|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2009/67
Karar Sayısı : 2009/119
Karar Günü : 1.10.2009
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 14. maddesinin
23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Yasa’nın 327. maddesiyle yeniden düzenlenen
birinci fıkrasının, Anayasa’nın 10., 13. ve 48. maddelerine aykırılığı
savıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında itiraz
konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
II- İTİRAZ VE YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“İtiraza konu olan yeni düzenlemenin, Anayasa
mahkemesinin 2001/309 Esas, 2002/91 karar ve 15/10/2002 tarihli kararla,
Anayasanın 10, 13 ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy birliği ile iptal
etmiş olduğu fıkranın yeniden yasallaştırılmış hali olduğu, ve bu haliyle
ilgili fıkranın Anayasanın 10, 13 ve 48. maddelerine açıkça aykırı olduğundan
ve ilgili yasanın sanık ve vekil arasındaki müdafiilik ilişkisini
düzenlemesi, dolayısıyla görülen davada uygulanan yasa niteliği taşıması da
gözönüne alınarak, Anayasa Mahkemesinin yukarıda değinilen 15/10/2002 tarih
2001/309 esas, 2002/91 karar sayılı kararının gerekçesinde belirtilen
nedenlerle yürütmesinin durdurulması ve iptali için Anayasanın 152. maddesi
ve 2949 sayılı yasanın 28 maddesi gereğince, ANAYASA MAHKEMESİNE DAVA AÇILMASINA
karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun itiraz konusu
birinci fıkrayı da içeren 14. maddesi şöyledir:
“Emeklilik
ve istifa gibi sebeplerle görevlerinden ayrılan adli, idari ve askeri yargı
hakim ve savcıların son beş yıl içinde hizmet gördükleri mahkeme veya
dairelerin yargı çevresinde görevden ayrılma tarihinden itibaren iki yıl
süre ile avukatlık yapmaları yasaktır. Yüksek yargı ve bölge mahkemeleri
hakim ve savcıları ile raportörlerinin son beş yıl içinde münhasıran hizmet
gördükleri mahkeme veya dairelerde, buralardan ayrılma tarihinden itibaren
iki yıl süre ile avukatlık yapmaları yasaktır.
Yukarıki fıkra hükmü Anayasa Mahkemesi üyeleri ve
Yüksek Mahkemeler hakimleri hakkında da uygulanır.
Devlet, belediye, il özel idare ve Kamu İktisadî
Teşebbüsleri Hakkında 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamına
giren iktisadi Devlet Teşekkülleri ile kamu iktisadî kuruluşları ve
bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinde, çalışanlar, buralardan
ayrıldıkları tarihten itibaren iki yıl geçmeden ayrıldıkları idare aleyhine
dava alamaz ve takipte bulunamazlar.
Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci
Başkanı, Daire Başkanları ve Üyeleri, Milli Savunma Bakanlığı Askeri Adalet
İşleri Başkanı, Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanı, Genelkurmay Adli
Müşaviri, sıkıyönetim adli müşavirleri ve sıkıyönetim askerî mahkemelerinde
görevli hakim ve savcılar ile yardımcıları, başka hizmetlere atanmış
olsalar bile anılan görevlerden ayrıldıkları tarihten itibaren üç yıl süre
ile sıkıyönetim askeri mahkemelerinde avukatlık yapamazlar.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa’nın 10., 13. ve 48. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket
APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,
yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına,
16.9.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2002
günlü, E.2001/309, K.2002/91 sayılı
kararındaki gerekçelere atıf yapılarak Avukatlık Kanunu’nda 5728 sayılı
Yasa’nın 327. maddesi ile yapılan değişiklikle çalışma hak ve özgürlüğünün
ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasının demokratik toplum düzeninin gerekleri
ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı, ayrıca kuralın, görev yapılan mahkeme
ya da dairelerin sayısının veya yargı çevrelerinin genişliğinin farklı
olması nedeniyle, meslekten ayrıldıktan sonra avukatlık yapmak isteyen
hâkim ve savcılara getirilen avukatlık yapma yasağının kapsamındaki
farklılıkların bu kişiler arasında eşitliğin bozulmasına yol açtığı, bu
durumun da Anayasa’nın 10., 13. ve 48. maddelerine aykırılık oluşturduğu
ileri sürülmüştür.
5728 sayılı Yasa’nın 327. maddesiyle değiştirilen
Avukatlık Yasası’nın 14. maddesinin birinci fıkrasının ilk tümcesi ile
emeklilik ve istifa gibi sebeplerle görevlerinden ayrılan adlî, idarî ve
askerî yargı hâkim ve savcılarının son beş yıl içinde hizmet gördükleri
mahkeme veya dairelerin yargı çevresinde görevden ayrılma tarihinden
itibaren iki yıl süre ile avukatlık yapmaları yasaklanmaktadır. Bu yasak,
daha önce maddede sayılan meslek mensuplarının hizmet gördükleri mahkeme
veya dairelerde, buralardan ayrıldıkları tarihten itibaren iki yıl süreyle
avukatlık yapamamaları biçimindeyken, 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 14.
maddesinin 4667 sayılı Yasa’nın 10. maddesiyle değiştirilen birinci fıkrası
ile getirilen düzenlemeyle, iki yıllık süre aynen korunmakla birlikte
belirtilen kişilerin görev alanı daraltılarak son beş yılda hizmet
gördükleri mahkeme ve dairelerin yargı çevrelerinde avukatlık yapmaları
engellenmiş, ancak söz konusu kural Anayasa Mahkemesi’nin 15.10.2002 günlü,
E. 2001/309, K. 2002/91 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İtiraz konusu
kuralın ikinci tümcesi ile yüksek yargı ve bölge mahkemeleri hâkim ve
savcıları ile raportörlerinin görev alanlarıyla ilgili olarak birinci
tümcede kabul edilen “yargı çevresi” ölçütünden farklı bir düzenleme
getirilmiş ve bu kişilerin son beş yıl içinde münhasıran hizmet gördükleri
mahkeme veya dairelerde, buralardan ayrılma tarihinden itibaren iki yıl
süre ile avukatlık yapamayacakları hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 13. maddesine göre temel
hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
aykırı olamaz.
Anayasa’nın 48. maddesinde herkesin
dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu belirtilirken çalışma özgürlüğü için bir sınırlama
nedeni öngörülmemiş ise de itiraz konusu kuralla getirilen sınırlama, bu
maddeden değil, Anayasa’nın mahkemelerin bağımsızlığı ilkesini düzenleyen
138. maddesinden kaynaklanmaktadır.
Hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu olan bağımsız
yargı gücü, günümüzde temel hak ve özgürlüklerin olduğu kadar kamusal
düzenin korunmasının da güvencesidir. Yargının bağımsızlığının amacı ise
bireylere her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak kalınarak
adaletin dağıtılacağı güven ve inancını vermektir. Bu bağlamda, Anayasa’nın
138. maddesinde düzenlenen objektif bağımsızlık da yargılama çalışmalarında
hâkimlerin hiçbir etki altında kalmamaları gereğine dayanmaktadır.
Taraflardan birinin davasını üstlenen bir avukatın
kısa bir süre önce o mahkemede hâkim veya savcı olarak görev yapmış olması,
karşı tarafta ve toplumda kuşku ve rahatsızlık yaratabilir. Yargıya bir
etkinin yapılması kadar, yapılabilmesi olasılığı da adaleti olumsuz yönde
etkileyerek sonuçta yargı bağımsızlığını zedeler.
Anayasa’nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde
olup, aralarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada
bunlardan birine öncelik tanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman
zorunlu olarak birlikte uygulanan iki Anayasa kuralından biri diğerinin
sınırını oluşturabilir. Ne var ki bu sınırlamaların da temel hak ve
özgürlüklerin özüne dokunmaması, demokratik toplum düzeninin gerekli
kıldığından fazla olmaması ve ulaşılmak istenilen amacı aşmaması, başka bir
anlatımla ölçülülük ilkesiyle uyum içinde bulunması zorunludur.
Yargı çevresi bir bölgeyi bazen de yüksek
mahkemelerde olduğu gibi tüm ülkeyi kapsayabileceğinden, itiraz konusu
kuralla kimileri için son beş yıl içinde hizmet gördükleri mahkeme ve
dairelerin yargı çevresini, kimileri için de tüm ülkeyi kapsayacak biçimde
getirilen yasaklamada öngörülen “hizmet görülen mahkeme ve dairelerin yargı
çevresi” ve “beş yıl”lık süre ölçütleri, çalışma özgürlüğünün ölçüsüz
biçimde sınırlandırılmasına yol açabilecek niteliktedir.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,
Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, A. Necmi ÖZLER ile Serruh
KALELİ bu görüşe katılmamışlardır.
İtiraz
konusu kural, Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiğinden, ayrıca Anayasa’nın
10. maddesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında,
“Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü
ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı
tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal
hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,
kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez”
denilmekte, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 53. maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.
Maddenin beşinci fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi’nin, iptal halinde
meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını
ihlâl edici mahiyette görmesi halinde yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı
belirtilmiştir.
19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun
14. maddesinin, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Yasa’nın 327. maddesiyle
yeniden düzenlenen birinci fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle doğacak
hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, yeni
yasal düzenleme yapılması amacıyla, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince
iptal hükmünün, kararın resmi gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay
sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun
14. maddesinin, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Yasa’nın 327. maddesiyle
yeniden düzenlenen birinci fıkrasının iptaline ilişkin hükmün süre
verilerek yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu fıkranın
YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 1.10.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
VIII- SONUÇ
A- 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’nun 14. maddesinin, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Yasa’nın 327.
maddesiyle yeniden düzenlenen birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna
ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ,
Sacit ADALI, A. Necmi ÖZLER ile Serruh KALELİ’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- İptal edilen fıkranın doğuracağı
hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın
153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 53. maddesinin dördüncü ve
beşinci fıkraları gereğince İPTAL
HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY
SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
1.10.2009 gününde karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞIOY
2001 yılında 4667 sayılı Kanun ile 1136 sayılı
Avukatlık Yasası’nın değiştirilen 14. maddesinde yer alan “Emeklilik veya
istifa gibi sebeplerle görevlerinden ayrılan adli, idari ve askeri yargı
hakim ve savcılarının son beş yıl içinde hizmet gördükleri mahkeme veya
dairelerin yargı çevresinde görevden ayrılma tarihinden itibaren iki yıl
süre ile avukatlık yapmaları yasaktır.” şeklindeki birinci fıkrası Anayasa
Mahkemesi’nce 15.10.2002 gün ve 2001/309 E., 2002/91 sayılı kararı ile
Anayasa’nın 13 ve 48. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiş, daha
sonra Yasama organı 23.1.2008 gün ve 5728 sayılı Yasa ile 14. maddeyi
yeniden düzenlemiştir.
Önceki düzenleme “Yargı çevresi bazen bir bölgeyi
ve yüksek mahkemelerde de tüm ülkeyi kapsar nitelikte olabileceği” ifadesi
ile çalışma özgürlüğünün ölçüsüzce sınırlandırıldığı gerekçesi ile iptal edilmiş,
yasama organı da, karar gereğini yerine getirmek üzere 14. maddeyi yeniden düzenlemiş,
yüksek yargı ve bölge mahkemelerinin hakim ve savcıları ile raportörlerini
yargı çevresi bünyesinden çıkarıp münhasıran hizmet gördüğü mahkeme veya
dairelerle sınırlamak süreyle yasak alanı daralttığı görülmüştür.
Yargının kamusal düzenin korunmasının güvencesi
olması nedeniyle, inancı ve güveni sarsacak, yıkacak, endişelendirecek her
türlü etki ve baskıdan uzak, hakimlerin vicdani kanaatlerinin serbestçe
oluşmasını sağlayacak tereddütlerin ortadan kaldırılmak gereği açıktır.
Mahkemenin önceki kararında, çalışma özgürlüğüne
ölçüsüzce bir sınırlama getirildiği biçimindeki gerekçesinde yargı
çevresinde çalışma alanını daralttığı düşünülen beş yıllık süre, sadece
rakamın ifade ettiği süre yönünden değil, bu sürenin yargı çevresi
kelimesinin bazen bir bölgeye, bazen de yüksek mahkemelerde olduğu gibi tüm
ülkeyi kapsayabileceği ihtimali karşısında hakim ve savcıların ayrıldığı
alan mahkemesinde uzunca bir süre çalışamama sonucunu doğuracaktır.
Hal böyle iken, bu endişeyi ortadan kaldıran yeni
düzenleme, beş yıllık yargı çevresi sınırlaması ile sanki önceki metnin
aynısı gibi gözükse de, endişeyi izale eden bir ayrım getirerek yüksek
yargı, bölge mahkemeleri savcı, hakim ve raportörlerinin beş yıl müddetle
hiç çalışamama olasılığından uzaklaştıran “münhasıran ayrıldığı, hizmet
sürdüğü mahkeme ve daire” demek suretiyle önceki ölçüsüz sınırlamayı adil
şekilde ortadan kaldırmıştır. 14. maddenin 2. cümlesindeki sınırlama ise, mahkeme
gerekçesinin gereğinin yerine getirilmesi ve demokratik bir düzende
yargının zede almaması, toplumda oluşacak yanlış anlaşılmayı, rahatsızlığı
ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Beş senelik sürenin ölçüsüz geniş bir alan
yarattığı söylenebilirse de, emekli ya da istifa gibi sebeple ayrılanlar
yönünden görev alanı ve sayısı çok özel istisnalar hariç genelde ortalaması
ikiyi geçmeyeceğinden yer yönünden alan sınırlaması ölçüsüzlük olarak
nitelenemez.
Emekli hakimin ayrıldığı yerde avukatlık yapmak
istemesindeki öncelikler sayısız nedenlere dayalı olabilirse de, kamusal
düzen ve yargıyı koruma önceliği bireysel çalışma özgürlüğünün
sınırsızlığına engel olmayı gerektirecek demokratik bir zorunluluktur. Avukatlar
için sınırsız çalışma alanı var iken, meslek hayatının önemli bir süreci
sayılamayacak olan son beş yıl içinde ve de sadece ayrıldığı yargı çevresi
yönünden getirilen daraltmanın ölçüsüz denmesi mümkün değildir. Binlerce
yargı çevresinden yalnızca iki ya da üçünde sadece iki yıl için getirilen
çalışma yasağı mahkememizin önceki kararının gerekçesinden de anlaşılacağı
gibi makul ve ölçülüdür.
Anılan gerekçeler ile karara muhalif kalınmıştır.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER
|
Üye
Serruh KALELİ
|
|