Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

24 Şubat 2004

SALI

Sayı : 25383

 

Å ÖNCEKİ

SONRAKİ

Æ

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

— Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN’e, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN’un Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

— Adalet Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN’in Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

Atama Kararları

2004/6803 Dışişleri Mensuplarının Bazı Görevlere Atanmaları Hakkında Karar

— Devlet, Bayındırlık ve İskan ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıklarına Ait Atama Kararları

Yönetmelikler

— Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Akaryakıt Ölçü ve Stok İşlemleri Yönetmeliğinin 7 nci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Millî Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Teşkilâtına Sürekli Görevle Atanacak Personelin Seçimine İlişkin Yönetmelik

— Türkiye İş Kurumu Yönetim Kurulunun Toplantı ve Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

— Bağ-Kur Denetmeni ve Yardımcılarının Atama Yetki Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

— Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Yönetmeliğine Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Yönetmelik

Genelge

— Yurt Dışına Yapılan İnsani Yardımlar ile İlgili (2004/14) Sayılı Başbakanlık Genelgesi

Tebliğler

— Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliğinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ (No: SGM - 2004/1)

— Yeterlik Belgesi Tebliği

YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararı

— Anayasa Mahkemesinin E: 2003/31 (4839 Sayılı Kanun ile İlgili), K: 2003/87 Sayılı Kararı


YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Bakanlıklara Vekâlet Etme İşlemi

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

23 Şubat 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-2589

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere, 24 Şubat 2004 tarihinde Ukrayna’ya gidecek olan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan           

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

23 Şubat 2004

B.01.0.KKB.01-06-50-2004-234

 

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 23 Şubat 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-2589 sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere, 24 Şubat 2004 tarihinde Ukrayna’ya gidecek olan Devlet Bakanı Kürşad TÜZMEN’in dönüşüne kadar; Devlet Bakanlığına, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN’un vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

—— • ——

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

23 Şubat 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-2590

 

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

24 Şubat 2004 tarihinde İtalya’ya gidecek olan Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in dönüşüne kadar; Adalet Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in vekâlet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan             

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

23 Şubat 2004

B.01.0.KKB.01-06-51-2004-235

 

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 23 Şubat 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-2590 sayılı yazınız.

24 Şubat 2004 tarihinde İtalya’ya gidecek olan Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK’in dönüşüne kadar; Adalet Bakanlığına, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali ŞAHİN’in vekâlet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Sayfa Başı


Atama Kararları

Karar Sayısı : 2004/6803

Ekli listede adları yazılı Dışişleri Bakanlığı mensuplarının karşılarında gösterilen görevlere atanmaları; adı geçen Bakanlığın 9/1/2004 tarihli ve 119 sayılı yazısı üzerine, 23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 13/1/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

     

Başbakan

     

A.GÜL

A. ŞENER

M. A. ŞAHİN

C. ÇİÇEK

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

DevletBakanı V.

A. BABACAN

M. A. ŞAHİN

G. AKŞİT

A. BABACAN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

C. ÇİÇEK

M. V.GÖNÜL

A.AKSU

K.UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

H.ÇELİK

Z. ERGEZEN

R.AKDAĞ

B. YILDIRIM

Milli Eğitim Bakanı

Bayındırlık ve İskan Bakanı

Sağlık Bakanı

Ulaştırma Bakanı

S.GÜÇLÜ

M. BAŞESGİOĞLU

A. COŞKUN

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

Sanayi ve Ticaret Bakanı

 

M.H.GÜLER

O. PEPE

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı V.

Çevre ve Orman Bakanı

 

 

13/1/2004 Tarihli ve 2004/6803 Sayılı Kararnamenin Eki

LİSTE

 

Adı ve Soyadı

Halen Bulunduğu Görev

Atandığı Görev

Selahattin ALPAR

İran İslam Cumhuriyeti Nezdinde

Merkez

 

Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi

 

Halit Bozkurt ARAN

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim

İran İslam Cumhuriyeti Nezdinde

 

ve Kültür Teşkilatı Nezdinde

Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi

 

Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi,

 
 

Büyükelçi

 

Numan HAZAR

Avrupa Konseyi Nezdinde Türkiye

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim

 

Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi,

ve Kültür Teşkilatı Nezdinde Türkiye

 

Büyükelçi

Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi,

   

Büyükelçi

Daryal BATIBAY

Büyükelçi, Genel Müdür

Avrupa Konseyi Nezdinde Türkiye

   

Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi,

   

Büyükelçi

Koray TARGAY

Malezya Krallığı Nezdinde

Merkez

 

Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi

 

Barlas ÖZENER

Büyükelçi, Bakanlık Müşaviri

Malezya Krallığı Nezdinde

   

Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi

—— • ——

Devlet Bakanlığından:

Karar Sayısı : 2004/5577

1 — Açık bulunan 1 inci derece kadrolu + 3000 ek göstergeli;

Samsun İl Müftülüğüne, Giresun İl Müftüsü Osman ŞAHİN’in, atanması,

657 sayılı Kanunun değişik 76 ncı maddesi ile 2451 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca uygun görülmüştür.

2— Bu Kararı Devlet Bakanı yürütür.

23 Şubat 2004

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN                          Prof. Dr. M. AYDIN

              Başbakan                                             Devlet Bakanı

—— • ——

Devlet Bakanlığından:

Karar Sayısı : 2004/5578

1 — Açık bulunan 1 inci derece kadrolu + 3000 ek göstergeli;

Bilecik İl Müftülüğüne, Ankara Vaizi Necati Tayyar TAŞ’ın, atanması,

657 sayılı Kanunun değişik 71 ve 76 ncı maddeleri ile 2451 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca uygun görülmüştür.

2— Bu Kararı Devlet Bakanı yürütür.

23 Şubat 2004

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN                          Prof. Dr. M. AYDIN

              Başbakan                                             Devlet Bakanı

—— • ——

Bayındırlık ve İskan Bakanlığından:

Karar Sayısı : 2004/5579

1 — Açık bulunan 1 inci derece kadrolu ve + 3600 ek göstergeli Başmüfettişliğe, Müfettiş Faruk ÖZÇELİK’in atanması, 657 sayılı Kanunun değişik 68/B ve 76 ncı maddeleri ile 2451 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince uygun görülmüştür.

2— Bu Kararı Bayındırlık ve İskan Bakanı yürütür.

23 Şubat 2004

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN                                Z. ERGEZEN

             Başbakan                                     Bayındırlık ve İskan Bakanı

—— • ——

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından:

Karar Sayısı : 2004/5554

1 — Türkiye Petrolleri A.O. Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Şefik VURAL’ın başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alınması,

Bu suretle boşalacak olan Türkiye Petrolleri A.O. Genel Müdür Yardımcılığına Ahmet ADANIR’ın atanması,

2477 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince uygun görülmüştür.

2— Bu Kararı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı yürütür.

23 Şubat 2004

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN                                 Dr. M. H. GÜLER

            Başbakan                                 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Sayfa Başı


Yönetmelikler

Millî Savunma Bakanlığından:

Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri

İşletme Başkanlığı Akaryakıt Ölçü ve Stok İşlemleri

Yönetmeliğinin 7 nci Maddesinde Değişiklik

Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 10 Aralık 2002 tarihli ve 24959 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Akaryakıt Ölçü ve Stok İşlemleri Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin son paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Tanka yakıt girişi olduğunda; hareket gören tanklardan her gün irtifa, hararet ve kesafet ölçüsü; hareket görmeyen tanklardan ise her gün irtifa alınır. Hareket görmeyen tanklardan irtifa, hararet ölçüsü ve kesafet ölçüsü de ayrıca, haftada en az bir kere tespit edilir."

Yürürlük

MADDE 2 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 3 — Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanı yürütür.

—— • ——

Millî Eğitim Bakanlığından:

Millî Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Teşkilâtına Sürekli

Görevle Atanacak Personelin Seçimine

İlişkin Yönetmelik

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı, Millî Eğitim Bakanlığı yurt dışı teşkilâtı kadrolarına sürekli görevle atanacakların, yabancı dil bilgisi, meslek bilgisi, temsil yeteneği ve sicil durumlarının esas alınarak seçilmelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

Madde 2 — Bu Yönetmelik, Millî Eğitim Bakanlığı yurt dışı teşkilâtı kadrolarına sürekli görevle atanacak eğitim müşaviri, eğitim ataşesi ve eğitim ataşe yardımcısını kapsar.

Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunun değişik 56 ncı maddesi 7/4/1988 tarihli ve 19778 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yurt Dışında Görevlendirilecek Memurların Seçim Esaslarına Dair Yönetmelik ve 11/1/1983 tarihli ve 17925 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışında Sürekli Görevlendireceği Personel Hakkında Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4 — Bu Yönetmelikte geçen;

a) Bakanlık: Millî Eğitim Bakanlığını,

b) Bakan: Millî Eğitim Bakanını,

c) Eğitim Müşaviri: Yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti büyükelçilikleri nezdindeki Millî Eğitim Bakanlığı temsilcisini,

d) Eğitim Ataşesi: Yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti büyükelçilikleri eğitim müşavirliği ve başkonsoloslukları nezdindeki Millî Eğitim Bakanlığı temsilcisini,

e) Eğitim Ataşe Yardımcısı: Yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti büyükelçilikleri ve başkonsoloslukları eğitim ataşeliği nezdindeki Millî Eğitim Bakanlığı temsilcisini,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Nitelikler ve Sınavlara İlişkin Hükümler

Atanacaklarda Aranacak Genel Şartlar

Madde 5 — Bakanlığın yurt dışı teşkilâtı kadrolarına sürekli görevle atanacaklarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinde belirtilenlerin yanında aranacak genel şartlar şunlardır:

a) En az lisans düzeyinde yüksek öğrenim görmüş olmak,

b) Son yıla ait sicil notu olumlu olmak kaydıyla son üç yıllık sicil notu ortalaması iyi olmak,

c) Hizmetin gerektirdiği temsil yeteneğine sahip olmak,

d) Yurt dışına atanmasına engel bir hali bulunmamak,

e) Bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılacak Meslekî Yeterlik ve Temsil Yeteneği sınavlarını kazanmak.

Atanacaklarda Aranacak Özel Şartlar

Madde 6 — Bakanlığın yurt dışı teşkilatı kadrolarına sürekli görevle atanacaklarda aranacak özel şartlar şunlardır:

a) Kamu Personeli Yabancı Dil Seviyesinin Tespitine Dair Esaslar uyarınca yapılan veya yapılacak sınavda İngilizce, Almanca, Fransızca ya da hizmetin gerektirdiği diğer yabancı dillerin herhangi birinden en az (C) düzeyinde belge sahibi olmak gerekir.

Üniversitelerin ya da yüksek okulların birinci fıkrada belirtilen dillere ait filoloji bölümlerinden veya yabancı dille eğitim yapan fakültelerinden mezun olanlar, üniversitelerden doçentlik veya profesörlük unvanı almış bulunanlar, yurt dışında atanacağı kadronun şartlarını taşımak kaydıyla yurt dışında lisans veya lisansüstü öğrenim görmüş olanlar ile resmi dili Türkçe olan ülkelerde, görevlendirilecek memurlar yabancı dil sınavına tâbi tutulmazlar.

b) Yardımcı hizmetler sınıfına dahil kadrolarda görev yapıyor olmamak gerekir.

Meslekî Yeterlik Sınavı

Madde 7 — Bakanlığın yurt dışı teşkilatı kadrolarına sürekli görevle atanacaklar hizmetin gerektirdiği meslekî bilgi ve yeterliklerinin tespiti için yazılı veya sözlü olarak yapılacak Meslekî Yeterlik Sınavına tâbi tutulurlar.

Sınavın yazılı yapılması halinde sınav, Bakanlık Ölçme ve Değerlendirme Merkezince yapılır.

Meslekî Yeterlik Sınavı Konuları ve Değerlendirme

Madde 8 — Meslekî Yeterlik Sınavı konuları ve puan değerleri şunlardır:

a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

% 15,

b) Atatürk İlkeleri, İnkılâp Tarihi ve Ulusal Güvenlik

% 20,

c) Devlet Teşkilâtı

% 10,

d) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu

% 10,

e) Millî Eğitim Temel Kanunu

% 10,

f) Genel Kültür, Türkçe Dil Bilgisi ve yazışma ile ilgili kurallar

% 25,

g) Başlıca uluslar arası kuruluşlar, görevleri ve Türkiye ile olan ilişkileri

% 10.

Meslekî yeterlik sınavında 100 üzerinden en az 70 puan alanlar başarılı sayılır.

Meslekî yeterlik sınavı sonuç tutanağına, en yüksek puan alandan başlamak suretiyle başarılı olanların notları sırasıyla yazılır. Tutanak, sınav kurulu başkan ve üyelerince imzalanır.

Meslekî Yeterlik Sınav Komisyonunun Oluşumu

Madde 9 — Meslekî Yeterlik Sınav Komisyonu; Müsteşarın veya görevlendireceği müsteşar yardımcısının başkanlığında, ilgili Genel müdürlüklerin görev alanına bağlı olarak Dış İlişkiler Genel Müdürü veya Yurt Dışı Eğitim Öğretim Genel Müdürü ve Personel Genel Müdüründen oluşur.

Sınav Kurulu üye tam sayısı ile toplanır. Kararlar oy çokluğuyla alınır.

Meslekî Yeterlik Sınav Komisyonunun Görevleri

Madde 10 — Meslekî Yeterlik Sınav Kurulunun görevleri şunlardır:

a) Sınavlarla ilgili usul ve esasları belirlemek,

b) Sınav sorularını hazırlatmak,

c) Sınavların yapılacağı merkezleri belirlemek,

d) Sınav sonuçlarına göre başarı listesini düzenlemek/düzenletmek,

e) Tutanakları düzenleyip imzalamak,

f) Sınav sonuçlarının ilanını ve ilgililere tebliğini sağlamak,

g) İtirazları inceleyip karara bağlamak,

h) Temsil Yeteneği Sınavı için komisyon oluşturmak,

i) Sınavlarla ilgili esas ve usulleri düzenlemek.

Kurulun sekretarya hizmetleri görev alanlarına bağlı olarak Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü ile Yurtdışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğünce yürütülür.

Meslekî Yeterlik Sınavının Yürütülmesi

Madde 11 — Meslekî yeterlik sınavı yazılı yapılması halinde sınav soruları, Meslekî Yeterlik Sınav Komisyonunca, Bakanlık Ölçme ve Değerlendirme Merkezine hazırlattırılır. Bu sorular, Ölçme ve Değerlendirme Merkezi sorumluluğunda sınav yerine ulaştırılır ve sınav saatinde adayların önünde açılarak adaylara dağıtılır.

Sınavın sözlü yapılması halinde sınav soruları sınav komisyonunca hazırlanır.

Meslekî Yeterlik Sınav Sonuçlarının Açıklanması

Madde 12 — Sınav sonuçları, sınavın sonuçlandığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde ilan edilir. Sonuçlar ayrıca, ilgililere yazılı olarak bildirilir.

Meslekî Yeterlik Sınavı Sonuçlarına İtiraz

Madde 13 — Meslekî yeterlik sınavına katılanlar, sınav sonuçlarına itiraz edebilirler. İtirazlar sınav sonuçlarının tebliğinden itibaren 15 gün içinde bir dilekçe ile Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü/Yurtdışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğünce yapılır.

Bu itirazlar Meslekî Yeterlik Sınav Komisyonunca en geç 15 gün içinde değerlendirilir ve sonuç ilgililere yazılı olarak bildirilir.

Temsil Yeteneği Mülâkatı

Madde 14 — Meslekî yeterlik sınavı sonucunda düzenlenen başarı sıralaması esas alınarak, boş kadronun iki katı sayıda aday temsil yeteneği sınavına alınır. Bu sınava alınacaklara, sınavın tarihi, yeri ve diğer hususlar sınavdan en az 15 gün önce duyurulur.

Temsil yeteneği sınavı, Millî Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Teşkilâtı Kadrolarına Sürekli Görevle Atanacaklar İçin Mülâkat Formu (EK-1) üzerinden yapılır.

Temsil yeteneği sınavında en az 70 puan alanlar başarılı sayılır.

Temsil yeteneği sınavı sonuç tutanağına, en yüksek puan alandan başlamak suretiyle başarılı olanların notları sırasıyla yazılır. Tutanak, sınav kurulu başkan ve üyelerince imzalanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Atamaya İlişkin Hükümler

Sınavı Kazananların Başarı Sırası ve Atanmaları

Madde 15 — Sınavlar sonucunda başarılı olanlar, en yüksek puan alandan başlanılarak atanmak istedikleri kadrolara boş kadro imkânları ölçüsünde başarı sıralamasına göre atanırlar.

Atamaya esas olacak başarı listesinin oluşturulmasında en az 70 puan almak koşulu ile Meslekî yeterlik sınavında alınan puanın % 50’si ve temsil yeteneği mülakatından alınan puanın % 50’sinin toplamına göre en yüksek puan alandan başlamak üzere oluşturulur.

Başarı puanı aynı olanlarda öncelik, Millî Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Teşkilâtı Kadrolarına Sürekli Görevle Atanacaklar İçin Mülâkat Formu (EK-1)’na göre yapılan değerlendirmede daha yüksek puan almış olana, eşitliğin bozulmaması halinde ise hizmet süresi fazla olana tanınır.

Sınav sonuçları, aynı kapsamda yapılacak bir sonraki sınava kadar geçerlidir.

Görevlendirme Süresi

Madde 16 — Bu Yönetmelik kapsamındaki görevlere atananların görev süreleri üç yıldır. Yurt dışındaki sürekli görevlerinden, yurt içindeki görevlerine dönenlerin tekrar yurt dışına sürekli görevle atanabilmeleri için hizmetin gerektirdiği istisnalar dışında yurt içinde en az üç yıl hizmet yapmış olmaları zorunludur.

Atananların Geriye Çekilmesi

Madde 17 — Bu Yönetmelik kapsamındaki görevlere atanabilmek için gerekli şartları taşımadığı sonradan anlaşılanlar ile bu şartları sonradan kaybedenler ve haklarında yapılan adlî kovuşturma veya idarî soruşturma sonucunda görevini sürdürmesi sakıncalı görülenler süreye bakılmaksızın geriye çekilirler.

Bu görevlerde bulunanlardan; görevlerinde başarılı olamadığı veya Devlet memurluğu ve yurt dışındaki temsil görevi ile bağdaşmayan davranış ve faaliyetlerde bulunduğu, Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine ve Cumhuriyetin niteliklerine aykırı siyasî ve ideolojik telkinlerde bulunduğu veya bu nitelikteki günlük siyasî olay ve tartışmalara karıştığı yaptırılan inceleme veya soruşturma sonucunda belirlenip büyükelçilik, başkonsolosluk ve diğer resmî kuruluşlarca geri çekilme teklifi yapılanlar, Bakanlığın uygun görmesi halinde görev süresinin doldurulması beklenilmeden derhal geri çekilirler ve yurt içinde başka bir göreve atanırlar.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Sınavsız Atanabilecekler

Madde 18 — Genel müdür yardımcıları ile daha üst görevlerde çalışmış olanlar, bu görevlerde toplam iki yıl bulunmuş olmaları ve bu Yönetmelikte aranan diğer şartları taşımaları kaydıyla, mesleki ehliyet sınavına tabi tutulmazlar.

Atananların Eğitimi

Madde 19 — Bu Yönetmelik kapsamındaki görevlere atananlar, yurt dışına gönderilmeden önce görevlerinin gerektirdiği eğitime alınırlar.

Atamanın Ertelenebileceği Haller

Madde 20 — Haklarında ceza kovuşturması veya kınamadan daha ağır bir cezayı gerektirebilecek disiplin kovuşturması açılanların bu Yönetmelik kapsamındaki görevlere atanmaları, haklarındaki kovuşturma sonuçlanıncaya kadar ertelenebilir.

Yurt Dışı Görevlere Atanamayacaklar

Madde 21 — Devletin güven ve itibarına gölge düşürenler, yurt içinde veya dışında yasa dışı teşkilâtlarla iş birliği yapanlar, daha önce yurt dışında borç bırakmış olanlar, bu konularda geçirdikleri kovuşturma sonucunda ceza almış olanlar, aylıkları hacizli olanlar, temsil yeteneği ya da görev liyâkatı ile ilgili olarak olumsuz sicil almış olanlar, içki, kumar ve uyuşturucu madde alışkanlığı bulunanlar yurt dışı görevlerine atanamazlar.

Hüküm Bulunmayan Haller

Madde 22 — Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 7/4/1988 tarihli ve 19778 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yurt Dışında Görevlendirilecek Memurların Seçim Esaslarına Dair Yönetmelik ile 11/1/1983 tarihli ve 17925 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışında Sürekli Görevlendireceği Personel Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.

Geçici Madde 1 — Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlığın yurt dışı teşkilâtı kadrolarına sürekli görevle atanmış olanlar, durumlarının bu Yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara uygun olup olmadığına bakılmaksızın, atandıkları görev süresi ile sınırlı olmak kaydıyla görevlerine devam ederler.

Yürürlükten Kaldırılan Mevzuat

Madde 23 — 17/12/1996 tarihli ve 22850 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Teşkilâtına Sürekli Görevle Atanacak Personel Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

Madde 24 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 25 — Bu Yönetmelik hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür.

 —— • ——

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

Türkiye İş Kurumu Yönetim Kurulunun Toplantı ve Çalışma

Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Amaç, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı Türkiye İş Kurumu Yönetim Kurulunun toplanma ve çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

Dayanak

Madde 2 — Bu Yönetmelik 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 32 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 3 — Bu Yönetmelikte geçen:

 

Bakan

: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanını,

 

Bakanlık

: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,

 

Kurum

: Türkiye İş Kurumunu,

 

Genel Müdür

: Türkiye İş Kurumu Genel Müdürünü,

 

Yönetim Kurulu

: Türkiye İş Kurumu Yönetim Kurulunu,

 

Başkan

: Yönetim Kurulu Başkanını,

 

Genel Müdürlük

: Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünü,

 

ifade eder.

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

Yönetim Kurulunun Oluşumu

Çalışma Usul ve Esasları

Yönetim Kurulunun Oluşumu

Madde 4 — Yönetim Kurulu, Genel Müdürün başkanlığında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın önerisi üzerine müşterek kararla atanan birer temsilci ile en çok üyeye sahip işçi konfederasyonu, işveren konfederasyonu ve Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonunca belirlenen birer üyeden olmak üzere altı üyeden oluşur.

Genel Müdürün bulunmadığı hallerde Bakanlık temsilcisi Kurula başkanlık eder.

Üyelerin Görev Süresi, Seçilme ve Atanma Şartları ile İzinleri

Madde 5 — Yönetim Kurulu üyelerinin görev süresi üç yıldır. Süreleri biten üyeler, yeni üyeler göreve başlayıncaya kadar görevlerine devam ederler. Görev süresi içinde herhangi bir nedenle Yönetim Kurulu Üyeliği sona erenlerin yerlerine aynı usulle bir ay içinde yenileri atanır veya seçilir. Bu şekilde göreve gelenler, yerlerini aldıkları üyenin görev süresini tamamlarlar.

Yönetim Kurulu üyelerinin Devlet Memurluğuna atanabilme şartlarını taşımaları ve siyasi parti organlarında görevli bulunmamaları, ayrıca atama ile gelecek üyelerin finans konusunda yeterli deneyime sahip olmaları, hukuk, iktisat, maliye, finans, işletme, kamu yönetimi, sosyal politika veya iş hukuku dallarında en az lisans düzeyinde öğrenim yapmış olmaları zorunludur.

Yönetim Kurulu üyelerinin yurt içi ve yurt dışı görev gezileri ve izinleri ile kullanma tarihleri, Yönetim Kurulu Kararı ile düzenlenir. Bu konunun gündeme alınması 8 inci madde hükümlerine tabi değildir.

Üyelerin Mali Hakları

Madde 6 — Toplantılara iştirak eden Yönetim Kurulu Başkanı ve müşterek kararname ile atanan üyelerine 22/01/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü maddesine göre kamu iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen miktarlarda ilave aylık ücret verilir. Diğer yönetim kurulu üyelerine ise kadrosunun karşılığı olan aylık ve diğer mali haklar ödenir. Yolluklarında ise 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri uygulanır.

Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinin bütün toplantılarda bulunmaları esastır. Yönetim Kurulu Başkan ve üyeleri, mazeretleri nedeniyle toplantıya katılmamaları halinde, mazeretlerini engeç bir sonraki toplantıya kadar yazılı olarak Başkana bildirir.

Mazeretlerini bildirmeksizin toplantıya katılmayan üyelerin, net aylık ücret tutarlarından katılmadıkları toplantı gününe tekabül eden günlük ücretleri Yönetim Kurulu Kararı ile kesilir.

Ek ödeme ödenmesi ve kesilmesi konusunda ise Ek Ödeme Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanır.

Yönetim Kurulu Şube Müdürlüğü

Madde 7 — Yönetim Kurulunun her türlü yazı ve diğer işleri Başkanın direktifi ve denetimi altında, Yönetim Kurulu Şube Müdürlüğünce yürütülür.

Gündem

Madde 8 — Gündem, Yönetim Kurulu Başkanı tarafından hazırlanır. Toplantı tarihinden en az 48 saat önce üyelere dağıtılır. Yönetim Kurulu kararı ile gündemdeki sıra değiştirilebilir. Gündem dışı olarak önemli ve ivedi konularda verilecek önerilerin gündeme alınması Yönetim Kurul Kararı ile olur.

Toplantı ve Karar Yeter Sayısı

Madde 9 — Yönetim Kurulu Başkanın daveti üzerine, haftada bir defadan az olmamak üzere üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olağan toplanır. Başkanın isteği veya en az 2 üyenin birlikte yazılı teklifi üzerine en geç 3 gün içinde Başkan, Kurulu olağanüstü toplantıya çağırır. Toplantı yeri Kurumun merkezidir. Ancak, Yönetim Kurulu kararı ile merkez dışında da toplantı yapılabilir. Kararlar toplantıya katılan üyelerin çoğunluğu ile alınır. Oylarda eşitlik olması halinde Başkanın bulunduğu taraf çoğunlukta sayılır. Toplantıya katılmayan üyeler vekalet vermek suretiyle oy kullanamazlar. Toplantıda çekinser oy kullanılamaz.

Kurul tarafından gerekli görülmesi halinde konu ile ilgili yetkililer toplantıya davet edilerek dinlenebilir.

Gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden, bir önceki toplantıda alınan ve aynı gün imzalanamayan kararlar okutulur, tutanaklara uygun olduğu anlaşıldıktan sonra Başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Başkan, gerekli gördüğü konularda Yönetim Kuruluna bilgi sunar, varsa gündem dışı konuşmalar yapılır. Gündem üzerinde bir değişiklik önergesi yoksa toplantıda gündemdeki maddeler sırası ile görüşülür.

Her bir gündem maddesine ait görüşmelerin bitiminde oylamaya geçilir. Her üye oyunu açık kullanır. Karara aykırı görüşü olanlar, gerekçesini belirtmek zorundadırlar.

Toplantıda karara bağlanmayan konular, bir sonraki toplantıda karara bağlanır.

Yetki Devri

Madde 10 — Yönetim Kurulu devredilebilir nitelikteki yetkilerini alacağı bir kararla Genel Müdüre devredebilir.

Kararların Yazılması ve İmzalanması

Madde 11 — Yönetim Kurulu kararları, toplantı sonucunda yapılan tutanaklara göre karar kağıtlarına yazılır. Kararlarda silinti, kazıntı ve çıkıntı yapılamaz, karar metinlerinde geçen paraya ilişkin rakamlar ayrıca yazı ile de belirtilir. Kararlar 2 nüsha hazırlanarak aynı gün, mümkün olmaması halinde, bir sonraki toplantıda Başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Kararlara her takvim yılı başından itibaren bir sıra numarası verilir.

Kararlar;

a) Toplantı tarih ve sayısını,

b) Katılanların adlarını ve soyadlarını,

c) Karar metnini,

d) Toplantıya katılanların imzalarını,

e) Varsa karşı oy gerekçelerini,

içerir.

Alınan karara aykırı görüşte olan üyeler, karşı görüşlerini iki gün içinde yazılı olarak verirler. Karşı görüşler, kararda aynen yer alır. Kararların bir nüshası yıllık olarak ciltlettirilir, bir nüshası da Yönetim Kurulu Müdürlüğündeki dosyasında saklanır.

Kararların İlgili Mercilere Gönderilmesi

Madde 12 — Yönetim Kurulu karar örnekleri, Başkan ya da Yönetim Kurulu Şube Müdürü tarafından imzalanıp mühürlenmek suretiyle onaylanır.

Uygulama birimlerine verilen onaylı karar örneklerinde karşı oy gerekçeleri bulunmaz.

Üst mercilere gönderilmesi gereken onaylı karar örnekleri karşı oyları da içerir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Son Hükümler

Yürürlükten Kaldırılan Yönetmelik

Madde 13 — 26/07/2001 tarihli ve 24474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Türkiye İş Kurumu Yönetim Kurulunun Toplantı ve Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

Madde 14 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 15 — Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü yürütür.

—— • ——

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

Bağ-Kur Denetmeni ve Yardımcılarının Atama

Yetki Çalışma Usul ve Esasları

Hakkında Yönetmelik

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Amaç ve Kapsam

Madde 1 — Bu Yönetmelik, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında denetmenlik hizmetini yürütmek amacıyla görev yapan Bağ-Kur denetmen yardımcısı ile Bağ-Kur denetmenlerinin atama, yetki, görev ve sorumluluklarına, çalışma usullerine özlük haklarına, inceleme, tespit ve kontrol işlerine ilişkin usul ve esasları kapsar.

Dayanak

Madde 2 — Bu Yönetmelik, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunun değişik 6 ncı maddesinin ( c ) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 3— Bu Yönetmelikte geçen;

 

Kurum

:

Bağ-Kur’u,

 

Genel Müdür

:

Bağ-Kur Genel Müdürünü,

 

Yönetmelik

:

Bu Yönetmeliği,

 

Denetmen

:

Bağ-Kur Denetmenini,

 

Denetmen Yardımcısı

:

Bağ-Kur Denetmen Yardımcısını,

 

Sınav Kurulu

:

Seçme ve yeterlik sınavlarını yapan kurulu,

 

Seçme sınavı

:

KPSS’de başarılı olanlardan denetmen yardımcılığına alınacaklara uygulanacak yazılı ve/veya sözlü sınavları,

 

Yeterlik sınavı

:

Bağ-Kur denetmenliğine atanacaklara uygulanacak yazılı ve sözlü sınavı,

 

ifade eder.

 

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

Görevleri, Yetkileri, Sorumlulukları ve Görev Yerleri

Görevleri

Madde 4 — Denetmen ve denetmen yardımcıları; Kurum adına il müdürlüklerinde il müdürüne bağlı olarak çalışma programı dahilinde aşağıdaki görevleri yaparlar:

a) Meslek kuruluşlarında, vergi dairelerinde, belediyelerde, özel idarelerde, ilgili diğer kurum ve kuruluşlarda, muhtarlıklarda, iş yerlerinde; Kuruma tescili gerekenleri, sigortalılığı sona erenleri ve adres değişikliklerini tespit etmek,

b) Kurumun protokol yaptığı sağlık kurum ve kuruluşları ile eczanelerde sağlık sigortası uygulamasını kontrol etmek,

c) İl Müdürünce verilecek benzeri diğer görevleri yapmak ve idari para cezası uygulamak.

Yetkileri

Madde 5 — Denetmen ve denetmen yardımcıları; Kurum adına meslek kuruluşlarında, vergi dairelerinde, belediyelerde, özel idarelerde, ilgili diğer kurum ve kuruluşlarda, muhtarlıklarda, işyerlerinde, Kurumun yaptığı protokol veya sözleşme hükümleri uyarınca, sağlık kurum ve kuruluşları ile eczanelerde kontrol ve inceleme yaparlar.

Denetmen ve denetmen yardımcıları; bu görevlerini yerine getirirken, her türlü kayıt, defter, dosya ve benzeri belgeleri incelemeye, belgelerin tasdikli örneklerini almaya, gerektiğinde izleri kaybolacak konusu suç teşkil eden belgeleri zimmet karşılığında almaya, yetkilidirler.

Denetmen ve denetmen yardımcıları; inceleme, tespit ve kontrol görevlerini yürüttükleri sırada, disiplin ya da ceza kovuşturması açılması gereken fiil ve hareketleri tespit ettikleri takdirde, bu konudaki delil ve belgelerin değiştirilmesi, yok edilmesi tehlikesi veya daha geniş emniyet araştırmasına gerek duyulması halinde, konuyu geciktirmeden emniyete ayrıca, bir ön inceleme raporu ile gereği yapılmak üzere il müdürüne bildirirler.

Sorumlulukları

Madde 6 — Denetmen ve denetmen yardımcıları; bulundukları yerlerde, görev ve sıfatlarına uygun vakar ve ciddiyeti göstermek, nezaket kurallarına uymak, tartışmalara girmekten kaçınmak, görevlerini yerine getirirken etki altında kalmadan tarafsız davranmak, yasalarda yer alan ve memuriyet sıfat ve görevlerinin gerektirdiği hususlara uymak zorundadırlar.

Görevlerini ilgili yasalar çerçevesinde özenle yerine getirmekle sorumludurlar. İnceleme yaptıkları gerçek ve tüzel kişilerden borç alamazlar, onlarla menfaat ilişkisine giremezler.

Görevleri sırasında öğrendikleri gizli bilgi ve belgeleri açıklayamazlar.

Bu Yönetmelikle belirlenen görevlerin Kalite Yönetim Sistemi şartlarına uygun olarak yürütülmesini, Kalite Yönetim Sistemi’nin yaygınlaştırılmasını ve iyileştirilmesini sağlamak zorundadırlar.

İlgili mevzuat gereğince kendilerine verilen görevleri yerine getirmekten il müdürüne karşı sorumludurlar.

Görev Yerleri

Madde 7 — Denetmen ve denetmen yardımcıları; atandıkları il müdürlüklerinin faaliyet alanları içinde görev yaparlar. Ancak, Genel Müdür veya il müdürünün onayı ile görevin gerektirdiği zorunlu hallerde, görev bölgeleri dışında da tespit, inceleme ve kontrol yapabilirler.

Denetmenler yer değiştirme suretiyle atamaya tabidirler.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Çalışma Usul ve Esasları, Çalışma Anlayışı, Rapor, İşleme Koyma, Kayıt ve Dosyalama

Çalışma Usul ve Esasları

Madde 8 — Denetmen ve denetmen yardımcıları; atandıkları il müdürlüğünde il müdürüne bağlı olarak görev yaparlar, görev emirleri il müdürünce onaylanır. Çalışmalarını il müdürünce onaylanan program dahilinde yürütürler.

Çalışma programlarının uygulanması sırasında, il müdürlüğünün acil ihtiyaçlarının gerektirmesi ya da aynı yerde görevli Kurum müfettişlerinin talep etmesi halinde, çalışma programı il müdürünce değiştirilebilir.

Programın yürütülmesinden il müdürü sorumludur.

Çalışma Anlayışı

Madde 9 — Denetmen ve denetmen yardımcıları; görevlerini yerine getirirken;

a) Kurumca benimsenen amaca yönelik prensipleri, ilke ve yöntemleri titizlikle uygulamayı,

b) Hizmetin en verimli düzeye ulaşması için alınması gereken önlemleri ilgili mercilere sunmayı,

c) Görevin yerine getirilmesinde özenli ve özverili davranmayı,

d) İnceleme yaptığı kuruluşlarda örnek davranış içinde, eğitici ve yol gösterici olmayı,

e) Kurum işlemlerine kaynak teşkil eden kurum ve kuruluşlardan doğru ve zamanında bilgi gelmesi için gayret içinde olmayı,

f) Görevleriyle ilgili olarak inceleme ve araştırma yaparak çözüm üretmeyi,

Amaçlayan bir anlayış içinde olmalıdırlar.

Rapor

Madde 10 — Denetmen ve denetmen yardımcıları; yürüttükleri her işin sonunda bir rapor düzenlerler. Raporun usul ve esasları Teftiş Kurulu Başkanlığınca belirlenir.

İşleme Koyma

Madde 11 — Denetmen ve denetmen yardımcıları tarafından düzenlenen raporlar il müdürünce incelenir ve işleme konulur. il müdürü rapordaki görüşe iştirak etmiyorsa, gerekçeleri ile birlikte raporu Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderir. Teftiş Kurulu Başkanlığı konuyu inceler ve ortaya çıkan görüşü Genel Müdürlük Makamının onayını alarak uygulamaya koyar.

Kayıt ve Dosyalama

Madde 12 — Denetmen ve denetmen yardımcıları kendilerine ait zimmet defterine, gelen ve giden yazılar ile düzenledikleri raporları her yıl birden başlamak üzere tarih sırasına göre kaydederler.

Denetmen servisinde de her denetmen ve denetmen yardımcısı için oluşturulacak dosyalara raporlar sıra ile konulur. Ayrıca Yıllık Çalışma Plan ve Programlarının ve sonuçlarının izlendiği düzenli bir dosyalama sistemi oluşturulur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Denetmen Yardımcılığına Atanma

Sınav Şekli

Madde 13 — Denetmen yardımcıları seçme sınavı bu Yönetmelikte belirtilen sınav konularından Genel Müdürlük tarafından belirlenen zamanlarda yazılı ve/veya sözlü olarak yapılır.

Denetmen yardımcılığı seçme sınavına girebilmek için 18/03/2002 tarihli ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan "Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik" hükümleri uyarınca yapılan KPSS sınavında başarılı olmak şarttır.

Denetmen yardımcılığına, KPSS’ de başarılı olan ve Kurumca istenen sayı da çağrılan adaylar arasında yapılacak seçme sınavı ile girilir. Seçme sınavında başarılı olanlar denetmen yardımcılığı kadrosuna atanırlar.

Sınav Kurulu

Madde 14 — Sınav Kurulu, Genel Müdür veya görevlendireceği bir Genel Müdür Yardımcısının başkanlığında Teftiş Kurulu Başkanı, 1.Hukuk Müşaviri, Personel ve Eğitim Dairesi Başkanı, Genel Müdürün uygun gördüğü bir daire başkanı ve bir denetmen olmak üzere beş asil üyeden oluşur.

Genel Müdürün uygun göreceği bir daire başkanı ve iki denetmen de yedek üye olarak seçilir.

Denetmen Yardımcılığı Seçme Sınavına Katılma Şartları

Madde 15 — Denetmen yardımcılığı sınavına katılabilmek için;

a) Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde yazılı nitelikleri taşımak,

b) Yazılı sınavın yapılacağı tarihte 30 yaşını doldurmamış bulunmak,

c) Hukuk, Siyasal Bilgiler, İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri ile maliye, çalışma ekonomisi, matematik, istatistik bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen ve en az dört yıl lisans eğitimi veren yerli ve yabancı fakülte veya yüksek okullardan birini bitirmiş olmak,

d) KPSS sonuçlarına göre en az 70 puan almış olmak,

e) Erkek adaylar için askerlik görevini yapmış veya ertelenmiş olmak,

f) Sağlık yönünden her türlü iklim ve yolculuk şartlarına dayanıklı olmak (Bu durum Sağlık Kurulu raporu ile belirlenir ve rapor atama sırasında istenir),

g) İki defadan fazla Kurum denetmen yardımcılığı seçme sınavına katılmamış olmak,

h) Yapılacak inceleme sonucunda sicil, tutum ve davranışları yönünden denetmen yardımcılığına engel bir durumu bulunmamak,

gereklidir.

Denetmen Yardımcılığı Seçme Sınavının İlanı

Madde 16 — Denetmen yardımcılığı seçme sınavına katılacaklarda aranacak şartlar, başvurunun tarihi, yeri ve şekli ile istenecek belgeler, sınavın yeri, zamanı ve sınav konuları ile açıktan atama izni alınan kadro sayısı, sınıfı, unvanı, dereceleri ve KPSS taban puanı; sınav tarihinden en az bir ay önce, Resmî Gazete ve ülke genelinde yayımlanan trajı en yüksek ilk beş gazeteden birinde ilan vermek ve Genel Müdürlük ile İl Müdürlükleri panolarına asılmak ve Kurumun internet sitesinde yayımlanmak suretiyle duyurulur.

Adaylara başvuru için en az 15 gün süre tanınır. Sınav başvuru süresinin bitimi ile yazılı sınavın başlama tarihi arasında en az 15 günlük süre bırakılır.

Denetmen Yardımcılığı Seçme Sınavına Müracaat ve İstenecek Belgeler

Madde 17 — Denetmen yardımcılığı sınavına girmek isteyenler Genel Müdürlükçe belirlenen İş talep Formu ile bizzat Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığına bir dilekçeyle müracaat ederler. Başvuru sırasında istenen belgelerin seçme sınavı duyurusunda belirtilen en son başvuru tarihine kadar Genel Müdürlük kayıtlarına intikal etmesi şarttır. Postadaki gecikmeler dikkate alınmaz. Seçme sınavına katılacaklara fotoğraflı ve onaylı "Adaylık Belgesi" verilir.

Adaylardan başvuru sırasında ayrıca aşağıdaki belgeler istenir.

a) KPSS puan belgesi,

b) Nüfus cüzdanının aslı veya tasdikli örneği,

c) Yüksek öğrenim bitirme diploması veya çıkış belgesinin aslı veya tasdikli örneği (15.maddenin (c) bendinde belirtilen okullara denk okullar için, ayrıca ilgili mercilerden alınacak belge aslı veya onaylı örneği),

d) Erkek adaylardan askerlik görevini yaptığını veya sınav tarihinde ertelenmiş olduğunu veya askerlikle ilişiği bulunmadığını gösterir belge,

e) Cumhuriyet Başsavcılığından alınacak adli sicil belgesi,

f) Her türlü yolculuk şartlarına dayanıklı olduğuna dair tam teşekküllü resmi sağlık kuruluşlarından alınacak sağlık kurulu raporu (sağlık kurulu raporu atama sırasında da verilebilir),

g) Mal Bildirimi (Atama sırasında da verilebilir.),

h) 4 adet 4,5X6 cm boyutlarında fotoğraf,

ı) Özgeçmiş (kendi el yazısı ile).

Gerçeğe Aykırı Beyan

Madde 18 — Yapılan sınavları kazananlardan talep formunda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavları geçersiz sayılarak atamaları yapılmaz, ataması yapılmış olsa dahi iptal edilir. Bunlar hiçbir hak talebinde bulunamazlar ve haklarında genel hükümlere göre işlem yapılır.

Seçme Sınavının Yapılacağı Yer

Madde 19 — Denetmen yardımcılığı seçme sınavı Ankara’da yapılır.

Yazılı sınavda başarılı olamayanlar sözlü sınava alınmazlar.

Yazılı Seçme Sınavı Konuları

Madde 20 — Ekonomi, Hukuk, Maliye, Genel Muhasebe, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi konularından oluşur.

Yazılı Seçme Sınavı Sorularının Hazırlanması

Madde 21 — Yazılı sınav soruları ve cevap anahtarları ile her soruya verilecek puanlar ve sınav süreleri, sınav konularına göre tespit edilir. Hazırlanan sorular sınav kurulu üyeleri tarafından imzalanarak, her konunun sorusu ayrı bir mühürlü zarf içinde Sınav Kurulu Başkanına teslim edilir.

Yazılı Seçme Sınavının Yapılma Şekli

Madde 22 — Sınavlar duyurulan saatte başlar. Sınava giren adaylar, sınav giriş belgeleri ile birlikte geçerli kimlik belgesini de istenildiğinde görevlilere ibraz etmek zorundadırlar.

Sınava, içinde sınav soruları bulunan mühürlü zarfın sınava katılanların huzurunda açılması, adaylara dağıtılması, veya yazdırılması suretiyle başlanır. Sınav sorularını kapsayan zarfların açılması esnasında, durumu tespit etmek üzere tutanak düzenlenir. Bu tutanak sınav görevlileri ve sınava katılan adaylardan ikisi tarafından imzalanır.

Sınav başladıktan sonra sınav salonuna gelen adaylar sınava kabul edilmezler. Adaylar sınav sorularının cevaplarını mühürlü cevap kağıtlarına yazarlar. Sınavda siyah kurşun kalem haricinde başka kalem kullanılmaz. Cevap kağıtlarının kapatılacak kısmı dışında adayların kimliğini belirtecek herhangi bir yazı yazılmaz ve işaret konulmaz. Belirleyici yazı yazan veya işaret koyan adaylarla, sınavda kopya çektiği tespit edilen adaylar hakkında bir tutanak düzenlenerek bunların sınavları geçersiz sayılır.

Sınav sonunda, toplanan cevap kağıtları ve mühürlü zarftaki soruların açılması ile ilgili tutanaklar bir zarf içerisine konulur ve zarf kapatılıp mühürlendikten sonra sınavın bittiği sınava katılan adaylardan en az ikisi tarafından imzalanarak düzenlenen tutanakla birlikte sınav evrakı Sınav Kurulu Başkanlığına teslim edilir.

Yazılı Seçme Sınav Cevaplarının Değerlendirilmesi

Madde 23 — Yazılı sınavda başarılı sayılabilmek için her konudan 100 tam puan üzerinden 60 puandan az olmamak üzere ortalama 70 puan almak gerekir.

Yazılı sınav sonuçları tutanakla tespit edilir.

Yazılı Seçme Sınav Sonuçlarının Duyurulması

Madde 24 — Yazılı sınavı kazananların başarı sırasına göre listesi hazırlanarak sonuçlar Genel müdürlük ilan panosunda ve Kurum internet sitesinde yayımlanır.

Sözlü Seçme Sınavı

Madde 25 — Yazılı sınavda başarılı olan adaylar sözlü seçme sınavına tabi tutulabilir. Sözlü sınavda, yazılı seçme sınav konuları, genel kültür, zeka ve kavrayış, ifade, tutum ve davranışı ve temsil yeteneği gibi hususlar değerlendirilir.

Sözlü Seçme Sınavın Değerlendirmesi

Madde 26 — Sözlü sınavda adaylar, Sınav Kurulu üyelerinin her biri tarafından 100 tam puan üzerinden değerlendirilir. Üyelerce verilen puanların aritmetik ortalaması sözlü sınav puanını teşkil eder. Sözlü sınav başarısı için aritmetik ortalamanın en az 70 olması şarttır.

Sınav Kurulu sözlü sınav sonuçlarını da tutanakla tespit eder.

Seçme Sınavı Notu ve Sonucunun Duyurulması

Madde 27— Seçme sınavı notu, her iki sınavında yapılması halinde, yazılı ve sözlü sınav notları toplamının aritmetik ortalamasıdır. Sınav sonuçları, Sınav Kurulunca notu en yüksek olan adaydan başlamak suretiyle başarı derecesine göre liste halinde tespit edilerek bir tutanağa bağlanır. Kadro imkanları ve ihtiyaca göre belirlenen yeteri kadar aday giriş sınavını kazanmış sayılır. Başarılı olanların adı ve soyadı liste halinde Genel Müdürlük ana hizmet binaları ve Kurumun internet sitesinde ilan edilir. Sınav sonucu, kazananlara Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından taahhütlü olarak bildirilir. Giriş sınavını kazanamayanlar, müteakip sınavlardan yalnız birine, bir defa daha girebilir.

Denetmen Yardımcılığına Atanma ve Kıdem Sırası

Madde 28 — Sınavda başarı gösterenler, başarı sırası ile boş olan Bağ-Kur denetmen yardımcısı kadrolarına atanırlar.

Sınavda başarı gösterenlerin sayısı, kadro sayısından fazla olursa seçme sınav notu yüksek olanlar tercih edilir. Diğerleri yedek olarak değerlendirilir. Sınav sonuçları atama için kazanılmış hak sayılmaz.

Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından, sınavı kazandığına ilişkin kendilerine tebligat yapılan adaylar, bildiride belirtilen süre içerisinde atamaya esas belgeler ile atanmak üzere başvurmazlarsa haklarını kaybederler.

Atandığı halde yasal mazereti olmaksızın yasal süre içerisinde göreve başlamayanlar, denetmen yardımcılığına atanmak için sonradan hak iddia edemezler.

Denetmen yardımcıları arasındaki kıdem sırası, aynı seçme sınavını kazanarak denetmen yardımcılığına atananlar arasındaki seçme sınavı notlarına göre belirlenir.

Seçme Sınavı Belgelerinin Saklanması

Madde 29 — Sınavda başarı göstererek atananların sınavla ilgili belgeleri özlük dosyalarında, bunun dışındaki belgeler ise bir yıl süreyle saklanır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Denetmen Yardımcılarının Yetiştirilmesi

Madde 30 — Denetmen yardımcıları, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü "Aday Memurların Yetiştirilmelerine İlişkin Yönetmelik" hükümlerine göre "Temel ve Hazırlayıcı Eğitim ile Staj Eğitimi" şeklinde yapılır.

Yetiştirmede Amaç

Madde 31 — Denetmen yardımcıları,

a) Kişiliklerini mesleğin niteliklerine göre geliştirmek,

b) Çalışma konularıyla ilgili mevzuat ve uygulamalar ile ön inceleme ve inceleme konularında uzmanlaşmalarını sağlamak,

c) Bilimsel çalışma, araştırma yapma ve bilgisayar gibi çağdaş araç ve gereçlerden yararlanma alışkanlığı kazandırmak,

d) Görev ve yetki alanlarına giren konular ile sosyal güvenlik mevzuatını öğrenmelerine yardımcı olmak,

e) Sosyal ve kültürel etkinliklere aktif olarak katılmalarını sağlamak,

f) Kuruma yüksek nitelikli personel kazandırmak,

hedeflerine uygun olarak yetiştirilirler.

Denetmen Yardımcıları Yetiştirme Programı

Madde 32 — Üç yıllık yardımcılık döneminde aşağıdaki eğitim programı uygulanır:

A) Birinci Dönem Çalışmaları (Temel ve Hazırlayıcı Eğitim):

Memuriyete aday olarak giren denetmen yardımcılarının temel eğitiminde, Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığınca Aday Memurların Yetiştirilmelerine İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanır.

B) İkinci Dönem Çalışmaları (Staj Eğitimi ve Yetki Verme):

Denetmen yardımcıları, Kurum mevzuatı ve uygulaması alanına giren aşağıdaki konularda, belirlenecek program çerçevesinde ilgili daire başkanlıklarınca eğitime tabi tutulurlar:

a) Bağ-Kur Mevzuatı

b) İş, Sosyal Güvenlik ve Meslek Kuruluşları Mevzuatı

c) Sağlık Mevzuatı

d) Ceza Hukuku (Genel Esaslar, Devlet İdaresi ve Ammenin İtimadı Aleyhine İşlenen Suçlar ile Mal Aleyhindeki Cürümlere İlişkin Genel Bilgiler, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması)

e) Borçlar Hukuku (Genel Esaslar ve Akdin Nevileri)

f) İdare Hukuku (Genel Esaslar, Türkiye’nin İdari Yapısı ve İdari Yargı)

g) Medeni Hukuk (Genel Esaslar, Şahsın Hukuku ve Eşya Hukuku)

h) Harcırah Yasası

ı) Devlet Memurları Yasası

j) Vergi, Resim ve Harçlarla İlgili Mevzuat

k) Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu

l) Bağ-Kur Denetmenlerinin görev yetki ve sorumlulukları

Bu dönemde denetmen yardımcıları, belge toplama değerlendirme usul ve esasları, rapor yazma teknikleri konularında denetmenler tarafından eğitilirler.

Denetmen yardımcıları, belirlenen süre içinde refakatinde bulundukları denetmenin gözetim ve denetimi altındadır. Kendilerine verilen görevleri denetmenin talimatına göre yerine getirirler; resen inceleme, denetim ve araştırma yapamazlar, rapor düzenleyemezler.

Ancak, bir yılını başarı ile bitiren denetmen yardımcılarına, refakatinde çalıştıkları denetmenlerin görüşleri alınmak; bilgi seviyeleri, bu Yönetmeliğin 36 ncı maddesindeki esaslara göre belirlenecek Sınav Kurulunca, aynı yönetmeliğin 37 nci maddesindeki konuların uygun görülenlerinden sorular seçilerek, bilgi düzeyleri sınavla ölçülmek suretiyle; resen kontrol, inceleme ve denetleme yetkisi verilir.

ALTINCI BÖLÜM

Yeterlik Sınavı, Sınav tarihinin Bildirilmesi, Başka Göreve Atama

Yeterlik Sınavı

Madde 33 — Denetmen yardımcılarından en az üç yıl süreli "Eğitim ve Staj" dönemini tamamlayanlar ve sicili olumlu olanlar yeterlik sınavına tabi tutulurlar.

Yeterlik Sınavı Tarihinin Bildirilmesi

Madde 34 — Yeterlik sınavına hak kazanan denetmen yardımcıları, yazılı ve sözlü olarak iki kısımda yapılan yeterlik sınavına girerler. Bu sınavın tarihi, saati ve yeri sınav tarihinden en az iki ay önce yazı ile bildirilir.

Yeterlik Sınav Konuları

Madde 35 — Yeterlik sınavının yazılı ve sözlü kısımları aşağıda belirtilen konulardan sorular seçilmek suretiyle yapılır:

A) Mevzuat ve Uygulama:

a) İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı

b) Kurumun görev ve çalışmaları ile İlgili mevzuatı ve uygulaması

c) Borçlar hukuku (Genel esaslar ve akdin nevileri)

d) İcra-İflas hukuku

e) Medeni hukuk (Genel esaslar, Şahsın hukuku, Eşya hukuku)

f) Harcırah Kanunu

g) Devlet Memurları Kanunu ve Kurum personeli ile ilgili mevzuatlar

h) Vergi, Resim ve Harçlar ile İlgili Mevzuat

B) Kontrol, İnceleme ve Denetleme Yöntemleri:

a) Ceza Hukuku (Genel Esaslar, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin yargılanması, Devlet İdaresi ve Ammenin İtimadı Aleyhine İşlenen Suçlar ve Mal Aleyhindeki Cürümlere İlişkin Genel Bilgiler)

b) 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu

c) Kontrol ve İnceleme Yöntemleri

d) Bağ-Kur Denetmenlerinin görev yetki ve sorumlulukları

Yazılı Yeterlik Sınav Soruları ve Cevap Anahtarlarının Hazırlanması

Madde 36 — Yazılı sınav soruları ve cevap anahtarları 37 nci madde de belirtilen konulardan seçilmek suretiyle Sınav Kurulunca hazırlanır. Sınav süresi ve her soruya verilecek puanlar Sınav Kurulunca belirlenir ve imzalanarak mühürlü zarf içerisinde Sınav Kurulu Başkanına teslim edilir.

Yazılı Yeterlik Sınavının Yapılış Şekli

Madde 37 — Yazılı sınavda Sınav Kurulu üyeleri ve sınav kurulu başkanının teklifi ve makam onayı ile görevlendirilenler sınav gözcülüğü yapar. Sınav sorularının bulunduğu mühürlü zarf, sınava giren denetmen yardımcılarının huzurunda açılarak sorular dağıtılır veya yazdırılır.

Denetmen yardımcıları cevaplarını dağıtılan cevap kağıtlarına yazarlar. Cevap kağıtları, isim yazılı kısım kapatılmak ve kaç adet kağıt verildiği tespit edilmek suretiyle Sınav Kurulu Başkanına verilir. Sınavda kopya çektiği tespit edilen denetmen yardımcısı başarısız sayılır.

Yeterlik Yazılı Sınavı Cevaplarının Değerlendirilmesi

Madde 38 — Yeterlik yazılı sınavı sorularına verilen cevaplar, Sınav Kurulu tarafından 100 puan üzerinden değerlendirilir. Başkan ve Üyelerce verilen puanın Aritmetik ortalaması 70 ve üzeri olanlar başarılı sayılır.

Yazılı sınav sonuçları bir tutanakla tespit edilir.

Yeterlik Sözlü Sınavı

Madde 39 — Yazılı sınavda başarılı olan denetmen yardımcıları 37 nci maddede belirtilen konulardan sözlü sınava tabi tutulur. Sözlü sınav sorularına verilen cevaplar, Sınav Kurulu tarafından 100 puan üzerinden değerlendirilir. Başkan ve Üyelerce verilen puanın Aritmetik ortalaması 70 ve üzeri olanlar başarılı sayılır.

Sözlü sınav sonuçları bir tutanakla tespit edilir.

Yeterlik Sınav Notu

Madde 40 — Denetmen yardımcıları için yeterlik sınav notu yazılı ve yapılması halinde sözlü sınav notlarının ortalamasıdır.

Denetmenliğe Atanma

Madde 41 — Yeterlik sınavında başarı gösteren denetmen yardımcıları boş olan denetmen kadrolarına başarı sırasına göre atanırlar.

Başka Göreve Atama

Madde 42 — Yeterlik sınavında başarılı olamayanlar, Başka göreve atanmayı talep edenler ile Denetmen yardımcılığı döneminde sicillerine göre denetmenlikte başarı gösteremeyeceği anlaşılanlar, denetmenlik görevi ile bağdaşmayacak tutum ve davranışları tespit olunanlar, yeterlik sınavına alınmaksızın denetmenlik kadrosu dışında durumlarına uygun başka görevlere atanırlar.

YEDİNCİ BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

Resmi Mühür ve Kimlik Belgesi

Madde 43 — Denetmenlere müteselsil sıra numarası taşıyan resmi mühür ile şekli ve içeriği Genel Müdürlükçe belirlenecek kimlik belgesi verilir. Kimlik belgeleri Personel ve Eğitim Dairesi Başkanı tarafından imzalanır. Resmi mühür ve kimlik belgesi zimmetle verilir.

Görevden ayrılan denetmenler mühür ve belgelerini il müdürlüğüne teslim etmek zorundadırlar.

Kıdem

Madde 44 — Kıdem meslekte geçirilen süredir. Bu süreye ücretsiz izin dahil edilmez. Aynı giriş sınavıyla denetmen olanlar arasında kıdem, yardımcılık ve yeterlik sınavlarındaki başarıya göre belirlenir.

Yeniden Atama

Madde 45 — Denetmenliğe atandıktan sonra kendi isteği veya nakil suretiyle ayrılan denetmenlerden, geçmişte denetmenlik görevi ve meslek onuruyla bağdaşmayacak herhangi bir eylemde bulunmadığı anlaşılanlar, boş kadro bulunması ve Genel Müdürün uygun görmesi halinde yeniden denetmenliğe atanabilirler.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Geçici Hükümler

Geçici Madde 1 — Denetmen yardımcıları, Kurumda denetmen kadroları oluşuncaya kadar, bu Yönetmeliğin 32 nci maddesinde belirtilen ikinci dönem çalışmalarını, Teftiş Kurulu Başkanlığının hazırlayacağı bir program dahilinde, merkezde teorik ve İl Müdürlüklerinde uygulamalı olarak Müfettişlerin veya İl Müdürünün gözetiminde tamamlarlar. Resen kontrol, inceleme ve denetleme yetkisi bunların görüşleri alınarak verilir.

Geçici Madde 2 — Kurumda denetmen kadroları oluşuncaya kadar, bu Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde öngörülen Sınav Kurullarında yer alması gereken denetmenler yerine, Teftiş Kurulu Başkanının önerisi ve Genel Müdürlük Makamının onayıyla müfettişler görevlendirilir.

Yürürlük

Madde 46 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 47 — Bu Yönetmelik hükümlerini Bağ-Kur Genel Müdürü yürütür.

—— • ——

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından:

Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte

Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 14/6/2003 tarihli ve 25138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrası ile (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"İmalatçı-üretici veya ithalatçılar bir dilekçe ekinde aşağıdaki belgelerle birlikte Genel Müdürlüğe veya merkezlerinin bulunduğu yerdeki İl Müdürlüğüne başvururlar."

"c) Firmaya ait Satış Sonrası Hizmetleri Yeterlilik Belgesinin bir örneği,"

"Gerek ilk başvuru ve gerekse model ilavesi sırasında ibraz edilen Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzları görüldükten sonra başvuruda bulunan firmaya iade edilir. Firma bu kılavuzları istenildiğinde ibraz etmek üzere saklamak zorundadır."

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Genel Müdürlük veya İl Müdürlüğü’nce onaylanan garanti belgelerinin geçerlilik süresi 2 yıldır.

Garanti belgeleri onay tarihi esas alınarak, belgenin onay işleminin yapıldığı yerde, iki yılda bir vize edilir."

Geçici Madde 1 — Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce onaylanan veya vize edilen belgeler, onay veya vize tarihinden itibaren iki yıl geçerlidir.

Yürürlük

MADDE 3 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 4 — Bu Yönetmelik hükümlerini Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür.

—— • ——

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından:

Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Uygulama Esaslarına Dair

Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 14/6/2003 tarihli ve 25138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 4 üncü maddesine (e) ve (f) bentleri eklenmiştir.

"e) "CE" Uygunluk İşareti: Üreticinin, ilgili teknik düzenleme/düzenlemelerden kaynaklanan bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve ürünün ilgili tüm uygunluk değerlendirme işlemlerine tabi tutulduğunu gösteren işareti,

f) Uygunluk Değerlendirme Kuruluşu: Ürünün ilgili teknik düzenlemeye uygunluğunun test edilmesi, muayene edilmesi ve/veya belgelendirilmesine ilişkin faaliyette bulunan özel veya kamu kuruluşunu,"

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesine (l) ve (m) bentleri eklenmiştir.

"l) İthal edilmiş mallarda, yurt dışındaki üretici firmanın unvanı ve açık adresi ile diğer erişim bilgileri (telefon, telefaks ve e-mail vb.),

m) "CE" işareti (varsa) ve uygunluk değerlendirme kuruluşunun unvanı ve açık adresi (telefon, telefaks ve e-mail vb.)."

Yürürlük

MADDE 3 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 4 — Bu Yönetmelik hükümlerini Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür.

—— • ——

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından:

Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında

Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına

Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 14/6/2003 tarihli ve 25138 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin (d) ve (f) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (e) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

"d) Servis istasyonlarının; imal ve/veya ithal edilen ürün veya ürün grubu için hazırlanan hizmet standardına veya teknik düzenlemelere uygun olduğunu ve ayrıca başvuruda bulunan imalatçı-üretici ve/veya ithalatçıya hizmet verebileceğini gösterir, TSE’den veya Bakanlıkça düzenlenen uygunluk belgesi aslı veya onaylı sureti veya noter tasdikli örneği,"

"f) İmalatçı-üretici ve/veya ithalatçının noter tasdikli imza sirküleri,"

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Satış Sonrası Hizmetleri Yeterlilik Belgesi geçerlilik süresi 2 yıldır ve veriliş tarihi esas alınarak her iki yılda bir vize edilir. Geçerlilik süresinin dolmasını müteakip 3 ay içerisinde vizesi yaptırılmayan belgeler geçersiz sayılır."

Geçici Madde 1 — Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce onaylanan veya vize edilen belgeler, onay veya vize tarihinden itibaren iki yıl geçerlidir.

Yürürlük

MADDE 3 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 4 — Bu Yönetmelik hükümlerini Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür.

—— • ——

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından:

Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü

Teftiş Kurulu Yönetmeliğine Bir Geçici Madde

Eklenmesine Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 5/10/1993 tarih ve 21719 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Yönetmeliğine aşağıdaki Geçici Madde eklenmiştir.

"Geçici Madde 1 — Bu Yönetmeliğin 22 nci maddesinin (d) bendindeki nitelikleri haiz Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğünde mühendis veya yüksek mühendis olup Daire Başkanı veya Müessese Müdürü görevlerini en az bir yıl süreyle asaleten yürütmüş, gizli sicil raporları çok iyi ya da iyi olanlardan, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve daha ağır cezalardan birini almamış olanlar, bu madde hükmünün yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde Yönetim Kurulu kararı ile müfettişliğe atanabilirler."

Yürürlük

MADDE 2 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 3 — Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürü yürütür.

Sayfa Başı


Genelge

 

Başbakanlıktan:

Konu: Yurt Dışına Yapılan İnsani Yardımlar.

Genelge

2004/14

Ülkemizden, diğer ülkelere hibe, ayni yardım, proje ve teknik işbirliği desteği ile eğitim imkanı gibi çeşitli şekillerde önemli miktar ve boyutlarda yardımlar yapılmaktadır.

Resmi veya özel kuruluşlarımız tarafından yapılan söz konusu yardımların, dış politikamızın ilke ve gerekleri doğrultusunda yönlendirilebilmesi için kurumlar arasında eşgüdümün sağlanması önem taşımaktadır. Ayrıca, bu yardımların, gerektiğinde Birleşmiş Milletlere ve yardımdan yararlanan ülke makamlarına toplu olarak bildirilebilmesi için, arşiv kaydının ve envanterinin düzenli bir şekilde tutulması gerekmektedir.

Yapılan ayni ve nakdi yardımlar ile proje ve teknik işbirliği gibi destekler için, yardımı yapan kuruluş tarafından herhangi bir nakit ödeme yapılmamış olsa dahi (örneğin ilgili ülke personeli askeri uçaklarla taşındığı halde, Genelkurmay Başkanlığınca bir bilet ücreti tespit edilerek, bunun yardım tutarına yansıtılması gibi), bu hizmetlerin piyasa rayicine göre makul bir ücret üzerinden fiyatlandırılması ve döviz cinsinden (ABD doları) kaydının tutulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, Genelgenin yayımı tarihinden itibaren, resmi ve özel kuruluşlarımızca yapılan ayni ve nakdi dış yardımlar ile diğer teknik destek hizmetlerinin amacına ulaşabilmesi ve dış politikamızın ilke ve gerekleri doğrultusunda kullanılabilmesi amacıyla, yardımı yapacak kurum ve kuruluşlarca önceden Dışişleri Bakanlığı ile istişare edilmesi ve yardım yapıldıktan sonra yukarıdaki örnekte olduğu gibi fiyatlandırılarak, ekli formun düzenlenmesi suretiyle Dışişleri Bakanlığına bildirilmesi uygun görülmüştür.

Bu Genelge yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

 

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan            

Sayfa Başı


Tebliğler

Sanayi ve Ticaret Bakanlığından:

Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliğinin

Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ

(Tebliğ No: SGM - 2004/1)

Amaç

Madde 1 — Bu Tebliğin amacı, 1/4/1999 tarihli ve 23653 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliğinin (MARTOY) uygulama usul ve esaslarını belirlemektir.

BİRİNCİ BÖLÜM

Yerli İmal Araçlarda Uygulama

Madde 2 — Firmalar, bir dilekçe ekinde; MARTOY’un Ek IV’ünde belirtilen sistem, aksam ve ayrı teknik ünite ile ilgili yürürlüğe giren yönetmelikleri göz önüne alarak, MARTOY’un 5’inci maddesine göre hazırlamış oldukları dosya ile birlikte Sanayi ve Ticaret Bakanlığına (Bakanlık) başvururlar.

Madde 3 — Yapılacak uygulamalar aşağıda belirtilmiştir:

a) Bakanlık, MARTOY’un 6 ncı maddesinde belirtilen esaslara göre firmaya ulusal "Araç Tip Onayı Belgesi" verir.

b) Bir marka ve tipin değişik varyant ve versiyonları, MARTOY’a göre aynı Araç Tip Onayı Belgesi kapsamında değerlendirilir.

c) Araç Tip Onayı Belgesi alındıktan sonra, aynı marka ve tip araçların yeni varyant ve versiyonları, aynı Onayın kapsam genişletilmesi içinde değerlendirilir.

d) Bir Araç Tip Onayı Belgesi sahibi sıfatıyla firma, onaylanmış araç tipine uygun olarak imal edilmiş tam, tamamlanmış veya tamamlanmamış her araçla birlikte tüketiciye verilmek üzere örneği MARTOY Ek IX’ da verilmiş olan Uygunluk Belgesini düzenler.

e) Firmalar; ülkemizde yürürlüğe giren sistem, aksam ve ayrı teknik ünitelere ilişkin mevzuata göre tip onayı belgelerini almak ve Bakanlıkta bulunan ilgili Araç Tip Onayı dosyalarına eklemekle yükümlüdür. Süresi içinde bu belgeleri tamamlanmayan araçların Araç Tip Onayı Belgeleri iptal edilir.

f) Firmalar; uluslar arası yürürlükte bulunan Birleşmiş Milletler/Avrupa Ekonomik Komisyonu (BM/AEK) Regülasyonları ve/veya Avrupa Birliği (AB) direktiflerine göre almış oldukları sistem, aksam ve ayrı teknik ünite tip onayı belgelerini Araç Tip Onayı dosyalarına ekleyebilirler. Bunlarla ilgili herhangi bir yeni mevzuat yürürlüğe girdiğinde, geçerliliği devam eden belgeler kabul edilir. AB resmi dillerinden birisi ile yazılmış olan belgeler; firmanın, Bakanlık veya TMMOB Makine Mühendisleri Odasından yetki belgesi almış mühendisi tarafından onaylı kopyaları aynen, diğer dillerde olanlar ise noter tasdikli tercümeleri ile birlikte kabul edilebilir.

g) MARTOY’a göre belgelendirilmiş araçlar için, daha sonra aynı yönetmeliğin 7 nci maddesine göre yapılan kapsam genişletmelerinde sadece o aracın tip onayı dosyasında mevcut sistem, aksam ve ayrı teknik ünite ile ilgili onay belgelerindeki değişiklikler dikkate alınır.

h) Bu Tebliğin 2’nci maddesine göre müracaatı yapılacak yeni araçlar için, müracaat tarihinde yürürlükte bulunan sistem, aksam ve ayrı teknik ünite ile ilgili mevzuat dikkate alınır.

İKİNCİ BÖLÜM

İthal Araçlarda Uygulama

Madde 4 — M1 sınıfı araçlarda, başvuru tarihinde Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli ve ithalatçı firmanın yetkili mühendisi tarafından onaylı AT Araç Tip Onayı Belgesi ve/veya araca ait orijinal Uygunluk Belgesinin örneği ile proforma faturası vizesi işlemi için Türk Standardları Enstitüsüne (TSE) müracaat edilir. Yapılacak inceleme ve denetlemeler sonucu uygun görülmesi halinde TSE tarafından ilgili gümrüğe ibraz edilmek üzere uygunluk yazısı düzenlenerek ithalatçı firmaya verilir.

Madde 5 — AT Araç Tip Onay Belgesi olmayan M1 ve M1 dışında kalan araçların ithalinde Birinci Bölümde yer alan "Yerli İmal Araçlarda Uygulama"da belirtilen prosedür uygulanır. Bakanlık bu araçları ve üretimin uygunluğunu; belgeleri inceleyerek, o ülkenin onay merciinden sorarak veya bizzat yerinde inceleme yaparak uygun görmesi halinde bu araçlar için Araç Tip Onayı Belgesini verir. Bakanlık gerekli görmesi halinde bu araçları ve üretimin uygunluğunu bir Teknik Hizmetler Kuruluşuna da inceletebilir. Bu durumda Teknik Hizmetler Kuruluşu gerekli incelemeleri yaparak Bakanlığa rapor verir ve Bakanlık bu rapora göre karar verebilir.

Madde 6 — Bedelsiz olarak veya teşvik yoluyla ithal edilen veya Maliye Bakanlığı Tasfiye İşleri Genel Müdürlüğü (TASİŞ) tarafından satışa sunulan araçlar veya eski araçlar için;

a) Üretici firma tarafından düzenlenmiş olan MARTOY’a uygun Uygunluk Belgesi varsa, bu belgeye istinaden Bakanlığımızdan veya Makine Mühendisleri Odasından yetki belgesi almış mühendisler tarafından MARTOY, Ek IX’da verilen örneğe göre düzenlenen Uygunluk Belgesi TSE tarafından onaylanır.

b) Bu maddenin (a) bendinde belirtilen Uygunluk Belgesinin olmaması halinde, Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe (AİTM) uygunluk aranır. Uygun bulunması halinde Bakanlığımızdan veya Makine Mühendisleri Odasından yetki belgesi almış mühendisler tarafından AİTM’ye göre Uygunluk Belgesi (Teknik Belge) düzenlenir ve TSE’ce onaylanır.

c) Karayolu trafiğine çıkmayacak veya işlevi nedeni ile yürürlükteki mevzuata uymayan araçlara ise, ancak gerekçesi açıkça belirtilerek ve hangi şartlarda karayoluna çıkabileceği açıklanarak müsaade verilir.

Madde 7 — Çıplak şasi üzerine CE kapsamında yer alan üst yapılı (araç üstü vidanjör, çöp kasası, itfaiye kasası ve düzenleri, vinç ve benzeri) araçların ithalinde; çıplak şasili aracın tip onayının ve üst yapısıyla ilgili CE Uygunluk Belgesinin ibraz edilmesi halinde, tamamlanmış araç Ulusal Tip Onayı Belgesi düzenlenmesi için bu Tebliğin 5’inci maddesi hükümleri uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Üst Yapı

Seri üst yapı imalatı

Madde 8 — Tamamlanmamış Araç Tip Onayı Belgesi bulunan N sınıfı araçlar üzerinde MARTOY ve buna bağlı yönetmelikler ve/veya AİTM’ye uygun olarak yapılan seri üst yapı imalatlarında; "Yerli İmal Araçlarda Uygulama" bölümünde belirtilen prosedür uygulanır. Başvurular TSE’ye yapılır. TSE tarafından, yapılacak gerekli incelemeler sonucunda düzenlenecek uygunluk raporu ile birlikte hazırlanan tamamlanmış araç tip onayı belgeleri onay için Bakanlığa sunulacaktır.

Münferit üst yapı imalatı

Madde 9 — Bir firmanın üst yapı ürünlerinden bir yıl içinde en fazla 50 adet üretmesi durumunda, münferit imalat sayılır. Münferit imalatlar tip onayına tabi değildir. Bunların mevzuata uygunluğunun denetimi ve onaylanması TSE tarafından AİTM’ye göre yapılır.

Madde 10 — Tamamlanmamış araç üzerine CE kapsamında yer alan seri veya münferit üst yapılı araçların imalinde, tamamlanmamış aracın tip onayı ve üst yapısıyla ilgili CE Uygunluk Belgesi aranır.

Madde 11 — Seri ve münferit üst yapı imalatlarında, tip onayı ve kalite güvence sistemi için kriterler Sanayi ve Ticaret Bakanlığı "Motorlu Araçlar Teknik Komitesi" tarafından tespit edilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Tadilat

Madde 12 — Tam veya tamamlanmış araç tip onayı belgesi almış araçlar ile trafiğe çıkmış, kayıt ve tescili yapılmış araçlar üzerinde yapılacak değişiklikler, bu Tebliğin 14 üncü maddesinde belirtilen istisnalar hariç, tadilat kapsamındadır.

Madde 13 — Tadilat ve LPG ile CNG dönüşüm işlemleri için TSE’ye müracaat edilir. Bunlarla ilgili projeler TSE tarafından onaylanır.

Madde 14 — Tamamlanmamış araç tip onayı belgesi bulunan bir araç üzerinde, varyant ve versiyon seviyesinde yapılacak değişiklikler, ancak bu araç için 1 inci seviyede ulusal tip onayını almış imalatçısı tarafından gerçekleştirilebilir.

Madde 15 — Tadilatı yapılacak aracın tadilatla ilgili sistemleri, aksamları ve ayrı teknik üniteleri "E" ve/veya "e" belgeli ise, belgelerinde o araca uygulanabileceği belirtilmiş ve montaj talimatı varsa, sadece montajı yapan firma teknik sorumlusunun uygunluk beyanı ile işlem tamamlanır.

Madde 16 — Tadilatlarda TSE; yol emniyeti, araç güvenliği ve çevreye zararları nedeni ile uygun görmediği araçları, bedeli tadilatı yapan tarafından karşılanmak üzere inceler veya inceletir.

Madde 17 — Tadilatlar için araç proje onaylarında AİTM veya gerektiğinde MARTOY Yönetmeliğine bağlı ilgili yönetmeliklerin hükümleri uygulanır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Yetkili Teknik Sorumlular İle İlgili Uygulama

Madde 18 — Araçlar için Bakanlıktan veya TMMOB Makine Mühendisleri Odasından yetki almış mühendisler "Teknik Sorumlu" olarak görevlendirilir. AİTM ve MARTOY yönetmeliklerine ve tebliğlere aykırı uygulamalar ve can ve mal güvenliğini tehlikeye atacak uygulamalarda ilgili firma yetkilileri ile birlikte yetkili mühendisler sorumludur.

Madde 19 — Parça, aksam, teknik ünite ve sistemler için konusuna uygun ilgili mühendis odasına kayıtlı, firmada fiilen çalışan veya firma ile sözleşmesi olan mühendisler de Teknik Sorumludurlar.

Madde 20 — Firmalar birden fazla Teknik Sorumlu belirleyebilir ve bu sorumluları gerektiğinde değiştirebilir. Değişiklikleri iki ay içerisinde Bakanlığa ve/veya TSE’ye bildirmek zorundadır.

Madde 21 — Teknik Sorumlular; sistem, aksam, ve teknik ünite için de yetkilidir.

ALTINCI BÖLÜM

Diğer Hususlar

Madde 22 — Bir mevzuat yürürlüğe girdikten sonra yeni müracaatlarda o mevzuata uyulacaktır. Yeni bir araç için Bakanlığa ilk müracaat tarihi esas alınır, bu tarihten sonra yürürlüğe giren mevzuat için mevcut araç gibi işlem uygulanır.

Madde 23 — Tip onayı mevcut olan araçlar ise ilgili mevzuatta belirtilen süre içinde o mevzuata uymak zorundadır. Aksi halde verilen Araç Tip Onayı Belgesi iptal edilir.

Madde 24 — Tip Onayı Belgesi olan araçların trafiğe kayıt ve tescilleri, bu belgeye uygun olarak ilgili firma tarafından düzenlenen Uygunluk Belgesi ile işleme alınır.

Madde 25 — Tip Onayı Belgesine haiz araçları imal veya ithal eden firmalar tarafından müşterilerine verilmek üzere düzenlenen Uygunluk Belgeleri hakkında Bakanlık ve TSE gerektiğinde ilgili firmalardan bilgi alır.

Madde 26 — 23/3/2001 tarihli ve 24351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan SGM - 2001/10 sayılı Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliği'nin Uygulama Usul ve Esasları Tebliği ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 27 — Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 28 — Bu Tebliğ hükümlerini Sanayi ve Ticaret Bakanı yürütür.

—— • ——

Çevre ve Orman Bakanlığından:

Yeterlik Belgesi Tebliği

Amaç

Madde 1 — Bu Tebliğin amacı, 16/12/2003 tarih ve 25318 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca rapor hazırlayacak kurum ve kuruluşlara yeterlik belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

Madde 2 — Bu Tebliğ, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlayacak kurum ve kuruluşlarda aranacak koşulları, Komisyonunun oluşumu, çalışma usul ve esasları, başvuruların değerlendirilmesi, yeterlik belgesinin verilmesi, denetlenmesi, vize edilmesi ve iptali ile ilgili konuları kapsar.

Yasal Dayanak

Madde 3 — Bu Tebliğ, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 27 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4 — Bu Tebliğde geçen;

Bakanlık: Çevre ve Orman Bakanlığını,

Genel Müdürlük: Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğünü,

Daire Başkanlığı: ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğü, ÇED ve Plan İzleme Kontrol Dairesi Başkanlığı’nı,

ÇED: Çevresel Etki Değerlendirmesini,

Yeterlik Belgesi: ÇED Raporu hazırlamak için gerekli koşulları taşıyan kurum ve kuruluşlara Bakanlıkça verilen belgeyi,

Rapor: ÇED Raporunu,

Komisyon: Yeterlik Belgesi ile ilgili başvuruları incelemek, Yeterlik belgesi vermek, Yeterlik Belgesi alan kurum/kuruluşları denetlemek, Yeterlik Belgelerini vize etmek veya iptal etmek üzere Genel Müdürlükçe oluşturulacak komisyonu,

ifade eder.

Yeterlik Belgesi Başvurularında Aranacak Koşullar

Madde 5 — Yeterlik belgesi almak isteyen kurum ve kuruluşların aşağıdaki koşulları sağlamaları zorunludur:

a) Kamu veya özel sektörde mesleği ile ilgili olarak en az iki yıl çalışmış bir çevre mühendisini sürekli olarak istihdam etmeleri,

b) Mühendislik ve mimarlık fakülteleri, fen-edebiyat fakültelerinin fizik, kimya, biyoloji bölümleri ile jeoloji, hidrojeoloji, zooloji, arkeoloji, veteriner hekim, kamu yönetimi, işletme, ekonomi, maliye, iktisat, sosyoloji bölümleri lisans mezunlarından farklı meslek grubundan kamu veya özel sektörde mesleği ile ilgili olarak en az iki yıl çalışmış iki personeli sürekli olarak istihdam etmeleri,

c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen meslek dallarından; Raporu hazırlayacak kurum/kuruluşların Raporunun hazırlanması, incelenmesi veya denetiminde en az üç yıl çalışmış bir personeli rapor koordinatörü olarak ÇED sürecinde görevlendirmeleri,

Rapor koordinatörü birden fazla kuruluşta görev alamaz. Kurum ve kuruluşlar yukarıda belirtilen koşulları belgelemek ve Komisyonca onaylanmak kaydı ile, birden fazla rapor koordinatör görevlendirebilirler. Puanlamada yüksek puanı alan rapor koordinatörünün puanı esas alınır.

Yeterlik Belgesi Başvurusunda Sunulacak Belgeler

Madde 6 — Yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluşlar bir dilekçe ile Bakanlığa başvururlar. Başvuru dilekçesine aşağıdaki belgelerin aslı veya noter onaylı örnekleri eklenir.

a) Kurum veya kuruluşların, çevre veya ÇED konusunda mühendislik, müşavirlik, araştırma, geliştirme, etüt, fizibilite, proje, rapor vb. çalışma konularını belgeleyen Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan şirket kuruluş senedi veya ana sözleşmesi veya tüzüğü,

b) Başvuru yılına ait Ticaret veya Sanayi Odası veya ilgili meslek kuruluşundan alınacak sicil belgesi veya sicil kaydı,

c) TMMOB Yasası uyarınca ilgili meslek odasından alınan mühendislik-müşavirlik belgesi veya büro tescil belgesi,

d) Kurum veya kuruluşu temsile yetkili kişi veya kişilerin imza sirküleri, kamu tüzel kişiliğine haiz kuruluşlardan, kurum amiri tarafından yetkili kılındıklarına ilişkin yazı,

e) 5 inci maddenin (a ve b) bendi kapsamında istihdam edilen personelin diploma örnekleri, çalıştığı yerlerle ilgili belge/belgeler imza sirküleri, oda sicil kaydı ve sigorta giriş belgeleri (emekli olmuş personel için sigorta destek primi belgeleri),

f) 5 inci maddenin (c) bendi kapsamında yer alan Rapor Koordinatörünün diploma örneği, imza sirküleri ve ÇED tecrübe belgesi (yapılan projelerin adının ve tarihinin yer aldığı liste)

g) Ölçüm, analiz ve laboratuar cihazları gibi teknik donanımın bulunup bulunmadığına ilişkin belgeler,

h) Kurum/kuruluşun çevre veya ÇED konusunda yaptığı çalışmalara ait belgeler,

i) Bakanlık, Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü’nce belirlenen yeterlik belgesi başvuru ücretinin yatırıldığına dair belge.

Kamu tüzel kişiliğine haiz kuruluşlardan başvuru sırasında (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen belgeler istenmez.

Yeterlik belgesi almak isteyen kurum ve kuruluşlar, yukarıda belirtilen bilgi ve belgeleri kapalı bir zarfın içine koyarak, zarfın üzerine "YETERLİK BELGESİ BAŞVURUSUDUR" ibaresi yazılmak suretiyle Çevre ve Orman Bakanlığına gönderir veya elden teslim eder.

Yeterlik Belgesi Komisyonunun Teşkili ve Çalışma Esasları

Madde 7 — Yeterlik Belgesi Komisyonu; Yeterlik belgesi başvurularını ve verilmiş yeterlik belgelerini incelemek, değerlendirmek, vize ve iptal etmek üzere Genel Müdür oluru ile ÇED ve Plan İzleme Kontrol Dairesi Başkanlığından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı başkanlığında beş personelden oluşur. Başkan veya başkan yardımcısının görevli veya izinli olmaları durumunda yerine vekalet eden personel Komisyon toplantılarına katılır.

Komisyon, yeterlik belgesi talebi olduğu hallerde ayda en az bir kez olmak üzere salt çoğunlukla toplanır. Gerekli hallerde ise Komisyon Başkanının çağrısı üzerine her ay birden fazla toplanabilir. Komisyonunun sekreterya hizmetleri ÇED ve Plan İzleme Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından yerine getirilir.

Başvuruların Değerlendirilmesi

Madde 8 — 7 nci maddeye göre oluşturulan Komisyon, ÇED ve Planlama Genel Müdürünün veya Komisyon Başkanının çağrısı üzerine toplanır.

6 ncı maddede istenilen bilgi ve belgeleri sağlamayan başvurular bir tutanakla tespit edilerek Komisyon Başkanı ve üyelerince imzalanır, bir yazı ekinde ilgili kurum/kuruluşa iade edilir, eksik belgelerin tamamlanması istenir. Gerekli koşulları sağlayan başvurular komisyonca incelenir ve "Yeterlik Belgesi Değerlendirme Formu" (Ek-1) doldurularak verilen toplam puan rakam ve yazı ile yazılır. Form, tarih belirtilmek suretiyle Komisyon Başkanı ve üyelerince imzalanır, başvuru dosyası ile birlikte saklanır.

Toplam puanı 75 ve üzeri olan kurum ve kuruluşlara yeterlik belgesi verilir.

Yeterlik Belgesi Alan Kurum/Kuruluşların Yükümlülükleri

Madde 9 — Yeterlik Belgesi alan kurum/kuruluşlar; ÇED süresince Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca belirlenecek çalışma grubunda bulunacak (asgari lisans seviyesinde eğitim görmüş) personeli görevlendirmekle yükümlüdür.

Yeterlik Belgesi alan kurum/kuruluşlar hazırladıkları Nihai ÇED Raporunda belirtilen yatırımın başlangıç ve inşaat dönemlerine ait (yatırımın işletmeye geçişine kadar) taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini Ek-4’de yer alan Nihai ÇED Raporu İzleme Raporları Formunu (Nihai ÇED Raporunda belirtilen sürelere uygun) doldurarak Bakanlığa iletmekle yükümlüdür.

Kurum ve kuruluşların Yeterlik Belgesi alma aşamasında sundukları ve 6 ncı maddede sayılan belgelerde meydana gelecek değişiklikler, değişiklik tarihinden itibaren otuz iş günü içinde kurum veya kuruluş tarafından Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.

Bakanlıkça Kurum/kuruluşlara gönderilecek yazılarda, 6. madde kapsamında beyan ettikleri adres dikkate alınır. Adres değişikliğini 30 işgünü içinde beyan etmeyen kurum/kuruluşun belge alırken beyan ettiği adresle yapılan yazışmalar kurum/kuruluşa tebliğ edilmiş sayılır.

Yeterlik Belgesine sahip kurum/kuruluşlar, Tebliğin 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde görevlendirilen personelin sigorta primleri ile emekli olmuş personelin her ayın tamamına ait sigorta destek primlerinin yatırıldığına ilişkin belgelerin örneklerini her yıl 1. Dönem için en geç 31 Mayıs’a kadar, 2. Dönem için en geç 30 Eylül’e kadar, 3. Dönem için ise, en geç ertesi yılın 31 Ocak tarihine kadar Bakanlığa iletmekle yükümlüdür.

Yeterlik Belgesi alan kurum/kuruluşları, hazırlayacakları ÇED Raporları için, Ek-2’de verilen personel tablosunu doldurup asıllarını raporların sonuna eklemeleri zorunludur. İmzaların, noterden onaylı imza sirkülerindeki imza ile uyuşması zorunludur.

Rapor koordinatörü ÇED Raporundan, diğer personeller ise sorumlu olduğu bölümdeki bilgilerin doğruluğundan yükümlüdür.

Yeterlik Belgesi Alan Kurum/Kuruluşların Denetlenmesi ve Belgelerinin İptali

Madde 10 — Yeterlik belgesi alan kurum/kuruluşların, yeterlik koşullarının sürüp sürmediği Bakanlıkça veya Bakanlıkça gerekli görüldüğünde yetki devri ile valilikçe denetlenir. Yeterlilik belgesi alan kurum/kuruluşlar denetlemede bulunan görevlilere gerekli bilgi ve belgeyi sunmakla yükümlüdür. Denetim esnasında yetkili bulundurmayan, istenilen bilgi ve belgeleri vermekten kaçınan kurum kuruluşların yeterlik belgesinin geçerliliği Komisyonca değerlendirilir. Yapılacak denetimler veya 9 uncu madde gereğince yapılacak bildirimler sonucunda, yeterlik koşullarını taşımadıkları veya verilen taahhütlere uyulmadığı ve yükümlülüklerinin yerine getirilmediğinin tespit edilmesi halinde kurum/kuruluşların yeterlik belgesi, Komisyon tarafından iptal edilir.

Ayrıca, ÇED Raporlarında yanlış veya yanıltıcı bilgi ve belge düzenledikleri tespit edilmesi halinde kurum/kuruluşların yeterlik belgesi, Komisyonca iptal edilir. Söz konusu raporun koordinatörü ve ilgili bölüm sorumlusu başka bir kurum/kuruluşta bile olsa bir yıl süre ile ÇED Raporlarının hazırlanmasında görev alamazlar. İkinci kez ÇED Raporlarında yanlış veya yanıltıcı bilgi ve belge düzenlenmesi halinde söz konusu yaptırımlar beş yıl süre ile uygulanır.

Genel Müdürlüğün ilgili birimlerince oluşturulan ÇED İnceleme Değerlendirme Komisyonu üyeleri tarafından her rapor için "Rapor Değerlendirme Formu" (Ek-3) doldurularak (raporu hazırlayan firma ve yatırımcı firma temsilcileri hariç) Daire Başkanlığına iletilir. Formlar Komisyonca değerlendirilir. Yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluşların hazırladıkları raporun 70 puanın altında olması durumunda kurum/kuruluşa uyarıda bulunulur. Kurum/kuruluşun hazırlamış olduğu raporların bir vize süresi içerisinde 3 tanesinin 70 puanın altında olması durumunda kurum/kuruluşun yeterlik belgesi, Komisyon tarafından iptal edilir.

Yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluşların hazırlayacakları İzleme Raporlarının ÇED Raporunda belirtilen sürelerde, 3 kez Bakanlığa iletmemesi halinde almış oldukları yeterlik belgesi 1 yıl, tekrarı halinde ise 5 yıl süre ile iptal edilir.

Yeterlik belgesi iptal edilen kurum/kuruluşlara, yeterlilik belgelerinin iptal edildiği tarihten itibaren bir yıl süre ile yeterlik belgesi verilmez.

Yeterlik belgesi iptal edilen kurum ve kuruluşlar, valiliklere ve belgesi iptal edilen kurum/kuruluşa bildirilir. Yeterlilik belgesi iptal edilen kurum/kuruluşlar valiliklerin ilan panolarında ilgililere duyurulur. Yeterlik belgesi iptal edilen kurum ve kuruluşların hazırladıkları raporlar kabul edilmez. Ancak, Yeterlilik belgesi iptal edildiği tarihten önce ÇED Raporunu hazırlayarak Bakanlığa sunulmuş projelerin tamamlanmasına izin verilir.

Bu konudaki cezai hükümler saklıdır.

Yeterlik Belgesinin Süresi ve Vize Edilmesi

Madde 11 — Yeterlik Belgesinin geçerlilik süresi üç yıldır.

Yeterlik belgesi alan kurum ve kuruluşlar bu süre sonunda mevcut yeterlik belgesi ile birlikte Bakanlığa başvururlar. Komisyon, bu Tebliğde belirtilen hususlar dikkate alınarak yapılacak inceleme sonucuna göre yeterlik belgesinin üç yıl süre ile devamına veya iptaline karar verir.

Devir, Şube ve Temsilcilik

Madde 13 — Yeterlik belgesi hiçbir suretle başkasına kiralanamaz, devredilemez ve satılamaz.

Yeterlik belgesine sahip kuruluşların şube açabilmeleri için yeterlik belgesi alırken çalıştırmayı taahhüt ettiği personelin dışında Tebliğin 5. maddesinin (a ve b) bendinde belirtilen koşulları taşıyan personeli şubelerinde sürekli olarak istihdam etmeleri ve şubenin Ticari Sicil Gazetesinde yayımlanması gerekmektedir. Bunun dışında temsilcilik verilemez.

Geçici Madde 1 — Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde Bakanlığa sunulacak ÇED Raporlarını hazırlayanlarda yeterlik belgesi şartları aranmaz.

Yürürlük

Madde 14 — Bu Tebliğ yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 15 — Bu Tebliğ hükümlerini Çevre ve Orman Bakanı yürütür.

 

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

 

Esas Sayısı : 2003/31

Karar Sayısı : 2003/87

Karar Günü : 8.10.2003

 

İPTAL DAVASINI AÇAN: TBMM Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Oğuz OYAN

İPTAL DAVASININ KONUSU: 3.4.2003 günlü, 4839 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un;

1) 1. maddesiyle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 14. maddesinin (a) fıkrasında yapılan değişikliğin,

2) 2. maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrası ile (a) ve (d) bentlerinin,

3) 6. maddesiyle 5434 sayılı Kanun’un Geçici 139. maddesine eklenen fıkraların,

4) 7. maddesiyle 5434 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 213. maddenin,

5) 8. maddesiyle 5434 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 214. maddenin,

6) 9. maddesinin,

Anayasa’nın 2., 5., 7., 10., 13., 48., 49., 60., 128. ve 140. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.

I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ

Dava dilekçesinin yürürlüğün durdurulması istemini de içeren gerekçe bölümü şöyledir:

“I. OLAY

03.04.2003 kabul tarihli ve 4839 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 17 Nisan 2003 gün ve 25082 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

4839 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle 5434 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinin (a) fıkrasında yer alan emekli keseneği oranı % 15 ten, %16 ya yükseltilmiştir

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2. maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun 40. maddesinin :

a) Birinci fıkrası değiştirilerek zorunlu emeklilik yaş sınırı 61’e düşürülmüş; iştirakçilerin görevleriyle ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş sınırının 61 yaşını doldurdukları gün olduğu, 61 yaşını dolduranların açıktan ya da naklen atamalarının yapılamayacağı, ancak, personel kanunlarındaki yaş sınırlarına ilişkin hükümler ile 43 üncü madde hükmünün saklı olduğu,

b) (a) bendi değiştirilerek; 6400 ve daha yukarı ek göstergeli görevlere ortak
kararname ya da Bakanlar Kurulu kararı ile atanmış olup, bu görevleri fiilen
yürütenlerden görevinin önem, sorumluluk ve niteliği yönünden hizmetine gereksinim
duyularak görevde kalmalarında yarar görü
lenlerin yaş sınırının, Bakanlar Kurulu
kararı ile 65 yaşını doldurdukları günü geçmemek üzere uzatılabileceği,

c) (d) bendi değiştirilerek; (a) bendinde belirtilen görevlere 61 yaşını, (b)
bendinde belirtilen görevlere 67 yaşını ve (ç) bendindeki görevlere de karşılığında
gösterilen yaş sınırını doldurmuş bulunanların açıktan ya da naklen
atanamayacakları bildirilmiştir.

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 6. maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 139 uncu maddesine yeni fıkralar eklenerek, emekli ve malûllük aylığı alanlardan kendileri için 120, eşleri için 90, çocuklardan her biri için 60, ana ve babalardan her biri için 90, dul aylığı alanlardan 90, yetim aylığı alanlardan 60 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak tutarda sağlık katkı payı alınacağı; ancak bu katkı payının hiçbir şekilde emekli, malûllük, dul ve yetim aylıklarının %1 ini geçemeyeceği bildirilmiştir. 5434 sayılı Kanunun 64 üncü maddesi ile 03.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’a göre aylık bağlananlar ve Vatanî Hizmet Tertibinden aylık alanlar, sağlık katkı payından muaf tutulmuşlardır.

4839 sayılı Kanunun:

a) (Çerçeve) 7 nci maddesi ile 5434 sayılı Kanuna “Geçici Madde 213”
eklenerek; 40 ıncı maddenin (a) bendi kapsamındaki iştirakçilerden bu Kanunun
yayımı tarihinden önce 61 yaşını dolduranların Kanunun yayımı tarihinden itibaren,
Kanunun yayımını izleyen 2 ay içerisinde 61 yaşını dolduranların ise 61 yaşını
doldurdukları tarihten itibaren
2 ay süre ile görevde kalacakları,

b) (Çerçeve) 8 inci maddesiyle, 5434 sayılı Kanuna “Geçici Madde 214”
eklenerek, 61 yaş haddi nedeniyle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte emekliye
sevkedilenler hakkında Ek 68 inci maddenin 1. fıkrasında öngörülen 2 yıllık sürenin
aranmayacağı; bunlardan 30 yıllık fiili hizmet süresini doldurmamış olanlara, bir kereye mahsus olmak üzere, bir aylık tutarında ek emekli ikramiyesi verileceği yolunda hükümler getirilmiştir.

4839 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde ise, bu Kanunun 1 inci maddesinin 15.04.2003 tarihinde, 6. maddesinin 01.04.2003 tarihinde, diğer maddelerinin ise yayım tarihinde yürürlüğe gireceği bildirilmiştir.

4839 sayılı Kanunun yapmış olduğu bu düzenlemelerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2, 5, 7, 10, 13, 48, 49, 60 ve 140 ıncı maddelerine aykırı olduğu görülmektedir.

II. İPTALİ İSTENİLEN HÜKÜMLER

İptali istenen hükümler şunlardır:

1. 03.04.2003 tarih ve 4839 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değiştirilen, 5434 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a) fıkrası

4839 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde şu hüküm yer almaktadır:

“MADDE 1.- 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 14 üncü maddesinin (a) fıkrasında yer alan “%15” oranı “%16” olarak değiştirilmiştir.”

4839 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a) fıkrasının iptali ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğün durdurulması istenmektedir.

2. 03.04.2003 tarih ve 4839 sayılı Kanunun (Çerçeve) 2 nci maddesiyle değiştirilen, 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile aynı maddenin (a) ve (d) bendleri

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesi şöyledir:

“MADDE 2.- 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile aynı maddenin (a), (b) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İştirakçilerin görevleri ile ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 61 yaşını doldurdukları tarihtir. 61 yaşını dolduranların açıktan veya naklen tayinleri yapılamaz. Ancak, personel kanunlarındaki yaş hadlerine ilişkin hükümler ile 43 üncü madde hükmü saklıdır.”

“a) 6400 ve daha yukarı ek göstergeli görevlere müşterek kararname veya Bakanlar Kurulu kararı ile atanmış olup, bu görevleri fiilen yürütmekte olanlardan görevin önem, sorumluluk ve niteliği itibarıyla hizmetine ihtiyaç duyulup görevinde kalmalarında fayda görülenlerin yaş hadleri, Bakanlar Kurulu kararı ile 65 yaşını doldurdukları tarihi geçmemek üzere uzatılabilir.”

“b) Üniversite öğretim üyelerinin görevleri ile ilişkilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 67 yaşını doldurdukları tarihtir”

“d) (a) bendinde belirtilen görevlere 61 yaşını, (b) bendinde belirtilen görevlere 67 yaşını ve (ç) bendinde belirtilen görevlere de hizalarında gösterilen yaş hadlerini doldurmuş bulunanlar açıktan veya naklen tayin edilemezler.”

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesiyle değiştirilen, 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile aynı maddenin (a) ve (d) bentlerinin iptali ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması istenmektedir.

3. 03.04.2003 tarih ve 4839 sayılı Kanunun (Çerçeve) 6 ncı maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun Geçici 139 uncu maddesine eklenen fıkralar

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 6 ncı maddesi şöyledir:

“MADDE 6.- 5434 sayılı Kanunun Geçici 139 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

Bu madde uyarınca yapılacak sağlık yardımları için her ay:

1- Emekli veya malûllük aylığı alanlardan;

a) Kendileri için 120,

b) Eşleri için 90,

c) Çocuklarının her biri için 60,

d) Ana ve babalarının her biri için 90,

2- Dul aylığı alanlardan 90,

3- Yetim aylığı alanlardan 60,

Gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda sağlık katkı payı alınır. Ancak, bu katkı payı hiç bir şekilde emekli, malûllük, dul ve yetim aylıklarının yüzde birini geçemez.

Bu Kanunun 64 üncü maddesi ile 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylık bağlananlardan ve Vatani Hizmet Tertibinden aylık alanlardan sağlık katkı payı alınmaz.”

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 6 ncı maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun Geçici 139 uncu maddesine eklenen bu fıkraların iptali ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması istenmektedir.

4. 03.04.2003 tarih ve 4839 sayılı Kanunun Çerçeve 7 nci maddesiyle, 5434
sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 213

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 7 nci maddesi şöyledir:

“5434 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 213.- 40 ıncı maddenin (a) bendi kapsamında bulunan iştirakçilerden;

a) Kanunun yayımı tarihinden önce 61 yaşını dolduranlar Kanunun yayımı
tarihinden itibaren,

b) Kanunun yayımını izleyen iki ay içerisinde 61 yaşını dolduranlar 61 yaşını
doldurdukları tarihten itibaren,

İki ay süreyle görevlerinde kalırlar.”

4839 sayılı Kanunla, 5434 sayılı Kanuna eklenen söz konusu Geçici Madde 213’ün iptali ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar ve yürürlüğünün durdurulması istenmektedir.

5. 03.04.2003 tarih ve 4839 sayılı Kanunun (Çerçeve) 8 inci maddesiyle, 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 214,

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 8 inci maddesi şöyledir:

“5434 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir:

GEÇİCİ MADDE 214.- Bu Kanunun getirdiği 61 yaş haddi nedeniyle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte emekliye sevkedilenler hakkında Ek 68 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık süre aranmaz. Bunlardan 30 yıllık fiili hizmet süresini doldurmamış olanlara, bir kereye mahsus olmak üzere, bir aylık tutarında ek emekli ikramiyesi verilir.”

4839 sayılı Kanunla, 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 214’ün iptali ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulması istenmektedir.

6. 03.04.2003 tarih ve 4839 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi

Söz konusu 9 uncu madde şöyledir:

“MADDE 9.- Bu Kanunun 1 inci maddesi 15.4.2003 tarihinde, 6 ncı maddesi 1.4.2003 tarihinde, diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.”

4839 sayılı Kanunun söz konusu 9 uncu maddesinin iptali ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulması istenmektedir.

III. İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ

1. GENEL OLARAK

Anayasa’nın 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğu bildirilmiştir.

“Sosyal Devlet”in temel unsurları arasında, sosyal adaletin ve sosyal güvenliğin sağlanması yer almaktadır.

Sosyal güvenlik, bireylere ekonomik güvence sağlayan, onu belli olası zararlara karşı koruma işlevini üstlenen, sosyal zararlara karşı ekonomik yönden güçlü kılmayı amaçlayan kurumlar bütünüdür.

Sosyal güvenliğin sağlanması, çağdaş toplumlarda insanların geleceğini güvence altına almaya, gönencini, huzurunu ve mutluluğunu sağlamaya yönelik etkinliklerin en önemlilerindendir.

Anayasamız 60 ıncı maddesinde Devletin herkesin sosyal güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu bildirmiştir.

Devlet, bu işlevini Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ - Kur gibi sosyal güvenlik kurumları aracılığı ile yerine getirmektedir.

Kuşkusuz, sosyal güvenliği sağlamak için kurumsal yapılaştırmayı gerçekleştiren Devlet; onu korumakla da yükümlüdür.

Devlet’in sosyal güvenlik sistemini ve kurumlarını koruma görevi, yasama organının kanunları kabul ederken, sosyal güvenlik kurumlarını güçlü bir malî yapıda tutmasını ve aktüeryal denge hesabını gözetmesini zorunlu kılmaktadır.

Sosyal bir hukuk devleti, toplum ve çalışma yaşamında adalete ve eşitliğe dayalı bir hukuk düzeni kurmak durumundadır. Böyle bir hukuk düzeni ise, her alanda olduğu gibi, sosyal güvenliğe ilişkin düzenlemelerde de, eşitlik, hukuk istikrarı, hukuk güvenliği ve kazanılmış hakların korunması ilkelerinin gözetilmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu gerçeklere karşın, söz konusu 4839 sayılı Kanunla 5434 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerle, zorunlu emeklilik yaşının aniden ve kademeli bir geçiş düzenlemesi yapılmadan 65’den 61’e indirilmesi ve bir geçiş dönemi öngörülmeden bu yaş haddinin derhal uygulamaya konulması, emekli keseneklerinin yükseltilmesi ve sağlık katkı payı uygulamasının getirilmesi, hukukî statüleri kanunla oluşturulan ve bu statü kurallarına güvenerek geleceklerini tasarlayan kamu görevlilerinin kazanılmış haklarını, sosyal güvenlik beklentilerini ve sosyal durumlarını zedelemiştir. Böyle bir durumun sosyal bir hukuk devletinde olması gereken istikrar, hukukî belirlilik ve hukuk güvenliği nitelikleriyle bağdaşmayacağı da açıktır.

Zorunlu emeklilik yaş sınırının aniden düşürülmesinin, kamu yönetimindeki insan kaynağının yetiştirilmesi, hizmette aksama ve yönetim boşluğu olmaması amacıyla yürütülen plan ve programların da kesintiye uğramasına neden olacağı yadsınamaz.

Her meslek kesiminden, ülke yönetiminde görev ve sorumluluk üstlenmiş deneyimli kamu görevlilerini söz konusu kanunla, varolan sisteme göre erken emekli olmaya zorlamanın; ülkenin içinde bulunduğu iç ve dış koşullar, ülke çıkarları ve kamu hizmetlerinin gerekleri, dolayısı ile kamu yararı ile bağdaştırılması da olanaksızdır.

Diğer yandan, 5434 sayılı Kanunda 4839 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle; emeklilik hakları bakımından, 6400 ve üstü ek göstergeli görevlerde bulunan ve bu görevlere Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atanmış olan kamu görevlileriyle, bu nitelikte olmayan kamu görevlileri arasında yaratılmış olan eşitsizliklerin, kamu yararı ve kanun önünde eşitlik ilkeleri ile bağdaşmayacak ve açıklanamayacak boyutlarda olduğu da kabul edilmelidir.

Anayasa’mızın 128 inci maddesine göre, emekliliğe ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerekirken, hiçbir somut ölçü getirilmeden, kimi kamu görevlilerinin emeklilik yaş sınırının uzatılmasının Bakanlar Kurulu’nun takdirine ve kararına bırakılması da, 4839 sayılı Kanun’un getirdiği bir başka sorun kaynağını oluşturmaktadır.

Değinilen bu hususlar bakımından, 5434 sayılı Kanunun 4839 sayılı Kanunla değiştirilen ve hakkında iptal isteminde bulunulan hükümleri, T.C. Anayasa’sına aykırı nitelikler taşımaktadır.

Bu hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar uygulamasının, kamu görevlilerini emeklilik başta olmak üzere kimi sosyal güvenlik hakları bakımından ileride giderilmesi ve onarılması olanaksız hukuksal ve yasal sorunlar veya olumsuzluklarla karşı karşıya bırakacağı açıktır.

Etki alanları geniş ve kalıcı olan söz konusu hükümlerin, özellikle görevin nitelik ve sorumluluklarına uygun elemanların yetiştirilmesinin yıllar aldığı alanlarda, deneyimli ve yeterli elemanların en verimli dönemlerinde çalışma yaşamı dışına itilmesine yol açacağı da görülmektedir.

Bu nedenle iptali istenen söz konusu hükümlerin, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasında sayısız yarar ve zorunluluk vardır.

1. 4839 SAYILI KANUNUN 1 İNCİ MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 5434 SAYILI KANUNUN 14 ÜNCÜ MADDESİNİN (a) FIKRASININ ANAYASA’YA AYKIRILIĞI

4839 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a) fıkrasındaki %15 oranı, %16 olarak değiştirilmiştir.

Sosyal güvenlik sistemine katılmış, bundan doğan borçları ve yükümlülükleri istikrar kazanmış iştirakçilerin emeklilik kesenek oranlarının sürekli yükseltilmesi, hukukî güven ve hukukî istikrar unsurlarını zedelemesi bakımından Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Ne yazık ki 4839 sayılı Kanunla da kesenek oranı bir kez daha yükseltilmiştir.

Böyle bir kesenek oranı yükseltilmesi Anayasa’nın 2 nci maddesinde belirtilen “sosyal devlet” ilkesine de aykırı düşmektedir; çünkü iştirakçilerin sosyal güvenlik haklarından yararlanmasını güçleştirmektedir.

Diğer yandan, 4839 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a) fıkrasındaki %15 oranı %16 olarak değiştirilirken, bağlantılı diğer düzenlemelerin dikkate alınmaması da sorunlara yol açmaktadır. Bunun nedeni, 14 üncü maddenin (b) fıkrasının 2 nci bendinde, “bu gibilerden o ay için ayrıca (a) fıkrasında yazılı %15 kesilmez”; (d) fıkrasında “(a) fıkrasında yazılı %15 emeklilik keseneğine karşılık ...” denilerek, (a) fıkrasındaki orana gönderme yapılmasıdır. Bu fıkralardaki oranların (a) fıkrası ile birlikte değiştirilmemiş olması, 14 üncü maddenin fıkraları arasında uyumsuzluk yaratmaktadır. Böyle bir uyumsuzluk, Anayasa’nın 2 nci maddesindeki “hukuk devleti” ilkesiyle çelişmektedir; çünkü “hukuk devleti”, istikrarlı ve güven duygusu yaratan bir hukuk düzeninin varlığını gerekli kılar. Maddeleri ve maddelerinin fıkraları birbiriyle çelişen kanunlarla böyle bir düzenin kurulamayacağı ise açıktır.

Bu nedenlerle, Anayasa’nın 2 nci maddesine aykırı olan söz konusu (a) fıkrasının iptali gerekmektedir.

2. 4839 SAYILI KANUNUN (ÇERÇEVE) 2 NCİ MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN, 5434 SAYILI KANUNUN 40 INCI MADDESİNİN 1 İNCİ FIKRASI İLE AYNI MADDENİN (a) VE (d) BENTLERİNİN ANAYASA’YA AYKIRILIĞI

A) 40 ıncı Maddenin 1 inci Fıkrasının Anayasa’ya Aykırılığı

5434 sayılı Kanunun 4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesiyle değiştirilen 40 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında, “İştirakçilerin görevleri ile ilişkilerinin kesilmesi gerektiren yaş haddi 61 yaşını doldurdukları tarihtir. 61 yaşını dolduranların açıktan veya naklen tayinleri yapılamaz. Ancak, personel kanunlarındaki yaş hallerine ilişkin hükümler ile 43 üncü madde saklıdır.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm Anayasa’nın 2, 5, 10, 13, 48, 49, 60 ve 140 ıncı maddeleriyle çelişmektedir.

Anayasa’nın 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir sosyal hukuk devleti olduğu belirtilmiştir.

“Sosyal devlet”, vatandaşlarının sosyal durumlarıyla, refahlarıyla ilgilenen; onlar için asgarî insanca yaşama koşullarını sağlamayı ödev bilen devlettir.

Sosyal devlet’in temel unsurları arasında, sosyal adaletin, sosyal güvenliğin ve toplumsal dengenin sağlanması yer almaktadır.

Sosyal güvenlik, bireylere ekonomik güvence sağlayan; onu belli kimi zararlara uğrama olasılığına karşı koruma işlevini üstlenen; sosyal zararlara karşı ekonomik yönden güçlü kılmayı amaçlayan; herhangi bir meslek veya sosyal risk yüzünden geliri veya kazancı azalmış kişilerin başkalarının yardımına gerek kalmaksızın yaşama ve geçinme ihtiyaçlarını karşılayan, güçsüzleri güçlülere karşı koruyan bir kurumlar bütünüdür.

Çağdaş toplumlarda, sosyal güvenliğin sağlanması insanların geleceğini güvence altına almaya, gönencini, huzurunu ve mutluluğunu sağlamaya yönelik etkinliklerin en önemlilerinden birisi olarak görülmekte; sosyal güvenlik kişi için vazgeçilmez bir hak, devlet için ise bir ödev olarak tanımlanmaktır.

Anayasa’mızın 60 ıncı maddesinde de sosyal güvenlik bir hak olarak gösterilmiş; herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, Devletin sosyal güvenliği sağlamak için gerekli önlemleri alacağı bildirilmiştir.

“İnsan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlanan hukuk devletinin, “hukuk güvenliği” ve “hukuk istikrarı”nı sağlaması gerekmektedir.

Hukuk devleti, hukuk düzenini sosyal devletin amaç ve görevleri doğrultusunda kurduğunda, bir “sosyal hukuk devleti” görünümünü almaktadır.

Bir sosyal hukuk devletinde, sosyal güvenlik alanının en önemli konularından birisi de zorunlu emeklilik yaş sınırının belirlenmesidir.

Zorunlu emeklilik yaş sınırını hangi yaşın oluşturacağı, kuşkusuz yasama organının takdir alanı içinde kalan bir husustur; ancak burada takdirin, keyfîlik anlamını taşımadığı gözden uzak tutulmamalıdır. Takdir yetkisi, adil, makul ve ölçülü biçimde kullanılmalı; kazanılmış hakları zedelememeli ve kişinin hukuk düzenine olan güvenini sarsmamalıdır.

Bir sosyal hukuk devletinde; sosyal güvenlik kurumlarının ve sosyal güvenlik sisteminin, çalışanların geleceğine ilişkin güvenini sağlamak durumunda olması, sosyal güvenliğe ilişkin tüm alanlarda hukuk istikrarını gerekli kılar. Bu nedenle sosyal güvenlik sistemindeki değişiklikler hukuk istikrarını zedelemeyecek bir nitelik taşımalı ve çalışanların, kazanılmış haklarını korumalıdır.

4839 sayılı Kanunla, kamu görevlileri için zorunlu emeklilik yaş sınırının 65’ten 61’e herhangi bir kademeli geçiş düzenlemesi yapılmaksızın aniden indirilmesi ve bu konuda 4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesiyle yapılan düzenleme, “Sosyal hukuk devleti”nin yukarıda belirtilen nitelikleri ve gerekleri ile bağdaşmamaktadır.

Hukuki statüleri kanunla oluşturulan ve bu statü kurallarına güvenerek geleceklerini tasarlayan kamu görevlilerinin çalışmaya devam ederken, bu kuralların değiştirilmesi nedeniyle, herhangi bir kademeli geçiş düzenlemesi yapılmadan hemen emekli edilmeleri, onların sosyal güvenlik beklentilerini, maddî ve sosyal durumlarını zedeleyecek; hukuk güvenliği ve hukuk istikrarına da aykırı düşecektir.

Önceki kurala göre 65 yaşına kadar çalışabileceğini ve bu süre içinde emeklilik hakkını kazanacağını düşünerek memuriyete girenlerin bir kısmı, zorunlu emeklilik yaş sınırının 61’e indirilmesi nedeniyle, emekli olmak olanağını veya emekliliğe ilişkin birtakım haklarını kaybedeceklerdir.

Böyle bir durumun ise, bir sosyal hukuk devletinde olması gereken hukuk güvenliğini zedelemediği; makul, adil ve ölçülü olduğu iddia edilemez.

Zorunlu emeklilik yaş sınırının, 4839 sayılı Kanundaki gibi, kademeli bir geçiş düzenlemesi yapılmadan aniden 65’ten 61’e indirilerek çağdaş gelişmiş ülkelerdeki zorunlu emeklilik yaş sınırlarının altına çekilmesi, Anayasa’mızın 49 uncu maddesinde Devlet’e verilen “çalışmayı desteklemek”, “çalışanları korumak” gibi görevlere de uygun düşmeyecek ve T.C. Emekli Sandığı iştirakçilerini, yaşamlarının en verimli çağında çalışma yaşamı dışına itecektir.

Bu durumun çalışma hak ve özgürlüklerinin, Anayasa’nın 48, 49 ve 13 üncü maddelerine aykırı bir biçimde; kamu yararı gözetilmeksizin, ölçüsüz ve adaletsiz olarak sınırlanması anlamına geleceği açıktır.

Tüm resmi demografik verilerin Türkiye’de ortalama yaşam süresinin uzadığını gösterdiği bir dönemde zorunlu emeklilik yaş sınırının 61’e indirilmesi, çalışma hakkından yararlanmak bakımından gençlerle yaşlılar arasında, yaşlılar aleyhine bir ayırımcılık niteliğini de taşıyabilecektir. Böyle bir durumun ise Anayasa’nın 10 uncu maddesi ile çelişeceği ortadadır.

Emekli Sandığı iştirakçilerinin, hukukî statülerini belirleyen kurallara güvenerek geleceklerini tasarlamış oldukları bir konumda, zorunlu emeklilik yaş sınırlarının herhangi bir kademeli geçiş düzenlemesi yapılmadan aniden düşürülerek hemen emekli edilmelerinin, onların huzurunu, mutluluğunu ve gönencini bozacağını; bu nedenle böyle bir yasama işleminin Anayasa’nın 5 inci maddesinde Devlet’e verilen görevlere aykırı olacağını da belirtmek gerekmektedir.

Anayasa’mız 60 ıncı maddesinde Devlet’in herkesin sosyal güvenliğini sağlamakla görevli olduğunu bildirmiştir.

Devlet, bu işlevini Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur gibi sosyal güvenlik kurumları aracılığı ile yerine getirmektedir.

Kuşkusuz, sosyal güvenliği sağlamak için kurumsal yapılaştırmayı gerçekleştiren Devlet; onu korumakla da hükümlüdür. Bu nedenle sosyal güvenlik kurumları Devlet’in yönetimi ve denetimi altındadır.

Devlet’in sosyal güvenlik sistemini ve kurumlarını koruma görevi, yasama organının kanunları kabul ederken sosyal güvenlik kurumlarını güçlü bir malî yapıda tutmasını ve aktüeryal denge hesabını gözetmesini zorunlu kılmaktadır.

Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarının aktüeryal dengelerindeki bozukluklar, çok kısa bir süre önce, yasakoyucuyu bir dizi önlem almaya zorlamış ve 25.08.1999 günlü ve 4447 sayılı Kanun ile, 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin (b) fıkrası değiştirilerek, 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadınlara 58, erkeklere 60 yaşından önce emekli aylığı bağlanması önlenmiştir.

Bugün ise, zorunlu emeklilik yaş sınırının 65’ten 61’e çekilmesi, daha önce alınan bu önlemlerle çelişecek ve T.C. Emekli Sandığının aktüeryal dengelerini bozacaktır.

Böyle bir durum, Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesini engellemesinin yanısıra, Anayasa’nın 60 ıncı maddesi ile Devlete verilen görevlere de aykırı düşecektir.

Diğer yandan, 4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesinin değiştirdiği, 5434 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası, yargıç ve savcılar bakımından da Anayasa’nın 140 ıncı maddesi ile çelişmektedir.

Anayasa’nın 140 ıncı maddesinin 4 üncü fıkrasında, yargıç ve savcıların 65 yaşını bitirinceye kadar görev yapacakları bildirilmiştir. Bu kuralın yaşama geçirilebilmesi için, yasa düzeyinde, hakimler ve savcılar için zorunlu emeklilik yaş sınırını gösteren ve 140 ıncı maddeye koşut bir düzenlemenin yapılması gerekmektedir.

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununda, 2797 sayılı Yargıtay Kanununda ve 2575 sayılı Danıştay Kanununda yargıç ve savcıların zorunlu emeklilik yaş sınırına ilişkin bir kural bulunmamasına karşın, 5434 sayılı Kanunun genel kuralı, Anayasa’nın 140 ıncı maddesine koşut içerikte olduğu için, bugüne kadar bu konuda sorun yaşanmamıştır.

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında yapılan düzenlemede, yargıç ve savcılar için ayrıksı bir hükmün yer almaması, yargıçlık ve savcılık mesleğinde olanların da 61 yaş sınırına bağlı tutulduğu sonucuna varılmasına neden olmaktadır. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı da 4827 sayılı Kanunu bir defa daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderirken bu hususa dikkati çekmiştir.

Böyle bir durum ise (çerçeve) 2 nci maddeyi bütünüyle Anayasa’nın 140 ıncı maddesine aykırı bir görünüme sokmaktadır.

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesiyle değiştirdiği 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasının, bu nedenlerle Anayasa’nın 2, 5, 10, 13, 48, 49, 60 ve 140 ıncı maddelerine aykırı olduğu için iptali gerekmektedir.

B. 40 ıncı Maddenin (a) Bendinin Anayasa’ya Aykırılığı

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesinin değiştirdiği 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin (a) bendi, zorunlu emeklilik yaş sınırı bakımından, 6400 ve üstü ek göstergeli görevleri fiilen yürütmekte olup, bu göreve ortak kararname veya Bakanlar Kurulu kararıyla atananlarla diğer iştirakçiler arasında olduğu kadar, 6400 ve üstü ek göstergeli görevleri fiilen yürütmekte olup bu görevlere Bakanlar Kurulu kararı veya ortak kararname ile atananlar arasında da eşitsizlik yaratmaktadır.

Bu durum, Anayasa’nın 10 uncu maddesinde düzenlenen “kanun önünde eşitlik” ilkesini zedelemektedir.

Kanun önünde eşitlik ilkesinin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlarca aynı işleme bağlı tutulmasını sağlamak ve yurttaşlara, kanun karşısında dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımlı davranılmasını önlemek olduğu, Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında vurgulanmıştır.

Bu ilke ile, birbirleriyle aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanması ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılması engellenmektedir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerektirebilir.

Kimi yurttaşların başka hükümlere bağlı tutulmaları haklı bir nedene ve kamu yararına dayanmakta ise, eşitlik ilkesinin ihlâlinden söz edilemez.

Kuşkusuz kimi kamu görevlilerinin, görevlerinin önem, sorumluluk ve nitelikleri, onların zorunlu emeklilik yaş sınırı bakımından farklı bir statüye sokulmaları için kanun önünde eşitlik ilkesini zedelemeyen haklı bir neden olarak görülebilir.

Ancak söz konusu (a) bendinde getirilen düzenleme, farklı statünün kimler için uygulanacağını, herkes için geçerli, genel, nesnel ölçütlere dayalı olarak ortaya koymamakta; görevin önem, sorumluluk ve niteliği itibariyle hizmetine ihtiyaç duyulup görevde kalmalarında fayda görülenlerin yaş hadlerinin, Bakanlar Kurulu kararı ile 65 yaşını doldurdukları tarihi geçmemek üzere uzatılmasına olanak tanımaktadır.

“Bir kamu görevlisinin, görevinin önem, sorumluluk ve niteliği itibariyle hizmetine ihtiyaç duyulup görevde kalmasında fayda görülmesi”, öznel ve takdir alanına giren bir durumdur; aynı durumdaki kamu görevlileri hakkında farklı, bireye özel hâttâ keyfi uygulamalara imkân bırakmaktadır.

Böyle bir durum, farklı statü uygulaması için haklı bir neden ve ölçüt olarak kabul edilemez ve kanun önünde eşitlik ilkesinin zedelenmesine yol açar.

Nitekim söz konusu (a) bendinin daha önceki metninde, farklı statü uygulanacak kamu görevlilerinin, görevlerinin belirtilmesi suretiyle, objektif ve genel bir ölçütün oluşturulduğu ve bu yolla kanun önünde eşitlik ilkesinin zedelenmesinin önlenmesine çalışıldığı görülmektedir.

Söz konusu 40 ıncı maddenin (a) bendi, bu bentte sayılan kamu görevlilerini, zorunlu emeklilik yaş sınırı bakımından da belirsiz bir hukukî statüye sokmaktadır.

6400 ve üstü ek göstergeli görevleri fiilen yürütenlerden, bu görevlere Bakanlar Kurulu kararı veya ortak kararname ile atanmış olanlar, Bakanlar Kurulu uzatma kararı verirse 65 yaşına kadar çalışabilecekler; böyle bir uzatma kararı verilmezse 61 yaşında emekli olacaklardır.

Böyle bir belirsizliği, Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti anlayışı ve 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkı ile bağdaştırabilmek de mümkün değildir

Diğer yandan, sosyal güvenlik kapsamında bulunan “emeklilik”in, kamu görevlileri yönünden, Anayasa’nın 60 ıncı maddesi kapsamında bir “hak” olduğu gözönünde tutulunca, (a) bendindeki düzenlemenin Anayasa’nın 128 inci maddesiyle de çeliştiğini ifade etmek gerekmektedir.

Bunun nedeni, Anayasa’nın 128 inci maddesinin; memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğini bildirmiş olmasıdır.

Anayasa’nın 128 inci maddesinde yer alan bu ilke, çalışanlar yönünden bir güvence oluşturmaktadır.

Yaş sınırı nedeniyle emekliliğe sevk işlemi, kamu görevlisinin isteği ve istenci dışında göreviyle ilişiğinin kesilmesini gerektiren bir işlem olduğu için, bunun koşullarının genel, nesnel ve somut bir biçimde kanunla düzenlenmesi daha da büyük bir önem kazanmaktadır.

(a) bendindeki düzenleme, iki nedenle 128 inci maddeye aykırı düşmektedir.

Birinci neden, bu bentte belirlenen nitelikteki kamu görevlilerinden, “görevin önem, sorumluluk ve niteliği itibariyle hizmetine ihtiyaç duyulup görevinde kalmalarında fayda görülenler”in, 65 yaşını geçmemek üzere zorunlu emeklilik yaş hadlerinin uzatılmasını Bakanlar Kurulu kararına bırakması ve her birey için farklı, keyfi ve öznel uygulamalara imkân tanımasıdır.

İkinci neden ise, söz konusu bentte zorunlu emeklilik yaşının sınırının 61’den 65’e kadar uzatılabilmesi için getirilen “görevin önem, sorumluluk ve niteliği itibariyle hizmetine ihtiyaç duyulup görevlerinde kalmalarında fayda görülmek” gibi soyut ve öznel ölçütlerin, 128 inci maddenin gereğini karşılayacak bir kanunî belirliliği sağlamakta yetersiz kalışıdır.

Zorunlu emeklilik yaş sınırı gibi, 128 inci maddeye göre kanunla düzenlenmesi gereken bir konuda, Bakanlar Kurulu kararı ile belirleme yapmaya imkân tanımanın; Anayasa’nın 7 nci maddesine aykırı bir yetki devri niteliğini taşıdığı da gözden uzak tutulmamalıdır.

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesinin değiştirdiği, 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin (a) bendinin; yukarıda açıklandığı gibi hukuk devletinin temel unsurlarından olan kanun önünde eşitlik ilkesine, hukukî belirlilik gereğine ve Anayasa hükümlerine aykırı yanları, bu bendi Anayasa’nın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesi ile de çelişik bir görünüme sokmaktadır.

Bu nedenlerle, Anayasa’nın, 2, 7, 10, 60 ve 128 inci maddelerine aykırı olan söz konusu Kanunun (a) bendinin iptali gerekmektedir.

C. 40 ıncı Maddenin (d) Bendinin Anayasa’ya Aykırılığı

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 2 nci maddesinin değiştirdiği 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin (d) bendi şöyledir:

“d) (a) bendinde belirtilen görevlere 61 yaşına, (b) bendinde belirtilen görevlere 67 yaşını ve (ç) bendinde belirtilen görevlere de hizalarında gösterilen yaş hadlerini doldurmuş bulunanlar açıktan veya naklen tayin edilemezler.”

(d) bendinde yer alan hüküm, 40 ıncı maddenin birinci fıkrasında belirlenen zorunlu emeklilik yaş sınırına paralel bir düzenleme getirmektedir. Bu nedenle, birinci fıkra için söz konusu olan Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri, (d) bendi için de geçerliliğini korumaktadır.

Bu durumda (d) bendinin de, Anayasa’nın 2, 5, 10, 13, 48, 49, 60 ve 140 ıncı maddelerine aykırı olduğu için iptali gerekmektedir.

3. 4839 SAYILI KANUNUN (ÇERÇEVE) 6 NCI MADDESİNİN 5434 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ 139 UNCU MADDESİNE EKLEDİĞİ FIKRALARIN ANAYASA’YA AYKIRILIĞI

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 6 ncı maddesinin, 5434 sayılı Kanunun geçici 139 uncu maddesine eklediği fıkralar; emekli ve malûllük aylığı alanlar, dul aylığı alanlar ve yetim aylığı alanlar için “sağlık katkı payı” adı altında yeni bir yükümlülük getirmiştir.

Anayasa’nın 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sosyal hukuk devleti olduğu belirtilmiş; 60 ıncı maddesinde de herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip bulunduğu, Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri alacağı ve örgütü kuracağı kurala bağlanmıştır.

Anayasa’nın 5 inci maddesinde de, kişilerin ve toplumun gönenç, huzur ve mutluluğun sağlamak, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak biçimde sınırlayacak siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak, Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.

Sosyal güvenlik hakkı, yurttaşların gönenciyle yakından ilgilenen, onlara insanca yaşam düzeyini sağlamakla görevli olan sosyal devletin gereği ve sonucudur.

4839 sayılı Kanunun (çerçeve) 6 ncı maddesiyle 5434 sayılı Kanunun geçici 139 uncu maddesine eklenen fıkralarda, hak sahibinin hasta olduğunda yapılan iyileştirme giderlerine katılması yerine, doğabilecek sağlık riskleri için önceden katkı payı alınması öngörülmektedir.

Gerçi, 5434 sayılı Kanunun geçici 139 uncu maddesi uyarınca kullanılması resmî sağlık kurulu raporu ile gerekli görülen protez, ortez ve tıbbî araç gereç bedelleriyle ayakta ya da konutta tedavide kullanılan ilâç bedellerinin % 10’u hak sahiplerince ödenmektedir; ancak, bu ödemeler “olası risk karşılığı” niteliğinde değil, fiilen gerçekleşmiş iyileştirme giderlerine katkı olarak yapılmaktadır. “Katkı payı” teriminin asıl anlamı da budur.

Sosyal güvenlik sistemine katılmış, bu kapsamda çalışırken belli süre prim ödemiş ve sonuçta emeklilik hakkı kazanarak, yaşayabileceği “asgarî” bir geliri elde edebilmiş kişilerin, fiilen gerçekleşmiş iyileştirme giderlerine değil, olası risklere dayalı olarak yeniden ve sürekli artan bir biçimde prim benzeri ödemelere tabi tutulması; Anayasa’nın Devletin temel amaç ve görevleri arasında saydığı hususlarla, sosyal hukuk devleti ilkesi ve sosyal güvenlik amacıyla, aynı zamanda hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuk güvenliği ve hukuk istikrarı ile çelişmektedir.

Bu bakımdan 5434 sayılı Kanunun geçici 139 uncu maddesine eklenen söz konusu fıkraların, Anayasa’nın 2, 5 ve 60 ıncı maddelerine aykırı bir görünüm taşıdığı için iptali gerekmektedir.

4. 4839 SAYILI KANUNUN (ÇERÇEVE) 7 NCİ MADDESİNİN 5434 SAYILI KANUNA EKLEDİĞİ GEÇİCİ MADDE 213 ÜN ANAYASA’YA AYKIRILIĞI

4839 sayılı Kanunun çerçeve 7 nci maddesi ile 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 213, 40 ıncı maddenin (a) bendi kapsamında bulunan iştirakçilerden;

a) Kanun’un yayımı tarihinden önce 61 yaşını dolduranlara Kanun’un yayımı tarihinden itibaren,

b) Kanun’un yayımını izleyen 2 ay içerisinde 61 yaşını dolduranlara 61 yaşını doldurdukları tarihten itibaren,

İki ay süreyle görevlerinde kalmak olanağını tanımıştır.

Geçici Madde 213, 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin (a) bendi kapsamı dışındaki iştirakçilere ise, böyle bir olanak tanımamıştır.

İştirakçilerin bir kısmına diğerlerinden farklı olanaklar, bir başka deyişle ayrıcalıklar getirilmesi, haklı bir nedene dayanmadığı için kanun önünde eşitlik ilkesi ile bağdaşmamakta; ayrıca hukuk devletinin gereği olan “hukukî güvenlik” ve “hukukî istikrar” ilkelerine de uygun düşmemektedir.

Bu nedenlerle, Anayasa’nın 2 nci ve 10 uncu maddelerine aykırı olan Geçici Madde 214’ün iptali gerekmektedir.

5. 4839 SAYILI KANUNUN (ÇERÇEVE) 8 İNCİ MADDESİNİN 5434 SAYILI KANUNA EKLEDİĞİ GEÇİCİ MADDE 214 ÜN ANAYASA’YA AYKIRILIĞI

4839 sayılı Kanunun 5434 sayılı Kanuna eklediği Geçici Madde 214, bu Yasanın yürürlüğe girdiği günde 61 yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrılanlara verilecek ek ikramiye yönünden, 30 yıl fiilî hizmeti bulunanlarla bulunmayanlar arasında ayırım yapmaktadır. Bu ayırım haklı bir nedene dayanmadığı için Anayasa’daki kanun önünde eşitlik ilkesi ile bağdaşmamakta; ayrıca hukuk devletinin gereği olan “hukukî güvenlik” ve “hukukî istikrar” ilkelerine uygun düşmemektedir.

Bu nedenlerle, Anayasa’nın 2 ve 10 uncu maddelerine aykırı olan geçici madde 214’ün iptali gerekmektedir.

6. 4839 SAYILI KANUNUN 9 UNCU MADDESİNİN ANAYASA’YA AYKIRILIĞI

4839 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde, bu Kanunun 1 inci maddesinin 15.04.2003 tarihinde, 6 ncı maddesinin 01.04.2003 tarihinde, diğer maddelerinin ise yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği bildirilmiştir.

Hukuk devletinde, hukuk devleti adı verilen yönetim biçiminin temel unsurlarından olan hukukî belirlilik ve hukukî güvenliğin doğal sonucu olarak, hukuk kurallarının en erken, yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girmesi gerekir. İlân edilmemiş kuralların bağlayıcı olması beklenemez.

Kuşkusuz, yürürlüğü yayımdan daha ileri bir tarihe bırakmak mümkündür.

Türkiye Cumhuriyeti, Anayasa’sının 2. maddesinde belirtildiği gibi bir sosyal hukuk devletidir.

Söz konusu 9 uncu maddede, 1 ve 6 ncı maddeler için 4839 sayılı Kanunun Resmi Gazete’de yayım gününden önceki tarihlerin yürürlük tarihi olarak gösterilmesi, bir hukuk devletinde gerçekleştirilmesi gereken hukukî belirlilik ve hukukî güvenlik ilkelerini zedelemekte; bu bakımdan 9 uncu maddeyi, Anayasa’nın 2 nci maddesindeki hukuk devleti niteliğine aykırı bir görünüme sokmaktadır.

Bu nedenle söz konusu maddenin de iptali gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda belirtilen gerekçelerle, 03.04.2003 tarihli ve 4839 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un:

1. 1 inci maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a)
fıkrasının Anayasa’nın 2 nci maddesine,

2. (Çerçeve) 2 nci maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan; “İştirakçilerin görevleri ile ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 61 yaşını doldurdukları tarihtir. 61 yaşını dolduranların açıktan veya naklen tayinleri yapılamaz. Ancak personel kanunlarındaki yaş haddelerine ilişkin hükümler ile 43 üncü madde hükmü saklıdır.” hükmünün Anayasa’nın 2, 5, 10, 13, 48, 49, 60 ve 140 ıncı maddelerine,

3. (Çerçeve) 2 nci maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin (a) bendinde yer alan: “6400 ve daha yukarı ek göstergeli görevlere müşterek kararname ile atanmış olup, bu görevleri fiilen yürütmekte olanlardan görevin önem, sorumluluk ve niteliği itibariyle hizmetine ihtiyaç duyulup görevinde kalmalarında fayda görülenlerin yaş hadleri, Bakanlar Kurulu kararı ile 65 yaşını doldurdukları tarihi geçmemek
üzere uzatılabilir.” hükmünün Anayasa’nın 2, 7, 10, 60 ve 128 inci maddelerine,

4. (Çerçeve) 2 nci maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin (d) bendinde yer alan; “(a) bendinde belirtilen görevlere 61 yaşını, (b) bendinde belirtilen görevlere 67 yaşını ve (ç) bendinde belirtilen görevlere de hizalarında gösterilen yaş hadlerini doldurmuş bulunanlar açıktan veya naklen tayin edilemezler.” hükmünün Anayasa’nın 2, 5, 10, 13, 48, 49, 60 ve 140 ıncı maddelerine,

5. (Çerçeve) 6 ncı maddesiyle 5434 sayılı Kanunun geçici 139 uncu maddesine eklenen fıkralarda yer alan: “Bu madde uyarınca yapılacak sağlık yardımları için her ay:

1- Emekli ve malûllük aylığı alanlardan;

a) Kendileri için 120,

b) Eşleri için 90,

c) Çocuklarının her biri için 60,

d) Ana ve babalarının her biri için 90,

2- Dul aylığı alanlardan 90,

3- Yetim aylığı alanlardan 60,

Gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda sağlık katkı payı alınır. Ancak, bu katkı payı hiç bir şekilde emekli, malûllük, dul ve yetim aylıklarının yüzde birini geçemez.

Bu Kanunun 64 üncü maddesi ile 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylık bağlananlardan ve Vatani Hizmet Tertibinden aylık alanlardan sağlık katkı payı alınmaz.” hükümlerinin Anayasa’nın 2, 5 ve 60 ıncı maddelerine,

6. (Çerçeve) 7 nci maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 213’te yer alan:

“40 ıncı maddenin (a) bendi kapsamında bulunan iştirakçilerden;

a) Kanunun yayımı, tarihinden önce 61 yaşını, dolduranlar bu Kanunun yayımı, tarihinden itibaren,

b) Kanunun yayımını izleyen iki ay içerisinde 61 yaşını dolduranlar 61 yaşını doldurdukları tarihten itibaren,

İki ay süreyle görevlerinde kalırlar.” hükmünün Anayasa’nın 2 ve 10 uncu maddelerine,

7. (Çerçeve) 8 inci maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici madde 214’te yer alan:

“Bu Kanunun getirdiği 61 yaş haddi nedeniyle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte emekliye sevkedilenler hakkında Ek 68 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık süre aranmaz. Bunlardan 30 yıllık fiilî hizmet süresini doldurmamış olanlara, bir kereye mahsus olmak üzere, bir aylık tutarında ek emekli ikramiyesi verilir.” hükmünün Anayasa’nın 2 ve 10 uncu maddelerine,

8. 9 uncu maddesinin, Anayasa’nın 2 nci maddesine,

aykırılıkları nedeniyle iptaline; Anayasa’ya açıkça aykırı olan bu hükümlerin yürürlükte kalması ileride giderilmesi ve onarılması olanaksız yasal, hukuksal sorunlar ve olumsuzluklar yaratacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi arz ederim.”

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralları

3.4.2003 günlü, 4839 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un iptali istenilen kuralları şunlardır:

1- “MADDE 1.- 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 14 üncü maddesinin (a) fıkrasında yer alan “% 15” oranı “% 16” olarak değiştirilmiştir.”

2- “MADDE 2.- 5434 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile aynı maddenin (a), (b) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

İştirakçilerin görevleri ile ilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 61 yaşını doldurdukları tarihtir. 61 yaşını dolduranların açıktan veya naklen tayinleri yapılamaz. Ancak, personel kanunlarındaki yaş hadlerine ilişkin hükümler ile 43 üncü madde hükmü saklıdır.

a) 6400 ve daha yukarı ek göstergeli görevlere müşterek kararname veya Bakanlar Kurulu kararı ile atanmış olup, bu görevleri fiilen yürütmekte olanlardan görevin önem, sorumluluk ve niteliği itibarıyla hizmetine ihtiyaç duyulup görevinde kalmalarında fayda görülenlerin yaş hadleri, Bakanlar Kurulu kararı ile 65 yaşını doldurdukları tarihi geçmemek üzere uzatılabilir.

b) ...

d) (a) bendinde belirtilen görevlere 61 yaşını, (b) bendinde belirtilen görevlere 67 yaşını ve (ç) bendinde belirtilen görevlere de hizalarında gösterilen yaş hadlerini doldurmuş bulunanlar açıktan veya naklen tayin edilemezler.”

3- “MADDE 6.- 5434 sayılı Kanunun Geçici 139 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

Bu madde uyarınca yapılacak sağlık yardımları için her ay:

1- Emekli veya malûllük aylığı alanlardan;

a) Kendileri için 120,

b) Eşleri için 90,

c) Çocuklarının her biri için 60,

d) Ana ve babalarının her biri için 90,

2- Dul aylığı alanlardan 90,

3- Yetim aylığı alanlardan 60,

Gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda sağlık katkı payı alınır. Ancak, bu katkı payı hiç bir şekilde emekli, malûllük, dul ve yetim aylıklarının yüzde birini geçemez.

Bu Kanunun 64 üncü maddesi ile 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylık bağlananlardan ve Vatani Hizmet Tertibinden aylık alanlardan sağlık katkı payı alınmaz.”

4- “MADDE 7.- 5434 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 213.- 40 ıncı maddenin (a) bendi kapsamında bulunan iştirakçilerden;

a) Kanunun yayımı tarihinden önce 61 yaşını dolduranlar Kanunun yayımı tarihinden itibaren,

b) Kanunun yayımını izleyen iki ay içerisinde 61 yaşını dolduranlar 61 yaşını doldurdukları tarihten itibaren,

İki ay süreyle görevlerinde kalırlar.”

5- “MADDE 8.- 5434 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 214.- Bu Kanunun getirdiği 61 yaş haddi nedeniyle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte emekliye sevkedilenler hakkında Ek 68 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık süre aranmaz. Bunlardan 30 yıllık fiili hizmet süresini doldurmamış olanlara, bir kereye mahsus olmak üzere, bir aylık tutarında ek emekli ikramiyesi verilir.”

6- “MADDE 9.- Bu Kanunun 1 inci maddesi 15.4.2003 tarihinde, 6 ncı maddesi 1.4.2003 tarihinde, diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girer.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, iptali istenilen kuralların Anayasa’nın 2., 5., 7., 10., 13., 48., 49., 60., 128. ve 140. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Enis TUNGA ve Mehmet ERTEN’in katılımlarıyla 8.5.2003 günü yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, Mustafa BUMİN’in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, karar verilmiştir.

IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

3.4.2003 günlü, 4839 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un:

A) 1- 2. maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Yasa’nın 40. maddesinin;

a- Birinci fıkrasının 65 yaşını doldurmayanlar yönünden, Haşim KILIÇ ile Yalçın ACARGÜN’ün “Fıkranın tamamının yürürlüğünün durdurulması halinde kamu düzenini ihlal edecek boyutta hukuksal boşluk doğacağından, 5434 sayılı Yasa’nın sadece 39. ve Geçici 206. maddeleri kapsamında bulunanlar yönünden yürürlüğün durdurulması gerektiği” yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

b- (a) bendinin, OYBİRLİĞİYLE,

c- (d) bendinin, “(a) bendinde belirtilen görevlere 61 yaşını, ...” bölümünün, OYBİRLİĞİYLE,

2- 6. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’nın Geçici 139. maddesine eklenen ilk fıkranın, OYBİRLİĞİYLE,

3- 7. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 213. maddenin, OYBİRLİĞİYLE,

4- 8. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 214. maddenin, OYBİRLİĞİYLE,

Anayasa’ya aykırılığı konusunda güçlü belirtiler bulunması ve uygulanmalarından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi için ESAS HAKKINDA KARAR VERİLİNCEYE KADAR YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASINA,

B) 1- 1. maddesiyle 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 14. maddesinin (a) fıkrasındaki “%15” oranını “%16”ya çıkaran değişikliğin, OYBİRLİĞİYLE,

2- 2. maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Yasa’nın 40. maddesinin (d) bendinin kalan bölümünün, OYBİRLİĞİYLE,

3- 6. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’nın Geçici 139. maddesine eklenen ikinci fıkranın, OYBİRLİĞİYLE,

4- 9. maddesinin, OYBİRLİĞİYLE,

YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,

8.5.2003 gününde karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dosyası ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- 4839 sayılı Kanunun 1. Maddesiyle 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 14. Maddesinin (a) Fıkrasındaki “% 15” Oranının “% 16”ya Yükseltilmesine İlişkin Değişikliğin İncelenmesi

Dava dilekçesinde, sosyal güvenlik sistemine katılmış ve bundan doğan borç ve yükümlülükleri istikrar kazanmış olan iştirakçilerin emeklilik kesenek oranlarının artırılmasının hukuki güvenlik ve istikrarı zedelediği, kuralla, 5434 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (a) fıkrasındaki %15 oranının %16 olarak değiştirilmesine karşılık aynı maddenin (a) fıkrasına gönderme yapan (b) ve (d) fıkralarında yer alan oranlarda bir değişiklik yapılmayarak maddenin fıkraları arasında uyumsuzluk yaratıldığı, bu durumun Anayasa’nın 2. maddesindeki sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 14. maddesinin 7.5.1986 günlü, 3238 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değiştirilen (a) fıkrasında, iştirakçilerin emeklilik keseneğine esas aylık tutarları üzerinden her ay kesilecek %15 emeklilik kesenekleri de kurumun gelirleri arasında sayılmış, dava konusu kuralla fıkrada yer alan %15 oranı %16’ya yükseltilmiştir.

Anayasa’nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devleti, insan haklarına saygılı, bu hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kuran ve bu düzeni sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün davranışlarında Anayasa’ya ve hukuk kurallarına uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir.

Kamu personelinin emeklilik rejimi 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile oluşturulmuştur. Kanunun Emekli Sandığı’nın gelirlerine ilişkin 14. maddesine göre, Kurumun en önemli gelir kaynağı (a) fıkrasında öngörülen iştirakçi kesenekleri ile (d) fıkrasındaki kurum karşılıklarıdır. Kanunun yürürlüğe girdiği 1949 yılında % 5 olarak öngörülen iştirakçi kesenek oranı, 24.12.1980 günlü, 2363 sayılı Kanun’la %10, 7.5.1986 günlü, 3284 sayılı Kanun’la %15, dava konusu 4839 sayılı Kanun’la da %16 olarak saptanmıştır. Ülkenin ekonomik koşullarına ve Kurumun mali yapısında ortaya çıkan sorunlara bağlı olarak iştirakçi kesenek oranlarının zaman zaman yükseltildiği görülmektedir. Bu artışlar iştirakçiler yönünden ek mali külfet getirmekte ise de kuraldaki % 1 oranındaki artış, Anayasa’nın sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak ölçüde adil ve makul olmayan bir yükümlülük değildir.

Dava dilekçesinde ileri sürülen kurallar arasında ortaya çıkan uyumsuzluklar uygulama sorunu olup, bunların çözüm yeri ise görevli yargı mercileridir. Kaldı ki, daha sonra çıkarılan 25.6.2003 günlü, 4905 sayılı Kanunun 2. maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun 14. maddesinin (b) ve (d) bentlerinde yer alan %15 oranları % 16 olarak değiştirilmek suretiyle ileri sürülen uyumsuzluk da ortadan kaldırılmıştır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

B- 2. Madde ile Değiştirilen 5434 Sayılı Kanunun 40. Maddesinin Birinci Fıkrası ile (a) ve (d) Bentlerinin İncelenmesi

4839 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Kanun’un birinci fıkrası ile (d) bendi 8.7.2003 günlü, 4919 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilmiş, (a) bendi de aynı Kanun’un 3. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu nedenle belirtilen kurallara ilişkin konusu kalmayan iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda karar verilmesi gerekir.

C- 6. Madde ile 5434 Sayılı Kanunun Geçici 139. Maddesine Eklenen Fıkraların İncelenmesi

1) Birinci Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde, sosyal güvenlik sistemine katılarak ödediği primlerle emeklilik hakkını kazanmış kişilerin emekli aylıklarından, fiilen gerçekleşmiş iyileştirme giderlerine değil, olası risklere dayalı olarak yeniden ve sürekli artan biçimde prim benzeri ödemelere bağlı tutulmasının, Anayasa’nın 2., 5. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun Geçici 139. maddesinde, kanunla düzenlenecek genel sağlık sigortası yürürlüğe girinceye kadar, sandık kapsamında olanlara yapılacak sağlık yardımlarına ilişkin esas ve usuller düzenlenmektedir.

4839 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle söz konusu Geçici 139. maddeye eklenen ilk fıkrada emekli veya malullük aylığı alanların kendileri için 120, eşleri için 90, çocuklarının her biri için 60, ana babalarının her biri için 90, dul aylığı alanlar için 90 ve yetim aylığı alanlar için 60 rakamları tespit edilerek, bu rakamların memur aylık katsayısına çarpımı sonucu bulunacak miktar kadar sağlık katkı payı adı altında bir kesinti yapılması ve bu katkı payının hiçbir şekilde emekli, malullük, dul ve yetim aylıklarının yüzde birini geçmemesi öngörülmüştür.

Anayasa’nın 2. maddesi ile öngörülen hukuk devleti ilkesi ile devletin tüm faaliyetlerinde hukukun egemen olması amaçlanmaktadır. Kuşkusuz bu amacın gerçekleşmesi için, konulacak kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçülerinin gözönünde tutulması gerekir. Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşuludur.

Anayasa’nın 5. maddesinde de, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu öngören Anayasa’nın 60. maddesinin gerekçesinde de, sosyal güvenlik hakkının, çalışanların yarını ve güvencesi olduğu belirtilmiştir.

Sosyal devlet, sosyal adaletin, refahın ve güvenliğin gerçekleşmesini sağlayan devlettir. Sosyal güvenlik kuruluşları, çalışanların geleceğine ilişkin güvenliğini sağlamak durumundadır. Sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı olarak çalışması için de aktüeryal dengelerin korunması zorunludur. Bu bağlamda sosyal güvenlik, ilgililerin katkısının sağlandığı primli ve karşılıksız yardıma dayanan primsiz rejim olarak ifade edilen sosyal yardım ve hizmetlerden oluşmaktadır.

Herkesin sosyal güvenliğini sağlamakla görevli olan Devlet, bu işlevini Sosyal Sigortalar Kurumu, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur gibi ilke olarak primli rejime dayanan kuruluşları aracılığıyla yerine getirmektedir.

Sosyal güvenlik kurumlarında iştirakçi olan kişiler aktif çalışma yaşamları boyunca miktarı ve süresi yasa tarafından belli edilmiş primleri ödemekte ve belli yaşa geldikten sonra da emekli statüsüne geçerek bu statünün sağladığı, başta yaşlılık aylığı olmak üzere çeşitli sosyal haklardan yararlanmaktadırlar. Primli rejime dayalı sosyal güvenlik sisteminin esası, önceden alınan payın (primin) yeniden dağıtımına dayanmaktadır.

Bu sistem içinde belli aktüeryal hesaplara dayalı olarak belirlenmiş olan emeklilik keseneklerini aktif çalışma hayatı boyunca ödemiş olan ve bu ödemelere bağlı olarak belli süre sonunda yaşlılık aylığı almayı hakeden iştirakçilerin, bir de emekli olduktan sonra sağlık yardımları için prim benzeri sürekli bir ödemeyle (kesintiyle) yükümlü tutulmaları, sosyal güvenlik hakkını zedeleyici nitelik taşıdığı gibi hukuk devletinin gerektirdiği hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesine aykırılık oluşturmakta, aynı zamanda Devletin, kişilerin huzur ve mutluluğunu sağlama amaç ve göreviyle de bağdaşmamaktadır.

Belirtilen nedenlerle kural, Anayasanın 2., 5. ve 60. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

2) İkinci Fıkranın İncelenmesi

Maddenin ikinci fıkrasında, sağlık katkı payı kesilmesinden istisna tutulacaklara ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre, 5434 sayılı Kanun’un 64. maddesi ile 3.11.1980 günlü, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylık bağlananlar ve Vatani Hizmet Tertibinden aylık alanlardan sağlık katkı payı alınmayacaktır.

Yasakoyucunun, harp malülü olma, iç güvenlik hizmetlerinde ölüm veya yaralanmaya maruz kalma gibi nedenlerle vatan hizmetinin karşılığı olarak aylık bağlanmış olan bir kısım emekli gruplarını sosyal bakımdan daha çok korumaya yönelik olarak sağlık katkı payı kesintisinden istisna tutması, Anayasa’nın 60 ve 61. maddelerinin gereğidir. İptal isteminin reddi gerekir.

D- 7. Madde ile 5434 sayılı Kanuna Eklenen Geçici 213. Maddenin İncelenmesi

Kural, 8.7.2003 günlü, 4919 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, konusu kalmayan iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda karar verilmesi gerekir.

E- 8. Madde ile 5434 sayılı Kanuna Eklenen Geçici 214. Maddenin İncelenmesi

1) Birinci Tümcenin İncelenmesi

Başvuruda, dava konusu kuralla 4839 sayılı Kanun’a göre emekli olanlarla olmayanlar arasında farklılık yaratılarak Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılık oluşturulduğu ileri sürülmüştür.

Birinci tümcede, 4839 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihte bu kanunla öngörülen 61 yaş haddinden emekliye sevkedilenler hakkında, makam ve temsil tazminatı gibi kimi ödemeler için 5434 sayılı Kanun’un ek 68. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık sürenin aranmayacağı hükme bağlanmıştır. Maddeye ilişkin gerekçede de, hak ettiği tazminatı almasına kısa bir süre kalmış olanların mağduriyetlerinin önlenmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir.

Ek 68. maddenin birinci fıkrasının son cümlesinde, bu tazminatların ölenlerin dul ve yetimlerine ödenmesinde iki yıl görev şartının aranmayacağı öngörülerek ölüm nedeniyle kendi isteği ve kusuru dışında iki yıllık süreyi tamamlayamayanların hakları korunmuştur. Yasa koyucunun dava konusu kuralı da, yaş haddinin 61’e düşürülmesinden kaynaklanan zorunlu erken emekliliğe bağlı olarak söz konusu iki yıllık süreyi tamamlama olanakları kalmayan iştirakçilerin mağduriyetlerini önlemek amacıyla düzenlediği anlaşılmaktadır. Bu kurala göre emekli olanların, kendi iradeleri ile iki yıllık süreyi doldurma olanakları bulunmadığından önceki düzenlemelere göre emekli olanlarla aynı hukuksal konumda oldukları söylenemez. Bu nedenle eşitlik ilkesine aykırılık yoktur.

Dava konusu kuralda, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılık bulunmadığından iptal isteminin reddi gerekir.

2) İkinci (son) Tümcenin İncelenmesi

Kural, 8.7.2003 günlü, 4919 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, konusu kalmayan iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda karar verilmesi gerekir.

F- 9. Maddenin İncelenmesi

1) Maddenin, “...1 inci maddesi 15.4.2003 tarihinde, 6 ncı maddesi 1.4.2003 tarihinde...” bölümünün incelenmesi

Dava dilekçesinde, hukuk devletinin gereklerinden olan hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine göre kanunların en erken yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girmelerinin gerektiği, kanunun 1. ve 6. maddeleri yönünden yayım tarihinden önceki bir tarihin yürürlük tarihi olarak belirlenmesinin hukuk devletine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Yasa’nın yürürlüğünün düzenlendiği 9. maddesinde, Kanunun 1. maddesinin 15.4.2003 tarihinde, 6. maddesinin ise 1.4.2003 tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.

Hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasakoyucu, yasaların yalnız Anayasa’ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.

Yasalar kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Geçmiş, yeni çıkarılan bir yasanın etki olanı dışında kalır. Sonradan yürürlüğe giren yasaların geçmiş ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.

4839 sayılı Kanun 17.4.2003 günlü, 25082 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kanunun 9. maddesiyle iştirakçilerin emeklilik kesenek miktarının yükseltilmesine ilişkin 1. maddesinin 15.4.2003 tarihinde, Emekli Sandığından emekli, malullük, dul ve yetim aylığı almakta olanlardan sağlık katkı payı alınmasını öngören 6. maddesinin ise 1.4.2003 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.

İlgililer bakımından mali bir külfet öngören söz konusu kuralların geçmişe etkili olacak şekilde yürürlüğe konulması hukuk güvenliğini zedelediğinden, Anayasa’nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devleti ilkesine aykırıdır. İptali gerekir.

Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ ve Ahmet AKYALÇIN bu görüşe katılmamışlardır.

2) Maddenin Kalan Bölümünün İncelenmesi

Kanunun diğer hükümlerinin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini öngören 9. maddenin kalan bölümünde Anayasaya aykırılık görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.

VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

2949 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, “Ancak, başvuru, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir.” denilmektedir.

4839 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 5434 sayılı Kanun’un Geçici 139. maddesine eklenen fıkralardan birincisinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan ikincisinin de iptaline karar verilmesi gerekir.

VII- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

3.4.2003 günlü, 4839 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un;

A- 6. maddesiyle 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun Geçici 139. maddesine eklenen ilk fıkra, 8.10.2003 günlü, E. 2003/31, K. 2003/87 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu fıkra hakkında daha önce verilen 8.5.2003 günlü, E. 2003/31, K. 2003/3 sayılı yürürlüğün durdurulması kararının, İPTALE İLİŞKİN GEREKÇELİ KARARIN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANACAĞI GÜNE KADAR DEVAMINA,

B- 1) 2. maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Yasa’nın 40. maddesinin birinci fıkrası ile (d) bendi, 8.7.2003 günlü, 4919 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle değiştirildiğinden,

2) a- 2. maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Yasa’nın 40. maddesinin (a) bendi,

b- 7. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 213. madde,

c- 8. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 214. maddenin son tümcesi, 4919 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, BU KURALLARA İLİŞKİN YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

C- 8. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 214. maddesinin ilk tümcesine yönelik iptal istemi, 8.10.2003 günlü, E: 2003/31, K: 2003/87 sayılı kararla reddedildiğinden, bu kurala ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,

8.10.2003 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

VIII- SONUÇ

3.4.2003 günlü, 4839 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un:

A- 1. maddesiyle 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 14. maddesinin (a) fıkrasındaki “%15” oranını “%16”ya çıkaran değişikliğin, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

B- 2. maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Yasa’nın 40. maddesinin;

1- Birinci fıkrası ile (d) bendi, 8.7.2003 günlü, 4919 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle değiştirildiğinden KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2- (a) bendi, 4919 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

OYBİRLİĞİYLE,

C- 6. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’nın Geçici 139. maddesine eklenen,

1- İlk fıkranın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

2- İkinci fıkranın Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,

OYBİRLİĞİYLE,

D- 7. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 213. madde, 4919 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,

E- 8. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 214. maddenin,

1- Birinci tümcesinin, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,

2- İkinci tümcesi, 4919 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, KONUSU KALMAYAN İSTEM HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

OYBİRLİĞİYLE,

F- 9. maddesinin;

1- “... 1 inci maddesi 15.4.2003 tarihinde, 6 ncı maddesi 1.4.2003 tarihinde, ...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ ile Ahmet AKYALÇIN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- Kalan bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

G- 6. maddesiyle 5434 sayılı Yasa’nın Geçici 139. maddesine eklenen ilk fıkranın iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan ikinci fıkranın da 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

8.10.2003 gününde karar verildi.

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Sacit ADALI

 

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Aysel PEKİNER

 

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Tülay TUĞCU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

 

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Fazıl SAĞLAM

Sayfa Başı