- 6111 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin yedinci fıkrasında; 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinden yararlanmak üzere Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna (YURTKUR) olan öğrenim ve katkı kredisi borçlarını yapılandırmak üzere başvuruda bulunan ancak Kanunun öngördüğü şartları yerine getiremeyen borçlulara, 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi çerçevesinde borçlarını ödeme imkanı getirilmiştir. Bu hükümden yararlanmak isteyenlerin 31/5/2011 tarihine kadar YURTKUR’a başvurmaları gerekmektedir.

 

Diğer taraftan, gerek Kanunun 17 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmünden yararlanmak istemeyen gerekse daha önce 351 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinden yararlanmayan borçlular 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanabilecektir.

 

14- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunmayan ya da borçları Kanun kapsamına girmeyen mükelleflerden aranılan amme alacaklarının takip ve tahsiline devam edilecektir.

 

III– KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

 

6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde “(1) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilk derece yargı mercileri nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, resen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda; vergilerin/gümrük vergilerinin % 50’si ile bu tutara ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilerin/gümrük vergilerinin % 50’si, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla gümrük vergilerine ilişkin gümrük yükümlülüğü doğmuş ve idari itiraz süresi geçmemiş veya idari itiraz mercilerine intikal etmiş bulunan tahakkuklar hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.

 

(2) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine göre itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da itiraz veya temyiz yoluna başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş olan ikmalen, resen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda, bu maddeye göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde, bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tarhiyatın/tahakkukun bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınır. Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;

 

a) Terkine ilişkin karar olması halinde, ilk tarhiyata/tahakkuka esas alınan vergilerin/gümrük vergilerinin % 20’si ile bu tutara ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, verginin/gümrük vergilerinin kalan % 80’inin, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,

 

b) Tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması halinde, tasdik edilen vergilerin/gümrük vergilerinin tamamı ile bu tutara ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,

 

tahsilinden vazgeçilir. Ancak, verilen en son kararın bozma kararı olması halinde birinci fıkra hükmü, kısmen onama kısmen bozma kararı olması halinde ise onanan kısım için bu fıkranın (b) bendi, bozulan kısım için birinci fıkra hükmü uygulanır.

 

(3) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla sadece vergi cezalarına/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarına ilişkin dava açılmış olması halinde;

 

a) Asla bağlı cezaların, verginin/gümrük vergilerinin bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya 2 nci maddeye ilişkin olarak bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla, tamamının ve bunlara bağlı gecikme zamlarının,

 

b) Asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezalarından/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarından bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen safhada olanlarda cezanın % 25’inin, ikinci fıkrasının; (a) bendinde belirtilen safhada olanlarda cezanın % 10’unun, (b) bendinde belirtilen safhada bulunanlarda tasdik edilen ceza tutarının % 25’inin, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezaların,

 

tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkranın (b) bendi hükmü tarh edilen vergi ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezaları için de uygulanır.

 

(4) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla üçüncü fıkra kapsamı dışında kalan ve bu Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması halinde; kesilen idari para cezalarından ilk derece yargı merciinde ihtilaflı olanlarda cezanın % 50’si, ilk derece yargı merciinin cezayı kaldırdığı ancak itiraz veya temyiz merciinde yargılamanın devam ettiği safhada olanlarda cezanın % 20’si, ilk derece yargı merciinin kısmen veya tamamen onayladığı cezalarda onaylanan kısmın % 50’si ile bu tutara faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezalar ile bu cezalara bağlı fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir.

 

(5) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları için üçüncü fıkra hükmü uygulanır.

 

(6) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilen vergi cezalarında, cezaya muhatap olanlar bu madde hükmünden üçüncü fıkranın (b) bendinde açıklandığı şekilde yararlanır.

 

(7) Bu maddeye göre ödenecek alacakların tespitinde esas alınacak olan en son karar, tarhiyata/tahakkuka ilişkin verilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce (bu tarih dâhil) taraflardan birine tebliğ edilmiş olan karardır.

 

(8) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla; uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava açma süresi geçmemiş alacaklar da bu madde hükmünden yararlanır.

 

(9) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan amme alacaklarından yıllık gelir veya kurumlar vergilerini, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için bu madde ile 2 nci madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde belirtilen madde hükümlerine göre yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybederler.

 

(10) Bu madde hükmünden yararlanılması için madde kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şarttır.

 

(11) Bu madde hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunan ancak bu Kanunda belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan ilk tarhiyata/tahakkuka göre belirlenen alacaklar başka bir işleme gerek olmaksızın takip edilir. Şu kadar ki, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan en son yargı kararının, tarhiyatın/tahakkukun tasdikine ilişkin olması halinde bu karar üzerine tahakkuk eden alacaklar takip edilir.” hükmü yer almaktadır.

 

Söz konusu madde ile Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına ve belediyelere bağlı tahsil dairelerince takip edilen kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan amme alacaklarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

 

Madde kapsamına tür ve dönem açısından Kanun kapsamına alınmış olan ve bu Tebliğin (I/A-1-a ve c, I/C-1) bölümlerinde belirtilen vergiler, vergi cezaları, idari para cezaları, faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i alacaklar girmektedir.

 

A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ

 

Madde hükmünün uygulanılabilmesi için, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla;

 

a)  İkmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyatın bulunması ve tarhiyata karşı;

 

- Vergi mahkemeleri nezdinde dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış bulunması,

 

- Bölge idare mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine göre itiraz, temyiz veya karar düzeltme talep sürelerinin geçmemiş olması ya da bu yollara başvurulmuş olması,

 

b) Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması ya da ilk derece yargı merciinin verdiği karara karşı kanun yoluna başvurma süresi geçmemiş veya başvurulmuş olması,

 

gerekmektedir.

 

Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanılmak için 2 Mayıs 2011 tarihine kadar bağlı bulunulan tahsil dairesine yazılı olarak başvuruda bulunulması ve başvuru dilekçesinde dava açılmayacağı, açılmış davalardan vazgeçileceği yönünde iradenin belirtilmesi şarttır.

 

Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlarla ilgili davalara konu alacaklar açısından madde hükmünden yararlanmak isteyenlerin bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi  (Ek: 4/A, 4/B, 4/C) iki örnek hazırlayarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

 

Kanunun 20 nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince, davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili vergi dairelerine verilecek ve bu dilekçelerin vergi dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilecektir. Bu nedenle, vergi dairelerince alınan dilekçenin bir örneği derhal davanın bulunduğu yargı merciine gönderilecektir.

 

6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmünden yararlanmak isteyen borçluların, Kanunun 20 nci maddesinin beşinci fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, idari para cezalarına karşı dava açtıkları idarelere başvuruda bulunmaları ve 3 üncü maddesi kapsamında Kanun hükmünden yararlanmak istediklerini ve davadan vazgeçtiklerini belirtir bu Tebliğ ekinde yer alan durumlarına uygun dilekçeyi (Ek:4/D-1, 4/D-2, 4/D-3) 3 örnek olarak hazırlayarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili idarelere vermek suretiyle başvurmaları uygun görülmüştür.

 

Davadan vazgeçme dilekçelerini alan bu idarelerce dilekçelerin alındığı tarih ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine derhal gönderilecektir. Bu dilekçeler cezayı veren idarelere verilmekle birlikte Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin ödemeler ilgili vergi dairesine yapılacaktır. Bu nedenle, ilgili idarelerce alınan davadan vazgeçme dilekçesinin bir örneği de başvuruyu müteakip 3 iş günü içerisinde ilgili vergi dairesine gönderilecektir.

 

Birden fazla dava dosyası bulunan mükellefler dilekçelerinde, hangi dava dosyası için Kanun hükümlerinden yararlanmak istediklerini belirteceklerdir.

 

Tüzel kişiler ya da tüzel kişiliği haiz olmayan teşekküller tarafından açılan davalardan vazgeçme yetkisi bunların kanuni temsilcilerinde bulunduğundan, madde hükmünden yararlanma başvuruları kanuni temsilcileri tarafından yapılacaktır. Aynı şekilde, iflas idaresi tarafından açılan ya da ihtilafı devam ettirilen davalardan da iflas idaresince vazgeçilmesi gerekecektir. Kanuni temsilciler bu başvuruları sırasında dilekçelerine temsilci sıfatlarını gösteren belgeyi ekleyeceklerdir.

 

B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ

 

1- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde Dava Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler

 

Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilmiş olup, Kanunun yayımlandığı tarih (bu tarih dahil) itibarıyla vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemiş bulunan vergiler girmektedir.

 

Bu safhada vergiler henüz tahakkuk etmemiş olduğundan, madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması halinde, dava konusu yapılmış olan vergiler, ilk tarhiyat tutarına göre ihbarnamenin tebliğ edildiği tarih esas alınarak dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten itibaren 1 ay sonrası ise vade tarihi olacaktır.

 

Madde hükmüne göre, vergi aslının % 50’si ile bu tutara; yukarıda belirtilen şekilde belirlenen tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak hesaplanması gereken gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi, dava açılmaması ve açılan davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergilerin % 50’sinin, gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi aslına bağlı vergi cezaları ve bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla vergi mahkemesinde dava açma süresi henüz geçmemiş olan vergilere gecikme faizi yerine hesaplanması gereken TEFE/ÜFE tutarı, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacaktır.

 

Madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin, vergi mahkemeleri nezdinde devam eden dava sırasında vergilerini tahakkuk etmeden önce ödemiş olmaları halinde, tahsil edilen bu tutarlar Kanunun 21 inci maddesine dayanılarak 3 üncü madde hükmüne göre ödenmesi gereken vergi ve TEFE/ÜFE tutarına mahsup edilecek, kalan tutar 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de gözönünde bulundurularak red ve iade edilecektir.

 

Ayrıca, Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi hükmü gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın bozulması nedeniyle yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iade edilmiş davalara konu alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere yapılan başvurular üzerine alacaklar, bu bölümde açıklandığı şekilde yapılandırılacak ve bu alacaklara karşılık Kanunun yayım tarihinden önce tahsil edilmiş tutarlar da madde hükmüne göre ödenmesi gereken tutarlara mahsup edilerek bakiyesi red ve iade edilebilecektir.

 

Örnek 1- Mükellefin defter ve belgelerinin Ocak/2008 vergilendirme dönemi katma değer vergisi yönünden incelenmesi sonucu mükellef adına 80.000,-TL katma değer vergisi tarh edilmiş ve 80.000,-TL vergi ziyaı cezası kesilmiştir.

 

Bu tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi, 3/2/2010 tarihinde mükellefe tebliğ edilmiş, yapılan tarhiyata süresinde vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla mahkemece bir karar verilmemiştir.

 

Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefin, vergi aslının       % 50’si ile bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarını, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemesi halinde, verginin kalan % 50’si ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ile bu cezaya uygulanan gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Buna göre;

 

Gecikme Faizi Hesaplanan Süre

Alacak Tutarı

Toplam Gecikme Faizi Oranı

Gecikme Faizi Tutarı

Tahsili Gereken Alacak Aslı

Toplam

TEFE/ÜFE Oranı

Gecikme Faizi Yerine TEFE/ÜFE Tutarı

26/2/2008-5/3/2010

80.000,00

%58,35

46.680,00

40.000,00

% 14,05

5.620,00

 


Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan TEFE/ÜFE aylık değişim oranları ve TEFE/ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

Gecikme Zammı Hesaplanan Süre

Alacak Tutarı

Toplam Gecikme Zammı Oranı

Gecikme Zammı Tutarı

Tahsili Gereken Alacak Aslı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

Gecikme Zammı Yerine TEFE/ÜFE Tutarı

5/4/2010-24/2/2011

80.000,00

(KDV)

% 18,7373

14.989,84

40.000,00

% 8,2653

3.306,12

5/4/2010-24/2/2011

80.000,00

(Vergi Ziyaı C.)

% 18,7373

14.989,84

-----

------

------

 

Ödenecek Tutar

Katma Değer Vergisi

:

40.000,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)

:

  5.620,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)

:

       3.306,12 TL

TOPLAM          

:

        48.926,12 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Katma Değer Vergisi

:

40.000,00 TL

Gecikme Faizi

:

46.680,00 TL

Vergi Ziyaı Cezası

:

80.000,00 TL

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı

:

14.989,84 TL

Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı

:

14.989,84 TL

TOPLAM          

:

  196.659,68 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 48.926,12 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 196.659,68 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.

 

2- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla, Bölge İdare Mahkemeleri veya Danıştay Nezdinde İlgisine Göre İtiraz veya Temyiz Süreleri Geçmemiş ya da Bu Yollara Başvurulmuş ya da Karar Düzeltme Talep Süresi Geçmemiş veya Karar Düzeltme Yoluna Başvurulmuş Vergiler

 

6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamına; ikmalen, re’sen ve idarece tarh edilmiş olup Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya Danıştay nezdinde ilgisine göre itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da bu yollara başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş vergiler girmektedir.

 

Bu fıkra hükmüne göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınacaktır. Tarhiyatın bulunduğu en son safhadaki tutar, Kanunun yayımından önce verilmiş ve taraflardan birine tebliğ edilmiş kararlar dikkate alınarak tespit edilecektir.

 

a) Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın terkin kararı olması;

 

Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre, madde hükmünden yararlanılması için terkin edilen vergilerin ilk tarhiyat tutarı esas alınarak    % 20’si ile bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi gerekmektedir. Bu takdirde, verginin kalan % 80’inin, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Madde hükmüne göre ödenecek vergi aslı ve TEFE/ÜFE tutarının tespitinde bu Tebliğin (III-B/1) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınacaktır. Bu safhadaki vergilere karşılık daha önce tahsilat yapılmış olması halinde de aynı bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

 

Örnek 2-  Örnek 1’de vergi mahkemesince davanın kabul edilerek tarhiyatın terkinine karar verildiği ve 15/12/2010 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal eden karara karşı temyiz yoluna gidildiği ve Kanunun yayımlandığı tarihten önce temyiz talebine ilişkin herhangi bir kararın verilmediği kabul edildiğinde ise yapılandırılan alacak tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

Kanunun yayımlandığı tarihte verilmiş en son karar tarhiyatın terkinine ilişkin olduğundan ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının % 20’si olacak ve Kanun hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, verginin % 80’i ile gecikme zammı ve gecikme faizi ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Buna göre;

 

Gecikme Faizi Hesaplanan Süre

Alacak Tutarı

Toplam Gecikme Faizi Oranı

Gecikme Faizi Tutarı

Tahsili Gereken Alacak Aslı

Toplam

TEFE/ÜFE Oranı

Gecikme Faizi Yerine TEFE/ÜFE Tutarı

26/2/2008-5/3/2010

80.000,00

%58,35

46.680,00

16.000,00

% 14,05

2.248,00

 


 

Gecikme zammının hesaplandığı süre, gecikme zammı tutarı, gecikme zammı yerine hesaplanan TEFE/ÜFE oranları ve TEFE/ÜFE tutarları ise aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

Gecikme Zammı Hesaplanan Süre

Alacak Tutarı

Toplam Gecikme Zammı Oranı

Gecikme Zammı Tutarı

Tahsili Gereken Alacak Aslı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

Gecikme Zammı Yerine TEFE/ÜFE Tutarı

5/4/2010-24/2/2011

80.000,00

(KDV)

% 18,7373

14.989,84

16.000,00

% 8,2653

1.322,45

5/4/2010-24/2/2011

80.000,00

(Vergi Ziyaı C.)

% 18,7373

14.989,84

-----

------

------

 

Ödenecek Tutar

Katma Değer Vergisi

:

16.000,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Faizi Yerine)

:

  2.248,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Gecikme Zammı Yerine)

:

        1.322,45 TL

TOPLAM          

:

19.570,45 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Katma Değer Vergisi

:

64.000,00 TL

Gecikme Faizi

:

46.680,00 TL

Vergi Ziyaı Cezası

:

80.000,00 TL

Vergi Aslına Uygulanan Gecikme Zammı

:

14.989,84 TL

Vergi Ziyaı Cezasına Uygulanan Gecikme Zammı

:

14.989,84 TL

TOPLAM          

:

220.659,68 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 19.570,45 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, toplam 220.659,68 TL’nin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, ilk derece mahkemesinin tarhiyatı terkin ettiği kararın üst yargı merciince onaylanmış ve ihtilafın karar düzeltme aşamasında olması halinde de bu bölümdeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

 

Örnek 3- Örnek 2’de belirtilen ihtilafla ilgili olarak Danıştay tarafından vergi mahkemesinin terkine ilişkin kararının onandığı ve Danıştay’ın söz konusu kararına karşı vergi dairesince yapılan karar düzeltme başvurusu hakkında Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla herhangi bir karar verilmediği kabul edildiğinde de ödenecek vergi aslı ilk tarhiyata esas olan vergi aslının % 20’si olacak ve Kanun hükmü gereği bu tutara tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Yapılandırılan bu alacak tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde, verginin % 80’i ile gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi ziyaı cezası ve bu cezaya uygulanan gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.


b) Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı olması;

 

Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre, tasdik edilen vergilerin tamamı ile bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Tadilen tasdike ilişkin kararlarda tasdik edilmiş alacak tutarı üzerinden Kanun hükümlerine göre yapılandırmaya esas alacak tutarı belirlenecektir. Bu tür kararlarda tasdik edilmeyen alacaklar açısından Kanun kapsamında ödeme öngörülmemiştir. Bu alacaklar, tadilen tasdik edilen alacak tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesine bağlı olarak terkin edilecektir.

 

Vergi mahkemesinin tasdik veya tadilen tasdik kararı üzerine hesaplanmış olan vergilerin Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen veya tamamen ödenmiş olması halinde, Kanun hükmüne göre ödenecek tutar bu Tebliğin (II-B/3) bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.

 

c) Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;

 

- Bozma kararı olması halinde, ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-1) bölümüne göre tespit edilecektir.

 

- Onama kararı (tarhiyatı tasdik eden karar) olması halinde, ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümüne göre tespit edilecektir.

 

- Kısmen onama, kısmen bozma kararı olması halinde, onanan kısım için ödenecek tutar, bu Tebliğin (III/B-2-b) bölümündeki, bozulan kısım için bu Tebliğin (III/B-1) bölümündeki açıklamalara göre tespit edilecektir.

 

6111 sayılı Kanun uygulamasında;

 

                - Bozma kararları, üst yargı mercilerinin ilk derece mahkemelerinin tarhiyata ilişkin olarak verdikleri kararların bir bütün olarak bozulmasını sağlayan,

 

- Kısmen onama, kısmen bozma kararları ise, üst yargı mercilerince ilk derece mahkemesinin tarhiyata ilişkin verdiği tasdik veya tadilen tasdike ait kararın bir kısmının onaylanması bir kısmının ise bozulmasına ilişkin,

 

kararlardır.

 

Bu itibarla, tarhiyata ilişkin verilen kararların yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirilmesi gerekmektedir.


3- Kanunun Yayımlandığı Tarih İtibarıyla Sadece Vergi Cezalarına Karşı Açılan Davalar

 

Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı olan vergi cezalarının Kanun kapsamında ne şekilde yapılandırılacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

 

a) Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi hükmüne göre, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla açılmış olan davanın sadece vergi aslına bağlı cezalara ilişkin olması halinde, bu cezaların bağlı olduğu vergilerin, Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması ya da Kanunun 2 nci maddesine göre ödenmesi şartına bağlı olarak vergi aslına bağlı ceza ve bunlara ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

b) Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, ihtilaf konusunun sadece vergi aslına bağlı olmayan ceza olması halinde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla;

 

- Vergi mahkemeleri nezdinde dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olan cezaların % 25’inin,

 

- Verilmiş en son kararın terkin kararı olması halinde cezaların %10’unun,

 

- Verilmiş en son kararın tasdik veya tadilen tasdik kararı olması halinde tasdik edilen ceza tutarının % 25’inin,

 

bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezaların tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Sadece vergi aslına bağlı olmayan cezalara yönelik açılmış davalarda üst yargı mercilerince Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla verilmiş bulunan en son kararın onama veya kısmen onama-kısmen bozma kararı olması halinde, ödenecek tutar onanan kısmın % 25’i, bozulan kısmın % 10’u, bozma kararı olması halinde % 25’i esas alınarak Kanun hükmünden yararlanılacaktır.

 

c) Tarh edilen vergi ile birlikte dava konusu edilen asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezaları için de bu bölümün (b) alt bölümündeki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

 

d) Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan vergi cezaları için de mükelleflerin 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine göre Kanundan yararlanabilecekleri düzenlenmiştir. Bu durumda, kesilen cezanın türüne göre bu bölümün (a) veya (b) alt bölümlerinde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.


4- İştirak, Teşvik ve Yardım Fiilleri Nedeniyle Kesilen Vergi Ziyaı Cezaları

 

Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, iştirak, teşvik ve yardım fiilleri nedeniyle kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan vergi ziyaı cezalarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

 

Buna göre, belirtilen fiiller nedeniyle cezaya muhatap olan ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla bu konuda yargı mercilerinde ihtilaf oluşturmuş olan kişiler bu Tebliğin (III/B-3-b) bölümünde yapılan açıklamalara göre Kanun hükmünden yararlanabileceklerdir.

 

5- Kanunun Yayımlandığı Tarih İtibarıyla Uzlaşma Talepli Alacaklar

 

Kanunun 3 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla 213 sayılı Kanunun uzlaşma hükümlerinden yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ancak, dava açma süresi geçmemiş alacaklar için Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanılacağına yönelik düzenleme yapılmıştır.

 

Bu safhada bulunan alacaklar için Kanun hükmünden yararlanılmak istendiği takdirde, bu Tebliğin “1- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Vergi Mahkemeleri Nezdinde Dava Açılmış veya Dava Açma Süresi Geçmemiş Vergiler” başlıklı (III/B-1) bölümünde belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.

 

Bu takdirde, madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin uzlaşma talebinden vazgeçmeleri ve dava açmamaları şarttır.

               

6- Kanunun Yayımlandığı 25/2/2011 Tarihi İtibarıyla Dava Açma Süresi Geçmemiş veya İhtilaf Konusu Olan İdari Para Cezaları

 

Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla yargı mercilerinde ihtilaf konusu olan veya dava açma süresi geçmemiş bulunan ve Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

 

Madde hükmüne göre, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarına ilişkin olarak;

 

- Dava açma süresi geçmemiş veya dava açılmış olması halinde, kesilen idari para cezalarından ilk derece yargı merciinde ihtilaflı olanlarında cezanın % 50’si,

 

- İlk derece yargı merciinin cezayı kaldırdığı ancak itiraz veya temyiz merciinde yargılamanın devam ettiği safhada olanlarında cezanın % 20’si,

 

- İlk derece yargı merciinin kısmen veya tamamen onayladığı cezalarda onaylanan kısmın % 50’si,

 

ile bu tutara faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezalar ile bu cezalara bağlı fer’i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir. 

 

Örnek 4- Trafik kurallarını ihlal nedeniyle 2918 sayılı Kanun uyarınca kesilen     1.321,-TL tutarlı trafik idari para cezası 10/5/2010 tarihinde ilgilisine tebliğ edilmiştir. Söz konusu para cezasına karşı cezaya muhatap olan kişi 14/5/2010 tarihinde sulh ceza mahkemesinde dava açmıştır. Ancak, ilk derece yargı merciinde dava devam ederken yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanundan yararlanmak suretiyle trafik idari para cezası ödenmek istenmiştir.

 

Bu durumda, cezaya muhatap olanın Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanma talebinin ve davadan vazgeçtiğine ilişkin iradesinin bulunduğu başvuru dilekçesini 2/5/2011 tarihine kadar cezayı veren emniyet müdürlüğüne vermesi gerekmektedir.

 

Emniyet müdürlüğü, verilen bu dilekçelerin bir örneğini 3 iş günü içerisinde davanın devam ettiği sulh ceza mahkemesine, bir örneğini de cezayı takiple yetkili vergi dairesine gönderecektir.

 

İlk derece yargı merciinde derdest olan davadan vazgeçildiğinden, idari para cezasının % 50’si ile bu tutara isabet eden faiz yerine trafik idari para cezasının vade tarihi olan 10/6/2010 tarihinden 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla trafik idari para cezasının kalan % 50’si ile bu cezaya bağlı faizin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Buna göre, Kanun kapsamında ödenecek trafik idari para cezası tutarı ile bu tutara isabet eden TEFE/ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.

 

Faiz

Hesaplanan

Süre

Trafik İdari Para Cezası Tutarı

Faiz Oranı

Faiz Tutarı

Tahsili Gereken İdari Para Cezası Tutarı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE

Tutarı

10/6/2010-

24/2/2011

1.321,00

% 45

594,45

660,50

% 7,93

52,38

 

Ödenecek Tutar

İdari Para Cezası

:

660,50 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (% 45 Faiz Yerine)

:

  52,38 TL

TOPLAM          

:

712,88 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Tutarlar

İdari Para Cezası

:

660,50 TL

% 45 Faiz

:

594,45 TL

TOPLAM          

:

1.254,95 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 712,88 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 1.254,95 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Örnek 5- 20/4/2010 tarihinde tebliğ edilmiş olan ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş bulunan 2.763,-TL tutarlı trafik idari para cezasının iptali amacıyla 3/5/2010 tarihinde sulh ceza mahkemesinde dava açılmış ve mahkemece söz konusu idari para cezasının iptali yönünde karar verilmiş, bu karara karşı ilgili emniyet müdürlüğü tarafından ağır ceza mahkemesine itiraz edilmiştir.

 

Bu safhada cezaya muhatap olan kişi, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere davasından vazgeçerek başvuru dilekçesini ilgili emniyet müdürlüğüne vermiştir.

 

Emniyet müdürlüğünce söz konusu dilekçenin bir örneği 3 iş günü içerisinde yargılamanın devam ettiği ağır ceza mahkemesine bir örneği de cezayı takiple yetkili vergi dairesine gönderilmiştir.

 

Bu durumda vergi dairesince, idari para cezasının %20’si ile bu tutara isabet eden ve idari para cezasına vade tarihinden 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için hesaplanan faiz yerine TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır.

 

Buna göre Kanun kapsamında ödenecek idari para cezası tutarı ile bu tutara isabet eden TEFE/ÜFE tutarı şu şekilde olacaktır.

 

Faiz Hesaplanacak Süre

Trafik İdari Para Cezası Tutarı

Faiz Oranı

Faiz Tutarı

Tahsili Gereken İdari Para Cezası Tutarı

Toplam TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

20/5/2010-24/2/2011

2.763,00

% 50

1.381,50

552,60

% 6,78

37,47

 

Ödenecek Tutar

İdari Para Cezası

:

552,60 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (% 50 Faiz Yerine)

:

37,47 TL

TOPLAM          

:

590,07 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Tutarlar

İdari Para Cezası

:

2.210,40 TL

% 50 Faiz

:

1.381,50 TL

TOPLAM          

:

3.591,90 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 590,07 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 3.591,90 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilecektir.


C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ

 

Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacakların, 31 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar tamamen ya da 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesi uyarınca yapılan taksitlendirmeye istinaden ilk taksiti aynı tarihte olmak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödenmesi gerekmektedir. Bu ödemelerde, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümünde yapılan açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

 

D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI

 

1- 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında, yıllık gelir veya kurumlar vergileri, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin taksit ödeme süresince bu vergi türleri ile ilgili verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergileri, çok zor durum olmaksızın her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybedecekleri hüküm altına alınmıştır.

 

Bu hükmün uygulanması ile ilgili açıklamalar bu Tebliğin (II/D-1) ve (II/D-2) bölümlerinde yapılmış olup bu madde uygulamasında da aynı şekilde işlem yapılacaktır.

 

2- 6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, 3 üncü madde kapsamında yapılandırılan alacak tutarına yönelik olarak borçlular ayrıca 213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar için anılan Kanunun uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamayacaklardır.

 

3-  6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezalarının Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanılarak ödenmesine imkan veren hükümlerde kesilen idari para cezaları tutarı ile yargı mercilerinin bu tutara yönelik verdiği kararlar esas alınarak düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle, bu alacaklar için 3 üncü madde kapsamında ödeme yapılmak üzere başvurulması halinde, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinde düzenlenmiş olan indirimli ödeme hükümlerinden yararlanılmayacaktır.

 

E- DİĞER HUSUSLAR

 

1- Kanunun 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında, bu madde hükmünden yararlanılması için madde kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmamasının şart olduğu belirtilmiştir. Mükelleflerce Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmeyecektir.

 

                2- Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen yargı kararları uyarınca işlem yapılmayacak ve bu kararlar ile idare aleyhine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet ücreti bulunması halinde bu tutarlar idareden talep edilemeyecektir. Aynı şekilde, Kanunun yayımlandığı tarihten sonra tebliğ edilen kararlar üzerine işlem yapılamayacağından, idare lehine hükmedilmiş yargılama giderleri ve vekalet ücreti de borçludan talep edilemeyecektir.

 

3- Kanunun 3 üncü maddesine göre yapılandırılan alacak tutarının tespitinde esas alınacak olan en son karar, tarhiyata ilişkin verilen ve Kanunun yayımlandığı tarihten önce (bu tarih dahil) taraflardan birine tebliğ edilmiş karar olacaktır.

 

4- Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak için başvuruda bulunan ancak Kanunda belirtilen ödeme şartını yerine getirmeyen borçlulardan;

 

- 213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar için ilk tarhiyata esas teşkil eden vergi ve ceza tutarları ile gecikme zammı ve gecikme faizleri,

 

-  Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezaları için idari yaptırım kararında yer alan tutar ile bunlar üzerinden hesaplanan fer’ileri,

 

6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilecektir.

 

Ancak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş olan en son yargı kararının tarhiyatın tasdikine ilişkin olması halinde bu karar üzerine tahakkuk eden alacak tutarları esas alınacaktır. Bir başka anlatımla, tasdik kararı üzerine yapılan tahakkuk işleminde herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.

 

213 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklardan ilk tarhiyat tutarı esas alınarak takip edilecek olanları vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih esas alınarak dava açma süresinin son günü itibarıyla tahakkuk ettirilecek, bu tarihten itibaren 1 ay sonrası ise alacakların vade tarihi olacaktır. Gecikme zamlarının, amme alacağının vade tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için hesaplanacağı tabiidir.

 

Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren idari para cezaları ise idari yaptırım kararının tebliğine bağlı olarak oluşan vade tarihleri esas alınmak suretiyle ve özel kanunlarında düzenlenmiş olan fer’i alacakları da dikkate alınarak takip edilecektir.

 

5- Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla vergi mahkemelerince tarhiyata ilişkin olarak verilmiş bulunan kararlara karşı, mükelleflerce kanun yollarına başvurulmayıp idarece başvurulduğu hallerde, mükelleflerin bu Kanundan yararlanmak üzere yazılı başvuruda bulunmaları üzerine, idarece sürdürülen ihtilaflardan vazgeçilecektir. Kanun hükümlerine uygun ödeme yapılmaması halinde ise ilk tarhiyata esas alınan tutarlar takip ve tahsil edilecektir.

 

6- Ödeme emri tebliği üzerine açılan davalar ile ilgili olarak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce dava konusu ödeme emri ile istenilen amme alacağının tarhiyatına ilişkin karar verilmiş olması ve davanın Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla devam ediyor olması halinde, bu mükellefler söz konusu davalara konu amme alacakları ile ilgili olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanabileceklerdir. Ancak, bu yönde bir kararın bulunmaması halinde ödeme emrine karşı açılan davalara konu alacaklar Kanunun 2 nci maddesi kapsamında değerlendirilecektir.

 

7- 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce tarhiyata karşı açılmış olan ve 25/2/2011 tarihi itibarıyla devam eden dava ile ilgili olarak ilk derece mahkemesinin veya üst yargının verdiği tasdike veya tadilen tasdike ilişkin kararlar üzerine tahakkuk eden vergiler ile vergi cezaları ve bunlara hesaplanan gecikme faizi ve gecikme zammının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tecil edilmiş ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tecil şartlarına uygun olarak ödenmekte olması durumunda da mükellefler isterlerse Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanabilecektir.

 

                Bu takdirde, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tecil şartlarına uygun olarak ödenen tutarlar Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasına göre tecilli sayılacaktır.

 

Kanunun 3 üncü maddesi hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarından tecil şartlarına uygun olarak ödenen tutar mahsup edilecek, bakiye tutarın Kanun hükümlerine göre ödenmesi gerekecektir. Tecil şartlarına uygun ödenen tutar, Kanun hükümlerine göre yapılandırılan alacak tutarından fazla olması halinde ise herhangi bir iade yapılmayacaktır. Bu kapsamda tahsil edilen tecil faizlerinin mahsuba ve nakden iadeye konu olmayacağı tabiidir. Bu alacaklara karşılık Kanunun yayımlandığı tarihten önce kısmen tahsilat yapılmışsa da aynı şekilde işlem yapılacaktır.

 

8- Kesinleşmemiş ve dava safhasında bulunan alacaklarla ilgili olarak gerektiği takdirde bu Tebliğin (II/E) bölümünde yapılan açıklamalar dikkate alınarak işlem yapılacaktır.

 

 

IV– İNCELEME VE TARHİYAT SAFHASINDA BULUNAN İŞLEMLERE İLİŞKİN HÜKÜMLER

 

6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde “(1) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde, tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine bu Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla devam edilir. Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergilerin % 50’si ile bu tutara gecikme faizi yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile bu tarihten sonra ihbarnamenin tebliği üzerine belirlenen dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizinin tamamının, vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın % 25’inin; ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yazılı başvuruda bulunularak, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi şartıyla vergi aslının % 50’sinin, vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın % 75’inin, vergilere bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar uygulanan gecikme faizinin ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilir.

 

(2) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezalarında, cezaya muhatap olanların, cezanın % 25’ini birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde cezanın kalan % 75’inin tahsilinden vazgeçilir.

 

(3) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi cezaları hakkında bu madde hükümleri uygulanır. Şu kadar ki, asla bağlı vergi cezalarının bu madde kapsamında tahsilinden vazgeçilebilmesi için verginin bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya bu Kanunun 2 nci maddesine göre ödenmesi şarttır.

 

(4) Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce tamamlandığı halde, bu tarihte ya da bu tarihten sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden takdir komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları üzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri yapılır. Yapılan tarhiyat üzerine bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen şekilde belirlenen tutarın, birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır.

 

(5) Bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi için madde kapsamında ödeme başvurusunda bulunulan alacağa ilişkin dava açılmaması şarttır.

 

(6) Bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilmemiş alacaklar için de bu madde hükmü uygulanır.

 

(7) Bu Kanunun 3 üncü maddesi ile bu madde hükmünden yararlananlar, ayrıca 213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamazlar.

 

(8) Bu madde uygulamasında incelemeye başlama, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce mükellefler nezdinde; vergi incelemesine başlanıldığı hususunun bir tutanağa bağlanması, vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin yazı ile davet edilmesi, kanuni defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması, matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da kanuni defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması hallerini kapsar.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hüküm ile Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak kapsama giren vergi türleri açısından, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde bu tarihe kadar tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemleri ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.

 

A- BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ

 

6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi, matrah artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlayan ancak tamamlanmamış bulunan vergi incelemeleri, takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine devam edileceğini öngördüğünden; bu madde hükümden yararlanmak için başvuru süresi, söz konusu işlemlerin tamamlanmasına bağlı olarak düzenlenmiştir.          

 

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde bu Tebliğ ekinde yer alan dilekçe (Ek:5) örneğine uygun şekilde yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir.

 

Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri icap etmektedir.

 

Mükellefler bu madde hükmünden, adlarına yapılan tüm tarhiyatlar için yararlanabilecekleri gibi sadece talep edecekleri tür ve dönemler için de yararlanabileceklerdir.

 

B- ALACAK TUTARININ TESPİTİ

 

6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce başlanıldığı halde bu tarihe kadar tamamlanamamış bulunan vergi incelemeleri ile takdir ve tarh işlemlerinin tamamlanması sonucu hesaplanan vergi ve ceza tutarı dikkate alınarak yapılandırılacak alacak tutarı tespit edilecektir.

 

Madde hükmüne göre, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen verginin % 50’si ile bu tutar üzerinden gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarı ve Kanunun yayım tarihinden sonra (bu tarih dahil) ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizi tutarının, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı ile bu vergilere uygulanan gecikme faizi ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Öte yandan bu işlemlerin sonucunda vergi aslına bağlı olmayan bir cezanın kesilmesinin gerektiği hallerde, bu ceza için Kanun hükmünden cezanın % 25’inin ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte tamamen ödenmesi şartıyla yararlanılacak ve cezanın kalan % 75’inin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak iştirak nedeniyle kesilecek vergi ziyaı cezalarında, cezaya muhatap olanların, cezanın % 25’ini ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödemeleri halinde cezanın kalan % 75’inin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı tarihten önce pişmanlık talebi ile verilip, ödeme yönünden şartların ihlal edildiği beyannameler ile kendiliğinden verilen beyannameler için kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tebliğ edilmemiş olan vergi aslına bağlı olmayan cezalar da bu madde hükmüne göre yapılandırılarak ödenebilecektir. Vergi aslına bağlı vergi cezalarının Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında tahsilinden vazgeçilebilmesi için verginin Kanunun yayımlandığı tarihten önce ödenmiş olması veya bu Kanunun 2 nci maddesine göre ödenmesi gerekmektedir. Bu durumda, pişmanlık hükümlerinin ihlali üzerine kesilmesi gereken vergi ziyaı cezasına ilişkin ihbarname tanzim edilerek mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin maddenin öngördüğü şartları (vergi aslının ödenmiş olması) yerine getirmesi halinde kesilen ceza terkin edilecektir.

 

Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, 213 sayılı Kanunun tarhiyat öncesi uzlaşma hükümlerine göre uzlaşma talebinde bulunulmuş, ancak uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış olmakla birlikte vergi/ceza ihbarnameleri mükellefe tebliğ edilmemiş alacaklar da Kanunun 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılandırılarak ödenebilecektir.

 

Bu takdirde, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla, tarhiyat öncesi uzlaşma temin edilememiş veya uzlaşma müzakeresinde uzlaşmaya varılamamış ya da mükelleflerin tarhiyat öncesi uzlaşma talebinden vazgeçmiş olması hallerinde düzenlenen inceleme raporunun vergi dairesine intikali üzerine madde hükmü uygulanacaktır. Bu safhada da ödenecek tutarın tespitinde, tarhiyata ilişkin olarak düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinde belirtilen tutarlar dikkate alınacaktır.

 

Kanun kapsamına giren dönemlere ilişkin olarak Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce tamamlandığı halde, bu tarihte ya da bu tarihten sonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden takdir komisyonu kararları ve vergi inceleme raporları üzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri yapılacaktır.

 

Yapılan tarhiyat üzerine maddede öngörülen süre ve şekilde ödeme yapılması halinde madde hükmünden yararlanılabilecektir.

 

Diğer taraftan, vergi inceleme raporlarına veya takdir komisyonu kararlarına dayanmamakla birlikte, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış, ancak bu tarih itibarıyla tamamlanamamış olan tarh işlemlerine de devam edilecek ve Kanunun yayımlandığı tarihten sonra yapılan bu tarhiyatlar için de 4 üncü madde hükmünden yararlanılabilecektir.

 

İnceleme raporu veya takdir komisyonu kararı üzerine sadece vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiği hallerde ise (Örneğin, mahsup dönemi geçtikten sonra yapılan geçici vergi incelemeleri sonucu kesilen vergi ziyaı cezası gibi) vergi aslına uygulanan gecikme faizi yerine Kanuna göre hesaplanacak tutarın, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu cezanın tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Örnek 1- Mükellefin defter ve belgeleri Ekim/2008 vergilendirme dönemine ilişkin gelir (stp) vergisi yönünden incelemeye alınmış ve 6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla inceleme sonuçlanmamıştır. Ayrıca mükellef tarafından bu Kanun uyarınca söz konusu vergi türünden matrah artırımında da bulunulmamıştır.

 

İnceleme sonucu düzenlenen vergi inceleme raporunun 27/10/2011 tarihinde vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği, rapor üzerine mükellef adına 1.800,-TL gelir (stp) vergisi tarh edildiği, 1.800,-TL vergi ziyaı cezası kesildiği ve tarhiyata ilişkin vergi/ceza ihbarnamesinin 4/11/2011 tarihinde mükellefe tebliğ edildiği varsayıldığında, mükellef 6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinden aşağıda belirtilen şekilde yararlanabilecektir.

 

Mükellef, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere yazılı başvuruda bulunacaktır.


Bu durumda, mükellefin 6111 sayılı Kanuna göre ödeyeceği tutar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

 

Vergi aslının % 50’si  = 1800/2

       =  900

TEFE/ÜFE Tutarı        = 900 x % 10,81 (Normal  vade  tarihinden Kanunun yayım tarihine kadar)

       = 97,29 TL’dir.

 

Gecikme Faizi*            = 900 x  % 12,60

   = 113,40 TL’dir.

 

* Gecikme faizi Kanunun yayımlandığı tarihten, ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin son gününe kadar ve Kanunun yayımı tarihi itibarıyla uygulanmakta olan gecikme zammı oranı esas alınarak hesaplanmıştır.

 

Buna göre ödenecek toplam tutar,

 

Vergi Aslının % 50’si                         =    900,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı                                =      97,29 TL

Gecikme Faizi                                       =    113,40 TL

TOPLAM                                            = 1.110,69 TL’dir.

 

Tahsilinden vazgeçilen tutar ise,

 

Vergi Aslının %50’si                          =     900,00 TL

Gecikme Faizi                                       =  1.253,70 TL

Vergi Ziyaı Cezası                               =  1.800,00 TL

TOPLAM                                            =  3.953,70 TL’dir.

 

Bu örneğe göre mükellefin ihbarnamenin tebliğ tarihini izleyen ayda (Aralık/2011) yapılandırılan alacak tutarını defaten ödemesi halinde bu tutara faiz ya da katsayı uygulanmayacaktır. Ancak, mükellefin Kanunun 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılandırılan alacağı ikişer aylık dönemler halinde azami 6 eşit taksitte ödemesi mümkün olup, bu takdirde taksitler halinde ödenecek alacağa Kanunun 18 inci maddesi gereğince (1,05) katsayısı uygulanacaktır. 

 

Mükellefin yapılandırılan alacağı taksitle ödemek istemesi halinde taksit ayları; Aralık/2011, Şubat, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim/2012 ayları olacaktır.

 

                C- ÖDEME SÜRESİ VE ŞEKLİ

 

                6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuruda bulunmaları ve madde hükmüne göre yapılandırılan tutarı ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere peşin veya ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödemeleri gerekmektedir.

 

                Örneğin, madde kapsamına giren bir tarhiyata ilişkin ihbarnamenin 25/5/2011 tarihinde tebliğ edildiği varsayıldığında, madde hükmüne göre ödenecek tutarın ilk taksiti Haziran/2011 ayında, diğer taksitleri ise sırasıyla Ağustos, Ekim, Aralık/2011, Şubat, Nisan/2012 aylarında ödenecektir.

 

                Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödemeleri mümkündür.

 

D- MADDE HÜKMÜNDEN YARARLANMANIN DİĞER ŞARTLARI

 

                1- Kanunun 4 üncü maddesi kapsamına, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine konu vergiler girdiğinden, Kanunun 4 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında incelemeye başlama ifadesine açıklık getirilmiştir.

 

Buna göre, incelemeye başlama Kanunun yayımlandığı tarihten önce mükellefler nezdinde;

 

- Vergi incelemesine başlanıldığı hususunun bir tutanağa bağlanması,

 

- Vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin yazı ile davet edilmesi,

 

- Kanuni defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması,

 

- Matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi,

 

- Kanuni defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması,

 

hallerini kapsamaktadır.

 

                Madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere, defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibrazı gerektiğinden, Kanunun yayımlandığı tarihten önce defter ve belgelerin vergi inceleme yetkisi olmayanlara ibrazı, vergi incelemesine başlama olarak kabul edilmeyecektir.

 

2- Mükelleflerin bu madde hükümlerinden yararlanılabilmesi için madde kapsamında ödeme başvurusunda bulundukları alacağa ilişkin dava açmamaları şarttır.

 

3- Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükellefler ayrıca 213 sayılı Kanunun uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve vergi cezalarında indirim hükümlerinden yararlanamazlar.

 

4- Düzeltme taleplerine ilişkin incelemelere devam edilecektir. Ancak, mükelleflerin düzeltme istediği yıl için 6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre matrah ve vergi artırımında bulunmaları halinde, düzeltme talebinden vazgeçtikleri kabul edilerek bu tür incelemeler sürdürülmeyecektir.

 


V– PİŞMANLIKLA YA DA KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLARA İLİŞKİN HÜKÜMLER

 

6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile Kanunun yayımlandığı tarihten 2 Mayıs 2011 tarihine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde düzenlenen pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanmak üzere ya da aynı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden beyanname verilmesi ile 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunulması ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücrete tabi mükelleflerin gelir vergisi mükellefiyetlerine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

 

A- PİŞMANLIKLA BEYAN

 

6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmektedir.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

 

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/A) örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

 

6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde pişmanlık hükümlerine göre verilecek beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.

 

Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri gerekmekte olup bu mükellefler tarafından yapılacak başvuruların ilgili vergi dairesine kağıt ortamında yapılması uygun görülmüştür.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

 

Madde hükmünden, pişmanlık talebiyle verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.

 

Örnek 1- (T) Ltd. Şti. tarafından 24 Kasım 2009 tarihine kadar verilmesi gereken Ekim 2009 dönemine ait katma değer vergisi beyannamesi 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle 8 Mart 2011 tarihinde pişmanlıkla vergi dairesine verilmiştir. Pişmanlıkla verilen beyannameye istinaden ödenmesi gereken katma değer vergisi 1.200,-TL damga vergisi ise 19,90 TL’dir.

 

Bu durumunda; katma değer vergisinin tamamı ile pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi halinde, pişmanlık zammı ve vergi aslına bağlı olmayan cezanın tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

Buna göre;

 

Pişmanlık Zammı Hesaplanan Süre

Alacak Tutarı

Pişmanlık Zammı Oranı

Pişmanlık Zammı Tutarı

Tahsili Gereken Alacak Aslı

Toplam

TEFE/ÜFE Oranı

TEFE/ÜFE Tutarı

26/11/2009-24/2/2011

1.200

% 27,05

324,60

1.200

% 12,90

154,80

 

 

Ödenecek Tutar

Katma Değer Vergisi

:

1.200,00 TL

TEFE/ÜFE Tutarı (Pişmanlık Zammı Yerine)

:

       154,80 TL

Damga Vergisi

:

      19,90 TL

TOPLAM

:

       1.374,70 TL

 

Tahsilinden Vazgeçilen Alacaklar

Pişmanlık Zammı

:

324,60 TL

Özel Usulsüzlük Cezası

:

1.000,00 TL

TOPLAM

:

1.324,60 TL

 

Yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan toplam 1.374,70 TL’nin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi durumunda, toplam 1.324,60 TL tutarın tahsilinden vazgeçilecektir.

 

                3- Ödeme Süresi ve Şekli

 

                Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.


                4- Diğer Hususlar

 

Mükelleflerce Kanun kapsamında pişmanlıkla beyan edilen vergilerin Kanunda öngörülen süre ve şekilde tamamen ödenmemesi halinde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve 213 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemler tesis edilecektir.

 

Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, borçluların Kanun kapsamında taksitlendirilen tutarların tamamının ödenmemesi halinde ödedikleri tutarlar kadar Kanun hükümlerinden yararlanacağı hüküm altına alınmış olmakla birlikte, Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen pişmanlıkla beyan hükümleri 213 sayılı Kanunun “Pişmanlık ve ıslah” başlıklı 371 inci maddesi hükümleri esas alınarak düzenlendiğinden 6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında yapılan kısmi ödemelerde pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılacak ve kısmen pişmanlık ihlali söz konusu olamayacağından mükellefler ödedikleri tutar kadar bu madde hükmünden yararlanamayacaktır. Bu takdirde yapılan ödemeler ödeme tarihleri esas alınarak bu kapsamda beyan edilen alacaklara mahsup edilecektir. Bu Tebliğin (II/B-2-c) bölümünde belirtilen alacaklar için de bu açıklamaya göre işlem yapılacaktır.

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında beyan edilen vergilere, ödeme yönünden şartların ihlali halinde, kesilmesi gereken vergi cezaları için 213 sayılı Kanunun 374 üncü maddesinde yer alan zamanaşımı süreleri, Kanunun 20 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince taksit ödeme süresince işlemeyeceğinden, pişmanlık hükümlerinin ihlali üzerine kesilecek cezalarda zamanaşımı süresi bu hüküm dikkate alınarak tayin edilecektir.

 

Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre pişmanlıkla beyanname verilmesinin bu beyannameler hakkında vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmasına engel teşkil etmeyeceği tabiidir.

 

B- KENDİLİĞİNDEN YAPILAN BEYANLAR

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi ile Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla gecikme faizi ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

 

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin bu Tebliğin ekinde yer alan (Ek:6/B) örneğe uygun başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

 

6111 sayılı Kanunun 5 inci maddesi çerçevesinde kendiliğinden verilecek beyannamelerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.

 

Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan borçluların bu madde kapsamında yaptıkları başvuru üzerine yapılandırılan alacak tutarını anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini başvuru sırasında belirtmeleri gerekmekte olup bu mükellefler tarafından yapılacak başvuruların ilgili vergi dairesine kağıt ortamında yapılması uygun görülmüştür.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

 

Madde hükmünden, 213 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre kanuni süresinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır. Bu hükme göre yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin tahsilinden vazgeçilecektir.

 

213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu şekilde verilen beyannameler üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödeme yapmasını müteakip terkin edilecektir.

 

3- Ödeme Süresi ve Şekli

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ödenecektir.

 

4- Diğer Hususlar

 

a) 6111 sayılı Kanuna göre kendiliğinden beyanname verilmesi, bu beyannameler hakkında vergi incelemesi ve yapılan inceleme sonucu mükellefler adına vergi ve ceza tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecektir.

 

b) 6111 sayılı Kanun vergiler açısından, 31/12/2010 tarihinden önceki dönemleri, beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannameleri kapsamaktadır.

 

Buna göre, 2010 takvim yılı 1, 2 ve 3 üncü geçici vergi dönemleri ile daha önceki dönemler Kanunun kapsamına girmekte, 2010 takvim yılı 4 üncü geçici vergi dönemi girmemektedir.

 

Kanun kapsamına giren bu dönemlere ilişkin beyannamelerin kanuni sürelerinde verilmemiş olması veya eksik beyanda bulunulmuş olması halinde de mükelleflerin Kanunun 5 inci maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün bulunmaktadır. Bu takdirde, ödenecek taksit tutarları içerisinde geçici vergi asıllarının yer alıp almayacağı yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni süresinde verilmesi şartına bağlı olarak, Kanun kapsamında beyannamelerin verildiği tarih esas alınarak belirlenecektir.

 

C- EMLAK VERGİSİ BİLDİRİMİ

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara bağlı gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.

 

1- Başvuru Süresi ve Şekli

 

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin başvuru dilekçesiyle birlikte kapsama giren dönemlere ilişkin vergi bildirimlerini 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili belediyelere vermeleri gerekmektedir.

 

2- Alacak Tutarının Tespiti

 

Madde hükmünden, 2010 yılı ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunmayan veya bildirimde bulunduğu halde vergisi eksik tahakkuk eden mükelleflerce bildirimde bulunulması ve tahakkuk eden vergi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi suretiyle yararlanılacaktır.

 

Bu hükme göre yapılan ödemeler üzerine vergi cezalarının ve gecikme faizinin taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payına ilişkin gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecektir.

 

213 sayılı Kanun hükümlerine göre bu şekilde verilen beyannameler üzerine gerekli vergi cezaları kesilerek mükellefe tebliğ edilecek ve mükellefin Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemelerini yapmasını müteakip terkin edilecektir.

 

3- Ödeme Süresi ve Şekli

 

Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yapılandırılan alacaklar, bu Tebliğin (II/C) ve (II/E-7) bölümlerinde yapılan açıklamalara göre ilgili belediyelere ödenecektir.


D- DİĞER ÜCRET GELİRİ ELDE EDENLERİN BEYANI

 

                Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 193 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde sayılan diğer ücret mükelleflerinin; 2011 yılı Mart ayı sonuna kadar vergi dairelerine başvurarak, 2011 takvim yılına ilişkin gelir vergilerini tarh ettirmeleri ve karnelerine işlettirmeleri kaydıyla (2011 yılı Şubat ayı içerisinde vergilerini tarh ettiren diğer ücret mükellefleri dahil) önceki dönemlere ilişkin olarak herhangi bir vergi ve ceza aranmayacağı hükme bağlanmıştır. İşverenlerin diğer ücretlilere ait kimlik bilgileri ve vergi karnesi ile yapacakları başvurular da bu kapsamda değerlendirilecektir.

 

Diğer taraftan, diğer ücret geliri elde edenlerden daha önce mükellefiyet kaydını yaptırmamış olanların işe başlama tarihi olarak bu Kanuna göre yaptıkları müracaat tarihi esas alınacaktır. Daha önceki yıllarda başka vergi dairelerine karnelerini ibraz ederek vergilerini tarh ettiren mükellefler, başvurularında bu vergi dairelerini de belirteceklerdir.

 

VI– MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

 

6111 sayılı Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerinde yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer vergisinde matrah ve vergi artırımı uygulamasına ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

 

A- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDA BULUNABİLECEK MÜKELLEFLER

 

Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetinde olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri 2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yılları için 6111 sayılı Kanunun 6, 7, 8 ve 9 uncu maddelerine göre matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.

 

Aynı şekilde,

 

- Hizmet erbabına ödenen ücretlerden,

- Serbest meslek ödemelerinden,

- Yıllara sari inşaat ve onarım işlerine ait ödemelerden,

- Kira ödemelerinden,

- Çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden,

- Esnaf muaflığından yararlananlara yapılan ödemelerden

 

gelir veya kurumlar vergisi tevkifatı yapmakla sorumlu olanlar da bu ödemelerine ilişkin olarak bu yıllarla ilgili vergi artırımında bulunabileceklerdir.

 

Adi ortaklıklar ve kollektif şirketlerde ortaklar, komandit şirketlerde komandite ortaklar ile adi komandit şirketlerde komanditer ortaklar da anılan yıllar için matrah ve vergi artırımından yararlanabileceklerdir.

 

Sözü edilen yıllara ilişkin vergi matrahlarının takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmiş ve/veya haklarında vergi incelemesine başlanılmış olan mükellefler de matrah ve vergi artırımından faydalanabileceklerdir.

 

Beyanname vermekle birlikte zarar, indirim ve istisnalar nedeniyle matrah ve vergi beyan etmeyen ya da ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri de matrah ve vergi artırımı yapabileceklerdir.

 

Kurumlar vergisi mükellefleri, anılan yıllarla ilgili olarak vermiş oldukları beyannamelerinde kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre veya aynı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre tevkifata tabi kazanç ve iratlarının bulunması halinde, bu tevkifat matrahlarını da artıracaklardır. 

 

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (k) bendine göre kurumlar vergisinden muaf bulunan ve bu nedenle kurumlar vergisi beyannamesi ile muhtasar beyanname vermemiş olan kooperatifler de 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Öte yandan, 6111 sayılı Kanuna göre matrah ve vergi artırımında bulunmayan gelir, kurumlar ve katma değer vergisi mükelleflerinin, Kanunun 5 inci maddesine göre, kapsama giren dönemlere ilişkin olarak pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunmaları da mümkün bulunmaktadır. Ancak idarenin, pişmanlık hükümlerinden faydalanarak beyanda bulunan mükellefler hakkında, pişmanlık hükümlerine göre beyanda bulundukları dönemler için vergi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak tarhiyat hakkı saklıdır.

 

B- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANABİLMEK İÇİN YAPILACAK BAŞVURUNUN SÜRESİ VE ŞEKLİ

 

1- Başvurunun Süresi

 

6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerinde başvuru süresi, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonu olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

 

Buna göre, matrah ve vergi artırımında bulunmak isteyen gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri ile katma değer vergisi mükellefleri, Kanunda ve bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslar dahilinde, 2 Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden artırımda bulunabileceklerdir.

 

Mükellefler, en geç 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine başvurmadıkları takdirde, 6111 sayılı Kanunla getirilen matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanamayacaklardır.


2- Başvurunun Şekli

 

6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri uyarınca verilmesi gereken bildirimlerden elektronik ortamda gönderilebilenlerin; yıllık gelir veya kurumlar ile katma değer vergisi beyannamelerini ya da muhtasar beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda olan mükellefler tarafından 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur.

 

Artırıma ilişkin yılda elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayan ancak bu Tebliğin yayımlandığı tarih itibariyle bu kapsamda olan mükellefler de matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerini elektronik ortamda göndermek zorundadırlar.

 

Elektronik ortamda beyanname ve bildirim verme zorunluluğu bulunmayanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin başvurular; gelir, kurumlar veya katma değer vergileri mükellefiyeti yönünden bağlı olunan ya da muhtasar beyannamelerini vermiş oldukları vergi dairelerine kağıt ortamında yapılabilecektir.

 

Bu Tebliğin yayımlanmasından önce mükellefiyeti sona erenler ile hakkında mükellefiyet tesis edilmemiş olanların, 6111 sayılı Kanun kapsamında verilecek söz konusu bildirimleri elektronik ortamda gönderme zorunlulukları bulunmamaktadır.

 

Matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin ölüm, gaiplik, tasfiye veya devir ya da tam bölünme gibi durumlarda birden fazla kişi tarafından birlikte verilmesinin gerekli olduğu hallerde, söz konusu bildirimlerin kağıt ortamında verilmesi gerekmektedir.

 

Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde sayılan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımına yönelik başvurularını, bağlı bulundukları vergi dairelerine kağıt ortamında yapmaları ve artırım üzerine hesaplanan vergileri anılan bentte yer alan sürede ödeme taleplerini de başvuruları sırasında belirtmeleri icap etmektedir.

 

Diğer taraftan, mükelleflerce matrah ve vergi artırımına ilişkin olarak yapılacak başvuruların, esas itibarıyla, mükellef veya mükellefi temsile yetkili kişilerce yapılması gerekmektedir.

 

6111 sayılı Kanun kapsamındaki 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında gelir, kurumlar veya katma değer vergileri ile muhtasar beyanname yönünden değişik vergi dairelerinin mükellefi olanlarca, matrah ve vergi artırımına ilişkin bildirimlerin, en son mükellefiyetleri bulunan vergi dairelerine verilmesi gerekmekte olup, bu bildirimlere dayanılarak tarh edilecek vergiler hakkında söz konusu vergi daireleri tarha yetkili kılınmıştır.

 

Öte yandan, vergi artırımı kapsamına giren dönemler için muhtasar beyanname yönünden merkez veya şubeleri için ayrı ayrı mükellefiyetleri bulunan ve vergi artırımından yararlanmak isteyen mükelleflerin, merkez ve her bir şube için ayrı ayrı vergi artırımında bulunmaları gerekmektedir.


C- GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE ARTIRIM

 

1- Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı

 

a) Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı

 

2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamelerinde vergiye tabi gelir (matrah) beyan eden gelir vergisi mükelleflerinin bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;

 

2006 yılı için ................................................... %30,

2007 yılı için ................................................... %25,

2008 yılı için ................................................... %20,

2009 yılı için ................................................... %15

 

oranlarından az olmamak üzere artırılması gerekmektedir. (Ek:7) Dilerlerse mükellefler, ilgili yıllar için, bu oranların üzerinde artırımda bulunabileceklerdir. Gelir vergisi mükellefleri için artırıma esas olacak matrah, üzerinden gelir vergisi hesaplanan matrah olacaktır.

 

Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak artırılan matrahların tutarı;

 

aa) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı için;

 

2006 yılı için ..................................................   9.550 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 10.320 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 11.220 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 12.230 TL’den,

 

ab) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri için;

 

2006 yılı için .................................................. 6.370 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 6.880 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 7.480 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 8.150 TL’den,

 

ac) Ticari kazancı sadece basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri için;

                                                                                                                                       

2006 yılı için ..................................................    955 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 1.032 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 1.122 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 1.223 TL’den,


ad) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri için;

 

2006 yılı için .................................................. 1.910 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 2.064 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 2.244 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 2.446 TL’den,

 

ae) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir vergisi mükellefleri için;

 

2006 yılı için .................................................. 6.370 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 6.880 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 7.480 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 8.150 TL’den

               

az olmayacaktır.

 

af) Özellik arzeden durumlar

 

Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına veya işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, beyannamelerinde diğer gelir unsurlarının bulunması halinde söz konusu mükellefler, durumlarına göre, Tebliğin bu bölümünün (aa) veya (ab) alt bölümünde yer alan asgari matrahları dikkate almak suretiyle matrah artırımında bulunacaklardır.

 

Beyannamelerinde, ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dahil) beyan eden gelir vergisi mükellefleri için, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlar esas alınacaktır.

 

Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında beyannamelerinde vergiye tabi başka gelir unsurları beyan eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat beyan eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.

 

Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.

 

Ayrıca, ilgili yıllar için 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca matrah artırımında bulunan gelir vergisi mükellefleri, mesken olarak kiraya verilen binalardan elde edilen kira gelirlerine ilişkin olmak üzere o yıl için belirlenen istisna tutarlarını matrah artırımı yaparken dikkate almayacaklardır.

 

Verdikleri yıllık gelir vergisi beyannamesinde birden fazla gelir unsuru bulunan mükellefler, matrah artırımlarını yıllık beyannamelerinde yer alan toplam matrah üzerinden yapacaklar, gelir unsurlarının bir kısmı itibarıyla artırımda bulunmayacaklardır.

 

Matrah artırımı talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak gelir vergisi mükelleflerinin ölümü veya gaipliği halinde, bu mükelleflerin varisleri, muris adına matrah artırımında bulunabilirler. Bu takdirde, tüm mirasçıların birlikte matrah artırımında bulunması gerekeceği tabiidir. Ancak şahsi ticari işletmenin faaliyetinin mirasçılar tarafından sürdürülmesi halinde,  bu faaliyeti devam ettiren mirasçı veya mirasçıların matrah artırımında bulunması yeterli olacaktır.

 

ag) Konuya ilişkin örnekler

 

Örnek 1- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (A)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 40.000 TL, 2007 yılı için 50.000 TL, 2008 yılı için 70.000 TL ve 2009 yılı için ise 90.000 TL’dir.

 

Mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahlarını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı bu Tebliğin (VI/C-3) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

Gelir Vergisinin Hesabı

 

Yıllar

İlgili Yıllar Vergi Matrahı (TL)

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı (TL)

(1x2)

(3)

Asgari Matrah (TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

(6)

Ödenecek

Gelir

Vergisi

(TL)

(5x6)

(7)

2006

40.000

% 30

12.000

9.550

12.000

% 20

2.400

2007

50.000

% 25

12.500

10.320

12.500

% 20

2.500

2008

70.000

% 20

14.000

11.220

14.000

% 20

2.800

2009

90.000

% 15

13.500

12.230

13.500

% 20

2.700

Toplam

10.400

 

Mükellefin ilgili yıllarda beyan ettiği matrahlara uygulanan artırım oranları sonucu asgari matrahlardan yüksek tutarda matrah artırımı yaptığı görülmektedir.

 

Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 10.400 TL olacaktır.   

 

Ödeme

 

Peşin ödeme durumunda; 10.400 TL defaten ödenecektir.

 

Ödemenin taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı varsayıldığında;

 

- 6 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:   [(10.400 x 1,05)/6=]  1.820 TL,

 

- 9 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:   [(10.400 x 1,07)/9=]  1.236,44 TL,

 

- 12 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,10)/12=]   953,33 TL,

 

- 18 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(10.400 x 1,15)/18=]   664,44 TL

 

olacaktır.

 

Mükellefin tercihte bulunduğu taksit tutarlarını süresinde ödememesi, matrah artırımı hükümlerinden yararlanmasına engel teşkil etmemekle birlikte, süresinde ödenmeyen taksitler 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranında gecikme zammı tatbik edilmek suretiyle takip ve tahsil edilecektir.

 

Örnek 2- Serbest meslek erbabı (C)'nin 2008 yılı gelir vergisi beyannamesinde beyan ettiği gelir vergisi matrahı 85.000 TL’dir. Mükellefin bu matraha ilişkin beyan ettiği gelirleri aşağıdaki gibidir.

 

Serbest meslek kazancı

20.000,- TL

Birinci işverenden alınan ücret

24.000.- TL

İkinci işverenden alınan ücret

23.000.- TL

Kira geliri

18.000.- TL

 

Mükellef, 2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin matrah artırımına ilişkin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

2008 yılı Gelir Vergisi Matrahı                                   85.000 TL

2008 yılı için Artırım Oranı                                         %20

Artırılan Matrah Tutarı (85.000 x %20=)                  17.000 TL

Kanunla Belirlenen Asgari Matrah                          11.220 TL

 

Yıl

İlgili Yıl Vergi Matrahı (TL)

 

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı (TL) (1x2)

(3)

Asgari Matrah

(TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den  Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5x6)

(7)

2008

85.000

% 20

17.000

11.220

17.000

% 15

2.550

 

Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 17.000 TL’dir. Mükellefin beyanı, Kanuna göre serbest meslek mükelleflerinin 2008 yılı için belirlenmiş asgari matrah tutarından (11.220 TL) fazla olduğundan, mükellefin beyanı esas alınacaktır.

 

Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergilerin süresinde ödendiği ve mükellefin bu vergi türleri için Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanmadığı varsayılarak vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.

 

Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 2.550 TL olacaktır. 

 

Ödeme

 

Peşin ödeme durumunda; 2.550 TL defaten ödenecektir.

 

Ödemenin taksit imkanından yararlanılarak yapıldığı varsayıldığında;

 

- 6 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:   [(2.550 x 1,05)/6=]           446,25 TL

 

- 9 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı:   [(2.550 x 1,07)/9=]           303,17 TL

 

- 12 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,10)/12=]         233,75 TL

 

- 18 taksitle ödenmesi durumunda; taksit tutarı: [(2.550 x 1,15)/18=]         162,92 TL

 

olacaktır.

 

Örnek 3- Serbest meslek erbabı (A)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 18.500 TL, 2007 yılı için 24.000 TL, 2008 yılı için 60.000 TL ve 2009 yılı için ise 50.000 TL’dir.

 

Mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.

 

 

Yıllar

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Asgari Matrah Tutarı

(TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5 x 6)

 

 

(7)

 

2006

 

18.500

 

%30

 

5.550

 

9.550

 

9.550

 

%20

 

1.910

 

2007

 

24.000

 

%25

 

6.000

 

10.320

 

10.320

 

%20

 

2.064

 

2008

 

60.000

 

%20

 

12.000

 

11.220

 

12.000

 

%20

 

2.400

 

2009

 

50.000

 

%15

 

7.500

 

12.230

 

12.230

 

%20

 

2.446

Toplam

8.820

 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi toplamda 8.820 TL olacaktır.     

 

Ödeme

 

Ödemenin peşin yapıldığı varsayıldığında, 8.820 TL defaten ödenecektir.

 

Örnek 4- Sadece basit usulde vergilendirilen (A)’nın ticari kazancına ilişkin olarak 2006 yılı için beyan ettiği gelir vergisi matrahı 5.000 TL’dir.

 

Mükellef, 2006 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

 

 

Yıl

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Asgari Matrah Tutarı

(TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5 x 6)

 

 

(7)

 

2006

 

5.000

 

%30

 

1.500

 

955

 

1.500

 

%20

 

300

 

Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 300 TL olacaktır.

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(300 x 1,15)/18=] 19,17 TL olacaktır.

 

Örnek 5- Ticari kazancı basit usulde vergilendirilen (A)’nın 2008 yılı için beyan ettiği gelir vergisi matrahı 4.800 TL’dir. Mükellefin matrahının 2.000 TL’si basit usulde ticari kazanç, 2.800 TL’si konut kira gelirinden oluşmaktadır.

 

Mükellef, 2008 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

2008 yılı Gelir Vergisi Matrahı                               4.800 TL

2008 yılı İçin Artırım Oranı                                     %20

Artırılan Matrah Tutarı (4.800 x %20=)                960 TL

Kanunla Belirlenen Asgari Matrah                      7.480 TL


 

 

 

 

Yıl

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Asgari Matrah Tutarı (TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5 x 6)

 

 

(7)

 

2008

 

4.800

 

%20

 

960

 

7.480

 

7.480

 

%20

 

1.496

 

Mükellefin beyanına göre hesaplanan matrah 960 TL’dir. Ancak, 6111 sayılı Kanuna göre basit usul mükelleflerinin beyana tabi gelirinin yanında beyan edilen başka bir gelirinin de bulunması nedeniyle artırımda bulunacakları asgari matrahın tespitinde, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrah tutarları esas alınacaktır. Buna göre asgari matrah tutarı, 7.480 TL’den aşağı olamayacağından hesaplamada bu tutar dikkate alınacaktır.

 

Mükellefin artırım nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 1.496 TL olacaktır.

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(1.496x1,15)/18=] 95,58 TL olacaktır.

 

Örnek 6- Üç ayrı işverenden elde ettiği ücret gelirinden dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi vermiş olan mükellef (G)’nin 2009 yılındaki vergi matrahı 65.000 TL’dir. Ücret gelirinin tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş bulunmaktadır.

 

Birinci işverenden alınan ücret

26.000,- TL

İkinci işverenden alınan ücret

24.000,- TL

Üçüncü işverenden alınan ücret

15.000,- TL

 

Mükellef, 2009 yılı gelir vergisi matrahını Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde  bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Bu mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

 

 

 

Yıl

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Asgari Matrah Tutarı

(TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(5 x 6)

 

 

(7)

2009

65.000

%15

9.750

8.150

9.750

%15

1.462,50

 


Matrah artırımında bulunulan yıla ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi süresinde verilerek tahakkuk eden vergiler zamanında ödenmiş ve bu vergi türleri için 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanılmadığından vergi oranı %15 olarak dikkate alınmıştır.

 

Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi       1.462,50 TL olacaktır.

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(1.462,50x1,15)/18=] 93,44 TL olacaktır.

 

b) Mükellefiyet Kayıtları Olup da Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olanların Matrah Artırımı

 

2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak,

 

-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde zarar beyan eden mükellefler,

-Yıllık gelir vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen mükellefler,

-Mükellefiyet kayıtları olup da beyanname vermemiş olan mükellefler,

-İlgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar

 

bu bölümdeki açıklamaları esas alarak matrah artırımından yararlanabileceklerdir (Ek:7).

 

ba) Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabı;

 

2006 yılı için ..................................................   9.550 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 10.320 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 11.220 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 12.230 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Ticari veya zirai kazancı bilanço esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbabının, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması halinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır.


bb) Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için .................................................. 6.370 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 6.880 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 7.480 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 8.150 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Ticari veya zirai kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmesi gereken gelir vergisi mükelleflerinin, kazanç ve iratları arasında diğer gelir unsurlarının da bulunması halinde, söz konusu mükellefler, yukarıda yer alan asgari matrahlardan az olmamak üzere matrah artırımında bulunacaklardır.

 

bc) Ticari kazancı sadece basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için ..................................................    955 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 1.032 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 1.122 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 1.223 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

bd) Geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşan gelir vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için .................................................. 1.910 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 2.064 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 2.244 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 2.446 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

be) Geliri yukarıda sayılanlar dışında kalan gelir vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için .................................................. 6.370 TL’den,

2007 yılı için .................................................. 6.880 TL’den,

2008 yılı için .................................................. 7.480 TL’den,

2009 yılı için .................................................. 8.150 TL’den

 

az olmamak üzere, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahlar üzerinden matrah beyanında bulunmaları şartıyla 6111 sayılı Kanunun matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Ticari ve zirai kazanç ile serbest meslek kazancı dışında kalan ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat (bu kazanç veya iratların birkaçının elde edilmiş olması hali dahil) elde  eden gelir vergisi mükellefleri, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen ve yukarıda yer alan asgari matrahları esas alacaklardır.

 

bf) Özellik arzeden durumlar

 

Ticari kazancı basit usulde tespit edilmekle birlikte, bu kazancının yanında vergiye tabi başka gelir unsurları elde eden mükellefler ile gayrimenkul sermaye iradının yanında ücret, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve irat elde eden gelir vergisi mükellefleri de işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenen asgari matrahları esas alacaklardır.

 

Diğer taraftan, ticaret şirketleri, 213 sayılı Kanun uyarınca birinci sınıf tüccar olarak değerlendirildiklerinden, kollektif şirketlerde ortaklar ile komandit şirketlerde komandite ortaklar, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler hakkında yapılan açıklamalar çerçevesinde matrah artırımında bulunabileceklerdir. Adi komandit şirketlerin, menkul sermaye iradı elde eden komanditer ortakları da bu iratlarla ilgili olarak matrah artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Adi ortaklıklarda ortaklar, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda olduklarından bunlar, yukarıda açıklanan esaslardan durumlarına uyan şekilde matrah artırımında bulunabileceklerdir.

 

bg) Konuya ilişkin örnekler

 

Örnek 7- Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi (K)’nın yıllık beyannamede beyan ettiği gelir vergisi matrahı, 2006 yılı için 18.500 TL ve 2007 yılı için 44.000 TL’dir. Mükellef diğer yıllar için beyanname vermemiştir.

 

Bu mükellef, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin gelir vergisi matrahını 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı olduğu vergi dairesine başvurmuştur.

 

Mükellefin, 6111 sayılı Kanuna göre ödeyeceği gelir vergisi tutarı aşağıda açıklanan şekilde hesaplanacaktır.

 

 

 

Yıllar

İlgili Yıllar Vergi Matrahı

(TL)

 

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı (TL)

(1x2)

 

 

(3)

Asgari Matrah

Tutarı (TL)

 

 

(4)

Hesaplamaya Esas Matrah

Tutarı (TL)

(3 veya 4’den Fazla Olanı)

(5)

Vergi Oranı

 

 

 

 

(6)

Kanuna Göre Ödenecek Gelir Vergisi

(TL)

(5 x 6)

 

(7)

2006

18.500

%30

5.550

9.550

9.550

%20

1.910

2007

44.000

%25

11.000

10.320

11.000

%20

2.200

2008

-

%20

-

11.220

11.220

%20

2.244

2009

-

%15

-

12.230

12.230

%20

2.446

Toplam

8.800

 


Mükellefin matrah artırımı nedeniyle ödemesi gereken gelir vergisi 8.800 TL olacaktır.     

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapılacağı varsayıldığında, taksit tutarı: [(8.800x1,15)/18=] 562,22 TL olacaktır.

 

Örnek 8- Gerçek kişi (B), 2009 yılında kira geliri elde etmiş olduğu halde, bu gelirini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakmış ve mükellefiyet tesis ettirmemiştir.

 

Mükellef, 2009 yılı için gelir vergisi matrahını, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak artırmak için başvuru süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine, sadece gayrimenkul sermaye iradı elde ettiğini belirterek başvurmuştur.

 

Bu mükellefin ilgili yıl için belirlenen asgari matrahtan az olmamak üzere matrah beyan etmesi gerekmektedir.

 

Buna göre, mükellefin gelir vergisi hesabı aşağıdaki şekilde olacaktır.

 

Yıl

Beyan Edilen Matrah Tutarı

(TL)

 

(1)

Asgari Matrah

Tutarı (TL)

 

(2)

Hesaplamaya Esas Matrah Tutarı (TL)

(1 veya 2’den Fazla Olanı)

(3)

Vergi Oranı

 

 

(4)

Kanuna Göre Ödenecek Gelir Vergisi (TL)

(3 x 4)

(5)

2009

YOK

2.446

2.446

%20

489,20

 

Mükellefin ödeyeceği vergi tutarı 489,20 TL olacaktır.

 

Ödeme

 

Ödemenin 18 taksitle yapıldığı varsayıldığında, taksit tutarı: [(489,20x1,15)/18=] 31,25 TL olacaktır.

 

2- Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesine İlişkin Matrah Artırımı

 

a) Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Matrah Beyan Etmiş Olan Mükelleflerin Matrah Artırımı

 

2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin olarak verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde vergiye tabi kurum kazancı (matrah) beyan eden kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin vergi matrahlarının;

 

2006 yılı için ................................................... %30,

2007 yılı için ................................................... %25,

2008 yılı için ................................................... %20,

2009 yılı için ................................................... %15

 

oranlarından az olmamak üzere artırılması gerekmektedir (Ek:8). Dilerlerse mükellefler ilgili yıllar için bu oranların üzerinde artırımda bulunabileceklerdir. Kurumlar vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanun çerçevesinde artırıma esas olacak matrah, doğrudan üzerinden kurumlar vergisi hesaplanan kurumlar vergisi matrahı olacaktır.

 

Ancak, anılan yıllara ilişkin olarak kurumlar vergisi mükelleflerince artırılan matrahların tutarı;

 

2006 yılı için .................................................19.110 TL’den,

2007 yılı için .................................................20.650 TL’den,

2008 yılı için .................................................22.440 TL’den,

2009 yılı için .................................................24.460 TL’den

 

az olmayacaktır.

 

Mükelleflerce ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi verilmiş ve düzeltme işlemlerinin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere, ikmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar üzerine Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.

 

b) Mükellefiyet Kayıtları Olup da Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde Zarar Beyan Etmiş veya Hiç Beyanname Vermemiş Olan Mükellefler ile Faaliyette Bulunduğu veya Gelir Elde Ettiği Halde Mükellefiyet Tesis Ettirmemiş Olan Kurumların Matrah Artırımı

 

2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olarak kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyeti bulunduğu halde, bu mükellefiyetlerini her ne sebeple olursa olsun yerine getirmeyerek ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş ve kazanç elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve kazançlarını vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş olan mükellefler ile bu yıllara ilişkin olarak verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde indirim ve istisnalar nedeniyle matrah beyan etmeyen ya da zarar beyan eden kurumlar vergisi mükellefleri;

 

2006 yılı için .................................................19.110 TL’den,

2007 yılı için .................................................20.650 TL’den,

2008 yılı için .................................................22.440 TL’den,

2009 yılı için .................................................24.460 TL’den

 

az olmamak üzere, matrah beyanında bulunmaları şartıyla, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabileceklerdir (Ek: 8).

 

Tasfiye halinde bulunan kurumların tasfiye dönemlerine ilişkin yıllar için matrah artırımında bulunmaları, tasfiye bitiş beyannamesinin verilmesi üzerine 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılacak olan incelemelere engel teşkil etmemektedir. Ancak, matrah artırımı sonucu ödenen vergiler, tasfiye karı üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilebilecektir.

 

5520 sayılı Kanun uyarınca yapılan devirlerde, devrolan kurumun tüm hak ve yükümlülükleri devir alan kuruma intikal ettiğinden, devir suretiyle infisah eden ve ticaret sicilinden silinerek mükellefiyet kayıtları kapatılan kurumlar adına devir alan kurumlar tarafından matrah ve vergi artırımında bulunulması ve Kanunun öngördüğü imkanlardan yararlanılması mümkündür.

 

Aynı şekilde anılan Kanun uyarınca gerçekleştirilen tam bölünme işlemlerinde de bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar birlikte, bölünen kurum adına matrah ve vergi artırımında bulunulabilecektir.

 

Diğer taraftan, 5904 sayılı Kanunla 5520 sayılı Kanunun 17 nci maddesine eklenen dokuzuncu fıkraya göre, ticaret sicilinden silinmek suretiyle tüzel kişiliği sona eren kurumlar vergisi mükellefleri hakkında 5904 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 3/7/2009 tarihinden itibaren kesilecek vergi cezaları dahil kurumlar vergisi, katma değer vergisi vb. her türlü vergi tarhiyatı,

 

-Tasfiye öncesi dönemler için, müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi biri adına,

 

-Tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa müteselsilen sorumlu olmak üzere bunlardan herhangi biri adına

 

yapılmaktadır.

 

Artırım talebinde bulunulan yıllarla ilgili olarak kurumlar vergisi mükelleflerinin tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmiş olmaları halinde, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan bir şirket adına 6111 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırımında bulunmak üzere bildirim veya beyanda bulunulması mümkün değildir.

 

Ancak, söz konusu kurumların kanuni temsilcilerinin veya tasfiye memurlarının, anılan Kanun kapsamında kendileri tarafından (tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmiş olan kurumların kanuni temsilcisi veya tasfiye memuru olduklarına dair bilgileri de ihtiva eden) bildirim veya beyanlar ile artırımdan yararlanmaları mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede, tasfiye öncesi dönemler için, kanuni temsilciler hep birlikte; tasfiye dönemleri için, tasfiye memuru veya birden fazla tasfiye memuru varsa tüm tasfiye memurları birlikte matrah ve vergi artırımında bulunabilecektir.

 

3- Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı ve Matrah Beyanında Uygulanacak Vergi Oranları

 

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince bu Tebliğin (VI-C/1) ve (VI-C/2) bölümlerinde belirtilen şekilde artırılan veya beyan edilen matrahlara % 20 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır.

 

6111 sayılı Kanun hükümlerine göre artırılan veya beyan edilen matrahlar üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisi için ayrıca herhangi bir vergi ya da fon hesaplanmayacak ve ödenmeyecektir.

 

Artırılan bu matrahlar üzerinden geçici vergi de hesaplanmayacaktır.

 

Öte yandan, matrah artırımında bulunmak istedikleri yıllara ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini kanuni süresinde vermiş ve bu beyannameler üzerinden anılan beyannamelere ilişkin damga vergisi de dahil olmak üzere tahakkuk eden vergilerin tamamını süresinde ödemiş bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu vergi türlerine ilişkin olarak herhangi bir dönem için 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olmaları şartıyla, Kanunun 6 ncı madde hükmüne göre artırdıkları matrahlara % 20 yerine % 15 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi tutarı hesaplanacaktır. % 15 oranının belirlenmesinde, maddede öngörülen şartların her yıl için ayrı ayrı dikkate alınması gerekmektedir.

 

Örneğin, 2006 yılına ilişkin olarak matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi mükellefinin bu döneme ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini süresinde verip, beyanname üzerinden tahakkuk eden kurumlar vergisini süresinde ödemesi halinde, bu vergi türü için diğer dönemler de dahil olmak üzere 6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olması şartıyla, bu mükellef, matrah artırım tutarı üzerinden %15 oranında vergilendirilecektir. Söz konusu mükellefin anılan döneme ilişkin olarak daha sonra pişmanlık hükümlerine göre veya kendiliğinden düzeltme beyannamesi vermesi de artırılan matraha %15 oranının uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.

 

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin süresinde vermiş oldukları yıllık beyannamelerde, zarar beyan edilmiş olması veya ilgili kanunlarda yer alan istisna uygulaması, indirim ve mahsuplar nedeniyle ödenecek vergi çıkmamış olması durumunda da bu mükelleflerce artırılan matrahlara da % 15 vergi oranı uygulanmak suretiyle ödenecek vergi hesaplanacaktır.

 

Bu şekilde indirimli oranda vergi ödeme hakkı bulunan mükelleflerin başvurularında, bu hususu, başvuruda kullanılan bildirimin ilgili sütununda belirtmeleri gerekmektedir.

 

4- 193 sayılı Kanunun Geçici 61 inci Maddesi ve Geçici 67 nci Maddesinin Sekizinci Fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci Maddesinin Üçüncü Fıkrasına Göre Vergi Tevkifatına Tabi Kazanç ve İratları Bulunan Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı

 

a) Yatırım İndirimi İstisnası Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı

 

193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesinde, 24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki yatırımlarla ilgili yatırım harcamalarına (teşvik belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen iktisadî kıymetler için yapılan harcamalar hariç), yatırım indirimi uygulamasına ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun bu tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlerinin uygulanacağı, bu şekilde yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar ile anılan tarihten önce gerçekleşen yatırımlar üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz olması nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım indiriminden yararlanan kazançlar üzerinden dağıtılsın, dağıtılmasın %19,8 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükmü yer almaktadır.

 

Bu Tebliğin (VI-C/2) bölümüne göre matrah artırımında bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin, aynı zamanda 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesi kapsamında vergi tevkifatına tabi kazançlarının bulunması halinde, vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazançlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek: 9).

 

Bir başka ifade ile 2006, 2007 ve 2008 yıllarında vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamelerinde kurumlar vergisine tabi matrah beyan eden, matrah beyan etmeyen veya zarar beyan eden mükelleflerin, bu dönemlere ilişkin olarak 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi kazançları ile ilgili olarak vergi artırımı veya matrah beyanında bulunabilmeleri için, bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen şekilde kurumlar vergisi matrahlarını da artırmaları zorunludur.

 

Buna göre, yukarıda belirtilen her iki duruma uygun artırımda bulunmayan mükelleflerin 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmünden yararlanmaları mümkün değildir.

 

Diğer taraftan, yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar üzerinden anılan hüküm uyarınca yapılan vergi tevkifatı, ilgili yılın kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği vergilendirme dönemine ait muhtasar beyannameyle bu vergilendirme dönemini izleyen ayın yirmiüçüncü günü akşamına kadar beyan edilmektedir. 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarına göre yapılacak vergi artırımı ve matrah beyanı yıl bazında yapılmakla birlikte, söz konusu yıla ilişkin olarak anılan hüküm uyarınca vergi artırımı veya matrah beyan edilmesi halinde, bu yıla ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesinden indirilen yatırım indirim istisnasına tabi kazançlar için vergi tevkifatı yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

 

Örneğin, hesap dönemi takvim yılı olan bir kurumlar vergisi mükellefinin kurumlar vergisi matrah artırımı ile birlikte, 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarına göre 2006 yılı için vergi artırımı ve matrah beyanında bulunması durumunda, bu yıla ilişkin olarak Nisan 2007 vergilendirme dönemine ait muhtasar beyanname ile beyan edilen yatırım indirim istisnasına tabi kazançlar için vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olması söz konusu olmayacaktır.

 

Öte yandan, 6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tevkifata tabi kazanç ve iratların, yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde istisna uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden araştırılabileceği tabidir.

 

aa) Yatırım indirimi istisnasına tabi kazançları bulunan ve bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri

 

Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, yatırım indirimi istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması halinde, bu mükellefler anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen vergilerini;

 

2006 yılı için ..........................................................................%30,

2007 yılı için ..........................................................................%25,

2008 yılı için ..........................................................................%20

 

oranlarından az olmamak üzere artırarak ödemeleri kaydıyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

Yukarıda açıklandığı üzere, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre, vergi tevkifatına tabi kazançların daha önce beyan edilmiş olması kaydıyla bu kazanç ve iratların matrahı artırılmamakta, vergileri artırılmaktadır.

 

ab) Verdikleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinde yatırım indirimi istisnası uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç bulunan ve bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler

 

Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde, yatırım indirimi istisnasına tabi kazancı bulunduğu halde, 193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre vergi tevkifatına tabi bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlara ilişkin tevkifat matrahlarını;

 

2006 yılı için .................................................  9.555 TL’den,

2007 yılı için .................................................10.325 TL’den,

2008 yılı için .................................................11.220 TL’den

 

az olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden % 15 oranında vergi hesaplamaları ve ödemeleri gerekmektedir.

 

b) Yatırım Fon ve Ortaklıklarında Kurum Bünyesinde Yapılan Vergi Tevkifatında Vergi Artırımı ve Matrah Beyanı

 

5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile kurumlar vergisinden istisna edilen;

 

- Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,

 

- Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,

 

- Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,

 

- Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,

 

- Konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının kazançları

 

dağıtılsın dağıtılmasın, 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile vergi tevkifatına tabi tutulmuş bulunmaktadır.


193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile menkul kıymetler yatırım fonları (borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları dahil) ile yatırım ortaklıklarının kurumlar vergisinden istisna edilmiş olan portföy işletmeciliğinden doğan kazançları, dağıtılsın veya dağıtılmasın vergi tevkifatına tâbi tutulmaktadır.

 

2006/10731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile borsa yatırım fonları ile konut finansman fonları ve varlık finansman fonları için tevkifat oranı ilgili dönemde %0 olarak uygulanmış olup, menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıkları için 1/10/2006 tarihine kadar tevkifat oranı %10, 1/10/2006 tarihinden itibaren ise %0 olarak uygulanmıştır.

 

Öte yandan, portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları için tevkifat oranı 2006 ve 2007 yılları için %15 oranında uygulanmış bulunmaktadır.

 

Bu nedenle, anılan fon ve ortaklıkların, kurum bünyesinde yapılması gereken söz konusu vergi tevkifatına ilişkin olarak, vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazanç ve iratlar hakkında da aşağıdaki esaslara göre vergi artırımı veya matrah beyanında bulunmaları gerekmektedir (Ek: 9).

 

Anılan fon ve ortaklıkların ilgili yıllarda münhasıran portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunmuş olmaları halinde, portföy işletmeciliği kazançlarının tamamı 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre kurumlar vergisinden istisna edilmiş olduğundan beyannamede kurumlar vergisi matrahı oluşmamaktadır. Bu itibarla anılan fon ve ortaklıklar, kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmaksızın, vergi tevkifatına tabi portföy işletmeciliği kazançları üzerinden kurum bünyesinde yapılacak vergi tevkifatı için matrah ve vergi artırımında bulunabileceklerdir.

 

Diğer taraftan, anılan fon veya ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançlarının dışında istisna kapsamında olmayan kazanç ve iratlarının bulunması halinde, bu kazançları bakımından vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için bu Tebliğin (VI-C/2) bölümünde belirtilen şekilde matrah ve vergi artırımı yapmaları zorunludur.

 

Öte yandan, 6111 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tevkifata tabi kazanç ve iratların, kurumlar vergisi beyannamesinde istisna uygulaması nedeniyle indirilen tutarlara uygun olup olmadığı yönünden idarece araştırılabileceği tabiidir.

 

ba) 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmiş olan kurumlar vergisi mükellefleri

 

Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri kurumlar vergisi beyannamesinde, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutulmuş olan kazançlarının bulunması halinde, bu mükellefler, anılan kazançlar üzerinden tevkif edilen vergilerini;

 

-Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için %30 oranından,

 

-Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için %30, 2007 yılı için % 25 oranından

 

az olmamak üzere artırarak ödemeleri suretiyle 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanabileceklerdir.

 

bb) Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirim konusu yapılan kazanç ve iratları bulunan ve bu gelirlerini muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan mükellefler

 

Verdikleri kurumlar vergisi beyannamelerinde, 5520 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan istisna uygulaması nedeniyle kurum kazancından indirilen ve 193 sayılı Kanunun geçici 67 nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre vergi tevkifatına tabi tutulması gereken kazançları bulunduğu halde, bu kazançlarını muhtasar beyanname ile beyan etmemiş olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, bu yıllara ilişkin olarak vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için, bu kazançlara ilişkin tevkifat matrahlarını;

 

-Menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için 9.555 TL’den,

 

-Portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları nedeniyle 2006 yılı için 9.555 TL’den, 2007 yılı için 10.325 TL’den

 

az olmamak üzere artırarak beyan etmeleri ve beyan edilen bu matrahlar üzerinden % 15 oranında vergi ödemeleri gerekmektedir.

 

c) Dağıtılan Kar Paylarından Yapılan Vergi Tevkifatının Durumu

 

193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci ve 30 uncu maddesinin üçüncü ve altıncı fıkralarında kar dağıtımına bağlı vergi tevkifatı ile dar mükelleflerce ana merkeze aktarılan tutarlar üzerinden yapılacak vergi tevkifatı hükümleri yer almaktadır.

 

6111 sayılı Kanunda, anılan hükümler yönünden matrah ve vergi artırımına ilişkin bir hükme yer verilmediğinden, 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarının dağıtımı sırasında yapılmakta olan vergi tevkifatı, tevkifat yapmakla sorumlu olanlarca, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre matrah ve vergi artırımına konu edilemeyecektir.


d) Konuya İlişkin Örnekler

 

Örnek 9- (K) Anonim Şirketinin 2008 yılına ilişkin olarak vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesinde beyan ettiği kazanç 800.000 TL’dir. Kurum aynı yılda, 400.000 TL yatırım indirimi uygulamış olduğundan kurumlar vergisi matrahı olarak 400.000 TL beyan etmiştir.

 

193 sayılı Kanunun geçici 61 inci maddesine göre de tevkif ettiği vergi tutarı olan (400.000 x %19,8=) 79.200 TL vergi kesintisini, muhtasar beyanname ile beyan ederek zamanında ödemiştir.

 

Bu şirketin 2008 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi yönünden başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunmak istemesi halinde, artırım dolayısıyla ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

Kurumlar Vergisinin Hesabı

 

 

 

Yıl

Beyan Edilen Matrah Tutarı

(TL)

(1)

Artırım Oranı

 

 

 

(2)

Artırılan Matrah Tutarı

(TL)

(1x2)

 

(3)

Artırılan Matraha

Uygulanacak Vergi Oranı

 

(4)

6111 sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)

(3x4)

(5)

 

2008

 

400.000

 

%20

 

80.000

 

% 20

 

16.000

 

Gelir (Stopaj) Vergisinin Hesabı

 

 

Yıl

Daha Önce Beyan Edilen Gelir (Stopaj) Vergisi (TL)

(1)

Artırım Oranı

 

 

(2)

6111 sayılı Kanuna Göre Ödenecek Vergi (TL)

(1x2)

(3)

 

2008

 

79.200

 

% 20

 

15.840

 

Bu mükellef, kurumlar vergisi matrahı ile tevkif edilen kurumlar vergisini birlikte artırmak zorundadır. Aksi takdirde bu mükellefin 6111 sayılı Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanması söz konusu olamayacaktır.

 

Mükellefin matrah artırımı sonrasında ödemesi gereken toplam vergi        31.840 TL’dir.

 

Taksit tutarı ise (18 taksit imkanından yararlandığı varsayıldığında) [(31.840x1,15)/ 18=] 2.034,22 TL olacaktır.


 

 

Örnek 10- (M) A.Ş.’nin 2006 yılı için beyan ettiği kurum kazancı             15.000 TL’dir. Aynı yılda 15.000 TL yatırım indirimi istisnası indirim konusu yapıldığından matrah beyan edilmemiş, 15.000 TL istisna uygulaması nedeniyle tevkif edilip muhtasar beyanname ile beyanı gereken (15.000 x %19,8=) 2.970 TL kurumlar vergisi tevkifatı da muhtasar beyanname ile beyan edilmemiştir.

 

Bu kurumun başvuru süresi içinde matrah artırımında bulunması halinde ödeyeceği vergiler aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

 

Kurumlar Vergisinin Hesabı

 

 

 

 

Yıl

Beyan Edilen Matrah (TL)

(1)

Artırılan Matrah

Tutarı

(TL)

 

(2)

Artırıma Uygulanacak Vergi Oranı

 

(3)

Ödenecek Vergi

(TL)

(2x3)

 

(4)

2006

Yok

19.110*

% 20

3.822

 

 

Gelir (stopaj) Vergisinin Hesabı