|
TÜRK TİCARET KANUNU
|
Kanun
No. 6102
|
Kabul Tarihi: 13/1/2011
|
BAŞLANGIÇ
A) Kanunun uygulama alanı
I - Ticari hükümler
MADDE 1-
(1) Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk
Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu Kanundaki hükümlerle, bir
ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlarda
yazılı özel hükümler, ticari hükümlerdir.
(2) Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan
ticari işlerde, ticari örf ve âdete, bu da yoksa genel hükümlere göre karar
verir.
II - Ticari örf ve âdet
MADDE 2-
(1) Kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak
kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz.
Ancak, irade açıklamalarının yorumunda teamüller de dikkate alınır.
(2) Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü
ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede
değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki
ticari örf ve âdet uygulanır.
(3) Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz
bulunmayanlar hakkında ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği
takdirde uygulanır.
III - Ticari işler
MADDE 3-
(1) Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi
ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.
IV - Ticari davalar ve delilleri
1. Genel olarak
MADDE 4-
(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan
doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç
verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin
birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına
ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi
mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine
ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir
yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ
560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve
ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal
kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari
dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale,
vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan
istisnadır.
(2) Ticari davalarda da deliller ile bunların
sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
hükümlerine tabidir.
2. Ticari davaların görüleceği mahkemeler
MADDE 5-
(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya
tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara
bakmakla görevlidir.
(2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi
varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde
hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret
mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır.
Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi
varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu
Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına
ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
(3) İkinci fıkrada yazılı durumlarda, sadece
iki tarafın isteklerine bağlı olmayan işler hariç olmak üzere, bir davanın
ticari veya hukuki niteliği nedeniyle mahkemenin iş alanına girip
girmediği, taraflarca sadece ilk itiraz şeklinde ileri sürülebilir. İlk
itiraz haklı görüldüğü takdirde dosya talep üzerine ilgili mahkemeye
gönderilir. Kararın sözlü bildirimi veya tebliği tarihinden itibaren on gün
içinde yenilenecek davaya bu mahkeme bakmak zorundadır; ancak, davaya,
davanın niteliğine göre uygulanması gerekli olan usul ve kanun hükümlerini
uygular. Ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmayan bir davanın
ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına
yeterli bir sebep oluşturmaz.
(4) Görevsizlik sebebiyle dava dilekçesinin
reddi hâlinde yapılacak işlemlere ve bunların tabi oldukları sürelere ilişkin
usul hükümleri, iş alanına ait ilk itirazın kabulü hâlinde de uygulanır.
B) Çeşitli hükümler
I - Zamanaşımı
MADDE 6-
(1) Ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı
süreleri, Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme ile değiştirilemez.
II - Teselsül karinesi
MADDE 7-
(1) İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi
için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı
birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi
öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar.
Ancak, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin
yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi
yürütülemez.
(2) Ticari borçlara kefalet hâlinde,
hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de
birinci fıkra hükmü geçerli olur.
III - Ticari işlerde faiz
1. Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları
MADDE 8-
(1) Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.
(2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya
eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla
her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç
sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir
olmayanlara uygulanmaz.
(3) Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler
saklıdır.
(4) Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırı
olarak işletilen faiz yok hükmündedir.
2. Uygulanacak hükümler
MADDE 9-
(1) Ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında,
ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.
3. Faizin başlangıcı
MADDE 10-
(1) Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin
bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.
BİRİNCİ KİTAP
Ticari İşletme
BİRİNCİ KISIM
Tacir
A) Ticari işletme
1. Bütünlük ilkesi
MADDE 11-
(1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan
düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız
şekilde yürütüldüğü işletmedir.
(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi
arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.
(3) Ticari işletme, içerdiği malvarlığı
unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına
gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere
konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını,
işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet
haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını
içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün
hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline
tescil ve ilan edilir.
B) Tacir
I - Gerçek kişiler
1. Genel olarak
MADDE 12-
(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten
kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını,
sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka
bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan
etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi,
ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun
hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde
bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.
2. Küçük ve kısıtlılar
MADDE 13-
(1) Küçük ve kısıtlılara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten
yasal temsilci, tacir sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil edilene aittir. Ancak,
yasal temsilci ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu
olur.
3. Ticaret yapmaktan menedilenler
MADDE 14-
(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle
yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından
doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya
resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir
ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.
(2) Birinci fıkraya aykırı hareketin
doğurduğu hukuki, cezai ve disipline ilişkin sorumluluk saklıdır.
4. Esnaf
MADDE 15-
(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın
belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla
bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası
uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya
ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü
maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü
bunlara da uygulanır.
II - Tüzel kişiler
MADDE 16-
(1) Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir
işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince
özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere
Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel
kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir
sayılırlar.
(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy
ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin
yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar,
bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine
göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri
tacir sayılmazlar.
III - Donatma iştiraki
MADDE 17-
(1) Tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine de aynen uygulanır.
C) Tacir olmanın hükümleri
I - Genel olarak
MADDE 18-
(1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun
bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil
ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla
da yükümlüdür.
(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün
faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
(3) Tacirler arasında, diğer tarafı
temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar
veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya
güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile
yapılır.
(4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler
saklıdır.
II - Özel olarak
1. Ticari iş karinesi
MADDE 19-
(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi
olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili
olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına
durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.
(2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş
niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri
için de ticari iş sayılır.
2. Ücret isteme hakkı
MADDE 20-
(1) Tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle
ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir.
Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden
itibaren faize hak kazanır.
3. Fatura ve teyit mektubu
MADDE 21-
(1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş
görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir
fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini
isteyebilir.
(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten
itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda
bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
(3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir
iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü
olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir
yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda
bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya
açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi
MADDE 22-
(1) Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci
maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525
inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış
olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden
isteyemez.
5. Ticari satış ve mal değişimi
MADDE 23-
(1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler
arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış
sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve
malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi
mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri
sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının
yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını
sadece teslim edilmemiş olan
kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi
dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca
ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan,
sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği
anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir.
b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın
satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık
artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla
yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi,
satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış
giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas
hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve
banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar
edilir.
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça
belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça
belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek
veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya
çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla
yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü
maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
İKİNCİ KISIM
Ticaret Sicili
A) Kuruluş
I - Genel olarak
MADDE 24-
(1) Ticaret sicili, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının gözetim ve
denetiminde ticaret ve sanayi odaları veya ticaret odaları bünyesinde
kurulacak ticaret sicili müdürlükleri tarafından tutulur. Bir yerde oda
mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa, ticaret sicili, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir odadaki ticaret sicili müdürlüğü
tarafından tutulur.
(2) Ticaret sicili kayıtlarının elektronik
ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar tüzükle gösterilir. Bu kayıtlar
ile tescil ve ilan edilmesi gereken içeriklerin düzenli olarak depolandığı
ve elektronik ortamda sunulabilen merkezi ortak veri tabanı, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde
oluşturulur.
(3) Ticaret sicili müdürlüğünün kurulmasında
aranacak şartlar ve odalar arasında sicil işlemleri ile ilgili olarak varlığı
gerekli işbirliğinin sağlanmasına ilişkin esaslar, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
II - Yönetim
MADDE 25-
(1) Ticaret sicili, ticaret sicili müdürü tarafından yönetilir.
Ticaret sicili müdürü, tüzükte belirlenen nitelikleri haiz kişiler
arasından oda meclisi tarafından Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uygun
görüşü alınarak atanır. Aynı usulle sicil müdürlüğünün iş hacmine göre,
yeteri kadar müdür yardımcısı görevlendirilir.
(2) Ticaret sicilinin tutulmasından doğan
bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumludur. Devlet ve
sicil görevlilerini atamaya yetkili kurum zararın doğmasında
kusuru bulunanlara rücu eder. Ticaret
sicili müdürü ve yardımcıları ile diğer personeli,
görevleriyle ilgili suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılır
ve bunlara karşı işlenmiş suçlar kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılır.
(3) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ticaret
sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye ve gerekli önlemleri
almaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri, adı geçen Bakanlıkça alınan
önlemlere ve verilen talimatlara uymakla yükümlüdür.
III - Tüzük
MADDE 26-
(1) Ticaret sicili müdürlüğünün kurulması, sicil defterlerinin
tutulması, tescil zorunluluğunun yerine getirilmesine ilişkin usul ve
esaslar, sicil müdürlerinin kararlarına karşı itiraz yolları, sicil müdür
ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak nitelikler, disiplin işleri
ile bu konuyla ilgili diğer esas ve usuller bir tüzükle düzenlenir.
B) Tescil
I - Şartları
1. İstem
MADDE 27-
(1) Ticaret siciline tescil, kural olarak istem üzerine yapılır.
Resen veya yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak
tescillere ilişkin hükümler saklıdır. Harca tabi işlerde, tescil anının
saptanmasında harç makbuzunun tarihi belirleyicidir. 34 üncü madde
hükümleri saklıdır.
(2) Ticaret sicili memurlukları, kurumlar vergisi
mükellefi olup da bu madde uyarınca tescil için başvuran mükelleflerin
başvuru evraklarının bir suretini ilgili vergi dairesine intikal ettirir.
Bu mükelleflerin işe başlamayı bildirme yükümlülükleri yerine getirilmiş
sayılır.
2. İlgililer
MADDE 28-
(1) Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri
tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır.
(2) Bir hususun tescilini istemeye birden
çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça,
bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş
sayılır.
3. İstemin şekli
MADDE 29-
(1) Tescil istemi dilekçe ile yapılır.
(2) Dilekçe sahibi kimliğini ispat etmek
zorundadır. Dilekçedeki imza noterlikçe onaylanmışsa, ayrıca
kimliğin ispatlanmasına gerek yoktur.
4. Süre
MADDE 30-
(1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, tescili isteme süresi
onbeş gündür.
(2) Bu süre, tescili gerekli işlemin veya
olgunun gerçekleştiği; tamamlanması bir senet veya belgenin düzenlenmesine
bağlı olan durumlarda, bu senet veya belgenin düzenlendiği tarihten başlar.
(3) Ticaret sicili müdürlüğünün yetki
çevresi dışında oturanlar için bu süre bir aydır.
5. Değişiklikler
MADDE 31-
(1) Tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik
de tescil olunur.
(2) Tescilin dayandığı olgu veya işlemler
tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da
kısmen yahut tamamen silinir.
(3) Her iki hâlde 27 ilâ 30 uncu madde
hükümleri geçerlidir.
II - Sicil müdürünün görevleri
1. İnceleme görevi ve geçici tescil
MADDE 32-
(1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup
olmadığını incelemekle yükümlüdür.
(2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle
şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu
sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri
içerip içermediği incelenir.
(3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam
olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak
nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.
(4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı
bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan
hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak,
ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında
anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye
başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır.
2. Tescile davet ve ceza
MADDE 33-
(1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde
tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara
uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun
bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun
tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır.
(2) Sicil müdürünce verilen süre içinde
tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil
müdürü tarafından ikiyüz Türk Lirasından dörtbin Türk Lirasına kadar idari
para cezasıyla cezalandırılır.
(3) Süresi içinde kaçınma sebepleri
bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla
görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili
gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil
müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde
tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin
ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına
engel oluşturmaz.
3. İtiraz
MADDE 34-
(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile
ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden
itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla
görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.
(2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden
incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı,
üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan
hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz
edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya
üzerinden karar verilir.
III - Açıklık
MADDE 35-
(1) Tescil işleminin dayanakları olan dilekçe, beyanname,
senetler, belgeler ve ilanları içeren gazeteler, üzerlerine sicil
defterinin tarih ve numaraları yazılarak sicil müdürlüğünce saklanır.
(2) Herkes ticaret sicilinin içeriğini ve
müdürlükte saklanan tüm senet ve belgeleri inceleyebileceği gibi giderini
ödeyerek bunların onaylı suretlerini de alabilir. Bir hususun sicilde
kayıtlı olup olmadığına dair onaylı belge de istenebilir.
(3) Tescil edilen hususlar, kanun veya
tüzükte aksine bir hüküm bulunmadıkça ilan olunur.
(4) İlan, Türkiye genelinde sicil
kayıtlarının ilanına özgü Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile yapılır.
IV - Sonuçları
1. Tescil ve ilanın üçüncü kişilere etkisi
MADDE 36-
(1) Ticaret sicili kayıtları nerede bulunurlarsa bulunsunlar,
üçüncü kişiler hakkında, tescilin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan
edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayımlanmamış ise, son kısmının
yayımlandığı günü izleyen iş gününden itibaren hukuki sonuçlarını doğurur.
Bu günler, tescilin ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan
sürelere de başlangıç olur.
(2) Bir hususun tescil ile beraber derhâl
üçüncü kişiler hakkında sonuç doğuracağına veya sürelerin derhâl işleyeceğine
ilişkin özel hükümler saklıdır.
(3) Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı
sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları
dinlenmez.
(4) Tescili zorunlu olduğu hâlde tescil
edilmemiş veya tescil edilip de ilanı zorunlu iken ilan olunmamış bir
husus, ancak bunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği ispat edildiği
takdirde, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.
2. Görünüşe güven
MADDE 37-
(1) Tescil kaydı ile ilan edilen durum arasında aykırılık
bulunması hâlinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu bildikleri ispat
edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma güvenleri korunur.
3. Sorumluluk
MADDE 38-
(1) Tescil ve kayıt için bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar, üç
aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Gerçeğe
aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır.
(2) Kayıtların 32 nci maddenin üçüncü
fıkrası hükümlerine uymadığını öğrendikleri hâlde düzeltilmesini istemeyenler
ve tescil olunan bir hususun değişmesi, sona ermesi veya kaldırılması
dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemeye ya da yeniden
tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye zorunlu olup da bunu
yapmayanlar, bu kusurları nedeniyle üçüncü kişilerin uğradıkları zararları
tazmin ile yükümlüdürler.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Ticaret Unvanı ve İşletme Adı
A) Ticaret unvanı
I - Kullanma zorunluluğu
1. Genel olarak
MADDE 39-
(1) Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret
unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan
altında imzalamak zorundadır.
(2) Tescil edilen ticaret unvanı, ticari
işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır. Ayrıca,
tacirin işletmesiyle ilgili olarak kullandığı her türlü kâğıt ve belgede,
tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir sermaye
şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi ve
numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve üyelerinin; müdürlerin ve
yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin
internet sitesinde de yayımlanır.
2. Tescil
MADDE 40-
(1) Her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş
gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme
merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirir.
(2) Her tacir kullanacağı ticaret unvanını
ve bunun altına atacağı imzayı notere onaylattırdıktan sonra sicil müdürlüğüne
verir. Tacir tüzel kişi ise, unvanla birlikte onun adına imzaya yetkili
kimselerin imzaları da notere onaylattırılarak sicil müdürlüğüne verilir.
(3) Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin
şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur.
Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci fıkra
hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm
bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı
bulunduğu sicile de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer
sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur.
(4) Merkezleri Türkiye dışında bulunan
ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri, kendi ülkelerinin kanunlarının
ticaret unvanına ilişkin hükümleri saklı kalmak şartıyla, yerli ticari
işletmeler gibi tescil olunur. Bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de
bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Ticari işletmenin birden
çok şubesi varsa, ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli
ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.
II - Ticaret unvanının şekli
1. Gerçek kişiler
MADDE 41-
(1) Gerçek kişi olan tacirin ticaret unvanı 46 ncı maddeye uygun
olarak yapabileceği ekler ile kısaltılmadan yazılacak adı ve soyadından
oluşur.
2. Tüzel kişiler
a) Kollektif ve komandit şirketler
MADDE 42-
(1) Kollektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya
ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir
ibareyi içerir.
(2) Adi veya sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı, komandite ortaklardan en az
birinin adı ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir.
Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların adları ve
soyadları veya ticaret unvanları bulunamaz.
b) Anonim, limited ve kooperatif şirketler
MADDE 43-
(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu
gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret
unvanlarını serbestçe seçebilirler.
(2) Ticaret unvanlarında, “anonim şirket”,
“limited şirket” ve “kooperatif” kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin
ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde,
şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde
kısaltma yapılarak yazılamaz.
c) Tacir sayılan diğer tüzel kişiler ve donatma
iştiraki
MADDE 44-
(1) Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret
unvanları, adlarıdır.
(2) Donatma iştirakinin ticaret unvanı,
ortak donatanlardan en az birinin adı ve soyadını veya deniz ticaretinde
kullanılan geminin adını içerir. Soyadları ve gemi adı kısaltılamaz.
Ticaret unvanında ayrıca donatma iştirakini gösterecek bir ibare de
bulunur.
d) Ortak hükümler
MADDE 45-
(1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil
dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt
edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.
3. Ekler
MADDE 46-
(1) Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu
hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak
nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her
ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan
kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler
yapılabilir.
(2) Tek başlarına ticaret yapan gerçek
kişiler ticaret unvanlarına bir şirketin var olduğu izlenimini uyandıracak
ekler yapamazlar.
(3) “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve
“Millî” kelimeleri bir ticaret unvanına ancak Bakanlar Kurulu kararıyla konabilir.
4. Ticaret unvanının devamı
MADDE 47-
(1) Ticari işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanında
yer alan adı kanunen değişir veya yetkili makamlar tarafından
değiştirilirse unvan olduğu gibi kalabilir.
(2) Kollektif veya komandit şirkete ya da
donatma iştirakine yeni ortakların girmesi hâlinde ticaret unvanı
değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu şirketlerden birinin ticaret
unvanına adı dâhil olan bir ortağın ölümü üzerine mirasçıları onun yerine
geçerek şirketin devamını kabul eder veya şirkete girmemekle beraber bu
hususta izinlerini yazılı şekilde bildirirlerse şirket unvanı olduğu gibi
bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni alınmak
şartıyla şirket unvanında kalabilir.
5. Şubeler
MADDE 48-
(1) Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu
belirterek kullanmak zorundadır. Bu unvana şube ile ilgili ekler
yapılabilir.
(2) 41 ve 45 inci maddeler şubenin ticaret
unvanı hakkında da uygulanır.
(3) Merkezi yabancı ülkede bulunan bir
işletmenin Türkiye’deki şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve şubenin
bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmesi şarttır.
6. Ticaret unvanının devri
MADDE 49-
(1) Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına
devredilemez.
(2) Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul
edilmiş olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur. Devir hâlinde
devralan, unvanı aynen kullanma hakkına sahiptir.
III - Ticaret unvanının korunması
1. İlke
MADDE 50-
(1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma
hakkı sadece sahibine aittir.
2. Bildirim ve ceza
MADDE 51-
(1) Bütün mahkemeler, memurlar, ticaret ve sanayi odaları, noterler ve
Türk Patent Enstitüsü görevlerini yaparlarken bir ticaret unvanının tescil
edilmediğini, kanun hükümlerine aykırı olarak tescil edildiğini veya
kullanıldığını öğrenirlerse durumu yetkili ticaret sicili müdürüne ve
Cumhuriyet savcılığına bildirmek zorundadırlar.
(2) 39 ilâ 46 ve 48 inci madde hükümlerini
ihlal edenler ve 49 uncu maddeye aykırı olarak ticaret unvanını devredenlerle
devralan ve kullanan kimseler, 38 inci maddenin birinci fıkrasına göre
cezalandırılırlar.
3. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları
MADDE 52-
(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir
başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini,
yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun
bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi
durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların
imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat
isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin
elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.
(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi
üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın
gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.
B) İşletme adı
MADDE 53-
(1) İşletme sahibi ile ilgili olmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi
tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan adların da
sahipleri tarafından tescil ettirilmesi gerekir. Tescil edilen işletme
adları hakkında da 38, 45, 47, 50, 51 ve 52 nci maddeler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Haksız Rekabet
A) Genel olarak
I - Amaç ve ilke
MADDE 54-
(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün
katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle
müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına
diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve
hukuka aykırıdır.
II - Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari
uygulamalar
MADDE 55-
(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin
başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış
yöntemleri ile diğer hukuka aykırı
davranışlar ve özellikle;
1. Başkalarını veya onların mallarını, iş
ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış,
yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,
2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri,
malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış
kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı
açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne
geçirmek,
3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara
sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını
uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve
sembolleri kullanmak,
4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri
veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,
5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini,
faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz
yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak
şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak
ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,
6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya
faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları
reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin
veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış
fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer
hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde
yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik
fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur,
7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri
hakkında yanıltmak,
8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle
saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak,
9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin
özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini
gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,
10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer
hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça
belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan
kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden
belirtmemek,
11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda
unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam
giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak,
12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde,
taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu
bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi,
müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme
hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri
kullanmak.
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye
yöneltmek; özellikle;
1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme
yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı
davranmaya yöneltmek,
2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve
diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine
aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek,
kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,
3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı
kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa
etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,
4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme
yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi
sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi
alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin
satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek.
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz
yararlanma; özellikle;
1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan
gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,
2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi
bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya
sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak,
3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına
ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle
devralıp onlardan yararlanmak.
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa
etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca
hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını
değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya
sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya
çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış
olur.
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları
kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;
1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni
düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya
2. Sözleşmenin niteliğine önemli
ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel
işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.
B) Hukuki sorumluluk
I - Çeşitli davalar
MADDE 56-
(1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı,
ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle
bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun
ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla
yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için
kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve
malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde
öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini,
isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce
tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi
mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir.
(2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya
böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki
davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler.
(3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf
odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini
korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine
göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum
kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve
(c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler.
(4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b)
ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları,
doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan
kişiler hakkında da icra olunur.
II - Çalıştıranın sorumluluğu
MADDE 57-
(1) Haksız rekabet fiili, hizmetlerini veya işlerini gördükleri
sırada çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmiş olursa, 56 ncı maddenin
birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar,
çalıştıranlara karşı da açılabilir.
(2) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d)
ve (e) bentlerinde yazılı davalar hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanır.
III - Basın, yayın, iletişim ve bilişim
kuruluşlarının sorumluluğu
MADDE 58-
(1) Haksız rekabet, her türlü basın, yayın, iletişim ve bilişim
işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik gelişmeler sonucunda faaliyete
geçecek kuruluşlar aracılığıyla işlenmişse, 56 ncı maddenin birinci
fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak, basında
yayımlanan şeyin, programın; ekranda, bilişim aracında veya benzeri
ortamlarda görüntülenenin; ses olarak yayımlananın veya herhangi bir
şekilde iletilenin sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilir;
ancak;
a) Yazılı basında yayımlanan şey, program, içerik,
görüntü, ses veya ileti, bunların sahiplerinin veya ilan verenin haberi
olmaksızın ya da onayına aykırı olarak yayımlanmışsa,
b) Yazılı basında yayımlanan şeyin, programın,
görüntünün, ses veya iletinin sahibinin veya ilan verenin kim olduğunun
bildirilmesinden kaçınılırsa,
c) Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında
yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya
ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk mahkemesinde
dava açılması mümkün olmazsa,
yukarıda anılan davalar, yazı işleri müdürü, genel
yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın,
iletişim ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servisi şefi;
bunlar gösterilemiyorsa, işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir.
(2) Birinci fıkrada öngörülen hâller
dışında, aynı fıkrada sayılan kişilerden birinin kusuru hâlinde sıraya
bakılmaksızın dava açılabilir.
(3) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d)
ve (e) bentlerinde yazılı davalarda Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
(4) Haksız rekabet fiilinin iletimini başlatmamış,
iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş veya
fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemişse, bu
maddenin birinci fıkrasındaki davalar hizmet sağlayıcısı
aleyhine açılamaz; tedbir kararı verilemez. Mahkeme haksız rekabet eyleminin
olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya vereceği zararın büyük olacağı
durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını da dinleyerek, haksız rekabet
fiilinin sona erdirilmesini veya önlenmesine ilişkin tedbir kararını hizmet
sağlayıcı aleyhine de verebilir veya içeriğin geçici olarak kaldırılması
dâhil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler alabilir.
IV - Kararın ilanı
MADDE 59-
(1) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız
çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine
de karar verebilir. İlanın şeklini ve kapsamını mahkeme belirler.
V - Zamanaşımı
MADDE 60-
(1) 56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu
hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların
doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız
rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı
gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli
olur.
VI - İhtiyati tedbirler
MADDE 61-
(1) Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut
durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve
(c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun
ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya
yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar
verebilir.
(2) Ayrıca, hak sahibinin yetkilerine tecavüz
oluşturması hâlinde cezayı gerektiren haksız rekabet konusu mallara,
ithalat veya ihracat sırasında hak sahibinin talebi üzerine, gümrük
idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde el konulabilir.
(3) El koyma ile ilgili uygulama bu konudaki
mevzuata tabidir.
(4) Gümrük idarelerindeki tedbir veya el
koyma kararının tebliğinden itibaren on gün içinde, esas hakkında ilgili
mahkemede dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmazsa
idarenin el koyma kararı ortadan kalkar.
C) Ceza sorumluluğu
I - Cezayı gerektiren fiiller
MADDE 62-
(1) a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini
kasten işleyenler,
b) Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine
tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti
ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler,
c) Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı
kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını
ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar,
d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin
veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı
gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili
önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler,
fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç
oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını
haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren
fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla
cezalandırılırlar.
II - Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu
MADDE 63-
(1) Tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında bir haksız rekabet
fiili işlenirse 62 nci madde hükmü, tüzel kişi adına hareket eden veya
etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında uygulanır.
Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi
hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine de karar
verilebilir.
BEŞİNCİ KISIM
Ticari Defterler
A) Defter tutma ve envanter
I - Defter tutma yükümlülüğü
MADDE 64-
(1) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari
işlemleriyle malvarlığı durumunu, Türkiye Muhasebe Standartlarına ve 88
inci madde hükümleri başta olmak üzere bu Kanuna göre açıkça görülebilir
bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara,
makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve
finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme
faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.
(2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak
gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş,
bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya
elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
(3) Ticari defterler, açılış ve
kapanışlarında noter tarafından onaylanır. Kapanış onayları, izleyen
faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yapılır. Şirketlerin
kuruluşunda defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da
onaylanabilir. Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter,
ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. Türkiye Muhasebe
Standartlarına göre elektronik ortamda veya dosyalama suretiyle tutulan
defterlerin açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları ile bu
defterlerin nasıl tutulacağı Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca bir tebliğle
belirlenir.
(4) Pay defteri, yönetim kurulu karar
defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle
ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir.
(5) Yevmiye, defteri kebir ve envanter
defteri dışında tutulacak defterler Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu
tarafından bir tebliğ ile belirlenir.
II - Defterlerin tutulması
MADDE 65-
(1) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulur.
Kısaltmalar, rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı takdirde bunların
anlamları açıkça belirtilmelidir.
(2) Defterlere yazımlar ve diğer gerekli
kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılır.
(3) Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği
belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı
yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.
(4) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar,
olgu ve işlemleri saptayan belgelerin dosyalanması şeklinde veya veri
taşıyıcıları aracılığıyla tutulabilir; şu şartla ki, muhasebenin bu tutuluş
biçimleri ve bu konuda uygulanan yöntemler Türkiye Muhasebe Standartlarına
uygun olmalıdır. Defterlerin ve gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda
tutulması durumunda, bilgilerin saklanma süresince bunlara ulaşılmasının ve
bu süre içinde bunların her zaman kolaylıkla okunmasının temin edilmiş
olması şarttır. Elektronik ortamda tutulma hâlinde birinci ilâ üçüncü fıkra
hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
III - Envanter
MADDE 66-
(1) Her tacir, ticari işletmesinin açılışında, taşınmazlarını,
alacaklarını, borçlarını, nakit parasının tutarını ve diğer varlıklarını
eksiksiz ve doğru bir şekilde gösteren ve varlıkları ile borçlarının
değerlerini teker teker belirten bir envanter çıkarır.
(2) Tacir açılıştan sonra her faaliyet
döneminin sonunda da böyle bir envanter düzenler. Faaliyet dönemi veya
başka bir kanuni terimle hesap yılı oniki ayı geçemez. Envanter, düzenli
bir işletme faaliyetinin akışına uygun düşen süre içinde çıkarılır.
(3) Maddi duran malvarlığına dâhil
varlıklarla, ham ve yardımcı maddeler ve işletme malzemeleri düzenli olarak
ikame ediliyor ve toplam değerleri işletme için ikinci derecede önem
taşıyorsa, değişmeyen miktar ve değerle
envantere alınırlar; şu şartla ki,
bunların mevcutları miktar, değer ve bileşim olarak sadece küçük
değişikliklere uğramış olsunlar. Ancak, kural olarak üç yılda bir fiziksel
sayım yapılması zorunludur.
(4) Aynı türdeki stok malvarlığı kalemleri,
diğer aynı nitelikteki veya yaklaşık aynı değerdeki taşınabilir malvarlığı
unsurları ve borçlar ayrı ayrı gruplar hâlinde toplanabilir ve ortalama
ağırlıklı değer ile envantere konulabilir.
IV - Envanteri
kolaylaştırıcı yöntemler
MADDE 67-
(1) Envanter çıkarılırken, malvarlığı mevcudu, sondaj yöntemine
göre ve genel kabul gören matematiksel-istatistiksel yöntemler yardımı ile
çeşit, miktar ve değer olarak belirlenir. Kullanılan yöntem, Türkiye Muhasebe
Standartlarına uygun olmalıdır. Bu şekilde düzenlenen envanterin vardığı
sonuçlar, fiziksel sayım yapılmış olsaydı elde edilecek olan envanterin
sonuçlarına eş düşmelidir.
(2) Bir faaliyet döneminin kapanış envanteri
düzenlenmesinde Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun başka bir yöntemin
uygulanması suretiyle, cins, miktar ve değer olarak malvarlığı mevcudunun
güvenle tespiti sağlanabiliyorsa fizikî envanter gerekli değildir.
(3) Faaliyet döneminin kapanışında, fizikî
sayım veya ikinci fıkraya göre izin verilen diğer bir usul kullanılarak malvarlığı
kalemlerinin cins, miktar ve değerine göre faaliyet döneminin kapanışından
önceki üç veya sonraki iki ay içinde bulunan bir gün itibarıyla düzenlenmiş
özel bir envanterde gösterilmişse, ayrıca bu özel envantere dayalı olarak
ve Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun bir şekilde ileriye dönük tahmin
yöntemiyle, faaliyet döneminin sonunda mevcut varlıkların o faaliyet
döneminin sonu itibarıyla değerlemesi doğru yapılıyorsa, varlıklara ilişkin
envanterin yapılmasına gerek yoktur.
B) Açılış bilançosu, yılsonu finansal tabloları
I - Genel hükümler
1. Düzenleme yükümü
MADDE 68-
(1) Tacir, ticari faaliyetinin başında ve her faaliyet döneminin
sonunda, varlık ve borçlarının tutarlarının ilişkisini gösteren finansal
tabloyu (sırasıyla açılış bilançosunu ve yıllık bilançoyu) çıkarmak
zorundadır. Açılış bilançosunda, yılsonu finansal tablolarının, yılsonu
bilançosuna ilişkin hükümleri uygulanır.
(2) Tacir, gelir tablosunu hazırlar.
(3) Bilanço ile gelir tablosu, yılsonu
finansal tablolarını oluşturur. 514 üncü madde ile Türkiye Muhasebe
Standartlarının bu konudaki hükümleri saklıdır.
2. Düzenlemeye ilişkin ilkeler
MADDE 69-
(1) Yılsonu finansal tablolar;
a) Türkiye Muhasebe Standartlarına uyularak
düzenlenmeli,
b) Açık ve anlaşılır olmalı,
c) Düzenli bir işletme faaliyeti akışının gerekli
kıldığı süre içinde çıkarılmalıdır.
3. Dil ve para birimi
MADDE 70-
(1) Yılsonu finansal tabloları Türkçe ve Türk Lirası ile düzenlenir. Bu
konudaki diğer kanunlarda yer alan istisnalar saklıdır.
4. İmza
MADDE 71-
(1) Finansal tablolar, tacir tarafından tarih atılarak
imzalanır.
II - Kalemlere ilişkin ilkeler
1. Tamlık ve mahsup yasağı
MADDE 72-
(1) Aksine kanuni hükümler ve Türkiye Muhasebe Standartları saklı
kalmak kaydıyla, finansal tabloların, ticari işletmenin tüm varlıklarını,
borçlarını, peşin ödenen giderler ile peşin tahsil edilen gelirleri, teknik
terimle dönem ayırıcı hesapları, bütün gelir ve giderleri doğru şekilde
değerlendirilmiş olarak göstermesi zorunludur. Mülkiyeti saklı tutulması
kaydıyla iktisap edilen ve işletmenin kendisinin veya üçüncü kişilerin
borçları için rehnolunan ya da başka bir şekilde teminata verilen
malvarlığı unsurları, teminat verenin bilançosunda gösterilir. Nakdî
tevdilerin söz konusu olduğu hâllerde, bunlar teminat alanın bilançosunda
yer alır. Finansal kiralamaya ilişkin hükümler saklıdır.
(2) Aktif kalemler pasif kalemlerle,
giderler gelirlerle, taşınmazlara ilişkin haklar, bunlarla ilgili yüklerle
mahsup edilemez.
2. Bilançonun içeriği
MADDE 73-
(1) Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmemişse
bilançoda, duran ve dönen varlıklar, özkaynaklar, borçlar ve dönem ayırıcı
hesaplar ayrı kalemler olarak gösterilir ve yeterli ayrıntıya inilerek
şemalandırılır.
(2) Duran varlıklar içinde işletmeye devamlı
surette tahsis edilmiş bulunan varlıklar yer alır.
3. Aktifleştirme yasağı
MADDE 74-
(1) Türkiye Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmemişse, işletmenin
kuruluşu ve özkaynak sağlanması amacıyla yapılan harcamalar için bilançoya
aktif kalem konulamaz.
(2) Bedelsiz olarak elde edilmiş, maddi olmayan
duran varlıklar için bilançonun aktifine kalem konulamaz; meğerki, Türkiye
Muhasebe Standartlarında aksi öngörülmüş olsun.
(3) Sigorta sözleşmelerinin yapılması için gerekli
olan giderler aktifleştirilemez; meğerki, Türkiye Muhasebe Standartlarında
aksi öngörülmüş olsun.
4. Karşılıklar
MADDE 75-
(1) Gerçekleşmesi şüpheli yükümlülük ve askıdaki işlemlerden
doğabilecek muhtemel kayıplar için Türkiye Muhasebe Standartlarında
öngörülen kurallara göre karşılık ayrılır.
5. Dönem ayırıcı hesaplar
MADDE 76-
(1) Bilanço gününden sonraki belirli bir süre içinde giderleşecek olan
harcamalar ile gelir unsuru oluşturacak tahsilatlar hakkında Türkiye
Muhasebe Standartları uygulanır.
6. Sorumluluk ilişkileri
MADDE 77-
(1) Bono düzenlenmesi ile poliçe ve çek düzenlenmesinden,
devrinden, poliçenin kabulünden, kefaletlerden, avalden, garanti
sözleşmelerinden, akreditif teyitlerinden, üçüncü kişilerin borçları için
verilen teminatlardan, üçüncü kişiler lehine taahhütlerden doğan
sorumluluklar ile Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen diğer
sorumluluklar pasifte gösterilmemişlerse, bilançonun altında veya ekte
Türkiye Muhasebe Standartlarına göre açıklanır. Rücudan doğan alacaklar ve
borçlar ile ilgili sorumluluk ilişkileri de ekte belirtilir.
III - Değerleme ilkeleri
1. Genel değerleme ilkeleri
MADDE 78-
(1) Finansal tablolarında yer alan varlıklar ile borçlarla ilgili
olarak, aşağıdakilerle sınırlı olmamak ve Türkiye Muhasebe Standartlarında
öngörülen ilkeler de dikkate alınmak üzere şu değerleme ilkeleri
geçerlidir:
a) Bir önceki dönemin kapanış bilançosundaki
değerler ile faaliyet döneminin açılış bilançosundaki değerler birbirinin
aynı olmalıdır.
b) Fiilî veya hukuki duruma aykırı olmadıkça,
değerlemelerde işletme faaliyetinin sürekliliğinden hareket edilir.
c) Bilanço kapanış gününde, varlıklar ve borçlar
teker teker değerlendirilir.
d) Değerleme ihtiyatla yapılmalıdır; özellikle de
bilanço gününe kadar doğmuş bulunan bütün muhtemel riskler ve zararlar, bunlar
bilanço günü ile yılsonu finansal tablolarının düzenlenme tarihi arasında
öğrenilmiş olsalar bile, dikkate alınır; kazançlar bilanço günü itibarıyla
gerçekleşmişlerse hesaba katılır. Değerlemeye ilişkin olumlu ve olumsuz
farkların dönem sonuçlarıyla ilişkilendirilmesinde Türkiye Muhasebe
Standartlarındaki esaslara uyulur.
e) Faaliyet yılının gider ve gelirleri, ödeme ve
tahsilat tarihlerine bakılmaksızın yılsonu finansal tablolarına alınırlar.
f) Önceki yılsonu finansal tablolarında uygulanmış
bulunan yöntemler korunur.
(2) Standartlarda öngörülen hâllerde ve
istisnai durumlarda birinci fıkradaki ilkelerden ayrılınabilir.
2. Varlıklar ile borçların değerleme ölçüleri
MADDE 79-
(1) Duran ve dönen varlıklar Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca bu
standartlarda gösterilen ölçülere göre değerlenir. Borçlar ve diğer
kalemler için de aynı standartlar uygulanır.
3. İktisap ve üretim değerleri
MADDE 80-
(1) Değerlemede uygulanacak değerlerin belirlenmesi, tanımları,
kapsamları, uygulanacak kalemlerin gösterilmesi ve değişiklikler Türkiye
Muhasebe Standartlarına tabidir.
4. Değerlemeyi basitleştirici yöntemler
MADDE 81-
(1) Şartların gerçekleşmesi hâlinde Türkiye Muhasebe Standartlarında
öngörülen değerlemeyi basitleştirici yöntemler uygulanır.
C) Saklama ve ibraz
I - Belgelerin saklanması, saklama süresi
MADDE 82-
(1) Her tacir;
a) Ticari defterlerini, envanterleri, açılış
bilançolarını, ara bilançolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet
raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını
ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları
ile diğer organizasyon belgelerini,
b) Alınan ticari mektupları,
c) Gönderilen ticari mektupların suretlerini,
d) 64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan
kayıtların dayandığı belgeleri,
sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür.
(2) Ticari mektuplar, bir ticari işe ilişkin
tüm yazışmalardır.
(3) Açılış ve ara bilançoları, finansal
tablolar ve topluluk finansal tabloları hariç olmak üzere, birinci fıkrada
sayılan belgeler, Türkiye Muhasebe Standartlarına da uygun olmak kaydıyla,
görüntü veya veri taşıyıcılarda saklanabilirler; şu şartla ki;
a) Okunur hâle getirildiklerinde, alınmış bulunan
ticari mektuplar ve defter dayanaklarıyla görsel ve diğer belgelerle içerik
olarak örtüşsünler;
b) Saklama süresi boyunca kayıtlara her an
ulaşılabilsin ve uygun bir süre içinde kayıtlar okunabilir hâle getirilebiliyor
olsun.
(4) Kayıtlar 65 inci maddenin dördüncü
fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca elektronik ortama alınıyor ise,
bilgiler; bilgisayar yerine basılı olarak da saklanabilir. Bu tür
yazdırılmış bilgiler birinci cümleye göre de saklanabilir.
(5) Birinci fıkranın (a) ilâ (d) bentlerinde
öngörülen belgeler on yıl saklanır.
(6) Saklama süresi, ticari defterlere son kaydın
yapıldığı, envanterin çıkarıldığı, ara bilançonun düzenlendiği, yılsonu
finansal tablolarının hazırlandığı ve konsolide finansal tabloların
hazırlandığı, ticari yazışmaların yapıldığı veya muhasebe belgelerinin
oluştuğu takvim yılının bitişiyle başlar.
(7) Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu
defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet
veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa
tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari
işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge
verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü
delillerin toplanmasını da emredebilir.
(8) Gerçek kişi olan tacirin ölümü hâlinde
mirasçıları ve ticareti terk etmesi hâlinde kendisi defter ve kâğıtları
birinci fıkra gereğince saklamakla yükümlüdür. Mirasın resmî tasfiyesi
hâlinde veya tüzel kişi sona ermişse defter ve kâğıtlar birinci fıkra
gereğince on yıl süreyle sulh mahkemesi tarafından saklanır.
II - Hukuki uyuşmazlıklarda ibraz
MADDE 83-
(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile
olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan
birinin istemi üzerine karar verebilir.
(2) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun,
yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle
senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de
uygulanır.
III - Uyuşmazlıklarda suret alınması
MADDE 84-
(1) Bir hukuki uyuşmazlıkta ticari defterler ibraz edilmişse,
defterlerin uyuşmazlıkla ilgili kısımları tarafların katılımı ile
incelenir. Gerekli görülürse, defterlerin ilgili yapraklarından suret
alınır. Defterlerin geri kalan içerikleri, onların Türkiye Muhasebe
Standartlarına uygunluklarının denetimi için gerekliyse mahkemeye
açıklanır.
IV - Defterlerin tümüyle incelenmesi
MADDE 85-
(1) Malvarlığı hukukuna ilişkin olan, özellikle de mirasa, mal ortaklığına
ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda, mahkeme, ticari defterlerin
teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar verebilir.
V - Görüntü ve veri taşıyıcılara aktarılmış
belgelerin ibrazı
MADDE 86-
(1) Saklanması zorunlu olan belgeleri, sadece görüntü
veya başkaca bir veri taşıyıcısı aracılığıyla ibraz edebilen kimse,
giderleri kendisine ait olmak üzere, o belgelerin okunabilmesi için gerekli
olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla yükümlüdür; icap
ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırmalı
ve yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını
sunabilmelidir.
VI - Ticarete yeni başlayanlar için uygulama
MADDE 87-
(1) İşletmesini ticaret siciline tescil ettirmekle yükümlü olan
işletme sahipleri için bu Kısım hükümleri, ticaret siciline tescil ettirme
yükümlülüğünün doğduğu andan itibaren geçerlidir.
VII -Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun
yetkisi
MADDE 88-
(1) 64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler gerek
ticari defterlerini tutarken, gerek münferit ve konsolide finansal
tablolarını düzenlerken, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından
yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan
muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak
ve bunları uygulamak zorundadırlar. 514 ilâ 528 inci maddeler ile Kanunun
ilgili diğer hükümleri saklıdır.
(2) Bu düzenlemeler, uygulamada birliği
sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak
amacıyla, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına tam uyumlu olacak
şekilde, yalnız Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından belirlenir
ve yayımlanır.
(3) Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunca,
değişik ölçütteki işletmeler ve sektörler için, Uluslararası Finansal
Raporlama Standartları tarafından farklı düzenlemelere izin verildiği
hâllerde özel ve istisnai standartlar konulabilir; bunları uygulayanlar,
söz konusu durumu finansal tablo dipnotlarında açıklarlar.
(4) Kanunlarla, belirli alanları düzenlemek
ve denetlemek üzere kurulmuş bulunan kurum ve kurullar, Türkiye Muhasebe
Standartlarına uygun olmak ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun
onayını almak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak standartlar ile
ilgili olarak ayrıntıya ilişkin, sınırlı düzenlemeleri yapabilirler.
(5) Türkiye Muhasebe Standartlarında hüküm
bulunmayan hâllerde, ilgili oldukları alan dikkate alınarak, dördüncü
fıkrada belirtilen ayrıntıya ilişkin düzenleme, ilgili düzenlemede de hüküm
bulunmadığı takdirde milletlerarası uygulamada genel kabul gören muhasebe
ilkeleri uygulanır.
ALTINCI KISIM
Cari Hesap
A) Tanım ve şekil
MADDE 89-
(1) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan
alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip
bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden
sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap
sözleşmesidir.
(2) Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli
olmaz.
B) Hükümleri
I - Genel olarak
MADDE 90-
(1) Türk Borçlar Kanununun 134 üncü maddesiyle 143 üncü
maddesinin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere cari hesap
sözleşmesinin hükümleri şunlardır:
a) Aksi kararlaştırılmadıkça, cari hesaba alacak
veya borç kaydedilmesi, tarafların, alacağı veya borcu doğuran sözleşme
veya işleme ilişkin dava ve savunma haklarını düşürmez. Sözleşme veya işlem
iptal edilirse bunlardan kaynaklanan kalemler hesaptan çıkarılır.
b) Cari hesap sözleşmesinin yapılmasından önce
doğmuş bulunan bir alacak, tarafların onayıyla cari hesaba kaydedilirse,
aksi kararlaştırılmamışsa bu alacak yenilenmiş olmaz.
c) Bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin
alınmış olması hâlinde geçerli olmak şartıyla yapılmış sayılır.
d) Her hesap devresi sonunda alacak ve borcu
oluşturan tutarlar birbirinden çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen
belirlenen bakiye, yeni hesap devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba
geçirilir; sözleşme sona ermiş veya artan tutar haczedilmiş ise onun
ödenmesi gerekir.
e) Cari hesabın alacak sütununa yazılan tutarlar
için, sözleşme veya ticari teamüller gereğince, kaydolundukları tarihten
itibaren faiz işler.
II - Özel durumlar
1. Ticari senetler
MADDE 91-
(1) 90 ıncı maddede öngörüldüğü şekilde cari hesaba yazılan ancak
bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı
silinir.
2. Ücret ve giderler
MADDE 92-
(1) Taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunması, komisyon
sözleşmesinden kaynaklanan ücretin ve her türlü giderin istenmesine engel
oluşturmaz.
3. Hesap dışında kalan alacaklar
MADDE 93-
(1) Takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir amaca harcanmak veya
ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan
alacaklar cari hesaba geçirilemez.
III - Bakiye
1. Belirlenmesi
MADDE 94-
(1) Sözleşme veya ticari teamül uyarınca, belirli hesap devreleri
sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç kalemleri arasındaki fark
belirlenir.
(2) Hesap devresi hakkında sözleşme veya
ticari teamül yoksa, her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması
günü olarak kabul edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı gösteren cetveli
alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla,
taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir
yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
2. Faiz
MADDE 95-
(1) 8 inci maddedeki şartların varlığı hâlinde, alacak ile borç
kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bulunan bakiyeye, belirlenip
hesaba kaydedildiği tarihten itibaren faiz işler; bileşik faize yol
açabilecek uygulama yapılamaz; bu hükme aykırı sözleşme öngörülemez.
3. Bileşik faiz ve sözleşme ile belirlenebilecek
hükümler
MADDE 96-
(1) Taraflar, üç aydan aşağı olmamak şartıyla, diledikleri andan
başlamak üzere faizlerin ana paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri
gibi hesap devreleri ile faiz ve komisyon miktarlarını da sözleşme ile
belirleyebilirler.
(2) 8 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkra
hükümleri saklıdır.
IV - Bütünlük ilkesi
MADDE 97-
(1) Cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün
oluşturur. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı
veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu ancak sözleşmenin
sonundaki hesabın kesilmesi belirler.
C) Cari hesabın sona ermesi
I - Genel olarak
MADDE 98-
(1) Cari hesap sözleşmesi;
a) Kararlaştırılan sürenin sona ermesi,
b) Bir süre kararlaştırılmadığı takdirde
taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması,
c) Taraflardan birinin iflas etmesi,
hâllerinde sona erer.
II - Ölüm ve kısıtlılık hâlleri
MADDE 99-
(1) Sözleşme süreli olup da taraflardan biri bu süre içinde ölür veya
kısıtlanırsa her iki taraf ve kanuni temsilcileriyle halefleri on gün
önceden haber vermek şartıyla cari hesap sözleşmesini feshedebilir. Ancak,
artan tutarın ödenmesi, hesabın 94 üncü maddeye göre kapatılması gereken
tarihte istenebilir.
D) Bakiyenin haczi
MADDE 100-
(1) Taraflardan birinin alacaklısının ona ait artan tutarı
haczettirdiği gün hesap kapatılarak artan tutar saptanır.
(2) Bu hâlde, borcundan dolayı haciz tebliğ
edilen taraf, onbeş gün içinde haczi kaldırtmazsa, diğer taraf sözleşmeyi
feshedebilir; etmezse haciz ettiren kimsenin durumu cari hesaba yeni
kalemler geçirilmek suretiyle ağırlaştırılamaz. Meğerki, hesaba geçirilen
kalemler haciz tarihinden önce doğmuş bulunan hukuki bir ilişkiden
kaynaklansın.
(3) Haciz ettiren alacaklı bakiyeden, kendi
alacağını karşılayan kısmının ödenmesini ancak hesabın 94 üncü maddeye göre
kapatılması gereken anda isteyebilir.
E) Zamanaşımı
MADDE 101-
(1) Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla
saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına,
cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş
olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan davalar, cari
hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına
uğrarlar.
YEDİNCİ KISIM
Acentelik
A) Genel olarak
I - Tanımı
MADDE 102-
(1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin
çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir
sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak
ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya
bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.
(2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde
aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi
hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da
hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.
(3) Taşıma, deniz ticareti, sigorta, turizm
gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.
II - Uygulama alanı
MADDE 103-
(1) Özel kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere, bu Kısım
hükümleri şunlar hakkında da uygulanır:
a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir
hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar.
b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi
bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde
bulunanlar.
III - İnhisar
MADDE 104-
(1) Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, müvekkil, aynı zamanda ve
aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla
acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle
rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz.
B) Acentenin yetkileri
I - Genel olarak
MADDE 105-
(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle
ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları
müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir.
(2) Bu sözleşmelerden doğacak
uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi,
kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına
acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı
şartlar geçersizdir.
(3) Acentelerin ad ve hesabına hareket
ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan
kararlar acentelere uygulanamaz.
II - Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller
MADDE 106-
(1) Müvekkilinin özel ve yazılı izni veya vekâleti olmadan acente,
bizzat teslim etmediği malların bedelini kabule ve bedelini bizzat
ödemediği malları teslim almaya yetkili olmadığı gibi bu işlemlerden doğan
alacağı yenileyemez veya miktarını indiremez.
III - Sözleşme yapma yetkisi
MADDE 107-
(1) Özel ve yazılı bir yetki almadan acente, müvekkili adına sözleşme
yapmaya yetkili değildir.
(2) Acentelere müvekkilleri adına sözleşme
yapma yetkisi veren belgelerin, acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi
zorunludur.
IV - Yetkisizlik
MADDE 108-
(1) Acente, yetkisi olmaksızın veya yetki sınırlarını aşarak, müvekkili
adına bir sözleşme yaparsa müvekkili bunu haber alır almaz icazet
verebilir; vermediği takdirde acente sözleşmeden kendisi sorumlu olur.
C) Acentenin borçları
I - Genel olarak
MADDE 109-
(1) Acente, sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı
içinde, müvekkilinin işlerini görmekle ve menfaatlerini korumakla
yükümlüdür.
(2) Acente, kusursuz olduğunu ispat etmediği
takdirde özellikle, müvekkili hesabına saklamakta olduğu malın veya eşyanın
uğradığı hasarlardan sorumludur.
II - Haber verme yükümlülüğü
MADDE 110-
(1) Acente, üçüncü kişilerin kabule yetkili olduğu beyanlarını,
bölgesindeki piyasanın ve müşterilerin finansal durumunu, şartlarını, bunlarda
meydana gelen değişiklikleri ve yapılan işlemlere ilişkin olarak müvekkilini
ilgilendiren bütün hususları ona zamanında bildirmek zorundadır.
(2) Acente, müvekkilin açık talimatı olmayan
konularda, emir alıncaya kadar işlemi geciktirebilir. Ancak, işin acele
nitelik taşıması nedeniyle durum müvekkilinden talimat almaya müsait
olmazsa veya acente en yararlı şartlar çerçevesinde harekete yetkiliyse,
basiretli bir tacir gibi kendi görüşüne göre işlemi yapar.
III - Önlemler
MADDE 111-
(1) Acente, müvekkili hesabına teslim aldığı eşyanın taşınma sırasında
hasara uğradığına dair belirtiler varsa, müvekkilinin taşıyıcıya karşı dava
hakkını teminat altına almak üzere, hasarı belirlettirmek ve gereken diğer
önlemleri almak, eşyayı mümkün olduğu kadar korumak veya tamamen telef
olması tehlikesi varsa, Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi gereğince
yetkili mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin durumu müvekkiline
haber vermekle yükümlüdür. Aksi takdirde, ihmali yüzünden doğacak zararı
tazmin eder.
(2) Satılmak üzere acenteye gönderilen
mallar çabuk bozulacak cinsten ise veya değerini düşürecek değişikliklere
uğrayacak nitelikteyse ve müvekkilden talimat almaya zaman
uygun değilse veya müvekkil izin vermede gecikirse, acente
yetkili mahkemenin izniyle Türk Borçlar Kanununun 108 inci maddesi
gereğince eşyayı sattırmaya yetkili ve müvekkilin menfaatleri bunu
gerektiriyorsa zorunludur.
IV - Ödeme borcu
MADDE 112-
(1) Acente, müvekkiline ait olan parayı göndermekle veya teslim etmekle
yükümlü olup da bunu yapmazsa, yükümlülüğün doğduğu tarihten itibaren faiz
ödemek ve gerekirse ayrıca tazminat vermek zorundadır.
D) Acentenin hakları
I - Ücret
1. Ücrete hak kazandıran işlemler
MADDE 113-
(1) Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla veya
aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan
işlemler için ücret isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü fıkra uyarınca
önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde doğmaz.
(2) Acenteye belli bir bölge veya müşteri
çevresi bırakılmışsa, acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki
veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler için de
ücret isteyebilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi burada da uygulanır.
(3) Acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra
kurulan işlemler için acente;
a) İşleme aracılık etmişse veya işlemin
yapılmasının kendi çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem
de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra uygun bir süre içinde
kurulmuşsa,
b) Birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri
uyarınca ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin
icabı, acentelik ilişkisinin sona ermesinden önce acenteye veya
müvekkile ulaşmışsa,
ücret isteyebilir. Bu ücretin, hâl ve şartlara göre
paylaşılması hakkaniyet gereği ise, sonraki acente de uygun bir pay alır.
(4) Acente, ayrıca, müvekkilinin talimatına uygun
olarak tahsil ettiği paralar için de tahsil komisyonu isteyebilir.
2. Ücrete hak kazanma zamanı
MADDE 114-
(1) Acente, kurulan işlem yerine getirildiği anda ve ölçüde ücrete hak
kazanır. Taraflar bu kuralı acentelik sözleşmesiyle değiştirebilir; ancak
müvekkil işlemi yerine getirince, acente, izleyen ayın son günü istenebilecek
uygun bir avansa hak kazanır. Her hâlde acente, üçüncü kişi kurulan işlemi
yerine getirdiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır.
(2) Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği
kesinleşirse, acentenin ücret hakkı düşer; ödenmiş tutarlar geri verilir.
(3) Aracılık edilen sözleşmeyi müvekkilin kısmen
veya tamamen yahut öngörüldüğü şekliyle yerine getirmeyeceği kesinleşse
bile, acente ücret isteyebilir. Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle
sözleşmenin yerine getirilemediği hâlde ve ölçüde acentenin ücret hakkı
düşer.
3. Ücretin miktarı
MADDE 115-
(1) Sözleşmede hüküm yoksa ücretin miktarı, acentenin bulunduğu
yerdeki ticari teamüle, teamül de mevcut değilse hâlin gereğine göre o
yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir.
4. Ücretin ödeme zamanı
MADDE 116-
(1) Acentenin hak kazandığı ücretin, doğumu tarihinden itibaren
en geç üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin sona erdiği tarihte ödenmesi
gerekir.
(2) Ücret istemi, muacceliyeti ve
hesaplanması bakımından önemli olan bütün konular hakkında acente
bilgi istediği takdirde müvekkil bu bilgileri vermek zorundadır. Ayrıca
acente, ücrete bağlı işlemlere ilişkin defter kayıtlarının suretlerinin de
kendisine gönderilmesini müvekkilinden isteyebilir. Müvekkil, defter
suretini vermekten kaçınırsa ya da defterlerin doğruluğu ve tamlığı
konusunda kuşku duymayı gerektiren haklı nedenler varsa, acente,
ticari defter ve belgelerin ilgili
kısımlarını ya kendisi inceler ya
da bir uzmana inceletebilir. Müvekkil buna izin vermezse
sorunu mahkeme duruma en uygun şekilde karara bağlar.
(3) Bu hükümlerin aksinin kararlaştırılması
acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.
II - Olağanüstü giderlerin karşılanması
MADDE 117-
(1) Acente, yükümlülüklerini yerine getirmek için yaptıklarından
ancak olağanüstü giderlerin ödenmesini isteyebilir.
III - Faiz isteme hakkı
MADDE 118-
(1) Avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci maddenin birinci
fıkrasının ikinci cümlesi hükmü uygulanır.
IV - Hapis hakkı
MADDE 119-
(1) Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, acentelik
sözleşmesi dolayısıyla alıp da gerek kendi elinde gerek özel bir sebebe
dayanarak zilyet olmakta devam eden bir üçüncü kişinin elinde bulunan
taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi bir eşyayı temsil eden senet
aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.
(2) Müvekkile ait mallar acente tarafından
sözleşme veya kanun gereği satıldığı takdirde, acente bu malların bedelini
ödemekten kaçınabilir.
(3) Müvekkil aciz hâlinde bulunduğu
takdirde, acentenin henüz muaccel olmamış alacakları hakkında da birinci ve
ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
(4) Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin
ikinci fıkrasıyla, 951 ilâ 953 üncü maddeleri hükümleri saklıdır.
E) Müvekkilin borçları
MADDE 120-
(1) Müvekkil, acenteye;
a) Mallarla ilgili belgeleri vermek,
b) Acentelik sözleşmesinin yerine getirilmesi için
gerekli olan hususları ve özellikle iş hacminin acentenin normalde
bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabileceğini bildirmek,
c) Acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini
ya da yerine getirilmediğini uygun bir süre içinde bildirmek,
d) Acentenin istemeye hak kazandığı ücreti ödemek,
e) Ücret, avans ve olağanüstü giderler hakkında 20
nci madde hükümlerine göre faiz ödemek,
zorundadır.
(2) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin
aleyhine olduğu ölçüde, geçersizdir.
F) Acentelik sözleşmesinin sona ermesi
I - Sebepleri
MADDE 121-
(1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini,
taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir.
Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı
her zaman fesih olunabilir.
(2) Belirli süre için yapılan bir acentelik
sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde,
sözleşme belirsiz süreli hâle gelir.
(3) Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü
veya kısıtlanması hâlinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü
uygulanır.
(4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık
ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin
tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek
zorundadır.
(5) Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyetini
kaybetmesi veya iflası sebebiyle acentelik sözleşmesi sona ererse, işlerin
tamamlanması hâlinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına oranlanarak
belirlenecek uygun bir tazminat acenteye ya da bu maddede yazılı hâllere
göre onun yerine geçenlere verilir.
II - Denkleştirme istemi
MADDE 122-
(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler
sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler
elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin
sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış
veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme
ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa
ve
c) Somut olayın özellik ve şartları
değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa,
acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık
faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını
aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin
devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir
eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru
sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse,
acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden
vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden
itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe,
tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin
sona ermesi hâlinde de uygulanır.
III - Rekabet yasağı anlaşması
MADDE 123-
(1) Acentenin, işletmesine ilişkin faaliyetlerini, sözleşme
ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran anlaşmanın yazılı
şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından
imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Anlaşma en çok,
ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca
acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına
aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir.
Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat
ödemesi şarttır.
(2) Müvekkil, sözleşme ilişkisinin sona
ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir.
Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle
tazminat ödeme borcundan kurtulur.
(3) Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu
davranışı nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten
itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa
yazılı olarak bildirebilir.
(4) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin
aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.
İKİNCİ KİTAP
Ticaret Şirketleri
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
A) Türleri
MADDE 124-
(1) Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve
kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit
şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket
sermaye şirketi sayılır.
B) Tüzel kişilik ve ehliyet
MADDE 125-
(1) Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir.
(2) Ticaret şirketleri, Türk Medenî
Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve
borçları üstlenebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar saklıdır.
C) Uygulanacak kanun hükümleri
MADDE 126-
(1) Her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak şartıyla, Türk Medenî
Kanununun tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri ile bu Kısımda hüküm
bulunmayan hususlarda Türk Borçlar Kanununun adi şirkete dair hükümleri her
şirket türünün niteliğine uygun olduğu oranda, ticaret şirketleri hakkında
da uygulanır.
D) Sermaye koyma borcu
I - Konusu
MADDE 127-
(1) Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye olarak;
a) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye
şirketlerine ait paylar,
b) Fikrî mülkiyet hakları,
c) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz,
d) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma
hakları,
e) Kişisel emek,
f) Ticari itibar,
g) Ticari işletmeler,
h) Haklı olarak kullanılan devredilebilir
elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler,
i) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik
değeri olan diğer haklar,
j) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her
türlü değer,
konabilir.
(2) Kanunun 307 nci maddesinin ikinci, 342 nci
maddesinin birinci ve 581 inci maddesinin birinci fıkra hükümleri saklıdır.
II - Hükmü
1. Genel olarak
MADDE 128-
(1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket
sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı
borçludur.
(2) Şirket sözleşmesinde veya esas
sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan
taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer
değerler, varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve
taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye
kabul olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır.
(3) Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya
taşınmaz üzerinde var olan veya kurulacak olan ayni bir hakkın konulması
borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın
geçerlidir.
(4) Paradan başka ekonomik bir değer veya
bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket,
tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla
doğrudan tasarruf edebilir.
(5) Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni
bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar üzerinde
tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescil gereklidir.
(6) Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu
siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle ilgili
bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve hemen
yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır.
(7) Şirket, her ortağın sermaye koyma
borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine
getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir.
Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar
da açabilir.
(8) Ortaklarca, sermaye olarak konulması
taahhüt edilen hakların korunması için, kurucular tarafından ortaklar aleyhine
ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar için,
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve
ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.
2. Temerrüt faizi
MADDE 129-
(1) Zamanında ifa edilmeyen sermaye para ise, 128 inci madde gereğince
tazminat hakkına halel gelmemek şartıyla, aksine şirket sözleşmesinde veya
esas sözleşmede hüküm yoksa, şirketin tescili anından itibaren temerrüt
faizi de ödenir.
3. Sorumlu olma
MADDE 130-
(1) Sermaye olarak şirkete alacaklarını devretmiş olan bir ortak,
alacaklar şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye koyma borcundan
kurtulmaz.
(2) Alacak, vadesi gelmemiş ise aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, vade gününden, muaccel ise şirket sözleşmesi
veya esas sözleşme tarihinden itibaren bir ay içinde şirketçe tahsil
edilmelidir.
(3) Her ne sebeple olursa olsun, bu süre
içinde tahsil edilemediği takdirde, gecikmeden dolayı şirketin tazminat hakkına
halel gelmemek şartıyla, ortak, sürenin bitiminden itibaren geçecek
günlerin temerrüt faizini de öder.
(4) Alacak kısmen tahsil edilmişse,
yukarıdaki hükümler tahsil edilmemiş olan kısım hakkında geçerlidir.
4. Karineler
MADDE 131-
(1) Sermaye olarak konulan ayınlara, bilirkişi tarafından biçilecek
değerler, ilgililerce kabul edilmiş sayılır.
(2) Şirket sözleşmesinde veya esas
sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, sermaye olarak konan ayınların mülkiyeti
şirkete ait ve haklar şirkete devredilmiş olur.
(3) Hizmet karşılığı olarak verilecek
ücretin kısmen veya tamamen kâra iştirak suretiyle ifası kararlaştırıldığı
takdirde bu kayıt çalışanlara ortak sıfatını vermez.
5. Faiz ve ücret alma hakkı
MADDE 132-
(1) Kanunlarda aksine hüküm yoksa, şirket sözleşmesiyle
ortakların, koydukları sermayeler için faiz ve şirketteki hizmetleri
sebebiyle kendilerine ücret verilmesi kabul olunabilir.
E) Ortakların kişisel alacaklıları
MADDE 133-
(1) Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortaklardan birinin
kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr
payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse
alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve tasfiye
payı üzerine haciz koydurabilir.
(2) Sermaye şirketlerinde alacaklılar,
alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında,
borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların, 9/6/1932
tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin
hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler.
Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir.
(3) Bunun dışında, alacaklılar, tüm ticaret
şirketlerinde alacaklarını, ortağın şirketten olan diğer alacaklarından da
alabilme ve bunun için haciz yaptırabilme yetkisini de haizdir.
(4) Yukarıdaki hükümler borçlu ortakların
şirket dışındaki mallarına alacaklıların başvurmalarına engel olmaz.
F) Birleşme, bölünme ve tür değiştirme
I - Uygulama alanı ve kavramlar
1. Uygulama alanı
MADDE 134-
(1) Ticaret şirketlerinin birleşmelerine, bölünmelerine ve tür
değiştirmelerine 134 ilâ 194 üncü maddeler uygulanır.
(2) Diğer kanunların, bu Kanunun 135 ilâ 194
üncü maddelerine aykırı olmayan hükümleri saklıdır.
2. Kavramlar
MADDE 135-
(1) 134 ilâ 194 üncü maddelerin uygulanmasında; “şirket”, ticaret
şirketlerini; “ortak”, anonim şirketlerin pay sahiplerini, limited
şirketler ile şahıs şirketlerinin ve kooperatiflerin ortaklarını; “ortaklık
payı”, şahıs şirketlerindeki ortaklık payını, anonim şirketteki payı,
limited şirketteki esas sermaye payını, sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketteki ortaklık payını; “genel kurul”, anonim,
limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerle
kooperatiflerdeki genel kurulu, şahıs şirketlerindeki ortaklar kurulunu ve
gereğinde ortakların tümünü; “yönetim organı”, anonim şirketler ve
kooperatiflerde yönetim kurulunu, limited şirketlerde müdürü veya
müdürleri, şahıs şirketleriyle sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketlerde yöneticiyi; “şirket sözleşmesi”, anonim şirketlerde esas
sözleşmeyi, şahıs şirketleriyle limited şirketlerde şirket sözleşmesini ve
kooperatifte ana sözleşmeyi ifade eder.
(2) Küçük ve orta ölçekli şirketler belirlenirken,
şahıs şirketleri için 1522, sermaye şirketleri hakkında ise 1523 üncü
maddelerde öngörülen ölçütler uygulanır.
II - Birleşme
1. Genel hükümler
a) İlke
MADDE 136-
(1) Şirketler;
a) Bir şirketin diğerini devralması, teknik terimle
“devralma şeklinde birleşme” veya
b) Yeni bir şirket içinde bir araya gelmeleri,
teknik terimle “yeni kuruluş şeklinde birleşme”,
yoluyla birleşebilirler.
(2) 136 ilâ 158 inci maddelerin
uygulamasında, kabul eden şirket “devralan”, katılan şirket “devrolunan”
diye adlandırılır.
(3) Birleşme, devrolunan şirketin malvarlığı
karşılığında, bir değişim oranına göre devralan şirketin paylarının, devrolunan
şirketin ortaklarınca kendiliğinden iktisap edilmesiyle gerçekleşir.
Birleşme sözleşmesi 141 inci maddenin ikinci fıkrası anlamında ayrılma
akçesini de öngörebilir.
(4) Birleşmeyle, devralan şirket devrolunan
şirketin malvarlığını bir bütün hâlinde devralır. Birleşmeyle devrolunan
şirket sona erer ve ticaret sicilinden silinir.
b) Geçerli birleşmeler
MADDE 137-
(1) Sermaye şirketleri;
a) Sermaye şirketleriyle,
b) Kooperatiflerle ve
c) Devralan şirket olmaları şartıyla, kollektif ve
komandit şirketlerle,
birleşebilirler.
(2) Şahıs şirketleri;
a) Şahıs şirketleriyle,
b) Devrolunan şirket olmaları şartıyla, sermaye
şirketleriyle,
c) Devrolunan şirket olmaları şartıyla,
kooperatiflerle,
birleşebilirler.
(3) Kooperatifler;
a) Kooperatiflerle,
b) Sermaye şirketleriyle ve
c) Devralan şirket olmaları şartıyla, şahıs
şirketleriyle,
birleşebilirler.
c) Tasfiye hâlindeki bir şirketin birleşmeye
katılması
MADDE 138-
(1) Tasfiye hâlindeki bir şirket, malvarlığının dağıtılmasına
başlanmamışsa ve devrolunan şirket olması şartıyla, birleşmeye katılabilir.
(2) Birinci fıkradaki şartların varlığı, bir
işlem denetçisinin, bu hususu doğrulayan raporunun, devralan şirketin merkezinin
bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne sunulmasıyla ispatlanır.
d) Sermayenin kaybı veya borca batıklık hâlinde
birleşmeye katılma
MADDE 139-
(1) Sermayesiyle kanuni yedek akçeleri toplamının yarısı zararlarla
kaybolan veya borca batık durumda bulunan bir şirket, kaybolan sermayeyi
veya gerekiyorsa borca batıklık durumunu karşılayabilecek tutarda serbestçe,
tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile birleşebilir.
(2) Birinci fıkradaki şartın gerçekleşmiş
olduğunu ispatlayan bir işlem denetçisi tarafından hazırlanan raporun, devralan
şirketin merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicili müdürlüğüne sunulması
şarttır.
2. Ortaklık payları ve hakları
a) Ortaklık payının ve haklarının korunması
MADDE 140-
(1) Devrolunan şirketin ortaklarının, mevcut ortaklık paylarını ve
haklarını karşılayacak değerde, devralan şirketin payları ve hakları üzerinde
istemde bulunma hakları vardır. Bu istem hakkı, birleşmeye katılan şirketlerin
malvarlıklarının değeri, oy haklarının dağılımı ve önem taşıyan diğer
hususlar dikkate alınarak hesaplanır.
(2) Ortaklık paylarının değişim oranları
belirlenirken, devrolunan şirketin ortaklarına tahsis olunan ortaklık
paylarının gerçek değerlerinin onda birini aşmaması şartıyla, bir
denkleştirme ödenmesi öngörülebilir.
(3) Devrolunan şirketin oydan yoksun
paylarına sahip ortaklarına aynı değerde, oydan yoksun veya oy hakkını haiz
paylar verilir.
(4) Devrolunan şirkette mevcut bulunan
paylara bağlı imtiyaz hakları karşılığında, devralan şirkette eş değerde haklar
veya uygun bir karşılık verilir.
(5) Devralan şirket, devrolunan şirketin
intifa senedi sahiplerine, eş değerli haklar tanımak veya intifa
senetlerini, birleşme sözleşmesinin yapıldığı tarihteki gerçek değeriyle
satın almak zorundadır.
b) Ayrılma akçesi
MADDE 141-
(1) Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara,
devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak
şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında
seçim yapma hakkı tanıyabilirler.
(2) Birleşmeye katılan şirketler
birleşme sözleşmesinde, sadece ayrılma akçesinin verilmesini öngörebilirler.
3. Sermaye artırımı, yeni kuruluş ve ara bilanço
a) Sermaye artırımı
MADDE 142-
(1) Devralma yoluyla birleşmede, devralan şirket, sermayesini,
devrolunan şirketin ortaklarının haklarının korunabilmesi için gerekli olan
düzeyde, artırmak zorundadır.
(2) Birleşmede, ayni sermaye konulmasına
ilişkin düzenlemelerle, halka açık anonim şirketlerde, yeni payların halka
arzına dair hükümler, Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınmasına ilişkin
olanlar müstesna, uygulanmaz.
b) Yeni kuruluş
MADDE 143-
(1) Yeni kuruluş yolu ile birleşmede, bu Kanun ile 24/4/1969 tarihli ve
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun, ayni sermaye konulmasına dair
düzenlemeleri ve asgari ortak sayısına ilişkin hükümleri dışındaki maddeleri
yeni şirketin kuruluşuna uygulanır.
c) Ara bilanço
MADDE 144-
(1) Birleşme sözleşmesinin imzalandığı tarih ile bilanço günü
arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son bilançonun
çıkarılmasından sonra, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında
önemli değişiklikler meydana gelmişse, birleşmeye katılan şirketler
bir ara bilanço çıkarmak zorundadır.
(2) Aşağıdaki hükümler saklı olmak kaydı
ile, ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve ilkeler uygulanır. Ara
bilanço için;
a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir;
b) Son bilançoda kabul edilen değerlemeler, sadece
ticari defterdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer
düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden anlaşılmayan işletme
için önemli değer değişiklikleri de dikkate alınır.
4. Birleşme sözleşmesi, birleşme raporu ve
denetleme
a) Birleşme sözleşmesi
aa) Birleşme sözleşmesinin yapılması
MADDE 145-
(1) Birleşme sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Sözleşme,
birleşmeye katılan şirketlerin, yönetim organlarınca imzalanır ve genel kurulları
tarafından onaylanır.
bb) Birleşme sözleşmesinin içeriği
MADDE 146-
(1) Birleşme sözleşmesinin;
a) Birleşmeye katılan şirketlerin ticaret
unvanlarını, hukuki türlerini, merkezlerini; yeni kuruluş yolu ile birleşme
hâlinde, yeni şirketin türünü, ticaret unvanını ve merkezini,
b) Şirket paylarının değişim oranını, öngörülmüşse
denkleştirme tutarını; devrolunan şirketin ortaklarının, devralan
şirketteki paylarına ve haklarına ilişkin açıklamaları,
c) Devralan şirketin, imtiyazlı ve oydan yoksun
payların sahipleriyle intifa senedi sahiplerine tanıdığı hakları,
d) Şirket paylarının değiştirilmesinin şeklini,
e) Birleşmeyle iktisap edilen payların, devralan
veya yeni kurulan şirketin bilanço kârına hak kazandığı tarihi ve bu isteme
ilişkin bütün özellikleri,
f) Gereğinde 141 inci madde uyarınca ayrılma
akçesini,
g) Devrolunan şirketin işlem ve eylemlerinin
devralan şirketin hesabına yapılmış sayılacağı tarihi,
h) Yönetim organlarına ve yönetici ortaklara
tanınan özel yararları,
i) Gereğinde sınırsız sorumlu ortakların
isimlerini,
içermesi zorunludur.
b) Birleşme raporu
MADDE 147-
(1) Birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları, ayrı ayrı
veya birlikte, birleşme hakkında bir rapor hazırlarlar.
(2) Raporda;
a) Birleşmenin amacı ve sonuçları,
b) Birleşme sözleşmesi,
c) Şirket paylarının değişim oranı ve öngörülmüşse
denkleştirme akçesi; devrolunan şirketlerin ortaklarına devralan şirket
nezdinde tanınan ortaklık hakları,
d) Gereğinde ayrılma akçesinin tutarı ve şirket pay
ve ortaklık hakları yerine ayrılma akçesi verilmesinin sebepleri,
e) Değişim oranının belirlenmesi yönünden payların
değerlemesine ilişkin özellikler,
f) Gereğinde devralan şirket tarafından yapılacak
artırımın miktarı,
g) Öngörülmüşse, devrolunan şirketin ortaklarına,
birleşme dolayısıyla yüklenecek olan, ek ödeme ve diğer kişisel edim
yükümlülükleri ile kişisel sorumluluklar hakkında bilgi,
h) Değişik türdeki şirketlerin birleşmelerinde,
yeni tür dolayısıyla ortaklara düşen yükümlülükler,
i) Birleşmenin, birleşmeye katılan şirketlerin
işçileri üzerindeki etkileri ile mümkünse bir sosyal planın içeriği,
j) Birleşmenin, birleşmeye katılan şirketlerin
alacaklıları üzerindeki etkileri,
k) Gerekiyorsa, ilgili makamlardan alınan onaylar,
hukuki ve ekonomik yönden açıklanır ve gerekçeleri
belirtilir.
(3) Yeni kuruluş yoluyla birleşmede birleşme
raporuna yeni şirketin sözleşmesinin de eklenmesi şarttır.
(4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük
ölçekli şirketler birleşme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.
c) Birleşme sözleşmesinin ve birleşme raporunun
denetlenmesi
MADDE 148-
(1) Birleşmeye katılan şirketlerin; birleşme sözleşmesini,
birleşme raporunu ve birleşmeye esas oluşturan bilançoyu, bu konuda uzman
olan bir işlem denetçisine denetlettirmeleri şarttır.
(2) Birleşmeye katılan şirketler,
birleşmeyi denetleyecek işlem denetçisine amaca yardımcı olacak her türlü
bilgi ve belgeyi vermek zorundadır.
(3) İşlem denetçisi denetleme raporunda;
a) Devralan şirket tarafından yapılması öngörülen
sermaye artırımının, devrolunan şirketin ortaklarının haklarını korumaya
yeterli bulunup bulunmadığı,
b) Değişim oranının ve ayrılma akçesinin adil olup
olmadığı,
c) Değişim oranının hangi yönteme göre
hesaplandığı; en az üç farklı genel kabul gören yöntem ile karşılaştırma yapılarak,
uygulanan yöntemin adil olduğu,
d) Diğer genel kabul gören yöntemlere göre hangi
değerlerin ortaya çıkabileceği,
e) Denkleştirme varsa, bunun uygun olup olmadığı,
f) Değişim oranının hesaplanması yönünden payların
değerlendirilmesinde dikkate alınan özellikler,
hususunda inceleme yapıp görüş açıklamakla
yükümlüdür.
(4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük
ölçekli şirketler denetlemeden vazgeçebilirler.
5. İnceleme hakkı ve malvarlığında değişiklikler
a) İnceleme hakkı
MADDE 149-
(1) Birleşmeye katılan şirketlerden her biri, merkezleriyle
şubelerinde ve halka açık anonim şirketler ise Sermaye Piyasası Kurulunun
öngöreceği yerlerde, genel kurul kararından önceki otuz gün içinde;
a) Birleşme sözleşmesini,
b) Birleşme raporunu,
c) Denetleme raporunu,
d) Son üç yılın yılsonu finansal tablolarıyla
yıllık faaliyet raporlarını, gereğinde ara bilançolarını,
ortakların, intifa senedi sahipleriyle şirket
tarafından ihraç edilmiş bulunan menkul kıymet hamillerinin, menfaati
bulunan kişilerin ve diğer ilgililerin incelemesine sunmakla yükümlüdür.
Bunlar ilgili sermaye şirketlerinin internet sitelerinde de yayımlanır.
(2) Ortaklar ile birinci fıkrada sayılan
kişiler, aynı fıkrada anılan belgelerin suretlerinin ve varsa basılı
şekillerinin kendilerine verilmesini isteyebilirler. Bunlar için, herhangi
bir bedel veya gider karşılığı istenilemez.
(3) Birleşmeye katılan şirketlerden her
biri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ve internet sitelerine
de konulan ilanda, inceleme yapma hakkına işaret eder.
(4) Birleşmeye katılan her şirket, birinci
fıkrada anılan belgelerin nereye tevdi edildiklerini ve nerelerde
incelemeye hazır tutulduklarını, tevdiden en az üç iş günü önce, Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesi ile şirket sözleşmesinde öngörülen gazetelerde ve
sermaye şirketleri de internet sitelerinde ilan eder.
(5) Tüm ortakların onaylaması hâlinde, küçük
ölçekli şirketler inceleme hakkının kullanılmasından vazgeçebilirler.
b) Malvarlığındaki değişikliklerle ilgili bilgiler
MADDE 150-
(1) Birleşmeye katılan şirketlerden birinin aktif veya pasif
varlıklarında, birleşme sözleşmesinin imzası tarihiyle, bu sözleşmenin
genel kurulda onaya sunulacağı tarih arasında, önemli değişiklik meydana
gelmişse, yönetim organı, bu durumu kendi genel kuruluna ve birleşmeye
katılan diğer şirketlerin yönetim organlarına yazılı olarak bildirir.
(2) Birleşmeye katılan tüm şirketlerin
yönetim organları, bu durumda birleşme sözleşmesinin değiştirilmesine veya
birleşmeden vazgeçmeye gerek olup olmadığını incelerler; böyle bir sonuca
vardıkları takdirde, onaya sunma önerisi geri çekilir. Diğer hâlde, yönetim
organı genel kurulda, birleşme sözleşmesinde uyarlamaya gerek
bulunmadığının gerekçesini açıklar.
c) Birleşme kararı
MADDE 151-
(1) Yönetim organı, genel kurula birleşme sözleşmesini sunar.
Birleşme sözleşmesi genel kurulda;
a) Bu Kanunun 421 inci maddesinin beşinci
fıkrasının (b) bendi saklı olmak üzere, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin çoğunluğunu temsil
etmesi şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların dörtte üçüyle,
b) Bir kooperatif tarafından devralınacak sermaye
şirketlerinde, sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, genel kurulda
mevcut bulunan oyların dörtte üçüyle,
c) Limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte
üçünü temsil eden paylara sahip bulunmaları şartıyla, tüm ortakların dörtte
üçünün oylarıyla,
d) Kooperatiflerde, verilen oyların üçte ikisinin
çoğunluğuyla; ana sözleşmede ek ödeme ve başka edim yükümlülükleri ya da
sınırsız sorumluluk kabul edilmiş veya bunlar mevcut olup da
genişletilmişse kooperatife kayıtlı tüm ortakların dörtte üçünün kararıyla,
onaylanmalıdır.
(2) Kollektif ve komandit şirketlerde
birleşme sözleşmesinin oybirliğiyle onaylanması gerekir. Ancak, şirket sözleşmesinde
birleşme sözleşmesinin bütün ortakların dörtte üçünün kararıyla onaylanması
öngörülebilir.
(3) Bir sermayesi paylara bölünmüş komandit
şirketin, başka bir şirketi devralması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendindeki
nisaba ek olarak, komanditelerin tamamının birleşmeyi yazılı olarak
onaylamaları gereklidir.
(4) Bir limited şirket tarafından devralınan
anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette, devralma ile ek
yükümlülük ve kişisel edim yükümlülükleri de öngörülüyorsa veya bunlar mevcut
olup da genişletiliyorsa, bütün ortakların oybirliğine gerek vardır.
(5) Birleşme sözleşmesi bir ayrılma akçesini
öngörüyorsa bunun, devreden şirket şahıs şirketiyse oy hakkını haiz
ortaklarının, sermaye şirketiyse şirkette mevcut oy haklarının yüzde
doksanının olumlu oylarıyla onaylanması şarttır.
(6) Birleşme sözleşmesinde devrolunan
şirketin işletme konusunda değişiklik öngörülmüşse, birleşme sözleşmesinin
ayrıca, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi için gerekli nisapla onaylanmış
olması zorunludur.
6. Kesinleşmeye ilişkin hükümler
a) Ticaret siciline tescil
MADDE 152-
(1) Birleşmeye katılan şirketler tarafından birleşme
kararı alınır alınmaz, yönetim organları, birleşmenin tescili için ticaret
siciline başvurur.
(2) Devralan şirket, birleşmenin gereği
olarak sermayesini artırmışsa, ek olarak esas sözleşme değişiklikleri de
ticaret siciline sunulur.
(3) Devrolunan şirket, birleşmenin ticaret
siciline tescili ile infisah eder.
b) Hukuki sonuçlar
MADDE 153-
(1) Birleşme, birleşmenin ticaret siciline tescili ile
geçerlilik kazanır. Tescil anında, devrolunan şirketin bütün aktif ve
pasifi kendiliğinden devralan şirkete geçer.
(2) Devrolunan şirketin ortakları devralan
şirketin ortağı olur. Ancak bu sonuç, devralan şirketin kendi adına fakat
bu şirket hesabına hareket eden kişinin elinde bulunan paylar ile
devrolunan şirketin kendi adına fakat bu şirket hesabına hareket eden
kişinin elinde bulunan paylar için doğmaz.
(3) 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.
c) İlan
MADDE 154-
(1) Birleşme kararı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
ilan olunur.
7. Sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış şekilde
birleşmesi
a) Uygulama alanı
MADDE 155-
(1) a) Devralan sermaye şirketi devrolunan sermaye şirketinin oy hakkı
veren bütün paylarına veya
b) Bir şirket ya da bir gerçek kişi veya kanun
yahut sözleşme dolayısıyla bağlı bulunan kişi grupları, birleşmeye katılan
sermaye şirketlerinin oy hakkı veren tüm paylarına,
sahiplerse sermaye şirketleri kolaylaştırılmış
düzene göre birleşebilirler.
(2) Devralan sermaye şirketi, devrolunan
sermaye şirketinin tüm paylarına değil de oy hakkı veren paylarının en az
yüzde doksanına sahipse, azınlıkta kalan pay sahipleri için;
a) Devralan şirkette bu payların denk karşılığı
olan paylar verilmesi şirket payları yanında, 141 inci maddeye göre, şirket
paylarının gerçek değerinin tam dengi olan nakdî bir karşılık verilmesinin
önerilmiş olması ve
b) Birleşme dolayısıyla ek ödeme borcunun veya
herhangi bir kişisel edim yükümlülüğünün yahut kişisel sorumluluğun
doğmaması,
hâlinde birleşme kolaylaştırılmış usulde
gerçekleşebilir.
b) Kolaylıklar
MADDE 156-
(1) Birleşmeye katılan ve 155 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen
şartlara uyan sermaye şirketleri, birleşme sözleşmesinde, 146 ncı maddenin
birinci fıkrasının (a) ve (f) ilâ (i) bentlerinde gösterilmiş bulunan
kayıtlara yer verirler. Bu sermaye şirketleri, 147 nci maddede öngörülen
birleşme raporunu düzenlemeye, 148 inci maddede yeralan birleşme
sözleşmesini denetletme hakkı ile 149 uncu maddede düzenlenen inceleme
hakkını sağlamakla yükümlü olmadıkları gibi, birleşme sözleşmesini 151 inci
madde uyarınca genel kurulun onayına da sunmayabilirler.
(2) Birleşmeye katılan ve 155 inci maddenin
ikinci fıkrasında öngörülen şartlara uyan sermaye şirketleri, birleşme
sözleşmesinde, sadece, 147 nci maddenin ikinci fıkrasının (a), (b) ve (f)
ilâ (i) bentlerinde gösterilmiş bulunan kayıtlara yer verirler. Bu
şirketler 147 nci maddede öngörülen birleşme raporunu düzenlemeye ve
birleşme sözleşmesini 151 inci madde gereğince genel kurula sunmaya da
zorunlu değildirler. 149 uncu maddede öngörülen inceleme hakkının,
birleşmenin tescili için ticaret siciline yapılan başvurudan otuz gün önce
sağlanmış olması gerekir.
8. Alacaklıların ve çalışanların korunması
a) Alacakların teminat altına alınması
MADDE 157-
(1) Birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları birleşmenin hukuken
geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içinde istemde bulunurlarsa,
devralan şirket bunların alacaklarını teminat altına alır.
(2) Birleşmeye katılan şirketler;
alacaklılarına, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, tirajı ellibinin
üstünde olan yurt düzeyinde dağıtımı yapılan üç gazetede yedişer gün
aralıklarla üç defa yapacakları ilanla ve ayrıca internet sitelerine
konulacak ilanla haklarını bildirirler. İşlem denetçisi, birleşmeye
katılan şirketlerin serbest malvarlıklarının,
ödenmesine yetmeyeceği bilinen bir alacakları bulunmadığını
veya böyle bir alacak istemi beklenmediğini doğruladığı takdirde ilan
yükümlülüğü ortadan kalkar.
(3) Devralan şirket alacağın birleşme
dolayısıyla tehlikeye düşmediğini bir işlem denetçisi raporuyla ispat
ederse, teminat verme yükümlülüğü ortadan kalkar.
(4) Diğer alacaklıların zarara
uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, yükümlü şirket teminat göstermek
yerine borcu ödeyebilir.
b) Ortakların kişisel sorumlulukları ve iş
ilişkilerinin geçmesi
MADDE 158-
(1) Devrolunan şirketin borçlarından birleşmeden önce sorumlu
olan ortakların sorumlulukları birleşmeden sonra da devam eder. Şu şartla
ki, bu borçlar birleşme kararının ilanından önce doğmuş olmalı veya borçları
doğuran sebepler bu tarihten önce oluşmuş bulunmalıdır.
(2) Devrolunan şirketin borçlarından doğan,
ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin istemler, birleşme kararının ilanı
tarihinden itibaren üç yıl geçince zamanaşımına uğrar. Alacak ilan
tarihinden sonra muaccel olursa, zamanaşımı süresi muacceliyet
tarihinden başlar. Bu sınırlama, devralan şirketin borçları dolayısıyla
şahsen sorumlu olan ortakların sorumluluklarına uygulanmaz.
(3) Kamuya arz edilmiş olan tahvil ve diğer
borç senetlerinde sorumluluk itfa tarihine kadar devam eder; meğerki,
izahname başka bir düzenleme içersin.
(4) İş ilişkileri hakkında 178 inci madde
hükmü uygulanır.
III - Bölünme
1. Genel hükümler
a) İlke
MADDE 159-
(1) Bir şirket tam veya kısmi bölünebilir.
a) Tam bölünmede, şirketin tüm malvarlığı bölümlere
ayrılır ve diğer şirketlere devrolunur. Bölünen şirketin ortakları,
devralan şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap ederler. Tam bölünüp
devrolunan şirket sona erer ve unvanı ticaret sicilinden silinir.
b) Kısmi bölünmede, bir şirketin malvarlığının bir
veya birden fazla bölümü diğer şirketlere devrolunur. Bölünen şirketin
ortakları, devralan şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap ederler veya
bölünen şirket, devredilen malvarlığı bölümlerinin karşılığında devralan
şirketlerdeki payları ve hakları elde ederek yavru şirketini oluşturur.
b) Geçerli bölünmeler
MADDE 160-
(1) Sermaye şirketleri ve kooperatifler sermaye
şirketlerine ve kooperatiflere bölünebilirler.
c) Şirket paylarının ve haklarının korunması
MADDE 161-
(1) Tam ve kısmi bölünmede şirket payları ve hakları 140 ıncı madde
uyarınca korunur.
(2) Devreden şirketin ortaklarına;
a) Bölünmeye katılan tüm şirketlerde, mevcut
payları oranında şirket payları veya
b) Bölünmeye katılan bazı veya tüm şirketlerde,
mevcut paylarının oranına göre değişik oranda şirket payları,
tahsis edilebilir. (a) bendindeki bölünme
“oranların korunduğu”, (b) bendindeki bölünme ise “oranların korunmadığı
bölünme”dir.
2. Bölünmenin uygulanmasına ilişkin hükümler
a) Sermayenin azaltılması
MADDE 162-
(1) Bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin azaltılması
hâlinde 473, 474 ve 592 nci maddeler ile kooperatiflerde Kooperatifler
Kanununun 98 inci maddesine dayanılarak bu Kanunun 473 ve 474 üncü
maddeleri uygulanmaz.
b) Sermaye artırımı
MADDE 163-
(1) Devralan şirket sermayesini, devreden şirketin
ortaklarının haklarını koruyacak miktarda artırır.
(2) Bölünmede, ayni sermaye konulmasına
ilişkin hükümler uygulanmaz. Bölünme sebebiyle, kayıtlı sermaye sisteminde
müsait olmasa bile, tavan değiştirilmeden sermaye artırılabilir.
c) Yeni kuruluş
MADDE 164-
(1) Bölünme çerçevesinde yeni bir şirketin kurulmasına bu Kanun
ile Kooperatifler Kanununun kuruluşa ilişkin hükümleri uygulanır. Sermaye
şirketlerinin kurulmasında, kurucuların asgari sayısına ve ayni sermaye
konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.
d) Ara bilanço
MADDE 165-
(1) Bilanço günüyle, bölünme sözleşmesinin imzası veya bölünme
planının düzenlenmesi tarihi arasında, altı aydan fazla bir zaman bulunduğu
veya son bilançonun çıkarılmasından itibaren, bölünmeye katılan şirketlerin
malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmiş olduğu takdirde, bir
ara bilanço çıkarılır.
(2) Bu fıkranın (a) ve (b) bentlerinde
öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla, ara bilançoya yıllık bilançoya
ilişkin hüküm ve standartlar uygulanır. Ara bilanço için;
a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir.
b) Son bilançoda kabul edilmiş bulunan
değerlemeler, sadece ticari defterlerdeki hareketler ölçüsünde
değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari
defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de
dikkate alınır.
3. Bölünme belgelerini denetleme ve inceleme hakkı
a) Bölünme sözleşmesi ve bölünme planı
aa) Genel olarak
MADDE 166-
(1) Bir şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini var
olan şirketlere devredecekse, bölünmeye katılan şirketlerin yönetim
organları tarafından bir bölünme sözleşmesi yapılır.
(2) Bir şirket, bölünme yoluyla,
malvarlığının bölümlerini yeni kurulacak şirketlere devredecekse, yönetim
organı bir bölünme planı düzenler.
(3) Hem bölünme sözleşmesinin hem de bölünme
planının yazılı şekilde yapılması ve bunların genel kurul tarafından 173
üncü madde hükümlerine göre onaylanması şarttır.
bb) Bölünme sözleşmesinin ve bölünme planının
içeriği
MADDE 167-
(1) Bölünme sözleşmesi ve bölünme planı özellikle;
a) Bölünmeye katılan şirketlerin ticaret
unvanlarını, merkezlerini ve türlerini,
b) Aktif ve pasif malvarlığı konularının devir
amacıyla bölümlere ayrılmasını ve tahsisini; açık tanımlamayla, bu
bölümlere ilişkin envanteri; taşınmazları, kıymetli evrakı ve maddi olmayan
malvarlığını teker teker gösteren listeyi,
c) Payların değişim oranını ve gereğinde ödenecek
denkleştirme tutarını ve devreden şirketin ortaklarının, devralan
şirketteki ortaklık haklarına ilişkin açıklamaları,
d) Devralan şirketin; intifa senedi, oydan yoksun
pay ve özel hak sahiplerine tahsis ettiği hakları,
e) Şirket paylarının değişim tarzlarını,
f) Şirket paylarının bilanço kârına hangi tarihten
itibaren hak kazanacaklarını ve bu istem hakkının özelliklerini,
g) Devreden şirketin işlemlerinin hangi tarihten
itibaren devralan şirketin hesabına yapılmış kabul edildiğini,
h) Yönetim organlarının üyelerine, müdürlere,
yönetim hakkına sahip kişilere ve denetçilere tanınan özel menfaatleri,
i) Bölünme sonucu devralan şirketlere geçen iş
ilişkilerinin listesini,
içerir.
b) Bölünmenin dışında kalan malvarlığı
MADDE 168-
(1) Bölünme sözleşmesinde veya bölünme planında tahsisi yapılmayan
malvarlığı konuları üzerinde;
a) Tam bölünmede, devralan tüm şirketlerin, bölünme
sözleşmesi veya planına göre kendilerine geçen net aktif malvarlığının
oranına göre, devralan tüm şirketlere paylı mülkiyet hakkı düşer.
b) Kısmi bölünmede söz konusu malvarlığı, devreden
şirkette kalır.
(2) Birinci fıkra hükmü kıyas yoluyla
alacaklara ve maddi olmayan malvarlığı haklarına da uygulanır.
(3) Tam bölünmeye katılan şirketler,
bölünme sözleşmesi veya bölünme planına göre herhangi bir şirkete tahsis
edilmeyen borçlardan müteselsilen sorumludurlar.
c) Bölünme raporu
aa) İçerik
MADDE 169-
(1) Bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları, bölünme hakkında
ayrı rapor hazırlarlar; ortak rapor da geçerlidir.
(2) Rapor;
a) Bölünmenin amacını ve sonuçlarını,
b) Bölünme sözleşmesini veya bölünme planını,
c) Payların değişim oranlarını ve gereğinde
ödenecek denkleştirme tutarını, özellikle devreden şirketin ortaklarının
devralan şirketteki haklarına ilişkin açıklamaları,
d) Değişim oranının saptanmasında, payların
değerlemesine ilişkin özellikleri,
e) Gereğinde, bölünme dolayısıyla ortaklar için
doğacak olan ek ödeme yükümlülüklerini, diğer kişisel edim yükümlülüklerini
ve sınırsız sorumluluğu,
f) Bölünmeye katılan şirketlerin türlerinin farklı
olması hâlinde, ortakların yeni tür sebebiyle söz konusu olan yükümlülüklerini,
g) Bölünmenin işçiler üzerindeki etkileri ile içeriğini;
varsa sosyal planın içeriğini,
h) Bölünmenin, bölünmeye katılan şirketlerin
alacaklıları üzerindeki etkilerini,
hukuki ve ekonomik yönleri ile açıklar ve
gerekçelerini gösterir.
(3) Yeni kuruluşun varlığı hâlinde, bölünme
planına yeni şirketin sözleşmesi de eklenir.
(4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük ölçekli
şirketler bölünme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.
bb) Bölünme sözleşmesinin veya bölünme planının ve
bölünme raporunun denetlenmesi
MADDE 170-
(1) Bölünme sözleşmesinin veya bölünme planının denetlenmesine 148 inci
madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
d) İnceleme hakkı
MADDE 171-
(1) Bölünmeye katılan şirketlerden her biri, genel kurulun kararından
iki ay önce, merkezlerinde, halka açık anonim şirketler ayrıca Sermaye
Piyasası Kurulunun uygun gördüğü yerlerde;
a) Bölünme sözleşmesini veya bölünme planını,
b) Bölünme raporunu,
c) Denetleme raporunu,
d) Son üç yılın finansal tabloları ile faaliyet
raporlarını ve varsa ara bilançoları,
bölünmeye katılan şirketlerin ortaklarının
incelemesine sunar.
(2) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük
ölçekli şirketler birinci fıkrada öngörülen inceleme hakkından vazgeçebilirler.
(3) Ortaklar, bölünmeye katılan
şirketlerden, birinci fıkrada sayılan belgelerin kopyalarının kendilerine
verilmesini isteyebilirler. Suretler için bedel veya herhangi bir gider
karşılığı istenemez.
(4) Bölünmeye katılan şirketlerden her biri,
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, sermaye şirketleri ayrıca internet sitesinde,
inceleme yapma haklarına işaret eden bir ilan yayımlarlar.
e) Malvarlığındaki değişikliklerle ilgili bilgiler
MADDE 172-
(1) Bölünmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında meydana gelen
değişikliklere 150 nci madde kıyas yoluyla uygulanır.
4. Bölünme kararı
MADDE 173-
(1) 175 inci maddede öngörülen teminatın sağlanmasından sonra,
bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları, bölünme sözleşmesini veya
bölünme planını genel kurula sunar.
(2) Onama kararı 151 inci maddenin birinci,
üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkralarında öngörülen nisaplara uyularak
alınır.
(3) Oranın korunmadığı bölünmede onama
kararı, devreden şirkette oy hakkını haiz ortakların en az yüzde doksanıyla
alınır.
5. Korunmaya ilişkin hükümler
a) Alacaklıların korunması
aa) Çağrı
MADDE 174-
(1) Bölünmeye katılan şirketlerin alacaklıları, Türkiye Ticaret
Sicili Gazetesinde, tirajı ellibinin üstünde olan ve yurt düzeyinde
dağıtımı yapılan en az üç gazetede yedişer gün aralıklarla üç defa
yapılacak ilanla ve sermaye şirketlerinde ayrıca internet sitesine de
konulacak ilanla, alacaklarını bildirmeye ve teminat verilmesi için istemde
bulunmaya çağrılırlar.
bb) Alacakların teminat altına alınması
MADDE 175-
(1) Bölünmeye katılan şirketler, 174 üncü maddede öngörülen
ilanların yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde, istemde bulunan
alacaklıların alacaklarını teminat altına almak zorundadırlar.
(2) Bölünme ile, alacaklıların alacaklarının
tehlikeye düşmediğinin, bir işlem denetçisinin raporuyla ispatı hâlinde,
teminat altına almak yükümü ortadan kalkar.
(3) Diğer alacaklıların zarara
uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, şirket, teminat göstermek yerine
borcu ödeyebilir.
b) Sorumluluk
aa) Bölünmeye katılan şirketlerin ikinci derecede
sorumluluğu
MADDE 176-
(1) Bölünme sözleşmesi veya bölünme planıyla kendisine borç
tahsis edilen şirket, bu suretle birinci derecede sorumlu bulunan şirket,
alacaklıların alacaklarını ifa etmezse, bölünmeye katılan diğer
şirketler, ikinci derecede sorumlu şirketler, müteselsilen sorumlu
olurlar.
(2) İkinci derecede sorumlu olan şirketlerin
takip edilebilmeleri için, alacağın teminat altına alınmamış ve
birinci derecede sorumlu şirketin;
a) İflas etmiş,
b) Konkordato süresi almış,
c) Aleyhinde yapılan bir icra takibinde kesin aciz
vesikası alınmasının şartları doğmuş,
d) Merkezi yurt dışına taşınmış ve artık Türkiye’de
takip edilemez duruma gelmiş veya
e) Yurt dışındaki merkezinin yeri değiştirilmiş ve
bu sebeple hukuken takibi önemli derecede güçleşmiş,
olması gerekir.
bb) Ortakların kişisel sorumluluğu
MADDE 177-
(1) Ortakların kişisel sorumlulukları hakkında 158 inci madde hükmü
uygulanır.
6. İş ilişkilerinin geçmesi
MADDE 178-
(1) Tam veya kısmi bölünmede, işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri,
işçi itiraz etmediği takdirde, devir gününe kadar bu sözleşmeden doğan bütün
hak ve borçlarla devralana geçer.
(2) İşçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi
kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer; devralan ve işçi o tarihe
kadar sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Eski işveren ile devralan, işçinin
bölünmeden evvel muaccel olmuş alacakları ile hizmet sözleşmesinin normal
olarak sona ereceği veya işçinin itirazı sebebiyle sona erdiği tarihe kadar
geçen sürede muaccel olacak alacaklarından müteselsilen sorumludur.
(4) Aksi kararlaştırılmadıkça veya hâlin
gereğinden anlaşılmadıkça, işveren hizmet sözleşmesinden doğan hakları
üçüncü bir kişiye devredemez.
(5) İşçiler muaccel olan ve birinci fıkrada
öngörüldüğü şekilde muaccel olacak alacaklarının teminat altına alınmasını
isteyebilirler.
(6) Devreden şirketin bölünmeden önce şirket
borçlarından dolayı sorumlu olan ortakları, hizmet sözleşmesinden doğan ve
intikal gününe kadar muaccel olan borçlarla, hizmet sözleşmesi normal
olarak sona ermiş olsaydı muaccel hâle gelecek olan veya işçinin itirazı
sebebiyle hizmet sözleşmesinin sona erdiği ana kadar doğacak olan
borçlardan müteselsilen sorumlu olmakta devam ederler.
7. Ticaret siciline tescil ve geçerlilik
MADDE 179-
(1) Bölünme onaylanınca, yönetim organı bölünmenin tescilini
ister.
(2) Kısmi bölünme sebebiyle devreden şirketin
sermayesinin azaltılması gerekiyorsa buna ilişkin esas sözleşme değişikliği
de tescil ettirilir.
(3) Tam bölünme hâlinde devreden şirket ticaret
siciline tescil ile birlikte infisah eder.
(4) Bölünme ticaret siciline tescille geçerlilik
kazanır. Tescil ile tescil anında envanterde yer alan bütün aktifler ve
pasifler devralan şirketlere geçer.
IV - Tür değiştirme
1. Genel hükümler
a) İlke
MADDE 180-
(1) Bir şirket hukuki şeklini değiştirebilir. Yeni türe dönüştürülen şirket
eskisinin devamıdır.
b) Geçerli tür değiştirmeler
MADDE 181- (1)
a) Bir sermaye şirketi;
1. Başka türde bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
b) Bir kollektif şirket;
1. Bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
3. Bir komandit şirkete;
c) Bir komandit şirket;
1. Bir sermaye şirketine;
2. Bir kooperatife;
3. Bir kollektif şirkete;
d) Bir kooperatif bir sermaye şirketine,
dönüşebilir.
c) Kollektif ve komandit şirketlerin tür
değiştirmelerine ilişkin özel düzenleme
MADDE 182 - (1)
Bir kollektif şirket bir komandit şirkete;
a) Kollektif şirkete bir komanditerin girmesi,
b) Bir ortağın komanditer olması,
hâlinde dönüşebilir.
(2) Bir komandit şirket kollektif şirkete;
a) Tüm komanditerlerin şirketten çıkması,
b) Tüm komanditerlerin komandite olması,
suretiyle dönüşebilir.
(3) Bir kollektif veya komandit şirketin tek
kişi işletmesi olarak faaliyetine devam etmesine ilişkin 257 nci madde
hükmü saklıdır.
(4) Bu madde uyarınca yapılacak tür
değiştirmelerine 180 ilâ 190 ıncı madde hükümleri uygulanmaz.
2. Şirket payının ve haklarının korunması
MADDE 183- (1)
Tür değiştirmede ortakların şirket payları ve hakları korunur. Oydan yoksun
paylar için sahiplerine eşit değerde paylar veya oy hakkını haiz paylar
verilir.
(2) İmtiyazlı payların karşılığında aynı
değerde paylar verilir veya uygun bir tazminat ödenir.
(3) İntifa senetleri karşılığında aynı
değerde haklar verilir veya tür değiştirme planının düzenlendiği tarihte
gerçek değer ödenir.
3. Kuruluş ve ara bilanço
MADDE 184-
(1) Tür değiştirmede, yeni türün kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır;
ancak, sermaye şirketlerinde ortakların asgari sayısına ve ayni sermaye
konulmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.
(2) Bilanço günüyle tür değiştirme raporunun
düzenlendiği tarih arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son
bilançonun çıkarıldığı tarihten itibaren şirketin malvarlığında önemli
değişiklikler meydana gelmişse ara bilanço çıkarılır.
(3) Aşağıdaki hükümler saklı olmak kaydı ile
ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve ilkeler uygulanır. Ara
bilanço için;
a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir;
b) Son bilançoda kabul edilen değerlemeler, sadece
ticari defterdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer
düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden anlaşılmayan işletme
için önemli değer değişiklikleri de dikkate alınır.
4. Tür değiştirme planı
MADDE 185-
(1) Yönetim organı bir tür değiştirme planı düzenler. Plan yazılı
şekle ve 189 uncu madde uyarınca genel kurulun onayına tabidir. Tür
değiştirme planı;
a) Şirketin tür değiştirmeden önceki ve sonraki
ticaret unvanını, merkezini ve yeni türe ilişkin ibareyi,
b) Yeni türün şirket sözleşmesini,
c) Ortakların tür değiştirmeden sonra sahip
olacakları payların sayısını, cinsini ve tutarını veya tür değiştirmeden
sonra ortakların paylarına ilişkin açıklamaları,
içerir.
5. Tür değiştirme raporu
MADDE 186-
(1) Yönetim organı tür değiştirme hakkında yazılı bir rapor hazırlar.
(2) Raporda;
a) Tür değiştirmenin amacı ve sonuçları,
b) Yeni türe ilişkin kuruluş hükümlerinin yerine
getirilmiş bulunduğu,
c) Yeni şirket sözleşmesi,
d) Tür değiştirmeden sonra ortakların sahip
olacakları paylara dair değişim oranı,
e) Varsa ortaklar ile ilgili olarak tür
değiştirmeden kaynaklanan ek ödeme ile diğer kişisel edim yükümlülükleri ve
kişisel sorumluluklar,
f) Ortaklar için yeni tür dolayısıyla doğan
yükümlülükler
hukuki ve ekonomik yönden açıklanır ve gerekçeleri
gösterilir.
(3) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük
ölçekli şirketler tür değiştirme raporunun düzenlenmesinden vazgeçebilirler.
6. Tür değiştirme planının ve tür değiştirme
raporunun denetlenmesi
MADDE 187-
(1) Şirket, tür değiştirme planını, tür değiştirme raporunu, tür
değiştirmede esas alınan bilançoyu işlem denetçisine denetlettirir.
(2) Şirket işlem denetçisine, yapılacak
denetlemenin amacına hizmet edebilecek bütün bilgi ve belgeleri vermek zorundadır.
(3) İşlem denetçisi tür değiştirmeye ilişkin
şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini, bilançonun gerçeğe uygun olup
olmadığını ve tür değiştirmeden sonra ortakların hukuki durumlarının
korunup korunmadığını incelemek ve değerlendirmek zorundadır.
(4) Tüm ortakların onaylaması hâlinde küçük
ölçekli şirketler denetlemeden vazgeçebilirler.
7. İnceleme hakkı
MADDE 188 - (1)
Şirket;
a) Tür değiştirme planını,
b) Tür değiştirme raporunu,
c) Denetleme raporunu,
d) Son üç yılın finansal tablolarını, varsa ara
bilançoyu,
genel kurulda karar alınmasından otuz gün önce
merkezinde ve halka açık anonim şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulunun istediği
yerlerde ortakların incelemesine sunar.
(2) İsteyen ortaklara anılan belgelerin
kopyaları bedelsiz verilir. Şirket, ortakları, uygun bir şekilde inceleme
haklarının bulunduğu hususunda bilgilendirir.
8. Tür değiştirme kararı ve tescil
MADDE 189-
(1) Yönetim organı tür değiştirme planını genel kurula sunar. Tür
değiştirme kararı aşağıdaki nisaplarla alınır:
a) Kanunun 421 inci maddesinin beşinci fıkrasının
(b) bendi hükmü saklı olmak şartıyla anonim ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin üçte ikisini
karşılaması şartıyla, genel kurulda mevcut oyların üçte ikisiyle; limited
şirkete dönüştürme hâlinde, ek ödeme veya kişisel edim yükümlülüğü
doğacaksa tüm ortakların onayıyla;
b) Bir sermaye şirketinin bir kooperatife dönüşmesi
hâlinde tüm ortakların onayıyla;
c) Limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte
üçüne sahip bulunmaları şartıyla, ortakların dörtte üçünün kararıyla;
d) Kooperatiflerde;
1. Ortakların en az üçte ikisinin temsil edilmeleri
şartı ile, genel kurulda mevcut oyların çoğunluğuyla,
2. Ek ödeme, diğer kişisel edim yükümlülükleri veya
kişisel sorumluluk getiriliyorsa veya bu yükümlülükler veya sorumluluklar
genişletiliyorsa, kooperatifte kayıtlı ortaklarının üçte ikisinin olumlu
oyuyla,
e) Kollektif ve komandit şirketlerde tür değiştirme
planı bütün ortakların oybirliğiyle onanır. Ancak, şirket sözleşmesinde
ortakların tümünün üçte ikisinin olumlu oyuyla bu kararın alınabileceği
öngörülebilir.
(2) Yönetim organı tür değiştirmeyi ve yeni
şirketin sözleşmesini tescil ettirir. Tür değiştirme tescil ile hukuki geçerlilik
kazanır. Tür değiştirme kararı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan
edilir.
9. Alacaklıların ve çalışanların korunması
MADDE 190-
(1) Ortakların kişisel sorumlulukları hakkında 158 inci ve iş
sözleşmelerinden doğan borçlar hakkında 178 inci madde uygulanır.
V - Ortak hükümler
1. Ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının
incelenmesi
MADDE 191- (1)
Birleşmede, bölünmede ve tür değiştirmede ortaklık paylarının ve
ortaklık haklarının gereğince korunmamış veya ayrılma karşılığının uygun
belirlenmemiş olması hâlinde, her ortak, birleşme, bölünme veya tür
değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından
itibaren iki ay içinde, söz konusu işlemlere katılan şirketlerden birinin
merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, uygun bir
denkleştirme akçesinin saptanmasını isteyebilir. Denkleştirme akçesinin
belirlenmesinde 140 ıncı maddenin ikinci fıkrası uygulanmaz.
(2) Davacı ile aynı hukuki durumda
bulunmaları hâlinde, mahkeme kararı, birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye
katılan şirketlerin tüm ortakları hakkında da hüküm doğurur.
(3) Davanın giderleri devralan şirkete
aittir. Özel durumların haklı göstermesi hâlinde, mahkeme giderleri kısmen veya
tamamen davacıya yükletilebilir.
(4) Ortaklık paylarının veya ortaklık
haklarının korunmasını inceleme davası birleşme, bölünme veya tür
değiştirme kararının geçerliliğini etkilemez.
2. Birleşmenin, bölünmenin ve tür değiştirmenin
iptali ve eksikliklerin sonuçları
MADDE 192-
(1) 134 ilâ 190 ıncı maddelerin ihlali hâlinde, birleşme,
bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa
geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan
şirketlerin ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açabilirler. İlanın
gerekmediği hâllerde süre tescil tarihinden başlar.
(2) Kararın bir yönetim organı tarafından
verilmesi hâlinde de bu dava açılabilir.
(3) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye
ilişkin işlemlerde herhangi bir eksikliğin varlığı hâlinde, mahkeme taraflara
bunun giderilmesi için süre verir. Hukuki sakatlık, verilen süre içinde
giderilemiyorsa veya giderilememişse mahkeme kararı iptal eder ve gerekli
önlemleri alır.
3. Sorumluluk
MADDE 193-
(1) Birleşme, bölünme veya tür değiştirme işlemlerine herhangi
bir şekilde katılmış bulunan bütün kişiler şirketlere, ortaklara ve
alacaklılara karşı kusurları ile verdikleri zararlardan sorumludurlar.
Kurucuların sorumlulukları saklıdır.
(2) Birleşmeyi, bölünmeyi veya tür
değiştirmeyi denetlemiş kişiler şirketlere, münferit ortaklara ve
alacaklılara karşı kusurları ile verdikleri zararlardan sorumludurlar.
(3) 202 ilâ 208, 555, 557, 560 ıncı madde hükümleri
saklıdır. Bir sermaye şirketinin veya kooperatifin iflası hâlinde 556 ve
570 inci maddeler ile Kooperatifler Kanununun 98 inci maddesi kıyas yoluyla
uygulanır.
VI – Ticari işletme ile ilgili birleşme ve tür
değiştirme
MADDE 194-
(1) Bir ticari işletme, bir ticaret şirketiyle, onun tarafından
devralınmak suretiyle birleşebilir. Bu hâlde devralan ticaret şirketinin
türüne göre 138 ilâ 140, 142 ilâ 158 ve ortak hükümlere ilişkin 191 ilâ 193
üncü madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
(2) Bir ticari işletmenin bir ticaret
şirketine dönüşmesi hâlinde 182 ilâ 193 üncü maddeler kıyas yoluyla
uygulanabilir.
(3) Bir ticaret şirketinin bir ticari
işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin paylarının
tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı
ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve
ilan edilmelidir. Bu hâlde, ticari işletmeye dönüştürülen ticaret şirketi,
bir kollektif veya komandit şirket ise mezkûr ticaret şirketinin borçlarından,
ticari işletmeyi işletecek kişi ve kişiler ile ticaret şirketinin eski ortakları
da 264 üncü maddedeki zamanaşımı süresince sıfatlarına göre müteselsilen
sorumlu olurlar. Dönüştürmeye bu Kanunun 264 ilâ 266 ncı maddeleri de
uygulanır.
(4) 182 nci maddenin üçüncü fıkrası hükmü
saklıdır.
G) Şirketler topluluğu
I - Hâkim ve bağlı şirket
MADDE 195-
(1) a) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya
dolaylı olarak;
1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya
2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında
karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek
hakkını haizse veya
3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye
dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte,
oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa,
b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret
şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında
tutabiliyorsa,
birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu
şirketlerden en az birinin merkezi Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler
topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, bir
ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya
onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip bulunması,
birinci şirketin hâkimiyetinin varlığına karinedir.
(3) Bir hâkim şirketin, bir veya birkaç bağlı
şirket aracılığıyla bir diğer şirkete hâkim olması, dolaylı hâkimiyettir.
(4) Hâkim şirkete doğrudan veya dolaylı olarak
bağlı bulunan şirketler, onunla birlikte şirketler topluluğunu oluşturur.
Hâkim şirketler ana, bağlı şirketler yavru şirket konumundadır.
(5) Şirketler topluluğunun hâkiminin, merkezi veya
yerleşim yeri yurt içinde veya dışında bulunan, bir teşebbüs olması hâlinde
de, 195 ilâ 209 uncu maddeler ile bu Kanundaki şirketler topluluğuna
ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim teşebbüs tacir sayılır. Konsolide
tablolar hakkındaki hükümler saklıdır.
(6) Şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin
uygulanmasında “yönetim kurulu” terimi limited şirketlerde müdürleri,
sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile şahıs şirketlerinde
yöneticileri, diğer tüzel kişilerde yönetim organını ve gerçek kişilerde
gerçek kişinin kendisini ifade eder.
II - Pay ve oy oranlarının hesaplanması
MADDE 196-
(1) Bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketindeki iştirakinin yüzdesi, o
sermaye şirketindeki payının veya payların itibarî değerleri toplamının,
iştirak olunan şirketin sermayesine oranlanmasıyla bulunur. Sermaye
şirketinin hem kendi hem de onun hesabına alınmış olup da üçüncü kişilerin
elindeki kendi payları, hesaplamada o şirketin esas veya çıkarılmış
sermayesinden düşülür.
(2) Bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketindeki
oy hakkının yüzdesi, ticaret şirketinin o sermaye şirketinde sahip
bulunduğu paylardan doğan kullanılabilen oy haklarının toplamının, sermaye
şirketindeki kullanılabilir tüm oy haklarının toplamına oranlanmasıyla
bulunur. Hesaplamada, sermaye şirketinin hem kendi hem de onun hesabına
alınmış olup da üçüncü kişilerin elindeki paylarından doğan oy hakları
düşülür.
(3) Bir ticaret şirketinin bir sermaye şirketinde
sahip olduğu paylar hesaplanırken ona bağlı şirketlerin sahip oldukları
veya onun hesabına alınmış olup üçüncü kişilerin elindeki paylar da hesaba
katılır.
III - Karşılıklı iştirak
MADDE 197-
(1) Birbirlerinin paylarının en az dörtte birine sahip bulunan sermaye
şirketleri karşılıklı iştirak durumundadır. Bu payların yüzdelerinin
hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Anılan şirketlerden biri diğerine
hâkimse, ikincisi aynı zamanda bağlı şirket sayılır. Karşılıklı iştirak
durumundaki şirketlerin her biri diğerine hâkimse ikisi de bağlı ve hâkim
şirket kabul olunur.
IV - Bildirim, tescil ve ilan yükümlülükleri
MADDE 198-
(1) Bir teşebbüs, bir sermaye şirketinin sermayesinin, doğrudan veya
dolaylı olarak, yüzde beşini, onunu, yirmisini, yirmibeşini, otuzüçünü,
ellisini, altmışyedisini veya yüzde yüzünü temsil eden miktarda paylarına
sahip olduğu veya payları bu yüzdelerin altına düştüğü takdirde; teşebbüs,
durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gün içinde, sermaye
şirketine ve bu Kanun ile diğer kanunlarda gösterilen yetkili makamlara
bildirir. Payların yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya elden çıkarılması,
yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında ayrı bir başlık altında açıklanır
ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan edilir. Payların yüzdelerinin
hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Teşebbüsün ve sermaye şirketinin
yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri de, kendilerinin, eşlerinin,
velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az yüzde
yirmisine sahip bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki
payları ile ilgili olarak bildirimde bulunurlar. Bildirimler yazılı şekilde
yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan olunur.
(2) Birinci fıkrada öngörülen bildirim ile tescil
ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece, ilgili paylara ait oy
hakkı dâhil, diğer haklar donar. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesine
dair diğer hukuki sonuçlara ilişkin hükümler saklıdır.
(3) Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için
bu sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır. Sözleşmenin
geçersizliği, bu Kanun ile diğer kanunlardaki şirketler topluluğuna dair
yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel
olmaz.
V - Bağlı ve hâkim şirketlerin raporları
MADDE 199-
(1) Bağlı şirketin yönetim kurulu, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde,
şirketin hâkim ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında bir rapor düzenler.
Raporda, şirketin geçmiş faaliyet yılında hâkim şirketle, hâkim şirkete
bağlı bir şirketle, hâkim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı
bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve geçmiş
faaliyet yılında hâkim şirketin ya da
ona bağlı bir şirketin yararına alınan
veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır.
Hukuki işlemlerde edimler ve karşı edimler, önlemlerde, önlemin sebebi ve
şirket yönünden yarar ve zararları belirtilir. Zarar denkleştirilmişse,
bunun faaliyet yılı içinde fiilen nasıl gerçekleştiği veya şirketin
sağladığı hangi menfaatlere ilişkin olarak bir istem hakkı tanındığı ayrıca
bildirilir.
(2) Rapor, doğru ve dürüst hesap verme
ilkelerine uygun olmalıdır.
(3) Yönetim kurulu raporun sonunda şirketin, hukuki
işlemin yapıldığı veya önlemin alındığı veya alınmasından kaçınıldığı
anda kendilerince bilinen hâl ve şartlara göre, her bir hukuki işlemde
uygun bir karşı edim sağlanıp sağlanmadığını ve alınan veya alınmasından
kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığını açıklar. Şirket
zarara uğramışsa, yönetim kurulu ayrıca zararın denkleştirilip
denkleştirilmediğini de belirtir. Bu açıklama sadece yıllık faaliyet
raporunda yer alır.
(4) Hâkim şirketin her yönetim kurulu üyesi,
yönetim kurulu başkanından; bağlı şirketlerin finansal ve malvarlığıyla
ilgili durumları ile üç aylık hesap sonuçları, hâkim şirketin bağlı
şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle, hâkim ve bağlı şirketlerin
pay sahipleri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri; yaptıkları işlemler ve
bunların sonuç ve etkileri hakkında, özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe
yansıtan hesap verme ilkelerine göre düzenlenmiş bir rapor hazırlattırıp
yönetim kuruluna sunmasını ve bunun sonuç kısmının yıllık rapor ile
denetleme raporuna eklenmesini isteyebilir. Bağlı şirketler, red için
yoruma yer bırakmayacak açıklıkta bir haklı sebebin varlığını ispat
edemedikleri takdirde, bu raporun hazırlanması için gerekli olan bilgi ve
belgeleri hâkim şirketin bu işle görevlendirilen uzmanlarına vermekle yükümlüdürler.
İstemde bulunan yönetim kurulu üyesi, bunu bir üçüncü kişinin yararlanması
amacıyla yapmışsa bunun sonuçlarından sorumlu olur.
VI - Bağlı şirketler hakkında bilgi alma
MADDE 200-
(1) Hâkim şirketin her pay sahibi genel kurulda, bağlı şirketlerin
finansal ve malvarlığıyla ilgili durumları ile hesap sonuçları, hâkim
şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle, hâkim ve bağlı
şirketlerin pay sahipleri, yöneticileri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri,
yaptıkları işlemler ve bunların sonuçları hakkında, özenli, gerçeği aynen
ve dürüstçe yansıtan hesap verme ilkelerine uygun, doyurucu bilgi
verilmesini isteyebilir.
VII - Hakların donması
MADDE 201-
(1) Bir sermaye şirketinin paylarını iktisap edip karşılıklı iştirak
konumuna bilerek giren diğer bir sermaye şirketi, iştirak konusu olan
paylardan doğan toplam oylarıyla diğer pay sahipliği haklarının sadece
dörtte birini kullanabilir; bedelsiz payları edinme hakkı hariç, diğer tüm
pay sahipliği hakları donar. Söz konusu paylar toplantı ve karar nisabının
hesaplanmasında dikkate alınmaz. 389 ile 612 nci madde hükümleri saklıdır.
(2) Birinci fıkrada öngörülen sınırlama,
bağlı şirketin hâkim şirketin paylarını iktisap etmesi veya her iki
şirketin birbirlerine hâkim olması hâlinde uygulanmaz.
VIII - Sorumluluk
1. Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması
MADDE 202-
(1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba
uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık,
fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler
yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel
nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar
yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini
yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da
faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut
gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki,
kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve
ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı
sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın.
b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine
getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı
şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim
kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim
istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat
yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin
paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen
ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir.
c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas
etmemiş olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilirler.
d) Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer
koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak
gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir
şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya
yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez.
e) Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı
davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci maddeler uygulanır.
Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde tazminat davası
bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır.
(2) Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket
bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme,
bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas
sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip
tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki
kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten,
zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle
bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa,
gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir
değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken
mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya
payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği
veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda
zamanaşımına uğrar.
(3) İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca,
davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan
tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya
mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece
genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu
maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle
açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve
mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir.
(4) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, pay sahiplerine
ve ortaklara tanınmış bulunan diğer haklar saklıdır.
(5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde hükümleri
dolayısıyla pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının
tüm hukuki sonuçlarının, bir sözleşme ile üstlenmesini hâkim teşebbüsten
isteyebilir.
2. Tam hâkimiyet hâlinde
a) Talimat
MADDE 203-
(1) Bir ticaret şirketi bir sermaye şirketinin paylarının ve oy
haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne sahipse, hâkim
şirketin yönetim kurulu, topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının
gereği olmak şartıyla, kaybına sebep verebilecek sonuçlar doğurabilecek
nitelik taşısalar bile, bağlı şirketin yönlendirilmesine ve yönetimine
ilişkin talimat verebilir. Bağlı şirketin organları talimata uymak
zorundadır.
b) İstisna
MADDE 204-
(1) Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye
düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek
nitelik taşıyan talimat verilemez.
c) Bağlı şirketin organlarının şirkete ve pay
sahiplerine karşı sorumsuzluğu
MADDE 205-
(1) Bağlı şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri ve sorumlu
tutulabilecek ilgililer, 203 ve 204 üncü madde kapsamındaki talimatlara
uymaları nedeniyle, şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu tutulamazlar.
d) Şirket alacaklılarının dava hakkı
MADDE 206-
(1) Hâkim şirket ve yöneticilerinin, 203 üncü madde çerçevesinde
verdikleri talimatlar dolayısıyla bağlı şirkette oluşan kayıp, o hesap yılı
içinde, denkleştirilmediği veya zamanı ve şekli de belirtilerek şirkete
denk bir istem hakkı tanınmadığı takdirde, zarara uğrayan alacaklılar hâkim
şirkete ve onun kayıptan sorumlu yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat
davası açabilirler. Davalılar 202 nci maddenin birinci fıkrasının (d)
bendine dayanabilir. Bu davaya 202 nci maddenin birinci fıkrasının (e)
bendi uygulanır.
(2)
Davalılar, krediden ve benzeri sebeplerden kaynaklanan alacaklarda,
davacının, denkleştirmenin yapılmadığını veya istem hakkının tanınmadığını
bilerek söz konusu alacağı doğuran ilişkiye girdiğini veya işin niteliği gereği
bu durumu bilmesi gerektiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.
IX - Çeşitli hükümler
1. Özel denetim
MADDE 207-
(1) Denetçi, işlem denetçisi, özel denetçi, riskin erken saptanması
ve yönetimi komitesi; bağlı şirketin, hâkim şirketle veya diğer bağlı bir
şirketle ilişkilerinde hilenin veya dolanın varlığını belirtir şekilde
görüş bildirmişse, bağlı şirketin her pay sahibi, bu konunun açıklığa
kavuşturulması amacıyla, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret
mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebilir.
2. Satın alma hakkı
MADDE 208-
(1) Hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak bir sermaye şirketinin
paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahipse, azlık şirketin
çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor, fark edilir
sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa, hâkim şirket azlığın
paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202 nci maddenin ikinci fıkrasında
öngörülen şekilde belirlenen değer ile satın alabilir.
3. Güvenden doğan sorumluluk
MADDE 209- (1)
Hâkim şirket, topluluk itibarının, topluma veya tüketiciye güven veren bir
düzeye ulaştığı hâllerde, bu itibarın kullanılmasının uyandırdığı güvenden
sorumludur.
H) Sanayi ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve
denetleme yetkisi
MADDE 210-
(1) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin
hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret
sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerinin
işlemleri, ilkeleri ve usulü bir tüzük ile belirlenerek
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenir.
(2) Diğer bakanlık, kurum, kurul ve kuruluşlar,
ancak kendilerine kanunla tanınan yetkinin sınırları içinde kalmak şartıyla
ve öngörülen amaç, konu ve şekle tabi olarak, şirketlere ilişkin
düzenlemeler yapabilirler. Bu düzenlemeler bu Kanunun ilkelerine ve
sistemine aykırı olamaz. Söz konusu düzenlemelerin bu Kanunun ticaret
şirketlerine ilişkin hükümlerini ilgilendirmeleri hâlinde Sanayi ve Ticaret
Bakanlığının yazılı uygun görüşü alınır. Bakanlık düzenlemeyi kanuna
uygunluk yönünden inceleyerek görüşünü en geç otuz gün içinde yazılı
olarak ilgili bakanlık, kurum, kurul veya kuruluşa bildirir; süresi
içinde bildirilmemişse görüş olumlu kabul edilir.
(3) Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı
işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde
bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki
hükümler saklı kalmak kaydıyla, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca, bu tür
işlem, hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde
fesih davası açılabilir.
İKİNCİ KISIM
Kollektif Şirket
BİRİNCİ BÖLÜM
Şirketin Niteliği ve Kuruluşu
A) Tanım
MADDE 211-
(1) Kollektif şirket ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında
işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından
hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan
şirkettir.
B) Sözleşme
I - Şekil
MADDE 212-
(1) Kollektif şirket sözleşmesi yazılı şekle tabidir; ayrıca, sözleşmedeki
imzaların noterce onaylanması şarttır.
II - Zorunlu kayıtlar
MADDE 213-
(1) Kollektif şirket sözleşmesine aşağıdaki kayıtların yazılması
zorunludur:
a) Ortakların ad ve soyadlarıyla yerleşim yerleri
ve vatandaşlıkları.
b) Şirketin kollektif olduğu.
c) Şirketin ticaret unvanı ve merkezi.
d) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir
şekilde şirketin işletme konusu.
e) Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt
ettiği para miktarı; para niteliğinde olmayan sermayenin değeri ve bu
değerin ne suretle biçilmiş olduğu; sermaye olarak kişisel emek konulmuşsa
bu emeğin niteliği, kapsamı ve değeri.
f) Şirketi temsile yetkili kimselerin ad ve
soyadları, bunların yalnız başına mı, yoksa birlikte mi imza koymaya yetkili
oldukları.
(2) Ortaklar, emredici hükümlere aykırı olmamak
şartıyla, şirket sözleşmesine diledikleri kayıtları koyabilirler.
III - Noksanlıklar
MADDE 214-
(1) Sözleşmesi kanuni şekilde yapılmamış veya sözleşmeye konması
zorunlu olan kayıtlardan biri veya bazıları eksik yahut geçersiz olan bir
kollektif şirket, adi şirket hükmünde olup, hakkında 216 ncı madde hükmü
saklı kalmak şartıyla, Türk Borçlar Kanununun adi şirketlere ilişkin
hükümleri uygulanır.
(2) 12 nci madde hükmü saklıdır.
C) Tescil
I - Yükümlülük
MADDE 215-
(1) Kollektif şirketi kuranlar, şirket sözleşmesinin noterlikçe
onaylı bir suretini onay tarihinden itibaren onbeş gün içinde şirket
merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline vererek şirketin tescilini
istemek zorundadır. Suret, sicil müdürlüğünce saklanır ve 213 üncü madde
gereğince sözleşmeye konması zorunlu olan kayıtlar ile kanunun emreylediği
diğer hususlar tescil ve ilan olunur.
II - Yükümlülüğün yerine getirilmemesi
MADDE 216-
(1) Tescil yükümlülüğü yerine getirilmeksizin şirket adına işlere
başlanmışsa, ortaklar giriştikleri işlerden dolayı üçüncü kişilere karşı
müteselsilen sorumludur.
(2) Bir kollektif şirket sözleşmesi yapılmaksızın,
şirketin türünü gösterir bir kaydı içermese bile, ortak bir unvan altında,
üçüncü kişilerle işlem yapılması veya onlara karşı haksız bir fiil
işlenmesi hâlinde de aynı hüküm geçerlidir.
İKİNCİ BÖLÜM
Ortaklar Arasındaki İlişkiler
A) Sözleşme serbestisi
MADDE 217-
(1) Ortakların birbirleriyle olan ilişkilerinin düzenlenmesinde
sözleşme serbestisi geçerlidir.
B) Şirketin yönetimi
I - Yönetimin kime ait olduğu
1. Genel olarak
MADDE 218-
(1) Ortaklardan her biri, ayrı ayrı şirketi yönetme
hakkını ve görevini haizdir. Ancak, şirket sözleşmesiyle veya ortakların
çoğunluğunun kararıyla yönetim işleri ortaklardan birine, birkaçına veya
tümüne verilebilir.
(2) Ticari mümessillere ve diğer ticari vekillere
ilişkin hükümler saklıdır.
2. Görevden alma
a) Şirket sözleşmesiyle atama
MADDE 219-
(1) Yönetim işleri şirket sözleşmesiyle bir ortağa verilmiş ise, onun
yönetim hak ve görevi diğer ortaklar tarafından sınırlandırılamayacağı gibi
kendisi görevden de alınamaz. Ancak, haklı sebeplerin varlığında,
ortaklardan birinin istemi üzerine, mahkeme kararı ile yönetim hak ve
görevi sınırlandırılabilir veya geri alınabilir. Görevin yerine
getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık gibi
hâller, haklı sebep sayılır.
b) Ortaklar kararıyla atama
MADDE 220-
(1) Yönetim işleri, şirket sözleşmesi yapıldıktan sonra alınan
bir kararla bir ortağa verilmişse o ortak, ortakların çoğunluğunun
kararıyla görevden alınabilir. Çoğunluk elde edilemediği takdirde, yönetim
işlerine bakan ortağın şirket sözleşmesini ihlal ettiği veya olayda haklı
sebep bulunduğu iddiasıyla, her ortak ilgili yönetici ortağın görevden
alınması için mahkemeye başvurabilir.
3. Yönetim işlerinde yalnız başına veya birlikte
hareket
MADDE 221-
(1) Şirket işlerinin yönetimi, ortakların tümüne veya birkaçına
verilmiş ise, bunların her biri yalnız başına yönetim hak ve görevini
haizdir. Bununla beraber, şirketi yönetmekle yükümlü olan ortaklardan
bazısı, yapılacak bir işin, şirketin menfaatlerine uygun olmadığını ileri
sürerlerse, yönetim hak ve görevini haiz diğer ortaklar, çoğunluk kararıyla
o işi yapabilirler.
(2) Şirket sözleşmesinde şirket işlerinin yönetimi
kendilerine verilmiş ortakların birlikte hareket etmeleri yazılı ise,
ortakların, gecikmesinde tehlike görülen hâller istisna olmak üzere, her
işte anlaşmaları gerekir. Anlaşamadıkları takdirde durum ortaklar kuruluna
götürülür ve bu kurulca verilecek karara göre hareket edilir.
4. Diğer ortakların itirazı
MADDE 222-
(1) Yönetim şirket sözleşmesiyle bir ortağa verilmişse, bu ortak, diğer
ortaklar itiraz etseler ve karşı çıksalar bile, hileye dayalı olmamak
şartıyla, şirketin yönetimi için gereken işlemleri yapabilir.
II - Yönetimin kapsamı
MADDE 223-
(1) Şirketin yönetimi kapsamındaki hususlar, şirketin amacını ve
konusunu elde etmek için yapılması gereken olağan işlem ve işler ile
sınırlıdır. Şirketi yönetenler, şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde,
olağan işlem ve işlerle sınırlı olmak şartıyla, sulh, feragat ve kabul ile
tahkime de yetkilidirler. Şu kadar ki, bağışta bulunmak, kefil olmak,
üçüncü kişi lehine garanti vermek, ticari mümessil tayin etmek ve şirket
konusuna girmiyorsa taşınmazları satmak, satın almak, teminat göstermek,
şirketin özüne ilişkin üretim araçlarını elden çıkarmak, rehnetmek veya ticari
işletme rehni kurmak gibi olağan iş ve işlemler dışında kalan hususlarda
ortakların oybirliği şarttır.
III - Faiz verme borcu
MADDE 224- (1)
Ortak, yetkisiz olarak şirketten çektiği ve şirket hesabına bir yerden
tahsil ettiği parayı, derhâl; şirketten aldığı ödüncü, aldığı tarihten
itibaren faiziyle şirkete vermek zorundadır.
C) Denetim
MADDE 225-
(1) Bir ortak yönetim hakkını ve görevini haiz olmasa da şirket
işlerinin gidişi hakkında bizzat bilgi edinmek, şirketin belgelerini ve defterlerini
incelemek, bunlara göre kendisi için şirketin finansal durumunu gösterecek
bir hesap tablosu düzenlemek hakkını haizdir. Buna aykırı sözleşme
geçersizdir.
D) Oy hakkı ve kararlar
MADDE 226- (1)
Her ortak bir oy hakkını haizdir. Buna aykırı sözleşme geçersizdir.
(2) Şirket sözleşmesinin her ne şekilde olursa
olsun değiştirilmesine ilişkin kararlar oybirliğiyle, diğer kararlar ise,
kanunda veya şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, ortakların
çoğunluğunun oylarıyla verilir.
(3) “Oybirliği” şirketteki ortakların tümünün,
“çoğunluk” şirketteki ortakların salt çoğunluğunun olumlu oylarıyla
alınması gereken kararları ifade eder.
E) Kâr payı hakkı ve zarara katılma
I - Finansal tablolarının çıkarılması
MADDE 227- (1)
Yönetici ortaklar, şirketin faaliyet dönemi sonunda, bu Kanunun ticari
defterlere ilişkin 64 ilâ 88 inci maddeleri hükümlerine uygun finansal
tablolarını hazırlayıp imzalar ve ortaklar kurulunun onayına sunarlar.
Finansal tablolar ortakların çoğunluğunun onayı ile kesinleşir. İkinci fıkra
hükmü saklı kalmak şartıyla, aynı toplantıda kârın dağıtımı da karara
bağlanır. Ortaklar, bu kararın kanuna, şirket sözleşmesine, şirket
kararlarına veya dürüstlük kuralına aykırı olması hâlinde, kârın
kullanılması hakkındaki karar tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası
açabilirler.
(2) Ortaklar, kâr ve zarardan kendilerine düşen
payın belirlenmesini, şirket sözleşmesiyle veya sonradan alacakları bir
kararla, içlerinden birine veya bir üçüncü kişiye bırakabilirler. Bu
ortağın veya üçüncü kişinin vereceği kararın hakkaniyete aykırı olmaması
şarttır. Söz konusu kararın öğrenilmesinden itibaren üç ayın geçmesi,
belirlenen kâr payının ortak tarafından tamamen veya kısmen alınması veya
başka bir kimseye devredilmesi, zararın ödenmesine başlanması gibi açık
veya zımni kabulü gösteren durumlarda dava hakkı düşer.
(3) Kâr ve zararın paylaşılmasına ilişkin karar
hakkaniyet kurallarına aykırı olduğu takdirde mahkemece iptal olunur. Bu
hâlde kâr ve zarar adi şirket hükümlerine göre paylaştırılır.
(4) Şirket sözleşmesinde öngörüldüğü takdirde, faiz
ve ücretler faaliyet dönemi içinde ödenir.
II - Ortağın istemleri
MADDE 228-
(1) Her ortak, şirketten faaliyet dönemi sonunda gerçekleşen kârdan
kendisine düşen payı, şirkete ödünç olarak verdiği paranın ve kararlaştırılmışsa
koyduğu sermayenin faizlerini, şirket sözleşmesi gereğince hak ettiği
ücreti; kanuna veya şirket sözleşmesine göre yılsonu bilançosu
çıkarılmamışsa çıkarılmasını, bilançoda kâr payı saptanmamışsa saptanmasını
ve alacaklarını istemek hakkına sahiptir.
(2) Bu madde ile ortağa tanınmış olan hakları
kaldırma veya daraltma sonucunu doğuran sözleşme şartları geçersizdir.
III- Zarar payı
MADDE 229- (1)
Ortaklar oybirliği ile karar almadıkça hiçbir ortak, sermayesinden eksilen
kısmı tamamlamaya zorlanamaz.
(2) Sermayenin zararla eksilen kısmı, aksine karar
yoksa, gerçekleşecek kâr ile kapatılır.
F) Rekabet yasağı
I - Kural
MADDE 230-
(1) Bir ortak, ortağı olduğu şirketin yaptığı ticari işler türünden bir
işi, diğer ortakların izni olmaksızın kendi veya başkası hesabına
yapamayacağı gibi aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu
sınırlandırılmamış ortak olarak giremez.
(2) Yeni kurulan bir şirkete giren ortağın, daha
önce kurulmuş diğer bir şirketin de sorumluluğu sınırlandırılmamış ortaklarından
olduğunu diğer ortaklar bildikleri hâlde önceki şirketten ilişiğinin
kesilmesini aralarında açıkça kararlaştırmamışlarsa, bu durumu kabul
ettikleri varsayılır.
II - Aykırı hareket
MADDE 231-
(1) Bir ortak 230 uncu maddeye aykırı hareket ederse, şirket, bu
ortaktan tazminat istemekte veya tazminat yerine bu ortağın kendi adına
yaptığı işleri şirket adına yapılmış saymakta, üçüncü kişilerin hesabına
yapmış olduğu işlerden doğan menfaatlerin şirkete bırakılmasını istemekte
serbesttir.
(2) Bu seçeneklerden birine diğer ortaklar
çoğunlukla karar verir. Bu hak, bir işlemin yapıldığının veya ortağın diğer
bir şirkete girdiğinin öğrenildiği tarihten başlayarak üç ay ve her hâlde
işlemin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl sonra zamanaşımına uğrar.
(3) Yukarıdaki hükümler, hakları ihlal edilen
ortakların, şirketin feshini istemek haklarını etkilemez.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Şirketin ve Ortakların Üçüncü Kişilerle İlişkileri
A) Tüzel kişiliğin kazanılması
MADDE 232-
(1) Kollektif şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.
Aksine sözleşme üçüncü kişilere karşı geçersizdir.
B) Temsil
I - Kapsam
MADDE 233- (1)
Şirketi temsile yetkili olan kimse, şirketin işletme konusuna giren her
türlü işi ve hukuki işlemleri şirket adına yapmak ve şirketin unvanını
kullanmak yetkisine sahiptir. Bu yetkiyi sınırlayan her şart, iyiniyetli
üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
(2) Ancak, şirket sözleşmesinin tescil ve ilanı
gerekli hükümlerine göre şirketin bağlanabilmesi için birlikte imza şart
kılınmışsa, bu şart, üçüncü kişilere karşı da geçerlidir.
II - Hükümleri
MADDE 234- (1)
Şirketi temsil yetkisini haiz olan kimseler tarafından, açık veya zımni
olarak şirket adına yapılmış olan işlemlerden dolayı, şirket alacaklı ve
borçlu olur.
(2) Bir ortağın şirkete ait görevlerini yerine
getirirken işlediği haksız fiillerden şirket de doğrudan doğruya sorumludur.
III - Temsil yetkisinin kaldırılması
MADDE 235-
(1) Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu
üzerine, mahkemece kaldırılabilir. Gecikmesinde tehlike
bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak
kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir. Kayyımın atanmasını,
görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını,
mahkeme resen tescil ve ilan ettirir.
(2) Ticari mümessil, temsil yetkisini haiz
ortakların tümü tarafından üçüncü kişilere karşı geçerli olacak şekilde görevden
alınabilir.
C) Şirket alacaklılarının durumu
I - Ortakların kişisel sorumluluğu
MADDE 236-
(1) Ortaklar, şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve
bütün malvarlığı ile sorumludur.
(2) Şirkete yeni giren kişi, girme tarihinden evvel
doğmuş olsa bile, şirketin borçlarından ve taahhütlerinden diğer ortaklarla
birlikte müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumludur.
(3) Birinci ve ikinci fıkralara aykırı olarak
sözleşmeye konan şartlar, üçüncü kişiler hakkında geçerli olmaz.
II- Sorumluluğun derecesi
MADDE 237-
(1) Şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket
sorumludur. Ancak, şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya
şirket herhangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla
birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir.
(2) Yukarıdaki hükümler, ortakların kişisel
mallarına ihtiyati haciz koymaya mani değildir. Bu fıkra hükmünce konulmuş
bulunan ihtiyati hacizler hakkında İcra ve İflas Kanununun 264 üncü
maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süre, birinci fıkranın ikinci
cümlesi hükmünce ortağa karşı dava veya takibe başlama yetkisinin doğduğu
tarihten itibaren işlemeye başlar. Bununla beraber, ihtiyati haciz
tutanağının tebliğinden itibaren kanuni süre içinde şirkete karşı takibe
veya davaya başlanmadığı takdirde ihtiyati haciz düşer.
III - Mahkeme kararı
MADDE 238-
(1) Yalnız şirket aleyhine alınmış olan mahkeme kararı, şirket
hakkındaki takip semeresiz kalmadıkça veya şirket herhangi bir sebeple sona
ermiş olmadıkça ortaklar hakkında icra edilemez.
(2) İcra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç
ödenmediği takdirde, alacaklı, şirketle birlikte ortakların veya bazılarının
da doğrudan iflasını isteyebilir.
IV- İflas
1. Şirketin iflası
MADDE 239-
(1) Şirketin iflası hâlinde, şirket alacaklıları alacaklarını
almadıkça, ortakların kişisel alacaklıları şirket mallarına başvuramazlar.
2. Şirketin ve ortakların iflası
MADDE 240-
(1) Şirketin iflası, ortakların iflasını gerektirmez. Ancak, depo
kararına rağmen para yatırılmadığı takdirde alacaklı, depo kararının
ortaklara veya içlerinden bazılarına da tebliğini ve gereğini yerine
getirmedikleri takdirde şirketle birlikte iflaslarına karar verilmesini
mahkemeden isteyebilir. Bu hakkını kullanmamış
olan alacaklının, şirket masasından alacağını tamamen alamaması
hâlinde ortakları iflas yoluyla da ayrıca takip hakkı saklıdır.
(2) Ortakların mallarına adi takip veya iflas yolu
ile başvurulursa bunların kişisel alacaklıları ile şirket alacaklıları
arasında bir öncelik ve imtiyaz hakkı yoktur. Ancak, kişisel alacaklılar
arasında kanunen rüçhan hakkı bulunanların bu hakları saklıdır.
3. Ortakların hakları
MADDE 241- (1)
Şirketin iflası hâlinde ortaklar, koydukları sermaye ve işlemekte olan
faizler için masaya giremezler; ancak, işlemiş faizlerle ücretler ve şirket
lehine yaptıkları giderler için herhangi bir alacaklı gibi masaya
girebilirler.
V - Takas
|