22 Aralık 2009 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 27440

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinden:

             Esas No           : 2006/6222

             Karar No         : 2006/7562

YARGITAY İLAMI

             İncelenen Kararın

             Mahkemesi    : Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

             Tarihi              : 23/6/2005

             Numarası        : 2001/986-234

             Davacı             : Hazine

             Davalı              : Aydın Belediye Başkanlığı

             Dava Türü      : Elatmanın önlenmesi

             Taraflar arasında hakem sıfatıyla görülen davada;

             Davacı Hazine, davalı Belediyenin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dere yatağından kum ve çakıl çıkarmak suretiyle elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğinde bulunmuştur.

             Davalı, davanın reddini savunmuştur.

             Mahkemece, davanın kabulüyle davalının kum almak suretiyle elatmasının önlenmesine ve tazminata karar verilmiştir.

             Davalı tarafından süresinde hakem kararına itirazı üzerine mahkemece itirazın reddine karar verilmiş, karar kesinleşmiştir.

             Hakem sıfatıyla verilip kesinleşen karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca HUMK’nun 427/6 md. gereğince kanun yararına temyiz yoluna başvurulmakla, tetkik hakimi Uğur Şentürk’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR

             Dava taşınmazın aynı ile ilgili (elatmanın önlenmesi ve buna bağlı tazminat) isteğine ilişkindir.

             Mahkemece, davaya hakem sıfatıyla bakılarak karar verilmiştir.

             Bilindiği üzere, 29/6/1938 tarihli 3533 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Umumi, Mülhak ve Hususi Bütçelerle idare edilen Daireler ve Belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi idarelere ait Daire ve Müesseseler arasındaki ihtilafların tahkim yolu (hakem marifetiyle) ile çözümlenmesi gerekeceği muhakkaktır. Davadaki tarafların ise, anılan Yasanın 1. maddesinde belirtilen kuruluşlardan olduğu ve dava sebebinin taşınmazın aynına yönelik bulunduğu da sabittir. Nevar ki, 3/7/2003 tarihinde kabul edilip 19/7/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile 3533 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmü değiştirilmiş, taşınmazın aynı ile ilgili ihtilaflar bu maddenin kapsamı dışına çıkarılarak çekişmelerin genel mahkemelerde çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır. Görev kuralı; kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden (res’en) gözetilmesi gerekli bir usul kuralıdır.

             Öte yandan, yasal düzenlemelerle sonradan yürürlüğe konulan usul hükümlerinin; özellikle mahkemelerin görevini belirleyen kuralların -ayrık durumlar hariç- kesinleşmemiş, eldeki davalarda da uygulanacağı tartışmasızdır.

             Hal böyle olunca davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenle HUMK.nun 427/6-8. maddesi gereğince kamu yararına BOZULMASINA, 29/6/2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinden:

             Esas No           : 2007/5642

             Karar No         : 2007/7012

YARGITAY İLAMI

             İncelenen Kararın

             Mahkemesi    : Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

             Tarihi              : 30/5/1985

             Numarası        : 1984/293

             Davacı             : Hazine

             Davalı              : Gebze Bld. Bşk.

             Dava Türü      : Tapu İptali ve Tescil

             19/7/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 Sayılı Yasa ile iptaline karar verilen 775/3 Sayılı Yasa hükmü uyarınca daha önce taraflar arasında 3533 Sayılı Yasa gereğince görülüp kabulle sonuçlanan ve itiraz yolundanda geçerek kesinleşen hükmün Adalet Bakanlığının Kanun yararına bozma isteğini içeren yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen bila tarihli 2007/90000 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle Tetkik Hakimi Selda Özer’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

KARAR

             Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

             Mahkemece, davaya hakem sıfatıyla bakılarak istek gibi kabul kararı verilmiştir.

             Davada taraflar 3533 Sayılı Yasanın 1. maddesinde belirtilen kuruluşlardan olup, aralarındaki taşınmaz mülkiyetine ilişkin uyuşmazlığın çözümü sıfatları itibariyle aynı yasa hükümleri gereğince hakeme aittir. Ne varki, bu tür davalarda hakem sadece taşınmaz mülkiyetinin hangi tarafa ait olduğunu tespitle görevlidir. 5519 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca tescile karar verme yetkisi genel mahkemelerin görevi kapsamında olup, hakem sıfatıyla tescile karar verilemeyeceği tartışmasızdır. (H.G.K. 5/2/1992 tarih 1991/8-591 esas 1992/40 karar, keza H.G.K. 15/3/1989 tarih 1989-49 esas 1989/176 sayılı kararı) Görev kamu düzeniyle ilgili olup, davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi zorunlu bir usul kuralıdır. Kaldı ki 19/7/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 sayılı yasa ile 3533 sayılı yasa hükmü değiştirilmiş ve taşınmazın aynı ile ilgili her türlü çekişmenin çözümü genel mahkemelere bırakılmıştır. Esasen kurulan hükmün (tescil isteği bakımından) karar tarihindeki yasal düzenlemelere uygun olduğu da söylenemez.

             Hal böyle olunca, tescil isteği yönünden davanın görev nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken genel mahkemenin görevine giren bu istek hakkında da hakem sıfatıyla tescile hükmedilmesi doğru değildir. Temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.’nun 427/6. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, bozma kararının bir suretinin yayınlanmak üzere Yüksek Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 18/6/2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:

             Esas No           : 2006/2072

             Karar No         : 2006/2575

YARGITAY İLAMI

             İncelenen Kararın

             Mahkemesi    : Ankara 5. Aile Mahkemesi

             Tarihi              : 15/6/2005

             Numarası        : 2003/827-2005/821

             Davacı             : İclal Oktay (Çelik) - Av. Y. Akmaz

             Davalı              : Zafer Mehmet Çelik - Av. Ö. Duvarcı

             Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm kanun yararına bozulması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.

YARGITAY KARARI

             Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

             Davacılar vekili tarafından Zafer Mehmet Çelik aleyhine açılan davada, davacı İclal Oktay ile davalının Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/3/1998 tarih  1997/437 Esas, 1998/158 Karar sayılı hükmüyle boşandıkları belirtilerek İclal için hükmedilen 15.000.000 TL nafakanın 150.000.000 TL’ye, velayeti anneye verilen İlgin ve Oktay Çelik için hükmedilen 10.000.000’er TL iştirak nafakasının 100.000.000’er TL’ye çıkarılmasına karar verilmesinin istendiği, mahkemece “davanın kısmen kabulüne, Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/3/1998 tarih ve 1997/437 Esas, 1998/158 Karar sayılı kararı ile davacı asil İclal Çelik için belirlenen 15.000.000 TL nafakanın 45.00 YTL artırılarak 60.00 YTL yoksulluk nafakasına, müşterek çocuklar için belirlenen 10.000.000’ar TL iştirak nafakasının 30.000.000 TL artırılarak ayrı ayrı 40.00 YTL iştirak nafakasına çıkarılmasına, toplam 140.00 YTL nafakanın davalıdan alınarak davacı anneye verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine...” dair kesin olarak verilen kararın taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

             4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Yoksulluk nafakası” başlığını taşıyan 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası, kusuru daha ağır olmamak kaydı ile boşanma ile yoksulluğa düşecek eşin, diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak isteyebileceği bir nafaka olup, bu nafakaya hükmedilebilmesinin ön koşulunun, bu konuda talep bulunması olduğu gerek öğreti, gerekse yargısal kararlarda istikrarlı bir biçimde kabul edilmektedir. Talep yazılı şekilde veya sözlü olarak yapılabilir. Ancak hukuki sonuç doğurabilmesi için sözlü isteklerin mahkeme tutanığına geçirilmesi zorunludur.

             Nafakanın artırılması davasına dayanak teşkil eden Ankara 17. Asliye Hukuk mahkemesinin 1997/437 Esas, 1998/158 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:

             Davalının yoksulluk nafakası talebinin bulunmadığı, yoksulluk nafakasına ilişkin talep haklarını saklı tuttuğu, mahkemece boşanmaya karar verilerek “... davalı eş lehine 7/7/1997 tarihinden başlamak üzere aylık 15.000.000 TL nafakanın tayin ve takdirine, müşterek çocuklar lehine her biri için ayrı 10.000.000’ar TL’den ceman 20.000.000 TL iştirak nafakasının tayin ve takdirine, davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine...” şeklinde hüküm kurulduğu, temyiz incelemesi sonunda hükmün manevi tazminat yönünden kısmen bozulmasına ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12/6/1998 tarih ve 5996-7453 sayılı ilamının 1. bendinde hükmolunan nafakaların tedbir nafakaları olduğunun belirtildiği görülmüştür.

             Bu itibarla, nafakanın artırılmasını isteyen İclal Oktay lehine daha önce hükmedilen bir yoksulluk nafakası bulunmamasına rağmen, mahkemece nafakanın artırılmasına ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

             Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16/3/2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:

             Esas No           : 2006/8677

             Karar No         : 2006/11139

YARGITAY İLAMI

             İncelenen Kararın

             Mahkemesi    : Bayındır Sulh Hukuk Mahkemesi

             Tarihi              : 13/2/2006

             Numarası        : 2005/586-2006/65

             Davacı             : S. S. Yakacık Köyü Sulama Kooperatifi Vek. Av. Ayhan HASIROĞLU

             Davalı              : İsmail ÖZDEN Vek. Av. Bülent HEKİMOĞLU

             Dava dilekçesinde 870 YTL için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptaline takibin devamına % 40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili talebi üzerine kanun yararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilmiştir.

YARGITAY KARARI

             Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

             Davada, 870 YTL alacağın tahsili için yapılan takibe vaki haksız itirazın iptali istenilmiştir.

             Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddi cihetine gidilmiştir.

             HUMK’nun 237. md. nin 2. fıkrası hükmü uyarınca kesin hükümden sözedilebilmesi için, iki tarafın müddeabihin ve dayanılan hukuki sebebin aynı olması şarttır. Her ne kadar mahkemece daha önce aynı konuda İcra Mahkemesinde itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verildiği, bu nedenle kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Tetkik Merciinin itirazın kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararı, hukuk mahkemesini bağlamaz. Tetkik Mercii Hakimliğinin kararı kesin hüküm teşkil etmez. Davacının genel hükümlere göre her zaman Hukuk Mahkemesinde dava açma hakkı olduğu gözetilmeden, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

             SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 19/9/2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinden:

             Esas No           : 2006/20917

             Karar No         : 2006/21955

YARGITAY İLAMI

             İncelenen Kararın

             Mahkemesi    : Ezine İcra Ceza Mahkemesi

             Tarihi              : 16/9/2003

             Numarası        : 2001/72-49

             Davacı             : Seda Tezcanlılar Vs.

             Davalı              : Akman Deri Ltd. Şti. Vs.

             Dava Türü      : Şikayet

             Yargıtay C. Başsavcılığının yazılı emir yoluyla bozma istemine ilişkin olan Mahkeme kararı, ihalenin feshi iddiası ile ilgili şikayetin incelenmesi sonunda verilmiş olup, HUMK.nun  409/5. maddesi gereğince ve davanın açılmamış sayılması hakkındadır. Olayda uygulanması gerekli İİK.nun 134/2. maddesinde ihalenin feshi talebi üzerine Mahkemenin, talep tarihinden itibaren 20 gün içinde duruşma yapacağı ve taraflar gelmese bile icap eden kararı vereceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Bu durumda Mahkemece tarafların yargılamaya katılmaması halinde veya şikayetçinin katılmayıp, davalının yargılamaya devam etmediğini bildirmesi üzerine işin esası ile ilgili mevcut deliller değerlendirilerek olumlu-olumsuz bir karar verilmesi yerine HUMK.nun 409. maddesi gerekçe gösterilip davanın açılmamış sayılması isabetsiz olup, hükmün kanun yararına bozulması gerekmiştir.

             SONUÇ : Yargıtay C. Başsavcılığının 12/6/2006 tarihli isteminin kabulüne Mahkeme kararının HUMK.nun 427/7. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına, aynı fıkra uyarınca bozmanın hükmün hukuki sonuçlarını kaldırmayacağına, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazete’de yayınlanması için Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere C. Başsavcılığına tevdiine, 23/11/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.