Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

17 Mart 2004

ÇARŞAMBA

Sayı : 25405

 

Å ÖNCEKİ

SONRAKİ

Æ

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Bakanlar Kurulu Kararı

2004/6987 Yaş Çay Üreticilerine 2003 Yılı Ürünü Destekleme Primi Ödenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar

Bakanlığa Vekâlet Etme İşlemi

— Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM’ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

Atama Kararı

— Devlet Bakanlığına Ait Atama Kararı

Yönetmelikler

— Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Federasyon Başkanları Seçim Yönetmeliğinin 15 inci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Askerî Hâkimler Meslek İçi Eğitim Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Yapılacak İstihdam Yaratıcı ve Teşvik Belgeli Yatırımlar İçin, Gerçek ve Tüzel Kişilere Hazineye Ait Arazi ve Arsaların Bedelsiz Devrine İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik

— Millî Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Devlet Tarafından Karşılanması ve Yeşil Kart Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Atama ve Görevde Yükselme Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— İhracat Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Tebliğ

— Dış Ticarette Standardizasyon Tebliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ (No: 2004/20)

YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararı

— Anayasa Mahkemesinin E: 2002/43 (4552 Sayılı Kanun ile İlgili), K: 2003/103Sayılı Kararı


YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Bakanlar Kurulu Kararı

Karar Sayısı : 2004/6987

Ekli “Yaş Çay Üreticilerine 2003 Yılı Ürünü Destekleme Primi Ödenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar”ın yürürlüğe konulması; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 3/3/2004 tarihli ve 956 sayılı yazısı üzerine, 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 8/3/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

     

Başbakan

     

A. GÜL

A. ŞENER

M. A. ŞAHİN

B. ATALAY

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bakanı

A. BABACAN

M. AYDIN

G. AKŞİT

K. TÜZMEN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

C. ÇİÇEK

M. V. GÖNÜL

A.AKSU

K. UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı V.

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

B. ATALAY

Z. ERGEZEN

R.AKDAĞ

B. YILDIRIM

Milli Eğitim Bakanı V.

Bayındırlık ve İskan Bakanı

Sağlık Bakanı

Ulaştırma Bakanı

S. GÜÇLÜ

M. BAŞESGİOĞLU

A. COŞKUN

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

Sanayi ve Ticaret Bakanı

 

M. H. GÜLER

E. MUMCU

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

Çevre ve Orman Bakanı

 

 

Yaş Çay Üreticilerine 2003 Yılı Ürünü Destekleme Primi Ödenmesine

İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar

 

Sayfa Başı


Bakanlığa Vekâlet Etme İşlemi

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

16 Mart 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-3868

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 17 Mart 2004 tarihinde Mısır Arap Cumhuriyeti’ne gidecek olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı M. Hilmi Güler’in dönüşüne kadar; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan           

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

16 Mart 2004

B.01.0.KKB.01-06-67-2004-312

 

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 16 Mart 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-3868 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 17 Mart 2004 tarihinde Mısır Arap Cumhuriyeti’ne gidecek olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı M. Hilmi GÜLER’in dönüşüne kadar; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM’ın vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Sayfa Başı


Atama Kararı

Devlet Bakanlığından:

Karar Sayısı : 2004/5648

1 — Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğünde boş bulunan Yönetim Kurulu Üyeliğine (Hazine) Hayri BARAÇLI’nın atanması, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. ve 8. maddeleri gereğince uygun görülmüştür.

2— Bu Kararı Devlet Bakanı yürütür.

15 Mart 2004

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN                        A. BABACAN

           Başbakan                                        Devlet Bakanı

Sayfa Başı


Yönetmelikler

 

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığından:

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Federasyon Başkanları

Seçim Yönetmeliğinin 15 inci Maddesinde Değişiklik

Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 27/10/1993 tarihli ve 21741 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Federasyon Başkanları Seçim Yönetmeliğinin değişik 15 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Başkan adayı çıkmayan federasyonlar için; Merkez Danışma Kurulu üyeleri, Genel Müdür Yardımcıları, Kurul Başkanları, Birinci Hukuk Müşaviri, Daire Başkanları ve Spor Toto Teşkilat Müdüründen oluşan seçici heyet tarafından en geç bir ay içinde bu Yönetmeliğin 5 inci maddesindeki şartları taşıyanlar arasından başkan seçilir."

Yürürlük

MADDE 2 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 3 — Bu Yönetmelik hükümlerini Gençlik ve Spor Genel Müdürü yürütür.

—— • ——

Millî Savunma Bakanlığından:

Askerî Hâkimler Meslek İçi Eğitim Yönetmeliğinin Bazı

Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına

Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 5/4/1991 tarihli ve 20836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Askerî Hâkimler Meslek İçi Eğitim Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinde yer alan tanımlardan Meslek Bilgisi Sınavı ve tanımı, 15 inci maddesinin üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları ile 27 nci maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 2 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 3 — Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Savunma Bakanı yürütür.

—— • ——

Maliye Bakanlığından:

Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Yapılacak İstihdam Yaratıcı ve Teşvik Belgeli

Yatırımlar İçin, Gerçek ve Tüzel Kişilere Hazineye Ait Arazi ve Arsaların

Bedelsiz Devrine İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten

Kaldırılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 —27/3/1998 tarihli ve 23299 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Yapılacak İstihdam Yaratıcı ve Teşvik Belgeli Yatırımlar İçin, Gerçek ve Tüzel Kişilere Hazineye Ait Arazi ve Arsaların Bedelsiz Devrine İlişkin Yönetmelik" yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 2 —Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 3 —Bu Yönetmelik hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

—— • ——

Millî Eğitim Bakanlığından:

Millî Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları Yönetmeliğinde Değişiklik

Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1- 29/05/1995 tarihli ve 22297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları Yönetmeliğinin adı, “Millî Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2- Aynı Yönetmeliğin 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“ Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında kullanılacak ders kitabı, temel ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı, öğretmen kılavuz kitabı, bilgi iş ve işlem yaprakları ile diğer kitap ve eğitim araçlarının Türk Millî Eğitiminin genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak hazırlanması, incelenmesi, değerlendirilmesi, kabulü, ilânı, seçimi, yayımlanması, dağıtımı ve ders kitabı/kitapları üreten yayın evlerinde aranacak şartlarla ilgili esas ve usulleri düzenlemektir.”

MADDE 3- Aynı Yönetmeliğin 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 2- Bu Yönetmelik, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında kullanılacak ders kitabı, temel ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı, öğretmen kılavuz kitabı, bilgi iş ve işlem yaprakları ile diğer kitap ve eğitim araçlarının niteliklerinin belirlenmesi, hazırlanması, incelenmesi, değerlendirilmesi, kabulü, ilânı, seçimi, yayımlanması, dağıtımı ve ders kitabı/kitapları üreten yayın evlerinde aranacak şartlarla ilgili hususları kapsar.”

MADDE 4- Aynı Yönetmeliğin 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 3- Bu Yönetmelik, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır.”

MADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 4 üncü maddesine aşağıdaki tanımlar eklenmiş, Öğretmen Kılavuz Kitabı tanımı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, Kitap, İş ve İşlem Yaprakları, Basılmış Kitap tanımlarında geçen iş ve işlem yaprakları ibaresi “bilgi iş ve işlem yaprakları” olarak değiştirilmiştir.

“Eğitim Aracı: Ders kitabı, öğretmen kılavuz kitabı, öğrenci çalışma kitabı, bilgi iş ve işlem yaprakları, temel ders kitabı dışında kalan ve derslerin öğretiminde yararlanılan diğer basılı eserler ile film, çizgi film, film şeridi, slayt,video kaseti, resim, fotoğraf, tablo, plâk, ses kaseti, disket, CD (Kompakt disk), atölye makine teçhizatı, lâboratuvar araç- gereci ve benzeri basılı olmayan araçları,

Öğrenci Çalışma Kitabı: İlgili öğretim programlarında yer alan amaç ve açıklamalar doğrultusunda dersin öğrenilmesini kolaylaştıracak ve öğrencilerin yeteneklerinin geliştirilmesine yardımcı olacak çeşitli örnek, alıştırma, işlenen ünitelerle ilgili internet adresleri, okuma kaynakları ve diğer etkinlikleri kapsayan basılı eser ile üniteleri görsel ve işitsel yönden destekleyen CD, DVD,VCD gibi ek materyalleri kapsayan seti,

Yayın evi: Ders kitabı ve/veya eğitim aracı üreten yayın evini,

Editör: Kitabın yazıldığı alanda en az lisans düzeyinde öğrenim görmüş ve eserin üretim sürecinin koordinasyonunu sağlayan kişiyi,

Dil Uzmanı: Türkçe veya Türk Dili ve Edebiyatı alanında lisans veya lisans üstü öğrenim görmüş kişiyi,

Görsel Tasarımcı: Resim veya grafik alanında lisans veya lisans üstü düzeyde öğrenim görmüş ya da en az beş yıl ders kitabı ile diğer kitap ve eğitim araçlarını resimlediğini belgelendiren kişiyi,

Alan Uzmanı: Dersle ilgili alanda lisans veya lisans üstü öğrenim görmüş kişiyi,

Program Geliştirme Uzmanı: Program geliştirme alanında lisans veya lisans üstü öğrenim görmüş kişiyi,

Ölçme ve Değerlendirme Uzmanı: Ölçme ve değerlendirme alanında lisans veya lisans üstü öğrenim görmüş kişiyi,

Rehberlik veya Gelişim Uzmanı: Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Çocuk Gelişimi veya Gelişim Psikolojisi alanında lisans veya lisans üstü öğrenim görmüş kişiyi,

Eğitim Teknolojisi Uzmanı: Eğitim teknolojisi alanında lisans veya lisans üstü öğrenim görmüş kişiyi,

Öğretmen Kılavuz Kitabı: İlgili öğretim programlarında yer alan hedef ve açıklamalar doğrultusunda ders kitabının daha etkili kullanımını sağlayacak çeşitli örnek, alıştırma; işlenen ünitelerle ilgili internet adresleri, okuma kaynakları ve diğer etkinlikleri kapsayan, öğretmenlerin yararlanması için hazırlanan basılı eseri,”

MADDE 6- Aynı Yönetmeliğin İKİNCİ BÖLÜM başlığı ve 5 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ders Kitaplarının Nitelikleri ve İncelenmesi ile Yayın Evlerinde Aranacak Şartlar, Ders Kitaplarının Hazırlanması, İncelenmesi ve Değerlendirilmesi

Ders Kitaplarının Nitelikleri ve İncelenmesi ile Yayın Evlerinde Aranacak Şartlar

Madde 5- Ders kitaplarında aranacak nitelikler ile yayın evlerinde aranacak şartlar:

a) Ders kitaplarının nitelikleri ve incelenmesi

Ders kitapları:

1) Anayasaya ve kanunlara aykırı hususları içermez.

2) 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda yer alan Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçlarında belirtilen “Atatürk İnkılâp ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek” hükmüne ve Türk Millî Eğitiminin Temel İlkelerine uygun olarak hazırlanır.

3) Temel insan haklarına aykırılık taşımaz. Cinsiyet, ırk, din, dil, renk, siyasî düşünce, felsefî inanç, mezhep ve benzeri ayrımcılık içermez.

4) Bilimsel ilke ve yöntemlere uygun olarak hazırlanır.

5) Reklâm niteliğinde ögeleri içermez.

Ders kitapları, Ders Kitaplarında Aranacak Nitelikler ile Yayın Evlerinde Aranacak Şartlar, Ders Kitaplarının Hazırlanması, İncelenmesi, Değerlendirilmesi ve Eğitim Araçlarının Seçimine İlişkin Yönergede belirtilen hükümlere uygun olarak hazırlanır.

b) Ders kitabı üreten yayın evlerinde aranacak şartlar

Yayın evlerinin; mesleğin ilkeleri ve etik değerleri etrafında kurumsallaşmaları, ders kitabının üretim sürecini alanlarında uzmanlaşmış personel eliyle yönetmeleri, belirli öğretim alanları veya sınıflar düzeyinde ders kitabı hazırlama konusunda uzmanlaşmaları esastır.

1) Yayın evlerince başvurusu yapılan eserler; alanlarında lisans ve/veya lisans üstü düzeyde öğrenim görmüş yazar/yazarların yanında, editör, dil uzmanı, görsel tasarımcı, ölçme ve değerlendirme uzmanı, program geliştirme uzmanı ile rehberlik veya gelişim uzmanı tarafından hazırlanır.

2) Yayın evleri, ders kitabı üretebilecek yeterli sayıda insan kaynağına, fizikî mekâna, teknik donanıma ve arşive sahip olur.

Yayın evlerinin;

● Türkçe/Edebiyat, Yabancı Dil, Matematik, Sosyal Bilimler, Güzel Sanatlar, Fen Bilimleri, Meslekî ve Teknik Öğretim ile Felsefe Grubu, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi alanlarında ürettiği kitaplar için kadrolu ve sigortalı olarak istihdam edilmiş veya yayın evi sahibi/ortağı olan birer editör, dil uzmanı ve görsel tasarımcıya,

Yönetici, yazar, editör, dil uzmanı, görsel tasarımcı ve benzeri uzmanların çalışabilecekleri odalar ile arşiv, toplantı salonu, teknik donanım ve benzeri ünitelerden meydana gelen fizikî mekâna,

Bilgisayar donanımları, yazıcılar, CD kayıt cihazı, tarayıcı ve benzeri teknik donanım ile gerekli bilgisayar yazılımlarına,

Uzmanlaşmak istediği ders kitabı alanında yeterli sayıda kitap, resim, fotoğraf, harita ile basılı olmayan araçların yer aldığı arşive,

Kabul edilen ders kitabı ve/veya diğer eğitim aracı ürettiğine dair belgeye

sahip olmaları gerekir.

Ders kitabı üreten yayın evlerinin şartlarının puanlandırılmasına ve yeterli puana ilişkin esaslar Yönergede belirtilir.

3) Yüz kızartıcı bir suçtan veya telif hakları ile ilgili kanuna aykırı iş ve işlemlerden hüküm giymiş olanların, sahibi ve/veya ortağı oldukları yayın evlerinin ders kitabı başvuruları kabul edilmez. Bunlar, bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yer alan uzmanlık alanlarında görev alamaz, eserleri uygun bulunmuş olsa bile iptal edilir.

4) Yayın evinin başvurusunda verilen herhangi bir belgenin veya yazılı beyanının gerçek dışı olduğunun idarî ve/veya adlî makamlarca tespit edilmesi hâlinde, belgenin/beyanın ait olduğu eser/eserlere ait Kurul Kararı iptal edilir. Yayın evinin beş yıl süreyle yeni başvurusu kabul edilmez.

Yayın evi, yapılacak puanlandırmaya esas olmak üzere bu Yönetmelik ve Yönergede belirtilen şartlara sahip olduğunu Başkanlığa belgeleriyle birlikte sunar.”

MADDE 7- Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin 10/04/2003 tarihli ve 25075 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik (a) bendi ve (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“ a) Yarışma:

İhtiyaç duyulan alanlarda Bakanlıkça ders kitabı hazırlanmasıyla ilgili olarak ödüllü veya ödülsüz yarışma açılır.

Bu yarışmanın başvuru şekli, yarışma şartları, yarışmada derece alanlara verilecek ödülün miktarı, ödemeye ilişkin usul ve esaslar, düzenlenecek şartname ile belirlenir. Kurulca hazırlanan şartname, Tebliğler Dergisinde ilân edilir.

1) Bu yarışmaya ders kitabı üretme şartlarını taşıyan yayın evleri katılır.

2) Yarışmaya katılacak eserler, Yönergede belirtilen esaslara göre hazırlanır.

3) Eserlerin incelenmesi ve değerlendirilmesi, Bakanlığımız ve diğer resmî kurumlardan katılacak uzmanlardan oluşturulacak Özel İhtisas Komisyonlarınca yapılır.

4) İnceleme ve değerlendirme sonuçları, Kurulda görüşülür ve alınan karar Tebliğler Dergisinde yayımlanır.

e) Özel Kesimce Hazırlama:

1) Baskıya hazır nüshanın 5 (beş) adedinin, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitapları ile birlikte takım hâlinde her yıl haziran, temmuz ve ağustos aylarında incelenmek üzere Başkanlığa teslim edilmesi esastır. Ancak hangi ders kitaplarının öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitabı ile birlikte takım hâlinde verileceği Yönergede belirtilir.

Ders kitabının yeniden yazımını gerektiren program değişikliklerinde; baskıya hazır nüshaların incelenmek üzere Başkanlığa başvuruları ile ilgili takvim, kabul edilen öğretim programlarının Kurul Kararında belirtilir.

2) Yayın evi baskıya hazır nüshayı, bünyelerinde veya meslek örgütlerinde uzmanlardan oluşturulan komisyonlara incelettirebilir. İnceleme sonucunda hazırlanacak rapor, baskıya hazır nüshalarla birlikte gönderilir. Bu rapor, karar safhasında göz önünde bulundurulur.

3) Mayıs ayının üçüncü haftasının son iş gününe kadar Kurulca kabul edilen, okutulma süresi devam eden ve süresi uzatılan ders kitaplarının listesi, Tebliğler Dergisinde yayımlanmak üzere mayıs ayının sonuna kadar Daire Başkanlığına gönderilir.

4) Azınlık okulları kendi dillerinde okutulmak üzere hazırlattıkları kitapları, yeminli mütercimlerce tercüme edilmiş bir nüshası ile birlikte Başkanlığa teslim ederler. Bu kitapların üretiminde ve başvurusunda yayın evi şartı aranmaz.

5) Başvuruları yapılan eserlerin inceleme sırası Başkanlığın web sitesinde duyurulur.

6) İnceleme ve değerlendirme sonuçları, inceleme raporları ve puanları ile birlikte yayın evlerine gönderilir.”

MADDE 8- Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 8- Başkanlıkça üç kişiden oluşturulan ön inceleme komisyonu /komisyonları kurulur. Komisyon, başvuruları Yönerge hükümlerine göre değerlendirir. Ön incelemede uygun görülenler incelemeye alınır, uygun görülmeyenler iade edilir.”

MADDE 9- Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 10- Bakanlıkça ihtiyaç duyulması hâlinde yarışma, sipariş, satın alma ve yazdırma usulleri ile kitap temin edilebilir. Yarışma yoluyla sağlanan eserlerin değerlendirilmesi için Özel İhtisas Komisyonları, diğer yollarla temin edilen eserlerin değerlendirilmesinde ise özel kesimce hazırlanan eserlerin incelenmesinde olduğu gibi inceleme ve değerlendirme komisyonları kurulur.”

MADDE 10- Aynı Yönetmeliğin 10/04/2003 tarihli ve 25075 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 11- Özel kesimce hazırlanan eserlerin incelenmesi ve değerlendirilmesi Başkanlıkça oluşturulacak komisyonlarca yapılır:

a) Komisyonda, dersin özelliği ve sınıf seviyesi dikkate alınarak en az iki alan uzmanı, bir görsel tasarımcı ve bir dil uzmanı ile gerekli görülmesi hâlinde program geliştirme, ölçme ve değerlendirme, rehberlik, çocuk gelişimi ve/veya eğitim teknolojisi uzmanları da bulundurulur. Komisyonlar en az dört, en çok dokuz üyeden oluşur. İhtiyaç duyulması hâlinde komisyonlara diğer kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlardan da üye alınabilir.

Komisyon, eserleri inceleyerek 100 puan üzerinden değerlendirir.

b) 80 den aşağı puan alan eserler, reddedilmiş sayılır ve ilgili yayın evine iade edilir.

80 ve 80 in üzerinde puan alan eserlerin raporları, Projeler ve İnceleme Dairesi Başkanlığı bünyesinde kurulacak alan, dil ve görsel tasarım uzmanından oluşan üç kişilik Değerlendirme Komisyonları tarafından incelenir.

İnceleme Komisyonunca eser, 90 ve daha yukarı bir puanla değerlendirilmiş ise Değerlendirme Komisyonunun raporu ile birlikte Kurula sunulur.

80-89.99 dahil olmak üzere 80-89.99 arasında puan almış eserler Değerlendirme Komisyonunun, İnceleme Komisyonunca yapılan değerlendirmeye katılmaması hâlinde Değerlendirme Komisyonunca hazırlanacak rapor ile birlikte Kurula sunulur. Kurulun vereceği karar doğrultusunda işlem yapılır.İnceleme komisyonunun raporuna Değerlendirme Komisyonunun katılması hâlinde eser, düzeltilmek üzere yayın evine gönderilir. 30 gün içinde tekrar incelenmek üzere başvurusu yapılmayan bu eserler reddedilmiş sayılır. Düzeltilerek başvurusu yapılan eserler ise bu eserlerde komisyon tarafından tespit edilen hataların giderilip giderilmediği inceleme sırasına bakılmaksızın incelenir ve yeniden değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda 90 ve daha yukarı puan alan eserler, Değerlendirme Komisyonu raporu ile birlikte Kurula sunulur. 90 puandan aşağı alan eserler ise Değerlendirme Komisyonunun, İnceleme Komisyonunca hazırlanan inceleme raporuna ve değerlendirmesine katılması hâlinde reddedilmiş sayılır. Katılmaması hâlinde Değerlendirme Komisyonunca hazırlanacak rapor Kurula sunulur. Kurulun vereceği karar doğrultusunda işlem yapılır.

c) İnceleme sonucunda 100 üzerinden en az 90 ve daha yukarı puan alan eserler, ilgili şube müdürü veya uzman tarafından inceleme raporları ile birlikte Kurula sunulur. Gerekli görülmesi hâlinde komisyon başkanı da Kurulda hazır bulunur. Kurula sunulan eserler, inceleme ve değerlendirme raporları ile birlikte değerlendirilir.

Değerlendirme sonucuna göre eserler, Kurulca ya uygun bulunur veya düzeltilmek üzere yayın evine gönderilir ya da uygun bulunmaz. Kurul tarafından eserler bir defa düzeltilmek üzere yayın evine gönderilir.

Ancak 80-89.99 dahil olmak üzere 80-89.99 arasında puan alan ve düzeltilmek üzere yayın evine gönderilen, tekrar başvurusu yapılan ve bu başvuru sonrasındaki değerlendirmede 90 ve daha yukarı puan alan eserler, Kurul tarafından düzeltilmek üzere yayın evine gönderilmez. Bu eserler, Kurulda uygun bulunur veya uygun bulunmaz.

Düzeltilmek üzere yayın evine gönderilen eserlerde tespit edilen hataların, on gün içinde düzeltilmesi istenir. Süresi içinde başvurusu yapılmayan bu eserler reddedilmiş sayılır. Süresi içinde başvuruları yapılan eserler ise inceleme sırasına bakılmaksızın incelemeye alınır.

Kurulca belirlenen tespitlerin yerine getirilmesi şartıyla kabul edilen eserler, ilgili yayın evine gönderilir ve en geç yedi gün içinde bu tespitlerin yapılması istenir. Bu tespitlerin oranları Yönergede belirtilir. Bu tespitler, ilgili komisyona incelettirilerek rapora bağlanır. Tespitlerin belirtilen süre içinde yerine getirilmemesi durumunda eser reddedilmiş sayılır. Kurulca reddedilen eserler yayın evine gönderilir.

Kurulca gerekli görülmesi durumunda eser, ayrı bir komisyona da incelettirilebilir. Bu inceleme ve değerlendirme sonucunda eserin değerlendirilmesine ilişkin puanlama yeniden yapılır.

d) Ders kitaplarının incelenmesinden komisyon başkanı ve üyeleri sorumludur. İnceleme esas ve usullerine uymadığı, Kurulu veya Başkanlığı eksik veya yanlış bilgilendirdiği, objektif değerlendirme yapmadığı tespit edilen Komisyon Başkanının ve üyelerinin komisyondaki görevlerine son verilerek haklarında yasal işlem yapılır.

e) Başkanlıkça inceleme esas ve usullerine uyulmadığının tespit edilmesi veya gerekli görülmesi hâlinde eser, ayrı bir komisyona incelettirilerek değerlendirilir.”

MADDE 11- Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 12 – İlgili Kurul üyesi/üyeleri;

a) Komisyon üyelerinin seçiminde, komisyon çalışmalarında ve ortaya çıkabilecek problemlerin çözümünde,

b) Baskıya hazır nüsha ve diğer eğitim araçları hakkında verilecek karar safhalarında

rehberlik eder.”

MADDE 12- Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 13- Kitapların okutulma süresi, ilk kabul edildiği öğretim yılından itibaren 5 (beş) öğretim yılıdır.”

MADDE 13- Aynı Yönetmeliğin 04/09/1997 tarihli ve 23100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 14 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 14- Okutulma süresi sona eren ders kitaplarının süreleri uzatılmaz. Ancak alanında ders kitabı bulunmayan veya bir kitap bulunan ders kitaplarının birer yıl süreyle uzatılmasına; yayın evlerinin veya ilgili birimin Başkanlığa başvurusu sonucunda Kurulca karar verilebilir. Bu durumdaki kitaplar için süre uzatımı, iki defadan fazla yapılmaz. Bakanlık kitaplarının güncelleştirilmesinden ve yenilenmesinden ilgili birim sorumludur.”

MADDE 14- Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 15- Ders kitaplarının yeniden yazımını gerektirmeyen öğretim programı değişikliklerinde;

a) Ders kitabının yeniden yazılmasını gerektirmeyen kısmî değişikliklerin ders kitaplarına yansıtılması, yayın evlerinden/ilgili birimden istenir. Başkanlıkça belirlenen süre içinde gerekli düzeltmelerin yapılmadığı tespit edilen ders kitabına ait Kurul Kararı, kabulündeki yöntemle iptal edilir.

b) Başvurusu yapılmış ve inceleme sürecinde bekleyen eserler, yayın evine iade edilir. Bu durumdaki eserlerin başvurusu, Başkanlıkça belirlenen süre içinde yapılabilir.

c) Ders kitabının yeniden yazımını gerektiren program değişikliklerinde:

1) Uygunluk kararı devam eden ders kitaplarının uygunluk süresi sona erer.

2) Başvurusu yapılmış olmakla birlikte Kurul Kararına bağlanmamış eserler yayın evine iade edilir.”

MADDE 15- Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Başkanlıkça kabul edilen ders kitapları için Daire Başkanlığından fiyat alınır. Ancak yayın evi, kitabı bastıramayacaksa durumu yazılı olarak Daire Başkanlığına bildirir. Bu durumda kitap, ders kitapları listesinde yayımlanmayacağı gibi okutulma süresinde de değişiklik yapılmaz. Yayımlanan kitapların ilk ve müteakip baskılarından, basıldığı tarihten itibaren beş ay içinde, 5 adedi Başkanlığa, 1 adedi de Daire Başkanlığına gönderilir. Bu süre içinde gönderilmeyen eserlere ait Kurul Kararı iptal edilir. Başkanlık bu kitapları karara bağlanmış nüshalarıyla, Daire Başkanlığı da fiyat verilen örneği ile karşılaştırır. Bu karşılaştırmada asıl nüshalara uymadığı tespit edilen eserlerin kabulüne dair Kurul Kararı, kitabın kabulündeki yöntemle yürürlükten kaldırılır ve Tebliğler Dergisinde yayımlanır.”

MADDE 16- Aynı Yönetmeliğin 17/12/1999 tarihli ve 23909 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 22 nci maddesinin birinci fıkrası, “Yayın evi yetkilileri;” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 17- Aynı Yönetmeliğin 12/08/1998 tarihli ve 23431 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 23 üncü maddesine aşağıdaki (d) bendi eklenmiştir.

“d) Bakanlık,resmî ilköğretim kurumları öğrencileri için belirleyeceği derslerin kitaplarını satın alabilir. Bu ders kitaplarının seçiminde, Yönetmeliğin kitapların seçimine ilişkin hükümleri uygulanmaz.”

MADDE 18- Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ders kitabı bulunmaması hâlinde ders kitabı yerine kullanılacak eğitim araçlarının başvurusu, incelenmesi, değerlendirilmesi ile ilgili hususlar Yönergede belirlenir.”

MADDE 19- Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesi, madde başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ders Kitapları Dışındaki Kitaplar ile Eğitim Araçlarının İncelenmesi, Seçimi ve Kullanımı

Madde 31- Ders kitabı dışındaki diğer kitap ve eğitim araçlarının incelenmesi, değerlendirilmesi, seçimi ile kullanımında aşağıdaki hususlara uyulur.

a) Eğitim araçlarından;

1) Bilimsel nitelikteki yayın ve araştırma yapma işlevi bulunan resmî kurum ve kuruluşların eğitim-öğretim programlarını destekleyici nitelikteki yayınları,

2) Türk ve dünya klâsikleri,

3) Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve yönergeler veya bunların birleştirilmesiyle meydana getirilen eserler,

4) Okul kütüphanesinde ilgili mevzuat hükümlerine göre bulundurulan eserler,

5) Bilgisayar kullanımı için gerekli olan yazılım programları,

6) Derslerin işlenişinde kısa süreli kullanılan yazılım programları,

7) Öğretmenlerin sınıflarda yararlanmak için hazırladıkları ve kendi derslerinde kullandıkları dersle ilgili bireysel çalışmaları sonucu ortaya çıkan materyaller

herhangi bir değerlendirme veya seçime gerek görülmeden okullarda kullanılabilir.

b) Yukarıda sayılan eğitim araçları dışında kalan ve bir öğretim yılı boyunca okullarda kullanılacak her türlü eğitim aracının belirlenmesi ve seçimi, dersin öğretmeni tarafından yapılır.

Ders kitabı dışında kullanılacak eğitim araçlarının; Anayasaya, yasalara ve Millî Eğitimin Temel Amaçlarına ters düşmemesi esastır. Aksi durumda sorumluluk, eğitim aracının seçimini yapan öğretmenlere aittir.

Bu belirlemede eğitim aracının resmî/özel kişi, kurum ve kuruluşların tavsiye kararı, uygunluk veya kalite belgesi olup olmadığına bakılmaksızın:

Eğitim Aracının;

1) 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda yer alan Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçlarında belirtilen “Atatürk İnkılâp ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek” hükmüne ve Türk Millî Eğitiminin Temel İlkelerine uygun olması,

2) Bilimsel hata bulunmaması,

3) Türkçe’nin özelliklerinin bozulmadan ve doğru olarak kullanılmış olması,

4) Kişi ve kuruluşları yıpratıcı nitelikte olmaması,

5) Temel insan haklarına aykırılık taşımaması; cinsiyet, ırk, din, dil, renk, siyasî düşünce, felsefî inanç, mezhep ve benzeri ayrımcılık içermemesi,

6) Bilimsel ilke ve yöntemlere uygun olarak hazırlanmış olması,

7) Reklâm niteliğinde ögelere yer verilmemiş olması,

8) Hedeflenen öğrenci kitlesinin bilgi ve yaş düzeyine uygun olması,

9) Türkçe dışında hazırlanmış olanlarının Bakanlar Kurulunca Türkiye’de eğitim-öğretimine izin verilen yabancı dillerde hazırlanmış olması,

10) Estetik, edebî, kültürel ve sosyal değerlere uygun olması,

11) Görsel unsurlarının toplumun ortak değerleriyle bağdaşması

esasları göz önünde bulundurulur.

Ders öğretmenince belirlenecek eğitim aracı için, Eğitim Aracı Seçme ve Değerlendirme Formu (EK-1) ile bu forma dayalı olarak düzenlenecek Bilgi Formu (EK-2) okul müdürlüğüne verilir.

Bakanlığın satın alacağı eğitim araçlarının incelenmesi için başvurular Başkanlığa yapılır. Bu başvuruların incelenmesi ve diğer hususlar Yönergede belirtilir.”

Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

MADDE 20- Aynı Yönetmeliğin 10/04/2003 tarihli ve 25075 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle eklenen Geçici 1 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde 1- Bu Yönetmeliğin yayımından önce incelenmek üzere Başkanlığa başvurusu yapılan eğitim araçlarının, ilgililerince Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde geri çekilmemesi hâlinde, başvuru sırasına göre yayın evlerine iadesi sağlanır.

Geçici Madde 2- 2003- 2004 Öğretim Yılına mahsus olmak üzere baskıya hazır nüshaların başvurusu, aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin (e) bendinin birinci alt bendinden istisna tutularak nisan ayının son iş gününe kadar yapılır.

Bu Yönetmeliğin yayımından önce başvurusu yapılan baskıya hazır nüshaların incelenmesi ve değerlendirilmesi, bu Yönetmeliğin on birinci maddesi hükmüne göre yapılır.

Geçici Madde 3- Bu Yönetmeliğin yayımından önce yazarlar tarafından hazırlanarak kendi adlarına kabul edilen ders kitapları ile incelenmek üzere başvurusu yapılmış olan kitapların işlemlerinde yayın evi şartları aranmaz.

Geçici Madde 4- 2004-2005 Öğretim Yılına mahsus olmak üzere okutulma süresi devam eden, okutulma süresi uzatılan ve mart ayının on sekizinci günü mesai bitimine kadar Kurulca kabul edilen ilköğretim kurumlarında okutulacak ders kitaplarının, yazar/yazarların ve yayın evi adlarının yer aldığı ders kitapları listesi, mart ayının on dokuzunda fiyatsız olarak Tebliğler Dergisinde yayımlanır. Bu kitapların fiyatlarının belirlenmesi için ilgililer, mayıs ayının ikinci haftasının son iş gününe kadar Daire Başkanlığına başvuruda bulunurlar. Bu kitapların fiyatları ise haziran ayının ilk on günü içinde Tebliğler Dergisinde yayımlanır. Başkanlık, ilköğretim ders kitaplarının listesini, 18/03/2004 tarihi mesai bitimine kadar Daire Başkanlığına gönderir.

Geçici Madde 5- Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce okutulma süresi uzatılmış olan ders kitabının/kitaplarının uzatılma sürelerine bakılmaksızın bu Yönetmelik hükümlerine göre işlem yapılır.

Yürürlük

Madde 21- Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 22- Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür.

 

—— • ——

Sağlık Bakanlığından:

Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Devlet

Tarafından Karşılanması ve Yeşil Kart Uygulaması Hakkında

Yönetmeliğin Bazı Maddelerinde Değişiklik

Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 13/8/1992 tarihli ve 21314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Devlet Tarafından Karşılanması ve Yeşil Kart Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin" 13/6/2003 tarihli ve 25137 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 15 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 15 — Yeşil kart ve sağlık cüzdanı sahipleri, yeşil kart verilmesine esas alınan ikamet yerlerinde;

a) Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna ait birinci basamak sağlık tesislerine doğrudan müracaatla,

b) Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna ait ikinci basamak sağlık tesislerine birinci basamak sağlık tesislerinden sevkle veya doğrudan,

c) Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna ait üçüncü basamak sağlık tesislerine birinci veya ikinci basamak sağlık tesislerinden sevkle veya doğrudan,

başvurabilirler.

İkamet yerleri dışında rahatsızlanmaları halinde yine bulundukları mahalde yukarıdaki esaslara uymak kaydıyla kart sahiplerine sağlık hizmeti verilir.

Tıbbi gerekliliğe bağlı olarak gerektiğinde yeşil kart ve sağlık cüzdanı sahipleri tedavisinin devam ettiği ikinci veya üçüncü basamak sağlık kuruluşundan en yakın üniversite hastaneleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kurumlarına sevk edilir.

Acil hallerde, sevk zinciri dışında üniversiteler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait hastanelere başvurulabilir. Ancak, sağlık hizmeti bedellerinin Kanuna ve bu Yönetmeliğe göre ödenebilmesi için, acil halin varlığının başvurulan sağlık kurumu veya kuruluşunun yetkili hekimince kabul edilmesi ve durumun bu kuruluş tarafından başvuru tarihi dahil olmak kaydıyla en geç 5 (beş) iş günü içinde en yakın Devlet hastanesine bildirilmesi suretiyle konsültasyon için hekim çağrılması ve tedaviye burada devam edilmesinin konsültan hekimce uygun görülmüş olması gerekir.

Belgelendirilmesi şartıyla sürekli hastane tedavisi gerektiren hastalar ile hastanelerden tedavi ve kontrol için çağrılı olanlar, çağrılı oldukları hastaneye (Devlete ait üniversite hastaneleri dahil) çağrı evrakı ile başvurabilirler."

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 13/6/2003 tarihli ve 25137 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 17 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Yeşil kart sahibine, Sosyal Sigortalar Kurumuna ait sağlık tesisinde hizmet sunulmuş veya Sağlık Bakanlığı dışındaki kurum ve kuruluşların ikinci veya üçüncü basamak sağlık tesisine sevk edilerek bu tesisler tarafından hizmet sunulmuş ise, hizmeti sunan kurumun uymak zorunda oldukları muhasebe sistemleri içerisinde tanımlanmış gelir tahsilatına ilişkin belge veya fatura, hizmeti sunan tesisin bulunduğu il/ilçedeki en yakın Sağlık Bakanlığına bağlı hastane baştabipliğine gönderilir. Hastane, belgelerin mevcut mevzuata uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğini inceledikten sonra, toplam tedavi ücreti verile emrine bağlanarak, ödeneğin bulunduğu defterdarlık muhasebe müdürlüğüne, saymanlık müdürlüğüne veya mal müdürlüğüne gönderilir. Bedelin, sağlık hizmeti sunan tesisin bildirmiş olduğu banka hesabına aktarılması sağlanır."

MADDE 3 — 13/6/2003 tarihli ve 25137 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Devlet Tarafından Karşılanması ve Yeşil Kart Uygulaması Hakkında Yönetmeliğin Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin" geçici birinci maddesinde yer alan ".....sekiz ay içinde tamamlanır." ibaresi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"on iki ay içinde tamamlanır."

Yürürlük

MADDE 4 — Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 5 — Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

—— • ——

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından:

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Atama ve Görevde

Yükselme Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinde

Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 30/5/2000 tarihli ve 24064 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Atama ve Görevde Yükselme Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinin (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Son sicil notlarının olumlu ve son üç yıllık sicil notu ortalamasının en az 76 olması şartı aranır."

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin 2 nci fıkrasının "Bilgi İşlem Grubu" başlıklı (F) bendinin (b) alt bendi metinden çıkartılmış, aynı fıkranın "İdari Personel Grubu" başlıklı (G) bendinin sonuna aşağıdaki ifade eklenmiştir.

"Programcı Yardımcısı"

MADDE3 — Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin;

(a) bendinin 6 ncı alt bendi, (b) bendinin son cümlesi, (c) bendinin 5 inci ve 6 ncı alt bentleri ile son cümlesi, (d) bendinin 5 inci ve 6 ncı alt bentleri yürürlükten kaldırılmıştır.

(a) bendinin 4 üncü ve 5 inci alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"4) Mühendislik veya temel bilimlerde en az 4 (dört) yıllık fakülte eğitimine ilaveten en az yüksek lisans derecesine ve yeterli mesleki bilgiye sahip bulunmak ve en az 10 yıl kamu hizmetinde çalışmış olmak (İngilizce, Fransızca, Almanca dillerinden en az birini bilmek tercih sebebidir.)"

"5) İdari işlerden sorumlu Başkan Yardımcısı kadrosuna atanabilmek için en az dört yıllık fakülte veya yüksek okul mezunu olmak."

(b) bendinin 4 üncü ve 5 inci alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir

"4) En az 4 (dört) yıllık eğitim veren fakülte mezunu olmak."

"5) Dairesinin görevleri kapsamındaki konularda yeterli deneyime sahip olmak ve en az 2 (iki) yılı Kurumda olmak kaydıyla 10 yıl kamu hizmetinde çalışmış bulunmak."

(c) bendinin 4 üncü alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"4) Mühendislik veya temel bilimlerde en az 4 (dört) yıllık fakülte eğitimine ilaveten yüksek lisans derecesine sahip olmak, görevleri kapsamında yeterli mesleki bilgiye sahip olmak ve en az 5 (beş) yılı Kurumda olmak kaydıyla en az 10 yıl kamu hizmetinde çalışmış bulunmak ve İngilizce, Fransızca, Almanca dillerinden birinden Kamu Personeli Yabancı Dil Seviye Tespit Sınavı’ndan en az 65 puan almış olmak (Doktora derecesine sahip olmak tercih sebebidir.)"

(d) bendinin 4 üncü alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"4) Mühendislik veya temel bilimlerde en az 4 (dört) yıllık fakülte eğitimine ilaveten doktora derecesine sahip olmak, Merkez Müdürlüğünün görevleri kapsamına giren konularda yeterli mesleki bilgiye sahip olmak, en az beş (5) yılı Kurumda olmak kaydıyla 10 yıl kamu hizmetinde çalışmış olmak ve İngilizce, Fransızca, Almanca dillerinden birinden Kamu Personeli Yabancı Dil Seviye Tespit Sınavı’ndan en az 65 puan almış olmak."

MADDE 4 — Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin;

(a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (ı), (i), (j) bentlerinin 2 nci alt bendi, (n) ve (o) bentlerinin 3 üncü alt bendi, (f), (k), (l), (m) ve (p) bentlerinin 4 üncü alt bendi, (b), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinin 6 ncı alt bendi, (b) ve (f) bentlerinin 7 nci alt bendi, (c) bendinin 5 inci ve 6 ncı alt bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

(a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (ı), (i), (j), (k), (l), (m) ve (p) bentlerinin 3 üncü alt bendi ile (n) ve (o) bentlerinin 2 nci alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"3) Son sicil notunun olumlu ve son üç yıla ait sicil notu ortalamasının 76 olması"

(e), (f), (g), (h) bentlerinin 5 inci alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"5) Sınav tarihi itibariyle en az 2 yılını Kurumda geçirmiş olmak."

(b) bendinin 4 üncü ve 5 inci alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"4) Mühendislik veya temel bilimlerde en az yüksek lisans derecesine sahip olmak, Merkez Müdürlüğünün görevleri kapsamına giren konularda yeterli mesleki bilgiye sahip olmak, en az beş (5) yılı Kurumda olmak kaydıyla 10 yıl kamu hizmetinde çalışmış olmak ve İngilizce, Fransızca, Almanca dillerinden birinden Kamu Personeli Yabancı Dil Seviye Tespit Sınavı’ndan en az 65 puan almış olmak."

"5) İdari işlere bakacak müdür yardımcısı için en az fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak (İdari Müdür Yardımcılığı görevi için lisan bilmek şartı aranmaz.)"

(c) bendinin 4 üncü alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"4) Mühendislik veya temel bilimlerde en az yüksek lisans derecesine sahip olmak, Merkez Müdürlüğünün görevleri kapsamına giren faaliyetlerde en az 10 yıllık deneyime sahip bulunmak. (Doktora derecesine sahip olmak tercih sebebidir.) İngilizce, Fransızca, Almanca dillerinden birinden Kamu Personeli Yabancı Dil Seviye Tespit Sınavı’ndan en az 65 puan almış olmak."

(g) ve (h) bentlerinin 4 üncü alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"4) En az fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak."

MADDE 5 — Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevde yükselme suretiyle atanacak personelin, bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesindeki (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde yer alan ders konularında en az 30 saat (günde en fazla 7 saat), (g) bendinde yer alan konularda en az 45 saat olmak üzere toplam en az 75 saat olarak düzenlenecek eğitim programının tamamına katılarak eğitim sonunda düzenlenecek sınavda başarılı olması şarttır."

MADDE 6 — Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Görevde yükselme eğitimine alınacakların sayısı boş kadro sayısının iki katını geçemez. Atama yapılacağı duyurulan kadro sayısının iki katından fazla personelin baş vurması halinde Ek-1 deki değerlendirme formunda gösterilen puanlamaya uyulup, bu forma göre değerlendirilmek suretiyle toplam puanı en fazla olandan başlamak üzere kadro sayısının iki katı kadar personel belirlenerek eğitime alınır. İki katından az personelin başvurması durumunda, durumuna uygun olan bütün personelin doğrudan eğitime katılması sağlanır.

Daha önce görevde yükselme eğitimine katılmış ancak görevde yükselme sınavında başarısız olan personel ile bu sınava katılmayan personele, aynı veya benzer görev unvanları için, bu unvanlarla ilgili düzenlenecek görevde yükselme eğitimine alınmasına ilişkin bütün usul ve esaslar uygulanır."

MADDE 7 — Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Atama yapılacak boş kadroların sınıfı, unvanı, derecesi ve adedi bütün teşkilata ve personele eğitim tarihinden en az 1 ay önce, eğitimin yeri ve zamanı ise, eğitime katılacaklara en az 15 gün önce duyurulur."

MADDE 8 — Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin üçüncü cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 9 — Aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kurumca düzenlenecek görevde yükselme eğitimini yürütmek üzere 5 (beş) kişiden oluşacak sınav kurulu teşkil edilir. Sınav kurulu atamaya yetkili amir veya görevlendireceği kişinin Başkanlığında, İdari ve Mali İşler Daire Başkanı ve diğer Daire Başkanları, Merkez Müdürleri ve Hukuk Müşavirinden oluşur. Ayrıca her üyenin yerine bir yedek üye belirlenir. Kurulun sekreterya işleri İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığınca yürütülür."

MADDE 10 — Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin (a) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 11 — Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 23 — Sınavı kazananlar başarı sırasına göre boş kadrolara 3 ay içinde atanırlar. Başarı notunun aynı olması durumunda atanacak personel ekli Değerlendirme Formu’na göre belirlenir. Bu durumda da puanların eşit olması halinde, hizmet süresi fazla olana öncelik verilir."

MADDE 12 — Aynı Yönetmeliğin 32 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 32 — Bu Yönetmelik hükümleri Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun bağlı olduğu Bakan tarafından yürütülür."

Yürürlük

MADDE 13 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14 — Bu Yönetmelik hükümleri Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun bağlı olduğu Bakan tarafından yürütülür.

 

—— • ——

Sayfa Başı


Tebliğ

 

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2002/43

Karar Sayısı : 2003/103

Karar Günü : 24.12.2003

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:

1- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

2- Danıştay Onuncu Daire

İTİRAZLARIN KONUSU: 28.3.2000 günlü, 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 1. ve 2. maddelerinin, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 5., 6., 12., 13., 17., 19., 25., 26., 33. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

5.5.2000 günlü Türk Hava Kurumu Tüzüğü ile 21.5.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararın iptali için açılan davada verilen kararın temyiz edilmesi sırasında Anayasa’ya aykırılık savını ciddi bulan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ile 6.4.2000 günlü, 2000/481 sayılı Bakanlar Kurulu kararının ve bu kararla yürürlüğe konulan “Türk Hava Kurumu Tüzüğü”nün iptali için açılan davada Anayasa’ya aykırılık savını ciddi bulan Danıştay Onuncu Daire itiraz konusu kuralların iptalleri için başvurmuşlardır.

II- İTİRAZLARIN GEREKÇELERİ

- İtiraz yoluna başvuran Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“Davacılar vekili, davalı Türk Hava Kurumu Derneği aleyhine açtığı 31.05.2000 tarihli davada;

[l- Davacıların üyesi, delegesi ve organlarında görevli bulundukları ve 4552 sayılı Kanunla düzenlemeye alınan Türk Hava Kurumu Derneği (THKD), 16.2.1925 tarihinde “Türk Tayyare Cemiyeti” adı altında kurulan ve 5.8.1925 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile “Kamu Yararına Çalışan Dernek” sayılan ve 1935 yılında gerçekleşen Büyük Genel Kurulu kararı ile adını “Türk Hava Kurumu Derneği” olarak değiştiren ve aynı yapılanma ve 33. Büyük Genel Kurulu tarafından kabul edilip yine Bakanlar Kurulu’nun, 18.10.1994 gün ve 94/6127 sayılı kararıyla onaylanmış ve 17.11.1994 gün ve 22114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış Tüzüğü’nün 3/e maddesi uyarınca; “2908 sayılı Dernekler Kanunu’na” tabi özel hukuk tüzel kişisidir.(THKD. Tüzük m.3/d; DY. m.71 ).

2- 4552 sayılı Kanuna benzer bir düzenleme, daha önce Bakanlar Kurulu’nun 1.11.1999 tarih ve 23863 sayılı T.C. Resmi Gazete’de yayımlanan 22.10.1999 tarih ve 99/13485 sayılı kararıyla: “Türk Hava Kurumu Tüzüğü’nün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük” şeklinde yürürlüğe konulmuş ve bu Tüzüğün 1. maddesinde, 18.11.1994 tarih ve 94/6127 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Türk Hava Kurumu Derneği Tüzüğü’nün yürürlükten kaldırıldığı; geçici 1. maddesinde, Türk Hava Kurumu Derneği’nin yürürlükten kaldırılan Tüzüğünde belirtilen organların görevlerinin bu Tüzüğün yürürlüğe girmesiyle sona ereceği, söz konusu organların görevlerinin, Başbakanlıkça belirlenecek bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik bir Kurul tarafından yerine getirileceği, bu Kurulun en geç altı ay içinde Türk Hava Kurumu Derneği’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin tüzüğü hazırlayarak, Bakanlar Kurulu’na sunacağı belirtilip böylece oluşturulan üç kişilik Kurula atama yapılmasına ilişkin Başkanlığın 01.11.1999 gün ve 139/02519 sayılı işlemlerin, iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle Danıştay Onuncu Dairesi’nde açılan Esas No:1999/4871 ve 1999/5044 sayılı davalarda: “2908 sayılı Kanunun 71. maddesindeki Bakanlar Kurulunca tüzüğün onaylanacağı hükmünden hareketle, özel hukuk tüzelkişisinin yetkili organının yerine geçerek ve kanunun vermediği bir yetki kullanılmak suretiyle Türk Hava Kurumu Tüzüğü’nün Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlükten kaldırılmasında, Kurum organlarının görevlerinin sona erdirilmesinde, sona erdirilen organların görevlerinin yerine getirecek üç kişilik kurul oluşturulmasında ve bu kurula yeni tüzük hazırlama görevi verilmesinde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.” ... gerekçesiyle verilen, 17.2.2000 ve 9.3.2000 tarihli kararlarla, dava konusu anılan idari işlemlerin yürütülmesinin durdurulması mahkemece kararlaştırılmış ve kararlar, davalı Başkanlığına tebliğ edilmiş ve ayrıca davacılar vekili olarak tarafımızdan davalı idareye dilekçe verilerek, Anayasa’nın 138 f.4 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Yasası’nın 28 b.1, 52 f.1 maddeleri hükümleri uyarınca, anılan yürütmeyi durdurma kararlarının icaplarına göre, gecikmeksizin işlem ve eylem tesis edilerek uygulanması istenmişken; Bakanlar Kurulu, söz konusu yürütmeyi durdurma kararını uygulamamak için, dava konusu düzenlemesinin aynını ve aynı içerikle, bu defa kanun tasarısı biçiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunmuş ve bu tasarı... yürütmeyi durdurma kararının uygulanması için tanınan otuz günlük sürenin (İYUY.m.28 f.1) dolduğu son gün, TBMM’ce kabul edilip, 4552 sayıyla Kanunlaşmış ve daha önce görevden uzaklaştırılan Türk Hava Kurumu Derneği organlarının görevlerini yapmak üzere Başbakanlıkça atanan ve bu atama işlemlerinin yürütmesi durdurulan aynı kişiler, bu görevlerinden hiç ayrılmayarak ve yeni yasal düzenleme gerekçe gösterilerek, Başbakanlığın 30.03.2000 tarih ve B.02.0.MÜS./38/00764 sayılı işlemiyle yeniden görevlendirilmiştir.

4552 sayılı Kanunla getirilen bu düzenleme, yukarıda açıkladığımız yapılış sürecine bakıldığında, her şeyden önce bir amaç saptırması yönünden Anayasa’ya aykırı olmakla karşı karşıyadır. (AY.m.5). Çünkü, Anayasa’nın 138/son hükmü “yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır.; bu organlar idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” kuralını içermektedir. Oysa, Bakanlar Kurulu ve TBMM, Danıştay kararına uymak yerine, Danıştay’ın mevzuata aykırı bulduğu karar konusu hükümleri, aynı içerikle bu kez kanunla düzenleyerek, amaç saptırması yoluyla, Danıştay kararını etkisiz hale getirmektedir. Böylece 4552 sayılı Kanun, öncelikle yapılış amacı bakımından Anayasa’nın 138/son hükmüne ters düşmektedir.

3- Öte yandan, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun, “Kamu yararına çalışan dernek sayılma” başlıklı 59. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılması, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığı’nın önerisi, Danıştay İdari İşler Kurulu’nun kararı ve Bakanlar Kurulu’nun onayına bağlıdır. Bu düzenlemeye paralel olarak aynı Kanunun özel durumlar başlıklı 71. maddesinin 2. fıkrasında: Türk Hava Kurumu, Bakanlar Kurulunca onaylanmış tüzüğüne ve kanunların verdiği görev ve yetkilere göre teşkilatlanır ve yönetilir hükmü yer almaktadır. Anayasa’nın 33. maddesinde, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahip olduğu, dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil şart ve usullerinin kanunda gösterileceği belirtilmiştir. Anayasanın bu amir hükmü gereği, 2908 sayılı Dernekler Kanunu kabul edilmiş ve 7.10.1983 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Türk Hava Kurumu’nun da özel durumlar dışında 2908 sayılı Kanunun genel hükümlerine tabi kamu yararına çalışan bir dernek olduğundan kuşku bulunmamaktadır. 2908 sayılı Dernekler Kanunu, Türk Hava Kurumu bakımından 71. maddedeki özel durumlarla birlikte uygulanması gereken Kanundur. 71. maddedeki özel durumlar da; Türk Hava Kurumu’nun Bakanlar Kurulunca onaylanmış Tüzüğüne ve kanunların verdiği görev ve yetkilere göre teşkilatlanacağı ve yönetileceği, Kurumun mal ve paralarının Devlet malı sayılacağı, bunlara karşı suç işleyenlerin Devlet memuru gibi cezalandırılacağıdır. Bu durum karşısında, Türk Hava Kurumu Tüzüğü’nün değiştirilmesi 2908 sayılı Kanunun 26. maddesinin 2 numaralı bendine göre Kurum Genel Kurulu’nun kararına bağlıdır. Kanunun 71. maddesiyle Bakanlar Kurulana tanınan yetki, Türk Hava Kurumu Tüzüğü’nün Bakanlar Kurulunca onaylanmasından ibarettir. Tüzüğü onaylama yetkisi, onaylamamayı da kapsar. Ancak Kurumun amaçlarına ve bu arada kamu yararına aykırılık nedeniyle onaylanmama halinde, onaylamama nedenlerinin giderilmesi de Kurum Genel Kurulu’na aittir... Yukarıda belirtildiği gibi Türk Hava Kurumu Derneği’nin Tüzüğü, bu Derneğin 33. Büyük Genel Kurulu tarafından kabul edilerek, Bakanlar Kurulu’nun 18.10.1994 tarih ve 94/6127 sayılı kararı ile onaylanmış ve 17.11.1994 tarih ve 22114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Tüzüğün değiştirilmesi veya tamamen yürürlükten kaldırılarak yeni bir Tüzüğün yürürlüğe konulması için, onama yöntemine paralel bir yöntem izlenerek (usulde paralellik ilkesi; özellikle yetki ve şeklide paralellik) ; (1) Medeni Yasanın 47-48., Dernekler Yasasının 26.b.2 maddeleriyle, Kurum Tüzüğü uyarınca (m. 17), Dernek Yetkili Organının (Büyük Genel Kurul) kararı; (2) İlgili Bakanlığın görüşünün alınması; (3) İçişleri Bakanlığı’nın önerisi; (4) Danıştay İdari İşler Kurulu’nun kararı ve (5) Bakanlar Kurulu’nun onama kararı vermesi süreçlerinin izlenmesi zorunludur.(D.Y. md.59 f.1, 71)...

... 4552 sayılı Yasayla, yıllarca önce usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş birel işlem durumundaki Türk Hava Kurumu Tüzüğü’nün, Bakanlar Kurulu’nca veya oluşturduğu bir kurul aracılığıyla yürürlükten kaldırılması; dernek kurma ve üyelik haklarında eşitlikle, çoğulcu, özgürlükçü, çağdaş toplum düzeniyle bağdaşmaz kısıtlamalar getirilmesi, hukukun temel kurallarından olan “idari istikrar”, “kazanılmış hak” ve “hukuk güvenliği” ilkelerine aykırı olacaktır. Gerçekten: Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin bir gereği olan hak ve özgürlüklerin ve toplumun huzur ve refahının güvenlik altına alınması, ancak hukuki durumlarda kararlılık sağlamakla olabilir. Öte yandan kararlılık da hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olarak “kazanılmış hak kavramı”nın benimsenmesiyle gerçekleşebilir. (Anayasa Mahkemesi 29.11.1966, E.66/11, K.66/44-RG.27.12.1967-12787) Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu açıkça belirtilmiştir. Hukuk devleti olmak, idare edilenlere hukuk güveni sağlayan bir düzen kurmaktır. Böyle bir düzen kurulması, yasama ve yargı yetkileri ile yürütme alanına giren bütün faaliyetlerin, hukuk kuralları içinde kalması, temel hak ve özgürlüklerin değiştirilmesi ve aykırı davranılması kolay olmayan metinler içinde, Anayasa ilkesi haline sokulmasıyla gerçekleşebilir. (Anayasa Mahkemesi 29.4.1969, E.68/61, K.69/23-RG.15.12.1970-13695) Anayasa koyucu, hukuk devletinin bir gereği olarak kamu yararıyla kişi haklarını bağdaştırmaya çalışmış, hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumayı öngörmüştür. Demokratik hukuk devletinde, hangi amaçla olursa olsun, sınırlamalar belli bir özgürlüğün kullanılmasını bütünüyle kaldıracak düzeyde olamaz ve amaçla, sınırlama arasında adil bir orantı mutlaka bulunur. Bir sınırlama ölçütü olan kamu yararı kavramı, her ne kadar, soyut bir kavram ise de; “hakkına getirilecek sınırlama, cezalandırma sonucu doğuruyor ve devlete olan güveni sarsıyorsa, o sınırlamanın kamu yararına olduğundan söz edilemez.” (Danıştay l. D. 13.9.1989, E.89/130, K.89/112 - Danıştay Dergisi 78-79.17).

Sonuçta Hukuk devleti olmanın da kendine özgü kuralları vardır. Bu kuralların başında, icra organlarının, yargı organlarının ve yasamanın, Anayasa’da ifadesini bulan ilke ve kurallara uygun olarak faaliyette bulunmaları gelir. Anayasaya uygun olarak yürürlüğe konulmuş bulunan kanunları, tarafsız ve adil bir anlayış içinde uygulamak, gücünü anayasadan alan yargı organlarının kararlarım tam ve eksiksiz yerine getirmek yanında, hem Anayasa kurallarını ve hem de yargı kararlarında yer alan ilke ve esasları göz önünde bulundurmak suretiyle hükümet etmek ve yasama faaliyetini yürütmek, icra organları ile yasamanın görev ve sorumluluğundadır. (Anayasa Mahkemesi, 13.11.1995, E.95/45, K.95/58, RG.24.11.1995, s. 22473) Böylece yinelemek gerekirse, 4552 sayılı Kanunla ve maddeleriyle getirilen düzenleme, Anayasa’nın 2. maddesiyle ve bu maddeyle getirilen hukuk devleti niteliğinde yer alan “ hukuk güvenliği” ve “kazanılmış hak” ilkeleriyle ve yine “Devletin Temel Amaç ve Görevleri” başlıklı Anayasa’nın 5. maddesiyle bağdaşmayacaktır.

4- ... Anayasanın 33. maddesinin 4. fıkrasına (ve Dy.m.52, 54 f. l-4’e) göre; Dernekler Kanununun öngördüğü hallerde hakim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlemesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalanmanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirebilir. Bu merciin kararı, yirmi dört saat içersinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırk sekiz saat içersinde açıklar; aksi halde bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar. Bu biçimde faaliyetten alıkonulan derneğin maddi ve hukuki varlığının korunabilmesi için, mahalli sulh mahkemesince derneğe bir kayyım tayin edilerek derneğin hak ve mali varlığının korunması sağlanır. (DY.m.54 f.5) Yine yukarıda açıklandığı gibi, herhangi bir biçimde bir derneğin organları eksik olur ve başka yolla yönetimi sağlanmamış bulunursa, Medeni Yasanın 377. maddesinin 4. bendi hükmü uyarınca, sulh mahkemesince derneğe kayyım (idare kayyımı) atanır.

Böylece bellidir ki: Anayasa ile teminat altına alınan kişisel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının, yasaların bu konuda getirecekleri açık hükümlerle idareyi yetkili kılmasına bağlı olduğu, hukuk devleti kavramının ve kanunilik ilkesinin tabii bir sonucudur. Bu kuralın icabı olarak idari makamlar, yasaların kendilerini yetkili kılmadığı konularda, kişiler yönünden bunların haklarını sınırlayıcı işlemler tesis edemeyecekleri gibi, yasalarda açıkça yer almayan bir mükellefiyetle de onları ilzam edemezler. Öte yandan idari makamlar, yasalarla verilen yetkiye dayanarak kişilerin hak ve özgürlüklerini muvakkaten dahi olsa kısıtlayabilecek nitelikte işlem tesis ederlerken, yine yasalarla saptanan usul ve esaslar dairesinde hareket etmek zorunluluğundadırlar. (Danıştay 12. D. 8.4.1971, E.1970/1836, K.1971/827-Danıştay Dergisi, 1972, Y.2, S.4, s.382)

... Kanunla İçişleri Bakanlığı’na (veya Bakanlar Kurulu’na) dernek kurulmasına izin verme veya kuruluşu onama gibi yetkiler tanıyan bir hükme yer verilmemiştir. Böyle bir yetinin verilmesi de yukarıdaki sözü edilen Anayasa hükmü (m.33) karşısında esasen mümkün değildir. Devlet idaresinde yer alan hiçbir organ kaynağını yasalarda bulmayan bir yetkiyi kullanamaz. Bu hukuk devleti ilkesinin tabii bir gereğidir. (Danıştay 12. D. 23.9.1972, E.1972/592, K.1973/1620-Danıştay Dergisi, 1974, Y.4, S.14-15, s.620).

Keza, Anayasa’nın 6. maddesi “Türk Milleti, egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır. Hiçbir kimse veya organ Anayasada olmayan bir devlet yetkisi kullanamaz” kuralını içermektedir. 4552 sayılı Kanunun, Anayasa’nın 33/4 hükmü ile yargı organlarına tanıdığı derneklerin hukuki varlığını sona erdirme yetkisini Bakanlar Kurulu’na ve T.H.K (Türk Hava Kurumu Derneği) için bu kanunla TBMM’ne tanımakla, Anayasa’nın 6. maddesiyle de bağdaşmayan bir düzenleme getirmiştir. Dolayısıyla, 4552 sayılı Kanunun getirdiği sözünü ettiğimiz bu düzenlemeler, aynı zamanda, Anayasa’nın 2. maddesinde ve Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan “hukuk devleti” ve Başlangıcın 4. paragrafındaki “kuvvetler ayrılığı” ilkeleri ile de bağdaşmamaktadır...

5- ... Hukukumuzda şirketler dışındaki sendika, dernek gibi özel hukuk tüzel kişiliklerinin oluşumu izin koşuluna bağlanmamıştır. Dernek ve sendikalar, Anayasa, Dernekler Yasası, Sendikalar Yasası ile yapılan düzenlemeye göre ve Medeni Kanunda yer alan genel düzenleme gereği kuruluş belgelerinin ilgili merciye verilmesi ile tüzel kişilik kazanmaktadır. Anayasal ve ilgili yasal düzenlemelerde, genel olarak idarenin anılan tüzel kişilikleri kuruluş ve faaliyetlerine müdahale etmemesi esası benimsenmiştir. Dolayısıyla anılan tüzel kişiliklerin kuruluş ve faaliyetlerine idarenin genel kolluk yetkisini kullanmak suretiyle müdahalesi mümkün değildir. Söz konusu özel hukuk tüzel kişilerinin faaliyetlerinin durdurulmasına, kapatılmalarına ancak yetkili adliye mahkemesince karar verilebilir. (Danıştay 10.D, 10.11.1992, E.1991/1262, K. 1992/3 901-Danıştay Dergisi 1992, S. 87, s.529).

Bilindiği gibi Anayasamız, vatandaşların dernek kurmak hakkına “temel
haklar” arasında yer vermiştir. Anayasamızın dernek kurma hürriyeti başlığını taşıyan 33. maddesine göre, herkes önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Ayrıca taraf bulunduğumuz uluslararası antlaşmalardan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 21. maddesi, herkese barışçı toplanma hakkı tanınır. 22. maddesi herkes başkalarıyla birlikte dernek kurma hak ve özgürlüğüne sahiptir de
mek suretiyle bu hakkın bütün insanlara tanınması gerektiğini öngörmüştür...

Anayasa’nın 13, 14. ve 15. maddelerinde özgürlüklere ya da bunların kullanılmasına ilişkin genel sınırlamalar kurala bağlanmaktadır. Bu kuralların incelenmesi, herkes için özgürlüğün asıl olduğunu, bunların sınırlandırılmasını ise gerçekleşmesi güç koşullara bağlandığını açıkça ortaya koymaktadır. Özgürlükler, herkesin hatta kişinin kendisine karşı bile korunmuş, Yasa Koyucudan gelebilecek tecavüzlere karşı Anayasa Mahkemesi güvencesine bağlanmıştır. (Anayasa Mahkemesi 26.11.1986, E.85/8, K.86/27- RG.14.8.1987-S.19554).

“Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasını düzenleyen Anayasanın 13. maddesi, 2. fıkrasında bu maddenin 1. fıkrasındaki toplumsal yararları sağlamak amacıyla, bir temel hak ve özgürlüğe getirilen sınırlamanın, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı ve öngördükleri amaç dışında kullanılamayacağı -Anayasa yargısında bilinen adıyla ölçüsüz olamayacağı- amir hükmünü içermektedir. Oysa 4552 sayılı Kanunla, Bakanlar Kuruluna verilen derneklerin hukuki varlığını sona erdirme niteliğindeki bu yetkiler, dernek hakkını tümüyle ortadan kaldırır, “içeriği ile, ölçülü olmadığı gibi, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle de bağdaşmamaktadır.” ...

6- ... Özellikle kişi dokunulmazlığı ve herkesin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının (AY.m.17,19) ve düşünce açıklama özgürlüğünün (AY.m.26) doğal uzantısını oluşturan dernek kurma hakkı, kurulan derneğin özgür ve özerk bir hukuksal alanda bulunmasını gerektirecektir. Bu nedenledir ki Anayasanın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı ve öngördükleri amaç dışında kullanılamayacağı belirtilmiştir... Bu kurallar karşısında ve Anayasanın üstünlüğü ilkesi ışığında, itirazımıza konu 4552 sayılı Kanunda ve hükümlerinde olduğu gibi dernek kurma özgürlüğünü ortadan kaldırıcı ve özünü yok edici işlemler ve bu özgürlüğün kullanılmasını kökten engelleyici düzenlemeler anayasayla bağdaşır sayılamayacaktır. (AY.m.11,19,138; MY.m.23; BY.m.19-41).

Öte yandan bireylerin dernek kurma özgürlüğü hukukumuzda, derneğin kendi iç düzenini, üyelik hak ve yükümlerini ve etkinlik alanını belirleme serbestliği (Dernek Özerkliği) ile tamamlanır ve örgütlenme özgürlüğü, örgütlerin özgürlüğü ile bütünleşir.

Sonuçta bir tüzel kişilik olan dernekler ve şirketler için, kendi tüzüğü veya sözleşmesine göre ve yine kendi organlarınca yönetilmek, hukuk devleti niteliğinin hukuk güvenliği düşüncesinin ve kazanılmış hak ilkesinin doğal gereğidir. Bu nitelik, düşünce ve ilkeler; yargı ve bilim çevrelerince içtihat edildiği ve bu yönde ayrıca incelendiği gibi, değil idari işlemlerle, yasalarla bile bozulamaz, değiştirilemez. (Yargıtay 1.H.D. 24.1.1984 E.1983/14113, K.1984/344, YKD.1984, C.10, S.8, s.1161; Yargıtay 11. HD. 20.10.1995, E.1995/4655, K.1995/789-Yasa 1996, C.15, S.170, s.151; Yargıtay 2.H.D 23.01.1996 E.12893, K.700- İ.K.İ.D. 1996, S.431, s.12215). Çünkü tüzük, derneğin Anayasasıdır. Çünkü derneğin amacı, örgütü, üyeleri ile olan ilişkileri, yönetim merkezi ve gelir kaynakları gibi önemli ve temel hususların hepsi, daha dernek kurulurken tüzükle belirlenmiş olur. Bu hükümler, genel mahiyette olan birtakım kurallardır. Zira Medeni Kanunun derneklerle ilgili konu ve sorunların düzenlenmesini derneklerin kendilerine bırakmıştır; onlara, emredici
hükümlere aykırı düşmemek şartıyla bunları diledikleri şekilde düzenleme yetkisini
tanımıştır. (MY. m.56) Kurucuların dernek kurma iradesi, der
neğin tüzüğünde açığa
vurulur. Tüzük, derneğin örgütünü ve iç yaşayışını düzenleyen hükümleri içeren çok
taraflı bir hukuki işlemdir. Tüzük, önce dernek kurucu üyelerinin iradelerine, daha
sonra yapılacak değişikliklerde dernek genel kurulunun kararına day
anan, dernek için
bir objektif hukuk normu niteliğinde olan ve dernek hayatı ve üyeleri için bağlayıcı
hukuk kuralları içererek dernek kurucularının veya genel kurul kararlarına katılan
üyelerin kişiliklerinden bağımsız özellikli bir dernek iç yasasıdır, y
azılı bir hukuk kaynağıdır. (DY.m.4, 8, 9, 26/2). Tüm bu yönleriyle tüzük, dernek kurma hakkının
kullanılmasını sağlayan, dernek kurma iradesini açıklayan ve bu hakkı ve iradeyi
somutlayan bir olanaktır. (MY.m.53/l; DY.m.9). Derneğin kurulmasından sonra is
e;
dernek, tüzüğünde yer alan hususlardan kendi iradesi ile değişiklik yapmak hakkına
sahiptir. Bu irade, bir karar biçiminde gerçekleşir ve derneğin böyle bir kararının
verme yetkisi en üst karar organı olan dernek genel kurulunundur. (MY.m.48;
DY.m.26/2)
. Böylece idarece oluşturulmuş bir Kurulun, Türk Hava Kurumu Derneği
organlarının görevlerini üstlenerek (Dernek genel kurulu sıfatıyla) hazırladığı Dernek
Tüzüğünün yürürlüğe konulması işleminin dayanağı sayılan 28 Mart 2000 tarih ve
4552 sayılı “Dernekle
r Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ve bu
Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasındaki (a) ve (b) bentleri hükümleri; 2 maddesiyle
konulan Geçici 7. maddesi hükümleri, sırasıyla Anayasanın Başlangıç 4. ve 2.
paragrafları hükümlerine (AY.m.176) ve a
yrıca 2., 5., 6., 12., 13/1-2., 17., 19., 25.,
26., 33/4. ve 138/son maddeleri hükümlerine ve tüm özel hukuk sistemine açıkça
aykırıdır...

7- Kanun, genel, soyut ve kişisel olmayan kurallar içermelidir. Uygulayıcı
bireysel idari işlemler ve önlemler, kanunla yapılamaz. Kanun ancak bu konuda yapılacak işlemlerle ilgili kuralları koymakla yetinip, uygulamayı yetkili idari makamlara bırakmak zorundadır...

İdarenin düzenleyici işlemleri, yasaların uygulanması ve bunların verdiği ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin “tüzükler” ve “yönetmelikler”dir. (AY.m.115,124) İdarenin bir özel hukuk tüzelkişiliğinin tüzüğünü veya yönetmeliği hazırlaması, gerçek kişiler olan insanların özel yaşam alanları tanzim etmekle eşdeğerdir ve böyle bir yaklaşım Anayasa’nın özellikle 12/1., 17/1. ve 19. maddeleri hükümleriyle güvenceye alınan kişi dokunulmazlığı başta olmak üzere, temel hak ve özgürlükleri kurucu tüm anayasal koruyucu haklar sistemine aykırıdır.

8- Gerekçesinde, Türk Hava Kurumu yöneticileri hakkında açılan davalar ve yolsuzluk iddialarının, bu Kanun Tasarısı’nı gerektirdiği ifade edilmiş ve ek geçici maddeyle, yasanın yürürlüğe girmesiyle bu yöneticilerin görevlerinin sona ereceği belirtilmiştir... Türk Hava Kurumu yöneticileri hakkında, bu görevler sebebiyle aleyhlerine halen verilmiş bir mahkeme kararı veya açılmış bir dava yoktur. Bu haliyle Gerekçe, Anayasaca güvenceye bağlanan “kişi hürriyeti ve güvenliği’ne” ve “suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılmaz” yönündeki en temel Anayasal ilkeye aykırıdır. (AY.m.l5, 19)... Ayrıca yine gerekçede, denetim ihtiyacının bu dernekler için böyle bir yasal düzenlemeyi gerektirdiği ifade edilmektedir. Oysa dernekler, özel hukuk tüzelkişileri olarak iç ve dış denetime en çok açık tutulmuş ve bu konuda gerek üyelerine ve gerekse yürütme ve yargı mercilerine yasalarla çok geniş denetim olanakları tanınmış kuruluşlardır. Ancak bu düzenlemeyle idare, yine yukarıda değerlendirdiği gibi, denetlemek değil, yargıç güvencesini aşarak, düşünce ve dernek özgürlüğünde bir alana doğrudan müdahale emsali yaratma ve giderek bu alanları idari işlemlerle düzenlemek istemektedir...

9- İdare, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 4., 16. ve 18. f. 3. maddeleriyle öngörülen ve izinle bir derneğe üye olan Devlet Memurlarının, Milli Savunma Bakanlığı’nın 3.3.1998 tarih ve 23361 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Tebliği’nde doğrulandığı ve duyurulduğu gibi, bu derneklerin yönetim ve denetim
kurullarında görev alamayacağına ilişkin amir hükme rağmen; böyle bir Devlet Memuru o
lan bir Silahlı Kuvvetler Mensubu kişinin başkanlığında, dava konusu dernek organlarının görevini yapacak bir kurul oluşturmuştur. Görülüyor ki idare, ... somut olay ve işlem bağlamında da hukuk kurallarına özenle yaklaşmama amacında ve tavrında ısrar etmektedir. Üstelik dava konusu genel kurul adlı toplantı da aynı tavır yinelenmiş; anılan yasal nedenlerle dernek yöneticisi olamayacak Silahlı Kuvvetler mensubu kişiler, davalı Derneğin Genel Başkanlığı’nda ve organ üyeliklerine aday olmuşlar ve seçilerek, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 4., 16. ve 18 f.3. maddeleriyle öngörülen ve izinle bir derneğe üye olan Devlet Memurlarının, bu derneklerin yönetim ve denetim kurullarında görev alamayacağına ilişkin amir hükümlerine aykırı kararlar alınmıştır...] biçiminde açıklamalarından sonra :

[1- 28 Mart 2000 tarih ve 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ve bu Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasındaki (a) ve (b) bentleri hükümleri ile; 2. maddesiyle konulan Geçici 7. maddesi hükümleri, sırasıyla Anayasa’nın Başlangıç 2., 4., ve 6. paragrafları hükümlerine (A.Y.m.176) ve ayrıca 2., 5., 6. 12., 13/1-2 ., 17., 19., 25., 26., 33/4. ve 138/son maddeleri hükümlerine açıkça aykırı olup, uygulanmaları durumunda sonradan giderilmesi güç ve olanaksız zararlara yol açacaklarından, bu yoldaki itirazımızın kabulüyle: (a) denetimleri ve iptalleri için (b) yürürlüğün durdurulması istemli olarak, Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca, konunun Anayasa Mahkemesi’ne intikal ettirilmesine;

2- 28.3.2000 tarih ve 4552 sayılı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmüyle görevleri sona erdirilen davalı Türk Hava Kurumu Derneği’nin organlarının görevlerini yerine getirmek üzere, Başbakanlığın 30.3.2000 tarih ve B.02.0.MÜS./38/00764 sayılı işlemiyle oluşturulan Kurul’un, davalı Derneğin organı olan Genel Kurulu sıfatıyla (Dernekler Yasası M.26/2) hazırlayarak, 5.5.2000 tarih ve 24040 Mükerrer sayılı, Resmi Gazete’de yayımlanan, “Türk Hava Kurumu Derneği Tüzüğünün” tamamının, bu Tüzük’ün Anayasa’nın 10, 12, 17, 33., Medeni Yasanın 60, 61, 63, 67, 68., Dernekler Yasası’nın 4., 16., 18, 19., 21., 24. ve 27. maddelerine aykırılığı yukarıda özellikle belirtilen 19, 21, 24, 27, 52. madde ve hükümlerinin yine özellikle Medeni Yasa’nın 68. maddesi ve ilgili yasa hükümleri uyarınca geçersizliklerinin tesbitine ve iptaline;

3- Davalı Türk Hava Kurumu Derneği’nin “36. Büyük Genel Kurulu” adı altında, 21 Mayıs 2000 tarihinde Ankara’da yapılan toplantının ve bu toplantının çağrısı dahil, toplantıda alınan tüm karar ve işlemlerin hukuka aykırılıklarının ve geçersizliklerinin tesbitine ve iptaline ve öncelikle bu karar ve işlemler ileride giderilmesi güç zararlar doğuracağından HYUY.m. 101, 102, 103 gereğince uygulanmalarının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına;

4- Yargılama giderleriyle, avukatlık ücretinin de davalı idareye yükletilmesine;]

Karar verilmesini istemiştir.

Davalı Dernek cevabında: [... Ulu Öder ATATÜRK’ün yol göstericiliğinde, Türk Gençliğine fevkalade teknik bir konu olan havacılığın sivil ve askeri alanlardaki büyük önemini anlatmak, havacılığı tanıtmak, sevdirmek, vatan savunmasında amatör havacılığın katkısını artırmak ana amacıyla 16 Şubat 1925 tarihinde kurulan Türk Hava Kurumu (THK) milletimizin maddi ve manevi desteğinde yaşamaktadır. 5 Ağustos 1925 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernekler arasına alınmıştır. Aynı zamanda dernekler arasında sadece Kızılay gibi mal varlığı devlet malıdır. 1925 yılından beri ana amacını yerine getirmek için diğer derneklerden farklı olarak gelirini kanunlarda sağlanan haklarla sağlamaktadır. Bu nedenle denetimin, yönetimin de diğer derneklerden farklı olması mecburiyeti vardır. Diğer derneklerde vuku bulan aksaklıklar milletimizi maddi ve manevi açıdan yaralamayabilir. Ancak, THK için bunu söyleyebilmek mümkün görülmemektedir.

Diğer önemli bir konu ise; fevkalade teknik bir konu olan havacılığın
yönetiminin ehil ellerde olması mecburiyetidir. THK kuruluşundan 1987 yılına kadar
günün şartlarına uygun olarak devamlı surette havacılıkta ehil olan yöneticiler
tarafından yönetilmiştir. Anılan yöneticiler genelde hem havacılıkla ilgili yüksek
okulu, hem de ilave olarak pervaneli/Jet uçuş okullarını bitirmiş ve THK’nu
yönetmeden önce en azından THK büyüklüğünde bir uçuş birliğinin veya kurumunu
yönetmişlerdir. 1987 yı
lından itibaren ihtisasa önem verilmeden yönetilen THK
müdahale edilinceye kadar, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Sosyal Yardımlaşma
ve Dayanışma Vakfı, Diyanet Vakfı gibi hayır kurumlarına 3.5 Trilyon ana para ve
trilyonlarca faizi olmak üzere borçlanmıştır. Ayrıca henüz hesaplama çalışmaları
devam eden ve tahminen 2.5 trilyon olduğu değerlendirilen 1998 yılı kurban derisi
borcu mevcuttur. Anılan borçlanmanın büyük bölümünün ihtisasa hürmetleri
eksiklikten kaynaklandığı değerlendirilmektedir...

Bu konularda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma devam ettiği için hukukun üstünlüğü esas alınarak soruşturmanın sonuçlanması beklenmektedir. Ancak bu arada Kurum güvence kaybettikçe, diğer hayır kurumlarına borçları arttıkça Halkımızın yardımları da azalmış kurum gelir kaybına da uğramıştır.

Amaçlarını yerine getirmek için, gelirleri özel konularda devlet güvencesi altında, Türk Milletinin fedakarlık ve hayırlarıyla temin edilerek, mal varlığı devlet malı sayılan, bütün il ve ilçelerde yurt sathına yayılmış 602 Şube Başkanlığı , 108 uçak, helikopter ve havacılıkla ilgili diğer müştemilatıyla birlikte, üç meydanı işleten THK’nun gelirlerinin kanunlarla hayırsever Milletimizden temin edilmesi, mal varlığının devlet malı olması nedeniyle diğer derneklerden farklılık arz etmekte, amaçlarını yerine getirmek için özel kanunlarla yönetilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle bir kanun bulunmaması nedeniyle Kurumun müflis duruma düştüğünü değerlendiren Bakanlar Kurulu faaliyete geçerek duruma müdahale mecburiyetinde kalmaktadır... Hele Kurumun kurtarılması için yapılan müdahalenin anayasaya aykırı bulunması ve yürütmeyi durdurma isteği ise hiç kabul edilemeyecek bir iddiadır. Tersine Kurumun kurtarılması için çaba gösterilmemesi millet önünde bütün ilgilileri fevkalade suçlu duruma getirir.

l- Tüzük iptali istemi ile açılacak davaların çözüm yerinin Hukuk Mahkemeleri olmadığı tartışmasızdır. Ayrıca iptali istenen Tüzük, Bakanlar Kurulunun 6 Nisan 2000 günlü kararı ile yürürlüğe konulduğu için, tüzük iptali davasında Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığının hasım olarak gösterilmesi de hatalıdır.

Dava dilekçesindeki, Türk Hava Kurumu Tüzüğünün iptali isteminin görev yönünden ve husumetin yönetilmesindeki hata nedeniyle reddi gerekecektir.

2- 21 Mayıs 2000 tarihinde yapılan 36. Büyük Genel Kurulun iptali istemi ile açılan davada, 2908 sayılı Dernekler Kanunun 4552 sayılı Kanunla değişik 71. maddesinin 2. fıkrası (a) ve (b) bentleri ile geçici 7. maddesinin Anayasanın 2, 5, 6, 12, 13, 17, 19, 25, 26, 33 ve 138. maddelerine aykırı olduğu, bu yüzden iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerekeceği iddia edildiğinden, öncelikle bu iddianın tartışılıp irdelenmesi zorunlu görülmektedir.

Anayasanın 152. maddesine göre, açılmış bir davada, taraflar, uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak bir kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürebilmektedirler.

Ancak, bu iddianın Mahkemece, Anayasa Mahkemesine götürülebilmesi için;

a) Mahkemenin davaya bakmaya görevli olması,

b) Anayasaya aykırılığı öne sürülen hukuk kuralının, o davada uygulanacak olması,

c) Anayasaya aykırılık iddiasının Mahkemece de ciddi olduğu kanısına varılması,

Koşullarının bir arada bulunması gereklidir.

Yukarıda kısaca değinildiği gibi, Genel Kurulun iptali istemi ile açılan davaya bakmaya sayın Mahkeme görevli değildir.

Dava dilekçesinde Anayasaya aykırı olduğu öne sürülen 2908 sayılı Kanunun 71. maddesinin değişik 2. fıkrası (a) ve (b) bentlerinde, Bakanlar Kuruluna, Türk Hava Kurumunun organlarının görevlerine son verme, bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturma ve tüzüklerini değiştirme yetkilerinin tanındığı görülmektedir.

Bu bentlerde, Türk Hava Kurumunun genel kurullarının toplanmasını ve genel kurullarda alınacak kararları düzenleyen bir kural yoktur. Değişik bir anlatımla, Türk Hava Kurumunun, dava konusu yapılan genel kurulu, Anayasaya aykırılığı öne sürülen kurallara göre toplanmamıştır. Genel Kurula çağrıdan başlayarak, toplantı ve karar yeter sayısının belirlenmesine, çeşitli kararların alınmasına ve seçimlerin yapılmasına kadar bütün işlemler, Dernekler Kanununun Genel Kurul Çalışmalarını düzenleyen hükümlerine ve Dernek Tüzüğüne göre yürütülmüştür.

Keza, geçici 7. madde, geçici kurul oluşturmayla ve yeni tüzüğün hazırlanması ile ilgili maddedir. Bu maddenin de genel kurulun toplanması ile ilgisi yoktur.

Dava, genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların iptali istemi ile açıldığı için, Anayasaya aykırılığı öne sürülen kurallar uyuşmazlığın çözümünde uygulanan hukuk normları değildir.

Sözü edilen maddelerin Anayasaya aykırı olduğu iddiası da ciddi değildir. Kanunda yapılan değişiklik Türk Hava Kurumu ile Türkiye Kızılay Derneğinin yıpranmasına neden olan eleştirileri önlemek ve yeniden yapılandırarak halkına daha iyi hizmet vermesini sağlamak amacıyla yapılmıştır.

Kanun koyucu bu iki derneğin çalışmasını başından beri diğer derneklerden ayrı bir statüde değerlendirmiştir. Her iki derneğe kanunla verilmiş görevler bulunmaktadır. Ayrıca bu iki derneğin mal ve paraları devlet malı sayılmaktadır. Bunlara karşı suç işleyenler de devlet memuru gibi cezalandırılmaktadır. Burada devlet kendi malına sahip çıkmıştır...] demiş ve davanın reddini istemiştir.

Dava mahkemece ret edilmiş, davacılar temyiz itirazlarında, işlemin dayanağı olan 4552 sayılı Kanunun Anayasaya aykırılık iddialarının tekrarı ile Anayasa Mahkemesine başvurulması isteğini yenilemişlerdir.

2949 sayılı Kanunun 28. maddesi “bir davaya bakmakta olan mahkeme: ...Taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmışsa tarafların bu konudaki iddia ve savunmalarını ve kendisini bu konuya götüren görüşünü açıklayan kararı, dosya muhtevasından mahkemece bu konu ile ilgili görülen belgelerin tasdikli örnekleri ile birlikte Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderir... Mahkemenin Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmemesi halinde bu iddia temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.” hükmünü taşımaktadır.

Şu halde davacıların temyiz itirazlarında ileri sürdükleri Anayasaya aykırılık iddiasının öncelikle karara bağlanmasında zorunluluk vardır.

Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi kabulü ve işin Anayasa Mahkemesine götürülebilmesinin ilk koşulu, söz konusu hükmün davada uygulanacak kanun hükmü olmasıdır. Böyle olunca davacının isteminin içeriği önem kazanmaktadır.

Davacı yukarıda açıklandığı üzere;

a) 4552 sayılı Kanunla 2908 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. madde ile kurulmuş olan kurul tarafından oluşturulan Dernek Tüzüğünün hükümsüz olduğunun tesbitini,

b) Söz konusu tüzüğe dayanarak oluşturulan Genel Kurul toplantısının ve kararlarının iptali istenmiştir.

Söz konusu tüzüğün oluşumunda Bakanlar Kurulunun onayı bulunduğu idari işlemle tüzüğün tamamlandığı, tüzüğün geçersizliğinin tesbitine adli yargılama
yerinde karar verilemeyeceği savunulmuştur. Her ne kadar tüzüğün onaylanmasına dair Bakanlar Kurulu kararı idari nitelikte olup, bu kararın iptali için Danıştay
10. Dairesinde 2000/2115 ve 2000/2200 esas sayılı davalar açılmış ise de, dairemizce incelenen bu davanın konusu o işlem olmayıp,
o işlemin öncüsü olan tüzüktür.
“Herkes önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.” (AY.md.33/1)
Dernekler ancak “gerçek kişiler” tarafından kurulabilir. (2908 Sayılı K. m.l,4)
Derneklerin tüzükleri kurucu üyeler tarafından hazırlanır. (2908 S
ayılı K. m.8)
Kuruluş bildirimi ve ekleri mahallin en büyük mülki amirliğine verilmekle dernek
tüzel kişilik kazanır. (2908 Sayılı K.m.9) Dernek tüzüğünün değiştirilmesi, dernek
genel kurulunun görev ve yetkileri arasındadır. (2908 Sayılı K.m.26). İstisnai
bir
kural gereği (2908 Sayılı K.m.71) davalı kurumun tüzüğü Bakanlar Kurulunun

onayı ile yürürlüğe girer. Şu halde davalı kurumun tüzüğünün geçerli bir şekilde
oluşup oluşmadığı 2908 sayılı Kanun, bu arada 4552 sayılı Kanunla değiştirilen 71.
madde ile aynı kanunla eklenen geçici 7. madde çerçevesinde tartışılacaktır. Esasen
davalı kurumun Dernekler Kanuna tabi bir tüzel kişi olduğu yönünde bir
uyuşmazlık da yoktur. 2908 sayılı Kanunun 7, 20 ve 743 sayılı Türk Kanunu
Medenisinin 68. maddeleri dikkate alındığında davaya istek çerçevesinde bakma
görevinin adli yargı yerine ait olduğu, Yargıtay’ın görevi gereği davacıların
Anayasaya aykırılık iddiasını Anayasa Mahkemesine götürme görevini haiz olduğu
açıkça ortaya çıkmaktadır.

Yukarıda değinildiği üzere 2908 sayılı Kanunun 4552 sayılı Kanunla değişik 71. maddesi ile aynı Kanunla eklenen geçici 7. maddesi hükümleri tümü ile davanın çözümünde doğrudan doğruya uygulanacaktır.

Davacı, 05.05.2000 günlü Resmi Gazetede yayımlanan tüzüğün hükümsüzlüğünün tesbiti ve bu tüzük uyarınca yapılan genel kurul toplantı kararlarının iptali davasında, bu tüzüğün oluşturulmasının dayanağı olan 4552 sayılı Kanunun Anayasanın başlangıç, 2, 5, 6, 12, 13/1-2, 17, 19, 25, 26, 33/4 ve 138. maddesine aykırı olduğu iddiasını ortaya atmaktadır.

Tarafların iddia ve savunmalarında Anayasa Mahkemesinin muhtelif kararlarına da atıf suretiyle yaptıkları açıklamalar, iddianın tartışılabilir nitelikte olduğunu açıkça göstermektir. 2949 sayılı Kanun 28. maddesi uyarınca Kanunun Anayasa Mahkemesine götürülebilmesi için “hukuki bakımdan savunulabilirlik” (Doç. Dr. Yılmaz Aliefendioğlu; Anayasa Yargısı, 1997, sf: 169) ciddi bir kuşkunun varlığı” (Prof. Dr. Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, 1993, sf: 376) yeterli olup, davacı tarafından ortaya atılan bu hal davayı uzatma ve savsama amacı taşıdığı da düşünülmeyeceğinden Türk Medeni Kanununun 2. maddesi çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de görülmemiştir.

SONUÇ: Davacının, bu davada doğrudan uygulama alanına girecek olan 4552 sayılı Kanunun, 2908 sayılı Kanunun 71. maddesini değiştiren 1. maddesi ile bu Kanuna geçici 7. maddeyi ekleyen 2. maddesinin Anayasaya aykırılık iddiası, dairemizce ciddi bulunduğundan; konunun Anayasanın 152, 2949 sayılı Kanunun 28. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine gönderilmesine; karara dosyanın konu ile ilgili bölümlerinin dairemiz yazı işleri müdürü tarafından onaylanacak örneklerinin eklenmesine; işin esasının incelenmesinin Anayasanın 152/1. ve 2949 sayılı Kanunun 28/5. maddesi çerçevesinde ertelenmesine oyçokluğuyla karar verildi. 05.02.2002”

- Danıştay Onuncu Daire’nin başvuru kararının gerekçe bölümü ise şöyledir:

“30.3.2000 tarih ve 24005 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 28.3.2000 tarih ve 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 1. maddesiyle 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 71. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları değiştirilerek;

“Türkiye Kızılay Derneği kuruluş amacına ve uluslararası anlaşmalarla tayin edilen nitelik ve durumuna göre; Türk Hava Kurumu ise kuruluş amacına göre düzenlenen tüzüklerine ve kanunların verdiği görev ve yetkilere uygun olarak teşkilatlanır ve yönetilir,

Bakanlar Kurulu, Türkiye Kızılay Derneği ve Türk Hava Kurumunun;

1- Genel kurullarının kararı üzerine tüzüklerini onaylamaya ,

2- Denetleme yetkileri bulunan mercilerin raporları üzerine,

a) Organlarının görevlerine son vermeye ve bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturmaya,

b) Tüzüklerini değiştirmeye, yürürlükten kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye.

Yetkilidir.” hükümleri getirilmiştir.

4552 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle de 2908 sayılı Kanun’a aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 7.-Türk Hava Kurumunun organlarının görevleri bu Kanunun yayımı tarihinde sone erer. Söz konusu organların görevleri, Başbakanlıkça belirlenecek bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik bir kurul tarafından yerine getirilir. Bu Kurul en geç bir ay içinde Türk Hava Kurumunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin tüzüğü hazırlayarak Bakanlar Kuruluna sunar.”

Kurulumuzca, dava konusu işlemlerin dayanağı olan 4552 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırılık bakımından incelenmesi, davacıların bu yöndeki savları da dikkate alınarak gerekli görülmüştür.

Dayanılan Anayasa Kuralları:

“MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

“MADDE 13.- Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”

“Madde 33.- Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.

Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.

Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.”

MADDE 138.- (Dördüncü fıkra) “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Uyuşmazlık konusu olay:

Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Türk Hava Kurumunun 33. Büyük Genel Kurulu tarafından kabul edilerek Bakanlar Kurulunun 18.10.1994 tarih ve 94/6127 sayılı kararı ile onaylanmış ve 17.11.1994 tarih ve 22114 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Türk Hava Kurumu Tüzüğü mevcut iken Bakanlar Kurulunun 1.11.1999 tarih ve 23863 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22.10.1999 tarih ve 99/13485 sayılı kararıyla, Türk Hava Kurumu Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük’ün yürürlüğe konulduğu; bu Tüzüğün 1. maddesinde, 18.10.1994 tarih ve 94/6127 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Hava Kurumu Tüzüğünün yürürlükten kaldırıldığının; geçici 1. maddesinde, Türk Hava Kurumunun yürürlükten kaldırılan Tüzüğünde belirtilen organların görevlerinin bu Tüzüğün yürürlüğe girmesiyle sona ereceğinin; söz konusu organların görevlerinin, Başbakanlıkça belirlenecek bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik bir kurul tarafından yerine getirileceğinin; bu kurulun en geç altı ay içinde T.H.K. nun yeniden yapılandırılmasına ilişkin Tüzüğü hazırlayarak Bakanlar Kuruluna sunacağının belirtildiği, öte yandan, Başbakanlık’ın 1.11.1999 tarih ve 139/02519 sayılı işlemiyle de, üç kişilik kurula atama yapıldığı, Dairemizin 17.2.2000 tarih ve E:1999/4871 sayılı kararıyla “Türk Hava Kurumu Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük”ün yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği. Dairemizin 9.3.2000 tarih ve E:1999/5044 sayılı kararıyla da, Başbakanlığın üç kişilik kurula atama yapılmasına ilişkin 1.11.1999 tarihli işleminin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, bu üç kişilik kurul tarafından hazırlanan ve 17.2.2000 tarih ve 23967 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 2000/113 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yürürlüğe konulan “Türk Hava Kurumu Tüzüğü”nün ve anılan Bakanlar Kurulu Kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada da 23.3.2000 tarih ve E:2000/893 sayılı kararla yürütmenin durdurulması kararı verildiği, 30.3.2000 tarih ve 24005 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4552 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 71. maddesinin değiştirildiği 2. maddesiyle Geçici Madde 7’nin eklendiği, bu defa 4552 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca Başbakanlığın 30.3.2000 tarihli işlemiyle üç kişilik kurul oluşturulduğu, bu kurul tarafından Türk Hava Kurumunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin olarak hazırlanan “Türk Hava Kurumu Tüzüğü’nün 5.5.2000 tarih ve 24040 sayılı Resmi Gazetede 2000/481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yayımlanarak yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır.

Anayasaya aykırılığın irdelenmesi:

Türk Hava Kurumu, 2908 sayılı Dernekler Kanunu hükümlerine tabi kamu yararına çalışan bir özel hukuk tüzel kişisidir.

Anayasada, kamu yararına çalışan dernekler ile diğer dernekler için farklı düzenlemeler yapılmamıştır. Türk Hava Kurumu da, kanunla düzenlenmiş olan özel durumlar dışında 2908 sayılı Dernekler Kanununun genel hükümlerine tabidir.

Derneklerin nasıl kurulacağı, dernek kurma hürriyetinin hangi sebeplerle ve ne şekilde sınırlanabileceği Anayasanın 33. maddesinde hükme bağlanmış olup, derneklerin, Kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla kapatılabileceği veya faaliyetten alıkonulabileceği, ancak, milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merciin derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebileceği, bu merciin kararının yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulacağı, hakimin kararını kırksekiz saat içinde açıklamaması halinde bu idari kararın kendiliğinden yürürlükten kalkacağı öngörülmüştür.

Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu uyarınca; en az yedi gerçek kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelmesi ve tüzüğünü yetkili makama vermesiyle tüzel kişilik kazanan ve organları oluşturulan derneğin; yetkili organlarının bir kararı olmadan; 4552 sayılı Kanunun 2. maddesiyle; organlarının görevlerine yasama tasarrufuyla son verilmesi, organlarının görevlerinin Başbakanlıkça belirlenecek üç kişilik bir kurul tarafından yerine getirilmesi ve Türk Hava Kurumunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin tüzüğün bu kurulca hazırlanarak Bakanlar Kuruluna sunulması Anayasanın 33. ve 13. maddelerine uygun görülmemektedir.

Öte yandan, 4552 sayılı Kanunun 1. maddesiyle, Bakanlar Kuruluna, denetlemeye yetkili mercilerin raporları üzerine; organlarının görevlerine son vermeye ve bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturmaya, tüzüklerini değiştirmeye, yürürlükten kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye yetki verilmesinde de Anayasanın 33. maddesinde öngörülen dernek kurma hürriyetini ortadan kaldırması nedeniyle Anayasanın anılan maddesine ve 13. maddesine aykırılık bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Çünkü derneklerin tüzükleri ve organları derneklerin kurucu unsurları olup, tüzüklerin yetkili organlarınca ortaya konulacak iradeleri dışında Bakanlar Kurulunca değiştirilmeleri ve yürürlükten kaldırılmaları, organlarının görevlerine son verilmesi; dernek kurma hürriyetini ortadan kaldırıcı nitelik taşıması nedeniyle, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında tanımlandığı gibi, hukuk devleti; insan haklarına saygı gösteren, bu hakları koruyucu adil bir hukuk düzeni kuran, bunu sürdürmeye kendisini yükümlü sayan, bütünüyle hukuka uyan devlet demektir. Hukuk devleti niteliğini kazanmanın vazgeçilmez koşullarından birisi mahkeme kararlarına uyulma zorunluluğudur. Anayasanın 138. maddesinde; Yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği öngörülmüştür.

Bu kural gereğince yasama organının yapacağı düzenlemelerde daha önce aynı konuda verilen yargı kararlarını etkisiz kılacak biçimde yasa çıkarmamak yükümlülüğü vardır.

4552 sayılı Kanunun 2. maddesiyle Dernekler Kanununa eklenen geçici 7 nci maddeyle getirilen hüküm; Bakanlar Kurulunun 22.10.1999 tarih ve 99/13485 sayılı kararı ile yürürlüğe koyduğu Tüzükle, Türk Hava Kurumunun Tüzüğünü yürürlükten kaldırdıktan sonra getirilen geçici l inci madde ile aynı içerikte olup, Bakanlar Kurulunun söz konusu kararı ile yürürlüğe konulan geçici inci maddenin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Danıştay Onuncu Dairesince verilen 17.02.2000 tarih ve 1999/4871 sayılı yürütmenin durdurulması kararının etkisiz hale getirilmesini amaçladığı sonucuna varıldığından Anayasanın 138. maddesinde yer alan hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

 

Açıklanan nedenlerle, 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un; 1. maddesinin ikinci fıkrasının 2 nolu bendinin (a) ve (b) alt bentlerinin ve 2. maddesinin Anayasanın 2,13,33 ve 138. maddelerine aykırı olduğu kanısına varıldığından, anılan yasa hükümlerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar dosyanın bekletilmesine 30.4.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

28.3.2000 günlü, 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un itiraz konusu maddeleri şöyledir:

1- “MADDE 1.- 6.10.1983 tarihli ve 2908 sayılı Dernekler Kanununun 71 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Türkiye Kızılay Derneği kuruluş amacına ve uluslararası anlaşmalarla tayin edilen nitelik ve durumuna göre; Türk Hava Kurumu ise kuruluş amacına göre düzenlenen tüzüklerine ve kanunların verdiği görev ve yetkilere uygun olarak teşkilâtlanır ve yönetilir.

Bakanlar Kurulu, Türkiye Kızılay Derneği ve Türk Hava Kurumunun;

1. Genel kurullarının kararı üzerine tüzüklerini onaylamaya,

2. Denetleme yetkileri bulunan mercilerin raporları üzerine,

a) Organlarının görevlerine son vermeye ve bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturmaya,

b) Tüzüklerini değiştirmeye, yürürlükten kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye,

Yetkilidir.”

2- “ MADDE 2.- 2908 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 7.- Türk Hava Kurumunun organlarının görevleri bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer. Söz konusu organların görevleri, Başbakanlıkça belirlenecek bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik bir Kurul tarafından yerine getirilir. Bu Kurul en geç bir ay içinde Türk Hava Kurumunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin tüzüğü hazırlayarak Bakanlar Kuruluna sunar.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararlarında itiraz konusu kuralların, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile, 2., 5., 6., 12., 13., 17., 19., 25., 26., 33. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince birleştirilen dosyalarla ilgili, 14.3.2002 ve 11.9.2002 tarihlerinde yapılan ilk inceleme toplantıları sonunda, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin raporlar, itiraz konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Davada Uygulanacak Kural Sorunu

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin, Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.

- 28.3.2000 günlü, 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 6.10.1983 günlü, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 71. maddesini değiştiren 1. maddenin tümünün iptali istenilmiş ise de, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nde yürütülmekte olan dava, 5.5.2000 günlü Türk Hava Kurumu Tüzüğü ile 21.5.2000 tarihinde adı geçen derneğin genel kurulunda hukuka aykırı olarak alınan kararların ve işlemlerin iptaline ilişkin olduğundan maddenin Türk Hava Kurumu organlarının görevlerine son vermeye ve bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturmaya, tüzüklerini değiştirmeye, yürürlükten kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye Bakanlar Kurulu’nun yetkili olduğunu belirleyen (2) sayılı bendi dışında kalan bölümünün, davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle, bölüme ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine 24.12.2003 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.

B- Sınırlama Sorunu

Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular, mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır.

İtiraz yoluna başvuran mahkemelerde bakılmakta olan davalar, Türk Hava Kurumu tüzüğü ile alınan karar ve işlemlerin iptaline ilişkin olduğundan, 28.3.2000 günlü, 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 1. maddesiyle değiştirilen 6.10.1983 günlü, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 71. maddesinin ikinci fıkrasının (2) sayılı bendine ilişkin esas incelemenin “Türk Hava Kurumu” yönünden yapılmasına, Fazıl SAĞLAM’ın karşıoyu ve oyçokluğuyla, 24.12.2003 gününde karar verilmiştir.

C- Birleştirme Kararı

Esas inceleme toplantısında;

28.3.2000 günlü, 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un;

A- 1. maddesiyle değiştirilen 6.10.1983 günlü, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 71. maddesinin ikinci fıkrasının (2) sayılı bendinin (a) ve (b) alt bentlerinin,

B- 2. maddesiyle 2908 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 7. maddenin,

iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2002/43 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2002/139 esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2002/43 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 24.12.2003 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

D- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararlarında, kamu yararına çalışan özel hukuk tüzelkişisi olan Türk Hava Kurumu’nun kanunla düzenlenen özel durumlar dışında 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun genel hükümlerine tabi olduğu, dernek kurma hürriyetinin hangi sebeplerle sınırlanabileceğinin Anayasa’da belirtildiği, tüzelkişilik kazanan derneğin organlarının görevlerine yasama tasarrufu ile son verilemeyeceği gibi bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturulamayacağı, bu kurullara tüzük değiştirme, yürürlükten kaldırma, yeniden düzenleme yetkisi tanınamayacağı, dernek kurma ve üye olma haklarına çoğulcu, özgürlükçü, çağdaş toplum düzeniyle bağdaşmaz kısıtlamalar getirilemeyeceği, mahkeme kararlarına uyulmadığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.

4552 sayılı Yasa’nın itiraz konusu 1. maddesinde, Türk Hava Kurumu’nun kuruluş amacına göre düzenlenen tüzüğüne ve kanunların verdiği görev ve yetkilere uygun olarak teşkilatlanacağı ve yönetileceği, genel kurulunun kararı üzerine tüzüğünü onaylamaya, denetleme yetkileri bulunan mercilerin raporları üzerine organların görevlerine son vermeye ve bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturmaya, tüzüğünü değiştirmeye, yürürlükten kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu; 2. maddesinde ise, Türk Hava Kurumu’nun organlarının yasanın yayımı tarihinde sona ereceği, organların görevlerinin Başbakanlıkça belirlenecek bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik kurul tarafından yerine getirileceği, bu kurulun en geç bir ay içinde Türk Hava Kurumu’nun yeniden yapılandırılmasına ilişkin tüzüğü hazırlayarak Bakanlar Kuruluna sunacağı öngörülmüştür.

Anayasa’nın “Dernek kurma hürriyeti” başlığını taşıyan 33. maddesinde, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahip olduğu, hiç kimsenin bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamayacağı, dernek kurma hürriyetinin ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabileceği, dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanunda gösterileceği, derneklerin kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabileceği veya faaliyetten alıkonulabileceği, ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suçun işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca bulunması halinde kanunla bir merciin derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebileceği, bu merciin kararının yirmi dört saat içinde, görevli hâkimin onayına sunulacağı, hâkimin kararını kırksekiz saat içinde açıklayacağı, aksi halde, bu idari kararın kendiliğinden yürürlükten kalkacağı öngörülmüştür. Buna göre, dernek kurma özgürlüğü, derneğin kuruluş sözleşmesi niteliğindeki tüzüğünü kendisinin oluşturması, değiştirmesi, organlarını belirleyebilmesi, organlarının iradeleri dışında ancak mahkeme kararıyla kapatılabilmesi gibi güvenceleri kapsamaktadır.

Nitekim, 2908 sayılı “Dernekler Kanunu”nun 9. maddesinin birinci fıkrasında, derneklerin kuruluş bildirisini ve eklerini merkezlerinin bulunduğu mahallin en büyük mülki amirliğine vermek suretiyle tüzelkişilik kazanacakları; 19. maddesinde, her dernekte genel kurul, yönetim kurulu ile denetleme kurulunun oluşturulmasının zorunlu olduğu; 26. maddesinde, dernek organlarının seçilmesi, dernek tüzüğünün değiştirilmesi ve derneğin feshedilmesi; 49. maddesinde, dernek genel kurulunun her zaman derneğin feshine karar verebileceği; 50. maddesinde, hangi hallerde mahkeme kararı ile derneğin feshine karar verilebileceği; 51. maddesinde, derneğin ne zaman kendiliğinden dağılmış sayılacağı; 52. maddesinde de derneklerin yasada öngörülen hallerde ancak mahkeme kararıyla kapatılabileceği, faaliyetlerinin yasaklanabileceği belirtilmiştir.

Bu düzenlemelerden, dernek tüzelkişiliğinin kurucu unsurlarının derneğin tüzük ve organları olduğu, derneklerin kuruluş sözleşmesi niteliğindeki tüzüklerini kendilerinin oluşturabilecekleri, değiştirilebilecekleri, organlarını belirleyebilecekleri, organlarının iradeleri dışında derneklerin ancak mahkeme kararıyla kapatılabilecekleri anlaşılmaktadır.

Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamanın Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

İtiraz konusu kurallarla Türk Hava Kurumu’nun yetkili organlarının iradeleri dışında bu organların görevlerine son vermeye ve bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturmaya, tüzüklerini değiştirmeye, yürürlükten kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye yürütmenin yetkili kılınması ve organların görevlerine son verilmesi, Anayasa’nın 33. maddesinin güvence altına aldığı dernek kurma özgürlüğü alanına yapılmış açık bir müdahale niteliğindedir. Böyle bir müdahalenin her şeyden önce Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlerden birine dayandırılmış olması gerekir. Oysa, itiraz konusu kurallar Anayasa’nın 33. maddesinde belirtilen sınırlama nedenlerinden herhangi birine dayanmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa’nın 13. ve 33. maddelerine aykırıdır ve iptalleri gerekir.

Ali HÜNER ve Fulya KANTARCIOĞLU bu görüşlere ek gerekçe ile katılmışlardır.

Kurallar, Anayasa’nın 13. ve 33. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiş olduğundan, ayrıca Anayasa’nın Başlangıç’ının ikinci, dördüncü ve altıncı fıkraları ile 2., 5., 6., 12., 17., 19., 25., 26. ve 138. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI- SONUÇ

28.3.2000 günlü, 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un;

A- 1. maddesiyle değiştirilen 6.10.1983 günlü, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 71. maddesinin ikinci fıkrasının (2) sayılı bendinin, “Türk Hava Kurumu” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

B- 2. maddesiyle 2908 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 7. maddenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

24.12.2003 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

          Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

             Üye

Samia AKBULUT

 

 

             Üye

     Sacit ADALI

        Üye

Ali HÜNER

               Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

 

 

             Üye

Ertuğrul ERSOY

        Üye

Tülay TUĞCU

               Üye

Ahmet AKYALÇIN

 

 

 

             Üye

Mehmet ERTEN

            Üye

Fazıl SAĞLAM

 

Esas Sayısı : 2002/43

Karar Sayısı : 2003/103

 

EK DEĞİŞİK GEREKÇE YAZISI

 

Başvuran Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Danıştay 10. Dairesince, 28.3.2000 günlü, 4552 sayılı “Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 1. maddenin, ikinci fıkrasının 2 numaralı bendinin (a) ve (b) alt bentleri ile 2. maddesinin iptali istemiyle açılan davalar sonucunda 24.12.2003 günlü, E.2002/43, K.2003/103 sayılı itiraz konusu kuralların, Anayasa’nın 33. ve 13. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş, ancak Anayasa’nın 138. maddesine aykırılık oluşturmadığı belirtilmiş olduğundan, aşağıda izah edeceğim nedenlerle sözü edilen kurallar, Anayasa’nın 138. maddesine de aykırılık oluşturmaktadır.

İtiraz konusu kuralların Anayasa’nın 138. maddesine aykırılık konusu ile ilgili olarak olayı ve Danıştay 10. Dairenin aldığı kararları özetlemek gerekirse:

Türk Hava Kurumu’nun 33. Büyük Genel Kurulu tarafından kabul edilerek Bakanlar Kurulu’nun 18.10.1994 günlü kararıyla onaylanan ve 17.11.1994 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş bu Kurumun Tüzüğü varken ve yeniden Genel Kurul Kararı alınmadığı halde Bakanlar Kurulu’nun 1.11.1999 tarihli kararı ile adı geçen Kurumun Tüzüğünün yürürlükten kaldırılmasına dair Tüzük’ün yürürlüğe konulduğu, bu Tüzüğün Geçici 1. maddesinde, Türk Hava Kurumunun yürürlükten kaldırılan Tüzüğünde belirtilen organların görevlerinin bu Tüzüğün yürürlüğe girmesiyle sona ereceğinin; söz konusu organların görevlerinin Başbakanlıkça belirlenecek bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik bir kural tarafından yerine getirildiğinin; bu kurulun en geç altı ay içinde T.H.K’nun yeniden yapılandırılmasına ilişkin Tüzüğü hazırlayarak Bakanlar Kurulu’na sunacağının belirtildiği, diğer taraftan Başbakanlığın 1.11.1999 tarihli işlemiyle de üç kişilik kurula atama yapıldığı, davacılar tarafından açılan dava sırasında Danıştay 10. Dairesinin 17.2.2000 günlü, E.1999/4871 sayılı kararıyla “THK Tüzüğünün yürürlükten kaldırılmasına dair Tüzük’ün yürütülmesinin durdurulmasına” karar verildiği, aynı Dairenin 9.3.2000 günlü, E.1999/5044 sayılı kararıyla da, Başbakanlığın üç kişilik kurula atama yapılmasına ilişkin “1.11.1999 tarihli işlemin yürütülmesinin durdurulmasına” karar verildiği, bu üç kurul tarafından hazırlanan ve 17.2.2000 günlü Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan Türk Hava Kurumu Tüzüğü’nün ve anılan Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada da, 23.3.2000 günlü, E.2000/893 sayı ile “yürütmenin durdurulmasına” karar verildiği, bu davanın görülmesi sırasında ise 30.3.2000 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan 28.3.2000 günlü, 4552 sayılı Yasa’nın getirildiği, bu Yasa ile itiraz konusu kurallar uyarınca Başbakanlığın 30.3.2000 tarihli işlemiyle üç kişilik kurul tarafından hazırlanan T.H.K. Tüzüğü 5.5.2000 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.

Anayasa’nın mahkemelerin bağımsızlığı başlıklı 138. maddesinin dördüncü fıkrasında “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” kuralı yer almaktadır.

Anayasa’nın bu kuralı uyarınca, yasama, yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları, Yasama Organının yapacağı düzenlemelerde de daha önce aynı konuda verilen yargı kararlarını etkisiz kılacak biçimde yasa yapamayacağı yükümlülüğünün bulunduğu hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve seçiktir. Bu kural, gerek mahkeme kararlarında ve gerekse doktrinde net ve açık olarak “mahkeme kararlarına uyulmak zorunludur” şeklinde ifade edilmektedir. Anayasa’nın sözü edilen 138. maddesinde, “yürürlüğün durdurulması kararı” veya “esas hakkındaki kararı” veya “iptal hakkında verilen kararı” şeklinde bir ayırımı yapılmamış, sadece “... mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” kuralına yer verilmiştir. Bu karar, ister yürürlüğün durdurulmasına ilişkin olsun, ister davanın esasına ilişkin olsun, fark olmaksızın yasama, yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadırlar.

Olayımızda Bakanlar Kurulunca ve Başbakanlıkça iki defa THK’nun Tüzüğü yeniden düzenlendiği, THK Genel Kurulunca seçilen organlarının görevlerine son verilmesine ve üç kişilik kurula Tüzük hazırlama yetkisi verildiği, bu işlemlere karşı açılan davalarda her seferinde Danıştay 10. Dairesince konu edilen işlemler için “yürütmenin durdurulmasına” karar verildiği halde, Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca Mahkemenin bu kararlarına uyulması gerekirken ısrarla ve inatla, Anayasa’ya aykırı bir şekilde iptale konu edilen kurallar getirilmiştir. Böylece TBMM ve Bakanlar Kurulunca, Danıştay 10. Dairesinin kararlarına uymak yerine, mahkemenin hukuka aykırı bulduğu karar konusu kuralları, aynı içerikli olarak bu kez Yasa ile düzenlenerek amaç saptırması yoluyla Mahkeme kararları etkisiz hale getirilmek istenilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu kurallar, Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasına da aykırılık oluşturmaktadır. Mahkememizce iptal kararı verilirken itiraz konusu kuralların Anayasa’nın 33. ve 13. maddelerine aykırılığı yanında 138. maddesine de dayandırılması gerektiğinden değişik gerekçe yazmak zaruretinde bulunmaktayım.

 

 

Üye      

Ali HÜNER

Esas Sayısı : 2002/43

Karar Sayısı : 2003/103

 

EK GEREKÇE

 

Bakanlar Kurulu’nun 1.11.1999 günlü kararıyla yürürlüğe giren Türk Hava Kurumu Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük’ün 1. maddesinde, Türk Hava Kurumu’nun yürürlükten kaldırılan tüzüğünde belirtilen organların görevlerinin bu Tüzüğün yürürlüğe girmesiyle sona ereceği, bu görevlerin ise Başbakalık’ça belirlenecek bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik bir kurul tarafından yerine getirileceği, bu kurulun da en geç altı ay içinde Türk Hava Kurumu’nun yeniden yapılandırılmasına ilişkin Tüzüğü hazırlayarak Bakanlar Kuruluna sunacağı belirtilmiş, üç kişilik kurul da 1.11.1999 günlü Bakanlar Kurulu Kararıyla oluşturulmuştur.

Danıştay 10. Dairesi tarafından Tüzük’le ilgili olarak 17.2.2000 gün ve Esas 1999/4871 sayı ile kurula atama işlemi için de 9.3.2000 gün ve 1999/5044 sayı ile yürütülmenin durdurulması kararı verilmiştir.

Üç kişilik kurul tarafından hazırlanan Tüzük ile Bakanlar Kurulu kararına karşı açılan davada da aynı Daire tarafından 23.3.2000 gün ve E.2000/893 sayı ile yürütmenin durdurulması kararı alınmıştır. Bu davalar devam ederken çıkarılan 28.3.2000 günlü 4552 sayılı Yasa’nın dava konusu Geçici 7. maddesiyle Türk Hava Kurumu’nun organlarının görevleri Yasa’nın yayımı tarihinde sona erdirilip, bu görevlerin Başbakanlıkça belirlenecek üç kişilik bir Kurul tarafından yerine getirileceği, söz konusu Kurul’un en geç bir ay içinde Türk Hava Kurumu’nun yeniden yapılandırılmasına ilişkin tüzüğü hazırlayarak Bakanlar Kurulu’na sunacağı öngörülmüştür. Böylece, Danıştay’da görülmekte olan davanın konusunu oluşturan idari işlem yasa kuralı haline dönüştürülmüştür.

Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” denilmektedir.

Davanın geçirdiği evrelerden açıkça anlaşılacağı gibi, Yasama organı itiraz konusu Geçici 7. madde ile diğer yargı kararlarıyla aynı etki ve değerde olan yürütmenin durdurulması kararını sonuçsuz bırakmak amacıyla yasal düzenleme yaparak Anayasa’nın 138. maddesini ihlâl etmiştir.

Öte yandan, Anayasa’nın benimsediği kuvvetler ayrılığı ilkesi, devletin üstlendiği görevlerin niteliklerine göre, yasama, yürütme ve yargı organları tarafından yerine getirilmesini zorunlu kılar. Bu organlardan birinin, diğerinin görev alanıyla ilgili işlem yapması, fonksiyon gasbı olarak nitelendirileceğinden hukukun üstünlüğünü egemen kılmakla yükümlü hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. İtiraz konusu Geçici 7. madde ile idari işlem niteliğinde yasama tasarrufunda bulunularak bu ilke de ihlâl edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın yalnız 13. ve 33. maddeleriyle ilgili görüşlerin karar gerekçesini oluşturmaya yeterli olmadığını yukarıda belirtilen görüşlere de yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Üye                 

Fulya KANTARCIOĞLU

 

Esas Sayısı : 2002/43

Karar Sayısı : 2003/103

 

SINIRLAMA KARARINA İLİŞKİN KARŞIOY GEREKÇESİ

 

I. 28.03.2000 günlü ve 4552 sayılı Dernekler Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un Yargıtay’ca itiraz konusu yapılan hükümleri aynen şöyledir:

“Madde 1 - 28.03.2000 günlü ve 4552 sayılı Dernekler Kanununun 71 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Türkiye Kızılay Derneği kuruluş amacına ve uluslar arası anlaşmalarla tayin edilen nitelik ve durumuna göre; Türk Hava Kurumu ise kuruluş amacına göre düzenlenen tüzüklerine ve kanunların verdiği görev ve yetkilere uygun olarak teşkilatlanır ve yönetilir.

Bakanlar Kurulu, Türkiye Kızılay Derneği ve Türk Hava Kurumunun;

1.Genel kurullarının kararı üzerine tüzüklerini onaylamaya,

2. Denetleme yetkileri bulunan mercilerin raporları üzerine,

a) Organlarının görevlerine son vermeye ve bunların görevlerini yerine getirmek üzere geçici kurullar oluşturmaya,

b) Tüzüklerini değiştirmeye, yürürlükten kaldırmaya ve yeniden düzenlemeye,

Yetkilidir.”

Madde 2 – 2908 sayılı Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.

Geçici Madde 7 - (Ek: 4552 - 28.3.2000) Türk Hava Kurumunun organlarının görevleri bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer. Söz konusu organların görevleri, Başbakanlıkça belirlenecek bir başkan ve iki üyeden oluşan üç kişilik bir Kurul tarafından yerine getirilir. Bu kurul en geç bir ay içinde Türk Hava Kurumunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin tüzüğü hazırlayarak Bakanlar Kuruluna sunar.”

II. Mahkeme davada uygulanacak kuralla ilgili olarak verdiği kararda Yargıtay’ın başvurusunu esas alarak, 28.03.2000 günlü ve 4552 sayılı Dernekler Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6.10 1983 sayılı Dernekler Kanunu’nun 71. maddesini değiştiren 1 maddesinin tümünün iptali istenmişse de maddenin ikinci fıkrasının 2 sayılı bendi dışında kalan bölümünün davada uygulama olanağı bulunmadığından, bu bölüme ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar vermiş ve incelemeyi adı geçen yasanın 1. maddesinin ikinci fıkrasının yalnızca 2 No.lu bendinin a ve b alt bentleri ve aynı yasanın 2. maddesi ile getirilen geçici 7. madde ile sınırlı olarak yapmıştır. Bu hükümler yukarda aktarılan yasa maddesinde kalın punto ile vurgulanmıştır. Esasen anayasal sorun da bu hükümlerle ilgili olup, DANIŞTAY’ın işbu dava ile birleştirilen başvurusundaki iptal talebi de bunlarla sınırlı olarak yapılmıştır.

III. Bu hükümler dikkatle okunursa, bunlardan yalnızca geçici 7. maddenin Türk Hava Kurumu ile ilgili olduğu, buna karşılık 1. maddenin ikinci fıkrasının 2 No.lu bendinin (a) ve (b) altbentlerinin her iki kurumu da kapsadığı açıkça görülmektedir. Esasen sınırlama kararının konusu da, yalnızca (a) ve (b) altbentleri ile ilgilidir.

Bu hükümleri yalnızca Türk Hava Kurumu yönünden ele alarak sınırlamak, her iki kurum için ortak olan tek bir normdan yapay bir biçimde iki soyut norm yaratmak anlamına gelir. Bu da hukuken caiz değildir. Nasıl ki yasaların genelliği gereği, kapsamı içinde yer alan belirsiz sayıda birçok kişiye uygulanacak olan bir normun, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi, o normun uygulanacağı kişi ile sınırlı bir denetim sağlamıyorsa, itiraz konusu normun yalnızca Türk Hava Kurumu ile sınırlı olarak denetlenmesi de aynı nedenle mümkün değildir. Belirsiz sayıda kişilerin norm kapsamı içinde olmasıyla, olayda olduğu şekilde yalnızca iki kurumun itiraz konusu normun kapsamı içinde olması arasında anayasal denetim bakımından hiçbir nitelik farkı olmayıp, yalnızca bir bir nicelik farkı mevcuttur. Böyle bir nicelik farkının anayasal denetimde farklı bir sonuç yaratması mümkün değildir. Konuyu daha açık bir biçimde sunmak gerekirse, ikinci fıkranın iptal istemi dışında kalan bölümü, Dernek adı belirtmeksizin daha genel bir ifadeyle “Bakanlar Kurulu, Kamuya yararlı derneklerin; 1. Genel kurullarının kararı üzerine tüzüklerini onaylamaya, ... yetkilidir” şeklinde kaleme alınmış olsaydı, böyle bir hükme yönelik olarak itiraz yoluyla yapılacak bir anayasal denetimi, davada maddenin uygulanacağı dernek yönünden sınırlamak herhalde akla gelen bir yol olmazdı. İtiraz konusu kuralların yalnızca iki derneği kapsamı içine alması, farklı bir yaklaşımı haklı kılamaz. Bu nedenle itiraz konusu hükümlerin herhangi bir sınırlamaya gidilmeksizin incelenmesi gerekirdi.

IV. Gerçek duruma bakılırsa, çoğunluğun sınırlama kararı ile bağlantılı olarak verdiği iptal kararı gerçek anlamıyla iptal kararı niteliği taşımamaktadır. Çünkü sözde iptal edilmiş bulunan norm, Kızılay için varlığını korumaktadır. Bunun öğretideki adı iptal değil ihmaldir. Başka bir deyişle itiraz konusu norm iptal edilmemiş, Türk Hava Kurumu için ihmal edilmiştir. Bu açıdan 1961 Anayasası’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan kural, görüşümüzü daha açık bir biçimde doğrulamaktadır. Bu kurala göre:

“Anayasa Mahkemesi, diğer mahkemelerden gelen Anayasaya aykırılık iddiaları üzerine verdiği hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olacağına da karar verebilir

Dikkat edilirse bu kuralda “iptal kararı” sözü geçmemekte, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hükümler”den söz edilmektedir. Bunun nedeni, olayla sınırlı ve yalnızca tarafları bağlayıcı bir kararın iptal değil ihmal anlamına gelmesidir. Çoğunluk kararında yapılan sınırlama aslında 1961 Anayasası’nın yukarda anılan kuralının bir uygulaması niteliğindedir. Oysa bu hüküm 1982 Anayasası’nda artık yer almış değildir. Bunun tarihsel yorum kuralı uyarınca taşıdığı anlam, Anayasa Mahkemesi’nin itiraz davalarında olayla sınırlı ve yalnızca tarafları bağlayıcı bir karar verme yetkisinin ilke olarak kaldırılmış olmasıdır. Ancak hemen belirtelim ki 1961 Anayasası’nın bu hükmünün 1982 Anayasası’nda yer almamış olması, yasanın özelliği ve Anayasa kuralları bakımından zorunluk bulunan durumlarda sınırlama yapılamayacağı anlamına gelmez. Örneğin yasada başka kurallarda yer alan başka norm olgularının, iptali söz konusu olan norma bağlı kılınmış olması ve/veya bu başka kuralların davada uygulanacak norm niteliği taşımaması halinde, normun varlığını korumaya devam etmesi ve yalnızca davada uygulanacak norm yönünden iptal edilmesi zorunlu olabilir. Birçok ceza normu bu niteliktedir. Aynı ceza normu, farklı suç tanımlarının yaptırımı olarak düzenlenmiş olabilir. Bu durumda suç tanımının Anayasaya aykırı bulunması, buna bağlı olarak ceza normunun da bu suç tanımı yönünden iptalini gerektirebilir. Ama aynı ceza normu diğer suç tanımları için varlığını ve geçerliliğini korur. Ancak burada gerçek anlamda bir iptal söz konusu olup, bunun ihmal ya da olayla sınırlılık uygulamasıyla bir ilgisi yoktur.

Oysa dava konusu olayda böyle bir özellik bulmak mümkün değildir. İptal konusu norm, Kızılay ya da Türk Hava Kurumu için aynı biçimde uygulanacaktır. Bu konuda normun içeriği ya da özelliği bakımından hiçbir fark yoktur. Normun iptali de Kızılay ya da Türk Hava Kurumu’nun farklı özellikleri ile ilgili olmayıp, doğrudan doğruya normun kendi içeriğinden kaynaklanan nedenlere dayandırılmıştır. Kaldı ki (a) ve (b) altbetlerinde geçen “organlarının” ve “tüzüklerini” sözcüklerinin her iki kurumu kapsadığı açıktır. Anayasa Mahkemesi, her iki kurum için ortak olarak düzenlenmiş bir normu, yasa ya da Anayasadan kaynaklanan haklı bir neden olmaksızın sınırlama kararı ile yapay bir biçimde ayırma yetkisine sahip değildir. Kaldı ki 1961 Anayasası’nın yukarda anılan hükmü, geçerli olsaydı dahi, kararın olayla sınırlı olarak verilebilmesi için olayın özelliğinden kaynaklanan haklı ve makul bir gerekçeye dayanması gerekirdi.

Açıklanan nedenlerle incelemenin Türk Hava Kurumu ile sınırlı olarak yapılmasına ve bu karar uyarınca iptal kararının yalnızca Türk Hava Kurumu ile sınırlı olarak verilmesine ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.

 

Üye         

Fazıl SAĞLAM

Sayfa Başı