|
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2008/17
Karar Sayısı : 2010/44
Karar Günü : 25.2.2010
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Cumhuriyet
Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Hakkı Suha OKAY, K. Kemal ANADOL ve Kemal KILIÇDAROĞLU
İPTAL DAVASININ KONUSU : 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına
Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’un;
1) 25. maddesi ile
değiştirilen 11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı
San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 28.
maddesinin birinci fıkrasının “...milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar,...” bölümünün,
2) 29. maddesi ile
değiştirilen 1219 sayılı Kanun’un
45. maddesinin birinci fıkrasının “...milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar,...”
bölümünün,
3) 167. maddesi ile
değiştirilen 18.12.1953 günlü, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında
Kanun’un 4. maddesinin (A)
fıkrasının “...milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı
suçlar,...” bölümünün,
4) 181. maddesi ile
değiştirilen 9.3.1954 günlü, 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin
İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına
ve Göreceği İşlere Dair Kanun’un 6. maddesinin (a) fıkrasının “...milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar,...” bölümünün,
5) 273. maddesi ile
değiştirilen 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 87.
maddesinin (3) numaralı fıkrasının “...milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,...” bölümünün,
6) 317. maddesi ile
değiştirilen 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48.
maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendinin “...milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,...”
bölümünün,
7) 326. maddesi ile
değiştirilen 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin “...milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk,...” bölümünün,
8) 338. maddesi ile
değiştirilen 24.4.1969 günlü, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 56.
maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin “...milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk,...” bölümünün,
9) 369. maddesi ile
değiştirilen 28.7.1981 günlü, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 33.
maddesinin (f) bendinin “...milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,...” bölümünün,
10) 370. maddesi ile
değiştirilen 2499 sayılı Kanun’un
36. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin “...milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk,...” bölümünün,
11) 384. maddesi ile
değiştirilen 5.5.1983 günlü, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 5.
maddesinin birinci fıkrasının “...milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,...” bölümünün,
12) 387. maddesi ile
değiştirilen 5.5.1983 günlü, 2822
sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun 56. maddesinin (4)
numaralı bendinin “...milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,...” bölümünün,
13) 430. maddesi ile
değiştirilen 14.10.1983 günlü, 2920
sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 18. maddesinin ikinci fıkrasının (b)
bendinin “...milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar veya casusluk suçlarından,...” bölümünün,
14) 440. maddesi ile
değiştirilen 7.6.1985 günlü, 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği
Kanunu’nun 33. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin “...milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,...”
bölümünün,
15) 485. maddesi ile
değiştirilen 28.3.2001 günlü, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve
Yatırım Sistemi Kanunu’nun 8.
maddesinin dördüncü fıkrasının (g) bendinin (3) numaralı alt
bendinin “...milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,...”
bölümünün,
16) 538. maddesi ile
değiştirilen 18.5.2004 günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 74. maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendinin “...milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,...”
bölümünün,
17) 545.
maddesi ile değiştirilen 10.6.2004 günlü, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un
10. maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendinin “...kamunun sağlığına
karşı suçlar,...” bölümünün,
Anayasa’nın
2., 5., 10., 13., 49., 70. ve 90. maddelerine
aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN
GEREKÇESİ
Dava
dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“III. GEREKÇE
1) 23.01.2008 Tarihli ve 5728 Sayılı
Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 25 inci Maddesi ile Değiştirilen 1219 Sayılı
Kanunun 28 inci Maddesinin Birinci Fıkrasının “milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı
suçlar” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen tümceyle getirilen
kurala göre; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş
olsa bile, milli savunmaya karşı suçlardan, devlet sırlarına karşı suçlardan
ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlarından hapis cezasına mahkûm olanlar
hekimlik mesleğini icra edemeyeceklerdir.
Bu kural ile doğrudan doğruya bir
suçun karşılığı olmak üzere öngörülen asli cezaların yanında, bu cezaya ek
olarak hak yoksunluğu (hekimlik mesleğini icra edememe) getirilmektedir.
Yasa koyucunun, asli ceza getirme yanında, bu cezaya bağlı olarak kimi
kısıtlılıklar öngörüp öngörmeme konularında da anayasal ilkeler çerçevesinde
takdir hakkına sahip olduğu kuşkusuzdur. Hekimlik mesleği için getirilen
söz konusu hak yoksunluğu anayasal ilkelerle bağdaşmamaktadır. Şöyle ki;
A- İptali İstenen Tümcedeki “Milli
Savunmaya Karşı Suçlar” İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
Milli Savunmaya Karşı Suçlar “5237
sayılı Türk Ceza Kanununun Altıncı Bölümünde 317 nci
ila 325 inci maddelerinde düzenlenmiştir.
Söz konusu maddelerin belirlediği
bütün suçlardan hapis cezasına mahkûm olmak, hekimlik mesleğinin icrası
için bir hak yoksunluğu nedeni teşkil etmektedir. Bu cümleden olmak üzere, TCK’nun 324 üncü maddesinde düzenlenen ve altı aydan üç
yıla kadar hapis cezasını gerektiren sulh zamanında seferberlikle ilgili
görevlerini ihmal etme veya geciktirme suçundan diğer bir anlatımla taksirli
suçtan mahkûm olan bir hekim, artık bir daha mesleğini icra edemeyecektir.
Çünkü iptali istenen tümceyi içeren fıkrada, ”Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile” denilerek taksirli suçtan
mahkûmiyet halinde meslek ve sanatın icrası belli bir süre ile (üç aydan az
ve üç yıldan fazla olmamak üzere) sınırlayan anılan madde hükmünün
uygulanması olanağı da ortadan kaldırılmıştır.
Suçlar kural olarak ancak kasten
işlenebilir. Kast suçu, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve
istenerek gerçekleştirilmesidir Taksir, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 22
nci maddesinde, dikkat ve özen yükümlülüğüne
aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun yasal tanımında belirtilen sonuç
öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır.
Genel kural olarak, bütün meslek
grupları gibi doktorların da meslek uygulamaları sırasında meydana getirdikleri
hukuka aykırı sonuç ve zararlardan kaynaklanan hukuki ve cezai
sorumlulukları ve cezai sorumluluklarına bağlı hak yoksunlukları vardır. Nitekim 1219 sayılı Kanunun değişiklikten önceki 28 inci
maddesinde; ağır hapis veya beş seneden fazla hapis veya kamu
hizmetlerinden sürekli yasaklama veya meslek ve sanatı suistimal
suretiyle işlenmiş bir fiilden dolayı iki defa mahkemece meslek ve sanatın
tatili cezasıyla mahkûm olmak, diğer bir anlatımla ciddi ve kasıtlı
suçlardan mahkûm olan veya hekimlik mesleğinin kötüye kullanılması
suretiyle işlenmiş suçlardan hakkında sınırlı kısıtlama cezası getirilen
hekimler için sürekli hak yoksunluğu öngörülmüştü.
Ancak, taksirli ve de mesleğiyle hiç
ilgisi bulunmayan bir suçtan mahkûm olan bir kişinin (hekimin) mesleğini
icra etmekten süresiz yoksun bırakılması sonucunu öngören iptali istenen
tümcedeki “Milli Savunmaya Karşı Suçlar” ibaresinin;
Anayasanın 2 nci maddesinde
ifadesini bulan ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarına göre
güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal
devlet niteliği ile devletin temel amaç ve görevlerini belirleyen 5 inci
maddesindeki “…..kişinin temel hak ve
hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırma. .“
kuralı ile “Çalışma hakkı ve
ödevi” başlığı altındaki 49 uncu maddenin ikinci fıkrasında vurgulanan
“Devlet ‘….. çalışanları korumak
... için gerekli tedbirleri alır.”, 70 inci
maddesindeki “…kamu hizmetine alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden
başka hiç bir ayrımın gözetilemeyeceği” biçimindeki uyulması zorunlu
hükümlerle ve 13 üncü maddesindeki “ölçülülük ilkesi” ile bağdaştırması
olası görülmemektedir.
Anayasanın 2 nci
ve 5 inci maddelerinde belirtilen “hukuk devleti” ilkesine göre işlem ve
eylemlerin hukuka uygun olması, hukukun üstünlüğü ilkesinin içtenlikle
benimsenmesi, yasakoyucunun çalışmalarında
kendisini her zaman Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla bağlı tutması,
insan haklarına saygı göstermesi ve bu hakları korumaya, adil ve hukuk
düzeni kurarak bunu geliştirmeyi zorunlu sayması gerekir. Yasaların üstünde
yasakoyucunun da uymak zorunda bulunduğu Anayasa
ve temel hukuk ilkeleri vardır. Anayasada öngörülen devletin amacı ve
varlığıyla bağdaşmayan, hukukun ana ilkelerine dayanmayan yasalar kamu
vicdanını olumsuz etkiler. İnsanın doğuştan sahip olduğu onurlu bir hayat
sürdürme, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkını; refah, huzur ve
mutluluğunu sağlamak, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak
ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak sosyal hukuk devletinin temel amacı
ve görevidir.
İptali istenen tümcedeki “Milli
Savunmaya Karşı Suçlar” ibaresi, Hukuk Devletinin bir gereği olan cezaların
işlenen suçla orantılı olması ilkesine uygun düşmemekte ve bu yönüyle de
Anayasaya aykırı bir nitelik taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 17.02.2004
tarih ve E.2001/119, K.2004/37 sayılı kararında,
“Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve
işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlarından kaçınan,
hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,
yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken
Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Yasakoyucu, yalnız yasaların Anayasaya değil, Anayasanın da
evrensel hukuk ilkelerine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür. Bu bağlamda
hukuk devletinde, ceza hukuku alanında olduğu gibi idari para cezalarına
ilişkin düzenlemelerde de kuralların, önleme ve iyileştirme amaçlarına
uygun olarak ölçülü, adil ve orantılı olması gerekir.”
denilmiş ve yine Yüksek Mahkemenin 17.02.2004 tarih ve
E.2001/406, K.2004/20 sayılı kararında da,
“Kimseye hak ettiğinden fazla ceza
verilemez. Cezaların ağırlık derecesi, kanunkoyucunun
takdirinde ise de, takdir korunan hukuksal değeri ihlal derecesine göre
olmalıdır. Aynı konuda ki düzenleme, ihlal derecelerine göre yaptırım ve
ceza yönünden adaletli, mantıklı, hakkaniyete uygun olmalıdır.”
görüşüne yer verilmiştir.
Anayasanın 49 uncu
maddesinde öngörülen “çalışma
hakkı”, bir temel hak ve özgürlük olarak anayasal güvenceye bağlıdır.
Devlet, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını
geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemekle yükümlüdür.
Sözü edilen maddenin gerekçesinde “Çalışmanın hak ve ödev olması, sadece
ulusal planda Devletin çalışmak isteyenlere iş temin etmek için gereken
tedbirleri alacağını ve çalışanların da ancak çalışmak suretiyle gelir
temin edeceklerini ifade etmekle kalmaz; ferdi planda da çalışmanın bir hak
ve ödev olarak telakki edilmesini gerektirir.” denilmiştir.
Diğer taraftan Anayasanın 13 üncü
maddesinde öngörülen ölçülülük ve demokratik toplumun gereklerine uygunluk
ilkeleri iptali istenen kural bakımından da geçerlidir. Nitekim Anayasa
Mahkemesinin 15.10.2002 tarih ve E.2001/309, K.2002/91 sayılı kararında
“…sınırlamaların da temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmaması, demokratik
toplum düzeninin gerekli kıldığından fazla olmaması ve ulaşılmak istenilen
amacı aşmaması, başka bir anlatımla ölçülülük ilkesiyle uyum içinde
bulunması zorunludur” denilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne koşut olarak çoğu zaman ölçülülük ve
demokratik toplumun gereklerine uygunluk ilkelerini bir arada kullanmakta
ve meşru bir nedene dayansa bile yasal sınırlamanın “demokratik bir
toplumda zorunlu bir tedbir niteliği taşımasını” aramaktadır. Bu ilkeler
bizim Anayasamızda temel hak ve özgürlüklere ilişkin genel bir koruma
maddesi olan 13 üncü madde içinde yer aldığına göre, AİHM’nin
bu yaklaşımının, temel hak ve özgürlükleri sınırlayıcı tüm yasal
düzenlemelerde gözönünde tutulması, insan hakları
kavramının evrensel niteliğine de uygun düşer.
Anayasasının 70 inci maddesinde, her
Türk’ün, kamu hizmetlerine girme haklarına sahip olduğu,
hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiç bir ayrımın
gözetilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Bu bağlamda hizmete alınmada görevin
gerektirdiği niteliklerden başka hiç bir ayırımın gözetilmeyeceğini kurala
bağlayan Anayasanın 70 inci maddesi uyarınca kamu görevlileri hakkında
yasalarda öngörülen kısıtlamaların hizmetin etkin ve verimli bir biçimde
yürütülmesi amacına uygun olması gerekmektedir. Yani kısıtlama ile
yürütülen hizmet arasında günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu
bir neden sonuç bağının kurulması gerekmektedir.
Sulh zamanında seferberlikle ilgili
görevlerini ihmal etme veya geciktirme suçundan mahkûm olan bir hekimin bu
mahkûmiyetinin, yürüteceği hekimlik hizmetini ne şekilde etkileyeceği
konusunda günün koşullarına uygun bir neden – sonuç bağı kurulamayacağı çok
açıktır. Bu nedenle böyle bir yasaklamanın temel hakkın özüne dokunulamayacağını
öngören Anayasanın 13 üncü maddesine de uyarlık göstermeyeceği de açıktır.
Öte yandan, 3581 sayılı Yasa’yla
katılmış olduğumuz Avrupa Sosyal Şartı’nın başlangıç kısmında: “Sosyal
haklardan yararlanmanın ırk, renk, cinsiyet ... ayrımı yapılmaksızın güvence altına alınması” gereği
belirtilmekte; I. Bölümün 14 üncü maddesi “Herkes sosyal refah hizmetlerinden
faydalanma hakkına sahiptir” hükmünü içermekte ve II. Bölüm, 1 inci madde
de çalışma hakkının etkin kullanımını sağlamak üzere taraf
devletlerin, işçinin serbestçe girdiği bir meslekte hayatını kazanma,
ücretsiz iş bulma hizmetlerini sağlamayı ve uygun mesleğe yöneltmeyi
taahhüt ettiklerini açıklamaktadır.
“Anayasanın 90 ıncı
maddesinde, “... usulüne göre yürürlüğe konulmuş
milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir”
denildikten sonra, bunların Anayasaya aykırılığının iddia edilemeyeceği
bildirilmiştir.
Anayasadaki bu düzenleme, kurallar
hiyerarşisinde andlaşmaların ulusal yasalardan
daha üstün olduğu görüşüne dayanak oluşturmuştur.
Anayasaya aykırılığı ileri sürülemediği için,
uluslararası andlaşmalar ulusal yasaların üstünde
ve Anayasal normlara yakın konumda görülmüştür. Bu düşünce, uluslararası andlaşmalardan doğan yükümlülüklere de Anayasal bir
üstünlük tanındığının öne sürülmesine yol açmış ve bu üstünlük, “ahde vefa”
ilkesinin bir gereği olarak tanımlanmıştır. Diğer yandan Anayasanın 90 ıncı maddesinde yapılan son değişiklikte, temel hak ve
özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunların
aynı konuda yaptığı düzenlemelerde çatışma olması halinde andlaşma hükümlerinin uygulanacağı yolundadır.
İptali istenen tümcedeki söz konusu
ibare, çalışma hakkının etkin kullanımını sağlama görevini veren Avrupa
Sosyal Şartı ile bağdaştırılması mümkün bulunmayan bir düzenleme olduğundan
Anayasanın 90 ıncı maddesine de aykırı
düşmektedir.
Yine, iptali istenen bu kuralın,
Anayasanın 10 uncu maddesindeki ‘Kanun önünde eşitlik ilkesi’ ne de ters düştüğünü
söylemek gerekir. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında vurgulandığı gibi,
Anayasanın 10 uncu maddesinde öngörülen kanun önünde eşitlik, eylemli değil
hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar
ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş
olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar
arasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz.
Bu bağlamda hekimlerin mesleklerini
icra etme yönünden hemşireler ile aynı hukuki durumda oldukları yadsınamaz.
5728 sayılı Kanunun 175 inci maddesi ile temel ceza
kanunlarına uyum amacıyla 6283 sayılı Hemşirelik Kanununun 11 inci maddesinde
yapılan değişikliğe göre; bu Yasa’nın 3 üncü madde hükümlerine riayet
etmeyen, 4 üncü maddede yazılı vazife ve salahiyet hudutlarını tecavüz eden
ve 5 inci maddenin ikinci fıkra hükmünü yerine getirmeksizin serbest
çalışan hemşirelere sadece yüz Türk Lirası idarî para cezası verilmesi
öngörülmüş, hemşirelere mahkûm olacakları her hangi bir suçtan dolayı hak
yoksunluğu getirilmemiştir. Bu durunda taksirli bir suçtan mahkûm
olan bir hemşire TCK’nun 53 üncü maddesine göre
üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere mesleğini icra edemeyecektir.
İptali istenen tümceye göre seferberlikle ilgili görevlerini ihmal etme
veya geciktirme suçundan diğer bir anlatımla taksirli suçtan mahkûm olan
bir hekim, artık bir daha mesleğini süresiz icra edemeyecektir.
Açıklanan bu
durum, temel ceza kanunlarına uyum amacıyla 5728 sayılı Yasa’nın 174 üncü
maddesiyle 6269 sayılı Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği Hakkında Kanunun 7
nci maddesinde; 265
inci maddesiyle 7472 sayılı Ziraat Yüksek Mühendisliği Hakkında Kanunun 4
üncü maddesinde yapılan değişiklikler dolayısıyla kimyagerler ve kimya
mühendisleri ile ziraat mühendisleri için de aynen söz konusudur. Yani belirtilen meslekler için, iptali istenen
kuralın öngördüğü şekilde bir mahkûmiyet nedeniyle bu mesleklerin icrasını
yasaklayan hak yoksunluğu getirilmemiştir. Böyle bir
durum ise, temel ceza kanunlarına uyum amacıyla yapılan bir düzenlemede,
söz konusu mesleklerin yürüttüğü hizmet ile iptali istenen kuralın
öngördüğü bir mahkûmiyetten dolayı hak yoksunluğu getirilmesi arasında,
günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir neden – sonuç bağının
kurulamadığının açık bir göstergesi olduğu gibi hekimler için aynı nedenle
getirilen hak yoksunluğunun, “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırılığının
da bir kanıtıdır.
Açıklanan nedenlerle, iptali istenen
tümcedeki “Milli Savunmaya Karşı Suçlar” ibaresi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine aykırıdır.
B- İptali İstenen Tümcedeki “Devlet
Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
“Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve
Casusluk” 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Yedinci Bölümünde 326 ncı ila 339 uncu maddelerinde düzenlenmiştir
Söz konusu maddelerin belirlediği
bütün suçlardan hapis cezasına mahkûm olmak, hekimlik mesleğinin icrası
için bir hak yoksunluğu nedeni teşkil etmektedir. Bu cümleden olmak üzere;
- TCK’nun
“Devlet sırlarından yararlanma, Devlet hizmetlerinde sadakatsizlik”
başlığını taşıyan 333 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrasında “Bu maddede
tanımlanan suçların işleneceğini haber alıp da bunları zamanında
yetkililere ihbar etmeyenlere, suç teşebbüs derecesinde kalmış olsa bile
altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.”,
- TCK’nun
“Yasaklanan bilgileri açıklama” başlıklı 336 ncı
maddesinin (3) numaralı fıkrasında” Fiil, failin taksiri sonucu meydana
gelmiş ise, birinci fıkrada yazılı olan hâlde faile altı aydan iki yıla,
ikinci fıkrada yazılı hâlde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası
verilir.”,
- TCK’nun
“Taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesi” başlıklı 338 inci maddesinde
“Bu bölümde tanımlanan suçların işlenmesi, ilgili kişilerin dikkat ve özen
yükümlülüğüne aykırı davranmaları sonucu mümkün olmuş veya kolaylaşmış ise,
taksirle davranan faile altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.“,
hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hükümlerin
incelenmesinden de anlaşılacağı üzere Türk Ceza Kanunu’nun “Devlet
Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” suçları başlıklı Yedinci Bölümünün
yukarıda değinilen maddelerinde belirtilen suçları; taksirle işleyen,
dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak suçun işlenmesini mümkün
kılan veya kolaylaştıran bir hekim, bu fiilinden dolayı altı ay hapse
mahkûm olduğu takdirde bir daha hekimlik mesleğini icra edemeyecektir.
İptali istenen tümcedeki “Devlet
Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” ibaresi de yukarıda ve (A) başlığı
altında belirttiğimiz nedenlerle Anayasanın 2 nci,
5 inci, 10 uncu, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı
maddelerine aykırıdır.
C- İptali İstenen Tümcedeki “Kamunun
sağlığına karşı suçlar” İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
“Kamunun sağlığına karşı suçlar”
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Üçüncü Bölümünde 185 inci ila 196 ıncı maddelerinde düzenlenmiştir
Söz konusu maddelerin belirlediği
bütün suçlardan hapis cezasına mahkûm olmak, hekimlik mesleğinin icrası
için süresiz hak yoksunluğu nedeni teşkil etmektedir. Bu cümleden olmak
üzere;
- TCK’nun
“Zehirli madde katma” başlıklı 185 inci maddesinin 2 numaralı fıkrasında,
(1) numaralı “…fıkrada belirtilen fiillerin dikkat ve özen yükümlülüğüne
aykırı olarak işlenmesi hâlinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur.“
- TCK’nun
193 üncü maddesinde ”İçeriğinde zehir bulunan ve üretilmesi, bulundurulması
veya satılması izne bağlı olan maddeyi izinsiz olarak üreten, bulunduran,
satan veya nakleden kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.”
- TCK’nun
194 üncü maddesinde “Sağlık için tehlike oluşturabilecek maddeleri
çocuklara, akıl hastalarına veya uçucu madde kullananlara veren veya
tüketimine sunan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.“
- TCK’nun
195 inci maddesinde “Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu
hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına
dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla
kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- TCK’nun
196 ncı maddesinde “Ölü gömülmesine ayrılan
yerlerden başka yerlere ölü gömen veya gömdüren kişi, altı aya kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.”
Bu hükümlerin incelenmesinden de
anlaşılacağı üzere Türk Ceza Kanunu’nun “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar”
başlıklı Üçüncü Bölümünün yukarıda değinilen maddelerinde belirtilen suçlar
için öngörülen cezaların azami haddi bir yıl hapis cezasıdır.
Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı
davranarak gerek TCK’nun 185 inci maddesindeki,
gerek değinilen diğer maddelerdeki suçu işleyen ve bu fiilinden dolayı
azami bir yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan bir hekim, bir daha
hekimlik mesleğini icra edemeyecektir. Böyle bir düzenlemenin, ihlal
derecelerine göre yaptırım ve ceza yönünden adaletli, mantıklı, hakkaniyete
uygun olmadığı kuşkusuzdur.
İptali istenen tümcedeki “kamunun
sağlığına karşı suçlar” ibaresi de yukarıda ve (A) başlığı altında
belirttiğimiz nedenlerle Anayasanın 2 nci, 5
inci, 10 uncu, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı
maddelerine aykırıdır.
Açıklanan
nedenlerle, 23.01.2008 tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum
Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25 inci maddesi
ile değiştirilen 1219 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasının
“milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,
kamunun sağlığına karşı suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci,
5 inci, 10 uncu, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
2) 23.01.2008 Tarihli ve 5728 Sayılı
Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 29 uncu Maddesi ile Değiştirilen 1219 Sayılı
Kanunun 45 inci Maddesinin Birinci Fıkrasının “milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı
suçlar” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 1219 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci
fıkrasında değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde
belirtilen süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya karşı suçlardan, devlet
sırlarına karşı suçlardan ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar suçlarından
tümcesinin” kapsamına giren taksirli suçlardan hapis cezasına mahkûm olanların,
azami bir yıl ve daha az hapis cezasına mahkûm olanların diş hekimliği
mesleğini süresiz icra edemeyecekleri hükme bağlanmaktadır. Bu kural ile doğrudan doğruya bir suçun karşılığı
olmak üzere öngörülen asli cezaların yanında, bu cezaya ek olarak ve
cezaların işlenen suçla orantılı olması ilkesine aykırı bir şekilde hak
yoksunluğu (diş hekimliği mesleğini icra edememe) getirilmektedir.
Yukarıda (1)
numaralı başlık altında açıklanan nedenlerle, 23.01.2008 tarihli ve 5728
sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 29 uncu maddesi ile değiştirilen 1219 sayılı
Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrasının “milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı
suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13
üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
3) 23.01.2008
Tarihli ve 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 167 nci
Maddesi ile Değiştirilen 18.12.1953 Tarihli ve 6197 Sayılı Eczacılar ve
Eczaneler Hakkında Kanunun 4 üncü Maddesinin (A) Fıkrasının “milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar” Tümcelerinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla 6197 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (A)
fıkrasında değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde
belirtilen süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya karşı suçlardan, devlet
sırlarına karşı suçlardan ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar suçlarından
tümcesinin” kapsamına giren taksirli suçlardan hapis cezasına mahkûm olanların,
azami bir yıl ve daha az hapis cezasına mahkûm olanların eczacılık
mesleğini süresiz icra edemeyecekleri hükme bağlanmaktadır. Bu kural ile doğrudan doğruya bir suçun karşılığı
olmak üzere öngörülen asli cezaların yanında, bu cezaya ek olarak ve
cezaların işlenen suçla orantılı olması ilkesine aykırı bir şekilde hak
yoksunluğu (eczacılık mesleğini icra edememe) getirilmektedir.
Böyle bir düzenleme öncelikle,
Anayasanın 10 uncu maddesindeki ‘Kanun önünde eşitlik ilkesi’ ne aykırıdır.
Şöyle ki;
5728 sayılı Yasa’nın 43 üncü
maddesiyle 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununun 19 uncu
maddesinde yapılan değişiklikte de; Ruhsatsız olarak müstahzar imal edenler
veya bu suretle imal edilen müstahzarları bilerek satan, satışa arzeden veya sattıranlara, idarî para cezası verileceği
ve. bu müstahzarların kendilerine atfedilen tedavi
vasıflarını haiz olmadığı veya bu vasıfları azaltacak veya kaybedecek şekilde
veya saf olmayan maddelerden imal edildiği anlaşıldığı takdirde de 18 inci
maddede yazılı ceza tatbik olunacağı yani ruhsatnamenin geri alınacağı
hükme bağlanmıştır.
Bu hükmün incelenmesinden de
anlaşılacağı üzere ilaç firmaları için, suç teşkil eden fiilin bilerek
(kasten) işlenmesi halinde hak yoksunluğuna yani ruhsatnamenin geri
alınmasına hükmedilmesi öngörülmektedir. Hâlbuki iptali istenen tümce ile
eczacılar için taksirli fiillerinden dolayı da süresiz hak yok yoksunluğu
öngörülmüştür.
Eczacılar
ile ilaç firmalarının, yürüttükleri hizmet yani ilaç satmaları konusunda
aynı hukuki durumda oldukları kuşkusuzdur. Aynı hukuksal konumda olanlar
arasında farklı kurallar öngörülmesi Anayasanın 10 uncu maddesindeki
eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur.
Bu nedenle ve
yukarıda (1) başlık altında açıklanan nedenlerle, 23.01.2008 tarihli ve
5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 167 nci
Maddesi ile değiştirilen 18.12.1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve
Eczaneler Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin (A) fıkrasının “milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci,
5 inci, 10 uncu,13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
4) 23.01.2008
Tarihli ve 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 181 inci Maddesi ile
Değiştirilen 09.03.1954 Tarihli ve 6343 Sayılı Veteriner Hekimliği
Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının
Teşekkül Tarzına ve Göreceği işlere Dair Kanunun 6 ncı
Maddesinin (a) Fıkrasının “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar” Tümcesinin
Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 6343 sayılı Kanunun 6 ncı
maddesinin (a) fıkrasında değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun 53
üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya karşı
suçlardan, devlet sırlarına karşı suçlardan ve casusluk, kamunun sağlığına
karşı suçlar tümcesinin” kapsamına giren taksirli suçlardan hapis cezasına
mahkûm olanların, azami bir yıl ve daha az hapis cezasına mahkûm olanların
veteriner hekimlik mesleğini süresiz icra edemeyecekleri. Bu kural ile doğrudan doğruya bir suçun karşılığı
olmak üzere öngörülen asli cezaların yanında, bu cezaya ek olarak ve
cezaların işlenen suçla orantılı olması ilkesine aykırı bir şekilde hak
yoksunluğu (veteriner hekimlik mesleğini icra edememe) getirilmektedir.
Yukarıda (1)
başlık altında açıklanan nedenlerle, 23.01.2008 tarihli ve 5728 sayılı
Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 181 inci maddesi ile değiştirilen 09.03.1954
tarihli ve 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk
Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği
işlere Dair Kanunun 6 ncı maddesinin (a)
fıkrasının “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
5) 23.01.2008 Tarihli ve 5728 Sayılı
Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 273 üncü Maddesi ile Değiştirilen 213 Sayılı
Kanunun 87 nci Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının
“milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk”
Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 87 nci maddesinde değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun
53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya
karşı suçlardan, devlet sırlarına karşı suçlardan ve casusluk suçlarından
tümcesinin” kapsamına giren taksirli suçlardan mahkûm olan memur dışındaki
kişiler için takdir, tadilat ve zirai kazançlar il komisyonları ile özel
komisyonlara seçilme yasağı getirilmektedir.
Hak yoksunluğu getirilen takdir,
tadilat ve zirai kazançlar il komisyonları ile özel komisyonlar 213 sayılı
Vergi Usul Kanununa göre kamu hizmeti yaptıkları kuşkusuzdur.
213 sayılı Kanunun
değişiklikten önceki 87 nci maddesinde söz konusu
hak yoksunluğu; ancak ağır hapis veya şeref ve haysiyeti muhil bir suçtan
dolayı hapis cezasıyla hükümlü olma (yani kasıtlı ciddi suçlardan
mahkûmiyet) ve vergi kaçakçılığından dolayı cezalandırılmış olma (yani
anılan komisyonların yürüttükleri hizmetle doğrudan ilgili suçtan
mahkûmiyet) halleri için öngörülmüştü.
İptali istenen tümcenin getirdiği
kural ile taksirli suçlara bağlı olarak getirilen hak yoksunluğu, yani
kısıtlama ile anılan maddede belirtilen komisyonların yürüttükleri hizmet
arasında günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir neden sonuç
bağının kurulması mümkün bulunmadığı açıktır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 273 üncü maddesi ile
değiştirilen 213 sayılı Kanunun 87 nci maddesinin
(3) numaralı fıkrasının “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci,
5 inci, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
6) 23.01.2008
Tarihli ve 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 317 nci
Maddesi ile Değiştirilen 14.07.1965 Tarihli ve 657 Sayılı Devlet Memurları
Kanunun 48 inci Maddesinin Birinci Fıkrasının (A) Bendinin (5) Numaralı Alt
Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, Devlet memurluğuna alınmada aranacak genel
şartlarda değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde
belirtilen süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya karşı suçlardan, devlet
sırlarına karşı suçlardan ve casusluk suçlarından tümcesinin” kapsamına
giren taksirli suçlardan mahkûm olanların memur olamayacakları hükme
bağlanmakta, diğer bir anlatımla memur olmak için süresiz hak yoksunluğu
getirilmektedir.
657 sayılı Kanunun
değişiklikten önceki 48 inci maddesinde, taksirli suçlar ve bu maddede
sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç tutulmuş iken iptali
istenen tümceyle getirilen kural ile böyle bir ayrım yapılmaksızın “5237
sayılı Türk Ceza Kanununun; Altıncı Bölümünde 317 nci
ila 325 inci maddelerinde düzenlenen “milli savunmaya karşı suçlar” ile
Yedinci Bölümünde 326 ncı ila 339 uncu
maddelerinde düzenlenen “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk”
suçlarının tamamı memuriyete alınmadaki hak yoksunluğunun kapsamı içine
alınmıştır.
Bu durumda
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle, 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 317 nci
maddesi ile değiştirilen 14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt
bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13
üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
7) 23.01.2008
Tarihli ve 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 326 ncı
Maddesi ile Değiştirilen 19.03.1969 Tarihli ve 1136 Sayılı Avukatlık
Kanunun 5 inci Maddesinin Birinci Fıkrasının (a) Bendinin “milli savunmaya
karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” Tümcesinin
Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “Avukatlığa
kabulde engeller” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen
süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya karşı suçlardan, devlet
sırlarına karşı suçlardan ve casusluk suçlarından tümcesinin” kapsamına
giren taksirli suçlardan mahkûm olanların avukatlık mesleğine kabul
istemlerinin reddolunacağı hükme bağlanmaktadır Bu kural ile doğrudan
doğruya bir suçun karşılığı olmak üzere öngörülen asli cezaların yanında,
bu cezaya ek olarak süresiz hak yoksunluğu (avukatlık mesleğini icra
edememe) getirilmektedir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun
değişiklikten önceki 5 inci maddesinde “taksirli suçlar hariç” denilmek suretiyle
söz konusu suçlar getirilen sınırlamanın dışında bırakılmıştı. İptali istenen tümceyle getirilen kural ile böyle bir ayrım
yapılmaksızın “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun; Altıncı Bölümünde 317 nci ila 325 inci maddelerinde düzenlenen “milli savunmaya
karşı suçlar” ile Yedinci Bölümünde 326 ncı ila
339 uncu maddelerinde düzenlenen “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve
Casusluk” suçlarının tamamı ve bu arada yürütülecek hizmetle günün
koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir neden sonuç bağının
kurulması mümkün olmayan taksirli suçlar memuriyete alınmadaki hak
yoksunluğunun kapsamı içine alınmıştır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 326 ncı
Maddesi ile değiştirilen 19.03.1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık
Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin “milli savunmaya
karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın
2 nci, 5 inci, 10 uncu,13 üncü, 49 uncu, 70 inci
ve 90 ıncı maddelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir.
8) 23.01.2008 Tarihli ve 5728 Sayılı
Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 338 inci Maddesi ile Değiştirilen 1163 Sayılı
Kanunun 56 ncı Maddesinin Birinci Fıkrasının (3)
Numaralı Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen tümceyi de içeren
kuralla, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun yönetim kurulu üyelik
şartlarını belirleyen 56 ncı maddesinde
değişiklik yapılmakta ve “milli savunmaya karşı suçlardan, devlet sırlarına
karşı suçlardan ve casusluk suçlarından tümcesinin” kapsamına giren
taksirli suçlardan mahkûm olanların kooperatiflerin yönetim kurulunda görev
yapamayacakları hükme bağlanmaktadır.
1163 sayılı Kanunun bu değişiklikten
önceki 56 ncı maddesinde kooperetiflerin yönetim kurullarında görev yapmak için Türk
Ceza Kanunu’nun zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet,
görevi suistimal, sahtekarlık, hırsızlık,
dolandırıcılık, hileli iflas, emniyeti suistimal
ve Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlara ilişkin suçlardan (yani
kasıtlı ve ciddi suçlardan) veya bu Kanuna göre (yani kooperatiflerin
yürüttükleri hizmetle ilgili suçlardan) mahkûm olmamak.” şartı
aramaktaydı.
İptali istenen tümcenin getirdiği
kuralla hiç bir ayrım gözetilmeksizin ve suçun ağırlığı da dikkate alınmaksızın
taksirli suçlara bağlı olarak hak yoksunluğu getirilmiştir. Böyle bir
kısıtlama ile kooperatiflerin yönetim kurullarında yürütülen hizmet
arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir neden sonuç
bağının kurulması mümkün bulunmadığından çalışma hakkının ölçülülük
ilkesine aykırı olarak özünden zedelendiği açıktır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 338 inci Maddesi ile
değiştirilen 1163 sayılı Kanunun 56 ncı
maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı Bendinin “milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
9) 23.01.2008 Tarihli ve 5728 Sayılı
Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 369 uncu Maddesi ile Değiştirilen 2499 Sayılı
Kanunun 33 üncü Maddesinin (f) Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun Aracı
Kurum’ların kuruluş şartlarını belirleyen 33 üncü maddesinde yapılan
değişiklik ile bu Kurumların kuruluşuna izin verilebilmesi için kurucularının
Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile,
“milli savunmaya karşı suçlardan, devlet sırlarına karşı suçlardan ve casusluk
suçlarından tümcesinin” kapsamına giren taksirli suçlardan mahkûm
olmamaları gerektiği öngörülmekte, dolayısıyla bu suçlardan mahkûm
olanlara, Aracı Kurumun kurucusu olamayacakları şeklinde süresiz hak
yoksunluğu getirilmektedir.
2499 sayılı Kanunun değişikten
önceki 33 üncü maddesine göre, Aracı Kurumun kurucularının
müflis olmadığının (kurumun yürüttüğü hizmetle bağdaşmadığından) veya yüz
kızartıcı bir suçtan (kasıtlı suçtan) dolayı hükümlülüklerinin
bulunmadığının tespit edilmiş olması şartı aranmaktaydı.
Aracı Kurum, Sermaye
Piyasası Kurulu kaydına alınacak sermaye piyasası araçlarının ihraç veya
halka arz yoluyla satışına aracılık
eden kurumlardır (2499 S.K.m.30,).
İptali istenen
tümcenin öngördüğü kuralla, taksirli suçlara bağlı olarak getirilen hak
yoksunluğu yani kısıtlama ile Aracı Kurumların yürüttüğü hizmet (sermaye
piyasası araçlarının ihraç veya halka arz yoluyla satışına aracılık yapma)
arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir neden sonuç
bağının kurulması mümkün bulunmadığından çalışma hakkının ölçülülük
ilkesine aykırı olarak özünden zedelendiği açıktır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 369 uncu maddesi ile
değiştirilen 2499 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (f) bendinin “milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi
Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
10) 23.01.2008 Tarihli ve 5728
Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 370 inci Maddesi ile Değiştirilen 2499 Sayılı
Kanunun 36 ncı Maddesinin Birinci Fıkrasının (f)
Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun Yatırım
Ortaklıkları’nın kuruluş ve faaliyet şartlarını belirleyen 36 ncı maddesinde değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun
53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya
karşı suçlardan, devlet sırlarına karşı suçlardan ve casusluk suçlarından
tümcesinin” kapsamına giren taksirli suçlardan mahkûm olanların Yatırım
Ortaklığının kurucusu olamayacakları şeklinde süresiz hak yoksunluğu
getirilmektedir.
2499 sayılı Kanunun değişikten
önceki 33 üncü maddesine göre, Yatırım Ortaklığı kurucularının müflis olmadığının
(kurumun yürüttüğü hizmetle bağdaşmadığından) veya yüz kızartıcı bir suçtan
(kasıtlı suçtan) dolayı hükümlülüklerinin bulunmadığının tespit edilmiş
olması şartı aranmaktaydı.
Yatırım ortaklıkları sermaye
piyasası araçları, gayrimenkul, altın ve diğer kıymetli madenler portföylerini işletmek amacıyla kurulan anonim
ortaklıklardır (2499 S.K.m.35).
İptali istenen tümceyle taksirli
suçlara bağlı olarak getirilen hak yoksunluğu yani kısıtlama ile yatırım
ortaklıklarının yürüttüğü hizmet (sermaye piyasası araçları, gayrimenkul,
altın ve diğer kıymetli madenler portföylerini
işletmek) arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir
neden sonuç bağının kurulması mümkün bulunmadığından çalışma hakkının
ölçülülük ilkesine aykırı olarak özünden zedelendiği açıktır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 370 inci Maddesi ile
değiştirilen 2499 sayılı Kanunun 36 ncı
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin “milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
11) 23.01.2008 Tarihli ve 5728
Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 384 üncü Maddesi ile Değiştirilen 2821 Sayılı
Sendikalar Kanunun 5 inci Maddesinin Birinci Fıkrasının “milli savunmaya
karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” Tümcesinin
Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun “Kurucularda
aranacak nitelikler” başlıklı 5 inci maddesinde değişiklik yapılmakta ve
sendika kurucularının Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler
geçmiş olsa bile, “milli savunmaya karşı suçlardan, devlet sırlarına karşı
suçlardan ve casusluk suçlarından tümcesinin” kapsamına giren taksirli
suçlardan mahkûm olmamaları gerektiği öngörülmekte, dolayısıyla bu
suçlardan mahkûm olanlara, sendika kurucusu olamayacakları şeklinde süresiz
hak yoksunluğu getirilmektedir.
2821 sayılı Sendikalar Kanununun
değişikten önceki 5 inci maddesinde, sendika kurucusu olabilmek için “…taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis
cezasına hüküm giymemiş bulunmak” şartı aranmaktaydı.
İptali istenen
tümceyle taksirli suçlara bağlı olarak getirilen hak yoksunluğu yani
kısıtlama ile sendikaların yürüttüğü hizmet (İşçilerin veya işverenlerin
çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak
ve geliştirmek) arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve
zorunlu bir neden sonuç bağının kurulması mümkün bulunmadığından çalışma
hakkının ölçülülük ilkesine aykırı olarak özünden zedelendiği açıktır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 384 üncü Maddesi ile
değiştirilen 2821 sayılı Sendikalar Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13
üncü, 49 uncu ve 90 ıncı maddelerine aykırı olup,
iptali gerekmektedir.
12) 23.01.2008
Tarihli ve 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 387 nci
Maddesi ile Değiştirilen 05.05.1983 Tarihli ve 2822 Sayılı Toplu İş
Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunun 56 ncı
Maddesinin (4) Numaralı Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet
sırlarına karşı suçlar ve casusluk” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 05.05.1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş
Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunun Yüksek Hakem Kuruluna işçi ve işverenler
adına seçilecek üyelerde aranacak nitelikleri belirleyen 56 ncı maddesinin (4) numaralı bendinde değişiklik
yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş
olsa bile, “milli savunmaya karşı suçlardan, devlet sırlarına karşı suçlardan
ve casusluk suçlarından” tümcesinin kapsamına giren taksirli suçlardan
mahkûm olanların Yüksek Hakem Kuruluna seçilemeyecekleri öngörülmekte,
dolayısıyla bu suçlardan mahkûm olanlara, anılan Kurul’a işçi veya işveren
temsilcisi olarak katılma konusunda hak yoksunluğu getirilmektedir.
Kararları kesin ve toplu iş
sözleşmesi hükmünde olup, çalışma usul ve tarzı ile çalışmasına ve
hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin esasları tüzükle düzenlenen (2822
s.K.m.55, m.65) Yüksek Hakem Kurulunun kamu hizmeti yürüttüğü kuşkusuzdur.
Bu nedenle getirilen hak yoksunluğu kamu hizmetlerine girme hakkını da
özünden zedelemektedir.
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi,
Grev ve Lokavt Kanunun değişiklikten önceki 56 ncı
maddesinin (4) numaralı bendinde “taksirli suçlar hariç” denilmek suretiyle
söz konusu suçlar getirilen sınırlamanın dışında bırakılmıştı.
İptali istenen tümceyle taksirli
suçlara bağlı olarak getirilen hak yoksunluğu yani kısıtlama ile Yüksek
Hakem Kurullarının yürüttüğü hizmet (toplu iş uyuşmazlıklarının barışçı
yollarla çözülmesi) arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve
zorunlu bir neden sonuç bağının kurulması mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 387 nci
maddesi ile değiştirilen 05.05.1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi,
Grev ve Lokavt Kanunun 56 ncı maddesinin (4)
numaralı bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk” tümcesi, Anayasanın 2 nci, 5
inci, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
13) 23.01.2008 Tarihli ve 5728
Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 430 uncu Maddesi ile Değiştirilen 2920 Sayılı
Kanunun 18 inci Maddesinin İkinci Fıkrasının (b) Bendinin “milli savunmaya
karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar veya casusluk suçlarından”
Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun
Ticari Hava İşletmelerinin izin şartlarını belirleyen 18 inci maddesinin
ikinci fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun
53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya
karşı suçlardan, devlet sırlarına karşı suçlardan ve casusluk suçlarından”
tümcesinin kapsamına giren taksirli suçlardan mahkûm olanların söz konusu
işletmelerde kurucu ortak veya temsile yetkili yönetici olamayacakları
şeklinde süresiz hak yoksunluğu getirilmektedir.
2920 sayılı Kanunun değişiklikten
önceki 18 inci maddesinde Ticari Hava İşletmecisi gerçek veya tüzelkişilerin
kurucu ortakları ile temsile yetkili yöneticilerinin; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik,
inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal
ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmi ihale ve
alım satımlara fesat karıştırma veya Devlet sırlarını açığa vurma veya Türk
Ceza Kanununun İkinci Kitabının Birinci babında yer alan Devletin
şahsiyetine karşı cürümler veya bu suçların işlenmesini aleni olarak tahrik
etme suçlarından (yani kasıtlı ve ciddi suçlardan) veya Türk Ceza Kanununun
384 üncü maddesinde yer alan nakliye ve muhabere vasıtaları aleyhindeki
suçlardan (yani Sivil Hava İşletmelerinin yürüttükleri hizmetle ilgili
suçlardan) hüküm giymiş olmamaları öngörülmüştü.
İptali istenen
tümceyle taksirli suçlara bağlı olarak getirilen hak yoksunluğu yani
kısıtlama ile Sivil Hava İşletmelerinin yürüttükleri hizmet (ticari amaçla, ücret
karşılığında hava araçlarıyla yolcu veya yük veya yolcu ve yük taşımaları
ile ticari amaçla diğer faaliyetlerde bulunmaları) arasında, günün
koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir neden sonuç bağının
kurulması mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 430 uncu maddesi ile
değiştirilen 2920 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b)
bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar veya
casusluk suçlarından” tümcesi, Anayasanın 2 nci,
5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
14) 23.01.2008
Tarihli ve 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 440 ıncı
Maddesi ile Değiştirilen 07.06.1985 Tarihli ve 3224 Sayılı Türk Diş
Hekimleri Birliği Kanunun 33 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının (e)
Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk,” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunun
Oda ve Birlik organlarına seçilme yeterliğini belirleyen 33 üncü maddesinin
(e) bendinde değişiklik yapılmakta ve Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde
belirtilen süreler geçmiş olsa bile, “milli savunmaya karşı suçlardan, devlet
sırlarına karşı suçlardan ve casusluk suçlarından” tümcesinin kapsamına
giren taksirli suçlardan hapis cezasına mahkûm olan meslek mensuplarının
oda ve birlik organlarına seçilemeyecekleri hükme bağlanmakta diğer bir
anlatımla meslek mensupları için süresiz hak yoksunluğu getirilmektedir.
Böyle bir sınırlama, 3224 sayılı
Kanunun değişiklikten önceki 33 üncü maddesinde “Taksirli
suçlar hariç, toplam altı aydan fazla hapis veya süresi ne olursa olsun
ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar” için öngörülmüştü.
İptali istenen tümce
ile taksirli suçlara bağlı olarak getirilen hak yoksunluğu yani kısıtlama
ile Oda ve Birliklerin yürüttüğü hizmet (diş hekimliği
mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki
faaliyetlerini kolaylaştırmak, bu mesleğin genel menfaatlere uygun olarak
gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve hastaları ile olan
ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak
üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak) arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve
zorunlu bir neden sonuç bağının kurulması mümkün bulunmamaktadır.
Türk Diş Hekimleri Birliği
tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olup (3224
s.K.m.19), yürüttüğü hizmetin kamu hizmeti olduğu açıktır. Bu nedenle
getirilen hak yoksunluğu kamu hizmetlerine girme hakkını da özünden
zedelemektedir
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 440 ıncı
Maddesi ile değiştirilen 07.06.1985 tarihli ve 3224 sayılı Türk Diş
Hekimleri Birliği Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk,” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13
üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
15) 23.01.2008
Tarihli ve 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 485 inci Maddesi ile
Değiştirilen 28.03.2001 Tarihli ve 4632 Sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf
ve Yatırım Kanunun 8 inci Maddesinin Dördüncü Fıkrasının (g) Bendinin (3)
Numaralı Alt Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 28.03.2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel
Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Kanunun Emeklilik şirketlerinin kuruluş
esasları ve kuruluş iznini öngören 8 inci Maddesinin Dördüncü Fıkrasının
(g) Bendinin (3) numaralı alt bendinde değişiklik yapılmakta ve “milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk”
tümcesinin kapsamına giren taksirli suçlardan mahkûm olanların emeklilik
şirketlerinin kurucusu olamayacakları hükme bağlanmakta yani bu konuda süresiz
hak yoksunluğu getirilmektedir.
4632 sayılı Kanunun değişiklikten
önceki 8 inci maddesinde taksirli suçlar hak yoksunluğunun dışında bırakılmıştır.
İptali istenen tümce ile getirilen
hak yoksunluğu yani kısıtlama ile Oda ve Birliklerin yürüttüğü hizmet arasında,
günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir neden sonuç bağının
kurulması mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda,
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 485 inci Maddesi ile
değiştirilen 28.03.2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf
ve Yatırım Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (g) bendinin (3)
numaralı alt bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5
inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
16) 23.01.2008
Tarihli ve 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 538 inci Maddesi ile
Değiştirilen 18.05.2004 Tarihli ve 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunun 74 üncü Maddesinin Birinci
Fıkrasının (d) Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen
tümceyi de içeren kuralla, 5174 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendi değiştirilmekte ve “milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesinin kapsamına giren
taksirli suçlardan mahkûm olanların Odalar ve Borsalar Birliğinde genel
sekreter olamayacakları hükme bağlanmakta yani bu konuda süresiz hak
yoksunluğu getirilmektedir.
5174 sayılı Kanunun değişiklikten
önceki 74 üncü maddesinde taksirli suçlar belirtilen hak yoksunluğunun dışında
bırakılmıştı.
İptali istenen tümce ile getirilen
hak yoksunluğu yani kısıtlama ile Oda ve Borsalar Birliğinin yürüttüğü
hizmet arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine uyan ve zorunlu bir
neden sonuç bağının kurulması mümkün bulunmamaktadır.
Odalar; üyelerinin müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin
genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, mensuplarının
birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak
üzere meslekî disiplin, ahlâk ve dayanışmayı korumak ve bu Kanunda yazılı
hizmetler ile mevzuatla odalara verilen görevleri yerine getirmek amacıyla
kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır (5174 s.K.m.4). Bu nedenle getirilen hak yoksunluğu kamu
hizmetlerine girme hakkını da özünden zedelemektedir.
Açıklanan ve
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 538 inci maddesi ile
değiştirilen 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği ile Odalar ve Kanunun 74 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13
üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir.
17) 23.01.2008 Tarihli ve 5728
Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 545 inci Maddesi ile Değiştirilen 5188 Sayılı
Kanunun 10 uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (d) Bendinin “kamunun
sağlığına karşı suçlar” Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen tümceyi içeren
kuralla, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun “Özel güvenlik
görevlilerinde aranacak şartlar” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendinde değiştirilmekte ve kamunun sağlığına karşı suçlar
tümcesinin kapsamına giren TCK’nun 185 inci
maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki suçu dikkat ve özen yükümlülüğüne
aykırı davranarak işleyenler ile aynı kapsama dahil
diğer maddelerdeki suçu işleyen ve bu fiilinden dolayı azami bir yıl veya
daha az hapis cezasına mahkûm olanların özel güvenlik görevlisi
olamayacakları hükme bağlanmakta yani bu konuda süresiz hak yoksunluğu
getirilmektedir.
5188 sayılı
Kanunun değişiklikten önceki 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendinde, taksirli suçlar hariç tutulmuş iken iptali istenen ibare ile
getirilen kuralla böyle bir ayrım yapılmadığı gibi işlenen suçun ağırlığı
da dikkate alınmaksızın diğer bir anlatımla “cezaların işlenen suçla
orantılı olması ilkesi” ne aykırı olarak özel güvenlik görevlisi olma
konusunda süresiz hak yoksunluğu öngörülmüştür.
Öte yandan, iptali istenen “kamunun
sağlığına karşı suçlar” ibaresinin kapsamına giren suçlar ile özel güvenlik
görevlilerinin yürüttüğü hizmet arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine
uyan ve zorunlu bir neden sonuç bağının kurulması da mümkün
bulunmamaktadır.
Açıklanan ve
yukarıda (1) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle 23.01.2008
tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 545 inci maddesi ile
değiştirilen 5188 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendinin “kamunun sağlığına karşı suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Çağdaş
ceza hukuku doktrininde cezanın amacı suçun önlenmesi, suçlunun ıslahı yani
rehabilitasyonudur. Ceza, suçun karşılığıdır. Ceza
suçla orantılı olmalı ve kişinin şahsına uymalıdır.
“Meslek
ve sanatın yasaklanması” doğrudan doğruya bir suçun karşılığı olmak üzere
öngörülen asli cezaların yanında, bu cezaya ek olarak getirilen bir
güvenlik tedbiridir. Böyle bir tedbirin, görülen meslek ve sanatla ilgisi olmayan
taksirli suçları da kapsamına alarak ve “cezaların işlenen suçla orantılı
olması ilkesi” ne aykırı olarak süresiz hak yok yoksunluğunu öngörecek
şekilde uygulanması halinde sonradan
giderilmesi güç ya da olanaksız durum ve zararlar doğabileceği açıktır.
Diğer taraftan, Anayasal düzenin en kısa sürede hukuka aykırı
kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın gereğidir. Anayasaya
aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde subjektif
yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de
zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir
düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu
ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum
ve zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır.
Arz ve
izah olunan nedenlerle, iptali istenen hükümlerin iptal davası
sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerin de durdurulması gerekmektedir.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda
açıklanan nedenlerle 23.01.2008 tarihli ve 5728 sayılı Temel Ceza
Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun;
1) 25
inci maddesi ile değiştirilen 1219 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin
birinci fıkrasının “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine aykırı olduğundan,
2) 29 uncu maddesi ile değiştirilen
1219 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrasının “milli savunmaya
karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına
karşı suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci,
13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olduğundan,
3) 167 nci Maddesi ile değiştirilen 18.12.1953 tarihli ve 6197
sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin (A)
fıkrasının “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine aykırı olduğundan,
4) 181 inci
maddesi ile değiştirilen 09.03.1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner
Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile
Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği işlere Dair Kanunun 6 ncı maddesinin (a) fıkrasının “milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı
suçlar” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13
üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olduğundan,
5) 273 üncü maddesi ile değiştirilen
213 sayılı Kanunun 87 nci maddesinin (3) numaralı
fıkrasının “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13
üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olduğundan,
6) 317 nci maddesi ile değiştirilen 14.07.1965 tarihli ve 657
sayılı Devlet Memurları Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A)
bendinin (5) numaralı alt bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet
sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine aykırı olduğundan,
7) 326 ncı Maddesi ile değiştirilen 19.03.1969 tarihli ve 1136
sayılı Avukatlık Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
“milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk”
tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 10 uncu, 13
üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olduğundan,
8) 338 inci Maddesi ile değiştirilen
1163 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci
fıkrasının (3) numaralı Bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet
sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olduğundan,
9) 369 uncu maddesi ile değiştirilen
2499 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin (f) bendinin “milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olduğundan,
10) 370 inci Maddesi ile
değiştirilen 2499 sayılı Kanunun 36 ncı
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin “milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olduğundan,
11) 384 üncü Maddesi ile
değiştirilen 2821 sayılı Sendikalar Kanunun 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13
üncü, 49 uncu ve 90 ıncı maddelerine aykırı
olduğundan,
12) 387 nci maddesi ile değiştirilen 05.05.1983 tarihli ve 2822
sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunun 56 ncı
maddesinin (4) numaralı bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet
sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi, Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı maddelerine aykırı olduğundan,
13) 430 uncu maddesi ile
değiştirilen 2920 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b)
bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar veya
casusluk suçlarından” tümcesi, Anayasanın 2 nci,
5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı maddelerine
aykırı olduğundan,
14) 440 ıncı Maddesi ile değiştirilen 07.06.1985 tarihli ve
3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunun 33 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk,” tümcesi Anayasanın 2 nci,
5 inci, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olduğundan,
15) 485 inci
Maddesi ile değiştirilen 28.03.2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel
Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının
(g) bendinin (3) numaralı alt bendinin “milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olduğundan,
16) 538 inci
maddesi ile değiştirilen 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar
ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Kanunun 74 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendinin “milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk” tümcesi Anayasanın 2 nci,
5 inci, 13 üncü, 49 uncu, 70 inci ve 90 ıncı
maddelerine aykırı olduğundan,
17) 545
inci maddesi ile değiştirilen 5188 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin
birinci fıkrasının (d) bendinin “kamunun sağlığına karşı suçlar” tümcesi
Anayasanın 2 nci, 5 inci, 13 üncü, 49 uncu ve 90 ıncı maddelerine aykırı
olduğundan,
iptallerine ve uygulanmaları halinde giderilmesi
güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için dava sonuçlanıncaya
kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar
verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralları
23.1.2008 tarihli ve 5728 sayılı
Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali istenilen maddeleri
şöyledir;
“MADDE 25-
1219 sayılı
Kanunun 28 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
MADDE 28- Hekimlik mesleğinin icrası
için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa
bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya
da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin
işleyişine karşı suçlar, milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı
değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm
olmamak gerekir.
İcrayı sanat etmesine mani ve gayrıkabili
şifa bir marazı aklı ile malul olduğu bilmuayene
tebeyyün eden tabipler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı
Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve diplomaları
geri alınır.”
“MADDE 29-
1219 sayılı
Kanunun 45 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 45- Diş hekimliği mesleğinin
icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler
geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla
süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu
düzenin işleyişine karşı suçlar, milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı
değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak
gerekir.
İcrayı sanata mani ve gayri kabili şifa bir marazı akli ile
malul olduğu bilmuayene tebeyyün eden diş tabibi
ve dişçiler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek
Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve diploma veya
ruhsatnameleri geri alınır.”
“MADDE
167- 18/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında
Kanunun 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 4- Aşağıda yazılı haller eczacılık yapmaya manidir:
A) Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı
beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar,
Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet,
hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli
iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan
kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis
cezasına mahkûm olmak.
B) Başka memleketlerde sanatını icradan menedilmiş olup bu
muamelenin haklı olduğu İcra Vekilleri Heyetince kabul edilmiş olmak;
C) Sanatını yapmasına mani iyileşmez bir hastalığı bulunmak;
Ç) Sanatını yapmasına mani olacak derecede iki gözü rüyetten
mahrum olmak.”
“MADDE 181- 9/3/1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner
Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile
Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunun 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 6- Aşağıda yazılı haller, veteriner hekimlik mesleğinin
icrasına mani teşkil eder:
a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı
beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar,
Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet,
hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli
iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan
kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis
cezasına mahkûm olmak.
b) Bu Kanun ile teşekkül eden Haysiyet veya Yüksek Haysiyet
Divanı kararları ile meslekini icradan menolunmak.
c) Yüksek Haysiyet Divanınca haklarında diplomalarının
istirdadı kararı ittihaz edilmek.”
“MADDE
273- 213 sayılı
Kanunun 87 nci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“MADDE 87- Takdir, tadilat ve zirai kazançlar il komisyonları
ile özel komisyonlara, memurların dışında, seçilecek kimselerde aşağıdaki
vasıflar aranır:
1. İyi ahlak sahibi olmak ve ikamet ettiği veya iş gördüğü
muhitin emniyet ve itimadını kazanmış bulunmak.
2. Medeni haklardan ıskat edilmiş bulunmamak.
3. Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı
beş yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da devletin güvenliğine
karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet
sırlarına karşı suçlar ve
casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma,
edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini
aklama, kaçakçılık veya vergi kaçakçılığı suçlarından mahkûm olmamak.
4. Takdir ve özel komisyonlara seçileceklerde, ayrıca otuz
yaşını bitirmiş olmak.
5. Tadilat ve zirai kazançlar il komisyonlarına seçileceklerde
ayrıca mensup olduğu şehir veya kasabanın iktisadi şartlarına ve emlak ve
ziraat işlerine vukufu olmak ve yirmibeş yaşını
bitirmiş bulunmak.”
“MADDE
317- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci
maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
“5. Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı
bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile
devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine
karşı suçlar, milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.”
“MADDE
326- 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5 inci maddesinin
birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı
iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı
suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet
sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm
olmak,”
“MADDE
338- 1163 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“3. Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu
düzenin işleyişine karşı suçlar, milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,
zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni
kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına
fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya
kaçakçılık suçlarından ya da bu Kanun hükümlerine göre mahkum
olmamak.”
“MADDE
369- 2499 sayılı
Kanunun 33 üncü maddesinin (f) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“f) Kurucularının müflis olmaması ve
Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;
kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle hapis
cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu
düzenin işleyişine karşı suçlar, milli
savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,
zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni
kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına
fesat karıştırma, bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme
veya değiştirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, suçtan
kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı
veya haksız mal edinme suçlarından mahkûm olmaması,”
“MADDE
370- 2499 sayılı
Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f)
bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“f) Kurucularının müflis olmaması ve
Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;
kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle hapis
cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu
düzenin işleyişine karşı suçlar, milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,
zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni
kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına
fesat karıştırma, bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme
veya değiştirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, suçtan
kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı
veya haksız mal edinme suçlarından mahkûm olmaması,”
“MADDE
384- 5/5/1983
tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 5 inci maddesinin birinci
fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Sendika kurucusu olabilmek için; Türk
vatandaşı, medeni hakları kullanmaya ehil ve sendikaların kurulacağı
işkolunda fiilen çalışır olmak; Türkçe okur-yazar olmak ve ayrıca; Türk
Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;
kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis
cezasına ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu
düzenin işleyişine karşı suçlar, milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,
zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni
kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına
fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya
kaçakçılık suçlarından mahkûmiyetin bulunmaması şarttır.”
“MADDE
387- 5/5/1983
tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 56 ncı maddesinin (4) numaralı bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“4. Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı
bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da devletin güvenliğine
karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet
sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan
malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûmiyetin
bulunmaması ve siyasi partilerin organlarında görevli olmamak,”
“MADDE
430- 2920 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“İzin belirli şartlara ve süreye bağlanabilir. İzin belgesi,
a) Milli güvenliğin veya kamu düzeninin tehlikeye girebileceği
durumlarda,
b) Gerçek kişilerin veya tüzel
kişilerin kurucu ortakları ile temsile yetkili yöneticilerinin; Türk Ceza
Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile,
bankacılık, sermaye piyasası ve kaçakçılık mevzuatında tanımlanan ve hapis
cezasını gerektiren suçlar ile hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma,
dolandırıcılık, hileli iflâs, parada, paraya eşit sayılan değerlerde,
kıymetli damgada, mühürde, resmi belgede, özel belgede sahtecilik, ihaleye
fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, tefecilik, zimmet,
irtikâp, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama,
devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine
karşı suçlar, milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar veya casusluk suçlarından ya da
ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçlarından dolayı mahkûm
edilmiş olması hâlinde,
verilmez.”
“MADDE
440- 7/6/1985
tarihli ve 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanununun 33 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“e) Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı
beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar,
Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve
casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma,
edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini
aklama, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından
hapis cezasına mahkûm olanlar,”
“MADDE
485- 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım
Sistemi Kanununun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (g) bendinin
(3) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“3. Müflis veya konkordato ilan etmiş
olmaması, Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş
olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle
hapis cezasına ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve
bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk,
zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni
kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına
fesat karıştırma, bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme
veya değiştirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, suçtan
kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı
veya haksız mal edinme suçlarından mahkûm olmaması,”
“MADDE
538- 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile
Odalar ve Borsalar Kanununun 74 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d)
bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“d) Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan
dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı
suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet,
irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye
kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat
karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık,
vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hapis cezasına mahkûm
olanlar.”
“MADDE
545- 5188 sayılı
Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“d) Türk Ceza Kanununun 53 üncü
maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan
dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış
olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin
işleyişine karşı suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, kamunun sağlığına karşı suçlar,
zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni
kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına
fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,
kaçakçılık veya fuhuş suçlarından mahkûm olmamak.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava
dilekçesinde Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 49.,
70. ve 90. maddelerine dayanılmıştır.
III- İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca
Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN,
Mehmet ERTEN, A.Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR,
Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla 20.3.2008 günü yapılan ilk
inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun
hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava
dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa
kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
A- Dava Konusu Kuralların Anlam ve Kapsamları
İptal davasına konu olan kurallarla düzenlenen
meslek ve görevlilerden; hekimler, diş hekimleri, eczacılar, veteriner
hekimler için “milli savunmaya karşı
suçlar”, “devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk” ve “kamunun sağlığına
karşı suçlar”, takdir, tadilat ve zirai kazançlar il komisyonları ile
özel komisyonlara memurların dışında seçilecek kimseler, memurlar,
avukatlar, kooperatif yönetim kurulu üyeleri, aracı kurumların kurucuları,
yatırım ortaklıklarının kurucuları, sendika kurucuları, Yüksek Hakem
Kurulu’na işçi ve işverenler adına seçilecek üyeler, ticari hava
işletmelerinde gerçek kişilerin veya tüzel kişilerin kurucu ortakları ile
temsile yetkili yöneticileri, Türk Diş Hekimleri Birliği’nin organlarına
seçilecek meslek mensupları, emeklilik şirketi kurucuları, oda ve borsa
genel sekreteri için “milli
savunmaya karşı suçlar” ve “devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk”,
özel güvenlik görevlileri için “kamunun
sağlığına karşı suçlar”dan
mahkûmiyet hallerinde bu meslekler ya da görevler Türk
Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile
icra edilemeyecektir. Türk Ceza Kanunu’nun ikinci bölümünde “Güvenlik
Tedbirleri” ana başlığı altında yer alan 53. maddesi “belli hakları
kullanmaktan yoksun bırakılma” kenar başlığı altında düzenlenmiş, kişinin
kasıtlı bir suç işlemesi ve bu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olması
halinde mahkûmiyetin kesinleşmesiyle başlayıp hapis cezasının infazı
tamamlanıncaya kadar devam eden hak yoksunluğunu öngörmüştür. İptal davasına konu kurallarda ise Türk Ceza
Kanunu’nun 53. maddesinden
farklı olarak bu suçların kasıtlı veya taksirli işlenmeleri arasında bir
fark gözetilmemiş ve mahkûmiyet halinde süresiz olarak belirli mesleklerin
ya da görevlerin yapılması konusunda hak yoksunluğu getirilmiştir.
Türk Ceza
Kanunu’nun 317 ila 325. maddelerinde dokuz madde halinde düzenlenmiş milli
savunmaya karşı suçlar ile korunmak istenen hukuki yarar milli savunma, 326
ila 339. maddelerinde ondört madde halinde
düzenlenmiş olan Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk ile korunmak
istenen hukuki yarar devletin güvenliği, milli savunma, iç ve dış siyasal
yararlar, 185 ila 196. maddelerinde de oniki
madde halinde düzenlenen kamunun sağlığına karşı suçlar ile korunmak
istenen hukuki yarar ise kamunun sağlığıdır.
Dava konusu bölümlerde yer alan
suçlar, kasıtla işlenen, müebbet ve uzun süreli hapis cezası gerektiren suçlardan
taksirle işlenen veya altı aya kadar hapis cezasını gerektiren suçlara
kadar çeşitlilik göstermektedir.
B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, iptali istenen
maddelerde, milli savunmaya, kamunun sağlığına ve Devlet sırlarına karşı
suçlar ile casusluk suçlarından hapis
cezasına mahkûm olanların, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen
süreler geçmiş olsa bile, belirli meslek ve görevleri icra edemeyecekleri,
doğrudan doğruya bir suçun karşılığı olmak üzere öngörülen asli cezalara ek
olarak hak yoksunluğunun getirildiği; söz konusu düzenlemelerin bir
bölümünde mesleğiyle hiç ilgisi bulunmayan bir suçtan veya azami haddi bir yıl yada daha az hapis
cezasını gerektiren veya dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak
taksirli bir suçtan mahkûm olan bir kişinin mesleğini icra etmekten süresiz
yoksun bırakılması sonucunun öngörüldüğü; yasa koyucu, asli cezanın yanında
bu cezaya bağlı olarak kimi kısıtlılıklar öngörüp öngörmeme konularında
anayasal ilkeler çerçevesinde takdir hakkına sahip olmakla birlikte, söz
konusu hak yoksunluklarının Anayasanın 2. ve 5. maddelerinde ifadesini
bulan “Hukuk Devleti” ilkesi ile bağdaşmadığı, bu meslek mensuplarının
yürüttüğü hizmet ile iptali istenen kuralların öngördüğü mahkûmiyetten
dolayı hak yoksunluğu getirilmesi arasında, günün koşullarına ve gerçeklerine
uyan ve zorunlu bir neden-sonuç bağının bulunmadığı, yaptırımların işlenen
suçla orantısızlığının adaletsiz
ve hakkaniyete aykırı olduğu,
söz konusu meslek veya görev sahiplerinin
mesleklerini veya görevlerini icra etme yönünden diğer meslek
mensupları ile aynı hukuki durumda bulunmaları nedeniyle iptal istemine
konu bölümlerdeki meslek mensupları ile görevliler yönünden getirilen
farklı kuralların kanun önünde eşitlik
ilkesi, ölçülülük ve demokratik toplumun gereklerine uygunluk ilkesi,
çalışma hakkı, kamu hizmetine alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden
başka hiç bir ayrımın gözetilemeyeceği ilkesi ve çalışma hakkının etkin
kullanımını sağlama görevini veren Avrupa Sosyal Şartını da ihlâl etmesi
nedeniyle Anayasanın 2., 5., 10., 13., 49., 70. ve 90. maddelerine aykırı
oldukları ileri sürülmüştür.
İptal konusu
kurallarla, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum
Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un değişik onyedi maddesinde Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler
geçmiş olsa bile; “milli savunmaya karşı suçlar”, “Devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk” ve “kamunun sağlığına karşı suçlar”dan
mahkûm olanların belirli meslekleri ve görevleri icra edemeyecekleri
öngörülmektedir.
5728 sayılı
Yasa’nın genel gerekçesi ile madde gerekçelerinden, dava konusu kurallarda
yer alan belirli meslek ya da görevler için aranacak mahkûmiyet koşulunun,
Türk Ceza Kanunu’nun hükümleri de dikkate alınarak yeniden düzenlendiği ve
Türk Ceza Kanunu’nun suç karşılığı uygulanan yaptırım teorisine bağlı,
mahkûmiyetin yasal sonucu olarak belli hakları kullanmaktan yoksun
bırakılma şeklinde değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu
hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı
sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması
gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan
devlettir.
Yasa koyucu asli cezalara bağlı
olarak kimi yoksunluklar öngörüp öngörmeme konularında anayasal ilkeler
çerçevesinde takdir hakkına sahiptir. Ceza hukukunda, doğrudan doğruya bir
suçun karşılığı olmak üzere öngörülen asli cezanın yanında, bu cezanın
etkisini artırmak, suç işlenmesinde caydırıcılığı sağlamak için, asli cezaya
ek olarak kimi hak yoksunlukları da getirilmiştir. İptal davasına konu
yasal düzenlemelerde de, bazı meslek ya da görevlerin saygınlığı,
bunlara karşı toplumun güven duygusu ve içeriklerinde yer alan etik
değerleri göz önüne alarak, bu meslek ve görevleri icra edecek olanların
belli suçlardan mahkûm olmaları hâlinde, aslî cezanın yanı sıra sürekli
olarak hak yoksunlukları öngörülmüştür. Ancak, ceza hukuku alanında olduğu
gibi hak yoksunluğu getiren iptal davasına konu düzenlemelerde de
kuralların, önleme ve iyileştirme amaçlarına uygun olarak ölçülü, adil ve
orantılı olması gerekir. Yasa koyucunun hak yoksunluklarını belirlerken
takdir hakkı çerçevesindeki tercih serbestisinin
de Anayasa’ya uygun olması gerektiği açıktır.
Dava konusu düzenlemeler,
meslek veya görevlerin özellikleri, suçların niteliği, bu suçlara verilen
cezalar ve cezaların süresi, kasıtla veya taksirle işlenip işlenmediğine
bakılmaması ve bir kademelendirme de yapılmaması ve bu suçlardan mahkûm
olanların belirli meslekleri ve görevleri sürekli olarak icra edememeleri,
işledikleri suçlara göre adaletli ve eylemle orantılı olmayan ölçüsüz bir
hak yoksunluğuna yol açması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen
“Hukuk Devleti” ilkesine aykırıdır. İptali gerekir.
Dava konusu kurallar Anayasa’nın 2.
maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden 5.,
10., 13., 49., 70. ve 90. maddeler yönünden inceleme yapılmasına gerek
görülmemiştir.
Mehmet ERTEN ve Fettah
OTO bu görüşlere ek gerekçe ile katılmışlardır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
23.1.2008 günlü, 5728
sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
1- 25. maddesiyle değiştirilen 11.4.1928 günlü,
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 28.
maddesinin birinci fıkrasının “… milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar, … ” bölümüne,
2- 29. maddesiyle değiştirilen 1219 sayılı Yasa’nın
45. maddesinin birinci fıkrasının “… milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar, …” bölümüne,
3- 167. maddesiyle değiştirilen 18.12.1953 günlü,
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 4. maddesinin (A)
fıkrasının “… milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı
suçlar, …” bölümüne,
4- 181. maddesiyle değiştirilen 9.3.1954 günlü, 6343
sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri
Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun’un 6.
maddesinin (a) fıkrasının “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar, …” bölümüne,
5- 273. maddesiyle değiştirilen 4.1.1961 günlü,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 87. maddesinin (3) numaralı bendinin “ … milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk, …” bölümüne,
6- 317. maddesiyle değiştirilen 14.7.1965 günlü, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A)
bendinin (5) numaralı alt bendinin “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …”
bölümüne,
7- 326. maddesiyle değiştirilen 19.3.1969
günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …”
bölümüne,
8- 338. maddesiyle değiştirilen 24.4.1969 günlü, 1163
sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendinin “ … milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümüne,
9- 369. maddesiyle değiştirilen 28.7.1981
günlü, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 33. maddesinin (f) bendinin
“ … milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk, …” bölümüne,
10- 370. maddesiyle değiştirilen 2499 sayılı
Yasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin “ … milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk, …” bölümüne,
11- 384. maddesiyle değiştirilen 5.5.1983
günlü, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 5. maddesinin
birinci fıkrasının “ … milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümüne,
12- 387. maddesiyle değiştirilen 5.5.1983 günlü, 2822
sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun 56. maddesinin (4)
numaralı bendinin “ … milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümüne,
13- 430. maddesiyle değiştirilen 14.10.1983 günlü,
2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 18. maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendinin “ … milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar veya casusluk suçlarından …”
bölümüne,
14- 440. maddesiyle değiştirilen 7.6.1985 günlü,
3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu’nun 33. maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinin “ … milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümüne,
15- 485. maddesiyle değiştirilen 28.3.2001
günlü, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi
Kanunu’nun 8. maddesinin dördüncü fıkrasının
(g) bendinin (3) numaralı alt bendinin “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …”
bölümüne,
16- 538. maddesiyle değiştirilen 18.5.2004
günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile
Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 74. maddesinin
birinci fıkrasının (d) bendinin “ … milli savunmaya karşı suçlar, devlet
sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümüne,
17- 545. maddesiyle değiştirilen 10.6.2004 günlü, 5188
sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendinin “ … kamunun
sağlığına karşı suçlar, …” bölümüne,
ilişkin iptal hükümlerinin yürürlüğe
girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu bölümlerin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 25.2.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasında, “Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî
Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa
Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca
kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden
başlayarak bir yılı geçemez” denilmektedir. 2949 sayılı Yasa’nın 53.
maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmakta, maddenin beşinci
fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal sonucunda meydana gelecek
hukuksal boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette
görmesi halinde, dördüncü fıkradaki hükmü uygulayacağı belirtilmektedir.
23.01.2008 günlü,
5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve
Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un, iptal edilen
bölümlerinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu
düzenini tehdit ve kamu yararını ihlâl edici nitelikte görüldüğünden, iptal
hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra
yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII-
SONUÇ
23.1.2008 günlü, 5728
sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A-
1- 25. maddesiyle değiştirilen
11.4.1928 günlü, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 28.
maddesinin birinci fıkrasının
“… milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar, … ” bölümünün,
2- 29. maddesiyle değiştirilen 1219 sayılı Yasa’nın
45. maddesinin birinci fıkrasının “… milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar, …” bölümünün,
3- 167. maddesiyle değiştirilen 18.12.1953 günlü,
6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 4. maddesinin (A)
fıkrasının “… milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı
suçlar, …” bölümünün,
4- 181. maddesiyle değiştirilen 9.3.1954 günlü, 6343
sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri
Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun’un 6.
maddesinin (a) fıkrasının “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun
sağlığına karşı suçlar, …” bölümünün,
5- 273. maddesiyle değiştirilen 4.1.1961 günlü, 213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 87. maddesinin (3) numaralı bendinin “ … milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk, …” bölümünün,
6- 317. maddesiyle değiştirilen 14.7.1965 günlü, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A)
bendinin (5) numaralı alt bendinin “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …”
bölümünün,
7- 326. maddesiyle değiştirilen 19.3.1969
günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …”
bölümünün,
8- 338. maddesiyle değiştirilen 24.4.1969 günlü, 1163
sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendinin “ … milli savunmaya karşı suçlar,
devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümünün,
9- 369. maddesiyle değiştirilen 28.7.1981
günlü, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 33. maddesinin (f) bendinin
“ … milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk, …” bölümünün,
10- 370. maddesiyle değiştirilen 2499 sayılı
Yasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin “ … milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı
suçlar ve casusluk, …” bölümünün,
11- 384. maddesiyle değiştirilen 5.5.1983
günlü, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 5. maddesinin
birinci fıkrasının “ … milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümünün,
12-
387. maddesiyle değiştirilen 5.5.1983
günlü, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nun 56.
maddesinin (4) numaralı bendinin “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …”
bölümünün,
13- 430. maddesiyle değiştirilen 14.10.1983 günlü,
2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 18. maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendinin “ … milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar veya casusluk suçlarından …”
bölümünün,
14- 440. maddesiyle değiştirilen 7.6.1985 günlü, 3224
sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu’nun 33. maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinin “ … milli savunmaya karşı
suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümünün,
15- 485. maddesiyle değiştirilen 28.3.2001 günlü, 4632
sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi
Kanunu’nun 8. maddesinin dördüncü fıkrasının
(g) bendinin (3) numaralı alt bendinin “ … milli
savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …”
bölümünün,
16- 538. maddesiyle değiştirilen 18.5.2004 günlü,
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar
ve Borsalar Kanunu’nun 74. maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendinin “ … milli savunmaya
karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, …” bölümünün,
17- 545. maddesiyle değiştirilen 10.6.2004 günlü, 5188
sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendinin “ … kamunun sağlığına
karşı suçlar, …” bölümünün,
Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B- İptal edilen bölümlerin doğuracağı
hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın
153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve
beşinci fıkraları gereğince, bu bölümlere ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK
BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
25.2.2010 gününde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
Fettah OTO
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
EK
GEREKÇE
Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla
Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
5728 sayılı Kanun, kimi yasalarda yer alan bazı mesleklerin ve görevlerin
icra edilebilmesi için, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk suçları ile kamunun sağlığına karşı suçlardan
taksirle işlenenler de dahil olmak üzere mahkum
olmama kuralını getirmiştir.
Getirilen
kural, sözü edilen meslek ve görevlerin icrası için aranan bir koşul mu,
yoksa bir ceza mı olduğunun öncelikle saptanması gerekmektedir. Bu
bağlamda, 5728 sayılı Yasa’nın genel gerekçesi ile madde gerekçeleri incelendiğinde,
meslek ya da görevlerin icrası için aranan mahkum
olmama koşulunu, Türk Ceza Kanunu hükümleri de dikkate alınarak yeniden
düzenlendiği ve Türk Ceza Kanunu’nun suç karşılığı uygulanan mahkumiyetin
yasal sonucu olarak belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma şeklinde
değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Yasa
koyucu, bu düzenlemeler ile iptali istenilen kurallarda belirtilen kasıtlı
ve taksirli suçlardan mahkumiyet halinde bu
suçların cezasına ek ayrı bir ceza (hak yoksunluğu) getirerek asli cezanın
etkisini artırmış, ayrıca da güvenlik önlemi oluşturmuştur. Nitekim, gerekçede belli hakları kullanmaktan
yoksun bırakılmanın bir güvenlik tedbiri olduğu ifade edilmiştir.
Buna
göre, kural, bazı meslek ve görevlerin icrası için aranan koşul olma
yanında, cezanın çekilmesinden sonra uygulanması öngörülen güvenlik
tedbiriyle de, suç ve ceza ilkelerine uygun bir yaptırım durumundadır.
Bu
nedenle iptali istenen kuralların, hem farklı ceza sürelerini hem de
taksirli suçları içermesine rağmen, bunlar arasında ayırım yapmadan salt bu
suçlardan mahkum olmayı, belirli meslek ve
görevlerin icra edilmesinde sürekli engel olarak kabul etmesi, adaletli ve
eylemle orantılı olmayan ölçüsüz bir yaptırım olduğundan çoğunluğun bu doğrultudaki
iptal gerekçesine katılıyoruz.
Ayrıca,
yasa koyucu Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki düzenlemeyle, güvenlik
tedbirlerinin süresini mahkumiyet süresiyle
sınırlamış ve cezanın infazının sona ermesiyle birlikte güvenlik
tedbirlerinin de sona ereceğini kabul etmiştir. Böylece, daha önce var olan
“memnu hakların iadesi” kurumu uygulamadan kaldırılmış, cezanın infazının
sona ermesiyle birlikte her hangi bir isteme gerek olmaksızın mahrum
kalınan hakların kullanılabilmesi sağlanarak süresiz hak yoksunluğuna son
verilmiştir. Buna rağmen Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda
ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali
istenen bölümleri de içeren maddelerinde yer alan “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş
olsa bile” biçimindeki düzenlemeyle iptali istenen (Türk Ceza Kanununda
tanımlanan) suçlardan mahkumiyet halinde belirli
mesleklerin ve görevlerin icra edilemeyeceği belirtilerek, cezanın
infazıyla birlikte güvenlik tedbirlerinin de sona ereceğine ilişkin kuralın
aksine belirli meslek ve görevlerin icra edilmesi süresiz olarak
engellenmiştir. Cezalandırmanın asıl amacı işlediği suçtan
dolayı kişinin pişmanlık duymasını sağlayarak topluma kazandırmaktır. Mahkum olduğu cezanın usulüne uygun olarak yerine
getirilmesine imkan veren bir kişinin işlediği suçtan nadim olduğunun ve
toplumda güven duyulacak hale geldiğinin kabulü gerekir.
İptali
istenen kurallarla suça bağlı hak yoksunlukları, cezasını çekerek ıslah
olduğu kabul edilen kişiler yönünden devam ettirilmekte ve kaybettiği
hakları tekrar elde etmeleri süresiz olarak engellenmek suretiyle bu
kişiler toplumdan tamamen dışlanmaktadır.
Bu durum,, Anayasamızda öngörülen sosyal Devlet anlayışına, ceza
hukukunun genel ilkelerine, suç ve ceza politikasıyla hedeflenen amaca aykırıdır.
Adli
Sicil Kanunu’nun 13/A maddesinin (1) fıkrasında “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan
dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının
giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna
gidilebilir…” denilerek memnu hakların iade edilmesi sonradan
kurallaştırılmışsa da iptali istenilen kuralların, bazı meslek ve görevlerin icrası için aranan koşul olması ya
da hak yoksunluklarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan suçlardan
kaynaklanması nedeniyle bu Kanun kapsamında olduğu düşünülerek, bu
düşüncelerle yasaklanmış hakların (hak yoksunluklarının) geri verilmesi
isteminin reddedilebileceği gözetildiğinde, sonradan yapılan
söz konusu bu düzenlemenin de kapsamının net ve anlaşılabilir olmadığı
hukuk devletinde yasa kurallarının açık ve anlaşılabilir olması gerektiğine
ilişkin kurala uyulmadığı, dolayısıyla
itiraz konusu kurallarla getirilen yaptırımların adil, ölçülü
olmalarının sağlanamadığı açıktır.
Diğer
yandan, değişik yasalarda yer alan ve anayasaya aykırılığı ileri sürülen bu
düzenlemelerin temel yasada yer verilecek olan memnu hakların iadesi
müessesesi ile
bağlantı kurulması gereğine uyulmayarak bu konunun özel
yasa da düzenlenip kaybedilen hakkın
yeniden kazanılmasının sonradan düzenlenen bu yasanın yürürlükte kalmasına
bağlanması da hukuki güvenlik ilkesine aykırıdır.
Belirtilen
nedenlerle söz konusu kurallar, Anayasa’nın 2. maddesindeki sosyal devlet
anlayışı ile hukuk devleti ilkesine ve ceza hukukunun genel prensiplerine
bu yönüyle de aykırı olduğundan iptalleri gerekir.
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
Üye
Fettah OTO
|
|