Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

24 Haziran 2004

PERŞEMBE

Sayı : 25502

Å ÖNCEKİ

SONRAKİ

Æ

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

 

Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

— Devlet Bakanı Ali BABACAN’a, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER’in Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

— Milli Eğitim Bakanlığına, Devlet Bakanı Beşir ATALAY’ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

 

Yönetmelikler

— Çevre ve Orman Bakanlığı Personelinin Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmelik

— İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Kotasyon Yönetmeliği

— İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

 

Tebliğler

— 2004 Yılında Sertifikalı Buğday ve Arpa Tohumluğu Desteği Ödenmesine İlişkin Uygulama Tebliği (No: 2004/26)

—  Hampetrol ve Petrol Ürünlerinin Alım, Satım, Fiyatlandırma Esasları Hakkında Karar'ın Uygulanmasına Dair 98/3 Sayılı Tebliğ'de Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ (PİGM-2004/1)

— Gaziantep İli Sınırları İçerisinde, Ruhsatsız Akaryakıt Satışının Yasaklanmasına Dair Karar (No: 2004/2)

— Kırklareli İli Sınırları İçerisinde, Orman Yangınlarının Önlenmesi Amacıyla Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Karar (No: 2004/2)

— Kocaeli İli Sınırları İçerisinde, Orman Yangınlarının Önlenmesi Amacıyla Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Karar (No: 2004/1)

 

YARGI BÖLÜMÜ

 

Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları

— Uyuşmazlık Mahkemesine Ait 10 Adet Karar


YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

23 Haziran 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-8874

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 24 Haziran 2004 tarihinde Fransa’ya gidecek olan Devlet Bakanı Ali Babacan’ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan          

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

23 Haziran 2004

B.01.0.KKB.01-06-190-2004-706

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 23 Haziran 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-8874 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 24 Haziran 2004 tarihinde Fransa’ya gidecek olan Devlet Bakanı Ali BABACAN’ın dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER’in vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

—— • ——

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

23 Haziran 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-8875

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 24 Haziran 2004 tarihinde Norveç’e gidecek olan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in dönüşüne kadar; Milli Eğitim Bakanlığına, Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan          

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

23 Haziran 2004

B.01.0.KKB.01-06-191-2004-707

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 23 Haziran 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-8875 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 24 Haziran 2004 tarihinde Norveç’e gidecek olan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’in dönüşüne kadar; Milli Eğitim Bakanlığına, Devlet Bakanı Beşir ATALAY’ın vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Sayfa Başı


Yönetmelikler

Çevre ve Orman Bakanlığından:

Çevre ve Orman Bakanlığı Personelinin Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmelik

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Amaç

Madde 1 ― Bu Yönetmelik Çevre ve Orman Bakanlığı memurlarının yer değiştirme suretiyle atanmalarında hizmetin gereklerini esas alarak atamayı belirli kurallara bağlamak, görevde verimliliği arttırmak ve yurdun değişik hizmet bölgeleri ve alanlarında görev yapmalarını sağlayarak hizmetin yaygınlaşmasını temin etmek amacıyla hazırlanmıştır.

Kapsam

Madde 2 ― Bu Yönetmelik; Çevre ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatı kadrolarında görev yapan personelden yer değiştirme suretiyle atamaya tabi olanların atanmalarına esas olacak kuralları ve bunlara ilişkin hükümleri kapsar.

Dayanak

Madde 3 ― Bu Yönetmelik; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 72 nci maddesi ile 19/4/1983 tarihli ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik" hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4 ― Bu Yönetmelikte geçen;

Yer Değiştirme Suretiyle Atanma: Bu Yönetmeliğe tabi görevlerde çalışan personelin, bu Yönetmelikle tespit edilen hizmet bölgelerine belirli süreler dahilinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesindeki esaslar çerçevesinde atanmasını,

Bakanlık: Çevre ve Orman Bakanlığını,

Hizmet Bölgesi : Bu Yönetmeliğin (EK - 1) de gösterilen İl Gruplarını,

Hizmet Alanı : Hizmet bölgelerindeki görevin yapıldığı yeri,

Zorunlu Çalışma Süresi : Her hizmet bölgesinde zorunlu olarak çalışılması gereken süreyi,

Üst Bölge : Bulunulan hizmet bölgesinin üstündeki bölgeleri,

Alt Bölge : Bulunulan hizmet bölgesinin altındaki bölgeleri,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Yer Değiştirme Suretiyle Atanmaya İlişkin Genel Esaslar

Temel İlkeler

Madde 5 ― Bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili olarak:

a)Yer değiştirme suretiyle atanmalarda kadro imkanları ile hizmet ihtiyacı göz önünde bulundurulur,

b) Yer değiştirme suretiyle atanmalar; ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılmak suretiyle oluşturulan bölgeler arasında yapılır,

c) Yapılacak atamalarda aile birliğini muhafaza etmeye özen gösterilir,

d)Hizmet bölgeleri arasında, hizmetin gereği esas alınarak adil ve dengeli dağılım sağlanır,

e)Yer değiştirme suretiyle yapılan atamalarda, belirlenen norm kadro sayısı aşılamaz.

Hizmet Bölgeleri

Madde 6 ― Türkiye'nin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren illeri gruplandırılarak oluşturulan hizmet bölgeleri bu Yönetmeliğin (EK - 1)’nde gösterilmiştir.

Zorunlu Çalışma Süreleri

Madde 7 ― Zorunlu çalışma süreleri, hizmet bölgeleri itibariyle aşağıda gösterilmiştir.

Hizmet Bölgesi

Zorunlu Çalışma Süresi (Yıl)

6

2

5

2

4

4

3

5

2

5

1

6

Yer Değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda her hizmet bölgesindeki zorunlu çalışma süresinin tamamlanması esastır. Bu Yönetmelikte belirtilen istisnalar dışında, her bölgedeki zorunlu çalışma süresi tamamlanmadan diğer bölgelere atama yapılmaz. Bölgeler arasında belirli bir sıra takip etme zorunluluğu yoktur. Zorunlu çalışma süresi aynı hizmet bölgesindeki hizmet alanları arasında bölünebilir, bu bölünme sonucunda aynı hizmet alanındaki çalışma süresi iki yıldan az olamaz; ancak beş ve altıncı bölgelerde görev yapanlardan zorunlu hizmet süresinin yarısını tamamlayanların istekleri halinde aynı bölge içerisinde diğer hizmet alanlarına nakilleri yapılabilir.

Beş ve altıncı hizmet bölgesinde zorunlu çalışma süresini tamamladıkları halde başka bölgeden bu bölgeye atanmak veya bu bölgede kalmak için talepte bulunanların talepleri yerine getirilebilir.

Yer Değiştirme Suretiyle Atanmaya Tabi Personel

Madde 8 ― Bakanlığımız taşra teşkilatında görev yapan İl Müdürü, Araştırma Müdürü, Şube Müdürü ve Araştırma Müdür Yardımcısı kadrolarında görev yapan personel yer değiştirme suretiyle atanmaya tabidir.

Yer Değiştirme Suretiyle Atanma Dönemleri

Madde 9 ― Bu Yönetmeliğin 11 ve 13 üncü maddeleri dışında ki yer değiştirme suretiyle atanmaların Haziran - Eylül aylarında tamamlanması esastır.

Yer Değiştirme Halleri

Madde 10 ― Yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi personelin görev yerleri;

a) Memurun isteği ,

b) Hizmetin gereği,

c) Unvan değişikliği,

d) Çalışma süresinin doldurulması,

e) Savaş, sıkıyönetim, doğal afetler gibi olağanüstü durumların gerçekleşmesi, halinde değiştirilebilir.

Memurun Özür Durumlarından Dolayı Yapılabilecek Yer Değiştirmeler

Madde 11 ― Aşağıda belirtilen özürlerin belgelendirilmesi ve ilgililerin de talebi halinde; zorunlu çalışma sürelerini doldurmuş personel yerinde bırakılacağı gibi hizmet bölgelerindeki zorunlu çalışma sürelerini tamamlamadan başka hizmet bölgelerine ve/veya alanlarına atanabilirler.

(A) Özür Grubu : Sağlık Durumu,

(B) Özür Grubu : Eş Durumu,

Bu özür gruplarının değerlendirilmesinde yukarıda belirtilen öncelik sırası esas alınır.

Yukarıda belirtilen özürleri nedeniyle başka hizmet alanına atanan veya yerinde bırakılan memurlar, özürlerinin devam ettiğini gösteren belgeleri her yılın Ocak ayında alacakları aynı nitelikteki Sağlık Kurulu Raporu ile durumun devam ettiğini belgelendirirler. Özürlerinin ortadan kalkması halinde idare, memurun ayrıldığı bölgedeki eksik kalan çalışma süresini tamamlattırır.

Özürlerin Belgelendirilmesi

Madde 12 ― Memurun özür durumlarından dolayı yapılabilecek yer değiştirmelerde;

a) (A) Özür Grubuna dayanarak yer değiştirme veya yerinde kalma talebinde bulunabilmesi için, kendisinin, eşinin veya Kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimselerden birinin sağlık durumunun bulunduğu yerde tehlikeye girdiğinin veya görev yerinin değişmesi halinde tehlikeye gireceğinin Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğine göre tam teşekküllü Devlet Hastanesinden alınacak Sağlık Kurulu Raporu ile belgelendirmesi gerekir.

Personelin; eşi ve çocukları haricindeki diğer kimseler için, bakmakla yükümlü olduğunu, bakacak başka kimsenin bulunmadığını ve varsa bakmakla yükümlü diğer kişilerin durumunu, Devlet Memurları Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğine uygun belgelerle ispat etmesi gerekir.

b) (B) Özür Grubuna dayanarak memurun yer değiştirme isteğinde bulunabilmesi için; eşinin 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi bir kurumda memur statüsünde çalıştığını görev yeri belgesi ve nüfus kağıdı örneği ile belgelendirmesi gerekir. Ayrıca eşlerden birinin bağlı olduğu nüfus idaresinden alınacak evlilik durumunu kanıtlayan belgenin de eklenmesi gerekir.

Aynı kurumda çalışıp da her ikisinin de yer değiştirmeye tabi olan eşlerden ast durumunda olanın görev yeri üst durumda olana bağlı olarak değiştirilir.

Aynı veya farklı kurumlarda çalışıp da eşlerden birinin yer değiştirmeye veya bu Yönetmelik hükümlerine göre yer değiştirmeye tabi olmaması hallerinde yer değiştirmeye tabi olmayan veya özel yönetmeliklerine göre yer değiştirmeye tabi olan eşin görev ve unvanı ile hizmetin özelliği dikkate alınır. Bu Yönetmelik hükümlerine göre zorunlu yer değiştirmeye tabi olan memurun, memur olan eşinin yer değiştirme talebi öncelikle yerine getirilir.

Eşi , 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren bir kurumda memur kadrosunda çalışanların eşlerinin atama ve nakilleri, ilgili kurumla koordine edilerek yürütülür.

Hizmetin Gereği Yer Değiştirmeler

Madde 13 ― Haklarında Adli, İdari, İnzibati bir soruşturma yapılmış ve bu soruşturma neticesinde o yerde kalmalarında sakınca görülmüş olması veya sicil raporu sonuçlarına göre olumsuzluğu tespit edilenlerin, hizmet bölge ve/veya alanlarındaki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmadan görev yerleri değiştirilebilir.

Bu gibilerin ayrıldıkları hizmet bölgesindeki eksik hizmetleri başka bir hizmet alanında tamamlattırılır.

Olağanüstü Hallerde Yer Değiştirme

Madde 14 ― Genel hayatı etkileyen savaş, sıkıyönetim, afet ve diğer olağanüstü hallerde yer değiştirme işlemleri herhangi bir şarta bağlı kalmaksızın yapılabilir.

Bölge Hizmetlerinden Sayılacak Süreler

Madde 15 ― Bölge hizmetinden sayılacak süreler aşağıda gösterilmiştir.

a) Yıllık, mazeret ve sağlık izinlerinin tamamı,

b) Yılda toplam doksan günü geçmeyen geçici görev süreleri,

c) Görevden uzaklaştırılan ve görevleriyle ilgisi olsun olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurların 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 143 üncü maddesinde sayılan durumların gerçekleşmesi halinde bu sürelerin tamamı,

d) Hizmet içi eğitimde başarılı geçen sürelerin tamamı,

e) Hizmetin gereği olarak TODAİE ‘de başarılı geçen sürelerin tamamı,

f) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86 ncı maddesi uyarınca bir görevin vekaleten veya aynı Kanunun ek 2 nci maddesine göre geçici süreleri görevlendirme ile yürütülmesi halinde; bu sürelerin tamamı,

g) Çalışma sürelerinin hesabında göreve başlayış tarihi ile ilişiğinin kesildiği tarih esas alınır.

(a) bendinde belirtilen süreler memurun görev yaptığı bölge hizmetinden, diğer bentlerde belirtilen süreler ise bu sürelerin geçirildiği yerin bölge hizmetinden sayılır.

Bölge Hizmetinden Sayılmayacak Süreler

Madde 16 ― Bölge hizmetinden sayılmayacak süreler aşağıda gösterilmiştir:

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun değişik 108 inci maddesinin bir ve dördüncü fıkraları uyarınca aylıksız izin almak suretiyle geçirilen süreler Bölge hizmetinden sayılmaz.

Bütün Bölge Hizmetlerinin Tamamlanması

Madde 17 ― Bütün bölgelerdeki çalışma süresini tamamlayanlar ilgililerin isteği ve hizmetin gereği dikkate alınarak öncelikle yerine getirilebilir.

Emeklilik Hakkını Kazanma Durumu

Madde 18 ― Bulunduğu bölgede çalışma süresini tamamlamış olmaları nedeniyle yer değiştirme suretiyle atamaya tabi olacaklardan, emekli hakkını kazanmış olanlar veya emeklilik hakkını bir sonraki yıl içerisinde kazanacak olanlar, emekli olacaklarına ilişkin en geç Nisan ayı içinde talepte bulunmaları ve idari yönden bir sakınca görülmemesi halinde emekli olacakları tarihe kadar bulundukları hizmet alanında bırakılırlar.

Bu şekilde talepte bulunup da yerlerinde bırakılanlardan emekli olma isteğinden sarfınazar edenler, yer değiştirme dönemi beklenilmeksizin atamaya tabi tutulurlar ve ikinci kez bu madde hükmünden yararlanamazlar.

Yer Değiştirme Suretiyle Atama Yapılamayacak Yerler

Madde 19 ― Bu Yönetmeliğe tabi personelden İl Müdürü, Araştırma Müdürü, Şube Müdürü ve Araştırma Müdür Yardımcısı;

a) Kendisinin ve eşinin nüfusa kayıtlı oldukları il ve bu il'e bağlı ilçelere,

b) Nüfusa kayıtlı olmamakla birlikte, en az onbeş yıl müddetle devamlı olarak ikamet ettikleri veya hizmetini olumsuz yönde etkileyebilecek maddi ilişkisinin bulunduğu il veya ilçeye, bu il'e bağlı ilçelere, ilçenin bağlı bulunduğu il ve bu il'e bağlı diğer ilçelere atanamazlar.

Ancak; son genel nüfus sayımına göre;

a) ( EK -1 ) sayılı cetvelde IV, V ve VI ncı bölgeler kapsamında belirlenen il merkezleri ile bunlara bağlı ilçe merkezlerinden nüfusu ellibini aşan yerlere,

b) Diğer il veya ilçe merkezlerinden nüfusu yüzbini aşan yerlere,

yapılacak atamalarda yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Yer Değiştirme Suretiyle Atanmaya İlişkin Hükümler

Yer Değiştirme Suretiyle Atanma İşlemi

Madde 20 ― Personel Dairesi Başkanlığı, hizmet bölgelerinde zorunlu çalışma süresini dolduran ve yer değiştirmeye tabi tutulması gereken personel ile Yönetmeliğin çeşitli hükümlerinden yararlanma talebinde bulunan personelin durumlarını;

a) Hizmetin gereği,

b) Kadro ve ihtiyaç ile memurun sicil durumu,

c) Memurun daha önce görev yaptığı hizmet bölgeleri ve hizmet alanları,

d) İstek formları ile ekli özür hallerini ve varsa diğer belgeleri,

Yönetmelik hükümleri doğrultusunda dikkate alarak değerlendirir ve hazırladığı teklifleri atamaya yetkili amirin onayına sunar.

Atamalarda, beş ve altıncı hizmet bölgesinin tecrübeli personel ihtiyacına öncelik tanınır.

Başvuru Şekilleri

Madde 21 ― Hizmet bölgelerinde zorunlu çalışma sürelerini tamamlayanlar Mart ayı sonuna kadar başvuruda bulunurlar. Bu başvurular sicil amirleri kanalı ile Nisan ayı sonuna kadar her unvandaki personel için ayrı ayrı olmak şartıyla, görüşleriyle birlikte Personel Dairesi Başkanlığına gönderilir.

Hizmet bölgelerindeki süreleri tamamlamadıkları halde bu Yönetmelikte belirtilen özür durumlarını belgeleyenler birinci fıkrada öngörülen süre kaydına bağlı olmaksızın başvuruda bulunabilirler.

Bu talepler; (EK -2) deki Yer Değiştirme Suretiyle atama İstek Formunu doldurarak ve atanmak veya görevde kalmak istenilen hizmet bölge ve alanları belirtilerek yapılır. Özür gruplarında zorunlu görülen belgeler, EK - 2 deki formla birlikte memurun istihdam edildiği birime verilir. Birimce de Personel Dairesi Başkanlığına intikal ettirilir.

Yer değiştirmeye tabi personelin talepte bulunmaması, bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.

İstek Üzerine Daha Alt Hizmet Bölgesine Atanma

Madde 22 ― Yer değiştirmeye tabi personel; istekleri halinde Bakanlığı’nda uygun görmesi kaydıyla, bulundukları hizmet bölgesinden daha önce görev yapmadığı veya çalışma süresini doldurmadığı daha alt hizmet bölgelerine atanabilir.

Daha alt hizmet bölgesinde belirli bir il istendiği halde, talep doğrultusunda işlem yapılmasının mümkün olmaması halinde, bu madde hükmü uygulanmaz.

Gerçek Dışı Beyan

Madde 23 ― Özür gruplarına dayanarak yer değiştirme suretiyle ataması yapılanlar ile yerinde bırakılanlardan; özür belgelerinin gerçek dışı düzenlendiği tespit edilenlerin, bu işlemleri iptal edilerek, yer değiştirme dönemi beklenmeksizin başka hizmet bölge ve alanlarına atamaları gerçekleştirilir. Ayrıca haklarında adli ve idari soruşturma yapılır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Hüküm Bulunmayan Haller

Madde 24 ― Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 19/4/1983 tarihli ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik Hükümleri uygulanır.

İntibak

Madde 25 ― Yer değiştirmeye tabi tutulanların bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce görev yaptıkları bölgelerde geçen süreleri, bu Yönetmelikteki hizmet bölgelerine intibak ettirilir.

Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

Madde 26 ― 9/8/2001 tarihli ve 24488 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevre Bakanlığı Personelinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

Madde 27 ― Bu Yönetmelik yayımı tarihinden yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 28 Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Orman Bakanı yürütür.

 

EK-1

HİZMET BÖLGELERİ

1.BÖLGE

II. BÖLGE

III. BÖLGE

IV. BÖLGE

V. BÖLGE

VI. BÖLGE

1. ADANA

1. AYDIN

1. AFYON

1.AMASYA

1.ELAZIĞ

1.ADIYAMAN

2. ANKARA

2. BALIKESİR

2. BİLECİK

2.ARTVİN

2.ERZİNCAN

2.AĞRI

3. BURSA

3.ÇANAKKALE

3. BOLU

3.ÇANKIRI

3.ERZURUM

3.BİNGÖL

4. GAZİANTEP

4. DENİZLİ

4. BURDUR

4.ÇORUM

4.K.MARAŞ

4.BİTLİS

5. İÇEL

5. EDİRNE

5. GİRESUN

5.KASTAMONU

5.MALATYA

5.HAKKARİ

6. İSTANBUL

6. KAYSERİ

6. ISPARTA

6.KIRŞEHİR

6.SİVAS

6.KARS

7. İZMİR

7. TEKİRDAĞ

7. KÜTAHYA

7. NEVŞEHİR

7. Ş.URFA

7.MARDİN

8. KOCAELİ

8. KONYA

8. ORDU

8.NİĞDE

8.DİYARBAKIR

8.MUŞ

9. MANİSA

9. OSMANİYE

9.SİNOP

9.SİİRT

10.MUĞLA

10. RİZE

10.TOKAT

10.TUNCELİ

11.SAKARYA

11. SAMSUN

11.YOZGAT

11.ARDAHAN

12.ANTALYA

12.KIRKLARELİ

12.AKSARAY

12.IĞDIR

13.HATAY

13.TRABZON

13.KARAMAN

13.BATMAN

14.ZONGULGAK

14.UŞAK

14.KİLİS

14.ŞIRNAK

15.ESKİŞEHİR

15.BARTIN

15.GÜMÜŞHANE

16.YALOVA

16.KARABÜK

16.BAYBURT

17.KIRIKKALE

17.VAN

18.DÜZCE

 

 

EK-2

 

 

ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞINA

 

Nakil talebimin Bakanlığımıza havalesini müsaadelerinize arz ederim.

 

....../..../.......

İMZA

 

M E M U R U N

Adı Soyadı

1

Kurum Sicil No

1

Baba -Ana Adı

1

Doğum Yeri ve Yılı

1

Nüfusa Kayıtlı Olduğu İl ve İlçe

1

Mezun Olduğu Okul ve Bölümü

1

Çalıştığı Ünite

1

Unvanı- D/K

1

 

Hizmet Bölgesindeki Çalışma Süresi (Ağustos ayı sonu itibariyle)

Hizmet Alanındaki Çalışma Süresi (Ağustos ayı sonu itibariyle)

YIL

AY

1

1

1

1

 

Nakil İsteği Bölge ve İl'ler

(Tercih sırasına göre beş İl)

1

1

2

1

3

1

4

1

5

1

 

EŞİNİN

Adı ve Soyadı

1

Görevi

1

Görev Yeri

1

 

 

Çocukları Varsa

Yaşı

Okulu

1

1

1

1

1

1

 

 

 

Ayrılmasında sakınca yoktur.

 

Birim Amirinin :

Görev Unvanı :

Adı Soyadı :

İmzası:

 

Tarih:

 

—— • ——

Sermaye Piyasası Kurulundan :

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Kotasyon Yönetmeliği

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı, menkul kıymetlerin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası kotuna alınması, kotta kalması, kottan geçici veya sürekli çıkarılması, Borsa pazarlarında işlem görmesi ve işlemlerin sürekli veya geçici olarak durdurulması esaslarını düzenlemek, menkul kıymetlerin sağlıklı ve etkin bir piyasada açıklık ve dürüstlük içinde işlem görmesini sağlamak üzere menkul kıymetleri Borsa kotunda bulunan ve/veya Borsa pazarlarında işlem gören ortaklıkların uyması gereken kurallar ile Borsaya verilmesi gereken bilgi ve belgeleri belirlemektir.

Kapsam

Madde 2 — Menkul kıymetleri Borsa kotuna alınacak veya alınmış ortaklıklar, menkul kıymetleri Borsa pazarlarında işlem görecek veya gören ortaklıklar, kotasyon başvurusu yapan kuruluş ve ortaklıklar bu Yönetmelik hükümlerine tabidir.

Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik, 2/10/1984 tarihli ve 84/8581 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Menkul Kıymetler Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 58 inci maddesinin (g) bendine dayanılarak çıkarılmıştır.

Tanım ve Kısaltmalar

Madde 4 — Bu Yönetmelikte geçen;

Kanun: 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununu,

İlgili Bakanlık: Sermaye Piyasası Kurulunun ilgili olduğu Bakanlığı,

SPK: Sermaye Piyasası Kurulunu,

Borsa: İstanbul Menkul Kıymetler Borsasını,

Yönetim Kurulu: İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Yönetim Kurulunu,

Genel Yönetmelik: 6/10/1984 tarihli ve 18537 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2/10/1984 tarihli ve 84/8581 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Menkul Kıymetler Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliği,

Ortaklık: Menkul kıymetleri Borsa kotuna alınmış veya alınacak ve/veya Borsa pazarlarında işlem gören veya görecek anonim ortaklıkları,

Mali Tablo: Hisse senetleri borsada işlem gören ortaklıklar için geçerli olan SPK’nın muhasebe düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanan ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve diğer tabloları,

İlk Kotasyon: Ortaklık hisse senetlerinin ilk kez Borsa kotuna alınmasını, ortaklığın borçluluğu temsil eden menkul kıymetlerinin Borsa kotuna alınmasını,

İlave Kotasyon: Başvuru tarihinde Borsa kotunda hisse senetleri bulunan ortaklığın sermaye arttırımı nedeniyle ihraç ettiği yeni hisse senetlerinin kotasyon işlemini,

Halka Açıklık Oranı: Halka açık hisselerin nominal değerleri toplamının, tüm hisselerin toplam nominal değerine olan oranını,

İMKB Saklama Merkezi: İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Takas ve Saklama Bankası Anonim Şirketini ve/veya Yönetim Kurulunca belirlenen ve Sermaye Piyasası Kurulunca onaylanan diğer takas ve saklama kuruluşlarını,

ifade eder.

Halka Açıklık

Madde 5 — Bu Yönetmeliğin uygulanması bakımından;

a) Ortaklık sermayesinin veya toplam oy haklarının en az % 10'una sahip gerçek ve tüzel kişi ortakların,

b) Ortaklık yönetim ve denetim organlarında görevli pay sahibi kişilerin,

c) Ortaklıkta genel müdür, genel müdür yardımcısı, bölüm müdürü ya da benzer yetki ve sorumluluk veren diğer unvanlara sahip yöneticilerin,

d) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen hissedarlar ile birinci dereceden akrabalık ilişkisi bulunan kişilerin,

e) Sermaye ya da toplam oy hakkı içinde % 10'dan az paya sahip olmakla birlikte, (a) bendinde belirtilen tüzel kişi ortaklar ile aynı holding, grup ya da topluluk bünyesinde bulunan tüzel kişi ortakların, sahip oldukları hisselerin dışında kalan hisseler halka açık hisseleri ifade eder.

Bu Yönetmeliğin uygulanması bakımından bir ortaklığın halka açık olarak kabul edilebilmesi için halka açık hisselerin, hisse senetleri halka arz olunmuş anonim ortaklık statüsü için Kanunda belirtilen ortak sayısından az olmamak koşuluyla, en az 250 ortağın elinde bulunması zorunludur. Yukarıdaki bentlerde sayılan gerçek ve tüzel kişilerin sahip olduğu halka açık olmayan hisseler ve bu kişilerle birlikte hareket ettiği anlaşılan diğer gerçek ve tüzel kişilerin sahip oldukları hisseler toplu olarak değerlendirilir.

Tüzel kişi ortaklar içindeki, kurumsal yatırımcı olarak kabul edilen, Türkiye’de veya dışarda yerleşik yatırım ortaklıkları, fonları, özel emeklilik kuruluşları ve SPK’ca kurumsal yatırımcı olduğu kabul edilen diğer tüzel kişilerin sahip olduğu paylar halka açık hisse kabul edilir.

İKİNCİ BÖLÜM

Kotasyona İlişkin Genel Esaslar

Kotasyona Konu Olacak ve Borsada İşlem Görecek Menkul Kıymetler

Madde 6 — Borsada, ortaklık hakkı veya alacaklılık hakkı sağlayan ve SPK tarafından menkul kıymet olarak kabul edilen sermaye piyasası araçları kote edilebilir.

Bu Yönetmelik ile kotasyon esasları düzenlenen menkul kıymetler dışında kalan diğer menkul kıymetlerin kotasyonu ile ilgili esas ve usuller, SPK'nın onayı ile Yönetim Kurulu tarafından belirlenir.

Menkul kıymetlerin Borsada işlem görmeleri esastır. Bir ortaklığın halka arz edilmiş hisse senetleri, esas olarak aynı işlem sırasında işlem görür. Ancak, ortaklığın halka arz edilmiş farklı haklara sahip hisse senetleri bulunuyor ise, Yönetim Kurulunun kararıyla birden fazla işlem sırası açılabilir.

Bir menkul kıymetin ilgili pazara kabulüne, ihraçcı kuruluşun veya elinde sözkonusu menkul kıymetten Yönetim Kurulunca tespit edilecek asgari miktarda bulunduran borsa üyeleri ile ilgili menkul kıymetin halka arzına aracılık hizmeti veren aracı kuruluşun başvurusu üzerine Yönetim Kurulu karar verebilir. Aracı kuruluşlarca kotasyon başvurusu yapılmış ise ilgili ortaklık gerekli tüm bilgi ve belgeleri Borsaya vermekle ve kotasyon ücretlerini zamanında ödemekle yükümlüdür.

Kota Alınmış Menkul Kıymetlerin Borsada İşlem Görmesi

Madde 7 — Borsada kota alınmış menkul kıymetler için Yönetim Kurulu kararı ile hisse senedi pazarı, tahvil pazarı ve diğer menkul kıymet pazarları teşekkül ettirilebilir. Teşekkül ettirilen pazarlar ve buralarda işlem görecek menkul kıymet türleri Borsa bülteninde ilân edilir. Pazarlar teşekkül ettirildikleri usule göre kaldırılabilir.

Kot içi pazarda işlem gören menkul kıymetler, bu Yönetmelikte düzenlenen, kottan çıkarmayı gerektiren durumların oluşması halinde, Yönetim Kurulu kararı ile geçici veya sürekli olarak işlem görmekten men edilebilir. Yönetim Kurulunun işlem gören menkul kıymetlerin kottan geçici çıkarılmasına ilişkin kararında aksine hüküm yok ise, bu menkul kıymetler kot dışı pazarda işlem görür. Kottan geçici çıkarma süresi dolduğunda, sözkonusu menkul kıymetler tekrar kot içi pazarda işlem görmeye başlar.

Kotasyon Başvurusu

Madde 8 — Kotasyon başvurusu bir dilekçe ile yapılır. Dilekçe ekine bu Yönetmelikte belirtilen belgeler eklenir.

Menkul kıymetlerinin Borsa kotuna alınmasını talep eden ortaklıklarca, içeriği, türü ve şekli Borsaca belirlenen Kotasyon Bilgi Formu doldurulur.

Kotasyon bilgi formları, ilgili ortaklığı ve ihraç edilen menkul kıymetleri tanıtıcı bilgileri içerir. Bilgi formlarının şekil ve içeriği, menkul kıymetlerin türüne, ihraçcı ortaklığın faaliyet konusuna göre Borsa tarafından belirlenir. Bilgi formunda verilen bilgilerin ilgili ortaklıkça belgeye dayandırılması ve ortaklığın yetkili yöneticilerince imzalanmış olması şarttır. Belgeye dayandırılmayan bilgiler mevcut ise ya da belgeler yeterince açıklayıcı nitelikte görülmez ise; Borsa, ilgili ortaklıktan açıklamaları doğrulayıcı yazılı beyan isteyebilir. Ortaklığın mali durumu, menkul kıymetlerin özellikleri, ortaklarına ilişkin bilgiler hakkında, bilgi formunda yeralan açıklamaların doğruluğunun onaylanması ilgili kişi, kuruluş ve ortaklıklardan istenebilir.

Başvuruya Eklenecek Belgeler

Madde 9 — Borsaya yapılacak ilk kotasyon başvurularında aşağıda yeralan bilgi ve belgelerin bir dilekçe ekinde Borsaya iletilmesi zorunludur.

a) Bilgi formu,

b) En son değişiklikleri içerir toplu şekilde hazırlanmış ve ortaklık yetkililerince onaylı ortaklık ana sözleşmesi,

c) Ortaklığın tabi olduğu özel mevzuat var ise, buna göre alınmış yetki ve izin belgeleri, bir başka ortaklığın lisansı altında çalışılmakta ise lisans sözleşmesi ve benzeri sözleşmelerin örneği ve lisans belgesinin örneği,

d) Son üç yılda yapılan olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarına ilişkin belgeler,

e) Son üç yıllık mali tablolar ve son 3 yıla ilişkin bağımsız denetim raporları,

f) Başvuru tarihi, başvuru yapılan yılın üçer aylık dönemlerini geçmiş ise, bir önceki üç aylık dönemin sonu itibariyle düzenlenmiş ara mali tablolar,

g) Örneği Borsadan temin edilecek Form A ve Form B,

h) SPK'dan alınan kayıt belgesi, izahname, sirküler örnekleri ve bunların yayımlandığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile günlük gazeteler,

i) Her kupürden birer adet olmak üzere menkul kıymet spesimenleri,

j) Varsa aracı kuruluşlar ile yapılan anlaşmaların örnekleri,

k) Ortaklığı temsile yetkili kişilerin imza sirküleri,

l) Kuruluş ve kuruluştan bu yana tüm ana sözleşme değişikliklerinin yayımlandığı Türkiye Ticaret Sicili Gazeteleri,

m) Nama yazılı hisse senetlerinin bulunması durumunda bu senetlerin devir ve temlikinde beyaz cironun kabul edildiğine dair yönetim kurulu kararı,

n) Aracı kuruluşça satış fiyatının tesbitine ilişkin hazırlanan raporun örneği,

o) Halka arza ilişkin satış sonuçları (satış işlemi bitmemiş ise tamamlanır tamamlanmaz gönderilecektir),

p) Kamuyu aydınlatma kuralları ve diğer düzenlemelere uyulacağına ilişkin şekli ve içeriği Borsa tarafından belirlenen beyan yazısı,

r) Varsa ortaklık aktifinde kayıtlı bulunan gayrimenkul ve menkullere (makina, teçhizat gibi) ilişkin sigorta poliçeleri,

s) Varsa ortaklık mülkiyetinde bulunan marka, logo, royalty ve benzeri haklara ilişkin belgeler.

Menkul kıymetin türüne veya ortaklığın yapısına göre Borsa tarafından yukarıda belirtilen bilgi ve belgelerden bazıları istenmeyebileceği gibi ilave bilgi ve belge de talep edilebilir.

Başvurunun İncelenmesi

Madde 10 — Kotasyon başvurusu Borsaya ulaştığında, öncelikle gerekli bilgi ve belgelerin tam olup olmadığı araştırılır. İlgili ortaklıklardan başvuruda eksik görülen bilgi ve belgelerin tamamlanması istenir. Borsa tarafından ilâve bilgi ve belge istenmesi durumunda ihraçcı ortaklığa süre verilebilir. Borsa tarafından verilen süre içinde, ortaklık, istenen bilgi ve belgeleri tamamlamaz ise Yönetim Kurulu başvuruyu kabul etmeyebilir.

İlk kotasyon başvurularında, Borsa görevlileri ilgili ortaklığın merkezinde ve faaliyet birimlerinde inceleme yapabilirler. Bu incelemede, ortaklık yetkilileri ile görüşülerek ortaklığın üretim teknolojisi, faaliyetleri, yatırımları, iş plânları ve finansman durumları hakkında bilgiler alınır. İlâve kotasyon türündeki başvurularda, Borsaca gerek görülmesi halinde, ortaklık nezdinde inceleme yapılabilir. Ortaklıklar, Borsa görevlilerine incelemelerinde her türlü yardım ve kolaylığı sağlamak ve mali tabloları ile her türlü hesap ve işlemlerini incelemeye açık tutmak zorundadırlar.

Başvurular 60 gün içinde sonuçlandırılır. Eksikliklerin tamamlanması için verilen süreler hesaba katılmaz.

İlave Kotasyon Zorunluluğu

Madde 11 — Hisse senetleri Borsa kotunda bulunan ortaklıkların bedelli ve/veya bedelsiz sermaye artırımları nedeniyle ihraç edecekleri hisse senetlerinin dağıtım tarihinin Borsaya bildirilmesi, bu Yönetmeliğin uygulanması bakımından ilave kotasyon başvurusu olarak kabul edilir. Bu ortaklıkların sermaye artırımı nedeniyle ihraç edecekleri hisse senetleri, sermaye artırımının tamamlandığına ilişkin belgeler ile bilgi formu dışında, bu Yönetmeliğin 9 uncu ve 10 uncu maddelerinde belirtilen bilgi ve belgelerin verilmesi gerekmeksizin ve bu Yönetmelikte yer alan kotasyon şartları aranmaksızın Borsa kotuna alınır. Sermaye artırımının tamamlandığına ilişkin SPK’dan alınan belge veya Ticaret Sicili tescil belgesi, alındıktan sonra bilgi formu ile birlikte 2 iş günü içerisinde Borsaya gönderilir.

Hisse senetleri Borsa kotunda bulunan ortaklıkların sermaye artırımı nedeniyle ihraç edecekleri hisse senetleri, ortaklara dağıtım tarihinden itibaren ilgili düzenlemeler çerçevesinde Borsada işlem görmeye başlar.

Kot Listeleri

Madde 12 — Borsa kotuna alınması Yönetim Kurulunca kabul edilen menkul kıymetlerin özellikleri ile bunları ihraç eden ortaklıklara ilişkin bilgiler kot listelerine kaydedilir.

Kot listeleri aylık olarak yayınlanır. Kot listeleri, menkul kıymet cinsine, kote ediliş türüne, ortaklığın faaliyet gösterdiği sektöre göre çeşitli bölümlerde düzenlenebileceği gibi, farklı listeler halinde de düzenlenebilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Kotasyon Şartları

Ortaklık Haklarını Temsil Eden Menkul Kıymetlerin İlk Kotasyonu

Madde 13 — Ortaklık haklarını temsil eden menkul kıymetler, ilk kotasyon şeklinde kote ediliyor ise; başvurunun, başvuru tarihine kadar ihraç edilmiş bu tür menkul kıymetlerin tamamını kapsayacak şekilde yapılmış olması ve ortaklığın;

a) Son 3 yıl ve ilgili ara dönem dahil olmak üzere mali tablolarının bağımsız denetimden geçmiş olması,

b) Kuruluşundan itibaren en az 3 takvim yılı geçmiş olması ve son 3 yıllık döneme ilişkin mali tablolarının yayınlanması,

c) Başvuru tarihinden önceki son 2 yıla ilişkin mali tablolarına göre (halka arz edilen hisse senetlerinin piyasa değerinin en az 30 trilyon TL veya halka açıklık oranının %35 olması halinde son 1 yılda) vergiden önce kâr etmiş olması,

d) Bağımsız denetimden geçmiş son bilançosundaki özsermayesinin en az 10 trilyon TL olması,

e) Halka arz edilen hisse senetlerinin piyasa değerinin en az 15 trilyon TL ve nominal değerinin ödenmiş ya da çıkarılmış sermayesine oranının en az % 25 olması (Bu oranın % 25’in altında olması halinde, halka arz edilen hisse senetlerinin piyasa değerinin en az 30 trilyon TL olması),

f) Finansman yapısının faaliyetlerini sağlıklı bir biçimde yürütebilecek düzeyde olduğunun Borsa yönetimince tespit ettirilmiş ve kabul edilmiş olması,

g) Esas sözleşmenin Borsada işlem görecek menkul kıymetlerin devir ve tedavülünü kısıtlayıcı veya senet sahibinin haklarını kullanmasına engel olacak kayıtlar içermemekte olması,

h) Ortaklığın üretim ve faaliyetlerini etkileyecek önemli hukuki uyuşmazlıkların bulunmaması,

i) Borsa yönetimince geçerli kabul edilebilecek durumlar dışındaki nedenlerle son 1 yıl içinde üretimine 3 aydan fazla ara vermemiş olması, tasfiye veya konkordato istenmemiş olması ve Borsaca belirlenen diğer benzeri durumların yaşanmamış olması,

j) Menkul kıymetlerin, piyasadaki mevcut ve muhtemel tedavül hacmi bakımından Borsa yönetimince önceden belirlenecek kriterlere uygun olması,

k) Kuruluş ve faaliyet bakımından hukuki durumu ile hisse senetlerinin hukuki durumunun tabi oldukları mevzuata uygun olduğunun belgelenmesi,

şarttır.

Oydan yoksun hisse senetleri ve imtiyazlı hisse senetleri gibi üzerinde taşıdığı haklar bakımından özelliği bulunan ortaklık hakkı veren menkul kıymetler için Yönetim Kurulu ilâve şartlar isteyebileceği gibi birinci fıkrada belirtilen şartlardan bir kısmının aranmamasını da kararlaştırabilir.

Bu maddenin birinci fıkrasının (c), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen tutarlar, Devlet İstatistik Enstitüsünün yıllık toptan eşya fiyatları genel endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artışı oranı dikkate alınarak Yönetim Kurulunca arttırılabilir.

Birleşme ve Bölünmelerde Kotasyon

Madde 14 — Hisse senetleri Borsa kotunda bulunan bir ortaklığın tüzel kişiliği sona erdirilerek tüm aktif ve pasifleriyle başka bir ortaklık bünyesinde birleşmesi ve devralan/yeni kurulacak ortaklığın sermayesinin en az %51’inin hisse senetleri Borsa kotunda bulunan ortaklık aktiflerinden karşılanması halinde, devralan/yeni kurulacak ortaklık hisse senetlerinin kota alınmasında kotasyon koşulları aranmaz.

Son 3 yıldır faaliyette bulunan, son 2 yıla ilişkin mali tablolarına göre vergi öncesi kar elde eden ve hisse senetleri Borsa kotunda bulunan bir ortaklığın, üretim ve faaliyetleri ile ilgili olanlardan karşılanması ve sermayesinin asgari %51’ine sahip olması kaydıyla, son bilanço aktif toplamının en az % 15'ini sermaye olarak tahsisi suretiyle yeni bir ortaklık kurulması halinde, bu ortaklıkların durumu gösteren belgelerle başvurmaları üzerine, bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen kotasyon koşulları aranmaz.

Yatırım Ortaklıklarına Ait Hisse Senetlerinin Kotasyonu

Madde 15 — Yatırım ortaklıklarınca ihraç edilen hisse senetlerinin Borsa kotuna alınmasında aşağıdaki şartlar aranır.

a) Çıkarılmış sermayelerinin ve halka açıklık oranlarının en az SPK’nın ilgili tebliğlerinde belirtilen tutar ve oranda olması,

b) Esas sözleşmenin Borsada işlem görecek menkul kıymetlerin devir ve tedavülünü kısıtlayıcı veya senet sahibinin haklarını kullanmasına engel olacak kayıtlar içermemekte olması,

c) Kuruluş ve faaliyet bakımından hukuki durumu ile hisse senetlerinin hukuki durumunun tabi oldukları mevzuata uygun olduğunun belgelenmesi.

Borçluluğu Temsil Eden Menkul Kıymetlerin Kotasyonu

Madde 16 — Borçluluğu temsil eden menkul kıymetlerin Borsa kotuna alınması için aşağıdaki şartlar aranır.

a) Başvurunun tertibin tamamı için yapılmış olması,

b) İhracın nominal tutarının en az 500 Milyar TL olması,

c) İhracın tümünün halka arz yoluyla satışa sunulmuş olması,

d) Ortaklığın;

1) Kuruluşundan itibaren en az 3 takvim yılı (halka açıklık oranı en az % 25 ise 2 yıl) geçmiş olması,

2) En son döneme ait mali tablolarının bağımsız denetimden geçmiş olması,

3) Başvuru tarihinden önceki ard arda 2 yıla ilişkin mali tablolarına göre vergiden önce kâr etmiş olması, (halka açıklık oranı en az % 25 ise, en son yılda kâr etmiş olması),

4) Bağımsız denetimden geçmiş son bilançosundaki özsermaye toplamının en az 1 trilyon TL olması,

5) Finansman yapısının faaliyetlerini sağlıklı bir biçimde yürütebilecek düzeyde olduğunun Borsa yönetimince tespit ettirilmiş ve kabul edilmiş olması,

6) Menkul kıymetlerinin, piyasadaki mevcut ve muhtemel tedavül hacmi bakımından Borsa yönetimince önceden belirlenecek kriterlere uygun olması,

7) Kuruluş ve faaliyet bakımından hukuki durumu ile borçluluğu temsil eden menkul kıymetlerinin hukuki durumunun tabi oldukları mevzuata uygun olduğunun belgelenmesi,

8) Esas sözleşmenin Borsada işlem görecek menkul kıymetlerin devir ve tedavülünü kısıtlayıcı veya senet sahibinin haklarını kullanmasına engel olacak kayıtlar içermemekte olması.

Hisse senetleri ile değiştirilebilir tahvillerin kotasyonunda birinci fıkrada sayılan şartlara ilave olarak tahvillerle değiştirilecek hisse senetlerinin bir borsa veya teşkilatlanmış piyasaya kote edilmiş olması şarttır. Ancak hisse senetlerinin değerine ilişkin bir fikir oluşturacak yeterli bilgiye yatırımcıların sahip olduklarına Borsa yönetimince kanaat getirilmesi halinde bu şart aranmayabilir.

Bu maddenin birinci fıkrasının (b) ve (d/4) bentlerinde belirtilen tutarlar, Devlet İstatistik Enstitüsünün yıllık toptan eşya fiyatları genel endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artışı oranı dikkate alınarak Yönetim Kurulunca arttırılabilir.

Yatırım Fonları Katılma Belgelerinin Kotasyonu

Madde 17 — Sermaye piyasası mevzuatında ve yatırım fonu iç tüzüğünde Borsada işlem görebileceği belirtilen yatırım fonu katılma belgeleri, SPK’nın yazılı isteği üzerine Borsa kotuna alınır.

Kamu Kuruluşlarına Ait Menkul Kıymetlerin Kotasyonu

Madde 18 — Genel ve katma bütçeli daireler, mahalli idareler ve kamu iktisadi teşebbüsleri tarafından ihraç edilmiş menkul kıymetler, ilgili Bakanlığın yazılı isteği üzerine Yönetim Kurulu tarafından Borsa kotuna alınır ve/veya işlem kurallarına göre işlem görür.

Kamu kuruluşlarına ait bağlı ortaklık ve iştiraklerle özelleştirme kapsamındaki diğer şirketlerin kamuya ait hisse senetlerinin halka arz ile satışı durumunda, bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirtilen şartların tamamının ya da bir kısmının aranmamasına Yönetim Kurulu karar verebilir.

Yabancı Kuruluşlara Ait Menkul Kıymetlerin Kotasyonu

Madde 19 — Yurtdışında yerleşik ve faaliyet gösteren yabancı kuruluşların menkul kıymetlerinin Borsa kotuna alınmasında bu Yönetmelikte yer alan kotasyon şartlarına ilave olarak ilgili Bakanlığın izni aranır. Ayrıca, başvurusu yapılan menkul kıymetlerin, çıkarıldıkları ülkenin en az bir borsasında kote edilmiş olması veya borsası bulunmayan ülkelerde çıkarılanların, Yönetim Kurulunca belirlenen kriterlere uygun olması gerekir.

Yabancı kuruluşlar, menkul kıymetlerinin Borsa kotuna alınması için bu Yönetmelikte öngörülen bilgi ve belgeler ile Borsaya ve ilgili Bakanlığa başvurur.

Borsa kotuna alınacak yabancı kuruluşlara ait menkul kıymetlerin tedavülü için, sözkonusu menkul kıymetlerin İMKB Saklama Merkezine veya bir bankaya depo edilmesi ya da kendi ülkelerindeki bir saklama şirketine depo ettirilip depo belgelerinin teslim edilmesi ve depo edilmiş menkul kıymet sertifikalarının tedavül etmesi istenebilir. Bu durumda, depo edilmiş menkul kıymet sertifikalarına ilişkin SPK'nın düzenlemeleri ile Yönetim Kurulunun belirlediği ilke ve yöntemler esas alınır.

Yönetim Kurulu, menkul kıymetlerin taşıdığı haklar ve tedavül kısıtlamalarına göre ya da çıkarıldıkları ülkelerin yasal düzenlemelerine göre, ilave şartlar isteyebileceği gibi, yerli ve yabancı kredi derecelendirme kuruluşlarınca derecelendirme çalışması yapılan borçlanma senetlerinin kotasyonunda bazı şartların aranmamasına da karar verebilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kotasyon Ücretleri

Kotasyon Ücretleri

Madde 20 — Kotasyon ücretleri kota alma ücreti, kotta kalma ücreti ve yeniden kota alma ücretinden teşekkül eder.

Kotasyon ücretleri tarifesi Yönetim Kurulunca tespit edilir ve SPK tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.

Kotasyon işlemlerinin ilk kotasyon ya da ilave kotasyon olup olmadığına göre farklı tarife belirlenebileceği gibi, kamu kuruluşlarına ait menkul kıymetlerden alınacak kotasyon ücretleri için de farklı tarife tespit edilebilir.

Menkul kıymetlerin geçici veya sürekli olarak Borsa kotundan çıkarılması halinde kotasyon ücretleri iade edilmez.

Kota Alma Ücreti

Madde 21 — Kota alma ücreti her kotasyon işleminde, menkul kıymetlerin nominal tutarları üzerinden alınır.

Kota alma ücreti, menkul kıymetleri Borsa kotuna alınan ortaklıklarca, tebliğ tarihini izleyen 7 iş günü içerisinde ödenir.

Kotta Kalma Ücreti

Madde 22 — Menkul kıymetleri Borsa kotunda bulunan ortaklıklar, ilgili menkul kıymetler Borsa kotunda kaldıkları sürece her yıl kotta kalma ücreti öderler. Kotta kalma ücreti kota alma ücretinin ödendiği yıl alınmaz.

Kotta kalma ücreti;

a) Ortaklık haklarını temsil eden menkul kıymetler için, ortaklığın bir önceki yıl Aralık ayı sonu itibariyle Borsa kotunda bulunan menkul kıymetlerinin toplam nominal tutarı üzerinden hesaplanır ve ait olduğu yılın Ocak ayı sonuna kadar ödenir.

b) Borçluluğu temsil eden menkul kıymetler için, her tertibin bir önceki yıl Aralık ayı sonu itibariyle bakiyesi üzerinden hesaplanır ve ait olduğu yılın Ocak ayı sonuna kadar ödenir.

c) Diğer menkul kıymetler için, kotta kalma ücretinin hesaplanma esas ve usulleri Yönetim Kurulunca belirlenir.

Yeniden Kota Alma Ücreti

Madde 23 — Yönetim Kurulu tarafından geçici olarak kottan çıkarılan menkul kıymetlerin tekrar Borsa kotuna alınması durumunda ortaklıklar tarafından yeniden kota alma ücreti ödenir.

Yönetim Kurulu, geçici kottan çıkarma kararına esas teşkil eden nedene göre, ilgili ortaklığa yeniden kota alma ücreti ile kota alma ücreti tarifesine göre hesaplanan tutarın 10 katına kadar tahakkuk yapılmasına karar verebilir.

Yeniden kota alma ücreti, tebliğ tarihini izleyen 7 iş günü içinde ödenir.

Yönetim Kurulunca sürekli olarak kottan çıkarılan menkul kıymetlerin tekrar Borsa kotuna alınması durumunda, menkul kıymetlerin Borsadaki diğer pazarlara alınması durumu hariç, bu Yönetmeliğin 21 inci maddesi hükümleri uygulanır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Kottan Çıkarma

Borsa Kotundan Çıkarmayı Gerektiren Durumlar

Madde 24 — Aşağıdaki hallerde, menkul kıymetler kotasyon komitesinin görüşü alınarak veya bu komitenin teklifi üzerine Yönetim Kurulu kararı ile sürekli veya geçici olarak Borsa kotundan çıkarılabilir. Yönetim Kurulu, kottan çıkarma kararını vermeden önce ilgili ortaklığı durumu düzeltmesi için uyarabilir ve süre verebilir.

a) Ortaklığın hesap dönemi sonuna ait bilançosunda yer alan dönem zararı ve birikmiş zararlar toplamının, özsermayenin dönem zararı ve birikmiş zararlar dışında kalan diğer kalemlerinin toplamına ulaşmış olması,

b) Bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde belirtilen beyan yazısına uyulmaması,

c) Kamunun aydınlatılmasında azami özenin gösterilmemesi ve yatırımcıların yatırım kararı almasında etkili olacak ve menkul kıymetin piyasa değerinde değişiklik yapabilecek her türlü bilgi ve belgenin derhal en seri haberleşme vasıtasıyla kamuya açıklanmak üzere ilgili düzenlemeler çerçevesinde Borsaya bildirilmemesi ve benzeri konularla ilgili olarak getirilen düzenlemelere uyulmaması,

d) Borsa yönetimince yapılacak düzenlemelere ve ilgili mevzuata uyulmaması,

e) Ortaklığın iflasına karar verilmiş olması veya Borsa yönetimince geçerli kabul edilebilecek durumlar dışındaki nedenlerle faaliyetlerinin 3 aydan uzun bir süre için durdurulmuş olması,

f) Ortaklığın, tasfiye veya süre dolma gibi herhangi bir nedenle sona ermesi,

g) Ortaklığın, borçlarını ödemekte güçlük içerisine girmiş veya finansman sıkıntısına düşmüş ya da konkordato mühleti talep etmiş olması,

h) Ortaklığın Borsaya ödemekle yükümlü olduğu ücretleri ödememesi ya da aleyhine yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması,

i) Ortaklığın esas faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli izin, lisans, yetki belgesinin iptal edilmesi veya ortadan kalkması,

j) Türk Ticaret Kanunu kapsamında ortaklığın, aktiflerinin satış fiyatları esas olmak üzere düzenlenen ara bilançosuna göre sermayesinin 2/3 ünü yitirmesi,

k) Borsaya sunulan ara dönemler de dahil olmak üzere son iki döneme ait bağımsız denetim raporunun (sınırlı, sürekli, özel) olumsuz görüş içermesi veya görüş bildirmekten kaçınılması,

l) Her türlü yangın, doğal afetler, harp hali, terör faaliyetleri üretim faktörlerinin 2/3 ünün faaliyetten çıkması ve benzeri nedenlerle ortaklık faaliyetlerini önemli ölçüde etkileyecek gelişmelerin yaşanması,

m) Ortaklığı temsile yetkili kişilerin veya ortaklık yönetiminde söz sahibi kişilerin, öncelikle Borsaya verilmesi gereken bilgi ve belgeleri, Borsaya vermeden önce Borsa dışındaki üçüncü kişilere, basın-yayın kuruluşlarına ve diğer kişi, kurum veya kuruluşlara vermiş olması,

n) Borsa kotunda bulunan borçlanma senetlerinin itfa edilmesi ya da bakiyesinin talep edilmemiş kıymetlerden oluşması, ortaklığın vadesi dolan borçlanma senetlerini ödeyememesi ya da faizlerini zamanında ödeyememesi veya borçlanma senedi sahiplerinin haklarını kullanmalarına engel olabilecek işlemler yapması,

o) Menkul kıymetin piyasa değerinin, nominal değerinin çok altına düşmesi veya işlem hacmi ya da işlem sıklığının genel ortalamaların çok altına inmesi veya işlem görmesinin sürekli ya da geçici olarak durdurulması,

p) Borsaca veya Borsa tarafından görevlendirilenlerce istenecek bilgilerin verilmemesi veya eksik veya gerçeğe aykırı bilgi ve/veya belge verilmesi, defter ve belgelerin bu görevlilere ibraz edilmemesi, saklanması, yok edilmesi veya Borsa görevlilerinin görevlerini yapmalarının engellenmesi.

Ortaklığın Kendi İsteği ile Menkul Kıymetlerinin Borsa Kotundan Çıkarılması

Madde 25 — Ortaklıklar, Borsa kotunda bulunan menkul kıymetlerinin kottan çıkarılması isteğiyle başvuruda bulunabilirler.

Kottan çıkarılması talep edilen menkul kıymetler Borsada işlem görüyor ise, Yönetim Kurulu kottan çıkarma kararı verirken ilgili ortaklıktan, yatırımcıların mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla bir takım tedbirler almasını şart koşabilir. Herhalûkarda, menkul kıymetlerin ihraçcı ortaklıkların isteği ile Borsa kotundan çıkarılması için Yönetim Kurulu nihai karar merciidir.

Geçici veya Sürekli Kottan Çıkarılan Menkul Kıymetlerin Tekrar Borsa Kotuna Alınmaları

Madde 26 — Sürekli olarak Borsa kotundan çıkarılmış menkul kıymetlerin Üçüncü Bölümde belirtilen kotasyon şartları gözönüne alınarak tekrar Borsa kotuna alınmalarına Yönetim Kurulu karar verebilir. Sürekli olarak Borsa kotundan çıkarılan menkul kıymetlerin tekrar Borsa kotuna alınabilmesi için Yönetim Kurulunca belli bir süre geçmiş olma şartı aranabilir.

Borsa kotundan geçici olarak çıkarılmış menkul kıymetlerin tekrar Borsa kotuna alınabilmesi için, öncelikle kottan çıkarma kararına esas teşkil eden nedenlerin ortadan kalkmış olması, Yönetim Kurulunun çıkarma kararında süre ve şartlar yer almış ise, bu şartların yerine getirilmiş olması ve verilen sürenin dolmuş olması gerekir.

Yönetim Kurulu, geçici kottan çıkarma kararını, süre sonunda tekrar inceleyerek geçici kottan çıkarma süresini uzatmaya veya sürekli çıkarmaya dönüştürmeye karar verebilir.

Borsada işlem görmekte iken yeterli işlem hacmine sahip olmaması veya belli bir süre işlem görmemesi nedeniyle kottan çıkarılan menkul kıymetlerin tekrar işlem görmesi ve kote edilmesi için, yeterli pazar derinliği ile gerekli işlem hacmini doğurabileceği ve tedavül kabiliyeti olabileceği hususunda Yönetim Kurulu, ortaklıkça kendisine sunulan bilgi, belge ve gerekçelerin yeterli olduğuna karar vermiş olmalıdır.

Yönetim Kurulu, Borsa kotuna tekrar alınacak menkul kıymetlerin bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen miktardan aşağı olmayacak şekilde İMKB Saklama Merkezine depo edilmesini şart koşabilir.

ALTINCI BÖLÜM

Kota Alınmamış Menkul Kıymetler

Kota Alınmamış Menkul Kıymetlerin Borsa'da İşlem Görmesi

Madde 27 — Borsada Yönetim Kurulunun kararı ile kota alınmamış veya kottan çıkarılmış menkul kıymetlerin işlem göreceği pazarlar teşekkül ettirilebilir. Bu pazarlarda kottan çıkarılmış menkul kıymetler ile SPK kaydına alınmış ancak kota alınmamış menkul kıymetler işlem görürler.

Hisse senetleri kot dışı pazarda işlem gören ortaklıkların sermaye artırımları nedeniyle ihraç edecekleri hisse senetlerinin kot dışı pazar kaydına alınmasında da bu Yönetmeliğin ilave kotasyon zorunluluğu hükümleri uygulanır.

Kot dışı pazarda işlem gören menkul kıymetler, bu Yönetmeliğin 24 üncü maddesinin (b), (c), (d), (e), (f), (h), (i), (j), (k), (m), (n) ve (p) bentleri hükümleri dikkate alınarak Yönetim Kurulu kararı ile geçici veya sürekli olarak işlem görmekten men edilebilirler.

Pazar Ücretleri

Madde 28 — Pazar ücretlerini menkul kıymetleri Borsa kotunda olmayan ancak Borsa pazarlarında işlem gören kuruluşlar öderler.

Pazar ücretleri pazar kayıt ücreti, kayıtta kalma ücreti ve yeniden kayda alma ücretinden teşekkül eder.

Bu Yönetmelikte yer alan kotasyon ücretlerine ilişkin hükümler pazar ücretleri için de uygulanır.

YEDİNCİ BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

Bilgi Verme Yükümlülüğü

Madde 29 — Menkul kıymetleri Borsa pazarlarında işlem gören ve/veya Borsa kotunda bulunan ortaklıklar Genel Yönetmeliğin 46 ncı maddesi ve SPK’nın özel durumların kamuya açıklanması, muhasebe standartları ile mali tablo ve raporlara ilişkin düzenlemelerinde belirlenen bilgi ve belgeleri dönemsel ya da münferit olarak Borsaya göndermek zorundadırlar. Menkul kıymetleri Borsada işlem gören ortaklıklar ile ilgili kamuya açıklanacak bilgilerin SPK ve Borsa tarafından belirlenen esas ve usuller çerçevesinde elektronik serftifikalar kullanılarak elektronik ortamda gönderilmesi ve SPK’nın kağıt ortamında bildirim yükümlülüğünü kaldırması halinde sözkonusu bilgi ve belgeler Borsaya gönderilmiş sayılır. Yönetim Kurulu, yukarıda belirtilen düzenlemelerdeki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, elektronik ortam da dahil olmak üzere sözkonusu bilgi ve belgelerin gönderim usul ve esaslarını tespit etmeye ve bu bilgi ve belgelerin tamamen ya da kısmen Borsa bülteninde yayınlanmasına veya bedeli ortaklıkça karşılanmak şartıyla basında ilan edilerek kamuya açıklanmasına karar vermeye yetkilidir.

Yerinde İnceleme

Madde 30 — Menkul kıymetleri Borsada işlem gören ortaklıklar ile ilgili olarak, Borsa yetkilileri tarafından ortaklık merkezinde veya üretim ya da hizmet birimlerinde incelemeler yapılabilir. Bu incelemelerde ortaklıklar Borsa yetkililerine, her türlü yardım ve kolaylığı sağlamak ve mali tabloları ile her türlü hesap ve işlemlerini incelemeye açık tutmak zorundadırlar. Bu zorunluluk, inceleme konusu ortaklık ile sermaye veya yönetim ilişkisi bulunan ve incelemeye dahil edilmesine gerek görülen diğer ortaklıklar için de geçerlidir.

Pazar Değiştirmelerde Uygulanacak Ücretler

Madde 31— Pazar değiştirmelerde uygulanacak kotasyon ve pazar ücretlerine ilişkin esaslar Yönetim Kurulunun teklifi ve SPK’nın onayı ile yürürlüğe girer.

Diğer Hükümler

Madde 32 — Yönetim Kurulu, bu Yönetmelik hükümlerini yorumlamaya, açıklık bulunmayan hususlarda genel hükümleri de gözönünde bulundurarak karar vermeye, uygulamayı düzenlemeye ve yönlendirmeye yetkilidir.

Kaldırılan Hükümler

Madde 33 — 13/3/1995 tarihli ve 22226 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Kotasyon Yönetmeliği ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde 1 — Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce Borsa kotuna alınmış hisse senetleri, bu Yönetmeliğe göre kota alınmış sayılırlar. Ancak 31/12/2006 tarihine kadar bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bendlerinde yer alan şartların sağlanmaması halinde Borsa kotunda bulunan hisse senetleri Yönetim Kurulu kararı ile kottan çıkarılırlar ve koşullarını sağladıkları kota alınmamış hisse senetlerinin işlem gördüğü pazarlarda işlem görmeye devam ederler.

Geçici Madde 2 — Bu Yönetmelik yürürlüğe girdiği tarih itibariyle SPK nezdinde halka arz incelemesi devam eden şirketlerden Yönetim Kurulu tarafından hisse senetlerinin kota alınabileceğine dair olarak karar alınanlar için, sözkonusu kararda aranan şartlar hariç, bu Yönetmeliğin kotasyona ilişkin şartları aranmaz. Bu şirketlerin hisse senetlerinin kotasyonunda bu Yönetmeliğin yayımından önce yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır.

Geçici Madde 3 — Bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin (e) bendi ile 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmasında, 1/1/2005 tarihine kadar son 3 yıllık mali tablolar yerine son 2 yıllık mali tabloların bağımsız denetimden geçirilmiş olması şartı aranır.

Geçici Madde 4 — Menkul kıymetleri Borsada işlem gören ortaklıklar ile ilgili kamuya açıklanacak bilgilerin SPK ve Borsa tarafından belirlenen esas ve usuller çerçevesinde elektronik serftifikalar kullanılarak elektronik ortamda gönderilmesine ve bu ortamda kamuya duyurulmasına başlanmasını müteakip, SPK tarafından belirlenecek tarihten itibaren, bu bilgilerin Borsa Bülteninde ilanına ilişkin olarak bu Yönetmelik ile Borsa mevzuatının diğer hükümlerinde yer alan atıflar sözkonusu elektronik ortamda duyuru için yapılmış sayılır.

Yürürlük

Madde 34 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 35 — Bu Yönetmelik hükümlerini İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Başkanı yürütür.

—— • ——

Sermaye Piyasası Kurulundan:

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 19/2/1996 tarihli ve 22559 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliğinin değişik 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "(nominal değer/1000)" ibaresi ve (c) bendinde yer alan "Özel emirler hisse sayısı (nominal değer/1000) olarak girilir." ifadesi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin değişik 20 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış, birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Sisteme girilmiş ve henüz işleme dönüşmemiş emirlerin üyeler tarafından iptal edilmesine ilişkin usul ve esaslar Borsa Yönetim Kurulu tarafından belirlenir."

Yürürlük

MADDE 3 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 4 — Bu Yönetmelik hükümlerini İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Başkanı yürütür.

Sayfa Başı


Tebliğler

Tarım ve Köyişleri Bakanlığından:

2004 Yılında Sertifikalı Buğday ve Arpa Tohumluğu Desteği Ödenmesine İlişkin Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2004/26)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Dayanak, Tanımlar

Amaç

Madde 1 —Bu Tebliğin amacı, sertifikalı tohumluk satın alan üreticilere TMO tarafından yapılacak sertifikalı buğday ve arpa tohumluk desteği ödemesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

Madde 2 —Bu Tebliğ 5/6/2004 tarihli ve 25483 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2004-2005 Dönemi Hububat Ürünü Alımı ve Satımı Hakkında Karar’a Dair 2004/7360 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı esas alınarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 3 —Bu Tebliğde yer alan; terimlerin tanımları aşağıda belirtilmiştir.

a) Bakanlık: Tarım ve Köyişleri Bakanlığını,

b) Sertifikalı tohumluk desteği: Sertifikalı buğday ve arpa tohumluğu satın alan üreticilere kararname uyarınca TMO tarafından yapılacak ödemeyi,

c) TMO: Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünü,

d) KORGEM: Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünü,

e) TİGEM: Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünü,

f) TKK: Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürlüğünü,

g) Pankobirlik: Pancar Satış Kooperatifleri Genel Müdürlüğünü,

h) Tohumcu kuruluşlar: Bakanlık tarafından yayınlanan Ülkesel Tohumluk Tedarik, Dağıtım ve Üretim Kitapçığında tohumcu kuruluş olarak yer alan kamu ve özel sektör kuruluşlarını,

ı) Üretici: Fiilen tarımsal üretim kaynaklarını kullanmak suretiyle tarımsal üretim ile iştigal eden buğday ve arpa üreten 18 yaşını doldurmuş ve/veya reşit gerçek kişiyi

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Sertifikalı Buğday ve Arpa Tohumluğu Desteği Uygulama Alanı, Ödeme Esasları, Ödeme Şekli, Ödeme Yer ve Zamanı, Destek Almak İçin İlgili Mercilere İbraz Edilecek Belgeler

Uygulama Alanı

Madde 4 —Alım satım işlemlerinin belirlenen usul ve esaslara uygun gerçekleşmesi koşuluyla, TMO dışında kooperatif, sanayici, tüccar ve borsalara yapılan buğday ve arpa satışları karşılığında, üreticiler sertifikalı tohumluk desteği ödemelerinden yararlanır. Ödemeler, satışı belgelenen ürünün elde edildiği alanda kullanılan sertifikalı tohumluk miktarına göre yapılır. Tohumluk miktarı hesaplanırken ortalama verim 210 kg/da ve ekim normu 25 kg/da olarak alınır, küsuratlar 50 kg’ın katlarına tamamlanır.

Ödeme Esasları

Madde 5 —Üretici, alım satım ve çiftçi belgelerini 31/12/2004 tarihine kadar sertifikalı tohumu alacağı TİGEM işletmeleri ve bayilerine, TKK’ne, Pankobirlik’e, Araştırma Enstitülerine, Fakültelere veya özel sektör tohumculuk kuruluşlarına ibraz eder. Üreticiler bu belge ile kg başına 50.000 TL daha düşük fiyatla sertifikalı buğday ve arpa tohumluğu veya her ikisinden de alırlar. İndirimli sertifikalı tohumluk satan kişi ve kuruluşlar üreticiler adına tanzim ettikleri faturanın bir suretini ve ekli örneğe göre (EK-1) düzenleyecekleri listeyi;

TİGEM bayi ve işletmeleri, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne,

Pankobirlik ve TKK, TİGEM’den satın alıp üreticiye sattıkları sertifikalı tohumluklara ait belgeleri Merkez Birlikleri vasıtasıyla TİGEM’e,

Pankobirlik ve TKK, kendileri üretip üreticiye sattıkları sertifikalı tohumluklara ait belgeleri Merkez Birlikleri vasıtasıyla TMO’ya

Fakülteler, TMO’ya,

Araştırma Enstitüleri, TAGEM’e

Özel tohumculuk kuruluşları KORGEM’e gönderirler.

TİGEM, TAGEM ve KORGEM gelen liste ve belgeleri kontrol edip ödemeye esas icmalleri onaylayarak TMO’ya iletirler. Ödemeler, icmaller esas alınarak TMO tarafından nakden yapılır. Bu ödemeler avans niteliğindedir. Mahsuplaşma, görev zararının onaylanmasından sonra yapılır.

Üreticilerden İstenilen Belgeler

Madde 6 —Mahsul satışı yapan gerçek kişilerden istenecek belgeler ve bunlarla ilgili yapılacak işlemler aşağıda belirtilmiştir.

a) EK-2’de örneği belirtilen taahhütname,

b) Alım satım belgesi (müstahsil makbuzu veya fatura),

c) Çiftçi Belgesi (Maliye Bakanlığının 02/12/2000 tarihli ve 24248 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 237’de tanımlanan belge).

Hukuki ve Cezai Sorumluluk

Madde 7 —Kasten yersiz destekleme ödemesine neden olanlar ile haksız yere destekleme ödemesinden yararlanmak üzere sahte veya içeriği itibariyle gerçek dışı belge düzenleyen ve kullananlar hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca ceza kovuşturması ve diğer kanuni işlemler yapılır.

Haksız yere destekleme ödemesinden yararlanıldığının tespit edilmesi halinde, haksız yere yapılan ödemeler, ödeme yapılan üreticilerden, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde geri alınır. Haksız yere yapılan ödemelerin üreticiden geri alınamaması halinde haksız ödemeyi sağlayan belge veya belgeleri düzenleyen gerçek ve tüzel kişilerden müteselsilen geri alınır.

Yürürlük

Madde 8 —Bu Tebliğ yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 9 —Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.

 

EK-1. 2004 yılında indirimli olarak satılan sertifikalı buğday ve arpa tohumluklarını gösterir belge

 

 

Sıra NO

Üretici adı soyadı

Vergi no

Vatandaşlık numarası

İndirime ait fatura tarihi

Fatura numarası

İndirim yapılan tohumluk miktarı

İndirim tutarı

Sertifika tarihi ve numarası

1

 1

1

1

1

1

1

1

1

2

1

1

1

1

1

1

1

1

3

1

1

1

1

1

1

1

1

TOPLAM

 1

1

1

1

1

1

1

1

 

İşbu listedeki bilgilerin doğruluğu tarafımızca (tarafımca) onaylanmaktadır. Gerçeğe aykırı beyan bulunması halinde aldığımız (aldığım) indirim tutarını 6183 sayılı Kanunda ön görülen oran ve esaslar dahilinde geri ödemeyi kabul ve taahhüt ediyoruz (ediyorum).

 

 

Bayi, Kurum veya Kuruluş

Adı, Soyadı Tarih İmza

Kaşe Mühür.

 

EK-2

 

TAAHHÜTNAME

Yetiştirdiğim buğday/arpa ürününü satarak aldığım sertifikalı tohumluk desteğini beyan ettiğim evrak ve bilgilerde kanuna aykırılık olması vukuunda, gayrikabil-i rucu, hiçbir itiraz beyan etmeden ilk talepte ödeme tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde geri ödemeyi kabul ve taahhüt ederim. Tarih

 

Adı - Soyadı:

İmza

 

 

 

Adres:

 

Tel No:

—— • ——

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından:

Hampetrol ve Petrol Ürünlerinin Alım, Satım, Fiyatlandırma Esasları Hakkında Karar'ın Uygulanmasına Dair 98/3 Sayılı Tebliğ'de Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ (PİGM-2004/1)

MADDE 1 — Hampetrol ve Petrol Ürünlerinin Alım, Satım, Fiyatlandırma Esasları Hakkında Karar'ın uygulanmasına ilişkin esas ve usullerin belirlendiği 25/6/1998 tarih ve 23383 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (PİGM-98/3) sayılı Tebliğin "Akaryakıtların Emsal Fiyatları" başlıklı "A" bölümünün l inci, 2 nci ve 3 üncü maddeleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı bölüme 11 inci madde eklenmiştir.

"l- Kurşunsuz Benzin CIF Fiyatı İçin: Prem Unl. CIF MED Fiyatı alınır."

"2- Süper Benzin (Kurşunlu) CIF Fiyatı İçin: Prem Unl. CIF MED Fiyatı + 4 $/Ton formülü kullanılır."

"3- 98 Oktanlı Kurşunsuz Benzin CIF Fiyatı İçin: Prem Unl. CIF MED Fiyatı + 20 $/Ton formülü uygulanır."

Benzin fiyatları Kurşunsuz Benzin CIF fiyatına endekslendiğinden Süper Benzin (kurşunlu) ve 98 oktanlı Kurşunsuz Benzinin tavan fiyat değişimi Kurşunsuz Benzin fiyatı değiştiği günde yürürlüğe girecektir.

"11- 350 ppm Kükürtlü Motorin CIF Fiyatı İçin: EN 590 (1) CIF MED fiyatı alınır."

(350 ppm Kükürtlü Motorin) EN 590 (1) tavan fiyat değişimi Motorin (Gasoil 0,2) fiyatı değiştiği günde yürürlüğe girecektir.

MADDE 2 — Aynı Tebliğin "G" bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"G- Ortalama Yoğunluk 15°C (gr/cm3):

Rafineri tavan fiyatı ile bayinin azami pompa satış fiyatlarının hesaplanmasında aşağıdaki ortalama yoğunluk değerleri kullanılır.

Teslimatlarda gerçek yoğunluklar kullanılır.

Ürünler

Yoğunluk

K.Benzin ve 98 Oktanlı K.Benzin

0.775

S.Benzin

0.745

Gazyağı+J.Yakıtı

0.800

Motorin ve 350 ppm Kükürtlü EN 590 (1)

0.845

M.Diesel

0.860

Kalorifer Yakıtı

0.930

Fuel-Oil 6 ve % l.0 kükürtlü fuel oil

0.970

LPG

0.560"

MADDE 3 — Bu Tebliğ Benzinler ve Motorinin İlk Tavan Fiyat Değişikliği ile eş zamanlı olarak yürürlüğe girer.

MADDE 4 — Bu Tebliğ hükümlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür.

—— • ——

Gaziantep Valiliğinden:

Ruhsatsız Akaryakıt Satışının Yasaklanmasına Dair Karar

Karar No : 2004/2

Karar Tarihi : 21.05.2004

Madde 1 —Kaçak ve yasal olmayan yollarla yurdumuza sokulan benzin, motorin, fuel-oil kalorifer yakıtı ve ham petrol gibi petrol türevlerinin ilimiz dahilinde ruhsatsız olarak satılması ve kullanılması Kamu düzenine,Ülke ekonomisine, çevreye, can ve mal güvenliğine verdiği zararlardan dolayı yasaklanmıştır.

Madde 2 —Gaziantep Valiliği tarafından tebliğ ve ilan olunan bu karara uymayan ruhsatsız akaryakıt satıcıları hakkında eylemleri ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde 5442 sayılı İl İdaresi Kanunun 66 ncı maddesi uyarınca 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi gereğince yasal işlem yapılacaktır.

Madde 3 —Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 4 —Bu Kararı Gaziantep Valisi yürütür.

—— • ——

Kırklareli Valiliğinden:

Orman Yangınlarının Önlenmesi Amacıyla Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Karar

Karar Tarihi : 09.06.2004

Karar No : 2004/2

Kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak koşulu ile; orman yangınlarının önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9 uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 01 Haziran - 31 Ekim tarihleri arasında aşağıdaki önlemlerin alınması kararlaştırılmıştır.

MADDE 1 — Koruma altına alınan orman ve ağaçlandırma sahalarına her ne maksatla olursa olsun hiçbir şekilde giriş ve çıkış yapılmayacak, ateş yakılmayacak, ateşli maddeler ile dolaşılmayacaktır. Ormanlara bitişik yol kenarlarında piknik yapılması yasaklanmıştır.

MADDE 2 —Vatandaşlar sadece kendilerine tahsis edilmiş piknik alanlarından, gerekli önlemleri alarak, faydalanacaklardır. Ayrılırken yakılan ateş tamamen söndürüldükten sonra piknik yeri terk edilecektir.

MADDE 3 —6831 sayılı Orman Kanununun 31 ve 32 nci maddeleri kapsamı içinde kalan köylerde anız ve bitki örtüsü yakılması yasaklanmıştır. Hasat sonrası anızlı alanın çevresi sahipleri tarafından sürdürülecektir.

MADDE 4 —Yüksek gerilim hatları bakım ve yapımı ile mükellef kuruluşlar enerji nakil hatlarını sürekli kontrol ederek gerekli bakımları yapacak ve nakil altı temizliğine dikkat edilecektir.

MADDE 5 —Belediyeler, orman civarındaki çöp alanlarında önlem alacaklardır.

MADDE 6 —Orman işletme müdürlükleri, şeflikleri, polis ve jandarma işbirliği ile yangın mevsimi süresince kontrol ve devriye hizmetleri gerçekleştirilecektir.

MADDE 7 —Yangını gören ve haberi alan herkes, resmi ve özel kuruluşlar, en yakın orman teşkilatına ve ALO 177 orman yangın ihbarı hizmet telefonuna bildireceklerdir.

MADDE 8 —Orman işletme müdürlükleri tüm olanakları ile orman yangınlarına müdahale edecekler, gerekirse kamu kuruluşları, özel sektör olanakları seferber edilecek, yangının büyüklüğüne göre askeri birliklerden yardım istenecektir.

MADDE 9 —Yangın mıntıkalarında yer alan enerji nakil hatları orman, jandarma, emniyet ekiplerince talep edilmesi halinde mükellef kuruluşlar tarafından enerjiye kapatılacaktır.

MADDE 10 —Orman yangınlarının çıkmaması, çıktığında da en kısa zamanda söndürülmesi amacıyla 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile 6831 sayılı Orman Kanununun ilgili maddeleri gereğince kararlaştırılan bu önlem ve düzenlemelere uymayanlar hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi hükümlerine göre işlem yapılacaktır.

MADDE 11 —Bu Karar, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren Kırklareli İli sınırları içerisindeki tüm kişi ve kuruluşlara tebliğ yerine geçer.

MADDE 12 —Bu Kararı Kırklareli Valisi yürütür.

—— • ——

Kocaeli Valiliğinden:

Orman Yangınlarının Önlenmesi Amacıyla Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Karar

Karar No : 2004/1

Karar Tarihi : 03.06.2004

Orman yangınlarının önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9 ve 66 ncı maddelerinin verdiği yetkiye istinaden 1/6/2004-31/10/2004 tarihleri arasında aşağıdaki tedbirlerin alınması kararlaştırılmıştır.

Madde 1 —Koruma altına alınmış ve herkesin görebileceği şekilde tabela ve levhalarla işaretlenmiş, etrafı dikenli tel ile ihata edilmiş orman ağaçlandırma sahalarına ne maksatla olursa olsun hiçbir şekilde giriş çıkış yapılmayacak, ateşli maddeler ile dolaşılmayacaktır.

Madde 2 — Orman sınırları içinde geçen Devlet karayolu, köy yolu ve orman yolları kenarlarında piknik yapılması yasaklanmıştır.

Madde 3 —Vatandaşlar yalnızca kendilerine tahsis edilmiş piknik alanlarından gerekli tedbirleri alarak faydalanacaktır. Bu piknik alanlarından ayrılırken ateşler tamamen söndürüldükten ve yaratılan çevre kirliliği ortadan kaldırıldıktan ve kullanılan alan temizlendikten sonra piknik yeri terk edilecektir.

Madde 4 — 6831 sayılı Orman Kanununun 31 ve 32 nci maddeleri kapsamında kalan orman içi köyler ile orman bitişiği köyler orman ile ilişiği bulunmayan diğer köylerde anız ve her türlü bitki örtüsü yakılması yasaklanmıştır.

Madde 5 — Piknik yerleri, orman alanı civarındaki konaklama yerleri ve sanayii tesisleri ormanı etkileyebilecek yangın riskine karşı gerekli tedbirleri alacak, kendi söndürme ve koruma ekiplerini kurarak orman ile aralarında koruma bandı oluşturacaklardır.

Madde 6 — Yüksek gerilim hatları, yapım ve bakımı ile mükellef kuruluşlar (TEDAŞ,KEDAŞ) tarafından sürekli kontrol edilerek gerekli bakımları yapılacak ve nakil hattı altının ölü ve diri bitki örtü temizliği gerçekleştirilecektir.

Madde 7 —Belediyeler, orman içi ve orman kenarında bulunan çöp toplama alanları çevresinde koruma bandı oluşturacak ve yangın riskine karşı iş makinesi (Dozer,Loder,Lastik Tekerlekli Kepçe ve benzeri) hazır bulunduracaklardır.

Madde 8 — Orman yangını tehlikesi ile karşı karşıya olan orman içi ve bitişiği orman köylerinde muhtarlıkça düzenlenecek nöbet çizelgesine göre en az üç kişi tarafından gözetim ve devriye hizmeti yürütülecektir. Görevlendirilen kişilerce, orman sürekli kontrol altında tutulacak ve yabancı kişilerin kimlikleri tespit edilerek ormandan çıkarılacaktır.

Madde 9 —Orman işletme müdürlükleri ve şeflikleri, polis ve jandarma işbirliği içinde yangın mevsimi süresinde kontrol ve devriye hizmetleri aralıksız sürdürülecektir. İhtiyaca göre İlçe Kaymakamlıklarının talimatı doğrultusunda önleyici hizmetler için tüm kamu personel ve imkanlarından istifade edilecektir.

Madde 10 — Yangını gören ve haberi alan vatandaşlar, resmi ve özel kuruluşlar, en yakın orman teşkilatına, güvenlik kuvvetlerine ve 177 no.lu ücretsiz yangın hattına bildireceklerdir. 177 no.lu telefona ulaşılmaması halinde 112 Hızır Acil, 155 Polis, 156 Jandarma telefonları, ayrıca Büyük Şehir Belediye İtfaiyesine tahsisli 110 no.lu telefonu da aranarak orman yangınını bildirebileceklerdir.

Madde 11 — Orman İşletme Müdürleri gerektiğinde kamu kuruluşları ve özel sektör imkanlarından da faydalanarak tüm imkanları ile yangına müdahale edeceklerdir. Yangının büyüklüğüne göre askeri birliklerden yardım istenecektir.

Madde 12 —Orman Yangını vukuunda trafik ekiplerince seyir halinde orman teşkilatının her türlü araçlarına geçiş üstünlüğü sağlanacaktır.

Madde 13 —Yangın mıntıkalarında yer alan enerji nakil hatları, talep edilmesi halinde KEDAŞ ve TEDAŞ yetkililerince enerjiye kapatılacaktır.

Madde 14 —Gönüllü kuruluşlarla orman yangınları ile mücadele konusunda yardımlaşma ve işbirliği en geniş ölçüde sağlanacaktır.

Madde 15 —Orman yangınlarının çıkmaması, çıktığında da en kısa zamanda söndürülmesi amacıyla 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile 6831 sayılı Orman Kanununun ilgili maddeleri uyarınca kararlaştırılan bu önlem ve düzenlemelere uymayanlar hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi hükümlerine göre işlem yapılacaktır.

Madde 16 —Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 17 —Bu Kararı Kocaeli Valisi yürütür.

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2003/78-2

Karar No: 2003/74-2

Tarihi :1.3.2004

(Hukuk Bölümü)

 

ÖZET : 2247 sayılı Yasa’da Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları öngörülmediğinden, incelenme yeteneği bulunmayan yargılamanın yenilenmesi yolundaki BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.

K A R A R

Yargılamanın Yenilenmesini İsteyen: Çukurova Elektrik A.Ş. (ÇEAŞ)

Vekili : Av. B. Ö.

Karşı Taraf : 1- Türkiye Elektrik İletim A.Ş. ( TEİAŞ)

2- Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)

OLAY : 4.12.1984 tarih ve 3096 sayılı Yasa’nın verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunun 26.9.1988 tarih ve 88/13314 sayılı kararıyla, Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye İlleri ile Kahramanmaraş İlinin Üç Köyünde elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti yapma görevi verilen Çukurova Elektrik A.Ş. (ÇEAŞ) ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı arasında 9.3.1998 gününde İmtiyaz Sözleşmesi imzalanmıştır.

İdareye imtiyaz sözleşmelerini tadil yetkisi veren 20.2.2001 tarih ve 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Yönetmelik hükümleri ile, iletim faaliyeti sürdürmekte olan özel hukuk tüzel kişilerinin işletmekte oldukları iletim tesislerini tüm hak ve yetkileriyle 31.12.2002 tarihine kadar TEİAŞ’a devretmeleri öngörülmüş; sözkonusu devir işleminin gerçekleşmemesi üzerine İmtiyaz Sözleşmesinin 21/h. maddesine dayanan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, iletim tesislerinin TEİAŞ’a en geç 28.2.2003 tarihi itibariyle devrinin gerçekleştirilmesi, aksi takdirde İmtiyaz Sözleşmesinin feshe ilişkin hükmüne göre işlem tesis edileceği hususu ÇEAŞ’a ihtar olunmuş; TEİAŞ tarafından çekilen ihtarname ile de, devir hususunda görüşmeye hazır olunduğu ÇEAŞ’a bildirilmiştir.

Davacı Şirket vekillerince, 4628 sayılı Yasa’nın 3/1-c. ve Geçici 3/b. maddelerinin konu ile ilgili alt bentlerinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek, Şirketlerince işletilmekte olan iletim tesislerine TEİAŞ ve EPDK tarafından yapılan haksız el atmanın önlenmesine karar verilmesi istemiyle, 24.2.2003 gününde adli yargı yerinde dava açılmıştır.

Davalı TEİAŞ ve EPDK vekillerince, birinci savunma dilekçelerinde, davacının ileri sürdüğü iddialara dayanak gösterdiği sözleşmenin, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi niteliğinde bir idari sözleşme olması nedeniyle ve 2577 sayılı İYUK.’nun 2/1-c. maddesine göre davanın görüm ve çözümünün idari yargının görevine girdiği öne sürülerek görev itirazında bulunmuşlardır.

ADANA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 16.4.2003 günlü birinci celsesinde E:2003/200 sayı ile, “1- dava, MK. 683, 684. maddelerinde bahsedilen gayrimenkulün mütemmim cüzü sayılan iletim tesislerine el atmanın önlenmesi (muarazanın men’i ) davası olup (...) davanın bu mahiyeti ve davalıların sıfatları itibariyle dava idari yargıda görülemeyeceğinden görev itirazının (...) reddine,

(...) 6- Davacı tarafın Anayasaya aykırılık iddiası mahkememizce ciddi bulunduğundan (...) Anayasa Mahkemesine başvurulmasına (...)” karar vermiştir.

Davalı İdareler vekillerince, süresinde verilen dilekçelerle olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulması üzerine dilekçeler ve örnek dava dosyasından oluşan ekleri, Danıştay Başsavcılığına gönderilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI tarafından, kamu hukukuna özgü bir sözleşme türü olan imtiyaz sözleşmesinden doğan davada, 2577 sayılı İ.Y.U.K.’nun 2/1-c. ve 2575 sayılı D.K.’nun 24. maddesi uyarınca Danıştay’ın görevli olduğu ve bu nedenle Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevlilik kararının kaldırılmasının gerektiği gerekçesiyle idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılarak, 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesine göre görev konusunun incelenmesi Uyuşmazlık Mahkemesi’nden istenilmiş; YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI tarafından da, davanın idari yargıda çözümlenmesi ve bu nedenle Danıştay Başsavcılığının başvurusunun kabulü gerektiği yolunda yazılı düşünce verilmiştir.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ; 29.9.2003 gün ve E:2003/78, K:2003/74 sayı ile, olayda, idare hukuku alanında hüküm ifade eden 4628 sayılı Enerji Piyasası Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerinin verdiği yetkiye dayanan ve İmtiyaz Sözleşmesiyle kurulmuş bulunan idare hukuku ilişkisi çerçevesinde hareket eden idarenin,yaptırım içeren tek yanlı irade açıklamalarına ilişkin ihtarları idari işlem niteliğini taşıdığından, İmtiyaz Sözleşmesini kapsayan sözkonusu yasal düzenlemelerin uygulanmasından doğan davanın, 2577 sayılı Yasa’nın 2. ve 2575 sayılı Yasa’nın 24. maddeleri hükümleri uyarınca görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle, Danıştay Başsavcısının başvurusunun kabulü ile Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.4.2003 gün ve E:2003/200 sayılı görevlilik kararının kaldırılmasına kesin olarak karar vermiştir.

Bu arada, Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülerek ilgili Yasa hükümlerinin iptali istemiyle itiraz yoluna başvurulması üzerine, ANAYASA MAHKEMESİ’nce ; 4.6.2003 gün ve E:2003/46, K:2003/46 sayı ile, itiraz yoluna başvuran mahkemenin elindeki davanın Anayasanın 152. maddesi yönünden var sayılabilmesi için dava ehliyeti bulunanlarca süresinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın olması gerektiği; davalı Bakanlık ve TEİAŞ tarafından, idare hukukuna özgü yöntemlerle oluşturulan uyuşmazlık konusu işlemlerin idari nitelikte olması nedeniyle 2577 sayılı İ.Y.U.K.’nun 2. maddesi kapsamında bulunan davaya bakmanın idari yargının görev alanına girdiği ; bu durumda, itiraz yoluna başvuran Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin idari nitelikteki bir davaya bakma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, itiraz konusu kurallara ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddine karar vermiştir.

Davacı Şirket vekili, Anayasa Mahkemesi’nin “ davaya bakmakta olan mahkeme” ifadesinden hareketle önüne gelen uyuşmazlıkta mahkemenin görevli olup olmadığını incelemek suretiyle Anayasa’da Uyuşmazlık Mahkemesi’ne tanınan yetkiyi kullandığını; Mahkeme Başkanı olarak Uyuşmazlık Mahkemesi kararında imzası bulunan Yalçın ACARGÜN’ün aynı zamanda Üyesi olduğu Anayasa Mahkemesi’nin görev konusunda görüş açıklayan heyetinde yer aldığını; oysa,2247 sayılı Yasa’nın 7. maddesinin 4 numaralı bendinde, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkan ve üyelerinin, hakim, savcı, hakem sıfatıyla bakmış veyahut tanık veya bilirkişi olarak bulunmuş olduğu dava ve işlere bakamayacağının düzenlendiğini; bu durumun, yargılama usulünü düzenleyen yasalarda yargılamanın yenilenmesi sebebi olduğunu; 2247 sayılı Kanunda bu yolun düzenlenmemiş olmasının Mahkemenin yorumuna engel teşkil etmeyeceğini ileri sürerek, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr.Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER,Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 1/3/2004 günlü toplantısında, Raportör- Hakim İsa YEĞENOĞLU’ nun 2247 sayılı Yasa'da öngörülmeyen başvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Tülin ÖZGENǒin incelenme yeteneği bulunmayan başvurunun reddi gerektiği yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME : Davacı ÇEAŞ vekili tarafından, Anayasa Mahkemesi kararına katılan Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı’nın çekinme halinin bulunduğu ileri sürülerek, yargılamanın yenilenmesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 29.9.2003 tarihli kararının kaldırılarak yeniden karar verilmesi istenilmekte olduğundan, bu istek nedeniyle, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkan ve üyelerinin dava veya işe bakmaktan çekinme hallerine ilişkin yasal düzenlemenin anlam ve kapsamının irdelenmesi gerekmiştir.

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Dava ve işlere bakmanın caiz olmadığı haller” başlıklı 7. maddesinin 4 numaralı bendinde, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı ve üyelerinin hâkim, savcı, hakem sıfatıyla bakmış veyahut tanık veya bilirkişi olarak beyanda bulunmuş olduğu dava ve işlere bakamayacakları hükme bağlanmış; 8. maddesinin birinci fıkrasında ise, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkan ve üyelerinin 7. maddede yazılı sebeplere dayanarak davaya veya işe bakmaktan çekinmeleri halinde, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce, çekinme isteğinde bulunan başkan ve üye katılmaksızın konu hakkında kesin karar verileceği öngörülmüştür.

Uyuşmazlık Mahkemesi Bölümlerinin adli, idari ve askeri yargı düzenlerinde yer alan yüksek mahkemelerin üyelerinden oluştuğu; uyuşmazlıklara konu edilen kararların önemli bir kısmının temyiz incelemesinden geçtiği; AYİM’ in ve bir kısım davalarda da diğer yüksek mahkemelerin karar vermeye yetkili ilk ve son derece mahkemesi olduğu hususları dikkate alındığında, bu kararlara hangi derecede olursa olsun katıldığı saptanan başkan ve üyeler hakkında 2247 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmünün uygulanacağının tartışmasız bulunduğunu belirtmek gerekir.

Başvuruya konu edilen Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü kararının “Usule İlişkin İnceleme” kısmında ayrıntılı olarak tartışılan söz konusu Anayasa Mahkemesi kararı, Uyuşmazlık Mahkemesi’ne Anayasa ile tanınan “görev uyuşmazlıklarını çözmek yetkisi” kapsamına giren ve onun yerine geçen bir karar niteliğinde görülmemiş olup, gerek Anayasa’da gerekse kuruluş yasalarındaki her iki yargı organının görev ve yetki sınırlarını belirleyen açık düzenlemeler karşısında, Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanının aynı zamanda Anayasa Mahkemesi Üyesi olarak “ anayasa yargısı yetkisi” kapsamına giren ilk inceleme kararına katılması anayasal bir zorunluluk olduğu gibi, bu durumun “uyuşmazlık yargısı” bakımından 2247 sayılı Yasa’nın yukarıda açıklanan 7.maddesindeki çekinme halini oluşturmayacağı açıktır.

Yargılamanın yenilenmesi istemine gelince:

2247 sayılı Yasa’nın 29. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi Bölümlerinin ve Genel Kurulun kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmış; Yasa’da bu kararlara karşı kanun yolları öngörülmemiştir.

Hukukumuzda yargılamanın yenilenmesi; maddi anlamda kesin hükmün ortadan kaldırılmasını ve daha önce esası kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi, davanın esasını hükme bağlayan mahkemeden istenilebilmekte ve bir dava olarak kabul edilmektedir.

2247 sayılı Yasa’da kanun yolları öngörülmediği gibi,görev uyuşmazlıkları bir dava olmadığına göre yargılamanın yenilenmesi müessesesinin olayımızda yorum yoluyla kıyasen uygulanmasına da hukuki olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, incelenme yeteneği bulunmayan başvurunun reddi gerekmektedir.

SONUÇ : İncelenme yeteneği bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE,1.3.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2003/85

Karar No: 2004/1

Tarihi :1.3.2004

(Hukuk Bölümü)

 

ÖZET : Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre paydaşlar ya da kat malikleri arasındaki anlaşmazlıklar dışında kalan ve yapıda imar mevzuatına aykırı çatı katının varlığı nedeniyle kısmi kat mülkiyeti kurulamayacağı yolunda Tapu İdaresince tesis edilen işleme karşı açılan davanın, 2577 sayılı İYUK.’nun 2/1-a. maddesinde sayılan iptal davası kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : S. B..

Vekilleri : Av. M. Er K., Av. E. T.K.

Davalı : Beşiktaş 1. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü

Vekili : Hazine Av. P. K.

O L A Y : İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Kuruçeşme Mahallesinde tapunun 2 pafta, 163 ada, 177 parsel sayısında kayıtlı olup, davacı ile kardeşinin müşterek maliki bulundukları arsa üzerinde yer alan bodrum, zemin ve 1. kat olmak üzere üç bağımsız bölümüne 2981 sayılı Yasa’ya göre iskân izni verilen binada, kat mülkiyeti tesis edilmesi istemiyle Tapu İdaresine başvuruda bulunulmuştur.

Davacı vekillerinin sonraki başvurusunda, kat mülkiyeti kurulması isteğinin iskân izni bulunan bağımsız bölümlere yönelik olduğunun belirtilmesi üzerine Tapu İdaresince, 18.1.2002 gün ve 2256 sayı ile; konu hakkında bilgi istenilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Boğaziçi İmar müdürlüğünün cevabi yazısında: 2981 sayılı Yasa kapsamında değerlendirildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan çatı katının mühürlendiğinin, kaçak inşaat hakkında yıkım kararı alındığının ve buna göre kat mülkiyeti kurulmasının mümkün olmadığının bildirildiğinden bahisle, kaçak olan çatı katına iskân izni verilmediği için 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca anagayrımenkulün tümünün mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmeden kısmi kat mülkiyeti kurulamayacağı belirtilerek, Yasanın öngördüğü belgelerin noksansız olarak ibrazı halinde talebin inceleneceği yolunda işlem tesis edilmiştir.

Davacı vekillerince, yasal olan bağımsız bölümler için kat mülkiyeti tesis edilemeyeceği yolundaki Tapu İdaresi işleminin iptali istemiyle, 19.3.2002 gününde idari yargı yerinde dava açılmıştır.

İSTANBUL 4. İDARE MAHKEMESİ; 29.3.2002 gün ve E: 2002/344, K:2002/417 sayı ile, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10. maddesinde, kat mülkiyeti ve kat irtifakının resmi senetle ve tapu siciline tescil ile doğacağının, 12. maddesinde, kat mülkiyetinin kurulması için anagayrımenkulün kat mülkiyetine çevrilmesi hususunda o gayrımenkulün maliki veya bütün paydaşları tarafından imzalanan bir dilekçenin tapu idaresine verilmesi veya istemde bulunulması gerektiğinin ve Ek 1. maddesinde de bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığın sulh mahkemesinde çözümleneceğinin hükme bağlandığı; bu durumda, 634 sayılı Kanun uyarınca kat mülkiyeti kurulması isteminin reddine ilişkin işlemden doğan uyuşmazlığın görüm ve çözümünün sulh mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Davacı vekillerince, aynı istekle bu kez, 4.6.2002 gününde adli yargı yerinde dava açılmıştır.

İSTANBUL 6. SULH HUKUK MAHKEMESİ; 17.2.2003 gün ve E:2002/851, K:2003/116 sayı ile, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10. ve 12. maddelerinde, kat mülkiyeti ve kat irtifakının malik veya maliklerin başvurusu üzerine tapu idaresince kurulabileceğinin ifade edildiği; anılan Yasa’ya göre mahkemece ancak, kat mülkiyeti kurulmasına elverişli bir taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi davası yoluyla verilecek bir kararla kat mülkiyeti kurulabildiği; davada, gayrımenkuldeki çatı katının yasal olmadığı ifade edilerek tapu idaresince bu nedenle kat mülkiyeti kurulamayacağı bildirildiğinden çözülmesi gereken problemin çatı katı olduğunun anlaşıldığı; bu itibarla, çözümü gereken konunun idari mahiyette olduğu ve ancak idari yargı yerinde çözülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ’nin 15.5.2003 gün ve 2003/3050-4095 sayılı kararıyla onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER,Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 1/3/2004 günlü toplantısında, Raportör- Hakim İsa YEĞENOĞLU’ nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ’nin davada idari yargının; Danıştay Savcısı Tülin ÖZGENǒin ise adli yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu ve dava dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak, davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME :Dava, 2981 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilerek iskân izni verilmiş bulunan bağımsız bölümler üzerinde kat mülkiyeti kurulması isteğinin Tapu İdaresince kısmi kat mülkiyeti kurulamayacağı nedeniyle reddine ilişkin işlemin iptali isteminden ibarettir.

23.6.1965 tarih ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10. maddesinde “Kat mülkiyeti ve kat irtifakı resmi senetle ve tapu siciline tescil ile doğar.

Ana gayrımenkulün tümünün mülkiyeti (Kat mülkiyeti) ne çevrilmeden o gayrimenkulün yalnız bir veya birkaç bölümü üzerinde kat mülkiyeti kurulamaz.

Kat mülkiyeti kurulurken aynı katta birbirine bitişik bulunan birden fazla bölüm, kat mülkiyeti kütüğüne tek bağımsız bölüm olarak tescil edilebilir.

Kat mülkiyetinin tescili, tapu memurunca düzenlenen resmi senet uyarınca veya aşağıdaki fıkraya göre verilen bir mahkeme hükmü ile yapılır.

Kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir gayrimenkul üzerindeki ortaklığın giderilmesi dâvalarında, mirasçılardan veya ortak maliklerden biri, paylaşmanın, kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümlerin tahsisi suretiyle yapılmasını isterse, hâkim, o gayrımenkulün mülkiyetinin, 12 nci maddede yazılı belgelere dayanılarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verebilir.” hükümlerine yer verilmiş; aynı Kanun’un 12. maddesinde, kat mülkiyeti kurulması istemlerine belediyece onaylı projenin, belediyece verilen yapı kullanma (iskân) belgesinin, yapının fotoğrafının, bağımsız bölümlerden herbirinin türünü ve numarasını gösteren malik veya paşdaşlarca imzalanmış noter onaylı listenin ve bu Kanuna göre düzenlenen yönetim planının ekleneceği belirtilmiş; 13. maddesinin 2814 sayılı Kanunla değişik birinci fıkrasında da “Tapu memuru kendisine verilen belgelerin tamam ve usulüne uygun ve dilekçeyi verenlerin veya istemde bulunanların yetkili olduklarına kanaat getirdikten sonra, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmasına dair resmi sözleşmeyi düzenler. Bu sözleşme aynı zamanda tescil istemi sayılır.” denilmiştir.

Anılan hükümlerde, kat mülkiyetinin, Yasa’da aranan belgelerin eksiksiz olması halinde Tapu İdaresince tesis edilecek işlem yoluyla ya da paydaşlar arasında anlaşmazlık bulunması halinde ortaklığın giderilmesi davasında verilecek mahkeme kararı ile kurulacağı öngörülmüştür.

Olayda, davacının kardeşiyle birlikte maliki oldukları taşınmaz üzerinde bulunan yapının üç bağımsız bölüm olarak 2981 sayılı Yasa kapsamında değerlendirildiği ve bu üç bağımsız bölüm için yapı kullanma izni verildiği, ancak, daha sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan çatı katının belediyece mühürlendiği ve bu kaçak inşaatın yıkımına karar verildiği, davacı tarafından, belediyece iskân izni verilen bağımsız bölümler üzerinde kat mülkiyeti kurulması için başvuruda bulunulmuş ise de, Tapu İdaresince, belediyeden kaçak çatı katı hakkındaki bilginin alınması üzerine 634 sayılı Yasa’nın 10/2. maddesi uyarınca kısmi kat mülkiyeti kurulamayacağı belirtilerek başvurunun reddedildiği, görev uyuşmazlığına konu edilen davanın da Tapu İdaresinin sözü edilen olumsuz işleminin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.

Anılan Yasa’ya göre, paydaşlar ya da malikler arasındaki anlaşmazlıklar dışında olup Yasa’nın 13. maddesi uyarınca yapının imar durumunu ya da belge eksikliğini esas alarak istemi reddeden Tapu İdaresi işlemlerinin kamu gücüne dayalı, re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilmesi nedeniyle idari işlem niteliğini taşıması karşısında, imar mevzuatına aykırı kaçak çatı katının varlığı nedeniyle kısmi kat mülkiyeti kurulamayacağı yolundaki işlemden doğan davanın, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin değişik (1/a). bendinde sayılan “idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” kapsamında görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.

Hernekadar, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na 2814 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. maddede “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir.” denilmiş ise de, bu maddede yargı yolu bakımından görev düzenlenmeyip, anılan Yasa’da adli yargının görevine giren mülkiyete ilişkin (paydaşlar arasındaki “taksim veya ortaklığın giderilmesi davası” veya kat malikleri arasındaki “arsa payının düzeltilmesi davası” gibi) davalara bakmaya hangi mahkemenin yetkili olduğuna işaret edilmektedir. Nitekim, 2814 sayılı Kanun hakkındaki Adalet Komisyonu Raporunda “... bu Kanuna ek madde 1 ilave edilerek, her türlü anlaşmazlıkların Sulh Mahkemelerinde çözümlenmesi esası getirilmiş, Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesi Asliye Mahkemelerinin görevi dışına çıkarılmış ve böylece görevli mahkeme yönünden birlik sağlanmıştır.” denilmiş ve ayrıca aynı Kanunla getirilen “634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan uyuşmazlıklar nedeniyle, bu Kanunun yürürlüğünden önce asliye hukuk mahkemelerine açılmış davalar bu mahkemelerce sonuçlandırılır.” yolundaki Geçici 2. madde hükmü ile de önceden açılmış davalar nedeniyle karışıklık doğmasının önüne geçilmek istenmiştir. Bu nedenle, değinilen maddelerin söz konusu uyuşmazlıkta uygulanma olanağı yoktur.

Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin 29.3.2002 gün ve E:2002/344, K:2002/417 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 1.3.2004 gününde Üyelerden Serap AKSOYLU ve Z. Nurhan YÜCEL’in KARŞI OYLARI VE OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.

K A R Ş I O Y

Uyuşmazlık ,iskân izni bulunan bağımsız bölümler üzerinde paydaşlar adına kat mülkiyeti kurulması isteğinin Tapu İdaresince Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre reddedilmesinden doğmuş bulunmaktadır.

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10. maddesine göre, kat mülkiyeti, resmi senetle ve tapu siciline tescil ile doğmakta; aynı Kanun’un 13. maddesinin değişik birinci fıkrasında ise, tapu memurunun, kendisine verilen belgelerin tamam ve usulüne uygun ve dilekçeyi verenlerin veya istemde bulunanların yetkili olduklarına kanaat getirdikten sonra, kat mülkiyeti kurulmasına dair resmi sözleşmeyi düzenleyeceği ve bu sözleşmenin aynı zamanda tescil istemi sayılacağı öngörülmektedir.

Anılan Yasa hükümlerinden, kat mülkiyeti kurulması isteklerinin, mülkiyet hukukunu ilgilendiren haklar tesis etme amacını taşıyan tapuya tescil istemi kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır.

Olayda, paydaşlar adına kat mülkiyeti kurulması isteğinin Tapu İdaresince anılan Yasa hükümlerine göre reddedilmiş olması karşısında, tapuya tescil istemine ilişkin bulunan davanın, mülkiyet hukuku hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerleri görevli bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle,Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki karara katılmıyoruz.

 

Üye

Üye

Serap AKSOYLU

Z. Nurhan YÜCEL

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2003/93

Karar No: 2004/2

Tarihi :1.3.2004

(Hukuk Bölümü)

 

ÖZET :Özelleştirilen kuruluşu devralan Alıcı Şirket aleyhine kıdem tazminatı istemiyle açılan davanın, özel hukuk hükümlerine göre ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : N. T.

Vekili : Av. Z. K. B.

Davalı : ASİL ÇELİK Sanayi ve Tic. A.Ş.

Vekili : Av. B.Y.

O L A Y : ASİL ÇELİK San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdürlüğünde kapsam dışı sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken, bu kuruluşun 8.8.2000 tarih ve 2000/65 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile idareye ait %96.6 oranındaki hissenin blok olarak satışı suretiyle özelleştirilmesi üzerine, 4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesi uyarınca MKEK- MAKSAM Makine San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdürlüğünde sözleşmeli mühendis kadrosuna naklen atanarak 14.12.2000 tarihinde bu görevine başlayan davacı, özelleştirilen kuruluşta 1.5.1983- 13.12.2000 tarihleri arasındaki çalışması nedeniyle kıdem tazminatı alacağının, bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesi istemiyle, 12.2.2002 gününde adli yargı yerinde dava açmıştır.

ANKARA 1. İŞ MAHKEMESİ; 20.6.2002 gün ve E:2002/146, K:2002/283 sayı ile, davacının davalı işveren yanında kapsam dışı personel olarak çalıştığı; bu durumda, taraflar arasındaki ihtilâfın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ’nin 3.10.2002 gün ve E:2002/16367, K:2002/17892 sayılı kararıyla onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

Davacı, aynı istekle, 29.11.2002 gününde idari yargı yerinde dava açmıştır.

BURSA 1. İDARE MAHKEMESİ; 29.4.2003 gün ve E:2002/1810 sayı ile, davacının, 1475 sayılı Yasaya tabi olarak çalıştığı ve özelleştirilerek özel hukuk tüzel kişisi konumuna gelen Asil Çelik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine kıdem tazminatı ödenmesi istemiyle dava açtığı; bu durumda, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesi uyarınca iş mahkemesinin görevine girdiği; ancak, bu yargı yerince daha önce görevsizlik kararı verildiğinden bahisle, görevli yargı yerinin belirlenmesi için 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulmasına, bu konuda karar verilinceye değin işin incelenmesinin ertelenmesine karar vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER,Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 1/3/2004 günlü toplantısında, Raportör- Hakim İsa YEĞENOĞLU’ nun davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Tülin ÖZGENǒin davada adli yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesi’nce anılan Yasa’nın 19. maddesinde öngörülen usul ve yönteme uygun biçimde başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME :

Dava, 4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesine göre bir kamu kuruluşuna naklen atanan davacının, özelleştirilen kuruluşta kapsam dışı sözleşmeli personel statüsünde çalıştığı sürelere ilişkin kıdem tazminatının ödenmesi isteminden ibarettir.

233 sayılı KHK: hükümlerine tabi bir İktisadi Devlet Teşekkülü olan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun (MKEK) Bağlı Ortaklığı iken özelleştirme proğramına alınan Asil Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nde kamuya ait bulunan % 96,6 oranındaki hisselerin, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca 8.8.2000 tarih ve 2000/65 sayı ile satışına karar verilmesi ve Özelleştirme İdaresi ile alıcı Yazıcı- Güriş- Parsan Demir Çelik San. ve Tic. A.Ş. arasında 29.8.2000 tarihli Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanması üzerine özelleştirme süreci tamamlanmış olup; Asil Çelik San. ve Tic. A.Ş., aynı zamanda yürürlük tarihi olan sözleşmenin imza tarihi itibariyle, özel hukuk tüzel kişiliğine dönüşmüş bulunmaktadır.

Özelleştirilen Kuruluşta kapsam dışı sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta olan davacının, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 22. maddesine göre kamu kurum ve kuruluşlarına (MKE Kurumuna) naklen atanmak için başvuruda bulunması ve bu isteğin Devlet Personel Başkanlığınca uygun görülmesi üzerine MKEK MAKSAM A.Ş. Genel Müdürlüğünün 12.12.2000 günlü oluru ile, 399 sayılı KHK. 9. maddesine göre bu Kuruluşun sözleşmeli mühendis kadrosuna ataması yapılmış, 13.12.2000 gününde eski kurumuyla ilişiği kesilmiş ve 14.12.2000 gününde ise MAKSAM A.Ş.’ndeki görevine başlatılmıştır.

4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesinin değişik ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde “Kamu kurum ve/ veya kuruluşlarına atanacak personelin bu maddenin (a) ve (b) bendlerinde belirtilen durumlarda atamalarının yapılıp, eski kurumları ile ilişkilerinin kesileceği tarihe kadar geçecek süredeki, aylık ücret, sosyal hak ve yardımlar ile her türlü hakları Özelleştirme Fonundan ödenir ve bunlardan T.C. Emekli Sandığına tabi olanların bu süre içinde sandıkla olan ilgileri devam eder.” kuralına yer verilmiş; Hisse Satış Sözleşmesinin “Çalışanlara İlişkin Hükümler ve İstihdama İlişkin Teminat” başlıklı 7. maddesinin (a) bendinde de “ŞİRKET’ te 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışan kapsam dışı personel, 4046 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilecektir.

4046 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi gereğince kapsam dışı personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil işlemi sonuçlanıp ŞİRKET ile ilişiklerinin kesileceği tarihe kadar geçecek süredeki aylık ücret, sosyal hak ve yardımlar ile her türlü özlük hakları ALICI tarafından ödeme zamanında ilgililere ödenecek ve ödemeyi müteakip bordro ve/veya ilgili diğer bilgi ve belgeler gerekli kontrol işlemleri ve mutabakatlar sağlandıktan sonra İDARE’ye intikal ettirilecektir. Bu ödemelerin karşılığı Özelleştirme Fonu’ndan en geç 60 (Altmış) gün içinde ALICI’ya ödenecektir.” denilmiştir.

Olayda, anılan 4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesine göre naklen atamaya tabi tutulan davacı, özelleştirilen kuruluşta kapsam dışı sözleşmeli personel olarak çalıştığı sürelere ilişkin kıdem tazminatının, artık bir özel hukuk tüzel kişisi olan davalı Şirket tarafından kendisine ödenmesine hükmedilmesi istemiyle, uyuşmazlığa konu edilen davayı açmış bulunmaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde:

“a) (Değişik : 8.6.2000-4577/5md) idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

c) (Değişik : 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.”

İdari dava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılabilir.

Buna göre, idare aleyhine dava açılmayıp davalı mevkiinde özel hukuk tüzel kişisinin bulunması karşısında, ortada idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan sözetmek olanaksızdır.

Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 22.1.1996 gün ve E:1995/1, K:1996/1 sayılı ve özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşlarda kapsam dışı statüde çalışan personelin kurumları ile olan ilişkilerinden doğan anlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğuna ilişkin İlke Kararının, bu kuruluşlardaki kamu hisselerinin % 50’nin altına düşmesine kadar olan süreci ilgilendirdiği; ancak, özelleştirmenin tamamlandığı andan itibaren bağlayıcılığını yitireceği açıktır.

Öte yandan, davacının kamu personeli olması da özel hukuk tüzel kişisi aleyhine açtığı davaya idari nitelik kazandırmaya yeterli değildir.

Belirtilen tüm bu hususlara göre, kapsam dışı sözleşmeli personel statüsünde çalıştığı sürelere ilişkin olarak davacıya, özelleştirilen kuruluşu devralan Alıcı Şirket tarafından Hisse Satış Sözleşmesi hükümleriyle belirlenen yükümlülükleri çerçevesinde kıdem tazminatı ödenip ödenmeyeceğine ilişkin bulunan davanın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi’nce yapılan başvurunun kabulü ile İş Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Bursa 1.İdare Mahkemesi’nin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Ankara 1. İş Mahkemesi’nin 20.6.2002 gün ve E:2002/146, K:2002/283 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDI-RILMASINA, 1.3.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/1

Karar No: 2004/5

Tarihi :1.3.2004

(Hukuk Bölümü)

 

ÖZET : İcra dairesi görevlilerinin kusurlarından doğduğu öne sürülen zararın idarece tazmini istemiyle açılan davanın, İcra ve İflas Kanunu’nun değişik 5. maddesi uyarınca ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : T. B.

Vekili : Av. S. Ö.

Davalılar : 1-Adalet Bakanlığı

Vekili : Hazine Av. A. D.

2- Karayolları Genel Müdürlüğü

Vekili :Av. H. C.Ç.

O L A Y :Davacı, Batman İcra Müdürlüğünün E:2000/2060 sayılı dosyasında borçlular (A.A) ve (H.A) aleyhine icra takibi başlattığını; her iki borçlunun paydaşı bulunduğu İzmir- Karşıyaka İlçesinde tapuya kayıtlı taşınmazın yol yapımı için kamulaştırılması nedeniyle takdir edilen bedeline maliklerce itiraz edilerek bedel arttırma davası açılması üzerine, Batman İcra Müdürlüğü dosyasından talimat alarak alacağın tahsili için Bornova 1. İcra Müdürlüğünün E: 2001/210 Tal. sayılı dosyasında, borçlular adına tahakkuk edecek kamulaştırma bedeli üzerine haciz koydurduğunu; ancak, haczin uygulanma tarihi ve idarenin yaptığı sıralama cetveline göre öncelikle kendisine ödeme yapılması gerekirken İzmir 2. İcra Dairesinin dosyasına haksız ödeme yapıldığını; İzmir 2. İcra Müdürlüğünce İcra İflas Kanununun 100. maddesine göre sıra cetveli yapılmadan ve ödeme yapacak kurumdan bilgi alınmadan aynı gün ödeme yapılmak suretiyle alacağının tahsil kabiliyetini yitirmesine neden olunduğunu ileri sürerek, uğradığı zarar karşılığı 33.000.000.000.-TL. maddi tazminatın, haksız ödemenin yapıldığı 31.5.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesi istemiyle, 30.5.2002 gününde adli yargı yerinde dava açmıştır.

İZMİR 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 10.4.2003 gün ve E: 2002/524, K:2003/187 sayı ile, kişilerin kamu görevleriyle ilgili uğradıkları zararlardan dolayı ilgili kamu kurum ve kuruluşları aleyhine açtıkları davaların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Davacı vekili, aynı istekle, 2.6.2003 gününde idari yargı yerinde dava açmıştır.

İZMİR 4. İDARE MAHKEMESİ; 17.6.2003 gün ve E:2003/691, K:2003/715 sayı ile, icra dairelerinin görevlilerinin kusuruna dayalı tazminat davasının görüm ve çözümünün, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 5. maddesine göre adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar da, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER,Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 1/3/2004 günlü toplantısında, Raportör- Hakim İsa YEĞENOĞLU’nun davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Tülin ÖZGENǒin davada adli yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak, davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME : Dava, icra dairesi görevlilerinin kusurlarından doğduğu öne sürülen zararın idarece tazmini isteminden ibarettir.

9.6.1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 100. maddesinde, hacze iştirak derecelerinin icra dairesince nasıl teşkil edileceği düzenlenmiş; aynı Kanun’un değişik 5. maddesinde, “İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.

Buna göre, İcra ve İflas Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin olarak kamu görevlilerinin işlemlerinden doğduğu öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, icra dairesi görevlilerinin yanısıra icra işlemlerine katılan Karayolları Genel Müdürlüğü personelinin de kusurunun bulunduğu ileri sürülmekte olup, anılan Yasa’da düzenlenen kamu hizmetinin yürütülmesine iştirak eden başka idare personelinin varsa kusurlarından doğan sorumluluğun, maddi ve hukuki birlik nedeniyle bu Yasa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin kabulü ile uyuşmazlığa konu edilen davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.4.2003 gün ve E:2002/524, K:2003/187 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 1.3.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/5

Karar No: 2004/8

Tarihi :1.3.2004

(Hukuk Bölümü)

 

ÖZET :4123 sayılı Yasa ve 99/13390 sayılı BKK ile öngörülen tazminatın deprem bölgesinde geçici görevle bulunan asker kişiye ödenmemesi işleminin askeri hizmete ilişkin bir yönü bulunmadığından, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın, GENEL İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : U. S. Ö.

Vekili : Av. A.H. Ö.

Davalı : 1-Mili Savunma Bakanlığı

2- Maliye Bakanlığı

O L A Y : TCG Yıldıray (Denizaltı) Komutanlığı emrinde Sey. Bçvş. olarak görev yapan davacı, denizaltının Kasım 1998 tarihinden itibaren overhol onarımları için Gölcük’te bulunduğundan bahisle, deprem bölgesinde çalışan personele ödenen tazminatın kendisine ödenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle, 31.3.2000 gününde askeri idari yargı yerinde dava açmıştır.

ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRESİ; 22.1.2001 gün ve E:2000/249, K:2001/168 sayı ile, olayda TCG Yıldıray Gemisinde görevli bulunan davacı asker kişi ise de, adıgeçen geminin onarım maksadıyla Gölcük’te bulunduğu sürede 99/13390 sayılı BKK’da belirtilen depremle ilgili tazminatın ödenip ödenmeyeceği hususunun “askeri hizmete ilişkin” bir vasfının bulunmadığı; başka bir ifadeyle, uyuşmazlığın askeri nitelikli bir işlemden kaynaklanmadığı; zira, çözümlenecek anlaşmazlığın askeri olmayan kamu kurumlarında görev yapan tüm personelin aynı istemlerinden ve onun çözümü ile varılacak sonuçtan farklı olmadığı; açıklanan nedenlerle, 1602 sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinde öngörülen “asker kişiyi ilgilendirme” ve “askeri hizmete ilişkin bulunma “ şartları birlikte gerçekleşmediğinden davanın genel idari yargının görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar,yasa yoluna başvurulmayarak kesinleşmiştir.

Davacı vekili, aynı istekle, 20.4.2001 gününde genel idari yargı yerinde dava açmıştır.

MUĞLA İDARE MAHKEMESİ TEK HAKİMİ; 24.7.2003 gün ve E:2001/727, K:2003/595 sayı ile, asker kişi olduğu tartışmasız bulunan ve fiilen askeri görevini deprem tarihi itibariyle icra eden davacı hakkında tesis edilen idari işlemin 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde tanımlanan “askeri hizmete ilişkin” bulunması karşısında, davanın görüm ve çözümünde askeri yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, itiraz edilmeyerek kesinleşmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr.Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER,Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Abdullah ARSLAN ve H.Hasan MUTLU’nun katılımlarıyla yapılan 1/3/2004 günlü toplantısında, Raportör- Hakim İsa YEĞENOĞLU’ nun davanın çözümünde genel idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Danıştay Savcısı Tülin ÖZGENǒin davada genel idari yargının; AYİM Savcısı Yasin TEKAKÇA’nın ise askeri idari yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, askeri ve genel idari yargı yerleri arasında anılan Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu ve genel idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak, davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME : Dava, 4123 sayılı Yasa’ya dayanılarak çıkarılan 99/13390 sayılı BKK ile öngörülen tazminatın ödenmemesine ilişkin işlemin iptali isteminden ibarettir.

Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 20.7.1972 tarih ve 1602 sayılı Yasa’nın 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

1602 sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.

İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden “ askeri hizmete ilişkin” olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler: idarenin bir asker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gerekler gözönünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir. İşlem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde görülmesi gerekmektedir.

Davacının, anılan Yasa hükmünde sayılan asker kişilerden olduğu tartışmasızdır.

İşlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığına gelince:

23.7.1995 tarih ve 4123 sayılı Tabii Afet Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesine Dair Kanun’a 4133 sayılı Kanunla eklenen Ek 4. maddede, “Tabii afete maruz bölgelerde çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personele bütçe kanunlarında yer alan fazla çalışma ücretinin iki katını geçmemek üzere fazla çalışma ücreti ödenir. Ayrıca bu bölgede çalışan her statüdeki personele ek gösterge dahil en yüksek Devlet memuru aylığının brüt tutarının %50’sini geçmemek kaydı ile tazminat, aylık ve ücretleri ile birlikte ödenir. Bu tazminat, damga vergisi hariç hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.

Fazla çalışmanın ve tazminatın uygulama sürelerinin, hangi yörelerdeki hangi görev ve derecelere ne miktarda ödeneceği hususlarına yönelik her türlü düzenlemeyi yapmaya Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.” hükmü yer almış; anılan Yasa maddesine dayanılarak çıkarılan 17.9.1999 tarih ve 99/13390 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi Eki Karar’ın 1. maddesinde, “a) Ekli listelerde belirtilen yerleşim birimlerinde sürekli görevle fiilen çalışmakta olan;

1) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununa tabi personele,

2) Kamu kurum ve kuruluşlarında sürekli ve geçici işçi pozisyonlarında çalıştırılanlara,

3) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve diğer kanunlar uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılan personele,

b) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ile 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununa tabi personel ile 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve diğer kanunlar uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılan personelden, afetle ilgili bir görevin ifası amacıyla bu bölge dışından ekli listelerde yer alan yerleşim birimlerinde geçici olarak görevlendirilenlere,

aylık 50.000.000 lira tazminat ödenir.

Geçici görevli personele görev süreleri ile orantılı olarak ödeme yapılır.” denilmiştir.

Anılan yasal düzenlemelere göre, deprem bölgesinde sürekli veya geçici görevle çalışan kamu personeline tazminat ödenmesinde görevliler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığı gibi, davacıya sözkonusu tazminatın ödenmemesi işleminin gerek idarece tesisi gerekse yargısal denetimi sırasında askeri kural ve gerekler yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmediğinden, dava konusu işlemin askeri hizmete ilişkin bir yanının bulunmadığı açıktır.

Belirtilen durum karşısında, olayda Anayasa’nın 157. ve 1602 sayılı Yasa’nın 20.maddelerinde öngörülen idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşulları birlikte gerçekleşmediğinden, davanın görüm ve çözümü genel idari yargı yerinin görevine girmektedir.

Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi Tek Hakimi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde GENEL İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Muğla İdare Mahkemesi Tek Hakimi’nin 24.7.2003 gün ve E:2001/727, K:2003/595 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 1.3.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/8

Karar No: 2004/11

Tarihi :1.3.2004

(Hukuk Bölümü)

 

ÖZET :4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesine göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarından birinin memur kadrosuna naklen atanan davacının, özelleştirme kapsamında bulunan TAKSAN A.Ş.’de kapsam dışı personel olarak çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatının ödenmesi istemiyle açtığı davanın İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : N. A.

Vekili : Av. Z.. B.

Davalı : TAKSAN. Takım Tezgahları Tic. ve San. A.Ş.

Vekili : Av. M. A.

O L A Y : Davacı vekili, kapsam dışı personel olarak çalışmakta iken işyerinin özelleştirme kapsamına alınması nedeniyle 4046 sayılı Yasa hükümlerine göre MKE Kurumuna naklen atanan müvekkilinin, davalı Şirkette çalıştığı sürelere ilişkin kıdem tazminatından doğan alacağının tahsiline hükmedilmesi istemiyle, TAKSAN A.Ş. ile Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine, 17.9.2001 gününde adli yargı yerinde dava açmıştır.

ANKARA 11. İŞ MAHKEMESİ; 18.7.2002 gün ve E:2001/1056, K:2002/1205 sayı ile, davalı Şirkete ait işyerinde kapsam dışı personel olarak çalışmakta iken ve henüz özelleştirme işlemi tamamlanmadan 4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesi hükmüne göre başka bir kamu kurumuna memur kadrosuna naklen ataması yapılan davacı tarafından açılan davanın, emsal kararlara göre idari yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.

Başkanlık yazısı ile getirtilen adli yargı dosyasının incelenmesinden: anılan Mahkeme kararı, taraflarca temyiz edilmesi üzerine YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ’ nin 9.12.2002 gün ve E:2002/26033, K:2002/23373 sayılı kararıyla, “Davalı işyerinin özelleştirme kapsamında olup, davacının da kapsamdışı personel olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Keza kamu kurumu niteliğindeki işyerinde çalışan kapsamdışı personelin uyuşmazlıklarında idari yargının görevli olduğu Uyuşmazlık Mahkemesinin ilke kararı ile de sabittir. Ancak bu ilke kararı, kamu kurumu niteliğinden özel hukuk tüzel kişiliğine geçiş dönemi ile sınırlıdır. Bir başka anlatımla, davalı kamu kurumu özelleştirilip özel hukuk tüzel kişiliğine geçmiş ve davacı kapsamdışı personelin bu sürede de çalışması sözkonusu ise uyuşmazlıkta artık adli yargı yerinde görülmelidir. Mahkemece bu husus açıklığa kavuşturulmamıştır. O halde, özelleştirme kapsamındaki kamu kurumu işyerinin özel hukuk tüzel kişiliğini kazandığı tarih araştırılmalı ve davacının bu tarihten sonra çalışıp çalışmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme sonucu görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur.

ANKARA 11. İŞ MAHKEMESİ; 23.10.2003 gün ve E: 2002/1547, K:2003/1804 sayı ile, Yargıtay bozma kararı üzerine davalı Şirketçe dosyaya verilen dilekçe ve ekindeki belgelerin incelenmesinden, bu Şirkete ait hisselerin tamamının halen kamuya ait olup özelleştirilmediği anlaşıldığından davaya idari yargıda bakılmasının gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Davacı vekilince, aynı istekle bu kez TAKSAN A.Ş. aleyhine, 28.11.2002 gününde idari yargı yerinde dava açılmıştır.

ANKARA 5. İDARE MAHKEMESİ TEK HAKİMİ; 11.12.2002 gün ve E:2002/1774, K:2002/1612 sayı ile, Uyuşmazlık , davacının davalı idareyle aralarında iş akdi bulunduğu döneme ilişkin olarak 1475 sayılı Kanunda düzenlenen kıdem tazminatı alacağından kaynaklandığından, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre davanın görüm ve çözümünde iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, itiraz edilmeyerek kesinleşmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER,Serap AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 1/3/2004 günlü toplantısında, Raportör- Hakim İsa YEĞENOĞLU’ nun davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Tülin ÖZGENǒin davada idari yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, adli ve idari yargı yerleri arasında davalı TAKSAN A.Ş. yönünden anılan Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu ve dava dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak, davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren adli yargı yerince Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık görülmediğinden görev uyuşmazlığının esasının incelemesine oybirliği ile karar verildi.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME :

Dava, 4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesine göre diğer bir kamu kuruluşuna naklen atanan davacının, özelleştirme kapsamında bulunan Bağlı Ortaklıkta kapsam dışı sözleşmeli personel olarak çalıştığı sürelere ilişkin kıdem tazminatının ödenmesi isteminden ibarettir.

233 sayılı KHK. hükümlerine tabi bir İktisadi Devlet Teşekkülü olan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunun (MKEK) Bağlı Ortaklığı olarak anılan KHK. eki listede yer alan TAKSAN-Takım Tezgahları Sanayii ve Ticaret A.Ş.’ndeki MKEK hisselerinin (%99.998), 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine Ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3/a. maddesi ile verilen yetkiye dayanılarak, özelleştirme kapsam ve proğramına alınmasına Özelleştirme Yüksek Kurulunca karar verilmiş olup; aynı Yasa’nın 4. maddesi ile, Başbakana bağlı kamu tüzel kişiliğine sahip ve özel bütçeli olarak kurulan Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, özelleştirme proğramına alınan kuruluşlardan, anonim şirket statüsünde olan ve anonim şirket haline dönüştürülen kuruluşların sermayelerindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye, diğerlerinde ise özelleştirme uygulamaları sonucu devredildikleri tarihe kadar bunların sermaye miktarını tespit etmek, kuruluş, birleşme veya bölünmelerinde gerekli düzenlemeleri yapmak, mal varlıkları ile hak ve yükümlülüklerine ilişkin esasları tespit etmek, hesapları ve faaliyetleri ile ilgili her türlü düzenlemeyi yapmak, bu işlemleri kolaylaştırıcı tedbirleri almak, kanuni sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla, kuruluşların mali, idari ve hukuki yapıları ile ilgili olarak düzenlemeler yapmak ve belirtilen diğer hususlarla görevli ve yetkili olduğuna işaret edilmiştir.

Anılan 4046 sayılı Yasa’nın 22. maddesinde, özelleştirme proğramına alınan, özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, küçültülen, kapatılan veya tasfiye edilen kuruluşlarda çalışan 657 sayılı Yasa’ya tabi personel ile kapsam dışı personel dahil, sözleşmeli personelin “kamu personeli” olduğu ifade edilmiş ve bunların diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nasıl nakledilecekleri ile özlük ve diğer haklarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Yukarıdan beri açıklandığı üzere, TAKSAN A.Ş., özelleştirme sürecine girmiş olmakla birlikte sermayesinin %99.9988’i oranındaki MKEK hisseleri ile % 0,0012 oranındaki T.Demir Çelik İşletmeleri hisselerinin satışı henüz tamamlanmadığından kamu kuruluşu niteliğini sürdürmekte olup, davacının da bu kuruluşta çalıştığı dönemdeki statüsü itibariyle, 4046 sayılı Yasa’da açıkça belirtilmiş olan “kamu personeli” olduğu kuşkusuzdur.(Sermaye artırımı nedeniyle 16.8.2002 tarih ve 5615 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan en son sermaye yapısına göre hisselerin % 100’ü Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait bulunmaktadır.)

Bu durumda, çalıştığı dönemdeki statüsü itibariyle kamu personeli olan davacı ile bir kamu kuruluşu olduğu çekişmesiz bulunan TAKSAN A.Ş. arasındaki ilişkinin, idare hukuku ilkelerine dayanan ve idare hukuku kurallarıyla düzenlenen bir kamu hukuku ilişkisi olduğu açıktır.

Belirtilen tüm bu hususlar ile 1.3.1996 tarih ve 22567 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış bulunan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 22.1.1996 gün ve E:1995/1, K:1996/1 sayılı kararıyla, özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşlarda kapsam dışı statüde çalışan personelin kurumları ile olan ilişkilerinden doğan anlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğuna ve konunun 2247 sayılı Yasa’nın 30. maddesi uyarınca bu doğrultuda ilke kararına bağlanmasına karar verilmiş olması karşısında, davacıya kapsam dışı personel olarak çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatı ödenip ödenemeyeceğinden doğan uyuşmazlık konusu davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde belirtilen “genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklar” kapsamında, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekeceği açıktır.

Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi Tek Hakimi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 5. İdare Mahkemesi Tek Hakimi’nin 11.12.2002 gün ve E:2002/1774, K:2002/1612 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 1.3.2004 gününde KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ İLE karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/7

Karar No: 2004/6

Tarihi :1.3.2004

(Ceza Bölümü)

 

ÖZET: Asker kişi sanığa yüklenen “resmi evrakta tahrifat" suçunun, askeri suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olması nedeniyle, açılan kamu davasının ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : K.H.

Sanık : A. P.

O L A Y : Maltepe/İstanbul 2.Zrh.Tug.Hv.Svn.Top.Bt.Komutanlığı em-rinde görevli sanık Hv.Svn.Onb. Ahmet Pelit'in, 22.11.1999 günü, GATA Çamlıca 800 Yataklı Göğüs Hastalıkları Hastanesince muayenesi yapıldıktan sonra sevk belgesinin arka yüzüne doktor beyanına ilaveten "sporlardan muaftır" şeklinde yazı yazdığı; böylece, resmi evrakta tahrifat yapmak suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 342/3. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.3.2002 gün ve E:2002/2601, K:2002/173 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

KARTAL 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 22.3.2002 gün ve E:2002/164, K:2002/85 sayıyla; suç tarihinde sanığın asker kişi olması nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek dava dosyası, 1.Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

1. ORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 7.1.2004 gün ve E:2004/49 sayıyla; adli yargı yerince verilen yetkisizlik kararının görevsizlik kararı olarak kabul edilmesi gerektiğini açıklayarak, yüklenen eylemin askeri suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı ve yargılama aşamasında sanığın terhis edilmiş olması nedeniyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin de kesildiği, bu nedenle yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle, 2247 sayılı Yasa'nın 19. maddesi hükmü uyarınca görevli merciin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulmasına,davanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesi kararına kadar ertelenmesine karar vermiş, dava dosyası, 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Tamer KORKMAZ, Erol KÜÇÜKARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 1.3.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Metin ULUKANLIGİL’in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

Dosyanın incelenmesinde, adli yargı yerince verilen Yetkisizlik kararının gerekçesinde, görevli yargı yerinin askeri yargı yeri olduğu açıkça belirtilmiş, ancak "mahkemenin yetkisizliğine" şeklinde hüküm kurulmuştur.

Ayrı yargı kolları arasında, davanın diğer yargı koluna ait olduğu kanısına varıldığında ancak görevsizlik kararı verilebileceğinden ve adli yargı yeri kararının gerekçesinde açıkça sanığın suç tarihinde asker kişi olduğu bu nedenle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu belirtildiğinden verilen kararın görevsizlik kararı olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmemiştir. Askeri yargı yerince Yasa'nın 19. maddesinde öngörülen biçimde Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunulmuştur. Esasa ilişkin inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmektedir.

Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile maddenin ikinci tümcesinde yer alan "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." sözcükleri iptal edilmiştir.

Bu duruma göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle birlikte sanığa yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Somut olayda,görevsizlik kararı veren adli yargı yerince, suç tarihinde sanığın asker kişi olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, sanığın sadece asker kişi olması askeri mahkemede yargılanması için yeterli olmayıp, bunun yanında ayrıca, yüklenen eylemin askeri suç olması ya da eylemin asker kişiye karşı veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işlenmiş olması kriterlerinden en az birisinin de bulunması gerekmektedir. Unsurları ve cezalarıyla Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiş olan "resmi evrakta tahrifat yapmak" suçunun "askeri suç" olmadığı kuşkusuzdur. Yargılama sırasında sanığın terhis edildiği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması, sanığın askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin de kesilmiş olması nedeniyle, 353 sayılı Yasa'nın 4191 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesi hükmü uyarınca, davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ yargı yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22.3.2002 günlü ve E:2002/164, K:2002/85 sayılı görevsizlik KARARININ kaldırılmasına, 1.3.2004 günü KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/8

Karar No: 2004/7

Tarihi :1.3.2004

(Ceza Bölümü)

 

TUTUKLU

ÖZET: 1-Asker kişi sanığa yüklenen “ırza geçme, kızlık bozma, kaçırıp alıkoyma” suçlarının 4551 sayılı Yasa’nın 38.maddesi ile Askeri Ceza Kanunu’nun 152. maddesi yürürlükten kaldırılmış olduğundan askeri suç niteliği bulunmadığı,

2-Askeri ve adli mahkemelere tabi kişilerin,müştereken suç işlemeleri halinde, eğer suç askeri suç değilse tüm sanıkların adli yargı yerinde yargılanmalarının gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : K.H.

Müdahil : Ş.B.

Sanıklar : 1-M. K.

2-Ç. A.

3-Ö. Ö.

O L A Y : İstanbul/Maltepe 2. Zh. Tug. Mknz. P. Tb. 1. Mknz. P. Bl. Komutanlığı emrinde görevli sanık P. Er Özgür Özyiğit'in izin tecavüzünde bulunduğu 8.8.2003 günü, sivil kişi sanıklar Murat Karayünlü ve Çağlayan Açıkalım ile birlikte parkta oturdukları sırada, markete gitmekte olan müdahil Şehri Baltacı'ya arkadaşı Özer'in kendisini beklediğini söyleyerek, hile ile sanıklardan Çağlayan Açıkalım'ın evine götürdükleri, burada önce zorla livata yoluyla ve sonra zorla ırzına geçip kızlığını bozdukları, böylece, cebir ve tehdit ile ırza geçmek, kızlık bozmak, hile ile kaçırıp alıkoymak suçlarını işledikleri ileri sürülerek, eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 416/1, 417, 418/2, 416/1, 417, 429/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15.8.2003 gün ve E:2003/31032, K:2003/2074 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

ANKARA 7. AĞIR CEZA MAHKEMESİ: 2.10.2003 gün ve E:2003/333, K:2003/331 sayıyla; Askeri Ceza Kanunu'nun 152. maddesi kapsamında kalan ırza geçme suçunun işlenmiş olduğu ileri sürüldüğüne göre, 353 sayılı Yasa'nın 12. maddesi uyarınca sanıkları yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek dava dosyası, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 3.12.2003 gün ve E:2003/2160, K:2003/1139 sayıyla; 26.5.2000 tarihinde yürürlüğe giren 26.3.2000 gün ve 24001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4551 sayılı Yasa'nın, 38. maddesi ile Askeri Ceza Kanunu'nun 152. maddesi yürürlükten kaldırıldığından, sanığa yüklenen ırza geçme suçunun askeri suç olma niteliği ortadan kalkmış olup, asker kişiye karşı, askeri mahalde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işlendiğinin de ileri sürülmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine dava dosyası, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Tamer KORKMAZ, Erol KÜÇÜKARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 1.3.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözü-münde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Metin ULUKANLIGİL’in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME :

Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmemiştir. Adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuştur. Esasa ilişkin inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME:

353 Sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında görevsizlik kararı veren adli yargı yerince, sanık Özgür Özyiğit'in yüklenen suçun işlendiği ileri sürülen günde asker kişi olması ve yüklenen suçun da "askeri suç" olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, 26.5.2000 tarihinde yürürlüğe giren 26.3.2000 gün ve 24001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 4551 sayılı Yasa'nın 38. maddesi ile 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun, 152. maddesi yürürlükten kaldırılmış olduğundan sanığa yüklenen "ırza geçme" suçunun "askeri suç" niteliği ortadan kalkmıştır.

353 sayılı Yasa'nın "Müşterek Suçlar" başlığı altında düzenlenen 12. maddesinde: "askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir" denmek suretiyle askeri olan suçlar ile askeri olmayan suçlara göre görevli yargı yeri belirlenmektedir.

Bu durumda, yüklenen eylemler "askeri suç" kapsamında bulunmadığından 353 sayılı Yasa'nın 12. maddesi hükmü uyarınca sanıkları yargılama görevi adli yargı yerine aittir.

Açıklanan nedenlerle, davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Ankara 7.Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ yargı yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2.10.2003 günlü ve E:2003/333, K:2003/331 sayılı görevsizlik KARARININ kaldırılmasına, 1.3.2004 günü KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/9

Karar No: 2004/8

Tarihi :1.3.2004

(Ceza Bölümü)

ÖZET: Askeri ve adli mahkemelere tabi kişilerin, müştereken suç işlemeleri halinde, eğer suç askeri suç değilse tüm sanıkların adli yargı yerinde yargılanmalarının gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : K.H.

Müdahil : T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü

Sanık : O. G.

O L A Y : Yeni Güven Eczanesi sahibi ve sorumlu müdürü olan sivil kişi sanık Olcay Gönen'in, 2000 yılı ve öncesi tarihlerde, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ile sözleşme yapıp, sandığın muayene ve tedavileri ile yükümlü bulunduğu kişiler hakkında, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nca haklarında kamu davası açılan sanık doktorlar tarafından düzenlenen sahte kurul raporları ve reçeteleri, eczanesinde kalfa olarak çalıştırdığı ve aynı iddianame ile hakkında görevi kötüye kullanmak suçuna müteselsilen iştirak etmek suçundan kamu davası açılan Songül Genç aracılığı ile, kullanarak kuruma fatura etmek suretiyle kurumu dolandırdığı, böylece, sahte resmi belge kullanmak ve kamu kurumunu dolandırmak suçlarını işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 346. maddesi delaletiyle 342/1, 80, 504/7, 522. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 8.10.2002 gün ve E:2002/40063, K:2002/1973 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

ANKARA 3. AĞIR CEZA MAHKEMESİ : 15.10.2002 gün ve E:2002/318, K:2002/326 sayıyla; sanığa yüklenen eylemlerin, Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı suçlardan olup, suçu birlikte işlediği ileri sürülen sanıklar hakkında askeri mahkemeye dava açıldığına göre, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de bu mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ :14.5.2003 gün ve E: 2003/138, K:2003/93 sayıyla; yüklenen eylemin askeri suç olmadığı, askeri hizmetle ilişkili bulunmadığı, asker kişiye karşı, askeri mahalde işlenmediği, 353 sayılı Yasa'nın 12. maddesi hükmü uyarınca bir suçun Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olmaması ve sivil-asker kişilerin müştereken işlemeleri durumunda yargı görevinin adliye mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, kararın sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 2. Dairesi, görevsizlik kararının onanmasına karar vermiş, dava dosyası, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Tülay TUĞCU’nun Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Tamer KORKMAZ, Erol KÜÇÜKARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 1.3.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Metin ULUKANLIGİL’in, davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmemiştir. Adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuştur. Esasa ilişkin inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.

ESASA İLİŞKİN İNCELEME:

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalâa edilmektedir.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, görevsizlik kararı veren adli yargı yerince, sanığa yüklenen suçların, "askeri suç" olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de; "sahte resmi belge kullanmak ve kamu kurumunu dolandırmak" suçlarının, unsurları ve cezaları Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen ve askeri suç kapsamında bulunmayan suçlardan olduğu açıktır. Dosyanın incelenmesinde, görevsizlik kararı gerekçesinde, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'nca, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'ne açıldığından söz edilen kamu davasının görevsizlik kararı verilip, kararın da Askeri Yargıtay 2. Dairesi'nce onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Mahkememizce yapılan araştırma sonucu, sanığın, yüklenen eylemleri birlikte işlediği ileri sürülen sanıklar hakkında, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararının kesinleşerek, dava dosyasının Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bu Mahkemece de görevsizlik kararı verilerek, dava dosyasının Mahkememize gönderilmesi üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 17.11.2003 gün ve E:2003/59, K:2003/59 sayılı kararı ile adli yargı yerince verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilerek görev konusunun da kesin olarak çözümlendiği görülmektedir.

353 sayılı Yasa'nın "Müşterek Suçlar" başlığı altında düzenlenen 12. maddesinde: "askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç

ise adliye mahkemelerine aittir" denmek suretiyle askeri olan suçlar ile askeri olmayan suçlara göre görevli yargı yeri belirlenmektedir.

Bu durumda, yüklenen eylemler "askeri suç" kapsamında bulunmadığından ve sanık hakkında açılan kamu davasının, Mahkememizin kararında belirtilen dava konusu ve sanıklarıyla doğrudan ilgili bulunması karşısında (diğer dava konusu olan dosyanın sanıkları ile sanık Olcay Gönen'in yüklenen eylemleri müştereken işledikleri ileri sürüldüğünden) 353 sayılı Yasa'nın 12. maddesi hükmü uyarınca sanıkları yargılama görevi adli yargı yerine aittir

Biran için sanığa yüklenen eylemlerin sözü edilen diğer kamu davası ile ilgili olmadığı düşünülse dahi, 353 sayılı Yasa'nın asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarını belirleyen 11. maddesi ve benzer düzenlemenin yer aldığı 1632 sayılı Askeri Ceza Yasası'nın Ek-6. maddesinde yazılı koşulların da bulunmaması nedeni ile davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle, davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ yargı yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.10.2002 günlü ve E:2002/318, K:2002/326 sayılı görevsizlik KARARININ kaldırılmasına, 1.3.2004 günü KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

—— • ——

Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından:

Esas No: 2004/10

Karar No: 2004/9

Tarihi :1.3.2004

(Ceza Bölümü)

 

ÖZET: 2247 sayılı Yasa'nın 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadı-ğından, aynı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVU-RUNUN REDDİNE karar verilmesinin gerektiği hk.

K A R A R

Davacı : K.H.

Sanıklar :1- M.E.

2- S. T.

3- İ. K.

4- R. T.

5- O.A.

O L A Y : Diyarbakır 7. Kr. Tak. Hv. Grp. Kh. Bl. Komutanlığı emrinde görevli sanıklar P.Er Osman Aksu ile P.Er Mehmet Elmas’ın, 2001 yılı Kasım ayı içinde, birliğin Erbaş ve Er tuvaletinde, P. Er Osman Aksu ile sanık P.Er İsmail Kapıcı’nın birliğin Erbaş ve Er koğuşunda cinsi münasebette bulundukları, yine aynı tarihler içinde, geceleyin pist başı nöbet yerinde nöbetçi oldukları sırada, P.Er Osman Aksu’nun sanıklar P.Er Ramazan Torlak ile sanık P. Er Seyfi Taştepe’nin cinsel organlarını ağzına almak suretiyle boşalmalarını sağladığı, böylece, alenen cinsi münasebette bulunmak, alenen hayasızca vaz’u harekette bulunmak suçlarını işledikleri ileri sürülerek, sanıkların eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 419. maddesi uyarınca (sanıklardan P.Er Osman Aksu hakkında 4 kez uygulanmak suretiyle) cezalandırılmaları istemiyle 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 26.3.2002 gün ve E:2002/274, K:2002/197 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.

7. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 20.3.2002 gün ve E:2003/497,K:2003/145 sayıyla; sanıklara yüklenen eylemin, askeri suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı ve yargılama sırasında sanıkların terhis edilmeleriyle askeri mahkemede yargılanmalarını gerektiren ilginin de kesildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce, sevk maddesi itibariyle görevsizlik kararı verilerek, dava dosyası, Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

DİYARBAKIR 1. SULH CEZA MAHKEMESİ: 10.12.2003 gün ve E:2003/1259, K:2003/1262 sayıyla; asker kişi sanıkların, askeri mahalde işledikleri ileri sürülen suçlar nedeniyle 353 sayılı Yasa’nın 9. maddesi hükmü uyarınca askeri mahkemede yargılanmalarının gerektiği, sanıkların terhis edilmiş olmalarının bu durumu değiştirmeyeceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, dava dosyası, kendisine gelmekle, 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Tülay TUĞCU'nun Başkanlığında, Üyeler; Süleyman ÖZCAN, Hamdi Yaver AKTAN, Muvaffak TATAR, Recep SÖZEN, Tamer KORKMAZ, Erol KÜÇÜKARSLAN’ın katılımlarıyla yapılan 1.3.2004 günlü toplantısında, Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’ in, başvurunun reddi yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Metin ULUKANLIGİL’in, başvurunun reddine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

USULE İLİŞKİN İNCELEME:

Dosyanın incelenmesinde, adli yargı yerince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen görevsizlik kararının, sanıklar Mehmet Elmas, Seyfi Taştepe, İsmail Kapıcı, Ramazan Torlak ve Osman Aksu’ya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.

Uyuşmazlığın incelenebilmesi için, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 1 ve 14. maddeleri uyarınca, yargı yerlerince verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 9.12.1931 gün ve E:1931/12, K:1931/48 sayılı kararında da belirtildiği gibi yargı yolunu değiştirmeye yönelik görevsizlik kararlarının temyize tabi oldukları kuşkusuzdur. Böylece, sanıklara tebliğ edilmeyen görevsizlik kararının kesinleşmesinden söz edilmesine olanak yoktur.

Açıklanan nedenlerle, Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle, 2247 sayılı Yasa'nın 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ : 2247 sayılı Yasa'nın 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından aynı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 1.3.2004 günü KESİN OLARAK OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

Sayfa Başı