T.C.
Resmî Gazete

Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

Kuruluşu: 7 Ekim 1920

21 Temmuz 2000  CUMA

Sayı : 24116

 

Å

ÖNCEKİ

SONRAKİ

Æ

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Cezanın Kaldırılması Kararı
— Hükümlü Aşır Ali KÖK’ün Cezasının Kaldırılmasına Dair Karar
 
Yönetmelikler
— Futbolda Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliğinin 44 üncü Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında  Yönetmelik
— Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Amatör Spor Dalları Ceza Yönetmeliğine Ek Madde İlave Edilmesine Dair Yönetmelik
— İkili Anlaşmalar, Protokoller veya Diğer Düzenlemeler Kapsamı Dışında, Belirli Ülkeler Menşeli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Yönetmeliğin Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapıl masına Dair Yönetmelik
— Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hak kında Yönetmeliğin Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
— Sivil Savunma Arama Kurtarma Birlikleri ve Ekiplerinin Kuruluşu, Görevleri, Çalışma ve Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik
— Türkiye Elektrik Üretim-İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Satın Alma ve İhale Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

 

YARGI BÖLÜMÜ
 
Anayasa Mahkemesi Kararları
— Anayasa Mahkemesinin E : 1998/4 (765 Sayılı Kanun ile İlgili) K : 1999/23 Sayılı Kararı
— Anayasa Mahkemesinin E : 1999/16 (765 Sayılı Kanun ile İlgili) K : 1999/24 Sayılı Kararı

    20/7/2000 Tarihli ve 24115 Mükerrer Sayılı Resmî Gazete’de; 2000/973 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İstanbul Üniversitesi YazÖğretimi Yönetmeliği Yayımlanmıştır.

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Cezanın Kaldırılması Kararı

    Cumhurbaşkanlığından :
    Karar No : 2000/30
    Kasten iki kişiyi öldürmek, bir kişiyi öldürmeye tam kalkışmak, izinsiz tabanca taşımak suçlarından, Konya I. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan ve 22/12/1995 gün, Esas No: 1994/273, Karar No: 1995/304 sayılı ilâmı ile TürkCeza Kanununun 450/5, 95, 79, 73, 51/1, 40, 36, 33, 31, 6136 Sayılı Kanunun 13/1. ve 2918 Sayılı Kanunun 119. maddeleri gereğince müebbeden ağır hapis, 1 sene hapis ve 260.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve ehliyetnamesinin sürekli geri alınmasına, müebbeden kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, ceza müddeti süresince kanunî mahcuriyet altında bulundurulmasına karar verilen ve cezası kesinleşen, Konya İl’i, Çumra İlçesi, Türkmenkarahüyük Köyü, Cilt: 054, Kütük Sıra: 024’de nüfusa kayıtlı Mehmet ve Fatma’dan olma 1953 doğumlu, Aşır Ali KÖK’ün, Adli Tıp Kurumunun 7/6/2000 gün ve A.T.No: 130-02062000-27422-3408-3146 sayılı raporu ile saptanan sürekli sakatlığı nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 104 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının (b) bendi hükmü uyarınca kalan cezası kaldırılmıştır.
 
20 Temmuz 2000
Ahmet Necdet SEZER   
CUMHURBAŞKANI     
         

—— • ——

Yönetmelikler

    Devlet Bakanlığından :

Futbolda Müşterek Bahis Oyunları Uygulama
Yönetmeliğinin 44 üncü Maddesinin Değiştirilmesi
Hakkında Yönetmelik
 
    MADDE 1 — 26/2/1998 tarihli ve 23270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girenFutbolda Müşterek Bahis Oyunları Uygulama Yönetmeliğinin değişik 44 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
    “Değerlendirmede, takımların sahada elde ettikleri sonuçlar esas tutulur. Oynanması gereken tarihlerde yapılmayan veya yarıda kalan müsabakanın sonuçları, değerlendirmede göz önüne alınmaz. Ancak; değerlendirmede göz önüne alınmayan bu maçların sonuçları beraberlik tahmini oyunlarında noter huzurunda çekilecek kura ile değerlendirmeye alınır. Kurada (1) ilk takımın, (2) ikinci takımın galibiyetini, (0) ise golsüz beraberliği ifade eder. Gol tahmini oyununda ise takımların son 3 lig maçlarında attıkları gol sayısının ortalaması alınarak sonuç belirlenir. O sezon değerlendirilecek üç lig müsabakası bulunmayan takımların önceki sezondaki son üç lig müsabakaları esas alınır. Bu belirlemede yarım sayılar tama iblağ edilir
    Yürürlük
    MADDE 2 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    MADDE 3 —Bu Yönetmelik hükümlerini Gençlik ve SporGenel Müdürü yürütür.

—— • ——

    Devlet Bakanlığından :

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Amatör Spor Dalları
Ceza Yönetmeliğine EkMadde İlave Edilmesine Dair Yönetmelik
 
    MADDE 1 — 7/1/1993 tarihli ve 21458 sayılı Resmi Gazete’de yayımlananGençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Amatör Spor Dalları Ceza Yönetmeliğine aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.
    “Ek Madde 1 — Genel Müdürlük “Sponsorluk Yönergesi” hükümlerine aykırı davranan federasyon başkanı, antrenör, teknik direktör, sporcu, monitör ve gençlik liderleri aşağıda belirtilen cezalar ile cezalandırılırlar.
    a)Federasyon Başkanı, iki ay hak mahkumiyeti, tekerrürü halinde ise görevden alınma,
    b) Teknik direktör, antrenör, gençlik lideri, monitör, iki ay hak mahrumiyeti, tekerrürü halinde altı ay hak mahrumiyeti,
    c) Sporcu, yarışmadan men, tekerrürü halinde 6 ay yarışmalardan men,”
    Yürürlük
    MADDE 2 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    MADDE 3 — Bu Yönetmelik hükümlerini Gençlik ve SporGenel Müdürü yürütür.

—— • ——

    Devlet Bakanlığından :

İkili Anlaşmalar, Protokoller veya Diğer Düzenlemeler Kapsamı
Dışında, Belirli Ülkeler Menşeli Tekstil Ürünleri İthalatında
Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Yönetmeliğin
Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına DairYönetmelik
    MADDE 1 — 26/12/1997 tarihli ve 23212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İkili Anlaşmalar, Protokoller veya Diğer Düzenlemeler Kapsamı Dışında, Belirli Ülkeler Menşeli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin son fıkrasında, 15 inci maddesinin birinci fıkrasında, 17 nci maddesinin son fıkrasında ve 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “fiili ithalat sırasında” ve “fiili ithal sırasında” ibareleri “gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihte” şeklinde değiştirilmiştir.
    MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinde yer alan “fiili ithalatın yapıldığı” ibaresi “gümrük yükümlülüğünün doğduğu” şeklinde değiştirilmiştir.
    MADDE 3 — Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinin (b) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
    “1)Gümrük yükümlülüğünün doğduğu ayı izleyen ayın ilk 15 (onbeş) işgünü içinde ilgili gümrük idaresince,
    2)Gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihi müteakip en geç 15 (onbeş) işgünü içinde, adına ithal lisansı düzenlenmiş olan, ithalatçılar tarafından,”
    Yürürlük
    MADDE 4 — Bu Yönetmelik 5/2/2000 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    MADDE 5 — Bu Yönetmeliği Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

—— • ——

Devlet Bakanlığından :

Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri
Hakkında Yönetmeliğin Bazı Maddelerinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Yönetmelik
 
    MADDE 1 — 26/12/1997 tarihli ve 23212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Belirli Tekstil Ürünleri İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemleri Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin (a) bendinin birinci paragrafı, 17 nci maddesinin birinci fıkrası ve 19 uncu maddesinin (a) bendinde yer alan “fiili ithalat sırasında” ve “fiili ithal sırasında” ibareleri “gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihte” şeklinde değiştirilmiştir.
    MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “fiili ithalatın yapıldığı” ibaresi “gümrük yükümlülüğünün doğduğu” şeklinde değiştirilmiştir.
    MADDE 3 — Aynı Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin (b) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
    “1) Gümrük yükümlülüğünün doğduğu ayı izleyen ayın ilk 15 (onbeş) işgünü içinde ilgili gümrük idaresince,
    2)Gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihi müteakip en geç 15 (onbeş) işgünü içinde, adına ithal lisansı düzenlenmiş olan, ithalatçılar tarafından,”
    Yürürlük
    MADDE 4 — Bu Yönetmelik 5/2/2000 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    MADDE 5 — Bu Yönetmeliği Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

—— • ——

    İçişleri Bakanlığından :

Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlikleri ve Ekiplerinin Kuruluşu, Görevleri,Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak,Tanımlar
 
    Amaç
    Madde 1 — Bu Yönetmelik, İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğüne bağlı sivil savunma arama ve kurtarma birlikleri ile illerde kurulan arama ve kurtarma ekiplerinin kuruluşu, görevleri, çalışma usul ve esaslarını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.
    Kapsam
    Madde 2 — Bu Yönetmelik; sivil savunma arama ve kurtarma birlikleri ile sivil savunma arama ve kurtarma ekiplerini kapsar.
    Hukuki Dayanak
    Madde 3 — Bu Yönetmelik, 7126 sayılı Sivil Savunma Kanununun 8/10/1999 tarihli ve 586 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 32 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
    Tanımlar
    Madde 4 — Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden;
    a) Bakanlık    :     İçişleri Bakanlığını,
    b) Genel Müdürlük   :     Sivil Savunma Genel Müdürlüğünü,
    c) Birlik    :    İllerde doğrudan merkeze bağlı olarak kurulan sivil savunma arama ve kurtarma birliklerini,
   

d) Müdür   

:    Sivil savunma arama ve kurtarma birlik müdürü ile bünyesinde arama ve kurtarma ekibi kurulan il sivil savunma müdürünü,
    e) Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Ekibi    :    İl sivil savunma müdürlüğü bünyesinde kurulan sivil savunma arama ve kurtarma ekibini,
    f) Gönüllü Kişi ve Kuruluşlar    :    Bakanlıkça belirlenecek esaslar çerçevesinde sivil savunma hizmetlerine katılacak gönüllü kişi ve kuruluşları,
            ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Kuruluş ve Görev
 
    Birliklerin Kuruluşu
    Madde 5 — Sivil savunma arama ve kurtarma birlik müdürlüğü; birlik müdürü, ana hizmet birimleri ve yardımcı birimlerden oluşur. Teşkilat şeması (EK-1), birlik kurulacak iller ve kadro çizelgesi (EK-2) dedir.
    Ekiplerin Kuruluşu
    Madde 6 — Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birliği kurulmayan iller, nüfus yoğunluğu ve hassasiyeti dikkate alınarak; 3 grup olarak sınıflandırılmış olup, birinci grup illerde 10, ikinci grup illerde 20, üçüncü grup illerde 30 kadrolu personelden il sivil savunma müdürlükleri bünyesinde sivil savunma arama ve kurtarma ekipleri oluşturulmuştur. Ekip kurulacak illerin grupları ve kadro çizelgesi (EK-3) dedir.
    Birlik ve Ekiplerin Görevleri
    Madde 7 — Sivil savunma arama ve kurtarma birlikleri ile il arama ve kurtarma ekiplerinin görevleri şunlardır.
    a) Savaşta, afetlerde, büyük yangınlarda ve önemli kazalarda; arama, kurtarma, ilk yardım ve sosyal yardım hizmetlerini yürütmek,
    b) Savaşta, afetlerde ve kazalarda; nükleer, biyolojik, kimyasal (NBC) maddelerin ölçüm hizmetlerini imkanlar ölçüsünde yürütmek, ilgili birimlere ulaştırmak, (NBC) maddelerinin temizlenmesine (Dekontaminasyon) yardım etmek,
    c) Arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan yerli ve yabancı, kamu ve özel kuruluşların arama ve kurtarma ekipleri ile gönüllü kişi ve kuruluşların çalışmalarını koordine etmek,
    d) Birlik ve ekip personelinin nazari, tatbiki, bilgi ve becerileri ile fiziki kabiliyetlerini arttırmak ve göreve heran hazırlıklı bulunmaları için haftalık, aylık, yıllık eğitim programları hazırlamak, uygulanmasını sağlamak,
    e) Kamu ve özel kuruluşların arama ve kurtarma hizmetlerinde görevlendirilen ekipleri ile gönüllü kuruluş ve kişilerin eğitimlerini Bakanlık veya valiliğin uygun görüşü ile yapmak,
    f) Gece ve gündüz tatbikatları planlamak ve uygulamak,
    g) Eğitim amacı ile yurtiçi ve yurtdışında yapılacak eğitim ve tatbikatlara, istek yapılması halinde veya gerektiğinde yurtdışında meydana gelecek afetlerde de kurtarma ve yardım faaliyetlerine katılmak,
    h) Sivil savunma koleji ve valiliklerce açılan kursların kurtarma, ilk yardım ve sosyal yardım konularındaki tatbiki bölümlerine yardımcı olmak,
    i) Afet bölgelerine en seri şekilde ulaşabilmek için haberleşme, toplanma, yükleme ve intikal tatbikatları yapmak,
    j) Bakanlık ve Valilikçe verilecek diğer görevleri yapmak.
    Müdürün Görevleri
    Madde 8 — Müdür; mevzuat ve verilecek emirler doğrultusunda birliğin veya ekibin yönetiminden sorumlu olup, aşağıda belirtilen görevleri yapar:
    a) Hizmet birimlerini oluşturarak bunların donatımını, eğitimini ve denetimini yaptırmak,
    b) Yıllık çalışma planını hazırlamak,
    c) Yıllık bütçe tekliflerini hazırlamak,
    d) Sivil Savunma Fonundan yapılacak ödemelere ait tahakkuk müzekkeresini düzenlemek ve sayman mutemetliği görevini yapmak, ayniyat ve demirbaş işlemlerini yürütmek,
    e) Genel Bütçe harcamalarında tahakkuk memurluğu görevini yapmak,
    f) Eksik ve noksanlıkların zamanında giderilmesi için iş ve işlemleri takip etmek,
    g) Hizmet binası ve tesislerinin iç ve dış güvenliğini sağlamak,
    h) Bina ve tesisler ile hizmet malzeme ve araçlarının bakımını, temizliğini yaptırarak her an kullanılabilir halde bulundurulmasını sağlamak,
    i) Mevzuatına uygun olarak personelin disiplin ve sicil amirliğini yapmak,
    j) Personelin taltifi, tecziyesi ve izinleri için teklifte bulunmak,
    k) Kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla gerekli koordinasyonu sağlamak,
    l) İl Valisi, Genel Müdür veya Bakan tarafından verilecek diğer görevleri yapmak.
    Yönerge
    Madde 9 — Birlik ve ekiplerin eğitimlerinin usul ve esasları ile ana hizmet ve yardımcı birim personelinin görev ve sorumluluklarının ayrıntıları Bakanlıkça çıkarılacak bir yönerge ile düzenlenir.
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Göreve Sevk ve Protokol
 
    Göreve Sevk Yetkisi
    Madde 10 — Sivil savunma arama ve kurtarma birliğinin sorumluluk bölgesi içinde göreve sevki vali, bölge dışına göreve sevki Genel Müdürlükçe yapılır. Ankara Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birliğinin bölge içi ve bölge dışı göreve sevki Genel Müdürlükçe yapılır. Birliklerin yurt dışı göreve sevki ise Bakanlıkça yapılır.
    İntikal Planı
    Madde 11— Afet haberlerinin alınması, personelin toplanması, araç gereç ve malzemenin hazırlanması ve görev yerine intikali esasları; hazırlanacak intikal planı ile düzenlenir. İntikal planları Genel Müdürlüğün onayı ile yürürlüğe girer.
    Afet Bölgesinde Sevk ve İdare Sorumluluğu
    Madde 12 — Afet bölgesine birden fazla birlik intikal etmişse; birliklerin sevk ve idaresi bölgeden sorumlu olan birlik müdürü tarafından, sorumlu müdürün bölgede bulunmaması halinde en kıdemli birlik müdürü tarafından yapılır. Birliklerin sorumlu olduğu iller listesi (EK-4) dedir.
    Protokol
    Madde 13 — Bir afet vukuunda birliklerin afet bölgesine havadan acil intikali için, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Türk Hava Kurumu uçak ve helikopterlerinden, denizden intikal için ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı deniz ulaştırma araçlarından bu kuruluşlarla yapılan protokoller çerçevesinde yararlanılır.
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Denetim
 
    Denetim
    Madde 14 — Birliklerin denetimi, 29/5/1962 tarihli ve 6/624 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "107 sayılı Kanuna Göre İhdas Edilen Sivil Savunma Kadrolarına Tayin Olunan Personelin Terfi, Nakil, Cezalandırma ve Denetlenmeleri Hakkında Tüzük" ün 28 ve 29 uncu maddeleri uyarınca yapılır.

 

BEŞİNCİ BÖLÜM
Haberleşme, Koordinasyon ve İşbirliği
 
    Haberleşme
    Madde 15 — Birliklerde afet haberlerinin alınması, ilgililere ulaştırılması ve değerlendirilmesi amacıyla 24 saat esasına göre çalışan bir haber merkezi oluşturulur. Haber merkezi ihtiyaç duyulan haberleşme araç, gereç ve malzemeleri ile donatılır. Afet bölgesinde aynı nitelikte seyyar haberleşme merkezi kurulur.
Haber merkezinin çalışma usul ve esasları birlik müdürlüklerince hazırlanacak ve Genel Müdürlükçe onaylanacak bir talimatla belirlenir.
    Koordinasyon
    Madde 16 — Birliklerin tatbikat ve görev amaçlı intikallerinde, intikal edilen ilin imkanlarından mülki idare amirlerinin koordinatörlüğünde yararlanılır.
    Arama ve kurtarma amacıyla afet bölgesine yurtiçi ve yurtdışından gelen ekiplerin koordinasyonu krizmerkezi başkanının (mülki idare amiri) gözetiminde sivil savunma arama ve kurtarma birlik müdürlerince sağlanır.
    İşbirliği
    Madde 17 — Sivil savunma müdürlükleri ile askeri makamlar, belediye itfaiye teşkilatı, il sağlık müdürlükleri bünyesindeki 112 acil sağlık hizmetleri birimi, kamu ve özel kuruluşlara ait kurtarma ve yardım ekipleri ile Kızılay ve sivil toplum örgütleri arasındaki işbirliği ve koordinasyon mülki idare amirleri tarafından sağlanır.
 
ALTINCI BÖLÜM
Donatım ve Kıyafet
 
    Donatım
    Madde 18 — Sivil savunma arama ve kurtarma birliği malzeme listesi (EK-5), araç listesi (EK-6), il arama ve kurtarma ekiplerinin malzeme ve araç listesi (EK-7) dedir.
    Kıyafet
    Madde 19 — Sivil savunma arama ve kurtarma birlik personeli, 5/6/1964 tarihli ve 6/3150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Sivil Savunma ile İlgili Şahsi Mükellefiyet, Tahliye ve Seyrekleştirme, Planlama ve Diğer    Hizmetler Tüzüğü"nün 123 üncü maddesine göre yürürlüğe konulan yönetmelikte belirtilen kıyafeti giyer, tanıtma ve rütbe işaretlerini taşır.
    İl sivil savunma müdürlükleri bünyesinde oluşturulan arama ve kurtarma ekip personelinin giyeceği kıyafet ile tanıtma işaretleri Genel Müdürlükçe belirlenir.
 
YEDİNCİ BÖLÜM
Yürürlük ve Yürütme
 
    Yürürlük
    Madde 20 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    Madde 21 — Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri Bakanı yürütür.

 

—— • ——

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından:

Türkiye Elektrik Üretim- İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü
Satınalma ve İhale Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Yönetmelik
    MADDE 1 — 1/10/1995 tarihli ve 22421 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Elektrik Üretim- İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Satınalma ve İhale Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinde "Ünite" ve "Satınalma Birimi" tanımları arasına aşağıdaki tanım eklenmiştir.
    "Teklif Değerlendirme Alt Komisyonu: Teşekkülün Merkez Teşkilatında alınan teklifleri değerlendirmek üzere talep sahibi Üst Birimlerin içerisinde kurulan komisyonu,"
    MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 37 nci maddesinin (b) bendinin birinci satırındaki "bankalar tarafından" kelimelerinin arasına "veya Bankalar Kanununa tabi kuruluşlar" ve aynı bendin dördüncü satırındaki "bankadan alınması" kelimelerinin arasına "veya Bankalar Kanununa tabi kuruluşlardan" kelimeleri ilave edilmiştir.
    MADDE 3 — Aynı Yönetmeliğin 47 nci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
    " -Talep sahibi Üst Birimin yetki limitini aşan işlerde; Merkez Satınalma ve İhale Komisyonunca açılan teklifler ve teklif açma zaptı tekliflerin değerlendirilmesi açısından gerekli görüldüğünde talep sahibi Üst Birime gönderilir. Talep sahibi Üst Birim teklifleri tüm yönleriyle inceleyerek mukayeseli sonuçları Merkez Satınalma ve İhale Komisyonuna bildirir. Merkez Satınalma ve İhale Komisyonunca incelenen bu sonuçlar Komisyonun görüşleri ile birlikte yetki limitlerine göre ilgili Makamın onayına sunulur. Karara bağlanan ihale sonucu doğrultusunda sözleşmeyle ilgili işlemler başlatılır."
    MADDE 4 — Aynı Yönetmeliğin 65 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
    "Madde 65 — Kapalı teklif usulu veya belli istekliler arasında kapalı teklif usulu ile yapılan, Merkez Satınalma ve İhale Komisyonunda açılan ve talep sahibi Üst Birime gönderilen teklifler konu ile ilgili Üst Birimin teklifi ve Genel Müdürlüğün onayı ile birinci derecede imza yetkisi olan bir personelin Başkanlığında, biri ikinci derecede imza yetkisi olan toplam en az dört personelden oluşturulan Teklif Değerlendirme Alt Komisyonu tarafından incelenir.
    Teklifin niteliğine göre konu ile ilgili üye sayısı arttırılabileceği gibi ihtisas üniteleri ve/ veya diğer Üst Birimlerden de Teklif Değerlendirme Alt Komisyonuna üye alınabilir.
    Komisyon; tekliflerin saklanması ve teklif değerlendirme çalışmalarının gizliliğinden sorumlu olacak ve teklifleri tüm yönleriyle inceleyecek, önceden hazırlanan tahmini ihale bedelleri ile alınan teklifleri titizlikle mukayese edip değerlendirecek ve sonuçları Üst Birime sunacaktır.
    Teklif Değerlendirme Alt Komisyonu ve ilgili Üniteler / Üst Birimler teklif değerlendirme sonuçlarının değerlendirilmesine ilişkin takrir ve raporlarında görüş ve kanaatlerini gerekçeleriyle birlikte açık bir biçimde net olarak belirteceklerdir.
    Yetki limitlerine göre, Merkez Satınalma ve İhale Komisyonunda açılmayan tekliflerde, yukarıda belirtilen esaslar dahilinde değerlendirilir.
    Taşra teşkilatında Teklif Değerlendirme Alt Komisyonu, ilgili birimin teklifi ve Müdür / Grup Müdürünün onayı ile oluşturulur.
    Diğer satınalma ve ihale usullerine göre alınan tekliflerin değerlendirilmesi Genel Müdürlükçe uygun görülen ve bu Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara göre yapılır."
    MADDE 5 — Aynı Yönetmeliğin 84 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü satırları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
    "alınır. Komisyon gerek gördüğü hallerde özel bir komisyon kurulmasına karar vererek, kurulacak bu özel komisyondan mütalaa isteyebilir. Komisyon Başkanı "
    MADDE 6 — Aynı Yönetmeliğin 85 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
    "Madde 85 — Satınalma ve İhale Komisyonları ihaleye çıkan Ünite / Üst Birimlerin teklif değerlendirme sonuçlarını ihale şartnamesi ve bu Yönetmelik hükümleri dahilinde incelenmesini müteakip, ihalenin ne şekilde sonuçlandırılacağına dair Komisyon görüşlerini ilgili protokolda mutlaka net ve açık bir biçimde belirtecektir.
    Komisyon kararları üst onay Makamlarına nihai bir sonuca ulaşmadan ve hiçbir görüşe yer vermeden aktarılmayacaktır.
    Tüm Komisyonlarda kararlar oy çokluğu ile verilir. Eşitlik halinde Başkanın oyu iki oy sayılır. Komisyon kararları gerekçeleri belirtilerek yazılır, üyeler çekimser oy kullanamazlar, değişik fikirde olan üyeler gerekçelerini protokola yazarak imzalarlar. Komisyon üyeleri protokola geçen mütalaa ve gerekçeler ile oy ve kararlarından sorumludurlar.
    Satınalma ve İhale Komisyonlarında ilgili Ünite / Üst Birimlerce önceden hazırlanan tahmini ihale bedelleri ile Ünite / Üst Birimlerin teklif değerlendirme sonuçları titizlikle mukayese edilip değerlendirilecek, gerektiğinde fiyat ve piyasa araştırması yapılacak ya da yaptırılacak, lüzumu halinde ucuz fiyatın temini için firmalardan fiyat indirimi istenecektir."
    Yürürlük
    MADDE 7 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    MADDE 8 — Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Elektrik Üretim – İletim Anonim Şirketi Genel Müdürü yürütür.

—— • ——

YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararları

Esas Sayısı   : 1998/4
Karar Sayısı : 1999/23
Karar Günü : 7.6.1999
 
    İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi
    İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765 sayılı “Türk Ceza Kanunu”nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Eğer fail... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa, cezayı tenkise mahal yoktur” kuralının, Anayasa’nın 2., 10. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali sitemidir.
    I- OLAY
Geceleyin işlenen silâhlı gasp suçundan açılan kamu davasında sanıklar vekilinin Anayasa’ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Eğer fail ... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa, cezayı tenkise mahal yoktur” kuralının iptali için başvurmuştur.
    II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
    Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir :
    “Dava konusu olayda iddiaya göre, bir milyon lira para ve bir çift kullanılmış ayakkabı gasp edilmiştir. Ayakkabının değeri kesin şekilde tespit edilememiş olmakla birlikte, kullanılmış oluşu ve sahibinin yaşı ile ekonomik ve sosyal konumu itibariyle 3-5 milyon liradan daha fazla bir parasal değer taşımadığını düşünmek yanlış olmayacaktır. Esasen bu konuda -var ise- şüphenin sanık lehine yorumlanarak değerin düşük düzeyde kabulü gerekir. Diğer yandan TCK.nun 522/1. maddesinin genel kabul gören uygulamasında 1997 yılı itibariyle suç konusu para, eşya veya zararın toplam değeri yaklaşık otuz milyon lira veya daha az ise, olay tarihindeki genel ekonomik şartlara göre, bu kıymetin “pek hafif” olarak değerlendirilmesi gerekir. Öyle ise dava konusu olayda gasp edildiği iddia edilen para ve eşyanın toplam değeri, hangi açıdan bakılırsa bakılsın, “pek hafif”tir. Fakat bu pek hafifliğe dayanılarak 522. maddenin birinci fıkrası uyarınca cezada indirim yapılamayacaktır. Çünkü aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan ve itiraz konusu yapılıp iptali istenen hüküm, buna engeldir. Zira bu hüküm, dava konusu suçu da içine alan ikinci fasıldaki yağma, yol kesme, adam kaldırma suçlarında değer hafifliğinden ceza indirimine cevaz vermemektedir. Bu nedenle, mahkememizce başvuru koşulları vardır. Nitekim iptali istenen hüküm ile aynı cümlede yer alan ve aynı neviden cürümlerden mükerrir olmayı da indirim engeli sayan kuralın dahi Anayasa’ya aykırılığı düşünülmekte ise de, davada bu kuralın uygulama yeri bulunmadığı için, başvuru dışında bırakılmıştır.
    İtirazın Esası : TCK.nun 522/1. maddesindeki cezayı artırım ve indirim kuralı, mala karşı işlenen suçlarda, suç konusu olan şeyin veya verilen zararın değeri ile ilgilidir. Yoksa örneğin, hırsızlık veya ızrar ile gasp arasında değer yönünden fark gözetmemek gerekir. Nitekim değerin pek fahiş olmasına binaen cezanın arttırımında fark gözetilmemiş ve fakat değerin hafif veya pek hafif olmasına binaen cezanın indiriminde, kanunkoyucu, suçlar arasında fark gözeterek gaspta ceza indirimi yapılamayacağı istisnasını getirmiştir. Değer konusu, suçun cinsine yabancı bir kavramdır. Hırsızlık ile gasp suçları elbette farklıdır ve elbette mala karşı olmaklığın yanında insana karşı cebir, şiddet, tehdit içerdiği için gasp suçu daha ağır ve vahimdir. Böyle olduğu içindir ki kanun koyucu temel cezayı belirlerken, hırsızlığa, nazaran gaspın cezasını daha ağır olarak tespit etmiştir. Diğer yandan, sanığın gasbı ika ederken kullandığı cebir ve şiddet, darp ve yaralama veya öldürme derecesinde ise, sanığa bu suçlardan da ayrıca ceza verilecektir. O halde, suç cinsine yabancı bir kavram olan “değer” esas alınarak indirim yapılması gerektiğinde suçlar ve binnetice o suçları işleyen suçlular arasında bir ayrım yapmak, adalet, hakkaniyet ve eşitliğe aykırı olacaktır. Kanunkoyucu, devlet idaresi aleyhinde işlenen suçlar başlığı altında topladığı zimmet, irtikap, rüşvet suçlarında da değer hafifliğini indirim sebebi olarak kabul etmiştir.
    İtiraz konusu kuralın, Anayasa’ya aykırı olmadığı, yasama organının takdirine taalluk eden bir keyfiyet bulunduğu yolundaki görüşün isabetli olmayacağı düşünülmektedir. Kanunkoyucu takdirini kullanarak yağma, yol kesme, adam kaldırma suçları ile ilgili olarak TCK.nun 495, 496, 498, 499. maddelerinde 1953 tarih ve 6123 sayılı 1971 tarih ve 1490 sayılı kanunlarda değişiklikler yapıp temel cezaları arttırmıştır. Cezanın ağırlık ve hafifliğinin veya cezayı ağırlaştırmanın, cezanın amacına yaptığı etkilerine ve infaz hukukuna ilişkin tartışmalar bir yana; kanunla cezalar belirlenirken, suçların ağırlık ve vahametlerini gözönünde bulundurmak ve başka suçların cezalarıyla kıyaslamayı gözardı etmemek, adalet duygusunun gereğidir. Aksi durumlarda, hâkimlerin, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar vereceklerini ifade eden Anayasa’nın 138/1. maddesinde yer alan ve yazılı olmayan genel hukuk bilinç ve düşüncesi ile adalet duygusu anlamında kullanılmış bulunan “hukuk”a uygun karar vermek zorlaşmaktadır.
    Sonuç : Yukarıda özetlenen sebeplerle, TCK.nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Eğer fail ... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahal yoktur” hükmünün;
    Anayasa’nın,
    a) “Türkiye Cumhuriyeti... adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, ... demokratik ... sosyal bir hukuk devletidir” hükmünü içeren 2. maddesine,
    b) Kanun önünde eşitliğe dair 10. maddesine,
    c) “Hakimler ... Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler” hükmünü içeren 138/1. maddesine
    Aykırı olduğu düşünüldüğünden, itiraz konusu hükmün iptali için keyfiyetin Anayasa Mahkemesi’ne sunulmasına, ilgili evrak örneklerinin işbu karara ekli olarak gönderilmesine oybirliği ile karar verildi.”
    III- YASA METİNLERİ
    A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
    Türk Ceza Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren 522. maddesi şöyledir :
    “Madde 522- Onuncu babda beyan olunan cürümlerin işlenmesinde cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararın kıymeti pek fahiş ise mahkeme cürme mahsus olan cezayı yarısına kadar artırır ve eğer hafif ise yarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir.
    Kıymet tayini için cürmün mevzuu olan şeyin yahut vakı zararın cürüm işlendiği zamandaki kıymeti nazarı dikkate alınır. Yoksa failin istihsal eylediği menfaat hesap edilmez.
    Eğer fail aynı nev’iden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunur veya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahal yoktur.”
    B- İlgili Yasa Kuralları
    Türk Ceza Kanunu’nun ilgili görülen kuralları şunlardır:
    1- “Madde 495- Her kim, menkul bir malın zilyedini veya cürüm mahallinde bulunan bir başkasını cebir ve şiddet kullanarak veya şahsen veya malen büyük bir tehlikeye düşüreceği beyanı ile tehdit ederek o malı teslime yahut o malın kendi tarafından zaptına karşı sükût etmeye mecbur kılarsa on seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezasına mahkûm olur.
Bir malın yağması esnasında veya akabinde fiili icra veya itmam etmek veya malı kaçırmak yahut kendisini veya şerikini cezadan kurtarmak için mal sahibine veya vaka mahalline gelen başkasına karşı cebir ve şiddet veya tehdit icra eden kimse hakkında da aynı ceza hükmolunur.”
    2- “Madde 497- Yukarıdaki maddelerde beyan olunan cürümler, geceleyin veya silah ile tehdit ederek işlenirse onbeş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası verilir.
Bu fiiller, yok kesmek suretiyle veya içlerinden velev birisi görünür şekilde silâhlı bulunan ikiden ziyade kimseler yahut kıyafetini tebdil etmiş olan şahıslar tarafından işlenirse ağır hapis cezası 20 seneden aşağı olamaz.”
    C - Dayanılan Anayasa Kuralları
    İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
    1 - “MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
    2- “MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
    Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
    Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
    3- “MADDE 138.- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
    Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
    Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
     Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
    IV- İLK İNCELEME
    Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Ahmet Necdet SEZER, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Mustafa YAKUPOĞLU, Nurettin TURAN, Fulya KANTARCIOĞLU ve Aysel PEKİNER’in katılmalarıyla 24.2.1998 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında: öncelikle sınırlama sorunu üzerinde durulmuştur. Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Eğer fail ... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahal yoktur” kuralı onuncu babın ikinci faslında yeralan yağma, yol kesme ve adam kaldırma suçlarını ilgilendiren ortak kurallardır. 
    Bakılmakta olan dava geceleyin birisi silâhlı ikiden çok kişi tarafından işlenen gasp suçuna ilişkin olduğundan esas incelemenin 495. maddesinin birinci fıkrası ile 497. maddenin ikinci fıkrasındaki “içlerinden velev birisi görünür şekilde silâhlı bulunan ikiden ziyade kimseler” sözcükleriyle sınırlı olarak yapılmasına, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Lütfi F. TUNCEL ile Fulya KANTARCIOĞLU’nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir.
     V- ESASIN İNCELENMESİ
     Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
     A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
     Türk Ceza Kanunu’nun onuncu babında “Mal Aleyhine Cürümler”e ilişkin kurallar düzenlenmiştir. Bu babın birinci faslında “Hırsızlık”, ikinci faslında, “Yağma ve Yol Kesmek ve Adam Kaldırmak” suçları ve bunlara verilecek cezalar gösterilmiştir. 1-8. fasıllarda öğeleri ve cezaları gösterilen suçlarla ilgili ortak kuralların yer aldığı dokuzuncu fasıldaki 522. maddenin birinci fıkrasında, onuncu babta belirtilen cürümlerin işlenmesinde, cürmün konusu olan şeyin veya verilen zararın kıymetinin “pek fahiş” olması halinde cezanın artırılması, “hafif” veya “pek hafif” olması durumunda da indirilmesi öngörülmüştür. İtiraz konusu son fıkrada ise, failin, aynı türden olan cürümlerden dolayı mükerrir olması veya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemesi durumunda cezanın indirilmeyeceği belirtilmiştir.
    Görülmekte olan davada, 495. maddede öğeleri ve cezası belirlenen gasp suçunun, içlerinden birisi görünür şekilde silahlı bulunan ikiden fazla kimseler tarafından işlenmesi nedeniyle cezası, 497. maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek; ancak 497. madde onuncu babın ikinci faslında bulunduğundan, gasbedilen şeyin kıymeti, “hafif” veya “pek hafif” olsa da, itiraz konusu 522. maddenin son fıkrası uyarınca, verilen cezada bir indirim yapılamayacaktır.
    B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
    Mahkeme, itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali için başvurmuştur.
    1- Anayasa’nın 2. ve 10. Maddeleri Yönünden İnceleme
    Başvuran Mahkeme, TCK’nun 522. maddesinin birinci fıkrasında, onuncu babta yazılı suçların işlenmesinde, suç konusu şeyin veya verilen zararın değerinin cezayı artırım veya indirim nedeni olarak kabul edildiğini, gasp suçu ile hırsızlık suçunun benzer nitelikte olmasına karşın, hırsızlık suçundan ceza verilirken, suçun konusu olan şeyin değeri gözönüne alınarak cezada indirim yapıldığı halde, gasp suçunun işlenmesinde, gasbedilen şeyin değerine bakılmaksızın ceza verildiğini ve 522. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca cezadan bir indirim yapılmadığını, bu sebeple itiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiştir.
    Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine, Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
    "Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
    TCK’nun onuncu babının ikinci faslında öğeleri ve cezaları düzenlenen yağma, yol kesmek suçları, yalnız eşyaya karşı değil, aynı zamanda kişinin özgürlüğüne, beden bütünlüğüne, ruh sağlığına yönelik olarak malın, cebir, şiddet ve tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır. Bu nedenle, gasp suçu, toplumsal yarar ve cezanın önleyiciliği ve caydırıcılığı yönünden sırf mala karşı işlenen öteki suçlardan farklı tutularak daha ağır ceza yaptırımına bağlanmıştır. Yasakoyucu, kuşkusuz Anayasa’nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla cezalandırma da güdülen amacı da gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın nevi ve miktarı ile artırım ve indirim nedenlerini saptayabilir.    
    Mala karşı olduğu kadar kişi özgürlüğüne, beden ve ruh sağlığı ve bütünlüğüne de yönelik olması nedeniyle onuncu babın ikinci faslında yazılı suçlar için verilecek cezalarda 522. maddenin üçüncü fıkrasındaki itiraz konusu kural uyarınca Devletin ceza politikasının sonucu, suça verilen önem, cezalandırmada güdülen amaç gözetilerek eşyanın değerinin hafif olmasına bağlı olarak indirim yapılmaması, hukuk devleti ilkesine aykırı değildir.
    Hırsızlık ve gasp suçları, öğeleri ve korunmak istenen yarar farklı olduğundan itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
    Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve Rüştü SÖNMEZ bu görüşlere katılmamışlardır.
    2- Anayasa’nın 138. Maddesi Yönünden İnceleme
    Mahkeme, kanunla cezaların belirlenmesinde, suçların ağırlık ve vahametinin gözönünde bulundurulması gerektiğini, bunun adalet duygusunun gereği olduğunu, aksi durumda hâkimlerin, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre karar vermelerinin zorlaşacağını, bu sebeple itiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiştir.
    Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrasında, “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler” denilmektedir. Buna göre hâkim, Anayasa, yasa, tüzük, yönetmelik gibi pozitif hukuk kurallarıyla bağlıdır. Hâkim, delilleri değerlendirir, aşağı ve yukarı sınırlar arasında cezayı tayin ederken yasaların yorumunda kuralların olaylara uygulanmasında takdir hakkını kullanır. Takdir hakkı, her türlü kuraldan bağımsız olarak, hâkimin kendi adalet, hak ve nasafet anlayışı ile karar vermesi anlamını taşımaz. Bu nedenle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 138. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
    Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve Rüştü SÖNMEZ bu görüşlere katılmamışlardır.
    VI- SONUÇ
    1.3.1926 günlü, 765 sayılı “Türk Ceza Kanunu”nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Eğer fail... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa, cezayı tenkise mahal yoktur” kuralının, Yasa’nın 495. maddesinin birinci fıkrası ve 497. maddesinin ikinci fıkrasındaki “...içlerinden velev birisi görünür şekilde silahlı bulunan ikiden ziyade kimseler...” yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ile Rüştü SÖNMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 7.6.1999 gününde karar verildi.
 
 
Başkan      Başkanvekili      Üye
Ahmet Necdet SEZER      Güven DİNÇER      Haşim KILIÇ
 
Üye      Üye      Üye
Yalçın ACARGÜN      Mustafa BUMİN      Sacit ADALI
 
Üye      Üye      Üye
Ali HÜNER      Lütfi F. TUNCEL      Fulya KANTARCIOĞLU
 
Üye      Üye
Mahir Can ILICAK      Rüştü SÖNMEZ
 
KARŞIOY YAZISI
 
    İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 765 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 522. maddesinin üçüncü fıkrasındaki, “Eğer fail ... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahal yoktur” kuralının iptali için başvurmuştur.
Ceza Yasası’nın 522. maddesinin yer aldığı “Mal Aleyhinde Cürümler” başlıklı onuncu babın ikinci faslı, yağma ve yol kesmek ve adam kaldırmak suçlarına ilişkindir. Yasakoyucu, itiraz konusu kuralla bu suçlarda indirim yapılmasına izin vermemektedir.
Yağma (gasp) suçunda, bir kimsenin malını almak amacıyla cebir ve şiddet uygulanması söz konusu olduğundan zilyetlik ve kişisel özgürlüğü birlikte zarar görmektedir. Burada, kişi özgürlüğüne saldırı, mamelek zararına işlenen suçun gerçekleştirilmesi amacına yönelik olduğundan, suç ağırlıklı olarak mala karşıdır. Ceza Yasası’nda da, bu özelliği nedeniyle gasp suçuna mala karşı işlenen suçlar arasında yer verilmiştir. Ancak bu düzenleme biçiminin, gasp suçunun “karma suç” niteliğini değiştirmeyeceği açıktır.
    Ceza Yasası’nın 522. maddesinin ilk fıkrasında, hırsızlık, ızrar veya gasp suçları yönünden bir ayırım yapılmaksızın, “Onuncu babta beyan olunan cürümlerin işlenmesinde cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararın kıymeti pek fahiş ise mahkeme cürme mahsus olan cezayı yarısına kadar artırır ve eğer hafif ise yarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir” denilmektedir. Maddenin son fıkrasında yer alan, “Eğer fail ... bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahal yoktur” biçimindeki kural ise onuncu babın ikinci faslında yazılı cürümler yönünden indirimi yasaklayarak birinci fıkradaki genel kurala ayrık bir durumu düzenlemiştir. Böylece, madde kapsamındaki suç konusu şeyin veya zararın değeri “pek fahiş” ise, cezada artırım yapılması zorunluluğuna karşın, bu değerin hafif veya pek hafif olması halinde, onuncu babın ikinci fasılındaki suçlar yönünden cezada indirim yapılması söz konusu olmamaktadır.
    Yasa’nın 522. maddesinin ilk fıkrasındaki cezanın artırılmasına veya indirilmesine ilişkin kural, suçun niteliğiyle değil, suç konusu olan şeyin veya verilen zararın değeriyle ilgili olduğundan hırsızlık, ızrar veya gasp suçları yönünden fark gözetilmemesi gerekir. Gasp suçu, mala karşı olmasının yanı sıra, kişiye karşı cebir, şiddet ve tehdit içerdiği için doğal olarak hırsızlık suçundan daha ağır bir suçtur. Yasakoyucu da temel cezayı saptarken bunu gözeterek daha ağır bir yaptırım öngörmüştür. Ayrıca sanığın gaspta bulunurken uyguladığı cebir ve şiddet, darp, yaralama veya öldürmeye vardığında, sanığa bu suçlar için de ceza verilmektedir. Suçun niteliği gözetilerek temel cezanın yüksek tutulması adil ve haklı görülebilirse de, suç konusunun değerini esas alan bir ilkenin bunu yalnız artırma nedeni kabul edip indirim nedeni kabul etmemesi aynı çerçevede değerlendirilemeyeceğinden hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
    Hukuk devleti, eşitlik temelinde adil bir hukuk düzeni kurup bunu sürdürmekle yükümlü olan devlettir. Bu nedenle, ceza hukuku alanında da eşitlik ve ceza adaletini sağlamak hukuk devletinin önde gelen görevlerindendir. Ceza Yasası’nın 522. maddesinin suç konusu eşyanın veya zararın değerinin çok yüksek olması durumunda cezanın yarı oranında artırılmasını öngören genel kuralının, aralarında gasp suçunun da bulunduğu onuncu babtaki tüm suçlara uygulanması zorunluluğuna karşın, değerin hafif veya pek hafif olmasının gasp suçları yönünden indirim nedeni kabul edilmemesi, değer gözetildiğinde suçlarının konusu hafif, pek hafif olarak nitelendirilen ve bu nedenle de aynı konumda olmayan suçlulara aynı kuralın uygulanması sonucunu doğuracaktır. Böyle bir uygulamayı haklı gösterecek makul, kabul edilebilir bir neden de bulunmadığından, itiraz konusu kural, farklı konumda bulunanlara farklı kuralların uygulanmasını zorunlu kılan eşitlik ilkesi ile de bağdaşmamaktadır.
    Eşitliği bozan ve adil olarak da nitelendirilmesi olanağı bulunmayan bu durumun eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
    Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralın iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
 

Üye   

Üye

Lütfi F. TUNCEL   

Fulya KANTARCIOĞLU

 

Üye   

Üye

Mahir Can ILICAK   

Rüştü SÖNMEZ

 

—— • ——
 
 
Esas Sayısı : 1999/16
Karar Sayısı : 1999/24
Karar Günü : 7.6.1999
 
    İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Menemen Asliye Ceza Mahkemesi
    İTİRAZIN KONUSU : 1.3.1926 günlü, 765 sayılı “Türk Ceza Kanunu”nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan     “Eğer fail aynı nev’iden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunur...” kuralının Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
    I- OLAY
    Hırsızlık suçundan haklarında kamu davası açılan sanıkların yapılan yargılamasında Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Eğer fail aynı nev’iden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunur...” kuralının iptali için doğrudan başvurmuştur.
    II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
    Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
    “İptali istenen TCK’nun 522. maddesi son fıkrası 1. cümlesi “Eğer fail aynı nev’iden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunur” ile başlayıp 2. cümlesi cezai tenkise mahal yoktur şeklinde sonuçlanmaktadır. Yani fail 522. maddenin 1. fıkrasındaki indirim hükümlerinden yararlanamaz.
    Yasanın bu hükmü, Yargıtay İçtihatları ile ve uygulama ile uygulanması gereken kural olarak yeretmiştir. Olayımızda da sanık Adil Özdemir aleyhine uygulanması zorunlu bir kanun hükmüdür.
    Aynı nev’iden cürümün ne olduğu TCK’nun 86. maddesinde gösterilmiş olup, TCK’nun 522. maddesi son fıkrası 1. cümlesinin uygulanması bakımından TCK’nun 10. Babında beyan olunan cürümler aynı nevi’den cürüm olarak kabul edilmiştir.
    Cürümde tekerrür başlıklı TCK’nun 81. maddesi “Bir kimse 5 seneden ziyade müddetle bir mahkûmiyete uğradıktan sonra cezasını çektiği veya cezanın düştüğü tarihten itibaren 10 sene ve diğer cezalarda 5 sene içinde başka bir suç daha işlerse yeni suça verilecek ceza 1/6 ya kadar artırılır” şeklindedir.
    Buna göre 5 yıl ve daha fazla özgürlüğü kısıtlayıcı ağır hapis ve hapisde 10 yıl, 5 yıldan az özgürlüğü kısıtlayıcı cezalarda bîhakkın tahliye tarihinden itibaren, ağır para cezalarında infaz tarihinden itibaren 5 yıl içinde suç işleyen hükümlüler mükerrir olacak, aksi halde mükerrir olmayacaktır.
    İptali istenen TCK’nun 522. maddesi son fıkrası 1. cümlesinin yürürlükte bulunması ve uygulanması nedeniyle, TCK’nun 10. babında beyan olunan cürümlerden birini işleyip mahkum olan ve cezası infaz edilmediği için örneğin; 647 Sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince cezası ertelenen, yakalanmadığı için cezasının infazı başlamayan vs. hükümlüler mükerrir kabul edilmediği için, TCK’nun 10. babında beyan olunan cürümlerden birini daha işlediği takdirde suç konusu şeyin veya verilen zararın değeri pek hafif veya hafif olması halinde, TCK’nun 522. maddesi 1. fıkrasındaki indirim hükümlerinden faydalanacaktır. TCK’nun 10. babında beyan olunan cürümlerden birini işleyip mahkum olan ve cezası infaz edilen hükümlüler, Yasada belirlenen 5 ve 10 yıllık süreler içinde TCK’nun 10. babında beyan olunan cürümlerden birini daha işlediği takdirde aynı nev’i cürümden mükerrir kabul edildiği için suç konusu şeyin veya verilen zararın değeri pek hafif veya hafif olması halinde, TCK’nun 522. maddesi 1. fıkrasındaki indirim hükümlerinden faydalanamayacaktır. Veya TCK’nun 10. babında beyan olunan cürümlerden birini iştirak halinde işleyen hükümlerden bazıları aynı nev’i den kabul edilen cürümlerden mükerrir ise, suç konusu şeyin veya verilen zararın değeri pek hafif veya hafif ise ikinci suç için TCK’nun 522. maddesi 1. fıkrasındaki indirim hükmünden faydalanamayacak, TCK’nun 10. babında beyan olunan suçlardan mahkum olmuş çeşitli nedenlerle mükerrir kabul edilmeyen suç ortağı veya ortakları TCK’nun 522. maddesi 1. fıkrasındaki indirim hükümlerinden faydalanacaktır.
     TCK’nun 10. babında beyan olunan cürümlerden mükerrir olanlar ile olmayanların, cezanın infazı dışında hukuksal durumu aynıdır. Anayasa’nın amaçladığı eşitlik hukuksal eşitliktir. Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik, birbirinin aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve toplumların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme, kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. İptali istenen mevcut hüküm bu haliyle TCK’nun 10. babında beyan olunan aynı nev’iden suç işleyip yasa gereği mükerrir kabul edilmeyen hükümlülere kalkanlık etmekte, eşitsizlik yaratmaktadır. Amaç TCK’nun 10. babında beyan olunan suçları yeniden işleyenleri TCK’nun 522. maddesi 1. fıkrasındaki indirim hükümlerinden yararlandırmamak ise iptali istenen hüküm bu amaca uygun değildir.
     Eşitlik konusunda Anayasa’nın 10. maddesi ile mutlak olarak yasakladığı, yurttaşların yasa karşısında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep farklılıkları nedeniyle değişik işlem görmeleridir. Bunların dışında kanun önünde eşitlik, ancak niteliklerde benzerlik ve yasaların getirdiği kurallara uyarlık oranında söz konusu olabilir. Anayasa’nın 10. maddesi, haklı hiçbir neden yok iken aynı durumda bulunanlar için konulmuş iki ayrı yasal hükmünün değişik hak, ödev, yetki, sorumluluk ve yükümlülük getirmesine özellikle bizzat Anayasa koyucu tarafından tanınmış hak ve güvencelerden aynı durumdaki kişilerden bir bölümünün yoksun bırakılmasına elverişli bir içerik taşımadığı, tersine bu tür anlayış ve uygulamaları kesinlikle önlemek istediği açıktır. Kanun hükmü, TCK’nun 10. babında beyan olunan aynı nevinden suç işleyen mükerrir sanıklar ile mükerrir olmayan sanıklar arasında bir ayrım yapmıştır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 7. maddesinde bile kanun önünde herkes eşittir ve farksız olarak kanunun eşit korunmasından istifade hakkına haizdir. Her türlü ayırt edici muameleye karşı eşit korunma hakkı vardır denmesine rağmen yasa hükmü mükerrir kabul edilmeyen hükümlülere farklı bir korunma sağlamıştır.
     Diğer yandan kamu yararı veya haklı nedenle getirilen farklı düzenlemelerin anlaşılabilir amaçla ilgili, adil ve makul olması gerekir. Kamu yararı veya haklı nedene dayanılarak yapıldığı öne sürülen farklı düzenlemelerin, bu üç ölçütten birine uymaması durumunda eşitlik ilkesinin korunduğu söylenemez. İptali istenen yasa hükmü, anlaşılabilir olmadığı gibi adil ve makul da değildir. Yasa koyucunun amacı, aynı nev’iden olan ve TCK’nun 10. babında beyan olunan cürümlerden mahkum olanları yeniden suç işlemeleri halinde yasanın belirlediği indirimden faydalandırmamak ise, yukarda da belirtildiği gibi iptali istenen mevcut hüküm mükerrir olmayan hükümlüler bakımından amaca uygun değildir.
     Hukuk Devleti, eylem ve işlemlerinde Anayasa, yasalar ve hukukun genel ilkeleri ile kendini bağlı sayan Devlettir. Anayasa’nın yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı düşen bir yasal düzenlemenin, Anayasa’nın 2. madddesindeki Hukuk Devleti kavramı karşısında geçerliliğini savunmak olanaksızdır.
     Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine yukarda açıklanan nedenlerle aykırı görülen 1.3.1926 tarih, 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesi son fıkrası 1. cümlesi olan “Eğer fail aynı nev’iden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunur” hükmünün, Anayasa’ya aykırılığı hususunun incelenerek iptali ve uygulamadan kaldırılmasına karar verilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına, Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda vereceği karara kadar bu davanın geri bırakılmasına karar verildi.”
     III- YASA METİNLERİ
    A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
     Türk Ceza Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren 522. maddesi şöyledir:
     “Madde 522- Onuncu babda beyan olunan cürümlerin işlenmesinde cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararın kıymeti pek fahiş ise mahkeme cürme mahsus olan cezayı yarısına kadar artırır ve eğer hafif ise yarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir.
     Kıymet tâyini için cürmün mevzuu olan şeyin yahut vakı zararın cürüm işlendiği zamandaki kıymeti nazarı dikkate alınır. Yoksa failin istihsal eylediği menfaat hesap edilmez.
     Eğer fail aynı nev’iden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunur veya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahal yoktur.”
     -B- İlgili Yasa Kuralları
     Türk Ceza Kanunu’nun ilgili görülen kuralları şunlardır:
     1- “MADDE 81- Bir kimse, beş seneden ziyade müddetle bir mahkûmiyete uğradıktan sonra, cezasını çektiği veya ceza düştüğü tarihten itibaren on sene ve diğer cezalarda beş sene içinde başka bir suç daha işlerse, yeni suça verilecek ceza altıda bire kadar artırılır.
     Yeni suç, evvelki mahkûmiyete sebep olan suç cinsinden ise, hükmedilecek ceza altıda birden üçte bire kadar arttırılır.
      İkinci suç için tayin edilecek cezaya tekerrürden dolayı zammı lâzım gelen miktar, hiç bir suretle evvelki suç için hükmedilmiş olan cezaların en ağırından ziyade olarak tayin olunamaz.
     Evvelki ve sonraki suçlardan biri para cezası ve diğeri başka bir ceza olduğu takdirde, tekerrürden dolayı yapılacak zam miktarının tayininde 19. veya 40’ncı maddelerde yazılı nisbet kaideleri tatbik olunur.”
     2- “MADDE 86- Aynı maddei kanuniyeye tetabuk eden veya kanunun bir faslında münderiç bulunan cürümlerden başka:
     9- Sirkat, ... bilcümle cürümler;
     Bir cinsten addolunur.”
    C- Dayanılan Anayasa Kuralları
    İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
    1- “MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
    2- “MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
    Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
    Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
    IV- İLK İNCELEME
    Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Ahmet Necdet SEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahri Can ILICAK ve Rüştü SÖNMEZ’in katılmalarıyla 20.4.1999 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun esas inceleme evresinde ele alınmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
    V- ESASIN İNCELENMESİ
    Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
    A- Sınırlama Sorunu
     İlk inceleme toplantısında, sınırlama sorununun esas inceleme evresinde ele alınmasına karar verilmiş, ancak sınırlama yapılmasına gerek görülmediğinden, Anayasa’ya aykırılık savının incelenmesine geçilmiştir.
    B- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
    Türk Ceza Kanunu’nun onuncu babında “Mal Aleyhine Cürümler”e ilişkin kurallar düzenlenmiştir. Bu babın birinci faslında “Hırsızlık” suçları ve bu fiilleri işleyenlere verilecek cezalar gösterilmiştir. 1-8. fasıllarda öğeleri ve cezaları gösterilen suçlarla ilgili ortak kuralların yer aldığı dokuzuncu fasıldaki 522. maddenin birinci fıkrasında, onuncu babta belirtilen cürümlerin işlenmesinde, cürmün konusu olan şeyin veya verilen zararın kıymetine göre cezalarda artırma veya indirme yapılması öngörülmüş; itiraz konusu kuralın da yer aldığı aynı maddenin son fıkrasında ise, failin, aynı türden olan cürümlerden dolayı mükerrir olması veya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemesi durumunda cezanın indirilmeyeceği belirtilmiştir.
    Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinde, suçlarda tekerrüre ilişkin kurallar yer almış; 86. maddesinde de, hangi suçların aynı cinsten oldukları gösterilmiştir. 81. maddeye göre bir kimse, beş seneden ziyade müddetle bir mahkûmiyete uğradıktan sonra, cezasını çektiği veya cezanın düştüğü tarihten itibaren on sene ve diğer cezalarda beş sene içinde başka bir suç daha işlerse, yeni suça verilecek ceza altıda bire kadar; şayet yeni suç, evvelki mahkûmiyete sebep olan suç cinsinden ise, hükmedilecek cezanın altıda birden üçte bire kadar arttırılacağı öngörülmüş, 86. maddede ise kanunun aynı maddesine uyan veya kanunun aynı faslında yer alan suçların aynı cinsten (nev’iden) suçlar oldukları belirtilmiş, 9. bendinde de hırsızlık (sirkat) suçlarının aynı cinsten oldukları kabul edilmiştir. Buna göre, fiilin işleniş biçimi veya türü ne olursa olsun tüm hırsızlık suçları, aynı cinsten sayılmıştır.
    Hırsızlık suçundan mahkum olup, cezalarını çekenlerin aynı cins suçu yeniden işlemeleri halinde mükerrir sayılarak cezaları artırılmakla birlikte, 522. maddenin itiraz konusu kuralı uyarınca, çaldıkları şeyin kıymeti gözetilerek cezada bir indirim yapılamayacaktır.
    C- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
    Başvuran Mahkeme, hırsızlık suçundan mahkum olanların yeniden aynı cinsten suç işlemeleri halinde mükerrir sayılıp cezaları arttırılmakla birlikte 522. maddedeki indirimden yararlandırılmamalarına karşılık, herhangi bir nedenle cezası infaz edilemeyenlerin aynı suçu işlemeleri durumunda maddedeki indirimden yararlandırılmalarının Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
    Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine, Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
     “Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
       Suçlarda tekerrür hükümlerinin ne suretle uygulanacağına, kimlerin mükerrir sayılacağına, tekerrür halinde hangi suçlar yönünden cezaların hangi oranlarda artırılacağına ilişkin kurallar TCK’nun 81-88. maddelerinde gösterilmiştir. Buna göre verilen mahkûmiyet hükmünün infazından veya cezasının düştüğü tarihten sonra belirli süreler içinde yeniden suç işlenmesi halinde tekerrür kuralları uygulanarak ikinci suçunun cezası Kanunda belirtilen ölçüler içinde artırılacaktır. Cezanın caydırıcılığı ve suçlunun uyum sağlayabilecek duruma getirilerek topluma yeniden kazandırılması, ceza politikasının temel amaçlarından birini oluşturur. Hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün infazından sonra failin yeniden suç işlemesi, onun ıslah olmadığını gösterir. Bu nedenle, mükerrir olanlarla olmayanlar hakkında farklı kurallar getirilmesi, mükerrirlere verilecek cezaların bir miktar artırılması ve kimi yasal indirimlerden yararlandırılmaması ceza politikası gereğidir. Yasakoyucu, kuşkusuz Anayasa’nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine uygun olmak koşuluyla, cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek, hangi fiillerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın nev’i ve miktarını, artırım veya indirim nedenlerini saptayabilir.
    Aynı suçtan mahkûm olup cezası infaz edildiği halde, ıslah olmayarak o suçu yeniden işleyip mükerrir duruma düşen kişilerle aynı suçtan mahkum olduktan sonra cezası infaz edilmeyen kişiler aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından bunların farklı kurallara bağlı tutulmasında Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ve 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılık yoktur. İstemin reddi gerekir.
    1.3.1926 günlü, 765 sayılı “Türk Ceza Kanunu”nun 522. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Eğer fail aynı nev’iden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunur...” kuralının, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 7.6.1999 gününde           OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
 
Başkan      Başkanvekili      Üye
Ahmet Necdet SEZER     Güven DİNÇER     Haşim KILIÇ
 
Üye      Üye      Üye
Yalçın ACARGÜN      Mustafa BUMİN      Sacit ADALI
 
Üye      Üye      Üye
Ali HÜNER      Lütfi F. TUNCEL      Fulya KANTARCIOĞLU
 
Üye      Üye
Mahir Can ILICAK      Rüştü SÖNMEZ